Bursa Technical University
BTU

Bursa Technical University

Bursa, Türkiye
Kuruluş: 2010
Web Sitesitwitterlinkedininstagramfacebook

933

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

3

Enstitü

0%

DOI Oranı

Son Eklenen Tezler

Tümünü Gör
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Melissa Officinalis L. bitkisinin etanol ekstraktının nanolipozomal formülasyonunun antimikrobiyal ve sitotoksik etkilerinin değerlendirilmesi

Bu tez çalışmasının amacı Melissa officinalis L. bitkisinden elde edilen etanol ekstraktının stabilizasyon, emilim ve dağılım etkisini arttıracak lipozom yapılarıyla enkapsülasyonu sonucu oluşacak formülasyonun antimikrobiyal ve sitotoksik etkilerinin değerlendirilmesidir. Türkiye'de yaygın olarak yetişen M. officinalis çeşitli hastalıkların tedavisinde yaklaşık 2000 yıldır bitkisel ilaç olarak kullanılan çok yıllık bir Akdeniz bitkisidir. İçerisinde bir çok farklı sınıfa ait antioksidan özelliğe sahip fenolik bileşik bulunmaktadır. Bu bileşikler doğrudan antimikrobiyal etkiyi sağlamakta ve farklı kanser hücre hatlarında proliferasyon ve migrasyonu azaltıcı etkiler göstermektedir. Geleneksel tıp, gıda endüstrisi ve aromaterapide geniş bir kullanımı vardır. Lipozomlar ise toksik olmayan, biyobozunur, biyouyumlu bir fosfolipit vezikülü yapısı olup antikanser ilaç tasarımında, gen aktarımında, aşı formülasyonlarında, yara iyileşmesinde, dermatolojik hastalıklarda ilaç taşıyıcı sistem olarak fonksiyon görmesi sebebiyle kullanılmaktadır. Kompozisyonu, fiziksel özellikleri, hazırlama yöntemi farklı uygulama alanlarına göre değişebilmektedir. Lipozomlar fosfolipit yapıda olmalarından dolayı hem hidrofobik hem de hidrofilik bileşikleri enkapsüle edebilir. Belirli bir salınım profiline bağlı olarak kontrollü salınım yapabilir. Biyolojik çalışmalarda etken madde ve hedef hücre arasındaki entegrasyonu arttırır. Bu tez çalışmasında; M.officinalis yapraklarından etanol ekstraksiyonu yapılmıştır. Ardından iki aşamalı homojenizasyonla hazırlanan lipozom ile ekstrakt formülasyonu hazırlanmıştır. Karakterizasyon için ekstrattaki total fenolik madde tayini, formülasyonun morfolojik karakterizasyonu, antimikrobiyal aktivite deneyleri ile sitotoksite deneyleri yapılmıştır. Enkapsülasyon etkinliğinin yüksek olması için iki aşamalı homojenizasyon ile daha küçük boyutlu boş lipozom dispersiyonları hazırlanmıştır. Ekstrakt ile yüksek enkapsülasyon değeri sağlayan birleştirme oranının 1:1 (h/h) olduğu bulunmuştur. Bu oran üzerinden hazırlanan ekstrakt yüklü lipozom formülasyonu SEM ile karakterize edilmiştir. Formülasyonun antimikrobiyal aktivitelerinin değerlendirilmesi için gram negatif ve gram pozitif bakteri suşlarında disk difüzyon testi ve sıvı mikrodilüsyon testi gerçekleştirilmiştir. Disk difüzyon testinde ekstrakt ve formülasyon arasında istatiksel açıdan bir farklılık gözükmezken sıvı mikrodilüsyon testinde formülasyonun S.aureus ATCC 25923 suşuna karşı daha az konsantrasyonla daha etkili olduğu bulunmuştur. E.coli ATCC 25922 üzerinde formülasyon ve ekstraktın MİK değerlerinin istatistiksel açıdan aynı olduğu bulunmuştur. Ayrıca ekstrakt ve formülasyonun MTT testi ile BEAS-2B ve A549 hücre hatlarındaki doza bağlı sitotoksik etkileri incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar formülasyonun sağlıklı BEAS-2B hücrelerinde ve A549 kanser hücrelerinde IC50 değerinin ekstrakta göre daha yüksek olduğunu göstermiştir. Bu BEAS-2B hücre hattında formülasyonun ekstrakta göre sitotoksitesinin daha az olduğunu göstermektedir. Tez çalışmasında belirlenen diğer bir nokta lipozomun tek başına antimikrobiyal etkisinin ve sitotoksik etkisinin bulunmamasıdır. Bu çalışmanın sonuçlarına göre; lipozomal formülasyon ile formüle edilecek az miktarda etken madde antimikrobiyal etki için yeterli olmaktadır. Aynı zamanda lipozomal formülasyonun sitotoksik olmadığı da ortaya konmuştur

Nagihan Nizam
Bursa Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
10
DoktoraAçık ErişimTR

Ofis binaları için enerji verimli ısıtma-soğutma-güç sistemleri

Ekonomik ve siyasi gereklilikler sonucu tüm dünyada yenilenebilir enerji yatırımları çeşitli teşvikler ile desteklenmekte, fosil yakıtlı sistemler ise regülasyonlar ile kısıtlanmaktadır. Bu tez; klasik ısıtma, soğutma, güç sistemlerini daha verimli hale getirmek veya alternatiflerini, yenilenebilir enerji kaynaklı sistemler ile üretmek ve bu alternatifi ofis binası kimliğine uygun yapılarda sayısal ortamda uygulamayı amaçlamaktadır. Bu nedenle ofis binası kimliğine uygun üç farklı sistem tasarımı sayısal ortamda farklı senaryolar olarak yürütülmüştür. Bu senaryolar klasik ısıtma-soğutma sistemi, birleşik soğutma-ısıtma-güç sistemi ve sıfır enerji binası olarak belirlenmiştir. Her bir senaryo için Bursa-Türkiye iklim şartlarında, kamu binası olarak hizmet vermekte olan, 1558 m2 taban alanı oturumlu, 6 katlı ve 9026 m2 kapalı alana sahip örnek binanın enerji ve yaşam döngüsü maliyet analizleri ayrı ayrı yapılmış olup, yenilenebilir enerji kaynaklı senaryo için 3 farklı alt senaryo üretilmiştir. Hourly Analysis Program (HAP) tarafından yürütülen analiz sonucu; bina soğutma dizayn yükü 742,7 kW, bina ısıtma dizayn yükü ise 439,8 kW olarak bulunmuştur. Toprak kaynaklı ısı pompası hesabı U tipi dikey kuyu tasarımı esas alınarak yapılmış olup, soğutma için gerekli kuyu boyu 20.371 m, ısıtma için gerekli kuyu boyu 9.137 m olarak hesaplanmıştır. Dikey kuyu boyu hesapları sonrası kuyuya deşarj edilen ortalama ısı miktarı -44,3 W/m, kuyudan çekilen ortalama ısı miktarı ise 34 W/m olarak belirlenmiştir. Fotovoltaik tesis yıllık enerji üretimi 607.639 kWh olarak belirlenmiş olup poly kristal silisyum hücreli paneller ile toplam yüzey alanı 2.787 m2 olan tesis kurulumu öngörülmüştür. Bu tesisin fotovoltaik panel kurulu gücü 463 kWp olarak hesaplanmıştır. Yaşam döngüsü maliyet analizleri P1-P2 metot kullanılarak yapılmış olup hesaplamalar sonucu birleşik soğutma-ısıtma-güç tesisi için fazladan yatırım bedeli geri ödeme süresi 37 ay iken iyileştirilmiş sıfır enerji binası dizaynı için 94 ay olarak bulunmuştur. Benzer olarak tesis yatırım bedelinin tamamını geri ödeme süresi ise birleşik soğutma-ısıtma-güç tesisi için 58 ay, iyileştirilmiş sıfır enerji binası için 127 ay olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak ofis binası kimliğine uygun hibrit sıfır enerji binası (hava soğutmalı kondenser + toprak kaynaklı ısı pompası+ hava kaynaklı soğutucu+ fotovoltaik güç tesisi) tasarımı önerilmiştir.

Yunus Emre Özpolat
Bursa Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sönmemiş kireç uygulamasındaki bazı parametrelerin kabak tatlısı üzerindeki etkileri

Kabak tatlısı Türk mutfağında en çok tüketilen ve tercih edilen tatlılardan bir tanesidir. Bu çalışmada sönmemiş kireç uygulamasındaki bazı parametrelerin kabak tatlısı üzerine etkileri araştırılmıştır. Geleneksel bal kabağı tatlısı elde etmek için Cucurbita Maxima türü bal kabağı kullanılmıştır. Bu türün dış yüzeyi dilimli, pürtüklü veya düz, kirli sarı ya da kırmızımtırak renklidir. Etli kısmı sarı-turuncu renkte olup, genellikle tatlı yapımı için tercih edilmektedir. İki farklı boyutta dilimlenen taze kabaklar pişirilmeden önce %0,118'lik (w/v) doygun kalsiyum oksit (CaO) çözeltisi içinde 0, 3, 6, 12, 24 sa'lik sürelerde, karıştırmalı ve karıştırmasız ön işlemler uygulanarak bekletilmiştir. Bekletme süresi sonrasında dilimlenmiş kabak örneklerinin yarısı %66,6'lık (w/w) sakkaroz çözeltisinde pişirilmek suretiyle; diğer yarısı ise pişirilmeden renk ve tekstür analizleri yapılmak üzere ayrılmıştır. CaO çözeltisinde bekletilen bal kabağı örnekleri çözeltiden çıkarıldıktan sonra örneklerin bekletildiği çözeltilerin sertlik değerleri, bekletme süresindeki artışa paralel olarak azalmıştır. Kalınlık parametresinin artması çözeltideki sertliği artırırken karıştırma ön işlemi yapılan çözeltilerin sertlik değerleri karıştırma yapılmayanlara kıyasla daha düşük çıkmıştır. Bu duruma, çözelti içerisinde bulunan Ca+2 iyonlarının konvektif difüzyonla madde geçişi sağlanarak bal kabağı örneklerine geçmesinin neden olduğu düşülmektedir. Bal kabağı örneklerinin renk bulguları incelendiğinde pişirme işlemi uygulanan bal kabağı örneklerinde L, a, b değerleri azalma göstermiştir. Bekletme süresindeki artışın özellikle pişme öncesi örneklerde renk değerlerini daha belirgin bir şekilde azalttığı görülmüştür. Karıştırma ön işlemi yapılan örneklerde renk değerleri azalmıştır. Kalınlığın artması pişme öncesi örneklerde L ve a değerlerini azaltırken b değeri üzerine önemli bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Bal kabağı örneklerinin tekstürel özellikleri incelendiğinde pişirme işleminin dış yapışkanlık, esneklik ve iç yapışkanlık değerlerini azaltırken; sertlik, elastikiyet, sakızımsılık ve çiğnenebilirlik değerlerini artırdığı gözlenmiştir. Bekletme süresinin artması dış yapışkanlık, esneklik, iç yapışkanlık ve elastikiyet değerlerini azaltırken sertlik, sakızımsılık ve çiğnenebilirlik değerlerini artırmıştır. Kalınlığın artması sertlik, dış yapışkanlık, esneklik, iç yapışkanlık ve sakızımsılık değerlerini azaltırken elastikiyet ve çiğnenebilirlik değerlerini artırdığı gözlenmiştir. Karıştırma ön işlemi sertlik, esneklik, iç yapışkanlık, sakızımsılık ve çiğnenebilirlik değerlerini artırırken elastikiyet değerini azalttığı dış yapışkanlık değerini ise önemli ölçüde değiştirmediği görülmüştür. Bu çalışmada elde edilen bulgular neticesinde pişirme, karıştırma, sönmemiş kireç çözeltisinde bekletme süresi ve kalınlık parametrelerinin bal kabağı örneklerinin renk ve tekstürel özelliklerini önemli ölçüde etkilediği görülmüştür. Anahtar kelimeler: Kabak tatlısı, sönmemiş kireç, kalsiyum oksit, tekstür, renk, sertlik.

Tuğçe Göktürk Taşkın
Bursa Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Terahertz uygulamaları için yeni bir fotodiyot tasarımı

Teknolojinin insanların yaşamlarında önemli bir rol oynamaya başlamasıyla birlikte, telekominikasyon teknolojileri alanındaki gelişmeler de hızla artmaktadır. Bu gelişmelerin sonucu olarak artan veri kullanım oranı, yüksek hızlı veri kullanma ihtiyacını beraberinde getirmektedir. Yüksek veri hızı elde edebilmek için yüksek hızlı elektriksel ve optik bileşenler içeren telekominikasyon sistemleri gerekmektedir. Buda milimetre ve terahertz dalgalarının oluşumunun önemini daha dikkat çekici hale getirmektedir. Yalnızca milimetre ve terahertz dalgalarının oluşumu değil, kablosuz iletişim, görüntüleme ve spektroskopik algılama gibi uygulama alanları da bu gelişmeler sayesinde önem kazanmıştır. THz aralığındaki bu potansiyel uygulamaların önem kazanmasıyla entegre antene sahip cihazlara olan talep gün geçtikçe artmıştır. Bu talebi karşılamak için entegre antenlere sahip UTC-PD'ler ve alternatifleri geliştirilmiştir. Milimetre ve Terahertz (THz) sinyal (dalga) üretiminde, haberleşme, görüntüleme ve spektroskopi gibi birçok alanda kullanılan pahalı ve hacimli THz kaynaklarına alternatif olması açısından gelecek vaat eden UTC-PD'ler son dönemlerde aktif olarak kullanılmaktadır. Bu tezde, oda sıcaklığında kullanım, yüksek çalışma hızı ve yüksek çalışma frekansı gibi özelliklere sahip olan UTC-PD'nin geometrik yapısı modifiye edilerek yeni bir tasarım geliştirilmiştir. Daha yüksek bant genişliği ve yüksek çıkış gücü elde etmek için InGaAs malzemesinden oluşan soğurucu ile InP malzemesinden oluşan toplayıcı katmanları arasına bir yapı eklenmiştir. Eklenen geometrik yapının şekli, malzeme çeşidi ve boyutunda değişimler yapılarak, bu değişimlerin bant genişliği (bandwidth, BW) değerine ne kadar etki ettiği tartışılmıştır. Tasarımın en önemli özelliği 0 (sıfır) Volt yani zero-bias uygulamalarında başarılı bir performans göstermesi ve muadilinden yaklaşık yedi kata kadar daha fazla bant genişliğine sahip olmasıdır. Ayrıca bu tezde, optik ve elektriksel simülasyonlar, Lumerical yazılımı kullanılarak gerçekleştirilmiştir ve bu yazılımla tasarlanan UTC-PD'lerin performansları tartışılmıştır. Optik simülasyolar Lumerical FDTD'de gerçekleştirilmiş daha sonra elde edilen optik üretim oranı (optical generation rate), elektriksel karakterizasyon için Lumerical Device yazılımına aktarılmıştır. Bu simülasyonlar ile UTC-PD'nin cihaz yapısının optimizasyonu araştırılmış ve sonuçlar literatürde var olan ve referans alınan klasik UTC-PD tasarımı ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca FDTD ve Device alt modül çözücülerinin çalışma prensibi üzerinde durulmuştur.

Huriye Gencal
Bursa Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bursa Karacabey subasar ormanlarının dişbudak ve kızılağaç türlerinin kök kütlesi ve kök karbon ve azot stoklarının araştırılması

Yapılan çalışma ile birlikte ülkemizde gerçekleştirilen biyokütle çalışmalarında eksik bırakılmış bir konu olan subasar ormanlarındaki toprak altı kök miktarı ve kök karbonu ile kök azot stoklarına dair dişbudak ve kızılağaç saf meşcerelerinden ilk veriler elde edilmiş ve yapılan çalışma ile toprak üstü biyokütlenin yanında, toprak altı kök biyokütlesinin de subasar ormanlarda görülen yüksek orandaki organik karbon ve azot birikiminin önemli sebepleri arasında olduğu ortaya konulmuştur. Burada gerçekleştirilen tez çalışmasının temel amacı, Karacabey subasar ormanlarının toprak altı biyokütle üretiminin önemli bir bileşeni olan kök miktarı üzerine odaklanarak, subasar ormanlarının kök kütlesi, kök karbon ve kök azot stoklarının sayısal verilerle ortaya konulması yanında ağaç türünün ve meşcere gelişim çağlarının etkisinin belirlenmesine yöneliktir. Çalışmada örneklemeler kızılağaç için ince ağaçlık ve orta ağaçlık çağ sınıfı gösteren meşcerelerden, dişbudak için ince ağaçlık, orta ağaçlık ve kalın ağaçlık çağ sınıfı gösteren meşcerelerden alınmıştır. Bu amaçla, 5 meşcere tipinde (Kzc, Kzd, Dşc, Dşd, Dşe) ve her meşcere tipinden 3 olmak üzere toplam 15 ağacın kökleri ekskavatör yardımıyla sökülmüş, ağaç söküldükten sonra oluşan çukur içinde kalan kökler ise elle toplanmış, çuvala konularak BTÜ Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji ABD laboratuvarına taşınmıştır. Sonrasında kökler çaplarına göre <1 cm, 1-4 cm ve >4 cm olacak şekilde sınıflandırılmış ve tartılmıştır. Her bir çap sınıfının içerdiği karbon ve azot yüzdeleri belirlenmiş ve çap sınıfı kök miktarı ile çarpılarak önce örnek ağaçlardaki karbon ve azot miktarı, daha sonra bir hektar alandaki karbon ve azot stoku hesaplanmıştır. Dişbudak ve kızılağaç meşcerelerindeki kök karbon yüzdeleri, diğer çalışmalara kıyasla biraz daha az bulunmuştur, dişbudak ve kızılağaç meşcerelerindeki köklere ait azot yüzdeleri ise diğer çalışmalara kıyasla 1 cm'den ince çaplarda daha az bulunurken, 1-4 cm arasında çapa sahip köklerde benzer oranda bulunmuş. Çapı 4 cm'den kalın olan köklerde ise daha fazla bulunmuştur. Yapılan çalışma ile elde edilen verilere göre, subasar ormanların karasal ormanlara kıyasla çok daha fazla kök karbon ve azot stoku bulunmaktadır.

DişbudakKızılağaç
Mert Tanı
Bursa Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de Sosyal Güvenlik Kurumu'nun yapısı ve kayıt dışı istihdamın incelenmesi

Türkiye'de sosyal güvenliğin nasıl başladığı, sosyal güvenlik kurumlarının 2006 yılında tek çatı dahilinde birleşmeden önce nasıl örgütlendiklerine değinilmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu Türkiye'de bulunan en önemli sosyal güvenlik örgütüdür. Sosyal güvenlik alanındaki en önemli örgüt olması aktif ve pasif sigortalıların sayısının 34 milyon kişiyi aşmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca genel sağlık sigortası yönünden neredeyse Türkiye'de ikamet eden herkes genel sağlık sigortası kapsamındadır. 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 4. maddesi sigortalı sayılanlar başlığı altında yer alan 4/a, 4/b ve 4/c çalışanlarından oluşan kişiler aktif sigortalı olarak kabul edilmekte bu kişiler adına prim tahakkuk ve tahsili yapılmaktadır. Diğer yandan Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan gelir ve aylık alan kişiler ile bu kişilerin hak sahiplerini oluşturan kimseler ise pasif sigortalı olarak tanımlanmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu'nun aktif ve pasif sigortalılara sağladığı kısa vadeli sigorta kolları, uzun vadeli sigorta kolları ve genel sağlık sigortasından kaynaklanan haklardan oluşmaktadır. Kayıt dışı ekonominin bir dalını oluşturan kayıt dışı istihdam; sosyal güvenlik ve vergi politikalarının etkin ve verimli yürütülmemesine neden olmaktadır. Çünkü verimli, etkin bir sosyal güvenlik ve vergi politikası üretilmesi için doğru istatistiki verilere ulaşılması gerekirken kayıt dışı istihdam olgusu bunu engellemektedir. İncelememizde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun yapısı üzerinde durmamızda en önemli etken 5018 sayılı kanunun ekli 4 sayılı cetvelinde yer alan sosyal güvenlik kurumlar arasında en büyük ve etkili kurum olmasından kaynaklanmaktadır. Eğer Sosyal Güvenlik Kurumu'nun yapısı uygun bir şekilde ortaya konursa ülkemizin en büyük bütçe kalemlerinden birini oluşturan bu kurumda yaşanan eksiklikler daha iyi anlaşılacaktır. Sosyal Güvenlik Kurumu'nun, kayıt dışı istihdamla mücadelede en etkin kurum olması ve daha etkin mücadele etmesi adına çalışmamız ortaya konmuştur.

Kayıt dışı istihdamSigortaSosyal Güvenlik Kurumu+2
Mehmet Ağamoğlu
Bursa Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00