
1,019
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Mesleki müzik eğitiminde caz müziğinin flüt eğitiminde kullanılma durumu
Bu araştırmada mesleki müzik eğitimi kapsamında gerçekleştirilen flüt eğitimi sürecinde caz müziğinin kullanılabilme durumunun ve öğrencilerin teknik ve müzikal kazanımlarına katkısının öğretim elemanı görüşleri ile değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda mesleki müzik eğitimi veren kurumlarda görev yapan 16 flüt öğretim elemanı ile yarı yapılandırılmış görüşme formu ile görüşme yapılmıştır. Görüşme sorularından elde edilen verilerin analizi sonucunda 7 tema ve 47 koda ulaşılmıştır. Ulaşılan temalar ve kodlar doğrultusunda caz müziğinin mesleki müzik eğitimi veren kurumlarda konservatuvar düzeyinde eğitim için uygun olduğu, caz müziği başlangıç seviyesinin mesleki flüt eğitiminde ve farklı müzik türleri hakkında bilgi sahibi olabilmek için kullanabileceği; repertuvar çeşitliliğine, teknik kazanıma işitme eğitimine ve doğaçlama yeteneğine katkı sağladığı ve öğrencilerin ilgisini çektiği belirlenmiştir. Ayrıca armonik yapı zorluğu, farklı seviyelere yönelik metot eksikliği, öğretim elemanı bilgi eksikliği, ders öğretim programında yer almama ve flüt başlangıç seviyesi için caz müziğinin erken olma nedenleri ile mesleki flüt eğitiminde caz müziğinin kullanılamadığı belirlenmiştir. Bununla birlikte flüt eğitimine yönelik caz müziği literatürünün sayısal olarak yetersiz olduğu, öğretim elemanlarının caz müziği bilgi düzeylerinin yetersiz olduğu ve mesleki flüt eğitiminde bu türe yeterli düzeyde yer verilmediği belirlenmiştir. Ayrıca mesleki müzik eğitimi kapsamında caz müziğinin kullanılmasının öğrencinin teknik- müzikal- doğaçlama becerisine katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.
Rus bestecilerin polifonik yapıdaki eserlerinin piyano eğitiminde hedeflerin gerçekleştirilmesine yönelik etkisinin belirlenmesi
Türkiye'de, müzik öğretmeni yetiştiren kurumlarda piyano eğitiminde kullanılan polifonik eserlere bakıldığında, belirli bazı besteciler ve Barok Dönem eserlerin dışında farklı polifonik yapıdaki eserlere genellikle yer verilmediği öngörülmüştür. Diğer dönemlere ilişkin polifonik eserlerin yeterince tanınmaması, piyano eğitiminde bu eserlere yer verilmemesine neden olmuştur. Bu doğrultuda, Rus piyano müziğinde yer alan polifonik yapıdaki eserlerin yeterince bilinmediği ve kullanılmadığı düşünülmüştür. Araştırmanın amacı; Rus bestecilerin polifonik yapıdaki eserlerinin Müzik Öğretmenliği Lisans Programında uygulanan piyano eğitiminde kullanılabilme durumlarını ortaya koymak, uzmanların konuya ilişkin görüş ve önerilerini tespit etmek, öğrencilerin bu eserler ile performanslarının başarı düzeylerinin yanı sıra beğeni tepkilerini belirlemek, materyal olarak tanıtmak, kullanmak ve yaygınlaştırmaktır. Araştırmanın, Rus bestecilerin polifonik eserlerinin piyano eğitiminde kullanılması, eserlerin tanıtılması ve repertuvara çeşitlilik kazandırılması açısından katkı sağlayacağı düşünülmüştür. Ayrıca bu çalışma öğrencilerin farklı stil ve karakterde polifonik eserleri çalışmaları, piyano eğitimine yönelik bakış açılarını olumlu yönde etkilemesi açısından da önemlidir. Araştırmada genel tarama modeli kullanılmış, doküman analizi yöntemiyle Rus piyano literatürü taranmış, polifonik yapıdaki eserler seçilmiş ve deneklerin düzeyleri göz önünde bulundurarak zorluk derecesine göre listelenmiştir. Araştırmanın amacına uygun olarak nitel ve nicel verilerin elde edilmesi için farklı çalışma grupları belirlenmiştir. Araştırmanın 1. çalışma grubu; maksimum örnekleme yöntemi kullanılması nedeniyle farklı bölgede görev yapan 14 öğretim elemanı ile yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın 2. çalışma grubu ise deneysel yöntem içerisinde gözlem yapabilmek için seçilmiştir. Rus bestecilerin piyano için yazdıkları polifonik eserlerin Müzik Eğitimi Ana Bilim Dallarında seslendirme durumlarını ortaya çıkarabilmek için Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Ana Bilim Dalı'nda öğrenim gören her sınıftan 4'er öğrenci olmak üzere toplam 16 öğrenci seçilmiştir. Bu araştırmada kaynak tarama, yarı yapılandırılmış öğretim elemanı görüşmesi, eser değerlendirme testi, gözlem testi ve öğrencilerin Rus bestecilerinin polifonik eserlerine yönelik beğeni anketi gibi veri toplama araçları ile elde edilen veriler, betimsel, nicel ve nitel veri çözümleme yöntemleri uygulanarak değerlendirilmiştir. Verilerin istatistiksel analizi SPSS-23 paket programı kullanarak "Kendall W" testi ile yapılmıştır. Araştırma problemine ve araştırma sorularına cevap bulmak amacıyla öğretim elemanlarından ve öğrencilerden gelen veriler analiz edilmiş, çözümlenmiş, yorumlanmış ve sonuçlar elde edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, piyano eğitiminde polifonik yapıdaki eserlerin kullanılmasının büyük ölçüde Barok Dönem eserleri ile sınırlı kaldığı, Rus bestecilerin polifonik eserleri Türkiye'de tanınmadığı ve kullanılmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca bu eserlerin, diğer Barok eserlerde olduğu gibi teknik ve müzikal özellikler barındırdığı ve öğrenciye verilebilecek hedef davranışları içerdiği görülmektedir. Araştırma, Rus bestecilerin polifonik eserlerinin piyano eğitiminde kullanılmasına, eserlerin tanıtılmasına ve eğitim repertuvarına çeşitlilik kazandırılması açısından katkı sağlayacağı düşünülerek, öğrencilerin farklı stil ve karakterde polifonik eserleri çalışmaları, piyano eğitimine yönelik bakış açılarını olumlu yönde etkilemesi açısından önemlidir.
Yükseköğretim resim-iş eğitimi ve tarih bölümü öğrencilerinin eleştirel düşünme becerileri arasındaki farklılıklar
Değişen dünyada hayatımızı her alanda etkileyen gelişmeler bireylerin sahip olmaları gereken bilgi ve becerilerde bu yönde farklılaştırmıştır. Bu gelişmelere ayak uydurabilmenin bir yolu da eleştirel düşünme becerileri gibi yaşadığımız yüzyılda kazanılması gerekli olan beceriler ile mümkün olacaktır. Bu araştırmada, görsel sanatlar eğitimi alan ve almayan yükseköğretim öğrencilerinin eleştirel düşünme beceri düzeylerini ortaya koyarak, onların eleştirel düşünme becerilerinin öğrenim görmekte oldukları bölüme göre anlamlı fark oluşturup oluşturmadığının saptanması ve değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda araştırmada öğrencilerin eleştirel düşünme becerileri ve alt boyutları ile cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi gibi değişkenler arasındaki ilişkinin ortaya konması amaçlanmıştır. Araştırma, 2018 – 2019 Öğretim yılı bahar yarıyılında, Bursa Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı ve Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü, birinci ve dördüncü sınıf düzeylerinde öğrenim gören öğrencileri kapsamaktadır. İlişkisel tarama modeline göre yapılandırılan bu çalışmada, öğrencilerin eleştirel düşünme beceri düzeylerini ölçmek amacıyla Robert H. Ennis, Jason Millman ve Thomas N. Tomko tarafından geliştirilen "Cornell Eleştirel Düşünme Testi Düzey Z" (CEDTDZ) kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin eleştirel düşünme beceri düzeylerinin düşük olduğu ve öğrenim görmekte oldukları bölüme göre istatiksel açıdan anlamlı bir fark göstermediği anlaşılmaktadır. Resim İş Eğitimi Anabilim Dalı birinci ve dördüncü sınıf düzeyleri arasında eleştirel düşünme beceri düzeyleri bakımından anlamlı bir fark görülmemiştir. Öğrencilerin eleştirel düşünme beceri düzeylerinde cinsiyetin ve sınıf düzeyinin etkili olmadığı görülürken yaş değişkeni karşılaştırmasında 25-30 yaş aralığı lehine farklılık görülmüştür. Sonuçlara göre öğretim programlarının öğrencilerin eleştirel düşünme becerileri geliştirilmesine destek olacak nitelikte yapılandırılmasının önemi ortaya çıkmaktadır.
Sınıf öğretmenlerinin ilkokul görsel sanatlar derslerinde karşılaştıkları sorunlar ve öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi (Bursa ili örneği)
İlkokul eğitimi temel eğitimdir. Bu düzeyde öğrenciler öğrenmeye son derece açıklardır ve Görsel sanatlar alanında verilen eğitim ile bireyin yaratıcı yönü desteklenmektedir. İlkokullarda görsel sanatlar derslerini vermekle yükümlü öğretmenlerse sınıf öğretmenleridir. Dolayısıyla sınıf öğretmenlerinin görsel sanatlar derslerine karşı tutumları, yeterlilikleri ve karşılaştıkları sorunlar önem kazanmaktadır. Karşılaşılan sıkıntılardan mümkün olduğunca arınmış bir öğretmen, dersin kazanımlarını en doğru ve faydalı şekilde karşısındaki bireylere aktarabilir ve gerekli uyarımlarda bulunabilir. Bu araştırma, Bursa ili örneğinde, sınıf öğretmenlerinin, görsel sanatlar derslerinin işleyiş ve uygulama aşamasında karşılaştıkları sorunları ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırma tarama modelinden yararlanarak, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında, Bursa İli çerçevesinde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı devlet okullarında yapılmıştır. Anket uygulaması, Bursa ilinde 3 merkez ilçeden seçilen üçer devlet okulunun 1.,2.,3. ve 4. sınıfların, A,B,C şubeleri sınıf öğretmenlerinden oluşan 108 eğitimci ile gerçekleştirilmiştir. 42 sorudan oluşan 3'lü Likert tipi anket formu veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Doldurulan anket formlarından elde edilen verilerin çözümlenmesi sırasında frekans ve yüzdelik dağılımları hesaplanmış, bulgular sayısallaştırılarak sunulmuştur. Yapılan literatür taraması desteğiyle nicel yorumlamalara gidilmiştir. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulara göre; öğretmenlerin birçoğunun sanattan tat alan bireyler yetiştirmeyi önemsedikleri, Görsel Sanatlar dersinde öğretim materyallerini kullanabildikleri, yöntem ve teknikleri öğrenciye aktarma konusunda bilgi sahibi oldukları, öğrencilerin çalışmaları hakkında dönüt sağlama ve değerlendirme yapabildikleri ve uygulama konusunda kendilerini yeterli hissettikleri sonucuna varılmıştır. Yine az sayıda öğretmen Türk ve Dünya Sanatı hakkında ve öğrenciye aktarma konusunda bilgi sahibi olduklarını, öğrenme alanlarından kültürel miras alanında kendilerini yeterli hissetmediklerini belirtmişlerdir. Elde edilen verilere göre öğretmenlerin yarısından fazlasının programın yapısı ve amaçları, hedefleri, öğrenme alanları, öğrenci kazanımları ve işleyişi hakkında bilgi sahibi olduğu söylenebilir. Ayrıca genel kanı ders süresinin yeterli olmadığı yönündedir. Bu araştırma, İlkokul Görsel Sanatlar Derslerinde sınıf öğretmenlerinin karşılaştıkları sorunların belirlenmesi açısından önem taşımaktadır. Araştırma sonuçları doğrultusunda uygulayıcı ve araştırmacılara yönelik bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Görsel sanatlar eğitimi, ilkokul, öğrenme alanları, öğretmen yeterlilikleri, sınıf öğretmeni
Koro çalışmalarının ortaokul öğrencilerinin okul aidiyet düzeylerine etkisi
Bu araştırmada ortaokullarda eğitim gören öğrencilerle gerçekleştirilen koro çalışmalarının öğrencilerin okul aidiyet düzeylerine katkısının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Bursa'da yer alan, kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle seçilmiş ortaokul öğrencilerinden oluşan çalışma grubuyla öntest-sontest kontrol gruplu deneysel bir çalışma yürütülmüştür. Araştırmanın uygulama sürecinde kullanılacak olan koro repertuvarı hedeflenen yaş grubunun ses sınırları dikkate alınarak uzman görüşleri doğrultusunda oluşturulmuştur. Uygulamaya geçilmeden önce deney ve kontrol grubuna Goodenow (1993a) tarafından geliştirilen ve Sarı (2015) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Okula Aidiyet Duygusu Ölçeği" uygulanmış öntest puanları hesaplanmıştır. Daha sonra belirlenen repertuvar ile 12 hafta boyunca deney grubuyla çalışılmış ve konser verilmiştir. Uygulama sonrasında iki gruba tekrar aynı test uygulanarak sontest puanları belirlenmiştir. Öntest ve sontest arasındaki değişime ilişkin olarak Wilcoxon testi ve gruplar arasındaki farkların belirlenmesinde de Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. Analizler sonucunda grupların alt boyutları ile toplam puanlarındaki gelişmeleri arasında deney grubu lehine anlamlı fark (p<.05) olduğu belirlenmiştir. Anahtar sözcükler: Aidiyet, koro eğitimi, müzik eğitimi, okul aidiyeti, ortaokul
Özel eğitim uygulama okullarında çalışan müzik öğretmenlerinin mesleki yaşantılarında karşılaştıkları güçlükler
Bu çalışmada, özel eğitim uygulama okullarında çalışan müzik öğretmenlerinin mesleki yaşantılarında karşılaştıkları güçlüklerin belirlenmesi ve bunlara öneriler getirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, kişisel bilgiler, ders ortamı, okul yönetimi ve veli ilişkileri, hazırbulunuşluk ve yeterlik olmak üzere dört bölümden oluşan bir anket formu hazırlanmıştır. Hazırlanan anket formu, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı, Marmara Bölgesi'ndeki özel eğitim uygulama okulları II. kademede çalışan müzik öğretmenlerinden, araştırmaya gönüllü katılım sağlayan 57 müzik öğretmenine uygulanmış ve öğretmenlerin konu hakkındaki görüşleri belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, ders ortamıyla ilgili yaşanılan güçlüklerin; ders işlenen sınıfın yeterli büyüklükte olmamasından ve ses yalıtımına sahip olmamasından, müzik dersi için belirlenmiş haftalık ders saatlerinin yeterli gelmeyişinden, öğrenci devamsızlıklarının ders planlarını aksatmasından, özel eğitimde müzikle ilgili yeterli kaynağın bulunmayışından ve özel eğitim müzik müfredatındaki eksikliklerden kaynaklandığı görülmüştür. Ayrıca okul yönetimi ile ilgili sorun yaşanmadığı, veli ilişkileri ile ilgili ise tek sıkıntının işlenen konuların evde tekrar edilmemesinden kaynaklı yaşandığı tespit edilmiştir. Hazırbulunuşluk ve yeterlik ile ilgili güçlükler incelendiğinde, üniversitede alınan özel eğitim dersinin mesleki yaşantılarına katkısı bakımından yeterli gelmeyişinden, öğretmenlerin öğrenci aileleriyle işbirliği yapabilmeyle ilgili sıkıntı yaşamalarından, özel eğitimde müzik eğitimiyle ilgili ülkemizde yapılan çalışmaların sınırlı sayıda olmasından, böylece bu çalışmalardan mesleki açıdan yeterince faydalanamamalarından, ayrıca göreve başlamadan önce hizmet içi eğitim ihtiyacı duymalarından kaynaklı güçlükler olduğu görülmektedir. Bu sebeple ülkemizde özel eğitimde müzik alanına yönelik çalışmaların arttırılması, ayrıca alanda uzman kişilerin de daha çok kaynak üretmeleri yönünde teşvik edilmeleri ve özel eğitimdeki müzik öğretmenlerinin hizmet içi eğitimlerle desteklenmeleri önerilmektedir.
Flüt öğrencilerinin öz düzenlemeli deşifre stratejileri
Bireylerin, öğrenme ihtiyaçlarını hissettikleri zaman kendi öğrenmelerini sağlamaları ve düzenleme istekleri, öz düzenlemeye dayalı öğrenme kavramını oluşturmuştur. Öz düzenlemeli öğrenme, bireyin kendi kendine öğrenebilmesi için kullandığı her türlü taktik, strateji ve teknik olarak ifade edilebilir. Öğrencinin bilişsel stratejiler kullanması etkili bir çalışma süreci geçirdiğini gösterir. Bununla birlikte öğrenci, karşılaşacağı farklı problemler için özel stratejiler de geliştirebilmelidir. Bu süreçte öğrenci kendi performansını gözlemleyerek değerlendirebilmeli ve doğru stratejiler geliştirerek çözüm yoluna ulaşmalıdır. Bu düşünce ile araştırmada, flüt öğrencilerinin deşifre süreçlerini nasıl değerlendirdiklerinin, karşılaştıkları sorunlara yönelik kullanmakta oldukları öz düzenlemeli öğrenme stratejilerinin ve buna ilişkin öğrenci görüşlerinin tespiti amaçlanmıştır. Bu amaçla, İstanbul Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, Ankara Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı ve Bursa Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nda öğrenim görmekte olan 16 flüt öğrencisi ile yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerini elde etmek amacı ile araştırmacılar tarafından 11 sorudan oluşan yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Ayrıca öğrencilere eser adı ve besteci adı silinmiş bir şekilde daha önce tanımadıkları seviyeli bir eser verilmiş ve öğrencilerden bunu deşifre etmeleri istenmiştir. Her öğrencinin deşifre videoları, ayrıntılı bir şekilde gözlemlenmiştir. Gözlem ve görüşmelerden elde edilen verilerin analizinde içerik analizi yapılmış, bu analizler sonucunda belirli tema ve kodlara ulaşılmıştır. Literatürde öz düzenlemeli öğrenme ve çalgı performansına ilişkin farklı çalışmalar bulunmakla birlikte flüt çalgısı ve deşifre sürecinde öz düzenlemeli öğrenme stratejileri kavramına ilişkin daha önce bir çalışma yapılmaması bu araştırmanın önemini oluşturmaktadır. Bu çalışma sonucunda flüt öğrencilerinin öz düzenlemeli öğrenme ile deşifre sürecinde hangi çalışma stratejilerini kullandıkları, saptadıkları problemin üzerine yoğunlaşarak çalışmalarını sürdürmelerinin önemi, karşılaştıkları zorluklarda hangi stratejileri uyguladıkları ve deşifrenin ne derece önemli bir unsur olduğu saptanmıştır. Gözlemlerden ve görüşmelerden elde edilen verilere göre öğrencilerin deşifre sürecindeki davranışlarında farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmanın sonucunda deşifre sürecinde yapılan hataların bu süreçte onarılmadığı sürece bir sonraki evre olan çalışma sürecini etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Deşifre, flüt eğitimi, öz düzenlemeli öğrenme, öz düzenlemeli öğrenme stratejileri.
Necdet Levent'in Elele, Yemeni ve Efe eserlerinin düzenlenerek viyola eğitiminde kullanılabilirliğine yönelik öğretim elemanı ve öğrenci görüşleri
Viyola eğitiminde Türk bestecilere ait eserlerin kullanımına yönelik araştırmalar incelendiğinde, eserlerinin zorlu pasajlar ve ileri teknikler içermesi ile notasyonuna ulaşmada yaşanan sorunlar nedeniyle bu eserlerin özellikle müzik eğitimi ana bilim dallarında viyola eğitiminde kullanımının oldukça sınırlı olduğu görülmektedir. Bu nedenle viyola eğitimde öğrencilerin de seslendirebileceği orta düzeyde Türk eserlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu ihtiyaçtan yola çıkarak gerçekleştirilen araştırmada Necdet Levent'in flüt için bestelediği Elele, Yemeni ve Efe parçalarının viyola eğitiminde kullanımına yönelik düzenlenmesi ve bu yolla da ulaşılabilir Türk viyola repertuvarına katkı sağlanması amaçlanmıştır. Araştırmada Necdet Levent'in Elele, Yemeni ve Efe parçalarını viyola eğitimine kazandırmak amacıyla viyola teknikleri gözetilerek düzenlenmiş, eğitimde kullanılabilirliğine yönelik öğretim elemanı ve öğrenci görüşleri alınmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu amaçsal örnekleme yönteminden uygun örnekleme deseni esas alınarak belirlenmiş ve gönüllülük esasına dayalı çalışmaya katılmayı kabul eden müzik eğitimi ana bilim dallarında görev yapan 7 viyola öğretim elemanı ve 8 viyola öğrencisi ile oluşturulmuştur. Öğretim elemanı ve öğrenci görüşlerini belirlemek amacıyla yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmış, elde edilen veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak çözümlenerek tema ve kodlara ayrılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerden viyola için düzenlenmiş Necdet Levent'in Elele, Yemeni ve Efe parçalarının viyola eğitimine katkı sağlayacak, çağdaş Türk viyola repertuvarını genişletip, zenginleştirecek, öğrencilerin motivasyonlarını arttıracak, tonal ve modal duyumu geliştirecek, bireysel çalgı eğitimi viyola dersi kazanımları ile tutarlı ve kazanımların gerçekleşmesine yardımcı, Türk müziğini tanıtıcı ve seslendirmeye yönelten eserler olduğu tespit edilmiştir. Anahtar sözlükler: çağdaş Türk müziği, Efe, Elele, eser düzenleme, Necdet Levent, viyola, viyola eğitimi, Yemeni.
Uluslararası İstanbul Bienali tarihçesi
Bu çalışmada Uluslararası İstanbul Bienali'nin başlangıcından günümüze kadar geçirdiği evreler ile bu bienallerin ne tür tartışmalara konu olduğu incelenmiştir. 1987 yılından bu yana düzenlenen Uluslararası İstanbul Bienali, farklı kültürlerden sanatçılar ve izleyiciler arasında görsel sanatlar alanında İstanbul'da bir buluşma noktası oluşturmayı amaçlamaktadır.Günümüzde, dünyanın başka kimi sanat merkezlerinde gerçekleştirilen benzerleri gibi, uluslararası bir danışma kurulu aracılığı ile belirlenen bienal küratörünün, geliştirdiği kavramsal çerçeveye uygun olarak çeşitli sanatçı ve projeleri sergiye davet etmesiyle biçimlenen Uluslararası İstanbul Bienali oluşturduğu tartışma ortamıyla sanat dünyasını canlı tutmaktadır.Düzenlenen bu bienallerin ortaya çıkardığı tartışmaların sanatçıların seçimi, kavramsal çerçeve, sergi mekanlarının seçimi, görevlendirilen küratörler, küratörlük kurumu ve sponsorluk konuları ile ilgili olduğu görülmekte; son iki bienalde ise tartışma konularının politikaya yaklaştığı gözlenmektedir. Ve ayrıca Bienale on yıl boyunca sponsor olacak olan Koç Holding, bu girişimi ile sanat çevrelerince sanatın özerkliğini kaybettiği ve kapitalist sistemin içerisinde bir tüketim nesnesi haline dönüştüğü tartışmalarına maruz kalmıştır.Araştırılan bu çok yönlü tartışma ortamı, Türk sanat ortamının 1987 sonrası gelişen çizgisine bir bakış sağlamaktadır. Bu çalışma ile tartışmalara bütünsel bir bakış sağlanmaya çalışılmış ve bu tartışmaların toplu olarak yer aldığı bir çalışma oluşturulmuştur. Küreselleşen dünyada kent ve bienalin iç içe geçmişliğini yakaladığı ve dünya üzerinde kendini kabul ettirdiği gözlenen İstanbul Bienali bundan sonra da tartışılmaya ve araştırma konusu olmaya devam edecektir.
11-14 yaş arası çocuk resimlerine boya türlerinin etkisi
Bu araştırmada, ortaokul dönemini kapsayan 11-14 yaş arası çocukların görsel sanatlar dersinde kullandıkları boya türlerinin resimlerine olan etkisi incelenmiştir. Bu amaçla 5., 6., 7. ve 8. sınıf öğrencilerine kuru boya, pastel boya, sulu boya ve guvaş boya ile resimler yaptırılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden gözlem ve görüşme tekniği ile nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın katılımcıları, Adana'daki bir ortaokulun 11-14 yaş dönemini kapsayan 5., 6., 7. ve 8. sınıfa devam eden 100 çocuktan oluşmaktadır. Katılımcılardan söz konusu boya türlerinden her hafta biriyle iki balkabağından oluşan bir kompozisyonu resmetmeleri istenmiştir. Araştırma sonunda, görsel sanatlar dersi boyama çalışmalarına yönelik görüşme formu, gözlem formu ve değerlendirme ölçeğinden elde edilen verilerden, 12, 13 ve 14 yaş grubundaki çocukların büyük çoğunluğunun kuru boyayı tercih ettiği, 11 yaş grubu çocukların çoğunun guvaş boyayı tercih ettiği görülmüştür. Resimlerin değerlendirilmesi sonucunda en nitelikli bulunan çalışmalar 11 ve 12 yaş gruplarında sulu boya, 13 ve 14 yaş gruplarında guvaş boya ile yapılan resimler olmuştur. Çocuklara her türlü boya, erken yaşlarda gösterilip, söz konusu boyaların tümüyle çalışma olanağı sağlanmalıdır. Böylelikle uygulama sürecinde daha çok uğraşı gerektiren boya türleri hakkında da deneyim sahibi olacaklarından, resim yapma sürecinde bu boyaları tercih ederken daha bilinçli olacaklardır. Anahtar kelimeler: Görsel sanatlar dersi, çocuk resmi, boya türleri
Müzik dersi öğretim programlarında dini musiki ögelerinin incelenmesi
Bu araştırmada, Milli Eğitim Bakanlığı çatısı altında hizmet vermekte olan tüm eğitim kademelerinde okutulan Müzik derslerinin öğretim programlarında dinî mûsikî tür, biçim ve ögelerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında müzik eğitimi, müzik eğitiminin türleri, dinî mûsikî öge, biçim ve türleri ile Türkiye'de müzik eğitimi veren kurumlar üzerinde durulmuştur. Doküman analizi yöntemi ile yapılan analizler neticesinde gerek ilköğretim gerek ortaöğretim gerek özel eğitim gerekse yaygın eğitim kapsamında özellikle dinî mûsikî biçimlerine yer verildiği görülürken, az sayıda dinî mûsikî ögelerine rastlanmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlar neticesinde önerilere yer verilmiştir.
Keman ve viyolonsel duolarının müzik eğitimi anabilim dallarında kullanılabilirliğine ilişkin öğretim elemanı görüşleri
Bu çalışmanın amacı; keman ve viyolonsel duolarının, müzik eğitimi anabilim dallarında görev yapmakta olan keman, viyolonsel ve oda müziği eğitmenleri ve öğrenim görmekte olan öğrencileri tarafından kullanılabilirliğini incelemektir. Araştırma; nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma model kullanılarak hazırlanmıştır. Keman ve viyolonsel duolarının kullanılabilirliğini detaylı bir inceleme yaparak yorumlayan içerik analizine dayalı olan bu çalışmada.; nitel araştırmalarda kullanılan tarama yöntemi ile keman ve viyolonsel duolarına ulaşılmıştır. Araştırmada kullanılan veriler; yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak elde edilmiştir. Üniversitelerin müzik eğitimi anabilim dallarında görev yapmakta olan, toplam 16 öğretim elemanın görüşlerine başvurulmuştur. Elde edilen nicel bulgular; ilişki bakımından incelenen verilere anova ve korelasyon testleri yapılarak, ortalamaya dayalı veriler ise tablolar ve grafikler halinde sunulmuş ve yorumlanmıştır. Elde edilen nitel bulgular ise; anlamlı unsurlar belirli bir sisteme göre kodlanmış ve verilerdeki ortak özellikleri ve temaları yansıtan kategoriler oluşturulmuştur. Verilerdeki tekrar eden ana fikirler ve kavramlar temalar halinde belirlenmiş ve elde edilen bulgular analiz edilerek anlamları yorumlanmıştır. Araştırma kapsamında, araştırmacı tarafından belirlenen keman ve viyolonsel duolarının, ilgili öğretim elemanları ve öğrenim görmekte olan öğrencileri tarafından yeteri kadar tanınmadığı, eserlerin oda müziği derslerinde yeteri kadar kullanılmadığı, konser repertuvarlarında yeteri kadar yer verilmediği gibi sonuçlar elde edilmiş ve karşılaşılan problemlere çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın; yapılacak benzer çalışmalara kaynak teşkil edeceği düşünülmektedir.
Müzik öğretmeni adaylarının bağlama çalmaya ilişkin tutum ve görüşlerinin belirlenmesi
Araştırmada, müzik öğretmeni yetiştirme programında öğrenim gören öğretmen adaylarının bağlama çalmaya ilişkin tutum ve görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma sürecinde nitel ve nicel yöntemlerin bir arada kullanıldığı karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda birleştirme deseni tercih edilmiştir. Araştırmaya; Kastamonu Üniversitesi, Abant İzzet Baysal Üniversitesi ve Gazi Üniversitesinin müzik eğitimi ile ilgili bölümlerinde okumakta olan ve rastgele örnekleme yöntemi ile belirlenmiş 120 müzik öğretmen adayı katılım sağlamıştır. Araştırma sonucunda, müzik öğretmeni adaylarının tutum ölçeği sonuçlarının "katılıyorum" düzeyinde gerçekleştiği belirlenmiştir. Demografik değişkenler açısından tutum ölçeği sonuçlarının mezun olunan lise, bağlama çalma süresi, lisede ve üniversitede ana çalgı olarak bağlama seçme değişkenleri açısından anlamlı farklılık oluşturduğu belirlenmiştir. Nitel uygulama bulgularının analizi sonucunda tema ve kategoriler oluşturularak önerilerde bulunulmuştur.
Müzik öğretmeni yetiştirme programlarında çoksesli koro ders program tasarılarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı müzik öğretmeni yetiştirme programlarında uygulanan çoksesli koro ders program tasarılarının incelenmesidir. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması tekniği kullanılarak hazırlanmıştır. Araştırma iki aşamada yürütülmüş olup, ilk aşamada araştırmacı tarafından yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında doküman analizi kullanılmış ve bu kapsamda müzik öğretmeni yetiştiren kurumların internet sitelerinde yer alan Bologna ders bilgi paketleri incelenmiştir. Araştırmanın evrenini Türkiye'de bulunan müzik öğretmenliği programı bulunan 26 üniversite, örneklemini 2022 yılında öğretim programlarında güncelleme/revize çalışmaları yapmış olan üniversiteler, çalışma grubunu ise araştırmada yer alan 14 üniversitenin anabilim dalı başkanları oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi tekniği kullanılarak yorumlanmıştır. Çalışma sonucunda çoksesli koro dersinin 2018 yılında Yüksek Öğretim Kurulu tarafından hazırlanan standart programın müzik eğitimi bölümlerinde yetersiz olduğu ve bu kapsamda Yüksek Öğretim Kurulunun yetki devri doğrultusunda çalışma grubunda yer alan üniversitelerin programlarında revize çalışmaları yaptıkları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda mevcut duruma ve yeni yapılacak çalışmalara ilişkin öneriler sunulmuştur.
Müzik eğitimi alanında TR Dizin veri tabanında yayımlanan araştırmaların incelenmesi
Bu araştırmada TR Dizin veri tabanında 2018-2023 yılları arasında müzik eğitimi alanında yayımlanan makalelerin yılı, müzik eğitimi türü, yöntemi ve kaynakça bakımından dağılımı incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılmıştır. Araştırmanın kapsam alanını TR Dizin veri tabanında yayımlanan toplam 161 araştırma makalesi oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde araştırmacı tarafından geliştirilen sınıflama formu kullanılmıştır. Verilerin analizi için yüzde ve frekans analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçları incelendiğinde; ilgili çalışmaların yıllara göre dağılımının farklılık gösterdiği, en fazla çalışılan müzik eğitimi türünün mesleki müzik eğitimi olduğu ve nicel araştırma yöntemlerinin sıklıkla kullanıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Buna ek olarak yerel kaynakların yabancı kaynaklara oranla daha yoğun olarak tercih edildiği belirlenmiştir. Araştırma sonucunda yeni yapılacak çalışmalara ilişkin öneriler sunulmuştur.
Gitaristlerin gürlük terimlerini yorumlama biçimlerinin belirlenmesi
Dinamikler eser icrası sırasında kullanılan gürlük değişim işaretleridir. Bu işaretler somut ses yükseklikleri barındırmadığı için icracılar tarafından farklı algılanabilmektedir. Bu durumdan hareketle; gitaristlerin gürlük terimlerini yorumlama biçimlerinin nasıl olduğu sorusu bu araştırmanın problemini oluşturmaktadır. Araştırma, gürlük terimlerinin daha anlaşılır bir biçimde öğretilebilmesi odağıyla, kişiden kişiye göreceli olan piano ve forte terimlerinin icracılar tarafından hangi gürlük düzeylerinde yorumlandığını tespit etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel araştırma modeli benimsenerek, kolay ulaşılabilir örnekleme teknikleri çerçevesinde, Spotify müzik akış platformu içerisinden edinilen Marieta Mazurka adlı eserin icraları incelenmiştir. İlgili icralarda piano ve forte dinamiklerini içeren bölgeler LUFS metodu ile ölçülerek betimsel istatistik testlerine tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda bahsedilen gürlük düzeylerinin örneklem içerisinde nasıl bir frekans dağılımı gösterdiği tespit edilmiştir.
Klasik gitar eğitimine yönelik günlük çalışma programı model önerisi
Klasik gitar eğitimine yönelik günlük çalışma programı model önerisinin ortaya konmasının amaçlandığı bu araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden betimsel araştırma modeli kullanılmıştır. Bu doğrultuda, klasik gitar eğitiminde yer alan çalışma konularını ve çalım tekniklerini belirlemeye yönelik olarak Bireysel Çalgı Eğitimi (Gitar) dersi Bologna Ders Bilgi Paketleri ders içerikleri incelenmiştir. Ortaya konan çalışma konularının ve çalım tekniklerinin belirlenen seviye ve çalışma program paketlerine dağıtılması amacıyla hazırlanan değerlendirme formu uzman değerlendirmesine sunulmuş ve alınan dönütler sonrasında klasik gitar eğitimine yönelik günlük çalışma programı model önerisi oluşturulmuştur. Araştırmanın bulguları, önerilen günlük çalışma programı modelinin klasik gitar eğitimi alan öğrencilerin teknik becerilerini ve müzikal ifadelerini geliştirmelerine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu model, öğrencilere yapılandırılmış bir çalışma rutini sağlayarak, onların motivasyonunu yüksek tutmayı ve müzikal başarılarını sürdürülebilir kılmayı amaçlamaktadır. Sonuç olarak, bu modelin klasik gitar eğitiminde verimliliği artırması ve öğrencilere düzenli, planlı ve sistematik bir çalışma alışkanlığı kazandırması hedeflenmektedir. Öğretmenler, bu modeli kullanarak öğrencilerin teknik becerilerini daha etkili bir şekilde geliştirebilir ve onların müzikal ifadelerini zenginleştirebilirler.
Bireysel çalgı gitar öğrencilerinin armoni ve eşlikleme dersi kazanımlarıyla eser çözümleme yeterliklerinin belirlenmesi
Bu araştırmada, Eğitim Fakülteleri Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümleri Müzik Eğitimi Ana Bilim Dalları'nda Armoni ve Eşlikleme derslerini başarıyla tamamlamış ve Bireysel Çalgı Eğitimi (Gitar) dersi alan öğrencilerin, armoni ve eşlikleme derslerinden edindikleri kazanımlar ile eser çözümleme yeterliklerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi, Karadeniz Bölgesi'ndeki eğitim fakültelerinde öğrenim gören öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırmada, Bologna Ders Bilgi Paketleri incelenerek ders içerikleri belirlenmiş, bu içeriklere uygun bir gitar eseri seçilerek araştırmacı tarafından analiz edilmiştir. Eserin analizlerinin doğruluğu ve puanlama sisteminin geliştirilmesi amacıyla uzman görüşlerine başvurulmuş ve gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Elde edilen veriler, uzmanların değerlendirmelerine dayanarak oluşturulan puanlama cetveli ile analiz edilmiştir. Sonuçlar, armoni ve eşlikleme derslerinin, öğrencilerin eser çözümleme yeterliklerini artırmada önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Elde edilen bulgular doğrultusunda armoni ve eşlikleme ders süresinin öğrencilerin armonik analiz becerilerinin geliştirilmesi bakımından yeterli olmadığı ve armoni ders konularının tamamının işlenmesi bakımından yetersiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Müzik öğretmeni adaylarının müzikal farkındalıklarının ve müzik öğretmenliği mesleğine yönelik tutumlarının incelenmesi (Karadeniz Bölgesi örneği)
Bu çalışmada müzik öğretmeni adaylarının müzikal farkındalıklarının ve müzik öğretmenliği mesleğine yönelik tutumlarının incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma Karadeniz Bölgesi'ndeki Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dalı'nda öğrenim gören 326 lisans öğrencisi ile yürütülmüştür. Veriler anket formu ile toplanmış nicel araştırma yöntemidir. Araştırma verilerini elde etmek üzere demografik sorular, müzikal farkındalık ölçeği ve müzik öğretmenliği mesleğine yönelik tutum ölçeği kullanılmıştır. Araştırma hipotezlerini test etmek üzere müzikal farkındalık ve tutum boyutları arasındaki ilişkileri incelemek amacı ile korelasyon analizi yapılmıştır. Tüm analizler SPSS 24 yazılımında gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar tınısal-biçimsel ve performansa dayalı farkındalık, müzikal ifade ve seslendirmeye dayalı farkındalık, spiritüel ve sese yönelik farkındalık ve müziğin genel yapısına yönelik farkındalığın müzik öğretmenliği mesleğine yönelik tutumun sevgi ve adanmışlık boyutu ile pozitif ilişkili olduğunu göstermektedir. Diğer yandan spiritüel ve sese yönelik müzikal farkındalık boyutunun müzik öğretmenliği mesleğine yönelik tutum ölçeğinin değer boyutu ile arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunamamıştır.
Ortaokul müzik dersi kitaplarındaki okul şarkılarının incelenmesi
Bu çalışmada, Ortaokul Müzik Dersi kitaplarında yer alan okul şarkılarının sınıf düzeyi, türü, konu alanı ve müzikal doku açısından dağılımı incelenmiştir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi tekniği kapsamında yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 2023-2024 ve 2024-2025 yıllarında yayımlanan Ortaokul Müzik Dersi kitaplarında yer alan okul şarkıları; örneklemini ise toplam 124 şarkı oluşturmaktadır. Örneklem, amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiş olup, bu şarkıların 72'si bestecisi bilinen eserlerden oluşmaktadır. Veri toplama sürecinde, ilgili ders kitapları sistematik biçimde taranmış ve elde edilen nitel veriler içerik çözümlemesi yöntemiyle analiz edilmiştir. Veriler, sayı ve yüzde değerleri temel alınarak yorumlanmıştır. Araştırma bulguları doğrultusunda, okul şarkılarının sınıf düzeylerine göre dağılımının farklılık gösterdiği saptanmıştır. En fazla şarkıya 7. sınıf Müzik Dersi kitabında yer verildiği tespit edilmiştir. Şarkı türleri bakımından en yoğun yer verilen kategorinin "Türk Okul Şarkıları" olduğu belirlenmiştir. Konu alanı açısından değerlendirildiğinde ise, şarkıların büyük bir kısmının "Millî Değerler" teması etrafında şekillendiği görülmüştür. Müzikal doku açısından incelendiğinde ise eserlerin çoğunlukla ince ve seyrek dokuda bestelenmiş olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda, eğitim müziğine yönelik gelecekte yapılacak çalışmalara ilişkin çeşitli öneriler sunulmuştur.
Güzel sanatlar eğitimi bölümü müzik eğitimi ana bilim dalı öğrencilerinin akademik motivasyon düzeyleri ve tutumları
Bu araştırmada müzik öğretmeni adaylarının akademik motivasyon düzeyleri ve müzik öğretmenliği mesleğine yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu Gazi Üniversitesi, Marmara Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültelerinin Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Öğretmenliği Programında 1, 2, 3 ve 4. sınıf düzeylerinde öğrenim görmekte olan 295 müzik öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Veriler "Akademik Motivasyon Ölçeği" ve "Müzik Öğretmenliği Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde Bağımsız Örneklemler T testi, Tek Yönlü Anova testi, Mann Whitney U testi, Kruskal-Wallis H testi ve Spearman Sıra Farkları Korelasyon testi kullanılmıştır. Verilerin analizinden elde edilen bulgulara göre, müzik öğretmeni adaylarının akademik motivasyon düzeylerinin ve müzik öğretmenliği mesleğine yönelik tutumlarının yüksek olduğu, akademik motivasyon düzeyleri ve müzik öğretmenliği mesleğine yönelik tutumları arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı, akademik motivasyon düzeylerinin cinsiyet ve mezun olunan lise türü değişkeni açısından farklılık gösterdiği; müzik öğretmenliği mesleğine yönelik tutumlarının cinsiyet, sınıf düzeyi ve bireysel çalgı değişkeni açısından farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın sonucunda gelecek çalışmalara ilişkin öneriler sunulmuştur.
Lise öğrencilerinin müzik dinleme yönelimleri ve duygu durumlarının incelenmesi (Kastamonu örneği)
Bu araştırmada, lise öğrencilerinin müzik dinleme yönelimleri ve duygu durumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada yöntem olarak nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evreni, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Kastamonu ilinde yer alan farklı lise türlerinde (Anadolu Liseleri, Fen Liseleri, İmam Hatip Liseleri ve Teknik Liseler) eğitim gören öğrencilerden oluşmaktadır. Çalışmanın örneklem grubunu Kastamonu ilindeki belirli liseler (Göl Anadolu Lisesi, Kastamonu Fen Lisesi, Kastamonu Orhan Şaik Gökyay Güzel Sanatlar Lisesi, 15 Temmuz Şehitler Anadolu Lisesi, Abdurrahmanpaşa Lisesi, Kastamonu Spor Lisesi, Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi, Mesleki ve Teknik Liselerinde 9,10,11 ve 12.sınıf düzeyinde öğrenim gören 752 öğrenciden oluşmaktadır. Veriler Anket kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde Frekans ve yüzde dağılımları, Çapraz tablolar ve Ki Kare Testi kullanılmıştır. Verilerin analizinde elde edilen bulgulara göre öğrencilerin müzik dinlerken tercih ettikleri araç telefon olmuştur. Araştırmada, lise öğrencilerinin müzik tercihlerinin cinsiyet ve okul türü gibi demografik özelliklerle ilişkili olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin en çok tercih ettiği müzik türü Türkçe Pop-Rock iken, cinsiyet bazında kadın öğrencilerin genellikle Yabancı Pop-Rock ve Türkçe Pop-Rock türlerini tercih ettiği, erkek öğrencilerin ise Türkçe Pop-Rock, Türk Rap-Hip Hop ve Arabesk-Fantezi müziklerine yöneldiği tespit edilmiştir. Ayrıca, öğrencilerin müzik dinleme sıklıkları ile cinsiyet ve okul türü arasında belirgin farklılıklar tespit edilmiştir. Özellikle, Güzel Sanatlar Liseleri'nde müzik dinleme sıklığının en yüksek olan okul türü olarak tespit edilmiştir. Öğrencilerin yaşadıkları duygulara bağlı olarak müzik tercihleri değişmektedir; eğlence, mutluluk, korku, şaşkınlık, sevgi ve öfke gibi duygular sırasında en çok tercih edilen müzik türü Türkçe Pop-Rock iken, üzüntü anlarında ise Arabesk-Fantezi müziği olmuştur. Araştırmanın sonucunda bu alana ilişkin gelecekte yapılacak çalışmalara çeşitli öneriler sunulmuştur.
Sanal gerçeklik teknolojisinin çalgı komisyon sınavındaki kaygıyı azaltmada etkisi
Bu çalışmada çalgı komisyon sınavına girecek olan öğrencilerin yaşadığı performans kaygısının, sanal gerçeklik teknolojisi teşviki ile kaygı düzeylerindeki değişimi incelenmiştir. Kastamonu Orhan Şaik Gökyay Güzel Sanatlar Lisesi öğretmenlerinden oluşan komisyonun yer aldığı sınav ortamı, 360 derece kamera ile kayıt altına alınmış ve bu kayıtlar sanal gerçeklik gözlüğüne aktarılarak öğrencilere gerçekçi bir sınav deneyimi sunulmuştur. Çalışma 10, 11. ve 12. sınıfta öğrenim gören müzik öğrencileriyle deneysel araştırma modeli kullanılarak yürütülmüş; veri toplama süreci sekiz hafta boyunca devam etmiştir. Katılımcılara kaygı seviyelerini ölçebilmek amacıyla sanal gerçeklik deneyimlerinden önce ve sonra olmak üzere Durumluk ve Sürekli Kaygı Testi (STAI) uygulanmış ve ön-test, son-test verileri analiz edilerek karşılaştırılmıştır. Bu veriler doğrultusunda ulaşılan bulguların istatistiksel olarak geçerliğini değerlendirmek amacıyla parametrik testler kullanılmış; ön test ve son test puanları arasındaki farkı belirlemek için bağımlı örneklem t-testi, farklı gruplar arasındaki karşılaştırmalar için ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. İstatistiksel analizler sonucunda elde edilen bulgular sanal gerçeklik ortamlarının, öğrencilerin anlık kaygı seviyelerini anlamlı düzeyde azalttığını gösterirken sürekli kaygı düzeylerindeki değişim istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Araştırma bulguları, sanal gerçeklik teknolojisinin müzik eğitiminde kaygı düzeyleriyle ilişkili değişkenler üzerinde çalışılabilecek yeni bir araç olarak değerlendirilebileceğine, yapılacak yeni çalışmalara kaynak teşkil edebileceğine işaret etmektedir.
D grubu'nun Cumhuriyet Dönemi çağdaş Türk resmine ve eğitimine katkısı
Cumhuriyet?in ilanından sonra Avrupa?dan yurda dönen genç ressamlar bir araya gelip yıllardır süre gelen empresyonizmin dışına çıkarak, tabiatı, nesneleri ve figürleri geometrikleştirme isteğiyle kübizm ve konstrüktivizm anlayışına uygun resimler yapmıp sergiler açarak kısa sürede ülke genelinde tanınmaya başlamışlardır. Yurtdışından akademinin resim bölümüne başkan olarak getirilen Leopold Levy?in D Grubu ressamlarına duyduğu sempati, kısa süre sonra D Grubu?nun akademide görev almasına vesile olmuştur. Akademide hoca olmalarıyla çağdaş Türk resim sanatında ve eğitiminde bir takım yenilikler gerçekleştirmeye başlamışlardır. D Grubu?nun Çağdaş Türk resim sanatına ve eğitimine nasıl etki ettiği araştırmanın amacını oluşturmuştur. Bu amaç çerçevesinde, detaylı doküman incelemesi yapılmış, Cumhuriyet dönemi sanat hareketlerinin konu edildiği kitaplar, dergiler, notlar, köşe yazıları, makaleler irdelenip, betimsel ve içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Araştırmanın evrenini; D Grubu ressamlarıyla aynı dönemi paylaşmış ve birebir eğitim almış sanatçılar, örneklemini ise Adnan Turani ve Turan Erol oluşturmuştur. Adnan Turani ve Turan Erol?a araştırmanın konusu kapsamında 16 soru sorulmuş ve alınan cevaplar birbirleriyle karşılaştırılarak yorumlanmıştır. Yapılan kaynak taramasının, Adnan Turani ve Turan Erol görüşmesiyle birbirlerini tamamlar nitelikte olduğu görülmüştür. Yazılı kaynaklardan ve görüşme yapılan ressamlardan elde edilen bulgular doğrultusunda, yapılan araştırmada varılan genel kanı, D Grubu?nun Cumhuriyet dönemi çağdaş Türk resmine ve eğitimine katkı sağladığı yönünde olmuştur. Anahtar Kelimeler: D Grubu, Cumhuriyet Dönemi Türk Resmi, Kübizm
G.ü. Gazi Eğitim Fakültesi G.S.E Bölümü Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalında verilen temel tasarım eğitiminin 4. sınıf öğrencilerinin resim atölye çalışmalarına yansıması
Bu ara?tırmada, G.Ü. Gazi Eğitim Fakültesi G.S.E. Bölümü Resim-?? Eğitimi Anabilim Dalında verilen Temel Tasarım Eğitiminin 4. Sınıf Öğrencilerinin Resim Atölye Çalı?malarına Yansımasını belirlemek amaçlanmı?tır. Ara?tırma 2012-2013 eğitim-öğretim yılında G.Ü. Gazi Eğitim Fakültesi G.S.E. Bölümü Resim-?? Eğitimi Anabilim Dalı 4. Sınıf Resim Atölye öğrencileriyle yapılmı?tır. Ara?tırmanın evrenini; G.Ü. Gazi Eğitim Fakültesi G.S.E. Bölümü Resim-?? Eğitimi Anabilim Dalında bulunan Resim Atölye-Temel Tasarım Eğitimi Uzmanları ile, Resim Atölye 4. Sınıfına devam eden öğrenciler olu?tururken, örneklemini ise; G.Ü. Gazi Eğitim Fakültesi G.S.E. Bölümü Resim-?? Eğitimi Anabilim Dalı Anasanat Atölye Resim 4. Sınıfına devam eden öğrenciler arasından random yolla seçilmi? 39 ki?i olu?turmaktadır. Ara?tırmada nitel analiz yöntemleri kullanılmı? olup, veri toplama aracı olarak öğrencilere uygulanan kompozisyon çalı?masının uzmanlar tarafındandeğerlendirilmesinin yanısıra, Temel Tasarım Eğitimi ve Resim Atölye dersi uzmanları ile Resim Atölye 4.sınıf öğrencileriyle yapılan görü?me kayıtları ele alınmı?tır.Uygulama sonucunda olu?an öğrenci çalı?maları, Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümünden seçilen iki uzmanın görü?üne sunulmu?tur. Belirlenen kriterlere göre öğrenci çalı?maları değerlendirilmi?tir.Ara?tırma sonucunda, Temel Tasarım Eğitimi içeriğindeki ilke ve öğelerin sanat eğitiminin temelini olu?turmakla beraber, gelecekte yapılan sanatsal uygulamaların da vazgeçilmez unsurları olduğu anla?ılmı?tır. Bu derse gereken önemin verilmesi ivgerektiği saptanmı?, Temel Tasarım Eğitimi dersinin öğretiminde birtakım farklı uygulamalar yapılması gereksinimi olduğu görülmü?tür. Temel Tasarım derslerinin öğretme - öğrenme sürecinde öğretilen öğe ve ilkelerin, Resim Atölye 4. Sınıf öğrencilerinin uygulamalarında yeteri düzeyde yansımadığı tespit edilmi?, öğrencilerin öğrendikleri Temel Tasarım konularının uygulama a?amasındaki yararlanabilirliğinin bilincine tam anlamıyla ula?amadıkları ve bu konuda eksikliklerinin olduğu tespit edilmi?tir. Anahtar Kelimeler: Resim-?? Eğitimi, Temel Tasarım, Tasarım ?lkeleri, Tasarım Öğeleri, Resim Atölye, Yansıma
Ortaokul 6. sınıf görsel sanatlar dersinin öğretiminde rol oynama yönteminin yaratıcılığa katkısı
Bu araştırmada, Ortaokul 6. Sınıf görsel sanatlar dersinin öğretiminde rol oynama yönteminin etkili olup olmadığı incelenmiştir.Araştırmada rol oynama yönteminin çocuğun yaratıcılığına katkısı konu edilmiştir. Öğretimde strateji yöntem ve teknikleri, Görsel Sanatlar Eğitimi, Yaratıcılık, Çocuk Resimleri, Temel Tasarım konuları ve bu konuların birbirleri ile olan bağlantıları bölümler halinde incelenmiştir. İlköğretim müfredatında verilen kazanımlar dikkate alınarak, üç uzman tarafından onaylanan temel tasarım ve elemanlarının ölçüldüğü yaratıcılığı inceleme kriteri hazırlanmış ve uzmanlar tarafından öğrenci çalışmalarının puan değerlendirmesi yapılmıştır.Araştırma için öğrenciler biri deney, diğeri kontrol grubu olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 16.0 sürümü kullanılmıştır. Anket verilerine soru analizi ve güvenilirlik analizi uygulanmış, normallik testinin ardından örnek ortalamalarının eşitliği için t-testi uygulanmıştır. Bu doğrultuda, ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin çalışmaları istatistiksel olarak değerlendirilmiş, rol oynama yönteminin etkisinin olup olmadığı sınanmıştır.Değerlendirme ile çocuğun yaratıcılığının resimlerine yansıma şekli ve derecesi incelenmiştir. Değerlendirme sonucunda rol oynama yönteminin çocuğun yaratıcı etkinliğinde katkısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sanat eğitimi ile kazandırılan yaratıcılığın ve bu kazancın çocuk resimlerine etkisinin önemi vurgulanmıştır.Anahtar Kelimeler: Sanat, görsel sanatlar eğitimi, yaratıcılık, çocuk resimleri, temel tasarım, rol oynama.
Sembollerin tarihsel süreçte ekslibris sanatına yansıması ve güzel sanatlar fakültelerinde görsel iletişim ve grafik tasarımı bölümlerinde bir modül önerisi
Bu araştırmanın temel amacı nitel veri toplama yöntemlerinden doküman incelemesine dayanarak Sembollerin tarihsel süreçte ekslibris sanatına yansıması ve Türkiye'de Güzel Sanatlar Fakülteleri, Görsel İletişim ve Grafik Tasarımı bölümleri ve öğretim programlarında ekslibris sanatı, tekniği ve uygulamaları ile ilgili bir modül oluşturmaktır.Araştırma dört bölümden oluşmaktadır.İlk bölümde ekslibris sanatı öncesi sembollerde gelişimi, tarih öncesi dönemden başlayarak yazının ilk evrelerini oluşturan sembollerin çağımız tipografı sanatına kadar uzanan bir dönemi incelenmiştir. İkinci bölümde ekslibris sanatının kaynağını oluşturmuş yazı, kağıt ve kitabın tarihçesine ve aidiyatı belgeleyen arma ve mühürler incelenmiştir. Üçüncü bölümde Ekslibrisin kitaba kattığı değer ve işlevi açıklanmış ekslibrisin kültürel, sanatsal ve sosyolojik boyutları ele alınarak kitabın ikonu olan ekslibrisin, sanatsal boyutta değerli bir iletişim nesnesi olarak koleksiyon parçası olma durumu incelenmiştir. Dördüncü ve son bölümde tezin amacı ve kapsamı çercevesinde ekslibris tasarım problemleri, yazı resim ilişkisi değerlendirilerek ekslibris örnekleri verilmiştir. Ve ekslibris sanatı tekniği ve uygulamaları ile ilgili konular bir modül önerisi olarak yer almıştır. Önerilerde bulunulmuştur.
Ortaöğretim görsel sanatlar eğitimi dersinde konu seçiminin sınırlandırılmasının öğrenci başarısına etkisi (Atatürk Anadolu Lisesi örneği)
Bu araştırmada: Ortaöğretim 9. sınıf görsel sanatlar eğitimi dersi öğrencilerine, konuda sınırlılık getirmenin resim çalışmaları üzerinde etkileri değerlendirmeye alınmıştır. Ayrıca her resim çalışması sonunda öğrenci tutumları değerlendirilmiştir.Araştırmada bilimsel araştırma yöntemi olarak, deneysel yöntemlerden biri olan Tek Grup Sontest Modeli kullanılmıştır. Ortaöğretim 9. sınıf öğrencilerinden 49 kişilik bir grup oluşturulmuştur. Bu gruba iki farklı çalışma yaptırılmıştır. İlk çalışmada öğrenciler serbest bırakılarak konuya ve tekniğe kendileri karar vermişlerdir. Aynı gruba ikinci bir çalışma olarak konu ve teknik önceden sanat eğitimcisi tarafından belirlenmiş olup öğrenci sınırlandırılmak istenmiştir. Her uygulamanın sonunda öğrencilerin tutumlarını öğrenmek amacıyla tutum ölçeği testi uygulanmıştır. Öğrenci tutumlarının, çalışmalara etkisinin olup-olmadığı tutum ölçeği ile desteklemek istenmiştir.Verilerin analizinde t-testi, Mann-Whitney ve Wilcoxon testi uygulanmıştır. İstatistiksel analiz sonuçları bu amaçla kullanılan istatistiksel paket programlarından biri olan SPSS.15 programı ile bilgisayar ortamında elde edilmiştir.Araştırma evrenini, Ankara ili Yenimahalle ilçesine bağlı ortaöğretim okulları oluşturmaktadır. Örneklemini ise Ankara ili Yenimahalle ilçesine bağlı Ankara Atatürk Anadolu Lisesi Ortaöğretim görsel sanatlar eğitimi dersi alan 49 kişilik 9. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır.Araştırma sonucunda: Ortaöğretim 9. sınıf görsel sanatlar eğitimi dersinde, konuda sınırlılık getirmenin öğrencilerin başarılarına olumlu yönde katkı sağladığı tespit edilmiştir.Anahtar kelimeler: Görsel Sanatlar Eğitimi, Ortaöğretim, Sınırlılık, Başarı
Pakistan Büyükelçiliği Uluslararası Okulunda okuyan (9-12 yaş) çocukların kültürel özelliklerinin resimlerine ve eğitimine yansıması
Araştırmada Ankara Pakistan Büyük Elçiliği Uluslararası Okulunda okuyan, farklı milletlerden gelen 9-12 yaş çocuk resimlerinde kültürel özelliklerin yansımaları değerlendirilmiştir. Araştırmada olgubilim deseni kullanılmıştır.Araştırmanın evrenini Ankara Pakistan Büyük Elçiliği Uluslararası Okulunda okuyan farklı milletlerden gelen öğrencileri kapsamaktadır. Örneklemi, Pakistan, Suriye, Türkiye, İngiltere ve ABD'den 3'er çocuk olmak üzere toplam 15 öğrencidir. Araştırmada öğrencilerin demografik özelliklerini edinmek için ön anket uygulanmıştır. Uygulama için 3 konu seçilmiştir ve her biri farklı teknikte yapılmıştır.?Doğdunuz ülkeye ait izlenimleriniz?, ?Ülkenizde sizi en çok etkileyen konu ve olay? , ?Bir Pazar öğleden sonra? konuları hakkında toplam 45 resim yaptırılmıştır.Araştırmada elde edilen resimler, araştırmacının, uzmanların yardımları ile belirlediği kriterlere göre değerlendirilmiş ve analiz edilmiştir. Uzman tarafından onaylanan değerlendirme kriteri, 9-12 yaş ?Gerçekliğin Doğuşu dönemi? özelliklerini değerlendirmek amacıyla geliştirilmiş rubrik ölçekli, folklorik özelliklerin çocuk resimlerine yansıma durumu, renkleri kullanma, uzam ve anlatımsallık boyutlarına ilişkin sekiz özellik yazılmıştır. Resimler 3 alan uzmanı tarafından puanlandırılmıştır ve bu puanların aritmetik ortalamaları hesaplanarak araştırmacı tarafından, şekil ve grafiklerle belirtilmiştir.
Sınıf öğretmenlerinin ve branş öğretmenlerinin ilköğretim I. kademe görsel sanatlar dersine etkisinin incelenmesi
Araştırma; 2011-2012 Eğitim-Öğretim yılında, Karakeçili Atatürk İlköğretim Okulu'nda deney ve kontrol grupları olarak atanan 5. sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir.Görsel Sanatlar Eğitiminde sınıf öğretmenlerinin ve branş öğretmenlerinin ilköğretim 1.kademe görsel sanatlar dersine etkisinin incelenmesine yönelik olarak yapılan bu araştırma, deney ve kontrol grupları değerlendirme kriteri kapsamında uzman görüşleri alınarak değerlendirilmiştir.Araştırmadan elde edilen sonuçlar şöyledir:Deney grubu öğrencileri ile kontrol grubu öğrencilerinin, deneysel işlem sonrası, toplam puan düzeyleri arasında, deney grubu öğrencileri lehine anlamlı bir farklılık vardır.Deney grubu öğrencileri ile kontrol grubu öğrencilerinin, deneysel işlem sonrası malzemeleri etkili kullanma, biçim zenginliği, kompozisyonda denge ve vurgu, rengi etkili kullanabilme durumu, çalışmada farklı tekniklerin kullanılması, çalışmada bütünlük sağlanması, çalışmanın konuya uygun olması, resimsel öğeleri kullanabilme durumu, buluş kriterleri arasında, deney grubu lehine anlamlı bir farklılık vardır.Bu araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, Görsel Sanatlar Eğitiminde branş öğretmenlerinin sınıf öğretmenlerinden daha etkili olduğu ve branş öğretmeninin öğrencilerin bu alandaki bilgi ve becerilerini olumlu etkilendiği söylenebilir.
İlkokullarda öğretilen okul şarkılarının öğrencilerin ses sınırlarına uygunluk durumları: Ankara ili örneği
Bu araştırmanın temel amacı, ilkokul 3. sınıfta öğretilen şarkılara ilişin ses sınırlarının, sınıfı oluşturan bireylerin ses sınırlarına ne derece uygun olduğunun incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, uzman görüşleri aracılığıyla, özel okullarda ve devlet okullarında müzik dersini işleyen müzik ve sınıf öğretmenlerine yönelik olarak Öğretmen Görüşme Formu hazırlanmıştır. Bu formdan elde edilen veriler aracılığıyla, öğrencilerin ses sınırları ve öğretmenlerin şarkı öğretiminde aktarım kullanma durumları incelenmiştir. Görüşme yapılan öğretmenlerden, sınıflarına öğrettikleri şarkılardan 6 tanesini, oluşturulacak şarkı havuzuna önermeleri istenmiştir.Şarkı havuzunda yer alan ve öğretmenlerin büyük çoğunluğu tarafından önerilen ortak 8 şarkı belirlenmiştir. Değer (2012) tarafından geliştirilen Şarkı Sesinin Kullanımında Davranış Gelişimi Ölçeğinden yararlanılmış ve uzmanlar görüşleri alınarak Ortalama Ses Alanı Belirleme Formu oluşturulmuştur. Bu formdaki maddelerin, görüntülü kayıtları bilgisayar ortamında oyun haline getirilmiştir. Oyunlaştırılan görüntülü kayıt, 4 ilkokulda (2 devlet/2özel) öğrenim gören toplam 300 öğrenciye aynı koşullarda izletilmiş ve öğrencilerin yanıtlarının ses kayıtları alınmıştır. Yapılan ses kayıtları, çocuk sesi alanında çalışmalar yapmış olan 3 uzmana ayrı ayrı dinletilmiş ve değerlendirmeleri sağlanmıştır.Elde edilen sonuçlar frekans (f) ve yüzde (%) dağılım tablosuyla sayısal verilere dönüştürülmüş ve öğrencilerin şarkı söylerken kullandıkları ortalama ses sınırları belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, öğrencilerin tonları/makamları kaynaklardan alınan şarkıları söylerken düşük bir başarı gösterdiği belirlenmiştir. Düşük başarının nedenleri arasında şarkıların başlangıç sesleri (eksen), şarkıların ses sınırları ve ortalama ses alanları (alt, orta ve üst ses alanlarında tekrarlar, ezgisel yığılmalar ve sıklık ve süreklilik), ezginin inici-çıkıcı özelliği (seyri), entonasyonu zorlaştıran aralıklar ve ritimsel yapısı sıralanmış ve daha verimli şarkı söyleme etkinliklerine yönelik çeşitli öneriler sıralanmıştır.
Yükseköğrenim gören öğrencilerin estetik tercihleri
Bu araştırma yükseköğrenim gören öğrencilerin estetik tercihlerini belirlemek amacı ile planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini Konya ili Selçuk Üniversitesi örneklemini ise Selçuk Üniversitesinden seçkisiz örnekleme yöntemi ile seçilen 8 fakülte ve 2 meslek yüksekokulundan, 1000 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Uygulanan anketlerden geçerli olan 836'sı değerlendirilmiştir.Bu araştırmada, nicel desenle betimsel araştırma yöntemi uygulanmıştır. Örneklem grubuna farklı veri toplama araçları tatbik edilmiştir. Araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu, Görsel Sanatlar ve Görsel Sanatlar dersiyle ilgili görüşlerini belirlemek için anket, estetik tercihlere göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla beşli Likert tipi tutum ölçeği uygulanmıştır.Buna göre, nicel veriler ayrı ayrı toplanmış ve puanlanmıştır. SPSS 15 (Statiscal Package for Social Sciences) ve paket yazılımlarından faydalanılarak frekans (0. aritmetik ortalama (X), t-testi, Chi-Square Test uygulanmış; madde analizi yapılmış "Estetik Kuramlara Ait Görsellerin Tercihlerinin Anlaşılması" için de varyans analizi (Anova) yapılmıştır Yapı geçerliliğini kontrol etmek için de faktör analizi uygulanmıştır. Anket formunun güvenirliği için iç tutarlılık katsayısı olan "Cronbach Alpha'' hesaplanmış ve elde edilen veriler sonuçta bir araya getirilmiştir.Bulgulara göre, araştırma kapsamına alınan öğrencilerin kitsclı'e ait görselleri tercih düzeyleri sanat yapıtlarına ait görselleri tercih düzeylerinden daha yüksek bulunduğu belirlenmiştir. Katılımcıların, estetik kuramlarına ait görsellerden, yansıtmacı estetik kurama ait görselleri birinci derecede yüksek işlevsel estetik kurama ait görselleri ikinci derecede yüksek anlatımcı estetik kurama ait görselleri üçüncü derecede orta biçimci estetik kurama ait görselleri ise en düşük düzeyde tercih etmiş oldukları saptanmıştır.İstatistik, üniversiteli öğrencilerin daha önce aldıkları Görsel Sanatlar öğretimine, yaşlarına, cinsiyetlerine göre kitsch ve sanat yapıtlarına ait görsellere ilişkin tercih düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunduğunu göstermektedir. Ancak ailelerin gelir düzeyleri ile sanat yapıtına ilişkin tercih düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır.Bütün bu verilerden katılımcıların tercihlerine bakılarak, daha önce alınan sanat eğitiminin, öğrencilerin estetik tercihlerinde etkili olduğu görülmüştür. Parsons'un estetik gelişim basamaklarına göre öğrencilerin çoğunlukla 2'inci ve 3'üncü aşamalarda değerlendirildiği, 4'üncü aşamaya çıkabilen öğrenci sayısının azınlıkta kaldığı anlaşılmıştır. Bu bulgular ışığında estetik öğretimine yönelik öneriler sunulmuştur.Anahtar Sözcük ve Kavramları: Estetik Tercih, Estetik Kuramlar, Sanat Eğitimi, Kitsch.
Canlı model çalışmalarının eğitim fakültelerinde verilen sanat eğitimine etkisi
Bu araştırmanın amacı; sanat eğitiminde canlı modele bakış açısının ve canlı modelden desen çalışmalarının, eğitim fakültelerinde verilen sanat eğitimi üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerinin araştırılması ve bu etkilerinin ortaya çıkarılmasıdır.Araştırmanın çalışma grubunu, sanat eğitimi veren yükseköğretim kurumlarından Gazi Üniversitesi, Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı'nın 7 öğretim üyesi ve 15 öğrencisi oluşturmaktadır.Araştırmada, nitel verilerin toplanması aşamasında öncelikle gerekli literatür taraması yapılmış, daha sonra uzman görüşleri alınarak yarı yapılandırılmış bir görüşme formu oluşturulmuş ve bu görüşme formu çalışma grubuna bireysel olarak uygulanmıştır. Uygulama sonucunda elde edilen veriler metin belgesi haline getirilmiş ve araştırmacı tarafından yorumlanmıştır.Yapılan araştırma sonucunda; canlı modelin sanat eğitimi sürecinde ?olmazsa olmaz? bir yapı unsuru olduğu ortaya çıkmıştır. Bu bulgular ışığında, sanat eğitiminde canlı model çalışmalarının gerekliliğine yönelik öneriler çalışmanın son kısmında yer almaktadır.
Ankara Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu hükümlü-tutuklularla yapılan resim eğitiminin işlevsel etkileri
Sanat; insanlık tarihi boyunca toplumların birbirilerini anlamasında, duygularını dışavurumunda, empati yeteneklerinin gelişmesinde etkili bir araç olmuştur. Kuşkusuz, fiziksel mekanın özelliklerinin sanatçı üzerinde büyük önemi vardır. Dış koşullar ya da birlikte çalışılan kişiler sanatın neyi dışavurduğuna dair önemli ipuçlarına zemin hazırlamaktadırlar. Toplum sadece özgür kamusal alanlardan ibaret değildir. Bu bağlamda cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlüler de toplumun parçasıdırlar ve zaten bir süre sonra toplum hayatına geri dönecektirler. Bu nedenle onların rehabilite olarak yeniden topluma dönmeleri büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda cezaevlerinde resim eğitimlerinin tutuklu ve hükümlülerin toplumsallaşmasına büyük katkısı vardır. Çalışmada, Ankara Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndaki resim eğitimlerinin tutuklu ve hükümlülerin ceza infaz kurumundaki yaşamı ve sonrasındaki topluma katılma süreçleri üzerindeki etkisi sanatın rolü bağlamında incelenmektedir.
Ses eğitimi çalışmalarının politikacıların konuşma becerilerine etkisi
Bu araştırma, politikacıların ses eğitimi çalışmalarıyla ses eğitiminin temel unsurları olan duruş, solunum, fonasyon, rezonans ve artikülasyon egzersizleri yoluyla ses kusurlarını gidermek ve konuşma becerilerini geliştirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, politikacıların ses sorunlarını gidermeye yardımcı olarak etkili konuşma becerilerine katkı sağlamaya ve ses eğitiminin işlevsel bir nitelik kazanmasına katkıda bulunmaya yöneliktir.. Araştırmada kullanılan ses eğitimi uygulamalarının, konuşma ile ilgili diğer meslek gruplarındaki bireylere yönelik yapılacak yeni araştırmalara örnek olacağı ve birden fazla disipline katkı sağlayacağı beklenmektedir. Araştırmada konuya uygun olan tek denekli araştırma yöntemlerinden AB modeli kullanılmıştır. Araştırmada veriler deneysel yöntem kullanılarak elde edilmiştir. Çalışma grubu olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinde 50 ve daha fazla milletvekili bulunduran iki muhalefet partisinden toplam altı milletvekili belirlenmiştir. Bu altı milletvekili, araştırmacı tarafından partilerin grup başkan vekillerine yazılan dilekçe sonucunda ses eğitimi uygulamalarına katılmak isteyenlerin içinden müzikal algı ölçümü yapılarak uygun olanların belirlenmesiyle oluşturulmuştur. Araştırmada, 12 öğeden oluşan davranış gözlem formu ön test ve son test ölçme aracı olarak kullanılmıştır. Bu form üç ses eğitimi, bir iletişim ve bir de konuşma vieğitimi alanlarında uzman beş öğretim elemanının görüşleri doğrultusunda hazırlanmıştır. Sekiz hafta süren deneysel işlemde katılımcılara solunum, fonasyon, rezonans, artikülasyon ve duruş basamaklarını içeren ses eğitim uygulanmıştır. Uygulama öncesinde ve sonrasında davranış gözlem formu ile nicel veriler toplanmıştır. Verilerin sınıf içi korelasyon analizine göre işlenmesi sonucunda, katılımcılara uygulanan ses eğitimiyle, davranış gözlem formundaki 12 davranışta da olumlu yönde ve anlamlı derecede yüksek oranda gelişme olduğu saptanmıştır. Bu sonuç, ses eğitimi uygulamalarının politikacıların konuşma becerileri üzerinde olumlu yönde etkili olduğunu ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Ses Eğitimi, Politikacılar, İletişim, Müzik, Müzik Eğitimi.
Görsel kültür kuramının ilköğretim 4. sınıf görsel sanatlar dersinde uygulanması
Bu araştırmada görsel kültür olarak nitelendirilen kavram, öğrencilerin içinde yaşadıkları kültür bağlamında birbirleri ile olan iletişimlerinde, okul ortamındaki sosyal etkileşimlerinde ve evdeki günlük yaşamlarındaki önemli gördükleri, en sevilen ya da en popüler olan imaj ve nesneleri anlamayı içermektedir. Aynı zamanda araştırma kapsamında öğrencilerden popüler kültür olarak nitelendirilen kavramların (en popüler ya da sevilen nesne, imaj vb.) resimsel anlatımlarında ne şekilde ortaya çıktığı belirlenmeye çalışılmıştır. Bu doğrultuda araştırma ile ilköğretim 4. sınıf öğrencilerinin resimsel anlatımları ve bunlara anlatımlarına dayalı yazılı ifadelerinde popüler kültür öğelerine ne kadar yer verdiklerini, popüler kültür öğelerinin öğrencilerin düşünsel ve sanatsal ifadelerini ne derece etkilemekte olduğunu belirlemek ve öğrencilere medya okuryazarlığı kapsamında eleştirel bir bakış açısı amaçlanmıştır. Araştırma deseni, bir karma yöntem olarak tanımlanan, nitel ve nicel yöntemlerden birlikte faydalanılan açıklayıcı desendir. Karma yöntem araştırması, araştırmacının nicel ve nitel araştırma tekniklerini tek bir çalışma içerisinde birleştirdiği araştırma olarak tanımlanmaktadır. Buna göre, nicel ve nitel veriler ayrı ayrı toplanmış, analiz edilmiş ve elde edilen veriler sonuçta bir araya getirilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda yarı-deneme modeli seçilmiş, nitel boyutta ise nicel araştırma yöntemiyle elde edilen veriler ışığında, nitel araştırma desenlerinden biri olan eylem araştırması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2012- 2013 öğretim yılında Ankara ilinde MEB' na bağlı özel bir ilköğretim okulunun 4. sınıfları içinden Görsel Sanatlar Dersine kayıtlı seçkisiz örnekleme ile seçilen 4D sınıfı (Deney Grubu) ? 4E sınıfı (Kontrol Grubu) olmak üzere toplam 54 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından hazırlanan görsel kültür etkinlikleri beş hafta boyunca yapılmıştır. Burada kullanılan etkinlikler, görsel kültür kuramı ile bağlantılı, reklam ve çizgi film inceleme, düşünmeyi düşünme, popüler kültürü tanıma ve eleştirel olarak düşünme yaklaşımlarını içermektedir Araştırmanın nitel boyutunda veriler, 30 öğrenci ile görüşme ve 10 öğrenci ile odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Araştırma konusunun alanyazınına ve alan uzmanlarının görüşlerine dayalı olarak oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formlarıyla toplanmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda oluşturulan sonuçlar şu şekilde özetlenebilir: (1) Öğrencilerin görsel kültür etkinlikleriyle ilgili hazır bulunuşluk düzeyleri alt boyutuna ilişkin, görsel medyada yer alan popüler kültür nesneleri öğrencilerin beğeni ve isteklerini yönlendirmektedir. (2) Görsel kültür tabanlı öğretim yönteminin öğrencilerin eleştirel düşünme becerisi kazanması alt boyutuna ilişkin, görsel kültür kuramı ile ilgili yapılan etkinlikler sonucunda çevreye ve doğaya daha duyarlı oldukları ve çevrelerinde yer alan görüntülere karşı eleştirel bir bakış açısı geliştirdikleri anlaşılmıştır. (3) Görsel kültür tabanlı öğretim yönteminin öğrencilerin görsel okuryazarlık kazanması alt boyutuna ilişkin, öğrencilerin günlük hayatlarında televizyon, internet ve dergilerde yer alan renklerden, şekillerden, güçlü karakterlerden etkilendikleri sonucuna varılmıştır. (4) Görsel kültür tabanlı öğretim yönteminin öğrencilerin uygulama becerilerine ve anlamlı ürün ortaya koyabilmeleri alt boyutuna ilişkin, yaptıkları uygulamalarda temayı anlama ve eleştirel bir bakış açısı geliştirmede başarılı olurken, farklı araç gereçleri kullanma ile sanatsal unsur ve ilkeleri kompozisyonlarında kullanmada daha az başarılı oldukları görülmüştür. Araştırmanın nitel boyutunda oluşturulan sonuçlar şu şekilde özetlenebilir: (1) Öğrencilerin görsel kültür etkinlikleriyle ilgili hazır bulunuşluk düzeyleri alt boyutuna ilişkin, kız ve erkek öğrenciler arasında, popüler kültüre ait etkilendiklerinde nesnelerin ve temsillerin farklı olduğu görülmüştür. (2) İlköğretim görsel sanatlar dersi öğretim programında görsel kültür ile ilgili kazanımlarına ait alt boyuta ilişkin, MEB görsel sanatlar dersi öğretim programlarında görsel kültür kuramı ile ilgili dolaylı kazanımların var olduğu, fakat yetersiz olduğu tespit edilmiştir. (3) Görsel kültür tabanlı öğretim yönteminin öğrencilerin eleştirel düşünme becerisi kazanması alt boyutuna ilişkin, yapılan etkinler sonucunda öğrencilerin şiddet içerikli program ve oyunlarından çok fazla etkilendikleri görülmüştür. (4) Görsel kültür tabanlı öğretim yönteminin öğrencilerin görsel okuryazarlık kazanması alt boyutuna ilişkin, görsel medyada yer alan pek çok olay ve durumun gerçek ya da hayal ürünü olup olmadığını öğrencilerin ayıramadıkları anlaşılmıştır. (5) Görsel kültür tabanlı öğretim yönteminin öğrencilerin uygulama becerilerine ve anlamlı ürün ortaya koyabilmeleri alt boyutuna ilişkin, görsel kültür kuramı ile yapılan çalışmalardan öğrencilerin çok etkilendikleri anlaşılmış ve anlamlı ürünler ortaya koyabilmişlerdir. Görsel kültür çalışmalarında filmler, reklamlar vb. yanı sıra her türlü günlük nesneler üzerinde yapılan araştırmalar görsel sanatlar dersi müfredatına çağın bir gereği olarak yerleştirilmelidir. Çağdaş eğitim anlayışlarında sosyal ve kültürel içeriklerin daha çok önemsenmesini ön gören araştırmalar, görsel sanatlar eğitimine farklı bakış açısı ile bakılmasını zorunlu kılmıştır. Bu bağlamada, görsel kültür kuramı eğitimdeki farklı bakış açılarından biridir ve değerlendirilebilir. Anahtar Kelimeler: Görsel Sanatlar Eğitimi, Görsel Kültür, Görsel Kültür Eğitimi, Sanat Eleştirisi, Algı, İmge, Temsil.
İki boyutlu bir düzlemde üç boyutluluğun sağlanmasında görsel algı etkisinin sanat eğitimi kapsamında incelenmesi
Bu araştırma üniversite birinci sınıf öğrencilerinin üç boyutluluğu sağlama becerilerindeki farklılıklara sebep olabilecek değişkenlerin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, Bursa ili Uludağ Üniversitesi Resim-iş Öğretmenliği Ana Bilim Dalı birinci sınıfa devam eden 27?si kız, 7?si erkek olmak üzere, 34 kişiden oluşmaktadır. Örneklem grubunun demografik özelliklerini belirlenmek amacıyla ?Kişisel Bilgi Formu? oluşturulmuştur. Araştırma verilerini elde etmek için, veri toplama tekniklerinden biri olan arşiv kayıtları yöntemi ile katılımcıların 2012 Yetenek Sınavında kullanılan Orta Öğretim Başarı Puanı, Yükseköğretime Giriş Sınav puanı, Desen Sınav puanları ve Yerleştirme Puanı?na ait istatistiksel kayıtlar izin alınarak sağlanmıştır. Uygulama çalışmasında katılımcılardan, farklı geometrik formda ve öznitelikte objelerin yer aldığı kompozisyonu çizilmeleri istenmiştir. Çizimler, araştırmacı tarafından oluşturulan ve güvenilirliği tespit edilen, dereceli puanlama anahtarı ile hem araştırmacı hem de uzman tarafından değerlendirilmiştir. Katılımcılara ait elde edilen veriler ile uygulama çalışmasının değerlendirmesiyle elde edilen sonuç arasındaki ilişkiler Ki-Kare testiyle analiz edilmiştir. Ki-Kare sonuca göre öğrencilerin görsel algı düzeylerinin ölçüldüğü uygulama sonucu ile tek tek değişkenlerin arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Ancak OÖBP, YGS ve Desen Sınavı gibi birçok puan türünü kapsayan Yerleştirme Puanı ile uygulama sonucu arasında anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, görsel algı kavramının sadece tek faktöre bağlı olmadığını kişinin zekası, algı yetisi, hazırbulunuşluğu, görsel dimağı gibi birçok öznel sebeple ilişkilendirilebileceği ortaya çıkmıştır. Çok yönlü ve sistemli bir sanat eğitimi ile görsel algısı gelişmiş yaratıcı bireyler yetiştirilmesi sağlanabilir. Anahtar Kelimeler: Algı, Görsel Algı, Üçüncü Boyut, Sanat Eğitimi
İlköğretim 7. sınıf görsel sanatlar dersinde afiş çalışması ve uygulama aşamaları
Bu araştırmada, Ankara ili, Çankaya ilçesi, Özel Pi Kolejinde 7. Sınıfta öğrenim gören 15 öğrenci ile görsel sanatlar dersinde, Milli Eğitim Bakanlığı ders kazanımlarından yola çıkarak, aynı 15 öğrenciye tasarım ilke ve elemanları hakkında eğitim almadan ve aldıktan sonra ?sokak hayvanları? konulu iki afiş uygulaması yaptırılmıştır. Eğitimin öğrencilerin afişlerini anlamlı düzeyde etkiyip etkilemediğini saptamak amacıyla, çizgisel gelişim evreleri de dikkate alarak, uzman görüşüne başvurulmuş ve ?Afiş Değerlendirme Ölçeği? geliştirilmiştir. Toplam 30 adet afiş çalışması üç alan uzmanı tarafından değerlendirilmiştir. Araştırmada tek gruplu deneysel desen modeli kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından, uzmanlarca değerlendirilen afişler SPSS 17 paket programı kullanılarak her bir kritere ilişkin puanların eğitim almamaları ve eğitim almaları değişkenine göre karşılaştırmasına ilişkin t-testi sonuçları elde edilmiştir. Ortaya çıkan ortalama puanlar karşılaştırılıp sonuca ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda; tasarım ilke ve elemanları hakkında eğitim almalarının 7.sınıf öğrencilerinin afiş çalışmaları üzerinde olumlu katkı sağladığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Afiş Tasarımı, Tasarım ilkeleri, Tasarım elemanları.
Rast makamındaki kâr-ı nâtık eserlerinden oluşturulan seyr-i nâtık örneğinin keman öğretiminde kullanılabilirliğinin değerlendirilmesi
Bu araştırma, keman öğretimi sürecinde kullanılabilecek geleneksel üslubu ve uluslararası keman çalma tekniklerini bir arada içeren Seyr-i Nâtık örneğinin oluşturulması ve oluşturulan Seyr-i Nâtık örneğinin uzman görüşleri ile keman öğretiminde kullanılabilirliğinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma üç bölümden meydana gelmektedir. İlk bölümde keman öğretiminde Türk Müziği unsurlarının (perde, makam, usûl) işlenme durumlarının tespit edilmesi için genel tarama modeli kullanılmıştır. Geleneksel üslubun tespit edilebilmesi ve besteleme sürecinde kullanılacak içeriğin seçilebilmesi için makam seyirlerinin öğretimi ve aktarımı üzerine kurulu Kar-ı Nâtık biçimindeki eserlerden yararlanılmıştır. Rast makamında bestelenmiş yedi Kâr-ı Nâtık üzerinde kategorisel içerik analizleri yapılmış ve yapılan içerik analizleri ile Rast Kâr-ı Nâtıklarda görülen makamlarda kullanılan makamsal unsurular, ses alanı sınırları, kullanılan perdelerin süre değerleri ve kullanım sıklıkları ortaya konulmuştur. İkinci bölümde Seyr-i Nâtık örneğinin öğretim materyali olma özelliği dikkate alınarak literatür taraması yapılmış ve çeşitli program geliştirme modelleri araştırılmıştır. Bu doğrultuda, araştırmanın amacına, yöntemine en uygun model olduğu düşünülen ve daha önce buna benzer çalışmalarda kulanıldığı tespit edilen ?Taba-Tyler Program Geliştirme Modeli? ?Seyr-i Nâtık Yazma Modeli? olarak belirlenmiştir. ?Seyr-i Nâtık Yazma Modeli? ihtiyaçların belirlenmesi ve değerlendirilmesi, hedeflerin belirlenmesi, içeriğin seçilmesi ve düzenlenmesi, öğrenme yaşantılarının seçilmesi ve düzenlemesi, Seyr-i Nâtık?ın bestelenmesi ve değerlendirilmesi basamaklarından oluşmaktadır. Bestelenen Seyr-i Nâtık örneği; Arel-Ezgi-Uzdilek ses sistemiyle, Rast Makamındaki Kâr-ı Nâtık Eserlerde en sık kullanılan ve genel müzik eğitimi kapsamında 1986 yılından itibaren öğretim programlarında yer alan benzer on dört makamla (Rast, Segâh, Hüzzam, Suzinak, Mahur, Hicazkâr, Kürdîlihicazkâr, Nihavend, Nikriz, Hicaz, Sabâ, Hüseyni, Karcığar, Uşşak, Rast), Türk müziği icrasında en sık kullanılan süsleme teknikleri (çarpma, tril, mordan, glissando) ve temel yay teknikleriyle (detaché, legato, staccato), I. ve III. pozisyon geçişleriyle sınırlandırılmıştır. Üçüncü bölümde bestelenen Rast Seyr-i Nâtık örneğinin keman öğretiminde kullanılabilirliğinin tespit edilmesi amacıyla anket formu yoluyla uzman görüşleri alınmıştır. Verilerin istatistiksel analizleri SPSS 17 (The Statistical Package for the Social Sciences) paket programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde ve frekans gibi betimsel istatistikler hesaplanmıştır. Bağımlı değişkenin bağımsız değişkenlerle etkileşimi analiz edilirken tek yönlü varyans analizi (Anova), PostHoc testlerinden LSD istatistik tekniği kullanılmıştır. Araştırmada, genel olarak oluşturulan Rast Seyr-i Nâtık örneğinin; uluslararası keman çalma teknikleri ve geleneksel üslubu bir arada yansıtır nitelikte olduğu, belirlenen hedef ve davranışları yansıtır nitelikte olduğu, keman öğretimi sürecinde kullanılabilir nitelikte olduğu, keman öğretim sürecine olumlu katkılar sağlayabilecek nitelikte olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır ve önerilere yer verilmiştir.
W. A. Mozart'ın çocukluk ve olgunluk dönemi keman sonatlarının teknik ve müzikal açıdan incelenmesi
Bu araştırmada, "W.A. Mozart' ın çocukluk ve olgunluk dönemi piyano-keman sonatlarının teknik ve müzikal analizi"nin yapılması amaçlanmıştır. W.A.Mozart' ın çocukluk döneminde bestelemiş olduğu ilk piyano-keman sonatı olan K.6, çocukluk döneminde en son bestelemiş olduğu piyano-keman sonatı K.31 ve olgunluk döneminde, sondan bir önce bestelemiş olduğu K.526 numaralı piyano-keman sonatlarının incelenmesi sonucu elde edilen müzikal-teknik ve biçimsel-armonik özellikler, analiz yöntemi ile tespit edilmiş, literatür tarama ile elde edilen bilgiler doğrultusunda yorumlanmıştır. Sonuç olarak, araştırmada elde edilen bilgilerin, Klasik Dönem müzik özellikleri, W.A.Mozart' ın müzik stili, çocukluk ve olgunluk dönemi piyano-keman sonatları hakkında kimliksel bilgileri, bestecinin K.6, K.31 ve K.526 numaralı piyano-keman sonatlarında yer verdiği tekniklerin ve süslemelerin kullanılma özellikleri, eserlerin biçim, armonik özellikleri yolu ile W.A.Mozart' ın piyano-keman sonatlarının, tüm araştırmacılara, çalıcılara, keman eğitimcilerine ve keman öğrencilerine, eserlerin seslendirilmesi hakkında bakış açısı sağlayacak faydalı bir kaynak olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: W.A.Mozart, Çocukluk Sonatları, Olgunluk Sonatları, Klasik Dönem, Keman eğitimi, Müzik.
Müzik öğretmeni adaylarının görüşlerine göre müzik dinleme ve kültürü dersine yönelik öğretim programı taslak önerisi
Bu araştırmanın temel amacı, müzik eğitimi ana bilim dalı lisans öğrencilerinin, müzik dinleme ve kültürü dersine ilişkin ihtiyaçlarının ne ölçüde olduğunu belirlemektir. Belirlenen ihtiyaç durumuna göre, program taslağının üniteleri ve konularına yönelik uzman görüş ve önerilerine yer verilmiş, elde edilen veriler aracılığıyla, öğrencilerin müzik dinleme konusundaki kişisel bilgilerine ve ihtiyaçlarına göre program taslağı önerilmiştir.Veri toplama aracı olarak kullanılan öğrenci ve uzman görüş formlarında 5?li likert ölçeği kullanılmış; öğrenci görüş formu iki bölümlü olarak sunulmuştur. Uzman görüş formu? nda ise ?5?i ünite başlığı olmak üzere 73 başlık? a yer verilmiş; bu konu ve ünite başlıkların gerekliliğine yönelik sorular sorulmuştur. Ölçeklerin güvenirliğini belirlemede Cronbach?s Alpha testi uygulanmış, yüksek derecede güvenilir bulunmuştur. Verilerin analizinde, birey gözlem sayısı (N) ve yüzde (%) dağılım tablosuyla sayısal verilere dönüştürülmüştür. Verilen yanıtlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın tespitine dair Chi-Square testi uygulanmış, uzman meslek yılı ve unvanları arasında farklılık tespitine dair ANOVA Testi uygulanmıştır.Elde edilen vere göre, nitelikli müzik dinleyicisi olmada, müzik dinleme ile ilgili lisans düzeyinde bir dersin olmasının yararlı olacağı fikrine ulaşılmış, uygulamalı alan derslerinde müzik dinleme etkinliklerine yeterince zaman ayrılmadığı ve öğrencilerin müzik türleri bilgilerinin yeterli olmadığı belirlenmiştir. Bu ihtiyaçlara göre uzmanlar, taslak ders konularının geliştirilerek sunulmasının uygun olacağını ve dersin mesleki müzik eğitimi ve bütünleştiricilik yönünde katkı sağlayacağını belirtmişlerdir. Bu çerçevede ?müzik dinleme ve kültürü ders programı taslak önerisi? sunulmuştur.
Güzel sanatlar ve spor lisesi iki boyutlu sanat atölye dersinde 4MAT öğretim modelinin uygulanabilirliği
Bu araştırmanın amacı, 4MAT öğretim modelinin güzel sanatlar ve spor lisesi iki boyutlu sanat atölye dersindeki öğrenme-öğretme sürecine etkisini belirlemektir. Araştırmanın yöntemi, eylem araştırması ve yarı deneysel desen şeklinde modellenmiş, böylelikle süreç ve sonuç odaklı bir bakış açısı oluşturmak hedeflenmiştir. Tipik durum örneklemiyle gerçekleştirilen bu çalışma, bir güzel sanatlar ve spor lisesi resim bölümünün 9. sınıf IIBSA dersinde yürütülmüştür. Araştırmanın yarı deneysel desen boyutu için grupların denkliğine ilişkin yapılan çalışmalar sonrası 9. sınıftan, deney grubu (n=8) ve kontrol grubu (n=8) olmak üzere 16 öğrenci uygulamaya dâhil edilmiştir. Eylem araştırması boyutu ise deney grubundaki 8 öğrenciyle yürütülmüştür. Uygulama süreci ondört haftadan oluşmuştur. Araştırma verileri; gözlem kayıtları, görüşme ve EGD (eğitsel gelişim dosyaları) ile elde edilmiştir. Deney ve kontrol gruplarına yönelik karşılaştırmalarda öz değerlendirme yazıları ve sanatsal çalışmalarla elde edilen veriler kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen veri toplama araçlarının (video görüntüleri kontrol çizelgeleri, görüşme formu, çalışma yaprakları, öz değerlendirme formları ve puanlama anahtarları) uzman görüşleri doğrultusunda geçerliği sağlanmıştır. Veriler, betimsel analiz ve içerik analizi ile çözümlenmiştir. Verilerin çözümleme sürecinin farklı aşamalarında beş uzmanının yardımına başvurularak güvenirlik sağlanmıştır. Araştırma sonucunda, uygulanan öğretim modeli çerçevesindeki her bir öğrenme görevinin; öğrenciye öğrenme sürecinde yeni fırsatlar tanıdığı, öğrenme ortamını zenginleştirerek öğrenciye öğrenmeyi gerçekleştirmede alternatif çözümler sunduğu tespit edilmiştir. Öte yandan, uygulama süreci içerisinde deney grubu öğrencilerinin, kontrol grubu öğrencilerine göre; bilişsel bilgilerini ifade etmedeki, bilişsel bilgilerini uygulama becerisiyle bütünleştirmedeki ve öğrenme ürünlerine yönelik beğenilerindeki göstermiş oldukları gelişim, 4MAT öğretim modelinin IIBSA dersinde uygulanabilirliğini ortaya çıkarmaktadır. Bu çerçevede, öncelikle 9. sınıf olmak üzere, iyi bir planlamayla diğer sınıf düzeylerindeki IIBSA dersinde de modelin uygulanmasının yararlı olacağı düşünülmektedir.
Flüt öğretiminde psikolojik tip kuramına dayalı öğrenme stili odaklı öğretim uygulamalarının öğrenci başarı düzeyine etkisi
Bu çalışmanın genel amacı; flüt öğretiminde psikolojik tip kuramına dayalı öğrenme stili odaklı öğretim uygulamalarının, öğrenci başarı düzeyine etkilerini araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda, deneysel araştırma modellerinden karışık deneme (mix type) modeline göre bir araştırma deseni oluşturulmuştur. Söz konusu araştırmada, 2010-2011 öğretim yılı bahar döneminde, Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dalı'nda okuyan flüt öğrencileri (n=22) ile çalışılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilere, Myers-Briggs Tip Belirleyicisi'nin Türkçe versiyonu uygulanarak 9 farklı tip kombinasyonuna dayalı 9 farklı öğrenme stiline (ESTJ, ISTJ, INTP, ESTP, ENFP, ENTJ, INTJ, INFJ, ISFP) ulaşılmıştır. Deneysel işlem öncesi, öğrencilerin başarı düzeyinin eşitlenmesi amacıyla, araştırmacı tarafından oluşturulan başarı düzeyi ölçüm formu ile, biri araştırmacı olmak üzere 3 uzman tarafından ölçüm yapılmış ve öğrencilerin ön test başarı düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark çıkmamıştır (p= .619>.05). Katılımcılar eşitlendikten sonra, deney ve kontrol grubu olarak seçkisiz (random) atanmışlardır. Toplam 10 hafta süren deneysel işlemin ilk 5 haftasında deney grubuna , araştırmacı tarafından uzman görüşü ve onayı alınarak tasarlanan, psikolojik tip kuramına dayalı öğrenme stili odaklı flüt öğretim uygulamaları ile eğitim verilirken kontrol grubu tip kombinasyonlarının dikkate alınmadığı, olağan (geleneksel) öğretim uygulamaları ile öğrenim görmüştür. 5 haftanın sonunda katılımcılar ara test başarı düzeyi ölçümüne alınmıştır. Ara test ölçümünden sonra gerçekleştirilen son 5 haftada deneysel işlem deney grubunda sürdürülürken, kontrol grubu olağan öğretim uygulamalarından psikolojik tip kuramına dayalı öğrenme stili odaklı öğretim uygulamalarına geçirilmiştir. Araştırmanın 10 haftalık süreci tamamlandığında deney ve kontrol grubu son test ölçümüne alınmıştır. Ölçüm sonrası öğrencilerden dersin işlenişine ilişkin yazılı geri bildirim vermeleri istenmiştir. Araştırma kapsamındaki deney ve kontrol grubu üzerinden elde edilen veriler SPSS paket programı ile çözümlenmiştir. Uzman değerlemeleri arasındaki güvenirliğin yüksek (p=.000<.01) , ilişkinin pozitif yönde olduğu saptandığından, araştırmanın alt problemlerine ilişkin veriler, araştırmacının değerlemeleri kullanılarak çözümlenmiştir. Uzman değerlemeleri arasındaki uyumun saptanmasında Kendall'ın Uyum Katsayısı (W), denekler içi ve denekler arası ölçümlerde ilişkili ve ilişkisiz örneklemler için Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ve Mann Whitney U-Testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında; Deneysel işlemin ilk 5 haftası sonunda yapılan ara test başarı düzeyi ölçümünde; deney grubu öğrencileri (n=11) ile kontrol grubu öğrencilerinin (n=11) başarı düzeyi arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=.014<.05). Deneyin son 5 haftası deneysel işleme geçirilen kontrol grubunun ön test- ara test, ara test- son test puan aralığının karşılaştırmasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p= .003< .05). Diğer bir ifadeyle psikolojik tip kuramına dayalı öğrenme stili odaklı öğretim uygulamalarının, katılımcıların başarı düzeyini yükselttiği görülmüştür. Araştırma sonunda, öğrencilerden alınan yazılı geri bildirim formlarından elde edilen nitel bulgular, araştırmanın nicel bulgularını destekler niteliktedir. Anahtar Kelimeler: Flüt Öğretimi, Psikolojik Tipler , MBTI, Öğrenme Stili, Başarı Düzeyi.
Piyano öğretiminde Carl Czerny Op. 599 ve Jean-Baptiste Duvernoy Op. 176 Metodlarında yer alan etüdlerin klasik dönem sonatın icralarına etki durumu
Bu araştırmanın amacı başlangıç piyano öğretimi sürecinde sıkça kullanılan Carl Czerny Op.599 ve Jean-Baptiste Duvernoy Op.176 Metodlarında Yer Alan Etüdlerin, Klasik Dönem Sonatin İcralarına etki düzeyinin ne ölçüde olduğunu incelemektir. Araştırmada ön test ve son test gerçek deneysel desene dayalı karışık desenler modeli kullanılmış olup; araştırmanın çalışma grubunu, H.Ü. Ankara Devlet Konservatuvarı? nda yardımcı piyano dersi alan İlköğretim altıncı, yedinci ve sekizinci sınıf 10 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma grubu, random (basit seçkisiz yöntem) yöntemi yoluyla seçilmiş ve 6 haftalık süreçte öğrenci performansları video ile kayıt altına alınmıştır. Deney öncesinde hazırlanan ölçek aracılığla 1. hafta her iki gruba ön-test uygulanmış, bu süreçte Klasik Dönem Sonatin?i olan, M.Clementi?ye ait Op.36,No:2 I. bölüm çaldırılarak; grupların teknik ve müzikal becerilerinin düzeyleri tespit edilmiştir. Çalışma süreci içerisinde ise uzman görüşü çerçevesinde 2. haftadan itibaren 4 haftalık süreçte birinci gruba C.Czerny? den seçilmiş birbiriyle eş değer üç etüt (No: 30, 36 ve 68) yanı sıra ikinci gruba da J.B.Duvernoy? dan eş değer üç etüt (No: 17, 18 ve 23) tespit edilerek çalıştırılmış ve ardından hem belirlenen etütler, hem de Clementi Sonatin (Op. 36, No: 2, I. Bölüm) üzerinde tekrarlı ölçümler yapılmıştır. Son olarak 6. hafta içerisinde çalışma gruplarında gelinen noktayı tespit etme açısından son test uygulanmış ve 3 uzman tarafından yapılan değerlendirmelerden elde edilen veriler karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Araştırmada kullanılan istatistiki yöntemler; elde edilen ölçümlerin normal dağılıma sahip bir evrenden gelmediği için bağımsız iki grubun karşılaştırmasında Mann Whitney U testi ve bağımlı iki grubun karşılaştırılmasında Wilcoxon testi kullanılmıştır. Analiz sonuçları tablolar halinde verilirken ortalama, standart sapma ve medyan değerleri de hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda 0.05 anlamlılık düzeyinde yorumlanmış olup; her iki metodun (Carl Czerny Op.599 ve Jean-Baptiste Duvernoy Op.176) da klasik dönem sonatin icralarında genel, müzikal ve teknik anlamda olumlu yönde artış sağlandığı ve iki metodun da etkili olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Piyano, etüd, metod, sonatin, Czerny, Duvernoy, Clementi
Öğretmen görüşlerine göre orta öğretim kurumlarındaki seramik derslerinde uygulanan öğretim yöntem ve teknikleri ile araç-gereç ve malzeme kullanımının incelenmesi
Araştırmada, Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü?ne bağlı ortaöğretim okullardaki seramik eğitimi derslerinde öğretim yöntem ve teknikleri ile araç-gereç ve malzeme kullanımının öğretmen görüşlerine göre belirlenmesi ve bu alanda bir modül program önerisi sunulması amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü?ne bağlı ortaöğretim okullardaki seramik eğitimi derslerinde görevli öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında ülke genelinde seramik eğitimi veren 13 okulda uygulama yapılmış ve alanla ilgili görev yapan öğretmenlerin tamamı araştırmaya katılmıştır. Araştırmada ortaöğretim okullarında okutulan seramik alan eğitimi derslerinde uygulanan öğretim yöntem ve tekniklerini, araç-gereç ve malzeme kullanımı açısından durumunun öğretmen görüşlerine göre incelenmesi amacıyla geliştirilen anket yoluyla tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına dayalı olarak şu sonuçlara ulaşılmıştır: 1. Öğretmenlerin, seramik eğitimi derslerinde kullandıkları öğretim yöntem ve tekniklerinde kullanma sıklığına ilişkin olarak, en fazla kullanılan yöntem ya da tekniğin iş başında eğitim olduğu görülmekte; bunu sırasıyla soru-cevap ve anlatım yöntemleri izlemiştir. Öğretmenlerin en az kullandığı yöntem ya da teknikler ise gezi-gözlem, örnek olay incelemesi ve grup tartışması olmuştur. Bu durum uygulamalı bir alan olan seramik eğitiminde öğretmenlerin iş başında eğitim yönteminin de yanı sıra genellikle geleneksel öğretim yöntem ve tekniklerini kullanma eğiliminde olduklarını göstermektedir. 2. Öğretmenlerin, seramik eğitimi derslerinde kullandıkları öğretim yöntem ve tekniklerin seçiminde en önemli unsurun, zaman unsuru olduğu gözlenmektedir. Açık uçlu sorularda da özellikle modüler programların uygulanması ve değerlendirilmesi aşamalarında öğretmenlerden zamanın etkin kullanılamamasıyla ilgili olarak aynı sonuçlar alınmıştır. 3. Öğretmenlerin, seramik eğitimi derslerinde kullandıkları öğretim yöntem ve tekniklerin seçiminde karşılaşılan sorunların sıklığının dağılımında; müfredat yetiştirme kaygısı ve materyal temininde yaşanan zorlukların en önemli unsurlar olduğunu göstermektedir. 4. Öğretmenlerin, seramik eğitimi derslerinde araç-gereç kullanımında karşılaşılan sorunlardan en fazla karşılaşılanlar; bazı araç-gereçlerin nasıl kullanacağının bilinmemesi ve araç-gereç maliyetinin yüksek olması durumu olduğu gözlenmektedir. Araştırmada, elde edilen bulgulara dayalı sonuçlardan, seramik alan eğitimi ile bu konuda yapılacak yeni araştırmalara ilişkin şu öneriler geliştirilmiştir: Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Müdürlüklerine bağlı liselerde seramik eğitimi veren öğretmenler; kullandıkları öğretim yöntemlerini belirlerken işleyecekleri konuyu, ellerinde bulundurdukları araç ve gereçleri, kullanılması planlanan teknikleri, öğrencinin bilgi düzeyini, öğrenci grubunun sayısını yeteneklerini ve ilgilerini göz önünde bulundurmalıdırlar. Modüllerin uygulandığı okul ve bölümlerin fiziki ve donanımsal olarak eksiklikleri giderilerek araç-gereç kullanma konusunda okulda bir rehberin bulunması seramik dersindeki iş akışının düzenlenmesinde öğretmenlere oldukça yarar sağlayacaktır. Araç-gereç kullanma konusunda rehber olacak uygun kişiler resmi yazışmalar kanalıyla üniversitelerin seramik bölümlerinde çalışan akademisyenler olabilir. Araştırma kapsamında, öğretmenlerin anket kapsamında açık uçlu sorulara verdikleri cevaplar göz önüne alınarak; anlatım dili sade ve açık olan, aşırı detaylandırmalardan kaçınarak işlem basamaklarının hem iki boyutlu hem de üç boyutlu görselleri ile desteklenen akıtma yöntemi ile yapılan ajur dekoru modül programı, Mili Eğitim Bakanlığı?nın ön gördüğü modül yazım formatına uygun biçimde öneri olarak sunulmuştur.
Seramik eğitiminde bilgisayar destekli tasarım uygulamalarının değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, seramik tasarımı sürecinde kullanılmakta olan geleneksel yöntem ile bilgisayar destekli tasarım yöntemi kullanılarak ürün oluşturulabilmesi ve iki yöntem sonuncu ortaya çıkan ürünlerin birbiri ile kıyaslanarak değerlendirilmesidir. Çalışmanın kuramsal kısmında, seramik sanatı ve tarihçesi, Türkiye?de seramik sanatı ve eğitimi, seramik eğitiminde tasarım ve tasarım yöntemleri, bilgisayar destekli tasarım ve yöntemleri ile seramik eğitiminde bilgisayar destekli tasarım hakkında literatür taranmış ve uygulama çalışması için alt yapı oluşturulmuştur. Uygulama bölümün de ise, 2011-2012 güz döneminde Gazi Üniversitesi, Mesleki Eğitim Fakültesi, Uygulamalı Sanatlar Eğitimi Bölümü, Seramik Eğitimi Anabilim Dalında seramik tasarım yöntemleri dersi almış ve bilgisayar destekli seramik tasarımı dersi almakta olan 3. sınıf 18 tane öğrenci ile yürütülmüştür. Bu araştırmada, bilgisayar destekli seramik tasarımı dersi kapsamında, seramik eğitiminde ürün oluşturulmasına ilişkin kullanılan geleneksel yöntem ile bilgisayar destekli tasarım yöntemi kullanılarak 18 öğrenci tarafından uygulama yapılmış ve ortaya çıkan ürünler iki yöntem birbirine kıyaslanarak araştırmacı ve alanında uzman iki kişi tarafından çeşitli kriterler göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir. Buna göre, uzmanlar tarafından yapılan değerlendirmeler ayrı ayrı toplanmış, analiz edilmiş ve elde edilen veriler sonuçta bir araya getirilmiştir. Uygulamanın ilk kısmını oluşturan bölümde öğrencilerden bir işlevsel ve birde işlevsel olmayan obje tasarlamaları istenmiştir. Öğrenciler ilk önce geleneksel tasarım yöntemi olan kağıt tabanlı ortamda elle çizim yapmış daha sonra bilgisayar destekli seramik dersi kapsamında öğretilmekte olan bilgisayar destekli tasarım yöntemlerinden Rhinoceros 4 programı ile bilgisayar ortamında tasarımlarını gerçekleştirmişlerdir. Bulgular, tasarım geliştirme aşamasında bilgisayar ortamında gerçekleşen ürünler, kağıt tabanlı ortamda gerçekleşen ürünlerle kıyaslanmış ve ilk olarak zamandan tasarruf edildiği ortaya çıkmıştır. Elde edilen verilerin analizi sonucunda; kağıt tabanlı ortam olan geleneksel yöntemle oluşturulan tasarımların kişiye göre değişen el yeteneğinin ön planda olmasından da kaynaklı olarak, el yeteneğinin önemli olmadığı, tamamen öğretilebilir olan bilgisayar destekli tasarım yöntemi ile bilgisayar ortamında geliştirilen tasarımların daha başarılı olduğu gözükmektedir. Buna bağlı olarak da; katılımcının/tasarımcının başarısı, yapılması istenen tasarımdan ziyade tasarım geliştirme ortamına bağlı olduğunu söyleyebiliriz. Ortaya çıkan sonuçlar doğrultusunda da bilgisayar destekli tasarım eğitiminin geleneksel öğretim yöntemine kıyasla öğrenci başarısındaki etkisi ve öğrencilerin tasarım becerilerine etkisinde anlamlı bir fark olduğu sonuca varılmıştır. Ayrıca katılımcının/tasarımcının, uygulama esnasında zamanının büyük çoğunluğunu istenilen ürünü çeşitlendirip tasarlamaktan çok kağıt ortamına aktarımda yani projelendirme aşamasında harcadığı görülmektedir. Oysaki bilgisayar ortamında gerçekleştirilen tasarımlarla tasarımcı yaratıcılığını ortaya çıkarabilecek zamanı fazlasıyla bulmakta ve farklı alternatifler sağlayarak beğeniye göre üretime geçilmesini sağlamaktır. Böylelikle bilgisayar desteği sayesinde hızlı hatta kısa zamanda gerçeğe çok yakın üç boyutlu görünümü ve neredeyse sıfır hata ile detaylı sonuçlar alınabilmekte ve bu sayede hem tasarım hem de üretim aşamasında verim ve kalite artmaktadır. Bu bulgular doğrultusunda da, bilgisayar destekli seramik tasarımı derslerinin önemine yönelik ve ileride yapılabilecek bilimsel araştırmalara dair öneriler sunulmuştur.
Lisans düzeyinde mesleki müzik eğitimi veren kurumlarda ritim öğretim yöntemlerinin kullanılma durumları
Bu araştırmanın temel amacı, müzik eğitiminde mevcut ritim öğretim yöntemlerinin incelenmesi ve bu yöntemlerin işitme dersi veren öğretim elemanları tarafından kullanım durumlarının saptanmasıdır. Araştırmada, tarama modeline dayalı betimsel yöntem kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme yönteminden yararlanılmış ve Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Anabilim Dalı Müzik Öğretmenliği Bilim Dalı, Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Orkestra Şefliği ve Kompozisyon Anasanat Dalı, Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi?nde işitme derslerine giren öğretim elemanlarıyla görüşülmüştür. Araştırma sonucunda, 18 öğretim elemanının tamamının ritim öğretim yöntemlerinin gerekliliği hakkında hemfikir olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Fakat, yöntemlerin öğretim elemanları tarafından tanınırlığının ve derslerinde kullanılma durumlarının oldukça düşük olduğu sonucuna varılabilmektedir. 14 yöntemden ikisi (geleneksel yöntem ve tafatefe) öğretim elemanlarının %50?si tarafından çok iyi düzeyde tanınmaktadır. Diğer yöntemler %60 oranında ?hiç? tanınmamaktadır. Sonuç olarak, adı geçen üniversitelerde ağırlıklı olarak ?klasik sayma? yöntemlerinin kullanıldığı belirlenmiştir. ?Tafatefe? ve ?Geleneksel? ritim öğretim yöntemlerinin en fazla tanınan yöntemler olduğu tespit edilmiştir. Ritim öğretim yöntemlerinin, %86,8 oranı ile işitme derslerinde kullanılmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Resim-iş eğitimi anabilim dalı öğrencilerinin üstbilişsel farkındalıkları ile okul başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı öğrencilerinin üstbilişsel farkındalıkları ile akademik başarıları arasındaki ilişkinin incelemesi yoluyla durum tesbit etme amacı taşımaktadır. Ayrıca sınıf düzeyi, cinsiyet, yaş ve gelir düzeyi gibi bazı değişkenlerin üstbilişsel farkındalık üzerinde anlamlı bir etkisi olup olmadığı incelenmiştir. Çalışmanın bir diğer amacı ise bu yolla, sanat eğitiminde bilişsel boyutun önemine vurgu yapmaktır. Araştırma 2012-2013 eğitim-öğretim döneminde Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı 2. ve 4. sınıftaki 228 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Resim-iş eğitimi öğrencilerinin üstbilişsel farkındalık düzeylerine ilişkin veriler Schraw ve Dennison (1994) tarafından geliştirilen ve Akın, Abacı ve Çetin (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan, Bilişötesi Farkındalık Envanteri (BFE) ile elde edilmiştir. Üstbilişsel Farkındalık ile okul başarıları arasındaki ilişkiyi tesbit etmek üzere Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Sonuç olarak, akademik başarının tüm üstbilişsel farkındalık alt boyutları ile arasında pozitif yönde, düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Alt amaçlara yönelik olarak: Üstbilişsel farkındalık ile yaş arasındaki ilişkiyi tesbit etmek üzere pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar, yaş ile üstbilişsel farkındalık düzeyi arasında istatistiki açıdan anlamlı bir ilişki olmadığını göstermiştir. Resim-iş eğitimi öğrencilerinin üstbilişsel farkındalık puanlarında cinsiyete göre anlamlı bir farklılık olduğu yapılan bağımsız örneklemler için t-testi ile tesbit edilmiştir. Aynı analiz yöntemi ile üstbilişsel farkındalık puanlarında, sınıf düzeyinin anlamlı bir etkisi olmadığı sonucu elde edilmiştir. Öğrencilerin gelir düzeyleri ile üstbilişsel farkındalık puanları arasında anlamlı bir fark olup olmadığını belirlemek üzere ANOVA uygulanmıştır. Sonuçta gelir düzeyinin üstbilişsel farkındalık üzerinde etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Üstbiliş, Üstbilişsel Farkındalık, Resim-İş Eğitimi, Okul Başarısı
Müzik eğitimi anabilim dalı öğrencilerinin müzikte performans kaygı düzeylerine video geri-bildirim yönteminin etkisi
Bu araştırma, Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Anabilim Dalı lisans 2. ve 3. sınıfta okuyan ve piyano dersi alan öğrencilerin, müzikte performans kaygısı (MPK) düzeylerine, video geri-bildirim yönteminin etkisini ölçmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, deneme modelleri çerçevesinde yürütülmüştür. Deneysel modelin desenini belirlemek amacıyla; çok denekli tek faktörlü, ön-test son-test kontrol gruplu desen (ÖSKD) kullanılmıştır. Araştırmada 3 farklı veri toplama aracı kullanılmıştır. Bunlar; 1) Gençler İçin Müzik Performansı Anksiyetesi Envanteri (MPAE-G), 2) Demografik Bilgi Anketi, 3) Video Geri-Bildirim Formu (VGB-F)?dur. Deney ve kontrol gruplarını belirlemek amacıyla, araştırmacı tarafından hazırlanıp sunulan, kişisel bilgilerin yer aldığı demografik bilgi anketi ve M. S. Osborne ve D. T. Kenny tarafından geliştirilip Türkçe?ye uyarlanmış olan 13 maddelik ?Gençler için Müzik Performansı Anksiyetesi Envanteri? (MPAE-G), 2. ve 3. sınıflara dağıtılmıştır. Alınan tüm puanlar hesaplandıktan sonra iki sınıftan yansız (random) atama yoluyla deney ve kontrol grupları belirlenmiştir. Belirlenen gruplar, 2. Sınıf için 26 kişi, 3. Sınıf için 26 kişi olmak üzere toplam 52 kişiden oluşturulmuştur. Her iki sınıf için belirlenen 26 kişiden 13 kişi deney 13 kişi kontrol grubu olarak atanmıştır. Her iki sınıftan belirlenen deney gruplarına, seçtikleri iki eserden oluşan piyano performansları, Video Geri-Bildirim (VGB) yöntemi ile kamera kaydı altına alınmıştır. 3 hafta boyunca uygulanan yöntem, 1?er hafta arayla toplam 3 oturum yapılarak gerçekleştirilmiştir. Kayıtlar bitirildikten hemen sonra katılımcılar çekim ortamında tek başına bırakılmış ve kendi görüntülerini izleyip değerlendirerek araştırmacı tarafından hazırlanan video geri-bildirim formunu (VGB-F) her oturum sonunda doldurmuşlardır. 3 haftalık uygulamanın sonunda deney ve kontrol gruplarına ?Gençler için Müzik Performansı Anksiyetesi Envanteri?(MPAE-G) yeniden verilerek, alınan son-test puanları ön-test puanları ile karşılaştırılmıştır. Toplanan tüm veriler SPSS (Statistical Package For Social Sciences) paket programına aktarıldıktan sonra istatistikî analizleri yapılmış ve elde edilen bilgiler çözümlenmiştir. Demografik bilgi anketinde yer alan sorulara katılımcıların verdikleri yanıtları betimsel olarak inceleyebilmek amacıyla frekanslar, yüzdeler, ortalamalar ve standart sapmalar hesaplanmıştır. Deney ve kontrol gruplarına, deneysel işlemden önce ve sonra, MPAE-G?den alınan ön-test ve son-test puanlarıyla birlikte, gruplar arası karşılaştırmaların yapılabilmesi için t-testi analizi uygulanmıştır. Deney grubu katılımcılarının, video geri-bildirim formu sorularına verdikleri yanıtların ortalamaları ve standart sapmaları hesaplanmıştır. Sonuç olarak, deney grubu katılımcılarının kontrol grubuna göre, deneysel işlemden önce aldıkları MPAE-G ölçüm puanlarıyla deneysel işlemden sonra aldıkları MPAE-G ölçüm puanları arasında anlamlı ölçüde düşüş tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcıların, VGB formunda yer alan sorulara verdikleri yanıtların kendi performans algılarına olumlu yönde etki ettiği tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Kaygı, Performans, Performans Kaygısı, Müzikte Performans Kaygısı, Video Geri-Bildirim Yöntemi
Müzik öğretmeni yetiştirme sürecinde çalgı eğitiminin sorunları (Gazi Üniversitesi örneği)
Bu araştırma Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dalı?nda uygulanan çalgı eğitiminin, fiziki durum, program, öğretim elemanı ve öğrenci boyutlarındaki sorunlarına ilişkin öğretim elemanı ve öğrenci görüşlerini ve bu görüşler arasındaki farkı saptamayı ve bu görüşler doğrultusunda çözüm önerileri getirmeyi amaçlamıştır. Araştırmaya anabilim dalında görevli 38 öğretim elemanı ve 164 öğrenci katılmıştır. Öğretim elemanları ile öğrencilerin bireysel olarak yapılan çalgı ve piyano derslerinin uygulamadaki sorunları ifadelere dönüştürülmüş ve katılma durumlarını belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından anket formu hazırlanmıştır. Araştırma sonucuna göre ?Fiziki Durum? yönünden en önemli sorunlar mesai saati dışında ve hafta sonu tatillerinde okulda çalışma olanağının azlığı, çalışma odalarının ses yalıtımı ve ısı ayarlaması, derslerde eşlikli çalışmalar yapma olanaksızlığı ve çalgı bakım onarım yönünden yaşanan eksikliklerdir. ?Program? yönünden en önemli sorunlar haftalık ders saatinin yetersizliği, dersin kodunun ve adının çalgı türleri ve öğrenci seviyesi yönünden ayırt edici olmaması, dersin kredisinin gerektirdiği çalışma için yetersiz oluşu ve sınavların uygulanış şekli ve içerikleridir. ?Öğrenci? yönünden en önemli sorunlar planlı ve programlı çalışma yapılmaması, dersin gerektirdiği çalışmaların yapılmaması ve tatillerde çalışmaların aksatılmasıdır. ?Öğretim Elemanı? yönünden en önemli sorunlar öğrencilerin çalışmalarının ders saati dışında denetlenememesi, derse zamanında başlayamama ve dersi zamanında bitirememe ve ders zamanının verimli kullanılamamasıdır. Anahtar Kelimeler: Müzik Öğretmenliği, Müzik Eğitimi, Çalgı Eğitimi.