Bitlis Eren University
Anabilim Dalı

Sosyoloji Anabilim Dalı

Bitlis Eren University

1.236

Arşivlenen Tez

4

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Günümüzde Ortadoğu'da toplumsal çatışma

II ÖZET Yüksek Lisans Tezi Günümüzde Ortadoğuda Toplumsal Çatışma Gökben ÖZER Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Ana Bilim Dalı 2005; Sayfa: V+ 87 Ortadoğu sahip olduğu inançsal, ekonomik ve jeopolitik özellikleri nedeniyle dünyanın en önemli bölgesidir. Bu Önemli bölge tarihin başlangıcından beri birçok medeniyete doğuş yeri olması nedeniyle kültürel açıdan da paha biçilmez bir değere sahiptir. Tüm bu özellikler Ortadoğu coğrafyasının tarihin her döneminde mercek altında tutulmasına, yaşanılan dönemin büyük devletlerinin karşılıklı mücadele alam olmasına ve böylece ardı arkası kesilmeyen çatışmaların yaşanmasına neden olmuştur. Günümüze kadar devam eden ve halâ bitmek bilmeyen bu savaşlar bölgede huzur ve refah bırakmamış, bölgenin sosyal, siyasal ve ekonomik yaşamını felç etmiştir. Ortadoğu bölgesinde yaşanan korkunç olaylar, dünya üzerinde hakimiyet kurmak isteyen güçlerin bu toprakları almadan iste Herinin gerçekleşmeyeceğini bilmelerinden kaynaklanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ortadoğu, Tarih, Çatışma

Gökben Özer
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2005
00
DoktoraAçık ErişimEN

Turkey's "Benevolent expansion" in Somalia: Development gifts and power resources of an emerging country

This dissertation analyzes Turkey-Somalia development partnership from a comparative historical and relational perspective, while addressing gift theories to interpret Turkey's aid politics. Emerging donors introduce new discourses, practices, and institutions into international aid architecture, and they are assumed to be transforming North-South hierarchies. Turkey has gained an emerging donor reputation and Somalia is the most comprehensive example to analyze Turkey's changing aid politics. I argue that aid modalities change historically, but states use foreign aid to expand their power resources. I compare post-colonial Italian development aid, Cold War Soviet military aid, and Turkey's humanitarian aid to post-state collapse Somalia. I question the relation between donor states' expansionist interests and their aid politics. After the World War 2, former colonist Italy used development aid to restore its plantations, to monopolize Somali banana trade, and hence to actualize a neo-imperial expansion. During the Cold War, the USSR wanted to counterbalance the US presence in Ethiopia, and provided arms to Somalia to access its naval facilities; thus, Moscow achieved a geopolitical expansion through military aid. After two decades from Somalia's destructive 1991 civil war, Turkey responded to the country's severe drought crisis with a humanitarian intervention in 2011, and humanitarian aid created an unexpected opportunity for an emerging country to accumulate power resources in a "failed state." To compare Turkey's aid politics to Italian and Soviet aid regimes, I question the relation between humanitarian aid and material gains. I establish that Turkey's state-led aid campaign incorporated foreign policy interest, the humanitarian imperative, and Islamic charity ethics. Based on parliamentary archives between 2002-2015, I show that Turkey's AKP government firstly approached Somalia to leverage its regional leadership claims, but later 2011 humanitarian aid campaign discursively concealed Turkey's foreign policy objectives with a compassionate rhetoric of saving lives. Relying on expert interviews conducted with Turkey's official and faith-based NGO actors, I establish that Islamic ethics and nationalist aspirations informed the making of aid projects, where charity and foreign policy concerns blended disinterested and self-interested motives. By addressing theories on gift exchange, I define Turkey's aid politics as a "benevolent expansion". In the last chapter, I interpret Somali community's positive and negative responses toward Turkey's endeavors through in-depth interviews conducted with Somali scholarship students, entrepreneurs, and academics in Turkey and elsewhere. Turkey's scholarship programs triggered a student migration, and graduates initiated diasporic networks in Turkey. I conclude that access to economic gains determines the perception of transnational Somali community toward Turkey either as a win-win partner or as a foreign actor accumulating unequal benefits.

GiftState aidDevelopment ideologies+7
Erdem Kayserilioğlu
Koç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Emekliler ve sorunları üzerine sosyolojik bir araştırma Şanlıurfa örneği

Bu araştırma, ülkemizdeki emeklilik yaşantısı ve bu yaşantının sonucunda karşılaşılanekonomik, sosyal, psikolojik, hukuki, fizyolojik sorunlar ve bu sorunlara çözümlerinbulunması amacıyla gerçekleştirilen, karşılaştırmalı bir alan araştırmasıdır.Bu çalışmada araştırmacı tarafından literatür taraması ile hazırlanan ve Şanlıurfa ilindeikamet eden farklı meslek gruplarından 123 emekliye uygulanan anketler vasıtası ile eldeedilen veriler işlenerek araştırmada sunulmuştur.Bu alan araştırmasının sonucunda, farklı meslek ve gelir gruplarında da olsaülkemizde emeklilerin farklı boyutlarda büyük sorunlar yaşadığı tespit edilmiştir. Üstmeslekten emekli olanların, Şanlıurfa ilinde ikamet etmek istemedikleri görülmüştür.Şanlıurfa ilinde, emekliye yönelik sosyal ortamların olmadığı tespit edilmiştir.Emeklilerin yaşadığı diğer sorunların temelinde, ekonomik nedenlerin daha yoğunolduğu görülmüştür. Ayrıca, Şanlıurfa ilinde kadınların, emeklilik sürecine, erkeklerden dahakolay uyum sağladıkları, yapılan araştırma sonucunda ortaya çıkmıştır.

Jale Şahin
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlköğretim öğretmenliğinin demokrasi konusundaki görüşleri üzerine bir araştırma

Bu araştırma, ilköğretim öğretmenlerinin demokrasi konusundaki görüşleri üzerinebir araştırmadır. Araştırmanın evrenini ve örneklemini İstanbul ilinin Ümraniye ilçesindekitüm devlet ilköğretim okullarında görev yapmakta olan sınıf öğretmenleri ve branşöğretmenleri oluşturmaktadır. Betimsel özellikte olan bu çalışmada, araştırmaya katılanöğretmenlerin görüşlerine başvurulmuş. Bunun için bir anket geliştirilmiştir.Verilerin çözümlenmesinde frekanslar ve yüzdelikler kullanılmıştır. Temel özetistatistikler elde edilerek bulgular değerlendirilmiştir. Yaş, cinsiyet, mesleki kıdem, medenidurum, doğum yeri değişkenleri ile diğer değişkenler arasındaki ilişki çapraz tablolama veki-kare testi analiz tekniği ile tablolaştırılmış ve ortaya çıkan bulgular değerlendirilmiştir.Yapılan analiz sonuçlarında, ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerindemokratikleşme sürecinde ilköğretim öğretmenlerinin demokrasinin anlatılan bir olguolmaktan öte, yaşanılan bir süreç olduğu gerçeğinin göz ardı etmemeleri gerekir. Yaş,cinsiyet, mesleki kıdem, medeni durum, doğum yeri değişkenleri ile diğer değişkenlerarasındaki ilişki bakımından anlamlı bir ilişki görülmektedir.Anahtar Kelimeler: İlköğretim öğretmenleri, Demokrasi, Eğitim, Öğretmen-Öğrenci İlişkileri, Demokrasi Eğitimi, Demokratik Eğitim,

Bayram Duman
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite giriş sınavının üniversite sınavına giren öğrenciler üzerindeki etkileri

ÖZETYÜKSEK LİSANS TEZİÜNİVERSİTEYE GİRİŞ SINAVININ ÜNİVERSİTE SINAVINA GİRENÖĞRENCİLERÜZERİNDEKİ ETKİLERİSibel ÇINARFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüSosyoloji Anabilim Dalı2006 Sayfa: XXIV+192Bu araştırmanın konusu ?Üniversite sınavının sınava hazırlanan öğrencilerüzerindeki etkileri ile eğitim ve dershaneler hakkındaki genel bilgiler?den oluşmaktadır.Araştırmanın amacı farklı seviye, yaş, sosyal-kültürel ve ekonomik yapıda olupsınava hazırlanan öğrencilerin sınav sistemi ve devlet okulları hakkında nelerdüşündüklerini, üniversite okumaya niçin önem verdiklerini ve sınavda başarılı olmaklailgili düşüncelerini etkileyen unsurların neler olduklarını ortaya çıkarmaktır.Çalışmanın bulguları şu sonuçlara ulaşmıştır : Devlet okullarında verilen eğitimgenellikle üniversite sınavını kazanmak için öğrencilere yeterli gelmemektedir. Bunedenle de dershanelere yönelmektedirler. Adaylar gelecekte bir iş sahibi olabilmekiçin üniversite okumanın şart olduğunu düşünmektedir. Ayrıca Öğrenci Seçme Sınavı(ÖSS)'na hazırlanan adayların büyük çoğunluğunda stres, endişe, kaygı, ilişkibozukluğunun ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Çünkü sınava ciddi anlamda çalışarakhazırlanan adaylar, kendilerini bir seneliğine (bazen daha fazla bir süre) sosyal hayattansoyutlamaktadırlar.Devlet okullarında verilen eğitimin yetersiz olması dershanelerin yaygınlaşmasınaneden olmuştur. ÖSS'ye giren hemen hemen tüm adaylar bir yıl da olsa dershaneyegitmekte ve eksikliklerini gidermeye çalışmaktadırlar.Sonuç olarak tüm adaylar sınavı kazanamamaktadırlar ve genelde daha başarılıolanlar daha iyi eğitim alanlar arasından çıkmaktadır.Anahtar Kelimeler: Eğitim, devlet okulları, üniversite sınavı, stres, üniversite, öğrencipsikolojisi, başarı

Sibel Çınar Özdemir
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

"Türk medyasındaki gazetecilerin medya etiğine yaklaşımları: İstanbul örneği"

ÖZETYüksek Lisans Tezi? Türk Medyasındaki Gazetecilerin Medya Etiğine Yaklaşımları: İstanbulÖrneği?Sultan ÖZDEMİRFırat Üniversitesi Sosyal Bilimler EnstitüsüSosyoloji Anabilim DalıSon yıllarda etik tüm dünyada çok tartışılan bir konu. Bugün tüm dünyadamedyada, tıpta, iş dünyasında, siyasette ve daha birçok alanda etik sorunlarınyaşandığından söz edilmekte.Bugün hem teknolojinin hem de ekonominin ulaştığı son nokta insanyaşamındaki her şeyi belirleme düzeyindedir. Gelişen teknoloji bugün hem yaşamımızıkolaylaştırmakta hem de insan yaşamına yaptığı ölümcül müdahalelerle bu alanda etiksorunların artmasına neden olmaktadır. Aynı şekilde ekonominin de insan yaşamınıntüm olanaklarını belirlemesi, insan ilişkilerinden çeşitli kurumlara kadar her şeyibelirleyen ölçütün ekonomik çıkar olması son yıllarda etik kaygıların artışına ve etiğinçok tartışılan bir konu olmasına neden olmuştur.Günümüzde piyasa koşullarının yarattığı yıkıcı etkilerden medya da nasibinialmıştır. Ekonomi ve teknoloji, diğer birçok alanda olduğu gibi medyada da yaşananbirçok etik problemin oluşum sebebidir. Medyanın günümüzde toplumlar üzerindekiyönlendirici gücü düşünüldüğünde medyada sergilenen etik dışı tavırlar toplumsalalanın geleceği için çok önemli bir tehdit oluşturmaktadır.Medyanın toplumsal yönelimleri belirleyici gücünden dolayı bu alanda etik çoktartışılmaktadır. Medyanın toplumlar ve demokrasi için bu kadar kritik bir noktadabulunması medyada etiğin önemini daha da arttırmaktadır.Bu çalışma, bütün bu tartışmalar içerisinde gazetecilerin medya etiği ihlallerineyaklaşımlarını içermektedir. Çalışmanın teorik kısmında, etik kavramı analiz edildiktensonra medya etiği ve medya etiğinde yaşanan etik problemler tanımlanmıştır.Çalışmanın uygulama kısmında ise; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), ÇağdaşGazeteciler Deneği (ÇGD) ve Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) üyesi gazetecilerinmedya etiğine yaklaşımlarını belirlemek amacıyla anket uygulanmıştır. Dernek veCemiyet üyesi gazetecilerin, demografik özellikleri, sosyo-ekonomik özellikleri vemedyadaki etik ihlallere yaklaşımları anket verileri kullanılarak gösterilmiştir.Çalışmada ulaşılan bulgulara baktığımızda gazetecilerin etiği medya için zorunlu birkoşul olarak gördükleri ancak haber oluşum sürecinde gerek kendileri gerekse kendileridışındaki sebeplerden dolayı etik ilkelere uygun davranılmadığı sonucuna varılmıştır.Özellikle tekelleşmeyle birlikte birkaç kişinin bütün medya kuruluşlarını elindebulundurması, medya patronlarının başka alanlarda da yatırımları olan holding sahibikişiler olması ve bunlara bağlı olarak çıkara dayalı haber anlayışının gelişmesimedyada yaşanan etik sorunların temel nedenleri olduğu sonucuna varılmıştır.

Sultan Özdemir
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aile içi şiddet sürecinde kadına yönelik şiddet üzerine sosyolojik bir araştırma

ÖZET?Aile içi şiddete maruz kalan kadınlara yönelik, sosyolojik bir araştırma? adlıyüksek lisans tez araştırması 6 bölümden oluşmakta ve ekler kısmında ise aile içişiddetin önlenmesi amacıyla uluslar arası düzeyde yapılan çalışmalar ve TBMM'nin?töre ve namus cinayetleri ve kadınlara ve çocuklara yönelik şiddetin sebeplerininaraştırılması ile ilgili görüşme metni hakkında bilgi verilmektedir. Araştırmanın birincibölümü olan giriş bölümünde ilk olarak araştırmamızda temel aldığımız konunun neolduğu anlatılmakta, bu konuyu hangi amaçla seçtiğimiz yani araştırmanın amacı,araştırmayı yaparken hangi yöntemi veya yöntemleri kullandığımız araştırmamızdaaraştıracağımız hipotezlerimiz ve araştırmamızın sınırlılıkları yer almaktadır.kinci bölümde araştırmanın kuramsal çerçevesini belirleyip, şiddet kavramı,şiddetin türleri, aile içi şiddet ve kadına yönelik şiddet kavramlarını inceledik. Üçüncübölümde aile içi şiddet kavramını başlı başına ele alarak aile içi şiddetin toplumsalkaynakları, aile içi şiddetin nedenleri ve aile içi şiddetin türleri hakkında bilgi verdik.Dördüncü bölümde aile içi şiddete en çok maruz kalan insan cinsi olan kadınıele alıp kadını farklı statüleri açısından incelemekteyiz. Bu bağlamda kadını, anneolarak, çalışma hayatında, toplumsal değişme olgusu içerisinde ve siyasal hayatta elealıp inceledik.Beşinci bölümde ise dünyada ve Türkiye'de aile içi şiddet ve kadına yönelikşiddet konularını irdeledik. Dünya' da ve Türkiye'de kadına yönelik şiddetin boyutlarınıortaya koymaya çalıştık. Aile içi şiddetin çok farklı bir boyutu olan namus cinayetlerihakkında bilgi vermeye çalıştık. Kadın üzerindeki şiddetin kadın üzerindeki fizyolojikve psikolojik izlerini anlattık. Aile içi şiddete uğrayan kadınlara yardım amacıylakurulan Kadın Sığınma Evleri ve Danışma ve Dayanışma Merkezleri hakkında bilgiverdik.Altıncı bölümde Türk Hukuk'unun kadına yönelik bakış açısını ele alıpinceledik. Balıkesir - Burhaniye Adliyesi Asliye Hukuk Mahkemesinde sağlanan vekadına yönelik şiddete ilişkin örnek niteliği taşıyan dava özetleri sunduk. Son olarakekler bölümünde ise CEDAW, Pekin+5 Deklarasyonu gibi uluslar arası düzeydeki aileiçi şiddeti önlemeye yönelik düzenlemeler hakkında bilgi vererek CEDAW ülkeraporuna ek şiddet çalışmalarına yer verdik.

Funda Mutlu
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
DoktoraAçık ErişimTR

Öğretim üyelerinin boş zaman etkinlikleri üzerine sosyolojik bir araştırma: Doğu Anadolu örneği

Boş zamanların değerlendirilmesi, insan yaşamının her döneminde ele alınmasıgereken bir konu olmasının yanında bu faaliyetlere katılma insan yaşamının önemli birzaman dilimini oluşturmaktadır. Boş zaman sanayileşme öncesi toplumlarda üst sosyalsınıflar için bir statü sembolü ve prestij kaynağı olarak kullanılırken, bu anlayışgünümüz modern toplumlarında günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçasınıoluşturmuştur. Günümüz modern toplumlarında ekonomik, sosyal- politik yaşamdagörülen hızlı ve baş döndürücü değişiklikler, boş zamanların önemini ve değerlendirmebiçimini de etkilemiştir.Toplumda, belirli bir sosyal statüye sahip olan öğretim üyeleri saygın veönemli bir görev üstlenmekle beraber aynı zamanda yoğun ve stresli bir mesleksahibidirler. Üst ve ortanın üstü sosyo-ekonomik grup içerisinde gösterilen eğitimli,bilgili, birey olmalarının yanında, toplumun geleceğine yön veren kurumlarda görevyapmaktadırlar. Bu grubun boş zamanlarında hangi aktivitelere ve ne sıklıklakatıldıkları bu araştırmanının konusunu oluşturmaktadır.Elde edilen araştırma verileri ışığında; öğretim üyelerinin kişisel bilgiler vesosyo-ekonomik özellikleri belirlenmiştir. Boş zaman değerlendirme etkinliklerieğlenme, dinlenme, toplumsallaşma ve toplumsal ilişkiler gibi işlevleri yerinegetirmektedir. Öğretim üyeleri kitap okuma, aile üyeleri ile birlikte olma, sosyal vekültürel faaliyetlere katılma gibi bireysel-entellektüel gelişme ve sosyal ilişkiler yönüağırlıklı olan aktivitelere katılmaktadırlar. Kahve-kafeteryaya gitme, bar-gazino-birahane gibi eğlence yerlerine gitme gibi etkinliklere ise, düşük oranlardakatılmaktadırlar.Anahtar Kelimeler: Boş Zaman, Rekreasyon, Boş Zaman Etkinlikleri, ÖğretimÜyeleri

Mikail Tel
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
DoktoraAçık ErişimTR

Televizyonun kadınların gündelik yaşamlarına etkisinin sosyolojik açıdan incelenmesi: Elazığ örneği

Esra Gülmez
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Meslekler sosyolojisi açısından doktorluk mesleği ve doktorlar: Elazığ örneği

?Meslekler Sosyolojisi Açısından Doktorluk Mesleği ve Doktorlar: ElazığÖrneği? adlı çalışma, bir alan araştırmasıdır.Araştırmanın amacı, toplumda yaptıkları iş ve verdikleri hizmetler bakımındançok önemli bir yeri olan Elazığ'da çalışan doktorların, toplumsal konumlarını, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik durumlarını, yaşadıkları sorunları ortaya koymaktır.Elde edilen veriler ışığında şu sonuçlara ulaşılmıştır:Örneklem grubunda yer alan doktorlar; genç ve orta yaş grubunda yer alan,birçoğu evli, büyük ölçüde şehir kökenli, ekonomik ve kültürel köken itibariyle orta-alttabakalardan gelen, ancak yaşam standartları yükselen, yatırım yapmayı seven,yarısından fazlası mesleki tatmini olmayan kişilerdir.ANAHTAR KEL MELER: Doktor, Meslek, Rol, Statü, Tabakalaşma,Profesyonellik, Meslekler Sosyolojisi.

Yavuz Selim Dayı
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
DoktoraAçık ErişimEN

Imperceptible multitude: Transformation of feminist subjectivities and political practices in contemporary Turkey

This dissertation examines the transformations in feminist politics and the forms of subjectivities in the post-2000s period in Turkey. It raises the question of what explains the termination of independent feminist organizations in Turkey, despite the apparent increase in the number of women+ participating in feminist night marches and the remarkable diffusion of feminist ideas to everyday life. It is based on a mixed-method study with a combination of qualitative and quantitative research with women+ taking part in the feminist night march in Istanbul. The qualitative part of the research includes in-depth interviews, participant observation, and content analysis of the founding journals in feminist history, while the quantitative part of the research includes an extensive survey of participants in the Feminist Night March in İstanbul. The dissertation argues that the feminist movement expands beyond the confines of a narrow activist circle and emerges as a broad, pluralistic, decentralized grassroots movement. This brings with it a change in class and spatial composition of the movement. While the class composition of the movement changed from the middle and upper-middle class to the lower classes and towards precarious and cognitive labor, the movement tended to expand spatially from city centers to peripheries and from middle-aged to younger generations. It argues that while the movement manifests itself in the form of street protests, marches, and social media campaigns at some critical moments, it is predominantly evolving towards a prefigurative politics that prioritizes everyday life in the form of rhizomatic networks.

Bermal Küçük
Koç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Modernizm ve muhafazakarlık düşünce akınlarının sosyolojik analizi.

Bu çalışmanın temel amacı, modernizm ve muhafazakârlık düşünce akımlarının sosyolojik açıklamalarını yapmaktır. Modernizm, aydınlanma düşüncesine ait felsefeleri içinde barındıran ve bütün dünyayı etkisi altına alan çok boyutlu bir akımdır. Aklı ve insanı merkeze alan modernizm, toplumsal yaşamı rasyonalize eden bir tutumu benimser. Muhafazakârlık, Batı tarihinde zengin bir felsefi mirasın taşıyıcısı olan ciddi bir düşünce geleneğidir. Modern zamanların hem bir parçası hem de muhalifi olan muhafazakârlık kapsamlı bir doktrindir. Aynı zamanda içinde yaşadığımız çağa damgasını vuran siyasal bir ideolojiyi ifade etmektedir. Bu tanımlar çerçevesinde şekillenen çalışmamızda modernizm ve muhafazakârlık düşünce akımlarının kültürel, siyasal ve dini açıdan nasıl bir ilişki içinde oldukları da açıklanmaya çalışılmıştır

DinModerniteSosyal değişme
Fatime Yalınkılıç
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk Ulusal Basınında Milliyetçi ve Modernist İmge İnşası: Yurtdışında Yaşayan Türklere Dair Başarı Haberleri

Sosyal bilimler literatüründe kapitalist yayıncılıgın modern ulus devletlerin ortaya çıkısındaki rolüne dair çok sayıda çalısma yapılmıstır. Ulusal gazeteler özellikle haber yapıları geregi hitap ettigi okuyucularının bilincinde toplumun geçmisine ve gelecegine dair sosyal imgelemler insa etmektedirler. Bu sosyal imgelemler sadece insa asamasında kalmamakta aynı zamanda toplumun gündelik hayatında, milliyetçi ve modernist anlam parçacıklarına dönüserek, ulusal gazeteler tarafından her an hatırlatılmaktadır. Türkiye gibi gelismekte olan ülkelerde milliyetçilik ve modernlesme genellikle dısarıdan içeriye dogru degisimlerle kendilerini sekillendirmektedirler. Bu çalısma, 2005-2007 yılları arasında Türkiye'de tirajı 100.000'in üzerinde olan ulusal gazetelerin, milliyetçi modernist imgelem insasını incelemek maksadıyla, yurt dısında yasayan Türk vatandaslarının basarılarına dair haberlerin yurt içinde yasayan vatandaslara nasıl iletildigini incelemektedir

MedyaModernleşmeİmgelem
Mustafa Turgut
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İş ilişkilerinde çatışma ve suç olgusu

Günümüz toplumlarında; insanların, yaşamlarının büyük kısmını hayatlarını devam ettirmek için gerekli olan çalışma alanlarında geçirdikleri bilinmektedir. Sosyal bir varlık olarak insan, bu ortamlarda resmi olmanın yanı sıra gayri resmi anlamıyla da birçok ilişki türlerini bir arada yaşamaktadır. İster resmi, ister gayri resmi olsun iş ortamlarındaki bu ilişkiler bireyler arası çatışmalara da sebep olmaktadır. Bu durum suç olgusunu da beraberinde getirebilmektedir. İşte bu çalışmada iş ilişkilerinden kaynaklanan çatışma ve suç olgusuna farklı bir bakış açısı getirerek; mevcut durumu ortaya koyma amacı güdülmüştür

Çatışma
Salman Tan
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
DoktoraAçık ErişimTR

İnformel ilişki şekillerinin kurumsal yapılara yansımaları (Elazığ'daki kamu görevlileri üzerine sosyolojik bir araştırma)

Kurumsal yapılar sosyal iliskilerin devamlılık göstermesiyle meydana gelirler. Sosyal bir iliski biçimi olarak informel iliskilerin toplumsal yasamın her alanında ortaya çıktıkları görülmektedir. Böylece kurumsal yapılarda olması beklenen formel iliskiler yanında toplumsal yasamda var olan informel iliskilerin kurumsal yapılara çesitli yansımaları olmaktadır. Olumlu ve olumsuz yansımaları açısından kurumsal yönelimli ve bireysel yönelimli olarak iki tür informel iliskiden söz edilebilir. Uygulamalı bir arastırma olan bu çalısma kamu görevlileri üzerine kamu kuruluslarında gerçeklestirilmistir. Kamu görevlileri is alanlarında informel iliskilerin kaçınılmaz olduğunu ve bunun çesitli sekillerde yasandığını ifade etmektedirler. Özellikle kayırmacılık, nepotizm ve partizanlık boyutlarında yasanan bireysel yönelimli informel iliskilerin kuruma disfonksiyonel bir etkisinin olduğu belirtilmektedir. Aynı zamanda kurum içi ve diğer kurumlarla olan iliskilerin sadece bireysel değil aynı zamanda kurumsal olarak fonksiyonlarının olduğu ifade edilmektedir. Ancak bunun sonucunda bu gibi durumların pek takdir edilmediği ve ödüllendirilmediği sonucuna ulasılmıstır. Bu sebeple kurumsal yönelimli informel iliskiler desteklenmeli ve bireysel yönelimli olanlar ise engellenmeli ve düzenlemelere gidilmelidir. Anahtar Kelimeler: Kurum, kurumsal yapı, informel iliski, kamu yönetimi, kayırmacılık

Ali Sırrı Yılmaz
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sosyolojik bir olgu olarak internet gençliği: Elazığ örneği

Bu çalışma, internet kullanımının, liseli gençlerin sosyal hayatlarındaki yerinin ve etkilerinin araştırılmasını konu alan bir alan araştırmasıdır. Bu çalışma, internetin fert ve toplum hayatına hem olumlu hem olumsuz birtakım etkilerde bulunarak toplumsal hayatı biçimlendirmeye başladığı fikrinden yola çıkılarak gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmanın, sosyolojik araştırmalara henüz yeterince konu edilmemiş bir alanla ilgili olması yönüyle dikkate değer olduğu düşünülmektedir. Araştırmada, liseli öğrencilerin cinsiyet, maddi durum, devam ettikleri okul gibi genel özelliklerinin yanında, ailevi durumları, sosyal yaşantıları, psikolojik durumları gibi birtakım değişkenlerin internet kullanımı ile ilişkileri araştırılmıştır. Araştırmada, Elazığ il merkezindeki liselerde okuyan öğrenciler arasından seçilmiş 408 öğrenciye, 51 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler, birtakım gözlem verileri ile de desteklenerek analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda, ele alınan çeşitli değişkenlerin, gençlerin yaşantılarında internet kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan bireysel, toplumsal, ailevi problemlerin ve internete dair değerlendirmelerinin oluşumunda etkin olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, internetin pek çok avantajının yanında önemli ölçüde olumsuz etkileri de beraberinde getirdiği; bununla birlikte, sosyal hayatımızda vazgeçilmez bir yer edindiği gerçeği açık bir şekilde ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Bilgi Toplumu, Bilişim, İnternet, İnternet Gençliği, Sanal Âlem, Sanal İlişki, Sanal Topluluk, Sanal Sohbet (Chat), Siber Uzay.

Mehmet Karaca
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
DoktoraAçık ErişimEN

"When Harry Met Sally (Via Dating App)": An affective approach to the techno-social world of Turkey's heterosexual online dating

This thesis aims to understand the heterosexual online dating world in Turkey and explain why people use dating technologies, how they use them and choose their potential partners. The relevant literature is predominantly quantitative, focuses on Anglo-American contexts, and generates similar arguments. However, this thesis suggests an affective turn, both theoretically and methodologically, to show different stories. To that end, it uses walkthrough, video interviews, and re-enactment techniques to examine social, cultural, technological, and affective factors influencing individuals' uses, preferences, motivations, expectations, and actions. The findings demonstrate that structural and material changes in life conditions, changes in norms regarding dating culture, technological design and aesthetics, appification, one's intersectional background, as well as affects, such as mood, sensation, and boredom, influence users' motivations, preferences, and activities. Based on the data from interviews with 40 heterosexual individuals, this thesis draws a portrait beyond the marketization discourse that dating platforms have brought economic logic into dating and structured it as a market. By introducing the concept of affect, it encourages more than binary perspectives, such as love-sex, beauty-status, technology-culture, and industry-practice, dominant in the heterosexual online dating literature.

Gözde Cöbek
Koç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

(Elazığ-Baskil) Şevkat Köyünün aile yapısının sosyal antropolojik incelenmesi

Selahattin Solmaz
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1981
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mehmet Akif Ersoy'un görüşlerinin sosyolojik analizi

Ersoy, Mehmet AkifSosyal değişmeSosyoloji
İbrahim Kır
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1988
00
DoktoraAçık ErişimEN

Substitution as a government strategy: Social assistance and radical rural movements in Brazil and India

This study delves into how governments strategically respond to social movements, with a specific focus on Brazil and India, and whether their strategies are effective. The study analyzes the Brazilian government's use of the flagship social assistance program, Bolsa Familia, and the Indian government's use of the National Rural Employment Guarantee Act to contain rural unrest led by radical social movements like the Landless Workers' Movement and the Maoist Naxalites. The analysis introduces a third systematic government response, referred to as "substitution," which involves delivering government policy that addresses grievances but is not demanded by the movement. The study also examines how the impact of the substitution strategy on movements' mobilization depends on their claim-making. Using two novel databases and quasi-experimental empirical designs, the study finds that both governments aimed to use these programs as a counter-insurgency measure by substituting the land rights of the rural poor. However, this strategy led to the demobilization of rural mobilization in Brazil, while the Maoists were able to gain new mobilization advantages via the program. Additional qualitative analysis indicates that the Maoists effectively framed the program as a collective action demand, transforming substitution into "concession" and reversing the program's demobilizing impact. Overall, this study sheds light on the intricate relationship between social movements and government policies in two of the world's largest democracies.

Mehmet Fuat Kına
Koç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

GAP'tan önce Harran kasabasının sosyal yapısı

GAPSosyal yapıSosyokültürel değişme+1
İbrahim Kır
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1993
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir sosyal organizsyon olarak sivil savunma Baskil örneği

Mehmet Yıldırım
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1993
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Said Halim Paşa'da batılılaşma, islamcılık ve milliyetçilik

BatılılaşmaMilliyetçilikOsmanlı Devleti+2
M. Cengiz Yıldız
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1994
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dinin ekonomik örgütlenmeye etkisi

Süleyman İlhan
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1995
00
DoktoraAçık ErişimEN

Delivery platform work in a Turkish context: Exploring the experiences, challenges and struggles of esnaf-kurye

This dissertation explores the lived experiences, challenges, contradictions, and coping mechanisms of platform delivery workers, identified as esnaf-kurye, operating in Istanbul and engaged with three major platform companies in the food and grocery delivery sector: Getir, Trendyol, and Yemeksepeti. The research delves into how these workers experience, make sense of, and enact their esnaf-kurye position. It involves participant observation, in-depth interviews, and engagements spanning various contexts and timeframes, including workers' meetings, collective actions, internal discussions, and ongoing digital media research. The critical examination of these experiences uncovers a complex interplay with broader social (re)production relations, examining the intricate social, organizational, and gendered mechanisms in the reproduction of work, workers, and labor movements. Arguing against technological determinism and the notion of a fully digitalized work control system, the dissertation underscores the essential control exerted over the workers through the predominant use of piecework as the payment method. Adopting a social reproduction lens, the study probes into the gendered dynamics of this predominantly male-driven service sector, asserting that workers' reliance on women's unpaid reproductive labor acts as a precondition for platforms offering only a partial solution to social reproduction. The findings highlight the challenging work conditions within Turkish delivery platforms, characterized by extensive working hours, heightened risks of accidents and fatalities, low earnings, limited autonomy, arbitrary dismissals, diverse labor control methods, and a lack of protection, resulting in workers relying on their families for support. Consequently, the dissertation aims to draw attention to key issues such as labor subordination, lack of autonomy at work, demanding working hours limiting workers' social life and organization, and the absence of collective mechanisms for worker solidarity. These considerations are argued to be pivotal not solely for the organization of esnaf-kurye workers but more widely for building a resilient and powerful labor movement capable of countering the deepening precarization of labor. Keywords: Platform Labor, Delivery Workers, Automation, Labor Control, Precarity, Social Reproduction, Esnaf-Kurye, Labor Movement, Istanbul, Turkey.

Başak Kocadost
Koç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Günümüz Türk ailesinin sosyal sorunları

Filiz Akarçay
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1996
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yurt dışında çalışan Türk işçilerin sorunları

Hülya Ekmen
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1996
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Medyada yaşlılık olgusunun incelenmesi: Türk filmleri örneği

Tüm dünyada ve Türkiye'de gerek doğum oranlarının azalması gerekse tıp alanındaki gelişmeler sonucunda nüfus yaşlanmaktadır. Yaşlı bireylerin sayısındaki artış ile birlikte yaşlılık ile ilgili çalışmalar artmış, yaşlılık dönemi sorunlarının üzerinde durulmaya başlanmıştır. Bu çalışmalar gerek bilimsel gerekse kültürel alanda yapılmıştır. Sinema da kültürel bağlamda topluma ayna tutan medya araçlarından biridir. Çalışmada toplumun ve yaşlı bireylerin yaşlılık algısı hem yansıtılması hem de yeniden üretilmesi kapsamında sinema filmleri aracılığı ile incelenmiştir. Çalışmanın örneklemi olan filmler 1960'lı yıllardan günümüze uzanan bir yelpaze içerisinden üç döneme ayrılarak ve her dönem için üçer adet olarak seçilmiştir. Seçilen filmlerde sosyal, ekonomik ve kültürel açıdan farklı dinamiklere sahip olan yaşlı bireylerin yer almasına dikkat edilmiştir. Her film çalışmanın amacına uygun başlıklar altında incelenmiştir. Bu incelemeler sonucunda yaşlılık olgusunun yıllar içerisindeki değişimini görmek amaçlanmıştır. Yapılan inceleme nitel araştırma çerçevesinde içerik analizi yöntemi ile yapılmıştır.

Sosyal değişmeToplumsal değişmeTürk sineması+2
Sonay Kara
Biruni University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Evde bakım aylığı uygulamasını okumak: Hürriyet ve Sabah gazetesi örnekleri

Evde bakım aylığı; evde bakıma muhtaç durumda bulunan engelli veya yaşlı bireylerin bakımını üstlenen kişilere verilen destek olarak tanımlanabilir. Bu bağlamda bakıma muhtaç olma durumu; hayatını başkasının yardımı olmadan devam ettiremeyen ve günlük ihtiyaçlarını giderme konusunda başkalarının yardımına bağlı olma hali şeklinde tanımlanabilir. Sosyal devlet anlayışı, sosyal hizmet ve sosyal yardımların çoğunlukla devlet tarafından karşılandığı ama ekonomik kalkınmanın, istihdamın ve ekonomik refahın öncelikle ve ağırlıkla piyasa koşullarında sağlandığı bir karma ekonomik yapıyı da ifade etmektedir. Yani sosyal politika anlayışında bireylerin temel gereksinim ve sorunlarının sosyal yardımlar ile karşılanması gerekliliği karşımıza çıkmaktadır. Sosyal yardımlar, yardımı sağlayan kurumların bağlı olduğu kanunlarda yer almakta ve yardımın hangi şartlarla verileceğinin detayları ise genelde yönetmelikler aracılığıyla ortaya konulmaktadır. Dolayısıyla belli kriterleri taşıyor olmaya bağlı olarak verilen evde bakım aylığı; bakıma muhtaç kişiye bakım desteği verecek akraba çevresinden bir kişiye verilmektedir. Neoliberal politika anlayışıyla beraber devlet, ekonomiye olan müdahalesini terk ederek sosyal harcamalarda kısıtlamalar uygulayarak sosyal devlet anlayışından vazgeçmiştir. Böylece devletin bakım hizmetlerine yönelik yaptığı harcamalar da oldukça kısılmaktadır. Evde bakım aylığı uygulaması; bakıma muhtaç kişinin yaşam kalitesini yükseltmekten çok; düşük bir ekonomik destek verilerek bakıma muhtaç kişinin bakım sorumluluğunun aile veya akraba çevresinden bir kişiye yüklenmesi sonucunu ortaya çıkarmakta ve bakıma muhtaç kişiler için devlete bağlı ya da özel yatılı veya gündüzlü hizmet veren kurumlara talepleri en aza indirmeyi amaçlamıştır. Var olan bakım ve rehabilitasyon kurumları da talep artışı olmadığından yeterli oldukları izlenimini yaratmaktadır. Ülkemizde geleneksel toplum yapısından da kaynaklı olarak evde bakım aylığına başvuru yapanların çoğunluğunu kadınlar oluşturmaktadır. Bakıma muhtaç kişilere destek olunması açısından önemli olduğu düşünülen evde bakım aylığı uygulamasının bakım sorumluluğunu üstlenen kadınlar açısından önemli sorunlar ortaya çıkardığı düşünülmektedir. Bu çalışmada ana akım medyada yer alan Sabah ve Hürriyet gazeteleri özelinde evde bakım aylığı uygulamasını içeren haberler taranmıştır. Evde bakım uygulamasının gerçek amacı ve yarattığı/yaratabileceği sorunlar üzerine bir değerlendirme ve tartışma gerçekleştirilmiştir.

Sabahat Gedikoğlu
Biruni University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kamu kesiminde çalışan işçilerin sendikalaşma bilinci üzerine sosyolojik bir araştırma: Şeker-İş Sendikası Elazığ Şubesi örneği

Bu çalışma, «Kamu Kesiminde Çalışan İşçilerin Sendikalaşma Bilinci Üzerine Sosyolojik Bir Araştırma: Şeker-İş Sendikası Elazığ Şubesi Örneği" isimli bir alan araştırmasıdır. Çalışma yüksek lisans tezi hazırlamak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın amacı, sendika üyelerinin, sendikalaşma bilincini ortaya koymaktadır. Bunun için, önce sendikal örgütler hakkında gerekli araştırmalar yapılmıştır. Sonra, üyelerin; sendikaların tesbit edilen kuruluş gerekçeleri ve diğer amaçları doğrultusundaki, tutum, bilgilenme (öğrenme) ve faaliyetleri, sendikal bilinçlerini ölçmekte kullanılmıştır. Bunun için, üyelerle görüşmeler yapılarak ve anket formları dağıtılarak, veriler elde edilmiştir. Sonra bu veriler tablolaştırılarak yorumlanmıştır. Veriler ışığında genel olarak şu sonuçlara varılmıştır: Öncelikle işçiler için sendikalaşmanın ilk hedefinin, işverenden elde edecekleri hak ve menfaatlere yönelik olduğu tesbit edilmiştir. İşverenden en önemli taleplerinin de, psiko-sosyal içerikli talepler olduğu görülmüştür. Bulgulardan, üyelerin örgütsel etkileşimlerinin zayıf olduğu; buna karşın, yönetimin daha iyi yapılandığı görülmüştür. Fakat, örgüt içi gruplaşma ve eğitim faaliyetlerinin katılımı arttırıcı yönde olduğu sonucuna varılmıştır. Sendika üyelerinin, örgüt dışı sosyo-ekonomik alana ait duyarlılıklarının ise, oldukça iyi oluğu tesbit edilmiştir. Çalışma bu bulgulara vararak son bulmuştur.

ElazığKamu kuruluşlarıSendikalar+3
Metin Gültekin
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
00
DoktoraAçık ErişimEN

Climate Change Adaptation (CCA) in Turkey's agriculture: farmers' social capital and agricultural institutions

Agrarian populations bear the brunt of the multifaceted impacts of the climate crisis, including slow-onset events such as drought, rising sea levels, land salinization, and water scarcity, as well as rapid-onset events such as storms, heatwaves, floods, and hail. They increasingly experience losses in yields, income, and livelihoods because they are highly dependent on environmental and climatic conditions. They adjust their on-farm and off-farm activities to such climatic challenges. Likewise, their capacity to adapt to climate change tend to differ based on existing socio-economic, political conditions, underlying vulnerabilities, and inequalities in as much as on the severity and frequency of climate change impacts. However, existing studies on climate change adaptation (CCA) in agriculture tend to have a skewed emphasis on the economic or proximate social dimensions of adaptation, while more profound social, and sociological aspects remain to be less examined. In light of these tendencies, this dissertation, from an interdisciplinary perspective, has three primary purposes. First, it probes farmers' climate change perceptions, main adaptation strategies and the adaptive and maladaptive consequences of such adaptation measures. Second, building upon the former, it focuses on the role of farmers' social capital (bonding social capital vs. bridging-linking social capital) in increasing their adaptive capacity. Third, it seeks an answer to the adaptive capacity of intermediate agricultural institutions with which farmers are in direct contact. In doing so, it expands the widely used demographic-socio-economic determinants of adaptation strategies by adding farmers scale (small-scale, medium-scale and large-scale farmers), vulnerability index (less vulnerable-vulnerable and highly vulnerable ones) alongside agricultural sources and methods. Apart from certain adaptation strategies and institutional endeavours that increase farmers' adaptive capacity, this study overall reveals that the majority of the farmers analysed tends to be closer to the maladaptive end of the continuum between successful adaptation and maladaptation. Among the main reasons are exacerbating climate change effects, insufficient adaptive capacities, path dependencies, partially effective social capital and formal institutions, and a lack of innovative, inclusive, and sustainable climate policies. Thisstudy relies on an extensive fieldwork from 2021 to 2023 in three research areas from Turkey (Afyonkarahisar-Şuhut, Mersin-Erdemli and Şanlıurfa-Eyyübiye), each being reliant on agriculture and under various impacts of climate change. Primary data collected by the author consist of survey interviews with 111 farmers, semi-structured in-depth interviews with 53 farmers and 48 survey questionnaires and 29 semi-structured in-depth interviews with experts/officials from intermediate agricultural institutions. The latter comprise chambers of agriculture, district and provincial directorates of agriculture, agricultural cooperatives, irrigation associations, and seed-fertilizer-pesticide companies. Feeding on mixed method approach, it primarily utilizes descriptive statistics, column proportion tests, logistic regression, critical-comparative approach, and qualitative analysis. Likewise, apart from filling significant gaps in existing research on (mal)adaptive, relational, and institutional dynamics of research on climate change adaptation in agriculture at the micro-, meso-, and macro-levels, this study also represents the first endeavour in this direction within the context of Turkey. Keywords: Climate change, (mal)adaptation, agriculture, adaptation strategies, bonding social capital, bridging-linking social capital, vulnerability, climate change governance, formal institutions, institutional adaptive capacity, sustainability.

Hacer Şartepe Gören
Koç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı gelir düzeylerine göre ailelerin tüketim ve tasarruf eğilimlerine etki eden sosyo-kültürel faktörler: Elazığ örneği

ÖZET Yüksek Lisans Tezi Farklı Gelir Düzeylerine Göre Ailelerin Tüketim ve Tasarruf Eğilimlerine Etki Eden Sosyo-Kültürel Faktörler: Elazığ Örneği Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalı 2000, Sayfa: X+148 Bu araştırma, farklı gelir düzeylerine sahip fertlerin ve ailelerin tüketim ve tasarruf eğilimlerine etki eden sosyo-kültürel faktörlerin tespitine yönelik olarak gerçekleştirilen, karşılaştırmalı bir alan araştırmasıdır. Bu çalışmada, Elazığ ili, farklı gelir düzeylerini belirlemek amacıyla, alan örneklemesi yoluyla, üç farklı bölgeye ayrılmıştır. Örnekleme gücünü arttırmak amacıyla, tesadüfi örnekleme yoluyla İzzet Paşa Mahallesi üst gelir düzeyini temsil etmek üzere, birinci; Saray Atik Mahallesi, orta gelir düzeyini belirlemek üzere, ikinci; alt gelir düzeyini temsil eden Fevzi Çakmak Mahallesi de üçüncü olarak seçilmiştir. Bu alan araştırmasının sonucunda, değişik gelir düzeylerinde, tüketici davranışlarının, farklı sosyo-kültürel özellikler nedeniyle farklılaştığı görülmüştür. Ailelerin gelir düzeyleri ile, eğitim düzeyleri, meslekleri, yaşlan ve tüketim eğilimleri arasında bir ilişki bulunmuştur. Ailelerin, toplumda beğenilıtıe ve onaylanma arzularının, satın alma davranışlarını etkilediği görülmüştür. Yalnızca geleneksel değerler değil, akrabalık ve komşuluk türü ilişkiler de ailelerin, tüketim ve tasarruf davranışlarını etkilemektedir. Orta ve üst gelir düzeylerindeki ailelerin, tüketim eğilimleri arasında bir benzerlik vardır. Fakat orta sınıfın üyelerinin, üst sınıfın bir üyesi olmak için, daha gösterişçi olma eğiliminde oldukları görülmektedir. Aynı zamanda üst sınıfı temsil eden bireyler, tüketim ve tasarruf kararlarında daha akılcı davrandıkları, ancak sembolik ve gösteriş özelliği olan malları satın almayı, daha çok tercih ettikleri sonucu ortaya çıkmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Tüketim, tüketim fonksiyonu, tüketim eğilimi, tasarruf, tasarruf fonksiyonu, tasarruf eğilimi, tüketici, tüketici davranışı, gelir, yaşama tarzı, ihtiyaç, gösterişçi tüketim.

ElazığGelir yapısıSosyokültürel faktörler+6
Ali Çiçek
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2000
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Otomobilin toplum hayatına sosyo-kültürel etkileri: Elazığ örneği

ÖZET Yüksek Lisans Tezi * » - ' OTOMOBİLİN TOPLUM İIAYATÎNA SOSYOKÜLTÜREL ETKİLERİ: ELAZIĞ ÖRNEĞİ Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Ana Bilim Dalı 2000, Sayfa: X 1-222 Bu çalışma "Otomobilin Toplum Hayalına Sosyo-Kültürel Etkileri" konulu bir alan araştırmasıdır. Bu çalışma, otomobilin fert ve toplum hayatında olumlu ve olumsuz, önemli bir takım etkilerinin olduğu varsayımı üzerine kurulmuştur. Bu çalışma, sosyolojik olarak üzerinde pek durulmayan bir alanla ilgili olması yönünden orijinal bir nitelik taşımaktadır. I Arıştırmada, otomobil sahiplerinin yaş, cinsiyet, meslek, gelir düzeyi, öğrenim durumu gib< genel özelliklerinin yanında, sürücülük tecrübeleri, sosyal yaşantıları ve fiziksel çevreleri gibi bir takım değişkenlerin otomobilli hayattaki etkileri araştırılmıştır. Araştırmada, Elazığ il merkezinde oturan ve kendi otomobillerini kullanan 150 otomobil sahibine, 75 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler bir takım gözlem verileri ile de desteklenerek analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda; ele alınan değişkenlerin, otomobil sahiplerinin otomobile bağlı olarak ortaya çıkan bireysel, toplumsal ve ailevi problemleri ile, otomobile dair değerlendirmelerinin oluşumunda etkin olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, otomobilin pek çok avantajının yanında, önemli ölçüde olumsuz etkileri de beraberinde getirdiği görülmüştür. Bununla birlikte, otomobilin sosyal hayatımızda vazgeçilmez bir yere sahip olduğu gerçeği önemle tespit edilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Otomobilli yaşam, Otomobilin sosyal hayattaki fonksiyonları, Otomobil merkezli ulaşım,. Alternatif ulaşım türleri, Otomobil kaynaklı problemler

OtomobilSosyal hayatSosyokültürel etki
Mehmet Karaca
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2000
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gecekonduda kadının konumu: Elazığ-Karşıyaka Mahallesi örneği

?jjrt» «??srn-a.'T TTr* ?*' OZET *,,;..' ;> Yüksek Lisans Tezi Gecekonduda Kadının Konumu (Statüsü): Elazığ Mahallesi Karşıyaka Örneği: Dilek ULU Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalı 2000, Sayfa 131 Bu çalışma "Gecekondu Kadınının Konumu" konulu bir alan araştırmasıdır. Bir gecekondu mahallesi olan Karşıyaka Mahallesinde yaşayan ve oy verme davranışında bulunan kadınlar, araştırma ömeMemimizi oluşturmaktadır. Örnekleme gücünü arttırmak amacıyla sistematik tesadüfi örnekleme tekniği kullanılmıştır. 112 kadın üzerinde, 63 soruluk görüşme formu uygulanarak yapılan bu çalışmada; kadının yaş, medeni durumu, eğitim durumu, aile yapısı, evlilik şekli vb. gibi demografik özelliklerinin yanı sıra, kadirim sosyal ve ekonomik yaşamdaki yeri ele alınıp incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda gecekondulu kadınların büyük bir kısmının doğum yerinin ve göç ettiği yerin köy olduğu görülmüştür. Kadınların yarısından fazlası okur-yazar değildir, örneklem grubunu daha çok genç yetişkin kadınlar oluşturmaktadır ve kadınların tamamına yakını herhangi bir işte çalışmamaktadır. Ekonomik yaşam boyutunda kura özgü olan geleneksel tutum ve davranışlarda bulunan kadının, sosyal yaşam boyutu bakımından kura oranla statüsünün üstün olduğu ve kente uyum sağladığı görülmüştür. Netice olarak denilebilir ki, gecekondu kadını, kıra özgü olan tutum ve davranışlardan göreli olarak uzaktır ancak,bu uzaklık, kente özgü olan tutum ve davranışlar için de geçerlidir. ANAHTAR KELİMELER: Göç, kentleşme, kentlileşme, sosyo-kültürel yaşam, sosyo ekonomik yaşam, modern yaşam.,kadımn konumu, cinsiyet eşitsizliği, cinsiyet ayrımı, kadın eşitsizliği, gecekondu kadını, kentte kadın, göçmen kadın,

Cinsiyet farklarıGecekondularGöçler+3
Dilek Ulu
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2000
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Meslekler sosyolojisi açısından avukatlar ve avukatlık mesleği: Elazığ Barosu avukatları üzerine sosyolojik bir araştırma

ÖZET Yüksek Lisans Tezi Meslekler Sosyolojisi Açısından Avukatlar Ve Avukatlık Mesleği Elazığ Barosu Avukatları Üzerine Sosyolojik Bir Araştırma Hasan UZUN Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalı 2000; Sayfa: 163+X11 Bu çalışmanın konusu; 'Meslekler Sosyolojisi Açısından Avukatlar Ve Avukatlık Mesleği; Elazığ Barosu Avukatları Üzerine Sosyolojik Bir Araştırmayı' teşkil etmektedir. Bu araştırma, bazı varsayımların test edilmesi ve mevcut durumun tespitine yöneliktir. Araştırmanın amacı Elazığ Barosuna kayıtlı ve fiilen avukatlık yapan avukatların sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik durumlarının yansıtılmasını ve toplumsal değişimdeki rolünü ortaya koymaktır/ Yapılan çalışma bizi şu sonuçlara ulaştırmaktadır; Avukatların birçoğunun geç olması ve gençlerin avukatlık sistemine daha eleştirel yaklaşmaları geçlerin olgulara daha duyarlı yaklaştıklarını göstermektedir. Avukatların büyük bir çoğunluğunun Elazığlı olması bu meslekteki çevre faktörünün önemini ortaya koymaktadır. Aynı zamanda bu mesleğin dikey hareketliliğe olan yatkınlığı, kişilerin bu mesleği sınıf atlama aracı olarak kullanmalarına imkan vermektedir. Avukatların siyasete olan yatkınlı ekonomik olmadığı, prestij amaçlı olduğu görülmüştür. Sistem bakımından iyi bir durumda olmayan avukatlar, ancak devletin reformcu girişimlerinin bu alanda da kendisini hissettireceği beklentisi içindeler ANAHTAR KELİMELER: Hukuk, Avukat, Meslek, Profesyonellik, Toplumsal Değişim, Rol, Statü, Tabakalaşma, Meslekler Sosyolojisi, Mesleki Tabakalaşma.

AvukatlıkMeslekler
Hasan Uzun
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2000
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çamiçi beldesinde dini hayat: Alevilik üzerine sosyolojik araştırma

r ÖZET Doktora Tezi Çam içi Beldesinde Dini Hayat; Alevilik Üzerine Sosyolojik Bir Araştırma Recep CENGİZ Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalı Bu araştırma için, Alevi kültür sahası diyebileceğimiz bir bölge ele alınmış, anket, gözlem ve mülakat adı verilen tekniklerle bu bölgedeki araştırma bizzat tarafımızca, yürütülmüştür. Toplam 300 kişiye anket uygulanarak Aleviliğin grup içi ve grup dışı nitelikleri, bakış açılan değerlendirilmiştir. Bu bağlamda Alevi inanç sisteminin sosyolojik açıdan tarafsız bir yorumu için önce bu tür cemaatlerin, grupların genel sosyoloji içinde teorik açıklamasını yapmak amacıyla kuramsal çerçeve içinde sosyolojik açıdan din ele alınarak incelenmiştir. Yine kuramsal çerçeve içinde ele alınan Alevilik bir Türk heteroksisi olarak hem kendi kimliksel açılımıyla, hem de sosyolojik bakış açısıyla değerlendirilmiştir. Bir tür heterodoks inanç sistemi oluşturan ve kendisini ortodoksiye göre mukayese eden Aleviliği açıklamak amacıyla Sünnilik ile ilgili açıklamalara yer verilmiş, bu karşılaştırmadan doğan farklılıklar ve bakış açısı önce teorik, sonra da ampirik olarak tespit edilmiştir. Gerek Aleviliğin gerekse Sünniliğin bu tür teorik açılımlarını daha iyi anlaşılır hale getirmeye yönelik olarak Aleviliğin tarihi gelişimi içinde önce Hz. Peygamber döneminden başlayarak Anadolu ya gelinceye kadar olan gelişmeler teorik çerçeve içinde kısaca özetlenmiştir. Özel bir konuma sahip olan Anadolu Aleviliği ise, Türk-İslam etkileşimi içinde ayrıca ele alınarak kısaca değerlendirilmeye çalışılmıştır. Hacı Bektaşi Veli'nin, tarihi bir dinsel grup lideri olarak, sahip olduğu misyon Anadolu yönü ağırlıklı olarak açıklanmıştır. Sözü edilen bu kuramsal ve kavramsal açıklamalardan sonra, anket mülakat, ve gözlem sonuçlarından elde ettiğimiz veriler ışığında; 1) Alevi-Bektaşiliğin sosyo-kültürel referans kaynakları (grup içi dinamikler) çerçevesinde; Alevi-Bektaşiliği belirleyen temel kriterler olarak, Aleviliğin bilgiII temelinde, başta aile olmak üzere dedelik kurumunun geleneksel sözlü anlatımda önemli bir işleve sahip olduğu belirlenmiştir. Dini ve sosyal törenlerin cinsiyet ayırımına dayanmaksızın performe edildiği, cem törenlerinin bir ritüel ortam olarak ?/ önemini koruduğu, araştırmanın ampirik bulgularından anlaşılmaktadır. Söz konusu dini cemaatin, kimliği kurma ve korumaya ilişkin tutumlarında ise; özellikle kendilerini tanımlarken, Bektaşi olmaktan çok Alevi ya da hem Alevi hem de Bektaşi olduklarını ifade ettikleri belirlenmiştir. Kızılbaşlık ifadesi ise, kimliğin belirlenmesinde kullanılmamaktadır. Toplumda kendileri için oluşturdukları kimliği rahatça ortaya koyabilme yeterliliğine sahip oldukları görülmektedir. Eş seçiminde gösterilen hassasiyetin gittikçe bir tabu olmaktan çıkarıldığı ve sivil toplum kuruluşlarına ihtiyatla yaklaşıldığı burada yapılan tespitlerden yine bazıları olmuştur. Alevilerin temel dinsel kurumlarını, musahiplikten düşkünlüğe hatta dedeliğe kadar sorguladıkları görülmektedir. Aleviliğin temel dinsel motifleri; Kur'an'a bakış, mitolojik unsurlara inanç, cami-cemevi, namaz-niyaz benzeştirilmeleri tarzında tipik göstergelere yaslanmaktadır. 2)-Aleviliğin kendini ayrıştırması (grup dışı dinamikler) ise; Sünniliğin algılanmasına bağlı olarak gerçekleşmektedir. Tarihsel ve dinsel ayrışma, birbirini tamamlayarak rasyonalize edilmektedir. Sünniliğe getirilen tanımlardan, Sünnilik için oluşturulan ön yargılardan, Sünnilerle ilişkilerin sosyal etkileşim yoğunluğuna kadar pek çok bakış, Alevi inanç sisteminin geleneksel izleriyle doludur. Alevi-Bektaşiliğin hukuki-siyasi yelpazesinde ise; merkezi otoritenin, dinsel bir beklenti olarak tarihi söylemlerle yadsındığı, ülke sorunlarına bakışta, geleceğe ilişkin kaygılarda, tüm toplumla uyuştuğu, kendine özgü bir siyasi yapılanma arzusu içinde bulunduğu, kadın- erkek eşitliğinin miras bölüşümü ile bir kez daha onaylandığı görülmektedir. Anadolu Aleviliğinin temel hareket noktası, gerek tarihsel gerekse yaşanan boyutu ile Hz. Ali taraftarlığı ve büyük üstad Hacı Bektaşi Veli ve onun takipçilerinin görüş ve düşünceleri üzerine inşa edilmiştir. Aleviler bu anlamda bizim tarihimizin, kültürümüzün, soyumuzun ve toplum değerlerimizin oluşturduğu tarihi kültürel dokumuzun bir tonudur. Bu nedenle Alevi inanç sistemine, kendi inanç sistemimiz gibi yaklaşmamız gerektiği unutulmamalıdır.

AlevilikBektaşilikDini hayat
Recep Cengiz
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2000
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yabancı dilin topluma yansıyan boyutları

ÖZET Yüksek lisans Tezi YABANCI DİLİN TOPLUMA YANSIYAN BOYUTLARI (Elazığ Örneği) Esra GÜLMEZ Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalı 2001-Sayfa 206 Bu çalışma, "Yabancı Dilin Topluma Yansıyan Boyutları" konulu bir alan araştırmasıdır. Araştırmada yabancı dil; yabancı dille öğretim, iş dünyası, medya, gündelik hayat vb. alanlardaki kullanımlarıyla ele alınmıştır. Hazırlanan anket formuyla, araştırma kapsamına alınan bireylere, 28 seçmeli ve bir adet açık uçlu soru yöneltilmiştir. Elde edilen bulgular ise toplam 52 tablo ile gösterilmiştir. Bulgularda bireylerin, önce bireysel özellikleri (cinsiyet, doğum yeri, yaş, medeni durum, öğrenim durumu vb.), ardından tutum, düşünce ve davranışları (tercih ettikleri dil, hayatlarını sürdürmek istedikleri yer, izledikleri kanallar, okudukları gazeteler vb.) tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmada son olarak konunun önemini vurgulaması nedeniyle, bireylerin yabancı dille ilgili eğilimlerini saptamaya yönelik bulgulara yer verilmiştir. Sonuçta bireylerin çoğunluğunun "dil bilinci"nden yoksun oldukları belirlenmiştir. Zaman zaman bireyler, işaretledikleri seçenekler açısından dil bilincine sahipmiş izlenimi vermiş olsalar bile, kurulan çapraz ilişkilerde gözlenen tutarsız tercihler, bireylerin gerçekte işaretledikleri seçenekleri rastgele ve bilinçsizce işaretlediklerini göstermiştir. ANAHTAR KELİMELER: Yabancı dil; ana dili, kültür emperyalizmi, dil bilinci, popüler kültür, kitle iletişimi

Dil bilinciDil-kültürKültür+4
Esra Gülmez
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2001
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk tekstil sektörünün -post fordist bir çerçevede- uluslararası iş bölümünde oynadığı rol ve işleyiş mekanizmaları

ÖZET YÜKSEK LİSANS TEZİ TÜRK TEKSTİL GİYİM SEKTÖRÜNÜN- POST-FORDİST BİR ÇERÇEVEDE-ÜLÜSLARARASI İŞBÖLÜMÜNDE OYNADIĞI ROL VE İŞLEYİŞ MEKANİZMALARI YUSUF YÜKSEL Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Bölümü Anabilim Dalı Araştırmamın temel konusu, halihazırdaki Türk tekstil ve hazır giyim sektörünün üretim süreci ve pazar yapısıdır. Tekstil ve hazır giyim sektörü, sık sık geniş istihdam sağlama ve ihracat potansiyeli açısından ülkemizin; gelişmekte olan ülkelerin de sanayileşme süreçlerinde oynadığı rol açısından da dünya ekonomisinin gündeminde yer almaktadır. Bu araştırmanın öncelikli olarak ele aldığı iddialar Türk hazır giyim sektörünün post-fordist üretim tarzım, ne kadar yansıttığı ile ilintilidir. Bu bağlamda, kavramsal çerçevede, kısaca bazı özelliklerine değinilen Fordist üretim anlayışının, 1970'lerde yaşadığı kriz, sebepleriyle birlikte ele alınmış ve sonrasındaki değişimin ya da dönüşümün temel noktalan, ayrıntılı biçimde açıklanmıştır. Bu açıdan, esnek üretim sistemi üzerinde durularak, üretimin değişen yapısı ve yeni uluslararası işbölümü açıklanarak, gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkelerin özellikle bazı sektörlerde, küresel ekonominin bir parçası olarak nasıl rol aldıkları üretimin relokasyonuna atıfta bulunularak anlatılmaya çalışılrnıştır. Tezin ikinci bölümünde, dünya tekstil ve hazır giyim üretimi ve ticareti ile ilgili temel bazı göstergeler verilerek, dünya tekstil ve hazır giyim üretimi ve ticareti ile ilgili bir çerçeve çizilmeye çalışılmıştır. Tekstil ve hazır giyimüretimi ve ticaretini düzenleyen anlaşmalara değinilerek, sektörün ulus devletlerin belli sınırlar içindeki makro ekonomik kararlan, nasıl ikinci plana ittiği gösterilmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde; Türk hazır giyim sektörüne ait veriler, tekstil sektörü verileri ile birlikte verilerek, ikisi arasında karşılaştırma yapma ve sektörün büyüklüğü ve önemi açısından bilgi sunma amaç edinilmiştir. Dördüncü bölümde; 2001 yılı Kasım ayından 2002 yılı Mayıs ayına kadar süren bir çalışmada »çoğunlukla doğal gözlem ve derinlemesine mülakatlara dayanan bilgiler ışığında, Türk hazır giyim sektöründeki üretim aşamaları, sektörde faaliyet gösteren entegre üretici firmalar ve kısmen mümessil firmalar ile belli alanlarda uzmanlaşmış daha küçük firmalar ve bunların kendi aralarındaki ilişkiler ile ilgili bilgiler sunulmuştur. Bu bilgiler ışığında, hazır giyim sektörünün imalat sanayinin genelinden nasıl farklılaştığı anlatılmaya çalışılmıştır. Sektördeki üretici şirketlerin post-fordist literatürdeki esnek uzmanlaşmanın özellikleri ile gösterdiği paralellikler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Hazır Giyim, Tekstil, Post-Fordizm, Yeni Uluslararası İşbölümü II

FordizmHazır giyim sektörüTekstil sektörü+2
Yusuf Yüksel
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
DoktoraAçık ErişimEN

Selective and performative religiosity: Secularization of the devout bourgeoisie in Türkiye

This thesis examines the secularization of the devout bourgeoisie in Türkiye, who have historically identified as anti-modern, anti-secular, and anti-consumerist, but have subsequently experienced a notable transformation, embracing hybrid identities characterized by conspicuous consumption and leisure practices. Using qualitative methods, including non-participant observation and in-depth interviews, this study argues that secularization is evident within the devout bourgeoisie; yet, it is not a decline in religiosity but a transformation of religious practices. The study introduces the concepts of 'selective and performative religiosity', wherein individuals engage in visible and ritualistic expressions of devotion while minimizing the certain imperatives traditionally associated with Islam. The secularization process is framed as 'instrumental and contextual,' reflecting a pragmatic and context-dependent engagement with religion. This thesis further explores the role of embourgeoisement in reshaping religious subjectivities, illustrating how wealth, embourgeoisement and mobility influence the transformation of religiosity. By emphasizing the significance of the consequential dimension of religiosity, particularly in relation to leisure and consumption culture, this research contributes to the understanding of secularization as a dynamic, context-dependent phenomenon, with implications for elite religiosity and the broader discourse on modernity, identity, and faith in Muslim-majority societies.

Sezai Doruk Soyata
Koç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimEN

Identity transformation and transnational solidarity in "double diasporas": The Syrian Circassians in Türkiye

This dissertation explores the diasporic identity transformations and transnational solidarity practices of Syrian Circassians who were displaced by the Syrian civil war and resettled in Türkiye. Framed within the broader literature on forced migration, double diaspora, and transnationalism, the study aims to examine how a community already shaped by historical displacement navigates another forced migration. It particularly investigates how Syrian Circassians reconstruct their identities and maintain or reconfigure their transnational connections in a new sociopolitical context. This dissertation develops the concept of double diaspora to capture the layered experiences of Syrian Circassians, shaped by both historical exile from the Caucasus and recent displacement from Syria. By analyzing individual narratives and civil society dynamics, it contributes to diaspora studies by framing double diaspora as a lived process of ongoing negotiation across multiple homelands, identities, and solidarities. To address these questions, the dissertation adopts a multi-level methodological approach, combining individual and organizational perspectives. Through its empirical focus and reflexive engagement, this dissertation contributes both conceptually and methodologically to the study of double diasporas, illustrating how identity and solidarity are co-constructed across borders in the face of enduring displacement.

Bahar Ayça Okçuoğlu
Koç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenlerin toplu sözleşme algıları: Diyarbakır-Yenişehir örneği

Bu çalışmamızın amacı öğretmenlerin, örneklemden yola çıkarak tüm evrene genelleyebilecek olan, Toplu Sözleşme Algılarını ölçmek ve Toplu Sözleşmenin geliştirilebilmesi için gerek sendikalara gerekse işveren durumunda olan ilgili kurumlara bir fikir vermektir. Araştırmanın kapsamı Diyarbakır ili Yenişehir ilçesinde bulunan 44 ortaokul ve İmam hatip ortaokulunda çalışan öğretmenlerdir. Yenişehir İlçesinde yaklaşık 3500 öğretmen bulunmaktadır. Araştırma evrenimiz olan ortaokullarda ise 1150 öğretmenin olduğu tespit edildi. Evrenin yüzde 10'u örneklem seçilmiştir. Kahramanmaraş merkezli, 6.02.2023 tarihli, depremin olması ve araştırma alanımız olan Diyarbakır ilinin de ciddi şekilde etkilemesi sebebiyle, yaptığımız anket 123 kişiyle sınırlandırılmıştır. İlgili öğretmenlere Google form aracılığıyla 21 sorudan oluşan nicel ölçme aracı olan anket gönderilmiştir. Alınan sonuçlar spss (İngilizce açılımıyla: Statistical Package For the Social Sciences) aracılığıyla analiz edilmiştir. Sendikanın il başkanlarıyla derinlemesine görüşme yapılmıştır. Görüşme sonucu rapora eklenmiştir. Öğretmenler, Toplu Sözleşme Görüşmelerini önemli kazanım olarak değerlendirmektedirler. Sendika farkı gözetmeksizin öğretmenlerin tamamı, Toplu Sözleşme Görüşmelerini, özlük hakları açısından bir zorunluluk olarak görmektedir. Memurların Toplu Sözleşme Görüşmeleri vasıtasıyla çok sayıda hak ve özgürlüğe kavuştuklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. Toplu Sözleşme primi benimsemekle beraber prim için getirilen baraj şartı red edilmektedir. Hakem Heyeti ve Türkiye İstatistik Kurumuna karşı ciddi bir tepki oluşmuş ve her iki kurumun tarafsız olmadığı anlayışı hâkim durumda olduğu tespit edilmiştir. Tüm bu aksaklıklara karşı promosyonlar, hac ve umre gibi sosyal kazanımlar bu sürecin kazanımı olarak değerlendirilmektedir. Sendikaların varlığı öğretmenler tarafından sorgulanmasına karşın, sendika gerçekliliği olmadan bazı haklara sahip olunmayacağının farkında olan öğretmenler, sendikacıların özlük hakları ile kendi özlük haklarının aynı paralelde olmadığını belirtmekte ve bundan rahatsız olmaktadırlar. Sendikacı maaşlarının objektif ve şeffaf olarak kamuoyuna paylaşılması gerektiği konusunda görüş birliği olduğu tespit edilmiştir. Hac ve Umre konularında ise öğretmenlerin ideolojik bir ayırışıma gittikleri görülmektedir. Muhafazakâr ve dindar öğretmenler ile dindar olmamakla beraber nötr davranan öğretmenler, bu kazanımları değerli bulurken aksi ideolojiye sahip öğretmenlerin ise dini simgelere sahip kazanımlara ilgisiz kaldığı gözlemlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Sendika, Toplu Sözleşme, Grev, Görüşme, Enflasyon

GrevGrev hakkıSendika hakkı+6
Mehdi Sever
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Modern toplumda sporun işlevi üzerine karşılaştırmalı bir araştırma

MODERN TOPLUMDA SPORUN İŞLEVİ ÜZERİNEKARŞILAŞTIRMALI BİR ARAŞTIRMA(Yüksek Lisans Tezi)Metin ASLIMGAZİ ÜNİVERSİTESİSOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜŞubat 2007ÖZETSpor, toplumu yansıtan bir aynadır. Bu çalışmada, karşılaştırmalı olarakmodern toplumun sporu nasıl etkilediğini ve sporun toplumu nasıldönüştüreceğini inceleyeceğiz. Sosyologlar yaptıkları uzun araştırmalar sonucu,spor, oyun ve eğlenceyi (Rekreasyon) gittikçe artan büyük bir ivme kazanarakkültüre açılan önemli bir pencere olarak tanımlarlar.Modern toplumlarda spor, bir ritüel, milli, bölgesel ve etnik kimliğingörülmeye değer bir yönü, hayat için bir metafor ve başlı başına sosyal birkurum ve sanayi dalı olarak görülmektedir. Bu tez, Cumhuriyet DönemiTürkiye'sinde sporu ve sporun topluma yönelik içeriğine ve bu içeriktekikurumsal yapısına bir bakışla birlikte; ?Sporun oluşumunu? anlamak ve buoluşumun toplumsal karşılıklarıyla, sosyal yapılanma içerisinde spor, sporcu vespor kurumlarının varlığını, Cumhuriyet ile birlikte değerlendirmek üzerehazırlanmış bir çalışmadır.

Metin Aslım
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

An social anthropological research on Mela Mehmûdê Bazîdî's the work of "Customs and Tradition of Kurds"

A Kurdish intellectual Mela Mehmûdê Bazîdî, has achieved something about two centuries ago, that no other individual had achieved in the Kurdology / Kurdish Studies field before him. The Kurdish literature that were produced before Bazîdî's productions were all written in verse method. The prose literature, which was written about Kurds until Bazîdî's era was only in other languages, not in Kurdish. Bazîdî's literary works are the breaking point in the Kurdish literature. Bazîdî has written in Kurmanji Kurdish in many different disciplines. Titled as "Kurdish Traditions and Customs", this thesis includes social anthropological elements. It is a short thesis, however it is vastly informative. Bazîdî's thesis in prose format and written in Kurdish. We have studied Bazîdî's piece with a critical approach, within etnography discipline. We have presented a general overview of Bazîdî's life, the process of literal productions and the content of his works in this paper. Moreover, we have tried to analyse this thesis, benefiting from etnographical fields.

Serdar Şahin
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Avukatların sosyolojik özellikleri (Ekonomik-sosyal-kültürel-simgesel)= Diyarbakır örneği

Bu çalışmanın konusunu Diyarbakır'da avukatların ekonomik, sosyal, kültürel ve simgesel özelliklerini inceleyerek, mesleki pratiklerin ve toplumsal konumlarının sosyolojik bir analizi oluşturmaktadır. Bu araştırma Diyarbakır Barosuna kayıtlı avukatların sosyolojik özellikleri ve son yıllarda hukuk mesleğini ikinci meslek olarak tercih edenlerle ilgili oluşturulmuş varsayımları test etmek ve mevcut durumun tespitine yöneliktir. Çalışmada avukatların mesleği seçmelerinde en büyük etkinin, ilk etapta düşünülenin aksine, gelir düzeyi olmadığı, en büyük motivasyonun ise toplumdaki saygınlık olduğu görülmüştür. Baro avukatlarının büyük bir çoğunluğuna erişilmesine rağmen, özellikle uzun yıllar avukatlık yapanların çalışmaya ilgi göstermediği fark edilmiştir. Çalışmada 1000'e yakın avukata ulaşılmış ancak sadece 330 avukat sorulara cevap vermiştir. Diyarbakır Barosu'na bağlı olup ikinci meslek olarak avukatlığı seçen iş insanlarının, avukatlığın simgesel sermayesinden yararlanarak siyasete atılmayı tercih ettikleri tespit edilmiştir. Avukatların genel olarak Diyarbakır'ın güvenlikli sitelerinde ikamet ettikleri görülmüştür. Toplum içinde saygınlığı olan ve kendilerinin de saygı duydukları bu mesleği, yıllar içinde terk etme eğiliminde oldukları ve çocuklarının bu mesleği yapmasını istemedikleri belirlenmiştir. Avukatlarla ilgili yapılan bu çalışma Diyarbakır Barosuna kayıtlı avukatların sosyolojik özelliklerini ortaya çıkaran ve avukatlığın farklı meslek grupları tarafından hangi nedenlerle tercih edildiğini gösteren bir çalışma olmuştur.

Cihan Ay
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dersim'in kayıp masalları: Gündelik yaşamdaki toplumsal cinsiyet rollerinin masallar üzerinden sosyokültürel bir analizi

Bir toplumun geçmişi ve geleceği arasında kültürel aktarım işlevi gören, dini inancını, gündelik yaşam pratiklerini, sosyal hayat tarzını, iktisadi, siyasi ve toplumsal ilişkilerini, sembollerini, örflerini, gelenek-göreneklerini, düğün seremonisini, ideolojisini ve toplumsal cinsiyet rollerini yansıtan masallar eşsiz değere sahiptir. Bu anlamda masallar, bir toplumun/milletin başından geçen olayların veya durumların dile gelen yansımaları olarak da nitelendirilir. Dersim yöresinde de farklı versiyonları anlatılan masalları, gündelik yaşamdaki toplumsal cinsiyet rolleri ekseninde analiz etmeye dair yapılan bu çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden betimsel analiz tercih edilmiş, derlenen masallar ekonomik ve toplumsal ilişkilerde kadınlar ve erkekler temasıyla iki ana temada incelenmiştir. Çalışmaya dâhil edilen eserlerin Dersim yöresinden derlenmiş olmasına dikkat edilmiştir. Derlenen 12 masalın içinden çalışmanın konusuna uygun olarak seçilen ve gündelik yaşamdaki toplumsal cinsiyet rollerini yansıtan 8 masalın, ekonomik ve toplumsal ilişkilerde kadınlar ve erkekler temasıyla derinlemesine analiz edilmesi sonucunda; geleneksel masallarda betimlenen itaatkar, bağımlı ve pasif kadın figürünün Dersim yöresinde de farklı versiyonları anlatılan masallarda kimi zaman tam tersi olduğu, kadınların ekonomik ilişkilerde yeri geldiğinde kamusal alanda görünür olarak erkekle birlikte evin geçimini sağladığı, yoksulluğun her iki cinsiyet için de var olduğu, ev içi işlerde kadın daha çok ön planda olsa da zaman zaman erkeğin de ev işlerinde aktif rol aldığı, kadın karakterlerin çoğu zaman patriyarkaya meydan okuyup karar alma noktalarında erkeğe sözünü dinletebildiği görülmüştür. Kadın karakterlerin adaleti ve hakkı sağlamak için güçlü ve pozitif konumda oldukları tespit edilmiş ve ayrıca semboller/sembolik etkileşim yoluyla Dersim inancına ait ritüellerin ve gündelik yaşam pratiklerinin anlatılara yoğun şekilde yansıdığı tespit edilmiştir.

Ercan Çallı
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tıp endüstrisine sosyolojik bir bakış: Diyarbakır örneği

Küresel düzeyde etkili olan neoliberal politikalar, sağlık sektörü ve tıp uygulamaları üzerinde de önemli etkiler yaratmaktadır. Bu politikaların etkisiyle, giderek önceki dönemlere kıyasla kamuya bağlı sağlık tesislerinin yerini özel sağlık kuruluşları almaktadır.Yaygınlaşan özel sağlık kuruluşları, geleneksel hekimlik mesleğine yeni bir boyut kazandırmaya başlamıştır.Bu durum, sağlık hizmetlerinin giderek daha fazla endüstriyel bir model içinde sunulmasını beraberinde getirmektedir.Gelişen sağlık ve tıp endüstrisi ile birlikte sağlık danışmanlığı, telemedicine, teletıp ve online tıp uygulamaları başta olmak üzere yeni iş sahaları ortaya çıkmaktadır.Bu çalışma Diyarbakır özelinde neoliberal politikaların pratisyen hekimlerin tıpta uzmanlık tercihlerini ne yönde etkilediğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda görev yapmakta olan 161 katılımcı pratisyen hekim ile yürütülen çalışma da hekimlerin uzmanlık tercihini etkileyen sosyodemografik, sosyoekonomik, mesleki etmenler, tıp endüstrisinin gelişimine dair bakış açıları, kamu-özel sağlık kuruluşlarına dair düşünceleri, uzmanlık kariyeri ile ilgili planlamaları, çalışma koşulları ve mesleki özlük hakkındaki bilgiler sosyolojik olarak incelenmiştir Çalışmaya katılan katılımcıların önemli bir çoğunluğu tıp endüstrisinin hekimlik mesleğinin gelişimine, koruyucu ve önleyici halk sağlığı kampanyalarına, erken tanı, tedavi ve tarama programlarına, sağlık sigortasının yaygınlaşmasına, salgın hastalıkların erken fark edilerek önlenmesine olumlu etkilerinin olduğunu vurgulamışlardır. Araştırma sonuçlarına göre, hekimlerin önemli bir bölümü mevcut çalışma koşullarını yeterli bulmamakta ve yeniden tercih hakkı verilse hekimlik mesleğini seçmeyeceklerini belirtmektedir. Buna karşılık, kişisel ilgi ve mesleki motivasyon gibi faktörlerin hâlâ etkili olduğu görülmektedir. Uzmanlık tercihlerinde riskli ve yoğun iş yükü gerektiren cerrahi branşlardan dahili bilimlere tercihlerde kayma olduğu gözlenmektedir. Bununla birlikte cerrahi branşları tercih etmek isteyen hekimlerin önemli bir bölümü olası mesleki riskler, yoğun iş hayatı, vb. nedenler ile akademik kariyer yapma eğilimindedir. Ayrıca, yurt dışına göç eğiliminin özellikle genç ve erkek hekimler arasında belirgin olduğu, bunun arkasında ekonomik ve mesleki tatminsizlik, şiddet olayları ve sistematik destek yetersizliklerinin yer aldığı tespit edilmiştir. Tıp endüstrisinin getirdiği yenilikleri hekimler genel olarak olumlu yönde değerlendirirken, artan iş yükü, ekonomik kaygı, malpraktis yasasının getirdiği yükümlülükler, sağlıkta şiddet karşılaşılan sorunlar olarak ifade edilmiştir. Bu sorunların uzmanlık tercilerini de etkilediği çalışma ile ortaya konmuş önlem alınmadığı takdirde başta cerrahi bilim branşlar olmak üzere uzman hekim göçü ve açığı ile karşılaşılacak olup toplumun sağlığı için risk meydana gelecektir. Anahtar Kelimeler: Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS), Hekimlik, Tıp Endüstrisi, Uzmanlık Tercihi, Sağlıkta Dönüşüm, Malpraktis, Mesleki Etik, Neoliberal Sağlık Politikaları.

Dikey uzmanlaşmaHizmet endüstrisiKariyer uzmanlık+3
Şule Çalışkan Öden
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kültürel aktarım ve değişim ekseninde Anadolu mutfağı: Adana ve Ankara özelinde bir gastro-sosyoloji çalışması

Tohumun toprakta can bulup sofraya gelinceye kadar ki sürecinde sosyal kurumların ve toplumsal dinamiklerin önemli bir yeri vardır. Güvenilir gıda ve gıda hijyeni, beslenme kaynaklı sağlık sorunları ve devletlerin ürettiği gıdaları silah olarak kullanmasına kadar yemekle ilgili birçok başlık, toplumsal hayatın merkezinde yer alan sosyolojik bilgi içerisinde değerlendirilmeye muhtaçtır. Adana ve Ankara'nın farklı coğrafyalarda yer almaları ve bundan hareketle sahip oldukları farklı mutfak kültürleri hem Anadolu mutfak kültürü hem de yöresel mutfak kültürleri üzerine farklı deneyimleri yansıtması açısında değerlidir. Yeme-içme kültürlerinin dinamik yapısı, yemek kültürünü nesiller arasında farklılaştırmaktadır. Bu sebeple çalışmada toplumsal yapıdaki dönüşümün mutfak kültürlerinin etkisi ve yeni nesle aktarımı hususundaki değişimi gözlenmiştir. Bu çalışmada, Adana ve Ankara'da derinlemesine görüşmeler sonucunda Anadolu ve yöresel mutfak kültürlerinden hareketle yaşanan değişim ve aktarım sürecine dair bulgular; Anadolu ve yöresel mutfak kültürlerine ait görüşler, sosyo-kültürel aktarım ekseninde mutfak kültürü ve toplumsal dönüşüm sürecinde değişen yemek algısı ana temaları altında etrafında ele alınmıştır. Bireylerin toplumsallaşma sürecini geçirdiği ulusal ve yöresel kültür, damak tadı ve beslenme alışkanlıklarında önemli bir yere sahiptir. Birincil toplumsallaşma sürecinde edinilen yeme-içme tercihleri, beslenme düzeninden misafir ağırlama menülerine ve çeşitli platformlardaki yemekle ilgili içeriklere kadar hem yemek hem de çeşitli toplumsal alanlardaki seçimlerde etkilidir. Ev mutfağında hazırlanmış yemeklerin önemli bir yer tuttuğu Anadolu ve yöresel yemek kültürünün ve buna dayalı değerlerin, X ve Y kuşağının beslenme tercihlerini büyük oranda şekillendirdiğini söylemek mümkündür. Ancak özellikle sosyal medya döneminde doğan yeni nesli de (Z kuşağı), Anadolu ve yöresel mutfaklara ait tatlardan ve geleneksel kültürden uzak, fast food temelli beslenme giderek yaygınlaşmaktadır. Bu noktada geleneksel mutfak kültürünün korunması adına hem aileye hem de toplumsal kurumlara önemli sorumluluklar düşmektedir.

AdanaAnkaraGastronomi+1
Azize Büşra Fidan
Bingöl University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Korunaklı mekânlarda yaşayan farklı kuşakların komşuluk ilişkileri: Elazığ örneği

Komşuluk, toplumsal ilişkilerin önemli bir basamağıdır. Mekânsal yakınlığa dayalı bu ilişkinin hızla ilerleyen teknolojik gelişmelerden ve toplumsal değişimlerden nasıl etkilendiğini farklı kuşakların gözünden ele almak önemlidir. Zira komşuluk diğer ilişkilerden farklı olarak aileden sonra "en yakında" olandır. Bu yakınlık her zaman kurulan bağlar anlamında olmasa da fiziksel yakınlığın, bir çatı altında olmanın getirdiği zaruri ve önemli bir ilişkidir. Ayrıca toplumun her kesimini ilgilendiren bir konudur. Kuşaklarsa toplumsal değişmenin izinin sürülebileceği bir araçtır. Bu bağlamda bu çalışmanın amacı güvenlikli sitelerde farklı kuşakların komşuluk ilişkilerinin niteliğini ve bunun kuşaklara yansımalarını ortaya koymaktır. Konunun sınırlandırılması ve bir cemaat yaşamı vaadinden dolayı güvenlikli siteler tercih edilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış, Elazığ ilindeki güvenlikli sitelerde ikamet eden X, Y ve Z kuşaklarından toplam 35 bireyle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla veriler toplanmış ve analiz edilmiştir. Buna göre güvenlikli sitelerde komşular arasında yardımlaşma ve dayanışma büyük ölçüde devam etmekle beraber gidiş geliş azalmış, bağlar zayıflamıştır. Birincil ilişkiler sınırlıdır fakat tanınan ve görüşülen komşularla kurulan ilişkiler ikincil ilişkilerden daha yakın, yarı birincil ilişki niteliğindedir. Kuşakların komşuluk algıları açısından bir farklılık görülmemiştir. Ancak Z kuşağının komşuluk ilişkilerinin sınırlı olduğu sonucuna varılmıştır.

Nesibe Pala Çakmakçı
Bingöl University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dinin toplumsal yaşam üzerindeki etkisi: Bingöl'de Şeyh Ahmed Çan ailesi örneği

Bu çalışmanın amacı, toplumsal bir olgu olan din kurumunun "Bingöl'deki toplumsal yaşama olan etkisini", geçmişten günümüze devam eden toplumsal değişim çerçevesinde incelemektir. Çalışmanın kapsamı, Bingöl'de dini faaliyet gösteren, tasavvufa bağlı başlıca ailelerden olan "Şeyh Ahmed Çan Ailesi" odağında dinin toplumsal yaşam üzerindeki etkisini incelemektir. Nitel araştırma olarak tasarlanan bu çalışmada; veri toplama tekniği olarak yarı yapılandırılmış mülakat ve dokümantasyon tekniği kullanılmıştır. Bingöl'de on dokuzuncu yüzyılda ön plana çıkan tasavvuf geleneklerinden biri olan Nakşibendi Hâlidilik'e bağlı şeyhler sürdürdüğü faaliyetlerle, temelde geleneksel halk kültürünü dini doğrultuda şekillendirerek, toplumsal yaşam üzerinde farklı açılardan dinin etkisinin devam etmesinde etkili rol oynamışlardır. Bu eksende şeyhliğin, toplumsal yaşamı dini doğrultuda dönüştürdüğü, toplumsal birliği sağladığı, siyasi otorite boşluklarını doldurmaya ve toplumsal düzeni sağlamaya çalıştığı sonucuna varılmıştır. Bingöl'de şeyhlerin toplumda farklı kültürel ve inanç aidiyetleri olan toplumun farklı unsurlarını bir arada tuttukları, aşiret kavgalarını önledikleri ve daha farklı toplumsal sorunların çözümünde arabuluculuk faaliyetlerinde bulundukları ortaya çıkmaktadır. Bingöl'deki şeyhlik sistemi, yaşanan toplumsal değişimler sonrasında eski gücünü belirli noktalarda yitirmiş olsa da toplumdaki varlığını korumaktadır. Bingöl'deki tasavvuf geleneğinin; insanların manevi rehberlik ihtiyacını karşılama ya da ailevi problemlerin çözümü gibi hususlarda yönlendirici olmaya devam ettiği görülmektedir.

Zekiye Korkutata
Bingöl University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Huzurevinde kalan yaşlı bireylerin ilişkileri üzerine sosyolojik bir değerlendirme: Bursa Özel Şifa Huzurevi örneği

Yaşlılık, biyolojik ve psikolojik alanlarda olduğu kadar sosyal alanda da değişikliklerin yaşandığı bir dönemi ifade etmektedir. Türkiye'de ve dünyada nüfusun giderek yaşlanması yaşlı bireylerin barınma, bakım ve sosyal ihtiyaçlarının artmasına ve yaşlılığın sosyal bir sorun olarak görülmesine neden olmaktadır. Küresel olarak sorun teşkil eden ve sosyolojinin ilgi alanına giren yaşlılık, toplumsal yapının değişimiyle yaşlı bireyin ailedeki konumunu ve yaşam alanını olumsuz yönde etkilemiştir. Günümüzde huzurevleri, yaşlıların tüm gereksinimlerinin karşılandığı öncelikli kurumlardan biridir. Yaşlıların, çoğu zaman mecburen ihtiyaç duydukları alan değişimi bireylerin psikolojik ve sosyal yönünü oldukça etkilemekte ve yeni yaşam alanındaki ilişkilerini anlamlı şekilde biçimlendirmektedir. Bu araştırmanın amacı, "Huzurevinde kalan yaşlı bireyler, birbirleriyle kurdukları sosyal ilişkileri nasıl değerlendirmektedirler?" sorusuna cevap bulmak ve yaşlı bireylerin ilişkilerini sosyolojik olarak analiz etmektir. Bu amaca ulaşmak için, Bursa ilinde özel bir huzurevinde kalan 16 yaşlı bireyle görüşülerek nitel bir araştırma yürütülmüştür. Çalışmada amaçlı örneklem tercih edilerek, yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği aracılığıyla elde edilen veriler sosyolojik bağlamda analiz edilmiştir. Ayrıca, huzurevindeki anlamlı ilişkileri arttırmak için elde edilen verilerden yola çıkarak, yaşlı ilişkilerinin iyileştirilmesine yönelik uygulanabilir çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Değerlendirmeler sonucunda, huzurevinde kalan yaşlıların, sosyal ilişkilerini etkileyen iki temel faktöre ulaşılmıştır. Yaşlı bireylerin, huzurevine gelme sebepleri ile huzurevindeki sosyal ilişkileri arasında pozitif bir ilişkinin olduğu ve yaşlı bireylerin huzurevinde kalma sürelerinin, ilişki kurma isteğinde belirleyici olduğu sonucuna varılmıştır. Bu ilişkilerin derinlemesine incelenmesini içeren çalışmanın, sonradan yapılacak çalışmalara öncülük edebileceği düşünülmektedir.

Evin İşlek
Bingöl University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00