Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
Enstitü

Eğitim Bilimleri Enstitüsü

Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty

320

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
DoktoraAçık ErişimTR

Ebeveynlerin iyi oluşlarında bilinçli farkındalık, öz-anlayış ve ebeveynlik stresinin rolü: Bursa ili örneği

Bu araştırmada normal gelişim gösteren 6-14 yaş arası çocuğa sahip olan ebeveynlerin iyi oluş düzeyleriyle bilinçli farkındalık, öz-anlayış ve ebeveynlik stresi arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Ek olarak araştırmada ebeveyn rolü, yaşı, eğitim düzeyi, algıladığı sosyo-ekonomik durumu, herhangi bir işte çalışıyor olma/olmama durumunun ebeveynlerin iyi oluşları üzerindeki etkisine bakılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2020-2021 yılı bahar döneminde Bursa ili sınırlarında yaşayan normal gelişim gösteren 6-14 yaş arası çocuğa sahip 785 (449 anne, 336 baba) ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla PERMA İyi Oluş Ölçeği, Bilinçli Farkındalık Ölçeği, Öz-Anlayış Ölçeği ve Anne Baba Stres Ölçeği kullanılmıştır. Aynı zamanda ebeveynlerin sosyo-demografik özelliklerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından Kişisel Bilgi Formu geliştirilmiştir. Veriler IBM SPSS 26 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizlerden önce verilerin tek yönlü ve çok yönlü uç değerleriyle normallik varsayımları incelenmiştir. Ölçeklerden alınan puanların normalliği toplanan verilerin dağılımına ait çarpıklık ve basıklık katsayıları ile birlikte histogram grafiklerinin incelenmesiyle değerlendirilmiştir. Ayrıca çoklu regresyon analizi sayıltılarını karşılayıp karşılamadığına bakılmıştır. Analizlerde ebeveyn rolü ve çalışma durumu için bağımsız gruplar için t testi; yaş, eğitim düzeyi ve algılanan sosyo-ekonomik durum değişkeni için tek yönlü ANOVA kullanılmıştır. Ebeveynlerde bilinçli farkındalık, öz-anlayış ve ebeveynlik stresinin iyi oluşu yordayıp yordamadığını kontrol etmek ve her bir değişkenin yordama gücünü ortaya koymak amacıyla çoklu regresyon ve adımsal regresyon analizleri yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre ebeveynlerin iyi oluş düzeyleri yaşlarına ve algıladıkları sosyo-ekonomik duruma göre anlamlı farklılık gösterirken ebeveyn rolüne (anne, baba), eğitim düzeylerine ve herhangi bir işte çalışıyor olma durumuna göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Bilinçli farkındalık ve öz-anlayış ebeveynlerin iyi oluş düzeylerini anlamlı bir şekilde ve pozitif yönde yordarken ebeveynlik stresi anlamlı bir şekilde ve negatif yönde yordamaktadır. Ayrıca bilinçli farkındalığın ebeveynlerin iyi oluş düzeylerini yordayan en güçlü bağımsız değişken olduğu ve bunu sırasıyla, öz-anlayış ve ebeveynlik stresinin izlediği sonucuna ulaşılmıştır.

Bilinçli farkındalıkBursaEbeveynler+4
Ahmet Öztürk
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Şekil ve uzay konu alanıyla ilgili matematik okuryazarlık sorularını çözme başarısı üzerinden geometrik düşünme düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, şekil ve uzay konu alanıyla ilgili okuryazarlık sorularını çözme başarısı üzerinden geometrik düşünme düzeylerinin belirlenmesidir. Araştırmanın örneklemini 2021 - 2022 Eğitim- Öğretim yılında Yalova ilindeki üç farklı ilkokul, beş farklı ortaokul, beş farklı türde lise ve Marmara bölgesinde bulunan bir üniversitede eğitim gören toplam 1089 öğrenci oluşturmaktadır. Karma yöntem kullanılan bu araştırmanın ilk bölümü nicel ikinci kısmında ise nicel verileri desteklemek için nitel verilerden yararlanılmıştır. Öncelikle verileri toplayabilmek için matematik okuryazarlığının şekil ve uzay konu alanıyla ilgili sorulardan oluşan Matematik Okuryazarlık Soruları ile Geometrik Düşünme Düzeyleri Belirleme Testi (MOGDT) geliştirilmiştir. Öğrencilerin hangi van Hiele geometrik düşünme düzeylerinde olduğunu belirlemek için kullanılacak bu test doğası gereği kriter referanslıdır. Her bir geometrik düşünme düzeyine ait en az altı maddeden oluşturulan MOGD Testi, van Hiele düşünme düzeylerinin tümünü ölçecek şekilde düzey göstergeleri göz önüne alınarak oluşturulmuştur. Öğrencilerin van Hiele geometrik düşünme düzeylerindeki gelişimleri vektör yaklaşımıyla incelenmiştir. Bu yaklaşım gereği her bir düşünme düzeyi beş dereceli ölçeğe ayrılmış öğrencilerin kazanım dereceleri yüzdelik başarı dilimleri ile belirlenmiştir. Ayrıca her bir düzeye atanan öğrencileri belirlemek için öğrencilerin test içerisindeki performansları dikkate alınarak kesme puanları belirlenmiştir. Öğrencilerin MOGD Testinde van Hiele düşünme düzeylerine atanması için yeterlilikleri sağlayan başarı yüzdeleri her bir düzey için farklı bulunmuştur. Düzeyler için belirlenen kesme puanlarının sınıflama tutarlılıkları (p0) hesaplanmıştır. Geliştirilen MOGD Testi ve kullanılan yöntem ile öğrenciler düzey içerisinde atanma yeterliliklerini sağlayacak başarı gösteremese de bir düzeyde belirli bir kazanım edinimi derecesine atanmıştır. Öğrencilerin birçoğunda düzeyler arası salınımlar belirlenmiştir. Bir düzeyde düşük başarı gösteren bazı öğrencilerin bir üst düzeyde daha başarılı olabilecekleri görülmüştür. Ayrıca alt düzeye atanamamış öğrencilerden bir üst düzeye atanabilecek başarı gösterenler belirlenmiştir. van Hiele düzeylerinin sadece beş düzeyden oluşmadığı ara seviyelerin varlığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin sıçrama halinde bir düzeyden diğer geometrik düzeye geçmediği bir düzey gelişimine devam ederken üst düzeylerin de gelişime başlayabileceği sonucuna ulaşılmıştır.

Geometrik düşünmeMatematikMatematik eğitimi+5
Hüseyin Ozan Gavaz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çözüm odaklı kısa süreli terapi yaklaşımına dayalı bir müdahale programının ergenlerin kendini engelleme davranışı üzerine etkisi

Bu çalışmada Çözüm Odaklı Kısa Süreli Terapi (ÇOKT) yaklaşımına dayalı bir müdahale programının ergenlerin kendini engelleme davranışı üzerine etkisi incelenmiştir. Bu amaçla araştırma kapsamında geliştirilen kendini engelleme düzeyini azaltma programının etkililiği öntest, sontest kontrol gruplu deneysel desen kullanılarak incelenmiştir. Araştırmaya katılan 45 öğrencinin 15'i (10 kız, 5 erkek) deney grubunu, 15'i (6 kız, 6 erkek) kontrol grubunu ve 15'i (10 kız, 5 erkek) plasebo grubunu oluşturmuştur. Deney grubuna katılan öğrencilere altı hafta süren (her oturum altmış dakika) ÇOKT yaklaşımına dayalı olarak hazırlanan müdahale programının etkinlikleri uygulanmıştır. Plasebo grubuna ise altı hafta boyunca (her oturum altmış dakika) Mesleki Grup Rehberliği Programı (MGRP) uygulanmış ve kontrol grubuyla aynı süre zarfında herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Deney, kontrol ve plasebo gruplarına Kendini Sabotaj Ölçeği (KSÖ) öntest olarak verilmiş ve öntest puan ölçümleri incelendiğinde gruplar arası fark görülmemiştir. Gruplar arası verilerin analizinde Kruskal Wallis H Testi, grup içi verilerin analizinde ise Mann Whitney U testi uygulanmıştır. Analizler sonucunda deney, kontrol ve plasebo grupları karşılaştırılmış ve sontest analizinde gruplar arası istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmadığı tespit edilmiştir. Altı hafta sonra yapılan izleme ölçümleri sonucunda deney grubu lehine ergenlerin kendini engelleme düzeyinde azalma olduğu bulgusu elde edilmiştir. Grup içi analizler sonucunda ise deney grubu öntest, sontest ve izleme testi puanları dikkate alındığında ergenlerin kendini engelleme düzeylerinde azalma olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kendini Engelleme, Çözüm Odaklı Kısa Süreli Terapi, Ergenler

EngellemeErgenlerEğitim psikolojisi+3
Semra Çakır
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Öz-şefkat geliştirme programının üniversite öğrencilerinin öz-şefkat ve kendini affetme düzeylerine etkisi

Bu araştırmanın amacı Öz-şefkat Geliştirme Programının üniversite öğrencilerinin öz-şefkat ve kendini affetme düzeylerine etkisini incelemektir. Programın etkililiği ön test-son test- izleme ölçümlü ve deney- kontrol gruplu deneysel desenle toplam 28 öğrenciden (deney grubu N= 14 kontrol grubu N=14) oluşan bir örneklem ile test edilmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Öz-Şefkat Ölçeği ve Heartland Kendini Affetme Alt ölçeği kullanılmıştır. Araştırma Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümünde öğrenimine devam eden gönüllü lisans öğrencileri ile yürütülmüştür. Öz-Şefkat ölçeğinden grup ortalamasının altında puan alan 46 öğrenci araştırmaya dahil edilmiştir. Programa katılmak isteyen öğrenciler arasından 28 öğrenci deney (14) ve kontrol grubuna (14) kura yoluyla atanmıştır. Deney grubuna araştırmacının geliştirdiği 6 oturumluk Öz-Şefkat Geliştirme Programı uygulanmış, kontrol grubuna deneysel işlem uygulanmamıştır. Uygulama sürecinden altı hafta sonra izleme testi gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın istatistiksel çözümlemelerinde SPSS 23.0 programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde deney ve kontrol grupları arasındaki test puanlarının karşılaştırılmaların yapılması için Mann Whitney U Testi kullanılırken grup içi karşılaştırmalar için Friedman Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Analizlerin sonucuna göre deney grubundaki öğrencilerin öz-şefkat düzeylerinin kontrol grubundaki öğrencilerin öz-şefkat düzeylerinden anlamlı olarak yüksek olduğu ve izleme ölçümlerinde deney grubunun lehine farklılığın devam ettiği görülmüştür. Deney grubundaki öğrencilerin program sonundaki öz-şefkat düzeyleri program öncesine göre anlamlı olarak yükselmiş ve yapılan izleme testinde anlamlı bir farklılaşma olmamış programın kalıcılığı devam etmiştir. Yine deney grubundaki öğrencilerin kendini affetme düzeyleri program öncesine göre anlamlı olarak yükselmiş ve bu artış izleme testinde de devam etmiştir. Diğer taraftan kontrol grubuna ait öz-şefkat ve kendini affetme ön test, son test ve izleme testi puanları arasında anlamlı bir farklılık olmamıştır. Elde edilen tüm sonuçlar Öz-Şefkat Geliştirme Programının öz-şefkati ve kendini affetmeyi artırmada etkili olduğunu göstermiştir.

Eğitim bilimleriEğitim psikolojisiKendini affetme+2
Öznur Çağlayan Mülazım
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Hayat bilgisi öğretiminde hayal gücü geliştirici etkinliklerin öğrencilerin yaratıcı hayal gücü gelişimine etkisi

Araştırmanın amacı, Hayat Bilgisi öğretiminde Hayal Gücü Geliştirici Etkinlikler'in öğrencilerin yaratıcı hayal gücü gelişimine etkisinin belirlenmesidir. Bu bağlamda araştırma, nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin birlikte uygulandığı karma yöntem (Mixed Method) desenlerinden yakınsayan paralel desen kullanılarak modellenmiştir. Araştırma, 2020-2021 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü, Mustafakemalpaşa İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı bir resmi ilkokulun iki farklı üçüncü sınıfında gerçekleştirilmiştir. Uygulama kapsamında, ilkokul 3. Sınıf Hayat Bilgisi dersi Ülkemizde Hayat, Doğada Hayat ünitelerindeki her bir kazanıma yönelik tasarlanan Hayal Gücü Geliştirici Etkinlikler dersin öğretmeni tarafından her bir kazanım işlendikten sonra öğrencilerle yapılmıştır. Verilerin toplanması ve uygulamaların yapılması toplamda 13 hafta sürmüştür. Verilerin toplanmasında araştırmanın desenine uygun olarak nicel ve nitel veri toplama araçlarından faydalanılmıştır. Nicel verilerin toplanmasında Yaratıcı Hayal Gücü Testi kullanılmıştır. Yaratıcı Hayal Gücü Testi, Jankowska ve Krawowski (2015) tarafından bireylerin yaratıcı hayal yeteneklerini ölçmek amacıyla geliştirilmiş, Aydemir (2019) tarafından Türkçeye uyarlanmıştır. Nitel verilerin toplanmasında ise araştırmacı tarafından geliştirilen "Hayalimdeki Ülkem" ve "Hayalimdeki Doğam" öğrenci görüşme formlarından, araştırmacı gözlem notlarından, uygulama ses kayıtlarından, öğretmen ve velilerle yapılan görüşmelerden faydalanılmıştır. Nitel verilerin çözümlenmesinde içerik analizi kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde betimleyici istatistikler, Mann Whitney U Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Her iki yöntemle elde edilen bulgulardan ortaya çıkan sonuca göre, araştırmada etkisi araştırılan Hayal Gücü Geliştirici Etkinlikler'in öğrencilerin yaratıcı hayal gücü gelişimine, konuşma becerilerinin gelişimine, özgüven kazanmasına, sosyal ve duygusal gelişimine katkı verdiği anlaşılmıştır. Bu bağlamda sınıf öğretmenleri tarafından öğrencilerde hayal gücü gelişimini desteklemek amacıyla Hayal Gücü Geliştirici Etkinlikler, ilkokul öğretim programlarında yer alan kazanımlara ilişkili olarak derslerde kullanılabilir.

Eğitim etkinliğiHayal gücüHayat bilgisi+4
Yıldıray Aydın
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

60-72 aylık çocukların annelerinin sahip oldukları bireysel değerler ile çocuklarının prososyal davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada 60-72 aylık çocukların annelerinin sahip oldukları bireysel değerler ile çocuklarının prososyal davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu temel amaç doğrultusunda annelerin bireysel değerlerinin yaşına, eğitim durumuna ve çalışma durumuna göre değişiklik gösterip göstermediği; 60-72 aylık çocukların prososyal davranışlarının yaşına, cinsiyetine, ailenin gelir durumuna, kardeş sayısına ve doğum sırasına göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Tuzla ve Pendik ilçelerinde okul öncesi eğitime devam eden 60-72 aylık 300 çocuk ve bu çocukların anneleri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Bireysel Değerler Envanteri", "Okul Öncesi Prososyal Davranış Ölçeği" ve "Demografik Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde Kruskal Wallis H testi ile Mann-Whitney U testi ve Spearman Korelasyonu kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre annelerin bireysel değerleri, yaş ve eğitim durumlarına göre değişiklik göstermezken çalışma durumunun bireysel değerlerin "disiplin ve sorumluluk" alt boyutunda farklılık yarattığı görülmüştür. 60-72 aylık çocukların prososyal davranışları yaş ve cinsiyet değişkenine göre farklılık gösterirken ailenin gelir durumu, kardeş sayısı ve doğum sırası değişkenlerine göre farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın diğer bir sonucuna göre ise 60-72 aylık çocukların annelerinin sahip oldukları bireysel değerler ile çocuklarının prososyal davranışları arasında istatiksel açıdan anlamlı bir ilişki olmadığı belirlenmiştir. Araştırma sonunda bu bulgular tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar sözcükler: Annelerin değerleri, okul öncesi çocuklar, prososyal davranışlar

Ana-çocuk ilişkisiAnnelerDeğerler+6
Şeyma Türen
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uzaktan eğitim sürecinde TGA stratejisine dayalı fen bilimleri öğretiminin ortaokul öğrencilerinin akademik başarılarına ve derse yönelik tutumlarına etkisi

Bu çalışmada uzaktan eğitim sürecinde 5. sınıf öğrencilerinin TGA (Tahmin Et-Gözle-Açıkla) stratejisine dayalı fen bilimleri öğretiminin akademik başarılarına ve derse yönelik tutumlarına etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada deneysel desen kullanılmış olup, deney ve kontrol gruplarının yer aldığı ve gruplara ön test ve son test uygulamalarının yapıldığı bir yaklaşım sergilenmiştir. Araştırmanın örneklemini, 2020-2021 eğitim öğretim yılı, Bursa ili, Nilüfer ilçesinde bulunan bir devlet ortaokulunda 5. sınıfa devam eden deney grubu olarak 36 öğrencinin bulunduğu bir sınıf ve kontrol grubu olarak 36 öğrencinin bulunduğu başka bir sınıf olmak üzere toplamda iki şubede bulunan 72 beşinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Araştırmanın verilerinin analiz edilmesinde SPSS 20 istatistik programından yararlanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarında yer alan öğrencilerin ön test puanlarının kendi içinde ve son test puanlarının kendi içinde karşılaştırılması Mann Whitney U Testi ile yapılmıştır. Deney ve Kontrol grupları ayrı ayrı olacak şekilde ön test ve son test puanlarının zamana göre değişimlerinin incelenmesinde Wilcoxon İşaret Testi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri %95 güven düzeyinde analiz edilmiştir. Sonuç olarak TGA stratejine dayalı öğretimle müfredatın işlendiği gruptaki öğrencilerin ve normal yöntemlerle müfredatın işlendiği grupta yer alan öğrencilerin başarı puanlarının daha da iyileştiği belirtilebilir. Ayrıca TGA stratejine dayalı öğretimle müfredatın işlendiği gruptakilerin fen dersine yönelik başarılarının normal yöntemlerle müfredatın işlendiği grupta yer alan öğrencilerin başarı puanlarından daha fazla olarak iyileşme gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca genel olarak öğrencilerin fen dersine yönelik tutumlarının TGA stratejine dayalı öğretimle müfredatın işlenmesinden ve normal yöntemlerle MEB müfredatın işlenmesinden bağımsız olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Akademik başarıEğitim stratejileriFen bilgisi dersi+7
Mustafa Özkan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fen bilimleri öğretmenlerinin uzaktan eğitime karşı tutumları ile fen öğretimi öz yeterlilik inançları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu tez, fen bilimleri öğretmenlerinin uzaktan eğitime karşı tutumları ile fen öğretimi öz yeterlik inançları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlamaktadır. Bu çalışma kapsamında fen bilimleri öğretmenlerinin uzaktan eğitime karşı tutumları ile fen öğretimi öz yeterlik inançları arasındaki ilişkiyi incelemek amacı ile nicel araştırma yöntemlerinden biri olan tarama (survey) desenin ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın katılımcılarını, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Bursa il merkezi ve ilçelerinde resmi ve özel ortaokulda görev yapan 330 fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Uzaktan Eğitim Tutum Ölçeği" ve "Fen Bilimleri Öğretimi Öz Yeterlik Ölçeği" kullanılmıştır. Veri toplama araçlarından elde edilen nicel veriler SPSS-26 (Sosyal Bilimler İçin İstatistik Programı) paket programı ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda elde edilen bulgular ışığında fen bilimleri öğretmenlerinin uzaktan eğitime karşı tutum düzeyleri orta düzeyin biraz üzerinde tespit edilirken, cinsiyet, çalıştığı kurum tipi, eğitim durumu, yaş, mesleki kıdem, çalıştığı kurumda bulunma süresi ve uzaktan eğitim hakkında bilgi sahibi olma değişkenlerine göre uzaktan eğitime karşı tutum puanları arasında anlamlı bir fark tespit edilememiştir. Fen bilimleri öğretmenlerinin uzaktan eğitimin özelliklerini önem bakımından değerlendirmelerine ve uzaktan eğitimde kullanılan iletişim yöntemlerinin etkililik derecelerine ait puanları incelendiğinde öğretmenlerin yaş, mesleki kıdem ve uzaktan eğitim hakkında bilgi sahibi olma değişkenlerine göre anlamlı farklar tespit edilmiştir. Fen bilimleri öğretmenlerinin "Fen Öğretimi Öz Yeterlik Ölçeği" ne vermiş oldukları yanıtlar analiz edildiğinde fen öğretimi öz yeterlik düzeyleri orta düzeyin biraz üstünde tespit edilmiştir. Öğretmenlerin fen öğretimi öz yeterlik düzeyleri eğitim durumu, yaş, mesleki kıdem, çalıştığı kurumda bulunma süreleri ve uzaktan eğitim bilgisi değişkenine göre anlamlı farklar tespit edilirken; cinsiyet ve çalıştığı kurum tipi değişkenine göre herhangi bir anlamlı fark tespit edilememiştir. Yapılan analizler neticesinde fen bilimleri öğretmenlerinin uzaktan eğitime karşı tutum düzeyleri ile fen öğretimi öz yeterlikleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.

Fen bilgisi öğretimiMesleki yeterlilikTutumlar+3
Doğukan Ercoşkun
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

6.sınıf fen bilimleri dersinde eleştirel düşünme ile desteklenen etkinliklerin uygulanması: Bir eylem araştırması

Bu çalışmada, 6. Sınıfta Fen Bilimleri dersinde eleştirel düşünme ile desteklenen etkinliklerin uygulanma sürecini ve bu sürecin öğrencilerdeki eleştirel düşünme bağlamında etkisini gözlemlemek, öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerinde ailelerinin etkisini betimlemek ve uygulamaya katılan öğrencilerin görüşlerini almak amaçlanmıştır. Araştırma 2020-2021 eğitim/öğretim yılı bahar dönemi süresince Bursa Osmangazi'de bulunan araştırmacını halen görev yapmakta olduğu bir devlet ortaokulunda Covid-19 Pandemi nedeniyle uzaktan eğitim aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu bu ortaokulda öğrenim gören dokuz öğrenci oluşturmuştur. Çalışma nitel araştırma deseniyle yürütülmüştür. Çalışma doğrultusunda beş alt problem belirlenmiştir. Çalışmanın verileri; Eylem planlarının uygulanması sırasında alınan ses kayıtları, yarı yapılandırılmış ilk ve son görüşmelerin ses kayıtları, 29 öğrenciye uygulanan Öğrenci Tanıma Formu, yarı yapılandırılmış öğrenci günlükleri ve araştırmacı günlüklerinden elde edilmiştir. Elde edilen veriler içerik analiz ve betimsel analiz ile değerlendirilmiş, araştırmada eylem araştırması deseni kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, birinci alt probleme yönelik 6. sınıf öğrencilerinin eleştirel düşünme bağlamında ön bilgi ve durumlarına göre eleştirel düşünme becerilerinin geliştirilmesi gerektiği görülmüştür. İkinci alt probleme yönelik, çevresel faktörlerden ailenin öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerinde yönlendirici olduğu görülmüştür. Üçüncü alt probleme yönelik, eleştirel düşünme ile desteklenen eylem planlarının öğrencilerin eleştirel düşünmeye karşı olumlu tutum geliştirmelerinde ve eleştirel düşünme becerilerinin geliştirilmesinde etkili olduğu görülmüştür. Dördüncü alt probleme yönelik, her öğrencinin uygulama öncesindeki durumlarına göre eleştirel düşünme becerilerinde gelişim gözlenmiştir. Beşinci alt probleme yönelik, bazı öğrencilerin bazı çalışmaları zor bulmalarına rağmen genel olarak keyif aldıkları, ilginç ve faydalı buldukları; çalışma ile ilgili olumlu yaklaşımda bulundukları görülmüştür.

Eleştirel düşünceEğitim etkinliğiEğitim ortamı+5
Seda Başoğlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kadın bestecilerin solo piyano eserlerinin Ters Yüz Öğrenme Modeli ile piyano eğitiminde kullanılabilirliği

Piyano eğitim sürecinin ilk haftalarında ve eğitim sürecinin genelinde yer alan eseri tanıma ve eseri deşifre etme becerilerini kapsayan bilişsel ve devinişsel ön hazırlık çoğunlukla öğrenci tarafından gerçekleştirilen süreçlerdir. Söz konusu ön hazırlık sürecinin kaliteli ve sağlıklı işleyebilmesi için çeşitli öğretim yöntemleri veya modellerinin bulunduğu görülmektedir. Ders öncesi öğrenci ön hazırlığını sağlıklı şekilde gerçekleşmesini sağlayan modellerden olan Ters Yüz Öğrenme Modeli, ders anlatımının ve ödevlerin yerinin ve zamanının değiştirildiği, teknolojiden yararlanılarak sınıf içi derslerin sınıf dışına taşındığı ve sınıf içi zamanın farklı öğrenme aktiviteleri kullanılarak daha fazla pratik yapılacak şekilde düzenlendiği bir harmanlanmış öğrenme modelidir. Yapılan literatür taraması sonucunda müzik eğitiminde her basamakta ters yüz öğrenme modelinin araştırıldığı, yükseköğretim kurumlarında müzik tarihi, genel müzik eğitimi ve çeşitli çalgı eğitimlerinde bu modele ilişkin uygulamalara yer verildiği görülmektedir. Söz konusu çalışmalarda verilerin literatür taramaları, mülakatlar, anketler ve ölçekler ile elde edildiği tespit edilmiştir. Ancak lisans düzeyi öğretim sürecinin detaylı ele alındığı nitel çalışmaların sınırlı olduğu görülmekte, Ters Yüz Öğretim Modelinin piyano eğitiminde hangi hedeflerde fayda sağladığı, hangi öğrenim çıktılarında kazanım sağlamaya yardımcı olduğunun tespiti önem kazanmaktadır. Öğretim sürecinde kullanılan öğretim modellerinin yanı sıra ders materyallerinin de piyano eğitimcisinin göz önünde bulundurması gereken önemli bir unsur olduğu düşünülmektedir. Ders materyalleri seçiminde eser çeşitliliğinin, öğrencinin farklı stillerde eser çalışmasının önemli olduğu aktarılmaktadır. Müfredat ekseninde bakıldığında, kadın bestecilere ait eserlerin ülkemizde ve dünya genelinde konser programları ve eğitim müfredatlarında çok sınırlı yer aldığı bilgisi mevcut olup, Türkiye'de özellikle Avrupa Akademik Müziği üzerine yoğunlaşan kadın bestecilerin deneyimlerine dayanan bir literatür eksikliği olduğu vurgulanmaktadır. Sözü edilen literatür eksikliğinin piyano eğitimine de yansımakta olduğu düşünülmekte ve kadın bestecilerin solo piyano eserlerinin lisans öğrencileri tarafından tanınmasının, çalışılmasının piyano eğitim literatürüne katkı sağlayacağı öngörülmektedir. Tüm bu sebeplerden dolayı Türk kadın bestecilerin solo piyano eserlerinin Ters Yüz Öğrenme Modeli ile piyano eğitimi alan lisans düzeyi öğrencilerin gelişimine nasıl ve ne düzeyde katkı sağladığını tespit etmek bu çalışmanın amacı olarak belirlenmiştir. Amaç doğrultusunda nitel araştırma yöntemi benimsenmiş olup, çalışmanın deseni Örnek Olay (Özel Durum) Desenidir. Çalışmada belirlenen alt problemler literatür taraması, Kişisel görüşme ve yarı yapılandırılmış görüşmeler ile gerçekleştirilmiş; ana uygulamada ise veriler gözlem notları ve günlükler ile elde edilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşmeler, gözlem notları ve günlüklerden elde edilen verilerin içerik analizi, Maxqda 2022 Nitel ve Karma Yöntemler için Profesyonel Veri Analizi Yazılımı programı ile gerçekleştirilmiştir. Alt problemlere yönelik yapılan literatür taraması ve yarı yapılandırılmış görüşme sonuçlarına bakıldığında; 30 Türk kadın bestecinin 134 adet solo piyano eser isimlerine ulaşılmıştır. Tezin uygulamasında yer almayı kabul eden Ayşe Tütüncü, Banu Kanıbelli, Çiğdem Borucu Erdoğan, Ece Merve Yüceer, Ebru Güner Canbey, Gökçe Ağ Karcebaş, İlkim Tongur, Perihan Önder-Ridder ve hayatta olmadığı için eserleri müzikolog Nejla Melike Atalay'dan elde edilen Avniye Nazife Aral Güran isimli dokuz bestecinin 59 adet solo piyano eseri listelenmiştir. Ayrıca piyano öğretim elemanı görüşlerine göre Türk kadın bestecilerin solo piyano eserlerinin eğitimde kullanımının sınırlı olduğu görülmüş, bestecilerin yaygınlaştırılmasına ve eğitim müfredatlarında yer almalarına ilişkin öneriler elde edilmiştir. Ters Yüz Öğrenme Modelinin temel alındığı ve eserlerin Türk kadın bestecilere ait solo piyano eser listesinden seçilip uzman görüşleriyle öğrenci seviyelerine uygunluğunun belirlendiği sekiz haftalık uygulama aşamasına mesleki müzik öğrenimi görmekte olan dört lisans öğrencisi katılmıştır. Çalışmanın Örnek Olay (Özel Durum) Deseni çerçevesinde katılan öğrencilerin her biri bir vaka olarak ele alınmış ve tek tek değerlendirilmiştir. Uygulamada elde edilen gözlem notları ve günlükler içerik analizi ile analiz edilmiş; pilot uygulamadaki bir ve ana uygulamadaki dört öğrencide de "Ders Videosunun İzlenme Durumu", "Ders Materyallerinin Öğrenci Ön Hazırlığına Etkisi", "Ders İçi Beceri Kazanım Durumları" ve "Öğretim Yöntemleri" isimli aynı temaların oluştuğu, ancak her öğrencide farklı kod yoğunluğu elde edildiği görülmüştür. Öğrencilerin almakta oldukları piyano derslerinin öğrenim çıktıları göz önüne alındığında, süreç içinde ve süreç sonunda elde ettikleri "Teknik Becerilere Katkı", "Müzikal Becerilere Katkı" ve "Eser ve Bestecisine Yönelik Araştırmaya İlgi" gibi kod ve kategoriler ile söz konusu öğrenim çıktılarını elde ettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra ailenin müziği desteklemesi, ailede müzisyen olması ve piyano eğitimine başlama yaşının ters yüz öğrenme modeli ile hazırlanan ders materyallerini etkili kullanmada olumlu veya olumsuz etkiye sebep olmadığı, bu modelin ön hazırlıkta en etkili olduğu öğrencinin lisans düzeyi göz önüne alındığında bireysel öğrenmenin sorumluluğunun alındığı lisans süreçlerinde daha verimli olduğu sonucu elde edilmiştir. Dört öğrencinin ele alındığı bu çalışmanın sınırlı olduğu, ancak sağlıklı ön hazırlık ve öğrencinin öğrenme sorumluluğunu alabildiği bir piyano eğitimi bakış açısı sunması sebebiyle piyano eğitimcilerine ve piyano eğitimi alan öğrencilere katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

BestecilikBestekarlarBesteler+7
Eda Nergiz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00