Çankırı Karatekin Üniversitesi
Enstitü

Sağlık Bilimleri Enstitüsü

Çankırı Karatekin Üniversitesi

299

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ayaktan tedavi alan psikiyatri hastalarında sağlık anksiyetesi ve içselleştirilmiş damgalanma algısı ile ilaç uyumu arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Ayaktan tedavi alan psikiyatri hastalarında sağlık anksiyetesi ve içselleştirilmiş damgalanma algısı ile ilaç uyumu arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte yürütülen araştırma 286 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Veriler Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği, Sağlık Anksiyetesi Ölçeği ve Morisky Tedavi Uyum Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; tanımlayıcı testler (ortalama, standart sapma, medyan, yüzde dağılımları) ile nonparametrik testler ve kolerasyon testleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği toplam puanı 60,65±15,32 ve sağlık anksiyetesi toplam puanı 20,46±9,33 olarak hesaplanmıştır. İlaç uyumu %33 oranında yüksek, %52 oranında orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Korelasyon analizinde Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği alt boyutları ve toplam puan ortalamaları ile sağlık anksiyetesi puan ortalamaları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu, damgalanmaya karşı direnç alt boyutu ile sağlık anksiyetesi arasında ise negatif yönde anlamlı ilişki saptanmıştır (p<0.05). Hastaların sosyodemografik özelliklerine göre incelendiğinde, 40 yaş altındakilerin, boşanmış olanların, ücretli bir işte çalışmayanların, düşük ilaç uyum düzeyine sahip olanların içsellştirilmiş damgalanma düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca boşanmış olanların ve ücretli bir işte çalışmayanların sağlık anksiyetesi düzeylerinin diğer gruplara göre daha yüksek olduğu (p<0.05) saptanmıştır. Psikiyatri hemşireleri, hastaların yaşadığı damgalamayı ve anksiyeteyi azaltmada ve tedaviye uyumlarını artırmada önemli rollere sahiptir. Bu nedenle hastaların iyileşme ve rehabilitasyon sürecinde dayanıklılık geliştirmelerine ve güçlenmelerine destek olacak uygulamalarda aktif rol üstlenmelidir.

AnksiyeteDamgalamaPsikiyatrik hastalar+4
Aydan Çelik
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinde kumar bağımlılığı ve dürtüsellik ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmayla, üniversite öğrencilerinde giderek yaygınlaşmaya başlayan kumar bağımlılığının dürtüsellikle olan ilişkisi incelenmek istenmiş ve bu doğrultuda Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi'ndeki 489 öğrencinin katılımıyla çalışma yürütülmüştür. Ankette öğrencilerin demografik bilgileri için hazırlanmış bir form, patolojik kumar oynama davranışını ölçmek için South Oaks Kumar Tarama Testi (SOKTT) ve dürtüsellik ilişkisini incelemek için Barratt Dürtüsellik Ölçeği Kısa Formu (BIS-11-KF) kullanılmıştır. Toplanılan veriler IBM SPSS 22 paket programıyla analiz edilmiş ve bulgular bu doğrultuda tartışılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre kumar bağımlılığı ile dürtüsellik arasında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür (r=.26, p<.001). Aynı zamanda üniversite öğrencilerinde dürtüselliğin, kumar bağımlılığı üzerinde anlamlı, pozitif yönde ve zayıf düzeyde etkisi olduğu saptanmıştır (R=,265; R2: ,070; p<,05). Bu doğrultuda "muhtemel patolojik kumarbaz" düzeyinde puan alan (Ort.=2.31, SS.=.67) üniversite öğrencilerinin, kumar puanı daha düşük ve normal olan (Ort.=1.91, SS.=.44) öğrencilere göre dürtüsellikleri anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Psikiyatri hemşiresi olarak, kumar bağımlılığı açısından risk grubunda olan dürtüselliği yüksek bireylere psikososyal eğitimler ve danışmanlık hizmeti verilerek koruyucu önlemler alınması önerilir.

BağımlılıkDürtüsel davranışDürtüsellik+2
Mahmud Said Gerçekcioğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Akran zorbalığını önlemeye yönelik okul sosyal hizmeti müdahalesi

Akran zorbalığı; mağdur, zorba ve seyirci üçgeninde geçen olumsuz bir durumdur. Kişilerin çeşitli yollarla sistematik olarak baskılanması şeklinde yaşanan bu olaydan zorba, mağdur ve seyirci farklı açılardan olumsuz olarak etkilenmektedir. Dünyada, akademik başarıda düşüş, depresyon, bağımlılık, intihar vb. sorunlara yol açabilen, zorbalık olaylarının azaltılmasına yönelik çeşitli programlar geliştirilmiş ve uygulanmıştır. Bu çalışma kapsamında seyircinin müdahale becerilerini geliştirmek ve zorbalığa yönelik tutumun olumlu yönde değiştirilmesi amacıyla zorbalık rollerinden seyirciyi hedef alan okul sosyal hizmeti grup müdahale programı geliştirilmiştir. Araştırmada karma desen kullanılmıştır Çalışmanın nicel bölümünde yarı deneysel model kullanılırken nitel kısımda odak grup görüşmesinden yararlanılmıştır. Çalışma grubu 36 (18 deney grubu ve 18 kontrol grubu) 4. Sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında seyircilerin müdahale becerilerini ölçmek için Zorbalıkta Seyirci Müdahale Ölçeği ile seyircilerin zorbalığa yönelik tutumları üzerindeki etkisini ölçmek amacıyla ise Çocuklar İçin Zorbalığa Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Programın etkililiğini ölçmek için nicel verilerin yanı sıra odak grup görüşmesi ile nitel veriler değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, geliştirilen programın öğrencilerin akran zorbalığına karşı tutumlarında ve seyircilerin zorbalığa karşı müdahale becerilerinin geliştirilmesinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Geliştirilen programın sonraki çalışmalarda kapsamının genişletilmesinin ve farklı yaş gruplarında da uygulanarak etkililiğinin test edilmesinin daha iyi sonuçlar vereceği düşünülmektedir.

Akran zorbalığıGrup müdahalesiSosyal hizmetler+6
Cemile Tokuroğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Endoskopi sırasında sanal gerçeklik uygulamasının ağrı ve anskiyete üzerine etkisinin belirlenmesi: Randomize kontrollü bir çalışma

Sanal gerçeklik invaziv tıbbi işlemler sırasında ağrı ve anksiyetenin azaltılmasında potansiyel bir araç olarak ortaya çıkmıştır. Endoskopi işlemi, invaziv bir girişim olduğundan, bu tür işlemler sırasında ağrı ve anksiyete sıklıkla eşlik eden faktörlerdir. Gelişmiş teknoloji sayesinde, sanal gerçeklik uygulamaları bireylerin bilişsel ve dikkat süreçlerini hedef alarak bu olumsuz duyumları azaltabilir. Sanal gerçeklik gözlükleri ile çok boyutlu bir deneyim haline gelen sanal gerçeklik sahneleri, aynı zamanda arka planda müzik eşliğinde, bireyleri mevcut tıbbi işlemin dışına çeker. Bu tür nonfarmakolojik girişimler ağrı ve anksiyete yönetiminde kullanılan hemşirelik uygulamalarında olarak kabul edilebilir. Bu araştırma Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Endoskopi Ünitesinde, endoskopi işlemi yapılan hastalarda, işlem sırasında sanal gerçeklik uygulamasının ağrı ve anksiyete seviyeleri üzerine etkisini belirlemek amacıyla randomize kontrollü bir çalışma olarak gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini 22.06.2022-30.12.2022 tarihleri arasında ilgili kurumun endoskopi ünitesine başvuran hastalar, örneklemini ise 50 girişim, 50 kontrol grubu oluşturdu. Çalışmada verileri, Hasta tanıtıcı klinik özellikler formu, Visual Analog Skalası, Durumluk ve Sürekli Kaygı Envanteri ile toplandı. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 25,0 istatistiksel paket programı kullanılarak analiz edildi. Elde edilen bulgular 0,05 anlamlılık düzeyinde yorumlandı. Araştırma sonucunda; Yaşları 18-65 arasında değişen hastaların yaş ortalamaları 42,90±12,65 yıl olduğu, girişimve kontrol grupları arasında, tanıtıcı özellikler bakımından faklılık olmadığı ve grupların homojen dağıldığı (p>0,05) belirlenmiştir. SG'nin endoskopi işlemi sırasında ve sonrasında ağrı puan ortalması üzerinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yaratmadığı (p>0,05) fakat endoskopi sonrası durumluk kaygı puan ortalaması değerlendirildiğinde girişim ve kontrol grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir (p=0,001). Endoskopi işlemi sırasında sanal gerçeklik uygulaması anksiyete üzerine etkindir. Anahtar Kelimeler: Ağrı, Anksiye, Endoskopi,Sanal gerçeklik

AnksiyeteAğrıEndoskopi+2
Mehmet Fatih Ös
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal hizmet uzmanlarının Suriyeli sığınmacılara yönelik tutumlarının farklı değişkenlere göre incelenmesi

Zorunlu göç; savaş, işkence, ayrımcılık, şiddet ve korku nedeniyle bir ülkeden başka bir ülkeye yer değiştirme hareketidir. Özellikle Arap Baharı olaylarının Ortadoğu ülkelerini etkilemesi sonucunda 2011 yılında Suriye'de yaşanan iç savaş nedeniyle ülkemizde zorunlu göç dalgasında ciddi artışlar olmuştur. Türkiye'de kayıtlı Suriyeli sığınmacıların sayısı 3.65 milyondur. Bu sayı, Türk toplumunun, sığınmacılarla birlikte hoşgörülü şekilde yaşamasını gerekli kılsa da ülkemizde Suriyeli sığınmacılara karşı çeşitli nefret söylemlerinin ve ayrımcılığın olduğu bir gerçektir. Bu araştırmanın amacı, günümüzde artan sığınmacı karşıtlığından hareketle, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneğindeki üyelerin, Suriyeli sığınmacılara dönük tutumlarını incelemektir. Araştırma 23.02.2023-06.04.2023 tarihleri arasında yapılmış, örneklem grubunu Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği üyeleri oluşturmuştur. Araştırmaya 107 kadın, 35 erkek olmak üzere toplam 142 sosyal hizmet uzmanı katılmıştır. Anket tekniğinin kullanıldığı araştırma formunda demografik sorular ve "Suriyeli Sığınmacılara Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Bu ölçeğe ek olarak araştırmacı tarafından hazırlanan, sosyal hizmet uzmanlarının sahadaki tecrübelerine yönelik 18 sorudan oluşan sosyodemografik bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmada değişkenler arası ilişkiler ve "Sosyal hizmet uzmanlarının Suriyeli sığınmacılara tutumu nasıldır?" temel sorusunun yanıtı incelenmiştir. Bulgulara göre Suriyelilere yönelik tutumların çeşitli değişkenlere göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği saptanmıştır. Araştırma bulgularından hareketle, genel olarak sosyal hizmet uzmanlarının Suriyeliler hakkında olumlu görüşe sahip oldukları, ılımlı çözüm üretme, haklarını savunma ve onlara yardımda bulunmada olumlu görüşe sahipken, hükümetin ve halkın uyguladığı politikayı takdir etmede daha negatif tutuma sahip oldukları saptanmıştır. Sonuç olarak, Suriyeli sığınmacıların, sığınılan ülkedeki topluma uyumlarının sağlanması, ayrımcılık karşıtı uygulamaların güçlendirilmesi, medyada olumsuz temsilin engellenip kamu spotlarının hazırlanması, temel hizmetlere hak temelli yaklaşımla erişmelerini sağlayacak sosyal politikaların planlanması desteklenmelidir.

Sosyal hizmet uzmanlarıSosyal hizmetlerSuriyeliler+6
Ahmet Turus
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hastanede çalışan hemşirelerde COVID-19 korkusu ve iş stresi

Pandemi süresince COVID-19 tanısı alan bireylerin tedavi ve bakımında hemşireler önemli roller üstlenmiştir. Pandemi öncesinde çeşitli nedenlerle hemşirelerin yaşadıkları iş stresine COVID-19 korkusu eklenmiştir. Pandemi sürecinde hemşirelerin ruh sağlığını etkileyen süreçleri ortaya koymak hemşirelerin sağlığını değerlendirmek ve hemşirelik hizmetlerinin etkili sunumunu yönetmek bakımından önemli bir halk sağlığı önceliğidir. Bu bağlamda çalışmanın amacı; hastanede çalışan hemşirelerde COVID-19 korkusu ve iş stresi düzeyini incelemektir. Kesitsel tipteki çalışmanın evreni, Erzurum Atatürk Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde çalışan hemşirelerdir. Araştırmaya gönüllü 270 hemşire katılmıştır. Veri, Sosyo-demografik Özellikler Formu, COVID-19 Korkusu Ölçeği ve Hemşire Stres Ölçeği aracılığıyla Mart-Mayıs 2022 tarihleri arasında toplanmıştır. Veri, SPSS 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiş olup tanımlayıcı istatistiksel metotlar ile normallik analizi sonuçlarına göre bağımsız gruplarda t testi, varyans analizi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi, Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 30,51±7,50, 82,2'si kadın, %62,6'sı evli, %53'ü lisans mezunudur. Hemşirelerin %44,1'i COVID-19 tanısı alan hastaya bakım vermiş, %72,2'si COVID-19 tanısı almıştır. Hemşirelerin COVID-19 korkusu ile iş stresi orta düzeyin altındadır. Hemşirelerin COVID-19 korkusu; çalıştıkları birime, mesai saatlerine, yaş ve çalışma yılına, pandemi sürecinde görev yerinin değişmesine, aile ilişkilerine, stres düzeyine ve uyku düzenine göre farklılaşmaktadır. Hemşirelerin iş stresi COVID-19 tanısı alan hastaya bakım vermeye, pandemi sürecinde aile ilişkilerine ve uyku düzenine göre farklılaşmaktadır. Ölçekler arasındaki ilişki Pearson korelasyon analizi ile incelendiğinde; COVID-19 korkusu ile hemşirelerde stres arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü ve düşük düzeyli bir ilişki saptanmıştır (r=0.145, p<0,017). Hemşirelerde COVID-19 korkusu arttıkça iş stresi de artmaktadır.

COVID 19Hastane hemşireleriHemşireler+5
Saadet Güzel
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Evaluation of senior nursing students' nutritional knowledge in Baghdad city, Iraq

All members of society should eat healthily, but university students have particular requirements. ‎They have busy study schedules, eat out more frequently, and are influenced by their peers, just ‎like in the age of independence. They might also favor fast food as a way to save time and ‎money. They are compelled by this entire scenario to consume unhealthy meals like fast food. ‎Therefore, the main objective of this study is to investigate the level of nutritional knowledge ‎among senior students in nursing schools in Baghdad City/Iraq, and the sociodemographic factors ‎affecting their level. The sociodemographic information of the subjects was gathered using a ‎descriptive information form. The questionnaire asked 20 questions items related to nutrition, ‎participants' knowledge of nutrition, and the sources of this knowledge. The mean scores of the ‎participants on the GNKQ-R were 40.39 8.41 for the overall scale, 8.20 2.36 for the sub-‎dimension of dietary recommendations, 18.26 4.53 for the sub-dimension of food groups, 4.35 ‎‎2.14 for the sub-dimension of healthy food choices, and 9.57 3.09 for the sub-dimension of diet, ‎disease, and weight control. Also, the study's findings demonstrated a correlation between ‎sociodemographic characteristics and knowledge levels; knowledge of nutrition is one of the ‎elements impacting people's nutritional status and eating habits as individuals, families, and ‎society. An essential tool for assessing how well-nourished an individual, a group, or a ‎community is nutrition knowledge This study's recommendations include implementing dietary ‎guidelines in childcare facilities, schools, hospitals, and workplaces. Menus at fast food ‎restaurants and restaurants should include a list of nutrition information and calorie counts‏

NutritionNutrition knowledgeNurses+3
Rana Najm Abed Abed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Babil ilinde annelerin emzirme konusunda bilgi ve uygulamalarının değerlendirilmesi

Bu çalışma, Irak'ın Babil ilinde annelerin emzirme konusunda bilgi ve uygulamalarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu çalışma tanımlayıcı kesitsel tipte olup, evrenini, Irak'ın Babil ilinde yaşayan ve emziren anneler oluşturmuştur. Çalışma 1 Mart 2022 – 31 Ekim 2022 tarihleri arasında Irak'ın Babil ilinde yaşayan 258 emziren anne ile yürütülmüştür. Araştırmanın verileri kadınların demografik özelliklerine ve emzirmeye ilişkin sorular içeren ve iki bölümden oluşan bir anket formu kullanılarak online toplanmıştır. Araştırma kapsamında toplanan verilerin analizinde frekans analizi (sayı, yüzde, ortalama), Bağımsız Örneklem t testi ve One Way ANOVA analizleri kullanılmıştır. Annelerin %32,9'u 31-40 yaş aralığında, %37,2'si ev hanımı, %36'sı ilköğretim mezunu, %50 sinin geliri giderine eşit, %52,7'si ilde ikamet ettiği, %32,2'sinin eşi ve çocukları ile birlikte yaşadığı, %37,2'sinin 2 çocuk sahibi olduğu belirlenmiştir. Ayrıca annelerin %68,6'sında emzirme deneyimi bulunduğu ve %59,3'ünün ilk altı ay emzirdiği saptanmıştır. Annelerin "emzirme konusundaki bilgi düzeyi" anketine verdiği yanıtların ortalaması 3,13±0,56 ve "emzirme konusundaki uygulamaları" anketine verdiği yanıtların ortalaması, 3,11±0,50 olarak saptanmıştır. Emzirme deneyiminin, ilk 6 ay emzirmenin, yerleşim yerinin, yaşın, eğitim ve gelir durumun annelerin bilgi düzeyini istatistiksel olarak etkilediği saptanırken (p<0,05), emzirme konusundaki uygulamalarını istatistiksel olarak etkilemediği belirlenmiştir (p>0,05). Araştırma sonucunda annelerin emzirme konusundaki bilgi düzeyinin ve uygulamalarının orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Annelerin emzirme konusunda bilgilerinin artırılması ve başarılı emzirme uygulamalarının yaygınlaştırılması için annelere sağlık profesyonelleri tarafından gerekli danışmanlıkların verilmesi önerilmektedir.

AnnelerBabilBilgi düzeyi+2
Huda Nadhım Hadı Al-kayyım
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Perceived stress and related factors among nurses working in hospitals

Background: Occupational stress is one of the problems that may interfere with nurses performance like job satisfaction and adherence. The current study aimed to assess This study aimed to evaluate the perceived stress levels and stress-related factors in nurses working in hospitals in Iraq. Aim of the study:. This study was conducted to evaluate the perceived stress levels and stress-related factors in nurses working in hospitals in Iraq. Methodology: The population of the study consisted of nurses working in Kirkuk Children Hospital, Kirkuk Azadi Training Hospital, and the Cancer Center in Kirkuk, Iraq. The total size of the population was 1,384 nurses, including 590 in Kirkuk Children Hospital, 667 in Kirkuk Azadi Training Hospital, and 127 in the Cancer Center. ). The minimum sample size that could represent a population of 1,384 nurses was calculated as 300 subjects when the study data were formulated according to the simple random sampling formula. A personal information form was created by the researcher following a review of the literature to determine the socio-demographic characteristics of the nurses, such as age, gender, marital status, number of children, educational status, financial status, name of the hospital, department, the status of working shifts, weekly working hours, presence of enough nurses in the department, and whether non-nursing tasks increased workload. Stress was assessed by using the 14-item version of the perceived stress scale (PSS). Each item on the PSS-14 is evaluated on a 5-point Likert-type scale with options ranging from never (0) to very often (4). Seven items (4th, 5th, 6th, 7th, 9th, 10th, and 13th items) containing positive statements are reverse scored. Scores on the PSS-14 range from 0 to 56, with a high score indicating high perceived stress. Cronbach's alpha coefficient of the scale is 0.84. Results: The current study showed that the mean age of the participants was 31.35±7.85, the mean work experience as a nurse was 7.32±7.39, and the mean weekly working hours was 46.77±7.01. It was determined that 56.5% of the participants were female, 70.3% were married, and that 35.6% did not have children. In addition, 95.4% of the participants had a diploma or a bachelor's degree, and 69.9% had more income than their expenses. While 56.2% of the participants worked in specialized units, 53.9% worked day shift permanently. Of the participants, 17.6% stated that there were enough nurses in their department, and 52.3% stated that non-nursing tasks increased their workload. The mean scores of the participants on the PSS were found to be 30.09±6.33. It was determined that 85% of them experienced a moderate level of stress. There is a significant differences between perceived stress of nurses and their educational level (t-test = 9.6; p value= 0.002). Conclusion: The study concluded that nurses experienced a moderate level of perceived stress. There is a significant differences between perceived stress of nurses and their educational level in which nurses with diploma or bachelor's degree exhibited more stress than those with master degree.

Nursing staff-hospitalNursesNursing+4
Marwah Kamal Shukur Al-hamawndy
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi eğitimde tematik öğretim yaklaşımıyla iklim okuryazarlığı bağlamında iklim değişikliği eğitimi eylem araştırması

Günümüzde çocuklar zehirlenme, tahribat, sızıntı, kuraklık, kirlilik, orman yangınları ve mevsimsel olmayan aşırı hava olayları gibi çevresel koşullarla karşı karşıyadır. Bu tür durumlara ilişkin çocukların bilgilendirilmesi, çevresel kararlara dâhil edilmesi ya da fikirlerinin alınması önemlidir. Toplumda iklim değişikliğine dair derin bir anlayışın gelişmesi ancak bireylerde eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarına okul öncesi yaşlardan başlanması ile mümkündür. Bu bağlamda çalışmanın amacı okul öncesi eğitim alan çocuklarda iklim okuryazarlığının ve iklim değişikliği farkındalığının geliştirilmesidir. Bu araştırma, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında, Artvin il merkezinde yer alan bağımsız bir anaokulunda 28 Şubat 2022 ve 12 Mayıs 2022 tarihleri arasında on hafta süreyle yürütülmüştür. Yöntem olarak nitel araştırma modellerinden eylem araştırması benimsenmiştir. Çalışma grubu 12 kız ve 10 erkek çocuktan oluşmaktadır. Araştırma kapsamında tematik öğretim yaklaşımına göre on haftalık bir eylem araştırması tasarlanmış ve bu çerçevede planlanan etkinliklere yer verilmiştir. Uygulama sonrasında çocuklarla yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Veriler betimsel analizle çözümlenmiş, bulgular kategorize edilerek sunulmuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre okul öncesi eğitim alan çocukların iklim değişikliğine dair neden sonuç ilişkisi kurdukları, iklim değişikliği karşısında ne tür önlemler almaları gerektiğini öğrendikleri bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda okul öncesi eğitim programının çocuklarda iklim okuryazarlığı ve iklim değişikliği farkındalığı kazandırmaya yönelik öğrenme hedefleri yönünden güncellenmesi önerilebilir. Araştırmacılar erken yaşta verilen iklim değişikliği programlarının uzun süreli etkilerine odaklanan çalışmalar yürütebilirler. Anahtar Kelimeler: İklim değişikliği, iklim okuryazarlığı, okul öncesi eğitim, tematik öğretim yaklaşımı.

Okul öncesi eğitimOkul öncesi çocuklarOkul öncesi öğretmenler+6
Hülya Sabancı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00