Bingol University
Discipline

Business Administration

Bingol University

6,540

Archived Theses

33

DOIs Assigned

1%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal yönetim bağlamında yönetim kurulu yapılarının ihracat performansına etkileri: Türkiye örneği

Bu çalışmanın temel amacı kurumsal yönetim bağlamında yönetim kurulu yapılarının, ihracatçı firmaların ihracat performansına etkisini araştırmaktır. Bu kapsamda Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin her yıl yaptığı ?İlk 1000 İhracatçı? çalışmasından yola çıkılarak, Türkiye'de 2009 yılı itibariyle en fazla ihracat yapan 221 firmanın 2007-2008-2009 periyodundaki yönetim kurulu yapıları ile ihracat performansları arasındaki ilişki araştırılmaktadır.Bu çalışmanın katkısı, gelişmekte olan ülkeler açısından Türkiye örneğini oluşturmasıdır. İkinci katkısı ise, ihracat performansının ölçümünde finansal ve finansal olmayan ölçütlerin bir arada kullanılmış olmasıdır.

Kurumsal yönetimPerformansTürkiye+4
Ozan Kalaycıoğlu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Küresel pazarlama ortamında elektronik pazaryerlerinin etkinliğinin arttırılmasında güvenilirliğin rolü: Türkiye'de otomotiv sektöründe bir araştırma

ÖZETDoktora TeziKüresel Pazarlama Ortamında Elektronik Pazaryerlerinin Etkinliğinin Arttırılmasında Güvenilirliğin Rolü: Türkiye'de Otomotiv Sektöründe Bir Araştırmaİsmail METİNDokuz Eylül ÜniversitesiSosyal Bilimler Enstitüsüİşletme Anabilim Dalıİşletme ProgramıElektronik pazaryerleri (e-pazaryerleri), internetin ve dolayısıyla elektronik ticaretin ortaya çıkmasından bu yana gelişimini sürdürmektedir. Küresel rekabet ortamında firmalar bir adım öne çıkabilmek için modern ihracat pazarlaması yöntemlerine başvurmaktadır. Bunlardan en önde geleni e-pazaryerlerini kullanarak ihracat ve ithalat yapabilmektir. Uygulamadaki öneminin yanı sıra bilimsel çalışmalar açısından da ele alınması gereken e-pazaryerlerinin geldiği son noktada ise, güvenilirlik önemli bir hale gelmiştir.İnternet üzerinden yapılan ticarete ilişkin en yaygın endişe, güvenliktir. Fakat e-pazaryerleri daha çok dış ticaret işlemleri için kullanılmakta olup, ödemeler kredi kartı vb. uygulamalar ile internet üzerinden değil, genelde bankalar aracılığı ile yapılmaktadır. E-pazaryerlerinde güvenilirlik deyince ithalatçı ile ihracatçıların birbirlerine karşı olan kredibilitesi akla gelmektedir. E-pazaryerleri ile ithalatçı ve ihracatçıların güvenilirlik ile ilgili faaliyetleri bulunmaktadır. Güvenilirlik konusu, son zamanlarda ülkemizde de yeni bir çalışma alanı olarak görülmektedir. Bu doğrultuda tez çalışmamızda; gerek teorik inceleme gerekse KOBİ'lerde durumu araştırma aracılığıyla Türkiye'deki konu ile ilgili literatüre katkı sağlama amacı güdülmektedir.Dört bölümden oluşan tez çalışmasının birinci bölümünde genel olarak; küresel rekabet ortamında yaşanan gelişmeler; ikinci bölümünde; elektronik ticaret konusu kuramsal açıdan ele alınmaktadır. Çalışmanın üçüncü bölümünde; elektronik pazaryerleri ve e-pazaryerlerinde güvenilirlik hakkında detaylı bilgi verilmiştir. Ve son bölümünde ise; Türkiye'de otomotiv endüstrisinde faaliyet gösteren ve önde gelen elektronik pazaryerlerine üye olan firmalar üzerinde gerçekleştirilen bir anket çalışması ile elde edilen ve e-pazaryerlerinde en çok kullanılan güvenilirlik yöntemleri, e-pazaryerlerinin küresel rekabette bir avantaj sağlayıp sağlamadığına yönelik bir durum saptaması, e-pazaryerlerindeki güvenilirlik uygulamalarının ihracat/ithalat departmanı çalışanları tarafından nasıl algılandığı, önemsenip önemsenmediği e-pazaryerlerinde güvenilirliğin ihracat ve ithalattaki yeri şeklindeki konuları içeren bulgulara yer verilmektedir.Anahtar Kelimler: E-Ticaret, E-Pazaryerleri, Güvenilirlik, Küresel Rekabet, Dış Ticaret, Otomotiv Sanayi

Elektronik pazar yerleriElektronik pazarlamaElektronik ticaret+4
İsmail Metin
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessEN

The effects of macroeconomic factors on foreign direct invesments: A sectoral approach

There is a long standing belief that foreign direct investment (FDI) inflows help the countries to have the opportunity to make further improvements. In recent decade, this belief strengthened by the fact that faster growing economies tend to attract more FDI. Even if the direction of causality between FDI and growth is not absolute yet, positive impacts of FDI such as transferring technology or creating employment are enough attractive for policymakers. Consequently, investigating factors that pull FDI into country became a crucial topic in International Business and Economics literature. Even though there is a huge scale of written literature focuses on investigating effects of these factors on FDI location, there is still lack of studies taking related sectors into consideration.The main purpose of this dissertation is to investigate the influence of the macroeconomic factors on FDI location by taking related sectors into account. Consistent with this purpose, some important macroeconomic FDI determinants are identified based on theoretical framework of FDI and then these factors are tested empirically through PLS method by using a panel data set which breaks down FDI flows into primary, manufacturing and services sector investments. The data set employed in empirical part of the dissertation covers 24 OECD member countries, over eleven years period between 1999 and 2010.The main finding of the study is that primary, manufacturing and services sector FDI affected in different levels and ways from macro economic factors. Moreover, it is observed that FDI decisions related to primary sector show low linkages with macroeconomic factors compared to the other sector sectors investigated.

Foreign direct investmentsMacroeconomyMacroeconomic factors+3
Güneş Başar Tamer
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Ambalaj maliyeti ile mamul satış fiyatı ilişkisi: Örnek bir uygulama

Teknolojinin gelişmesi ve internetin yaygınlaşması sonucunda bilginin daha çabuk yayılması ve kültürler arası etkileşim sonucunda küreselleşme olgusu artmış ve dünya tek bir pazar haline gelmiştir. Bu süreçte pazarlama yaklaşımları da değişmiş ve ürün temelli satıştan, müşteri odaklı satışa geçilmiştir.Ambalaj bu süreçte, ürünün korunması, kolay depolanması, taşınabilirliği gibi fonksiyonlarına ek olarak satış artırıcı bir özellik kazanmıştır. Bugün rekabet ortamında raflarda ürünü en çok gösteren ve satan ambalajdır.Ambalajın pazarlamadaki önemi gittikçe artmaktadır. Tüketicinin karar alma aşamasında ürünle beraber ambalajı da değerlendirdiği bilinmektedir. Markayı üzerinde barındıran ambalaj, ürününün reklamını yapmakta ve diğerlerinden farklılaştırarak ürünü bir adım öne çıkarmaktadır. Ambalaj artık farklı bir ürün olarak düşünülmekte ve en az içindeki ürün kadar tasarlanmaktadır.Ambalajında ürün olarak düşünülmesi ve çeşitli aşamalardan geçerek üretilmesi onu en az ürün kadar değerli kılmış ve üretimini de maliyetli hale getirmiştir. Ambalajın yapımında kullanılan malzemenin türü, tasarlanması ve üretim süreci maliyetini etkileyen en önemli unsurlardır. Maliyet azaltıcı bir politika izlemek, ambalajın kalitesiz ve gösterişsiz olmasına sebep olur. Tüketici gözünde ambalajın kalitesiz ve gösterişsiz olması, ürününde değerini düşürmekte ve satış rakamlarını olumsuz yönde etkilemektedir.Regresyon analizini kullanarak yaptığımız bu çalışmada, ürünün satış fiyatı ile hammadde ve ambalaj maliyeti arasındaki ilişkiyi inceledik. Ambalajın maliyetindeki artışın ürünün satış fiyatını, hammadde maliyetindeki artıştan daha çok etkilediği saptanmıştır. Ambalajın maliyetinin artması, doğal olarak ürününde satış fiyatında artırıcı bir etki yaratmıştır. Satış fiyatlarının artmasına rağmen, tüketiciler bu ürünleri talep etmeye devam etmektedirler. Her ne kadar içinde barındırdığı ürünün kalitesi değişmese de, ambalajın kalitesini ve gösterişini artırarak ürüne satış artırıcı bir özellik kazandırılabileceği anlaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Ambalaj, Ambalaj maliyeti, Ambalaj Maliyeti ? Satış Fiyatı ilişkisi

AmbalajlamaFiyatMaliyet+1
Burak Filiz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Değişim yönetimi stratejilerinin hemşireler üzerindeki etkileri: Bir hastane örneği

Araştırma, hemşirelik yönetmeliğinin çıkması sonucu hemşirelik yönetimi ve uygulamalarındaki değişimin hastanede çalışan hemşirelerin bu değişime karşı tutumlarını öğrenmek, hemşirelerin değişim karşısındaki tutumlarını yönetim tarzı açısından incelemek, örgütsel bağlılık kavramının hemşireler tarafından nasıl algılandığını ortaya koymak amacıyla mevcut durumu saptamaya yönelik gerçekleştirilmiş bir çalışmadır.Araştırma, İzmir il sınırları içinde yer alan bir eğitim ve araştırma hastanesinde yürütülmüştür. Veriler 3.10.2011 - 23.12.2011 tarihleri arasında gerekli resmi izinler alınarak toplanmıştır.Araştırmanın evreni; eğitim ve araştırma hastanesinde çalışan 794 hemşire, 33 sorumlu hemşireden oluşmaktadır. Hastanenin tüm birimlerinde basit rasgele örnekleme yöntemi ile seçilen gündüz ve gece vardiyasında çalışan 130 hemşireye ve 33 sorumlu hemşireye anket uygulanmıştır.Araştırmada kullanılan veri toplama araçları; bilgi formu ve değişime karşı tutum ölçeğidir. Bilgi formu, araştırma amacı dikkate alınarak, araştırmacı tarafından 13 sorudan oluşacak şekilde hazırlanmıştır.Verilerin istatistiksel analizi SPSS 15.0 for Windows paket programında %95 güven aralığında yapılmıştır. Parametreler tablolarla özetlenmiştir. Anketlerin puan ortalamaları arasındaki farkı bulmak için independent sample t test, One Way Anova (ileri analiz Bonferroni) analizleri kullanılmıştır. p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı, p>0,05 istatistiksel olarak anlamsız kabul edilmiştir.Ölçeğin iç tutarlılığını sınamak için Cronbach's Alpha katsayısı kullanılmıştır.Ölçeğin tümü için elde edilen Cronbach's Alpha değeri 0,91 olarak bulunmuştur.Değişimde Kurumsal Politika Cronbach's Alpha değeri 0,84, Değişime Direnç Cronbach's Alpha değeri 0,79, Değişimin Sonuçları 0,80 olarak bulunmuştur.Sonuç olarak; Sorumlu hemşirelerin değişimde kurumsal politika, değişime direnç, değişimin sonuçları alt boyut ve ölçek toplam puanları; hemşirelerin ortalama puanlarından istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Ankete katılanların hemşireliğin meslek olarak kabul edilmesinde yönetmeliğin etkili olduğunu düşündükleri ve yönetmeliği okuyanların, değişimi daha kolay kabul ettikleri bulunmuştur.Anahtar kelimeler: Değişim Yönetimi, Hemşirelik, Hemşirelik Yasası, Değişime Direnç

DeğişimHemşirelikYönetim bilimi
Ayfer Karakaş Yılmaz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Performansa dayalı ek ödeme sistemi

21.yy da şirketler sınırlarını kaybederken artık büyüklüğün getirdiği hantallık ve verimsizlikten kurtulmak için performans yönetimi denilen popüler bir yönetim tarzını uygulamaya başlamışlardır. Buradaki temel nokta, çalışanı motive ederek daha çok iş yapabilmesini sağlamaktır. Bu da şirkette daha az kaynakla daha fazla iş çıkartarak karlılık ve iş gücünü arttırması olanağı sağlamasının yanında, atıl kapasitelerden mümkün olduğunca kurtulma yoluna gitme, kazanılan kardan çalışanlara ekstra pay vererek çalışma şevkini arttırma ya da bekleneni veremeyen çalışanı işten çıkartarak yerine daha iyisini alma gibi bir nevi el feneri işlevi görerek yöneticilerin önünü aydınlatmaktadır.Sağlık sisteminin en önemli varlığı olan hastaneler, teknolojide meydana gelen hızlı gelişmeler ve yeniliklere uyum sağlayabilme ihtiyacı dikkate alındığında, günümüzün en dinamik ve karmaşık kurumları arasında yer almaktadır. Yönetim ve işletmecilik alanında her geçen gün yeni gelişmeler kaydedilmesi, hastane yönetimi için de yeni fırsatlar, yeni yöntemler geliştirilmesine neden olmuşturGünümüzün değişen rekabet ortamında düşük maliyetli, kaliteli ve etkili bir sağlık hizmeti sunmak, hastanelerin temel amacını oluşturmaktadır. Hastane işletmelerinin etkili ve verimli hizmet verebilmesi, hedef ve amaçlarına ulaşabilmesi; düzenli olarak performans ölçüm ve denetimlerinin yapılmasına ve değerlendirilmesine bağlıdır.Performans ölçümü planlı ve döngüsel bir çalışmayı gerektiren bir süreçtir. Bu amaçla oluşturulacak ölçüm sisteminin kuruluşların kendi ihtiyaçları doğrultusunda şekillenmesi kaçınılmazdır. Stratejik planlama sürecinin bir uzantısı olarak da değerlendirilebilecek performans ölçümü, sonuçları itibarıyla kuruluşların eksikliklerini ve potansiyel kapasitelerini açığa çıkararak sürekli iyileştirmeye zemin hazırlar.Sağlık kuruluşları açısından performans, Sağlık Bakanlığı'nın belirlediği stratejik amaçları gerçekleştirmek üzere giriştikleri faaliyetlerin ve personelin iş ve işlemlerinin sonucunun nicel ya da nitel olarak belirlenmesi, böylece sağlık kuruluşlarının genel olarak başarısının tespit edilmesi olarak tanımlanabilir.Performansa Dayalı Ek Ödeme Sistemi Ülkemizde Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde uygulanmaktadır. Sağlık Bakanlığı Sistemin performans kriterlerini ortaya koymuş ve oluşturduğu puanlama yöntemiyle performans değerlendirmesi yapmaktadır. Uygulanmakta olan sistemin başarılı yönleri olduğu kadar eleştirilen yönleri de bulunmaktadır. Önemli olan uygulanabilir bir sistem kurulması ve sürekli gelişen şartlara göre güncellenip, iyileştirilebilmesidir.

Ek ödeme sistemiHastanelerPerformans+5
Güler Kılıç
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık hizmetleri pazarlamasında tutundurma politikası; sağlık personeli ve hastaların reklama yönelik görüşlerine ilişkin Urla Devlet Hastanesi örneği

Sağlık hizmetleri; kişilerin sağlığının korunması, tanı, tedavi ve bakım için kişisel ve kurumsal olarak kamu ya da özel şahısların vermiş olduğu hizmetler olarak tanımlanabilir. Sağlık hizmeti veren birçok kuruluş vardır. Hastaneler sağlık hizmeti veren kuruluşların başında gelmektedir. Rekabet koşulları içinde çalışan endüstri ve hizmet işletmelerinde pazarlama temel bir fonksiyon olarak görülmesine rağmen, sağlık hizmeti sunan hastaneler için yeni bir olgudur.Sağlık hizmetlerinin pazarlanmasında önemli rol oynayan bir diğer bileşen de tutundurmadır. Tutundurma literatürde, herhangi bir işletmenin mal veya hizmetinin satışını kolaylaştırmak amacıyla üretici-pazarlamacı işletmenin denetimi altında yürütülen, müşteriyi ikna etme amacına yönelik, bilinçli, programlanmış ve eşgüdümlü faaliyetlerden oluşan bir haberleşme süreci olarak tanımlanır. Tutundurma çalışmalarında; reklam, halkla ilişkiler, kişisel satış ve satışa özendirme vasıtaları kullanılır.Bu çalışmada sağlık hizmetleri sunumunda reklamın ne düzeyde algılandığı tespit etmek amacıyla, Urla Devlet Hastanesi'nde yatan hastalar ile sağlık hizmeti veren personel üzerinde anket uygulaması yapılmıştır.Ülkemizde, sağlıkta reklam yapılması tamamen yasaktır. Sağlık Mevzuatı, sağlık alanını diğer ticari kuruluşlardan ayırmakta, sağlıkta reklama yasaklamalar getirmekte ve haksız rekabeti önlemeye çalışan maddeler içermektedir. Reklamın tamamen yasak olmasına rağmen; ankete katılan hasta ve sağlık personeli grubunda'' kontrollü olarak serbest bırakılmalıdır.''tercih edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Sağlık Hizmetleri Pazarlaması, Reklam, Tutundurma.

HastalarHastanelerPazarlama+6
Fatma Işık
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

HHT analizine ilişkin yeni yaklaşımlar: Sermaye piyasası üzerine bir uygulama

Finansal veri analizinin finansal ekonomi alanında önemli bir yeri olmasına rağmen var olan istatistiksel yöntemler hisse senedi fiyat endekslerini analiz etme konusunda yetersiz kalmışlardır. Bunun temel nedeni, finansal fiyat serilerinin durağan ve doğrusal olmamalarıdır. Dolayısıyla, geçmişte finansal veri analizine ilişkin literatür temel olarak fiyat serileri yerine getiri serilerinin analizine odaklanmıştır.Bu çalışma, S&P 500 ve İMKB 100 fiyat endekslerinin sahip olduğu dinamikleri 1991 - 2011 dönemi için incelemektedir. Çalışmada çağdaş frekans - zaman analizi yöntemlerinden olan Hilbert Huang Dönüşümü (HHT) kullanılmıştır. HHT yöntemi özellikle doğrusal ve durağan olmayan verilerin analiz edilmesi amacıyla geliştirilmiştir. Yöntem ilk olarak karmaşık nitelikli veri setini yerel karakteristik zaman skalası yardımıyla İçsel Salınım Fonksiyonu (IMF) olarak adlandırılan bileşenlerine ayırmaktadır. Bu nedenle, yöntem uyarlanabilir niteliktedir ve doğrusal ya da durağan olmayan verilerde kullanılabilir. Daha sonra IMF Hilbert dönüşümüne tabi tutularak anlık frekans ve enerji değerleri elde edilir. Anlık frekans ve enerji fiyat serisinde meydana gelen değişimlerin hızı ve şiddetini ifade etmektedir. Veriye ilişkin frekans - enerji yapısı, önemli frekans ya da enerji değişimlerine sebep olan olay örüntüsüne ilişkin zaman çizelgesini ifade etmektedir. Dolayısıyla, hisse senedi piyasa hareketlerine sebep olan olayların tespiti, piyasaya ait dinamiklerin arkasındaki güdülere ışık tutabilir.Bu çalışmada, hisse senedi piyasa fiyat endekslerinin sahip olduğu özellikler temel alınarak HHT analizinde bazı geliştirilmeler yapılmıştır. Fiyat endeksleri genel olarak üstel artış eğilimi, ani fiyat değişimleri ve fiyat değişiminin çok düşük gerçekleştiği dönemsel yatay seyirler içermektedir. Söz konusu özellikler ışığındaAnahtar Kelimeler: Hilbert - Huang Dönüşümü, finansal zaman serileri, spektral analiz, hisse senedi fiyat analizi

FiyatFiyat hareketiHilbert-Huang Dönüşümü+5
Erdost Torun
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Personel güçlendirmenin tükenmişlik sendromu üzerine etkisi

Gelişen ve değişen yönetim anlayışları, teknolojik yenilikler ve buluşlar, müşteri beklentilerindeki artışlar ve bilinçlenmeler gibi birçok sosyo ekonomik gelişmeler endüstri toplumundan bilgi toplumuna geçişi doğal bir sonuç olarak beraberinde getirmiştir. Bu değişimle; örgütler için işgörenlerin önemi gün geçtikçe artmış, sonuçta çalışanların başarısı organizasyonların başarısı haline gelmiştir. Bu nedenle, yüksek performanslı ve güçlü organizasyonların devamlılığının girişimci, yetenekli, performansı yüksek ve yeni gelişmelere kısa sürede uyum sağlayabilen güçlü işgörenlerle sürekli olabileceği ortaya çıkmıştır.?Personel güçlendirme?, 1990'lı yılların başından itibaren işletme yönetiminde merkezi bir yer tutmaya başlamıştır. Son on yıllık süre içinde personel güçlendirme örgütlere rekabet avantajı sağlayan yeni yönetim tekniklerinden biri olmuştur. Global değişim ve rekabetin ortaya çıkardığı personel güçlendirme; çalışanları karar vermeye yetkili kılmak ve bireylerin kendi hareketlerine ilişkin sorumluluklar aldıkları kişisel bir olgu olarak tanımlanmaktadır.Günümüzde iş yaşamının oldukça rekabet gerektiren ve zorlayan bir yapıya sahip olması nedeniyle, işgörenlerden hızlı, tercih edilen ve ucuza malolabilen çözümler ortaya koymaları beklenmektedir. Baskının giderek arttığı böyle bir ortam içerinde stres çok sık yaşanan bir olgudur. Stresle başa çıkamayan işgörenlerde de tükenmişlik görülmektedir. Bu bağlamda, bu yüksek lisans tezi çalışmasında işgörenlerde personel güçlendirmenin tükenmişlik sendromuna olan etkileri inceleme konusu edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Güçlendirme, Personel Güçlendirme, Tükenmişlik,Tükenmişlik Sendromu.

DuyarsızlaştırmaGüçlendirmePersonel+3
Serkan Beşyaprak
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir'de organik gıdalara ilişkin tüketici davranışlarını belirlemeye yönelik bir araştırma

Dünyada gittikçe artan sanayileşme ve bunu kazanca çevirme hızı, insan sağlığı ve çevre üzerinde büyük ölçüde sorun teşkil etmeye başlamıştır. Tarımsal alanda üretim artışını sağlamak ve talebi karşılamak için gün geçtikçe daha çok tarımsal yöntem denenmektedir. Bu yöntemler doğal olmayan yollardan uygulanmakta ve keşfedilemeye çalışılmaktadır. Tarımsal olarak birim alandan daha çok verim elde etmek amacıyla çeşitli yöntemler denenmektedir. Bu anlamda artan talebi karşılamak esastır. Ancak bu yöntemleri uygularken, yararlanılan kimyasal girdiler ya da yapay gübreler insan sağlığını tehdit etmekte, çevresel bir tehlikeye yol açmaktadır. Bu noktada organik tarım kavramı oluşmuştur.Organik tarım, kimyasal madde kullanmamak koşuluyla gerçekleşen bir üretim sistemidir. Üretimin her aşaması kontrollü ve sertifikalıdır. Üretim yöntemi olarak birçok avantajının yanında dezavantaja da sahiptir. Bu dezavantajlar tüketici talebine yansımakta ve bu doğrultuda satın alma davranışını etkilemektedir. Çalışmada tüketicilerin organik gıdalara yönelik satın alma davranışları incelenmiştir. Satın alma davranışlarını incelerken, tüketicilerin organik tarıma, organik ürünlere ve gıdalara olan yaklaşımları da araştırılmıştır. Bu sorulara cevap almak adına anket yolunu seçmeye gidilmiştir. Bu yolu seçmekteki amaç, araştırma konusunun tüketicilere yönelik olması ve hedef kitleye bu yöntemle ulaşmanın daha sağlıklı olacağı düşüncesidir.Sağlıklı ve güvenli gıda maddelerine olan talep gelecek yıllarda daha da artacaktır. Tüketicilerin gıda tercihi konusundaki bilgilenmenin bilinç doğrultusunda yeni çözüm ve yöntemlerle desteklenmesi yararlı olacaktır. Buna ek olarak organik gıdaların fiyatlarından çok bu ürünlerin kalitesi, sağlığa olan faydası ve besin değeri vurgulanmalıdır.Bu öneriler ışığında tüketicilerin satın alma davranışlarının daha anlaşılır ve yönlendirilebilir olması beklenmektedir. Böylelikle organik pazar canlanacak, sağlık problemleri azalacak, çevre, bitki ve hayvan sağlığı büyük ölçüde korunacaktır.

Gıda tüketimiGıda ürünleriGıdalar+6
Selin Lüleci
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kano modeli ile bütünleştirilmiş Servqual analizinin kalite fonksiyon yayılımına uygulanarak hizmet kalitesinin iyileştirilmesi ve bir sağlık kuruluşunda uygulanması

Hizmet kalitesi gün geçtikçe önem kazanmaktadır. İşletme sayısının artması sonucunda rekabetin hız kazanması, işletmeleri daha kaliteli hizmet vermeye zorlamıştır. İşletmelerin verdikleri hizmetin yeterli olup olmadığını anlamak için hizmet kalitesinin ölçülmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu konuda birçok çalışma yapılmıştır. Çalışmalar arasında en fazla kabul göreni Parasuraman, Zeithaml ve Berry tarafından geliştirilen SERVQUAL modelidir. Servqual modelinin çeşitli ülkelerde ve çeşitli akademisyenler tarafından kullanımına rağmen, modelin bazı yönlerden eksik olduğu düşünülmüştür. Bu nedenle bu modelin diğer modellerle bütünleştirilmesi sağlanmıştır.Bu tezde, Tan ve Pawitra(2001)'nın Kano Modeli ile Servqual modelini bütünleştirip, Kalite Fonksiyon Yayılımına uyarladıkları ve turizm sektöründe yapmış oldukları çalışmanın, sağlık sektöründe bir devlet hastanesinde uygulanması yer almaktadır. Servqual Modeli ile işletmenin beklenen ve algılanan hizmet puanları hesaplanmış, Kano Modeli çalışmaya dahil edilerek müşteri isteklerinin hangi sıra ile karşılanması gerektiği bulunmuş, daha sonra da bu veriler kullanılarak Kalite Fonksiyon Yayılımı yöntemi ile Kalite Evine yerleştirilmiştir. Çalışma, İzmir ilinde faaliyet gösteren bir devlet hastanesinde gerçekleştirilmiş ve örneklem olarak, hastaneden hizmet alan 500 kişiye anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler analiz edilerek hastaların beklenti ve algılama düzeyleri karşılaştırılmıştır. Hastaneden hizmet alan müşterilerin beklenti düzeyleri yüksek, algılama düzeyleri ise düşük bulunmuştur. Yapılan analizler neticesinde hastanenin Servqual Puanı negatif çıkmıştır. Yani hastaneden hizmet alan kişiler aldıkları hizmetten memnun değillerdir. Kano ketegorisi açısından değerlendirildiğinde, hastalar bu ihtiyaçların tümünü beklenen ihtiyaçlar kategorisinde değerlendirmişlerdir. Bu yöntem sayesinde işletmeler hizmet kalitesini arttırmak için gereksinimlerin neler olduğunu görüp, kendilerini bu yönde geliştirebilirler.Anahtar Kelimeler: Hizmet, Sağlık Hizmetleri, Hizmet Kalitesi, Servqual, Kano Modeli, Kalite Fonksiyon Yayılımı.

Devlet hastaneleriHastanelerHizmet kalitesi+5
Çiğdem Değer
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Yönetsel kontrole direncin ahlakı

Yöneticilerin çalışanları hangi araçlarla kontrol ettikleri, ortak olarak değerlendirilen amaçlara çalışanları ne şekilde sevk ettikleri yönetim ve örgüt yazınındaki en temel konulardan birisini oluşturmaktadır. Bu temel süreçte ortaya çıkan yönetsel kontrole karşı çalışanların direnç göstermesi alanda çok farklı varsayımlar çerçevesinde ele alınmaktadır. Özellikle eleştirel bakış açısının katkısı ile yönetsel kontrole direnç çalışmaları önemli bir yazın oluşturmaya başlamıştır.Çalışmada öncelikle direncin örgüt çalışmalarındaki yeri ele alınmakta ve farklı şekillerde ele alınan direncin ahlaki yanının ne olabileceği sorusu sorulmaktadır. Buna göre çalışmanın araştırma sorusu ?örgütlerde yönetsel kontrole karşı ortaya konan direncin ahlakı nedir?? şeklinde ifade edilebilir. Bu soruyu cevaplamak adına örgüt çalışmaları içinde yer alan eleştirel yaklaşımın ana varsayımları ve direnç kavramı ile ilişkisi irdelenmiştir. Böylece, direnç çalışmalarında neden ağırlıklı olarak eleştirel yaklaşıma ve eleştirel kuramlara yer verildiği tartışılmaktadır.Ana varsayımların tartışılmasından sonra direncin örgüt çalışmalarında ne şekilde kavramsallaştırıldığı farklı epistemolojik ve ontolojik duruşlara göre değerlendirilmiş, ardından da güncel bakış açıları ile örgütlerde direncin ne şekilde çalışıldığı ifade edilmiştir. Takip eden bölümde ise, eleştirel bir yaklaşım ile ahlak kavramı ele alınmış, hangi ahlaki varsayımlar çerçevesinde direnç gösterildiğine dair kuramsal bir yaklaşım geliştirilmiştir. Direncin ahlakına dair tartışmada özellikle faydacılık ve özgürlük ahlakı dikkate alınmıştır. Bu çerçevede adalet ve özerkliğe ulaşmak adına yönetsel kontrole direnç gösterildiği savunulmakta ve bu bağlamda direncin ahlaki yanı ifade edilerek direncin ahlaki açıdan haklı bir eylem olduğu ifade edilmektedir. Kuramsal olarak dirence dair yeni bir ahlaki varsayımın geliştirilmiş olması çalışmanın ana katkısını ve önemini oluşturmaktadır.

AhlakDenetimDireniş+6
Ozan Nadir Alakavuklar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Hedonik ve faydacı tüketim eğilimi ile tüketicilerin algıladığı kıtlığın plansız satın alma davranışı üzerindeki etkileri

Günümüzde tüketiciler alışverişlerini sadece rasyonel faydalar elde etmek için değil aynı zamanda alışverişten haz almak, mutlu olmak ve duygusal anlamda tatmin olmak isteme gibi nedenlerle de yapmaktadırlar. Tüketiciler diğer insanlardan farklı olmak ister. Şirketler ise bilinçli olarak tüketicilerde kıtlık algısı oluşturarak tüketicilerin ani satın alma kararı vermelerini amaçlar. Bu çalışma tüketicilerin plansız satın alma kararı vermelerinde hangi nedenlerin (hedonik, faydacı, kıtlık algısı) etkisi olduğunu araştırarak literatüre bu konuda katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, tüketim kavramı, tüketici davranışları ve tüketici davranışlarını etkileyen faktörler araştırılmıştır. İkinci bölümde hedonik ve faydacı tüketim, kıtlık algısı ve plansız satın alma kavramları ile yapılan çalışmalardan bahsedilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise, araştırmanın amacı ve literatür taraması ile birlikte araştırma modeli geliştirilmiştir. Geliştirilen modeli test edebilmek için 2021-2022 yılları arasında Marmara Bölgesi'nde kartopu örnekleme modeli ile seçilen yüz yüze ve çevrimiçi olarak dağıtılan 441 adet tüketiciden toplanan anketlerden, 403 adet anket değerlendirmeye alınmıştır. Toplanan veriler, SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda hedonik tüketim ve kıtlık algısının plansız satın alma davranışının ani karar verme ve duygusal tutum boyutlarının her ikisi üzerinde pozitif etkili olduğu bulunmuştur.

FaydacılıkHedonizmKıtlık+4
Özge Selen Solgun Mancık
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hizmet sektöründe hibrit çalışanların iş aile yaşam dengesi ve motivasyon düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Hibrit çalışma, hem ev hem ofisten çalışan bireylerin uyguladığı bir çalışma stilidir. İş-aile-yaşam dengesi, hibrit çalışan bireylerin motivasyon düzeyleri üzerinde oldukça etkilidir. Bu çalışmada, hizmet sektöründe hibrit çalışan bireyler kapsamında iş-aile-yaşam dengesi ve motivasyon düzeyleri birlikte değerlendirilmiştir. Analizlerde ampirik model kullanılmıştır. Araştırma on sekiz yaş ve üzeri yetişkin bireylere belirli ölçekler aracılığıyla çevrimiçi anket formu şeklinde uygulanarak yapılmıştır. Araştırma evrenini 102 kadın (%50,5), 100 erkek (%49,5) olmak üzere 202 adet hizmet sektöründe hibrit çalışan kişiler oluşturmaktadır. Çalışmada, "İş-Aile-Yaşam Dengesi Ölçeği", "Yetişkin Motivasyon Ölçeği", ve demografik form kullanılmıştır. Araştırmanın değişkenleri arasında bir ilişki bulunmazken işin aileye olumsuz etkisi ile ailenin işe olumsuz etkisi arasında düşük orta düzeyde pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur.

Hibrit çalışmaHizmet sektörüMotivasyon+3
Enes Kökoğlu
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Toksik liderliğin örgütsel itaat aracılığıyla üretkenlik karşıtı iş davranışı ve işten ayrılma niyeti üzerine etkileri

Bu çalışmada toksik liderliğin örgütsel itaat aracılığıyla üretkenlik karşıtı iş davranışı ve işten ayrılma niyeti üzerine etkileri anket yöntemi ile analiz edilmiştir. Ankette İstanbul ilinde hizmet sektöründe yer alan ve idari çalışan, orta düzey yönetici, üst düzey yönetici ve işletme sahibi statüsünde bulunan toplam 501 çalışana toksik liderlik, örgütsel itaat, üretkenlik karşıtı iş davranışı ve işten ayrılma niyeti başlıkları altında sorular sorulmuştur. Elde edilen verileri analiz etmek üzere korelasyonu analizi, regresyon analiz ve yorumlanması yapılarak araştırma hakkında somut bilgiler açıklanmıştır. Bu amaçla toplanan veriler analiz edilmiş ve ilgili literatüre bazı katkılarda bulunulmuştur. Çalışmanın bulguları incelendiğinde, toksik liderliğin kısmi olarak işten ayrılma niyetini etkilediği; örgütsel itaatin, işten ayrılma niyeti üzerinde kısmi etkisinin olduğu ve yönetimin kötü davranış biçiminin örgüt üyelerinin işten ayrılma niyeti üzerinde bir etkiye sahip olduğu görülmektedir.

Hizmet sektörüLiderlikToksik liderlik+3
Aslı Tenderis
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel iletişimin ve algılanan örgütsel desteğin örgütsel değişime direnç üzerindeki etkisi

Piyasalardaki rekabetin artması örgütlerin değişimler yapmasına neden olmaktadır. Bu değişimler bazen küçük bazen de büyük değişiklikler olmaktadır. Değişimin boyutu her ne olursa olsun, değişime karşı dirençler oluşabilmektedir. Çalışanların değişime direnç göstermesini engellemek için yapılan araştırmalar örgütlerde iletişimi önemli bir faktör olarak sunmaktadır. Bu araştırma kapsamında örgütlerde örgütsel iletişimin değişime dirence etkisini ve bu etkide algılanan örgütsel desteğin aracılık rolünün tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Araştırma sonucunda çalışanların değişime dirençlerini etkileyen faktörlerin tespit edilmesi yönünden önemli bulgulara ulaşılması beklenmektedir. Araştırmanın örneklemi, İstanbul ilindeki bir Vakıf Yükseköğretim kurumunda görev yapan 560 akademik ve idari personelden oluşmaktadır. Araştırmanın örnekleminin belirlenmesinde basit tesadüfi örnekleme tekniği kullanılmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında anket formları kullanılmıştır. Veriler SPSS 25 Paket Programı ve SPSS Process 2.16 makrosu vasıtasıyla analiz edilmiştir. Analizlerde faktör analizi, güvenilirlik analizi, tanımlayıcı istatistikler, korelasyon ve aracılık analizi uygulanmıştır. Çalışma sonucunda örgütsel iletişimin algılanan örgütsel desteği pozitif yönde etkilediği ve örgütsel iletişimin değişime direnci azalttığı sonucuna ulaşılmıştır. Örgütsel desteğin değişime dirence etkisi ise anlamlı değildir. Araştırmanın sonucuna göre örgütsel iletişimin değişime dirence etkisinde örgütsel desteğin anlamlı bir etkisi bulunmamaktadır. Araştırma sonunda bulgular yorumlanarak gelecek araştırmacılara öneriler sunulmuştur.

Algılanan örgütsel destekDeğişime dirençÖlçekler+4
Dora Timur
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin psikolojik sağlamlık düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi: Bir vakıf üniversitesi örneği

Psikolojik sağlamlık, günümüz dünyasında oldukça önem taşıyan, üzerinde sıkça durulan bir kavramdır. Bireylerin yaşamda güçlüklerin üstesinden gelebilmesini, zorlu olay ve durumlar ile baş edebilmesini sağlayan bir yetenek, toparlanmayı sağlayan bir kapasitedir. Psikolojik sağlamlık, her birey için önemli olmakla birlikte, üniversite öğrencileri açısından da dikkate değerdir. Önceki yıllar ile kıyaslandığında üniversite dönemi, genellikle daha büyük değişimleri ve/veya zorlukları barındıran ve bu yönü ile birey için daha yüksek psikolojik sağlamlığı gerektiren bir süreçtir. Bu bağlamda çalışma, üniversite öğrencilerinin psikolojik sağlamlık düzeylerini saptama ve psikolojik sağlamlığın çeşitli değişkenler bakımından farklılık gösterip göstermediğini belirleme amacı taşımaktadır. Bu amaç doğrultusunda, İstanbul'da bir vakıf üniversitesinden 478 öğrencinin katılımı ile araştırma gerçekleştirilmiştir. Veriler, anket yöntemi ile toplanmıştır. Verilerin işlenmesi ve analiz edilmesinde SPSS programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçları, öğrencilerin psikolojik sağlamlık düzeyinin ortalamanın üzerinde olduğunu, psikolojik sağlamlık düzeyinin yaş, cinsiyet, okuduğu fakülte/yüksekokul/enstitü, bir işte çalışma durumu ve anne-baba tutumu açısından farklılaştığını göstermektedir. Çalışmanın ilgili Üniversitenin öğrencilerine, Üniversite yönetimine, ebeveynlere, mevcut ve/veya potansiyel işletmelere psikolojik sağlamlığa ilişkin bilgi ve farkındalık kazanma ve psikolojik sağlamlığın güçlendirilmesi için yapılması gereken çalışmalara odaklanma açısından katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Ana-baba tutumuKoruyucu faktörlerPsikolojik sağlamlık+3
Selin Taş
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan kaynakları yönetiminde kavramlar, ilkeler, örgütlenme ve planlama

İnsan kaynakları yönetimi, kuruluşların en önemli kaynakları olan insan kaynaklarını yönetme sürecidir. Bu süreçte, çalışanların işe alınması, eğitimi, performans yönetimi, kariyer planlaması, motivasyonu ve memnuniyeti gibi pek çok konu ele alınmıştır. Bu tezde, insan kaynakları yönetimi kavramları, ilkeleri, örgütlenme ve planlama konuları ele alınmıştır. İnsan kaynakları yönetimi, işletmelerin başarısında büyük rol oynar. İyi yönetilen insan kaynakları, işletmenin verimliliğini artırırken, kötü yönetilen insan kaynakları ise işletmenin başarısını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, insan kaynakları yönetimi konusu, işletme yönetimi için son derece önemlidir. İnsan kaynakları yönetimi için bazı temel kavramlar bulunmaktadır. Bunlar arasında işe alım, eğitim, performans yönetimi, kariyer planlaması, motivasyon, memnuniyet gibi kavramlar bulunmaktadır. Bu kavramlar, insan kaynakları yönetimi sürecindeki farklı aşamaları ifade etmektedir. İnsan kaynakları yönetimi ilkeleri, işletmelerin insan kaynakları yönetimi sürecinde uyması gereken temel prensiplerdir. Bu prensipler arasında adil işlem, şeffaflık, işletme stratejileri ile uyumlu olma, çalışanların katılımı ve işletme kültürüne uyum gibi prensipler bulunmaktadır. İnsan kaynakları yönetimi örgütlenme ve planlama, insan kaynakları yönetimi sürecinin uygulanmasında son derece önemlidir. İnsan kaynakları yönetimi bölümü, işletme içinde özerk bir yapıya sahip olmalı ve tüm işletme süreçlerine entegre edilmelidir. Ayrıca, insan kaynakları yönetimi sürecinin planlanması ve uygulanması da işletme başarısı için son derece önemlidir. Sonuç olarak, insan kaynakları yönetimi konusu, işletme yönetimi için son derece önemlidir. Bu tezde, insan kaynakları yönetimi kavramları, ilkeleri, örgütlenme ve planlama konuları ele alınmış, işletmelerin insan kaynaklarını verimli bir şekilde yönetmelerine katkı sağlanması amaçlanmıştır.

PerformansÖrgütlenmeÖrgütsel bağlılık+4
Emre Ceylan
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Algılanan örgütsel adaletin örgütsel bağlılık üzerine etkisi, bir kamu hastanesi örneği

Örgütsel adalet, Adams'a ait olan eşitlik teorisinin temelini oluşturduğu ve çalışan kişilerin kariyer planlaması, motivasyonu, işe ait tatmin gibi pek çok hususu ilgilendiren çok önemli bir kavramdır. Çalıştığı iş yerinde adil olarak fayda dağıtıldığına, adil dağıtım süreçlerinin gerçekleştirildiğine ve dağıtım süreci esnasında ilişkilerin adaletli yaşandığını hisseden çalışanlar, kendileri huzurlu ve mutlu oldukları gibi çalıştıkları iş yerinde de çok daha verimli ve faydalı işler yapacaklardır. Çalışan kişilerin iş tatmini düzeylerini de pozitif olarak etkileyecek olan örgütsel adalet kavramı, iş yerinde amir pozisyonunda bulunan kişilerin üzerinde hassasiyetle durması gereken çok önemli bir konudur. Bu çalışmayla, bir kamu hastanesinde çalışan sağlık personelinin çalışıyor oldukları hastanede algılamış oldukları örgütsel adaletin çalışanlara ait iş tatmininin (genel tatmin, iç tatmin, dış tatmin) tüm boyutları üzerindeki etkisi araştırılarak değerlendirilmiştir. Bu çalışmada birbirinden ayrı iki ölçek kullanılmıştır. Bunlardan birincisi 9 sorudan oluşan adalet ölçeğidir, diğeri ise toplam 18 sorudan oluşan bağlılık ölçeğidir. Çalışmanın sonucunda örgütsel adalete ait tüm boyutların genel tatmin, dış tatmin ve iç tatmin üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir.

Adalet algısıDevlet hastaneleriHastaneler+5
Şükrü Yılmaz
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

E-ticarette dijital pazarlama karması unsurlarının tüketici satın alma davranışı üzerine etkisi

Bu araştırmanın amacı dijital pazarlama karması unsurlarının tüketicilerin çevrimiçi alışveriş yapma niyeti üzerine etkilerinin incelenmesidir. Bu kapsamda, çalışmada öncelikle dijital pazarlama karması unsurlarının çevrimiçi alışveriş sırasında oluşan tüketici tatmini üzerindeki etkisi irdelenmiştir. Buna ek olarak, çalışmada çevrimiçi alışıveriş neticesinde oluşan tüketici tatminin satın alma niyeti üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmada 404 anket değerlendirmeye alınmış olup, veriler SPSS 26.0 ve AMOS 24 programları kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, dijital pazarlama karması unsurlarının çevrimiçi alışverişten duyulan tüketici tatminini artırdığı ve tüketicilerin satın alma niyetini olumlu yönde etkilediği ortaya çıkmıştır. Çalışmada ortaya çıkan bir diğer sonuç ise, tüketicilerin çevrimiçi satın alma tatmininin satın alma niyetini olumlu yönde etkilemesidir. Analiz sonucunda elde edilen diğer bulgulara göre; fiziksel ortam, süreç, ürün, reklam ve insan unsurları çevrimiçi satın alma niyetini olumlu yönde etkilemektedir. Araştırmada son olarak, katılımcıların demografik özelliklerindeki farklılıkların analiz sonuçları irdelendiğinde, dijital pazarlama karmasının bazı öğelerinin cinsiyete, yaşa, medeni duruma ve eğitim düzeyine göre farklılaştığı, ancak bu durumun aylık gelir için söz konusu olmadığı gözlemlenmiştir.

Elektronik ticaretPazarlamaPazarlama karması+5
Serkan Altunay
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Lojistiğin uluslararası pazarlamada rekabetsel üstünlük sağlamadaki önemi ve bir uygulama

Değişim olgusunun yoğunluğunun ve işletmelere olan etkilerinin her gün daha fazla hissedildiği günümüzde, rekabetçi örgütsel yeteneklerin çeşitli düzeylerde sağlanması giderek önemli konuma gelmektedir. Yaşanan hızlı değişim işletmelerin akışkan ve çevik olmalarını gerektirmektedir. Özellikle, müşteri istek ve beklentilerinin maksimum fayda yaratacak şekilde karşılanması temel faktör durumundadır. Bu faktörün gerçekleştirilmesinde rol oynayan elemanlardan bir tanesi olan lojistik, işletmelerin başarısı için yönetimi titizlik isteyen bir faaliyet haline gelmiştir.Özellikle son yıllarda ticaretin uluslararasılaşması ve işletmelerin dışa dönük stratejilere odaklanması lojistik anlayışının değişmesine ve bazı lojistik fonksiyonlarının öne çıkmasına neden olmuştur. Çok uluslu işletmelerin ürünlerini farklı bölgelerdeki üretim noktalarından, farklı bölgelerdeki tüketim noktalarına ulaştırma zorunlulukları lojistik fonksiyonlarından taşıma fonksiyonunun diğerlerine göre daha önemli görülmesini sağlamıştır. Gün geçtikçe, iyi yönetilen bir lojistik sisteminin örgüte önemli bir rekabet avantajı sağlayacağı anlaşılmaktadır.Lojistik yönetimi, firmalar için rekabet avantajı yaratmanın önemli bir yoludur. Bir diğer deyişle; tüketici tercihi açısından rakiplerin üstünde bir yerde yer almak etkin bir lojistik yönetimiyle başarılabilir. Bu açıdan bakıldığında, lojistik faaliyetler ve benzeri bu gibi faaliyetlerin gerçekleştirilmesi, dolayısıyla farklı bir şekilde, farklı bir şey veya faaliyetin sunulması rekabetin kendisi olarak tanımlanabilmektedir.

LojistikRekabetUluslararası pazarlama+1
Ayşenur Duman
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Proaktif müşteri hizmetleri performansı ile müşteri sadakati ilişkisinde; müşteri memnuniyetinin aracılık etkisi ve iletişimin düzenleyicilik etkisi

Artan rekabet ve müşteri beklentilerindeki değişim, işletmeleri daha önce hiç olmadığı kadar müşterilerine odaklanmaya yöneltmiş durumdadır. Yeni müşteri kazanmanın maliyetini ve zorluklarını farkına varan işletmeler, mevcut müşterileri elde tutmaya ve sadık müşteriler yaratmaya odaklanmıştır. Araştırmanın temel amacı, proaktif müşteri hizmetleri performansının, müşteri memnuniyeti aracılığıyla ve iletişimin düzenleyicilik rolü ile müşteri sadakatini ne derecede ve ne yönde etkilediğinin belirlenmesidir. Bu araştırma modeli çerçevesinde bağımsız değişken olan proaktif müşteri hizmetleri performansı ile müşteri sadakatinin davranışsal alt boyutlarının birbirleri ile olan ilişkisi incelenmiştir. Ayrıca araştırma kapsamında, müşteri memnuniyetinin aracılık, iletişimin düzenleyicilik rolü araştırılmıştır. Araştırma, Marmara Bölgesi'nde hizmet sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin müşterileri üzerinde kapsamlı bir araştırma ile gerçekleştirilmiştir. 400 adet anket verisi toplanmıştır. Araştırma modelini test etmek için SPSS ve Smart PLS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler çerçevesinde, proaktif müşteri hizmetleri performansı ile müşteri sadakati arasındaki ilişkinin pozitif ve anlamlı olduğu desteklenmiştir. Proaktif müşteri hizmetleri performansı ile müşteri sadakati ilişkide müşteri memnuniyetinin aracılık etkisi iletişimin düzenleyicilik etkisi olduğu hipotezi ise kısmen desteklenmiştir.

Senem Seda Akay
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yöneticilerin liderlik davranışları ile sağlık çalışanlarının örgütsel bağlılığı arasındaki ilişki

Sağlık hizmetlerinde yöneticilerin etkili bir lider olabilmek için geliştirdikleri liderlik tarzları, bulunduğu kurumun performansını ve çalışanların örgütsel bağlılık düzeyini önemli ölçüde etkilemektedir. Bu çalışmada sağlık kurumlarında görev yapan yöneticilerin liderlik davranışlarının birlikte çalıştıkları sağlık çalışanlarının örgütsel bağlılığı üzerinde etkili olabileceği düşüncesinden hareketle yöneticilerin liderlik davranışı ile sağlık çalışanlarının örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Tezde örneklem olarak seçilen Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bulunan yöneticiler ve birlikte çalıştıkları sağlık personellerine yönelik anket uygulamasının analiz sonuçlarına göre yöneticilerin liderlik davranışının sağlık çalışanlarının örgütsel bağlılığı üzerindeki etkisinin değerlendirmesi yapılmıştır. Araştırmaya hastanede görev yapan 326 sağlık çalışanı gönüllü olarak katılmıştır. Sağlık çalışanlarının demografik bilgileri ile verilen yanıtlar arasındaki ilişki incelenmiştir. Sağlık çalışanlarının yöneticilerin liderlik davranışlarının algılanması ve toplam mesleki kıdem yılı arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Toplam mesleki kıdem yılı fazla olanların liderlik davranışlarının algı düzeylerinin en fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu şekilde sonuçlanmasının nedeni örgüt kültürü ve mesleki yeterlilik algısı kıdem yılı yüksek olan çalışanlarda daha yüksek olmasıdır. Araştırma sonucunda liderlik davranışları ile işgörenlerin örgütsel bağlılık düzeyleri arasında anlamlı ve olumlu yönde bir ilişki olduğu görülmüştür. Sağlık hizmetlerinde yer alan yöneticilerin, sağlık çalışanlarının örgütsel bağlılık düzeylerini arttıran liderlik davranışlarının öğrenilmesi için bu alanda eğitimler düzenlenmesinin ve bu yönde davranış sergilenmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir.

Elif Karademir
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Stratejik rekabet açısından örgütsel yenilikçilik ve örgütsel çevikliğin dinamik yetenekler aracılığıyla firma performansına etkisi: İmalat sanayi sektöründe bir araştırma

Günümüzde iş yaşamında hayatta kalabilmek ve kalıcı olmayı sürdürebilmek, stratejik düşünme ve davranmayı gerektirmektedir. Değişim ve dönüşüm global anlamda yaşam alanlarının her hücresine temas etmektedir. Bu sebeple, bu unsurlara uyum sağlamak, işletmelerin sürdürülebilirliği için kaçınılmaz hale gelmiştir. Çalışmada; kaynak temelli teori çatısında, stratejik rekabet açısından örgütsel yenilikçiliğin ve örgütsel çevikliğin firma performansına etkisini incelerken bu etkide dinamik yeteneklerin aracı rolü araştırılmıştır. Araştırma imalat sanayi sektöründeki orta ve üst düzey yöneticilere yönelik olarak uygulanmıştır. Çalışma ile günümüzde işletmelerin yoğun rekabet alanında sahip oldukları örgütsel yenilikçilik, örgütsel çeviklik ve dinamik yetenekler kavramlarının bir bütün olarak bir arada analiz edilerek firma performansına olan etkisinin araştırılması ile alana katkı sağlaması ve farklı bir bakış açısı kazandırması hedeflenmektedir. Bu amaca yönelik, ulusal ve uluslararası literatürden faydalanarak oluşturulan anket çalışmasına, İstanbul Sanayi Odası (İSO) birinci 500 ve ikinci 500 listesinde yer alan 460 imalat sanayi firmasında görev yapan, orta ve üst düzey yöneticiden cevap alınmıştır. Elde edilen sonuçlarla; örgütsel yenilikçiliğin firma performansı üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu, örgütsel çevikliğin ise firma performansı üzerinde yüksek oranda etkisinin olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Çalışmada dinamik yeteneklerin ise aracı rolü olmadığı tespit edilmiştir. Çalışmada irdelenen kavramlar, ulusal ve uluslararası literatür çalışmaları ışığında elde edilen bilgilerden hareketle, yapılan alan çalışması ile desteklenerek bu sonuçların, yönetici ve uygulamacılara katkı sağlayacağı düşünülmüştür.

Nesibe Şentürk
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik krizler ve ABD 2007 krizi sonrası ülkelerin borsa performansları üzerine bir araştırma

ÖZETYüksek Lisans TeziEkonomik Krizler ve ABD 2007 Krizi Sonrası Ülkelerin Borsa Performansları Üzerine Bir Araştırmaİbrahim KAYADELENDokuz Eylül ÜniversitesiSosyal Bilimler Enstitüsüİşletme Anabilim DalıFinansman ProgramıEkonomik krizler gerçekleştiği ülkede büyük hasar meydana getirmekle birlikte, yayılıcı etkilerinden dolayı diğer ülkelere de sıçrayabilmektedir. Bu araştırmanın amacı küreselleşmenin uluslar arası tek bir borsa seyri yaratmasının yanında, ülkelerin ayırtedici ekonomik, siyasi ve idari bir takım özelliklerinin borsa performanslarına ne yönde etki ettiklerinin araştırılması, 2007 Mortgage krizi sonrasında ülkelerin borsa performanslarında ayrışmaya neden olup olmadıklarının incelenmesidir. Bunun için dokuz ayrı ülkenin borsa endekslerinde 2007 Eylül sonu ile 2011 Aralık ayı sonu arasındaki borsa performansları üçer aylık dönemler halinde incelenmiştir. 2007 Mortgage krizinin etkilerini inceleyebilmek için krizi derinden yaşayan Yunanistan, İrlanda, Portekiz ve İspanya gibi ülkelerin yanında ABD (Amerika Birleşik Devletleri), Almanya, İngiltere, İsviçre gibi güçlü ekonomilerin borsa endeksleri de seçilmiştir. Son olarak İMKB (İstanbul Menkul Kıymetler Borsası) 100 endeksi araştırmaya dahil edilerek 2001 yılında ağır bir krizden çıkan Türkiye'nin küresel ekonomik kriz karşısındaki durumunun ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Endekslerin getirileri kümülatif olarak, basit getiri yöntemi ile hesaplanmıştır. Ülkelerin endekslerinin kıyaslanabilmesi açısından da endeksler Euro bazında tekrar hesaplanmıştır. Kur değerleri için interbank piyasası kapanış değerleri alınmıştır. Araştırma sonucunda İMKB 100 endeksi, endeks bazında %15 getiri ile en yüksek borsa performansına sahip ülke olurken Yunanistan, ASE endeksi ise - %86 performans ile en çok kayıp gösteren endeks olmuştur. Euro bazında ise en iyi performans %3 kayıp ile İsviçre SMI endeksine meydana gelmiştir. ABD 2007 Mortgage krizinin araştırma kapsamındaki tüm borsalarda olumsuz etkisi olduğu görülmüş bunun yanında, ülkelerin ekonomik durumu, para birimi, siyasi ve idari durumu, ekonomik krize karşı ülkelerin çözüm yolu imkanları, psikolojik etmenlerin varlığının borsa performanslarının ayrışmasında etkisi olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca ekonomik krizlerin borsa performansları üzerinde 'zaman' ile orantılı olarak etkisi olduğu anlaşılmıştır. Araştırmada Euro bazında en iyi performans gösteren ikinci ülkenin, Mortgage krizinin ortaya çıktığı ABD olması bunun bir göstergesidir.Ülkeler arası etkileşimin arttığı günümüz ekonomisinde, kriz dönemlerinde ülkelerin ekonomik ilişkileri ve borsa performansları düşünüldüğünde tek bir dengeden ziyade, 'çoklu denge'nin varlığı önem kazanmaktadır. Finansal otoritelerin alacakları kararlarda bu dengelerin varlığı göz önünde bulundurulduğunda, krizlere daha dayanıklı hale gelecek ülke ekonomileri sebebiyle, ekonomik kriz dönemlerinde borsaların en az zararla kapatılması sağlanabilir.Anahtar Kelimeler: Ekonomik kriz, Ekonomik krizler tarihi, Mortgage, Borsa performansları, Kur savaşları

BorsaEkonomik kriz 2008Ekonomik kriz+2
İbrahim Kayadelen
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Güçlendirici liderlik tarzının çalışanların motivasyonu veiş tatmini üzerindeki etkisi

Güçlendirici liderlik, son yıllarda giderek artan şekilde ilgi çeken bir liderlik yaklaşımıdır. Bu liderlik tarzı, çalışanların kendilerini geliştirmelerine fırsat sunan, sorumluluk almaları yönünde teşvik eden, karar süreçlerine dahil eden, kendilerini daha bağımsız hissetmelerine yardımcı olan bir anlayış çerçevesinde ele alınmaktadır. Birçok örgütsel değişken üzerinde etkili olduğu bilinen bu liderlik tarzı, çalışan motivasyonu ve iş tatmini açısından da dikkate değer bir değişkendir. Bu çalışmanın amacı güçlendirici liderlik tarzının çalışanların motivasyonu ve iş tatmini üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda İstanbul'da özel bankacılık, sigortacılık ve otomotiv sektörlerinde yönetici pozisyonda görev yapan 242 katılımcı ile araştırma gerçekleştirilmiştir. Veriler anket yöntemi ile toplanmıştır. Verilerin istatistiki çözümlemeleri için SPSS programından yararlanılmıştır. Araştırmada güçlendirici liderliğin genel olarak iş motivasyonu ve iş tatmini üzerinde pozitif yönde etkisi olduğuna ilişkin bulgular elde edilmiştir. Çalışmanın, güçlendirici liderlik tarzının motivasyon ve iş tatmini üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğunun anlaşılması, kurumlarda güçlendirici liderlik davranışlarının kazandırılması ve geliştirilmesi, motivasyon ve iş tatmininin yükseltilmesine ilişkin süreç, faaliyet ve uygulamaların gözden geçirilmesi ve iyileştirilmesi konusunda yararlı olacağı düşünülmektedir.

Egehan Bektaş
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de turizm endüstrisinin ekonomik büyüme açısından önemi: COVID 19 pandemisi ve sonrası dönem üzerine bir araştırma

Araştırmanın amacı, turizm sektörünün ekonomik büyüme üzerindeki etkisini ve COVID-19 pandemisinin turizm sektörüne olan etkilerini incelemiştir. Bu araştırmada pandemi sürecinde turizm sektörünün yaşamış olduğu sıkıntıların ekonomik büyüme açısından önemi ele alınmıştır. Bu araştırma, turizm gelirleri ile COVID-19 vakaları arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamıştır. Veriler, farklı ülkeler veya bölgeler için yıllık bazda veya belirli zaman aralıklarında toplanmıştır. Panel veri analizi yöntemleri kullanılarak turizm gelirleri ve COVID-19 vakaları arasındaki ilişki istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Ülke geliri ile doğrudan alakalı olan turizm, GSYİH içerisinde ve cari açığın azaltılmasına büyük katkı sağlamıştır. Pandemi sürecinde turizm ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki birbiri ile doğru orantılı olup, olumlu etkilediği bulgusuna varılmıştır. Bu araştırma, turizm gelirleri ve COVID-19 arasındaki ilişkiyi belirlemeyi hedeflemiştir. Sonuçlar, turizm sektörünün COVID-19 pandemisi sürecindeki etkileri anlamamıza ve gelecekteki turizm politikalarının şekillendirilmesine katkıda bulunmuştur. Yapılan araştırmalarda turizm gelirlerinin ekonomik büyüme üzerinde de büyük etkileri olduğunu belirlemiştir. Araştırmanın sonuçları özetlenmiş ve elde edilen bulguların pratik, teorik, politika açısından önemi vurgulanmıştır. Ayrıca, ileriki araştırmalar için öneriler sunulmuştur.

COVID 19Cari açıkEkonomik büyüme+6
Elif Karahaliloğlu
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Dijital pazarlama uygulamalarının tüketicilerin satın alma niyetine etkisi, marka değeri ve müşteri ilişkileri yönetiminin aracılık rolü

Dijital teknolojideki gelişmeler, pazarlama faaliyetlerine yeni fırsatlar yaratırken, tüketicilerin de satın alma karar süreçlerini ve satın alma davranışlarını değiştirmektedir. Tüketicilerin, daha bilgili ve daha seçici oldukları bu süreçte dijital pazarlama uygulamaları, ayrı bir önem taşımaktadır. Dijital pazarlama uygulamalarını sürekli ve düzenli şekilde yürüten markalar, tüketicilerle etkileşim içinde önemli avantajlar elde etmektedir. Bu çerçevede tüketiciler, kendilerine sunulan teklifleri değer olarak algıladıkları ölçüde marka değeri güçlenmektedir. Dijital teknolojinin sağladığı kişiselleştirme ile müşteri ilişkileri yönetiminin her bir tüketici düzeyinde yürütülebilmesi, markaların pazardaki rekabet konumlarını güçlendirirken, tüketicideki marka değerini de yükseltmektedirler. Bu çalışma kapsamında anket yöntemi ile 615 tüketiciden alınan veriler analiz edilmiştir Dijital pazarlama uygulamaları, tüketici satın alma niyetini olumlu yönde etkilerken, bu etkide marka değeri ve müşteri ilişkileri yönetimi de aracılık rolüne sahiptir. Araştırmanın sonuçları da söz konusu saptamaları doğrulamaktadır.

Bire bir pazarlamaMobil pazarlamaÇevrimiçi pazarlama+1
Görkem Cömert
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurumsal inovasyon yetkinliğini oluşturma ve sürdürmede nitel bir araştırma: Bütünsel bir model önerisi

Bu çalışmanın amacı, işletmelerde inovasyonu kurumsal bir temel yetkinlik haline getirme ve sürdürülebilirliğini sağlama açısından genel bir çerçeve çizecek bütünsel bir model önerisi oluşturabilmektir. Bu amaçla, Türkiye'de farklı sektörlerde faaliyet gösteren, inovasyonu kurumsal bir yetkinlik haline getirmiş 17 işletme ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Çalışmada, nitel araştırma yaklaşımlarından çoklu durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinden elde edilen bulgular yüksek oranlarda benzerlik göstermiş, bulguların literatürdeki çok yönlü akademik çalışmalarla birlikte değerlendirilmesi sonucunda bu çalışmalar ile de uyumlu olduğu görülmüştür. Bu çalışmanın sonucunda, kurumsal inovasyon yetkinliğini geliştirmek ve sürdürülebilirliğini sağlamak isteyen işletmeler için bütünsel bir model önerisinde bulunulmuştur. Bu modele göre, bir işletmenin inovasyon yetkinliği birbiri ile ilişkili dört temel boyuttan oluşmaktadır. Bunlar; kurumsal hedefler, kurum kültürü ve liderlik, inovasyon yönetimi yapısı ile çalışanların yetkinlikleri boyutlarıdır. Her bir boyut kendi içinde çeşitli alt boyutlar da içermektedir. İnovasyon yetkinliğinin sürdürülebilirliğini sağlamak için ise, işletmenin inovasyon ekosistemi ile çift yönlü ve sürekli bir etkileşimde olması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, bu çalışma kapsamında işletmelerin Covid-19 pandemisi döneminde ne tür değişiklikler yaptıkları ve bu döneme adaptasyonlarında inovasyon yetkinliklerinin rolü de incelenmiştir. Sonuçlar, işletmelerin kurumsal inovasyon yetkinliklerini geliştirmiş olmalarının pandeminin yarattığı zorluklara ve yeni dinamiklere adaptasyonlarını kolaylaştırdığını ve hızlandırdığını göstermektedir.

Ayla Rana Çakır
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütsel çift yönlülük ve teknolojik inovasyon yeteneğinin firma performansına etkisinde rekabet avantajının aracı rolü

Stratejik yönetim literatürü, örgütsel çift yönlülük ve teknolojik inovasyon yeteneklerinin rekabet avantajı ve firma performansı üzerinde etkili olduğunu ayrı ayrı ortaya koymaktadır. Ancak literatürde bu iki yeteneğin aynı anda ve sektör karşılaştırmalı olarak araştırıldığı bir çalışmaya rastlanmamıştır. Güncel çalışma, örgütsel çift yönlülük ve teknolojik inovasyon yeteneklerinin firma performansı üzerindeki etkisinde rekabet avantajının aracı rolünü ve bu rolün sektörlere göre nasıl değiştiğini ortaya koymayı amaçlamıştır. Kaynak temelli görüşü temel alan bu çalışmada, nicel verilere dayalı ampirik bir araştırma yöntemi kullanılmıştır. İstanbul ilinde, İstanbul Ticaret Odasına (İTO) bağlı olarak çalışan sanayi sektörünü temsilen tekstil/hazırgiyim/deri sektörü ile hizmet sektörünü temsilen bilgi teknolojileri sektöründen rastgele örnekleme yöntemiyle seçilen 777 kişiye online anket uygulanarak birincil veriler toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuçlar, rekabet avantajının, örgütsel çift yönlülük ve teknolojik inovasyon yeteneklerinin firma performansı üzerindeki pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı etkilerine aracılık ettiğini ve bu aracılık rolünün sektörlere göre farklılık gösterdiğini ortaya koymaktadır. Mevcut çalışmanın detaylı bulguları, sanayi ve hizmet sektörü işletmeleri hakkında içgörüler sağlamıştır. Bu bulgulara dayalı olarak sonuç bölümünde araştırmacılara ve işletme yöneticilerine yönelik öneriler sunulmuştur.

Derya Çelik
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Aile işletmelerinde sosyo-duygusal zenginliğin rekabet avantajına ve sürdürülebilir yaşama etkisi, inovasyon yeteneğinin aracılık rolü

Çalışmada, Türkiye ve dünya ekonomisinde büyük bir önem arz eden aile işletmelerinin sürdürülebilir bir işletme yaşamı benimsemelerinde etkili olan inanç ve değerler bilincinin ve ailenin işletmedeki kontrol konumundan elde ettiği ekonomik olmayan değerler olarak algılanan sosyo-duygusal zenginlik (SEW) kavramının etkin rolü incelenmiştir. Aynı zamanda önemli bir girişimcilik kaynağı olan aile işletmelerinin durumunun şekillenmesinde özellikle etkili olan sürdürülebilir başarı anahtarına sahip olmak için rekabet avantajı ve sürdürülebilir yaşam kavramları ele alınarak aile işletmelerindeki heterojenliğe odaklanılmıştır. Literatürde konuyla ilgili araştırma sonuçlarına dayanarak, bu araştırmada, İstanbul ilindeki küçük girişimlerden orta ölçekli işletmelere ve hatta büyük küresel işletmelere kadar değişen büyüklüklerde faaliyet gösteren aile işletmelerinin kavramsal olarak özellikleri, inovasyon yetenekleri, rekabet avantajları ve sürdürülebilir yaşamları incelenmiş; hedef kitle olarak İstanbul Sanayi Odası'ndan alınan veriler doğrultusunda 193 anket değerlemeye alınmıştır. Elde edilen veriler SPSS kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonucunda SEW rekabet avantajı ve sürdürülebilir işletme yaşamını olumlu ve anlamlı yönde etkilerken, inovasyon yeteneğinin kısmi bir aracılık rolü olduğu görülmüştür. Bu çerçevede, SEW'in aile işletmesi davranışını anlamada yararlı bir yapı olduğu öne sürülmüş; SEW tarafından yansıtılan aile ile ilgili hedefler, işletme için daha önemli hale geldiğinde aile işletmelerinin sürdürüebilir işletme uzun yaşamı ile rekabet avantajı elde ettiği görülmüştür.

Ömer Samet Kazdal
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanları ile öğretmenlerin sağlık okuryazar düzeylerinin karşılaştırılması üzerine bir araştırma

Sağlık okuryazarlığı, toplumun sağlık hizmetinden yararlanabilmesi, yararlanırken uygulaması gereken adımları, tedavi olduktan sonra iyi halin korunabilmesi, günlük yaşantısını devam ettirirken veya özellikle salgın dönemlerinde sağlık tedbirleri için uyulması gereken kurallara riayet edilebilmesidir. Toplumda sağlık okuryazarlığı COVID döneminde yaşanan dalga dalga salgınlar nedeniyle izolasyon tedbirlerine uyulmaması, bulaşın kontrol altına alınamaması bize sağlık okuryazarlığının ne durumda olduğunu sorgulatmaktadır. Toplumun sağlık okuryazarlığını ölçmek tabi ki elimizdeki kısıtlar nedeniyle zor olmaktadır. Denek gruplar aracılığı ile genelleme yapılarak anket aracılığı ile iki grup belirlenmiştir. Denek gruplar belirlenirken ise, eğitim düzeyi yüksek ve birbirine yakın iki grup belirlenmiştir. Toplumun genel sağlık sorunu olduğunda ilk başvuracakları veya soru sorabilecekleri grup sağlık çalışanlarıdır. Diğer grup ise, ilkokuldan başlayan kariyer hayatında daima yanımızda olan ve yol gösteren öğretmenlerdir. Sağlık çalışanları sektörün içinde olması, hastalar ile direkt iletişim halinde olmaları, sağlık eğitimi almış olmaları gibi nedenlerle, Öğretmenlerin ise, sağlık dersleri ile güncel bilgileri takip etmeleri nedeniyle hem birbirleri hem de kendi branş, yaş, cinsiyet, gelir gider durumu ve sosyal güvencelerine göre sağlık okuryazar düzeyi farklılıkların belirlenmesi amaçlanmıştır. Nitekim kamu kurumlarında sağlık çalışanları ve öğretmenler olarak görev yapmakta olan 807 kişinin katılım sağladığı 39 sorudan ve 2 bölümden oluşan beşli likert ölçeğinin kullanıldığı anket ile sorular yöneltilmiştir. SPSS programı kullanılarak güvenilirlik, faktör ve regresyon analizleri yapılarak sağlık okuryazar düzeyinin branşlara göre, cinsiyetlere göre, gelir düzeyine göre anlamlı farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. Katılımcıların yaşlara göre ise, öğretmenler genelinde yaşın artması ile negatif yönlü ve düşük kuvvetli ilişkinin olduğu ortaya çıkmıştır.

Esra Erdoğmuş
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Muhasebe mesleğinde etik ve meslek mensuplarının etik konusuna bakışı üzerine bir inceleme

Bu çalışmanın amacı, muhasebede etik kavramını incelemek ve muhasebe meslek mensuplarının etik kavramına karşı yaklaşımlarını araştırmaktır. Aynı zamanda muhasebe mesleğinde etik ve etik eğitim konularına ülkemizde verilen önemin arttırılmasına yönelik katkılarda bulunmayı hedeflemektedir. Muhasebe meslek mensuplarının etik kavramına yönelik bakış açılarını öğrenebilmek araştırmanın temel sorusudur. Araştırma kapsamında İstanbul örnekleminde meslek mensuplarına anket soruları yöneltilmiştir. Anket sonuçlarına göre elde edilen temel bulgulardan biri, muhasebe meslek mensuplarının neredeyse tamamına yakını mesleki ahlak kurallarına uygun davranışlar sergilediklerini düşünmektedir. Bunun yanı sıra meslek mensuplarının büyük bir bölümü gerçekleştirilen faaliyetler sırasında ortaya çıkabilecek hataların sebebini kendileri olarak görmemektedir. Ayrıca, katılımcılar ortaya çıkabilecek hataların en önemli sebebini de bilgisizlik olarak değerlendirmiştir. Çalışmaya dahil olan meslek mensuplarının, mesleki etik puanları yüksek olarak ölçülmüştür ve bu durum meslek mensuplarının etik değerlere karşı tutumlarının olumlu yönde olduğunu ifade etmektedir. Anket sorularına verilen yanıtlar, muhasebe meslek mensuplarının etik değerlere yönelik bakış açılarını etkileyen birçok farklı değişkenin olduğunu göstermektedir. Bu değişkenler arasında en belirgin olanlar, eğitim seviyeleri, meslekte geçirdikleri süreler ve yasal düzenlemeler olarak vurgulanabilir.

Anıl Erdem
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Tüketici zenosentrizmi ve kozmopolitanizminin ürün değerlendirme ve satın alma niyetine etkisi

Farklı yerli ve yabancı ürün seçeneklerinin mevcut olduğu durumlarda, yerli ürünleri genel olarak yabancı ürünlere göre yetersiz gören bir tüketicinin (zenosentrik tüketici) tercihi muhtemelen yabancı markalı üründen yana olacaktır. Aynı durumda yabancı ürünlere olumlu bakan, ancak yerli ürünleri yabancı ürünlere göre daha aşağıda görmeye eğilimi olmayan bir tüketicinin (kozmopolit tüketici) tercihinin ise iki yönde de olabilmesi beklenir. Bu çalışmanın ana modeliyle, yerli ürünlerin yabancı rakipleriyle benzer seviyede olduğu düşünülen beyaz eşya ürün grubunda, tüketicilerin kozmopolitanizm ve zenosentrizm seviyelerinin, yerli ve yabancı (gelişmiş ülke) markalı ürünler ile ilgili ürün değerlendirmeleri ve bu ürünleri satın alma niyetlerini nasıl etkilediği araştırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; tüketici zenosentrizmi, beyaz eşya ürün grubu için yabancı ürün değerlendirmeleri ve bu ürünlere yönelik satın alma niyetini pozitif yönde etkilemektedir. Tüketici kozmopolitanizminin ise "çeşitliliğe değer verme" boyutu yabancı ürünlerin değerlendirmesi ve bu ürünlere yönelik satın alma niyetini pozitif yönde etkilemektedir. Tüketici kozmopolitanizminin hiçbir boyutu yerli ürünlere yönelik satın alma boyutunu direkt olarak etkilese de, yerli ürün değerlendirmesini pozitif etkileyen iki boyut, bu değişkenin aracı etkisi yoluyla, satın alma niyetini pozitif yönde etkilemektedir. Yerli beyaz eşya için ise beklenmedik şekilde, tüketici zenosentrizminin satın alma niyetine etkisi aracı etki yoluyla pozitif, direkt etki yoluyla ise negatif olmuştur. Tüketici kozmopolitanizmi ve zenosentrizmi arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Yabancı ürünler daha iyi değerlendirildiği halde, bu satın alma niyetini aynı oranda artırmamıştır. En çok yerli ürün tercih edilen ürün kategorisi "gıda", en az yerli ürün tercih edilen ürün kategorisi ise "cep telefonu/tablet vb." olmuştur. Yaş yabancı ürünlerle ilgili tüm değişkenler ile negatif ilişkilidir. Diğer değişkenlerde çok fark görülmese de, kadın tüketicilerin yabancı ürün değerlendirme ve satın alma niyeti seviyeleri, erkeklere göre daha yüksek seviyede olmuştur.

Barış Cem Yavuzer
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Birinci basamakta verilen hizmetlerde hasta memnuniyeti üzerine bir uygulama: İstanbul Maltepe örneği

Gelişen ve değişen dünyada sağlık hizmetlerine duyulan ihtiyacın artmasıyla sağlık hizmetlerinin değeri gün geçtikçe artmaktadır. Bu süreçte birinci basamak sağlık hizmetlerinden olan Aile Sağlığı Merkezlerinin koruyucu sağlık hizmetleri açısından rolü büyüktür. Bu araştırmanın amacı, birinci basamaktaki sağlık kuruluşlarına başvuran hastaların, sağlık kuruluşlarından aldıkları hizmetin ve sağlık kuruluşlarından memnuniyet düzeylerinin ölçülmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın birinci bölümünde sağlık hizmetlerinin rolü, bölümleri ve aile hekimliğine giriş yapılmış, ikinci bölümdeyse birinci basamak kapsamında aile hekimliğinden bahsedilerek yıllar içerisinde yapılan hasta memnuniyeti çalışmaları ve EUROPEP ölçeğiyle yapılan yurt dışı çalışmalarından bahsedilmiştir. Araştırmanın üçüncü bölümü çalışmanın araştırma kısmına ayrılmıştır. Hasta anket formu ve EUROPEP Türkçe versiyonu 400 hastaya yüz yüze yöntemiyle uygulanmıştır. Çalışmadaki veriler SPSS 25.0 paket programıyla analiz edilmiştir. Araştırmada faktör analizi, güvenilirlik analizi, t ve ANOVA testlerine yer verilmiştir. Araştırmanın sonucu olarak; ev hanımları diğer meslek gruplarına göre, ulaşım zorluğunun diğer kriterlere göre, evli olanların bekârlara göre, çocuk sahibi olanların olmayanlara göre, eğitimde ortaokul mezunlarının diğerlerine göre ve gelir durumu açısından daha düşük gelir durumuna sahip kişilerin hekim değerlemede anlamlılık gösterdiği göstermektedirler.

Merve Odabaşı
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsallaşma düzeyi ve örgüt kültürünün işletmelerin ERP yazılımlarından beklentilerinin gerçekleşmesine etkisi

Ticaretin küreselleşmesi, satış ve dağıtım kanallarının çeşitliliği ve kaynakların yönetim zorluğu belirli büyüklüğe ulaşan işletmelerde ERP kullanımını zorunlu hale getirmeye başlamıştır. Bu araştırmanın temel amacı kurumsallaşma düzeyi ve örgüt kültürü kavramlarının işletmelerin ERP yazılımlarından beklentileri üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Araştırma kapsamında İstanbul'da yer alan ve ERP kullanan işletmelerin çeşitli departmanlarında farklı seviyelerde çalışan 396 kişiden anket toplanmıştır ve SPSS 24 programında analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda ERP yazılımlarından kurulum öncesi beklentiler üzerinde yalnızca kurumsallaşmanın esneklik ölçütünün etkili olduğu; ERP yazılımlarından kurulum sonrası beklentiler üzerinde ise kurumsallaşmanın tutarlılık ve esneklik ölçütlerinin pozitif yönlü, özerklik ölçütünün ise negatif yönlü etki ettiği gözlemlenmiştir. Örgüt kültürünün ERP yazılımlarından kurulum öncesi veya sonrası beklentiler üzerinde herhangi bir etkisi bulunmamıştır.

ERPKurumsallaşmaYazılım+1
Yusuf İslam Alipaşaoğlu
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetimlerin sunduğu sağlık hizmetlerinde hasta memnuniyetini etkileyen faktörler

Belediyelerdeki sağlık birimleri, özel ve diğer sağlık kurumlarında olduğu gibi hastalarının memnuniyetini ve bağlılığını sağladıkça daha da gelişirler. Bu çalışma yerel yönetimlerin sunduğu sağlık hizmetlerinde hasta memnuniyetini etkileyen faktörleri belirlemeyi amaçlamaktadır. Tezde örneklem olarak Trabzon Büyükşehir Belediyesi revirinden hizmet alan hastalar ve Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi polikliniklerinden hizmet alan hastalara yönelik anket uygulamasının analiz sonuçlarına göre hasta memnuniyetlerinin değerlendirmesi yapılmıştır. Araştırmaya belediye revirinden ve hasta polikliniklerinden hizmet alan toplam 302 hasta katılmıştır. Hastaların demografik bilgileri ile verilen cevaplar arasında bulunan ilişki incelenmiştir. Araştırma sonuçları, cinsiyet, evlilik durumu, eğitim düzeyi ve gelir gibi demografik faktörlerin hizmet memnuniyetini etkilediğini göstermektedir. Hastane ve belediye hizmetlerine başvuran hastalar arasında belirgin farklılıklar tespit edilmiş, özellikle doktor hizmeti, hastane genel görünümü ve erişim altında önemli varyasyonlar belirlenmiştir. Bu bulgular, sağlık hizmetlerinde bireysel ihtiyaçlara odaklanmanın önemini vurgulayarak, hizmet kalitesini artırmak için rehberlik sağlayabilir. Araştırmaya göre, sağlık hizmeti memnuniyetinin bireysel ihtiyaçları ve kişisel talepleri karşılamakla doğru orantılı olduğu söylenebilir. Araştırma hastane ve belediye hizmetlerinin genel olarak toplumda daha olumlu bir etki bırakmasına ve hastaların memnuniyetini artırmaya katkı sağlayabilir.

Şadan Aycan Saylam Keskin
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık sektöründe dijitalleşmenin etkileri ve Türkiye açısından değerlendirilmesi

Bu çalışma dijitalleşme kavramını tanıtarak sağlıkta dijital dönüşümü konu edinmiştir. Türkiye'de sağlık sektörünün dijitalleşmesi detaylı bir şekilde incelenmiş sağlık hizmetlerinin dijitalleşmesi, dijital hastane olgusu ve hastanelerin dijitalleşme konusunda akreditasyonu tanıtılmıştır. Çalışma dijitalleşmeyi etkileyen değişkenleri ortaya çıkartabilmek için literatürdeki dijitalleşme konusundaki Dijital Hazırolma Endeksi, Dijital Ekonomi ve Toplum Endeksi ile Sağlık Hizmetlerine Erişim ve Kalite Endeksi'nin sağlık ve ekonomik değişkenler ile ilişkileri Pearson Korelasyon analizi ile test edilmiştir. Analiz 19 Avrupa Birliği ülkesi için 2019 yılı verisi kullanılarak yapılmıştır. Veriler Cisco, Lancet, Avrupa Komisyonu, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı'ndan alınmıştır. Analiz sonuçlarına göre toplam sağlık harcamaları, zorunlu sağlık harcamaları ve kişi başı gayri safi yurt içi hâsıla her üç endeks ile pozitif ve anlamlı ilişkiye sahiptirler. Sağlık Hizmetlerine Erişim ve Kalite Endeksi'nin bunlara ek olarak gönüllü sağlık harcamaları ile de pozitif ve anlamlı ilişkisi mevcuttur. Bu bulgular toplam sağlık harcamaları, zorunlu sağlık harcamaları ya da kişi başı gayri safi yurt içi hâsıla arttıkça dijitalleşmenin de arttığına; o ülkenin dijitalleşmeye eğiliminin yükseldiğini işaret etmektedir.

Sağlık yönetimi
Hatice Özcan
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının liderlik ve otorite algısı: Bingöl kamu sağlık kurumlarında bir araştırma

Araştırmanın amacı sağlık çalışanlarının liderlik ve otorite algısının Bingöl kamu sağlık kurumları örneğinde incelenmesidir. Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Tarama modeli kapsamında anket formu ile veriler toplanmıştır. Araştırmanın evrenini Bingöl Devlet Hastanesi ve Bingöl Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde görev alan sağlık personeli oluşturmaktadır. Araştırmada kolayda örneklem kapsamında 300 sağlık personeline ulaşılmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan 7 soruluk sosyo-demografik özellikler formu, Çok Faktörlü Liderlik Ölçeği ve Otorite Tercih Ölçeği Kullanılmıştır. Araştırmada veri analizi SPSS 21 paket programında yapılmıştır. Liderlik ve otorite ilişkisine yönelik bulgular incelenmiştir. Buna göre dönüşümcü liderlik ve serbest bırakıcı liderlik ile otorite arasında anlamlı ilişki mevcut değildir. Bununla beraber geleneksel liderlik ile otorite algısı arasında anlamlı ilişki mevcuttur. İlişkinin yönü negatif yönlüdür. Geleneksel liderlik ve otorite arasında anlamlı ve negatif yönlü ilişki vardır.

Aygül Güncegörü
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Örgüt kültürü ve kurumsal imaj arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi: Bursa ili özel hastane örneği

Bu çalışma, teknolojik ve bilimsel yeniliklerin çok ve bu nedenle değişimin ve rekabetçi ortamın fazla olduğu sağlık sektöründe faaliyetlerine devam etmekte olan özel hastanelerin örgüt kültürü ve kurumsal imaj ilişkisinin değerlendirilmesi amacı ile yapılmıştır. Araştırmada kullanılan genel ve güncel ölçeklerin geçerliliği ve güvenirliliği önceden yapılmış çalışmalarda gerçekleştirilmiştir. Ana kütleyi Bursa ilinde faaliyetine devam etmekte olan özel bir hastanenin çalışanları oluşturmuştur. Örneklem ise özel bir hastanenin Nilüfer ilçesinde faaliyet gösteren şubesinin 247 çalışanından oluşmuştur. Çalışanlara anket formları online olarak ulaştırılmış ve alınan veriler SPSS 23.0 veri analiz programında analiz yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi evreni bilinen örneklem formülü kullanılarak hesaplanmıştır. Araştırmanın sonuçları, örgütsel kültür ile kurumsal imaj arasında anlamlı ilişki olduğunu göstermektedir. Ayrıca araştırmada, katılımcıların örgütsel kültür ile kurumsal imaj boyutlarının bazı demografik ve mesleki değişkenler itibariyle anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Örgüt kültürü ve kurumsal imaj arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki belirlenmiştir.

Merve Özdemir
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık kurumlarında personel devir hızını artıran temel nedenler: Hemşireler üzerine bir araştırma

Hemşireler sağlık çalışanlarının önemli bir kısmını oluşturmaktadırlar. Yaşlanan nüfus, yaşam sürelerinin artması, bulaşıcı olan ve olmayan hastalıkların artması, hastane ve sağlık kuruluşlarının sayılarının giderek artması ile hemşireye olan ihtiyaç da doğru orantılı olarak artış göstermektedir. Fakat Dünya Sağlık Örgütü, 2030 yılına kadar 15 milyon sağlık çalışanının eksikliğini öngörmesiyle birlikte hemşirelerin bazı nedenlerden dolayı işten ayrıldıkları görülmektedir. Bu çalışmada hemşirelerin işten ayrılma niyetlerini etkileyen nedenleri belirlemek ve hemşirelerin iş doyumu, iş yükü, iş stresi ve iş ortamının işten ayrılma niyetlerine etkisini incelemek amaçlanmıştır. İstanbul' un Anadolu Yakası'ndaki iş gücü çok ve yoğun olan dört sağlık grubu özel hastanede çalışan, gönül esasına bağlı olarak ve araştırmaya onam veren 310 hemşire ile çalışma yapılmıştır. Çalışmada Kişisel Bilgi Formu, Minnesota İş Doyumu Ölçeği, Revize Bireysel İş Yükü Algı Ölçeği ve Genel İş Stres Ölçeği ile veriler toplanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular SPSS 25.0 programı ile analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik dağılım, ortalama, standart sapma, Cronbach's Alpha, Pearson Korelasyon ve Regresyon analizleri kullanılmıştır. Çalışmada iş doyumu, iş yükü, iş stresi düzeylerinin orta düzeyde, personel devir oranlarının orta düzeyde ve iş stresi düzeylerinin ise düşük düzeyde olduğu saptanmıştır. İş yükünün ve stresin, devir oranını istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde etkilediği, iş doyumunun ve çalışma şartları ve koşullarının ise devir oranını istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönde etkilediği sonucuna varılmıştır. Hemşirelerin işten ayrılma oranlarını azaltmak için; personel sayısının artırılmasının kaçınılmaz bir gerçek olması ile birlikte, hasta bakımı için kişi başına düşen hasta sayısının azaltılması ve hemşirelerin hastaya bakım verme süreci dışındaki işlerinin azaltılması gerektiği düşünülmektedir. Çalışma şartları ve olanaklarının iyileştirilmesinin, ücretlerin yükseltilmesinin, adaletli bir ücret politikasının izlenmesinin ve motive edici faaliyetlerin artırılmasının hemşirelerin işten ayrılma niyetleri üzerinde önemli bir etkisinin olacağı öngörülmektedir.

Dilek Kayıkcı
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Araştırma geliştirme (ARGE) ve teknoloji yatırımlarının kadın işsizliği üzerindeki etkisi: G7 ülkeleri için panel veri analizi

Teknolojinin organizasyon yapıları üzerindeki etkileri ve işgücü piyasası dinamiklerindeki önemi birçok çalışmada tartışılmıştır. Yapılan çalışmalarda organizasyonlardaki teknolojik yatırımların kadın işgücü üzerindeki etkilerinin karmaşık doğasını ortaya koymaktadır. Bu çalışma teknolojik ilerlemenin kadın işgücü üzerindeki etkilerini koşul bağımlılık yaklaşımı perspektifinden incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma G7 ülkelerindeki ARGE yatırımları ve Bilgi Teknolojisi İnovasyonları ile kadın işsizliği arasındaki nedensel ilişkiyi cinsiyet odaklı olarak makro düzeyde incelemeyi amaçlamaktadır. G7 ülkelerinin 1985-2020 yılları arasındaki teknoloji yatırımları ve işsizlik göstergelerine ait veriler panel veri analizi için iki ayrı panel olarak modellenmiştir. Modelleme için sabit etki ve tesadüfi etki panel veri yöntemleri kullanılmıştır. Sonuçlar gelecekte G7 ülkelerindeki işletmelerde yapılan teknoloji yatırımlarının hem kadın hem de erkek işsizliği üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Ancak teknolojik değişimin kadın işsizliğine olumlu etkisi daha fazladır. Kadın işgücünün bu olumlu etkiden en üst düzeyde yararlanabilmesi için ülkelerin kadınların teknoloji kullanımına adaptasyonunu hızlandıracak yatırımları artırması gerektiği vurgulanmaktadır.

Melek Çil
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerin yeşil yönetim uygulamaları ile yeşil örgütsel davranışlarının işletme performansına etkisi

Bu tez çalışması, işletmelerin sürdürülebilirlik odaklı yönetim pratiği olan yeşil yönetim uygulamaları ile çalışanların yeşil örgütsel davranışlarının işletmelerin performansına nasıl yansıdığını incelemektedir. Araştırma, işletmelerin çevresel sorumluluklarını yerine getirmek ve sürdürülebilir bir iş yapma stratejisi izlemek adına benimsedikleri yeşil yönetim uygulamalarının ve çalışanların sürdürülebilirlikle uyumlu davranışlarının performanslarını nasıl etkilediğini anlamayı amaçlamaktadır. Çalışma, kapsamlı bir literatür taramasıyla başlayarak yeşil yönetim, yeşil örgütsel davranışlar ve işletme performansı arasındaki teorik bağlantıları analiz etmeyi hedeflemektedir. Ardından, anketler aracılığıyla işletmelerde yeşil yönetim uygulamalarını benimseyen çalışanlardan elde edilecek verilerle bu bağlantıları nicel olarak değerlendirecek bir araştırma planı yapılmıştır. Araştırmanın bulguları, yeşil yönetim uygulamalarının ve yeşil örgütsel davranışların işletme performansı üzerinde önemli ve olumlu etkileri olduğunu göstermektedir. İşletmelerin çevresel sürdürülebilirlik çabalarının sadece çevresel değil aynı zamanda ekonomik performanslarını da iyileştirdiği tespit edilmiştir. Ancak bazı yeşil davranışların beklenmedik negatif etkileri olabileceği ve bu durumların dikkatle yönetilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu çalışma, işletmelerin sürdürülebilirlik stratejilerini geliştirirken yeşil yönetim uygulamalarının ve yeşil örgütsel davranışların dikkate alınması gerektiğini vurgulamaktadır.

Yeşil işletmelerÇevresel performansÇevresel sürdürülebilirlik+1
Saliha Ertan
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya pazarlamasının tüketici satın alma karar sürecine etkisi: Y ve Z kuşaklarının tercihleri üzerine inceleme

Sosyal medya yaygınlaştıkça günlük yaşantımız içinde kullanım alanları da genişlemiştir. Sosyal medyada özgürce dile getirilen tüketici yorumları hızla viral olarak tüketici davranışı gelişmesinde etkin olmaktadır. Paylaşılan olumlu ve olumsuz deneyimler tüketicinin bilgiye hızlı ulaşabilmesini sağlamış olup, bilinçli tüketicinin oluşmasına sebep olmuştur. Sosyal medya paylaşımlarından oluşan veri tabanı ise hem tüketicilerin hem de firmalar için bilgi kaynağı ve veri toplama alanı oluşturmaktadır. Sosyal medyanın satın alma sürecinde kullanımı ise kuşaklar arasında farklılık göstermektedir. Bu çalışmayla, sosyal medyanın Y ve Z kuşağı tüketicilerinin satın alma karar süreci üzerindeki etkisi araştırılarak değerlendirilmiştir. Bu çalışmada birbirinden ayrı iki ölçek kullanılmıştır. Bunlardan birincisi 6 sorudan oluşan sosyal medya pazarlaması ölçeğidir, diğeri ise toplam 19 sorudan oluşan satın alma karar süreci ölçeğidir. Yapılan bu araştırmanın amacı sosyal medyanın satın alma karar sürecine etkisinin Y ve Z kuşaklarının farklılıkları üzerinden etkisini incelemektir. Araştırma sürecinde elde edilen verilerin analizinde öncelikle faktör ve güvenilirlik analizi yapılacaktır. Daha sonrasında değişkenler arasındaki ilişkilerin tespit edilebilmesi için korelasyon analizi ve nedensellik ilişkilerinin tespit edilebilmesi için regresyon analizi yapılacaktır. Araştırma sonucunda sosyal medyanın Y ve Z kuşağının satın alma karar sürecine olumlu etkisinin tespiti beklenmektedir. Araştırma pazarlama uzmanlarına öneriler ile sonuçlandırılmaktadır.

Vildan Pınar Yılmaz
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Corporate investment and cash flow sensitivity: Evidence from Turkey

The understanding the effects of financial constraints and firms? investment decisions is an important issue of research in macroeconomics and microeconomics areas. From macroeconomics perspective, defining impact of financial constraints on investment decisions provide valuable information about the mechanism through which monetary policy affects real economic. In microeconomics area, understanding the effects of financial constraints contributes to the understating of firms? corporate finance behaviors and the importance of firm heterogeneity in firms? activities. Using a comprehensive firm-level data of Turkish manufacturing firm and employing different empirical strategies and econometric techniques for the period 2009-2012 this thesis work tests impact cash flow of constrained and unconstrained Turkish firm?s on investment. This thesis result following Fazari, Hubbard and Peterson (1988). There is found that financially constrained firms in Turkey have high sensitivity to investment. Furthermore financially constrained firms face restricted access to external financing. These firms are likely to experience high underinvestment cost.

Financial constraintCash flowInvestment decisions+2
Begaiym Egımbaeva
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının çalışma yaşam kalitesinin performanslarına etkisi: Batman ili örneği

Bu çalışmada, sağlık çalışanlarının çalışma yaşam kalitesinin sağlık çalışanlarının performansına ne düzeyde etki sağlayacağı bilimsel yöntemlerle analiz edilemeye çalışılmıştır. Çalışmanın amacı Batman İluh Devlet Hastanesi'nde çalışmakta olan sağlık çalışanlarının çalışma yaşam kalitesinin iş performansları üzerinde etkisini belirtmek ve sağlık sektöründeki çalışanların performanslarını artırmaya yönelik önerilerde bulunmaktır. Bu çalışmada veri toplama tekniği olarak anket metodu kullanılmıştır. 234 çalışan çevrimiçi anket formları ile katılmış olup, çalışmanın verileri SPSS paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma verileri Kolmogorov Smirnov Testi ile dağılımın normal olup olmadığı belirlemek için kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Batman İluh Devlet Hastanesi'nde çalışmakta olan sağlık personelinde; çalışma yaşam kalitesi çalışma ortamı ve koşulları, verilen hizmetler, iş performansı, görev performansı, bağlamsal performans, puanları arasında korelasyon analizleri incelendiğinde; korelasyon ilişkileri istatistiksel olarak anlamlı olmadığı tespit edilmiştir.

Atiye Şaşmaz
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Motivasyonel faktörlerin iş performansı ile ilişkisi: Banka çalışanları üzerine bir araştırma

Çalışmanın amacı, motivasyonel faktörlerin yani örgütsel güven, iş tatmini ve ücret tatmininin çalışanların iş performansı ile bir ilişkisi olup olmadığı ölçülecektir. Çalışanların iş hayatında başarılı olabilmesi için motivasyonları yüksek olması gerekmektedir. Çalışanların motivasyonunu etkileyen faktörler ise; örgütsel güven, iş tatmini ve ücret tatminidir. Örgütsel güven çalışanların iş performansını etkilemektedir. Çünkü çalışanların iş yerinde hem iş arkadaşlarına hem de yöneticilerine güvendiği zaman işte göstermiş olduğu performansta artmaktadır. Ancak çalışma ortamında bir güvensizlik olduğu zaman çalışanların performansı düşmektedir. Aynı zamanda çalışanların örgüte de güvenmesi gerekmektedir. Yani bulunduğu ortamın güvenli olması ve çalışanın kendisini güvende hissetmesi gerekmektedir. İş tatmininde ise, çalışanların yaptığı işi sevmesi ve bu işten tatmin olması ile alakalıdır. Çalışanların işten verim alabilmesi için o işten tatmin olması gerekmektedir. İş ortamındaki olumlu ve olumsuz durumlar, yöneticilerin tutum ve davranışları, iş ortamındaki iletişim çalışanların iş tatminini etkilemektedir. İş tatmini yüksek oranda sağlandığı takdirde devamsızlığın azalması, başarıların yükselmesi, iş bağlılığın artması söz konusu olacaktır. Ücret tatmini ise, çalışanların yaptığı belli bir işin karşılığını almasıdır. Çalışanların hak ettiği ücreti aldıkları zaman işteki performansı da artmaktadır. Yöneticilerin adil bir ücret sisteminin olması gerekmektedir. Çünkü çalışanlar eşit ücret almadıkları zaman motivasyonu ve iş performansı düşmektedir.

Sinem Güzel
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Güçlendirici liderlik ile çalışanların sessiz istifa davranışları arasındaki ilişkide iş stresinin aracı rolü

Bu araştırmanın temel sorunsalı, kamu hastanelerinde çalışan hemşirelerin güçlendirici liderlik ile sessiz istifa davranışları arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide iş stresinin aracı rolünü incelemektir. İlk amaç, güçlendirici hemşirelerin günlük çalışma deneyimlerine etkisini ve olası sonuçlarını anlamak için iş stresinin doğasını ve kaynaklarını ortaya koymaktır. Bu, hemşirelerin mesleklerine yönelik güçlendirici liderlik faktörlerini ve bu faktörlerin iş deneyimleri üzerindeki etkilerini anlamak açısından önemlidir. İkinci amaç, hemşireler arasında sessiz istifa davranışlarının türlerini ve sıklığını belirlemektir. Hemşirelerin iş stresinin aracı rolünü anlamak ve bu stratejilerin sessiz istifa davranışlarını nasıl etkilediğini değerlendirmek için sessiz istifa davranışlarını tanımlamak önemlidir. Son olarak, araştırma iş stresinin güçlendirici liderlik ile sessiz istifa davranışları arasındaki aracı rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Liderlerin hemşirelerin çalışma yeteneklerini nasıl etkilediğini ve güçlendirici liderliğin sessiz istifa davranışları üzerindeki etkilerini anlamak, iş stresinin aracı rolünün daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacaktır. Bu araştırma, güçlendirici liderliğin kamu hastanelerinde görev yapan hemşirelerin sessiz istifa davranışları üzerindeki etkisini ve iş stresinin bu etkideki rolünü odaklanarak ele almaktadır. Veriler, bir kamu sağlık kuruluşundaki hemşireler üzerinde uygulanan anketler aracılığıyla toplanacak ve SPSS paket programında analiz edilecektir. Bu çalışmanın sonuçlarının, sağlık hizmetleri yönetimi açısından stratejilerin geliştirilmesi ve hemşirelerin iş deneyimlerinin iyileştirilmesi konusunda değerli bilgiler sunması beklenmektedir.

Tansu Zeybek
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde Türk Kızılay ulusal kan hizmetlerinin etkinliğinin değerlendirilmesi

Çalışma, 6 Şubat depremleri sonrasında Kızılay Kan Hizmetlerinin müdahale, afet öncesi ve sonrası kan stokları yönetimi, kan bağışı ve dağıtım faaliyetlerini araştırmaktadır. Depremin ardından Kızılay'ın ulusal seferberliği ile toplamda 196.753 ünite kan bağışı alınmış ve hastanelere yaralılar için kesintisiz kan ürünü sağlanmıştır. Anket sonuçlarına göre, çalışanların afet durumlarında kan hizmetleri yönetimiyle ilgili prosedür ve uygulamaları genel olarak yeterli bulduğu, ancak bazı iyileştirme gerektiren alanların olduğu belirlenmiştir. Çalışma ayrıca çalışanların afetlere hazırlık ve müdahale kapsamındaki kanaatlerini incelenmiş, bulgular, Kızılay'ın afetlere hızlı ve etkili bir şekilde müdahale etme kapasitesine ve afet sırasında artan kan ihtiyacını karşılama konusundaki başarısına işaret etmiştir. Ayrıca, afetler sırasında kan bağışı çağrılarına yanıt ve karşılaşılan zorluklara yönelik çözüm stratejileri gibi belirli alanlarda iyileştirmelerin gerekli olduğu da tespit edilmiştir. Tez, Kızılay'ın afetlere hazırlık, müdahale ve iyileştirme kapasitesini artırmak için öneriler sunmaktadır. Bu bağlamda afet bölgesinde çalışan personelin hem fiziksel hem de psikolojik olarak desteklenmesi, ayrıca afetlere karşı kan hizmetleri altyapısının dirençli hale getirilmesi için altyapı güçlendirme, mobil kan bankalarının artırılması ve afet durum planlarının güncellenmesi gibi stratejik adımları önermektedir. Çalışma, afet durumlarında kan hizmetlerinin yönetimine dair kapsamlı bir bakış sunarak toplumsal dirençliliğe ve bu alandaki politika ve uygulamaların geliştirilmesine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

Kızılay
Hatice Kınık
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Akademisyenlerde siberkondri ve sağlık okuryazarlığının yaşam kalitesi üzerindeki etkisinin incelenmesi (vakıf üniversiteleri örneği)

Araştırmada vakıf üniversitelerinde görev yapan akademisyenler arasında siberkondri ve sağlık okuryazarlığının yaşam kalitesi üzerindeki etkisi incelenmiştir. Akademisyenlerin bilgiye kolay erişimi ve bu bilgiyi kullanma yeteneklerinin, onların sağlık algılarını ve yaşam kalitelerini nasıl etkilediği araştırılmıştır. Ayrıca, siberkondri ve sağlık okuryazarlığının birbirleriyle olan ilişkisi ve bu ilişkinin yaşam kalitesi üzerindeki yansımaları da incelenmiştir. Bu bağlamda, çalışmanın amacı, vakıf üniversitelerinde görev yapan akademisyenlerin siberkondri ve sağlık okuryazarlığı düzeylerini belirlemek ve bu iki değişkenin yaşam kalitesi üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Çalışmada, siberkondri ve sağlık okuryazarlığının yaşam kalitesi üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla anket yöntemi kullanılmıştır. Anket yöntemi, geniş katılımcı kitlesine ulaşmak ve veri toplama sürecini sistematik bir şekilde gerçekleştirmek için etkili bir araçtır. Anket yoluyla 488 adet veri toplanmıştır. Toplanan veriler ışığında ölçeklerin doğruluğu ve tutarlılığı SPSS istatistik yazılımı ile analiz edilmiştir. Bunu takiben yapısal eşitlik modeli oluşturulması ve doğrusal faktör analizleri ile değişkenler arasındaki ilişkileri detaylı bir şekilde hesaplayan Smart PLS yazılımından yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, sağlık okuryazarlığı ile yaşam kalitesi arasında güçlü ve olumlu bir ilişki tespit edilmiş, siberkondrinin ise yaşam kalitesi üzerinde doğrudan olumsuz bir etkisi olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, sağlık okuryazarlığının, siberkondrinin yaşam kalitesi üzerindeki olumsuz etkisini dolaylı olarak azalttığı görülmüştür.

Kardelen Sert
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00