Bitlis Eren University
Discipline

Business Administration

Bitlis Eren University

7,566

Archived Theses

33

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de banka birleşmeleri ve birleşme sürecinin bankalara etkisi : Bir uygulama

Bu çalışmanın amacı, Türk bankacılık sektöründe son zamanlarda sıkça karşılaşılan birleşme eğilimini analiz etmek ve bu doğrultuda birleşmelerin birleşen bankaların performansı üzerindeki etkisini ölçmektir. Bu amaca uygun olarak, öncelikle bankacılık sektöründe yaşanan birleşmeler teorik bir çerçevede incelenmiş ve birleşme eğilimine ilişkin olarak literatür taraması yapılmıştır. İzleyen bölümde yol gösterici olması açısından, bankalarda birleşme eğiliminin başka ülkelerde nasıl bir süreçten geçtiği, seçilmiş ülkeler bazında incelenmiştir. Türk bankacılık sektöründe gerçekleşen birleşmeler ise , bütünlük sağlanması için 1980 sonrasında Türk bankacılık sistemindeki gelişmeler ışığında değerlendirilmiştir.Bu kapsamda banka birleşmelerinin birleşen bankaların performansına etkisi; Türkiye'de 2002-2007 yılları arasında gerçekleşen isteğe bağlı banka birleşmelerinin birleşen bankaların etkinliği üzerine yapılmış bir araştırma kapsamında incelenmiştir. Çalışmada birleşmelerin bankaların performansına olan etkisi; birleşme öncesi ve sonrasında hesaplanan etkinlik değerlerinin karşılaştırılması yoluyla analiz edilmiştir. Girdi odaklı yaklaşımın benimsendiği çalışmada, etkinlik değişimleri ölçeğe göre sabit getiri varsayımı altında Veri Zarflama Analiz yöntemi kullanılarak ölçülmüştür. Çalışmada, birleşen bankaların yanı sıra analiz dönemi olan 2002-2008 yılları arasında sürekli olarak faaliyet gösteren bankaların da etkinlik değerleri hesaplanmıştır. Araştırma modelinde aracılık yaklaşımından hareketle girdi olarak, sermaye, mevduat, faiz giderleri ve faiz dışı giderler; çıktı olarak ise krediler, faiz gelirleri ve faiz dışı gelirler kullanılmıştır.Analiz sonucunda; birleşen bankaların performanslarında artış saptanmıştır. İlgili dönemde birleşme yaşayan on iki bankanın altısında performans artışı gözlemlenirken, üç bankanın etkinliğinde azalma meydana gelmiş, yine üç bankanın performansında bir değişiklik gözlemlenmemiştir. Ayrıca birleşme yaşayan ve birleşme yaşamayan bankaların analiz dönemindeki ortalama etkinlik değerleri karşılaştırılmış, bu kapsamda, birleşme yaşayan bankaların etkinlik ortalamalarının çok belirgin olmasa da diğer bankaların ortalama etkinlik değerlerinin bir miktar üstünde kaldığı sonucuna varılmıştır.Anahtar Sözcükler: Türk Bankacılık Sistemi, Büyüme, Banka Birleşmeleri, Etkinlik, Veri Zarflama Analizi

Banka birleşmeleriBankacılık sistemiBankalar+2
Emel Demiral
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütlerde işgörenlerin hizmet içi eğitim algılamaları ve iş tatminlerine etkisi: T.C. Ziraat Bankası A.Ş.'de bir uygulama

Araştırmada örgütlerde hizmet içi eğitim algısının iş tatminini etkileyip etkilemediğini ve kişisel değişkenlerin iş tatmini ve hizmet içi eğitim algısı arasındaki ilişkiyi etkileyip etkilemediğini test etmek ve varsa bu etkinin değişkenlere göre ne düzeyde olduğunu ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmanın uygulama alanını Türkiye finans sektöründe yer alan bir kamu bankası oluşturmuştur. İşgörenlerin iş tatmini düzeylerindeki farklılaşma yalnızca hizmet içi eğitim algısı ve kişisel özellikler kapsamında analiz edilmiş, iş tatminini etkileyen diğer faktörler araştırmanın kapsamı dışında tutulmuştur. Araştırmada evrenin tümüne ulaşılmasında bir takım engeller olduğu için örneklem alınmıştır. Bu kapsamda örgütte memur, uzman, alt ve orta düzey yönetici, denetçi ve destek personeli olarak görev yapan işgörenlere bir anket formu uygulanmıştır. Elde edilen veriler ile iş tatmini ve hizmet içi eğitim algısı arasındaki ilişki düzeyi ve ilişkideki farklılaşmanın derecesi tespit edilmiştir. Farklılaşmanın ne düzeyde olduğu; Anova, t-testi ve Pearson korelasyon testi ile analiz edilmiştir. Araştırmada anlamlılık düzeyi 0,05 olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak; İşgörenlerin iş tatmin düzeyinin hizmet içi eğitim algısına göre farklılaştığı ve işgörenlerin unvan, cinsiyet, yaş, kıdem ve çalışma yeri değişkenlerinin iş tatmini düzeyinin hizmet içi eğitim algısı ile ilişkisini etkilediği tespit edilmiştir.

Banka çalışanlarıBankalarHizmet içi eğitim+3
Güneş Gonca Yıldırım
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Sloganların marka çağrışımı üzerindeki etkisi ve bir uygulama

Küreselleşme ile değişen ve zorlaşan rekabet koşulları, teknolojide yaşanan baş döndürücü gelişmeler ile birlikte; ürünleri birbirinden farklılaştıran ürüne bağlı özellikler, önemini yitirmeye başlamıştır. Artık markalar arasındaki farklılık, ürünlerin farklılığından çok tüketicinin zihnindeki farklılığa dönüşmüştür. Bu yüzden markalar ayırt edici isimlerle, zekice düzenlenmiş sözcük oyunlarıyla, sloganlarla, görsellikleriyle (logo), karakter ve sembolleriyle zihinlerde kalıcı olmaya çalışmaktadır.Bu amaçla, işletmelerin ortaya çıkardıkları markaları, tüketicilere benimsetmek ve zihinlerinde kalıcı yer edinebilmek için girdikleri çaba olarak ifade edilen marka çağrışımları, pazarlama iletişimi için çok yönlü ve önemli işlevlere sahiptir. Doğru marka çağrışımlarının uygulanması ile birlikte, tüketiciler açısından markanın hatırlanma derecesi, tanınması ve tercih edilmesi kolaylaşacak bu sayede işletmelerin yeni ekonomik düzende rekabetçi bir konuma gelmeleri kaçınılmaz olacaktır. İşte bu noktada, işletmeler markalarına karşı talep yaratmak, pazarda iyi bir konum elde etmek ve marka çağrışımlarından yararlanarak marka değerlerini artırmak için reklam yapmak, bu sayede tüketici zihninde farklı bir yer edinmek zorundadırlar.Böyle bir çalışma yapmaktaki amaç, işletmelerin ürünlerinin tercih edilmesini sağlamak amacıyla reklam yoluyla tüketicilere ilettikleri sloganların, marka çağrışımları üzerindeki etkisinin tüketicilerce değerlendirilmesidir. Ayrıca marka çağrışımlarının Türkiye'de hangi sektörlerde daha etkili olduğu da incelenerek, markaların marka değeri oluşturma yönünde farkındalık düzeylerinin belirlenmesi de amaçlar arasında yer almaktadır.Araştırma bankacılık, deterjan, beyaz eşya ve spor ayakkabı sektörleri üzerinde yoğunlaştırılmış ve genç nüfusun diğer yaş gruplarına oranla markaya daha çok önem verecekleri düşüncesinden yola çıkılarak Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencileri araştırma kapsamına alınmıştır.Araştırma kapsamında, 380 öğrenciye 11 sorudan oluşan bir anket uygulanmış, elde edilen veriler SPSS 15.0 paket programı kullanılarak tasnif ve analiz edilmiştir. Verilerin analizinde ki-kare yönteminden yararlanılmıştır.

MarkaMarka çağrışımıSlogan
Gülnihal Gökalp
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerde bilgi sistemleri ve çalışanların uygulamalara yönelik yaklaşımları

Sevgi, Selçuk, İşletmelerde Bilgi Sistemleri ve Çalışanların Uygulamalara Yönelik Yaklaşımları, Master Tezi, Ankara, 2008.Günümüzde örgütler açısından ön önemli güç olarak tanımlanan bilgi örgütlere yön vermekte hatta onları şekillendirmektedir. Piyasada tutunmak isteyen örgütler teknolojiyi iyi anlamalı ve kullanabilmelidir. Teknoloji ve örgütler arasındaki ilişki bu açıdan önem kazanmaktadır. Örgüt yapısı içinde bilgi ve bilgi sistemlerinin yeri iyi belirlenmelidir, hızlı değişim çağında değişime ayak uydurmak örgütün devamlılığı için gereklidir.Çalışmada Türkiye'nin en büyük bankalarından biri olan T.C. Ziraat Bankası A.Ş.'de bilgi teknolojileri yapılanması ve örgütün yeniden yapılanma sürecinde bilgi teknolojileri analiz edilmiştir.Çalışmada önce literatürde bilgi ve bilgi sistemleri yaklaşımları incelenmiş, sonra örgütlerde bilgi sistemlerinin yeri ve yapısı incelenmiştir. Daha sonra yeniden yapılanma sürecinde bilgi sistemleri incelenerek sistem analizi konusu irdelenmiştir. Uygulama bölümünde konu bankanın yeniden yapılanma süreci incelenerek varsayımlar test edilmiş ve sonuç bölümüde bu bulgular değerlendirilmiştir.Araştırma sonucunda ise örgütlerin yeniden yapılanma süreçlerinde eğitim ve katılımcılık gerekirken, bilgi sistemlerinin örgüt içinde örgütün tümünü kapsayacak şekilde yapılanması önerilmiştir.

BilgiBilgi sistemleriSistem analizi+1
Selçuk Sevgi
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Çok uluslu şirketlerde işletme sermayesi yönetimi

Firmaların faaliyetlerini kesintisiz bir biçimde sürdürebilmeleri, vadesi gelen yükümlülüklerini karşılayabilmeleri, karlı yatırım fırsatlarını değerlendirebilmeleri etkili bir nakit yönetimi ile mümkün olmaktadır. Çalışma sermayesine firma değerini maksimum yapacak düzeyde yatırım yapılmalıdır. Çalışma sermayesi yönetimi ulusal düzeydeki firmalar için dahi zor bir görevken, bu görev, döviz kuru riski ve politik riski de taşıyan çok uluslu şirketler için daha da zorlaşmaktadır. Merkezi nakit havuzu yönetimi ve netleştirme sistemiyle, hem dövize bağlı işlem sayısı ve hem de tutarı azaltılmakta, böylece maliyet ve zaman tasarrufu sağlanmaktadır. Ayrıca çok uluslu şirketlerin ihtiyat güdüsüyle bulundurdukları nakit mevcudu minimuma indirilmekte, bu da daha fazla nakdin yatırım araçlarında değerlendirilmesini sağlamaktadır. Merkezi yönetimin başarılı olması için, gerek fon transferlerinin kolaylığı ve maliyeti ve gerekse de fazla fonların değerlendirilmesi açısından, finansal piyasası oldukça gelişmiş bir ülkede faaliyet göstermesi gerekmektedir.Çok uluslu şirketlerin alacaklarının yönetiminde, satışların hangi para birimi ile ve hangi vadede yapılacağı önemli konulardır. Çok uluslu şirketler satışlarını güçlü para birimi ile yapmayı tercih ederken, değeri artacak bir parayla satışta vadeyi daha da uzatma veya değerinde düşüş beklenen parayla satışta vadeyi kısaltma eğiliminde olacaktır.Çok uluslu şirketlerin stok yönetiminde yerel paranın devalüasyonu bekleniyorsa; bu gerçekleşmeden stok mevcudu arttırılabilir. Ayrıca satışta Serbest Ticaret Bölgelerinden yararlanılarak, bazı gümrük ve vergi muafiyetleri sağlanabilir.Çalışma sermayesinin finansman kaynakları arasında klasik kredi kurumlarının yanı sıra firma içi bankalar da (In-house bank) yer almaktadır. Firma içi banka uygulamasında, bağlı kuruluşlar fazla nakitlerini bu kurumda değerlendirmekte, öte yandan nakit gereksinimi olan bağlı kuruluşlar da bu kurumdan kredi kullanmaktadır.Özetle, çok uluslu şirketlerin işletme sermayesinin kompozisyonunun farklılığı, bu kurumların farklı teknikler kullanmalarını zorunlu kılmaktadır. İşletme sermayesi yönetimi ile ihtiyat güdüsüyle tutulan nakit minimuma inecek; döviz kuru riskine maruz açık pozisyon tutarları azalacak; vadeli satışların güçlü para birimleri ile yapılması sağlanarak, doğal bir korunma sağlanmış olacak; zayıf para birimleri ile satışta vade kısaltılarak işlem etkisi (transaction exposure) azaltılmaya çalışılacak; yerel paranın değerlenme/değer kaybetme olasılığına göre stok alımları için en iyi zaman belirlenecektir.

Zafer Akgül
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de kongre turizminin sorunları ve çözüm önerilerine yönelik bir alan araştırması

İnsanlar toplantı ve kongrelere bilgilenme ve bilgilendirme amacıyla katılmaktadırlar, Bu nedenle toplantıların varlığı, insanların varlığı kadar eskiye dayanmaktadır, Günümüz kongre anlayışı ve uygulamalarına ise ondokuzuncu yüzyılın sonlarına Kuzey Amerika'da rastlanmaktadır, Bilim, teknoloji, ekonomi ve sosyal alanlarda meydana gelen hızlı gelişim ve değişimler, insanların, bilgiye olan ihtiyacını daha da arttırmıştır,İnsanların, kongrelere katılımları, önemli turizm hareketlerine neden olmaktadır, Kongre turizminin bu önemi, kongre ve katılımcıların, kongre destinasyonlarına sağladıkları ekonomik ve sosyal değerler ile ortaya çıkmaktadır, Kongrelerin 37 sektöre direkt etki yaratıyor olması, ekonomik boyuttaki değerleri açıkça ortaya koymaktadır, Ayrıca, medeniyetler çatışmalarının tartışıldığı günümüzde, ötekileşmeyi ya da en azından ötekileri tanıma fırsatı yarattığından, toplumlara sosyal boyutta da çok önemli değerler ortaya koymaktadır,Kongre endüstrisinin yüksek katma değer yaratması, başta Avrupa olmak üzere gelişmiş ülkelerin dikkatini çekmiştir, Avrupa, iki dünya savaşına rağmen, dünya pazarından en büyük payı almayı ve Kuzey Amerika gibi bu payını korumayı başarmıştır, Dünya kongre turizm pazar eğilim ve göstergeleri, kongre pazarının büyümesinin de etkisiyle, Güney Kore gibi yeni kongre destinasyonlarının yaratılması ve gelişmesinin olanaklı olduğunu vurgulamaktadır,Gelişmiş ülkelerde başarıyla uygulanan kongre turizminin Türkiye'deki durumu yapılan istatistiksel analizler ile ortaya çıkarılmıştır, Araştırmada; Türkiye kongre pazar yapısının uluslararası pazar yapısı ile örtüştüğü, yapının özel sektör ağırlıklı olduğu, üniversite ve öğretim üyelerinin bu pazarda çok önemli bir konumda oldukları tespit edilmiştir, Ayrıca, Türkiye'nin elverişli koşulları ile çok ciddi bir potansiyele sahip olduğu, üst yapı ve pazarlama boyutundaki faaliyetleriyle daha da büyüyeceği ve İstanbul'un uluslararası ölçekte bir kongre destinasyonu olacağı belirlenmiştir,Türkiye kongre turizm endüstrisinin gelişim koşulları; dünya çapında mega etkinliklere ev sahipliği yapmak, farklılaştırılmış kongre destinasyonları yaratmak, istihdam ve eğitim programları yaygınlaştırmak, yasal ve üst yapı olanaklarını geliştirmek gibi, pazarlama ve yapısal boyutlarda, yapılması gerekenler şeklinde ifade edilmiştir, Başka bir ifade ile, kongre endüstrisinin, toplumsal ve ekonomik boyutta ortaya koyduğu değerlerle, bir strateji çerçevesinde ele alınması, hatta, ?Türkiye Kongre Turizm Stratejisi? oluşturulması gerektiği ortaya konulmuştur,Anahtar Sözcükler:- Kongre,- Toplantı,- Kongre Turizmi- Etkinlik,- Kongre merkezleri,- Kongre organizasyon işletmeleri,- MICE,- Türkiye sorunları,- Çözüm önerileri,- Kongre endüstrisi,- SWOT analizi- Kongre Turizm Pazarı

Esat Arber
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Özel sağlık kuruluşlarında işgücü hareketliliği ve işgücü devir oranını etkileyen faktörler

Sağlık hizmetlerinin kendine has özellikleri nedeniyle, sektörde çalışan işgücünün, bilgi, beceri ve tecrübe yönünden en üst seviyelerde olması gerekmektedir. Sağlık sektöründe en büyük sermaye işgücüdür. Bu nedenle, ister kamuya ait olsun ister özel, sağlık kurumlarında verimliliğin en büyük şartı da işgücünün göstereceği verimlilik olacaktır. İşgücünün etkinlik ve verimliliğinin arttırılması, verimli işgücünün ise çalıştıkları sağlık kuruluşuna bağlılıklarının sağlanması, günümüz sağlık kuruluşları yönetimlerinin en büyük hedeflerinden biri olarak görülmektedir.Bu çalışmada, özel hastanelerde işgücü devri kavramı, sağlık kuruluşlarında işgücü devrinin önemi ve özel sağlık sektöründeki mevcut durum incelenmeye çalışılmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde hizmet ve sağlık sektörüne ait genel bilgiler ve sağlık kurumlarında çalışan işgücüne ait meslek standartları hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde işgücü devri kavramı, hesaplanma yöntemleri, yarar ve sakıncaları ve işgücü devrini etkileyen faktörler açıklanmıştır.Üçüncü bölüm ise gerçek verilere dayalı bir araştırmanın yapıldığı bölümdür. Ankara ili dahilinde faaliyet gösteren 4 adet özel hastanede yapılan çalışma 2 kısım halinde değerlendirilmelidir. Birinci kısımda, araştırmanın yapıldığı özel hastanelerle ilgili işgücü devir oranlarının durumu ve işgücü hareketliliği incelenmiştir. İkinci kısım ise daha detaylı ve işgücünün işle ilgili tutumlarının araştırmasına yöneliktir ve veriler anket çalışması ile elde edilmiştir. Anket Çalışması Formu, hastanelerde çalışan işgücüne ait kişisel bilgileri belirlemeye yönelik 8 sorunun sorulduğu giriş kısmı hariç, toplam 8 bölümden oluşmaktadır. Özel sağlık sektörü hastanelerinde çalışan 374 personele uygulanan anket, işgücünün çalıştıkları hastanelerle ilgili tutum ve işe bağlılıklarını göstermesi açısından son derece detaylı bir çalışma niteliği taşımaktadır. Son kısımda ise analiz sonuçları ve değerlendirmeler yapılarak, alınması gereken önlemler ve yapılması gerekenler aktarılmıştır.Kalite yönetimi felsefesinin son dönemlerde çok önemli hale geldiği sağlık sektöründe, kaliteyi gerçekleştiren ?işgücü? faktörü, özellikle özel sağlık sektöründe rekabetçi üstünlük elde etmenin tek yoludur. Bu çalışmanın, hastanelerin performansları üzerinde etkili olabilecek insan kaynakları araçlarının anlaşılmasını ve uygulanmasını sağlayacak ve hastanelerde insan kaynakları teknikleri konusunda eğitim veren akademik ve akademik olmayan eğitim kurumları için önemli sonuçları olacağına inanılmaktadır.Anahtar Sözcükler1.İşgücü Hareketliliği2.İşgücü Devir Oranı3.Sağlık Kuruluşları4.Özel Hastaneler5.İnsan Kaynakları Yönetimi

İş gücü araştırmasıİş gücü devri
Mete Türker Akbulut
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık sektöründe marka yaratma ve hastane seçiminde markanın etkisi

Sağlık sektöründe marka oluşumu ve markanın hastane seçimine etkisi adlı tez çalışmasında çeşitli boyutlarıyla ortaya çıkan marka kavramının herhangi bir ürünün ya da hizmetin özel adı olarak kazandığı anlam ve bir iz, bir kimlik olmasının dışında manevi değerleri de vurgulanmıştır. Kanun tarafından da koruma altına alınan marka artık günümüzde sektörler bazında rekabetin de bir koruyucusudur.Tüm sektörlerde olduğu gibi, tercih edilebilirliği belirleyen en büyük faktör düşünsel ve duygusal olarak biriktirdiklerimizdir. Deneyimlerimiz, duyduklarımız, yaşımız, eğitimimiz, gelirimiz, tüm sosyal ve ekonomik faktörler marka tercihinde rol oynamaktadır.Marka nasıl ve ne sürede oluşur, bu oluşumun elemanları, etkenleri ve engelleri nelerdir. Bunların hepsi detaylı bir planlama gerektirir. Tüm aşamaların her basamağı markanın konumlanmasının ve kalıcılığının temellerini oluşturmaktadır.Çalışmada önce, marka kavramı genel bir bakış açısıyla incelenmiş, markanın dayandığı tüm kavramlar irdelenmiştir. Markanın oluşumuyla birlikte tescil ettirilmesiyle rekabete karşı korunmasından ve ayrıca reklam ve tanıtımlar için markanın öneminden bahsedilmektedir.Uzun ve detaylı bir süreç olan marka yaratım ve geliştirme aşamaları da çalışmada değerlendirilmiş ve bu süreç sonrasında marka gelişiminin takibine yönelik faktörler irdelenmiştir.Tüm bu markalaşma adına yaşanan sürecin hem sektörel hem de markanın kendi tanımsal niteliklerinden kaynaklanan zorlukları da gözlemlenmiştir.Çalışmanın araştırma bölümünde ise sağlık sektöründe marka kavramına ve marka kavramının unsurlarının algılanmasına yönelik analizler yapılmış, değişik meslek grupları, yaş ve gelir seviyesindeki katılımcılarla marka kavramına bakış ve markanın öneminin değerlendirilmesine yönelik bulgular değerlendirilmiştir.Bu bulgularda; eğitim seviyesinin yükselmesi, gelirdeki artış markalı hizmet tercihinin artışına neden olmakta, markanın unsurlarından renk, iç dizayn, tasarım gibi faktörlerinde yaş gruplarına ve cinsiyete göre farklılık gösterdiği gözlemlenmektedir. Hastanenin olanaklarıyla ve hastane hakkında çıkan haberlerle kurumun zihinlerdeki algısına etkisinin analizleri yapılarak, araştırma bölümünde değerlendirilmiştir.

HastanelerMarkaMarka hakkı+4
Ebru Şule
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışanların iş tatminini etkileyen faktörlerin belirlenmesine yönelik bir alan araştırması

Yoğunlaşan rekabet koşulları, işletmelerin kaynaklarını, en verimli ve etkin şekilde kullanmalarını zorunlu kılmıştır. Sahip olunan kaynakların en değerlilerinden birisi insan kaynağıdır, bu kaynağın doğru kullanımı rekabette bir adım önde olabilmek adına son derece önemlidir. İşletmeler belirlenmiş hedef ve amaçlarına ancak yüksek iş tatminine sahip, ortak amaç ve hedeflere yürüyen çalışanlar ile ulaşabilirler. Bu nedenle işletmeler çalışanların iş tatminlerini etkileyen faktörleri belirlemek ve iyileştirmek zorundadırlar. Bu konu son dönemde farklı boyutları ile birçok araştırmaya konu olmuş ve insan kaynağının etkin/verimli kullanımı konusunda yöneticilere ışık tutacak bilimsel sonuçlara ulaşılmıştır.Araştırmada insan kaynağının iş tatminini etkileyen faktörler ve önem dereceleri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla işe bağlılık, yönetsel yaklaşım ve çalışma koşulları, takdir edilme ve arkadaşlık ortamı gibi faktörlerin iş tatmini üzerindeki etkileri araştırmaya konu edilmiştir.Kapsamlı bir literatür çalışması yapılarak teorik çerçeve sunulduktan sonra, konuyu desteklemek amacıyla alan uygulaması yapılmıştır. Uygulama Erkunt Tarım San.A.Ş. firmasında, 292 çalışan üzerinde yürütülmüştür. Veriler çalışanlara 1?5 Likert ölçekli, 60 sorudan oluşan anket uygulanarak toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 15.0 istatistiksel analiz programı ile analiz edilmiş ve incelenen faktörler ile iş tatmini arasındaki ilişki bulgularla açıklanarak çalışma tamamlanmıştır.Araştırma sonucunda, iş tatmini ile incelenen faktörler arasında anlamlı ve pozitif ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. İş tatminini ile arasında en güçlü ilişki olan boyutların işe bağlılık ve çalışma koşulları olduğu, bu ilişkileri ödüllendirme ve arkadaşlık boyutunun takip ettiği, en zayıf ilişkiye ise yönetim yaklaşımı boyutunun sahip olduğu ortaya çıkmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen verilerden en ilgi çekici olanı, iş tatmini ile yönetim yaklaşımı arasındaki ilişkinin en zayıf ilişki olmasıdır.

Tolga Saylan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Bankaların değerinin özsermayeye serbest nakit akımları yöntemi ile tespiti ve İMKB uygulaması

Çalışmanın amacı bankaların değerini, indirgenmiş nakit akımları yöntemlerinden olan özsermayeye serbest nakit akımı yöntemiyle tespit etmektir. Çalışmada birinci bölümde değerleme kavramı ve yöntemleri anlatıldıktan sonra ikinci bölümde bankacılık sistemi ele alınmıştır.Çalışmanın üçüncü bölümünde banka değerlemesi teorisi ve literatürdeki çalışmalar anlatılmıştır. Çalışmada bankaların değerlemesi için özsermayeye serbest nakit akımları yöntemi seçilmiş olup çalışmada örnek banka uygulamasında bütün aşamalar ayrıntılı olarak belirtilmiştir.Çalışmanın uygulama bölümü olan dördüncü bölümde İMKB'de faaliyet gösteren bankalardan 7 tanesinin değerleri de aynı yöntemle tespit edilmiştir. Bulunan bu değerler ile bankaların piyasa değerleri karşılaştırılmış olup bulunan değerlerin piyasadaki değeri açıklama gücü ise 0,72 olarak bulunmuştur. Çalışmada son olarak da bu bankaların üçer aylık kamuya açıklanan mali oranları ile piyasa değerleri arasındaki ilişkide birleştirilmiş regresyon (pooled) analizi ile test edilmiş olup bu oranların piyasa değerini 0,82 düzeyinde açıkladığı görülmüştür.Çalışmanın sonucunda bankaların değerinin indirgenmiş nakit akımları yöntemlerinden, özsermayeye serbest nakit akımları yönteminin kullanılarak bulunmasının piyasada oluşan değeri açıklamada etkili olduğu kanaatine varılmıştır.

İlhan Küçükkaplan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik krizlerde bankalardaki iç kontrol sisteminin önemi ve etkinliği

Bir ülkede finansal yapının güçlü olmaması ulusal ve uluslar arası alanda, mali istikrarı tehdit edebilmektedir. Dünyada küreselleşme eğilimlerinin artması finansal sistemi etkileyen ve risklerin de daha yüksek boyutlara ulaşmasını sağlayan temel faktördür. Bu çalışmada mali sistemin lokomotifi olan bankaların etkin bir iç kontrol sistemine sahip olması gerekliliği üzerinde durulmuştur.Çalışmanın ilk bölümünde banka ve banka krizlerinden bahsedilmiş, ikinci bölümde ise genel olarak iç kontrol sistemi anlatılmıştır. Üçüncü bölümde, bankalardaki iç kontrol sistemi tanımlanmış ve uygulama niteliği taşıyan bir iç kontrol şablonu oluşturulmuştur. Son bölümde ise, 2001 krizi öncesi ve sonrası banka rasyolarına bakarak, iç kontrol sistemine önem verildikten sonraki bankaların mali durumu gözlenmiştir. Ayrıca etkin bir iç kontrol sistemi nasıl olmalıdır sorusuna da cevap aranmıştır.Yaşanan ekonomik krizlerden sonra, bankalarda iç kontrol sistemi çok önemli bir olgu haline gelmiştir. Çalışmada kriz dönemlerinde bankalardaki iç kontrol sisteminin önemi ve etkinliği üzerinde durulmuş, etkin bir iç kontrol sistemine sahip olmanın önemi ve gerekliliği anlatılmıştır.Anahtar Sözcükler1.Bankalar2.Banka Krizleri3.Bankalarda İç Konrol Sistemi4.Basel5.BDDK

Utku Şendurur
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsallaşma ve Türkiye'de TS-EN-ISO-9000 belgeli özel hastanelerde bir uygulama

Örgüt araştırmacıları, sosyologlar ve ekonomistlerce disiplinlerarası analiz konusu yapılan kurumsal teori, tarihsel gelişim süreci içerisinde eski ve yeni kurumsal teori olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu nedenle, kurum ve kurumsallaşma kavramları teorinin gelişme seyrine bağlı olarak farklı bakış açılarını yansıtmaktadır.Eski kurumsal teori, örgütü kurum olarak tanımlar ve analizlerinde örgütsel yapı üzerinde odaklanır. Çalışmanın ana temasını oluşturan yeni kurumsal teori ise, çevreyi kurum olarak tanımlar. Yeni kurumsal teori, teknik ve kurumsal çevre ayrımlaşmasına göre, örgütlerin faaliyetlerinde belirleyici olanın kurumsal çevre olduğunu ileri sürmektedir. Örgütler, teknik çevrelerinde, rasyonellik anlayışını ön planda tutarken, kurumsal çevrelerinde meşruiyet kaygısı ile hareket etmektedir. Örgütler faaliyetlerinin devamlılığı teknik çevrelerindeki rasyonel kuralları uygulayarak değil, ancak kurumsal çevredeki kural ve uygulamaları yerine getirmekle sağlayabilir.Bu çalışmanın amacı, ISO-9000 belgeli özel hastanelerde görev yapan işgören ve yöneticilerin teknik ve kurumsal çevrelere ilişkin algılarını belirlemek, teknik çevre ve kurumsal çevrenin örgütsel yapı faktörleri ile ilişkisini analiz etmektir. Bu amaçla oluşturulan hipotezleri test edebilmek için çeşitli istatistiksel yöntemler kullanılmıştır. Kurumsal çevre ile örgütsel yapı faktörleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ve güçlü ilişkiler olduğu yapılan analizler sonucu ortaya çıkmıştır. Buna ek olarak, taklitçi eşbiçimlilik baskılarının özel hastaneler tarafından daha yüksek düzeyde algılandığı ve örgütsel yapılanmalara etki ettiği belirlenmiştir.Sonuç olarak, teknik çevreden daha çok kurumsal çevre, örgütsel yapının belirleyicisidir. ISO-9000 belgeli özel hastanelerin akreditasyon standartlarını yerine getirirken birincil amaçları ?doğru örgüt? imajını topluma yansıtmaktır. Böylece, sahip oldukları kalite belgeleri ile kurumsal çevrede meşruiyetlerini sağlayacaklardır.Anahtar Sözcükler1. Kurum2. Kurumsallaşma3. Teknik Çevre4. Kurumsal Çevre5. Eşbiçimlilik

Alper Bilgin Tümer
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Sermaye sahipliği ve firma değeri ilişkisi

Bu çalışmada, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasına kayıtlı, 2002 ? 2006 yılları arası faaliyet gösteren 169 imalat sanayi işletmesinin sermaye sahiplik özellikleri tanımlanmış ve sermaye sahipliğinin firma değerine olan etkileri panel veri analizi yöntemiyle incelenmiştir. İmalat sanayi işletmelerinin çoğunlukla yoğunlaşmış sahiplik yapısında oldukları ve bu işletmelerin %60'ında hakim ortakların holdingler olduğu tespit edilmiştir. Bu holdingleri ise belirli ailelerin ve grupların yönettiği bilinmektedir. Sermaye sahiplik yapısı iki ana alt değişken ile açıklanmıştır. Bunlar: sermaye yoğunluğu ve sermayedar kimlikleridir. Çalışmamızda sermaye yoğunluğunun artması piyasa temelli değer değişkenlerini muhasebe temelli değer değişkenlerine göre daha çok arttırdığı tespit edilmiştir. Halka açıklık oranının artması ise firma değerini azaltmaktadır. Sermayedar kimlikleri içerisinde firma değeri değişkenlerini olumlu yönde en fazla etkileyen kimliğin yabancılarla ortaklık yapan işletmeler olduğu sonucuna varılmıştır. Yabancıların ortaklığı firma değerini artırmaktadır. Diğer taraftan, bağımsız işletmelerin firma değeri değişkenlerini olumsuz yönde etkilediği belirlenmiştir.

İlker Sakınç
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Çok uluslu işletmelerde sermaye bütçelemesi

Bu çalışmada ulusal ölçekte faaliyet gösteren firmaların sermaye bütçelemesi kararları ile uluslar arası ölçekte faaliyet gösteren firmaların sermaye bütçelemesi kararları arasındaki farklılıklar ortaya konmuştur. Uluslar arası yatırımın, çok uluslu işletmenin ana şirket ve yatırımın yapıldığı ülkedeki bağlı şubesi perspektifinden değerlendirilmesinin, yatırım kararının alınmasındaki önemi anlatılmıştır. Döviz kuru riski, enflasyon ve politik risk gibi risk unsurlarının proje değerlemesindeki etkileri teşhis edilmiş, projeden kaynaklanan gelecekteki nakit akımlarının bugüne indirgenmesinde kullanılan iskonto faktörünün ulusal ve uluslar arası kriterlere göre nasıl farklılaştığı konusu açıklanmıştır.Çokuluslu sermaye bütçelemesi kararını etkileyen birçok faktör vardır. En önemlileri; projenin kabulünün bağlı şube perspektifinden çok, ana şirketin perspektifinden değerlendirilmesinin uygun olması, projenin ömrü boyunca, yabancı paranın değer kazanması durumunda yabancı projenin normal olarak ana şirket için daha yararlı olması, ana şirkete nakit akımlarının üzerindeki döviz kuru hareketlerinin etkisinin, ana şirketin yatırımın çoğunu finanse etmesi durumunda daha fazla, yabancı projenin ev sahibi ülkeden borçla finanse edilmesi durumunda daha az olması, bloke fonların yabancı ülkedeki yatırım fırsatlarının sınırlandırılması durumunda, yabancı proje üstünde kötü etkilerinin olması olarak sıralandırılabilir.Uluslar arası projelerin yatırım yapılan ülkeye özgü faktörler nedeniyle bazı belirsizlikleri içermesinden dolayı, sermaye bütçelemesi süreci belirsizliğin nedenini açıklamaya çalışmalıdır. Çok uluslu sermaye bütçelemesinde, belirsizliğin açıklanmasında yaygın olarak kullanılan yöntemlerden biri düzeltilmiş bugünkü değer yöntemidir.

Emrah Akkoç
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerde kriz yönetimi ve Ortadoğu Sanayi ve Ticaret Merkezindeki (OSTİM) küçük ve orta ölçekli işletmelerin krize hazır olma durumlarına ilişkin bir araştırma

İşletme çevresindeki belirsizlik ve hızlı değişimler işletmeleri beklenmedik tehlike ve fırsatlarla yüz yüze bırakabilmektedir. Diğer taraftan globalleşmenin etkisiyle yoğunlaşan rekabet, işletmelerin krizle karşılaşma risklerini oldukça artırmaktadır.Bütün bunlar işletmelerin kriz ve kriz yönetimi kavramlarına önem vermeleri zorunluluğunu beraberinde getirmiştir. Çünkü tam anlamıyla kriz yönetiminden yararlanıldığı takdirde, işletmeler beklenmeyen olaylara hazırlıklı olmakta ve krizleri en az zararla atlatabilmektedir. Öte yandan, kriz yönetimi anlayışının, işletmeler tarafından kullanılmaya başlanması ile işletmeler belirsizliklere karşı hazırlanabilmekte, kriz durumunun olumsuzlukları önlenmekte, çalışanlar zor durumda kalmamakta, zaman kaybı en aza inmekte ve en önemlisi de işletmenin varlığı tehlikeye girmemektedir.Bu araştırmayla OSTİM'de imalat sanayinde faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli işletmelerin kriz ve kriz yönetimi kavramlarına bakış açıları değerlendirilerek, krize ne ölçüde hazır olduklarını tespit etmek amaçlanmıştır. Bu amaçla OSTİM'de faaliyet gösteren 100 işletmenin yönetici ve/veya sahiplerine ulaşılmıştır. Veriler anket yoluyla yüz yüze görüşülerek toplanmıştır.Araştırma sonucunda işletme sahipleri ve/veya yöneticilerinin kriz yönetimi konusunda yeterli bilgi ve birikime sahip olmadıkları anlaşılmıştır. Yine bu kavramları yeterli derecede önemsemedikleri ve gerekli ciddiyeti göstermedikleri tespit edilmiştir.

Ekonomik krizKOBİKriz+3
Özmen Demir
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Latin, klasik ve caz müzik konserleri organizasyonu hizmetleri pazarlaması üzerine Ankara ölçeğinde bir araştırma

Hazırlanmış olan bu tezde, latin, caz, klasik müzik konserleri organizasyonlarının planlanması, yönetilmesi, pazarlanması ile ilgili bilgiler, çeşitli kaynaklardan derlenmiştir. Bunun ışığında, Flamenko Ankara Derneği tarafından düzenlenen 1. ve 2. Uluslararası Flamenko Ankara Festivali incelenmiş, hem durum ortaya konulmuş, hem de eksik noktalar belirtilerek çözüm önerileri getirilmiştir.Bu tezle birlikte, bu konularda çalışma yapan kuruluşların incelenmiş olan konular üzerinde daha detaylı olarak durmaları önerilmekte ve başarılı olmaları için izleyebilecekleri yollar ortaya konulmaktadır.

Ceyhun Güneş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Algılama haritalarının hazırlanmasında çok boyutlu ölçekleme yöntemi

Ürün konumlandırmanın görevi işletmelerin pazardaki duruşlarını belirlemektir. Dolayısıyla işletmeler için önemli bir pazarlama aracıdır. Mal veya hizmet üretildikten sonra, ?Ürün nasıl pazarlanacak?? sorusu sorulur ve bu soruyu ?Nereden başlamalı?? sorusu takip eder. Konumlandırmayı, pazarlama ve pazarlama iletişimi çalışmalarının, -hedef tüketici kitlesi belirlendikten sonra- ikinci aşaması olarak tanımlamak yanlış olmayacaktır. Ürünün nasıl bir kimliği olacağı, hedef tüketici kitlesine nasıl ve hangi koşullarda sunulacağının belirlenmesinde konumlandırmanın stratejik bir rolü bulunmaktadır.Yeni bir ürünün başarılı olması için en önemli koşullardan biri doğru konumlandırmadır. Öncelikle ürünün, rakiplerinden farkının ve kendine özgü niteliklerinin ortaya konulması gerekmektedir. Daha sonra bu farklılık ve özgünlük, hedeflenen tüketici gruplarına açık ve anlaşılabilir mesajlarla iletilmelidir.İşletmelerin, ürünlerini konumlandırırken kullandıkları önemli araçlardan biri algılama haritalarıdır. Algılama haritaları pazarlama yöneticilerine, pazardaki konumlarını, rakip işletmelerin konumlarını ve pazar fırsatlarını görsel olarak sunmaktadır. Haritaların düzenlenmesinde kullanılan iki çok değişkenli istatistik yöntemi bulunmaktadır. Bu yöntemler diskriminant analizi ve çok boyutlu ölçekleme analizidir.Yaptığımız çalışmada, diskriminant analizine göre daha az tercih edilen çok boyutlu ölçekleme analizi ile algılama haritalarının nasıl elde edildiği ayrıntılarıyla anlatılmıştır. Daha kalıcı ve açıklayıcı olması açısından Ankara İlinde öğrenciler üzerinde yapılan bir araştırma ile örneklendirilmiştir.Anahtar Sözcükler:1.Ürün Konumlandırma2.Algılama Haritaları3.Çok Boyutlu Ölçekleme Yöntemi

Algısal haritalarÇok boyutlu ölçekleme
Tuba Tokuçoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessEN

Big data and machine learning for behavioral analytics and inference: Cases in sports and education

This thesis focuses on the use of big data and machine learning methods in behavioral analytics and causal inference. The main motivation of the thesis is to illustrate how the researchers working with traditional econometric methods can benefit from big data and causal ML methods. In the absence of well-established literature, finding the right regression specification is a challenging task, especially when working with high dimensional data set. In this study, I have combined causal ML techniques with explainable AI methods and provided guidelines on how to measure heterogeneous treatment effects with the right regression specification (i.e. which main effects and interactions to be used, what control variables to be included). To empirically test these guidelines, I have curated a large data set in football including detailed variables about interim feedback, match-specific conditions, team features, and most importantly manager characteristics. Empirical evidence contributes to the sports analytics literature suggesting when and how risk-taking behavior of football managers pays off in light of interim and ex-ante information revealed to the manager (i.e. the decision maker). Moreover, this thesis contributes to the causal ML literature by evaluating the performances of two well-known causal ML techniques (a recently popular matching algorithm focusing on finding average treatment effects (FLAME) and Causal Forest that directly aims to estimate heterogeneous treatment effects) are evaluated by using synthetic data generated with known heterogeneous treatment effects. In addition to sports analytics, I have also worked with education data and demonstrated how grit, a non-cognitive skill, predicts academic achievement for students. I used a unique dataset from a digital learning platform to construct a behavioral measure of grit and showed that behavioral grit is a better predictor of student performance compared to survey grit that has been traditionally used by the researchers. I have also found that machine learning algorithms perform well in predicting academic resilience even without constructing any structural model or regression specification, thanks to the power of big data. I believe that my findings from cases in sports and education put forward the benefits of using Machine Learning and big data for researchers working with traditional and theory-based models for causal inference.

Big dataBehavioral analyticsLinear regression models+3
Emrah Yılmaz
Koç University · Institute of Business Administration
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kişisel değer uyumu, müşteri-işletme özdeşleşmesi, müşteri sadakati ilişkisi: Uygulamalı bir çalışma

Çalışmanın amacı; değer uyumu, müşteri-işletme özdeşleşmesi ve müşteri sadakati arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Ayrıca, çalışmada değer uyumunun müşteri sadakati üzerindeki doğrudan ve müşteri-işletme özdeşleşmesi aracılığıyla olan dolaylı etkisi araştırılarak, bu doğrultuda kuramsal bir model önerisi sunulmuştur. Çalışmanın evreninin Ankara'da yaşayan 18 yaş ve üzerindeki banka müşterileri oluşturmaktadır. Çalışmanın sonunda 393 tane kullanılabilir ankete ulaşılmıştır. Yapılan analizler sonunda değer uyumu, müşteri-işletme özdeşleşmesi ve müşteri sadakati değişkenleri arasında aynı yönlü olumlu bir ilişki bulunmuştur. Değer uyumunun müşteri sadakati üzerinde olumlu bir etkisi bulunmaktadır. Ancak değer uyumunun müşteri-işletme özdeşleşmesi aracılığıyla müşteri sadakati üzerindeki etkisinin doğrudan etkisinden daha güçlü olduğu saptanmıştır. Bulgular doğrultusunda önerilen aracı model desteklenmiştir.

Tülay Korkmaz Devrani
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Proje yönetiminde indirgeme oranlarının tahmini ve Gemlik-Hopa denizyolu yük taşımacılığı hattının modernizasyonu projesinin ekonomik değerlendirmesi

Projelerin uygulanabilir olup olmadığının değerlendirmesinde, ekonomik inceleme büyük önem taşımaktadır. Ekonomik koşulların anlık değişimlere uğradığı, sermayenin hareket kabiliyetinin oldukça arttığı bir ortamda, projelerin sabit getiri beklentileriyle diğer alternatif yatırım araçlarıyla kıyaslanması büyük sorunlar yaratabilmektedir.Bir projenin yaratacağı nakit akışlarının projenin ömrü boyunca sabit getiri beklentisiyle değerlendirilmesi, proje ömrü süresince meydana gelebilecek faiz oranları değişimleri ve etkilerini yansıtmayacak, dolayısıyla ekonomik karlılık göstergesinin yatırımcıları yanlış yönlendirme ihtimalini ortadan kaldırmayacaktır.Tezde, faiz oranlarındaki dalgalanmayı yakalamayı sağlayacak beklenen değişim modeli kullanılmıştır. Bu model, denizcilik sektöründe, sektöre yeni bir ivme kazandırmayı ve sektöre yatırım yapmayı düşünen yatırımcılara, alternatif yollar göstermeyi amaçlayan Kabotaj Saha Çalışması çerçevesinde yer alan Gemlik-Hopa Denizyolu Yük Taşımacılığı Hattının ekonomik değerlendirmesinde kullanılmıştır.Sonuç bölümünde, yatırımın yaratacağı nakit akımlarının, sabit faiz oranıyla ve beklenen değişim modeli ile elde edilen değişken faiz oranlarıyla indirgenerek bugünkü değerleri bulunup farklılıkları yorumlanmıştır.Anahtar Sözcükler1.İndirgeme Oranı2.Beklenen değişim modeli3.Kabotaj Saha Çalışması4.Ekonomik Değerlendirme5.Proje Yönetimi

Deniz yolu taşımacılığıFaiz oranları
Tolga Öztürk
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Hastane işletmelerinde finansal performans analizi ve Acıbadem Hastanelerinde örnek bir uygulama

Mevcut kısıtlı kaynakların önemli bölümünün tüketildiği hastanelerin temel amacı sağlık hizmetlerini en yüksek kalitede, en doğru sonuçlarla, hasta güvenliği prensiplerine uyarak ve en düşük maliyette sunabilmektir. Hastaneler kaliteli ve maliyet etkin sağlık hizmeti sağlayabilmek için finansal performanslarını analiz etmek durumundadır.Hastane işletmelerinde finansal nitelikte performans analizinde kullanılan araçlardan bir tanesi oran analizidir. Oran analizi, hastane işletmelerinin mali tablolarında yer alan kalemler arasında ilişkiler kurularak bulunan oranlarla yapılan incelemeye denir. Hastane işletmelerinde oranlar kullanılarak yapılan finansal performans ölçümünde likidite, mali yapı, etkinlik (faaliyet -devir) ve karlılık oranları kullanılabilir.Hastane işletmelerinde oran analizine dayalı olarak yapılan performans ölçümü, hastane işletmelerinde yapılan oran analizi sonuçlarının, önceki yıl sonuçları, sektör sonuçları, genel kabul görmüş sonuçlarla karşılaştırılması suretiyle yapılır.Bu çalışma Acıbadem Hastanesi'nin finansal performans analizini içermekte olup, çalışmada öncelikle hastane ve performans unsurları incelenmiş akabinde örnek uygulama yapılmıştır.Uygulama sonucunda; işletmenin finansal performansının, sektörde faaliyet gösteren diğer işletmelerin performanslarına göre daha düşük olduğu ve işletmenin finansal anlamda iyi kontrol edilemediği görülmüştür.

Finansal performansHastane işletmeleriHastaneler+3
Ümit Yaşar Karakaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessEN

Should managers be scared of their emotions? The impact of interfirm envy on managerial behavior

In the race for scarce market resources, key decision-makers of firms continually evaluate the performance of their firms against other comparable firms. While assessing their relative performance, an objective or perceived inadequate appraisal of their firm may elicit feelings of interfirm envy. I introduce the concept of interfirm envy as a situational form of envy, when decision-makers of firms socially compare their firm with another (perceived) comparable firms (but not specific individuals within the other firms). To understand the experience of interfirm envy, I test a model of the antecedents and consequence of interfirm envy based on social comparison and social identity theories. In this dissertation, I propose that interfirm envy is elicited when decision-makers are not only aware of a better performing (non) industry referent(s) (upward social comparison), but also strongly identify with their firm (organizational identification). To further understand the interaction of comparative and identification processes in triggering an envious response, I delineate the conditions that exacerbate the experience of envy, market dynamism and firm culture. I also demonstrate the impact of interfirm envy on managerial risk-taking tendencies, through the underlying mechanism of the need to differentiate. Results from four multi-method studies, two survey-based studies and two experimental studies, support the hypothesis that an interaction of an upward social comparison and organizational identification elicits interfirm envy, especially when decision-makers function in dynamic markets. The results also indicate that interfirm envy leads to a need to differentiate, which then facilitates a willingness to take risks. Furthermore, decision-makers tend to respond differently to envy based their self-construal, independent and interdependent. The focal managerial implication is that comparative processes influences emotions, specifically interfirm envy, which in turn affects managerial decision-making. Contrary to many practitioners' belief, decisions influenced by envy tend to lead to positive risk-taking behaviors, such as investing in innovative projects.

Sheıkha Alıa
Koç University · Institute of Business Administration
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin uluslararası finansal raporlama standartlarına geçiş sürecinin bağımsız denetçiler açısından incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, denetim firmalarında yardımcı denetçi, denetçi, kıdemli denetçi, baş denetçi ve sorumlu ortak baş denetçi unvanları ile çalışmakta olan personelin UFRS karşısındaki durumlarının tespit edilmesidir. Çalışmanın amacını gerçekleştirmek için, Ankara ve İstanbul'da bulunan 57 adet denetim şirketine ulaşılarak ilgili kişilere, literatürde geliştirilmiş bulunan ölçeklere dayanarak hazırlanmış bir anket formu yöneltilmiştir. Değerlendirmeye alınan 112 adet anket formu SPSS 16 paket programı aracılığıyla faktör analizine tabi tutulmuştur. Sonuç olarak katılımcıların, UFRS ile ilgili yayımları, standartlar üzerinde yapılan değişiklikleri ve yorumları takip ederek, UFRS hakkında yeterli bilgi düzeyine ulaştıkları saptanmıştır. Ayrıca, uygulamaya geçmek için verilen ön sürenin yeterli olduğu, ancak UFRS'ye geçişte işletmelerin başarılı olamayacakları; çünkü işletmelerin UFRS hakkında yeterli bilgi düzeyine sahip olmadıkları sonuçlarına da ulaşılmıştır.

DenetimDenetçilerMuhasebe denetimi+2
Hanife Özdemir
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Tekstil firmalarının mali başarı durumları açısından tüketicilerin pazarlama faaliyetlerine ilişkin algıları

Mali başarı durumlarına göre tüketicilerin firmaların pazarlama faaliyetleri algısını belirlemeye yönelik bu araştırma iki basamakta gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmanın ilk basamağında, özellikle Türkiye ekonomisi için, ihracata katkısı ve istihdama katkısı dolayısıyla hayati rol oynayan Tekstil sektöründe faaliyet gösteren firmaların mali başarısızlığının tahmin edilmesine yönelik çok değişkenli istatistiksel yöntemlere dayanan erken uyarı modellerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır.Bu çalışmanın ikinci basamağında, pazarlama faaliyetlerinin tüketiciler tarafından algılanmasında mali açıdan başarılı olan firmalar ile başarısız olan firmalar arasında farklılık olup olmadığı araştırılmıştır. Bunun için, belirlenen iki adet başarılı ve iki adet başarısız firmanın pazarlama karması elemanlarına (ürün, fiyat, dağıtım ve tutundurma) ilişkin değişkenlerden oluşan anket uygulanmıştır. Anket verileri, oluşturulan hipotezleri test edebilmek için çeşitli istatistiksel yöntemler kullanılarak değerlendirilmiştir. Firmaların mali açıdan başarılı olup olmama durumları ile pazarlama karması kararlarının tüketiciler tarafından algılanması arasında ilişki olmadığı sonucu ortaya çıkmıştır. Buna ilaveten tüketiciler tarafından mali açıdan başarılı olan firmaların pazarlama karması kararlarının, mali açıdan başarısız olan firmaların pazarlama karması kararlarından daha olumlu algılandığı belirlenmiştir.Çalışmanın örnek setini 2001-2006 yılları arasında hisse senetleri İ.M.K.B.'de işlem gören 28 adet Tekstil firması oluşturmaktadır. Çalışmada mali başarısızlık sınıflandırması belirlenen 8 mali oaran yardımıyla analiz edilerek yapılmıştır. Ardından, seçilen oranlar bağımsız değişken, firmaların mali başarı durumu bağımlı değişken olacak şekilde diskriminant ve logit modelleri oluşturulmuştur. Oluşturulan bu modellere göre firmalar mali açıdan başarılı ya da başarısız olarak sınıflandırılarak modellerin tahmin sonuçları değerlendirilmiştir.Sonuç olarak, mali başarısızlığın tahminine yönelik erken uyarı sisteminden yararlanarak firmaların gereken tedbirleri mali başarısızlık durumu yaşanmadan almaları sağlanabilir. Ayrıca, pazarlama faaliyetlerinin mali açıdan başarısız olan firmanın, mali durumunu destekleyecek şekilde yürütülmesi, firma imajının zedelenmesini engelleyebilecek ve firmanın amaçlarına ulaşmasında etkili bir rol oynayacaktır.

Finansal başarısızlıkPazarlama fonksiyonlarıİstatistiksel analiz
Asude Yasemin Zengin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Balanced scorecard (dengelenmiş puan kartı) ile altı sigma'nın bütünleştirilmesi ve Milli Savunma Bakanlığında bir uygulama

Bu çalışmada, Balanced Scorecard ve Altı Sigma uygulama süreçlerinin bütünleştirilerek yeni bir model önerisi oluşturulması ve bu model önerisi çerçevesinde uygulanan bir Altı Sigma projesinin örgütün stratejik amaç ve hedeflerine etkilerinin ortaya koyulması amaçlanmaktadır. Tez, Balanced Scorecard ve Altı Sigma hakkında temel bilgileri, bir model önerisini ve model önerisinin uygulanmasına yönelik bir araştırmayı kapsamaktadır. Tezin ilk iki bölümünde Balanced Scorecard ve Altı Sigma hakkında temel bilgiler verilmiş; üçüncü bölümde, bütünleştirilmiş model önerisi oluşturulmuştur. Dördüncü bölümde ise, model önerisinin Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı bir Ana Bakım Merkezinde uygulanmasına yönelik araştırmaya yer verilmiştir. Araştırmanın uygulanması sonucunda, örgütün kritik bir sürecinde uygulanan bir Altı Sigma projesinin, örgütün stratejik amaçlarına ve hedeflerine etkileri görülmüştür. Ancak model önerisi uygulanmadan önce, stratejik planlama sürecinin tamamlanmış olması gerekmektedir. Bunun yanı sıra, örgütün stratejik amaçları da, Altı Sigma'da kritik kalite özelliklerine dönüştürülmeli ve kritik kalite özellikleri model önerisinin dört boyutuna göre sınıflandırılmalıdır. Ayrıca, Altı Sigma'da süreç sigma sayısı da model önerisinin dört boyutuna göre hesaplanmalıdır. Altı Sigma projesindeki geri bildirim bilgisinin operasyonel mi yoksa stratejik mi olduğu da değerlendirilmelidir.

Altı sigma yöntemiDengeli ölçüm kartı
Ahmet Barbak
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Yatırım projelerinin pazarlama stratejileri açısından incelenmesi

Globalleşen dünyada yatırım projeleri işletmeler açısından, ekonomik büyümenin en önemli araçlarından biri haline gelmiştir. Yatırım projesi, belirli bir zaman süresi içinde, mal ve hizmetlerin üretimini arttırmak için, bazı olanaklar yaratma, genişletme ve geliştirmeye yönelik öneriler olarak tanımlanabilir. Yatırım projelerindeki başlıca amaç; belirli faaliyetleri en az maliyetle gerçekleştirmek ve bu faaliyetler sonunda en fazla faydayı sağlamaktır. Bu durum yatırım projelerinin gerçekleştirilmeden önce dikkatli bir şekilde analiz edilmesini zorunlu hale getirir.İşletmelerin yatırımları ile ilgili algılanan faaliyet riskinin oluşmasında en önemli etken yatırım projesinin büyüklüğüdür. Bütün işletmeler için birincil derecede önemli riski etkileyen faktör yatırım projesinin büyüklüğü olsa da, işletmeler pazarlama stratejilerini inceleyip sonuçları değerlendirdikleri zaman yatırım kararı için en önemli faktör olan karlılığı rahatça gözlemleyebilmektedirler. Dolayısıyla pazarlama stratejileri, yatırım projelerinin fizibilite çalışmalarının temelini teşkil etmektedir.Bu çalışmada bir yatırım projesi analiz edilmiştir. Bunun sonucunda elde edilen çıktıların pazarlama stratejileri açısından değerlendirilmesi yapılmış ve yatırım projesinin gerçekleştirilmesinde bu verilerin kullanılmasının işletme açısından yatırım için karar verme aşamasında mutlak suretle göz önüne alınmasının gerekliliği saptanmıştır.

Reha Oğuz Dumlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Vadeli işlemler piyasası ve Türkiye'de gelişim süreci

Vadeli işlemlerin tarihi çok uzun yıllara dayanmakla birlikte günümüzdeki anlamda, organize borsalarda 1800'lü yıllarda yapılmaya başlanmış ve hızlı bir şekilde gelişme göstermiştir. Bu borsalar günümüzde de ekonomik koşullara göre gelişmeye devam etmektedir.Yaptığım çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde vadeli işlem piyasaları genel olarak tanıtılmış ve tarihi gelişim süreci incelenmiştir. Ayrıca piyasalarda işlem gören future ve opsiyon sözleşmeleri incelenmiş ve genel olarak tanıtılmıştır. Bu bölümde tarihi gelişimdeki yeri ve konun anlaşılırlığını kolaylaştırmak amacıyla forward sözleşmelerde incelenmiştir. Tanıtılan bu araçların birbirleri ile farklarına da değinilmiştir. Vadeli işlem piyasasının sağladığı faydalar, kullanım nedenleri, organizasyon yapıları da incelenmiştir.İkinci bölümde vadeli işlem piyasalarının gelişimi sürecinde İstanbul Altın Borsası Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Vadeli İşlemler Piyasası, Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası'nın genel işleyiş esasları incelenmiştir.Uygulama başlıklı bölümde Vadeli İşlemler ve Opsiyon Borsası'nın işlem saatleri, sözleşme büyüklülükleri ve takas merkezi gibi unsurları dünyadaki bazı borsalarla karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bir future sözleşmesinin muhasebe kayıtları gösterilmiştir.Vadeli işlemler piyasası Türkiye'de yeni tanınmaya başlanmaktadır. Aslında bu piyasa ülkemiz açısından çokta yeni bir kavram değildir. İstanbul Altın Borsası ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası bünyesinde daha önce vadeli işlem piyasası açılmış ancak açılan piyasalar ülkemizdeki yüksek enflasyon ve aşırı fiyat dalgalanmaları sonucunda oluşan belirsizlik ortamında işlerlik kazanamamıştır. VOB' da işlem hacimlerinin sürekli olarak artış göstermesi borsa açısından olumlu bir gelişmedir. Ancak işlemlerin sadece iki sözleşme türünde yoğunlaşmış olması, borsanın daha fazla tanıtılması gerektiğini göstermektedir.Bu piyasalar ekonomik sistem içerisinde bir gerekliliktir. Vadeli işlemler piyasası risk yönetimi, geleceğe yönelik fiyat tahminleri gibi temel fonksiyonları ile zaman içerisinde, dünya da olduğu gibi, ülkemizde de ekonomik sistemin vazgeçilmez bir unsuru olacaktır.Anahtar Sözcükler:1.Vadeli İşlem2.Opsiyon3.Türev Ürün4.Borsa5.Risk Yönetimi

Risk yönetimiVadeli işlem borsalarıVadeli işlem piyasaları
Cemal Hakan Erkut
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

KOBİ kapsamına giren konaklama işletmelerinin finansal teşviklerden yararlanma düzeyleri ve 100 yataktan küçük seçilmiş işletmelerde anket uygulaması

Günümüzde Türkiye'nin gelişmişlik düzeyini artırmak açısından ve ülkenin Avrupa Birliği'ne entegrasyon sürecinde KOBİ'ler büyük önem arz etmektedirler. Aynı zamanda turizm, ülke ekonomisine döviz kazandırma, istihdam yaratma ve kendi yapısı dolayısıyla bünyesinde entegrasyon işlevini barındıran sektör olarak kabul edilmektedir.KOBİ'lerin en önde gelen finansal sorunlarının hafifletilmesi amacıyla devlet tarafından çeşitli finansal teşviklerin uygulanması öngörülmektedir. Bu bağlamda KOBİ kapsamına giren konaklama işletmeleri ve konaklama işletmelerinin yararlanabildikleri finansal teşvikler ile bu işletmelerin sözü geçen teşviklerden yararlanma düzeyleri araştırma konusunu teşkil etmektedir. Bu çalışmada finansal teşviklerden yararlanma düzeyinin hangi değişkenlere bağlı olduğu ve konaklama işletmelerinin finansal teşvikler hakkında farkındalığını ortaya koymak amaçlanmıştır. Söz konusu amaç çerçevesinde Antalya ilinde faaliyette bulunan 76 KOBİ niteliğinde olan konaklama işletmelerinin sahibi veya yöneticileri ile yüz yüze görüşerek anket uygulanmıştır. Araştırma sonucunda KOBİ kapsamına giren konaklama işletmelerinin sahipleri ya da yöneticilerinin finansal teşvikler hakkında farkındalıklarının ve faydalanma düzeylerinin düşük çıktığı saptanmıştır. Araştırmada ayrıca finansal teşviklerden yararlanma düzeyinin yöneticilerin sayısı ve eğitim düzeyine bağlı olduğu belirlenmiştir.

KOBİKonaklama işletmeleriTeşvikler
Shahlo Yunusova
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Toplam kalite yönetimi felsefesinin işgören performansı üzerindeki etkisi

Bu çalışmanın amacı, işletmeler için Toplam Kalite Yönetimi felsefesinin önemini vurgulamak ve bu felsefenin işgören performansına etkisini, İnsan Kaynakları Yönetimi'nin en önemli uygulamalarından bir olan Performans Değerleme yardımıyla açıklamakBu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Toplam Kalite Yönetimi felsefesinin temelini oluşturan kalite kavramından bahsedilmiş, daha sonra Toplam Kalite Yönetimi felsefesinin tanımı, önemi, ilkeleri ve bu ilkelerin Performans Değerlemesi yaklaşımıyla ilişkisi incelenmiştir. İkinci bölümde, performans ve Performans Yönetimi kavramları tanıtılmış ve Toplam Kalite Yönetimi felsefesinde çok önemli bir yere sahip olan İnsan Kaynakları uygulamalarından ?Performans Değerleme?si yaklaşımı bir bütün olarak incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise, ?Toplam Kalite Yönetimi? felsefesi ilkeleriyle işgören performansı ilişkisine yönelik bir alan araştırması yer almıştır. Son bölümde öncelikle araştırmanın konusu, amacı, önemi, kapsamı, yönetimi, varsayımları, sınırlılıkları ve hipotezleri açıklanmıştır. Daha sonra anket çalışması sonucu elde edilen araştırma bulguları tablo ve şekillerle gösterilmiş ve değerlendirilmiştirÇalışmanın amacına uygun olarak, ?Toplam Kalite Yönetimi? felsefesi ilkelerinin ?İşgören Performansı?na etkisini araştırmak için anket yöntemine başvurulmuştur. Oluşturulan anket 30 sorudan oluşmaktadır. Anket, Ankara'da savunma sanayi sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin tasarım bölümünde çalışan 46 işgörene uygulanmıştır. Araştırma sonuçları, SPSS 12,0 programı kullanılarak değişkenlerin özelliğine göre frekans dağılımı, korelasyon analizi, Mann-Whitney U testi ve Kruskall-Wallis H testi kullanılarak değerlendirilmiştir.Araştırma sonucuna göre, Toplam Kalite Yönetimi felsefesiyle işgören performansı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Toplam Kalite Yönetimi felsefesi ilkelerinin işgören performansına olumlu etkisi olduğu görülmüştür. Demografik değişkenlere göre ilişkiler incelendiğinde ise, işgören performansının yaşa, eğitime, çalışma süresine ve unvana göre bir farklılık göstermediği görülmektedir. Toplam Kalite Yönetimi felsefesi ilkelerinin ise yaşa, eğitime ve çalışma süresine göre bir farklılık göstermediği, ancak unvana göre bir farklılık gösterdiği görülmektedir. Toplam Kalite Yönetimi felsefesi ilkelerine üst kademede çalışanların daha olumlu bir bakış açısına sahip olduğu görülmektedir.

Burçin Özgör
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye muhasebe (finansal raporlama) standartları ve uygulamasında yaşanan sorunlar

İşletmelerin uluslararası alanda faaliyet göstermeye başlaması, hisse senetlerinin dünya borsalarında işlem görmesi; finansal tablolarını daha karmaşık, anlaşılması güç hale getirerek, şeffaflıktan uzaklaştırmıştır. Bu sorunu çözmeye yönelik gelişmiş ülkelerde başlayan çalışmalar Uluslararası Muhasebe/Finansal Raporlama Standartlarını ortaya çıkarmış, zamanla diğer ülkeler arasında da kullanımı artarak ortak muhasebe dili haline gelmiştir.Ülkemizde bu gelişmelerin gerisinde kalmamış, gerekli çalışmaları yapmıştır. Bu çalışmalar Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu'nun kurulmasıyla hız kazanmış, Uluslararası Muhasebe/Finansal Raporlama Standartları ile uyumlu Türkiye Muhasebe/Finansal Raporlama Standartları oluşturularak yayınlanmıştır. Gerekli yasal düzenlemelerin ardından, işletmelerin finansal tablolarını bu standartlara uygun olarak hazırlamaları zorunlu olacaktır.Bu çalışma ile Türkiye Muhasebe/Finansal Raporlama Standartlarının genel olarak açıklanması ve uygulamasında yaşanan sorunların belirlenmesi amaçlanmaktadır.Bu kapsamda Uluslararası Muhasebe/Finansal Raporlama Standartları ile Türkiye Muhasebe/Finansal Raporlama Standartlarının oluşum ve gelişim süreci ve Türkiye Muhasebe/Finansal Raporlama Standartlarının getirmiş olduğu düzenlemeler açıklanarak, uygulamasında yaşanan sorunları belirlemek amacıyla Adana Yeminli Mali Müşavirler Odasına bağlı Adana ve Mersin illerinde aktif olarak faaliyet gösteren yeminli mali müşavirlere yönelik yapılan anket sonuçları değerlendirilmektedir.Anahtar Sözcükler1.Türkiye Muhasebe Standartları2.Türkiye Finansal Raporlama Standartları3.Uluslararası Muhasebe Standartları4.Finansal Raporlama5.Finansal Tablolar

Samet Evci
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal yönetim, sermaye piyasalarındaki ölçülebilir etkileri ve bir uygulama

Yatırımcılar iyi bir yönetim standardını güven unsuru olarak kabul edip, bu standartlara prim ödemeye istekli midirler? Tez dünyada ve Türkiye'de kurumsal yönetim uygulamalarını inceleyerek, iyi yönetimin piyasalar tarafından nasıl algılandığını nitel ve nicel sonuçlara dayalı olarak araştırmaktadır. Kurumsal yönetim konusunda kavramsal bir çerçeve sunarak, bu konuda ilgili tüm disiplinlerin yarar sağlayabileceği bir kaynak oluşturulmaya çalışılmıştır. Türkiye'de kurumsal yönetim konusunda sağlanan ilerlemeler değerlendirilmiş, dünyanın beşinci kurumsal yönetim endeksi olan İMKBKY'nin yapısı incelenmiştir. Türkiye için, kurumsal yönetim uygulamalarının yetkili derecelendirme kuruluşlarının onayından geçtiği Türk şirketlerinin oluşturduğu İMKBKY'nin getiri performansı, İMKB'nin temel üç endeksiyle karşılaştırılarak endeksler arasındaki ilişkinin yönü ve şiddeti analiz edilmiştir.

Can Mert Sıvacıoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmeler açısından marka tescilinin önemi ve bir araştırma

Sınai hak türlerinden birini oluşturan marka, genel anlamı ile marka, üretici veya satıcıların malını tanıtan, onu başkalarının mallarından ayırmaya yarayan isim, terim, sembol, şekil veya bunların bileşimidir ve günümüzde, pazarlama yönetiminin en önemli faktörlerinden birisi haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmündeki Kararname yolu ile kazanılan marka tescil korumasının önemini işletmeler açısından değerlendirmektir. Söz konusu amaç çerçevesinde marka tescilleri ile ilgili bir takım istatistiki veriler değerlendirilmiş ve Ankara Fikri ve Sınai haklar Hukuk Mahkemesinde 2004 yılında 556 sayılı KHK ile bağlantılı açılan davalar neden sonuç ilişkisi içerisinde incelenmiş ve bazı tablolar oluşturulmuştur. Bulunan veriler ve hazırlanan tablolar marka tescil korumasından yararlanmaya başlayan firmaların giderek yaygın hale gelmeye başladığını göstermiş ve giderek bilinçlenen işletmelerin 556 sayılı KHK ile sahip oldukları yasal hakları kullandıkları durumlarda lehlerine sonuçlanan davaların çoğunlukta olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle tüm işletmelere yarattıkları markaya en etkin korumayı sağlayacak marka tescil sisteminden mutlaka faydalanmaları önerilmektedir.

Gonca Adalı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Değişim mühendisliği uygulamalarında kıyaslama (Benchmarking) ve inşaat sektöründeki yöneticilerin yaklaşımları

Ekonomideki globalleşme ve ticari pazarlardaki liberizasyon hareketleri, değişkenliğin ve hassas rekabet koşullarının karakterize ettiği iş çevresindeki pazarlarda yeni durumlar ortaya çıkarmıştır. Fiyat, kalite, servis ve teslimattaki hız gibi hususlarda rekabet sürekli artmaktadır. Sınırların kalkması, uluslararası ortaklıklar, teknolojideki yenilikler bu rekabeti şiddetlendirmektedir. Süreçlerdeki, organizasyon iklimindeki ve organizasyon yapısındaki tüm bu değişimler organizasyonel değişimi zorunlu kılmıştır.Değişim mühendisliği, iş süreçlerinde maliyet, kalite, servis ve hız gibi kritik performans ölçütlerinde çarpıcı gelişmeler sağlayacak bir uygulamadır.Benchmarking değişim mühendisliği uygulaması yapacak işletmelerin uygulamak zorunda olduğu ilk adımdır. Benchmarking, sektördeki en iyi uygulamaları bulup tanımlayarak, organizasyona adapte edilerek uygulanmasında faydalanılan bir süreçtir. Etkisiz iş süreçlerinin geliştirilmesi için hedeflenen, etkin ve verimli iş süreçlerini tanımlamaya yarayan bir tekniktir aynı zamanda.Bu çalışmanın amacı değişim mühendisliği uygulamalarında benchmarking tekniğinin önemini ortaya koymak ve bu iki yönetim teknikleri hakkında inşaat sektöründe yer alan yöneticilerin yaklaşımlarını araştırmaktır. Araştırmanın ilk bölümünde değişim ve değişim mühendisliği kavramları incelenmiş, ikinci bölümde ise benchmarking kavramı incelenerek, değişim mühendisliği ile ilişkisi ortaya konmaya çalışılmıştır. Son bölümde ise inşaat sektöründe yer alan yöneticilerin bu iki yönetim tekniği hakkındaki görüş ve yaklaşımları araştırılmıştır.Araştırmadan çıkan sonuçlara göre, değişim mühendisliği ve benchmarking uygulamalarının birbirinden ayrılmaz parçalar olduğu görülmüştür. İnşaat sektöründeki yöneticilerin değişim mühendisliği ve benchmarking konularında bilgili olduğu ve bu iki tekniğin işletmelerinde uygulanması halinde destek verecekleri sonucuna varılmıştır.

BenchmarkingDeğişim mühendisliğiDeğişim yönetimi
Kürşat Kocakahyaoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Hizmet kalitesi ölçümü ve halkla ilişkiler bağlamında değerlendirme: Türk Telekomünikasyon A.Ş. Ankara uygulaması

Son yıllarda dünyada ve ülkemizde istihdam içerisindeki payını giderek artıran hizmet sektöründe rekabet de yoğunlaşmakta, müşterileri memnun edebilmek amacıyla hizmet kalitesinin sağlanması çabaları önem kazanmaktadır. Heterojenlik, soyutluk gibi çeşitli özellikleriyle mamullerden ayrılan hizmetlerde kalite algısının anlaşılabilmesi için, mamullere kıyasla daha farklı yöntemler geliştirilmiş ve hizmet kalitesi algısını etkileyen faktörler, çeşitli yaklaşımlar altında incelenmiştir.Hazırlanan çalışmanın amacı, Türk Telekomünikasyon A.Ş. müşterilerinin, şirketin sunmakta olduğu hizmetlerden beklediği ve algıladığı kalite düzeylerini belirlemek ve arada oluşan farkın nedenlerini halkla ilişkiler faaliyetleri bağlamında değerlendirmektir. Ankara'da bulunan dokuz adet Telekom Müdürlüğü'nde 687 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırma kapsamında, mükemmel telekomünikasyon şirketinden beklenen hizmet kalitesi düzeyi, Türk Telekomünikasyon A.Ş. hizmetlerinden algılanan kalite düzeyi ve Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin yürütmekte olduğu halkla ilişkiler çalışmalarının farkındalık düzeyi anlaşılmaya çalışılmıştır. Ayrıca halkla ilişkiler farkındalık düzeyi ve müşteri yoğunluk seviyesi ile algılanan hizmet kalitesi düzeyi arasında ilişki bulunup bulunmadığı da incelenmiştir.Araştırma kapsamında anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Demografik bilgiler ölçülmüş; beklenen ve algılanan hizmet kalitesini ölçmek amacıyla 5'li Likert ölçeğine göre hazırlanmış ifadeler kullanılarak anket uygulanmış ve sonuçlar SPSS.15 programında değerlendirilmiştir. Ayrıca halkla ilişkiler faaliyetlerinin farkındalık düzeyini ölçmek amacıyla ankette 5'li Likert tipinde hazırlanmış ifadelere yer verilmiştir.Anketlerin değerlendirilmesi sürecinin sonucunda, müşterilerin kalite boyutlarını oluşturan özelliklerden en çok güven, cevap verme hızı ve güvenilirlik boyutlarını önemsedikleri görülmüştür. Müdürlükler bazında elde edilen Servqual skorları karşılaştırılmış, Bahçelievler ve Dikmen Telekom Müdürlüklerinin sunduğu hizmetin kalite algısının diğer müdürlüklere göre daha yüksek çıktığı görüşmüştür. Halkla ilişkiler faaliyetlerinin farkındalığı yüksek olan müşteriler, hizmet kalitesini boyutlarını oluşturan özelikler konusunda daha yüksek kalite algısına sahip olmaktadırlar. Bu da halkla ilişkiler ve algılanan hizmet kalitesi arasında ilişki olduğunu göstermektedir. Müşteri yoğunluk seviyesi ile algılanan hizmet kalitesi düzeyi arasında ise bir ilişki bulunmadığı tespit edilmiştir.Elde edilen bulgular doğrultusunda, başta Türk Telekomünikasyon A.Ş. olmak üzere sektörde rekabet eden işletmelerin önem vermesi ve geliştirmesi gereken hizmet kalitesi özellikleri belirtilmiş ve bu konuda önerilerde bulunulmuştur.ANAHTAR SÖZCÜKLER1.Hizmet Kalitesi2.Servqual3.Hizmet Kalitesi Ölçümü4.Türk Telekomünikasyon A.Ş.5.Halkla İlişkiler

Halkla ilişkilerHizmet işletmeleriHizmet kalitesi+4
Sema Önder Gürsoy
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Temerrüt olasılığının tespitine yönelik ampirik bir çalışma

Kredi risk ölçümü, reel ve mali piyasaların genişlemesi ve finansal ürünlerin çeşitlenmesiyle birlikte, son 25 yıldır oldukça önemli hale gelmiştir. Bu çalışma ile Basel II uygulamalarına göre KOBİ'lerin kredi değerliliğinin tespiti ve derecelendirmesinin yeri incelemektedir. Çalışmanın amacı, temerrüt olasılığı tahmininde kullanılan istatistiksel modellerin değerlendirilmesi ve logit istatistiksel yöntemi yardımıyla KOBİ'ler için bir temerrüt olasılığı tahmin modeli geliştirilmesidir. Model ile temerrüt olasılığını açıklayacak finansal oran değişkenlerinin tespit edilmesi ve belirlenen değişkenlerin marjinal etkileri ile esneklik katsayıları yardımıyla yorumların yapılması amaçlanmıştır. Belirlenen finansal oran ve muhasebe bilgilerine İsveç imalat sanayisinde faaliyet gösteren KOBİ'lerin verileri kullanılarak ulaşılmıştır. Analiz verileri 2002-2006 yıllarında geçekleşen iflas olaylarını içermektedir. Ampirik bulgular ile İsveç imalat sanayisinde yer alan KOBİ'ler içinde iflas edenlerin; öz sermayesi negatif olan, faiz harcamaları karşılama gücü düşük, varlıkları içinde likit değerleri ve aktif varlıklarının değeri ile maddi olmayan varlıklarının payı düşük olan, dış kaynak finansmanı özellikle de kısa vadeli borç tutarı daha yüksek olan işletmeler olduğu sonucu çıkarılmıştır. Model istatistikleri temerrüt olasılığını tahmin etmek üzere belirlenen modelin anlamlı ve başarılı olduğu sonucunu vermiştir.Anahtar Sözcükler1.Kredi Riski2.Temerrüt (İflas) Olasılığı3.KOBİ4.Finansal Oranlar ve Muhasebe Verileri5.Logit Model.

Finansal oranlarKOBİKredi riski+3
Tuğba Keskinkılıç
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Bir dış ticaret firmasının il ve bölge bazında temsilci firma seçiminde analitik hiyerarşi metodunun kullanılması

Karar verme, her insan ve işletme hayatında yer alan ve ona yön veren bir unsurdur. Bir işletmenin kuruluşundan itibaren var olması ve başarısı verilen doğru kararlara doğrudan bağımlıdır. Karar verme süreci, karar verilecek herhangi bir konuya etki eden nicel ve nitel kriterleri aynı anda karar verme sürecine dahil ederek bir arada değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Doğru karak vermenin yolu her tür veri ve yargının bir arada değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Analitik Hiyerarşi Metodu sağladığı bu imkan nedeniyle işletmelerde verilecek kararlarda yaygın şekilde uygulanmaktadır.?Bir Dış Ticaret Firmasının İl Ve Bölge Bazında Temsilci Firma Seçiminde Analitik Hiyerarşi Metodunun Kullanılması? isimli bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır.Çalışmanın birinci bölümünde, AHM'nin esası olan karar olgusu incelenmiş, ikinci bölümde AHM'nin yapısı, özellikleri, metotla ilgili olarak literatürde bulunan bazı örnekler hakkında bilgi verilmiş; üçüncü bölümde uygulama kısmına hazırlık niteliği taşıyan dağıtım kanallarına yönelik genel bilgi verilmiş, dördüncü bölümde ise bir dış ticaret firmasıyla ilgili ön bilgi verildikten sonra AHM bu firmanın il ve bölge bazında temsilci firma seçiminde uygulanmıştır.

Analitik hiyerarşi süreciDağıtım kanallarıKarar verme
Emine Özlem Vahapoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Sermaye yapısı ve hisse senedi değeri arasındaki ilişkinin çeşitli borsalarda mukayeseli olarak incelenmesi

Sermaye yapısı teorileri firmaların sermaye yapılarının firma değeri ve sermaye maliyeti üzerinde nasıl bir etkisi olacağını incelemektedir. Ampirik çalışmalara göre genel olarak hisse getirileriyle sermaye yapısı oranları arasında pozitif bir ilişki beklenilmektedir.Çalışmada 1996 ? 2006 yıllarında İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB), Brezilya Borsası (Bovespa), New York Hisse Senetleri Borsası (NYSE) ve Londra Hisse Senetleri Borsasında (FTSE) işlem gören firmaların yatay-kesit verilerini kullanmak suretiyle, sermaye yapıları ile hisse senedi değerleri arasında bir ilişkinin olup olmadığı mukayeseli olarak incelenmiştir. Çalışmanın bağımlı değişkeni hisse senetlerinin aylık getirileri, bağımsız değişken ise sermaye yapısı oranlarıdır. Beta, firma büyüklüğü değişkenleri de diğer açıklayıcı değişkenler olarak kullanılmıştır. Çalışmada korelasyon analizi, portföy analizi ve panel regresyon analizi olmak üzere üç çeşit uygulama yapılmıştır.Yapılan analiz sonuçları, tüm borsalarda hisse getirileriyle borç oranı (Toplam Borçlar/Piyasa Değeri) arasında pozitif ve istatistikî olarak anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir. Bu ilişki NYSE ve FTSE'de İMKB ve Bovespa'ya göre daha güçlüdür. Analiz sonuçları Bovespa ile İMKB, NYSE ile de FTSE arasında ortak özellikler bulunduğunu göstermiştir.Anahtar Sözcükler: Sermaye yapısı, Hisse getirisi, Firma değeri

Nazif Burca
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Telekom A.Ş.'nin sunduğu hizmetlerin bilinirliğinin incelenmesi

Teknolojik gelişmeler, telekomünikasyon sektöründe baş döndürücü değişiklikler yaşanmasına neden olmuştur. Bu değişimler; ekonomik, politik, sosyal ve kültürel alanlardaki gelişmelerin temelini oluşturmuştur.Türk Telekom A.Ş. bu değişikliklerden doğrudan etkilenmiş; şirketin % 55 blok hissesi, 14 Kasım 2005 tarihinde Oger Ortak Girişim Grubuna devredilmiştir. Türk Telekom A.Ş. geçirdiği özelleştirme ve halka arz süreçleri sonucunda köklü yapısal değişiklikler yaşamıştır.Özel bir şirket olarak yoluna devam eden Türk Telekom A.Ş.'de yeni bir dönem başlamıştır.Türk Telekom A.Ş.'nin sunduğu hizmetlerden sabit telefon hizmeti, Arayan Numaranın Görünmesi (CLIP) Özelliği, 145 Dial-Up Erişimi, ADSL Internet Erişimi, Kablosuz Internet Erişimi (TTwinet), TT Sesli Mesaj, TT Aile Kart ve Web - Email - Sunucu Barındırma Depolama ve Yedekleme ile Türk Telekom A.Ş.'nin önümüzdeki dönemde sunacağı hizmetlerden TT VPN , VDSL ? 2 , IPTV ve Videofon'un müşteri ve iç müşteri tarafında bilinirlikleri incelenmiştir. Ayrıca Türk Telekom A.Ş.'nin kampanya ve reklamlarının bilinirliği ile iç müşterilerin hizmetler hakkında hangi kanallardan bilgilendirildiği araştırılmıştır.Bu araştırma sonuçlarına göre; ankete katılanların hizmetler hakkındaki ortalama bilgi puanlarının cinsiyete, yaşa, iş tecrübesine ve ünvana göre farklılık göstermezken eğitim düzeyine göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Müşteri anket grubunun %22.1'inin hala, Türk Telekom A.Ş. ve PTT'nin aynı hizmetleri sunduğunu düşündüğü saptanmıştır.

TelekomünikasyonTürk Telekom
Evrim Tekin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel iklimin örgütsel bağlılık üzerindeki etkileri

Çalışmada, örgütsel bağlılık ve bu bağlılığa etkisi olduğu düşünülen örgüt iklimi üzerinde durulmuştur. Örgüt ikliminin tanımı, unsurları ve iklim tipleri üzerinde literatür taraması yapılmıştır. Örgütsel bağlılığın tanımı ve unsurları ortaya konularak örgütsel bağlılık biçimlerinden bahsedilmiştir. Ardından örgütsel bağlılık ile örgütsel iklimin nasıl etkileştiği, literatür taramasından elde edilen bilgiler ışığında yorumlanmıştır. Teorik kısmın yanında, Çorum ilindeki KOBİ'ler hedef seçilerek, uygulama kısmı ile teorik çalışma içerisinde tartışılan etkileşimler desteklenmiştir.Bu kapsamda örgütsel iklim ve bağlılığı tespit etmeye yönelik ölçekler hazırlanmış ve işletmelere uygulanmıştır. Analizlerde özellikle ne gibi faktörlerin örgütsel bağlılığı arttırdığı, hangilerinin ise bağlılığı olumsuz etkilediği üzerinde durulmuştur. Bu yapılırken bağlılık biçimleri de ayrıştırılmış ve hangi faktörlerin hangi bağlılık biçimlerini ne yönde etkilediği araştırılmıştır.

Örgüt iklimiÖrgütsel bağlılık
Mustafa Emre Çağlar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Sigorta firmalarının değerinin özsermayeye serbest nakit akımları yöntemi ile tespiti ve İMKB uygulaması

Sigorta firmaları, yapı olarak reel sektör firmalarından farklıdırlar. Sigorta firmalarının değerlemesinde firmaya serbest nakit akımları yaklaşımı daha uygundur. Özsermayeye serbest nakit akımları yaklaşımı, firmaya serbest nakit akımları yaklaşımına çok benzerdir, fakat bu yaklaşımda serbest nakit akımları, faiz ödemeleri, bu faiz ödemeleri için vergi etkisi ve net borçlanmadaki değişimlerden sonraki nakit akımlarıdır. Bu yaklaşım özsermaye sahiplerine olan nakit akımlarına ve ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti yerine de özsermaye maliyetine yoğunlaşır.Bu çalışmada özsermayeye serbest nakit akımları yaklaşımı ile Türkiye'de kurulu 18 tane sigorta firmasının değer tespiti yapılmıştır.

Değerleme
Hasan Bal
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Marka yönetiminin tüketici satın alma davranışları üzerindeki etkisi ve bir inceleme

İşletmeler ile tüketiciler arasındaki en etkili iletişim ve tanıtım unsuru olan marka yaratılırken etkili bir planlama sürecine ihtiyaç duyulmaktadır. İşte, işletmelerin markaları için uygulamak durumunda oldukları bu planlama sürecine ?marka yönetim süreci? adı verilmektedir. Etkin ve başarılı bir marka yönetim süreci tüketicilerin beklentilerini karşılayarak onların satın alma davranışlarını da yönlendirebilmektedir.Bu çalışmada, çağın ekonomik, teknolojik ve sosyal koşulları altında işletmeler için önemi her geçen gün artmakta olan marka ve marka yönetim sürecinin tüketicilerin satın alma davranışlarını ne yönde nasıl etkilediği araştırılmaktadır. Bu amaçla hazır giyim sektöründe marka yönetiminin tüketici satın alma davranışına etkisi bir uygulama ile incelenmekte ve sunulmaya çalışılmaktadır.Yapılan çalışmada görülmektedir ki, tüketiciler için kalite ve fiyat markadan daha önemlidir.Anahtar sözcükler1.Marka2.Marka yönetim süreci3.Stratejik pazarlama planı4.Tüketici satın alma davranışı5.Tüketici satın alma karar süreci

MarkaMarka imajıMarka yönetimi+3
Burcu Kayral
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Teknoloji geliştirme merkezlerinde finansman sorunları

Türkiye'de Teknoloji Geliştirme Merkezi (TEKMER) ve Teknoloji Geliştirme Bölgesi (TGB) isimleriyle iki farklı şekilde yapılandırılmış olan üniversite-sanayi işbirlikleri, yeni yüksek teknoloji işletmelerinin oluşumunu ve gelişimini desteklemek, bu sayede ekonomik kalkınma ve rekabet üstünlüğü sağlamak amacıyla tüm dünyada, özellikle 1980'li yıllardan sonra başvurulan organizasyonlardır.Bu çalışma ile TEKMER ve TGB kavramlarını tanımlamak, bu tür organizasyonların işleyişini ve yararlarını açıklamak, Türkiye'deki mevcut durumunu ortaya koymak, bünyelerinde faaliyet gösteren işletmelerin yararlanabilecekleri finansman kaynaklarını belirlemek, bu kaynakların Türkiye'deki kullanım durumunu, kaynaklara erişim ve kaynakların kullanımı sırasında karşılaşılan sorunları ortaya koymak ve bu sorunlara çözüm önerileri getirmek amaçlanmaktadır.Çalışma kapsamında ODTÜ TEKMER, ODTÜ Teknokent TGB ve Hacettepe Üniversitesi TGB bünyesinde yer alan 30 işletmenin katılım sağladığı bir anket gerçekleştirilmiştir.Araştırma neticesinde aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır:İşletmelerce en çok kullanılan finansal kaynaklar sırasıyla kişisel tasarruflar, arkadaşlar ve aile yoluyla elde edilen fonlar, devlet teşvikleri ve ticari banka kredileridir.Devlet teşvikleri içerisinde en çok KOSGEB ve Tübitak-TEYDEB desteklerinden yararlanılmaktadır.İşletmeler iş melekleri ve risk sermayesi finansman yöntemleri ve finansal kaynak sağlamak için yararlanabilecekleri AB programları hakkında yeterince bilgi sahibi değildirRisk sermayesi yönteminin kullanımında RS şirketlerinin sayıca az olması ve mevzuat yetersizlikleri sorun oluşturmaktadır.Ticari banka kredilerine yeterince başvurulmaması yüksek kredi faizleri ve teminat gereksinimlerinden kaynaklanmaktadır, bu durumu iyileştirmek için kurulmuş olan Kredi Garanti Fonu'ndan işletmeler yeterince haberdar değildir.Devlet teşvikleri ve AB programlarının kullanımında aşırı başvuru prosedürleri ve bürokrasi sorun oluşturmaktadır ve özellikle yeni işletmeler bu bürokrasiden kaçınmaktadır.İşletmeler kendilerine sağlanan vergisel teşvikleri yeterli görmelerine karşın TGB'lere yönelik mevzuatı yetersiz bulmaktadır.

Öznur Yavuz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Marka kavramı ve küresel markalar yaratmada turquality'nin önemi üzerine bir araştırma

Marka bir işletmenin ürün veya hizmetlerini diğer işletmelerinkinden ayırt etmeye yarayan isim, terim, tasarım, sembol veya diğer özellikler olarak tanımlanmakta olup, günümüzde marka kelimesi bu tanımdan çok daha fazlasını ifade etmektedir. İhracatta marka ise, ülkeye giren döviz miktarını artırdığı gibi gerek işletmenin gerekse de ülkenin rekabet gücünü artırmaktadır. Fason üretim yapmak yerine dünya çapında markalı ürünler üretip ihraç etmek ülkeye giren döviz miktarını katlanarak artırmaktadır.Bu bağlamda, dünyanın devlet destekli ilk ve tek markalaşma programı olan Turquality projesi, uluslararası pazarlarda olumlu Türk Malı imajı oluşabilmesine katkıda bulunmak üzere, Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından uygulamaya konulmuştur. Turquality, ?10 yılda 10 dünya markası yaratma vizyonu? ile markalı ürün ihracatını artırmayı hedeflemektedir.Tez kapsamında, Turquality programı dahilindeki işletmelerin üst düzey yöneticilerinin Turquality'e yaklaşımlarını belirlemek üzere uygulanan anket çalışması sonucunda, sözkonusu işletmelerin Turquality programı sayesinde birer küresel marka olabileceklerine ve markalı ürün ihracatlarını arttırabileceklerine dair olan inançlarının kuvvetli olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, Turquality programına yeni sektörlerin dahil edilmesinden sonra, hazır giyim haricindeki sektörlerin ihtiyaçlarına göre yeniden revize edilmesi yönündeki ihtiyaç saptanmıştır.

Elif Haliloğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Dönüşümcü liderlik davranışlarının personelin iş tatminine etkisi ve bir askeri birlikte uygulama çalışması

Bu araştırmada, dönüşümcü liderlik davranışlarının personelin iş tatminine olan etkisi incelenmiştir.Araştırmanın örneklemi, Ankara'da askeri birlikte görev yapan 45 subaydan oluşmaktadır.Araştırmada üç bölümden oluşan veri toplama aracı kullanılmıştır; birinci bölümde, araştırmaya katılan bireylere ilişkin bilgiler; ikinci bölümde ?Dönüşümcü Liderlik Anketi?; üçüncü bölümde ?İş Tatmini Anketi? kullanılmıştır. Kişisel Bilgiler Bölümü 8, ?Dönüşümcü Liderlik Anketi? 40, ?İş Tatmini Anketi? 15 ifadeden oluşmuştur.Veri analizinde, gerekli görülen istatistiksel tekniklerin yanında, veri gruplarının türüne göre iki gruplu karşılaştırmalarda, verilerin normal dağılması durumunda Student t testi, normal dağılmaması durumunda Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Üç ve daha fazla gruplu karşılaştırmalarda, verilerin normal dağılması durumunda ANOVA testi, normal dağılmaması durumunda, Kruskall-Wallis testi kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiye ise Korelasyon analizi ile bakılmıştır.Bulgular, askeri birlikte görev yapan subayların dönüşümcü liderlik özellikleri taşıdıkları yönünde ve bu özelliklerin personelin iş tatminine olumlu etki yaptığı yönündedir. Dönüşümcü liderlik ve iş tatmini arasında anlamlı bir farklılığa rastlanılmıştır.?İdealleştirilmiş etki personelin iş tatminine olumlu yönde etki eder.?Telkinle güdüleme personelin iş tatminine olumlu yönde etki eder.?Entellektüel uyarım personelin iş tatminine olumlu yönde etki eder.?Bireysel destek personelin iş tatminine olumlu yönde etki eder.?Yaş grupları arasında puanlar açısından anlamlı farklılık görülmemektedir. Sadece Entellektüel uyarım ve Dönüşümcü liderlik puanları istatistiksel olarak anlamlı derecede kadınlarda yüksek görülmektedir.?Medeni durumlar arasında puanlar açısından anlamlı farklılık görülmemektedir.?Eğitim grupları arasında puanlar açısından anlamlı farklılık görülmemektedir.?Çalışma yılı grupları arasında puanlar açısından anlamlı farklılık görülmemektedir.Anahtar Kelimeler:1. Lider2. Dönüşümcü liderlik3. Dönüşümcü liderlik boyutları4. İş tatmini5. İş gören

DönüşümLiderlik
Gökçen Dümen
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Muhasebede değerleme ve firma değeri ile ilişkisinin tespiti

İşletmenin finansal durumunun ve finansal performansının biçimlendirilmiş bir sunumu olan finansal tabloların amacı, kullanıcıların ekonomik kararlar verirken kullanmaları için işletmenin finansal durumu, performansı (faaliyet sonuçları) ve nakit akışları hakkında gerçeğe uygun bilgi sağlamaktır.İşletme sahip ve yöneticileri dahil, işletme ile ilgili kişi ve kuruluşların tümünün işletme ile ilgili bilgileri finansal tablolardan sağladıkları düşünüldüğünde, muhasebedeki değerleme sürecinin önemi bir kez daha görülür. Finansal tablo unsurlarının muhasebenin temel kavramları gereği ulusal para birimi cinsinden ifade edilmeleri gerekmektedir. Bu anlamda değerleme, envanter sonucu miktarları belirlenen işletmeye ilişkin varlık hak ve borçların değerlerinin ulusal para birimi cinsinden ifade dilmesi süreci? dir. Değerleme, ?finansal tablo unsurlarının finansal tablolarda izlenecek tutarlarının belirlenmesi işlemidir?.Değerleme işleminin bilanço ve gelir tablosu kalemlerinin tümünü dolaylı veya doğrudan etkilemesi, değerleme işleminin tüm ilgili kişiler açısından önemli kılmaktadır.Çalışmada muhasebedeki değerleme yöntemlerindeki değişimin firma piyasa değerini etkileme derecesini test edilmiştir. İkinci olarak da, muhasebe verilerine dayalı (finansal tablo analizi sonucu üretilmiş oranlar) 16 adet değişkenin firma piyasa değerini açıklama gücünü test edilmiştir.Türetilen kanonik denklemlere bakıldığında bu 16 adet değişkenlerin piyasa değerini 6 şirkette %99, 5 şirkette %98, 3 şirkette %97, 1 şirkette %96 ve 1 şirkette de %94 oranında tespit kabiliyetinin olduğu belirlenmiştir. Kanonik analizlere ilişkin istatistiksel güvenilirlik testlerinin sonuçlarına bakıldığında bütün şirketler için sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı çıkmıştır. Ve sonuç olarak muhasebe verilere dayanılarak firma değeri ile ilgili çıkarımlar yapılabileceği tespit edilmiştir.

DeğerlemeFinansal analizFinansal tablolar
Emine Çına Bal
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Kültürün seçmen davranışları üzerine etkisi (Ankara ili Sincan ve Ümitköy ilçelerinde yapılan bir uygulama)

ÖZCAN, Mert. Kültürün Seçmen Davranışları Üzerine Etkisi (Ankara İli Sincan ve Ümitköy İçlerinde Yapılan Bir Uygulama), Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2008Ankara ili Sincan ve Ümitköy bölgelerinde yaşayan kültürün seçmen davranışları üzerine etkisini belirlemeye yönelik olarak yapılan bu çalışmada; Ankara metropolü içerisinde bulunan nispeten yaşayanların eğitim ve yaşam standartlarında farklılık olan ilçeler seçilmeye çalışılmıştır.Ümitköy ve Sincan ilçelerinde tesadüfî örneklem metodu ile seçilen 384 kişi ile yüz yüze görüşülmüş seçmenlere 23 sorudan oluşan bir anket formu uygulanmıştır.Bu çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm kavramsal çerçevedir. Araştırma bulgularının yorumlanması açısından bu bölüm önem taşımaktadır. Çalışmanın ikinci kısmında ise araştırmanın kurumsal temelleri belirtilmiştir. Bu bölümde araştırmanın evreni ve örneklemi ile literatür incelemesi kısımları bulunmaktadır. Araştırmanın son bölümünü ise alan araştırmasından elde edilen verilerin analiz ve sentezi oluşturmaktadır.Anahtar Sözcükler1.Seçmen Davranışları2.Politik Pazarlama3.Politika4.Kültür

KültürSeçmen davranışıSiyaset+1
Mert Özcan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Acil servislere başvuran hasta ve hasta yakınlarının memnuniyet durumlarının değerlendirilmesi ve bir uygulama

Sağlık sektöründe rekabetin artması ile, tüm hizmet işletmelerinde olduğu gibi, kaliteli hizmet sunmak, sağlık işletmelerinin de ilk hedefi olmaya başlamıştır. Sağlık işletmesi, hedef kitlesinin beklentilerini karşılayabildiği ve geçebildiği ölçüde kalitelidir.Sağlık hizmetlerinde kalitenin bir boyutu da, algılanan hizmet kalitesidir. Algılanan hizmet kalitesi: Tüketicilerin bekledikleri hizmet ile algıladıkları hizmeti karşılaştırma esasına dayanır.Bu çalışma ile, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi Acil Servisine başvuran hasta ve yakınlarının, beklenti düzeyleri ve aldıkları hizmetlerden memnuniyet durumları karşılaştırılmaya çalışılmıştır.Veri toplamak için anket formu kullanılmış ve acil serviste yatan hastalardan gönüllü olan 160 kişi araştırma kapsamına alınmıştır. Veriler, SPSS :11 programı kullanılarak analiz edilmiştir.Anket sonucunda, İbni Sina Hastanesi Acil Servisine başvuran hasta ve yakınlarının beklenti ve memnuniyet düzeyleri arasında fark olduğu görülmüştür. Beklenti düzeyleri ile memnuniyet durumları arasındaki farkın en fazla sırasıyla; Doktorlar, Fiziki Çevre ve Hemşireler gruplarında olduğu görülmüştür. Ayrıca, hasta ve yakınlarının beklenti ve memnuniyetlerinin demografik ve diğer bazı özelliklere göre değişiklik gösterdiği tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Hizmet, Sağlık Hizmetleri, Hizmet Kalitesi, Hasta Memnuniyeti.

Hasta memnuniyetiHizmetHizmet kalitesi+3
Şimel Gülhan Tınmaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
10
DoctorateOpen AccessEN

Dijital pazarlama yeterlilikleri

Developments and pervasiveness of IT-based digital technologies have altered customer expectations and escalated competition. To be able to address these changes in the market, numerous firms invest in digital marketing transformation. In this dissertation, I suggest that digital marketing capabilities (DMCs) are the key factors to succeed in an increasingly disruptive business environment. The first essay provides a thorough conceptualization of this construct through a multidisciplinary systematic literature review that combines insights from marketing, information systems, and strategic management disciplines. Building on resource-based theory and dynamic capabilities, I not only classify DMCs by capturing their hierarchical essence but also depict how they are related with one another. I also introduce and discuss several internal and external enablers that would regulate the link between DMCs and digital transformation. The second essay focuses on a specific DMC: social media capability. Building on Communication Accommodation Theory, the second essay empirically examines whether and how a brand's linguistic style used in social media impacts engagement when it joins another brand's social media conversation. In addition, I examine the influence of timing of posting social media content in driving engagement when joining social media conversations of other brands.

Onur Osmanoğlu
Koç University · Institute of Business Administration
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal raporların bağımsız denetiminde hile ve usulsüzlüklerin tespit edilmesi: SAS 99 kapsamında incelenmesi ve SPK düzenlemesi ile karşılaştırılması

Finansal raporlarda meydana gelen hile ve usulsüzlükler finansal rapor kullanıcılarını aldatmak ve zarar vermek amaçlarıyla tutarların kasıtlı olarak yanlış beyan edilmesi veya açıklamaların ihmal edilmesidir. Finansal raporlardaki hile ve usulsüzlükler, finansal raporların güvenilirliğini ve kalitesini düşürdüğü, sermaye piyasalarına olan güveni azalttığı ve denetim mesleğinin dürüstlüğünü ve tarafsızlığını tehlikeye attığı için zararlıdır. Finansal raporlarda meydana gelen hile ve usulsüzlükler birçok yöntemi içermesine rağmen, bağımsız denetçilerin bağımsız denetim sırasında ele alacakları hile ve usulsüzlükler hileli finansal raporlamadan kaynaklanan ve varlıkların suistimal edilmesinden kaynaklananlardır.Amerikan Sertifikalı Kamu Muhasebecileri Enstitüsü A.B.D'deki çok büyük şirketlerde meydana gelen hile ve usulsüzlüklere tepki olarak ve kamunun bağımsız denetimden geçmiş finansal raporlara olan güvenini tazelemek için SAS 99'u yayımlamıştır. Hile ve usulsüzlük ve bağımsız denetçilerin hile ve usulsüzlükleri tespit etmesine ilişkin sorumluluğu konuları ayrıca Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yayımlanan Sermaye Piyasasında Bağımsız Denetimi yeniden düzenleyen tebliğde ele alınmıştır. Tebliğde yer alan bağımsız denetçilerin hile ve usulsüzlükleri ele almalarına ilişkin açıklamalar ve gerekler SAS 99 ile karşılaştırıldığında neredeyse aynıdır. Her iki belge de bağımsız denetçilerin riskli alanları değerlendirmelerine, hile ve usulsüzlükleri tespit etmelerine, bilinen veya şüphelenilen hile ve usulsüzlükleri gerekli yerlere iletmelerine yardımcı olacak yeni denetim prosedürleri sağlamaktadırlar.SAS 99'da ve tebliğde yer alan gereklere göre bağımsız denetim uygulamalarının yürütülmesi bağımsız denetçilerin yeni beceriler kazanmalarını gerektirecek ve bağımsız denetim uygulamalarının daha fazla zaman almasına ve pahalı olmasına neden olacaktır. Ülkemizde tebliğin etkili bir şekilde uygulanabilmesi ayrıca işletmelerdeki bağımsız denetimin uluslar arası denetim standartlarına uygun olarak yürütülmesini zorunlu tutan tasarı halindeki Türk Ticaret Kanunu'nun yasalaşmasına bağlıdır.

Bağımsız dış denetimDenetim standartlarıFinansal raporlama+1
Ahmet Balcı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki özel diş kliniklerinin kurumsallaşma düzeyinin finansal yapılarına etkileri ve anket calışması

Bu araştırmada Türkiye'deki diş kliniklerinin kurumsallaşma düzeyinin finansal yapılarına etkileri belirlenmeye çalışılmıştır.Kliniklerin kurumsallaşabilmesi için uygulanabilir öneriler geliştirmek ve bu bilgileri diş hekimleri ile paylaşarak ülke ekonomisine katkı sağlamak araştırmadan beklenen faydalardır.Bu sonuca ulaşabilmek için literatür taramasına dayanan çalışma yapılmış ve Türkiye'de faaliyet gösteren özel diş kliniklerinde kurumsallaşma konusunda durum saptaması yapmak üzere anket yöntemi uygulanmıştır.Araştırmada özel diş kliniklerinin kurumsallaşma düzeylerinin yetersiz olduğu finansal sorunlarının bulunduğu, kurumsallaşmış yapıların daha az finansal sorun yaşadıkları bulgulanmıştır.Kurumsallaşma ve diğer altı boyut arasında istatistiki önemli ilişkiler tespit edilmiştir. İnsan Kaynakları Yönetimi, Toplam Kalite Yönetimi, Finans Yönetimi, Malzeme Yönetimi, Pazarlama Yönetimi ve Müşteri İlişkileri Yönetimi ile kurumsallaşma arasında doğrudan ve birbirleri ile dolaylı yoldan pozitif yönde etkilendiği kabul edilmiştir.Diş hekimlerinin temel işletme eğitimlerine ihtiyacı olduğu ve kliniklerin gelecekte finansal sorun yaşamamaları ve rekabet güçlerini arttırabilmeleri için kurumsallaşma düzeylerini arttırmaları gerektiği ortaya çıkmıştır.Diş hekimliği fakültelerinin son sınıflarındaki öğrencilerine temel işletme eğitimlerinin verilmesi ve diş kliniklerinin kurumsallaşmak için danışmanlık hizmeti almaları tavsiye edilmektedir. Özellikle girişimci ve risk alabilen, işletme ve yönetim yüksek lisansı yapmış diş hekimlerinin bu eğitim ve danışmanlık hizmetlerinde daha etkili olabileceği tavsiye edilmektedir.Anahtar Kelimeler:Diş Hekimi, Kurumsallaşma, Diş Kliniği, Yönetim, Finans

Mahmut Demirkan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00