Bingol University
Discipline

Deniz Bilimleri Anabilim Dalı

Bingol University

139

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessEN

Monitoring commercial marine traffic via geographical information system-case of aegean sea

Maritime transport accounts for 90% of the total volume of world trade on a ton-mile basis and 80% on a value and quantity basis. Today, 90.4% of the crude oil production amounting to 66.1 million barrels/day is transported by sea. Thinking that the petroleum history is directly associated with the world war history, the importance of maritime security becomes apparent. Furthermore, the maritime transport and the economies of countries are complementary of each other. The commercial traffic of the Aegean Sea Region, which is located on the transition route of energy corridors, should be managed in a safe and controlled manner. The installation of an integrated maritime surveillance system will serve for this purpose. This study includes the components and information sources used in the architecture of the surveillance system. Moreover, the viewshed analyses, as one of the most important detection sources of the Integrated Maritime Surveillance System, were made using to digital elevation models assistance with Geographical Information Systems and possible deployment positions of radars were evaluated in the scope of this study.

Geographical information systemsRadar
Tekin Erdoğan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Bafa Gölü sedimanlarındaki ağır metal kirliliğinin araştırılması

Günümüzden 2000 yıl kadar önce Ege Denizi'nin büyük Körfezlerinden biri olan Latmos Körfezi'nin önünün Menderes nehrinin taşıdığı alüvyonlarla kapanması sonucu, Bafa Gölü doğal bir set gölü (Lagün) olarak ortaya çıkmıştır. Gölün yüzölçümü yaklaşık olarak 75 kilometrekare , deniz seviyesinden olan yüksekliği 5metre ve en derin yeri 20-25 metre olarak bilinmektedir.Birçok açıdan önem taşıyan gölün bilimsel verileri oldukça sınırlıdır. Bu çalışmada Ege bölgesinin en büyük kıyısal göllerinden biri olan Bafa Gölü'nün kirliliği araştırılmış ve bu amaçla göl sedimentlerinden yüzey ve karot şeklinde sediment örnekleri alınmıştır. Gölde oluşan kirliliğin derecesini ortaya koymak amacıyla yüzey ve dip sedimentlerinde Fe, Cr, Mn, Pb, Ni, Zn, Cu, Hg metallerinin konsantrayonları saptanmış, karot örneklerinde radyometrik yöntemler kullanılarak (kurşun ikiyüzon) yakın zaman tarihlemesi yapılmış, sediment çökelim hızı tespit edilmiştir. Ayrıca sediment örneklerine tane boyu, organik karbon, karbonat analizleri, göl suyuna ait akıntı ölçümleri ve fizikokimyasal parametreler tayin edilmiştir.Yapılan tarihlendirme ve ağır metal analizi sonuçlarına göre; C1 karotu boyunca yıllara göre Hg dışında metal derişimlerinde önemli sapmalar saptanmamıştır. Ancak yaklaşık olarak 1985 yılına karşılık gelen karotun onuncu santimetresinden itibaren Hg derişiminde önemli miktarda artış olduğu gözlenmektedir. Ağır metal derişimleri bazı kirlilik indekslerine göre yorumlanmış, bunun sonucunda; Fe, Cr, Mn, Pb, Ni, Zn ve Cu, metalleri için neredeyse bütün yüzey ve karot örnekleri kirlenmemiş olarak sınıflanmıştır. Ancak Hg metaline ait zenginleşme faktörü değerleri oldukça yüksek bulunmuş olması çalışma alanının genelinin Hg açısından kirli olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Ağır metallerBafa Gölü
Sinem Yılgör
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Balıkçı barınaklarının rehabilitasyonu

Ülkemizdeki balıkçılık sektörü, ülkemiz oldukça zengin ekolojik özelliklere ve sayıları her gün artan baraj, göl ve göletlere sahip olmasına rağmen tarım sektörü içerisinde oldukça düşük bir paya sahiptir.Bu çalışmada; balıkçılık sektörünün geliştirilerek, payının arttırılması için sektörün altyapısı olan balıkçı barınaklarında yapılacak rehabilitasyon çalışmaları ele alınmıştır. Bu kapsamda, dünyadaki ve ülkemizdeki balıkçılığın durumu ortaya konmuş, balıkçı barınaklarına ilişkin şartname ve mevzuatlara değinilmiş, ülkemiz balıkçı barınaklarının mevcut durumunu gösterir verilere yer verilmiş ve Ege Bölgesindeki dört adet balıkçı barınağı etraflıca incelenmiştir. Sonrasında, barınakların ilgili mevzuat ve şartnamelerde belirtilen standartlara getirilip balıkçılık faaliyetlerinin daha muntazam yürütülebilmesi için yapılması gerekenlerin neler olduğu tespit edilmiştir. Son olarak, rehabilitasyon maliyetine ilişkin yaklaşık değer hesaplanarak sektörün ekonomik değeri ile kıyas edilmiştir.

Balıkçı barınaklarıKıyı yapılarıRehabilitasyon
Serkan Belen
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Benekli hani balığının (Serranus hepatus (Linnaeus, 1758)) İzmir Körfezi'ndeki beslenme ekolojisi üzerine bir araştırma

Bu çalışma Serranus hepatus (Linnaeus, 1758) türüne ait bireylerin öncelikle beslenme ekolojisini ve ayrıca boy-ağırlık ilişkisi ile kondisyon faktörü değerlerini incelenmek amacıyla yapılmıştır. Toplamda 2827 benekli hani balığı Şubat-2007 ile Kasım-2008 tarihleri arasında İzmir Körfezi'nden dip trolü ile örneklenmiştir.İncelenen benekli hani balıklarının total boy uzunlukları 6,3-11,7 cm aralığında bulunmuştur. Bu balıkların boy frekans dağılımlarında ve boy-ağırlık ilişkisinde örnekleme zamanlarına göre farklılıklar bulunmuştur. Ayrıca benekli hani balığının her mevsimde negatif allometrik büyüme gösterdiği belirlenmiştir.Benekli hanilerin kondisyon faktörü değerleri 0,92-2,85 arasında yer almıştır. Kondisyon faktörü örnekleme zamanlarına ve balık boy sınıflarına göre değişimler göstermektedir.İncelenen benekli hani balıklarının 782'sinin midesinde en az bir besin organizması ya da sindirilmiş materyal tespit edilirken, 551'inin midesi tamamen boş ve 1494'ünün midesi de ağızdan dışarı çıkmış (iç-dış) halde bulunmuştur. Midelerin dolu veya boş olma oranları balık boyuna göre bir değişiklik göstermezken, örnekleme zamanlarına göre farklılık gösterdiği saptanmıştır. Benekli hani balıklarının mide içerikleri incelendiğinde karnivor bir tür olduğu ve genel besin kompozisyonunda özellikle bentik Crustaceca, Ophiurida ve Polychatea üyelerini tükettikleri belirlenmiştir. Besin kompozisyonunda yer alan organizmaların oranlarının balık boy sınıflarına göre değiştiği gözlenmiştir.

BesinlerHani balığıİzmir Körfezi
Özge Özgen
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessEN

Evaluation of fiber reinforced plastic boat building technologies sustainability by means of life cycle analysis

This thesis is designed on the basis of Life Cycle Assessment (LCA) and aims to quantitavely resize the controversial ?sustainability? concept for all stages of supply chain for marine vehicles which are manufactered by using fiber reinforced plastic material. With LCA, supply chain carbon emissions, energy consumption, total weight difference between the first usage and recycling and potential contribution to global warming can be considered for the products? cradle to grave life, even including the recycling processes cradle to cradle life. In this study, the aforesaid parameters are presented in the context of the results of comparison for two boat building methods. The comparison of the sustainability of production the method differences for boats with the same material was done on the basis of Life Cycle Assessment by ?Umberto? carbon footprint software which is specially developed and planned for all of the material life cycle processes (production, use, waste management) with flows. The obtained helpful results have been presented to the beneficial of the related stakeholders such as manufacturers, designers, suppliers and recyclers. Keywords : Life cycle assessment, carbon footprint, fiber reinforced plastics, boat building methods, umberto

Mehmet Önal
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir Körfezi kıyı şeridinde yapılan amatör balıkçılığın sosyo-ekonomik değerlendirmesi

Bu çalışma İzmir Körfezinde, Üçkuyular Vapur İskelesi ile Bostanlı Vapur İskelesi arasında kalan kıyı şeridinde dört alt sahada yapılmıştır. Anket yoluyla balıkçılara çeşitli sorular sorulmuştur. Amatör balıkçıların yaş, cinsiyet, eğitim durumları ve çalışma bilgileri sosyo-ekonomik özellikleri bölgesel olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca amatör balıkçıların avlanma zamanlarıyla ilgili kaç yıldır İzmir Körfezi'nde avlandıkları, avlanma sıklıkları, tercih ettikleri mevsim, gün içinde balık avında geçirdikleri süre ve tercih ettikleri saat aralığı bilgileri değerlendirilmiştir. Çalışmada amatör balıkçıların yakaladıkları su ürünlerinin cinsi ve miktarı mevsimsel olarak bulunmuş ayrıca bölgelerde gün içinde yakalanan su ürünleri miktar olarak değişimi gösterilmiştir. Ayrıca yakalanan su ürünlerinin nasıl değerlendirildiği ve sağlık açısından balıkçılara etkisi konusunda sorular sorulmuştur.Anket yirmi dört sorudan oluşmaktadır ve iki yüz kişiyle yapılmıştır. Anket genellikle hafta sonları ve gündüz altı ile gece yirmi üç saatleri arasında yapılmıştır. Her saha ve mevsim için ellişer amatör balıkçı ile görüşülmüştür. Genellikle av yakalamış balıkçılar tercih edilmiş ve el tartısıyla yakaladıkları miktar bilgisine ulaşılmıştır.Yapılan anket çalışmasında ayrıca balıkçıların kullandığı olta tipleri kullanılan yem çeşitleri, belge sahipliği ve İzmir Körfezindeki yasal düzenlemeler konusunda ne kadar bilgi sahibi oldukları değerlendirilmiştir.Anahtar sözcükler: İzmir körfezi, amatör balıkçı, su ürünleri, olta, avlanma süresi.

OltaSu ürünleriİzmir Körfezi
Hasan Kuru
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Karadeniz ve Gwangyang Körfezi'ndeki sığ gaz birikimleri ile fiziksel ve akustik özellikler

Yüksek ayrımlı akustik ve sismik yöntemler kullanılarak iki farklı bölgede (Batı Karadeniz'de Türkiye kıta sınırı ve Kore'nin güneyinde yer alan Gwangyang Körfezi'nde), farklı jeolojik tarih ve bileşime sahip tortulların akustik ve fiziksel özelliklerini ortaya konarak varlığı saptanan serbest gaz ve gaz hidrat alanları haritalanmıştır. Bu kapsamda Doğu Karadeniz'de ve Kore'nin güneyindeki Gwangyang körfezi'nde belirtilen alanlarda sığ gaz ve gaz hidrat oluşumları, çeşitli hidrokarbon sızıntıları (pockmark, çamur volkanları, sızıntıya neden olan faylar) haritalanarak piston karot yöntemiyle örneklenerek tortulların hem fiziksel hem de akustik özellikleri incelenmiştir. Doğu Karadeniz'de 2010 yılında R/V K.Piri Reis araştırma gemisi ile hem Türk hem de Koreli araştırmacıların katılımı ile yaklaşık 1700 km çok kanallı sismik yansıma ve Chirp verisi toplanarak işlenmiştir.Çalışma alanının en doğusundaki kesitlerde BSR, parlak nokta (bright spot) ve gaz kolonlarına rastlanmıştır. Ayrıca bölgede iki tane çamur volkanı saptanmış ve Busan (Pusan) ile İzmir adı verilmiştir. Kıtasal yamaçta kayma çökelleri gözlenmiştir. Sismik nitelik analizlerinde anlık frekans, zarf ve görünür polarite kesitlerinde negatif polarite içeren güçlü yansımaların görüldüğü alanlar, anlık frekans kesitinde de aynı bölgede düşük frekans içeriği ile kendini göstermektedir. Bu durum da ortamda olası gaz birikiminin olduğu fikrini desteklemektedir. AVO analizi ile çapraz çizdirim ve gradyent analizlerinden ortaya çıkan sonuçlar ışığında anomalinin Sınıf 1 AVO anomalisi gözlenmektedir.Güney Kore Denizi Gwangyang Körfezin'de yaklaşık 1000 km Chirp verisi toplanmış ve 34 adet karot örneklemesi yapılmıştır. Çalışma alanındaki tortulların çoğunluğu homojen çamurdur. Karot örnekleri tortul içeriklerini (tane boyu, kum, silt ve kil oranları), fiziksel özellikleri (porosite, su çeriği, bulk yoğunluğu, tane yoğunluğu ve kesme kuvveti) ve akustik özellikleri (sıkışma dalga hızları ve atenüasyon) analiz etmek için toplanmıştır.

Sevinç Özel
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Bafa Gölü'nün makrobentik organizmaları ve bazı fizikokimyasal değişkenleri

Bu çalışma, Bafa Gölü'nden seçilen 10 istasyonda makrobentik omurgasız gruplara ait birey sayıları, biyokütle değerlerindeki değişimler ve istasyonlardaki baskın olan türleri araştırmak için Ağustos-Eylül 2010 tarihleri arasında yürütülmüştür. Çevresel değişkenlerin bentik faunanın dağılımı üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla sıcaklık, tuzluluk, elektriksel iletkenlik, pH, çözünmüş oksijen, besin tuzları, klorofil-a, askıda katı madde miktarı ve sedimentin organik karbon içeriği ölçülmüştür. Mevsimsel tuzluluk değişimleri ile karakterize olan gölde, yaz döneminde yapılan tuzluluk ölçümleri 13,1-14,3 psu arasında değişmektedir. Makrobentik organizmaların toplam birey sayısı ile tuzluluk arasında ve organizmaların toplam biyokütlesi ile sıcaklık arasında pozitif yönde bir korelasyon bulunmuştur. Çalışma döneminde, Bafa Gölü ortalama toplam fosfat değerleri açısından hipertrofik koşulları göstermektedir. Bununla birlikte, ortalama seki disk derinliği göz önüne alındığında ötrofik, ortalama klorofil-a değerleri açısından ise mezotrofik olarak değerlendirilir.Gölde Anthozoa, Polychaeta, Oligochaeta, Bivalvia, Gastropoda, Crustacea ve Insecta olmak üzere 7 gruba ait bireylere rastlanmıştır. Tüm istasyonlarda, hem birey sayısı hem de biyokütle değerleri açısından Bivalvia ve Chironomidae baskın gruplardır. Birey sayıları ve biyokütle değerleri göz önüne alındığında Chironomidae ve Oligochaeta grupları arasında oldukça yüksek korelasyonlar elde edilmiştir. Gruplar içinde en yüksek baskınlık değerlerine sahip olan Bivalvia grubu sadece Mytilaster marioni ile temsil edilmiştir. Bunu Gastropoda grubundan Ecrobia ventrosa takip etmiştir. Belirlenen gruplar içinde en düşük baskınlık değeri ise Crustacea ve Anthozoa gruplarına aittir.Elek analizi sonuçlarına göre, kum yüzdesi oranı gölün doğu kısmına doğru artmıştır. Toplam biyokütle ve bolluk değerleri, sedimentteki organik karbon içeriği ile negatif korelasyon göstermiştir.Farklı noktalardan sisteme giren kirletici kaynaklardaki artışların tuzluluk değerlerindeki mevsimsel değişimler kadar göl ekosisteminde etkili olduğu düşünülmektedir.

Bafa Gölü
Damla Hepsöğütlü
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Denizel çelik-kompozit yapıların optimizasyonu

Gemi yapılarını hafifletmek ve bu yolla gerek gemi stabilitesinde iyileştirmeler yapmak, gerekse hafifletilen yükün yerine işleve uygun donanım ekleyerek işlevselliği arttırmak, işletme ömrü ve maliyetlerinde iyileştirmelere gidebilmek, ayrıca denizel çevrenin aşındırıcı etkisine karşı koruma sağlamak amaçlarıyla Elyaf Takviyeli Polimer malzemeden üst yapıların yapımı yaygınlaşmaktadır. Gemi inşaatı endüstrisi için son derece önemli ve güncel olan bu uygulamalara katkıda bulunmak amacındaki bu deneysel çalışma, nitelikleri oldukça farklı iki malzeme olarak çelik ve ETP'nin birleşiminin performansı konusuna eğilmektedir.İki farklı malzemenin birleşiminin güvenirliğini değerlendirebilmek için, katmanlararası zafiyetin oluştuğu arayüzeydeki kırılma hasarı üzerinde çalışmak gerekecektir. Bu nedenle çalışmada, gemi inşa çeliği ile reçine olarak kullanımı yaygınlaşan epoksi temelli ve E-cam elyafından oluşan kompozitin birleşiminin Mode I, Mode II ve tek karşılıklı yapıştırmalı bağlantılarda kesme yükleme koşulları altındaki performansları ölçülmüştür.Performans ölçütü olarak alınan gerinme enerjisi bağlamında üç ayrı yükleme koşulunda, SA0 (işlem görmemiş yüzey), SA1 ve SA2.5 boyutlarındaki üç adet çelik yüzey pürüzlüğü, iki farklı üreticinin ürünü olan epoksiler için hesaplanmıştır. Deneysel hataları en aza indirgemek amacıyla da her sistemden beş adet numune teste tabi tutulmak suretiyle toplam 90 numune için deneyler gerçekleştirilmiştir.Bu testlerin ve hesaplamaların sonuçlarından yola çıkarak,?Çelik malzemenin yüzey pürüzlülüğünün çelik-kompozit bileşik yapıların iki farklı malzemenin arayüzeyi ayrışma hasarını ve hasar toleransını önemli ölçüde etkileyen bir parametre olduğu,?Deneylerden epoksilerin kalitesini ölçmek amacıyla da yararlanılabileceği,?Katmanlama reçinesindeki performans düşüklüğünün yüzey toleranslı astarlarla ekonomik bir şekilde iyileştirilebileceği,?Mode I verilerinin işlenmesinde Alan Yöntemi'nin Modifiye Edilmiş Kiriş Kuramı Yöntemi'ne göre daha iyi sonuçlar verdiği,?Mode II deneylerinin çelik-ETP bağlantılarının performansının değerlendirilmesinde, malzemelerin davranış ve niteliklerinde farklılıklar nedeniyle yeterli düzeyde aydınlatıcı olamadığı,?Mode II yerine tek karşılıklı yapıştırmalı bağlantılara uygulanan çekme deneyinin anılan bağlantıların performans analizinde pratik bir yöntem olduğu sonuçlarına varılmıştır.

Kırılma mekaniği
Nurhan Neşer
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı ekosistem koşullarının fitoplankton hücre hacimlerine etkisi üzerine bir araştırma

Bu çalışmada farklı tiplerdeki çözünmüş organik maddelerin sucul çevredeki demir bulunabilirliğine olan etkileri ve fitoplankton biyovolümüne etkileri incelenmiştir. Araştırmada önceden dokuz farklı muameleye tabi tutulan Dactyliosolen fragilissimus, Guinardia delicatula, Heterocapsa triquetra, Nitzschia longissima ve Skeletonema costatum hücrelerinin, belli geometrik modeller ışığında, farklı günlerde biyohacim değerleri ölçülmüş, bu deney gruplarındaki üç farklı Çözünmüş Organik Madde tipine ? Doğal Organik Madde ve Hümik Asit, Deferrioksiamin, L-lysine hydroxamate- ne tür tepkiler gösterdikleri açığa çıkarılmaya çalışılmıştır. Yapılan ölçümlerde, elverdiğince belli ölçüm standartlarına bağlı kalınmaya çalışılmıştır. Çalışmada kullanılan fitoplankton örnekleri, yakın tarihte yapılan bir mesocosm deneyi kapsamında, Trondheim-Norveç?ten toplanmıştır ve fikse edilmiştir. Deney sonucunda daha kapsamlı bir çalışma ile biyohacim-DOM etkileşimlerinin ortaya koyulabileceği gözlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Fitoplankton, biyohacim, DOM, diatom.

Seyed Hamed Arman
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Marmara Denizi'nin Tekirdağ ve Orta Marmara çukurlukları arasındaki alanın jeolojisi ve Trakya Havzası ile korelasyonu

Bu tezde, Tekirdağ?Orta Marmara Çukurlukları arasındaki kesimin sismik stratigrafisi tanımlanmış ve bu stratigrafik dizilim Trakya Havzası?ndaki çökel istifle deneştirilmiştir. Çalışma alanında yapılan birim sınıflaması ve bunların kuyu verileri ile korelasyonu, Tekirdağ Çukuru ve Batı Marmara Sırtı? nın Trakya Havzası? nın Oligosen yaşlı çökelleri üzerinde gelişmiş olduğunu göstermektedir. Batı Marmara Sırtı? nın, kalınlığı 1500 m?yi aşan Orta-Üst Miyosen- Üst Pliyosen zaman aralığında gelişmiş istif ile kalınlığı 50-300 m arasında değişen Kuvaterner yaşlı çökel örtüden oluştuğu görülmüştür. Sırtın kuzey bölümü ters fayla Eosen-Oligosen çökeller üzerine yaslanmaktadır. Batı Marmara Sırtı, kuzeydoğu-güneybatı yönlü ters bileşeni olan doğrultu atımlı faylar etkisinde yükselmiştir. Çalışma alanının Tekirdağ Çukuru-Batı Marmara Sırtı ve Kuzey Marmara şelfini içine alan kesimi Trakya Havzası?nın bir parçasıdır. Bu nedenle sırtın evrimi Trakya Havzası?nın evrimi çerçevesinde değerlendirilmiştir. Orta Miyosen? den başlayarak sağ yanal bir makaslama zonu Trakya Havzası?ndaki eski yapılar üzerinde gelişmiştir. Bu makaslama zonu Kuzey Anadolu Makaslama Zonu? nun en geniş kesimini oluşturmaktadır. Bu zon üzerindeki oluşan sağ yanal yer değiştirme Trakya Havzası? nda çok sayıda tektonik yapı oluşturmuştur. Bu yapıların evrimi Riedel Deneyinde ortaya konmuş olan yapı evrimine uygun olarak zirve öncesi (pre-peak), zirve (peak), zirve sonrası (post-peak), kalıntı öncesi (pre-residual) evreleri ile tanımlanan süreçlerle gelişmiştir. Batı Marmara Sırtı ve çevresindeki çukurluklar Kuzey Anadolu Makaslama Zonu? nun zirve öncesi evresinde gelişmeye başlamış, Pliyosen-Pleistosen zaman aralığındaki zirve sonrası ve kalıntı öncesi evrelerinde şekillenmişlerdir.

Trakya havzası
Şebnem Elbek
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir körfezi'nin sedimantolojik, mineralojik ve jeofizik etüdü

İzmir Körfezi, Ege Denizi'nin büyük ölçekli körfezlerinden biri olup ince taneli sedimentlerin hakim olduğu doğal bir denizel çökelme ortamdır. Bu çalışma kapsamında İzmir Körfezi güncel sedimentlerinin petrografik, jeokimyasal ve jeofiziksel özellikleri araştırılmıştır. Ağır metal düzeyleri 2009 yılında İzmir Körfezinden alınmış bulunan yüzey ve karot sediment örneklerinden belirlendi. Jeokimyasal çalışmalarla ilişkili olarak on sekiz yüzey örneği ve üç karot örneğinde toplam otuz iki element analizi yapılmıştır. Buna göre İzmir Körfezi yüzey sedimentlerinin toplam organik karbon bağlantılı olarak gelişen As, Cr, Cu, Co, P, Pb, V, Zn ve Ti gibi ağır metallerce belirli bir zenginleşme gösterdiği saptanmıştır. Gediz Nehri'nin güncel ağzının güney kesimlerinde görülen ve Cr, Cu, Pb ve Zn gibi ağır metallerle belirlenen zenginleşme Gediz Nehri'nin drenaj alanındaki sanayi etkisini yansıtmakta ve bu nehrin Orta Körfez'in önemli antropojenik kaynaklarından biri olduğuna işaret etmektedir. Karot örneklerinden elde edilen sanayileşme öncesi referans element değerleri kullanılarak bölgeye ait muhtelif kirletici faktörler karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Çalışma alanından kaydedilen yüksek ayrımlı sığ sismik veriler kullanılarak alınan örneklerin depolanma ortamlarıyla ilişkisi belirlenmiş ve özellikle güncel sediment verilerinin değerlendirilmesi sağlanmıştır. Cr, Cu, Ni, Pb ve Zn en yüksek konsantrasyonları endüstriyel faaliyetler nedeniyle iç körfezde bulunduğu belirlendi. Buna karşılık dış körfezde Al, Co, Fe ve Mn jeokimyasal yapısı nedeniyle düşük seviyede, gözlenmiştir. As, Co, Cr, Cu, Ni, Pb ve Zn karotların üst tabakasında dünya geneli referans değerlerinin daha üstünde olduğu hesaplanmıştır. Zenginleşme faktörü, Mn , Pb , Zn , Cu, Cr ve As açısından yüksek olduğu ve bunların antropojenik kaynaklar tarafından oluştuğu ileri sürülmüştür. İzmir İç Körfezi'nde çökellerinde USEPA sayısal Tortu Kalite Yönergeleri ( SQG ) hesaplamalarına göre, Cu ile Ni yüksek, Cr, Pb ve Zn orta derecede kirli olduğu tespit edilmiştir.

Müge Atalar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir ilinde sürdürülebilir balık yetiştiriciliği için göstergelerin belirlenmesi

Su ürünleri yetiştiriciliği dünyada ve ülkemizde son yıllarda hızla büyümektedir. Her üretim dalında olduğu gibi endüstrileşmeyle beraber su ürünleri üretiminde de olumsuz çevre baskısı ortaya çıkmış çevre üzerinde kaygı verici etkiler oluşmaya başlamıştır. Bu nedenle sürdürülebilir yetiştiricilik konusu gündeme gelmiş ve bu konuda çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Sürdürülebilirlik ekonomik, çevresel ve sosyal boyutlar olarak ele alınmaktadır. İzmir, denizlerde kültür balıkçılığı üretiminde iki bin on iki yılı verilerine göre kırk iki işletme ve kırk iki bin dokuz yüz elli tonluk üretimle Türkiye'de ikinci sırada yer almaktadır. Bu çalışmada İzmir İlinde sürdürülebilir yetiştiricilik göstergelerinin belirlenmesi için ekonomik, çevresel ve sosyal boyutlarda araştırma yapılmıştır Her boyut için ilkeler, ölçütler, göstergeler belirlenmiş, anket formları oluşturulmuş ve otuz üç çiftlikte uygulanmıştır. Anketlerde her boyut için toplam dokuz ilke, kırk ölçüt ve yetmiş gösterge bulunmaktadır. Her gösterge için birden dokuza kadar uyarlanmış olan bir skala sistemine göre üreticiler tarafından puanlama yapılmıştır. Anketlerdeki göstergelere verilen puanların aritmetik ortalama değeri alınarak aynı skalaya göre sınıflandırılmıştır. Göstergelerin aritmetik ortalamaları dokuz ? sekiz; mükemmel, yedi - altı; çok iyi, altı - dört arası iyi, dört - üç; zayıf olarak sürdürülebilirliği gruplandırılmıştır. Yapılan çalışma sonunda ekonomik boyutta ilk dört sırada "FCR", "işletmede balık sağlığı yönetim sisteminin varlığı", "biyolojik atıkların yok edilmesi konusunda mevzuat", "yem gideri/kg balık", çevresel boyutta "akıntı", "kullanılan yemin sertifikası olup/olmadığı", "toplam organik karbon", "FCR", sosyal boyutta da "yıl boyunca üretim", "yerel pazar", "çalışanların uzmanlık düzeyi", "karar verme sürecine etkin katılım" göstergeleri bulunmuştur. Bulunan bu göstergelerin sürdürülebilir yetiştiricilik yönetiminde kullanılması hedeflenmektedir.

Sürdürülebilirlik
Ekim Özal
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
DoctorateOpen AccessEN

Akdeniz'in biyo-optik özellikleri: Ligurya denizi

Physical and bio-optical data were analyzed to understand and represent bio-optical characterization of the Ligurian Sea in highly productive season and water types were identified based on IOPs in view of the combined use of optical measurements and ecosystem modeling. Physical measurements showed two distinctive zones in the Ligurian Sea, central and coastal zone, as parallel to the common knowledge of the Ligurian Sea. Bio-optical measurements indicated two distinctive particulate populations, which define bio-optical water types in the Ligurian Sea with agreement with physical properties. Physical properties and bio-optical properties of the study area are strongly linked to each other. Based on understanding the bio-optical properties, a bio-optical model was developed provide an effective characterization the optical properties of the region. Developed model is validated using independent data set. Validation results showed that major features of the optical characteristics of the region have been satisfactorily captured in the bio-optical model. Validation results showed also the model is better than the previous models due to the inclusion of non-biogenic material in addition to biogenic material.

Chlorophyll
Fethi Bengil
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Karadeniz'in aktif tektonik yapısının çok kanallı sismik verilerle incelenmesi

Karadeniz bölgesinin tarihsel oluşumu ve jeolojik yapısı birçok araştırmacının ilgisini çekmektedir. Son yıllarda gerek Türk gerekse yabancı araştırmacılar ve petrol şirketleri tarafından bölgede birçok araştırma yapılmış olsa da, tektonik açıdan bölge çok fazla incelenmemiştir. Bölge jeolojisinin daha iyi anlaşılması, bölgede var olduğu düşünülen Trabzon fayı ile diğer fay sistemlerinin araştırılması ve bölgede hakim olan jeolojik oluşumların incelenmesi amacıyla 2010 yılında Doğu Karadeniz bölgesinde, Trabzon ve Rize açıklarında, Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü (DBTE) ile Pukyong Uluslararası Üniversitesi (PKNU) işbirliği kapsamında, TÜBİTAK ve Kore Araştırma Fonu (KRF) desteğinde, yaklaşık olarak 1400 km yüksek ayrımlı çok kanallı sismik yansıma verisi toplanmıştır. Toplanan hatlar şelfin bir kısmı, kıtasal yamaç ve derin baseninin bir kısmını içermektedir. Elde edilen sismik hatlar incelendiğinde, çalışma alanının batısında gözlenen doğu-batı uzanımlı kıvrım kuşağı bölgede var olduğu düşünülen sol yönlü doğrultu atımlı Trabzon fayı ile ilişkilendirilmiştir. Çalışma alanının doğusunda kuzey-güney yönlü bindirme kuşaklarının sebep olduğu doğu-batı uzanımlı kıvrım kuşağı ise bölgedeki ters faylarla ilişkilendirilmiştir. Bölgede var olan fayların konumları, uzanımları ve karakterleri incelenerek, fay haritası oluşturulmuştur. Aynı zamanda Karadeniz bölgesinde sık rastlanan kayma yapıları, türbidite akıntıları ve tortul dalgaları gibi jeolojik oluşumlar gözlenmiştir. Bunun yanında çalışma alanında gaz hidratların varlığını gösteren BSR (bottom simulating reflector) yapıları ile serbest gazın varlığına rastlanmıştır. Sonuç olarak tüm bu yapıları gösteren bir sonuç haritası da oluşturulmuştur.

Sermet Gündüz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir Körfezi'nde yaşayan Cetacea türlerinin popülasyonları üzerine bir araştırma

Bu çalışma, İzmir Körfezi'nde yaşayan Cetacea türlerinin tespiti, alandaki dağılımlarının belirlenmesi ve popülasyon miktarlarının tahmin edilmesi için yapılmıştır. Bu amaçla, 2013 ve 2014 yaz sezonları boyunca bölgede yolcu taşımacılığı yapan vapur ile toplam 4.494 deniz mili araştırma eforu yapılarak Cetacea türlerinin mevcut durumu değerlendirilmiştir. Çalışma alanını oluşturan Foça, Karaburun ve Mordoğan arasındaki hatlar üzerinde 2013 yılında 129 gözlem yapılmış ve bu gözlemler ile Afalina Tursiops truncatus ve Tırtak Delphinus delphis türlerine ait bireyler tespit edilmiştir. 2014 yılında ise 119 gözlem yapılmış ve sadece T. truncatus türüne ait bireyler gözlenmiştir. Popülasyon çalışmalarında alanı düzenli olarak kullanan tek türün T. truncatus olması nedeni ile bu türe ait popülasyon tahmini yapılmıştır. "Doğrusal kesit (Line Transect)" yöntemini kullanılarak popülasyon tahmini 2013 yılı için 143 birey olarak hesaplanmışken, 2014 yılı için ise 141 birey olarak hesaplanmıştır. Çalışmada yunus bireyleri çalışma alanının hemen her yerinde gözlenmesine karşın, Karaburun ve Mordoğan arasında kalan kıyıya yakın bölgelerde yoğun gözlem kayıtları elde edilmiştir. Bu nedenle, bu alan için öneri olarak geliştirilmiş bir alan koruma statüsü olan "Karaburun Yarımadası ÖÇK Bölgesi" sınırları içerisinde değerlendirilmesi oldukça önem arz etmektedir. Foça ÖÇK Bölgesi sınırları içerisinde yapılan foto-kimlik çalışmaları sayesinde Körfez popülasyonuna ait olduğu düşünülen 11 adet T. truncatus bireyi tanımlanarak kimlik bilgileri kayıt altına alınmıştır.

BalinalarCetaceaDeniz memelileri+2
Vahit Alan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Levels of organic contamination in blue crab and edible fish from The Aegean and Eastern Mediterranean Coasts

The thesis represents the first detailed study of the contamination levels of OCPs and PCBs in fish and crabs from the Aegean and Mediterranean coast of Turkey. Analysis of biota samples showed that the maximum concentration of ΣOCPs (33.2 ng g-1 dry weight (dw)) was found in gray mullet samples collected from Antalya due to dense agricultural activities in the surroundings of Beymelek Lagoon. The minimum consecentration of ΣOCPs (0.87 ng g-1 dw) was found in male blue crab samples collected from Göksu Delta in Mersin. The contamination levels of OCPs and PCBs in biota samples are low as compared to the different areas in the world. The contamination levels of ΣPCB and ΣDDT in sea food samples ranging from 43-226 and 0.6-20.2 ngg-1 dw respectively. Although the highest ΣDDTs concentration was found in gray mullet, lowest concentration was found in male blue crab samples in Mersin. DDD/DDE ratios in biota samples were lower than 1, due to aerobic conditions. The highest concentration of ΣPCBs (226 ng g-1 dw) was found in sea bream samples collected in Dalyan. The minimum concentration of ΣPCBs was found in sea bream samples in Antalya (43 ng g-1 dw). In this study, health risk assesments were analyzed about OCPs and PCBs due to consumed sea food. The estimated daily intake deriving from the estimated daily fish consumption in Turkey is very much below the Acceptable Daily Intake. This represents a good indication for Turkish fish consumers. Concentrations of ΣDDT and ΣPCB in sea food lower than the Maxiumum Residue Limit established by the U.S Food and Drug Administration. According to average PCBs levels in samples four fish meals (average fish meal size 0.227 kg) per month for sea bream and gray mullet based on the cancer health endpoint can safely be consumed. However eight crab meals per month can safely be consumed. Environmental Protection Agency recommends using the more conservative of the two limits, for PCBs, this is the consumption limit based on the cancer endpoint.

Blue crab
Serkan Tekin
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir ili su ürünleri işletmelerinde gıda güvenliği uygulamaları

Kitlesel sorunların en önemlilerinden biri de şüphesiz beslenmedir. Beslenme ve sağlıklı yaşam insanın en temel ihtiyaçlarından olup gıda güvenliği esasıyla mümkün olmaktadır. Dünya nüfusunun artmasının beraberinde getirdiği artan besin ihtiyacı ve yeni oluşan birçok gıda kaynaklı hastalıklar gıda güvenliğinin önemini göstermiştir. Bu hastalıklar özellikle yaşlılarda, çocuklarda ve hamile bayanlarda ciddi tehlikeler oluşturmaktadırlar. Gıda güvenliği; üretilen ürünlerin tüketicilere ve çevreye biyolojik, fiziksel ve kimyasal açıdan zarar vermemesidir. Besin ihtiyacının karşılanmasında tarım ve hayvancılık ürünleri yetersiz kalmaktadır. Bu yetersizliği gidermenin tek yolu ucuz ve değerli protein kaynağı olan su ürünlerindir. Denizlerde su ürünleri stoklarının azalması akuakültürün artmasına neden olmuştur. Bu nedenle akuakültürde gıda güvenliği yönetim sistemlerini gündeme getirmiştir. HACCP sistemi, BRC, IFS, ISO 22000, GLOBAL GAP gibi birçok gıda güvenliği yönetim sistemleri bulunmaktadır. İzmir İl'i deniz balıkları yetiştiriciliğinde Türkiye'de 2. önemli üretimi gerçekleştirmektedir. İzmir İl'inde çipura ve levrek işleme tesisleri 2013-2014 verilerine göre 24 adet olup bunların 10 adedi sadece yetiştiricilikten gelen çipura ve levrek işlemektedir. İzmir İl'inde, 2013-2014 verilerine göre çipura levrek kafes yetiştiriciliği yapan 61 adet çiftlik bulunmaktadır. Çalışma kapsamında İzmir İl'inde bulunan su ürünleri işleme tesislerinden 10 tanesiyle ve kafes yetiştiriciliğinden ise 32 çiftlik ile çalışma yapılmıştır. Balık işleme tesislerinde HACCP sistemi, balık yetiştiriciliğinde ise GLOBAL GAP sertifikasyonu sistemi üzerinde durulmuştur. Bu çalışmada önemli olan İzmir İl'inde bulunan su ürünleri işleme tesisleri ve kafes yetiştiriciliğinde uygulanan gıda güvenliği yönetim sistemlerinin incelenmesi ve gıda güvenliği yönetim sistemlerinin gerçekte ne kadar uygulandığı hedeflenmiştir.

Gülcan Cengiz Tuzlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Güney Marmara Denizi'ndeki sığ gaz birikimlerinin dağılımı ve nitelik analizleri

Bu çalışmanın amacı Marmara Denizi, Güney Marmara Şelfi'nde Kuzey Anadolu Fayı ve kolları boyunca sığ gaz birikimlerinin araştırılmasıdır. Bu amaçla Güney Marmara Şelfi'nde 2013 ve 2014 yıllarında 1000 km 2B çok kanallı sismik yansıma, 1300 km chirp verisi ile 967 km sparker verisi toplanmıştır. Toplanan veri seti üzerinde sığ gaz birikimi anomalisi sayılabilecek pockmark, gömülü pockmark, akustik boşluklar, gaz bacası, su kolonuna gaz çıkışı, parlak nokta, güçlü yansıma ve hız sarkması gibi gaz anomalileri saptanmıştır. Çok kanallı sismik yansıma verisi ve sparker verisi standart veri işlem adımlarına tabi tutulduktan sonra yorumlanmıştır. Ayrıca çok kanallı sismik yansıma ve sparker kesitlerinin bir kısmına nitelik analizleri uygulanmıştır. Nitelik analizleri sonucunda elde edilen zarf, anlık frekans, görünür polarite, anlık faz, integral ve türev kesitlerin yorumu Güney Marmara Şelfi'nin gaz potansiyeline bir diğer kanıt niteliği taşımaktadır. Güney Marmara Şelfi'nde görülen sığ gaz birikimi anomalileri haritalanmıştır. Çalışma alanında gaz çıkışlarına ve aktif pockmarklara rastlanmıştır. Gaz çıkışı ve pockmarkların aktif tektonizma ile alakalı olduğu ve bazı pockmarkların faya bağlı olarak geliştiği düşünülmektedir. Güney Şelf boyunca gömülü pockmarklar Holosen öncesi deniz seviyesi sedimanları üzerinde meydana gelmiştir. Kocasu, Gönen ve Biga Çayı ağızlarındaki organik maddece zengin malzemeler akustik maske ve gaz kolonlarına neden olmuş ve bu anomalilerin son deniz seviyesi değişimi öncesi sedimanlarla içiçe olduğu görülmüştür. Bu anomaliler genellikle pozitif polariteli güçlü yansıma ve ters polariteli parlak noktalar ile birlikte görülmüştür. Gaz bacalarından bir kısmının deniz tabanına ulaştığı ve su kolonuna gaz çıkışında bulunduğu chirp verisi ile ekosounder çıktılarında gözlemlenmiştir. Gaz birikimlerinin altında hızın düşmesi hız sarkmasına sebep olmuştur. Ayrıca kesitler üzerinde çamur tepesi olarak adlandirilan yapılar mevcuttur ve bu yapıların pockmark oluşumu ile ilgili olduğu düşünülmektedir. Güney Marmara Şelfi'nde görülen gaz birikimlerinin nehir ağızlarında ve delta üzerinde biyojenik kökenli ve şelf dışında derin faylar yoluyla yüzeye göçen termojenik kökenli hidrokarbonlar olduğu düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Marmara Denizi, Güney Marmara Şelfi, sığ gaz birikimleri, sismik yansıma, karmaşık nitelik analizi,

Seval Aydemir
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Deniz deşarjı sistemlerinde en uygun güzergahın belirlenmesi için bir fizibilite çalışması

Deniz deşarjı sistemlerinde en uygun güzergahın belirlenmesi için izlenmesi gereken yol, toplanması gereken veriler, yapılması gereken hesaplar ve alınması gereken kararlar tez içinde açıklanmış, en uygun güzergahın belirlenmesi için gerekli olan faktörler ortaya konulmuştur. Deşarj borusuna etkiyen dalgaların geliş yönlerinin değişiminin deşarj borusu tasarımına etkisi, Kuşadası derin deniz deşarjı örneğinde özel olarak ele alınmıştır.

Uygar İldeş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Saros ve Gökova Körfezlerinde trol av kompozisyonu ve karşılaştırılması

Bu çalışmada, Saros ve Gökova Körfezlerinden toplanan trol av datası incelenmiştir. K. Piri Reis araştırma gemisi ile Gökova Körfezi'nde Mayıs 2001, Ocak 2002, Ekim 2002 ve Ocak 2003'te olmak üzere 4 örnekleme çalışması düzenlemişken, Saros Körfezi'nde sadece Mayıs 2001 ve Ocak 2002'de olmak üzere iki örnekleme çalışması yapılmıştır. 57 m ile 72 m arasındaki derinliklerde 33'ü Gökova Körfezi'nde ve 16'sı Saros Körfezi'nde olmak üzere toplam 49 trol çekimi yapılmıştır. Örneklemelerde; 1'i ekinoderm, 7'si karides ve ıstakoz, 13'ü kafadanbacaklı (5 mürekkep balığı, 4 kalamar ve 4 ahtapot türü), 6'sı kıkırdaklı (4'ü köpekbalığı ve 2'si vatoz) ve 64'ü kemikli balık olmak üzere toplam 91 tür yakalanmıştır. Gökova Körfezi'nde ağırlığa göre toplam avın % 90'ınından fazlasını kemikli balıklar oluştururken, Saros Körfezi'nde bu oran % 40 -70 arasında değişim göstermiştir. Taranan Alan Yöntemine göre hesaplanan biyokütle değerleri, Gökova Körfezi için 479,71-799,69 kg/km2 arasında ve Saros Körfezi için 858,02-1135,33 kg/km2 arasında tahmin edilmiştir. Her iki körfezde de tür çeşitliliği ve zenginliği birbirine yakın değerlerde bulunmuşken, demersal kaynakların topluluk yapısı az da olsa farklılık göstermiştir. Demersal kaynakların topluluk yapısının oluşumunu belirleyen başlıca faktör örnekleme alanıdır. Bölgesel farklılığın oluşmasına neden olan başlıca türler Pagellus erythrinus, Upeneus moluccensis, Scyliorhinus canicula, Uranoscopus scaber, Boops boops ve Diplodus annularis'tir.Anahtar Kelimeler: Gökova Körfezi, Saros Körfezi, trol av kompozisyonu, biyokütle.

Özgür Bozkurt
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Betonarme iskelelerin bakım, onarım ve güçlendirilmesi

Kıyı yanaşma yapılarından biri olan iskeleler tasarım yükleri etkisi altında yıpranabildikleri gibi ilave olarak çevresel etkenler, planlanandan fazla kullanım, malzemelerin eskimesi ve genel yıpranma payı gibi sebeplerden dolayı da yıpranabilmektedir. Ülkemiz kıyılarında ve limanlarında hizmet veren çok sayıda ağır yük iskelesinde başta deniz suyunun korozyon etkisi olmak üzere bir çok nedenle görülen aşınmalar ciddi boyutlara ulaşmıştır. Bunların sistemli bir araştırma ile gözden geçirilmesi, ülke ekonomisi ve denizciliği açısından kritik öneme sahiptir. Bu çalışmanın amacı, bölgemizdeki iskelelerde gelecekte yapılacak bakım ve onarım çalışmalarında fayda sağlayacak bir analiz gerçekleştirmektir.Ege Bölgesinde çok sayıda betonarme ağır yük iskelesi bulunmaktadır. Bunların büyük bir kısmı yirmi yaşın üzerindedir ve ciddi boyutlu aşınmalara sahiptir. Çalışmada öncelikle Ege Bölgesindeki iskelelerin mevcut durumları araştırılarak; ülkemizdeki kıyı yapılarının inşasına ilişkin mevcut esaslar ve yönetmelikler irdelenmiş olup betonarme iskelelerin bakım, onarım ve güçlendirilmesine ilişkin öneriler sunulmuştur.

Ziya İlker Öncü
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Liman ve bayrak devleti kontrolleri verileri yardımıyla gemi kazalarının analizi

Deniz güvenliği; eski zamanlardan günümüze kadar meydana gelen kazalar ve facialardan edilen acı tecrübelerle adım adım ilerleyerek gelişmiştir. Eski alışkanlıklara ve batıl inançlara olan inançlar, kaza ve ölümler sebebiyle, sonunda büyük değişimlere uğramış önce devletlerin müdahalesi sonra ise uluslar arası anlaşmaların devreye girmesiyle günümüz standartlarına ulaşmıştır. Yapısı, işleyişi, çalışmaları ve uluslararası sözleşmeleri ile günümüz deniz güvenliğinin temelini oluşturan IMO, aynı zamanda bu çalışmanın temel veri kaynaklarını da sağlamaktadır. Çalışmanın bir diğer veri kaynağı ise, yine IMO'nun deniz güvenliğinin artırılması ve uygulamaların bir çatı altında toplanması için devreye soktuğu liman ve bayrak devleti kontrol organizasyonudur. Bölgesel anlaşmalar sayesinde; bilgi alışverişini artıran ve etkinliğini geliştireren bu organizasyon, bütün dünya denizlerini kapsayan bugünkü güçlü yapısına ulaşmıştır.Dünyada büyük yankı uyandıran, Erika ve Prestij gibi gemilerin ciddi kazaları ve bu kazaların ardından yapılan analizler, riskli gemilerin standartlarının belirlenmesinde rol oynamıştır. Bu ve benzeri analizler sonucunda, liman ve bayrak devletleri yaptıkları kontrollerde, gemilerin cinslerine, bayraklarına ve hatta klaslarına göre öncelik vermektedirler.Bu çalışmada; IMO'nun ciddi ve çok ciddi olarak tanımladığı gemi kazaları dikkate alınarak, gemi kaza oranları ile yüzdeleri çıkarılmış; bayrak devletleri, gemi cinsleri ve klas kuruluşları kapsamında, liman devleti kontrollerindeki performans verileri karşılaştırılmıştır. Kaza verilerinde IMO veritabanından, liman devleti kontrol verilerinde ise bağlı bulundukları memorandumların yıllık raporlarından yararlanılmıştır. Amaç, gemi kaza analizlerinin liman devleti kontrolü risk değerlendirmesine uyumluluğun yorumlanmasıdır.

Eray Aykanat
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Darbe yüklerine maruz denizel kompozitlerde hasar mekanizmaları

Bu çalışmada değişik kalınlıklı jüt ? epoksi kompozitlerin darbe davranışları deneysel olarak incelenmiştir.Kompozit malzemeler günümüzde çok geniş kulanım alanına sahiptir. Deniz taşımacılığı, havacılık ve savunma sanayi, kara taşımacılığı, uzay programları, enerji sektörü, altyapı ürünleri, yapı ve inşaat sektörü, belli başlı kullanım alanları içerisinde yer alırlar.Özellikle yat ve tekne yapımlarında, su dirençlerinin yüksek olması, metal malzemelere göre daha hafif olması, daha kolay ve ekonomik üretim yapılabilmesi gibi özelliklerinden dolayı kompozit malzemeler tercih edilmektedir.Doğal lifli takviye elemanı kullanarak kompozit malzeme üretme amacıyla yapılan bu çalışmada jüt bitkisinden elde edilen örme kumaş kullanılmıştır. Jüt antistatik özelliği ve kolay üretimi olan ekonomik doğal bir lif bitkisidir.Çalışma için gerekli olan jüt ? epoksi kompozit malzeme altı farklı kalınlıkta tek plaka halinde üretilmiştir. Üretilen tabaka 100x100 mm ölçülerinde kesilerek deney numuneleri hazırlanmıştır. Her bir numuneye başlangıçta 10J değerinde darbe enerjisi uygulanmış ve numunede delinme hasarı oluşana kadar enerji değeri her denemede 10J arttırılmıştır. Her deneyin sonunda ortaya çıkan grafik ve fotoğraflar üzerinde tartışılmıştır. Daha sonra tüm deneylerin sonuçları karşılaştırılmalı olarak tartışılmıştır.Sonuçta kalınlık arttıkça numunenin hasara uğraması için gerekli enerjinin de arttığı görülmüştür. Numune kalınlığının delinme eşik enerjisine bağlı grafiği oluşturulmuştur. Elde edilen eğri lineer karakterli olup farklı sonuçlara ulaşmaya olanak tanımaktadır.Anahtar sözcükler: denizel, doğal, kompozit, darbe

Darbe
Sedat Yeşildal
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kıbrıs ve Helenik yayının kesişim bölgesinin sismik yansıma çalışmalarıyla incelenmesi

2007 yılında Doğu Akdeniz'de gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında çok kanallı sismik yansıma verileri toplanmıştır. Tez kapsamında bu verilerin bir kısmı olan Doğu Anaximander dağları, Antalya baseni ve Finike baseni civarına ait veriler, veri-işlem ve yorumlama için kullanılmıştır. Bölgenin çok karmaşık bir jeolojiye sahip olması, veri-işlem aşamalarını zorlaştırmıştır. Bu sebeple, bölge için tuz tektoniğinin hakim olduğu alanlara uygun veri-işlem adımları uygulanmaya çalışılmıştır. Messiniyen krizi sebebiyle bölgede tuzların varlığından bahsetmek mümkün olup mevcut sismik veriler de buna işaret etmektedir. Sismik veriler çalışma alanında genel olarak sıkışma tektoniği sonucu oluşan bindirme faylarının varlığını göstermektedir. Toplanan veriler ışığında bölgede belirgin olarak var olan kıvrım kuşakları, basenler ve denizaltı dağları gibi jeolojik olaylar, oluşumları, stratigrafik unsurları ve tektonik unsurları ile tanımlanmaya çalışılmıştır.

Doğu Akdeniz bölgesi
Hilmi Mert Küçük
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Hisarönü Körfezi'ndeki deniz seviyesi değişimi, sedimantasyonu ve bölgedeki eski çağ kıyı yerleşimleri üzerindeki etkileri

Güneydoğu Ege Denizi'nde yer alan Hisarönü Körfezi ve çevresindeki Geç Pleyistosen-Holosen göreceli deniz seviyesi değişimleri, sediman birikimi ve tektonizmasının incelenmesine yönelik olarak bölgede yüksek ayrımlı sismik veriler toplanmış ve sualtında kalmış arkeolojik yapılar incelenmiştir. Bu verilerin yorumu ile yaklaşık 20.000 yıl önceki son buzul döneminden günümüze kadar olan deniz seviyesi değişimleri ilişkilendirilerek, bölgenin tektonizması, son buzul dönemi eski kıyı hattı ve Geç Kuvaterner sedimanter rejimi ortaya çıkarılmıştır. Elde edilen bilgiler doğrultusunda, bu bölgede daha önce yapılmamış bir çalışma olarak, son buzul döneminden günümüze kadar olan sedimantasyon hız ve kalınlığı hesaplanmıştır. Ayrıca, buzul dönemi kıyı hattının konumu belirlenerek, kıyı çizgisinin son buzul döneminden günümüze kadar karaya doğru olan gerileme miktarı bulunmuştur.Çalışma alanından toplanan yüksek ayrımlı sismik verilerin incelenmesi sonucu, şelf alanı üzerinde gözlenen sığ denizel sedimanların içsel yapısının, son buzul döneminden buzularası döneme geçişte deniz seviyesinin hızlı yükselimi sırasında biriken Geç Pleyistosen transgresif çökeller ile; deniz seviyesinin durağan yüksek konumunda biriken Holosen çökellerinden oluştuğu tespit edilmiştir.Bununla birlikte, Geç Holosen dönemi için Ege ve Akdeniz'deki östatik deniz seviyesi değişim eğrisi, bölgesel tektonizma ve sualtında kalmış arkeolojik kalıntıların gözlemlerinin birlikte yorumlanmasıyla, çalışma alanındaki son buzul döneminden günümüze kadar olan göreceli deniz seviyesindeki yükselmenin başlıca nedeninin, küresel deniz seviyesi yükseliminden ziyade, bölgesel tektonik çökmeden kaynaklandığı sonucuna varılmıştır.Hisarönü Körfezi ve yakın çevresinde benzer bir araştırmanın daha önce yapılmamış olması nedeniyle, bu çalışmanın, bölgeye özgü ilk bilimsel sonuçlarının literatüre girmesinde bir katkı görevi üstlenmesi açısından önemlidir.

Deniz seviyesi
Nilhan Kaşer
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
DoctorateOpen AccessEN

Assessment of aliphatic and polycyclic aromatic hydrocarbon levels in selected fish species from Izmir Bay

In this thesis, polycyclic aromatic hydrocarbons (PAHs) and aliphatic hydrocarbons were analyzed in red mullet (Mullus barbatus) and in annular sea bream (Diplodus annularis) from Izmir Bay (Eastern Aegean). This is the first time that a complete set of such data has been collected and evaluated. These species were selected because of they are common, widely distributed and eaten. They were sampled by trawling and analyzed seasonally in 2000-2001 and in 2004-2005 at five locations. Naphthalene was found to be the dominant PAH. Red mullet showed higher concentrations of PAHs and aliphatics than annular sea bream. PAH levels in red mullet ranged from 202 to 556 ngg-1dw and in annular sea bream from 78.7 to 415; aliphatics levels ranged from 834 to 2420 and from 436 to 1724 ngg-1dw, respectively. The molecular ratios, used to identify sources of PAHs and aliphatics in fish of the Izmir Bay, showed pyrolitic inputs for PAHs, but biogenic and anthropogenic inputs for aliphatics. Carcinogenic Benzo(a)Pyrene was detected in most fish samples at levels between 22.2 and 64.1 ngg-1dw. Statistical analysis showed no correlation of PAHs and aliphatics regarding extractable organic matter (HEOM). No significant temporal, inter-species, differences for total aliphatics was shown by the ANOVA test; a significant, temporal, PAHs difference was detected for red mullet. The average Izmir Bay PAH contamination level was within the ?moderate? category. Results indicate the need for systematic monitoring of the study area, in order to provide accurate assessment and risk management for human health.

AliphaticsPolicyclic aromatic hydrocarbons
Enis Darılmaz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği uyum sürecinde liman devleti kontrolü kapsamında Türkiye'nin durum analizi

Günümüzde deniz ticaretinin önemli unsurundan biri olan Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ve Avrupa Birliği(AB) politikaları çerçevesinde Denizcilik ve Liman Devleti Kontrol sistemiyle ilgili standartlar ve şartlar belirlenerek, gemilerin bu şartlara uyumu ile denizel çevrenin deniz ulaşımı sebebiyle kirlenmesinin en aza indirilmesi, güvenli ve emniyetli deniz ulaşımı amaçlanmaktadır.Türkiye'nin AB üyeliği yolundaki hazırlık sürecinde AB denizcilik politikaları ve ilgili müktesebatına uyumu önem arzetmektedir.Türkiyede denizcilikle ilgili hedef ve politikaları belirleyen, gerekli düzenleme ve denetlemeleri yapan kamu otoritesi olan Denizcilik Müsteşarlığı, 2003 yılından günümüze kadar geçen zamanda AB uyum kapsamında uluslararası sözleşmelere taraf olunması, müktesebatın AB müktesebatıyla uyumlaştırılması yönünde çıkarılan kanun ve yönetmelikler ve yaptığı diğer çalışmalar ile Liman Devleti Kontrolüne ilişkin önemli bir ilerleme kaydetmiş olup, uyum için yapılacaklar konusunda da hedeflerini belirlemiş ve çalışmalarına devam etmektedir.Bu çalışmada Avrupa'daki deniz güvenliğine ve liman devleti kontrollerine değinilmiş, Türkiyenin Liman Devleti Kontrolü konusundaki çalışmaları,yaptıkları ve yapmayı hedefledikleri ele alınarak, Türkiyenin Liman Devleti Kontrolü kapsamında mevcut durumu ortaya konmuştur.

Avrupa BirliğiDenizcilik
Özge Ercan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Tekne izleme ve coğrafi bilgi sistemleri desteğiyle Türkiye'de balıkçılık yönetiminin etkinleştirilmesi

Bu çalışma Türkiye'deki balıkçılık yönetimine coğrafi bilgi sistemleri (CBS) teknolojisinin entegre edilmesi, karar verici mekanizma için etkin analizlerin yapılabilmesi için örnek olarak gerçekleştirilmiştir. Dört farklı denize kıyısı olmasıyla Türkiye önemli bir balıkçılık ülkesidir. Balıkçılık ülke ekonomisine önemli bir girdi sağlamasının yanı sıra istihdam yaratılması açısından da önemlidir. Bu kapsamda, öncelikle mevcut durum ve Avrupa Birliği uyum sürecinde geliştirilen yenilikler değerlendirilmiştir. Avrupa Birliği, Ortak Balıkçılık Politikası hedeflerini uygulama yolunda, bölgesel balıkçılık organizasyonlarının bilimsel tavsiyelerini dikkate almaktadır. AB'nin genişleme süreciyle birlikte Akdeniz ve Karadeniz'deki kıyıları da artmış ve bu bölgedeki balıkçılıkla ilişkili olarak önemli adımlar atmıştır. Tez çalışmasında, tüm gelişmeler ve güncel balıkçılık yönetimi modelleri göz önünde bulundurulmuştur. Dünya genelinde, balıkçılık yönetiminde geniş uygulama alanı bulan CBS teknolojisi Türkiye'de henüz uygulama alanı bulamamıştır. Ancak, ton balığı avcılığı yapan teknelerin alansal faaliyetleri izlenmektedir. Türkiye'de modern balıkçılık yönetimi yaklaşımlarına örnek oluşturmak amacıyla CBS'nin karar destek aracı kullanılmasına yönelik bir uygulama yapılmıştır. Çalışma alanı olarak Ege Denizi seçilmiştir. Aydın, Balıkesir, İzmir ve Muğla illerine kayıtlı balıkçı teknelerine ilişkin veriler kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Ege'de gerçekleştirilen balıkçılık faaliyeti, Akdeniz balıkçılığı karakterindedir. Balıkçı filosuna bakıldığında da, genellikle günü birlik kıyı balıkçılığı yapıldığı görülmektedir. Ege Denizi balıkçılık filosu sınıflandırılmış ve faaliyet birimleri saptanmıştır. Avcılık sahaları belirlenmiştir. Çalışma, balıkçılık yönetiminde yaşanan gelişmeler, balıkçılığın alansal yönetiminin önemine değinmekte ve değerlendirmeleri içermektedir.

İlke Koşar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

FPSO çeşidi açıkdeniz yapılarının güverte üzerinde bulunan boru hatlarına etkiyen deniz yüklerinin dinamik analizi

Açık deniz yapılarının güverterinde, rüzgar, dalga, akıntı v.b dinamik çevre yükleri kaynaklı çok büyük su hareketleri zaman zaman meydana gelmekte ve bu olay güverteyi su basması olarak adlandırılmaktadır. Bu çalışmada, FPSO çeşidi açık deniz yapılarının işletimleri sırasında karşılaşılan güverteyi su basması olayı kaynaklı deniz yükleriyle, güverte üzerinde bulunan boru hatlarında meydana gelen yer değiştirmeler arasındaki ilişki incelenmiştir. Boru hattında meydana gelen zorlamaları analiz etmek ve yapının davranışlarını inceleyebilmek amacıyla sistemin matematik modeli oluşturulmuş ve bilgisayar destekli uygulama çalışmaları yapılmıştır. Uygulama çalışmalarında farklı malzemelerden imal edilmiş borular için hareket denklemine ait değişkenlerle, boruda meydana gelen yer değiştirme arasındaki ilişki incelenmiştir. Değişkenlerin yer değiştirmeye etkileri karşılaştırıldığında, boru üzerine etkiyen dalga kaynaklı dış akışkan hızının en çok etkiye sahip olduğu görülmektedir. Boru boyu, boru kütlesi ve boru içerisindeki akışkanın hızı da yer değiştirme büyüklüğünü etkileyen diğer önemli etkenlerdir.

Açık deniz platformlarıBoru hatları
Teoman Kahraman
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kıyı bölgesinde yürütülen faaliyetlerin deniz ekolojisine etkileri

Kıyı bölgeleri her çağda insanlar tarafından tercih edilen alanlar olmuştur. Bir çokinsan faaliyetinin yer aldığı kıyı alanlarındaki yoğun kullanımlar, bu alanlardakikaynaklar üzerinde baskı oluşturmakta ve sürdürülebilirlik eşik değerlerinin zamanlaüzerine çıkılmasına neden olabilmektedir. Ayrıca, insan faaliyetleri nedeniyle çeşitlikirleticiler de oluşmakta, bu organik veya inorganik maddelerin bir bölümü de nihaialıcı ortam olan deniz ekosistemine taşınmaktadır. Böylece, sadece kaynaklarıntükenmesi değil, mevcut ve potansiyel denizel kaynakların kullanımı risk altınagirebilmektedir. Kıyı alanları yönetiminde, insan faaliyetlerinin çevre üzerineoluşturduğu baskının denizel ortamdaki kirletici maddeler sayesinde izlenmesiönemli bir çalışma alanı olmuştur. Tez çalışması kapsamında, bir kıyı alanı olan Ildırıve Gerence Körfezleri'ni çevreleyen havzada, karasal alanda oluşan organikkirleticilerden Azot ve Fosfor'un denizel ortama taşınması konusu incelenmiştir.Coğrafi Bilgi Sistemlerinin (CBS) kullanılmasıyla yapılan değerlendirmelerle, konuüzerine bir araç geliştirmek, yürütülen çalışmanın temel hedefi olmuştur.İzmir ilinin Çeşme ilçesi sınırları içinde olan çalışma alanının büyük bir kısmıdoğal sit statüsüne sahiptir. Yoğun turizm ve ikincil konut baskısı altındaki çalışmaalanında yayılı ve noktasal kaynaklardan oluşan Azot ve Fosfor yükleri ve buyüklerin deniz ortamına ulaşan miktarları çeşitli yaklaşımlarla hesaplanmıştır. İlgialanında yer alan tarım, turizm, kentleşme, ikincil konutlar ve balık yetiştiriciliğifaaliyetleri ile doğal alanlar CBS'de sayısallaştırılmış, bu alanlarda oluşan yüklerreferans değerler kullanılarak hesaplanmıştır. Kıyı alanlarındaki faaliyetlerinplanlanması ve izlenmesinde Bütünleşik Kıyı Alanları Yönetimi yaklaşımıyla basitve gerçekleştirilebilir bir yöntem oluşturmak tezin ana çıktısı olarak öngörülmüştür.

Coğrafi bilgi sistemleriKirlilik
Yusuf Demirel
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessEN

Development of a GIS based decision support system for integrated coastal zone management (ICZM) of Gökova Bay

Coastal Zone is one of the vital regions in terms of both generosity of resources and intensity of land use as well as the range of business fields ensuring the financial continuance of these regions. This grift structure causes conflicts in uses. With the developments in Information Technologies, this structure in Coastal Zones can be managed more effectively. Within this scope, Gökova Bay is also a major coastal zone. In this study, land use and land cover of the study area were gathered and digitized from raster data into the Geographic Information System (GIS). Elevations were digitized from topographical maps and a Digital Elevation Model of land and sea was generated. Biodiversity and anthropogenic stress data were included into GIS by using Marine Biological Diversity Assessment of Gökova Specially Protected Area Project Report of Environmental Protection Agency for Special Areas. GIS data was analyzed and new data was generated using GIS tools. A 500m x 500m grid mesh was set by using all GIS data. Grid data on the GIS was used on the Principal Component Analysis (PCA) in order to determine important parameters to be used in the Decision Support System (DSS) Model. The selected variables were used in the development of the reliable Adaptive Neuro-Fuzzy Inference System (ANFIS) model. The training and testing process of the ANFIS model was carried out for different input and output groups. The relations were determined by the ANFIS model and the output values were forecasted using these relations between input data. After the forecast of output change, the visualized thematic map was prepared on GIS. In this study, the purpose is to develop a methodology to be used in major coastal zones, like Gökova Bay, and to provide information flow to the decision makers.

Geographical information systemsDecision support systems
Özen Arlı Küçükosmanoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessEN

Development and analysis of port information technologies for logistics services efficiency: Port of Izmir case

The literature about seaport operations emphasizes the fact that numbers of resources utilized at seaport terminals add multitude of complexities to optimization problems. In such dynamic environments, there has been a need for solving each complex operational problem to increase service efficiency and to improve effectiveness of seaport?s IT services and thus seaport?s competitiveness. By implementing optimal solutions and putting into practice of heuristic methods, multitude of operational problems can be solved. Computational results reveal that applied methods are efficient, versatile, and easy to use in solving problems. As an outcome, this thesis offers mathematical and process models, high performing optimization algorithms, and optimization solutions for container terminal operations. In addition, the thesis states key seaport logistics problems and propose innovative algorithms for solving complex combinatorial seaport logistics problems. Computational results present that the proposed algorithms are efficient, convenient, and applicable stochastic methods for solving optimization problems of seaport logistics operations. Additionally, because of the wide applicability of seaport operational research solutions, the thesis not only specifically proposes solutions for İzmir seaport, but also presents solutions for wide range of global seaports operations.

LogisticsOptimization
Türkay Yıldız
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessEN

Distribution of organic pollutants in surface sediments from Aegean coast

Organochlorine pesticides (OCPs), polychlorinated biphenyls (PCBs), polycyclic aromatic hydrocarbons (PAHs) and aliphatic hydrocarbons (TALI) were determined in fourteen surface sediment with three replicates collected from the Eastern Aegean coast in 2008. Total concentrations of OCPs, PCBs, PAHs and TALI in sediments ranged from bdl to 17.8, bdl to 26.1, 73.5 to 2170 and 330 to 2660 ng/g dwt, respectively. The results indicated that the DDTs were the predominant contaminant in sediments. p,p?-DDE was the most often found OCP at all stations except Dardanelles Strait Entrance. DDTs in sediments may be derived from the aged and weathered agricultural soils and transported by surface run off from the rivers. OCPs and PCBs were present in noticeably higher concentrations at Izmir Inner Bay than the other sites. According to established sediment quality guidelines, DDTs at four sites and heptachlor at two sites would be more concerned for the ecotoxicological risk in the Eastern Aegean. In addition, the risk of adverse biological effects from the levels of PCBs at sites Candarli Bay and Izmir Inner Bay should be significant.Both pyrolytic and petrogenic PAHs are present in most samples, although petroleum-derived PAHs are dominant at Izmir Inner Bay, Dardanelles Strait and pyrolytic sources are prevalent in other sampling sites. A high contribution of perylene to the total penta PAHs was found greater than 70 per cent in Meric River Estuary, Dikili, Candarli and Gokova Bays. The spatial distributions of TALI and PAHs indicated that urban run-off and transport from the continental shelf is the major input pathway of anthropogenic and biogenic hydrocarbons from terrestrial sources in the near-shore area. PAH levels at all sites were below the effects range-low (ERL) and effects range-median (ERM) values except fluorene. The average and maximum fluorene concentrations exceeded ERL, but below ERM in the Izmir Inner Bay. The results indicated that the sediments should have potential biological impact.

Aegean offshorePesticide residuesPolycyclic aromatic hydrocarbons+1
Lütfi Tolga Gönül
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessEN

Balık çiftliklerinin denizel ekosisteme etkilerinin uzaktan algılama ile tespiti: Ildırı Körfezi

The Bay of Ildırı is one of the areas where the most intensive aquaculture activities have taken place along the Aegean coast of Turkey. In order to evaluate the possible impacts of aquaculture to the marine ecosystem by using remote sensing and geographic information systems, fieldworks performed in the bay between February 2010 and 2011. The impact is evaluated in terms of total suspended matter, Secchi depth and sea surface temperature. Images from MERIS sensor of the ENVISAT were used to determine distribution of Secchi depth and total suspended matter. Empirical algorithm performed after atmospheric corrections applying the analysis concentrated on the derivation of data from satellite imagery by artificial neural network technique. Geographical information system was used for data arrangement analysis and presentation purposes. Results show that as limitation of this study, there is no apparently impact of aquaculture activities to their environment in Ildırı Bay. Images of MERIS are not very sensitive because of its medium spatial resolution. Although it relatively lower resolution seems a problem to evaluate local impacts, the study will provide probably important input for further studies or will support as a complementary in field studies to increase understanding.

Geographical information systemsArtificial neural networks
Fethi Bengil
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessEN

A preliminary investigation on genetics of small cetaceans in Turkey

In this study Black Sea harbour porpoise?s population genetic structure was investigated based on a new genetic study carried out and incorporating published records. Also collected bottlenose dolphin and striped dolphin samples? mitochondrial DNA nucleotide sequences were compared with the published sequences.The present study is aimed at examining the phylogenetic structure of the Black Sea harbour porpoise population, focusing on the variations of nucleotide sequences in the mitochondrial DNA, namely 16S rDNA, COI and Dloop. Phylogenetic structure was determined using maximum parsimony, maximum likelihood and bayesian inference methods.The results show that the Black Sea and the Aegean Sea samples genetically differed from other populations of the same species in different oceans. Consensus trees given by both maximum parsimony and maximum likelihood for Dloop sequences showed a distinct group formation. This genetically distinct group had samples from West Black Sea Coasts of Turkey including sampling areas Karaburun, Rumeli Feneri and İğneada. But because not all of the samples from the same location were found together in certain phylogenetic groups, it was not possible talk about distinct subpopulation formations. COI results revealed that the Black Sea samples were not significantly different from each other.

WhalesCetaceaMarine mammals+1
Reyhan Sönmez
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessEN

Temporal and spatial biomonitoring of heavy metals in Eastern Aegean coastal waters using Amphibalanus amphitrite

This biomonitoring study presents the spatial and temporal variations of heavy metals (Hg, Cd, Pb, Cr, Cu, Zn, Mn and Fe) in the soft tissues of Amphibalanus amphitrite collected from different sites along the eastern Aegean coast. A. amphitrite has been chosen as a strong candidate for monitoring heavy metals. Sediment and seawater samples were collected to detect their metal contents to gain more information on the environmental conditions and possible bioaccumulation patterns. ANCOVA was used to show possible temporal and spatial differences in the bioavailabilities of heavy metals to barnacles. And the relationships of metal concentrations in the soft tissues of barnacles were also compared as a function of barnacle size. The physico-chemical characteristics have been measured in order to characterize the sampling area.The accumulation order of mean metal concentrations in barnacles showed that barnacles accumulate Cu in a higher degree than both sediment and seawater. The highest mean values of Cu, Cr, Fe, Mn, Pb and Zn were obtained from Kusadasi-Setur Marina and Izmir-Pasaport where recreational boats are densely located and the use of metal-based antifouling paints are high. There was a significant negative relationship between concentrations of Hg, Cd, Cu, Fe, Mn and Zn and soft tissue dry weight of barnacles. According to concentration factor, A. amphitrite has ability to accumulate metals several times more than seawater and sediments. It is concluded that barnacles proved to be a good choice to be used as a bioindicator because of their strong accumulation capacity for many trace metals.

Sinem Önen
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessEN

Hydrography of the bays along the eastern coast of the Aegean sea

Seasonal and interannual variability of the local hydrography and the water masses in the bays (Saros, Edremit, Çandarlı, İzmir, Kuşadası, Güllük and Gökova Bays) along the eastern coast of Aegean Sea are investigated using the data sets collected until 2010. The data covers the last major deep-water formation episode, and the EMT relaxation period. The concurrently intensive monitoring in Saros Bay, İzmir Bay and Gökova Bay have been conducted in spring 2001 and winter 2002.Aegean Sea hydrology and water mass characteristics influence the water masses of the bays. The data suggests that the Saros Bay (North Aegean Sea), Edremit, Çandarlı and İzmir Bays (Central Aegean Sea) and Kuşadası, Güllük and Gökova Bays (South Aegean Sea) are the bays that have different physical processes inside and different water masses. They have their own dynamics independent from the Aegean Sea. At the same time they are occasionally influenced by the Aegean Sea?s physical processes from time to time.Besides the analysis of physical properties the time evolution of water masses inside the bays are investigated. The bays data shows the relaxation period of Eastern Mediterranean Transient (EMT) which continued well until the winter 2000. It is known that this variability depends on the changing climate over the Mediterranean area.Our analysis reveals that the dense water formation in the Central Aegean Sea is considerably connected to the anomalous decrease in winter atmospheric temperature during EMT relaxation period. The isopycnal levels started to increase again and reached its maximum in the summer 2007 after relaxation period. The outcropping of isopycnals could have been a sign of a new formation of very dense water in the Aegean Sea.

Edremit GulfAegean SeaGökova Bay+4
Canan Eronat
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Gemi kökenli atık olarak elyaf takviyeli plastik kompozitlerin ömür döngüsü yönetimi

Termoset polimer kompozitler kullanılmak suretiyle inşa edilen tekne endüstrisi, adı geçen malzemenin geri dönüşümünün zorlukları temelinde oldukça yakın bir gelecekte yasal kısıtlamalarla karşı karşıya kalacaktır. Endüstrinin bu sorununa bugünden ekonomik çözümler aranması malzeme ve gemi inşaatı alanında çalışan araştırmacıların gündeminin ilk sıralarını işgal etmektedir.Bu çalışmada, tekne ömür döngüsü içinde yeralan geri dönüşüm etkinliği için bir alternatif yol önerilmektedir: mekanik yöntemle öğütülen atık tekne malzemesinin bitümlü çatı kaplama malzemesinin modifikasyonunda kullanımı.Bu bağlamda cam takviyeli polyester geri dönüşüm malzemesi, Tüpraş'tan temin edilen 160/220; 70/100; 50/70 ve MC30 dört farklı bitümle ağırlıkça %1, 3, 5, 10, 20 ve 30 oranında karıştırılarak elde edilen malzeme üzerinde, tanecik boyutlarını belirlemek için gerçekleştirilen Elek Analizi'nin (ASTM D451 - 91) ardından aşağıda listesi sunulan deneyler gerçekleştirilmiştir:?Penetrasyon (TS EN 1426 / TS 11758)?Viskozite (ASTM 2196-99 / TS-132?Yumuşama noktası (TS EN 1427 / TS 11758)?Kırılma noktası (TS EN 1109 / TS EN 13164, LMT 058)?Akma (sıcaklık dayanım) noktası (TS EN 1110, TS 13047, TS EN 544 / TS EN 13164, LMT058)?Yaşlanma (TS EN 60811 / TS 7202)Elde edilen oldukça olumlu sonuçlar karşılaştırmalı olarak sunulmuş ve bu geri dönüşüm seçeneğinin zamana yayılı performansı yaşlandırma deneyleriyle test edilmiştir.Deney sonuçlarına göre yaşlandırma sonrası tekrarlanan yumuşama noktası, penetrasyon, viskozite, kırılma sıcaklığı ve akma noktası değerleri, yumuşama öncesi deney sonuçlarına yakın değerlerdedir. Bu bağlamda yaşlandırma sonrasındaki malzeme nitelikleri katkısız bitümden daha yüksek olup, karışımın kendinden beklenen işlevini gerçekleştirebilecektir.Anahtar sözcükler : Gemi kökenli atık, elyaf takviyeli plastik kompozitler, ömür döngüsü yönetimi

Vural Aytekin
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessEN

Impact of fish farms on the distribution of organic matters in the Aegean Sea: A case study

In this study, the abundance and almost monthly variations of dissolved (DOC) and particulate (POC) organic carbon in seawater, organic and total, carbon and nitrogen percentages in the sediment were analysed to observe the potential impacts of aquaculture in Ildırı Bay in the Aegean Sea between December 2008-February 2011. Beside DOC and POC, inorganic nutrients and physical parameters were also investigated. Phytoplankton and detrital fractions of POC determined from the measured POC and Chlorophyll a (Chl a) values. Statistical analysis has been used to investigate the reason of these variables? similarities and differences within the stations and correlations and regressions within the parameters.Due to the fish farm and land based nutrient inputs, the levels of nutrients were found to be high at the coastal stations, K1 and K2. The particulate organic matter concentrations varied between BDL-353 mikroM for POC, BDL-62.1 mikroM for PON, BDL-7 mikroM for Total Particulate Phosphorus (TPP) in the study area. The C:N:P ratio of Particulate Organic Matter (POM) derived from the regression analysis in the area were 43:9:1. Spatial distribution of particulate matter ratios varied from the Redfield ratio. POC: Chla ratio for the study is observed 154:1.Despite the eutrophic (only for theupper limits) levels of inorganic nutrients and Chl a, any enrichment of organic matter in the vicinity of the cages has not yet led to notable eutrophication phenomena due to the best site selection (waste matter would be diluted by the sea because of the rapid flushing ) and the succesful management of the aquaculture facility.

Janset Kankuş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Yetiştiricilik aktivitesinin posıdonıa oceanıca çayırlarında yaşayan makrobentik organizmalara etkisi

Bu çalışma, balık yetiştiriciliği aktivitesinin Posidonia oceanica çayırları ve burada yaşayan makrofauna üzerindeki etkilerini değerlendirebilmek için planlanmıştır. Çalışma Eylül 2004 ve Mayıs 2005 tarihleri arasında Engeceli Limanı'nda üç farklı mevsimsel periyodu kapsamaktadır. Aktiviteden etkilendiği düşünülen bölgedeki çayırlar, kafeslere 300 m, kontrol olarak seçilen bölgedeki çayırlar ise bu bölgeye 1 km den daha fazla uzaklıkta yer alırlar. Posidonia oceanica çayırları ile birlikte yaşayan makrofaunal türlerin mevsimsel değişimleri, balık yetiştiriciliği yapılan çiftliklerin uzun dönem etkilerini ortaya koymak için araştırılmıştır.Bu çalışma kapsamında, Posidonia oceanica çayırlarının fenolojik özellikleri ve pH, sıcaklık, tuzluluk, besin tuzları, sedimentteki organik madde miktarı gibi bazı fiziko-kimyasal parametreler de incelenmiştir. Örnekler 0-5m, 5-10m ve 10-15m derinlik aralığında yer alan P.oceanica çayırlarından SCUBA ile alınmıştır.Yapılan istatistiksel analizler, Mollusca grubuna ait biyokütle ve bolluk değerleri açısından mevsimler ve istasyonlar arasında önemli bir farkın olduğunu göstermiştir. Bununla beraber, Polychaeta grubunda bu fark sadece mevsimler arasında belirlenmiştir. P. oceanica çayırları ile birlikte bulunan makrofaunal gruplar seçilen iki bölge arasında önemli farklılıklar göstermez ve Polychaeta, Crustacea, Mollusca ve Echinodermata gruplarına ait olan baskın türler aslında P.oceanica çayırları için yaygın olan türlerdir.

Posidonia oceanica
Senem Önen
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

İzmir Körfezi Gediz nehri ağzında partikül ve çözünmüş madde taşınımı

Bu çalışma ile Gediz Nehri'nin mevsimsel olarak partikül ve çözünüş madde taşınımının tuzluluk dağılımı ile İzmir Dış körfezine etkisi 2004-2005 yılları içinde izlenmiştir. Partikül ve çözünmüş besin tuzları (C, N, P, Si), Chl-a ve toplam askıda katı madde ölçülmüş ve değerlendirilmiştir. Sonuç olarak yapılan çalışmadan nehrin mevsimsel olarak bir kapan davranışı gösterdiği görülmüştür. Yapılan bu çalışma ile Gediz Nehri'nin en çok kıyı bölgesini etkilediği özellikle Homa Lagünü ve güney kıyı şeriti boyunca ilerlediği sonucuna varılmıştır.

Fizikokimyasal özelliklerGediz NehriNehir ağzı+1
Ayşın Süzal Pastore
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir Körfezi'nde Serranus cabrilla (Linnaeus, 1758) ve Serranus hepatus (Linnaeus, 1758)'un (hani balıkları)üreme özellikleri

Bu çalışmada İzmir Körfez'inde Serranus cabrilla ve Serranus hepatus türlerinin bazı biyolojik özellikleri incelenmiştir. Örnekleme Şubat 2007-Eylül 2008 arasında dip trolü ile yapılmıştır. Örneklemelerde 554 dişi ve 340 hermafrodit S. cabrilla; 443 dişi ve 2070 hermafrodit S. hepatus incelenmiştir.S. cabrilla ve S. hepatus türlerinin üremelerini sırasıyla Mart-Mayıs, Mart-Eylül arası dönemlerde gerçekleştirdikleri; sırasıyla 129 mm ile 77 mm iken ilk cinsel olgunluğa ulaştıkları; bir kerede bırakılan yumurta miktarının ise ortalama olarak 2869 ve 587 adet olduğu belirlendi.Örnekleme alanında S.cabrilla 95-210 mm çatal boy arasında; S.hepatus 63-119 mm total boy arasında değişim göstermiştir. Her iki türün de negatif allometrik büyüme gösterdiği bulunmuştur. Boy ağırlık ilişkisi hani balıkları için örnekleme mevsimlerine ve cinsiyete göre farklı bulunmuştur.

Üreme
Dilay Birim
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir İç Körfezi'nde, kıyı sularında ve kara midyelerde (Mytilus galloprovincialis Lamarck, 1819) fekal koliform bakterilerin izlenmesi

İzmir İç Körfezi'nin su kalitesi, evsel atıksu arıtma sisteminin 2000 yılında faaliyete geçmesine paralel olarak, iyileşme sürecine girmiş bulunmaktadır. Bu çalışmada, arıtmanın etkilerini ve kontaminasyon seviyesini görmek amacıyla; dört istasyondan alınan deniz suyu ve M.galloprovincialis örnekleri, bir yıl boyunca fekal koliform bakteri sayımı ile mikrobiyolojik açıdan izlenmiştir. Deniz suyu analizi ?Membran Filtrasyon? yöntemi ile yapılmış, fekal koliform bakteri kolonileri tavsiye edilen değerlerin üzerinde bulunmuştur. M.galloprovincialis'de toplam bakterilerin koloni oluşturma birimleri hesaplanmış, fekal koliform bakteri analizi ise ?En Muhtemel Sayı? yöntemi ile yapılmıştır. Bulunan değerler sınırlar dâhilindedir. Buna göre; İzmir İç Körfezi'nde en yüksek değer Pasaport İskele'de, en düşük değer ise Üçkuyular İskele'de ölçülmüştür. Pasaport İskele'deki mendirek engelinin yüksek düzey fekal koliform bakteri etkeni olduğu düşünülmektedir. Fekal koliform bakteri düzeyi aylara göre değişiklik göstermektedir. Artan sıcaklık ve organik madde üretimi, ilkbahar ve yaz aylarında tüm istasyonlarda artışa neden olmaktadır (Üçkuyular İskele hariç). Sonbahar ve kış aylarında fekal koliform bakteri sayısının düştüğü gözlenmiştir. Buna rağmen Pasaport İskele'de yüksek değerler alınması, bölgeye karışan atıkların göstergesidir. Sonuç olarak; atıksu arıtma sistemi, deniz suyu kalitesini ?kabul edilebilir? seviyede tutmaktadır. Sınır değerler, yoğun nüfus baskısına bağlı olarak ortama giren ?kaçakların? göstergesidir. Çalışmamızda fekal koliform bakteri tür analizi de yapılmış; tüm istasyonlarda Escherichia coli bulunmuş ve iki istasyonda Enterobacter aerogenes tanılanmıştır (Yazın Pasaport İskele ve kışın Üçkuyular İskele'de).

Escherichia coliMytilus galloprovincialis
Suna Akar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
DoctorateOpen AccessEN

The polychaeta of the Homa lagoon (Izmir bay)

The composition and distribution of the polychaeta fauna on the soft bottom of the Homa Lagoon were presented with the relations between key environmental variables affected on the fauna and faunal distribution patterns between sampling periods January 2006-January 2007. Environmental variables considered included water temperature, salinity, dissolved oxygen, pH, Chl-a, nutrients, sediment temperature, organic matter content in sediments and sediment grain size. The community was characterized by Heteromastus filiformis, Glycera tridactyla. These were accompanied by species Hediste diversicolor. Capitella capitata. Spio decoratus. Some species such as Polydora ciliata, Nepthys hombergii. Capitella giardi, Sigambra tentaculata, Prionospio multibranchiata, Malacoceros fuliginosus and Streblospio shrubsolii had fewer densities compared to other species in the lagoon. Diversity exhibited a seasonal pattern with highest value was occurred in spring (H?=1.06) and lowest value was in summer (H?=0.66). Secondary production and feeding guilds of the species were indicated from monthly samplings. Salinity, sediment temperature, pH, Chl-a and particle size of the sediment highly correlated with biomass and density of the fauna. A weak correlation was occurred between environmental factors and the distribution of polychaetes.

Homa lagoonOrganic mattersPolychaeta
Elif Can Yılmaz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir körfezinin çok ışınlı üç boyutlu batimetri haritası ve sığ sedimanter yapısının incelenmesi

Bu çalışma, İzmir Körfezi'nden toplanan bir dizi yüksek ayrımlı akustik verinin birbiri ile ilişkilendirilerek yorumlanmasını içermektedir. Çalışmada çok ışınlı batimetri, CHIRP yüksek ayrımlı mühendislik sismiği ve yanal tarama sonarı verileri yardımıyla, bölgenin morfolojik ve sığ sedimanter yapısı akustik olarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Yapılan çalışmalar, körfezin morfolojisini, aktif tektonik ve sığ sedimater yapısını, sığ gaz birikimlerini ve sıvı/gaz çıkışlarının incelenmesini kapsamaktadır.İzmir Körfezi, iç körfezden dış körfeze doğru derinleşmekte, bazı bölgelerde az engebeli bazı bölgelerde engebeli bir taban morfolojisi sunmaktadır. Gediz Nehri'nin getirdiği alüvyonlar sebebi ile körfezin K-KD kıyısının çok sığ olduğu göze çarpmaktadır. Körfezde gemi batıkları, dökü alanları ve navigasyon kanalı gibi birçok yapay morfolojik yapıya da rastlanmaktadır.Çalışma kapsamında toplanan akustik veriler körfezde birçok aktif fayın varlığını işaret etmektedir. Dış körfezde KKB-GGD, orta körfezde ise D-B doğrultulu normal fayların, dış körfezde batıya, orta körfezde güneye doğru gençleştiği ve ilerlediği gözlenmiştir.Körfezde geniş bir alana yayılan bu tortullar yüksek ayrımlı sismik veriler yardımıyla incelenmiş ve Geç Pleistosen'den Holosen'e kadar tortul birikimleri hesaplanarak izopak haritası oluşturulmuştur.İzmir Körfezi tortul dolgu özellikleri açısından sığ gaz birikimine elverişli bir ortamdır. Körfezdeki sığ gaz birikimleri KD bölgesinde Gediz Deltası sınırlarında ve KB bölgesinde küçük birikimler halinde görülmektedir. Ayrıca fay sistemlerinin üzerinde veya yakınında gaz/sıvı çıkışlarına ve birçok aktif ve pasif pockmark yapılarına rastlanmış ve birbirleriyle ilişkileri tartışılmıştır.

BatimetriJeofizikJeofizik araştırmaları+3
Süleyman Coşkun
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Anti-fouling boyaların denizdeki bakteriyal biyofilm gelişimi üzerine etkisi

Biyofilm bakterileri sualtı yapılarda ciddi sorunlara neden olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, sabit plakalar yüzeyinde hücre dışı polimerik maddeler (EPS) üreten biyofilm bakterilerinin tanılanmaları ve çeşitli antifouling ajanların biyofilm bakterilerinin gelişimini engelleyen minimum inhibisyon konsantrasyonlarının (MICs) tespitidir. Boyalardaki antifouling ajanlar olarak, çinko oksit, bakır oksit, tribütiltin, florin, triazine diamin gibi katkılar kullanılmış boyalar ve bir de sadece antipas boya uygulanmıştır. Örnekleme sürecince, İzmir civarında yer alan iki yat limanında bulunan test plakalarının tümünde bakteriyal büyüme gözlenmiştir. Çalışma süresince plakaların yüzeyinden yüz yirmi ırk kültüre edilmiş, bunlardan yirmi tanesi ileri biyokimyasal ve moleküler analizlerle karakterizasyon için seçilmiştir. Ribozamal DNA dizileri kullanılarak yapılan filogenetik analizler sonucunda, yirmi ırkın ?-Proteobacteria ve Firmicutes (Pseudoalteromonas, Alteromonas, Klebsiella, Vibrio ve Exiguobacterium) alt sınıflarına dahil oldukları belirlenmiştir. Sekiz ırk, EPS üretme yetenekleri açısından ve EPS'lerindeki şeker ile protein içeriklerinin belirlenmesi açısından ileri testler için seçilmişlerdir. Çalışmada, hücre büyümesi ile EPS verimliliği açısından negatif bir ilişki olduğu belirlenmiştir. EPS'lerdeki şeker içerikleri ince tabaka kromatografisi (TLC) ile belirlenmiştir. EPS yapısında şekerler olarak glukoz, galaktoz, fruktoz ve ramnoz tespit edilmiştir. Minimum inhibisyon konsantrasyonu analizlerinde triazine diamin ve bakır oksit içeren boyanın bireysel ırklara karşı en güçlü antibakteriyal etkiyi gösterdiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bireysel biyofilm bakterileri, antifouling boyalara karşı oldukça duyarlı iken biyofilmin gelişmesini takiben direnç kazanmaktadırlar. Ayrıca, çalışma süreci boyunca, toplam canlı bakteri yoğunluğu ile deniz suyunun fiziko-kimyasal değişkenleri arasında ilişki görülürken, toplam canlı bakteri yoğunluğu ile besin elementleri arasında güçlü bir korelasyon bulunamamıştır.

Aslı Kaçar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Ege denizinde bölgelere göre barbun balığının trol avı miktarı ve boy dağılımındaki değişmeleri üzerine bir araştırma

Bu çalışmada, barbun (Mullus barbatus L.) balığının 1991?1996 yılları arasında Ege Denizi'nin Türkiye sularındaki trol av miktarı ve boy-frekans dağılımları incelenmiştir. Trol örneklemeleri K. Piri Reis araştırma gemisi ile gerçekleştirilmiş ve doğu Ege Denizi'nin değişik alanlarında toplam 341 trol örneklemesi yapılmıştır. Araştırma alanı, ekolojik özellikleri dikkate alınarak 5 ana alt alana ve 3 derinlik tabakasına (A: 30?100 m, B: 100?200 m, C: 200?300 m) ayrılmıştır. Barbun balığı örnekleri her bir örnekleme mevsimi için bu alt alanlara göre gruplandırılmış ve her bir grup için ortalama av oranı (kg/s) ve biyokütle miktarı (kg/km2) hesaplanmıştır. Bu değerler örnekleme alt-alanı, derinliği ve mevsimine göre oldukça değişkenlik göstermiş, 0,07 kg/s ve 1,59 kg/km2 (III. Alt-alan, B tabakasında yaz 1991) ile 18,13 kg/s ve 431,64 kg/km2 (III. Alt-alan, A tabakasında kış1994) arasında yer almıştır. Genelde, av oranı ve biyokütle değerlerinin, kuzey Ege Denizi'nde diğer alt-alanlara göre daha az olduğu bulunmuş ve bu değerlerin kuzeyden güneye doğru bir artış eğilimi gösterdiği belirlenmiştir. Av oranı ve biyokütle değerleri derinliğin artmasıyla birlikte azalmış, 200 m'den daha derin sularda barbun balığına nadiren rastlanmıştır. Barbun balığının boy-frekans dağılımları da her bir alt-alan, derinlik tabakası ve mevsim için değerlendirilmiştir. Boy frekans dağılımlarında alt-alanlar arasında önemli bir farklılık bulunmasa da A tabakasında küçük boylu bireylerin oranı diğer tabakalara göre daha yüksektir. Boy frekans dağılımlarında mevsimsel bir farlılık bulunmazken güz döneminde stoka katılımdan dolayı küçük boylu bireylere rastlanmıştır.

Mullus barbatus
Çağlar Altınok
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
DoctorateOpen AccessEN

Monitoring of heavy metals in macroalgae from the Turkish coast of the Aegean sea

Marine organisms were evaluated as possible biomonitors of heavy metal contamination in marine coastal areas. The concentrations of different metals (Hg, Cd, Pb, Cr, Cu, Zn and Fe) were measured in red, brown and green macroalgae species seasonally at eight coastal stations along the Turkish coast of the Aegean Sea. Sediment and seawater samples were also collected from the sampling stations to detect their metal contents in order to gain more information on the environmental conditions of the area and possible bioaccumulation patterns. .The aim of this study is, to gather more information on the use of selected species as cosmopolitan biomonitors for the eastern Aegean; to provide information on the marine environmental quality throughout the use of macroalgae and to determine which algae species are suitable as biomonitoring species for the study area.. Main oceanographic parameters were measured at the sampling stations to evaluate the results more sensitively. The relative abundance of metals in macroalgae decrease in the order: Fe>Zn>Cu>Cr>Cd>Hg>Pb and in seawater: Fe>Zn>Pb>Cu>Cr>Cd>Hg. The distribution order of metals in macroalgae and seawater had the same trend except Pb. In sediment the distribution order was Fe>Cr>Zn>Pb>Cu>Hg>Cd. The highest metal concentrations in seawater were measured from the inner part of the İzmir Bay. The concentrations of heavy metals in sediment samples were lower in the sampling regions than the polluted areas of the Mediterranean Sea. Metal concentrations in macroalgae showed significant correlations with the corresponding ones in seawater and sediment. In all of the macroalgae species Zn and Fe were significantly correlated with each other except for Codium fragile. Regarding net accumulation, Cystoseira and Entromorpha were the strongest accumulators of Cd, Cr, Fe and Hg, Pb, Zn, respectively. Ulva turned out to be the highest Cu accumulator. The brown algae Cystoseira sp., the green algae Ulva sp. and Entromorpha sp. possess high potential as cosmopolitan biomonitors for trace metals in Aegean Sea.

Heavy metalsAccumulationAegean Sea
İdil Akçalı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Deniz memelileri bilimi ve yönetiminin Türkiye'deki durumu ve deniz memelilerinin Ege'deki trol balıkçılığı ile etkileşimi

Bu çalışma, deniz memelilerinin Ege Denizi'ndeki trol balıkçılığı ile etkileşimini incelemek için yapılmış ve bu amaçla, 23 Aralık 2007 ve 14 Nisan 2008 tarihleri arasında Foça Limanı'na bağlı bulunan trol tekneleriyle sefere çıkılmıştır. Amaç; deniz memelileri ile trol balıkçılığı arasındaki ilişkiyi her iki taraf için de değerlendirerek, gerçekleştirilecek koruma çalışmaları için zemin oluşturmaktır.Çalışma alanındaki trol balıkçıları ve araştırmacılar tarafından Tursiops truncatus en çok gözlenen tür olarak bildirilmiştir. I.Dönem toplanmış olan balıkçılık efor verilerine göre tüm avlanma sahasının (gridler bazında) %9 (n=38)'inde ve II. Dönem gridlerin %8 (n=41)'inde Tursiops truncatus gözlenmiştir.Çalışma sahasında gözlemlenen diğer tür Delphinus delphis'dir. Bu tür balıkçılık efor verilerine göre tüm avlanma sahasının (gridler bazında) %0,2 (n=1)'inde gözlenmiştir.I.Dönemde çalışma alanında tahmini bulunan birey sayısı II. Döneme göre daha fazladır bu bilgiler bize alandaki yunus bireylerinin göç etme olasılığı düşündürmektedir.Deniz memelileri ile trol balıkçılığı arasında direk olmasa da indrekt bir etkileşim olduğu söylenebilir.

BalinalarBalıkçılıkCetacea+3
Elif Enül
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00