Bingöl University
Discipline

İslam İktisadı ve Finansı Anabilim Dalı (disiplinlerarası)

Bingöl University

4

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

4 Theses
Master'sOpen AccessTR

İslami finans sektöründe blockchain teknolojisinin uygulama alanları

Finans, ekonomik hayatın en önemli unsurlarından biridir. Finans, mal ve hizmet üretimi, tüketimi, dağıtımı, tasarrufu, yatırımı, borçlanmayı, ödemeyi, sigortayı, yardımlaşmayı, kalkınmayı, refahı ve daha pek çok faaliyeti etkileyen bir araçtır. Finans, aynı zamanda, insanların hayat tarzlarını, değer yargılarını, ahlaki tutumlarını, sosyal ilişkilerini, kültürel özelliklerini, siyasi tercihlerini, dini inançlarını ve daha pek çok yönünü de belirleyen bir etkendir. Finans, bu kadar önemli ve etkili bir alan olması sebebiyle, her zaman ilgi odağı olmuş, farklı sistemler, kurumlar, ürünler, hizmetler, modeller, teoriler, yaklaşımlar, üretmiştir. İslami Finans ise, İslam hukukunun temel ilkelerine dayanan, faizsiz, adil ve paylaşımcı bir finansal sistemdir. İslami Finans, İslam'ın ekonomik hayata getirdiği kurallar, değerler, amaçlar, hedefler, yöntemler, kurumlar, ürünler, hizmetler, modeller, teoriler ve yaklaşımlar bütünüdür. İslami Finans, ekonomik hayatı, insanın yaratılış gayesi, dünya ve ahiret dengesi, Allah'ın rızası, toplumun refahı, adaletin tesisi, paylaşımın artırılması, emanetin korunması, helalin tercih edilmesi, haramdan kaçınılması, zararın önlenmesi, faydanın sağlanması, maslahatın gözetilmesi, zaruretin dikkate alınması, kolaylığın sağlanması, zorluğun giderilmesi, gibi temel ilkeler doğrultusunda düzenlemeyi amaçlayan bir sistemdir. Faiz esasına bağlı ekonomik sistemler, İslami finans açısından birçok insani ve finansal sorunlara sebep olmaktadır. Bu sorunlar arasında, servetin adaletsiz dağılımı, gelir eşitsizliği, yoksulluk, borçluluk, enflasyon, spekülasyon, belirsizlik, etik olmayan yatırımlar, sosyal adaletsizlik, savaşlar, ahlaki çöküntü, insan haklarının ihlali, gibi bir çok sorun bulunmaktadır. İslami Finans, günümüz dünyasında hakim olan faiz esasına bağlı kapitalist ekonomik sistemlere alternatif bir sistem sunmaktadır. İslami Finans, sınırsız ihtiyaç ve kıt kaynak tanımını reddederek, sorunun kaynak kıtlığı değil, paylaşım olduğunu savunmaktadır. İslami Finans, son yıllarda küresel ölçekte büyük bir gelişme göstermiş ve hem Müslüman hem de gayrimüslim ülkelerde büyük bir ilgi görmeye başlamıştır. Ancak İslami Finansın yaygınlaşması ve rekabet edebilmesi için bazı uluslararası engelleri aşması gerekmektedir. Küresel ekonomik alanda, merkez bankaları, uluslararası finansal kuruluşlar, bankacılık düzenleme kurumları ile faize dayalı bankacılık üzerinden dayatılan haksız standartlar ve kısıtlamalar, İslam ülkelerini ve İslami finansı dar bir alan da hareket etmeye zorlamaktadır. Blokchain teknolojisi ve kullanım alanları ise bu anlamda bu dar çerçeveyi aşmak için yapısı itibariyle çok önemli fırsatlar sunmaktadır. Blokchain teknolojisi, İslami finans sektöründe farklı uygulama alanlarına sahip olabilir. Finans sektöründe ödemelerin hızlı ve güvenli bir şekilde yapılması, ticari finansman, dijital kimlik, sukuk, zekât, takâful gibi birçok finansal ürün ve hizmetlerin sunumunu ve yönetimini iyileştirebilir. Ve kredi raporlama gibi işlemlerin verimliliğini ve şeffaflığını artırmayı sağlayabilir. İslami finans sektörünün faiz, kumar, spekülasyon, belirsizlik ve etik olmayan yatırımlar gibi İslam'ın yasakladığı unsurlardan uzak durmasını kolaylaştırabilir. İslami finans sektörünün küresel rekabet gücünü artırabilir, müşteri memnuniyetini yükseltebilir ve İslami finans ilkelerine uygunluğu sağlayabilir. Blokchain Bitcoin ile beraber sadece kripto paralar özelinde finansal piyasalarda yeni bir çığır açmıştır. Kripto paralar, transfer uygulamaları, ticari mutabakatlar, veri kayıt, tedarik zinciri, internet bankacılığı, gibi birçok alanda kullanılabilen blokchain, İslami finans ve katılım bankacılığının bu sürece dâhil olmasını bir zaruret haline getirmektedir. Kripto para birimleri, dijital ortamda kullanılan, merkezi bir otoriteye bağlı olmayan, kriptografik yöntemlerle güvenliği sağlanan, paraya alternatif bir değişim aracı olarak tanımlanabilir. Kripto para birimlerinin ilki ve en popüleri olan Bitcoin, 2008 yılında Satoshi Nakamoto takma adlı bir kişi ya da grup tarafından yayınlanan bir makale ile ortaya çıkmış ve kısa sürede küresel bir fenomen haline gelmiştir. Bugün ise, Bitcoin'in yanı sıra, Ethereum, Ripple, Litecoin, Tether gibi pek çok sanal para birimi piyasada yer almaktadır.

Muhammed Yaşar
Bingöl University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin helal ilaç satın alma niyetini etkileyen faktörlerin ölçülmesi

Tüketicilerin satın alma niyetlerini şekillendiren birçok unsur bulunmaktadır. Bu unsurlar arasında kültürel değerler, ekonomik koşullar ve sosyal etkenlerin yanı sıra dini inanç ve değerler de önemli bir rol oynamaktadır. Helal kavramı, Müslüman tüketiciler açısından yalnızca gıda ürünlerinde değil, kozmetik, tekstil, temizlik, lojistik, finans, turizm, ilaç ve sağlık ürünleri alanları gibi birçok alanda belirleyici bir faktör haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, tüketicilerin helal ilaç satın alma niyetlerini etkileyen faktörleri belirlemek ve bu kapsamda dindarlık, sağlık bilinci, helal ilaç bilgisi ile helal ilaç anlayışının satın alma niyeti üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırmada nicel yöntem kullanılmış, veriler Türkiye genelinde farklı demografik özelliklere sahip 251 katılımcıya uygulanan anket aracılığıyla toplanmıştır. Anket formunda beşli Likert tipi ölçekler kullanılmış, elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda,dindarlık, helal ilaç bilgisi ve helal ilaç anlayışı değişkenlerinin helal ilaç satın alma niyeti üzerinde anlamlı ve pozitif etkiler yarattığı tespit edilmiştir. Buna karşın, sağlık bilinci anlayışının satın alma niyeti üzerinde doğrudan anlamlı bir etkisinin bulunmadığı belirlenmiştir. Ayrıca, katılımcıların yaş, cinsiyet, eğitim ve gelir gibi demografik özelliklerinin satın alma niyetinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık oluşturmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bulgular, ilaç sektöründe pazarlama ve bilinçlendirme stratejilerinin oluşturulmasında dini hassasiyetlerin, sağlık bilincinin ve bilgi düzeyinin dikkate alınması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Tuğçe Yıldırım
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı Devleti'nde vakıfların sosyo-ekonomik boyutu: Fatih ve Süleymaniye Külliyeleri özelinde bir inceleme

Osmanlı Devleti'nde vakıflar, toplumun dini, sosyal ve ekonomik yapısının temel taşlarından birini oluşturmuştur. Bu çalışma, vakıfların dini, sosyal ve ekonomik boyutlarını inceleyerek, Osmanlı toplumunda oynadıkları kritik rolleri ortaya koymayı amaçlamaktadır. Dini boyutta vakıflar, cami, medrese, tekke gibi ibadet ve eğitim yerlerinin inşası ve bakımı ile dinin yayılması ve manevi değerlerin korunmasında önemli bir rol üstlenmiştir. Sosyal boyutta ise vakıflar; fakirler, yetimler, dullar ve diğer ihtiyaç sahiplerine yardım sağlayarak sosyal adaletin tesis edilmesine katkıda bulunmuş, toplumsal dayanışmayı ve barışı güçlendirmiştir. Ekonomik boyutta vakıflar; tarım arazileri, ticaret hanları, hamamlar gibi mülklerden elde edilen gelirlerle hem vakıf hizmetlerinin sürdürülebilirliğini sağlamış hem de Osmanlı ekonomisine canlılık kazandırmıştır. Bu çalışma, Osmanlı Devleti'ndeki vakıfların özellikle sosyo-ekonomik boyutuna odaklanıp Fatih ve Süleymaniye Külliyeleri örneğinden hareketle karşılaştırmalı bir analiz sunmayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda çalışmanın temel amacı, Osmanlı Devleti'ndeki vakıf kurumunun toplumsal ve ekonomik hayat üzerindeki etkilerini tarihsel ve analitik bir bakışa tabi tutmaktır. Bu çerçevede çalışmanın amacını daha net ortaya koyabilmek amacıyla Osmanlı Devleti'nin sosyo-ekonomik olarak en görkemli dönemi olarak kabul edilen on beşinci ve on altıncı yüzyıllar ele alınmıştır. Ardından iki külliye seçilerek çalışmanın kapsamı hem dönem hem de külliye örnekleri anlamında daraltılmıştır. Karşılaştırmalı analiz yöntemi kullanılarak yürütülen çalışmada Fatih ve Süleymaniye Külliyelerinin vakıf belgeleri, yapısal özellikleri, hizmet alanları ve toplumsal etkileri incelenmiştir. Çalışma sonucunda her iki külliyenin de inşa edildikleri dönemlerin şartlarını ve sultanların vizyonunu yansıtarak Osmanlı toplumunun sosyal, ekonomik ve dini yapısının bir özeti niteliğinde olduğu görülmektedir. Fatih Külliyesi, Osmanlı Devleti'nin kuruluş dönemi ideallerinin önemli bir temsili olarak öne çıkmakta olup toplumsal dayanışma, eğitim ve dini hizmetlerin entegrasyonu ile inşa edilmiştir. Süleymaniye Külliyesi ise Osmanlı'nın altın çağı olarak kabul edilen Kanuni Sultan Süleyman döneminin siyasi ve kültürel kudretini simgelemekte olup sadece bir dini merkez olmanın ötesine geçerek bilimi, sanatı ve toplumsal hizmetleri bir arada sunan bir kompleks olarak tasarlanırken Osmanlı'nın evrensel vizyonunu yansıtmıştır.

Ali Beytar
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Faiz temelli kapitalist iktisadi sistemin davranış kodları ve İslam iktisadı ile mukayesesi

Bu tez, insanlık tarihinin sosyoekonomik dönüşümlerini, hayatta kalma içgüdüsü ve ihtiyaçların karşılanmasına yönelik arayışlar ekseninde ele almaktadır. Avcılık ve toplayıcılıkla başlayan bu iktisadi evrim, zaman içinde tarım, sanayi ve teknoloji temelli sistemlere doğru ilerlemiş; bu süreçte toplumsal yapılar da kabile düzeninden modern ulus-devletlere kadar çeşitlenmiştir. Özellikle Sanayi Devrimi sonrasında Batı Avrupa'da gelişen sermaye birikimi, günümüz kapitalist iktisadi sisteminin kurumsallaşmasının zeminini hazırlamıştır. Bu sistemin merkezinde yer alan faiz mekanizması, servetin belirli ellerde yoğunlaşmasına, sınıf farklılıklarının derinleşmesine ve küresel düzeyde ekonomik eşitsizliklerin artmasına neden olmuştur. Sömürüye dayalı bu yapı, iç savaşlar, siyasi istikrarsızlıklar ve ekonomik krizler aracılığıyla dünya genelinde toplumsal huzuru tehdit eden bir unsur haline gelmiştir. Bu çalışma, kapitalist iktisadi sistemin faiz merkezli işleyişini eleştirel bir yaklaşımla incelemekte, bu sistemin doğurduğu ekonomik ve sosyal sorunların kökenlerine ışık tutmaktadır. Tez, İslam iktisadının faiz yasağını merkeze alarak, mevcut sisteme alternatif bir model önerisi sunmayı amaçlamaktadır. İslam ekonomisinde yasaklanan faiz, sadece bir finansal araç değil, aynı zamanda sömürüye ve haksız servet transferine dayalı gayrimeşru bir düzenin sembolü olarak değerlendirilmekte; bireyi ve toplumu ekonomik zulümden koruyan ahlaki bir ilke olarak ele alınmaktadır. Çalışma, borca dayalı finans yerine, üretime ve risk-kâr paylaşımına dayalı modelleri ön plana çıkarmaktadır. Öz kaynakların doğrudan yatırıma dönüştürüldüğü ve spekülatif etkilerden arındırılmış finansal yapıları esas alan İslam iktisadı, sürdürülebilir, adil ve insani bir ekonomik düzenin inşasına katkı sunma potansiyeline sahiptir. Bu bağlamda tez, mevcut kapitalist sistemin eleştirisinin ötesine geçerek, İslami bir perspektiften alternatif bir iktisadi paradigma arayışına kapı aralamaktadır. Çalışma, bu amaca ulaşmak için metodolojik olarak karşılaştırmalı analiz yöntemini kullanmakta; kapitalist ve İslam iktisat sistemlerini, temel prensipleri ve sonuçları üzerinden mukayese etmektedir.

Haşim Yanar
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00