Bursa Technical University
Discipline

Orman Ürünleri Anabilim Dalı

Bursa Technical University

11

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

11 Theses
Master'sOpen AccessTR

İstanbul-Atatürk Arboretumu'ndan örneklenen doğal ve egzotik bazı sedir (Cedrus spp.) taksonlarının dona dayanıklılıkları

Bu çalışmada İstanbul-Atatürk Arboretumunda bulunan Atlas sediri (Cedrus atlantica), Himalaya sediri (Cedrus deodara) ve Toros sediri (Cedrus libani) türlerinde mevsimsel olarak dona dayanıklılık belirlenmiştir. Bu amaçla türlerden elde edilen sürgün örnekleri kasım, şubat ve mart aylarında 10 faklı düşük sıcaklık derecelerine maruz bırakılmıştır. Sürgünler kasım ve mart aylarında; Kontrol, -5, -7.5, -10, -12.5, -15, 17.5, -20, -25, -30 0C sıcaklık derecelerine, şubat ayında ise Kontrol, -5, -10, -15, -17.5, -20, -22.5, -25, -27.5, -30 0C sıcaklık derecelerine maruz bırakılmıştır. Uygulanan düşük sıcaklık dereceleri sonrası sürgünlerde meydana gelen zarar klorofil florometre (CF) ve görsel değerlendirme (GD) yöntemleri ile tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulardan doğrusal olmayan regresyon modeli ile türlerin dondan zarar gördüğü sıcaklık kademeleri LT50 hesaplanmıştır. Türlerin dona dayanıklılık düzeyleri (LT50) CF ve GD yöntemlerine göre sırası ile, Sonbaharda Atlas sedirinde -15.4 °C ve -15.7 °C, Himalaya sedirinde -13.1 °C ve -13.0 °C, Toros sedirinde -15.5 °C ve -15.6 °C, kışın Atlas sedirinde -19.7 °C ve -19.9 °C, Himalaya sedirinde -16.8 °C ve -16.6 °C, Toros sedirinde -21.0 °C ve -20.8 °C, ilkbaharda ise Atlas sedirinde -18.0 °C ve -15.5 °C, Himalaya sedirinde -14.7 °C ve -14.3 °C, Toros sedirinde -18.0 °C ve -17.9 °C olarak tespit edilmiştir Elde edilen bulgular neticesinde türler arasında dona en dayanıklı tür olarak Toros sediri ardından Atlas sediri bulunmuştur. Dona en dayanıksız tür olarak Himalaya sediri tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar neticesinde, özellikle kentsel ve peyzaj amaçlı yapılacak ağaçlandırma çalışmalarında Toros sedirinde sıcaklıkların -20.9 °C, Atlas sedirinde -19.8 °C ve Himalaya sedirinde -16.7 °C'nin altına düştüğü bölgelerde söz konusu türlerin kullanılmaması tavsiye edilebilir.

Tuğba Hamzaoğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Doğal ve yapay anadolu karaçamı (Pinus nigra subsp. pallasiana) meşcerelerinin tohum özellikleri bakımından karşılaştırılması (Konya yöresi örneği)

Bu çalışma, Konya yöresinde doğal tohum meşceresi (TM-115) ile bu meşcereden toplanan tohumlarla tesis edilen yapay (Altınapa ağaçlandırma sahası) meşcereden elde edilen Anadolu karaçamı (Pinus nigra subsp. pallasiana) tohumlarının bazı morfolojik özellikleri ile su stresi altında çimlenme performansını karşılaştırmak amacıyla yürütülmüştür. Bu kapsamda tohumların bir tohum ağırlığı, 1000-tane ağırlığı, tohum çapı ve boyu ile rutubet yüzdesi belirlenmiş; ayrıca PEG-6000 kullanılarak 0, -0.2, -0.4, -0.6 ve -0.8 MPa su potansiyeli düzeylerinde çimlenme denemeleri gerçekleştirilmiştir. Denemelerde çimlenme performansı; çimlenme yüzdesi (ÇY), oransal çimlenme yüzdesi (OÇY) ve çimlenme hızı (ÇH) parametreleri üzerinden değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre doğal ve yapay kaynaklarda bir tohum ağırlığı sırasıyla 0.286 gr ve 0.283 gr; 1000-tane ağırlığı ise 24.5 gr ve 26.6 gr olarak belirlenmiştir. Tohum çapı (3.75-3.82 mm) ve boyu (6.75-6.79 mm) bakımından kaynaklar arasında anlamlı farklılık bulunmazken, rutubet yüzdesi doğal kaynakta %6.81, yapay kaynakta %5.85 olarak ölçülmüştür. Su stresi şiddetinin artmasıyla birlikte her iki kaynakta da ÇY değerleri belirgin biçimde azalmış; doğal kaynakta %90.0'dan %1.5'e, yapay kaynakta %93.5'ten %2.0'ye gerilemiştir. OÇY değerleri 0 MPa'da %100 düzeyinde seyrederken −0.8 MPa'da doğal ve yapay kaynakta sırasıyla %1.6 ve %2.2 düzeyine düşmüştür. Benzer şekilde ÇH, 0 MPa'da 81.0-83.5 aralığından -0.8 MPa'da 0.5 düzeyine gerilemiştir. Varyans analizi sonuçlarına göre su stresi düzeyinin OÇY ve ÇH üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi olduğu (P<0.05); buna karşın tohum kaynağının ve tohum kaynağı x su stresi etkileşiminin OÇY ve ÇH üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturmadığı (P>0.05) belirlenmiştir. Genel olarak kritik düşüşlerin özellikle -0.6 MPa ve üzeri düzeylerde belirginleştiği görülmüştür. Sonuçlar, doğal tohum meşceresinden elde edilen tohumlarla tesis edilen ağaçlandırma sahasının tohum özellikleri ve su stresi altında çimlenme tepkisi bakımından doğal kaynağa yakın bir profil sergileyebileceğini göstermekte; kurak-yarı kurak sahalarda materyal seçiminde su stresi koşullarını dikkate alan çimlenme testlerinin destekleyici bir yaklaşım olarak kullanılabileceğine işaret etmektedir.

İsa Tarhan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Orman ürünleri nakliyatının planlanması amaçlı cbs tabanlı karar destek sisteminin geliştirilmesi

Orman ürünlerinin nakliyatı çok sayıda alternatif güzergahın değerlendirilmesini gerektiren karmaşık bir süreçtir. Bu durum, orman ürünlerinin nakliyatının planlanmasında ve optimum güzergahın sistematik olarak araştırılmasında bilgisayar destekli yöntemlerin kullanılmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu çalışmada, orman ürünlerinin nakliyat maliyetini en aza indiren optimum güzergahın belirlenmesi amacıyla, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) tabanlı bir karar destek sistemi geliştirilmiştir. Çalışma kapsamında, uygulama alanı olarak Bursa Orman Bölge Müdürlüğü, Mustafakemalpaşa İşletme Müdürlüğüne bağlı; Paşalar, Sarnıç ve Turfal Orman İşletme Şeflikleri seçilmiştir. Uygulama alanında, toplam 5 adet orman deposu mevcuttur. Çalışamdaki, ilk olarak ArcGIS 10.2 yazılımı kullanılarak uygulama alanı kapsamında yer alan orman yolları, köy yolları, karayolları, orman ürünlerinin kamyonlara yüklenmek üzere istiflendikleri rampalar ve orman depoları sayısallaştırılmıştır. Daha sonra, ArcGIS 10.2 platformunda "ArcCatalog" modülü kullanılarak, bu sayısal veriler ile ağ veritabanı oluşturulmuştur. Son olarak, bu veritabanı üzerinde "ArcMap" modülünde çalışan "Ağ Analist" eklentisi kullanılarak, rampalardan muhtemel orman depolarına en ekonomik ulaşımı sağlayan optimum güzergahlar belirlenmiştir. Ayrıca, heyelan, toprak kayması riski gibi nedenlerle ulaşıma kapanan alanlarda bulunan yol seksiyonları değerlendirme dışı bırakılarak güvenli ulaşımı sağlayan güzergahlar belirlenmiştir. Yenilenebilir doğal kaynakların başında gelen ormanlarımızın bugünün ve gelecek kuşakların ihtiyacını karşılayabilmesi ve aynı zamanda etkin bir şekilde korunabilmesi için sürdürülebilir ve optimum verimliliği sağlayacak modern yöntemlerle yönetilmesi gerekmektedir. Orman alanlarımızın sayısal veri tabanının geliştirilmesi ve özellikle mevcut yol ağlarının tamamının sayısallaştırılarak bilgisayar ortamına aktarılması durumunda, bu çalışmada sunulan ve modern yöntemlere bir örnek teşkil eden karar destek sistemi, Türkiye genelinde uygulanabilecek ve böylece orman ürünlerinin nakliyatı daha hızlı ve etkin bir şekilde planlanacaktır.

Hande Egemen Süslü
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Bursa-Kurşunlu yöresi defne (Laurus nobilis L.) sahalarından farklı dönem ve yükseltilerde toplanan defne yapraklarının uçucu yağ verimi ve kimyasal bileşiminin incelenmesi

Günümüzde odun dışı orman ürünlerine olan talep dünyada ve Türkiye'de hızla artış göstermektedir. Bu ürün grubu içerisinde yer alan ve dünyada büyük çoğunluğu ülkemizde bulunan önemli türlerden biri de Akdeniz defnesi (Laurus nobilis L.)'dir. Bu çalışmada, Akdeniz defnesinin taze ve kuru yapraklarındaki uçucu yağ içerisinde bulunan etken maddeler ile uçucu yağ oranlarının farklı yükseltilerde Haziran 2015- Mayıs 2016 ayları arasındaki 9 aylık değişiminin incelenmesi hedeflenmiştir. Deneme materyali olarak Mustafakemalpaşa Orman İşletme Müdürlüğüne bağlı Yeniköy İşletme Şefliği sınırları içerisinde iki farklı yükseltide bulunan iki farklı bölmede gerçekleştirilmiştir. 56 numaralı bölme Kurşunlu yöresi 0 m ve 174 bölme numaralı Bayramdere 200 m yükseklikte yer almaktadırlar. Çalışmada yörede üretim faaliyetlerinde bulunulan defne sahalarından toplanan defne yaprakları kullanılmıştır. Taze halde toplanan yapraklar kurutulmadan ve oda sıcaklığında kurutulduktan sonra uçucu yağ içeriği, mikrodalga destekli destilasyon (MWD) yöntemi ile elde edilmiştir. Elde edilen uçucu yağlar n-C6H12 (n-Hekzan) kimyasal ile seyreltilerek GC-MS cihazında analiz edilmiştir. Bu çalışmada, 0m yükseltide bulunan 56 bölme numaralı Kurşunlu yöresine ait taze yapraklarda uçucu yağ oranı, en yüksek Ekim (%2,77), en düşük Kasım (%0,73) ayında bulunurken, kuru yapraklarda en yüksek Eylül (%1,38), en düşük Mayıs (%0,91) ayında bulunmuştur. 200 m yükseltide bulunan 174 bölme numaralı Bayramdere yöresine ait taze yapraklarda uçucu yağ oranı en yüksek Ekim (%2,57), en düşük Ağustos (%1,15) ayında bulunurken, kuru yapraklarda en yüksek Mart (%1,18), en düşük Kasım (%0,85) tespit edilmiştir. Her iki yöreden temin edilen materyallerin taze ve kuru yapraklarının GC-MS analizi sonuçlarında ana bileşen olarak Eucalytptol (1,8-cineole) bulunmuştur. α-terpinen, sabinen, α-pinen ve eugenol tüm uçucu yağlar içerisinde diğer önemli bileşenler olarak tespit edilmiştir. Eucalyptol (1,8-cineole) oranı Kurşunlu yöresi taze yapraklarında en yüksek Mart (%51,99), kuru yapraklarda Eylül (%51,40) ayında bulunmuştur. Yine aynı etken madde Bayramdere yöresinde taze yapraklarda en yüksek Mayıs (%52,73), ayında bulunurken kuru yapraklarda en yüksek Mart (%53,27) ayında bulunmuştur. Bu çalışma ile Bursa ilinde yapılacak defne hasadında en yüksek verim istenirse her iki yörede de Ekim ayı, kalite açısından iyi sonuçlar almak istenirse Kurşunlu yöresi için ana etken maddenin yüksek oranda bulunduğu Mart ayı, Bayramdere yöresi için ise Mayıs ayı en uygun hasat zamanı olarak belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Akdeniz defnesi, Uçucu yağ, Mikrodalga-destekli destilasyon, GC-MS, Kimyasal bileşen.

Merve Çırpan
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bölmeden çıkarma yöntemlerinin CBS tabanlı karar destek sistemi kullanılarak planlanması

Ülkemizde üretim çalışmalarının en masraflı ve en zaman alıcı aşamasını bölmeden çıkarma çalışmaları oluşturmaktadır. Bölmeden çıkarma yöntemi temelde arazinin teknik özelliklerine ve özellikle arazi eğimine bağlı olarak belirlenmektedir. Uygun planlanmayan bölmeden çıkarma operasyonları kalan ağaç zararı ve toprak zararı gibi ekolojik zararlara neden olabilmektedir. Özellikle mekanik üretim çalışmalarında, toprak zararı orman ekosistemi üzerinde kalıcı tahribata neden olmaktadır. Bu nedenle, optimum bölmeden çıkarma yöntemleri sadece ekonomik faktörler değil aynı zamanda topografik faktörler ve toprak özellikleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Son yıllarda, Coğrafi Bilgi Sistemlerinin (CBS) bazı gelişmiş özellikleri, farklı kısıtlayıcı içeren kompleks transport problemlerinin çözümünde karar vericilere yardımcı olabilmektedir. Bu çalışmada, arazi eğimini ve toprak tipini dikkate alarak bölmeden çıkarma yöntemlerinin CBS ile entegre Analitik Hiyerarşi Yöntemi (AHY) ile planlanması amaçlanmıştır. Metodun uygulaması Bursa ili sınırlarında İnegöl Orman İşletme Müdürlüğü, Oylat Orman İşletme Şefliği'nde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada alternatif bölmeden çıkarma yöntemleri olarak kablolu hava hatları, oluk sistemi, sürütücü ve tarım traktörü değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre CBS ile entegre AHY yöntemi çalışma alanının %60'ında sürütücüyü optimum bölmeden çıkarma yöntemi olarak belirlemiştir. Diğer taraftan, %25 alanla tarım traktörü ikinci en uygun bölmeden çıkarma yöntemi olarak belirlenmiştir. Sonuçlar, CBS tabanlı karar destek sistemlerinin orman transportunun planlanmasında etkili bir şekilde kullanılabilecek akılcı, hızlı ve ekonomik bir araç olduğunu göstermiştir. Anahtar kelimeler: Orman transportu, CBS, AHY, Karar Destek Sistemi.

Başak Yılmaz
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Değişik ekstraksiyon yöntemlerinin sahil çamı kabuk taneni verimi ve kimyasal bileşimi üzerine etkisi

Ülkemizde ormancılık faaliyetleri sonucunda ve ahşap levha üreten sanayi kuruluşlarında üretim prosesi sonucunda önemli miktarda atık durumunda kabuk ortaya çıkmaktadır. Yakılmak dışında değerlendirilmeyen bu atık kabukların tanen bakımından zengin olduğu bilinmektedir. Yapılan ön denemeler sonucunda sahil çamı kabuklarının yüksek oranda tanen içerdiği belirlenmiştir. Sahil çamının özellikle hızlı büyüyen bir tür olması ve O.G.M. tarafından endüstriyel plantasyonlarda en çok tercih edilen tür olması nedeni ile çalışma kapsamında tanen kaynağı olarak tercih seçilmiştir. Bu çalışmada Yalova Armutlu Bölgesinden alınan Pinus pinaster (Sahil Çamı) kabuklarının çeşitli ekstraksiyon yöntem ve parametreleriyle ekstraktların hazırlanmasına ve analizlerinde kabuk ekstraktındaki tanen verimine öncelik verilmiştir. Çalışma kapsamında değişik ekstraksiyon metotlarının sahil çamı kabuğundan tanen eldesinde ekstrakt verimi ve elde edilen tanenin kimyasal bileşimi üzerine etkisi incelenerek ekstraksiyon aşaması optimize edilmeye çalışılmıştır. Değişik parametreler kullanılarak klasik sulu çözelti ekstraksiyonu, sokslet ekstraksiyonu, ultrases destekli ekstraksiyon ve mikrodalga destekli ekstraksiyon yöntemleri uygulanmıştır. Ekstraksiyon sonrasında elde edilen fenolik ekstraktların kimyasal bileşimi stiasny sayısı yöntemi, toplam fenol tayini, proantosiyanidin (Butanol-HCl) yöntemi ile belirlenmiştir. Ayrıca DNS indirgen şeker yöntemi ile tanen ekstraktı içerisindeki safsızlık miktarı da belirlenmiştir. Her ekstraksiyon çeşidi için ayrı ayrı FTIR spektrometre ölçümü alınmıştır. Sahil çamı kabuk taneni için en yüksek verim ve tanen içeriği geleneksel yöntemlere kıyasla gelişmiş ekstraksiyon yöntemlerinde bulunmuştur. Mikrodalga destekli ekstraksiyon ve ultrases destekli ekstraksiyon kıyaslandığında ise aynı kabuk:çözücü oranlarında mikrodalga destekli ekstraksiyonda daha yüksek verim ve stiasny değerleri elde edilmiştir. Ayrıca yapılan ekstraksiyonlarda en yüksek solvent tüketim miktarı sokslet ekstraksiyonu ve klasik sulu çözelti ekstraksiyonunda olmuştur. Sokslet ekstraksiyonu ve klasik sulu çözelti ekstraksiyonu uzun zamanlı ekstraksiyon süresi gerektiği için gelişmiş ekstraksiyon yöntemlerine göre dezavantajlıdır. Son yıllarda biyo bazlı malzemelerin üretiminde kullanımı giderek artmaktadır. Bu yenilenebilir biyopolimerin üretiminde ekstraksiyon aşaması kritik önemdedir. Klasik sulu çözelti ekstraksiyonu esnasında yüksek ekstraksiyon sıcaklığı ve uzun ekstraksiyon süresi ekstrakt verimini artırırken kabuk tanenlerinde kondenzasyona, termal bozunmaya, yüksek safsızlık ve oksidatif etki gibi olumsuz sonuçlara neden olmaktadır. Proje kapsamında çalışılması planlanan ekstraksiyon tekniklerinin sahil çamı kabuk taneni ekstraksiyonunda kullanılmasıyla ekstraksiyon aşamasının optimize edilerek yüksek ekstrakt verimi ve saflığı, daha az solvent ve kimyasal sarfiyatı, düşük enerji tüketimi değerlerine ulaşılması hedeflenmiştir. Tezin başarı ile tamamlanmasıyla sahil çamı için optimum ekstraksiyon yöntemi ve parametreleri ortaya konularak atık durumundaki kabukların ülke ekonomisine kazandırılması amaçlanmıştır.

Sahil çamı
Nur Sarıalan
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Fırtına zararı sonrası bölmeden çıkarma çalışmalarında kullanılan mobil vinç sisteminin verim analizi

Orman kaynakları üzerinde etkili olan fırtına zararları birçok bölgede önemli kayıplara neden olmaktadır. Fırtına zararları genelde ağaçlarda kırılmalar ve devrilmeler şeklinde kendini göstermektedir. Fırtına zararı sonrası ortaya çıkan olağanüstü emvalin sahadan boşaltılması oldukça güç ve riskli bir dizi çalışmayı gerektirmektedir. Ormancılık faaliyetlerinin normal seyrinde devamını sağlamak ve muhtemel böcek ve mantar arızlarını önlemek için olağanüstü emvalin mümkün olan en kısa sürede bölmeden çıkarılması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda, yüksek verime sahip ve iş güvenliği açısından avantajlı mekanik bölmeden çıkarma yöntemleri tercih edilmelidir. Ülkemizde, mekanik üretim çalışmalarında ağırlıklı olarak tarım traktörü ile sürütme suretiyle bölmeden çıkarma gerçekleştirilmektedir. Ancak, ekonomik veya ekolojik nedenlerle traktörün tercih edilmediği durumlarda, benzinli mobil vinçler ile kablo çekimi yapılarak bölmeden çıkarılma çalışmaları gerçekleştirilebilmektedir. Bu uygulamada, odun hammaddeleri sürütme konisi ile kombine edilerek mobil vinçle zemin üzerinde sürütülmektedir. Sürütme konisi ile ürünlerin kalan ağaçlara, kütük ve diğer engellere takılma riski azaltmakta ve zaman kayıplarındaki düşüşlere bağlı olarak verim artmaktadır. Bu çalışmada, fırtına zararı sonrası yamaç yukarı yönde bölmeden çıkarma çalışmalarında alternatif bir yöntem olarak benzinli mobil vinç verim açısından değerlendirilmiştir. Arazi ölçümleri kış aylarında fırtına zararının yoğun olarak görüldüğü Kütahya Orman Bölge Müdürlüğü'ne bağlı Tavşanlı Orman İşletme Müdürlüğü sınırlarında yürütülmüştür. Zaman etüdü, iki farklı eğim gruplarında ve iki ayrı sürütme mesafesinde gerçekleştirilmiştir. Mobil vinç sistemi ile yapılan bölmeden çıkarma çalışmalarında toplam çalışma zamanının 3,13 dk ile 4,64 dk arasında değiştiği belirlenmiştir. Ortalama verimin ise 3,08 m3/saat ile 4,44 m3/saat arasında değiştiği tespit edilmiştir. En yüksek verimin %35 arazi eğiminde 40 m sürütme mesafesinde gerçekleştiği belirlenmiştir. İstatiksel analizler sonucunda verimlilik üzerinde en fazla etken olan faktörün hacim olduğu ortaya çıkmıştır.

Güryay Volkan Andiç
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ahşap malzemenin fotodegradasyona karşı dayanıklılığının tanen ve nano metal oksitler ile arttırılması

Çalışmanın amacı, sarıçam ahşap yüzeylerinin 3 farklı konsantrasyonda valeks, mimoza ve kızılçam kabuk taneni ile nano çinko ve seryum oksit katkılı su esaslı akrilik bir üst yüzey işlem maddesi uygulaması ile UV degradasyonuna karşı daha dayanıklı hale getirilmesidir. Bu amaçla üst yüzey işleminde katkı maddesi olarak kullanılacak en etkili tanen çeşidi ile en optimum tanen miktarının belirlenmesi için yüzeyi tanen + nano metal oksit katkılı üst yüzey işlem maddesi ile kaplanmış örnekler, 1512 saat hızlandırılmış dış ortam testine maruz bırakılmıştır. Test süresince örnek yüzeylerindeki renk, parlaklık ve yüzey pürüzlülükleri ile makroskopik değişimler periyodik olarak belirlenmiştir. Çalışmada UV'ye karşı ticari bir nano ahşap kaplayıcı ile muamele edilen örnekler referans olarak kullanılmış, sonuçlar işlem görmemiş kontrol örnekleri ile kıyaslanmıştır. Test sonrasında tüm örneklerin yüzeyleri koyulaşmış, parlaklığı kaybedilmiş ve yüzeyler pürüzlü hale gelmiştir. Tanen ve nano metal oksitli örnekler kontrol ve referans örneklerine kıyasla daha açık renk, daha iyi stabilite, daha parlak ve pürüzsüz yüzeyler vermiştir. Renk parametreleri ve pürüzlülük değerlerindeki değişim üzerine çinko oksit ile kombinasyonlarda düşük konsantrasyonlu tanen çözeltileri daha iyi sonuçlar vermiş ve sinerjik etki sağlanmıştır. Seryum oksit, çinko okside kıyasla daha etkili bulunmuştur. Çalışmada, kontrol ve referans örneklerinde 48 saat sonundan itibaren çatlak oluşumu gözlenirken test örneklerinde herhangi bir çatlak ve deformasyon oluşmamıştır. Çinko oksit kombinasyonlu örneklerde mimoza ve kızılçam kabuk tanenli örnekler, seryum oksit kombinasyonlu örneklerde valeks ve kızılçam kabuk tanenli örneklerin genel görünümü test sonunda daha iyi bulunmuştur. Sonuçlar, tanen gibi doğal antioksidantların UV dayanımı arttırma amacıyla şeffaf üst yüzey işlem maddelerine katılan pahalı inorganik nano parçacıklara alternatif olabileceğini ve bunların kullanım miktarının azaltılabileceğini göstermiştir.

Ömür Ahmet Yazıcı
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Optimization of asa emulsification in internal sizing of paper and paperboard

In paper and paperboardmaking, internal sizing is used for making the end product more resistant to liquid penetration. Rosin, Alkyl Ketene Dimer (AKD) and Alkenyl Succinic Anhydride (ASA) internal sizing agents exist for this purpose. ASA is added to the papermaking process in the form of an emulsion. The dispersion of ASA, water, and an emulsifier are mixed under shear forces to create the capsulation and emulsion. In this master's thesis, various ASA and ASA emulsifiers with various emulsification techniques in both laboratory and industrial process scale were studied. The goal was to find best performing ASA, best coupling ASA emulsifiers, best conditions for emulsification and paper machines and to have proper emulsion with proper ASA:emulsifier ratio, particle size&visual check of emulsion, cobb&porosity values of produced papers. Together with three various ASAs, the emulsifiers were various cationic starches, polyacrylamides and polyethyleneimines having various charge densities and molecular weights, so that six emulsifiers which gave steric or electrostatic stabilization and capsulation effect on emulsion droplets. Particle size and visual determinations and Cobb 60 tests were carried out and three emulsifiers and one ASA were selected for industrial utilization. ASA dosages of 1-5 kg/ton of paper together with two emulsifiers (C-PAM and cationic liquid starch) performed commonly well in all laboratory and industrial process scale experiment with mixing ratio from 0,5 to 1,8 was utilized to make paper sheets and paper reels. Water absorption tests showed that the best hydrophobation with ASA with C-PAM and ASA with cationic liquid starch. A good ASA emulsion particle size was in between 0,5 µm – 3 µm in diameter values. The most stable emulsions were white and had no phase inversion, only little creaming and foaming during at least 2-hour-study. After all experimental work done, Cost analysis and savings in industrial trials were taken into consideration for ASA with C-PAM and ASA with starch emulsifiers.

Duygu Özlem Doğan
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye iklim endeksi değerleri ile ahşabın biyolojik bozunma derecesinin değerlendirilmesi

Ahşap malzeme organik bir madde olması nedeniyle çeşitli biyolojik zararlılar tarafından degrade edilebilmektedir. Sıcaklığın özellikle 20-27°C arasında ve nemin %65-70 olması halinde mantarlar için uygun bir yaşam ortamı sağlanmış olur. Ülkemizde genellikle dış ortam koşullarında kullanılan ahşap malzemeler bu değerler aralığında bulunduğundan mantar zararına maruz kalmaktadır. Bu nedenle iklim indeksi değerlerinin bilinmesi ülkemizde dış ortamda kullanılan ahşap malzemenin mantar zararına uğrama derecesinin değerlendirilmesi ve potansiyel bozunma tehlikelerinin olumsuz yansımalarını en aza indirgemek adına alınması gereken teknik ve pratik önlemler hakkında bilgi vermesi bakımından önemlidir. Çalışmada, ülkemiz illerinin 2012-2023 yılları arasındaki meteorolojik verileri alınarak iklim sınıflandırılmasını yapmak ve iklim indeksi değerlerini hesaplayarak ahşabın biyolojik bozunmasını ilişkilendirmek amaçlanmıştır. Bu amaçla son 11 yıllık süreçte meteorolojik parametrelerden sıcaklık ve yağış faktörleri ele alınarak Erinç iklim sınıflandırması ve Scheffer İklim İndeksi değerleri bulunmuş ve iklim indeksi değerlerinin çürüklük riskine göre sınıflandırması yapılmıştır. Ayrıca optimize edilmiş SARIMA modelleri kullanılarak önümüzdeki 5 yıl içinde iklim sınıflandırma ve endeks değerlerine yönelik tahminlemelerde bulunulmuştur. Küresel Güneş Radyasyonu Toplamı (kwsaat/m2), sıcaklığın 30℃ üzeri olduğu gün sayısı ve toplam güneşlenme sayısı verileri de incelenerek elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır. Sonuç olarak, 2012-2023 ve 2024-2028 yılları arasındaki iklim indeksinin, daha önceki yılların iklim indeksi değerlerine kıyasla azaldığı bulunmuştur. En yüksek yağış etkinlik indeksi Doğu Karadeniz bölgesinde elde edilirken, en düşük Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu bölgesinde elde edilmiştir. İller bazında ise en yüksek yağış etkinlik indeksi Rize'de, en düşük Iğdır'da tespit edilmiştir. Scheffer İklim İndeksi değerlerinin ise son yıllarda ve önümüzdeki yıllarda hafifçe arttığı bulunmuştur. En yüksek Scheffer İklim İndeksi Doğu Karadeniz bölgesinde sırasıyla Rize, Giresun, Ordu ve Trabzon için bulunurken, en düşük indeks Doğu Anadolu bölgesi illerinden Bitlis ve Van, İç Anadolu bölgesi illerinden Karaman ve Güneydoğu Anadolu bölgesi illerinden Batman'da tespit edilmiştir. İklim indekslerinde bulunan bulguların azalan yağış ve artan sıcaklıklarla ilgili olduğu düşünülmektedir. Küresel Güneş Radyasyonu Toplamı (kwsaat/m2), sıcaklığın 30℃ üzeri olduğu gün sayısı ve toplam güneşlenme sayısı değerlendirildiğinde ülkemizde son 10 yıl içerisinde sıcaklığın bölgelere göre arttığı görülmektedir. Bu bilgiler, Erinç iklim indeksi ve Scheffer İklim Sınıflandırması ile uyumlu bulunmuştur. Çürüklük riskinin fazla olduğu bölgelerde dış ortam koşullarında kullanılacak ahşap malzemenin emprenye işleminden geçirilerek kullanılması bir zorunluluktur. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de artan küresel ısınma, iklim üzerinde önemli değişimlere neden olmaktadır. Bunun sonucu olarak dış ortam koşullarında kullanılan ahşap, mevsimsel etkilerden önemli ölçüde etkilenmekte ve kullanım ömrü zamanla değişebilmektedir. Özellikle son yıllarda yağış miktarındaki azalma buna karşılık sıcaklık ve global güneş radyasyonu miktarındaki artışa bağlı olarak ahşaba zarar veren bozundurucu faktörlerde değişiklikler olması muhtemeldir. Özellikle mantar saldırılarının yanı sıra böcek ve termit saldırılarının önümüzdeki yıllarda daha fazla görüleceği düşünüldüğünden dış ortam ahşap ürünlerin emprenye edilerek kullanılması veya modifiyeli ahşap malzemelerin kullanılması, bu ürünlerin kullanımının yaygınlaştırılması ve buna yönelik toplumsal farkındalığın arttırılması gereklidir.

Seren Seda Arı
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İHA verileri kullanılarak meşcere parametrelerinin belirlenmesi

İnsansız hava araçları (İHA) destekli uzaktan algılama verilerinin doğruluk düzeyindeki iyileşmelere paralel olarak ormancılık çalışmalarındaki kullanımı yaygınlaşmıştır. Son yıllarda İHA tabanlı üç boyutlu (3B) nokta bulutu verileri kullanılarak meşcere parametreleri hesaplanabilmektedir. Bu çalışmada, fıstık çamı (Pinus pinea, L.) sahasında farklı diri örtü yoğunluğuna (düşük ve yüksek) sahip iki örnek alanda, İHA verileri kullanılarak ağaç parametrelerinin (ağaç boyu, tepe tacı genişliği ve ağaç çapı) belirlenmesi amaçlanmıştır. İlk olarak, örnek sahalardan alınan İHA görüntüleri üzerinde Hareket Tabanlı Yapısal Algılama (Structure for MotionSfM) ile 3B nokta bulutu oluşturma ve işleme yöntemi kullanılarak ağaç boyu ve tepe tacı genişliği parametreleri elde edilmiştir. İHA tabanlı yöntemin başarısını değerlendirmek için klasik yersel ölçüm cihazları kullanılarak çalışma alanındaki ağaçların boy, tepe tacı genişliği ve çap verileri elde edilmiştir. Daha sonra, yersel ölçümlerle elde edilen ağaç boyu ve tepe tacı genişliği verileri (bağımsız değişkenler) kullanılarak örnek ağaçların çap tahminini veren regresyon modelleri geliştirilmiştir. Son olarak, bu modellere İHA tabanlı yöntemle elde edilen ağaç boyu ve tepe tacı genişliği değerleri girilerek çap değerleri hesaplanmıştır. Çalışmada, yersel ölçümlerle ve İHA verileri ile belirlenen meşcere parametreleri arasındaki ilişkiler istatistiksel analizlerle incelenmiştir. Ayrıca, her iki yöntemle elde edilen meşcere parametreleri Ortalama Mutlak Hata (Mean Absolute Error-MAE), Ortalama Kare Hatası (Mean Squared Error-MSE) ve Kök Ortalama Kare Hatası (Root Mean Squared Error-RMSE) yöntemleri ile karşılaştırılarak İHA tabanlı yöntemin etkinliği değerlendirilmiştir. Sonuçlara göre yersel ölçümlerle belirlenen ağaç boyu ve tepe tacı genişliği değerleri ile İHA verileri ile tespit edilen değerler arasında doğrusal bir ilişki olduğu (R2) belirlenmiştir. Diri örtü yoğunluğundaki artışın İHA verilerine dayalı yöntemin meşcere parametrelerinin tahminini olumsuz yönde etkilediği ve bu nedenle ilişki oranının nispeten daha düşük olduğu görülmüştür. Sonuçlar, İHA verileri ile belirlenen ağaç boyu ve tepe tacı genişliği parametrelerinin, yersel ölçümlerle karşılaştırıldığında, genel olarak kabul edilebilir doğruluğa sahip olduğunu göstermiştir. Ağaç boyu için hata değerleri (RMSE) birinci ve ikinci örnek alanda sırasıyla 0,408 ve 0,377 olarak belirlenmiştir. Tepe tacı genişliği için ise hata değerleri sırasıyla 0,446 ve 0,497 bulunmuştur. Ağaç boyu ve tepe tacı genişliği parametreleri kendi arasında karşılaştırıldığında her iki örnek alanda da ağaç boyunun daha yüksek doğrulukla belirlendiği görülmüştür. Örnek alanlar karşılaştırıldığında, diri örtü yoğunluğunun düşük olduğu örnek alanda tepe tacı genişliğinin doğruluğunun daha yüksek olduğu belirlenmiştir.

Gizem Görnaz
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2025
00