Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
Discipline

Public Finance

Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty

1,431

Archived Theses

1

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

1982 Anayasası'nın mali paradigmalarında demarşi: Diyalektik bir değerlendirme

Diyalektik, zaman olgusu içerisinde süreci çağrıştıran bir kavramdır. Bu bağlamda zıtların mücadelesi ve birliği, nitel değişim, her şeyin değişimi ve her şeyin birbiriyle ilgili olması diyalektik mantığın temelini oluşturmaktadır. Yönetim şekillerinde değişim de diyalektik mantığın bir yansımasıdır. Demokrasinin ortaya çıkarmış olduğu eksikliklerin demarşi ile telafi edilebilmesi için, diyalektik mantığın bir gereği olarak 1982 Anayasası'nda bazı mali kuralların eklenmesi gerekmektedir. Bu değişimin de Türk toplum yapısı açısından türev kurucu iktidar rolüyle yapılması daha uygun bir seçenek olarak ortaya çıkmaktadır. Söz konusu değişimle ön seçim sonrasında kura yoluyla ile demarşik bir mali yapının oluşturulması kastedilmektedir. Böyle bir yapının ortaya çıkması ise diyalektik sürecin bir gereğidir. Ön seçimli mali bir demarşik yapıyla kamu ekonomisindeki etkinsizliklerin görülme ihtimalinin azalması veya yok olması ise bu çalışmanın hipotezini oluşturmaktadır.

Anayasa 1982DemarşiDemokrasi+3
Öner Gümüş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Obeziteyi önlemede obezite vergilerinin potansiyel rolü: İstanbul ili örneği

Bu çalışma Türkiye' de İstanbul ili baz alınarak uygulanabilecek bir obezite vergisinin, bireylerin tüketim alışkanlıkları üzerinde etkisinin olup olmadığını araştırmayı amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, 504 denekten elde edilen veriler dikkate alınmıştır. Araştırmada yer alan hipotezlerin test edilmesine yönelik Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis Testi ve Ki Kare Testi uygulanmıştır. Araştırmada yer alan hipotezler Basit Regresyon Analizi ile test edilmiştir. Araştırma sonucunda, bireylerin obezite vergisine yönelik genel olarak olumlu bir tutum sergiledikleri ve verginin sağlıksız gıda tüketiminde azalmaya yol açacağı görülmektedir. Ancak diğer bir tarafta, verginin, devlet tarafından gelir amacı güdülerek çıkarıldığı, düşük gelirli bireyleri ve vergilendirilecek gıda üreticilerini olumsuz etkilediği, özel hayata müdahele ettiği ve gelir dağılımında bozucu etkilere neden olduğu yönünde olumsuz görüşlerde mevcuttur. Ayrıca mükellefler, obezite ile mücadelede, eğitim ve bilgilendirme politikalarını vergiye kıyasla daha etkili yöntem olarak görmüşlerdir.

MaliyetObezitePiyasa ekonomisi+2
Hatice Yayla
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Taxation of the digital economy: The case of Türkiye

Rapid developments in information and communication technologies (ICT) have significantly transformed the global economy and created the concept of the digital economy. However, this dynamic sector, despite its increasing importance, brings several problems. The primary challenge lies in effectively taxing the digital economy. Traditional taxation models fail to accurately reflect the value created by digital business models and the cyber economy. This circumstance may result in diminished tax revenues and an inequitable tax system. The taxation of the digital economy is experienced internationally. Global and national studies include efforts to find a fair, effective, and sustainable solution for this taxation. In this context, it is important for countries to update their tax systems to make them suitable for the dynamic structure of the digital economy and to take steps to prevent tax evasion through international cooperation. This thesis aims to reveal the taxation of the digital economy and the difficulties encountered in this context, to explain the international studies on the taxation of the digital economy and the solution proposals, and within this framework, to present some policy recommendations by examining the studies on the infrastructure and taxation of the digital economy in Turkish Tax Law. In addition, it is emphasised that international cooperation should be taken as a basis for effective and sustainable taxation in Türkiye and on a global scale.

Turkish tax law
Ayşe Koç Erisoylu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Tax discrimination in EU Law and the OECD model tax convention

The use of taxes by states as a tool to protect their nationals and domestic products constitutes a problem, tax discrimination, to be avoided in the international arena. Tax discrimination creates a heavy tax burden on foreign goods, services and persons as an obstacle to international trade. Increased mobility as a result of globalization caused high pressure about the elimination of barriers to trade and the fight against discrimination. With this pressure, the principle of non-discrimination is introduced by international organizations, economic integrations and treaties. The last two constitute the main levels of non-discrimination rules. For the treaties level, model tax treaties such as the OECD and the UN Models are important. For the second level, regulations of economic integrations such as EU or NAFTA are instances. To reach a more comprehensive, effective and fair rule globally, these different levels should be compared. For this study, EU law and the OECD Model are chosen due to their wide practices and spheres of influence. With evaluating their existing interactions and differences, the possible interactions have been discussed and many suggestions have been made such as the utilization of the CJEU's case law in the OECD Model, adding concepts such as indirect or reverse discrimination to the OECD Model, transferring practices like eliminating the objective justifications to EU law. Besides, Turkish tax and tax treaty systems have been compared with EU law and the OECD Model. Because the principle of non-discrimination is significant for Turkey due to being an EU candidate and applying the OECD Model in tax treaties. Moreover, some suggestions have been made for a better practice in Turkey such as involving the protection of stateless persons or the last paragraph of Article 24, reflecting the case law of the CJEU.

European UnionEuropean Union lawDiscrimination+7
İmran Arıtı Erdem
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan halkının bütçe hakkı algısı: Gence ili özelinde bir araştırma

Demokratik ulusların en temel göstergelerinden biri bütçe hakkıdır. Bütçe hakkının doğru şekilde algılanmaması ve yahut benimsenmemesi ise kamusal hizmetlerde etkinsizlik, kaynak tahsisinde yolsuzluk gibi negatif olaylara sebebiyet verebilir. Bu yüzden Gence ilinde yaşayan genç bireylerin bütçe hakkı algılarının hangi düzeyde olduğunu ölçmek amaçlanmıştır. Araştırma anket tekniği kullanılarak Azerbaycan'ın Gence ilinde uygulanmıştır. Çalışmada bütçe hakkı algısıyla ilgili üç ifade bağımlı değişken olarak alınarak, demografik değişkenler üzerinden varyans analizine tabi tutulmuştur. Araştırmada üç ifade, 6 demografik değişken açısından incelenmiş ve hipotezler de bu bağlamda oluşturulmuştur. Her üç ifade için toplam 6 hipotez tanımlanmıştır. Hipotezlerin test edilmesi için t testi ve ANOVA analizi kullanılmıştır.

AzerbaycanAzerbaycan-GenceBütçe+3
Ruslan Ahmadov
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de mahalli düzeyde borçlanmayı açıklayıcı faktörler: Büyükşehir belediyeleri üzerine bir panel veri analizi

Türkiye'de mahalli düzeyde borçlanma, geride kalan yaklaşık kırk yıllık dönemde önemli ölçüde artmıştır. Söz konusu artışın özellikle nüfusun yaklaşık dörtte üçünü barındıran ve elde ettikleri kaynaklar ile yaptıkları harcamalar açısından başlıca mahalli idare türü olarak kabul edilen büyükşehir belediyelerinde yaşandığı belirtilebilir. Sözü edilen nitelikleri de göz önünde bulundurularak büyükşehir belediyelerinin borçlanmalarının farklı yönleri ile incelenmesi önemlidir. Söz konusu belediyelerin borçlanmalarında yöneticilerinin aldıkları kararlar kadar merkezi idare tarafından yapılan düzenlemeler ile uygulanan politikaların belirleyici oldukları belirtilebilir. Nitekim araştırma kapsamında Türkiye'de büyükşehir belediyelerinin borçlanmaları üzerinde etki doğuran faktörlerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda büyükşehir belediyelerinin ve merkezi idarenin belirleyici oldukları mali, politik, kurumsal, demografik, sosyoekonomik, iktisadi ve coğrafi faktörler analize katılmıştır. Analiz kapsamında dinamik panel veri modellerinden Sistem Genelleştirilmiş Momentler Tahmincisi kullanılmıştır. Her iki idarenin belirleyici oldukları değişkenlerin ayrı ayrı analize katılması ve borçlanma üzerinde yarattıkları etkilerin birlikte test edilmesine olanak sağlayan yöntemin kullanılması araştırmanın özgün yönlerini oluşturmaktadır. Yapılan analiz sonucunda açıklanan değişken olarak kullanılan borç stoku üzerinde, büyükşehir belediyelerinin belirleyici oldukları yatırım harcamaları, operasyonel denge, faiz harcamaları, ideoloji ve politik bütçe teorisi değişkenleri ile merkezi idarenin belirleyici olduğu genel bütçe vergi gelirlerinden alınan paylar, nüfus, gayri safi yurt içi hasıla ve turistik kent olma değişkenlerinin etki doğurdukları tespit edilmiştir.

BelediyelerBorçlanmaBüyükşehir belediyeleri+3
Halil Serbes
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de optimal vergileme arayışı: Bir model ve uygulaması

Vergilerin kamu finansmanının temel yapı taşı olması yönüyle ideal bir vergi sistemi tasarımı, sürdürülebilir kamu maliyesi ilkeleri arasında öncelikli bir hedeftir. İdeal bir vergi sistemi, vergilendirmenin arzu edilen çeşitli niteliklerini dengeleyen bir sistemdir. Bu niteliklere göre vergiler; ihtiyaç duyulan geliri sağlamalı, piyasadaki sapmaları en aza indirecek şekilde uygulanmalı ve mükellef ile vergi idareleri üzerinde aşırı maliyetlere yol açmamalıdır. Bu ve benzeri niteliklerin en azından bazılarının analiz edilmesini konu alan yaklaşımlardan biri de optimal vergilendirme olarak adlandırılan bir araştırma alanıdır. Optimal vergileme, kaynakların en etkin ne şekilde tahsis edileceği ve adil gelir dağılımının nasıl sağlanacağına ilişkin politikalar geliştiren ve refah iktisadının standart araçlarına dayanan normatif bir yaklaşımdır. Optimal vergi teorisinde, etkinlik ve adalet arasındaki denge gözetilirken, kamu finansman ihtiyacını karşılayacak yeterli vergi gelirinin elde edilmesi amacıyla optimal vergi oranları için farklı formüllere odaklanılmıştır. Zira ekonomilerde sürdürülebilir kalkınma hedefleri için optimal vergi oranlarının belirlenmesinde temel faktör optimal olarak belirlenmiş vergilerdir. Bu kapsamda optimal vergi ve vergi oranları, toplumun sürdürülebilir kalkınmasını ve refahını sağlamak için önemli bir kaldıraçtır. Sözü edilen bu bilgiler doğrultusunda çalışmada 1980-2019 dönemine ilişkin Türk vergi sisteminde maliye politikalarının optimallik sorunu, Laffer eğrisi perspektifinden ele alınarak vergi oranı ile vergi geliri arasındaki ilişkinin analiz edilmesi ve Türkiye'nin gerçek Laffer eğrilerinin çizilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda vergi oranları, vergi gelirleri, kriz dönemleri, işsizlik oranları, reel ücretler gibi makroekonomik değişkenler kullanılmıştır. Mevcut değişkenler ekonometrik paket programı yardımıyla analize dahil edilmiştir. Zaman serileri kapsamında vergi oranının vergi gelirleri üzerindeki etkisi Johansen ve ARDL eşbütünleşme yaklaşımları kullanılarak araştırılmıştır. Yapılan analizlerden elde edilen bulgularda Türkiye'de toplam ve dolaylı vergi oranlarının Laffer eğrisinin sağında kaldığı, diğer bir ifadeyle Laffer eğrisinin tepe noktasını aştığı; dolaysız vergi oranlarının ise Laffer eğrisinin solunda kalarak optimal vergi oranlarının altında gerçekleştiği tespit edilmiştir.

Laffer eğrisiOptimal vergilendirmeTürk vergi sistemi+5
Gamze Çimen
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The role of fiscal incentives on renewable energy: Comparison of Turkey in international context

It is one of the most important missions of many countries today to make the highest contribution to the welfare of the country by using energy resources and natural resources in an efficient and environmentally sensitive manner. In this context, it is seen that countries are making intense efforts to create a secure future in energy by meeting their increasing energy needs without being dependent on the outside. Considering that fossil energy resources will be depleted in the coming future, it is obvious that energy causes many conflicts around the world, including international wars. The tendency towards renewable energy resources, which has gained momentum in the recent past, has become the priority of many countries around the world with the advantages of these resources relative to fossil resources at the national and global level. The fiscal incentives provided by the state to renewable energy investments have become one of the main actors of the progress made by countries in this area. In recent years, there have been significant developments in increasing renewable energy production in many countries such as Germany, the USA, Japan, Spain, China, and most of the members of the European Union. This thesis analyzes and compares the fiscal incentives of Turkey in an international context. The concept and types of renewable energy are addressed in detail with its advantages and disadvantages. The history and current situation of our country in renewable energy is examined in the axis of legal regulations, and performance. The fiscal incentives in the field of renewable energy is investigated in an international context and compared with Turkey. Finally the thesis confirms the important role of government in the renewable energy sector and discusses the results with policy implications.

Energy resourcesEnergy policiesComparative analysis+4
Emrah Berati Keskin
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessEN

Tax expenditure practices in the 19th century Ottoman public finance system

This thesis examines how the tax expenditure, which is consisted of tax exemption, tax reduction, tax refund, tax deferral, and rate relief, was used in the 19th century Ottoman State public finance system as a tax policy tool. It begins by sketching the definition and arguments against and in favor of tax expenditure, focusing first on the importance, effects, and views concerning this concept. The next part charts the general outlook of the Ottoman State Public Finance system by discussing the Post-Tanzimat public finance case, changes in perception within the Ottoman fiscal mind, developments in fiscal administration, and developments in taxation. The thesis goes on to investigate the reasons behind the tax expenditure practices by using the archives, which compiled from the Ottoman Archives and the National Archives, as well as British newspaper articles, under the headings of economic, fiscal, social, political, and religious issues, and then on practices in the context of county experiences s, which are Britain, Russia, Germany, and France. It, in the end, makes a general assessment regarding all these explanations. In retrospect of the practices of the tax expenditure, these practices have been used in such a deep and wide manner as a fiscal policy tool for different purposes since the establishment of the Ottoman State. There were essential debates on the purpose and amount of tax expenditure in the archives, particularly during the post-Tanzimat Era. These debates were at the center of the reform movements introduced in this period. Within the context of these debates, tax expenditure practices have become a prominent tax policy tool in providing an equitable distribution of the tax burden, in the establishment of social justice, and in suppressing adverse social issues in Ottoman society.

19. centuryReligionReligious elements+6
Şahin Yeşilyurt
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Uygulayıcıların bakış açısıyla devlet üniversitelerinde performans esaslı bütçeleme deneyiminin incelenmesi

Değişen ekonomik koşullarla beraber dünya üzerinde pek çok ülkede Performans Esaslı Bütçeleme Sistemi uygulanmaya başlamıştır. Türkiye'de 2006 yılından beri uygulanmakta olan Performans Esaslı Bütçeleme Sistemi; stratejik plan, performans programı, faaliyet raporu aracılığıyla kaynakları etkili, ekonomik ve verimli kullanmayı amaçlamaktadır. Bu çalışma on yılın üzerinde bir süredir yürürlükte olan sistemin devlet üniversitelerindeki uygulama durumunu ele almaktadır. 01.01.2006 tarihinde yürürlüğe giren Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamında yer alan devlet üniversitelerinde Maliye Bakanlığına bağlı bütçe daireleri kapatılarak yerine üniversitelerin kendi bünyesinde Strateji Geliştirme Daire Başkanlıkları kurulmuştur. Bu çalışmada Strateji Geliştirme Daire Başkanlıklarında performans esaslı bütçeleme sürecinde yer alan personelin sisteme bakış açıları incelenmiş, sorunlar tespit edilmiş ve çözüm önerileri getirilmiştir.

BütçelemeBütçeleme sistemleriDevlet okulları+3
Mert Kazan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İspat kavramı ve bir ispat aracı olarak ticari defterler

İspat kelime anlamı olarak, delil sunarak bir gerçeği ortaya çıkarmak, doğrulamak ve belirli duruma getirmektir. Delil ise taraflar arasındaki çekişmeli hususların ispatında ortaya konulan araçlardır. Geçmişten günümüze ticari hayatın idamesi için ticari işlemlerin kayıt altına alınması gerekliliği doğmuştur. Bu da beraberinde ticari defter tutma ihtiyacı getirmiştir. Ticari işlemlerin kaydedildiği bu defterlerin neler olduğu ve nasıl tutulması gerektiği zaman içinde farklılıklar göstererek gelişmiştir. Ülkemizde ticari defterlere ilişkin hükümler 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu başta olmak üzere çeşitli kanunlarda yer almaktadır. Ancak ticari hayatta yaşanan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin ispat aracı olarak kullanılması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlenmiştir. Bu kapsamda ticari defterlerin delil olarak kullanılabilmesi için şartlar belirlenmiş olup, sahibi lehine ve aleyhine delil olma durumları yargı kararları çerçevesinde değerlendirilmiştir.

DefterlerKanunlar 6100 sayılıTicari defterler+3
Ezel Altunay
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Optimal vergileme açısından Türk vergi sisteminin değerlendirilmesi

Optimal vergi, adalet ile etkinlik arasındaki tercihi en iyi yansıtan ve aynı zamanda sosyal refah düzeyini maksimum seviyeye çıkaran vergi yapısıdır. Bu bağlamda optimal vergilemenin tarihsel gelişimine, ulaşılmak istenen amaçların neler olduğuna yer verilmiştir. Çalışmanın amacından hareketle, Türkiye özelinde vergi sisteminde yer alan vergilerin etkinlik ve adalet ilkelerine uygunluğunun tespiti yapıldı. Ramsey, Mirrlees gibi optimal vergilemeye ilişkin yaklaşımları olan kişilerin optimal vergilemeye ulaşmak için önerileri ile Adolf Wagner, Adam Smith ve modern maliyecilerin optimal vergileme ilkelerinin neler olmasını gerektiğine ilişkin çalışmalarına yer verilmiştir. Bu çalışmaların neler olduğu bu çalışmada yer almaktadır. Optimal vergi bileşimine nüfus, sermaye ve uluslararası hareketlere göre sürekli kendini güncellemesinden dolayı kesinlik belirten sınırlar çizilemese de elde edilen bilgilere göre Türk vergi sisteminde yer alan dolaysız vergilerin optimal vergileme ilkelerine etkinlik ve adalet açısından uygun olmadığına, dolaylı vergilerden katma değer vergisinin kısmen de olsa optimal vergilemenin etkinlik ilkesine uygunluk gösterdiğine ancak hem katma değer vergisinin hem de Özel Tüketim Vergisinin optimal vergilemenin adalet ilkesine uygunluk göstermediği tespit edildi. Anahtar kelimeler: Optimal vergileme, optimal vergilemenin amaçları, verginin tarihçesi, optimal vergileme ilkeleri, Türk vergi sistemi.

Optimal vergilendirmeTürk vergi sistemiVergi sistemi+2
Gökhan Doğan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Özel tüketim vergilerinin mükellefler üzerindeki etkisi (2011-2021)

Vergi, devlet sisteminin kamusal fonksiyonlarını yerine getirmek için kurulan eski ve köklü bir uygulamadır. Günümüze kadar birtakım değişime uğramış olsa dahi hep devlet tarafından karşılıksız tahsil edilmiştir. Vergi borçlusu konumunda olan vergi mükellefleri açısından verginin etkisi yadsınamaz. Özel tüketim vergisi gibi ödeme gücüne bakılmadan alınan vergilerin karşılıksız olması, mükelleflerin vergiye olan bakış açısını olumlu ya da olumsuz olarak şekillenmesine neden olur. Vergilendirmeden istenen amaçlara ulaşmak için mükellefin vergiye uyum sağlaması gerekmektedir. Bu çalışma mükelleflerin kişilik özelliklerinin, devlete olan bağlılığının, gelir durumunun, aile yapısının ve vergi sisteminden kaynaklanan faktörlerinin mükelleflerin vergiye ilişkin tutumunu nasıl etkilediğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda bazı ürünler seçilip 2011-2021 yılları arasındaki veriler dikkate alınarak mükelleflerin seçili ürünlerin kullanma durumu ile özel tüketim vergi gelirleri arasında ilişkisi incelenmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda, özel tüketim vergi gelirlerinin söz konusu yıllar arasında giderek arttığı, mükelleflerin bazı ürünleri diğerlerine göre tercih ettiği, alkol ve alkol ürünlerinin kullanma oranının düştüğü gözlemlenmiştir. Ayrıca, bazı ürünlerin kullanımının daha arttığı göze çarpmaktadır.

Satın alma davranışıTüketici davranışıVergi mükellefi+3
Vildan Büke Çakıoğlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

2000-2021 yılları arasında Türkiye'de maliye politikası ve gelir dağılımı üzerindeki etkisi

Ekonomide üretilen değerlerin ve toplumsal gelirin eşitlikçi, adil bir şekilde bölüşümü bütün ekonomilerde temel hedeflerden birisidir. Ancak ekonomideki üretim faktörlerinin üretilen toplam gelirden aynı oranda yararlanmadığı ve zaman içerisinde gelir dağılımının bozulduğu görülmektedir. Toplumdaki gelir dağılımı bozulmasının önüne geçmek ve eşitsizliği ortadan kaldırmak için hükümetler piyasanın işleyişine müdahale etmek ve başta maliye politikası araçları olmak üzere çeşitli araçlarla gelir dağılımı eşitsizliğini ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. Liberal iktisadi görüşe göre piyasa kendi dengesi içerisinde ekonomik, büyüme, işsizlik, gelir dağılımı gibi temel problemleri çözmektedir. Ancak tarihsel tecrübe devletin müdahalesinin zorunluğu olduğu durumların olduğunu göstermektedir. Devletin ekonomideki etkinlik yöntemlerinden birisi olan maliye politikası araçları olarak kamu harcamaları, vergi politikaları, bütçe harcamaları, borçlanma olmak üzere dört ana grupta ele alınmaktadır. Hükümetler bu araçlarla ekonominin işleyişine müdahale ederek toplum katmanlarının geliri adil bir şekilde bölüşmesini sağlamaya çalışmaktadır. Türkiye, gelir dağılımı adaletsizliğinin sürekli gündemde olduğu ülkelerden birisidir. Türkiye'de son 20 yılda uygulanan maliye politikası uygulamalarına bakıldığı zaman başta dezavantajlı toplum kesimleri olmak üzere toplumsal gelirden düşük pay alanlara maliye politikası araçları ile gelir aktarımı yapılmaya çalışıldığı görülmektedir. Türkiye'de 2001-2022 döneminde uygulanan maliye politikalarının sonuçlarına bakıldığı zaman özellikle bütçe alt kalemlerinden birisi olan transferler yoluyla alt gelir gruplarına önemli düzeyde gelir aktarımının olduğu görülmektedir. Fakat son 20 yılın uygulanan ekonomi ve maliye politikaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde bu politikalardan alt gelir gruplarından ziyade üst gelir gruplarının kazançlı çıktığı görülmektedir. Gelir dağılımındaki eşitliğin en önemli göstergelerinden birisi olan Gini Katsayısının 2000'li yıllara göre daha kötü seviyelere gelmiş olması ve % 20'lik gelir dilimlerinin aldığı paylar içerisinde üst gelir gruplarının payının daha da artmış olması bunun açık bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Anahtar Kelimeler: Maliye politikaları, kamu harcamaları, gini katsayısı, lorenz eğrisi.

Gelir dağılımıGelir dağılımı politikalarıGini katsayısı+3
Mehmet Karana
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi sürecinin vergi gelirlerine etkisi: Türkiye örneği

2019 yılının Aralık ayında Çin'de başlayıp tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını küresel düzeyde ve Türkiye'de ekonomik hayata olumsuz etkileri olmuştur. Dünya çapında ticaret, ulaşım, turizm, tarım ve gıda sektörü olumsuz etkilerde bulunan salgın; ülkelerin istihdam düzeylerinin düşmesine, işsizlik sayısının artmasına, işletmelerin talep düzeyinin düşmesine bağlı olarak maliyetlerini karşılayamamasından dolayı kapanmasına neden olmuştur. Türkiye'de Covid-19 salgınıyla beraber salgının olumsuz etkilerinin vergi mükelleflerine olan zararlarını en aza indirmek amacıyla vergi muafiyeti, vergi istisnası, vergi ertelemesi ve mücbir sebep hükümleri şeklinde mali tedbirler hayata geçirilmiştir. Ekonominin durgunlaşması kamu gelirlerinin düşmesine sebep olmuştur. Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi, Katma Değer Vergisi, Özel Tüketim Vergisi, Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi gelirlerinde azalma yaşanmasına rağmen; Özel İletişim Vergisi ve Dijital Hizmet Vergisi gelirlerinde artış yaşanmıştır. Azalan kamu gelirlerine karşılık artan kamu harcamaları bütçe açığında artış yaşanmasına sebep olmuştur. Anahtar Sözcükler: Pandemi, vergi, mücbir sebep.

COVID 19Ekonomik etkiFinansal etki+4
Zafer Onur Aközel
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bitcoin ile seçilmiş döviz kurları arasındaki ilişki

Bitcoin, Satoshi Nakamoto adlı kişi veya kişiler tarafından 2009 yılında mail gruplarında yayımlanan bir makale ile hayatımıza girmiş bir kripto para birimidir. O günden bu güne bir çok akademik çalışmanın konusu olmuştur. Tezin ilk bölümünde para kavramı, paranın türleri ve paranın fonksiyonlarından bahsedilmiş, döviz kavramı hakkında genel bir anlatım yapılmış ve bununla birlikte Bitcoin'in ortaya çıkışı, teknolojik altyapısı ve finans piyaslarındaki rolü hakkında genel bir bakış sunulmuştur. Bu çalışmanın temel amacı son yıllarda etkisi ve kullanıcısı artan Bitcoin ile seçili döviz kurları arasındaki ilişkileri araştırmaktır. Çalışma Bitcoin fiyatını etkileyen faktörleri daha iyi anlamaya yardımcı olacaktır. Bitcoin ve seçili döviz kurları arasındaki olası ilişkiyi incelerken öncelikli olarak Phillips-Perron birim kök testi uygulanmış ardından otokorelasyon ve değişen varyans sorunu için LM ve White testleri uygulanmıştır. Son olarak VAR Granger nedensellik testi kullanılarak BTC, DXY ve EUR ilişkisi analiz edilmiştir. Analiz sonucunda BTC, DXY ve EUR arasında herhangi bir nedensellik ilişkisine rastlanılmamıştır. Beklendiği üzere DXY ve EUR arasında nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Tüm bu sonuçlar doğrultusunda çalışmadan elde edilen bulgular araştırmacılar, profesyoneller ve yatırımcılara çalışmalarında ve yatırımlarında yardımcı olacaktır.

Tolga Kıraç
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Planlama-programlama-bütçeleme sistemi ve Türkiye uygulaması

Bu projenin temel amacı bütçe nedir, bütçeleme sisteminin gelişimi ve devletlerin ekonomik ve mali sorunlarla karşılaşmaları neticesinde bütçe ve bütçeleme sisteminin önem kazanmasının incelenmesidir. Devlet faaliyetlerinin sürekli olarak genişlemesi ve gelirlerinin bu artışla paralel olarak genişlememesi kamu gelirlerinin sıkı bir şekilde denetlenmesini gerektirmektedir. Bütçeleme sistemleri.bu soruna çözüm bulmak için sürekli gelişme göstermektedir. Gelişmeler neticesinde Planlama-Programlama-Bütçeleme Sistemi ortaya çıkmıştır. Planlama-Programlama-Bütçeleme sistemi unsurları ve sistemin olumlu ve olumsuz yanları ile eleştirileri incelenmiştir. Bununla birlikte Türkiye'de Planlama-Programlama-Bütçeleme sistemi uygulaması örneği ve sonuçları incelenmiştir. Devlet hizmetlerinin, plan ve programlara göre yerine getirilmesi, bunlara göre parasal değerlendirmeye tabi olması ve en yüksek etkinliğin elde edilebilmesi için türlü alternatiflerin hazırlanması gerekir. Bu alternatifler arasında da amacı gerçekleştirecek en iyi olanın seçilmesini sağlayan planlama-programlama- bütçeleme sistemidir ve bu kara verme organının elindeki en iyi araçtır. Türk kamu yönetiminde Planlama-Programlama-Bütçeleme sisteminin rasyonel bir biçimde uygulanabilmesi için kamu yönetiminin yeniden düzenlenmesi, insan kaynaklarının eğitimi ve mevcut hukuki düzenin yeniden gözden geçirilmesi gerekir. Ayrıca Planlama-Programlama-Bütçeleme sisteminin uygulanmasında Planlama-Programlama-Bütçelemeyi hazırlayacak en uygun kurumdan başlamak ve alt yapıyı oluşturduktan sonra diğer kurumlarda da aynı stratejiyi izlemek gerekir. Anahtar Sözcükler: Bütçe, Planlama Programlama Bütçeleme Sistemi,

BütçelemeBütçeleme sistemleriFinans+2
Ozan Tuğrul
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu kesimi açıklarının ekonomik etkileri

ÖZET KAMU KESİMİ AÇIKLARININ EKONOMİK ETKİLERİ Oya Eylem KANDEMİR Yüksek Lisans Tezi, Maliye Anabilim Dalı Danışman: Doç. Dr. Z. Refıa YILDIRIM Eylül 2004, 135 Sayfa Kamu kesimi açıklan özellikle 1970'li yılların ikinci yansından itibaren ekonomilerin karşı karşıya kaldığı büyük bir sorun olarak nitelendirilmiştir. Bu nedenle kamu kesimi açıklarının tanımlanması, finansmanı ve ekonomik etkileri mali politikaların değerlendirilmesinde ve belirlenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Ancak kamu kesimi açıklarının ekonomik etkileriyle ilgili olarak iktisatçılar arasında bir görüş birliğinden söz etmek mümkün değildir. Keynezyenlere göre kamu kesimi açıklan ekonomi üzerinde genişletici etkilere yol açmaktadır. Açıkların borçlanma ile finansmanı, faiz oranlarının yükselmesine ve özel kesim yatırımlarının düşmesine neden olmaktadır. Ancak Keynezyen iktisatçıların bir kısmı kamu kesimi açıklan sonucunda yükselen faiz oranlarının özel yatırımlar üzerinde dışlama etkisine yol açmayacağım ileri sürmektedirler. Neoklasiklere göre ise, kamu kesimi açıklan reel faiz oranlarım yükseltmekte ve özel yatıırım harcamalarının dışlanmasına neden olmaktadır. 1970'lerde David Ricardo'nun kamu kesimi açıklarının ekonomi üzerinde reel etkilerinin olmayacağına ilişkin görüşlerinin yeniden gündeme gelmesi bu konuda yapılan tartışmaları farklı bir boyuta taşımıştır. Ricardo Eşdeğerlik Teoremine göre, kamu kesimi açıklarının toplam talep ve faiz oranlan üzerinde herhangi bir etkisinden söz etmek mümkün değildir. Bu çalışmada Türkiye'de kamu kesimi açıklan ile faiz oranlan arasındaki ilişki, 1987:1- 2003:12 dönemini kapsayan aylık veriler kullanılarak analiz edilmiştir. Analizden çıkan sonuçlar, kamu kesimi açıklarının faiz oranlarını yükselttiğine işaret etmektedir. Bu durum Ricardo Eşdeğerlik Teoreminin reddedildiği sonucunu doğurmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ricardo Eşdeğerlik Teoremi, İç Borçlanma, Kamu Kesimi Açıklan, Faiz Oram, Toplam Talep

BorçlanmaEkonomik etkiFaiz+5
Oya Eylem Kandemir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de seçim ekonomisi ve konsolide bütçe harcamaları boyutu (1950-2000 dönemi genel seçimlerinin analizi)

Hükümetlerin performansını değerlendirmede ekonomik performans, seçmenler tarafından her zaman önemli bir kriter olarak görülmüştür. Bu nedenle, demokratik seçimlerle iktidara gelen hükümetler çoğunlukla, iktidara gelmelerini sağlayan seçmenlere uygun bir ekonomik ortam oluşturan maliye ve para politikaları yolu ile ekonomiyi manipüle ederler. Bu şekilde, iktidardaki hükümetlerin yeniden seçilmelerini sağlamak amacıyla seçimler öncesinde para ve maliye politikaları ile ekonomiyi manipüle etmelerine seçim ekonomisi yada yabancı literatürdeki karşılığıyla politik konjonktür devreleri olarak ifade edilmektedir. Bu nedenle, politik konjonktür devreleri (dalgalan) modelleri, iktidardaki hükümetlerin seçim öncesinde genişleyici politikalar izleyeceğini ve seçimler sonrasında ise seçim öncesi oluşturulan bütçe açıklarının negatif etkilerini gidermek amacıyla daraltıcı politikalar izleyeceklerini varsaymaktadır. Bu master tezinin ana amacı, 1950 - 2000 döneminde Türkiye'deki iktidar hükümetlerinin yeniden seçilme şanslarını arttırmak amacıyla, konsolide bütçe harcamalarım genel seçimlerde popülist amaçlarla kullanıp kullanmadıklarını tespit etmektir. Bu amaçla yapılan istatistiksel ve ekonometrik analiz, seçim ekonomisi uygulandığı konusundaki savı destekler nitelikte sonuçlar vermiştir. Anahtar Kelimeler : Seçim ve Ekonomi, Politik Konjonktür Dalgalanmaları, Ekonomik Popülizm, Seçimler, Hükümet Politikaları.

BütçeGenel seçimlerHükümet harcamaları+7
Alpaslan Yaşar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sosyal sigorta kuruluşlarının tek çatı altında birleştirilmesi

Türkiye'de sosyal sigorta kuruluşları olan, Sosyal Sigorta Kurumu, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur'un tek çatı altında birleştirilmesi üzerine bir model hazırlamak amacıyla yapılmaktadır. Tek çatı altında birleştirmenin literatürdeki anlamı bize üç farklı birleştirme modeli anlatmaktadır. Bu birleştirme modelleri, birincisi sosyal sigorta kuruluşlarının tek bir bakanlık allında toplanması, ikincisi sosyal sigorta kuruluşlarının tek bir sosyal güvenlik kurumu altında toplanması ve üçüncüsü sosyal sigorta kuruluşlarının tavsiye edilerek tek bir sosyal güvenlik kurumu kurulmasıdır. Tek çatı altında birleştirme için hazırlanacak model öncesinde, Türkiye'nin sosyal güvenlik sisteminin genel yapısı ile soysal sigorta kuruluşları olan Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur'un hukuki, yönetim, finansal ve denetim yapılan incenelenerek, bu eksen çerçevesinde sosyal güvenlik ve sosyal sigorta sisteminin analizi yapılmaya çalışılmıştır. Bu çalışma soncunda, sosyal sigorta kuruluşlarının tek çatı altında birleştirilmesi ile ilgili olarak sosyal güvenlik sistemimizdeki eksikler çerçevesinde, sosyal sigorta kuruluşlarının tavsiye edilerek yeni bir sosyal sigorta kuruluşu kurulması önerisi hazırlanmış ve bu modelin sağlayacağı yararlar üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sosyal Güvenlik, Sosyal Güvenlik Sistemi, Sosyal Sigorta, Dünya da Sosyal Güvenlik Sistemleri, Sosyal Sigorta Kuruluşlarının Tek Çatı Altmda Birleştirilmesi.

Bağ-KurBirleşmelerEmekli Sandığı+4
Soner Yakar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Özel tüketim vergisi ve ekonomik etkileri

Üretimden ya da üretimin belirli bir aşamasından genel olarak alınmayıp da tek tekbelirlenen bazı ürün ve hizmetlerden alınan vergilere, özel tüketim vergisi denilmektedir. ÖTVekonomik sürecin üretim ve dağıtım aşamalarında veya bunların sadece birinde belirlenen bazımal ve hizmetlerden alınmaktadır. ÖTV belirli gruplara uygulanmakta ve böylece bir ülkeekonomisi içinde üretilen değerlerle, ithal edilen bazı mal ve hizmetler Özel TüketimVergisi'nin konusunu oluşturmaktadır.Dünya uygulamalarına bakıldığında genel tüketim vergileri yanı sıra sözü edilen ÖzelTüketim Vergileri'nin bir yandan gelir toplama diğer yandan ise tüketicilerin harcamakalıplarını etkileme açısından giderek önem kazandığı ve bu türden vergilerin toplam vergihasılatları içerisinde önemli bir yer tutmağa başladığı görülmektedir.Belirli mal ve hizmetlerden alınan Özel Tüketim Vergileri, konusu itibari ile ülkedenülkeye değişmektedir. Verginin konusunu genellikle lüks tüketim malları, alışkanlık vericimaddeler ve sürümü yüksek olan bazı hammaddeler oluşturmaktadır.Ülkemizde 1980 yılından sonra vergi sistemimizi basitleştirmek için köklüdeğişikliklere gidilmiştir. 1985 yılında tüketim vergileri alanında yapılan reform ile KDVuygulanmaya konulmuştur. Avrupa Birliği'ne üye ülkelere uyumlu hale getirmek içinde ÖzelTüketim Vergisi Kanunu kabul edilmiştir.Bu çalışmada, Özel Tüketim Vergisi teorisi, ülkemizde ve AB'ne üye ülkelerde vergiuyumlaştırması konularına değinilmiştir. Ayrıca, ÖTV'nin ülke ekonomilerinde yarattığısosyal, ekonomik, mali konularda ki etkileri analiz edilmiştirAnahtar Kelimeler: Özel Tüketim Vergisi, Vergi Uyumlaştırılması, Avrupa Birliği, KatmaDeğer Vergisi, Vergi Yansıması

Tülay Çakıroğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Enflasyon ve vergileme

SUMMARY The aim of this paper is to show the results that the effects of inflation cause on tax exemptions (exclusion, deduction etc.) from the point of view of taxpayers' and government's point of view. Inflation is an sensible and steady increase on the general level of prices. Therefore, the purchase impact of money decreases in the inflationary periods. Since tax isa monetary value and unless an adjustment e s being done, i t loses some functions, such as ability-to-pay principle, efficient and equitable income distribution principle. As to this condition yields various results for taxpayers and government while inflation proves government to' obtain more tax revenue by disturbing the structure of the progressive personal income tax, it entails government to come out the revenue loses because of administrative lags in the system of personal income tax. That is, inflation has got two important contradictions to one another from the point of view of taxpayers and government: 1. Increasing of Tax Burden Revenue 2. Effects of Administrative Lags 1. Increasing of Tax Burden Revenue A progressive income tax system is affected by inflation both with respect to the real value of tax allowances and to the structure of tax brackets and progressive rates. As inflation will reduce substantially the real value of most tax allowances in the system of income taxation, this will lead to a more progressive effect on income taxation, even in the case of a proportional structure of tax rates. If moreover, the rate structure of income taxation is progressive, nominal increases inIncome may move taxpayers Into higher tax brackets, thus leading an increases real tax burden. But in this situation government can obtain more tax revenue. This is the concept of inflation as a form of or as an alternative to taxation with respect to the function of transferring real purchasing power to the public sector. 2. Effects of Administrative Lags The other effect of inflation on the tax system has been a massive eroison of real tax revenues. Together with legal lags there may be illegal delays in payment. The higher the rate of inflation and the less inflation-adapted the penalties for these illegal transfers, the more tax loses are from the point of view of government. But taxpayers pay less money, as inflation reduce purchasing power of money in the long term. In this paper, the first chapter is a theorical statement- explained above- In the second chapter, the impact of inflation on the institutions of Turkish Personal Income Tax is intensively analyzed to explain with a lot of examples and measures. Inflation disturbs income distribution to related with its effects of on the tax system. We made a measure to show this situation for Turkey. According to this, the tax loses that government comes out from a person who receives minimum wage who pays his/her tax on the average 1,5 months later - Because the time between earning his income and paying his tax is 1;5 months- Be cause the time between earning his/her income and paying his/her tax is 1,5 months- and a merchant who pays his/her tax on the average 12,5 months later. We have developed a model that measures the tax loses of goverment as a result of these delays, According to results of measure that we made, the tax burden of a person who earns minimum wage is heavier than others. That is,while goverment faced 11.2% tax loses from a person who earns minimum wage, it faced an 51.2% tax loses from a mercant in Turkey in 1994. In third chapter, it is explained that the forms of solution in Turkey's practice to eliminate the negative effects of inflation and besides that some solutions are propesed by us. Some of these are: indexation, shortening administrative lags (i.e. Paying the tax one every 3 months), widening tax brackets as parallel to the rate of inflation, using the inflation accounts, etc. Inflation reduces real value of minimum living allowance, limits of exclusions and therefore, it increases the tax burden of person who benefit from these. xii

EnflasyonFinansVergilendirme
Birsen Nacar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi kaçakçılığı ve Türkiye uygulaması

ÖZET Vergi kaçakçılığı evrensel bir olgudur. Ancak, son zamanlara kadar yeterince önemsenmemiştir. Bununla beraber, kamu açıklarının boyutlarının büyümesi ve süreklilik kazanması, vergi siteminin etkinsizleşmesi ve kayıtdışı veya kuraldışı faaliyetlerin yoğunluk kazanması; vergi kaçakçılığına gösterilen ilgide önemli artışlara neden olmuştur. Genel olarak vergi kaçakçılığı olumsuz etkilere sahip bir olgudur. Dolayısıyla verginin temel işlevleri vergi kaçakçılığının boyutlarının büyümesine koşut zayıflamaktadır. Diğer yandan vergisel normlar (vergi adaleti gibi) bu olgudan olumsuz yönde etkilenmektedir. Bunun sonucunda vergiye uyum azalmakta ve tüm vergilerde büyü bozulmaktadır. Ayrıca, vergi kaçakçılığı ekonomik, sosyal ve hukuki yapı üzerinde de çok olumsuz etkiler yaratabilmektedir. Böylesi yıkıcı etkilere sahip vergi kaçakçılığı ile mücadele edilmesi gerekmektedir. Bunu yapabilmek için ise öncelikle bu olguya neden olan faktörlerin bilinmesi gerekmektedir. Teoride, vergi kaçakçılığı ekonomik ve deneysel yaklaşım olmak üzere iki farklı yaklaşımla incelenmiştir. Ekonomik yaklaşım, daha çok mikro düzeyde vergisel faktörler üzerinde odaklanmakta ve matematiksel modellerle vergisel parametrelerin vergi kaçırma karan üzerindeki etkilerini belirlemeye çalışmaktadır. Deneysel yaklaşım ise, hem mikro nemde makro vergisel ve vergi dışı faktörleri ele alarak, bu faktörlerin vergi kaçakçılığı kararı üzerindeki etkilerini saptamaya çalışmaktadır. Ancak gerek ekonomik yaklaşım ve gerekse deneysel yaklaşım; vergi kaçakçılığım belirleyen faktörler üzerinde mutlak bir uzlaşı içinde değildir. Bunda kullanılan yöntemler, kurulan modeller ve en önemlisi vergi kaçakçılığının kendi doğası etkili olabilmektedir. Teoride farklı nedenlere ağırlık verilse bile vergi kaçakçılığının nedenleri bir bütündür. Dolayısıyla, bir bütünün parçaları olan, vergi kaçakçılığının nedenleri, vergisel ve verdi dışı nedenler olarak iki başlık altında toplanabilir. Vergisel nedenler, daha çok vergi olgusunun varlığından kaynaklanan; hukuki, ekonomik, psikolojik ve idari faktörlerden oluşmaktadır. Bunlar vergi oranı, vergi tarifesi, vergi denetim olasılığı, vergi cezaları, vergi idaresinin etkinliği vs. gibi örneklenebilir. Vergi dışı nedenler ise toplumun sosyal ve ekonomik yapısı ve bu yapının işleyişinden doğan ve vergi olgusuyla doğrudan ilişkili olmayan siyasal, ekonomik ve sosyal faktörleri kapsamaktadır. Vergi dışı nedenlere; gelir düzeyi, işletme büyüklükleri, enflasyon, piyasa ve fiyat kontrolleri vb. örnek gösterilebilir. ufYukarıda kısaca özetlenen nedenlerden bir kısmı devlet, diğer bir kısmı ise vergi yükümlülerince belirlenmektedir. Dolayısıyla ekonomik sonuçları olan vergi kaçakçılığının arz ve talep koşullarında belirlendiği söylenebilir. Devlet; vergi oram, denetim olasılığı, vergi cezası, vergi affı gibi, faktörleri vergi kaçakçılığım teşvik edici yönde belirleyebilir, örneğin yüksek vergi oranları vergi kaçakçılığım cazip hale getirebildiği gibi, düşük denetim oranları veya sık sık mali af uygulamaları da vergi kaçakçılığım arttırıcı etkilere sahip olabilir. Dolayısıyla devlet bu parametreleri belirlemesine göre vergi kaçakçılığının arzım yüksek veya düşük belirlemiş olmaktadır. Diğer yandan vergi kaçakçılığının talep yanım ise, vergi yükümlüsünün psikolojik algılamaları, sosyal ve ekonomik yapı ve bu yapıma işleyişi, vergi ahlakı, eğitim seviyesi, işletme büyüklükleri, icra edilen meslek ve en önemlisi toplumun vergi kaçakçılığına bakışı belirlemektedir. Bu faktörler daha çok yükümlünün vergi bilincini etkilemektedir. Dolayısıyla vergi bilinci düzeyine göre, vergi kaçakçılığının talep yönü belirlenecektir. Böylece vergi bilincinin düşüklüğüne göre vergi kaçakçılığı talep edilir olacaktır. Sonuçta arz ve talep koşullarının uygunluğuna göre vergi kaçakçılığı oluşacaktır. Bu çalışmanın sonuç kısmında da belirtildiği gibi, Türkiye'de vergi kaçakçılığının yüksek düzeyde arz ve talep edildiği söylenebilir. Yapılan farklı tahminlere göre yüzde 50-70 dolayında (vergi gelirine oram olarak) vergi kaçakçılığının var olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla bu çalışmanın gerek teori gerekse Türkiye uygulaması bağlamında ortaya konulan nedenlerin tek tek ortadan kaldırılmasıyla vergi kaçakçılığının önlenebileceği açıktır. Ancak böyle bir sorunun çözülmesinde toplumsal tepki ve bilincin önemi yadsınamaz. Dolayısıyla, vergi bilincinin arttırılması, vergi kaçakçılığına karşı en geniş kitlelerin tepkilerinin örgütlenmesine koşut vergi kaçakçılığı önlenebilecektir. ı*KEYWORDS / ANAHTAR KELİMELER TAX EVASION: VERGİ KAÇAKÇILI?I TAX AVOIDANCE: VERGİDEN KAÇINMA TAX UNDERESTİMATİON: VERGİNİN EKSİK BELİRLENMESİ TAX NONCOMPLIANCE: VERGİYE UYUMSUZLUK FİSCAL PSYCHOLOGY: MALİ PSİKOLOJİ TAX EROSSION: VERGİ EROZYONU UNWİLLİNGNESS TO PAY: ÖDEME İSTEKSİZLİ?İ COMPLIANCE COST: UYUM MALİYETİ TAX CONSCIOUS: VERGİ BİLİNCİ TAX ETHICS: VERGİ AHLAKI

FinansKaçakçılıkVergi kaçakçılığı
Yakup Karabacak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Kayıtdışı ekonomi ile mücadelede dikey denetim yöntemi

Kayıtdışı ekonomi, Gayri Safi Milli Hasıla hesapları içerisinde görünmeyenekonomik faaliyetler olarak tanımlanmaktadır. Kayıtdışı ekonomik faaliyetler ahlakiolmamak, nakit olmak ve istatistiksel olarak ölçülememek gibi özelliklere sahiptir.Yasadışı ekonomik faaliyetler, yarı kayıtlı ekonomik faaliyetler ve hiç kayıt altınaalınmamış ekonomik faaliyetler kayıtdışı ekonominin unsurlarıdır. Hükümetleraçısından en önemli unsur yarı kayıtlı ekonomik faaliyetlerdir. Çünkü bu grupta yer alanfaaliyetler kayıtlı ekonominin unsurları tarafından gerçekleştirilmektedir.Kayıtdışı ekonominin nedenleri mali, ekonomik ve siyasal nedenler olaraksayılmaktadır. Kayıtdışı ekonomi ile mücadelede denetimin etkinliği önem arzetmektedir. Etkin bir vergi denetim yapısı ve vatandaşlık bilincinin birlikteliğikayıtdışılığı önleyeceği gibi, mükellef uyumu sağlanmalı, muafiyet ve istisnalarındaraltılması gerekmektedir.Sonuç itibariyle yapılması gereken mali revizyon, etkin bir denetimmekanizması ve en önemlisi vergi bilincinin oluşturulmasıdır.Anahtar Kelimeler: Kayıtdışı Ekonomi, Denetim, Vatandaşlık, Muafiyet,İstisna, Dikey Denetim.

Yusuf Baytar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Dış borçların sürdürülebilirliği ve Türkiye örneği

Günümüzde Türkiye'nin de içinde bulundu u pek çok GOÜ'nin ortak sorunu,kalkınmalarının finansmanı için gerekli yurtiçi sermayenin yetersizli i ve ödemeler dengesiaçıklarının giderek artması nedeniyle dı borçlanmaya zorunlu ba vurmalarıdır.Dı borçların sürdürülebilirli i kavramı, özellikle 1980'lerde çı gibi büyüyen dı borçkullanım oranlarının, birkaç sanayile mi ülkenin sürekli olarak ya adı ı cari i lemler dengesiaçıklarının ve GOÜ' lerin ya adıkları dı borç krizlerinin etkisi ile önem kazanmı tır. Borçlubir ülkenin dı borçlarını ödeyebilir olması, dı borcunun ve dı borç politikasınınsürdürülebilir oldu u anlamına gelmektedir. Dı borç stokunun milli gelire oranının uzundönemde sabit kalması, ülkenin dı borçlarını ödeyebilir oldu unu göstermektedir. Türkiyeekonomisi göz önüne alındı ında; yüksek borç stoklarına sahip oldu u, dı borçgereksiniminin artarak devam etti i, dı borç göstergelerinin sürdürülebilirlik konusundaendi e yarattı ı görülmektedir.Çalı manın amacı, Türkiye'nin dı borçlarının halâ sürdürülebilir olup olmadı ınıara tırmaktır. Türkiye'nin dı borçlarının sürdürülebilirli i, birim kök testi ve zaman serisiekonometrisi kullanılarak ARIMA modeliyle analiz edilmi tir. Türkiye'nin dı borçlarınınsürdürülebilir olup olmadı ının ara tırılmasında ülke riski yakla ımı ele alınmı tır. Çalı mada1964-2005 dönemini kapsayan toplam dı borçlar, GSMH ve ihracat yıllık zaman serilerikullanılmı tır. ARIMA modeli kullanılarak gelecek be yıla ait toplam dı borçlar, GSMH veihracat de erleri tahmin edilmi tir. Tahmin de erlerinden elde edilen dı borçlulukgöstergeleri baz alınarak, Türkiye'nin dı borçlarının sürdürülebilirli i ko ulude erlendirilmi tir.Çalı ma ile elde edilen ampirik bulgular, Türkiye'nin Dünya Bankası'nın i aret etti irisklilik sınırlarını a tı ını, çok borçlu bir ülke olarak dı borçlarını sürdürememe riski ilekar ı kar ıya oldu unu göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Dı Borçlar, Sürdürülebilirlik, Dı Borç Göstergeleri, Ülke Riski,ARIMA.

Hatice Özkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Dışsallıklarda kamusal çözümler: Türkiye uygulaması

Bu çalışmada bir piyasa başarısızlığı olan çevresel dışsallıklar ve çözümündeuygulanan kamusal politikalar incelenmiştir. Dışsallıklar konusu, çevre ve ekonomiarasında ilişki kurmada önemli bir yere sahip olmaktadır. Bu nedenle çalışmamızdakuramsal olarak dışsallıklar teorisi analiz edilmiş; bu bağlamda literatürdeki farklıtanımlamalara, farklı dışsallık sınıflandırmalarına ve dışsallıkların düzenlenmesindekamusal ve piyasa çözüm önerilerine yer verilmiştir. Vergiler, sübvansiyonlar, harçlar,kirlilik izni ve standartlar gibi kamusal çözümlerin, Coase teorisi ve Hicks-Kaldorölçütü gibi piyasa çözümlerinden görece üstünlüğe sahip olduğu sonucuna varılmıştır.Çalışmamızın uygulama bölümünde ise, Türkiye'de enerji üretiminde kullanılanve çevresel kirliliğe yol açan fosil yakıtlar (kömür, petrol ve doğalgaz) üzerindeki birçevre vergisinin ekonomik etkileri analiz edilmiştir. Bir üretim planlama tekniği olandoğrusal programlama modeli kullanılarak, fosil yakıt üreten sektörlerin çevre vergisidurumundaki optimal üretim miktarları hesaplanmış; kömür sektörünün hem iktisadihem de çevresel açıdan üretimini kısması gerektiği sonucuna varılmıştır. Çevre vergisioranı artırıldıkça üretim miktarındaki değişimin boyutu en çok olan, diğer bir ifadeyleçevre vergisine en çok duyarlı olan sektörün ise doğalgaz sektörü olduğu görülmüştür.Belli bir kaynağın tüketimini vergilendirmenin, ikame kaynakların tükenme hızınıartırması gerçeğinden yola çıkılarak, enerji üretiminde küresel ısınmaya yol açan fosilyakıtlar yerine yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması için kamusalmüdahalelerin kaçınılmaz olduğu sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Piyasa Başarısızlıkları, Dışsallıklar, Dışsal Maliyetler, ÇevreEkonomisi, Doğrusal Programlama

Cihan Yüksel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin uluslararası rekabet gücü; Bazı AB ülkeleri kıyaslaması

xiiiÖZETTÜRK YE'N N ULUSLARARASI REKABET GÜCÜ;BAZI AB ÜLKELER LE KIYASLAMASIEsra BA KILIÇYüksek Lisans Tezi, Maliye Anabilim DalıDanı man: Prof. Dr. Ahmet Fazıl ÖZSOYLUNisan 2006, 128 sayfaBu çalı mada Türkiye'nin seçilen AB ülkeleri kar ısında rekabet gücüölçülmeye çalı ılmı tır. Çalı ma dört bölümden olu maktadır. lk bölümdeküreselle me kavramı ele alınarak, küreselle menin etkileri incelenmi , ikincibölümde küresel rekabet ve küresel rekabet gücüne teorik yakla ımlar ele alınmı ,üçüncü bölümde geleneksel rekabet ve rekabet gücünü belirleyen faktörler elealınmı tır. Dördüncü bölümde seçilen AB ülkeleri ile Türkiye'nin rekabet gücüölçülmü ve Türkiye'nin, rekabet gücünün arttırılması için çözüm önerilerindebulunulmu tur.Küreselle en dünyada ülkeler birbirleriyle rekabet halinde olmakta, artanrekabete kar ı tek ba larına hareketten daha çok, bölgesel birliklere üye olmayı tercihetmektedirler. Rekabet gücünün arttırılması için Türkiye'nin AB'ne tam üyeli iningerçekle mesi gerekmektedir bu do rultuda AB ülkeleri ile rekabet güçleri ölçümü,yetersiz kaldı ımız alanların tespiti ve çözümü üyelik sürecinde ekonominingeli mesini sa layacaktır. Seçilen AB ülkeleri kar ısında Türkiye rekabet gücündeson sırada yer almaktadır. Bu durumda çe itli sektörlerde yapısal politikalargerekmektedir. Öncelikle borç yükü azaltılmalı ve bütçe açı ı kapatılmalı, cari açı ınkapatılması için ihracatın ithalatı kar ılama oranı artırılmalı, istihdamın artması,teknoloji ve bilgi transferi için do rudan yabancı yatırımların ülkeye çekilmesisa lanmalı, yurtiçi yatırımlarla beraber üretim verimlilik artı ları sa lanması, vergireformu yapılarak kayıtdı ı ekonominin önlenmesi ve ar-ge, sa lık, e itimalanlarında yatırımların artırılması gerekmektedir.xivAnahtar Kelimeler: Firma düzeyinde rekabet gücü, endüstriyel rekabet gücü,uluslararası rekabet gücü, kayıtdı ı ekonomi, vergi yükü, cari açık

Esra Başkılıç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Devlet bütçesi ve gelişimi ve 5018 sayılı kamu mali yönetim kontrol kanununun çukurova üniversitesi uygulaması

Bütçe günümüzde, ülkeden ülkeye değişmekle birlikte belli bir dönemde devlet tarafından yapılması planlanan harcamaların ve gelirlerin bütünüdür. Gelişen kamu maliyesinde bütçe devletin mali planı olmasının yanında ekonomik, sosyal, siyasi belge özelliği de taşımaktadır.Türkiye'de; 2005 yılına kadar mali yönetimimiz, 1927 yılından beri 1050 sayılı Muhasebeyi Umumiye Kanunu'nu uygulamaktaydı. Bu kanun günümüz şartlarına; bütçe tekniği açısından ise saydamlık, hesap verilebilirlik, uzun vadeli stratejilere cevap vermemesi, mali raporlama konularında bulunan eksiklikleri nedeniyle yürürlükten kaldırılarak onun yerine mali bir devrim olarak adlandırılan 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu kabul edilerek bütçenin hazırlanması uygulanması ve denetlenmesi tamamıyla değişmiştir.Bu çalışmamızda öncelikle; kısa bir şekilde bütçe anlatıldıktan sonra, eğitim sistemimizde çok önemli bir yer tutan üniversitelerden biri olan Çukurova Üniversitesinin 2001 ve 2006 yılları arasında bütçe harcamalarını 1050 sayılı Muhasebeyi Umumiye Kanunu ve 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun getirmiş olduğu yenilikler çerçevesinde irdelemek ve karşılaşılan sorunlara çözüm üretmektir.Bu çalışmada 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu temel alınmak suretiyle hazırlanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, bütçe ile ilgili genel bilgiler, bütçenin nitelikleri, fonksiyonları, ilkeleri, bütçe teorileri ve teknikleri detaylı bir şekilde incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde Türk Bütçe Sistemi incelenmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümde ise Çukurova üniversitesinde olan bölümlerin 2001?2006 yılları arasında bütçe kesin hesaplarında ki rakamlara bağlı kalarak bütçesel değişkenleri, personel ve öğrenci sayılarındaki değişmeler ışığında birimlerin yıllık harcama artışlarının sebepleri açıklanmış ve incelenmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde ise karşılaşılan sorunlara çözüm önerileri getirilmiştir.

Finansal denetim
Suat Temelli
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Geçiş ülkelerinde vergi reformu

Bu çalışmada ?Merkezi Planlamacı? bir Ekonomik Sistemden ?Piyasa Tabanlı? bir Ekonomik Sisteme dönüşüm sürecinde olan ?Geçiş Ülkeleri?nde uygulamaya konan ?Vergi Reformu? tartışılacaktır. Çalışmanın ana eksenini vergi reformunun gelişimi ile ekonomik yapı arasındaki sıkı ilişkiyi ve her bir ülke için geçerli olabilecek tek tip bir reform reçetesi uygulamanın mümkün olmadığını ortaya koymak oluşturmaktadır. Bu yüzden iki önemli makroekonomik gösterge olan ?enflasyon ve büyüme? rakamları her bir geçiş ülkesi bazında ana hatlarıyla ele alınmaya çalışılacaktır. Ayrıca ?doğrudan yabancı yatırım ve özelleştirme? konularına da değinilecektir. Geçiş süreciyle ilgili literatürde bu ilişkilere yönelik birçok çalışma bulunmaktadır ve bu çalışmaların neredeyse tamamı birbirine yakın sonuçlara ulaşmaktadırlar. Ayrıca çalışma boyunca verginin kavramsal olarak şekillenişi ve onu belirleyen vergilemenin temel amaçlarıyla birlikte vergi reformunun önemi vurgulanmaya çalışılacaktır. Bu amaçla genel olarak geçiş ülkelerinin ekonomik ortamları ve onların şekillenişini belirleyen iki farklı reform alternatifi üzerinde durulacaktır. Bunlardan ilki özellikle Rusya, Macaristan, Polonya ve Çek Cumhuriyeti gibi hemen hemen tüm Merkez ve Doğu Avrupa ülkelerince benimsenen ve ?Big Bang? olarak adlandırılan ekonomik reform uygulaması ve diğeri ise Çin tarafından tam anlamıyla uygulanan ve onun modelini oluşturduğu ve ?Gradualizm? olarak adlandırılan ekonomik reform uygulamasıdır. Birincisi değişiklik sürecinin ?hızlı, devrimsel ve bütüncül? bir şekilde ele alınmasını savunurken; ikincisi ?yavaş, evrimsel ve aşamalı? bir değişiklik sürecini savunmaktadır. Her iki uygulamanın şüphesiz olumlu ve olumsuz tarafları vardır. Kapsamlı bir literatür taramasını içeren bu çalışma iki farklı ekonomik modelin şekillendirdiği iki farklı vergi sisteminin nasıl dönüşüme uğradığını ve bu dönüşüm esnasında uygulanan reform politikalarının nasıl sonuçlar verdiğini ortaya koymaya çalışarak ?vergi reformunun ekonomik dönüşüm sürecinin en önemli parçalarından biri? olduğunu ortaya koyacaktır. Ekonomiler açısından hayati derecede önemi olan bu bilimsel tartışmanın daha kapsamlı bir şekilde tartışmaya açılması temennimizdir. Anahtar Kelimeler : Geçiş Ülkeleri, Merkezi Planlama Ekonomisi, Piyasa Ekonomisi, Vergi, Vergi Reformu

Hasan Yılmaz İzlimek
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
10
Master'sOpen AccessTR

Türkiye`de kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması çerçevesinde mali disiplin

Türkiye' de kamu maliyesinde disiplinin bozulması 1980 sonrası uygulanan mali politikaların bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Kamu kesimindeki açıkların günden güne büyümesiyle açıkların finansmanına yönelik Merkez Bankası kaynaklarının kullanımı, iç borçlanma ve dış borçlanma yolunun tercih edilmesi, kamu gelirleri politikalarına verilen önemin azalmasıyla ortaya çıkan bir süreç olarak görülmektedir. Türkiye' de 1980 sonrası dönemde gerek vergi yükü gerekse vergi gelirleri esnekliklerinin düşük kalması karşısında kamu harcamalarının önlenemeyen yükselişinin frenlenememesi, sorunların en önemli nedenleri olarak görülmektedir. Ülkemizde 1990' lı yıllara kadar bu açıdan herhangi bir problem olmadığı söylenebilir. 1994, 2000 ve 2001 krizleri göstermiştir ki, ülkemizde kamu mali yönetiminde yeniden yapılanmanın kaçınılmaz olarak gerçekleşmesi gerektiğidir. Çalışmamızda, ülkemizde kamu mali yönetiminin yeniden yapılandırılması açısından ele alınarak mali disiplinin sağlanması konusunda ağırlıklı olarak durulmaktadır. Bu çerçevede çalışmamızda başlangıçta mali disiplin için gerekli olan temel kavramlar belirtilerek mali disiplinin sağlanması konusunda mali kuralların gerekliliği üzerinde ayrıntılı olarak bilgiler sunulacaktır. Ülkemizde son zamanlarda en sık kullanılan kavramlardan biri olan ?Mali Disiplin? in sağlanması konusunda karşılaşılan sorunlu uygulamalar ele alınmaktadır. Mali disiplinin sağlanması yönünde ülkemizde 2003 yılında çıkarılan 5018 sayılı Kanun incelenerek, bu kanunun getirdiği yenilikler çerçevesinde mali disiplinin sağlanması açısından yeterli olup olmayacağı tartışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Kamu Mali Yönetimi, Mali Reform, Bütçe Açığı, Mali Disiplin, Mali Anayasa

Murat Küçüktüfekçi
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu yönetiminde şeffaflık ve bilgi edinme yasası uygulaması

Çalışmamıza, çağdaş ve demokratik yönetimin gerekliliğinden olan yönetimde şeffaflık kavramı ve katılımcı yönetim anlayışını mümkün kılan, bireylere yönetimin elinde bulunan bilgi ve belgelere ulaşma ve aldığı kararlara katılma imkânı sağlayan Bilgi Edinme Hakkı Kanunu konu olacaktır. Çalışmanın ana konusunu "Bilgi Edinme Kanunu"nun Türkiye'de uygulanması oluşturmaktadır. Bu amaçla bilgi edinme yasası kapsamında pek çok kamu kuruluşuna mesajlar gönderilmiştir. Uygulama sonucu elde edilen veriler ile Türkiye' de bilgi edinme yasanın ne derece uygulandığı test edilecek ve uygulama sırasında yaşanan aksaklıklar mevcut yasa kapsamında değerlendirilecektir.Öncelikli olarak ?yönetim? ve ?kamu yönetimi? kavramsal çerçevede incelenecek, Türk kamu yönetiminin yapısı ve temel soruları üzerinde durulacaktır. Çağdaş ve demokratik yönetimin gerekliliğinden olan şeffaflık kavramının tanımı yapılacak, gerekliliği ve faydaları kısacası yönetime olan katkısı ve önemi vurgulanacaktır. Yine şeffaflığın bir türü olan mali şeffaflığın yönetime olan katkısı ve yanlış uygulanması durumunda yaratacağı sakıncalar belirtilecektir.Ülkemizde Kamu hizmetlerinde ekinliğin ve verimliliğin arttırılması, katılımcılığın ve hesap verilebilirliğin sağlanarak demokrasinin güçlendirilmesi ve hizmet kalitesinin arttırılması amacıyla 24 Nisan 2004 tarihinde yürürlüğe giren Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun dünyada ve Türkiye'de gelişim süreci ve günümüz yasal düzenlemeleri üzerinde durulacaktır. Türkiye'de bilgi edinme yasası ile belli hakların tanınması ve bazı istisnalarla bu hakların geri alınmasına vurgu yapılacaktır.Anahtar Kelimeler: Yönetim, Kamu Yönetimi, Şeffaflık, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu, Bilgi Edinme Hakkı

Sevim Bozkurt
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi hukukunda genel tebliğ ve sirkülerin anayasada yer alan kanunilik ve açıklık ilkeleri açısından değerlendirilmesi

Ekonomi ve endüstri insan hayatında var olan ve insanların ihtiyaçları doğrultusunda şekillenen bir alandır özellikle yenilikler her daim devam ettiği süreçler içerisinde insanların her oluşum karşısında da var olan durumların yanında herhangi bir sorunların da var olmasına imkân sağlamaktadır. Bu bağlamda bu gibi durumlarda toplumda düzenin ve sistemin devam ettirilebilmesi için bir hukuk düzenin de var olması gerekmektedir. Gelişen dünya değişen dünya üzerinde insanların her daim sorunlara ve yaşadıkları durumlara tek başına bir çözüm süreci sağlayamamaktadır. Bu durum ise yasal mercilerin oluşmasını sağlamıştır. Tüketim alanında sağlanan özellikle ticari alanda elde edilen usulsüzler pek çok sorunların da alt yapısını oluşturmaktadır. Bu durum ise devlet tarafından bir vergilendirilme sürecine tabii tutulmasını sağlamıştır. Bu vergilendirilme uygulamaları ise insanların herhangi bir durum karşısında haksız gelir elde edilesinin de önüne geçilmiş bulunulmaktadır. Vergi uygulamalarına dayalı pek çok hüküm ve yaptırımalar mevcuttur. Özellikle Hazine ve Maliye Bakanlığı vergilendirme sistemleri üzerinden dorudan görevli ve sorumlu merciler olarak adlandırılmaktadır. Her ne kadar sorunlu merciler olsalar da bir yasa koyma yetkileri henüz bulunmamaktadır. Anayasa'da var olan ve temel ilkeler olarak kabul edilen yasalar kapsamında var olan durumların yönetilmesi ve devam ettirilmesi gerekmektedir. Bu durum sonucunda oluşacak her hangi sorun ve sıkıntılar icrai yaptırımları olarak bireylere yansımaktadır. Bu durumda ise Danıştay'a bağlı olarak ele alınan yardımcı kaynaklar ve genel yaptırım ilkeleri yer almaktadır. Bu ilkeler ve yaptırımlar kapsamınca da bireyler gereken durumlarda hükmedilmekte ve yaptırımlara tabii tutulmaktadır. Bu yaptırımlar ise vergi uygulamaları adı altında toplanmaktadır

Hülya Koçak
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Gelir dağılımında adalet ve uygulanan maliye politikası araçları açısından Türkiye ve seçilmiş OECD ülkeleri ile karşılaştırmalı analiz: 2000 sonrası dönem

Devletin maliye politikaları araçlarıyla ekonomiye müdahalesi, iktisat tarihinde sürekli tartışılan bir konu olmuştur. 18. yüzyılda ortaya çıkan klasik ekonomik akım ile devletin ekonomiye müdahale etmemesi gerektiği görüşü, 1929 yılında yaşanan Büyük Buhran ile önemini yitirmiş ve günümüze kadar devletin belirli alanlarda ve belirli ölçüde ekonomiye müdahalesi savunulmuştur. Devletin ekonomiye müdahale etmesi, sosyal devlet anlayışının bir gerekliliği olarak kabul edilmiş ve devletin ekonomideki rolünü daha da artırmıştır. Bu noktada devletin üstlenmiş olduğu en büyük rollerden biri, adil bir gelir dağılımını sağlamaktır. Bu tez, devletin gelir dağılımında adaletin sağlanmasında kullanılan maliye politikası araçlarının ne denli etkili olduğunu saptamaya yönelik yapılan bir araştırmadır. Son 20 yılda gelir dağılımında adaleti sağlamada hangi maliye politikası araçlarının daha etkili olduğu, Türkiye ile bazı seçilmiş OECD ülkeleri arasında karşılaştırmalı olarak ele alınacaktır.

Deniz Sevük
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de ihracata yönelik vergi teşviklerinin önemi: Serbest bölgeler üzerine saha araştırması

Bu araştırma, Türkiye'de ihracata yönelik vergi teşvikleri ve ekonomik göstergelerle ilişkisini ortaya koymuştur. Bu çalışma Türkiye'deki tüm aktif serbest bölgeleri kapsayan keşfedici bir nicel araştırmadır. Bu araştırma kapsamında Türkiye'de 19 serbest bölgede faaliyet gösteren firmalarla anket çalışması yapılmıştır. Anketin hedef kitlesi serbest bölgelerde aktif olarak faaliyet gösteren firmalardır. Çalışmanın örneklemi 125 firmadır. Ankete verilen yanıtlar SPSS programı kullanılarak incelenmiştir. Bu kapsamda frekans dağılımlarını gösteren temel tablo ve grafiklerin yanı sıra güvenilirlik analizi ve ki-kare bağımsızlık testi de yapılmıştır. Çalışma sonucunda, serbest bölgelerdeki vergi muafiyetlerinin ihracat ve ihracata yönelik faaliyetleri teşvik ettiği kanıtlandı. Ayrıca firmaların büyük çoğunluğu serbest bölgelerin ihraç edilecek malların üretimi için gerekli hammadde ve ara mallara kolay erişim sağladıklarını ifade etti. Ayrıca teşvik ve kolaylıkların bölgelerdeki firmaların düşük maliyetli üretim avantajı sağladığı ifade ettiler. Anket çalışmasının sonuçları, Türkiye serbest bölgelerinin konumunun, hedef pazarlara yakınlık sağlayarak önemli avantajlar sunduğunu doğruladı. Uygulanan vergi avantajları firmaların %52,2'sine göre ihracata yön verme konusunda kendilerini teşvik ettiğini belirtti. Bu da serbest bölgelerde sağlanan vergi avantajlarının Türkiye serbest bölgelerinde faaliyet gösteren firmaların ihracata yönelik faaliyetlerini teşvik ettiği konusunda hemfikir olduklarını göstermektedir.

Özlem Butakın
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin uluslararası rekabet gücü ve doğrudan yabancı sermaye açısından değerlendirilmesi

Daralan pazar ekonomileriyle birlikte gelişen ülke pazarları, diğer bir deyimle küresel pazarlardaki firmalar gerek bulundukları ülkelerde, gerekse de yaşamlarını sürdürmeyi arzuladıkları ülkelerde birçok rakiple karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum günümüzde `küresel rekabet' diye adlandırılmaktadır. Yaşamlarını sürdürmek ve devamlılıklarını sürekli kılmak isteyen firmalar, küresel rekabetin getirdiği olumlu ve olumsuz sonuçlara katlanmak zorunda kalmaktadır.Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere bakıldığında küresel rekabet açısından farklı durumların görüldüğü tespit edilmiştir. Gelişmiş ülke pazarlarında rekabet unsurlarının sert oluşunun yanında rakip firmaların çokluğundan ve pazardaki tüketicinin doygunluğundan dolayı firmaların beklentilerinin karşılanmadığı görülmektedir. Bu sebeple firmalar doğrudan yabancı sermaye yatırımları aracılığıyla adı `küresel pazar' olarak da adlandırılan gelişmekte olan ve az gelişmiş ülke pazarlarına nüfus etme çabasındadırlar. Gelişmekte ve az gelişmiş ülkelere bakıldığında ise durum farklı bir şekilde göze çarpmaktadır. Küresel pazar yaklaşımının artması ile ortaya çıkan doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının, bu ülkelerde yeni teknoloji kullanımını özendirmesi, sıcak para akışının hızlandırması, bunun yanında ülke ekonomisinde faaliyet gösteren firmaların rekabet güçlerini arttırmak adına dünyayı takip etme isteği uyandırması ve sadece kendi pazarlarının durumunu değil, diğer ülke ekonomilerinin de durumunu öğrenme arzusuyla birlikte kendini geliştirme isteği uyandırması gibi firmaların rekabet yarışına büyük katkısı bulunmaktadır.Doğrudan yabancı sermaye yatırımına ve küresel rekabet gücüne genel olarak bakıldığında ise, doğrudan yabancı sermaye yatırımcılarının getirdikleri bilgi, teknoloji, eğitim seviyesi artışı, kalite gibi faydalarla gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerin gelişmelerinin hızlanması ve küresel rekabet gücünü yakalamaları adına olumlu etkileri olduğu görülmektedir. Bu suretle doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ülke ekonomilerinin rekabet gücü açısından hayati önem taşıdığından da bahsedebiliriz.Anahtar kelimeler: Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları, Rekabet Gücü, Küresel Rekabet

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıRekabetRekabet gücü+3
Bengü Keskin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de maliye politikası aracı olarak teşvik politikaları ve Çukurova örneği

Devletin ekonomik hayata müdahalesi ile önem kazanan maliye politikası, devletin sahip olduğu çeşitli mali araçların belirlenen çeşitli hedefler doğrultusunda nasıl kullanılması gerektiğini inceleyen bir bilim dalı olarak karşımıza çıkmaktadır. Maliye politikası ulusal refahın en üst seviyeye çıkarılması için mevcut kaynakların dağılımını maliye politikası araçları olan kamu harcama politikası, kamu gelirleri politikası, vergi politikası ve borçlanma politikasını kullanarak yapmaktadır.Teşvik politikaları devletin ekonomik hayata müdahalede bulunduğu en etkili maliye politikası aracı olarak görülmektedir. Devletler, mevcut sosyo- ekonomik ve toplumsal yapılarına uygun olarak teşvik politikaları belirlemektedirler. Ekonomik kalkınmanın sağlanabilmesi ve toplumun belirli bir refah seviyesine ulaşabilmesi açısından teşvik politikaları maliye politikasının bir aracı olarak hükümetler tarafından uygulama alanı bulmuştur.Bu çalışmada, teşvik politikaları da maliye politikasının bir aracı olarak kabul edilmiş olup, Türkiye'de uygulanan teşvik politikalarının amacı, türleri değerlendirmeye alınmış, Çukurova Bölgesinde teşvik sisteminin uygulanabilirliği ve bölgeye olan etkisi değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Maliye Politikası, Teşvik Politikası, Çukurova Bölgesi

FinansMali teşvik sistemiMaliye politikaları+3
Güzide Tatar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de gelir vergisi politika uygulamalarının vergilemede adalet ilkesi açısından değerlendirilmesi

Bu çalışma, Türkiye'de gelir vergisi politikalarının vergilemede adalet ilkesi açısından kapsamlı bir analizini sunmaktadır. Çalışmanın temel amacı, vergi sisteminin gelir dağılımına etkilerini değerlendirmek, dolaylı ve dolaysız vergilerin ağırlığını analiz etmek ve bu bağlamda adil bir vergi yapısı için politika önerileri geliştirmektir. Gelir vergisinin tarihsel gelişimi, anayasal temelleri ve uygulanmakta olan mevzuat detaylı biçimde incelenmiş, farklı gelir unsurlarının (ücret, ticari, serbest meslek, sermaye, zirai vb.) adalet bakımından yarattığı etkiler değerlendirilmiştir. Ayrıca vergi muafiyetleri, istisnalar ve asgari geçim indirimi gibi uygulamaların vergide adalete katkısı tartışılmıştır. Bu çalışmada 2023 ve 2024 yılları gelir vergisi oranları karşılaştırmalı olarak ele alınmış, yüksek dilimli tarifelerin vergi yükü üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Literatür taraması, güncel yasal düzenlemeler ve karşılaştırmalı ülke örneklerinden faydalanılarak elde edilen bulgular doğrultusunda, gelir vergisi sisteminin yeniden yapılandırılmasına yönelik öneriler sunulmuştur. Vergi matrahının korunması, dijital denetimin güçlendirilmesi, tarifelerin enflasyona göre düzenlenmesi ve vergi harcamalarının şeffaflaştırılması gibi stratejiler, sistemin adalet ilkesiyle uyumlu hale getirilmesi açısından önem arz etmektedir. Bu bağlamda çalışma, vergi politikalarının sosyal devlet ilkesi çerçevesinde adil ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasına yönelik akademik katkı sunmayı hedeflemektedir.

Tibet Ekinci
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
10
Master'sOpen AccessTR

Dış borçların sürdürülebilirliği: Türkiye örneği (1980-2010)

Çoğu gelişmiş ve gelişmekte olan ülke ekonomilerinde karşılaşılan en önemli makroekonomik sorunların başında kamu açıkları gelmektedir. Ekonomi literatürü kamu açıklarını açıklamaya yönelik iki temel konu üzerine odaklanmıştır. Bu konulardan biri son zamanlarda kamu borçlarındaki birikim, diğeri ise bütçe açıkları ve kamu borçları konusunda ülkeler arasında gözlenen önemli farklılıklardır. Birçok gelişmekte olan ülke ekonomilerinde ekonomik büyüme ve kalkınmanın finansmanı için gerekli olan ülke kaynaklarının yetersiz olması bu ülkeleri dış kaynak bulmaya zorlamaktadır. Bu durum sonucunda ise dış borç bu ülkeler için önemli bir finansal kaynak olmaktadır.Gerek gelişmiş ve gerekse gelişmekte olan birçok ülke ekonomilerinde olduğu gibi Türkiye ekonomisi için de dış borç oldukça önemli bir kaynaktır. Bu kapsamda ülkemizde dış borç genellikle tasarruf ve döviz açıklarını gidermek ve yüksek büyüme hızına ulaşabilmek için alınmaktadır. Ülke kaynaklarının yetersiz kalması sonucunda ilk zamanlar ek bir kaynak olarak alınan dış borçlar etkin bir şekilde kullanıldıklarında yatırımları, ekonomik büyümeyi ve kalkınmayı hızlandırmaktadır. Ancak, alınan dış borcun etkin ve verimli olarak kullanılmaması ve dış borç anapara ve faiz ödemelerinin ulusal gelir artışından daha fazla artış göstermesi, borçları ödeyebilmek için tekrar borç alınmasını gerektirmektedir. Bunun sonucunda ise dış borç yükü artarak ülkenin refahında bir azalmaya yol açmaktadır.Bir ülke ekonomisinde dış borçlanma gerek yapısı ve gerekse alınma amaçları bakımından ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Bu nedenle siyasi karar alma sürecinde dış borçlanma ile ekonomiye aktarılan dış kaynakların etkin kullanılıp kullanılmadığını belirlemek için belli ölçütler dikkate alınmalı ve bu doğrultuda analizler yapılarak, elde edilen sonuçlara göre borçlanılması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı; 1980'den günümüze dış borç stokunun ve dış borç servisinin ülke ekonomisine etkisini değerlendirmek ve Türkiye'de 1980-2010 yılları arası dış borçların sürdürülebilirliğini zaman serilerine dayalı eşbütünleşme analizi yardımıyla açıklamaktır.Anahtar kelimeler: Kamu Açıkları, Kamu Borçları, Dış Borçlar, Eşbütünleşme, Dış Borçların Sürdürülebilirliği

BorçlanmaBorçlarDış borçlanma+4
Sinan Çukurçayır
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Vergilendirilebilir gelirin tespitinde vergi istihbaratının önemi ve işlevi

Bu çalışmada daha az vergi ödemek ya da hiç vergi ödememek amacıyla vergiye tabi gelirin gizlenmesi, bunun yöntemleri, geliri gizlemenin hukukî sonuçları ile gizlenen gelirin tespiti amacıyla Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan vergi istihbarat faaliyetleri ve bunların sonuçları incelenmiştir.Türk vergi sisteminde kaynak ve net artış teorilerinin sentezi benimsenerek bütün gelirler kavranmaya ve vergilendirilmeye çalışılmaktadır. Beyan esasının geçerli olduğu ülkemizde mükellefler de doğal olarak vergiye karşı direnç algısıyla elde edilen gelirlerini gizlemeye çalışmaktadır. Devlet ile mükellef arasındaki bu çıkar çatışması ortamında, Gelir İdaresi hukuksal yaptırım gücü ile birlikte gelişen teknolojinin de imkânlarını kullanarak gizlenen geliri ortaya çıkarmak ve bunun üzerinden vergi almak çabası içerisindedir.Gerçek ve tüzel kişiler hakkında açık ya da gizli bilgilerin yürürlükteki mevzuat çerçevesinde toplanarak anlamlı bir bütünlük içerecek düzeyde ve vergi incelemesine done teşkil edecek şekilde analiz edilmesi süreci olarak tanımladığımız vergi istihbarat faaliyetleri sonucunda, vergi incelemelerinin verimliliğinin arttığı, kayıt dışı ekonomik faaliyetlerde azalma sağlandığı ve mükelleflerin vergiye karşı dirençlerinin azalarak vergiye gönüllü uyum düzeyinin arttığı gözlemlenmiştir.

BeyannameGelirlerVergi denetimi+5
Mehmet Çiftçi
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kayıtdışı ekonomi ve eğitim düzeyi ilişkisi

Kayıtdışı ekonomi, oldukça geniş bir faaliyet alanını kapsamakta ve çeşitli şekillerde adlandırılmaktadır. Kayıtdışı ekonominin ölçülmesi de oldukça zordur. Ancak Türkiye'de boyutlarının yüksek olduğu bilinmektedir. Nedenleri açısından ekonomik, mali, siyasi ve idari, ahlaki ve psikolojik olmak üzere dört grupta toplanabilir. Söz konusu nedenler ve bu nedenlerin etkisi ülkeden ülkeye farklılaşmaktadır. Türkiye açısından da nedenlerin ağırlıklarının farklılaştığı görülür. Etkileri konusunda olumlu ve olumsuz görüşler ileri sürülmüştür. Ancak olumsuz etkileri daha fazla ve akla yatkındır. Kayıtdışı ekonominin sayılan nedenlerden arındırılabilmesi için önerilebilecek bir faktör ise eğitimdir.Türkiye'de temel eğitim göstergeleri özellikle son dönemde olumlu bir görüntü sergilemektedir. Eğitim yatırımları, okullaşma oranları, okuryazar oranı, öğretmen ve mezun sayısındaki artışla birlikte eğitimde kalitenin de arttığı görülmektedir. Bu durum genç nüfusa sahip olan ülkemiz adına umut vericidir. Çünkü eğitim hem kişisel hem de toplumsal faydalara sahiptir. Faydaları açısından eğitim, gelir dağılımındaki adaletsizliği, doğurganlığı, suç oranlarını ve işsizliği düşürür; aynı zamanda ekonomik büyümeyi sağlar. Sayılan bu faydalar, kayıtdışı ekonominin birçok nedeni ile ilişki içindedir. Diğer yandan eğitim düzeyindeki artış ile birlikte hem kayıtdışı istihdam hem de yeraltı ekonomisinde faaliyet gösteren kişi sayısı düşmektedir.Sonuç olarak, eğitim yatırımlarında ve kalitesinde oluşturulabilecek bir artış, kayıtdışı ekonominin boyutlarını azaltacak, işgücünün daha verimli alanlarda çalışmasına ve daha iyi bir hayat standardına sahip olmasına yol açabilecektir.

EğitimEğitim düzeyiEğitim harcamaları+2
Mehmet Ela
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi Hukukunda tebligat ve yargı kararları ışığında değerlendirilmesi

Tebliğ, vergi hukukunun önemli konularından biridir. Vergi alacağının sorunsuz bir şekilde tahsil edilebilmesi için tebliğ işleminin hatasız bir şekilde yapılması gerekmektedir. Vergilendirme işlemlerine ilişkin tebliğ hükümleri 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda ayrıntılı bir şekilde düzenlenmektedir. Ancak bu kanunda hüküm bulunmaması halinde, vergilendirme işlemlerinin tebliğinde 7201 Tebligat Kanunu hükümleri uygulanacaktır. Bu çalışmada, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda yer alan tebliğ hükümleri ayrıntılı bir şekilde incelenecektir. Tebliğde yapılan hatalar tek tek incelenerek, hatalı tebliğlerin sonuçları üzerinde durulacaktır. Bununla birlikte çalışmada tebliğ işleminin hukuki niteliği üzerinde durulacaktır. Çalışmada yargı kararları ve doktrinde yer alan görüşlere de yer verilecek, ortaya çıkan aksaklıklar hakkında değerlendirmeler yapılacak ve öneriler sunulacaktır. Konu incelenirken kanun hükümleri ile uygulama arasındaki farklılıklar ortaya konulacak ve doğru olan uygulama şeklinin ne olduğu tespit edilmeye çalışılacaktır.

TebligatTebliğTürk vergi hukuku+4
Ahmet İnneci
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Regülasyon ekonomisi ve düzenleyici ve denetleyici kurum olarak Kamu İhale Kurumu örneği

Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar, kamusal yaşamın iletişim, medya, finans, enerji, rekabet, bankacılık, kamu ihaleleri gibi duyarlı alanlarında faaliyet göstermektedirler. Bu kurumlar faaliyetlerini yerine getirirken de geniş kamusal yetkiler kullanmakta; düzenleme, denetim ve yaptırım gibi fonksiyonları yerine getirmektedirler. Bu çalışmanın amacı, regülatör bir kurum olarak Kamu İhale Kurumunu incelemektir. Bu bağlamda Kamu İhale Kurumunun kuruluşu ve kuruluş nedenleri, tarihsel gelişimi, kurumun görev ve yetkileri, teşkilat yapısı, Kurumun karar organı ele alınacaktır. Düzenleyici bir Kurum olarak Kamu İhale Kurumunun kamu ihaleleri ile ilgili ülke genelinde uygulamayı yönlendirme ve koordinasyonu sağlama görevleri ortaya konulacaktır. Kamu İhale Kurumunun, ülke genelinde ihalelerle ilgili istatistikleri ele alınacaktır.

Bağımsız denetim kuruluşlarıDevlet ihale sistemiKamu ihalesi+2
Hüseyin Ercan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Yönetişim kalitesi, kamu harcamalarının kompozisyonu ve iktisadi büyüme: Türkiye üzerine ampirik bir analiz

1980'li yılların sonuna doğru önem kazanan yönetişim kavramı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nda "Bir ülkenin her düzeydeki ilişkilerini yönetmesinde ekonomik, siyasi ve idari otoritenin uygulanması ve bu uygulamada vatandaşların ve toplumsal grupların çıkarlarının sağlanması ve yasal hakların kullanımı için gerekli mekanizmaların, süreçlerin kapsanması" olarak tanımlanmaktadır. Kavramın artan önemi ve uluslararası kurumların kavramı ölçmek için yaptığı çalışmalar, yönetişim kalitesini literatüre kazandırmıştır. Yönetişim kalitesi ise, yönetişim tanımında ifade edilen otoritenin, vatandaşların yaşam kalitesinde oluşturduğu etki şeklinde belirlenmekte ve bu kapsamda iktisadi büyüme üzerinde önemli bir belirleyici olarak yer almaktadır. Yönetişim kalitesi ile iktisadi büyüme arasındaki ilişkinin doğrusal yönde olması, kavramın önemini daha da arttırarak ülkelerarası kıyaslamalar yapılması ve aynı zamanda bu ilişkinin değerlendirilmesi ihtiyacını doğurmuştur. Bu çalışmada, ortaya çıkan bu ihtiyaca cevaben iki farklı ampirik analiz uygulanmaktadır. Bunlardan birincisi Ward'ın (1963) Minimum Varyans yöntemi ile uygulanan kümeleme analizidir. Bu analizde, Dünya Bankası Yönetişim Göstergeleri veri setinde yer alan 184 ülke için 1996-2013 yılı Yönetişim Göstergeleri kullanılmakta ve Türkiye'nin bu ülkeler içindeki konumu incelenmektedir. Bu analizin sonucunda, Türkiye, Meksika ile aynı kümede ve kötü yönetişime sahip ülkeler arasında yer almaktadır. Analizin ikinci aşamasında; Türkiye'de yönetişim kalitesinin iktisadi büyüme ile doğrudan ve kamu harcamaları ile oluşan dolaylı etkilerinin analiz edilmesi amaçlanmaktadır. Yönetişim ile iktisadi büyüme arasındaki ilişkide çok değişkenli doğrusal regresyon analizi kullanılarak, 2002-2013 yıllarına ait verilerle yönetişim kalitesi ve iktisadi büyüme arasındaki ilişki araştırılmaktadır. Kamu harcamalarının kompozisyonu ile iktisadi büyüme arasındaki ilişkiler, yönetişim kalitesinin iktisadi büyüme üzerindeki dolaylı etkisini temsil etmektedir. Bu amaçla, 1960-2012 yılları itibari ile eğitim, sağlık, sosyal koruma, sosyal harcamalar ve savunma harcamaları ile iktisadi büyüme arasındaki ilişkiler zaman serisi analizi ile tespit edilmeye çalışılmaktadır. Türkiye Ekonomisi için, çok değişkenli doğrusal regresyon analizi ile ölçülen doğrudan etki, "Düzenleyicilik Kalitesi" (RQ), "Hükümetin Etkinliği" (GE), "Yolsuzluğun Önlenmesi" (COR), "İfade Özgürlüğü ve Hesap Verilebilirlik" (VA) göstergeleri ile iktisadi büyüme arasında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna işaret etmiştir. Diğer bağımsız değişken olan Türkiye'de "Hukukun Üstünlüğü" (RL) iktisadi büyüme üzerinde pozitif yönde ve anlamsız bir ilişkiye, "Siyasi İstikrar ve Şiddetsizlik" (PS) ise anlamsız ve negatif yönlü bir ilişkiye sahiptir. Dolaylı etkinin analiz edildiği zaman serisi analizinin sonucunda ise, eğitim ve sağlık harcamalarının iktisadi büyümede bir artışa; buna karşılık sosyal koruma, sosyal harcamalar ve savunma harcamalarının iktisadi büyümede azalışa neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yönetişim, iktisadi büyüme, kurumlar, kamu harcamalarının kompozisyonu

BüyümeEkonomik büyümeHükümet harcamaları+3
Ebru Canıkalp
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme

Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme kadın ve erkeklerin ihtiyaçlarının eşit ve adil karşılanmasını, yükümlülüklerinin de aynı şekilde hakça dağıtılmasını öngören bir bütçeleme anlayışıdır. Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme sadece kadınlara yönelik ayrı bir bütçeyi öngörmemekte, farklı kesimlerin farklı ihtiyaçları olabileceğini göz önünde bulundurarak kamu kaynaklarının toplumun bütününce eşit olarak kullanılabileceği bir bütçeleme anlayışını ifade etmektedir. Toplumların değişen ihtiyaçlarına paralel olarak bütçe sistemleri de değişmiş ve günümüze kadar pek çok bütçeleme sistemi kullanılmıştır. Bütün bu bütçe çeşitlerinin ortak tarafı devletin kamu yararını gerçekleştirmek, en etkin sonuca ulaşabilmek için gelir toplaması ve harcamalar yapmasıdır. Gelir ve harcamaları dengede tutan bütçeler sosyal politikaların gerçekleştirilebilmesi için de araç olarak kullanılmaktadır. Dünyada da küreselleşmenin, bilim ve teknolojide yaşanan gelişmelerin etkisiyle kamu yönetimi alanında yeni reformlar yapılmaya başlanılmıştır. Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme daha etkin ve daha verimli bir kamu hizmeti sunulabilmesi için yapılan reform konularından biridir. Devlet bütçesinde cinsiyete yönelik düzenlemelere ilk yer veren ülke Avustralya olmuştur. Ardından tüm dünyada bu alanda çalışmalar artmıştır. Türkiye'de Avrupa Birliği'ne (AB) tam üye olabilmek için sosyal, siyasal, ekonomik ve hukuksal alanlarda önemli reformlar gerçekleştirmektedir. Türkiye'nin AB süreci eğitim, sağlık, yargılama, insan hakları gibi birçok alanda köklü değişiklikler yapmayı gerektirmektedir. AB müktesebatında insan haklarının bir parçası olan kadın haklarının korunması, dezavantajlı durumda bulunan kadınların statüsünün düzeltilmesi, mevcut cinsiyet eşitsizliklerinin giderilmesi ülkemizde toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme anlayışının bütün plan ve programlara yansıtılmasıyla mümkündür. Sosyal, siyasal, ekonomik alanlarda yapılacak düzenlemelerde bir araç olarak kullanılan bütçenin toplumsal cinsiyete duyarlı bir bakış açısıyla ele alınması bu açıdan önem taşımaktadır. Çalışmamızda öncelikle bütçe ve sosyal bütçeleme kavramlarını anlattıktan sonra toplumsal cinsiyete duyarlı bütçelemeden, dünyadaki uygulama örneklerinden ve son olarak da Türkiye'deki toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme anlayışıyla ilgili gelişmelerden bahsedilecektir.

BütçeBütçelemeCinsel kimlik+3
Neslihan Yıldız
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İç borçların sürdürülebilirliği: 1980 sonrası Türkiye örneği

Kamu açıklarının finansmanında başvurulan temel çözüm yolu olan iç borçlanma, birçok ekonomik sorunun temel nedeni olabilmektedir. Bu bağlamda iç borç sorunu, sadece gelişmekte olan ülkelerde değil aynı zamanda gelişmiş ülkelerde de farklı boyutlarda önem arz eden bir sorun haline gelmiştir. Günümüzde pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de önemli bir kaynak olan iç borçlanma, kolay ve kontrolsüz kullanımı nedeniyle olumsuz makroekonomik etkilere yol açabilmekte ve genel ekonomik dengeyi bozarak krizlere neden olabilmektedir. Türkiye'de iç borçlanma, olağanüstü bir gelir kaynağı olmaktan çıkmış, sürekli gelir kaynakları arasında yer almıştır. Türkiye'de iç borçlanmanın özellikle 1980'li yılların ortalarından itibaren mali, ekonomik ve politik nedenlerle her zaman başvurulan bir kaynak haline gelmesi ve giderek büyüyen borç miktarları iç borçlanmanın önemini her geçen gün artırmaktadır. Geçmişten günümüze, birçok bilimsel araştırmaya konu olan iç borçlanma, kamu maliyesinin en fazla ilgi çeken konularından biridir. İç borçlanma ve ekonomik etkileri üzerine yapılan tartışmalar devam etmekle birlikte iç borç stokundaki artışlar, iç borçların sürdürülebilirliği tartışmalarını da gündeme getirmiştir. Çalışmamız kapsamında ampirik değerlendirmenin yanı sıra borçların sürdürülebilirliğine ilişkin teorik yaklaşımın yanında 1980 sonrasında Türkiye'de iç borç stokunda meydana gelen gelişmeler resmi veriler ışığında değerlendirilerek, iç borç stokunda meydana gelen artışın nedenleri açıklanmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada, Türkiye'de 1980-2014 yılları aralığında faiz dışı bütçe dengesi, reel faiz oranı ve reel büyüme oranı gibi göstergelerin uzun dönemli ilişkilerinin iç borçların sürdürülebilirliğini sağlayıp sağlamadığı analiz edilmeye çalışılmıştır. İlk olarak faiz dışı bütçe dengesi, reel faiz oranı ve reel büyüme oranı serilerinin durağanlıkları birim kök testleri ile sınanmıştır. Daha sonra seriler arasında uzun dönemli ilişki olup olmadığını belirlemek için eş-bütünleşme analizi yapılmıştır. Bu test sonucunda ise seriler arasında eş-bütünleşme olduğu ve uzun dönem ilişkisinin mevcut olduğu belirlenmiştir. Son olarak, iç borçların sürdürülebilirliğini test etmek amacıyla Toda-Yamamoto (1995) nedensellik testi yapılmıştır. Söz konusu testin sonuçlarına göre, reel faiz oranı ile faiz dışı bütçe dengesi arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi bulunmuş; reel faiz oranından reel büyümeye doğru ise tek yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular, Türkiye'de 1980-2014 yılları arasındaki dönemde iç borçların sürdürülebilir olduğunu göstermektedir.

Zafer Dönmez
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'nde vergi rekabeti: Uygulamalı bir analiz

Yirminci yüzyılın son dönemlerinde kendisini göstermeye başlayan küreselleşme ülkeleri, uyguladıkları vergi politikalarında değişiklik yapmaya zorlamaktadır. Bu doğrultuda ülkeler yabancı sermayeden daha fazla pay alabilmek adına vergilemede bir rekabete başlamışlardır. Bu anlamda vergi rekabeti ülkelerin yabancı sermayeyi kendilerine çekebilmek adına vergi oranlarında indirime gitmeleri ya da vergi oranlarının yanında bir takım vergisel avantajlar sağlayarak vergi yükünü düşürme çabaları olarak tanımlanabilmektedir. Çalışmamızda Avrupa Birliği üyesi ülkelerde vergi rekabetinin varlığı incelenmektedir. Bu doğrultuda 28 Avrupa Birliği ülkesinde vergi rekabetinin varlığı, 1995-2015 döneminde panel veri analizi yöntemiyle sınanmıştır. Çalışmamızda kurumlar vergisi oranları ile doğrudan yabancı yatırımlar arasında negatif yönlü, ülkelerdeki siyasi istikrarsızlıkla doğrudan yabancı yatırımların pozitif yönlü, ülkelerin büyüklüğü ile kurumlar vergisi oranında pozitif yönlü, sermaye üzerinden alınan vergi gelirlerinin emek üzerinden alınan vergi gelirlerine oranı açıklıkla ve GSYİH ile negatif yönlü ilişkide olduğu ve son olarak ülkelerin dışa açıklığı ile kurumlar vergisi oranlarında pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir. Bu sonuçlara göre Avrupa Birliği ülkelerinin, özellikle de küçük ülkelerin vergi rekabetine başvurdukları sonucuna ulaşılmıştır.

Avrupa BirliğiKurumlar vergisiPanel veri modelleri+3
Murat Albayrak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bütçe denetimi ve Sayıştay denetiminin ulusal boyutu

Bütçe hakkının etkin bir şekilde uygulanabilmesi için temel koşulların başında yürütme erki üzerinde etkin denetimin sağlanması gelmektedir. İşte parlamenter sistemlerin ortaya çıkması ve akabinde yürütme erkinin denetim gereksinimi tüm ülkelerde yüksek denetim kurumlarının vücut bulmasına neden olmuştur. Ülkemizde Sayıştay olarak adlandırılan yüksek denetim kurumu parlamento adına yürütme erki faaliyetlerini denetleyerek sonuçları parlamentoya raporlamakta aynı zamanda kamu zararı söz konusu olduğunda ise yargılama daireleri vasıtasıyla yargılama fonksiyonunu icra etmektedir. Ülkemizde geçmişten günümüze çıkarılan bütün anayasalarda anayasal bir kurum olarak yer alan Sayıştay'ın yapısı, işleyişi, görevleri ve yetkileri 6085 sayılı Sayıştay kanununda düzenlenmiştir. Bu tez çalışması ile kamu mali yönetiminde önemli bir unsur olan denetim kavramına değinilecek, ülkemizde 5018 sayılı kanun kapsamında yapılan bütçe denetimi faaliyeti açıklandıktan sonra 6085 sayılı kanun çerçevesinde Sayıştay açıklanmaya çalışılacaktır. Ardından Sayıştay denetiminin ulusal boyutu hakkında bilgi verilerek çalışma sonlandırılacaktır.

Bütçe denetimiDenetimKamu kuruluşları+1
Burcu Durak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de iklim değişikliği politikaları ve ekolojik vergileme

İklim değişikliği, Birleşmiş Milletler genel sekreteri Antonio Guterres'in ifadesi ile varoluşsal bir sorun olarak kabul edilmektedir. Etkisi ve büyüklüğü her geçen gün artan ve küresel ölçekte, insanlığın ortak çözüm aradığı bu sorun, Birleşmiş Milletler gündemine alınmış Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri arasında yer almıştır. İklim değişikliği sorununun belli bir dönem ile sınırlandırılamaması ve mücadele edilse bile etkilerinin uzun yıllar ortadan kaldırılmasının mümkün olmaması, bu sorunun günümüzde diğer temel sorunlardan ayıran belirleyici yönünü ortaya koymaktadır. Günümüzde iklim değişikliğinin risk ve tehditlerinin artışı aynı zamanda, ülkeleri, iklim değişikliğine karşı alınacak önlemlerin ulusal politikalara, stratejilere ve planlara entegre etmesini zorunlu hale getirmiştir. İklim değişikliğinin etkilerine karşı ülkeler farklı etkilense de, gelir düzeyi düşük, yoksul ülkelerin iklim değişikliğine karşı daha kırılgan olduğu görülmektedir. Bu açıdan ülkeler, Paris Anlaşmasında yer alan hedefler çerçevesinde iklim değişikliği ile mücadelenin gerçekleştirilmesine ve sonuçta küresel ölçekte iklim sorununa çözümüne yönelik katkı sağlamaya çalışmaktadırlar. Anlaşma, iklim değişikliğinin kaynağı olarak görülen sera gazı emisyon oranlarının düşürülmesini konusunda ülkelerin emisyon hedeflerini belirlemesi yerine getirmesini istemektedir. Sera gazı emisyonlarının azaltılması konusunda teşvik mekanizmaları yanında vergisel uygulamalarda bulunmaktadır. Emisyon kaynağı olan sektörler üzerinde vergisel yükün azaltılması yanında enerji üretiminde, yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaştırılması da önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'nin iklim değişikliği politikaları ve ekolojik vergileme konusu ele alınmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, iklim, iklim değişikliği kavramı, nedenleri ve etkileri kavramsal olarak açıklanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, iklim değişikliğini etkileyen argümanlar, iklim değişikliği konusunda çaba gösteren uluslararası kuruluşlar, konferanslar ve sözleşmeler ele alınmış buna ek olarak Türkiye'de İklim değişikliğine yönelik kurumsal yapı ve mevzuata yer verilerek iklim değişikliği politikalarında Türkiye'nin mevcut durumu açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümde ekolojik vergilerin genel ve teorik çerçevesi verilerek Türkiye'de uygulanan ekolojik vergiler açıklanmıştır. Ayrıca Merkezi Yönetim ve Mahalli İdarelerin Bütçeleri kapsamında ekolojik açıdan değerlendirmesi yapılmıştır. Son olarak, Türkiye'de ekolojik vergiler ile kirlilik arasında ilişkiyi tespit etmek amacıyla, Augmented Dickey-Fuller (ADF) ve Philips-Perron (PP) birim kök testleri kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisinin belirlenmesinde Toda-Yamamoto nedensellik analizinden faydalanılmıştır. Analiz sonucunda, kirlilik ve çevresel vergiler arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi olduğu, ayrıca enerji tüketiminden kirliliğe ve enerji tüketiminden çevresel vergilere doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi olduğu belirlenmiştir. Çalışmada elde edilen bulgulardan hareketle kirliliğin çevresel vergiler üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu, çevresel vergilerin de kirlilik üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu ortaya konulmuştur.

Ekolojik vergilerKarbon vergisiPolitik ekoloji+7
Özcan Karatay
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Mükellef haklarının vergi uyumuna etkisinin analizi: Batı Akdeniz örneği

Batı Akdeniz Bölgesi'nde mükellef haklarının vergi uyumu üzerindeki etkilerinin tespit edilmesi amacıyla bu tez hazırlanmıştır. Tez üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde mükellef hakları, ikinci bölümde vergi uyumu konuları detaylı olarak incelenmiş, üçüncü bölümde Batı Akdeniz Bölgesi'nde anket yöntemi ile yapılan araştırma bulgularına yer verilmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veriler anket yöntemi ile elde edilmiştir. Araştırmaya ait verilerin analizleri; SPSS (Statistical Package for Social Sciences) ve Amos programları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Öncelikle, verilerin güvenilirliği ve normal dağılımı sağlayıp sağlamadığını test etmek amacıyla; güvenilirlik ve normallik dağılımı analizleri yapılmıştır. Verilerin güvenilirliği test edildikten sonra yapı geçerliliğini sağlamak amacıyla ölçeklere doğrulayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Analiz sonucunda elde edilen araştırma boyutlarının birbirleri ile arasındaki ilişkiyi test etmek için korelasyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırma hipotezlerini test etmek amacıyla regresyon analizi ve varyans analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın boyutları; bilgi edinme hakkı, kesinlik hakkı, özel hayatın gizliliği hakkı, ticari sırların gizliliği hakkı, yargı yoluna başvurma hakkı, vergi uyumu ve vergi idaresine güven olarak belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda: Vergi uyumunu, bilgi edinme hakkı, kesinlik hakkı ve vergi idaresine güvenin pozitif yönde etkilediği; vergi idaresine güveni, bilgi edinme hakkının pozitif yönde etkilediği; daha önce vergi denetimine tabi tutulanların, vergi cezası alanların, vergi uyuşmazlığı nedeniyle idari ve yargı çözüm yollarına başvuranların vergi uyumu düzeylerinin, bu deneyimleri olmayanlara göre yüksek olduğu; katılımcıların cinsiyetleri, medeni durumları, öğrenim durumları ve çalışma süreleri ile vergi uyumu düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı bulgularına ulaşılmıştır.

Kamu maliyesiMükellef haklarıVergi mükellefi+2
Abdullah Kaplan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dünyada ve Türkiye'de yenilenebilir enerji politikalarına yönelik vergi teşviklerinin karşılaştırmalı analizi

Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı, çevresel sürdürülebilirlik ve enerji güvenliği gibi nedenlerle hem dünya genelinde hem de Türkiye'de önemli bir öncelik haline gelmiştir. Bu bağlamda, yenilenebilir enerji politikalarını teşvik etmek için vergi teşviklerinin kullanılması yaygın bir yaklaşımdır. Dünya genelinde, birçok ülke yenilenebilir enerji yatırımlarını teşvik etmek için vergi indirimleri, muafiyetler ve diğer finansal teşvikler sunmaktadır. Türkiye'de ise yenilenebilir enerji politikalarına yönelik vergi teşvikleri daha yeni bir olgudur. Türkiye, son yıllarda yenilenebilir enerji sektörüne yapılan yatırımları artırmak amacıyla vergi indirimleri, gümrük muafiyetleri ve destekleyici mevzuatlar gibi önlemler almıştır. Ancak, Türkiye'nin yenilenebilir enerji politikalarında daha fazla teşvik ve destek sunması gerekmektedir. Çalışmanın amacı, dünya genelindeki vergi teşviklerini ve Türkiye'deki uygulamalarını incelemek ve karşılaştırmaktır. Bu çalışmada, Türkiye'deki vergi teşviklerinin yanı sıra belirli ülkelerde mevcut olan vergi teşviklerinin benzerlikleri ve farklılıkları ele alınmaktadır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde, enerji kavramı ve önemi üzerinde durularak enerji kaynakları, türleri ve yenilenebilir enerjinin avantajları ve dezavantajları ele alınmıştır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının amacı, nedenleri ve sonuçlarından bahsedilmiştir. İkinci bölümde ise dünya genelinde uygulanan yenilenebilir enerji alanındaki teşvik mekanizmaları anlatılmıştır. Türkiye'deki yenilenebilir enerji kaynaklarının dağılımı, kurulu güç oranları ve teşvikleri incelenmiş, ardından Türkiye ve diğer ülkeler arasında karşılaştırmalı bir analiz yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yenilenebilir Enerji Kaynakları, Vergi Teşvikleri, Enerji Politikaları.

Enerji politikalarıKarşılaştırmalı analizTeşvikler+3
Elnur Abbaszade
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00