
1.059
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Bankacılık sektöründe dijital pazarlama kanallarının tüketicilerin anlık satın alma davranışlarına etkisi
Günümüzde teknolojinin gelişmesi ile birlikte işletmelerin pazarlama faaliyetlerinde değişiklikler ortaya çıkmıştır, ve bu farklılıklar bankacılık sektörünü de oldukça etkilemiştir. Pazarlama sektörünün dijital pazarlamaya dönüşmeye başlaması ve bununla birlikte gün geçtikçe gelişen bankacılık sektörünün de farklı alanlara yönelmesini sağlamıştır. Bankacılık tarihinde geçmişten günümüze çeşitli değişikliklerden geçmiş ve olumlu birtakım gelişmeler yaşamıştır. Mobil bankacılık uygulamalarının gün geçtikçe yaygınlaşması ile dijital pazarlamayla sosyal medya bankacılık pazarlamaları ve reklamlarının yapılması ile tüketicilerin algıları ve satın alma alışkanlıklarında farklılıklar ortaya çıkmıştır. Bu araştırmanın amacı, dijital pazarlamanın bankacılık sektöründe genel tüketiciler üzerinde anlık satın alma davranışlarına etkisini belirlemek ve katılımcıları dijital pazarlamaya olan faaliyetlerine yönelik algılarının ve satın alma davranışlarının Bolu ve Ankara illerinde yaşayan kişileri karşılaştırarak aralarında bir farklılık olup olmadığını belirlemektir. Ankete 304 kişi katılmış olup katılımcılardan 148'i Bolu, 156 kişisi ise Ankara ilinden genel tüketiciler üzerinde yapılmıştır. Verilen cevaplar sonucunda ortaya çıkan veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Araştırma teori ve uygulama bölümlerinden oluşmaktadır. Çalışmanın teori bölümünde; bankacılık, dijital pazarlama, anlık satın alma kararları konularında literatür taraması yapılmıştır. Araştırma bölümünde ise; ilk bölümünde katılanların demografik verilerinin dağılımı ve internet bankacılığı deneyimlerine yönelik ifadelerine verdikleri yanıtlar değerlendirilmiştir, ikinci bölümde anlık satın alma kararı ve dijtal pazarlama araçlarından reklam ölçeğine ait ifadelerin ortalama ve stardart sapmaları değerlendirilmiştir, üçüncü bölümde demografik değişkenlere göre anlık satın alma kararı ve dijital pazarlama araçlarından reklam algılarında farklılaşma durumu analiz edilmiştir, dördüncü bölümde ise ölçekler arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. Sonuçlara göre, anlık satın alma kararı ile olumlu tutumlar alt boyutu ve bilgilendirme alt boyutu arasında pozitif yönde düşük düzeyde istatiksel olarak anlamlı bir ifade belirlenmiştir. Dijital pazarlamanın anlık satın alma kararı üzerindeki etkisi değerlendirildiğinde ise; olumlu tutumlar ve bilgilendirme alt boyutlarının anlık satın alma üzerinde pozitif bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir.
Yaşlıların toplumsal yaşama katılımı: Bolu ili örneği
Anne karnında başlayıp ölüme kadar devam eden yaşlanma, başlı başına insan doğasında meydana gelen kaçınılmaz bir değişim sürecidir. İnsan hayatının son evresi olan yaşlılık dönemi ile birlikte birey fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik bazı değişimlere maruz kalmaktadır. Diğer taraftan, on dokuzuncu yüzyılda bilim, tıp ve teknoloji alanında yaşanan gelişmeler ile beraber insan ömrü uzamış ve toplam nüfus içinde yaşlı nüfus oranı artmıştır. Bunun sonucunda da dünya genelinde demografik yapıda şimdiye kadar görülmemiş bir değişim yaşanarak bu güne gelinmiştir. Günümüzde yaşlanma küresel bir sorundur. Gezegenimiz giderek yaşlanmaktadır. Yaşlanmayla beraber bireyin hayatında meydana gelen fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik değişimler ile yaşam koşullarında meydana gelen değişimler yaşlı bireyin toplumsal bütünleşmesini ve toplumsal yaşama katılımını zorlaştırabilmektedir. Araştırmanın amacı, tüm bu değişim süreci içinde Bolu il merkezinde yaşayan yaşlıların (65 yaş ve üzeri) toplumsal yaşama ne düzeyde katılabildikleri ya da katılamadıklarının nedensel olarak ortaya konulmasıdır. Bununla birlikte yaşlıların yaşının, cinsiyetinin, gelir düzeyinin, sağlık durumunun, medeni durumunun, eğitim düzeyinin yaşlıların toplumsal yaşama katılımlarına etkisinin Bolu ili örneğinde ortaya konulmaya çalışılması, araştırmanın temel amacını oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında veriler Bolu il merkezinde, evde yaşayan (Herhangi bir huzurevi veya yaşlı bakım evinde kalmayan) 138 yaşlıya (65 yaş üzeri) doğrudan görüşme yoluyla soru formu uygulanarak derlenmiştir. Çalışma literatür taraması ile desteklenmiştir. Elde edilen verilerden hareketle, kadınlar, erkeklere; ileri yaşlılar, genç yaşlılara; eğitim düzeyi düşük olanlar, eğitim düzeyi daha yüksek olanlara, ekonomik durumu düşük olanlar, ekonomik durumu daha iyi olanlara, sağlık durumu kötü olanlar, sağlık durumu daha iyi olanlara ve eşi ölmüş olan yaşlılar, evli olan yaşlılara göre toplumsal yaşama katılımda dezavantajlı konumda oldukları söylenebilir.
Kırsal alanda yaşayan engelli kadınların toplumsal hayata katılımında toplumsal cinsiyete bağlı etkiler - Muş ili örneği
Bu araştırma Muş ilinde kırsal alanda yaşayan engelli kadınların, yaşamlarını özel ve kamusal alanda cinsiyetleri üzerinden nasıl deneyimledikleri ve engelli kadınların toplumsal hayata katılımlarında cinsiyetlerine bağlı sorunların neler olduğunu incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında 13 engelli kadın ile görüşülmüştür. Nitel araştırma olarak tasarlanan bu araştırmanın verileri, Muş ili kırsal alanda yaşayan engelli kadınlarla yapılan derinlemesine görüşmelerle toplanmıştır. Görüşmeler sonucunda elde edilen veriler, kodlama sürecinden sonra analiz edildiğinde; kırsal alanda toplumsal cinsiyet bağlamında engelli kadınların toplumsal hayata katılımda toplumsal cinsiyete bağlı etkilerden olumsuz etkilendiği anlaşılmıştır. Engelli kadınların, hem kadın olmaları hem de engelli olmaları nedeniyle özel alana bağlı kaldıkları, kamusal alandan dışlandıkları gibi toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklanan engel ve sorunlarla karşılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.
Spora katılım motivasyonlarının kişilik özellikleriyle ilişkisi
Bu araştırmanın amacı spora katılımın kişilik özellikleriyle ilişkisini farklı değişkenler açısından incelemektir. Bu amaçla araştırmamız için genel tarama modelinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini spora katılan bireyler oluşturmaktadır. Spora katılım kişilik özellikleri ile etkileşimini belirlemek amacı ile kesit alma yöntemiyle seçilen örnekleme dâhil olan bireylerin görüşlerine başvurulmuştur. Bu amaçla Bolu ve Ankara ilinde spora katılım gösteren basit rastgele ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle seçilen 235 yetişkin bireyden veri toplanmıştır. Bu çalışmada veriler üç ayrı ölçekle toplanmıştır. Anket formunun birinci bölümünde uzman görüşü de alınarak hazırlanan 16 maddeden oluşan kişisel bilgi formu bulunmaktadır. İkinci bölümde Rogers ve Morris (2003) tarafından geliştirilen geçerliliği ve güvenilirliği Gürbüz ve diğ. (2006) tarafından yapılan 66 madde ve 5 alt boyuttan oluşan (Cronbach's Alpha Sağlık 0.93, Rekabet 0.88, Sosyalleşme ve Eğlenmek 0.88, Vücut ve Dış Görünüm 0.85, Beceri Gelişimi 0.84) Rekreasyonel Egzersiz Motivasyon Ölçeği yer almaktadır. Üçüncü bölümde ise Sümer (2005) tarafından Türkçe'ye uyarlanan 44 madde ve 5 alt boyuttan oluşan (Cronbach's Alpha Dışa Dönüklük 0.66, Nevrotiklik 0.62, Uyumluluk 0.60, Gelişime Açıklık 0.71, Öz Disiplin 0.66) Beş Faktör Kişilik Envanteri kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistik, T testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (Anova), Mann Whitney U Testi ve Korelasyon Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda cinsiyet değişkeni açısından rekreasyonel egzersiz motivasyon ölçeği rekabet, sosyal eğlence ve beceri gelişimi alt boyutlarında erkeklerin lehine anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Yaş değişkenine bakıldığında öz disiplin alt boyutunda çıkan fark 28 yaş ve üstü ile 18-22 yaş grubu arasında; 28 yaş ve üstü olan bireylerin lehinedir. Egzersiz yapılan ortam değişkeninde kişilik özelliği gelişime açıklık alt boyutunda doğa da egzersize katılım gösterenlerin ortalamaları açık spor sahalarını tercih edenlere oranla yüksek olduğu bulunmuştur. Egzersize katılım yılı değişkenine göre daha uzun süredir spora katılanların öz disiplin puanları daha kısa süredir katılanlardan yüksek bulunmuştur. Spor branşına göre bireysel temel spor yapanların fitness ve takım sporları yapanlara göre gelişime daha açık olduğu bulunmuştur. Program türü değişkenine göre dışa dönük bireylerin gelişime açık olanlara göre daha fazla zorlayıcı programlara katıldıkları bulunmuştur. Spora katılan bireylerin katılım motivasyonları ile kişilik özellikleri arasındaki ilişkiye yönelik korelasyon testi sonucunda egzersiz motivasyonu sağlık alt boyutuyla bütün kişilik özellikleri arasında pozitif yönde düşük düzeyli ilişki; vücut dış görünüm boyutu ile dışa dönüklük ve gelişime açıklık kişilik özellikleriyle; son olarak ise beceri gelişimi alt boyutuyla nevrotiklik hariç diğer kişilik özellikleri arasında pozitif yönde düşük düzeyde ilişki bulunmuştur.
Mehmed Nuri Efendi'nin Londra (1834-1836) ve Paris (1836-1837/1839-1841) elçilikleri
Hayatı ile ilgili yeterince bilgi bulunamayan Mehmed Nuri Efendi, divan kaleminden yetişerek Osmanlı Devleti'nin çeşitli kurumlarında görev almıştır. Bu görevlerin arasında Londra ve Paris elçilikleri de bulunmaktadır. Mehmed Nuri Efendi, Osmanlı Devleti'nin gücünü kaybettiği ve varlığını devam ettirebilmek için başka bir devletin desteğine ihtiyaç duyduğu bir dönemde, Avrupa'nın iki büyük gücü olan İngiltere ve Fransa'da elçilik yapmıştır. 1834-1836 yılları arasında Londra elçiliği yapan Mehmed Nuri Efendi, yoğun olarak gümrük tarifelerinin yenilenmesi için mesai harcamıştır. Bunun yanı sıra Cezayir'in Fransızlar tarafından işgali, Trablusgarp'taki İngiliz konsolosunun azledilmesi, İngilizlerin Fırat Nehri üzerinden vapur geçirmek istemesi gibi meselelerle de ilgilenmiştir. Beraberinde getirdiği öğrencilerin İngiltere'deki okullarda öğrenim görmeleri için çaba sarf etmiştir. Mehmed Nuri Efendi'nin Londra elçiliği sırasında karşılaştığı en büyük güçlük, kendisinin Rus ajanı olduğuna dair İngiliz hükümetinde oluşan şüphelerdir. Bu şüpheler, Mehmed Nuri Efendi'nin çalışmalarında başarı sağlayamamasına neden olmuştur. Mehmed Nuri Efendi, 1836 yılında Londra elçiliği görevinden alınmış ve Paris elçiliğine atanmıştır. 1836-1837 yılları arasında Paris büyük elçiliğinde bulunan Mehmed Nuri Efendi, bu süre içerisinde daha çok Cezayir'deki Fransız işgalinin sona erdirilmesi için uğraşmıştır. 1837 yılında Hariciye Müsteşarlığı görevi verilmesinin ardından elçilikten azledilmiştir. 1839 yılında daha önce de aynı görevde bulunmuş olması nedeniyle tekrar Paris büyük elçiliği görevine getirilmiştir. 1841 yılına kadar süren ikinci Paris elçiliği sırasında, Mısır meselesinin çözümü için çaba harcamıştır. Fakat bu hususta yetersiz görülmesi üzerine görevinden alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Mehmed Nuri Efendi, Londra, Paris, Elçi, Diplomasi
Kişilik özellikleri ve takım sargınlığı etkileşiminin sporcu doyumuna olan etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada sportif başarı ve performans açısından önemli olduğu düşünülen kişilik özellikleri, grup sargınlığı ve sporcu doyumu değişkenleri ile çalışılmıştır. Yapılan araştırmada kişilik özellikleri ile grup sargınlığı etkileşiminin sporcu doyum düzeyine olan etkisinin açıklanması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda yapılan araştırmada araştırmacı tarafından oluşturulan demografik bilgi formu ile takımdan ve kulüpten elde edilen doyumu tespit etmek amacıyla iki soru kullanılmıştır. Yine kullanılan ölçekler arasında; beş temel kişilik özelliğini ölçmek için Gosling ve arkadaşları (2003) tarafından geliştirilen, geçerlilik ve güvenilirlik çalışmaları Atak (2013) tarafından yapılan, 10- Maddelik Kişilik Özellikleri Ölçeğinden yararlanılmıştır. Söz konusu ölçek dışa dönüklük, deneyime açıklık, yumuşak başlılık, sorumluluk ve duygusal dengelilik olmak üzere 5 alt boyuttan oluşmaktadır ve alt boyutların iç tutarlılık katsayıları sırası ile .86, .83, .81, .84 ve .83' tür. Takım sargınlığını ölçmek için Carron ve arkadaşları (1985, 1987) tarafından geliştirilen, Öcel ve Aydın (2006) tarafından Türkçe' ye uyarlanan, grubun görev çekiciliği, grubun sosyal çekiciliği, grubun görevde bütünleşmesi ve grubun sosyal bütünleşmesi olmak üzere 4 alt boyuttan oluşan Takım Sargınlığı Ölçeği kullanılmıştır. Ölçek alt boyutlarınun iç tutarlılık katsayıları sırası ile .73, .69, .76 ve .73' tür. Çalışmaya Bolu ve Düzce İllerinde amatör futbol takımlarında oynayan 143 erkek sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Yüz yüze görüşme tekniği ile veriler toplanmıştır. Araştırmada oransız küme örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda takım sargınlığı alt boyutlarından grubun sosyal bütünleşmesi ile kişilik özellikleri alt boyutlarından sorumluluk ve yumuşak başlılık alt boyutları; grubun sosyal çekiciliği ile dışa dönüklük, sorumluluk, duygusal dengelilik ve yumuşak başlılık; grubun görev çekiciliği ile sorumluluk ve yumuşak başlılık grubun görevde bütünleşmesi ile dışa dönüklük, sorumluluk ve duygusal dengelilik arasında düşük düzeyde pozitif yönde ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca sporcu doyumu ile takım sargınlığının tüm alt boyutları arasında ve kişilik özellikleri alt boyutlarından dışa dönüklük ve yumuşak başlılık arasında düşük düzeyde pozitif yönde ilişki olduğu ortaya konulmuştur. Kişilik özellikleri ve takım sargınlığı etkileşiminin sporcu doyumunun %23' ünü açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kişilik özellikleri, takım sargınlığı, sporcu doyumu
AB göç politikalarının güvenlikleştirme ekseninde incelenmesi
Küreselleşme olgusunun etkilediği çok çeşitli alanlardan bir tanesi de göçtür. Göç olgusu geçmişten günümüze devam eden ve kimi sorun ve sorumlulukları da bünyesinde barındıran hassas bir çalışma alanıdır. Göçün Kopenhag Okulu tarafından geliştirilen güvenlikleştirme yaklaşımı çerçevesinde incelenmesi ise daha farklı girdiler üzerinde odaklanmayı gerektirmektedir. Bu kapsamda Avrupa Birliği ülkeleri tarafından göçün yönetilmesine ilişkin geçmişten günümüze çok çeşitli politikalar uygulanmıştır. Avrupa tarafından 1960'lı yıllarda göç teşvik edilmesi gereken bir olgu iken 1970'li yılların ortalarından itibaren kimi Birlik ülkelerinde daha da erken dönemlerde güvenliği tehdit eden ve kontrol edilmesi gereken bir sorun olarak görülmeye başlanmıştır. Diğer taraftan AB ülkelerinin dış göç yaşayan ülke statüsünden dışarıdan göç alan ülke statüsüne geçmesi Birlik üyeleri tarafından göçün artık yer değiştirme olgusundan soyutlanmış ve tehlike arz eden bir konu olarak algılanmasına sebep olmuştur. Bu kapsamda göç eylemi, hem göç veren bölgeler hem de göç alan bölgeler için karşılıklı çözülmesi gereken bir mesele olmuştur ve bu çerçevede AB'nin göç politikaları ise dönem dönem değişiklikler göstermiştir. AB için göç bir güvenlik problemidir ve yönetilmesi gerekmektedir. Özellikle son yıllarda Orta Doğu coğrafyasında yaşanan çatışmalar ve Suriye krizi göçü tetiklemiş ve milyonlarca insanın yurtlarını terk etmesine sebep olmuştur. Bu olağan dışı durum beraberinde olağan dışı önlemleri de getirmiştir. Göç gerçeğiyle karşı karşıya olan ülkeler için temel olarak sorun aslında düzenli göçlerden ziyade düzensiz göç olarak ifade edilen ve çoğu zaman yasa dışı olarak gerçekleşen göçlerin kontrol altına alınması ve yönetilmesidir.
Yabancılaşma problemi ve yabancılaşmanın gündelik hayata yansıması: "Sátántangó" adlı filmin çözümlemesi
Günümüzde bireyin, dolayısıyla da toplumun gündelik hayatta yabancılaşmayı yoğun olarak yaşadığı görülmektedir. Zamanın getirdiği yenilikler beraberinde insandan birçok şeyi de söküp almıştır. İçi boşalan insan içsiz, ruhsuz ve anlamsız bir varlık haline gelmiştir. İnsan çevresine, benliğine en önemlisi de kendi ruhuna yabancılaşmış durumdadır. Eskinin samimi, sakin yaşamı yerini sahte insan ilişkilerine bırakmıştır. Ruhu özünden boşalan insan idealsiz, umutsuz boş bir hayatta yaşam mücadelesi içerisindedir; değerler anlamını yitirmiştir. Hayatının merkezine koyacak anlamlı bir şey bulamayan insan, kendilik bilgisini kaybetmiştir. Yaşanan hayatlarda sanal aşklar, sevgiler, ilahlar edinilerek yapay anlamlarda tat aranmaktadır. Hayat hissedildiği gibi değil hissettirildiği gibi duyumsanmaktadır. Yabancılaşma problemini çözümlememe amacındaki bu tezde inceleme nesnesini Macar yönetmen Béla Tarr'ın, Şeytan'ın Tangosu (1994) filmi oluşturmaktadır. Tezin savına göre bu film, modern hayatla uyuşmayan, anlamsız hayatların temsillerini sunmaktadır. Filmde yabancılaşan bireyin karşısına öteki olarak kendisinin nasıl çıkarıldığı ve sistemin insana vadettiği şeyden ortaya çıkan mutsuzluğun yansıması çarpıcı bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla bu filmde psikolojik boyuttan sosyal boyuta doğru kendini belirgin olarak hissettiren ve günümüz insanını tanımlayan yabancılaşma problemi bu tezin çözümlemeye çalıştığı başlıca mefhum olmaktadır. Gündelik hayatta yaşanan yabancılaşma ve etkilerinin ele alındığı "Yabancılaşma Problemi ve Yabancılaşmanın Gündelik Hayata Yansıması: 'Sátántangó' Adlı Filmin Çözümlemesi" adlı bu çalışmada sosyolojik eleştiri yöntemine başvurularak yabancılaşma kavramına ilişkin literatür taraması yapılmış, konuyla ilgili kuramsal kaynaklardan ve akademik çalışmalardan okumalar yapılarak yabancılaşma kavramının kavramsallaşma süreci ortaya konmuştur. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. "Yabancılaşma ve Gündelik Hayatta Yabancılaşma" başlıklı birinci bölümde önce, yabancılaşma problemini toplumsal hayat perspektifi içerisinde ele alan tüm yaklaşımların tek tek ve detaylı açıklaması yerine, çalışmanın amacı ve sınırlılıkları da göz önünde tutularak genel hatlarıyla farklı disiplin ve çeşitli düşünürler bağlamında açıklanmıştır. Daha sonra, düşünsel çerçevenin oluşturulduğu içsel ve toplumsal boyutta yabancılaşmayı ön plana çıkaran teorilerle, gündelik hayatlarda oynanan ve oyun sonunda kendisini kaybeden kimliksiz bireyde yabancılaşmanın yansımaları ele alınmıştır. "Gündelik Hayatta Yabancılaşma: 'Sátántangó' Adlı Filmin Çözümlemesi" başlıklı ikinci bölümde ise düşünürlerce ortaya konan yabancılaşma teorileri ışığında film yorumlanarak yaşanan yabancılaşmanın görünür kılınması amaçlanmıştır. Bu amaçla yapılan çalışmanın "Sonuç" bölümünde toplumsal ilişkiler üzerinden öznel-içsel olarak hissedilen, soyutlukta bir kimliğe bürünen ve gündelik hayatlarda toplumsala yansıyarak somut hal alan yabancılaşmanın yorum ve değerlendirmesine yer verilmiştir.
Liberalizm ve çokkültürlülük
Çağdaş ulus-devlet sistemleri liberal bir düşünsel zemin üzerinde şekillenmiştir. Toplumlardaki farklı grupların kültür temelli hak istemleri ve günümüz liberal devletlerinin bu talepler karşında göstermiş olduğu reaksiyonlar, güncel politik tartışmaların odağında yer almaktadır. Bu kapsamda liberal devletlerinin bu talepler karşısında geleneksel sınırlılıkları içinden geliştirmiş oldukları politikaların beraberinde bir çok sıkıntıyıda - siyasal istikrar ve meşruiyet vb. - getirmesi yeni siyaset kuramlarının doğmasına yol açmıştır. Azınlık gruplarının hak taleplerinin karşılanması konusunda yeni bir yaklaşım ve liberalizmin grup iddialarını bireyci haklar dizgesinin içine yerleştirmesindeki sınırlarını açığa çıkarmada önemli bir eleştirisi olarak çokkültürlülük günümüz siyasal tartışmalarında merkezi bir yere sahiptir. Özellikle Will Kymlicka ve Charles Taylor'un çokkültürlü yaklaşımları bize liberalizmin sadece grup temelli haklarla ilgili kapasitesini sorgulamayı değil aynı zamanda çokkültürcülük ajandalarının bireyin otonomisinin belli cemaatlerde ortadan kalkma ihtimalini eleştirmek için de belli bir muhakeme tarzı sağlar. Bu çalışma, Taylor ve Kymlicka'nın politik teorileri arasındaki farkları ve benzerlikleri analitik bir biçimde karşılaştırarak "liberalizm ve çokkültürlülük ilişkisi"nin iki yüzünü ortaya çıkarmayı amaçlar
Yeni işçilik örüntüleri bağlamında alışveriş merkezlerindeki kadın işçiler: İstanbul örneği
Bu tezin konusu, alışveriş merkezlerinde çalışan kadınların kimlik olarak kendilerini nasıl tanımladıklarıdır. Bu konu, alışveriş merkezlerinde çalışan kadınların kendilerini işçi olarak görüp görmediği ve alışveriş merkezlerinde çalışmayan diğer işçi kadınları nasıl gördüğü çerçevesinde ele alınmıştır. Yeni mekanlar olarak alışveriş merkezlerin buralarda çalışan kadınların algı, düşünce ve davranışlarında yol açtığı değişimler de anlatılmıştır. Araştırmanın amacı, alışveriş merkezlerinde çalışan kadınların kimlik olarak kendilerini nasıl gördüklerinin (işçi olarak görüp görmediklerinin) saptanmasıdır. İstanbul'daki alışveriş merkezlerinde çalışan kadınlar üzerinden hareketle işçilik örüntülerinin mekanla bağlantılı (alışveriş merkezleri) olarak nasıl değiştiğinin açıklanması araştırmanın önemini oluşturmaktadır. Araştırmanın alışveriş merkezlerinde çalışan kadın işçilere odaklanmasının nedeni, kadın işçilerin sergiledikleri yeni işçilik örüntülerinin net olarak görülebileceği yerlerin alışveriş merkezleri olduğunun düşünülmesidir. Bu yüzden aynı işi de yapsalar da alışveriş merkezleri dışındaki yerlerde çalışan kadın işçiler kapsam dışı bırakılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul'daki alışveriş merkezlerinde çalışan kadın işçiler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise İstanbul'un farklı yerlerinde birbirinden farklı özellikte (ilçe, semt ve otoyol üzerinde) seçilen dört alışveriş merkezi oluşturmaktadır. Bu alışveriş merkezleri; Capacity, Armonipark, Arenapark, 212 alışveriş merkezidir. Yukarıda da belirtilmiş olan birbirinden farklı dört alışveriş merkezinden olasılığa dayalı olmayan örnekleme tekniklerinden olan kasti (kararsal) örnekleme tekniği ve kartopu örnekleme tekniği kullanılarak derinlemesine mülakat yapılmak üzere kadın işçiler seçilmiştir. Seçim ölçütünün özellikleri bu alışveriş merkezlerinden birinde çalışan olması ve kadın olmasıdır. Ayrıca araştırma öncesinde 18 yaş ve üstü kadınlarla görüşme yapılması planlanmış ama AVM sektöründe 16 yaşından itibaren ailesinin izni ile işçi çalıştırabildiği görülünce 18 yaş olan örneklem kriteri 16 yaşa indirilmiştir. Araştırma işçi kadınların davranış örüntülerine odaklandığı için bir yıldan daha az süredir alışveriş merkezinde çalışan kadınlar örneklemin dışında bırakılmıştır.