
798
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
İstikrarlı kalkınmada vergi gelirlerinin rolü ve önemi
İstikrarlı kalkınmada vergi gelirlerinin rolü ve önemi isimli çalışmayı seçişimde; vergi gelirleri ve kalkınma arasında nasıl bir ilişki olduğunu sergileme isteği etkili olmuştur. Gelişmekte olan bir ülkede, kalkınmayı gerçekleştirebilecek ana sektör konumundaki kamunun, bu doğrultuda yapacağı harcamaların finansmanı için düzenli mali kaynaklara gereksinimi olduğu gerçeği daime dikkate alınmıştır.Her ne kadar devletin gelirleri arasında borçlanma ve emisyon yer alsa da, bu kaynakların gelişmekte olan ülkelerde kalkınmanın finansmanını sağlayabilmesinin belli varsayımlara dayalı olması, devleti daha güvenli gelir kaynaklarını aramaya yöneltmiştir.Bu doğrultuda devletin vergilendirme yetkisini kullanarak elde ettiği vergi gelirlerinin bir yandan kamu harcamaları için yeterli geliri düzenli olarak sağlaması, bir yandan da ekonomik ve sosyal amaçlar için kullanabilmesi kalkınma ve vergi gelirleri arasındaki ilişkiyi güçlendirmektedir.Nitekim, bu durumun kalkınma planları ve vergi gelir istatistiklerine bağlı olarak, Türkiye için tarihsel bir bakış açısıyla incelendiği çalışmada; kuruluş yıllarından günümüze kadar kalkınma süreci ile vergi gelirlerinin etkileşim içerisinde olduğu tespit edilmiştir.
İş kazaları, iş güvenliği ve telafi edici ücret farklılıkları: Türkiye uygulaması
Telafi edici ücret farklılıkları, belirli bir işte ücret ile işin riskleri, istenmeyen özellikleri ve hoşnutsuzlukları arasındaki ilişkiyi analiz eder. Bu çalışmanın ana amacı telafi edici ücret teorisinin Türkiye'deki uygulamasını incelemektir. Bu amaç doğrultusunda ilk olarak iş kazaları ve iş güvenliği tarihsel, hukuki ve istatistiksel olarak ele alınacaktır. İş kazası oranları son 40 yılda düşmesine rağmen bu oran Türkiye'de hala ciddi derecede yüksektir. Türkiye'de yüksek işsizlik oranı nedeniyle yaralanma riski için ilave ücret bulunmamaktadır. İş kazaları incelendikten sonra 2009-2015 dönemi için NACE Rev 2, 76 iki haneli endüstri verisi kullanılarak bir ücret denklemi tahmin edilecektir. Tahmin sonuçlarına göre, Türkiye'de iş kazalarının reel ücretler üzerinde pozitif ancak küçük bir etkisi olduğu görülmektedir. Reel ücretler üzerinde en önemli etkiye sahip olan değişken ise beklendiği gibi işgücü verimliliğidir. Firma büyüklüğünün ve kadın istihdam oranının reel ücretler üzerindeki etkisinin pozitif, ekonomik krizin ise negatif etkisinin olduğu görülmüştür.
Enerji fiyatları ile Borsa İstanbul alt endeksleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
En çok kullanılan enerji kaynaklarının başında gelen petrol ve doğal gaz, birçok alanda hammadde olarak kullanıldığı için finansal piyasaları ve makroekonomik göstergeleri önemli oranda etkilemektedir. Bu nedenle enerji ithalatçısı ve gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye, enerji fiyatlarında meydana gelen artışlardan olumsuz etkilenebilir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, 01.01.2007-31.10.2017 tarihleri arası günlük veriler kullanılarak enerji fiyatları (petrol ve doğal gaz) ile 19 adet Borsa İstanbul alt endeksi arasındaki uzun ve kısa dönemli ilişkilerin incelenmesidir. ADF (Augmented Dickey Fuller), PP (Phillips-Perron) birim kök testleri, Johansen eşbütünleşme, VAR (Vector Autoregression), Granger nedensellik testleri ve etki-tepki fonksiyonları kullanılan bu çalışmada enerji fiyatları ile Borsa İstanbul alt endeksleri arasında uzun dönemli ilişki bulunamamıştır. Kısa dönemde ise doğal gaz fiyatları ile Banka, Bist 30, Bist 50, Mali, Bist Tüm ve Ulaştırma endeksleri arasında, petrol fiyatları ile de Gıda İçecek, Kimya Petrol Plastik, Sınai, Menkul Kıymet Yatırım Ortaklığı endeksleri arasında ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra Granger nedensellik testi sonuçlarına göre petrol fiyatlarının doğal gaz fiyatlarının, Kimya Petrol Plastik endeksi ve Gıda İçecek endeksinin Granger nedeni, doğal gazın ise Bist 30'un Granger nedeni olduğu tespit edilmiştir.
Ālí Şìr Nevāyí'nin ilk divanı ile son divanının karşılaştırmalı söz varlığı -fiil -
Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışma, ‛Ālí Şír Nevāyí'nin Garā'ibü'ŝ-Ŝıġar, Fevāyidü'l-Kiber adlı eserlerinden yararlanılarak hazırlanmıştır. Çalışma Giriş, İnceleme-Dizin (Söz Varlığı) Genel Dizin, Konularına Göre Dizin ve İlk Divanda Bu-lunmayan Fiillerin Dizini bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Divanlar hak-kında kısa bir bilgi verildikten sonra, Ġarā'ibü'ŝ-Ŝıġar, Fevāyidü'l-Kiber Divanları ve şairi Alí Şír Nevāyí tanıtılmış; çalışmanın konu, kapsam, amaç ve yöntemi belirtilmiştir. İnceleme bölümünde, metnin konularına göre sınıflandırılmış dizinli söz varlığı incelemesi yapılarak fiillerin geçtiği beyitlerden birer örnek verilmiştir. İnceleme bölümünde Hatice Şirin'in ‛‛Eski Türk Yazıtları Söz Varlığı İncelemesi'' adlı eseri kaynak alınarak Divanlar, söz varlığı açısından incelenmiş, madde başı olarak sadece konularına göre fiiller sınıflandırılmıştır. Eserlerde söz varlığı incelemesi yapılırken son Divandan örnekler verilerek ilk Divanda olmayan fiiller belirtilmiştir. İnceleme kısmı tamamlandıktan sonra Genel Dizin, Konularına Göre Dizin ve İlk Divanda Bulunmayan Fiillerin Dizini başlıkları altında ayrıntılı bir Dizin meydana getirilmiştir. Çalışmanın Sonuç bölümü ilk Divan ve son Divanda yer alan fiillere ilişkin tes-pitlerden oluşturulmuştur. Kaynaklar kısmında ise yararlanılan kaynaklara yer verilmiştir.
Bolu ilinde kadın istihdamının önündeki engeller
Kadınların işgücüne katılımı, ekonomik büyüme ve sosyal kalkınma için önemli bir faktördür. Yüksek kadın işgücü; daha fazla verimlilik, yüksek ekonomik büyüme ve olumlu sosyal değişimler sağlar. Bununla birlikte, erkeklerin işgücüne katılımı gelişmekte olan ülkelerdeki kadınlardan daha fazladır. Kadınların işgücüne katılım oranlarının düşük olmasının temel nedenleri; yeterli iş olanağının sağlanamaması gibi ekonomik güçlükler, sosyal normlar ve kültür, evlilik, doğurganlık, kadınların ev içerisinde üstlendikleri rol, çocuk ve yaşlı bakımı, toplumun eğitim düzeyi ve kurumsal yapıdır. Türkiye'deki kadınların işgücüne katılım oranları OECD ülkeleriyle karşılaştırıldığında çok düşük olduğu görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, düşük olan kadın işgücüne katılım oranlarının Bolu ili için temel sebeplerini araştırmaktır. Çalışma, 400 gönüllü işsiz kadın ile yapılan anket verilerine dayanmaktadır. Ampirik yöntem olarak faktör analizi kullanılmıştır. Faktör analizinin sonuçları, kadın işsizliğinin temel faktörü olarak istihdam olanaklarını göstermektedir. Diğer faktörler ise; işverenlerin talepleri, öz yetersizlik, öz saygı, yeti eksikliği, olumsuz ve dışsal koşullar, iş arama motivasyonu, toplumsal düşünce yapısı ve işgücü piyasası koşulları olarak sıralanmaktadır.
Sosyal medya satın alımlarında tüketici güveni oluşturan faktörler ve güvenin satın alma niyetine etkisi: Instagram örneği
Instagram'ın dünyanın en çok kullanılan sosyal medya platformlarından biri olması, bu uygulamayı aynı zamanda dünyanın en büyük global pazarlarından biri haline getirmiştir. Kişi ve işletmeler Instagram uygulamasını kullanarak kolaylıkla bir sanal mağaza oluşturabilmektedir. Ancak Instagram'da başarılı olabilmek için, tıpkı e-ticaret sitelerinde olduğu gibi, tüketicilerin güveninin kazanılması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı Instagram mağazalarında tüketici güvenini oluşturan faktörleri ve Instagram mağazalarına duyulan güvenin satın alma niyetine etkisini belirlemektir. Bu kapsamda kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen, Türkiye'de yaşayan ve Instagram kullanıcısı olan 439 kişiye anket uygulanmıştır. Anket sorularında yer alan tanımlayıcı soruların analizi SPSS programı ile yapılmıştır. Diğer analizler için Varyans Temelli Yapısal Eşitlik Modellemesi Yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda SmartPLS programından yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, Instagram satıcısının algılanan bütünlüğünün, algılanan yardımseverliğinin ve algılanan yetkinliğinin tüketicilerin Instagram mağazasına güveni üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca, güven eğilimi kullanıcı beğenileri ve takipçi sayısı ve müşteri onayı faktörlerinin de güven üzerinde etkili olduğu tespit edilmiş ve Instagram mağazalarına güvenin tüketicilerin Instagram mağazalarından satın alma niyetini etkilediği ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya, Instagram Mağazaları, Tüketici Güveni, Instagram Mağazalarında Güven, Güveni Oluşturan Faktörler.
İnsertlerin plansız satın almaya etkisi ve kuşaklararası farklılıkların incelenmesi
Globalleşen dünyanın getirdiği gelişmeler ulusal ve uluslararası pazar da işletmeler arası yoğun rekabeti ortaya çıkarmıştır. Rekabetin şiddetlenmesi işletmeleri pazarlama alanın da yeni arayışlara yöneltmiştir. Bu da işletmelerin tüketicileri en kısa sürede en uygun şekilde etkilemesini sağlayan satış artırma çabalarına yönelmesine neden olmuştur. Satış artırma araçlarından biri olan insert uygulamaları, kampanyaları ve indirimleri duyurmaya yarayan kitapçık ve broşürlerden oluşmaktadır. İnsertler tüketicilerin plansız satın alma kararlarında da önemli rol oynamaktadır. Bu çalışmanın amacı satış artırma araclarından insertlerin plansız satın alma üzerindeki etkisini belirmek ve kuşaklararası farklılıklar ortaya koymaktır. Ayrıca demografik özellikler ile insertin faktörleri arasında farklılık olup olmadığını tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda nicel araştırma yapılmış olup, anket sorularını oluşturmak için Wean, Jones ve Beatty (1998) plansız satın alma ölçeği ve Doğruyol (2009) insert ölçeği kullanılmıştır. X kuşağı ile Y kuşağına bağlı toplam 401 örneklemden oluşan veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda insertin satın alma miktarı artırma boyutu plansız satın alma üzerinde pozitif yönde anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca insertlerin teşvik ve marka faydası boyutu plansız satın alma üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı saptanmıştır.
Ergenlerin toplumsal cinsiyet rol ihlallerine yönelik tutumlarının incelenmesi
Cinsiyet, başkalarıyla karşılaşıldığında en hızlı göze çarpan değişken olsa da, sadece demografik bir özelliği nitelemekle kalmaz; aynı zamanda, kişinin doğumundan itibaren hem kendisi hem de başkaları tarafından algılanışını, kendisine atfedilen özellikleri, becerileri ve beklentileri şekillendiren bir kavramı da teşkil eder. Cinsiyete yüklenen bu toplumsal anlamlar, farklı bağlamlarda farklı cinsiyet rollerini ortaya çıkarmaktadır, başka bir ifadeyle, toplumsal cinsiyet sosyal olarak kurulmaktadır. Bu çalışma, erken ergenlik dönemindeki çocukların toplumsal cinsiyet rollerinin ihlal edilmesini nasıl algıladıklarını incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu çerçevede, ev içi rollerini ihlal eden veya yerine getiren bir kadının çocuklarla ilgili yardım isteğine karşılık veren (Çalışma 1) veya bağıran (Çalışma 2) eşin davranışının erken ergenlik dönemindeki çocuklar tarafından ne derece doğru, adil, hak edilmiş, memnun edici ve rahatsız edici değerlendirildiği incelenmiştir. Katılımcıların yardım etme ve bağırma davranışına yönelik değerlendirmelerinin, ahlaki uzaklaşma ve cinsiyetle özdeşim düzeyleriyle ilişkileri de çalışma kapsamında test edilmiştir. Birinci çalışmaya 148 ortaokul öğrencisi (yaş Ort. = 13.04, SS = 1.03; %43 erkek) katılmıştır. Katılımcılara kadının toplumsal cinsiyet rolünün değişimlendiği (toplumsal cinsiyet rolünü ihlal eden, toplumsal cinsiyet rolünü yerine getiren ve kontrol grubu) bir senaryo sunulmuştur ve bu senaryoda çocuklarıyla ilgili eşine yardım eden erkeğin davranışının ne derece doğru, adil, hak edilmiş, memnun edici ve rahatsız edici olduğu sorulmuştur. Daha sonra, Ahlaki Uzaklaşma Ölçeği, Cinsiyetle Özdeşim Ölçeği ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutumu Ölçeği uygulanmıştır. Kadının toplumsal cinsiyet rolünü ihlal etmesi, eşin yardım etmesine dair katılımcıların normatif değerlendirmelerini ("Yardım etmeli mi?" ve "Yardım ne derece doğru bir davranış?") etkilemezken; eşin kadına yardım etmesi daha az adil, hak edilmiş ve memnun edici bulunmuştur. Ahlaki uzaklaşma düzeyi, yardıma yönelik normatif değerlendirmeler ve yardımın memnun ediciliğiyle negatif yönde ilişkiliyken, katılımcıların kendi cinsiyetiyle özdeşimi bağımlı değişkenlerle anlamlı bir ilişki göstermemiştir. İkinci çalışmada 149 ortaokul öğrencisi (yaş Ort. = 13.08, SS = 1.09; %44 erkek) yer almıştır. İlk çalışmayla aynı deneysel işlemler uygulanmış ve aynı ölçümler alınmıştır, ancak bu çalışmada katılımcılardan erkeğin eşine bağırmasının değerlendirilmesi istenmiştir. Katılımcılar, kadının toplumsal cinsiyet rolünü ihlal etmesi durumunda eşinin ona bağırmasını daha doğru, adil ve hak edilmiş olarak değerlendirmişlerdir. Bağırmanın memnun edici ve rahatsız ediciliğine dair değerlendirmelerse kadının toplumsal cinsiyet rolünü ihlal etmesinden etkilenmemiştir. Sonuç olarak, bu araştırma ergenlerin erkeğin eşine yardım etmesine veya bağırmasına yönelik değerlendirmelerinin kadının toplumsal cinsiyet rolünü ihlal etmesinden etkilendiğini göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet Rolünün İhlali, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Cinsiyet Kimliği, Ahlaki Uzaklaşma, Erken Ergenlik Dönemi
Suriyeli sığınmacılara yönelik algının yardım etne üzerindeki yordayıcı etkisi
Bu çalışmada Suriyeli sığınmacılara yönelik yardım etme davranışı incelenmiştir. Suriyelilerin Türkiye'ye sığınmaları sonrasındaki süreçte onlara karşı tutumların değişmeye başladığı gözleminden hareketle "Suriyeli sığınmacılara yardım etmeyi yordayan değişkenler nelerdir?" şeklinde bir araştırma sorusu geliştirilmiştir. Bu doğrultuda algılanan tehdit, insanlık algısı, iç grupla (Türkiye, Türkler, Müslüman) özdeşim, yaş ve politik görüşün yardım etmeyi ne derece yordadığı ilişkisel araştırma deseni yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Araştırmaya çeşitli illerde yaşamlarını sürdüren 171 kişi katılmıştır. Katılımcıların 98'i (%57) kadın, 83'ü (%43) erkektir. Çalışma grubunun yaşı 17-61 yaş arasında değişmektedir ve yaş ortalaması 28'dir (SS = 8.05). Veriler, ölçeklerin sosyal medya ortamında dağıtılması yoluyla, çevrimiçi anket üzerinden toplanmıştır. Analiz sonuçlarına göre, Suriyeli sığınmacılara geçmişte yardım edenler gelecekte de yardım etme isteği belirtmektedir. Geçmişte yardım etme, sadece algılanan tehdit tarafından anlamlı bir şekilde yordanmaktadır. Gelecekte yardım etme isteği üzerinde ise algılanan tehditin yanısıra insanlık algısının ve katılımcıların yaşının anlamlı yordayıcı bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Geçmişte yardım etme ve gelecekte yardım etme isteğinin, beklenenin aksine, iç grup özdeşimi ve politik görüş tarafından yordanmadığı görülmüştür. Elde edilen bulgular literatür çerçevesinde tartışılmıştır.
The mediator role of emotion regulation difficulties in the relationship between parental acceptance-rejection and test anxiety
This study aims to examine how dimensions of perceived parental acceptance-rejection correlates with test anxiety, and what mediating role emotion regulation difficulties (awareness, clarity, non-acceptance, strategies, goals, and impulse) play in this relationship. The study sample was composed of a total of 284 high school students from two basic high schools in the province of Kocaeli. Participants were applied Demographical Information Form, Parental Acceptance-Rejection Questionnaire Child Short Form Mother and Father Version, Difficulties in Emotion Regulation Scale and Test Anxiety Inventory. Correlation analyses, independent samples t-tests, One-Way analysis of variances (ANOVA), Multivariate analysis of variances (MANOVA) and mediation analyses were performed through the aim of the present study. The findings of the present study revealed that both perceived parental rejection and test anxiety positively correlated with emotion regulation difficulties in addition to positive correlations between some subdimensions of parental rejection, test anxiety, and emotion regulation difficulties. Furthermore, gender, participants' father and mother education level differences were detected in the same measures. Lastly, the mediation analyses carried out showed that the relationship between maternal and paternal acceptance-rejection and test anxiety were mediated by clarity, nonacceptance, goals subdimensions of emotion regulation difficulties, but not awareness, strategies and impulse subdimension. The results of the study were evaluated in the light of the related literature, implications of the study were discussed and limitations of the study and recommendations for future research were explained.