
121
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Poliester kumaşların dispers boyarmaddelerle boyanmasına ve haslıklarına düşük sıcaklık plazma işlemlerinin etkilerinin araştırılması
Bu çalışmada düşük sıcaklık plazma işleminin yüzey modifikasyonları ile poliester kumaşların dispers boyar maddelerle boyanmasına etkisi araştırılmıştır. Kumaşlar farklı güç ve sürelerde akrilik asit monomeri kullanılarak plazma işlemine tabi tutulmuştur. Plazma işleminden sonra poliester kumaşlara dispers boyama işlemi yapılmış ve renk ölçümleri plazma işlemi görmemiş kumaşla karşılaştırılıp, yıkama ve sürtme haslıkları incelenmiştir. Ayrıca dispers boyarmaddelerle boyama reçetesindeki sürenin uzunluğu ve yüksek sıcaklık düşünülerek plazma işleminin bu sürenin kısaltılması ve sıcaklığın düşürülmesi üzerine bir etkisinin olup olmadığı; sürenin kısaltıldığı ve sıcaklığın düşürüldüğü farklı boyama reçeteleriyle denenmiştir.
Konfeksiyon üretimi sırasında karşılaşılan, kumaşların relaksasyon sorunlarının giderilmesi üzerine bir araştırma
Konfeksiyon üretimi sırasında, tekstil mamüllerindeki relaksasyon işlemlerinin zaman, emek ve yer problemi teşkil etmesinden dolayı, bu problem üreticileri zorlamakta vebu durum kalite sorunları nedeniyle işletmelerde müşteri şikayetlerineneden olmaktadır. Terbiye işletmelerinde kumaşlar konfeksiyon üretimine uygun olacak şekillerde sarılmakla beraber, sarım işlemi kumaşların gerilim altında boyut değiştirmesine neden olmaktadır. Kumaşlar her ne kadar terbiye işlemlerine tabi tutularak, konfeksiyoncunun istediği çekme değerlerinde teslim edilmeye çalışılsa da, konfeksiyon üreticileri boyut değişim sorunun halen devam ettiğini, kendilerinin çözüm üretmek üzere ek işlemler uyguladıklarını dile getirmektedirler. Bu soruna özellikle elastan içeren örme kumaşlarda daha sık rastlanmaktadır. Sorunun boyutunu ortaya koyabilmek için, ön araştırma amacıyla işletmelerde anket çalışması yapılmıştır. Anket sonuçları üretim sırasında kumaşlardaki boyut değişiminin, ciddi bir sorun teşkil ettiğini göstermiştir. Bu soruna çözüm üretilmesi amacıyla en fazla soruna neden olan tipler arasından seçilen kumaşların, üretim öncesinde ne oranda çekeceği Yapay Sinir Ağları (YSA) ile tahminlenmeye çalışılmıştır. Bunun için, elastan içeren ve içermeyen 2 kumaş grubunun her birinde, altı farklı hammaddeden, üç farklı sıklıkta, süprem ve interlok olmak üzere 2 farklı örgü tipi kullanılarak toplam 72 çeşit kumaş üretilmiştir. Örülen kumaşlar kontrollü olarak terbiye işlemlerinden geçirilmiştir. Ham kumaş ve boyalı kumaş üretimi sırasında boyutsal değişimler ile ilgili parametreler her aşamada ölçülmüş, son aşama olan konfeksiyon sürecinde kumaşların bir kısmı relaksasyon için bekletilerek ve bir kısmı bekletilmeden üretime alınmış ve her iki durumdaki bitmiş ürünün ölçüleri alınmıştır. Boyut değişiminin tahminlenmesi için ise, üç ayrı YSA modeli ile çalışılmış, her üç modelde de ileri beslemeli, geriye yayılmalı, momentum öğrenme kuralının ve sigmoid transfer fonksiyonun uygulandığı modeller kullanılmıştır. Çalışmanın sonunda YSA'nın kumaştaki boyut değişiminin ve dolayısıyla giysideki ölçü değişiminin tahminlenmesinde başarılı sonuçlarverdiği görülmüştür.Elde edilen veriler yardımıyla uygun ölçülerde üretimin yapılabilmesi için kalıp paylarıyla ilgili önerilerde bulunulmuştur.
Kapsül esaslı maddelerin tekstil materyallerine fiksaj işlemlerinde UV kürlemenin etkisi
Tekstil materyallerine çeşitli fonksiyonel özelliklerin kazandırılmasında kullanılan yöntemlerden birisi de kapsülasyon teknolojisidir. Bu teknoloji ile son yıllarda tekstil materyallerine vitamin, koku, nemlendirme, böcek itici, selüloit önleyici vb gibi fonksiyonlar kazandırılabilmektedir. Kapsül esaslı maddeler ile tekstil materyalleri arasında kalıcı bağ oluşturulması ve etkinliğin yıkama dayanımının artırılması amacıyla çapraz bağlayıcı maddelerden yararlanılmaktadır. Tekstil işletmelerinde hali hazırda ticari kapsüllerin kumaşa aktarımı akrilik, poliüretan vb. çapraz bağlayıcılar kullanılarak bir kısmı termofikse koşullarında (120-140 santigrat derece) yani yüksek sıcaklıklarda, bir kısmı ise kurutma sıcaklığında (100 santigrat derece) gerçekleşmektedir. Yapısında uçucu yağ bulunan koku ve aroma terapi amaçlı kullanılan kapsüllerde yüksek sıcaklık etken maddenin buharlaşmasına ve kapsül deformasyonuna sebep olabilmektedir. Bu çalışmada kapsüllerin tekstil materyaline fiksajında UV kürleme işleminden yararlanılmaktadır. Bu yüksek lisans tezi kapsamında, beta karoten etken maddesi etil selüloz ile kapsüllenerek ve tekstil materyaline aplike edilerek bronzlaştırıcı etkiye sahip kozmetik tekstiller oluşturulmuştur. Kapsüllerin tekstil materyallerine bağlanmasında konvansiyonel akrilik çapraz bağlayıcıların termal fiksajına alternatif olarak UV kürleme tekniğinden yararlanılmıştır. Beta karoten içeren kapsüllerin ve tekstil materyaline aktarımı tamamlandıktan sonra kapsül içeren tekstil materyalinin karakterizasyonları ve çeşitli etkinlik testleri gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda SEM, FTIR, XRD, DSC, TGA, nem tayini, antioksidan etkinlik testi, renk ölçümü gibi analizler yer almaktadır. Tekstil materyaline uygulanan bu test ve analizler materyalin ev tipi yıkamalarının (1 ve 10 yıkama) ve sürtme testlerinin ardından da tekrarlanmış ve elde edilen etkinin yıkama dayanımı incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Mikrokapsül, uv fiksaj, akrilik binder, beta karoten, etil selüloz
Bitkisel lif atıklarından sürdürülebilir selüloz eldesi ve karakterizasyonu
Bu çalışmanın konusu, ligno-selülozik karakterli lif atıklarından sürdürülebilir selülozun elde edilmesi ve karakterizasyonu üzerine kuruludur. Yapılan literatür ve ön deneme çalışmaları dikkate alınarak çalışma kapsamında öncelikle selülozun elde edileceği atık bitkisel lifler belirlenerek tedarik edilmiş, daha sonra atık liflerin kimyasal içeriği belirlenmiştir. Örnek olarak seçilen jüt ve keten atıklarının sırası ile %63,5 ve %78 oranında selüloz içerdiği görülmüştür. Tezin sonraki aşamasında selülozun bitkisel lif yapılarından izolasyonu çeşitli ekstraksiyon yöntemleri ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen selüloz numunelerinin karakterizasyonu için öncelikle polimerizasyon dereceleri ölçülerek, ticari alfa selüloz ile karşılaştırılmıştır. Yapısal karakterizasyon için Fourier Dönüşümlü Infrared Spektrofotometre ve X-Işını Kırınım analizleri uygulanmıştır. Termal analizler ise termogravimetrik analiz ile gerçekleştirilmiştir. Geri kazanılan ve ticari selülozun nem alma özellikleri de gravimetrik ölçüm yöntemi ile ölçülerek karşılaştırılmıştır. Tez çalışması materyaline uygulan testler sonucu elde edilen veriler değerlendirildiğinde selülozik lif atıklarından selüloz polimerinin izole edilmesinin başarılı bir şekilde gerçekleştiği görülmüştür. Yapılan analizler ile elde edilen selülozun, ticari alfa selüloz ile benzer yapısal ve termal özelliklere sahip olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak bu tez kapsamında bitkisel lif atıklarından halı üretim atığı olarak tedarik edilen jüt lifleri ve iplik üretim atığı olarak temin edilen keten ipliklerinden selüloz ekstraksiyonu sağlanmış ve karakterizasyonu yapılmıştır. Hem tekstil sektörü hem de kâğıt, kompozit, savunma sektörleri için önemli bir hammadde olan selülozun atık ürünlerden kazanılması ve özelliklerinin belirlenmesi bu konuda çalışacak araştırmacı ve sanayicilere verileri ile bilgi sağlayacak ileriki çalışmaların planlanmasına yardımcı olacaktır.
Doğal lif takviyeli kompozit liflerin üretim ve kullanım özelliklerinin araştırılması
Bu doktora tezi çalışmasında, ülkemizde ve dünyada önemli bir tekstil hammaddesi olan polipropilen liflerinin üretimi sırasında polimer içerisine selüloz esaslı doğal lifler eklenerek kompozit lifler üretilmesi ve polipropilen liflerinin yapısal ve fiziksel özelliklerine olan etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Kompozit liflerin üretim aşamasında öncelikle polipropilene eklenecek olan jüt lifleri toz hale getirilmiş ve sonrasında polipropilen içerisindeki dağılımını sağlamak için farklı kimyasal maddeler ve farklı işlem parametrelerinde modifikasyon çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Uygulanan yüzey kimyası analiz sonuçları dikkate alınarak jüt lifi yüzey hidrofilliğinin azaltılmasında en etkili olan modifikasyon parametreleri belirlenmiş ve modifiye edilmiştir. Tez çalışması kapsamında, farklı modifikasyon işlem parametrelerinin jüt lifinin yüzey kimyasına olan etkilerinin analiz edilmesi sonucu, yüzey hidrofilliğinin azaltılması dikkate alınarak jüt lifleri sodyum perborat trihidrat ve silikon yağı ile modifiye edilmiştir. Modifiye jüt lifleri çift vidalı ekstrüderde ağırlıkça farklı oranlarda polipropilene eklenerek polipropilen kompozit granülleri üretilmiş, eriyikten lif çekim makinesinde kompozit liflerin üretimi gerçekleştirilmiş ve analiz edilmiştir. Ayrıca çalışma kapsamında, halı atkı ipliği olarak kullanılan jüt atıklarının da modifiye edilerek polipropilene katkılandırılması ile polipropilen kompozit lifleri üretilmiş ve analizleri gerçekleştirilmiştir. Yapılan lif üretim denemeleri sonucu kompozit filamentlerin üretilebilirliği açısından en yüksek jüt katkı oranı belirlenmiştir. Daha düşük katkı oranlarında polipropilen liflerinin özellikleri önemli derecede değişmezken, daha yüksek katkı oranlarında eriyikten lif çekimi sırasında ekstrüderde filtrelerde meydana gelen tıkanmalar ve alınan filamentlerin godet çıkrıklarına sarılamayıp kristalizasyonun ve oryantasyonun geliştirilememesi gibi teknik sorunlarla karşı karşıya kalınmıştır. Modifiye jüt katkısının polipropilen liflerinin yapısal ve mekaniksel özelliklerine etki ettiği, hidrofob karakterdeki polipropilenin nem alımını ve hidrofilliğini önemli derecede arttırdığı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçların, benzer konularda çalışan araştırmacılara ve sektördeki sentetik lif üretiminde faaliyet gösteren üreticilere doğal malzeme katkılı sentetik liflerinin geliştirilmesi ile ilgili çalışmalara katkı sağlayacağı öngörülmektedir.
Zeytinyağı üretimi atıklarının tekstil boyacılığında kullanım olanaklarının araştırılması
Bu tez çalışmasında ki amaç zeytinyağı üretimi atıklarının doğal boyarmadde olarak kullanılması sonucunda karasu ve pirinadan kaynaklı çevre kirliliğini azaltmak, günümüzde kullanılan ve çevre kirliliği yaratan sentetik boyaların kullanımını azaltarak bunların yerine yeniden doğal boyaların kullanımını arttırmaktır. Uluslararası Zeytin Konseyinin verilerine göre 2014/2015 yılı zeytinyağı üretiminde ülkemiz dünya beşincisi olarak yer almaktadır. Ülkemizde yer alan zeytinyağı işletmeleri genellikle küçük işletmeler olmakla beraber üretim sonrası açığa çıkan katı ürünleri (pirina) yakıt olarak değerlendirebilmekte, sıvı atıkları (zeytin karasuyu) değerlendirilememektedir. Zeytinyağı üretim atıklarının miktarının fazla olması ve meydana getirdiği organik kirlilik için önemli bir sorun oluşturmaktadır. Doğal kaynaklarda birden fazla boyarmadde bulunmaktadır ve farklı kimyasal yapılarda (flavonoid, antrakinon v.b.) olabilmektedir. Boyama sırasında boyama banyosunda bulunan boyarmaddeler pH, sıcaklık, mordan tipi ve mordanlama yöntemine göre difüzyon ve/veya fiksaj sırasında farklı davranış gösterebilmektedir. Farklı tipteki boyarmaddelerin farklı miktarda life bağlanması renk tonunda değişikliklere neden olabilmektedir. Tez çalışması kapsamında yün ve poliamid kumaşların zeytinyağı üretimi atık suyu ile boyanması üzerine çalışılmıştır. Mordan maddesi olarak demir(II)sülfat, şap, tannik asit ve tartarik asit kullanılmıştır. Yün kumaş ön mordanlama yöntemine göre, poliamid 6.6 kumaş ise hem ön mordanlama hem de birlikte mordanlama yöntemine göre çeşitli konsantrasyonlarda mordanlanmıştır. Ön mordanlama yönteminde farklı mordan süreleri üzerine çalışılmıştır. Kumaşlar daha sonra 1:20 flotte oranında zeytinyağı üretimi atık suyu ile boyanmıştır. Kullanılan karasuyun ve boyanan kumaşların HPLC analizleri yapılmış, içerdikleri organik bileşenler tespit edilmiştir. Boyanan kumaşların kolorimetrik renk değerlendirilmesi yapılmış, yıkama, yaş/kuru sürtme, asidik/bazik ter, ışıkve su damlasına karşı renk haslığı testleri uygulanmıştır. Bu çalışmada zeytinyağı üretimi atığı karasuyun doğal boyarmadde olarak tekstilde kullanımı ve karasuda bulunan boyarmaddelerin davranışı incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Zeytinyağı üretimi atıkları, karasu, doğal boya, mordan, HPLC
Fonksiyonel bir spor giysisi tasarımı
İnsanların spora olan ilgisinin artması, günlük ve aktif spor giysilerinin daha fazla kullanılması ve çeşitlenmesi ile sonuçlanmıştır. Günümüzde kullanıcılar; aktif spor giysilerinin sadece estetik özellikler göstermesini yeterli bulmamakta, bu giysilerin performans ve fonksiyonellik açısından da avantajlı olmasını beklemektedir. Bu çalışma kapsamında fonksiyonel bir spor giysisinin tasarımı gerçekleştirilmiştir. Spor giysisi olarak, aktif bir spor dalı olan yelkenciliğe yönelik üst giysi üzerine odaklanılmıştır. Bunun sebebi; yelkencilikte sporcunun korunması gereken birçok dış etmen bulunması, giysi konfor özelliklerinin geliştirilmeye açık olması, elektronik fonksiyonların giysiye eklenmesiyle sporcunun performansının ve güvenliğinin artırılmasına uygun bir spor dalı olması ve sonuç olarak yüksek katma değerli ürünlerin elde edilmesidir. Çalışma; literatürde yelken giysileri ile ilgili yeterli nitelik ve nicelikte araştırma bulunmadığından, bir anket çalışması ile başlamıştır. Anket sonuçlarından yararlanılarak, yelkenci güvenliğini artıracak akıllı bir üst giysi tasarımı, Dokuz Eylül Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği ve Mekatronik Bölümü öğretim üyeleri iş birliği ile gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla Bluetooth iletişim olanaklarının prensip edinildiği ve bir ana sistem ile ilave uydu sistemlerden oluşan elektronik bir sistem kurulmuştur. Oluşturulan uydu sistem ile çevre sıcaklığı ve yelkencinin kalp atış hızı başarıyla tespit edilmiştir. Ayrıca yelken giysisi beklentilerini sağlamak üzere; kaplanmış ve lamine edilmiş numuneler sistematik olarak üretilmiş ve tasarımda kullanılabilecek en uygun kumaş tipleri uygulanan testler sonucunda belirlenmiştir. Çalışmada pamuklu, poliester ve poliamid kumaşlara ve en çok kullanılan bu hammaddelere alternatif oluşturmak üzere polipropilen kumaşlara kaplama ve laminasyon işlemleri yapılmıştır. Zemin kumaş, kaplama parametreleri ve laminasyon filmleri değiştirilerek yelken giysisinde kullanılabilecek alternatifler üretilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda lamine numunelerin su geçirmezlik ve yıkamaya karşı dayanıklılık açısından kaplanmış kumaşlara göre daha avantajlı olduğu saptanmıştır. Polipropilen lamine numuneler birçok özelliği ile ön plana çıkmıştır. Numune seçimi Çok Değişkenli Karar Verme Yöntemlerinden yararlanılarak desteklenmiştir. Sonuç olarak seçilen optimum özellikteki kumaş tipi ile bir yelken üst giysisinin prototipi hazırlanmış ve üretilen elektronik ekipmanlar bu giysiye yerleştirilerek fonksiyonel bir spor giysisinin tasarımı tamamlanmıştır.
Sol-jel yöntemi ile çevreye duyarlı, yıkama dayanımı yüksek, güç tutuşur hibrid tekstil kaplama malzemelerinin geliştirilmesi
Bu tez çalışması ile sol-jel yöntemi kullanılarak çevre dostu güç tutuşur maddelerin pamuklu kumaşlara aktarılması ve kazandırılan güç tutuşurluk özelliğinin yıkamaya karşı dayanıklı olması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında fosfor-azot esaslı güç tutuşur maddeler (amonyum fosfat, diamonyum fosfat, guanidine fosfat), azot içeren bileşik (üre), silisyum içeren sol-jel başlatıcıları (tetraetoksisilan veya (3-aminopropil)trietoksisilan) ve çapraz bağlayıcı ((3-glisidiloksipropil)trimetoksisilan) kullanılarak nanosol çözeltileri ve nanosol çözeltilerine vinil asetat veya metil metakrilat eklenerek hibrid çözeltileri hazırlanmıştır. Hazırlanan nanosol ve hibrid çözeltileri pamuklu kumaşlara daldırma ile kaplama (dip-coating) yöntemiyle aktarılmıştır. Elde edilen kaplamaların Fourier dönüşümlü kızılötesi spektrofotometresi - azaltılmış toplam reflektans (FTIR-ATR), X-ışını fotoelektron spektroskopisi (XPS), taramalı elektron mikroskobu (SEM) analizleriyle yüzey morfolojisi özellikleri, diferansiyel termal analiz - termogravimetrik analiz (DTA-TGA), limit oksijen indeksi (LOI), alev yayılma, dikey yakma testleriyle güç tutuşurluk özellikleri ve ayrıca yıkamaya ve kuru temizlemeye karşı dayanımları değerlendirilmiştir. Bu tez kapsamında sol-jel yöntemi ile hazırlanan fosfor-azot-silisyum nanosol çözeltilerinin kumaşa aktarılması ile %60 LOI değeri gibi çok yüksek güç tutuşurluk özelliği elde edilmiştir. Bu değer halen mevcut ticari ürünlerle elde edilememektedir. Tez çalışmasında pamuklu kumaşlara güç tutuşurluk özelliğinin kazandırılmasında sol-jel yönteminin uygulanması ile konvansiyonel yöntemlerle karşılaştırılamayacak ölçüde az miktarda kimyasal madde ve su kullanılmıştır. Hazırlanan nanosol çözeltilerilerinin kumaşa aktarılması ile hem yüksek bir güç tutuşurluk özelliği hem de çevre dostu reçeteler geliştirilmiştir.
Fonksiyonel bir itfaiyeci giysisi tasarımı ve termal performans değerlendirmeleri
İtfaiyeci giysileri; dış katman, nem bariyeri ve termal astardan oluşan çok katmanlı yapıya sahip termal koruyucu giysilerdir. İtfaiyeci giysilerinin yüksek ısı ve aleve karşı çok iyi dayanım göstermesi, ergonomik olması, su geçirmeyen fakat teri dışarıya atabilen özellikte olması, kopma ve yırtılma gibi mekanik tehlikelere karşı koruması gerekmektedir. Bu korumanın etkinliği; kullanılan her bir katmanın özelliğine ve giysinin tasarımına, dolayısıyla da giysinin fonksiyonelliğine bağlıdır. Günümüzde kullanıcı ile etkileşim halinde olması sebebiyle "interaktif" bir yapıya sahip olan ve "akıllı" olarak nitelendirilebilecek koruyucu giysilerin geliştirilmesiyle ilgili çalışmalar yapılmaktadır. Ancak multidisipliner çalışmaların yetersizliği, akıllı nitelik kazandıran elektronik ekipmanların temin edilmesinin zor olması ve ürün maliyetinin yüksek oluşu akıllı koruyucu giysilerin geliştirilmesini güçleştirmektedir. Bu çalışmada itfaiyeciler için alev ve ısıya karşı etkili koruma sağlayan, optimum fiyat uygunluğuna sahip, akıllı ve fonksiyonel bir koruyucu itfaiyeci ceketi tasarlanmış ve üretilmiştir. Ayrıca çalışmada tek katman kumaşlara ve belirlenen üç katman kumaş kombinasyonlarına çeşitli fiziksel ve termal performans testleri uygulanmıştır. Dokuz Eylül Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği ve Mekatronik Bölümü öğretim üyeleri ile iş birliği yapılarak bir elektronik sistem tasarlanmış ve ceket prototipine entegre edilmiştir. Üretilen fonksiyonel itfaiyeci ceketi entegre edilen elektronik sistemle birlikte akıllı bir nitelik de kazanmıştır.
Sirospun ipliklerin özelliklerinin incelenmesi
Ring iplik teknolojisinde, büküm ve sarım işlemlerinin aynı eleman tarafından gerçekleştirilmesi bazı teknolojik kısıtlamalara neden olmaktadır. Bununla birlikte, konvansiyonel çift katlı iplik eğirme teknolojisinde kullanılan katlama ve büküm işlemleri genellikle düşük verimli makineler tarafından yapılmaktadır. Tüm bu kısıtlamalar iplik eğirme teknolojisinde yeni araştırmalar ve yeni gelişmeleri tetiklemiştir. Bu gelişmelerden biri de büküm iplikçiliğidir. Geleneksel bir ring iplik eğirme makinesi, birkaç makine parçasını değiştirerek veya aparatlar ekleyerek kolayca büküm eğirme makinesine dönüştürülebilir. Büküm eğirme teknolojisi, ayrı şekilde uygulanan katlama ve büküm işlemlerini ortadan kaldırdığı için, düşük enerji, düşük makine ve yatırım maliyetleri gibi sayısız avantajlar sağlamaktadır. Siro-spun eğirme sistemi, büküm iplikçiliğinde en yaygın olarak kullanılan teknolojidir. Siro-spun eğirme sistemi, CSIRO ve IWS tarafından bulunan en yaygın eğirme teknolojilerinden biridir. Siro-spun eğirme sisteminin temel ilkesi, birbirine paralel iki lif demetinin aynı anda çekim bölgesine girmesi ve bu iki elyafın ön silindirden çıktıktan sonra birbiri üzerine bükülüp katlanmasıdır. Bu çalışmada, ring ve siro-spun iplik eğirme teknolojileri kullanılarak %100 pamuk, %100 Tencel, %100 mikro Modal ve %100 poliester iplikler üretilmiştir. Tüm hammaddeler için siro-spun ve çift katlı ipliklerin numaraları Ne 40/2 olarak sabit tutulmuştur. İpliklerin düzgünsüzlük, tüylülük, sık rastlanan hatalar, kopma mukavemeti, kopma uzaması, çap, yoğunluk, pürüzlülük, şekil ve sürtünme gibi fiziksel, mekanik ve yapısal özellikleri ölçülmüş ve eğirme teknolojileri ANOVA kullanılarak istatistiksel olarak birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, siro-spun ipliklerin tüm hammadde gruplarında daha düşük tüylülük derecesine sahip olduğunu göstermektedir. Düzgünsüzlük değerleri sonuçları göstermiştir ki, pamuk ve polyester siro-spun ve çift katlı iplikler yaklaşık değerlere sahiptir ve bu durum siro-spun eğirme sistemini ring iplikçiliğine iyi bir alternatif haline getirmiştir. Buna ek olarak, siro-spun iplik eğirme işleminin mikro Modal ve Tencel ipliklerinin düzgünsüzlük değerlerinde iyileştirici bir etki sağladığı görülmektedir. Siro-spun ipliklerin ve çift katlı ipliklerin ince yer ve kalın yer miktarları birbirine oldukça yakındır. Ancak, pamuk ve mikro Modal çift katlı iplikler daha az miktarda neps içerir. Genel olarak, tüm hammadde gruplarında iplik-iplik sürtünme katsayıları siro-spun ipliklerde daha düşüktür. Siro-spun ipliklerin homojen büküm yapısı daha küçük çap ve daha düşük pürüzlülük değerine sahip olmasını sağlar ve aynı zamanda yoğunluk ve yuvarlaklık değerinin daha yüksek olmasına neden olur.
Kapsülasyon teknolojisi kullanarak spor ve boş zaman giysilerinin fonksiyonelleştirilmesi
Tekstil ve hazır giyim endüstrisi gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde varlığını sürdüren ve küresel rekabetin en yoğun yaşandığı sektörlerden biri olup, yarattığı istihdam ve ihracat açısından ülkemiz için lider konumdadır. Küresel rekabet içinde başarılı olmak adına firmalar, maliyet, termin ve kalite gibi standart unsurlara ek olarak, çevreci ve sürdürebilir üretim olanakları, tasarım ve inovasyon, ürünlerin yeni teknolojiler ile fonksiyonelleştirilmesi gibi hususlarda sürekli kendilerini geliştirmek zorunda kalmaktadır. Tüketicilerin alışkanlıkları değişmekte, moda ve tasarıma dayalı beklentilerin yanında ürünlerde fonksiyonellik de talep edilmektedir. Tekstil mamullerine fonksiyonel özellik kazandırılması amacıyla etken maddelerin kapsüllenerek kumaşa aktarıldığı kapsülasyon teknolojisi sayesinde istenilen özelliklere sahip etken maddeler kapsüllenerek kumaşa aktarılabilmekte ve bu sayede tekstil ürünlerine birçok fonksiyon kazandırılabilmektedir. Bu tez çalışmasında, mandalina, sandal ağacı ve yasemin uçucu yağları ile jojoba ve sarı kantaron yağları çekirdek madde olarak kullanılmıştır. Kapsül duvar materyali olarak etil selüloz seçilmiş, kapsül üretimi püskürterek kurutma cihazında gerçekleştirilmiştir. Elde edilen kapsüllere kromatografik, spektroskopik, termal ve görüntüleme analizleri (SEM, FTIR, TEM, DSC, TGA, HPLC, partikül büyüklüğü ve dağılımı) gerçekleştirilmiştir. Elde edilen kapsüller ticari bir çapraz bağlayıcı ile örme kumaşlara aplike edilmiştir. Aplikasyon sonrası SEM analizleriyle kumaş yüzeyindeki kapsül varlığı incelenmiştir. Mikrokapsül aktarılmış kumaşlara antibakteriyel testleri uygulanmıştır. Ayrıca kumaşlara aktarılan mikrokapsüllerin sürtünmeye ve yıkamaya karşı dayanımları incelenmiştir. Mikrokapsül aktarılmış kumaşlardaki uçucu bileşenlerin tespiti amacıyla yıkama öncesi ve 1 yıkama sonrasında GC-MS analizleri gerçekleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Spor ve boş zaman giysisi, kapsülasyon, koku, antibakteriyel
Diz osteoartrit tedavisinde kullanılmak üzere akıllı bir dizlik tasarımı
Günümüzde çeşitli hastalıkların ve ağrıların tedavisinde hastalığa yakalanmış bölgeye elektriksel uyarı verilmektedir. Transkütanöz elektriksel sinir uyarımı (TENS) tedavisi ile ağrıya neden olan büyük sinirler uyarılarak ağrıyı beyine ileten küçük hücrelere ağrı sinyallerinin geçişi azalır. Birçok çalışma, elektriksel sinir uyarımı terapisinin uygun şekilde ve sürekli olarak yapıldığında hastaların ağrılarını azaltmada etkili olduğunu göstermiştir. TENS tedavisi tipik olarak, vücut sinirlerinin elektriksel akım ile uyarıldığı tedavi bölgesine, iletken silika jel hidro pedler kullanılarak uygulanmaktadır. İletken silika jel hidro malzemelerinden yapılmış TENS elektrotları deri direncini azaltmaktadır. Ancak, yapışkan olmaları konforsuzluğa neden olmaktadır. Bu ürünlerin yıkanmaması ve tekrarlı kullanımlarının hijyenik olmaması diğer dezavantajlarıdır. Bu çalışma kapsamında akıllı bir dizlik tasarımı yapılmıştır. Tasarlanan dizlik entegre tekstil elektrotları bulundurmaktadır ve yıkanabilir özelliktedir. Geliştirilen dizlik ile konvansiyonel elektrot kullanımı esnasında karşılaşılan hijyen sorunu ve yapıştırmadan kaynaklanan konfor probleminin ortadan kaldırılması hedeflenmiştir. Çalışma TENS elektrotu olarak kullanılabilecek özellikte tekstil elektrotlarının tasarımı ve üretimi ile başlamıştır. Farklı iletken iplikler ve farklı üretim yöntemleri kullanılarak farklı desenlerde ve dikiş yoğunluklarında TENS elektrotları geliştirilmiş ve bu elektrotların direnç değerleri ölçülmüştür. Hijyen sorununun ortadan kaldırılabilmesi için elektrotların yıkanabilir olması gerektiği düşünülmüş ve elektrotlar üzerinde tekrarlı yıkama testleri yapılmıştır. Geliştirilen elektrotlar piyasada hali hazırda var olan bir TENS cihazına bağlanarak, denekler üzerinde elektrik akımını iletme durumları test edilmiştir. Elektrot testleri tamamlandıktan ve TENS elektrotu olarak kullanılabilecek en uygun elektrot belirlendikten sonra elektrotlar bir dizlik içerisine entegre edilmiştir. Elektrot tasarımlarından farklı olarak, dizlik üzerindeki elektrotlar ile TENS cihazı arasındaki bağlantı için kablolar yerine iletken iplikler kullanılarak oluşturulan iletim yolları kullanılmıştır. Geliştirilen dizliğin diz osteoartrit hastaları tarafından tedavi amaçlı kullanılabilmesi hedeflenmiştir.
Tekstil ürünlerindeki elektrostatik yüklenmenin kullanım performansına ve konfor algısına etkileri
Bu çalışmada giysilerin kullanımı sırasında meydana gelen statik elektriklenmenin kullanım performansına ve konfor algısına etkileri değerlendirilmiştir. Giysilik kumaşların statik elektriklenme özelliklerini belirleyebilmek için kumaşlar üzerinde sürtünme ile elektriklenme meydana getiren bir düzenek üretilmiş ve kumaşlar üzerinde meydana gelen elektrostatik gerilim değerleri ölçülmüştür. Ölçüm düzeneğinden tekrarlanabilir sonuçlar elde edildiği yapılan varyans analizleri ile ortaya konulmuştur.Çalışma kapsamında sistematik olarak üretilmiş hammaddesi poliester ve pamuk olan dokuma kumaşların yapısal parametrelerinin statik elektriklenmeye etkisi incelenmiş ve ayrıca farklı hammaddelere sahip, ticari olarak giysi üretiminde kullanılan bir grup kumaşın sürtünme ile statik elektriklenme özellikleri belirlenmiştir. Ticari olarak kullanılan test kumaşları arasından astarlık kumaşlar seçilmiş ve en düşük elektrostatik gerilim sonuçlarına göre en iyi astar-kumaş kombinasyonunu belirlemek için astar kumaşının test kumaşının sürtünme ile elektriklenmesine etkisi test edilmiştir. Sürtünme ile statik elektriklenme özellikleri belirlenen giysilik kumaşların triboelektrik dizinleri oluşturulmuştur.
Kumaşların geçirgenlik özellikleri ile yapısal ve geometrik özellikleri arasındaki ilişkiler
Kumaşın geçirgenlik özelliği farklı alanlarda kullanılan tekstil yapılarının beklenen bir performans özelliğidir. Kumaşın geçirgenlik özellikleri başta kumaşın yapısal özelliklerinin oluşturduğu gözenek özellikleri olmak üzere çevresel faktörlerin ve akışkan maddenin özelliklerinin bir fonksiyonu olarak oluşur. Bu nedenle belli bir kullanım alanı için ürün tasarlarken kumaşın gözenek yapısını belirleyen yapısal faktörler en uygun şekilde seçilmelidir. Bu çalışmada giyimden teknik tekstillere birçok kullanım alanına sahip dokuma kumaşların geçirgenlik özellikleri ile yapısal özellikleri arasındaki ilişkiler aynı numara çözgü ve atkı iplikleriyle üretilmiş farklı örgü tiplerine ve sıklıklara sahip bir grup test kumaşından elde edilen verilerin de yardımıyla incelenmiştir.Çalışmada kumaşın gözenek özellikleri öncelikle iplikler arası gözenek bölgeleri ve lifler arası gözenek bölgeleri olmak üzere iki bölgeye ayrılarak incelenmiştir. İplikler arası gözenek özelliklerini tanımlamak amacıyla sıklık, iplik numarası, kumaş kalınlığı gibi yapısal özelliklerden yararlanarak iki boyutlu (2-D) ve üç boyutlu (3-D) birim gözenek hücre modelleri ile 3-D örgü birim modelleri teorik olarak tanımlanmıştır. Ayrıca elde edilen düzlemsel ve enine kesit kumaş görüntülerinden görüntü analizi yöntemiyle gözenek özellikleri belirlenmiştir. İplikler arası gözenek özelliklerinin kumaşın yapısal özellikleri ve geçirgenlik özellikleri ile ilişkisi incelenerek farklı kumaş yapıları için aradaki ilişkiyi en iyi tanımlayan yaklaşım analiz edilmiştir. İplik içi gözenek özellikleri ise hem enine kesit görüntülerinden ölçülerek tanımlanmış, hem iplik ve lif özelliklerine kullanılarak faklı yaklaşımlara göre teorik olarak tanımlanmış, hem de hızlı ve objektif bir yöntem olan görüntü analizi yöntemi ile belirlenmiştir. Her iki bölge için kumaşın yapısal ve geometrik özelliklerinin belirlediği gözenek özellikleri faklı yaklaşımlara göre tanımlandıktan sonra, elde edilen gözenek özellikleri akış eşitliklerinde kullanılarak kumaşın hem düzleme dik yönde hem de düzlemsel yönde gerçekleşen geçirgenlik sonuçları teorik olarak tahminlenmiştir. Sonuç olarak, 2-D yaklaşımlardan elde edilen sonuçların farklı örgü yapıları arasındaki farkı ortaya koymada yetersiz olduğu; geçirgenlik özellikleri gözenek parametreleri ile tahminlenirken kumaşın 3-D yapısının her zaman dikkate alınması gerektiği bulunmuştur.Anahtar sözcükler: geçirgenlik, gözeneklilik, gözenek boyutu, görüntü analizi yöntemi
Pamuk, rejenere selüloz ve karışımlarından oluşan örme mamullerin enzimatik modifikasyonu ve optimizasyonu
Bu çalışmada pamuk, viskoz ve modal ile pamuk/viskoz ve pamuk/modal karışımlı örme kumaşlara, ticari selülaz enzimleri ve bu çalışma kapsamında yeni üretilecek olan selülaz enzimi ile biyoparlatma işlemi uygulamaları yapılmış ve sıcaklık, pH, makine devri, flotte oranı parametreleri sabit tutularak, enzim konsantrasyonu ve süre gibi faktörler farklı seviyelerde incelenmiştir. Bununla birlikte pamuk/poliester karışımları için yeni bir enzimatik işlem yöntemi oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu yöntemde selülaz enzimi ile birlikte poliester (PET) liflerinin degredasyonunda kullanılan esteraz enzimlerinden de yararlanılmış, uygun koşulların (sıcaklık, pH, vb.) sağlanması durumunda tek yıkama işlemi ile hem pamuk hem de poliester lif uçlarının uzaklaştırılması amaçlanmıştır. Ancak kullanılan enzimlerin optimum işlem koşullarının farklı olması nedeniyle iki adımla işlem gerçekleştirilmiştir. Bir diğer çalışma ise yağ lekelerinin enzimatik işlemlerle uzaklaştırılması amacıyla klasik olarak kullanılan kimyasal içerikli yağ sökücüler yerine lipaz enzimlerinden yararlanılarak yağ sökme işlemi için alternatif ve ekolojik bir proses geliştirmektir.
Elektrospinning yöntemi ile biyopolimer esaslı nanoyapıların hazırlanması ve karakterizasyonu
Biyopolimerler, canlı organizmalardan elde edilmiş olan polimer yapılardır. Gösterdikleri yüksek biyo-uyumluluk, biyo-bozunurluk ve anti-toksik etkileri nedeniyle içinde bulunduğumuz yüzyılda her geçen gün daha fazla ilgi çekmekte ve araştırmalara konu olmaktadır. Yapılan bilimsel çalışmalar multidisipliner hale geldikçe biyopolimerlerin uygulama alanı daha da genişlemektedir. Bu duruma bir de bu yüzyılın yükselen değeri nanoteknoloji eklendiğinde biyopolimerler başlı başına ayrı bir araştırma konusu haline dönüşmüştür.Bu çalışmada, biyopolimer sınıfı içerisinde bulunan selüloz asetat polimeri kullanılarak nano boyutlu lif üretiminin en etkili yöntemlerinden biri olan elektrospinning ile lif üretimi gerçekleştirilmiştir. Söz konusu liflerin üretiminde kullanılan polimer çözeltilerine sistematik biçimde non-iyonik, anyonik ve katyonik yüzey aktif madde ve de klorür ve nitrat grubu olarak iki farklı grupta ele alınabilecek tuz katkısı yapılmıştır. Elde edilen liflerin morfolojik özellikleri, polimer çözeltilerinin fizikokimyasal özellikleriyle karşılaştırılarak analiz edilmiştir. Üretilen liflerin her bir türüne temas açısı testi yapılarak, yapılan katkıların lif hidrofilliğini ne yönde etkilediği gözlenmiştir. Belirlenen bir dizi lif grubuna DSC analizi yapıldıktan sonra aynı lif grubunun antimikrobiyal performansı hem kalitatif hem de kantitatif yöntemlerle incelenmiştir.
Kötü kokulari absorbe edebilen bir tekstil ürünü tasarimi
Siklodekstrinler özel kimyasal molekülleri sayesinde farklı moleküllerle inklüzyon kompleksi oluşturma yeteneğine sahip moleküllerdir. İnklüzyon kompleksi oluşturduktan sonra moleküllerin kimyasal ve fiziksel özellikleri değişebilmektedir. Bu özellik, siklodekstrinlerin farklı alanlarda kullanılmasını sağlamaktadır.Tez çalışması kapsamında ß-siklodekstrinlerin farklı moleküllerle inklüzyon kompleksi oluşturma özelliğinden yararlanılarak kötü kokuları absorbe edebilme özelliklerinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda ß-siklodekstrin aplike edilen pamuklu kumaş, sonrasında anilin ve siklohegzilamin gibi oda sıcaklığında buharlaşabilen ve kötü kokuya sahip olan iki maddenin buharına maruz bırakılarak bu maddeleri absorbe edip etmedikleri incelenmiştir. Seçilen madde buharlarının ß-siklodekstrin ile oluşturdukları inklüzyon kompleks yapıları çeşitli karakterizasyon çalışmaları ile değerlendirilmiştir. Anilin ve siklohegzilaminin pamuklu kumaşa bağlı ß-siklodekstrin ile oluşturduğu inklüzyon kompleksinin kalitatif analiz çalışmaları kapsamında Fourier Transform Kızılötesi Spektroskopisi (FT-IR), Diferansiyel Taramalı Kalorimetre (DSC), Termogravimetrik Analiz (TGA), Uçuş Zamanlı-İkincil İyon Kütle Spektrometresi (ToF-SIMS), Gaz kromatografisi (GC-MS) tekniklerinden yararlanılmıştır.Anahtar Kelimeler: Siklodekstrin, kötü koku, anilin, siklohegzilamin,TGA, DSC.
Portakal yağı içeren mikro ve moleküler kapsüllerin salım davranışlarının incelenmesi
Bu çalışmada; koku içeren mikrokapsülleri ve beta siklodekstrin moleküler kapsülleri karşılaştırılarak salım davranışları incelenmiştir. Bu amaçla uçucu portakal yağının etil selüloz esaslı mikrokapsülleri ve beta siklodekstrin ile inklüzyon kompleksleri oluşturulmuştur. Elde edilen mikrokapsüllerin ve komplekslerin Fouier Transform Kızılötesi Spektroskopisi (FT-IR), X ışını difraktometresi (XRD), Elektron Mikroskobu (SEM) ve Gaz kromotografisi- Kütle spektrometresi (GC- MS) analizleri ile karekterizasyon çalışmaları yapılmıştır. Toz formdaki kompleksler yüzde yüz pamuklu örme kumaşa aplike edilmiş ve kumaşların yıkama dayanımları incelenmiştir. Portakal yağı ile oluşturulan mikrokapsüllerin ve inklüzyon komplekslerinin tekstil materyallerine aktarılması sonrası, 1 ve 5 yıkama sonrası koku salım davranışları mikrogram düzeyinde tartım yapan hassas terazi kullanılarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Siklodekstirin, etil selüloz, portakal yağı
Ergonomik fonksiyonel sütyen tasarımı
Spor sütyenler, fiziksel aktivite sırasındaki göğüs hareketlerini etkili bir şekilde kontrol etmek için tasarlanmaktadırlar. Bu tez kapsamında, bayanların spor yaparken ihtiyaç duydukları spor sütyenlerin seçiminde ve kullanımında, giderek daha önemli hale gelen bileşenlerin değerlendirilmesine çalışılmış, bu konuda literatür taraması yapılmıştır. Çalışmada, tasarım özellikleri ve seçilen malzemelerin kombinasyonuyla spor yapan bayanlara, göğüse sağlanan desteğin arttırılması amacıyla prototip bir sporcu sütyen tasarlanmıştır. Tasarlanan ve üretilen bu prototip sütyen, piyasada yaygın olarak kullanılan iki ticari sütyen markası ile spor yapan bayanlar üzerinde giyim denemelerine tabi tutulmuştur. Deney sonrası deneklere ayrıca bir anket çalışması daha uygulanmış ve bu anket çalışması da istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Spor sütyen, giyim denemeleri, tasarım.
Tekstil materyallerine fonksiyonel özellik kazandıran çeşitli kapsüllerin elde edilmesi ve karakterizasyonu
Tekstil endüstrisi, ülkemize önemli ihracat getirisi olan, istihdam gücü yüksek bir iş koludur. Ancak son yıllarda özellikle Uzakdoğu ülkelerinde ucuz işgücü ile üretilen düşük fiyatlı ürünler bu ülkeler ile rekabeti zorlaştırmış, Türk tekstil endüstrisinin dünya pazarındaki payı ister istemez azalmıştır. Bu durum firmaları katma değeri yüksek yeni ürünlerin tasarımı ve üretimine yönlendirmiş, güç tutuşur, antibakteriyal, anti statik, yüksek mukavemetli, kir ve su itici özellikte fonksiyonel özelliklere sahip tekstil ürünlerine ilgi artmıştır. Bu tür teknik ürünlerin geliştirilebilmesi için kapsülasyon, kaplama, laminasyon, sol jel, plazma gibi ileri terbiye uygulamaları önem kazanmıştır. Ancak ülkemiz bu yenilikçi ürünlerin üretiminde atik davranamayıp pazarda yerini alamamış ve dış ülkelere bağımlı kalmıştır. Tekstil ürünlerine yalnızca istenen özelliği kazandırmak yeterli değildir. Bunun yanı sıra özelliklerin kalıcı olması da beklenmektedir. Kapsülasyon, çevresel etkilere dayanıksız fonksiyonel maddelerin korunması istendiğinde akla gelen önemli bir yöntemdir. Tekstil bitim işlemlerinde kapsülasyon teknolojisinin kullanımı ile yıkamaya dayanıksız maddelerin etkilerini uzun süre sürdürmeleri mümkün olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, antioksidan, antibakteriyal, böcek kovucu ve güç tutuşur özelliğe sahip farklı kapsüllerin elde edilmesi ve bitim işlemlerinde bu kapsüllerin kullanımı ile uzun ömürlü fonksiyonel tekstil ürünleri üretilmesidir. Bu ürünlerin ticarileşmesi ile Türk tekstil endüstrisinin dışa bağımlılığının azaltılması uzun vadeli hedefler arasındadır. Fonksiyonel etken maddeler, etil selüloz, siklodekstrin ve kitosan kullanılarak kapsüllenmiştir. Elde edilen ürünler FT-IR (Fouier Transform Kızılötesi Spektroskopisi), partikül boyutu analizi, X ışını difraktometresi, SEM (Taramalı Elektron Mikroskobu), DSC (Diferansiyel Taramalı Kalorimetre), TGA (Termo Gravimetrik Analiz) ile karakterize edilmiştir. Elde edilen her kapsül ayrı ayrı pamuklu kumaşa aktarılmıştır. Kapsül içeren kumaşların yıkama ve sürtmeye karşı dayanımları antioksidan, antibakteriyal, böcek kovucu ve güç tutuşur etkinlik testleri ve taramalı elektron mikroskobu kullanılarak incelenmiştir.
Sol-jel yöntemi ile elde edilen nano boyutlu çapraz bağlayıcı ürün eldesi ve kumaşa aplikasyonu
Bu tez çalışmasında, son yıllarda artan çevre bilinciyle konvansiyonel yönteme alternatif olarak geliştirilen sol-jel yöntemi kullanılarak, viskoz örme kumaşların kullanım ve görünüm özelliklerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu yöntem ile konvansiyonel yönteme nazaran kullanılan kimyasal madde miktarı azaltılmış, konvansiyonel yöntemlerde kullanılan ve günümüzde kanserojen etkisi olduğu ispatlanan formaldehit salımı önlenmiştir. Viskoz örme kumaşlar, çeşitli silika bileşenleri içeren sol çözeltileri ile kaplanmış ve kaplanan kumaşların boncuklanma ve aşınma dayanımları, boyut değişimi özellikleri ve su tutma yetenekleri geliştirilmeye çalışılmıştır. Bahsedilen bu özellikleri geliştirmek için proje ortağı firma tarafından kullanılan fibric proses ile üniversitede uygulanan sol-jel tekniği karşılaştırılmıştır. Ayrıca çoklu yıkama sonrası kumaşların görünüm ve kullanım özellikleri tekrar incelenmiş olup uygulanan tekniğin yıkama dayanımı araştırılmıştır. Sol-jel yönteminde kullanılan silika bileşenlerinin maliyetini azaltmak amacıyla çeşitli mol oranlarında denemeler yapılmış olup en iyi sonucu veren ve en düşük maliyetli reçete belirlenmiştir. Son olarak belirlenen optimum reçete, proje ortağı firmada işletme şartlarında uygulanmış olup, sol-jel metodunun sanayide uygulanabilirliği araştırılmıştır.
Çeşitli liflerden üretilen kumaşlardan yapılan spor giysilerinin termal konforunun değerlendirilmesi ve geliştirilmesi
Bu doktora tezi çalışmasında, termal konforu etkileyebilecek üretim parametrelerini dikkate alarak geliştirilen kumaş örneklerinin objektif yöntemlerle değerlendirilmesi ve farklı aktivite seviyelerinde ve çeşitli çevre koşullarında aktif spor yapan kişilerin kullanabileceği termofizyolojik konforu mevcutlara göre iyileştirilmiş spor giysisi olarak kullanılabilecek tişörtlerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Doğal, rejenere, sentetik ve fonksiyonel liflerden seçilmiş iplik tipleri ve ilmek, askı ve atlama kombinasyonlarıyla kumaş konstrüksiyonlarının etkilerinin incelendiği kumaş tasarım ve test çalışmaları yapılmıştır. Bu testlerin sonuçları dikkate alınarak incelenen grup içerisinde termofizyolojik konfor açısından avantajlı hammadde ve kumaş tipleri bir araya getirilmiş ve insan vücudunun termofizyolojisine ilişkin bilgilerden de yararlanılarak fonksiyonel kadın ve erkek tişört tasarımları yapılmıştır. Yapılan fonksiyonel tasarımlar arasından seçilen bir erkek tişörtü ve ayrıca önceki aşamalarda avantajlı bulunan kumaş tiplerinin ayrı ayrı etkisinin ve fonksiyonel tasarımın etkisinin görülmesi açısından sadece bu kumaşlardan oluşan klasik tasarımdaki tişörtlerin üretimi yapılmıştır. Üretilen tişörtlerin termofizyolojik konfor özellikleri belirlenen test prosedürüne uygun olarak sıcaklığı ve bağıl nemi kontrol altında tutulan laboratuvar koşullarında seçilen gönüllülerin katılımıyla giyim denemeleri ile test edilmiş ve kumaşlarda yapılan objektif ölçüm sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Spor giysilerinde hammadde, kumaş konstrüksiyonu ve fonksiyonel tasarım parametrelerinin termal konfora etkilerinin ayrıntılı bir şekilde ele alındığı bu çalışmanın sonuçlarında incelenen hammadde tipleri arasında Tencel LF, viskon, poliester ve Coolmax'ın, askılı ve atlamalı örme kumaş konstrüksiyonlarının ve belirlenen fonksiyonel tasarımın sıcak havalarda kullanılacak spor giysilerin konforu açısından ön plana çıktıkları görülmüştür. Çalışmanın tüm bulguları birlikte dikkate alındığında spor giysisi olarak kullanılabilecek tişörtlerin termofizyolojik konforunda vücut fizyolojisini dikkate alan fonksiyonel tasarımın, kumaş üretiminde kullanılan hammaddenin ve kumaş tasarımının birlikte etkili oldukları ve giysi üretim süreçlerinde her üçünün de ele alınarak uygun seçimlerin yapılması gerektiği, içlerinden birinin bile göz ardı edildiğinde beklenen avantajların elde edilmesinin olası olmadığı anlaşılmıştır. Elde edilen bulguların, araştırmacıların ve sektördeki üreticilerin ilgi duyduğu, araştırma ve geliştirmeye açık, yenilikçi bir alan olan spor giysilerinin termofizyolojik konforunun geliştirilmesi çalışmalarına önemli katkılar sağlayacağı beklenmektedir.
Görüntü analizi yöntemi ile kumaş dökümlülüğünü ve eğilme direncini ölçen yeni bir yöntem geliştirilmesi
Tez kapsamında, kumaşların dökümlülük ve eğilme özelliklerinin geleneksel yöntemlere kıyasla daha kolay ve daha az maliyetli bir şekilde ölçülebilmesi için görüntü analizi esaslı yeni bir ölçüm cihazı tasarlanmıştır. Çalışmada, takım elbiselik olarak kullanılmak üzere üretilmiş 42 tip yüzde yüz yünlü dokuma kumaş materyal olarak seçilmiştir. Çalışmanın amacı, kumaşların dökümlülük katsayısı ve eğilme direnci değerlerinin görüntü analizi esaslı yöntemler yardımıyla tek bir cihaz ile belirlenerek zaman ve maliyet açısından avantaj sağlamaktır. Çalışmada, ilk olarak kumaşların dökümlülük ve eğilme özellikleri geleneksel yöntemlerle ölçülmüştür. Geleneksel yöntemden elde edilen dökümlülük katsayısı değerleri ile görüntü analizi esaslı yeni yöntemden elde edilen değerler arasındaki ilişki istatistiksel olarak incelenmiş ve korelasyon katsayısı 0,975 olarak bulunmuştur. Yeni geliştirilen cihaz kullanılarak kumaş eğilme direncinin belirlenebilmesi için görüntü analizi yöntemiyle hesaplanmış iki yeni parametre tanımlanmıştır. "Merkez-Kenar Mesafesi" veya "Dökümlülük Açısı" parametreleri kullanılarak oluşturulan regresyon modelleri yardımıyla eğilme direnci değeri yaklaşık yüzde doksan oranında açıklanabilmektedir.
Ev tekstili ürünlerinin performans özelliklerine kullanım ve yıkama koşullarının etkileri
Tekstil sektörü içerisinde önemli bir alan olan ev tekstil sektörü son yıllarda yakaladığı trend doğrultusunda özellikle ülkemiz açısından önemli bir sektör olarak kendini göstermektedir. Ev tekstili ürünlerin kullanım performansının önceden bilinmesi özellikle yoğun olarak bu gruptaki ürünleri kullanan otel, tatil köyü gibi işletmeler açısından oldukça önem taşımaktadır. Ev tekstili ürünlerinin farklı alt ürünlerini bir arada kullanan ve kullanım koşulları gereği bu ürünleri daha kısa sürede yenilemek durumunda olan bu tip işletmeler için ürünün beklenen performans özellikleri daha da ön plana çıkmaktadır. Bu araştırma konunun bu yönünü inceleyerek, çok kullanılan ve çok sık yıkanan, bunun sonucu olarak da farklı özellikler açısından beklenen süreden daha önce performansını kaybeden bu ürünlerle ilgili temel bir inceleme yaparak, kullanım süresini belirleyen bazı faktörlerin etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Deneysel çalışma için otel grubu 7 tip havlu kumaş ve 11 tip nevresim olmak üzere beyaz renkli toplam 18 tip ürün test edilmiştir. Yıkama işlemi öncesinde tüm deney materyalinde yapısal özellikler incelenmiş, sonrasında 1, 5, 25 ve 50 endüstriyel yıkama yapılarak tüm havlularda 10 adet, tüm nevresimlerde 11 adet farklı özellik test edilmiş ve değerlendirilmiştir. Deneysel çalışmada kullanılan havlu ve nevresim kumaşların tamamı için temel yapısal özellik testlerinin yanı sıra endüstriyel yıkama öncesi ve yıkama döngüleri sonrası çarpıklık, boyut değişimi, kopma mukavemeti, yırtılma mukavemeti, halkadan çekme, beyazlık derecesi testleri yapılmıştır. Havlu kumaşlar için ayrıca hidrofillik ve havludan ilmek çekme kuvvetinin belirlenmesi testleri yapılmış, sadece nevresim kumaşları için ter çözeltisi ile işlem yapılarak beyazlık derecesindeki değişim değerlendirilmiştir. Yalnızca nevresim kumaşlarda boncuklanma özelliği de incelenmiştir. Yapılan istatistiksel değerlendirmeler ile ürün tipinin ve yıkama sayısının elde edilen sonuçlar üzerindeki etkisi incelenmiş ve konu ile ilgili standartlarda test edilen ürünlerin istenen performans özellikleri ile deney sonuçları karşılaştırılmıştır.
Örme kumaşlarda yük-uzama davranışları üzerine bazı çalışmalar
Tekstil malzemelerinin mekanik özellikleri ürünün fiziksel ve mekanik özellikleri arasındaki ilişkiyi bulmak ayrıca belirli bir kullanıma yönelik performansını tayin etmek için belirlenir. Malzemenin fonksiyonel özellikleri hem işlenmesinde hem de son kullanım için büyük önem taşımaktadır. Tekstil uygulamalarının klasik uygulamalarla sınırlı kalmayıp teknolojinin birçok alanında kullanılması ile fiziksel ve mekanik özelliklerin tayin edilmesi ve geliştirilmesi önemli bir konu haline gelmiştir. Örme yapıları da bu teknolojik gelişmeler içerisinde özel taleplere konu olmuştur. Dokuma kumaşlarla karşılaştırdığımızda örme kumaşların esnekliği ve şekil alabilirliği teknik uygulamalarda örme kumaş yapısına ayrıcalıklı bir özellik kazandırmaktadır. Literatür taramasında uzun yıllardır örme kumaşların yük-uzama özellikleri araştırma konusu olduğu görülmüştür. Teknolojik gelişmeleri takiben sürdürülen bu çalışmalar tekstil malzemelerinin fonksiyonel özelliklerini ve teknik özelliklerini ön plana çıkartacak şekilde halen devam etmektedir. Bu tez kapsamında yüksek performanslı iki farklı iplikten 4 farklı örme yapısında, en az iki farklı sıklıkta hem enine yönde hem de boyuna yönde kumaş numuneleri elde edilmiştir. Bu örme kumaşların geometrik özellikleri belirlenmiş ve mekanik özellikleri yük-uzama deneyleri ile incelenmiştir. Her malzemenin kendine ait yük-uzama davranışı vardır. Bu davranışları değerlendirmek için Poisson oranı, yani bir malzemede kuvvet uygulanan yöndeki uzama miktarı ile diğer yöndeki kısalma miktarı arasındaki bağıntı tanımlanmıştır ve bu önemli bir parametredir. Bu tez kapsamında da kumaşların Poisson oranlarının hesaplanabilmesi için deneysel veri tabanı oluşturulmuştur. Kumaşlar Dokuz Eylül Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Örme Laboratuvarında bulunan "V Yataklı Düz Örme Makinasında" üretilmiştir. Üretilen kumaşların yük-uzama davranışları ise Dokuz Eylül Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölümü Fiziksel Tekstil Muayeneleri Laboratuvarında bulunan "Kumaş Uzama Özellikleri Ölçüm Düzeneğinde" ölçülmüştür. Sonuçlar tablolarda verilmiş ve grafikler halinde gösterilmiştir.
Kumaşların ıslanma ve nem/sıvı emme davranışları ve giyim konforu
Bu tez çalışmasında üç farklı hammadde, örgü tipi ve atkı sıklığına sahip olan gömleklik kumaşlar ve üç farklı hammaddeden üretilen iç giysi kumaşları, kumaş kombinasyonları ve bu kumaşlardan dikilen gömlek ve iç giysilerden oluşturulan giysi çiftlerinin ısı ve su buharı/sıvı transfer özelliklerine çeşitli kumaş ve giysi özelliklerinin etkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaçla önce tek katlı kumaşlarda, daha sonra da seçilmiş iç giysi-gömleklik kumaş çiftleri ve giysi çiftlerinde ısı ve su buharı/sıvı transferine ilişkin ölçümler yapılarak elde edilen bulgular istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiştir. Pamuk, pamuk/poliester ve rejenere bambu gömleklik kumaşlar ve pamuk, poliester ve pamuk/poliester iç giysilik kumaşlar kullanılarak yapılan kapsamlı deneysel çalışma ve değerlendirmeler sonucunda terleme sırasında ölçülen soğuma hızı değerlerinin düşük olması ve kuruma süresinin kısa olması nedeniyle hammadde olarak poliester iç giysi ve pamuk/poliester gömleklik kumaş kombinasyonu, gömleklik kumaş yapısı olarak ise dimi örgü tipi ve gevşek atkı sıklık seviyesi termofizyolojik konfor açısından diğerlerine göre ön plana çıkmıştır. Giysi kombinasyonları için yapılan termal manken testleri ile gömlek kumaşı vücut ile doğrudan temas ettiğinde gömleklik kumaş özelliklerinin ısı ve su buharı transferi üzerinde etkili olduğu ancak, katlı giysi sistemlerinde büyük ölçüde iç giysi özelliklerinin gömlekten daha önemli olduğu görülmüştür. İç giysinin kesiminin giysi kombinasyonlarının hem termal direnç hem de buharlaşma ısı kaybı değerlerini, iç giysi kumaşının hammaddesinin ise yalnızca buharlaşma ısı kaybı değerlerini etkilediği ortaya konulmuştur. Söz konusu testlerin tüm bulguları birlikte değerlendirildiğinde giysi kombinasyonlarının ısı ve su buharı transfer özellikleri üzerinde giysi katmanları arasındaki hava tabakası kalınlığının/boyutlarının giysi kumaşının örgü tipi ve sıklığından daha büyük bir etkiye sahip olduğunu söylemek mümkündür. Elde edilen bu sonuçların giysi tasarımcılarının termofizyolojik konfor açısından avantajlı iç giysi-gömlek kombinasyonları geliştirebilmesine önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.
İş giysilerinde kullanılan kumaşların eriyik metalden koruma özelliklerinin araştırılması
Üretim sektörü içinde önemli bir paya sahip olan döküm endüstrisi ülkelerin kalkınmasında rol oynayan ve birçok çalışanı istihdam eden büyük bir endüstridir. Dökümcülük mesleği; metalin eritilmesinden, kalıplara taşınmasına ve kalıplara dökülmesine kadar çalışanlar için çok fazla hayati risklerle doludur. Bu kadar fazla çalışanın güvenliği ve korunması büyük önem arz etmektedir ve döküm esnasında koruyucu giysi kullanılması gerekmektedir. Bunun için bu çalışma kapsamında, Türk Döküm Piyasası'nda koruyucu giysi kullanımını ve sektörün durumunu değerlendirmek amacıyla 32 soruluk bir anket hazırlanarak Türkiye'nin farklı illerinde 30 döküm firmasına uygulanmıştır. Bununla birlikte Türk döküm piyasasında en çok kullanılan koruyucu giysilik kumaşlar temin edilmiş, bu kumaşların performans ve fiziksel özellikleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu kumaşların metal eriyiğinden koruma seviyesinin tespit edilmesi amacıyla da TS EN ISO 9185 standardına göre Türkiye'de daha önce bulunmayan metal eriyiğinden koruma ölçüm cihazı yaptırılmış ve test örneklerinin sahip olduğu koruyuculuk seviyeleri tespit edilmiştir. Sonuç olarak; firmalara uygulanan anket sonuçları, kumaşlar üzerinde gerçekleştirilen fiziksel testler ve performans testleri ve de metal eriyiğinden koruyuculuk ölçüm sonuçları birlikte değerlendirilerek kullanılabilecek en uygun kumaşın tespit edilmesi amaçlanmıştır.
Bir konfeksiyon işletmesinde üretim planlaması ve optimizasyonu
Ülkemizde konfeksiyon işletmelerinin birçoğu fason üretim gerçekleştirmektedir. Kendi moda ve markalarını yaratmadıkları için tamamen müşteriden gelen talebe uygun olarak kumaş tedariki gerçekleştirilmektedirler. Sipariş üzerine çalışma işletmeleri zaman baskısı altına aldığı için, çok fazla tedarikçi ile çalışma zorunluluğu doğmakta ve tedarikçiler arasında çoğu zaman seçim yapma şansının olmaması nedeniyle, kalite ve teslimat sorunları gibi bir dizi problemle karşılaşmaktadırlar.Bu çalışmada, sipariş üzerine üretim yaptıran bir konfeksiyon işletmesinde, sipariş olmaksızın belirli kumaş türlerinde sürekli üretim yaptırılmasına yönelik bir model önerilmiştir. Önerinin çalışma şekli simülasyon yöntemi ile test edilmiştir. Denemeler sonucunda önerilen sistemde kumaş tedarik süresinde istatistiksel olarak önemli bir düşüş sağlandığı, taşıma ve sipariş verme maliyetlerinde sağlanan azalma ile önerilen sistemin toplam maliyetinin mevcut çalışma sisteminin maliyetinden daha düşük olduğu görülmüştür.Tüm bu sonuçlar dikkate alındığında önerilen sistemin uygulanabilir olduğunun savunulabileceğine karar verilmiştir.
Boyahanelerde laboratuvar ile işletme arasındaki renk değişimlerinden kaynaklanan hataların azaltılması
Son yıllarda gerek kalite anlayışı ve gerekse tüketici beklentilerine paralel olarak boyama işleminde ekolojik, ekonomik ve zamanında teslim kriterleri ön plana çıkmıştır. Özellikle reaktif boyamada bir kerede doğru boyama yapmak ve tekrarlanabilirliği sağlamak çok önemli olup, artan rekabet koşulları her firmayı hızlı hareket etmeye zorlamaktadır. Gerek iç piyasada gerekse özellikle ihracata yönelik üretimde müşteri isteği doğrultusunda laboratuvarda istenilen renk tutturulup, numune boyama yapılmakta ve müşteri onayı alındıktan sonra da esas üretime geçilmektedir. Bu noktada, yani numune boyama sonuçlarının esas üretime aktarılmasında renk farklılığı sorunu ile karşılaşılmaktadır.Klasik boyama reçeteleri Kubelka-Munk teorisine (Beer yasası) göre çalışan bilgisayarlı renk ölçüm makinalarında tahminlenmekte ve bu reçetelerle işletme ortamında boyama gerçekleştiğinde renkte sapmalar olmaktadır. Kubelka-Munk teorisine dayanan sistemlerde konsantrasyon-absorbsiyon arasındaki ilişkide doğrusallığı bozan pek çok faktör göz ardı edilmekte, bu ise reçete hesabında hata payını arttırmaktadır. Doğrusallığı bozan pek çok faktörün de hesaba katıldığı yapay sinir ağları gibi yeni sistemlerde hata payı azalmaktadır.Bu çalışmada, yapay sinir ağları ve bulanık mantık yöntemleri kullanılarak renk reçetesi tahmini yapılmış ve ortaya çıkan sonuçlar karşılaştırılmıştır. Ayrıca laboratuvar koşullarında çeşitli parametrelerdeki sapmaların sonuçlara etkisini gözlemlemek amacıyla, laboratuvar ortamında denemeler yapılmıştır.
Filtrasyonda kullanılan materyallerin kullanım özelliklerinin geliştirilmesi
Günümüzde birçok endüstri baca gazlarının çok miktarda parçacık içermesi problemi ile karşı karşıyadır. Endüstriler emisyon oranlarını azaltmak için filtrasyon sistemleri de denilen parçacık kontrol cihazları kurmaktadır. Bu sistemlerde kullanılan filtrasyon materyali toz toplama işlemini yerine getirirken, ortam koşulları nedeniyle üzerinde statik elektrik yükü oluşturmaktadır. Eğer bu statik elektrik sistemden uzaklaştırılamazsa sistemin tamamen yanması veya patlamalar gibi çeşitli tehlikelere sebebiyet vermektedir.Bu çalışmada poliesterden üretilmiş iğneli keçe filtre materyallerine anti-statik özellik kazandırılması hedeflenmiştir. Anti-statik özelliğin geliştirilmesi için poliester iğneli keçelere RF plazma tekniği ile farklı güç seviyeleri ve sürelerde, farklı gaz ve monomerler uygulanmıştır.Araştırmada farklı güçler, farklı gaz / monomerlerle, farklı sürelerde, farklı akış oranlarında ve farklı plazma odacığı sıcaklıklarında yapılan RF plazma işlemlerinin poliester filtre kumaşlarına anti-statik özellik kazandırmak için yeterli olmadığı gözlemlenmiştir.
Subjektif konfor değerlendirmeleri ile laboratuvar testleri arasındaki ilişkiler
Bu tez çalışması, subjektif konfor değerlendirmeleri ve objektif olarak ölçülebilen kumaş özellikleri arasındaki ilişkileri incelemek ve farklı materyal ve yapısal özelliklere sahip kumaşların konforla ilişkili özelliklerini ölçerek değerlendirmek amacıyla yapılmıştır.Bu amaçla farklı fiziksel ve yapısal özelliklere sahip örme ve dokuma kumaşlar kullanılmış, kumaşların sıklık, kalınlık, metrekare ağırlığı gibi yapısal özellikleri ve hava geçirgenliği, termal direnç, su buharı direnci ile sıvı nem miktarının tayin ve transfer kapasitesini belirleyen özelliklerinin ölçümü gerçekleştirilmiştir. Subjektif değerlendirme metotlarından olan önkol testi ile ise, kişilerin subjektif ıslaklık ve soğukluk değerlendirmeleri ve deri yüzey sıcaklık düşüşleri elde edilmiştir.Çalışma sonucunda, objektif olarak ölçümü gerçekleştirilen tüm kumaş özelliklerinin birbirleriyle ve subjektif konfor değerlendirmeleri sonucunda elde edilen veriler ile ilişkileri grafiksel ve istatistiksel yöntemlerle incelenmiştir.Yapılan subjektif değerlendirme sonuçlarına göre kişilerin ıslaklık ve soğukluk algılarının kumaş tipine göre değiştiği ve %100 bambu kumaşın, deneme kumaşları arasındaki, en yüksek soğukluk ve ıslaklık algısına yol açtığı gözlenmiştir. Diğer önemli bir bulgu ise, termal direnç ve su buharı direnci ölçümlerinin gerçekleştirildiği dinamik terleyen levha sisteminden elde edilen ölçüm sonuçları ile MMT'de ölçülen birçok özellik arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler elde edilmesidir.
İplik sürtünme özelliklerini etkileyen faktörler
Bu çalışmada öncelikle ipliklerin sürtünme özellikleri ve sürtünme özelliklerini etkileyen faktörler ile iplik sürtünmesinin ölçümü hakkında bilgiler verilmiş ve yapılan deneysel çalışma ile bu faktörlerden bazılarının iplik sürtünme özeliklerine etkisi incelenmiştir.Deneysel çalışma kapsamında farklı eğirme teknolojilerine, farklı hammaddelere ve farklı büküm katsayılarına sahip ipliklerin sürtünme katsayıları belirlenerek ipliğin yapısal özelliklerinin iplik-iplik, iplik-metal ve iplik-seramik sürtünme katsayısına etkisi araştırılmıştır. Ayrıca üç farklı giriş gerginliği ve üç farklı sürtünme yüzeyi kullanılarak test koşullarının da iplik sürtünmesine etkisi incelenmiştir.Yapılan çalışmalar sonucunda araştırmada kullanılan deney materyali için ipliğin yapısal özelliklerinin ve test koşullarının sürtünme katsayısı sonuçlarını değiştirdiği belirlenmiştir. Sonuçlar hammadde açısından incelendiğinde karışıma rejenere selüloz lifi olan tencelin eklenmesiyle birlikte iplik-iplik sürtünmesinin azaldığı, iplik-materyal sürtünmesinin arttığı gözlenmiştir. Yapısal parametrelerden bir diğeri olan eğirme teknolojisi dikkate alındığında ise ring, kompakt ve vortex eğirme teknolojisi ile üretilen ipliklerin farklı yüzey özellikleri göstermeleri nedeniyle iplik sürtünme katsayıları arasında fark olduğu görülmüştür.Test koşullarının etkisini incelemek amacıyla yapılan testler sonunda giriş gerginliğinin artmasıyla birlikte iplik-iplik sürtünmesinde sürtünme katsayısının net bir şekilde azaldığı belirlenmiştir. Araştırma sonuçları sürtünme testlerinin gerçekleştirildiği yüzeyler açısından incelendiğinde ise en yüksek sürtünme katsayısı değerleri iplik-seramik sürtünmesinde, en düşük değerler iplik-iplik sürtünmesinde elde edilmiştir.
Vücuda uygunluk ve tasarım parametreleri açısından kişiye özel giysiler üzerine yeni bir yaklaşımın geliştirilmesi
Tüketici taleplerindeki artış, pazarda yaşanan değişimler ve gelişen teknoloji ile birlikte, pek çok sektörde kişiselleştirme eğilimleri gündeme gelmiştir. Giyim sektöründeki geniş kapsamlı bir kişiselleştirme uygulaması için, giyim ürünleri yalnızca tüketicilerin zevklerine değil, bireysel vücut ölçülerine ve vücut şekillerine de uyum sağlamalıdır. Yapılan bu çalışmanın birinci bölümünde, tasarımcılar ve marka yaratan firmaların yöneticileri ile görüşmeler yapılmıştır. Bunu takiben, tüketicilerin tasarım ve vücuda uygunluk konusundaki eğilimlerini belirleyebilmek üzere, bir anket çalışması düzenlenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise, en sık rastlanan bayan vücut şekillerini analiz edebilmek ve vücut şekillerini sınıflandırabilmek için bir yöntemin geliştirilmesi amaçlanmış ve yalnızca birkaç vücut ölçüsünü girdi olarak kullanan bir algoritma geliştirilmiştir. Vücut ölçülerinin alınması için iki örnek grup oluşturulmuştur. Birinci örnek gruba ait veriler, bir Alman üniversitesinden 80 katılımcının, Human Solutions Vitus Smart XXL vücut tarayıcısı ile taranması sonucu elde edilmiştir. İzmir üniversitelerinden 90 katılımcının elle (mezura ve antropometre ile) ölçümü yapılarak da ikinci örnek gruba ait veriler kaydedilmiştir. Her katılımcı için otomatik hesaplama sonuçları ve görsel olarak gerçekleştirilen hakem değerlendirmeleri, aralarındaki uyum seviyeleri açısından karşılaştırılmıştır. Önerilen algoritma, bayan vücut şekillerini sınıflandırmaya yönelik web tabanlı bir uygulamanın geliştirilmesi için kullanılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, en sık rastlanan bayan vücut şekilleri esas alınarak, standart bedende ve kişiye özel hazırlanan giysilerin vücuda uygunluğu karşılaştırılmıştır. Bu değerlendirme için, belirtilen ölçütler doğrultusunda, dört hakemin subjektif kararları ve kullanıcı değerlendirmeleri istatistiksel olarak yorumlanmıştır.
Tekstil kompozitleri üzerine bazı çalışmalar
Bu tez kapsamında kompozit içerisinde takviye malzemesi olarak kullanılmak üzere tüp şeklinde örülmüş ve çözgü yatırımlarına sahip tekstil önşekilinin atkılı düz örme makinesinde üretimi üzerinde çalışılmıştır.Atkılı örme makinelerinde tüp şeklinde örülmüş kumaşa çözgü yatırımları yerleştirilebilmesi için örme makinesinde yapılması gereken değişiklikler ve eklemeler belirtilmiştir, tasarımları yapılmıştır. Tasarımlar doğrultusunda el örme makinesi üzerinde değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca çözgü yatırma sistemi tasarlanmıştır, imal edilmiştir ve örme makinesinin üzerine monte edilmiştir. Çözgü yatırım düzeneğine sahip geliştirilmiş olan bu el örme makinesinde tüp formunda ve çözgü yatırımlarına sahip numune de üretilmiştir.
Karışım ipliklerinde düzgünsüzlük ve tüylülük analizleri
Bu tez kapsamında, son yıllarda kullanımları oldukça artan rejenere selülozik liflerden Tencel, Modal ve Promodal'ın pamukla karışımı sonucunda elde edilen ipliklerin düzgünsüzlük ve tüylülükleri üzerinde durulmuştur.Çalışmanın amacı, eğirme sistemi, karışım tipi ve karışım oranı ile iplik doğrusal yoğunluğu ve büküm seviyesi farklılıklarının karışım ipliklerinin düzgünsüzlük ve tüylülük değerleri üzerindeki etkilerinin incelenmesidir.Eğirme sistemi farklılıklarının iplik özellikleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi amacıyla ring, kompakt ve vortex eğirme sistemlerinde üretilmiş farklı karışım oranlarındaki pamuk-Tencel ve pamuk-Promodal ipliklerinin yapısal, fiziksel ve mekanik özellikleri karşılaştırılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde, ring ipliklerinin tüylülük değerlerinin en yüksek, vortex ipliklerinin en düşük olduğu görülmektedir. Bununla birlikte, vortex ipliklerinin düzgünsüzlük değerleri en yüksek, kompakt ipliklerin ise en düşüktür. Çalışmada, karışım oranının ipliklerin yapısal, fiziksel ve mekanik özellikleri üzerindeki etkisi de incelenmiştir.Çalışma kapsamında, farklı tüylülük ölçüm cihazlarından elde edilen sonuçların karşılaştırılması amacıyla Zweigle G566, Uster Zweigle Hairiness Tester 5 (UZHT5) ve Uster Tester 5 cihazlarından elde edilen tüylülük değerleri incelenmiştir. Genel olarak, aynı ölçüm prensibiyle çalışan Zweigle G566 ve UZHT5 cihazlarından elde edilen sonuçlar arasındaki korelasyon katsayıları istatistiksel olarak önemli bulunmuştur.Son olarak, karışım ipliklerinden düz örme kumaşlar üretilerek eğirme sistemi ve karışım tipi farklılıklarının kumaş görünümüne ve performansına etkileri incelenmiştir. Bu amaçla, kumaşlara boncuklanma ve aşınma direnci testleri yapılmıştır.
İtfaiye elbiseleri için akıllı bir giysi tasarımı
Günümüzde insan yaşamının kalitesini arttırmak için, ilerleyen teknolojiden faydalanılmaktadır. Fiziksel, kimyasal ve biyolojik tehlikelere karşı insanı koruma; gelişen teknoloji ile daha etkin hale gelmektedir. Bu koruma etkisinin büyük bir kısmı tekstil ürünleriyle, özellikle koruyucu giysilerle sağlanmaktadır.Termal ortama en çok maruz kalan meslek grubu itfaiye görevlileridir. Bu nedenle itfaiyecilerin çok iyi ısı ve alev koruması sağlayan, kesilmeye ve aşınmaya dayanıklı termal koruyucu giysiler kullanmaları gerekmektedir. İtfaiyeciler uzun süre veya tekrarlı bir şekilde yüksek ısıya maruz kaldıklarında, giysileri yanmasa bile vücutlarında yanık yaraları oluşabilmektedir. Ortam sıcaklığının belli bir noktaya yükseldiği durumda ısıl dengeyi sağlayabilmek için itfaiyecinin terlemesi hızlanmaktadır. Ancak, itfaiyeci çok yüksek sıcaklıkta terleme anında kendini iyi hissettiğinden, yangın ortamından gereken zamanda uzaklaşması gerektiğini fark etmeyebilmektedir. Islak giysi, kuru giysiden daha büyük ısı transfer oranı gösterdiği için de dışarıya atılamayan fazla ter buharı yanıklara sebep olmaktadır.Son yıllarda; tekstil ve elektronik bilimlerinin ortak çalışmalarıyla, giysi katmanlarına yerleştirilen sıcaklık, nem, ECG, CO2, CO gibi elektronik algılama sistemleriyle itfaiyecide meydana gelebilecek yanık, zehirlenme, şok gibi rahatsızlıklar önlenmekte; sağlık kontrolünün yapılması sağlanmaktadır.Bu çalışmada, itfaiyecinin yangın ortamında sağlık durumunun kontrol edilmesi ve korunması hedeflenmiştir. İtfaiyecinin cilt sıcaklığında ve çevre sıcaklığında meydana gelebilecek kritik değişimleri öngören, dumanlı bir ortamda görünürlüğünü arttıran akıllı bir itfaiyeci ceketi tasarlanmıştır. Bu amaçla sensörler ve bağlantı elemanları kullanılarak bir elektronik devre altyapısı oluşturulmuş ve itfaiyeci ceketine entegre edilmiştir.
Farklı enine kesit şekillerinde üretilen kimyasal liflerin yapısal davranışları ve kullanım özelliklerinin incelenmesi
Kimyasal lifler çoğunlukla dairesel enine kesite sahip olacak şekilde üretilmektedirler. Bunun yanı sıra farklı enine kesit şekillerine sahip kimyasal liflerin üretimi de mevcuttur. Kimyasal liflerin enine kesit şeklinin değiştirilmesi liflerin bir takım özelliklerinde değişime neden olabilmektedir. Dolayısı ile lif enine kesit şeklinin değiştirilmesinin liflerin hangi özelliklerini hangi yönde etkileyeceğini bilmek önemli bir hal almaktadır. Bu nedenle bu çalışmada kimyasal liflerin enine kesit şekillerinin, liflerin bazı yapısal ve kullanım özellikleri üzerine etkisi araştırılmıştır.Tez kapsamında, laboratuar tipi lif çekim makinelerinde farklı enine kesitteki polipropilen, polyester ve kompozit polipropilen liflerinin üretimi sağlanmıştır.
Mikrokapsülasyon tekniği ile iyileştirici bandaj üretimi
İnsanlığın başlangıcından beri tekstil ürünleri insanları çevresel koşullardan korumak amacıyla üretilmekte ve kullanılmaktadır. Yıllar geçtikçe tekstil ürünlerinin özellikleri, kalitesi ve kullanılma konforu artmış, sonunda günümüzde tekstil ürünleri günlük hayatımızda önemli bir yer edinmiştir. Tüm bu gelişmelerin sonucu olarak da, tekstil ürünleri bandajlar ya da yapay dokular gibi tıp alanında da kendine bir yer bulmuştur. Bununla birlikte, ilaç taşıyıcı sistemleri taşıyan tekstil ürünleri geçen yüzyılın sonuna kadar geliştirilememiştir. Klasik dozaj formlarının yanı sıra, tıbbi tekstillere tedavide yer verilmesinin en önemli sebeplerinden biri, bazı etkin maddelerin tabletler ya da kapsüller gibi oral dozaj formları halinde alındığında metabolizasyondan sonra inaktif hale gelebilmesi ya da etki gösterebilmeleri için çok yüksek dozda alınmalarının gerekli olmasıdır.Bu çalışmanın amacı antienflamatuvar etkin madde içeren mikropartiküllerin oluşturulması ve bu mikropartiküllerin ortopedik destek materyaline aplike edilmesidir. Antienflamatuvar etkin madde ve etil selüloz polimeri emülsiyon/solvent uzaklaştırma ve püskürterek kurutma yöntemi ile kapsüllenerek ilaç yüklü mikropartiküller hazırlanmıştır. Elde edilen mikropartiküller üzerinde diferansiyel taramalı kalorimetri, FT-IR (Fouier Transform Kızılötesi Spektroskopisi), X ışını difraktometresi, partikül boyutu analizi ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile karakterizasyon çalışmaları yapılmıştır. Uygun niteliğe sahip mikropartiküller ortopedik destek materyaline aplike edilmiştir. Etkin madde miktar tayinleri ise in-vitro ilaç salım çalışmaları ile belirlenmiştir. Aplikasyon ve tekrarlı yıkamalar sonrasında mikropartikül varlığı ve durumu taramalı elektron mikroskobu kullanılarak analiz edilmiştir.
Döşemelik kumaşların mekanik özellikleri üzerine bir araştırma
Türkiye'nin döşemelik pazarındaki payını arttırması ve yerini sağlamlaştırması, ürettiği ürünlerin kullanım performanslarının iyi olmasına bağlıdır. Bu nedenle döşemelik kumaşların üretim parametrelerinin, kumaşların kullanım performanslarına etkileri iyi bilinmeli ve kullanım sırasında çıkabilecek problemler önceden tahmin edilip giderilmeye çalışılmalıdır.Bu çalışma kapsamında döşemelik dokuma kumaşlar, üretim teknikleri ve uygulanan performans testleri hakkında bilgiler verilmiştir ve numune olarak ürettirilen döşemelik kumaşların mekanik özellikleri incelenmiştir.Bu amaçla lif cinsi ve kumaş özelliklerinin etkilerini inceleyebilmek için, üç farklı örgü yapısında, iki farklı hammaddeli çözgü ve atkı iplikleri ile üç farklı atkı sıklığında kontrollü numune üretimi yapılmıştır. Hazırlanan numunelerin metrekare ağırlığı, kopma mukavemeti ve uzaması, yırtılma mukavemeti, ipliklerin dikiş kaymasına karşı mukavemeti, aşınma dayanımı, yüzey tüylenmesi ve boncuklanma yatkınlığı olmak üzere fiziksel ve mekanik özellikleri test edilmiştir. Elde edilen test sonuçlarına göre lif cinsi, örgü yapısı ve atkı sıklığının kumaşların mekanik özellikleri üzerinde meydana getirdiği etkiler, istatistiksel olarak değerlendirilmiş ve istatistiksel değerlendirmelere göre yorumlanmıştır.
Küçük çaplı yuvarlak örme kumaşlar ve üretim makinaları hakkında bazı çalışmalar
Bu çalışmada öncelikle tekstilde küçük çaplı kumaş formlarının elde edilme yöntemleri ve makineleri hakkında bilgi verilmiştir. Buna göre; halat, saç örgüsü, atkı ve çözgü örmeciliği ile hibrit kumaş oluşturma teknikleri kullanılarak küçük çaplı yuvarlak kumaş formları elde edildiği ve bu yöntemlerle elde edilen kumaşlarla, bu kumaşların takviye olarak kullanıldığı kompozit yapıların gerek günlük hayatta gerekse sanayide kullanım alanlarının son yıllarda giderek arttığı görülmüştür.Patent, literatür araştırması ve konusunda uzman ulusal ve uluslararası örme makinesi üreticileri ile yapılan görüşmelerden çift plakada küçük çapta örgü elde edilemediği bunun da temel nedeninin geleneksel çift plaka yuvarlak örme makinelerinde kapak iğnelerinin yükselmesini sağlayacak kamın mekanik açısının, makine çapının küçültülmesinde engel teşkil ettiği anlaşılmıştır.Bu tezde Kurbak tarafından tasarlanan ve teknik tekstil temel yapı elemanı olarak kullanılabilecek minimum bir, maksimum beş değişik iplik materyali ile küçük çapta ve çift plakada örülebilen üç boyutlu bir kordonu örebilecek bir makinenin tasarımı ve prototipinin imalatı için çalışmalar yapılmıştır.Sonuç olarak ülke sanayisi için katkısı olacağını düşündüğümüz, oldukça geniş kullanım alanı bulabilecek küçük çapta ve çift yatakta örme yapabilen iki sistemli bir makinenin tasarımı ve imalatı gerçekleştirilmiştir. İlgili kordon yapısı ve makine için patent başvuruları yapılmıştır.
İletken ipliklerin üretim yöntemlerinin ve özelliklerinin irdelenmesi
Son yıllarda hızla artmakta olan insan ihtiyaçları, klasik tekstil ürünlerinden ziyade teknolojik uygulamaları talep etmektedir. Bu durum birçok araştırmanın ve gelişmenin sağlanması için alternatif tekstil ürünlerinin çıkmasına neden olmuştur. Elektronik tekstil ürünleri, bu arayışlara cevap verebilecek nitelikte olmakla beraber geniş kullanım alanları nedeniyle üretim işlemleri yaygın hale gelmiştir. Günümüzde, tıp ve askeri alan başta olmak üzere, uzay çalışmaları ile endüstri ve günlük hayatta koruma, ısıtma, savunma, sağlık, iletişim, hesaplama, otomasyon amaçlı tekstil ürünleri rol almaktadır. Bu ürünlerin üretilmesi ve geliştirilmesinde farklı teknikler kullanılmaktadır. Bunlardan bir tanesi de, metal tel içeren iplikler üretilmesi ve bu alanda amaca uygun olarak kumaş yüzeyi elde edilmesidir.Bu çalışmada, bakır ve paslanmaz çelik tel içeren pamuk ve poliakrilik metal iplikler üretilmesi amaçlanmıştır. Üretim aşamasında, farklı iplik üretim teknikleri, makine çekim ayarları, hammadde oranları ve tel inceliklerinde çalışılarak elde edilen ipliklerin numara, mukavemet ve tüylülük gibi fiziksel özellikleri incelenmiştir. Yapılan çalışmalar ışığında, ileride elektronik tekstillerin üretiminde kullanılabilecek ürün (metal tel içeren iplik) ve üretim yöntemleri değerlendirmesi yapılmış, üretim aşamasında karşılaşılan sorunlar ve bunlara çözüm önerileri sunulmuştur.
Bilgisayar destekli bıçaklı bir kesici sistemin çalışma prensibinin analizi
Bu çalışmada, konfeksiyon alanında ihtisaslaşmak isteyen mühendislere yönelik olarak, kesim işleminde kullanılan ileri teknoloji ürünü Cutter'lar hakkında efektif bir eğitim verebilmek amacıyla piyasadaki büyük firmalardan birinin bilgisayar destekli bıçaklı sistemi/Cutter'ı ayrıntılı şekilde analiz edilmiştir.Analiz çalışması kapsamında fotoğraf ve video çekimleri yapılmıştır. Bu çekimlerin yardımıyla eğitim amaçlı yazılı, işitsel ve görsel bir eğitim dökümanı oluşturulmuştur.Analizi yapılan sistemin İzmir ilindeki kullanıcılarına anket uygulanarak sistemden memnuniyet dereceleri tespit edilmeye çalışılmıştır.
Aromaterapide kullanılacak fonksiyonel bir havlu tasarımı
Bu çalışmada; aromaterapi ve SPA merkezlerinde veya kişisel bakım amaçlı kullanılmak üzere, birden fazla aromatik yağ ve vitamini bünyesinde bulunduran fonksiyonel bir ürün tasarlanmıştır. Ürünün uzun süreli hoş koku verici, nemlendirici, yaşlanmayı geciktirici, rahatlatıcı ve dinçleştirici etkileri sayesinde kullanıcının yaşam kalitesinde bir artış sağlanması hedeflenmiştir.Bu amaçla uçucu lavanta ve üzüm çekirdeği yağlarının ve E vitamininin iki tip ß-siklodekstirin ile inklüzyon kompleksleri oluşturulmuştur. Elde edilen komplekslerin Fourier Transform Kızılötesi Spektroskopisi (FT-IR), Diferansiyel Taramalı Kalorimetre (DSC), X ışını difraktometresi (XRD) ile karekterizasyon çalışmaları yapılmıştır. Toz formdaki kompleksler yüzde yüz pamuklu havlu kumaşa aplike edilmiş ve kumaşların yıkama dayanımları incelenmiştir. Kompleks aplike edilmiş kumaşların beyazlık dereceleri Spektrofotometre ile Stensby formülüne göre hesaplanmıştır. Lavanta yağı ile oluşturulan komplekslerdeki uçucu bileşiklerin yıkamaya bağlı değişimi Gaz Kromatografisi-Kütle Spektroskopisi (GC-MS) ile incelenmiştir. Ayrıca bu çalışmada KKM sensörleri ile koku tayin yöntemi de kullanılmıştır. Kapsül aplike edilen havlu materyallerin aktarma sonrası, 10 ve 20 yıkama sonrası koku salım davranışları incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Siklodekstirin, aromaterapi, GC-MS, QCM
Dokuma tezgahında kumaş oluşumu
Dokuma yöntemi ile kumaş oluşturma çok eski bir yöntemdir. Eski çağlardan bu yana temel dokuma yönteminde değişim olmamıştır. Dokuma kumaş yapıları yalnızca günlük kullanımda değil aynı zamanda teknik uygulamalarda da kullanımı gittikçe arttığı için önceden belirlenen özelliklerde kumaş üretimi günümüzde çok daha önemli bir mühendislik araştırma alanını oluşturmaktadır.Bu tezin amacı, tezgah üzerinde kumaş oluşumunu anlamak ve tefe vuruş kuvvetinin dokuma makinesi ayarları, kumaş parametreleri ve iplik özelliklerinin etkileşiminin analizi ile teorik olarak tahminlenebilmesidir.Bu tez çalışmasında, dokuma makinesinde kumaş oluşumunun teorik analizi geometrik ilişkiler ve ilgili statik denge denklemleri ile tanımlanan aşamalara bölünmüştür. Her bir aşamada sınır şartları gerçek durumdaki geçiş şartlarıdır. Dolayısıyla bütün aşamaların matematik tanımlaması dokuma prosesinin tam görünümünü oluşturmaktadır. Bu teorik çalışmanın bir sonucu olarak, tefe vuruş kuvveti dokuma makinesi geometrisi, ayar parametreleri, iplik ve kumaş özelliklerine bağlı olarak dokuma çevriminin her bir aşaması için tanımlanabilmektedir. Nümerik analiz belirlenen denklemlerin hazırlanan bilgisayar programı ile çözülmesi sonucu elde edilmektedir. Kumaş oluşum çizgisinin konumu, çözgü gerginliği ve atkı sıklıkları statik koşullarda ölçülmektedir. Dokuma makinesi üzerinde kumaş oluşum çizgisi konumu ve atkı sıklık ölçümleri görüntü işleme metodu kullanılarak gerçekleştirilmiştir. İplik özellikleri ham kumaştan çıkarılan iplikler üzerinde yapılan ölçümlerden elde edilmiştir.
Perlit içeren fonksiyonel bir tekstil ürününün tasarımı
Bu çalışmada perlit mineralinin ilk defa bir tekstil yüzeyine aplikasyonu gerçekleştirilmiştir. Perlit, gözenekli olması, aleve karşı dayanımı, ısı yalıtımı ve ses yutuculuğu gibi özellikleri ile birçok endüstri dalında kullanım alanına sahiptir. Bu özelliklerinden tekstilde de faydalanmak amacıyla öncelikle kumaş yüzeyine aplike edilerek kumaşa ne gibi özellikler kazandırdığı araştırılmıştır.Genleştirilmiş ve ham perlit ile %100 pamuklu kumaş tek taraflı ve çift taraflı olarak kaplanmıştır. Kumaşlara hava geçirgenliği, kopma mukavemeti, dökümlülük, su iticilik, su geçirmezlik vb. gibi tekstildeki birçok fiziksel ve kimyasal testlerin yanında SEM ve FTIR analizleri yapılmıştır. Bunların yanında antibakteriyal özellik, Cr tutuculuğu, tekstil atıksuyunda renk giderimi, zeytinyağı filtrasyonu, ısıl özellikler ile nem iletim özellikleri, yanma (dikey, yatay, eğik, LOI) davranışı, akustik özellikleri ve UV koruyuculuk özellikleri incelenmiştir.
Teknik tekstil malzemeleri: Plazma polimerizasyonu tekniği ile iletken lif üretimi
Akıllı tekstiller, teknik tekstillerin bir bölümünü oluşturan, sinyal alıp gönderebilen ve kişinin fizyolojik özelliklerini kaydedip gerektiği yerde müdahale edebilen özel tekstillerdir. Bu nedenle giysilerde güç transferini sağlamak, sinyallerin aktarılması ve elektromanyetik koruma gibi geleneksel kullanımları gerçekleştirmek için iletken tekstil malzemeleri yaygın olarak kullanılan akıllı tekstil ürünleridir. iletken tekstil ürünleri; biyomedikal monitörleme kullanımında, spor eğitimi ve rehabilitasyonunda doğrudan geri-besleme araçlarında, giyilebilir uzama ölçümleri olarak fonksiyon gösteren kıyafetlerin üretiminde, iklim koşullarındaki değişime yanıt olarak termal yalıtım veya nem transport karakteristiklerini değiştiren kıyafet materyallerinin üretiminde aynı zamanda antistatik ve elektromanyetik koruyucu özelliklerin istendiği uygulamalarda kullanılmaktadır. Geleneksel tekstil liflerinin elektriksel iletkenlik özelliği oldukça düşük seviyelerdedir. Bu lifleri iletken tekstil ürünleri haline getirebilmek için pek çok yöntem kullanılmaktadır. Ancak son dönemlerde daha kısa işlem süresi ile daha düşük güçlerde, kimyasal atık oluşturmadan iletkenlik özelliği sağlayan daha ekonomik ve çevreci yöntemler aranmaktadır. Bundan dolayı bu çalışmada plazma polimerizasyonu tekniği ile tekstil lifleri üzerine iletken polimer kaplaması yapılarak iletken tekstil lifleri elde edilmesi amaçlanmıştır.Plazma polimerizasyonu tekniği ile polipropilen lifleri iletken polimerler ile kaplanmıştır. Kaplanan liflerin FTIR ATR ve yüzey direnci ölçümleri yapılarak liflerin morfolojik ve elektriksel iletkenlik özellikleri tespit edilmiştir.
Akıllı giysi dizaynı üzerine bir araştırma
Son yıllarda önemi ve kullanım alanı giderek yaygınlaşan ?akıllı sistemler ve malzemeler? tekstil sektöründe de artan bir uygulama alanı bulmaktadır. dış ortam şartlarına fiziksel ve kimyasal olarak reaksiyon veren malzemelerin yanı sıra elektronik ve tekstil materyallerinin entegrasyonunu amaçlayan akıllı/interaktif tekstil yapıları geliştirilmektedir. geleceğin giysileri olarak nitelendirilen bu akıllı sistemler korunma, yönlendirme, iletişim vb. birçok fonksiyonu içermektedir. aktif ısıtıcı giysilerin, gelecekte en geniş kullanım potansiyeline sahip akıllı giysi örneklerinden biri olacağı tahminlenmektedir. özellikle dış ortam şartlarında görev yapan personelin kullanımına yönelik olan sıcaklık kontrollü bir akıllı giysi tarafından kullanıcıya sağlanan termal destek, giysi içerisine yerleştirilen ısı kaynaklarından sağlanmaktadır. bu tür bir giysi konseptine örnek olabilecek nitelikteki ?sıcaklık kontrollü giysi tasarımı?nda bir yandan kullanıcının temel gereksinimlerini karşılayabilecek bir giysi tasarımı gerçekleştirilirken diğer yandan da hedeflenen fonksiyonların yerine getirilmesi amacıyla en uygun elektronik altyapının hazırlanması gerekmektedir. taşınabilir bir yapının tasarlanması sebebiyle kullanım anındaki dayanıklılığı, kullanım süresinin yeterli olması, taşınabilir güç kaynağı seçiminin uygun yapılması gibi konular öne çıkmaktadır.Bu çalışmada öncelikle elektronik fonksiyonlara sahip akıllı/interaktif konfeksiyon ürünlerindeki gelişmeler incelenmiştir. konu ile ilgili türkiye'deki ilk çalışmalardan birinin gerçekleştirilmesi amaçlanmış ve çelik esaslı iletken iplikler kullanılarak ısıtıcı paneller üretilmiştir. kumaş esaslı olan bu panellerden sıcaklık eldesi için taşınabilir güç kaynakları kullanılmıştır. bu panelleri besleyecek uygun özelliklere sahip elektronik devre altyapısının yanı sıra tüm bu altyapının yerleştirileceği bir akıllı giysi tasarlanmış ve üretilmiştir. ısıtıcılı giysi prototipinin çalışma performansı kullanım alanına yönelik olarak soğuk iklim şartları simüle edilerek test edilmiştir.
Pamuk ve bazı rejenere selüloz esaslı süprem örgü kumaşların fiziksel ve boyutsal özellikleri
Günümüzde, doğal bir lif olan pamuk lifine alternatif olması amacıyla pek çok kimyasal lif üretilmektedir. Bu liflerden bazıları, sahip olduğu moleküler yapı nedeniyle diğerlerinden daha fazla pamuğa benzemektedir. Rejenere selülozik lifler olarak adlandırılan bu liflerin en önemlilerinden biri viskozdur. Viskoz günümüzde en fazla üretilen ve tüketilen rejenere selüloz lif olmasına rağmen, sahip olduğu düşük yaş mukavemet özelliği modal lifinin geliştirilmesine sebep olmuştur. Ardından, farklı üretim yöntemleri ile doğaya zarar vermeyen çözücü (NMMO) ile üretilen lyocell lifi üretilmeye başlanmıştır. Lyocellin sahip olduğu yüksek fibrilleşme özelliği nedeniyle de, yeni tip lyocell lifleri geliştirilmiştir. Tüm bu liflerin pamuğa ne derece alternatif olabileceği hakkında halen çeşitli araştırmalar yapılmaktadır.Bu çalışmada, bazı rejenere selülozik liflerle üretilmiş süprem örgü kumaşların, uygulanan relaksasyon işlemleri ile fiziksel ve boyutsal özelliklerinde meydana gelen değişimler incelenmiş ve bu değişimler aynı kumaş özelliklerine sahip pamuklu örgü kumaşlarla ve birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Bu amaçla, herbiri üç farklı sıklık ayarında örülmüş lyocell (tencel), lyocell lf , modal ve pamuk içerikli süprem örgü kumaşlar hazırlanmış ve kumaşlar sırasıyla kuru, yaş relaksasyon ve üç tekrarlı yıkama işlemlerine maruz bırakılmıştır. Daha sonra, kalınlık, hava geçirgenliği, boyutsal değişim ve sıklık ölçümleri yapılarak, sonuçlar değerlendirilmiştir.
Elastan iplik kullanımının kumaş özelliklerine etkileri
Bu çalışmada, elastan iplik kullanımının kumaş patlama mukavemetine, kopma mukavemetine ve uzama özelliklerine etkisi incelenmiştir. Bunun için diğer tüm özellikleri aynı, sadece elastan oranı farklı olacak şekilde kontrollü koşullarda üretilmiş poliamid kumaşlar ve piyasada bulunan ticari kumaşlar arasından seçilen kumaş örnekleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgular varyans ve korelasyon analizleri yapılarak değerlendirilmiş ve kumaş kopma mukavemeti ile patlama mukavemeti testleri sonuçları arasında istatiksel açıdan önemli korelasyon katsayıları belirlenmiştir. Ayrıca çalışmada uzama testi sonuçları ile patlama ve kopma testleri sonuçları arasındaki ilişkiyi gösteren korelasyon katsayıları da tespit edilmiştir.
Yuvarlak örme kumaşlarda kumaş gramajina etki eden faktörler üzerine bir araştırma
Günümüz insanı gerek rahatlık gerekse de moda açısından dokuma kumaşlardan ziyade örme kumaşları tercih etmektedir. Bu artarak gelen talep karşısında örme işletmeleri da ihtiyacı karşılamak adına hızlı, sorunsuz ve kaliteli üretim yapmak durumundadır. Bu nedenle örme kumaşlar için üretimin ilk basamağı olan örme aşaması önem kazanmaktadır. Çünkü burada meydana gelen bir problem diğer işlemleri doğal olarak etkilemektedir. Bu nedenle makine ayarlarındaki değişimlerin üretilen mamülün özelliklerini nasıl etkiliyeceğini bilmek ve ona göre ayar yapmak önemlidir.Bu çalışmada da, yuvarlak örme kumaşlarda önemli bir parametre olan kumaş gramajını etkileyen faktörler araştırılmıştır. Süprem ve tek lakost örgü kumaş numuneleri üç farklı iplik sevk miktarı ayarında ve herbir sevk miktarında üç farklı kumaş çekimi ayarı uygulamak suretiyle örülmüştür. Bu ayarların yanı sıra süprem numunelerde sıklık kamı ayarı değişiminin etkisi de gözlenmiştir. Daha sonra süprem ve tek lakost kumaş numunelerinin ilmek iplik uzunluğu ve gramaj değerlerinin bu ayarlardan ne derece etkilendiği istatistiksel açıdan irdelenmiştir.