Bingol University
Anabilim Dalı

Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı

Bingol University

209

Arşivlenen Tez

1

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Derin boyun enfeksiyonlarında cerrahi ve klinik yaklaşım

We aimed to retrospectively evaluate the patients who were admitted to Dicle University Hospital between 2012-2017 due to deep neck infection (DNI). In this study, patients with DNI may be treated with medical treatment, and irreversible life-threatening conditions may arise in spite of emergency surgery. All patients with DNI should be assessed in the light of detailed history, examination, imaging and laboratory examinations. Very rapid evaluation with follow-up and treatment can save many patients from this disease with morbidity and mortality. Key Words:DNI, Tracheotomy, Ludwing

BoyunCerrahiCerrahi-kulak-burun-boğaz+3
Kenan Toprak
Dicle University
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşitme cihazlı yetişkinlerde indüksiyon döngü sistemi kullanım eğitiminin etkisi

Amaç: İşitme cihazı kullanan bireyler, arka plan gürültüsü, yankılanma süresi, konuşmacı-dinleyici mesafesi problemlerine bağlı olarak kalabalık ve gürültülü ortamlarda konuşmaları anlamada zorluk yaşamaktadır. İndüksiyon döngü sistemlerinin kullanımı bu duruma olası bir çözüm olarak sunulmaktadır. İndüksiyon döngü sistemleri işitme cihazlarının sinyal/gürültü (S/G) oranını yükselterek ve ses kaynağından dinleyiciye sesi doğrudan ulaştırarak, bu akustik problemleri ortadan kaldıran işitmeye yardımcı dinleme cihazlarıdır. Pek çok ülkede, indüksiyon döngü sistemlerinin kullanım alanları gittikçe yaygınlaştırılmaktadır. İşitme cihazı kullanan kişilerin bu yardımcı dinleme cihazlarından haberdar olmaları, işitme cihazının sağlayacağı yararları arttırabilir. Ancak, ülkemizde de yasalarla zorunlu hale getirilen bu sistemlerin kullanımı hakkında işitme cihazı kullanıcılarının bilgilendirilmeye ihtiyaçları vardır. Bu araştırmanın amacı, işitme cihazı kullanıcılarının indüksiyon döngü sistemlerinden fayda sağlayabilmelerinde eğitimin etkisinin araştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Araştırma için tek kulakta veya çift kulakta işitme cihazı kullanan bireyler tercih edildi. Çalışmanın birinci basamağında dâhil edilme kriterlerine uygun işitme cihazı kullanan 264 bireye ulaşıldı. Bu bireylerin indüksiyon döngü sistemini etkin kullanıp kullanılmayacağını değerlendirebilmek için 5 sorudan oluşan bir ölçek geliştirildi ve geçerlik-güvenirlik çalışmaları yapıldı. Çalışmanın ikinci basamağında ise, çalışmaya dâhil edilme kriterlerine uygun işitme cihazı kullanan 30 bireye indüksiyon döngü sistemi hakkında sözel ve uygulamalı eğitim verildi. Eğitimden sonra indüksiyon döngü sistemini etkin kullanıp kullanılmayacağını değerlendirebilmek için geliştirilen ölçekteki sorular araştırmanın başından sonuna kadar toplamda iki kez soruldu. Bulgular: Çalışmada işitme cihazı kullanan bireylerin, işitme cihazları takılıyken birinci test ortamı olan gürültüsüz ortamda üç heceli kelimeleri tekrar etmelerinde bir sorun olmadı. İkinci test ortamı olan gürültü eşliğinde kelimelerin tekrar edilmesinde ise büyük ölçüde düşüş olduğu görüldü. Yarısından fazlasını anlayamadıkları için kelimeleri tekrar edemeyen bireyler, üçüncü test ortamına geçtikleri zaman indüksiyon döngü sistemi devredeyken ve işitme cihazları telekoil moduna getirilerek, bilgilendirme yapıldıktan sonra gürültüden neredeyse etkilenmeden kelimeleri tekrar edebildiler. Kelimelerin tekrar edilmesi gürültüsüz ortamda yapılan test sonucuyla benzerlik gösterdi. Analiz sonucunda son test ortalamasının ön teste göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu görüldü (p<0.01). Sonuç: Bu çalışmada, gürültülü ortamlarda konuşma anlaşılırlığının arttırılmasına yönelik geliştirilen indüksiyon döngü sistemlerinden beklenen yararın sağlanabilmesi için, cihaz kullanıcılarının bu konuda bilgilendirilmelerinin ve gerekli eğitimi almalarının ne denli önemli olduğu gösterilmiştir. İşitme cihazı kullanıcılarının gittikçe yaygınlaşan indüksiyon döngü sisteminden yeterince yararlanabilmesi, cihaz yararının arttırılabilirliği için, bu konuyla ilgili eğitimin verilmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: İşitme cihazı, indüksiyon döngü sistemi, eğitim

İşitmeİşitme kaybı
Merve Burcu Özay
Bingol University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetişkinlerde işitsel uyarılmış beyinsapı potansiyellerinin klinik standardizasyonu

ÖZET Amaç: Yaş ve cinsiyet faktörlerinin, İşitsel Uyarılmış Beyinsapı Potansiyelleri (İUBP) bileşenleri üzerine etkisi ortaya konularak, farklı yaş gruplarında yetişkinler için normal latans değerlerin saptanması ve kliniğimize ait standart verilerin oluşturulması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya 18-65 yaş arası normal işitmeye sahip 94 gönüllü bireyin 188 kulağı dahil edilerek, bireyler arasında 4 ayrı yaş grubu oluşturuldu. Araştırmaya dahil edilen bireylere KBB muayenesi, akustik immitansmetri, saf ses ve konuşma odyometrisi ile İUBP testleri uygulandı. İUBP testinde 80 ve 90 dB nHL uyaran şiddetinde, 11.1 klik/sn rate kullanılarak I., III., V. dalga latansları ile I-III, III-V ve I-V dalgalar arası latans farkları (İnterpeak Latency=IPL) yaş ve cinsiyete göre değerlendirildi. Bulgular: İUBP mutlak latans ve IPL değerlerinin, yaş artışı ile paralel olarak uzadığı görüldü. Her iki cinsiyette de 40 yaş üstünde yaş artışıyla İUBP mutlak latans ve IPL değerlerinin uzadığı saptandı. Her iki uyaran şiddetinde de erkeklerde III. ve V. dalga latansları ile I-III, III-V ve I-V IPL'lerin kadınlardan istatistiksel olarak anlamlı derecede uzun olduğu görüldü. Sonuç: 18-65 yaş arasında 80 ve 90 dB nHL uyaran şiddetinde yaş grupları ve cinsiyete göre mutlak dalga latansı ve IPL değerleri belirlenmiş ve bu değerler arasında farklılık saptanmıştır. Kliniğimizin İUBP standart verilerini oluşturan bu değerler, hastalarımızın değerlendirmesi ve gelecek çalışmalarımız için bize referans olacaktır. Anahtar Sözcükler: İşitsel Uyarılmış Beyinsapı Potansiyeller, Klinik Standardizasyon, ABR, Yetişkin

Referans standartlarıUyarılmış potansiyellerUyarılmış potansiyeller-işitsel+2
Nilgün Aksakal
Bingol University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Sisplatin ototoksisitesinde N-asetil sistein ve salisilatın koruyucu rolü

CP'ye bağlı ototoksisite, CP kullanımının yaygın görülen bir yan etkisi olup, CPkullanımının majör güçlüğünü oluşturmaktadır. Ototoksisite, hastanın hayat kalitesini düşürürve tedavi protokolünü sınırlar. Ayrıca, CP kullanımının primer doz kısıtlayıcı faktörü olduğukabul edilir. CP'nin önemi ve çoğu durumda alternatifsizliği göz önüne alındığında yanetkilerini azaltıp ilacın daha etkin plazma konsantrasyonlarını sağlamak amacıyla birtakımprotektif ajanların kullanımı gündeme gelmiş ve bu konuda pek çok çalışma yapılmıştır.Çalışmamızda odiyometri ve ABR kullanarak bu konuda en çok araştırma yapılmış olan NACve son zamanlarda protektif etkisi gündemde olan fakat pek fazla araştırılmamış olansalisılatın CP kullanımı ile oluşan toksik etkileri azaltıp azaltmadığını klinik olarakaraştırmayı hedefledik.Çalışmamızda CP kullanımına NAC eklenmesiyle CP'e bağlı 10.000 hem de12.000Hz de ortaya çıkan işitme kaybını anlamlı olarak azalttığını saptadık Bu sonuç literatürbilgileriyle uyumlu olmakla birlikte NAC kullanımının CP'nin antitümör aktivitesiniazaltabileceği konusunda kaygılar devam etmektedir.Salisılatın CP ototoksisitesini önlemede kullanımı yeni olup son zamanlarda bukonuda artan çalışmalar mevcuttur. NAC'ın aksine CP' nin onkolitik etkisini azaltmamasısalisilatın bir avantajını oluşturmaktadır. Bu konuda da az miktarda deneysel çalışmalarmevcut olup klinik çalışma henüz yeterince yapılmamıştır. Çalışmamızda CP kullanımınasalisılat eklenmesiyle gerek ABR gerekse de odiyometrik ölçümlerle işitme kaybınınazaldığına dair herhangi bir bulguya rastlayamadık. Deney hayvanlarıyla insan kokleasınınyapısal farklılıkları, CP kullanan hastaların son derece düşkün olup odiyometrik testlerekoopere olamamaları, hastaların özgeçmişlerindeki farklılıklar ve klinik çalışmalardakihomojen grupların oluşturulmasındaki güçlükler, klinik olarak işitme kaybının tam olarakdeğerlendirilebilmesine engel olabileceği için bu konuda ileri çalışmalara ihtiyaçduyulmaktadır.Çalışmamızda CP ototoksisitesini önleme açısından gerek NAC, gerekse de salisılatkullanımını ile ABR ölçümlerinde herhangi bir farklılık saptanamamıştır. Bu bulgumuz deneyhayvanlarında görülen anlamlı ABR sonuçlarıyla farklılık göstermektedir. Bu sonucu eldeetmemize yol açan etkenler: 1) CP nin primer etki mekanizmasının kokleadaki DTH'lerinolması ve buradaki hasarı göstermede odiyometrinin ABR'den daha duyarlı olması, 2)Deneysel çalışmalarda olduğu ölçüde hastaların yaş, cinsiyet, kulak patolojileri ve sistemikhastalıklar yönünden homojen hale getirilmesinin mümkün olmaması CP ototoksisitesiniarttırdığı gösterilmiş ve 3) Hastanın genel durumuna ait kontrol edilemeyen bazı riskfaktörlerinin (azalmış serum albumin, hemoglobin, hematokrit ve eritrosit sayısı)çalışmamızın yapıldığı hastalarda değişkenlik göstermesi olarak sayılabilir.

Baver Samancı
Dicle University
2007
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Kronik tonsillit tedavisinde mukozal biofilmin önemi

Kronik tonsillit, çocukluk döneminin ve yetişkinlerin yaygın enfeksiyon hastalıklarından biridir. Bu hastalığın antibiyotik tedavisi başarısız olduğunda sıklıkla tonsillektomi yapılmaktadır. Biofilmin, kronik tonsilitte Kulak Burun Boğazın enfeksiyonla ilişkili mukoza kaynaklı dirençli enfeksiyonlarındaki rolü ortaya konmuştur. Biofilmler; otitis mediada, sinüzitte, kolesteatomada, adenoiditte ve cerrahi aletlerin enfeksiyonlarında rol oynarlar. Biofilm hücreleri konak defansına dirençlidirler. Biofilmdeki bakteriler fagositozu önlerler ve ekzopolisakkarid üretimi ile fiziksel bariyer sağlar. Bakterilerin bir araya gelerek oluşturdukları biofilmler polisakkarid matrix yapı ile örtülüdür. Bakteriler, bu yapıyı sentezleyerek yüzeye yapışmaları sağlanır. Biofilmler organize olmuş heterojen bakteriyel topluluklarıdır. Biofilm bakterisi ekstrasellüler polimerik madde olarak da bilinen polisakkarid, nükleik asit ve proteinde gömülüdür. Bu çalışmada kronik tonsillitli hastalarda tonsilektomiden sonra tonsil dokularını değerlendirmeyi amaçladık. Tonsil yüzey dokusuna NAC ve ASA invitro uygulandıktan sonra tonsil dokusunun yüzeyindeki bakteriyel mukozal biofilmin histolojik ve ultrastrüktürel yapısı ortaya kondu. Bu çalışmanın amacı genel olarak NAC ve ASA'nın biofilmi nasıl etkilediğini daha iyi anlamaya katkı sağlamaktı ve bununla birlikte ışık mikroskobu ve TEM ile birlikte biofilm morfolojisindeki değişiklikleri gözlemlemekti.

Fuat Bulut
Dicle University
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ulusal yenidoğan işitme taraması programı'nda işitme kaybının sıklığının belirlenmesi

ÖZET ULUSAL YENİDOĞAN İŞİTME TARAMASI PROGRAMI'NDA İŞİTME KAYBININ SIKLIĞININ BELİRLENMESİ Dokuz Eylül Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı İclal Gençten iclalgencten@gmail.com Amaç: Ulusal Yenidoğan İşitme Taraması Programı kapsamında Temmuz 2010-Temmuz 2015 tarihleri arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı (DEÜ Tıp Fakültesi KBB AD) İşitme-Konuşma-Denge Ünitesi'nde işitme taraması gerçekleştirilen bebeklerdeki işitme kaybının sıklığının ve yalancı pozitiflik oranının belirlenmesi amaçlandı. Yöntem: Çalışmaya Temmuz 2010-Temmuz 2015 tarihleri arasında DEÜ Tıp Fakültesi KBB AD İşitme-Konuşma-Denge Ünitesi'nde işitme taraması gerçekleştirilen 8565 bebek alındı. İlk kez işitme taraması yapılacak olan veya risk faktörü olmayan bebeklere tarama otoakustik emisyon (tOAE) testi uygulandı. Tarama protokolünde tOAE testinden kalan bebeklere 15 gün sonrasına tarama işitsel uyarılmış beyinsapı potansiyelleri (tİUBP) testi için randevu verildi. Risk faktörü olan veya tOAE testinden kalan bebeklere tİUBP testi uygulandı. tİUBP testinden kalan bebekler ileri tetkiklerle değerlendirilmek üzere tekrar kontrollere çağrıldı. Bebeklere ileri tetkik kapsamında yüksek frekans timpanometrik değerlendirme, tanıya yönelik OAE ve İUBP ölçümlerini içeren değerlendirme yapıldı. Bulgular: DEÜ Tıp Fakültesi KBB AD İşitme-Konuşma-Denge Ünitesi'nde tOAE testinden bebeklerin 3827'si (% 44,7) geçti, 75'i (% 0,9) kaldı. Kalan 75 (% 0,9) bebeğin 59'u (% 0,7) tİUBP testinden geçti, 16'sı (% 0,2) kaldı. tİUBP testinden DEÜ Tıp Fakültesi KBB AD İşitme-Konuşma-Denge Ünitesi'nde işitme kaybıyla ilgili risk faktörü olan 3008 (% 35,1) bebek ve dış merkezde tOAE testinden kaldığı için kliniğimize refere edilen 1353 (% 15,8) toplam 4361 (% 50,9) bebekten 4211'i (% 49,2) geçti, 527'si (% 6,2) kaldı. Dış merkezde tOAE testinden kaldığı için kliniğimize refere edilen 1353 (% 15,8) bebekten 986'sı (% 11,5) geçti, 367'si (% 4,3) kaldı. İleri tetkiklerle değerlendirilmek üzere tekrar kontrole çağrılan bebeklerden 187'si (% 2,2) kontrole gelmedi. Tanısal testlerin sonuçlarına göre, bebeklerin 77 (% 0,9)'sinde bilateral normal işitme, 93 (% 1,1) 'ünde bilateral sensörinöral tip işitme kaybı, 78 (% 0,9)'sinde bilateral iletim tipi işitme kaybı, 5 (% 0,1)'inde bilateral mikst tip işitme kaybı, 25 (% 0,3)'inde unilateral sensörinöral tip işitme kaybı, 43 (% 0,5)'ünde unilateral iletim tipi işitme kaybı, 3 (% 0,04)'ünde unilateral mikst tip işitme kaybı, ve 9 (% 0,1)'unda işitsel nöropati, 84 (% 1,0)'ünde her iki kulakta birbirinden farklı tip ve derecelerde işitme kaybı mevcuttu. İşitme kaybının tanı yaşı 117,38±51,82 gün olarak saptandı. YDİT'te tOAE testinde DEÜ'nin yalancı pozitiflik oranı % 0,8, dış merkezlerden gelen bebeklerde yalancı pozitiflik oranı % 72,9 olarak belirlendi. tİUBP testinde DEÜ'nin yalancı pozitiflik oranı % 0,4, dış merkezlerden gelen bebeklerde yalancı pozitiflik oranı % 3,5 olarak belirlendi. Sonuç: Bebeklerin dış kulak kanalında serümen, buşon olması, bebeklerin test sırasında ağlamalarından ya da hareketliliklerinden kaynaklanan akustik ve biyolojik gürültü, tarama yapılan ortamın gürültülü olması, taramayı yapan kişiden kaynaklanan hatalar, tarama yapılan merkezin iş yükünün fazla olması vb. nedenlerden dolayı yalancı pozitiflik oranı yükselmektedir. Bu durum ailelere ekonomik yük (yol parası vb.), iş kaybı ve strese neden olduğu gibi, referans merkezlerindeki iş yükünüde arttırmaktadır. Bunun önlenebilmesi için tarama yapılan ortamın sessiz olmasına özen gösterilmesi, bebek sessiz ve hareketsiz durumdayken test yapılması, yenidoğan işitme taramasının odyometrist tarafından yapılması, Sağlık Bakanlığı'nca hazırlanan YDİT protokolünün eksiksiz biçimde uygulanması önerilebilir. Anahtar Sözcükler: Yenidoğan, işitme taraması, işitme kaybı, yalancı pozitiflik

Bebek-yenidoğmuşBebek-yenidoğmuş hastalıklarıBebekler+3
İclal Gençten
Bingol University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Kliniğimizde 2001-2011 yılları arasında tonsillektomi / adenotonsillektomiye bağlı komplikasyonlar nedeni ile takip edilen hastaların retrospektif analizi

Tonsillektomi ve/veya adenoidektomi kulak burun boğaz cerrahisinde en sık yapılan ameliyatlardan biridir. Bu ameliyat mortalite ve morbiditesi gözönüne alınınca majör bir cerrahidir. sözkonusu ameliyatlara bağlı komplikasyonlar gelişen teknoloji ve teknikler ile azalmıştır. Bu azalmaya rağmen kanama mortalite ve morbiditenin en önemli nedenidir. Farklı çalışmalarda kanama insidansı değişik oranlarda bulunulmuştur. Yüzde 0?10 arasında kanama oranları bildirilmiştir. Kliniğimizde Ocak 2001 ile Aralık 2011 tarihleri arasında tonsillektomi ve/veya adenoidektomi olan 995 hastanın 23'ünde kanama oldu. Kanama insidansı yüzde 2,3 idi. Soğuk diseksiyon tekniği için kanama insidansı % 1,9(17/891) iken, sıcak disseksiyon tekniği için kanama insidansı % 5,7(6/104) idi.

Cerrahi-kulak-burun-boğazHemorajilerPostoperatif dönem+3
Fehmi Yıldırım
Dicle University
2013
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Kronik otitis mediali hastalarda ameliyattan önce ve ameliyattan sonra psikiyatrik değerlendirme

Giriş ve Amaç: Kronik otitis media tanısıyla kliniğimizde ameliyat edilen hastaların ameliyat öncesi ve sonrası yaşam kalitesi ve ruhsal durumda ortaya çıkan değişikliklerin incelenmesi amaçlanmıştır. Kronik otitis medialı hastalarda işitme kaybı, kulak akıntısı, çınlama ve baş dönmesi gibi hastanın hem sosyal hem de fiziksel durumunu etkileyebilecek şikayetler olabilmektedir. Cerrahi sonrası bu şikayetlerdeki değişime bağlı olarak psikiyatrik yönden farklılık olup olmadığını araştırmayı hedefledik. Gereç ve Yöntem: Araştırma; Kasım 2012 – Mayıs 2013 tarihleri arasında, Dicle Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları kliniğinde kronik otitis media tanısıyla ameliyat edilen 50 hasta üzerinde prospektif olarak yapılmıştır. Psikolojik semptom profili ve yaşam kalitesinin karşılaştırılması Symptom Check List 90-Revised Form (SCL-90-R) ve Short Form 36 (SF-36) ölçekleri kullanılarak yapılmıştır. Bu testler hastalar tarafından ameliyattan önce ve ameliyattan sonraki 6. ayda doldurulmuştur. Bulgular: KOM nedeniyle kliniğimizde ameliyat edilen 50 hastanın ameliyat öncesi ve sonrası psikiyatrik durumlarında ortaya çıkan değişiklikler karşılaştırıldı ve değerlendirildi. Hasta grubu 18-55 yaş aralığında olup ortalama yaş 26,1'di. Cinsiyet dağılımına göre 23'ü bayan, 27'si erkekdi. Ameliyat olan 50 hastanın SF-36 testi değerlendirildiğinde tek istatistiksel olarak anlamlı değişikliğin sadece bedensel ağrı skorunda olduğu görüldü. SCL-90-R testi değerlendirildiğinde ise obsesif-kompulsif, kişiler arası duyarlılık, anksiyete, öfke-düşmanlık ve global şiddet indeksinde istatistiksel olarak anlamlı değişikliğin olduğu görüldü. Ameliyat olan 50 Kronik otitis medialı hasta üzerinde yapmış olduğumuz araştırmada; 36 hastanın işitme düzeylerinde iyileşme saptandı. Bu hasta grubunun SF-36 değerlendirilmesinde bedensel ağrı, genel sağlık algısı ve ruh sağlığı parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu. İşitme değerlerinde düzelme saptanan 36 hastanın SCLl-90-R değerlendirmesinde obsesif-kompulsif, kişiler arası duyarlılık, anksiyete, öfke-düşmanlık ve global şiddet indeksinde istatistiksel olarak anlamlı değişikliğin olduğu görüldü. Ameliyat olan 50 hastanın 36'sında işitme dışındaki ek semptomlarında düzelme saptandı. Bu hasta grubunun SF-36 değerlendirilmesinde bedensel ağrı ve ruh sağlığı parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu. Ek III semptomlarında düzelme saptanan 36 hastanın SCL-90-R değerlendirmesinde obsesif-kompulsif, kişilerarası duyarlılık, depresyon, anksiyete, öfke-düşmanlık ve global şiddet indeks parametrelerinde anlamlı derecede düzelme olduğu görüldü. Sonuç: Bir kronik hastalık tanısı ile hastanın yaşamı değişebilir ve bu kronik hastalık durumu hasta üzerinde yaşam kalitesi ve psikolojik durumda değişikler yaratabilir. Kronik hastalık tedavisinde klinisyenlerle, psikiyatri kliniğin koordineli çalışması gerektiği hastalar üzerinde daha iyi sonuçlar elde edebileceği kanısı mevcuttur. Bu çalışmada, Kronik otitis media hastalığının hasta üzerinde psikiyatrik rahatsızlık yarattığı ve uygun tedavi edildiği takdirde hastanın yaşam kalitesini ve psikiyatrik rahatsızlıklarının düzeltilmesinde kısmen de olsa faydası olduğu bulunmuştur. Sağlıkla ilgili yaşam kalitesi ölçütleri birçok rahatsızlıkta olduğu gibi KOM hastaların değerlendirilmesinde ve tedavi etkinliğinin doğru şekilde saptanmasında gün geçtikçe artan bir öneme sahiptir.

Cerrahi-kulak-burun-boğazKulak hastalıklarıMental bozukluklar+5
Hüseyin Vural
Dicle University
2014
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Koklear implant uygulanan hastaların cerrahi ve işitsel yönden retrospektif analizi

Bu çalışmada koklear implant cerrahisi uygulanan hastaların klinik özellikleri ve postoperatif dönemde karşılaşılan komplikasyonları değerlendirmeyi amaçladık. Ayrıca postoperatif dönemde işitsel performans skorlarını preoperatif dönemde eğitim alan ve almayan gruplar arasında ve operasyon yaşı 60 ayın altında ve üstünde olan gruplar arasında karşılaştırdık. Hastaların klinik ve demografik özellikleri (cinsiyet, yaş, eşlik eden hastalıklar, opere edilen kulak yönü), intraoperatif ve postoperatif dönemde karşılaşılan komplikasyonları retrospektif olarak inceledik. Ayrıca hastaların operasyon yaşının, preoperatif dönemde eğitim alıp almamalarının ve uygulanan koklear implant modelinin hastaların işitsel performanslarına etkileri araştırıldı. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı'nda Kasım'10-Ocak'14 tarihleri arasında koklear implant uygulanan 80 hasta çalışmaya dahil edildi. Uygulanan cerrahi yöntem ve cihazlar incelendi. Bu hastalarından postoperatif dönemde düzenli konuşma eğitimi alan 45 hasta postoperatif işitsel performansları yönünden değerlendirildi. Bu hastalar preoperatif dönemde konuşma eğitimi alan ve almayanlar olmak üzere iki gruba ayrıldı. Postoperatif işitsel performansları 'Dinlemenin Gelişim Profili Testi' (LiP) skoru ve 'Tek-İki- Üç Heceli Kelimeleri Tanıma Testi' (MTP) skoru bakımından karşılaştırıldı. Hastalar ayrıca operasyon yaşına göre 60 aydan küçük (Grup 1) ve büyük (Grup 2) olmak üzere iki gruba kategorize edilerek yukarıda sözü edilen işitsel performans testleri bakımından karşılaştırıldı. Sonuç olarak preoperatif dönemde eğitim alanlar almayanlara göre postoperatif 1., 3., 6., 12., 18., 24. aylarda daha yüksek LiP test skorlarına sahiptiler (hepsi için p<0,05). MTP test skorları bakımından preoperatif dönemde eğitim alanlar almayanlara kıyasla bütün postoperafif takip aylarında (1., 3., 6., 12., 18., 24. ay)daha yüksek işitsel performans sergilemekteydiler (hepsi için p<0,05). Çalışmamızda koklear implant uyguladığımız hastaların hiç birinde postoperatif majör ve minör komplikasyon görülmezken, 80 hastanın 4'ünde (%6.25) intraoperatif komplikasyon olarak perilenf sızıntısı gelişti. Bir hastada ise implant elektrodları kokleaya kısmen yerleştirilebildi. Ayrıca çalışmamızda implant modelinin ve operasyon yaşının koklear implantasyon sonrası hastaların işitsel performansına istatistiksel olarak anlamlı bir etkileri olmadığı görüldü. Anahtar sözcükler: Koklear implant, komplikasyon, işitsel performans, LiP testi, MTP testi

Cerrahi tedaviKokleaKoklea hastalıkları+6
Bülent Agüloğlu
Dicle University
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşitme cihazlarının başlangıç ayarlarının gerçek kulak ölçümüyle değerlendirilmesi

ÖZET Amaç: İşitme cihazlarının başlangıç ayarlarının hedef kazançlara ulaşma oranlarının gerçek kulak ek kazancıyla (GKEK) değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya otoskopik bakısı normal ve orta kulak patolojisi bulunmayan 24 birey (12 kadın ve 12 erkek) dahil edildi. Araştırmada farklı işitme cihazı (İC) markalarına ait üst segment iki dijital kulak arkası işitme cihazı karşılaştırıldı. GKEK ölçümlerini etkileyen kulak kalıbı, havalandırma deliği çapı, ses hortumu, işitme eşiği, başlangıç ayarları ve kazanç formülü gibi değişkenler sabitlendi. GKEK ölçümleri NAL-NL2 kazanç formülünde 55, 65 ve 75 dB SPL şiddetlerinde, Uluslararası Konuşma Test Sinyali (UKTS) kullanılarak 0.25, 0.5, 0.75, 1, 1.5, 2, 3, 4 ve 6 kHz'de ölçüldü. İşitme cihazlarının üç farklı şiddette ve dokuz ayrı frekansta elde edilen GKEK değerleri karşılaştırıldı. İşitme cihazlarının hedef kazançtan sapma miktarları ve hedef kazanca ulaşma yüzdeleri belirlendi. Bulgular: İşitme cihazlarının başlangıç ayarlarında elde edilen GKEK ortalamalarının NAL-N2 hedef kazançları ile örüşmediği saptandı. Başlangıç ayarındaki GKEK değerleri karşılaştırıldığında işitme cihazları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulundu (p<0.05). Sonuç: Bu çalışmanın sonucunda işitme cihazlarının başlangıç ayarlarında elde edilen GKEK değerlerinin hedef kazançla örtüşmediği belirlendi. İşitme cihazı ayarlamalarında hedef kazançlara ulaşılabilmesi için gerçek kulak ölçümünün (GKÖ) kullanılması gerekli olduğu sonucuna varıldı. Anahtar Sözcükler: işitme cihazı, gerçek kulak ek kazanç, gerçek kulak ölçümü

Kıvanç Karaağaç
Bingol University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Streptomisinin ototoksik etkisinin klinik, odyometrik yöntemlerle araştırılması

Yasin T. Torunoğlu
Dicle University
1979
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Baş boyun tümörleri üzerine klinik, histopatolojik, epidemiyolojik araştırmalar

Talat Köseoğl
Dicle University
1979
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Dudak damak yarıklı olgularda klinik, genetik araştırma ve tedavi yöntemleri

İ. Cemal Omay
Dicle University
1980
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Kronik süpüratif otitis medialı olgularda bakteriyolojik araştırma

Ahmet Turan Özer
Dicle University
1982
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Yüz cildi kanserlerinin cerrahi tedavisi ve rekonstrüksiyon metotları

Cafer Yiğit
Dicle University
1983
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Kulak zarı tromantik perforosyonlarının tedavi sonuçları ve odioloji ile ilişkisi

Halit İlkhan
Dicle University
1983
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Hipertrofik rhinitlerde tedavi yöntemlerinin değerlendirilmesi

Selami Şahin
Dicle University
1983
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Kronik maksiller sinuzitli olgularda klinik, bakteriyolojik ve histopatolojik araştırma

Mustafa Yalçın
Dicle University
1983
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Orta Anadolu Tıp Fakülteleri'nde 1978-1982 arası 5 senelik devrede görülen larinks kanserleri

Mustafa Erkan
Dicle University
1983
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Kronik otitis media'larda kliniğimizde uyguladığımız cerrahi yöntemlerin sonuçları

M. Ruhi Koç
Dicle University
1983
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Kliniğimizde 5 yıl içinde görülen otojen kafa içi komplikasyonların değerlendirilmesi

Bilen Özel
Dicle University
1984
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Seröz otitlerde klinik, odiolojik, timpanomertik sonuçların değerlendirilmesi

İsmail Topçu
Dicle University
1984
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Orta kulak granulasyon ve poliplerinin histopatolojik yapısı ve klinik değeri

Orhan Altınay
Dicle University
1986
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Basit kronik larenjitislerde etiyolojik nedenlerin incelenmesi

Suat Köyoğlu
Dicle University
1987
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Dış kulak yolu iltihabi hastalıklarında yeni tedavi yöntemleri

Mustafa Soydinç
Dicle University
1987
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Frontal ve maksiller sinüs cerrahisinde yenilikler

İsmail Eğilmez
Dicle University
1987
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Kronik süpüratif otitis medialı olgularda bakteriyolojik ve odiometrik araştırma

Cevdet İzmirli
Dicle University
1987
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Seröz ve adhesiv otitlerde havalandırma tüplerinin kullanılması ve değerlendirilmesi

Faruk Meriç
Dicle University
1988
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Akut ve kronik boyun tümefaksiyonlarında medikal ve cerrahi tedavi yöntemlerinin değerlendirilmesi

İrfan Vural
Dicle University
1988
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Selim larengeal mukozal değişikliklerin bölgemizdeki durumu

Mehmet Demirel
Dicle University
1988
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Tonsillektomi öncesi ve sonrası laboratuvar bulguları

Murat Erdoğan
Dicle University
1989
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Romatoid artritli hastalarda indometasin ototoksisitesi

Cenk Erol
Dicle University
1990
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Kronik böbrek yetmezliğinde odioloji

Aytez Tezgül Turan
Dicle University
1991
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Kronik farenjitlerde etyoloji, bakteriyoloji ve histopatoloji

Aziz Altınalp
Dicle University
1991
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Lösemilerde kokleo - vestibüler bulgular

Hüseyin Yıldırım
Dicle University
1991
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Kronik maksiller sinüzitlerde bakteriyoloji ve laboratuvar bulguları

A. Bülent Akın
Dicle University
1991
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Karaciğer hastalıklarında kokleo-vestibüler bulgular

Sermet Menteş
Dicle University
1991
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Ankilozan spondilit hastalarında orta kulak tutulumunun saf ses odyometri ve geniş bant timpanometri testleri ile araştırılması

ANKİLOZAN SPONDİLİT HASTALARINDA ORTA KULAK TUTULUMUNUN SAF SES ODYOMETRİ VE GENİŞ BANT TİMPANOMETRİ TESTLERİ İLE ARAŞTIRILMASI. Dr. Melih Arif Közen Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı İnciraltı, İZMİR Amaç ve hipotez Bu çalışmada, ankilozan spondilit hastalığının, orta kulak fonksiyonları üzerine olan etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem Çalışmaya 62 ankilozan spondilit hastasına ait 124 kulak ve 45 sağlıklı bireye ait 90 kulak (kontrol grubu) dahil edildi. Katılımcıların işitme düzeyleri 250-16000 Hz. arasındaki oktav frekanslarında saf ses odyometri testleri ile değerlendirildi. Orta kulak absorbans oranları ve rezonans frekansları geniş bant timpanometri testi ile ölçüldü. Ankilozan spondilit ve kontrol gruplarının işitme eşikleri, absorbans oranları ve rezonans frekansları karşılaştırıldı. Hastalık aktivitesinin, takip süresinin, AS nedeniyle kullanılan ilaçların; işitme, orta kulak absorbansı ve rezonans frekansı üzerine olan etkileri ankilozan spondilit grubu içerisinde karşılaştırıldı. Bulgular Test edilen kulakların hiçbirinde iletim tipi işitme kaybı izlenmedi. 500, 1000, 2000 ve 4000 Hz hava yolu işitme eşiklerinin aritmetik ortalaması alınarak hesaplanan saf ses ortalamalarına göre ankilozan spondilit grubunda 10 kulakta (% 8), kontrol grubunda ise 4 kulakta (% 4) hafif derecede sensörinöral işitme kaybı saptandı. 8-16 kHz arasındaki oktav frekansların ortalamalarına göre ise ankilozan spondilit grubunda bulunan 99 kulakta (% 79,8), kontrol grubunda 62 kulakta (% 68) sensörinöral işitme kaybı tespit edildi. Tüm frekanslardaki hava yolu işitme eşikleri AS grubunda daha yüksek bulunsa da sadece 250, 500, 1000, 2000 ve 4000 Hz frekanslarında iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulundu (p<0,05). Ankilozan spondilit grubuna ait 250 Hz oktav bandındaki absorbans oranı kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulundu (p<0,05). 10 yıl üzeri hastalık süresi olanların 2000 Hz oktav bandındaki absorbans oranları, 10 yıldan az süredir takip edilen hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşüktü (p<0,05). Kulak tarafının, cinsiyetin ve kullanılan ilaçların odyometrik ve geniş bant immitansmetrik bulgular üzerine etkisi olmadığı gözlendi. Sonuç Ankilozan spondilit hastalarında düşük frekanslardaki işitme eşiklerinin yükseldiği, 250 Hz oktav bandındaki absorbans oranlarının düştüğü saptanmıştır. Ankilozan spondilite bağlı kulak tutulumunun daha net ortaya konabilmesi için çok merkezli, geniş hasta grubunu içeren çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler Ankilozan spondilit, Geniş Bant Timpanometri, Absorbans, İşitme Kaybı

Akustik impedans testleriAkustik impedans testleriKulak hastalıkları+7
Melih Arif Közen
Bingol University
2017
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Kolesteatomlu kronik otitlerde klinik ve laboratuar bulgularının değerlendirilmesi

Üstün Osma
Dicle University
1992
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Effüzyonlu orta kulak hastalıklarında işitme kayıplarının değerlendirilmesinde timpanometri

Halil Yenişekerci
Dicle University
1994
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Tükrük bezi tümörlerinde yeni tanı yöntemleri ve tedavideki yeri

Yüksel Çetin
Dicle University
1995
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

1992-1995 yılları arasında kliniğimizde yapılan "Timpanoplasti cerrahi müdahalelerinin değerlendirilmesi"

M. Emin Ulaş
Dicle University
1995
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Kronik maksiller sinüzitli hastalarda antrum ve orta meatus kültürlerinin karşılaştırılması

ÖZET Kronik sinüzitin medikal tedavisi, genellikle yaygın olan etkenlere yönelik ampirik antibiyotik kullanımı şeklindedir. Ancak, giderek artan direnç gelişimi ve tedavideki başarısızlıklar nedeniyle kültüre dayalı tadavi gündeme gelmiştir. Çalışma, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi K.B.B. kliniğinde Ekim 1999- Nisan 2000 tarihleri arasında kronik sinüzit teşhisi almış ve cerrahi endikasyonu olan 25 hastada yapıldı. Mikrobiyolojik değerlendirme, Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Laboratuarında gerçekleştirildi. Operasyon esnasında direkt olarak maksiller sinüs içinden alınan aspirasyon materyalinde, prospektif olarak bakteriyel patojenlerin belirlenmesi amaçlandı. Ayrıca, maksiller sinüslerden alınan örneklerin kültüründe üreyen mikroorganizmalar ile orta meatustan alman sürüntü kültürlerinde üreyen mikroorganizmalar arasında bir ilişki olup olmadığı araştırıldı. Çalışma sonucunda maksiller antrum kültürlerinde, hastaların %71.4'ünde anaerobik bakteri saptanmış olup, bunların %38.1'i sadece anaerob, %33.3'i ise aerob veya fakültatif bakterilerle bir aradaydı. Saf aerobik bakteri ise %23.g oranında saptanmıştır. Bir hastada da (%4.7) aspergillus mevcuttu. Maksiller sinüsten izole edilen mikroorganizmalar ile aynı taraf orta meatustan izole edilen mikroorganizmalar arasında yapılan karşılaştırmada % 57.14 oranında korelasyon saptandı. Orta meatus kütürü, kronik maksiller sinüzitlerdeki bakterilerin önemli bir göstergesi olmakla birlikte, tedavinin planlanmasında başvurulabilecek bir yöntem olarak görülmemektedir. 48

BurunMaksiller sinüsNazal mukoza+2
Abdulsamet Taştan
Dicle University
2000
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Varikosel ile infertilite arasındaki ilişki ve varikoselektominin bu ilişkiye etkisi

Çelebi Basuguy
Dicle University
2004
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Hipoksik iskemik ensefalopati oluşturulan yenidoğan sıçanlarda işitsel fonksiyon kaybı ve eritropoetin etkisinin araştırılması

Amaç: Yenidoğan sıçanlarda hipoksik iskeminin işitme üzerine etkisi ve rekombinan eritropoetinin koruyucu etkinliğinin araştırılmasıGereç ve Yöntem: Postnatal yedinci günde Wistar albino cinsi 28 adet yavru sıçan dört grup halinde çalışmaya alınmıştır. Birinci grupta (n=8) sadece intraperitoneal serum fizyolojik uygulanmış, ikinci gruptaki deneklere (n=5) hipoksik-iskemi uygulanmadan sadece orta hat boyun insizyonu yapılmış ve intraperitoneal serum fizyolojik verilmiştir. Üçüncü gruptaki (n=8) yavrulara hipoksik iskemi oluşturulup, intraperitoneal serum fizyolojik uygulanmış, dördüncü gruba (n=7) ise hipoksik iskemi sonrasında 1000Ü/kg rekombinan eritropoetin intraperitoneal yolla verilmiştir. Hipoksik iskemik ensefalopati için cerrahi işlem olarak sol kommon karotid arter bağlanarak iskemi oluşturulmuş, daha sonra üçüncü ve dördüncü gruptaki denekler 2,5 saat süre ile %92 saf nitrojen,%8 oksijen içeren bir karışımı solumuşlardır. Çalışmanın yedinci haftasında grupların klik uyaran ve 6 kHz, 8 kHz tone burst uyaran verilerek ABR kayıtları elde edilmiş ve sakrifikasyon yapılmıştır. Beyinsapı, sağ ve sol temporal lob ve koklea yapıları ışık mikroskobu, TUNEL, kaspaz-3 immunohistokimyasal boyama yöntemleri ve elektron mikroskobu ile incelenmiştir.Bulgular: Hipoksik iskemi ensefalopati grubunda ABR kayıtlarında işitmenin tüm hayvanlarda etkilendiği ve etkilenmenin bazı deneklerde iki taraflı olduğu görülmüştür. Hipoksik iskemi ile birlikte rekombinan eritropoetin uygulanan grupta ABR kayıtlarında işitmenin normal değerlerde olduğu ve iki grup arasında istatistiksel fark olduğu saptanmıştır. Histopatolojik değerlendirmelerde; hipoksik iskeminin beyin sapı nöronlarında apopitotik değişikliklere neden olduğu ışık mikrokobu ve immunohistokimyasal yöntemlerle gösterilmiş, Corti organı, spiral ganglion hücreleri ve temporal lob elektron mikroskopik incelemelerinde ise hücrelerde belirgin apopitotik değişiklikler dikkati çekmiştir. Hipoksik iskemi ile eşzamanlı rekombinan eritropoetin uygulamasının apopitotik değişiklikleri önemli ölçüde engellediği saptanmıştır.Sonuç: Hipoksik iskemik ensefalopati işitme sisteminde apopitotik yolakları tetikleyerek işitme kaybına yol açmaktadır. Bu etkilenme rekombinan eritropoetin uygulanması ile önlenebilmiştir.

EnsefalopatiEritropoietinHipoksi+4
Yüksel Olgun
Dokuz Eylül University
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Koklear implantlı çocuklarda FM sistem kullanımının dil gelişimine etkisi

Günümüzde, bilateral çok ileri derecede işitme kayıplı çocukların dil gelişimlerini sağlamada en etkili yöntem koklear implantasyon olarak kabul edilmektedir. FM sistemleri, koklear implantların ya da işitme aygıtlarının sinyal gürültü-oranını yükselterek özellikle gürültülü ortamlarda konuşmanın anlaşılırlığını artıran yardımcı işitme aygıtlarıdır. Bu araştırmada FM sisteminin koklear implantlı çocukların dil gelişimine ve çocukların günlük yaşantılarına etkisinin ortaya konması amaçlandı. Araştırma için 4- 8 yaş aralığında olan, anaokuluna ya da ilköğretime giden ve en az 1 yıl süreyle tek kulağında implant kullanan 24 çocuk örnek olarak seçildi. Örnek 2'ye bölünerek 12 bireyden oluşan araştırma ve kontrol grupları oluşturuldu. Araştırma grubu düzenli olarak FM sistem kullanırken kontrol grubu herhangi bir yardımcı işitme aygıtı kullanmadı. İki gruptaki bireylerin dil gelişimlerini değerlendirmek amacıyla araştırma başında ve 3 aylık aralıklarla PLS-4 ve TİFALDİ alıcı ve ifade edici alt testleri uygulandı. Araştırma grubundaki bireylerin ailelerine FM sistem değerlendirme anketi uygulandı. Dil gelişim alt testlerinin 3., 6. ve 9. ay sonuçlarının istatistiksel analizi yapıldı. Analiz sonuçlarına göre araştırma grubunun 9. ay TİFALDİ alıcı dil puanları kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek bulundu (p<0.05). İki grubun diğer aylara ve alt testlere ait puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmadı. Anket sonuçlarına göre çocukların FM sistemden en çok okulda ve dış ortamda yarar gördükleri öğrenildi.

DilDil gelişimiFrekans algılama+6
Tuğba Şener
Dokuz Eylül University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Farelerde akustik travma ile oluşturulmuş tinnitus modelinde uzun süreli güçlenme aracılı sinaptik plastisite sürecinin incelenmesi

Amaç ve HipotezTinnitus herhangi bir dış uyarı olmaksızın ses algılanmasıdır. Tinnitusun patogenezi tam olarak aydınlatılamamış olmakla beraber, sinaptik plastisite ile olan ilişkisi bu açıdan üzerinde durulan bir konudur.Sinaptik plastisite, iki nöron arasındaki sinapsın dış veya iç ortam değişikliklerine bağlı olarak farklılaşmasıdır. Sinaptik plastisitenin bazı elektrofizyolojik ölçümlerle değerlendirilebilmesi mümkündür. Bu amaçla kullanılabilen düzeneklerden bir tanesi yama kenetlemedir ve bu şekilde uzun süreli güçlenme ortaya konabilmektedir.Bu çalışmada, akustik travma modeli ile oluşturulan tinnitusun patogenezinde uzun süreli güçlenme aracılı sinaptik plastisitenin varlığının gösterilmesi amaçlandı.YöntemÇalışmada 15'i kontrol, 15'i akustik travma grubu olmak üzere toplam 30 adet postnatal 16 günlük BABL/c fare kullanıldı. Hayvanlarda akustik travma modeli ile tinnitus oluşturuldu. Deney hayvanlarında tinnitusun varlığı ve işitme düzeyinin saptanması startle refleks süresi ve boşluğu algılama süresi ölçümleriyle gerçekleştirildi.Postnatal 17. Günde farelerin dorsal koklear nükleuslarından izole edilen fuziform hücrelerde tüm hücre yama kenetleme tekniği kullanılarak uzun süreli güçlenmenin varlığı araştırıldı.BulgularÇalışmaya dahil edilen tüm deney hayvanlarının postnatal 16. Günde 90 dB SPL saf ses ile yapılan ölçümlerinde Startle refleks süreleri beş saniyenin altında saptandı. Kontrol grubu ile akustik travma öncesi akustik travma grubunun boşluğu algılama süreleri arasında istatistiksel fark saptanmadı (p=0,604). Akustik travma grubunda akustik travma sonrası 100 dB SPL saf ses ile yapılan ölçümlerde, deney hayvanlarının startle refleks süreleri beş saniyenin altında elde edilirken, akustik travma öncesine göre boşluğu algılama sürelerinde istatistiksel olarak belirgin artış saptandı ve böylece tinnitusun oluştuğu görüldü (akustik travma öncesi 9,58+/-1,65 sn, akustik travma sonrası 36,89+/-5,08 sn, p=0,001). Tinnitus oluşturulan grupta, kontrol grubuna göre uzun süreli güçlenme görülme sıklığı da anlamlı derecede yüksek bulundu (akustik travma grubunda %86,7 ve kontrol grubunda %13,3 p=0.000).SonuçTinnitusta sinpatik plastisitenin varlığı, tinnituslu hastalarda ve hayvan deneylerinde, bazı kortikal ve subkortikal işitme merkezlerinde aktivite artışının saptanmasıyla dikkati çekmiştir. Farklı merkezlerle bağlantılara olanak veren çok katlı anatomik yapısı ve fizyolojik özellikleri ile dorsal koklear nükleusun, tinnitusta sinpatik plastisitenin kilit noktası olabileceği düşünülmektedir. Sinaptik plastisite göstergelerinden biri olan uzun süreli güçlenmenin bazı hücrelerinde gözlenebilmesi, dorsal koklear nükleus ile ilgili bu konudaki şüpheleri arttırmaktadır.Bu çalışmada, tinnitusu olan farelerin dorsal koklear nükleuslarında, uzun süreli güçlenmenin kontrol grubuna göre anlamlı derecede fazla saptanması, tinnitusun patogenezinde sinaptik plastisitenin varlığına dair güçlü bir kanıt oluşturmaktadır.

FarelerKokleaSinapslar+1
Aslı Çakır
Dokuz Eylül University
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Normal işiten çocuklarda kemik ve hava yolu beyinsapı işitsel uyarılmış potansiyellerinin yaşa bağlı değişimi

BİUP testi, saf ses odyometri testine koopere olamayan bebek ve küçük çocukların işitmelerinin değerlendirilmesinde en sık başvurulan objektif test odyolojik yöntemidir. BİUP testinin hava yolundan uygulanması işitme kaybının derecesi hakkında öngörü sağladığı gibi kemik yolundan da uygulanması işitme kaybının tipini belirlemede önemli bilgi verebilir. Genelde işitsel duyarlılığın belirlenmesi amacıyla V. dalga eşiğinin saptanması için uygulanan hava ve kemik yolu BİUP testinde elde edilen bir diğer önemli veri V. dalga latansıdır. V. dalga latansında etkili faktörlerden biri yaştır. Latans anomalilerinin saptanabilmesi için yaşın dalga latansları üzerindeki etkisinin öngörülmesine ve bunun için de çocukluk döneminde çeşitli yaş dönemlerinde normal işitenlere ait normal verilerin belirlenmesine gereksinim duyulmaktadır. Bu araştırmanın amacı BİUP V. dalga latansında yaşın etkisini ortaya koymak ve yaşa bağlı değişimi içeren normal veriyi oluşturmaktır. Araştırmada çocukluk dönemine ait çeşitli yaş dönemlerinde yer alan 51 bireye BİUP testi uygulanarak, bireylerin 76 kulağı hava yoluyla, 65 kulağı kemik yoluyla değerlendirildi. Yaş gruplarında elde edilen verinin normal dağılıma uyup uymadığını belirlemek için Kolmogorov-Smirnov testi, yaş grupları arasında hava yolu ve kemik yolu V. dalga latansları değerlendirmek için bağımsız gruplarda non-parametrik Mann-Whitney U testi, her yaş grubunda hava yolu ve kemik yolu V. dalga latans değerleri eş şiddetlerde non-parametrik Speerman korelasyonu ile değerlendirildi. Korelasyonu desteklemek için, doğrusal regresyon grafik ile gösterildi. Bu araştırmanın sonucunda hava ve kemik yolu V. dalga latanslarının yaş grupları arasında 12. aya kadar anlamlı farklılık gösterdiği saptandı (p<0.05). 12 aydan sonra gözlenen fark anlamlı bulunmadı. Klinik kullanım amacıyla, hava ve kemik yolunda 35 dB nHL, 25 dB nHL, 15 dB nHL?de elde edilen V. dalga latans ortalamalarını ve +2 SS üzerini içine alan normal değerler oluşturuldu.

OdyolojiUyarılmış potansiyeller-işitsel-beyin sapıÇocuklar+2
Yaşam Yıldırım Başkurt
Dokuz Eylül University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşitsel nöropatili olgularda kontralateral supresyon uygulayarak efferent sistemin değerlendirilmesi

Amaç: İşitsel nöropatinin medial olivokoklear efferent sistem aktivitesi üzerine olan etkilerini TUOAE ve kontralateral supresyon kullanarak test etmek amaçlandı. İşitsel nöropatili olgularda kontralateral supresyon uygulayarak efferent sistem değerlendirildi. Yöntem: En az üç frekansta 3 dB ve üzerinde emisyonları bulunan ve orta kulak problemi saptanmayan on bir bilateral işitsel nöropatili gönüllü olguyla çalışma grubu oluşturuldu. İşitmesi tamamen normal olan ve orta kulak problemi bulunmayan on bir gönüllü olgu ile kontrol grubu oluşturuldu. Her iki grupta ipsilateral kulağa 80±3 dB şiddetinde linear transient klik uyaran, kontralateral kulağa ise linear stimulus modunda 60 dB SPL şiddetinde geniş bant gürültü gönderilerek ipsilateral kulağın gürültü uyaranı varken ve yokken TUOAE ölçümleri gerçekleştirildi. Bulgular: Her iki grup arasında yaş ve cinsiyet yönünden anlamlı bir fark bulunmadı. ANSD ve kontrol grupları arasında supresyon değerleri karşılaştırıldığında oldukça anlamlı fark gözlendi. Her iki grupta da supresyon değerleri bakımından sağ ve sol kulaklar arası anlamlı fark saptanmadı. Her iki grupta da supresyon değerleri bakımından cinsiyetler arasında anlamlı fark saptanmadı. ANSD grubunun KLS öncesi ve sonrası TUOAE amplitüdleri birbirleriyle karşılaştırıldığında tüm frekanslarda KLS sonrası amplitüdlerin arttığı görüldü. Bu artış 2 kHz dışındaki frekanslarda istatistiksel olarak anlamlı değildi. Kontrol grubu TUOAE amplitüdleri karşılaştırıldığında ise KLS sonrası tüm frekans amplitüdlerinde düşme olduğu görüldü. Bu düşme istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Sonuç: ANSD olgularında KLS uygulandığında anlamlı bir supresyon gözlenmemektedir. Kontrol grubunda KLS uygulandığında ise oldukça anlamlı supresyon görülmektedir. İşitsel nöropatili olgularda supresyon gözlenmemesi, afferent sistemin işlevsel olmamasından kaynaklanabileceği gibi hem afferent hem de efferent sistemin işlevselliğini yitirmesine bağlı olabilir. Anahtar Sözcükler: ANSD, kontralateral supresyon, MOK eferent sistem.

KokleaNöropatilerİşitme+1
Mürteza Aktaş
Dokuz Eylül University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşitme kayıplı çocuklarda görsel algı becerilerinin ve vestibülooküler refleksin değerlendirilmesi

Görsel algı, gözlerimizle gördüğümüz bilgilerin beyin tarafından anlamlı ve organize bir şekilde yorumlanma sürecidir. Ülkemizde işitme kayıplı çocukların görsel algısını değerlendiren çalışmalar yeterli sayıda değildir. Görsel algı ile ilgili çalışmaların çeşitlendirilmesi, normal ve anormal duyusal gelişim mekanizmalarını anlamaya ve işitme kayıplı çocukların ihtiyaçlarını daha iyi belirlemeye yardımcı olacaktır. Buna bağlı olarak bu çalışmanın amacı işitme kayıplı çocuklarda görsel algı becerilerini ve vestibülooküler refleksi değerlendirmektir. Bu amaçla çalışmaya alınan 4-8 yaş arası 15 işitme kayıplı ve normal işitmeye sahip 16 çocuğa Frostig Görsel Algı Testi ile vestibüler sistemi ve görsel diklik algısını değerlendiren Subjektif Vizüel Vertikal (SVV) testleri uygulanmıştır. Ayrıca ülkemizde işitme kayıplı çocuklarda fHIT sisteminin kullanıldığı bir çalışma bulunmamaktadır. fHIT ile bakış stabilizasyonu sağlayarak net görüş oluşturan vestibülooküler refleks (VOR) fonksiyonu değerlendirilir. Net görüşün görsel algıyla ilişkisinin de incelenmesi amacıyla çalışmaya alınan bütün çocuklara fHIT testi de uygulanmıştır. Ayrıca uygulanan frostig görsel algı testi, SVV ve fHIT in birbirleriyle ilişkisi olup olmadığına da bakılmıştır. Çalışma sonucuna göre frostig görsel algı testinde, sol kulak fHIT te ve SVV de normal işiten çocuklar işitme kayıplı çocuklara kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha iyi performans göstermiştir. Dinamik SVV de ise iki grup performansı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ayrıca yapılan analizler sonucunda testlerin de kendi aralarında ilişkilerinin olmadığı saptanmıştır. Elde edilen bu sonuçlar işitme kayıplı çocuklarda vestibüler sistemin rolü ve bilişsel gelişimle olan bağlantılarını da baz alarak, işitme kayıplı grubun detaylı bir vestibüler test bataryası ile değerlendirilmesini, uygun bir vestibüler rehabilitasyon programına dahil edilmelerini ve görsel algı becerilerinin üzerinde daha fazla durulması gerektiğini göstermiştir. Anahtar kelimeler: Görsel algı, işitme kayıplı çocuklar, vestibülooküler refleks, subjektif vizüel vertikal test

Büşra Çakmak
Baskent University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00