
6
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
İstanbul-Atatürk Arboretumu'ndan örneklenen doğal ve egzotik bazı sedir (Cedrus spp.) taksonlarının dona dayanıklılıkları
Bu çalışmada İstanbul-Atatürk Arboretumunda bulunan Atlas sediri (Cedrus atlantica), Himalaya sediri (Cedrus deodara) ve Toros sediri (Cedrus libani) türlerinde mevsimsel olarak dona dayanıklılık belirlenmiştir. Bu amaçla türlerden elde edilen sürgün örnekleri kasım, şubat ve mart aylarında 10 faklı düşük sıcaklık derecelerine maruz bırakılmıştır. Sürgünler kasım ve mart aylarında; Kontrol, -5, -7.5, -10, -12.5, -15, 17.5, -20, -25, -30 0C sıcaklık derecelerine, şubat ayında ise Kontrol, -5, -10, -15, -17.5, -20, -22.5, -25, -27.5, -30 0C sıcaklık derecelerine maruz bırakılmıştır. Uygulanan düşük sıcaklık dereceleri sonrası sürgünlerde meydana gelen zarar klorofil florometre (CF) ve görsel değerlendirme (GD) yöntemleri ile tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulardan doğrusal olmayan regresyon modeli ile türlerin dondan zarar gördüğü sıcaklık kademeleri LT50 hesaplanmıştır. Türlerin dona dayanıklılık düzeyleri (LT50) CF ve GD yöntemlerine göre sırası ile, Sonbaharda Atlas sedirinde -15.4 °C ve -15.7 °C, Himalaya sedirinde -13.1 °C ve -13.0 °C, Toros sedirinde -15.5 °C ve -15.6 °C, kışın Atlas sedirinde -19.7 °C ve -19.9 °C, Himalaya sedirinde -16.8 °C ve -16.6 °C, Toros sedirinde -21.0 °C ve -20.8 °C, ilkbaharda ise Atlas sedirinde -18.0 °C ve -15.5 °C, Himalaya sedirinde -14.7 °C ve -14.3 °C, Toros sedirinde -18.0 °C ve -17.9 °C olarak tespit edilmiştir Elde edilen bulgular neticesinde türler arasında dona en dayanıklı tür olarak Toros sediri ardından Atlas sediri bulunmuştur. Dona en dayanıksız tür olarak Himalaya sediri tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar neticesinde, özellikle kentsel ve peyzaj amaçlı yapılacak ağaçlandırma çalışmalarında Toros sedirinde sıcaklıkların -20.9 °C, Atlas sedirinde -19.8 °C ve Himalaya sedirinde -16.7 °C'nin altına düştüğü bölgelerde söz konusu türlerin kullanılmaması tavsiye edilebilir.
Bölmeden çıkarma yöntemlerinin CBS tabanlı karar destek sistemi kullanılarak planlanması
Ülkemizde üretim çalışmalarının en masraflı ve en zaman alıcı aşamasını bölmeden çıkarma çalışmaları oluşturmaktadır. Bölmeden çıkarma yöntemi temelde arazinin teknik özelliklerine ve özellikle arazi eğimine bağlı olarak belirlenmektedir. Uygun planlanmayan bölmeden çıkarma operasyonları kalan ağaç zararı ve toprak zararı gibi ekolojik zararlara neden olabilmektedir. Özellikle mekanik üretim çalışmalarında, toprak zararı orman ekosistemi üzerinde kalıcı tahribata neden olmaktadır. Bu nedenle, optimum bölmeden çıkarma yöntemleri sadece ekonomik faktörler değil aynı zamanda topografik faktörler ve toprak özellikleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Son yıllarda, Coğrafi Bilgi Sistemlerinin (CBS) bazı gelişmiş özellikleri, farklı kısıtlayıcı içeren kompleks transport problemlerinin çözümünde karar vericilere yardımcı olabilmektedir. Bu çalışmada, arazi eğimini ve toprak tipini dikkate alarak bölmeden çıkarma yöntemlerinin CBS ile entegre Analitik Hiyerarşi Yöntemi (AHY) ile planlanması amaçlanmıştır. Metodun uygulaması Bursa ili sınırlarında İnegöl Orman İşletme Müdürlüğü, Oylat Orman İşletme Şefliği'nde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada alternatif bölmeden çıkarma yöntemleri olarak kablolu hava hatları, oluk sistemi, sürütücü ve tarım traktörü değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre CBS ile entegre AHY yöntemi çalışma alanının %60'ında sürütücüyü optimum bölmeden çıkarma yöntemi olarak belirlemiştir. Diğer taraftan, %25 alanla tarım traktörü ikinci en uygun bölmeden çıkarma yöntemi olarak belirlenmiştir. Sonuçlar, CBS tabanlı karar destek sistemlerinin orman transportunun planlanmasında etkili bir şekilde kullanılabilecek akılcı, hızlı ve ekonomik bir araç olduğunu göstermiştir. Anahtar kelimeler: Orman transportu, CBS, AHY, Karar Destek Sistemi.
Fırtına zararı sonrası bölmeden çıkarma çalışmalarında kullanılan mobil vinç sisteminin verim analizi
Orman kaynakları üzerinde etkili olan fırtına zararları birçok bölgede önemli kayıplara neden olmaktadır. Fırtına zararları genelde ağaçlarda kırılmalar ve devrilmeler şeklinde kendini göstermektedir. Fırtına zararı sonrası ortaya çıkan olağanüstü emvalin sahadan boşaltılması oldukça güç ve riskli bir dizi çalışmayı gerektirmektedir. Ormancılık faaliyetlerinin normal seyrinde devamını sağlamak ve muhtemel böcek ve mantar arızlarını önlemek için olağanüstü emvalin mümkün olan en kısa sürede bölmeden çıkarılması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda, yüksek verime sahip ve iş güvenliği açısından avantajlı mekanik bölmeden çıkarma yöntemleri tercih edilmelidir. Ülkemizde, mekanik üretim çalışmalarında ağırlıklı olarak tarım traktörü ile sürütme suretiyle bölmeden çıkarma gerçekleştirilmektedir. Ancak, ekonomik veya ekolojik nedenlerle traktörün tercih edilmediği durumlarda, benzinli mobil vinçler ile kablo çekimi yapılarak bölmeden çıkarılma çalışmaları gerçekleştirilebilmektedir. Bu uygulamada, odun hammaddeleri sürütme konisi ile kombine edilerek mobil vinçle zemin üzerinde sürütülmektedir. Sürütme konisi ile ürünlerin kalan ağaçlara, kütük ve diğer engellere takılma riski azaltmakta ve zaman kayıplarındaki düşüşlere bağlı olarak verim artmaktadır. Bu çalışmada, fırtına zararı sonrası yamaç yukarı yönde bölmeden çıkarma çalışmalarında alternatif bir yöntem olarak benzinli mobil vinç verim açısından değerlendirilmiştir. Arazi ölçümleri kış aylarında fırtına zararının yoğun olarak görüldüğü Kütahya Orman Bölge Müdürlüğü'ne bağlı Tavşanlı Orman İşletme Müdürlüğü sınırlarında yürütülmüştür. Zaman etüdü, iki farklı eğim gruplarında ve iki ayrı sürütme mesafesinde gerçekleştirilmiştir. Mobil vinç sistemi ile yapılan bölmeden çıkarma çalışmalarında toplam çalışma zamanının 3,13 dk ile 4,64 dk arasında değiştiği belirlenmiştir. Ortalama verimin ise 3,08 m3/saat ile 4,44 m3/saat arasında değiştiği tespit edilmiştir. En yüksek verimin %35 arazi eğiminde 40 m sürütme mesafesinde gerçekleştiği belirlenmiştir. İstatiksel analizler sonucunda verimlilik üzerinde en fazla etken olan faktörün hacim olduğu ortaya çıkmıştır.
Ahşap malzemenin fotodegradasyona karşı dayanıklılığının tanen ve nano metal oksitler ile arttırılması
Çalışmanın amacı, sarıçam ahşap yüzeylerinin 3 farklı konsantrasyonda valeks, mimoza ve kızılçam kabuk taneni ile nano çinko ve seryum oksit katkılı su esaslı akrilik bir üst yüzey işlem maddesi uygulaması ile UV degradasyonuna karşı daha dayanıklı hale getirilmesidir. Bu amaçla üst yüzey işleminde katkı maddesi olarak kullanılacak en etkili tanen çeşidi ile en optimum tanen miktarının belirlenmesi için yüzeyi tanen + nano metal oksit katkılı üst yüzey işlem maddesi ile kaplanmış örnekler, 1512 saat hızlandırılmış dış ortam testine maruz bırakılmıştır. Test süresince örnek yüzeylerindeki renk, parlaklık ve yüzey pürüzlülükleri ile makroskopik değişimler periyodik olarak belirlenmiştir. Çalışmada UV'ye karşı ticari bir nano ahşap kaplayıcı ile muamele edilen örnekler referans olarak kullanılmış, sonuçlar işlem görmemiş kontrol örnekleri ile kıyaslanmıştır. Test sonrasında tüm örneklerin yüzeyleri koyulaşmış, parlaklığı kaybedilmiş ve yüzeyler pürüzlü hale gelmiştir. Tanen ve nano metal oksitli örnekler kontrol ve referans örneklerine kıyasla daha açık renk, daha iyi stabilite, daha parlak ve pürüzsüz yüzeyler vermiştir. Renk parametreleri ve pürüzlülük değerlerindeki değişim üzerine çinko oksit ile kombinasyonlarda düşük konsantrasyonlu tanen çözeltileri daha iyi sonuçlar vermiş ve sinerjik etki sağlanmıştır. Seryum oksit, çinko okside kıyasla daha etkili bulunmuştur. Çalışmada, kontrol ve referans örneklerinde 48 saat sonundan itibaren çatlak oluşumu gözlenirken test örneklerinde herhangi bir çatlak ve deformasyon oluşmamıştır. Çinko oksit kombinasyonlu örneklerde mimoza ve kızılçam kabuk tanenli örnekler, seryum oksit kombinasyonlu örneklerde valeks ve kızılçam kabuk tanenli örneklerin genel görünümü test sonunda daha iyi bulunmuştur. Sonuçlar, tanen gibi doğal antioksidantların UV dayanımı arttırma amacıyla şeffaf üst yüzey işlem maddelerine katılan pahalı inorganik nano parçacıklara alternatif olabileceğini ve bunların kullanım miktarının azaltılabileceğini göstermiştir.
Optimization of asa emulsification in internal sizing of paper and paperboard
In paper and paperboardmaking, internal sizing is used for making the end product more resistant to liquid penetration. Rosin, Alkyl Ketene Dimer (AKD) and Alkenyl Succinic Anhydride (ASA) internal sizing agents exist for this purpose. ASA is added to the papermaking process in the form of an emulsion. The dispersion of ASA, water, and an emulsifier are mixed under shear forces to create the capsulation and emulsion. In this master's thesis, various ASA and ASA emulsifiers with various emulsification techniques in both laboratory and industrial process scale were studied. The goal was to find best performing ASA, best coupling ASA emulsifiers, best conditions for emulsification and paper machines and to have proper emulsion with proper ASA:emulsifier ratio, particle size&visual check of emulsion, cobb&porosity values of produced papers. Together with three various ASAs, the emulsifiers were various cationic starches, polyacrylamides and polyethyleneimines having various charge densities and molecular weights, so that six emulsifiers which gave steric or electrostatic stabilization and capsulation effect on emulsion droplets. Particle size and visual determinations and Cobb 60 tests were carried out and three emulsifiers and one ASA were selected for industrial utilization. ASA dosages of 1-5 kg/ton of paper together with two emulsifiers (C-PAM and cationic liquid starch) performed commonly well in all laboratory and industrial process scale experiment with mixing ratio from 0,5 to 1,8 was utilized to make paper sheets and paper reels. Water absorption tests showed that the best hydrophobation with ASA with C-PAM and ASA with cationic liquid starch. A good ASA emulsion particle size was in between 0,5 µm – 3 µm in diameter values. The most stable emulsions were white and had no phase inversion, only little creaming and foaming during at least 2-hour-study. After all experimental work done, Cost analysis and savings in industrial trials were taken into consideration for ASA with C-PAM and ASA with starch emulsifiers.
Türkiye iklim endeksi değerleri ile ahşabın biyolojik bozunma derecesinin değerlendirilmesi
Ahşap malzeme organik bir madde olması nedeniyle çeşitli biyolojik zararlılar tarafından degrade edilebilmektedir. Sıcaklığın özellikle 20-27°C arasında ve nemin %65-70 olması halinde mantarlar için uygun bir yaşam ortamı sağlanmış olur. Ülkemizde genellikle dış ortam koşullarında kullanılan ahşap malzemeler bu değerler aralığında bulunduğundan mantar zararına maruz kalmaktadır. Bu nedenle iklim indeksi değerlerinin bilinmesi ülkemizde dış ortamda kullanılan ahşap malzemenin mantar zararına uğrama derecesinin değerlendirilmesi ve potansiyel bozunma tehlikelerinin olumsuz yansımalarını en aza indirgemek adına alınması gereken teknik ve pratik önlemler hakkında bilgi vermesi bakımından önemlidir. Çalışmada, ülkemiz illerinin 2012-2023 yılları arasındaki meteorolojik verileri alınarak iklim sınıflandırılmasını yapmak ve iklim indeksi değerlerini hesaplayarak ahşabın biyolojik bozunmasını ilişkilendirmek amaçlanmıştır. Bu amaçla son 11 yıllık süreçte meteorolojik parametrelerden sıcaklık ve yağış faktörleri ele alınarak Erinç iklim sınıflandırması ve Scheffer İklim İndeksi değerleri bulunmuş ve iklim indeksi değerlerinin çürüklük riskine göre sınıflandırması yapılmıştır. Ayrıca optimize edilmiş SARIMA modelleri kullanılarak önümüzdeki 5 yıl içinde iklim sınıflandırma ve endeks değerlerine yönelik tahminlemelerde bulunulmuştur. Küresel Güneş Radyasyonu Toplamı (kwsaat/m2), sıcaklığın 30℃ üzeri olduğu gün sayısı ve toplam güneşlenme sayısı verileri de incelenerek elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır. Sonuç olarak, 2012-2023 ve 2024-2028 yılları arasındaki iklim indeksinin, daha önceki yılların iklim indeksi değerlerine kıyasla azaldığı bulunmuştur. En yüksek yağış etkinlik indeksi Doğu Karadeniz bölgesinde elde edilirken, en düşük Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu bölgesinde elde edilmiştir. İller bazında ise en yüksek yağış etkinlik indeksi Rize'de, en düşük Iğdır'da tespit edilmiştir. Scheffer İklim İndeksi değerlerinin ise son yıllarda ve önümüzdeki yıllarda hafifçe arttığı bulunmuştur. En yüksek Scheffer İklim İndeksi Doğu Karadeniz bölgesinde sırasıyla Rize, Giresun, Ordu ve Trabzon için bulunurken, en düşük indeks Doğu Anadolu bölgesi illerinden Bitlis ve Van, İç Anadolu bölgesi illerinden Karaman ve Güneydoğu Anadolu bölgesi illerinden Batman'da tespit edilmiştir. İklim indekslerinde bulunan bulguların azalan yağış ve artan sıcaklıklarla ilgili olduğu düşünülmektedir. Küresel Güneş Radyasyonu Toplamı (kwsaat/m2), sıcaklığın 30℃ üzeri olduğu gün sayısı ve toplam güneşlenme sayısı değerlendirildiğinde ülkemizde son 10 yıl içerisinde sıcaklığın bölgelere göre arttığı görülmektedir. Bu bilgiler, Erinç iklim indeksi ve Scheffer İklim Sınıflandırması ile uyumlu bulunmuştur. Çürüklük riskinin fazla olduğu bölgelerde dış ortam koşullarında kullanılacak ahşap malzemenin emprenye işleminden geçirilerek kullanılması bir zorunluluktur. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de artan küresel ısınma, iklim üzerinde önemli değişimlere neden olmaktadır. Bunun sonucu olarak dış ortam koşullarında kullanılan ahşap, mevsimsel etkilerden önemli ölçüde etkilenmekte ve kullanım ömrü zamanla değişebilmektedir. Özellikle son yıllarda yağış miktarındaki azalma buna karşılık sıcaklık ve global güneş radyasyonu miktarındaki artışa bağlı olarak ahşaba zarar veren bozundurucu faktörlerde değişiklikler olması muhtemeldir. Özellikle mantar saldırılarının yanı sıra böcek ve termit saldırılarının önümüzdeki yıllarda daha fazla görüleceği düşünüldüğünden dış ortam ahşap ürünlerin emprenye edilerek kullanılması veya modifiyeli ahşap malzemelerin kullanılması, bu ürünlerin kullanımının yaygınlaştırılması ve buna yönelik toplumsal farkındalığın arttırılması gereklidir.