Bolu Abant Izzet Baysal University
Discipline

General Biology

Bolu Abant Izzet Baysal University

4

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

4 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Rüzgâr enerjisi santrallerinin (res) faaliyet gösterdiği bölgedeki (Kocaeli-Kandıra) ornitofauna üzerine etkileri

Türkiye, Palearktik Biyocoğrafya Bölgesindeki başta gelen göç yolu üzerindedir. Ülkenin kuzeybatı, kuzeydoğu ve güneyinde darboğaz bölgeler ve göç koridorları bulunmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye RES'ler için rüzgâr potansiyeli bakımından ayrıcalıklı ve önemli bir konumdadır. Bu nedenle kurulacak RES'lerin Türkiye ve kurulduğu alanın ornitofaunasına etkileri konusundaki bilimsel çalışmalara önemli ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmanın amacı, RES'lerin bulundukları bölgelerdeki ornitofauna üzerine etkilerini araştırmaktır. Çalışma alanı Kocaeli İli Kandıra İlçesi'nde bulunan, 6 türbin ve bir işletme şantiyesinin bulunduğu Gökdağ RES alanıdır. Alan tamamen orman arazisi üzerinde kalmaktadır. Türbinler için açılmış platform alanları, yeraltı kabloları, yollar ve işletme binası ile birlikte 113.000 metrekarelik bir alanı kaplamaktadır. Dört farklı mevsimde (özellikle ilkbahar ve sonbahar göç dönemlerinde) Şubat 2019 - Kasım 2019 tarihleri arasında arazi çalışmaları yapılarak RES'lerin alana, ornitofaunaya ve türe özgü etkileri (popülasyon büyüklüğü, alanda yayılış şekilleri, üreme potansiyeli, beslenme, göç özellikleri) ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Türlerin belirlenmesinde ve sayımında hat boyu ve nokta sayım yöntemleri kullanılmıştır. Sonuç olarak; Çalışma alanında 7 takımdan 18 familyaya ait toplam 43 kuş türü tespit edilmiştir. Bu türlerden 29'u yerli, 8'i yaz göçmeni, 4'ü kış göçmeni ve 2'si transit göçerdir. Tespit edilen türlerden Aquila heliaca (Şah kartalı) Kocaeli ili için yeni kayıttır. Çalışma alanında belirli bir habitat kaybı yaşanmıştır. Fakat oluşan habitat kaybı, türbin sayısının az olması ve tesisin küçük olması sebebiyle önemli bir kayıp değildir. Ses şiddeti ve RES'lere olan mesafenin kuşların davranışları üzerine etkilerine bakıldığında ise, RES'lerin bazı kuş türleri üzerinde etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Fakat birçok kuş türünde etki oluşturmaması nedeniyle, Gökdağ RES alanının genel avifauna üzerinde fazla etkisi olmadığı sonucuna varılabilir. Ayrıca türbinlere çarpma kaynaklı ölü kuş türü kaydedilmemiştir.

Bilgenur Yaşa
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Listeria monocytogenes'in elektrokimyasal sensör sistemleri ile belirlenmesi

Listeria monocytogenes, gram pozitif, kısa basil şeklinde, fakültatif anaerob, hücre içi bir gıda patojenidir. İlk kez 1926 yılında tanımlanmıştır. 1980 yıllarında meydana gelen bir dizi salgından beri, aşırı derecede önemli, yayılımcı ve insan hayatını tehdit eden gıda kaynaklı hastalıklara yol açtığı bilinmektedir. Nadiren salgın hastalığa yol açmaktadır, ancak listeriosis olarak adlandırılan hastalık diğer gıda kökenli mikrobiyal patojenler ile kıyaslandığında ölüm oranı yüksektir (%20-30). L. monocytogenes tayini için kullanılan klasik kültür yöntemleri, temel olarak zaman alan zenginleştirme basamağını takiben biyokimyasal identifikasyona dayanmaktadır ve bir haftanın üzerinde zaman gerektirmektedir. Bu nedenle immüno analiz ya da moleküler tekniklere dayalı hızlı test teknikleri geliştirilmiştir. Geçtiğimiz son 20 yıl boyunca, mikroorganizmaların hızlı ve gerçek zamanlı belirlenmesi için biyolojik sensör geliştirme çalışmaları büyük ilgi görmüştür. Bu çalışmada L. monocytogenes tayini için elektrokimyasal biyosensör geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, immüno analiz tabanlı ve DNA tabanlı elektrokimyasal biyosensör sistemleri geliştirilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda, DNA tabanlı sensör sistemi immüno analiz tabanlı sensör sisteminden daha başarılı bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Listeria monocytogenes, Listeriosis, Elektrokimyasal Biyosensörler, DNA Sensörleri, Hızlı Tayin Metotları

Emine Dinçer
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
DoctorateOpen AccessEN

Sıçanlarda egzersiz ve beslenmenin iskemi ve reperfüzyon aritmileri üzerine etkisi

The risk of coronary artery disease(CAD) increases with aging and death occurs due to the arrhythmias following coronary artery occlusion. In recent years, researchers have focused on the effects of physical exercise and diet for decreasing of these deaths. However, the effect of nutrition together with physical exercise and food restriction (FR) on the arrhythmias induced by ischemia and reperfusion was not studied more in experimentally produced myocardial infarction. That is why in this research the effect of exercise, different nutrition and food restriction alone and together on ischemia reperfusion (I/R) induced arrhythmia in male and female was aimed to be studied. 148 Male and 142 female Sprague-Dawley rats were used in this study. Exercise was made by swimming in 45min/ day, food restriction by decreasing food in %50 during six weeks. Animals were fed by two different food; standard food and protein rich food. Ischemia was produced by the ligation of left coronary artery in 6 minutes and reperfusion by releasing of this artery in 15 minutes. The score of arrhythmia, ventricular premature contraction and the duration of total arrhythmia decreased during ischemia in male having exercise and also in exercised combined with food restriction in rats fed with standard diet (P <0.05). However in females, this effect was only seen in combination group (P<0.05). The amount of superoxide dismutase (SOD) increased in male groups that applied exercise and combination (P<0.05). Otherwise, there was no difference in ATP dependent potassium (KATP) channel protein in exercise and exercise with food restriction male group in respect to control male,but in females it was increased in both condition. No changes in arrhythmia during reperfusion period were observed in male and female in exercise or exercise and food restriction groups in respect to their control. Different effect of protein rich diet on the ischemia-induced arrhythmia was observed. Protein rich diet was not effective on the ischemia-induced arrhythmia in male but it increased the arrhythmia in female following exercise combined with food restriction group. Otherwise, in reperfusion period, protein rich diet increased the arrhythmia in male having exercise, but no change in arrhythmia was observed in female in this period. The amount of SOD was not significantly increased either in male and female having exercise alone or together with the food restriction in protein rich diet. But KATP channel protein increased in exercised alone and with food restriction applied groups only in male. Increasing in the amount of SOD was effective alone in reducing the arrhythmias during ischemia without increasing KATP channels in males. This result supports the previous studies. In female, the increase of SOD was not effective on arrhythmias alone but this time the increasing number of KATP channel was effective in reducing the arrhythmias occurred during ischemia. The protein-rich feeding eliminates the protectiveeffect against arrhythmia in male and female having long-term exercise firstly, was found in this study. KEYWORDS:Ischemia, Reperfusion, Arrhythmia, Diet, Food restriction, Exercise.

Abant İzzet Baysal UniversityCardiovascular physiological phenomena
Selçuk Yaşar
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Ağız mikroflorasındaki laktik asit bakterilerinin probiyotik özelliğinin araştırılması

ÖZET Diş çürümeleri ve diş eti hastalıkları tüm dünyada insanlarda en sık rastlanan ağız sağlığı hastalıklarıdır. Laktobasillerin ağız mikroflorasındaki patojen bakterilerle tutunma yüzeyi için rekabete girmeleri ve ürettikleri maddelerle onları inhibe etmeleri dolayısıyla ağız probiyotiği olarak kullanılabilme olasılıkları, ağız ve diş sağlığı açısından umut verici bir alternatif oluşturmaktadır. Ağız ve diş sağlığı üzerindeki olumlu etkileri nedeniyle bu çalışmada tükürükten elde edilen laktobasillerin probiyotik özelliği değerlendirilmiş ve ağız ve diş sağlığının korunmasına katkı sağlayacak probiyotik laktobasillerin seçimi hedeflenmiştir. Bu amaçla 15-18 yaş arası bireylerden alınan tükürük örneklerinden izole edilen laktik asit bakterilerinin ağız probiyotiği olarak kullanılabilirliği incelenmiştir. Probiyotik özellikleri belirlemek için yapılan testler sonucu seçilen izolatların, gerçek diş yüzeyinde mutants stretokoklara karşı rekabeti incelenmiştir. İzolatların tamamı Streptococcus mutans'a karşı inhibisyon göstermiştir. Ayrıca 13L1B, 14L1, 14L1B, 28LBX izolatlarının varlığı diş yüzeyine S. mutans'ın tutunma miktarını azaltmıştır. Bu izolatların S. mutans kaynaklı hastalıkları önlemede ağız probiyotiği olarak kullanılabilmeleri açısından sonuçlar umut vericidir. Konuyla ilgili detaylı çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Sözcükler: Probiyotik, diş çürüğü, Lactobacillus, Streptococcus mutans

Bahar Uyar
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00