Çukurova University
Anabilim Dalı

Deontoloji ve Tıp Tarihi Anabilim Dalı

Çukurova University

12

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

12 Tez
DoktoraAçık ErişimTR

Anadolu uygarlıklarında temizlik kavramı ve uygulamalarının evrimi

Anadolu Uygarlıklarında Temizlik Kavramı ve Uygulamalarının Evrimi "Anadolu Uygarlıklarında Temizlik Kavramının ve Uygulamalarının Evrimi" isimli bu çalışma genelde sağlık ve sağlıklı yaşamla, özelde ise tıpla yakın ve çok yönlü ilişkisi olan temizlik kavramının Anadolu'da Hitit İmparatorluğu, iyon Kolonileri- Hellenistik Dönem ve Roma Çağı açılımlarını konu edinmektedir. Temizlik kavramı açılımları ve uygulamaları antik döneme ait metinler ve arkeolojik bulgular çerçevesinde ele alınmıştır. Anadolu Uygarlığı kapsamında Hitit İmparatorluğu, Yunan uygarlığı (İyon Kolonileri) - Hellenistik Dönem ve Roma Çağında temizlik kavramının açılımları ve uygulamalar, sağlık, hukuk, kent armatürleri, ve teknik bilgiler araştırılarak, Anadolu coğrafyasında meydana gelen değişim, gelişme ve uygulamalar ve bu uygulamaların Avrupa kıtasına etkisi değerlendirilmiştir. Hitit, İyon-Helen ve Roma çağlarında Anadolu'da temizlik kavramının ve uygulamaların evrimleşmesinin ilk aşaması inançlara dayalı olarak yapılan kişisel temizlik uygulamalar, ikinci aşaması rasyonel düşünce sonucu olarak yapılan kişisel, çevresel ve tıbbi temizlik uygulamaları, üçüncü aşaması merkezi otoritenin kontrolünde kişisel, çevresel ve tıbbi temizlik uygulamalarının yanı sıra temizlikle ilgili hamam, sarnıç, drenaj kanalları, su depoları, kanalizasyon sistemleri gibi mimari ortak yapıların kurulması ile karakterizedir. Antik çağda Anadolu'da gerçekleştirilen söz konusu uygulamaların değişimi ve gelişimi insanın sosyal ve bilişsel evriminin bir cephesini de ortaya koymaktadır. Anahtar sözcükler: Hitit, İyon-Hellenistik, Roma, evrim, temizlik.

Şükran Sevimli
Çukurova University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2005
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kozan yöresi florasındaki tıbbi bitkiler ve bunların halk tıbbında kullanılışı

Çalışmamız Kozan bölgesindeki, özellikle Anavarza çevresindeki, tıbbibitkilerin kayda geçirilmesi, bu bitkilerin halk tarafından tedavi içinkullanılışlarının ortaya çıkartılması amacını taşımaktadır. Toplanan verilerbotanik, farmakognozi ve tıp tarihi literatürleri ile bağlantılı olarak irdelenmiştir.Yöre halkının tıbbi bitkilerden, özellikle çok ciddi olmayan sağlıksorunlarında yararlandığı ve bu yararlanışın Anavarzalı hekim Dioskorides'in (MSI. Yüzyıl) reçeteleriyle kısmen uyumlu olduğu saptanmıştır.ANAHTAR SÖZCÜKLER: Doğu Toros Dağları Florası, Folklorik Tıp, Tıbbi Bitkiler.

Özgür Kıran
Çukurova University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cemil bulak'ın bilimsel kişiliğinin ve meslek yaşamının çağdaş diş hekimliği çerçevesinde değerlendirilmesi

ÖZETCemil Bulak'ınBilimsel Kişiliğinin ve Meslek YaşamınınÇağdaş Diş Hekimliği Çerçevesinde DeğerlendirilmesiDiş hekimi Cemil Bulak 1901/1902-1983 yılları arasında yaşamış vemesleğini 59 yıl hem uygulamacı ve hem de kuramsal çalışmacı olarakbaşarıyla icra etmiştir. Bu çalışmanın amacı Bulak'ın meslek yaşamı ve bilimselkişiliği hakkında kimi önemli bilgileri derlemek ve duyurmaktır. İdeal bir dişhekimi olan Bulak, günümüzün ve geleceğin diş hekimleri için örnek alınacakbir kişidir.Anahtar Sözcük: Türk Diş Hekimliği Tarihi

Jale Duraktekin Perk
Çukurova University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2006
00
DoktoraAçık ErişimTR

Roma dönemi çukurovasında sıtma

Eğer İ.S. Dördüncü ve beşinci yüzyıllarda; güneşin radyan enerjisinin %0.08 artması, Toros dağlarındaki tektonik hareketlenme gibi etkenler üst üste gelmeseydi; Akdeniz bir metre kadar yükselmeyecek, havalar daha sıcak ve nemli, göller ise bataklıklar haline gelmeyecekti. Sonuçta Anadolu'da Neolitik dönemden bu yana varlığı bilinen sıtma bu dönemde Çukurova bölgesinde endemik olarak kalacaktı. Ancak böyle olmadı ve sıtma, zayıf ve umutsuz hale getirdi. Şan şöhret güç ve pahalı hediyeler isteyen pagantanrılara, fakirleşmiş Çukurovainsanının verebileceği bir şey kalmamıştı. Sağaltım için atesin tanrısı (Teos Piretos)'na başvuran sıtmalılara tanrı olumsuz yanıt veriyordu. Yeni tanrılara gereksinim vardı. Bunlar fukaranın, gurabanın, ezilenin, hastanın, umutsuzun tanrıları olmalıydı. Tüm sıkıntıların biteceği bir Cennet vaad edilmeliydi. Çok sağlıklı olanlar dünyevi zevklere dalarak günah işyelecekleri için bu cennete girememeliydi. İ.S. dördüncü yüzyıl başında Constantius'un Milano fermanıile Roma dünyasında yasallık kazanan Hıristiyanlık, aynı yüzyılın sonunda Theodoziuz döneminde resmi tek din haline geldi. Tek din, Yumurtalık Aksleipeionu'nu ve İskenderiye Serapis tapınağını temellerine kadar yıkılarak kutlandı. Konuyu araştırırken, antik metinler, Yumuktepe Yüceörendeki kemik bulgularının morfolojisi ve diğer arkeolojik buluntular, dönemin iklim ve coğrafyası değerlendirildi. Sıtma ve sivrisineğin evrimsel gelişimini anlatırken moleküler biyolojik verilerden yararlanıldı. Sonuçta sivrisineğin kanat darbesiyle yıkılan Roma imparatorluğunun külleri arasında ikinci Roma'nın nasıl doğduğu irdelendi.

Mehmet Gazi Kobaner
Çukurova University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çukurova üniversitesi fen edebiyat fakültesi ve egitim fakültesi öğrencilerinin temel biyoetik konuları hakkındaki görüşleri

Bu çalışma, Çukurova Üniversitesi'nde sosyal bilimler ve fen bilimleri alanlarında eğitim görmekte öğrencilerin, dört temel biyoetik konusu hakkında görüşlerini belirlemek ve karşılaştırmalı olarak değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Tezin araştırma bölümünde 16 soruluk bir anket formuyla toplam 527 öğrencinin görüşleri derlenmiş; bu bulgular hem kendi içinde kız-erkek ve fen alanı-sosyal alan karşılaştırması yapılarak hem de literatürde yer alan farklı araştırmaların sonuçlarıyla karşılaştırılarak tartışmaya açılmıştır. Araştırma sonuçlarının oturacağı kuramsal çerçeve, ele alınan biyoetik konularının felsefi ve tarihsel boyutları hakkındaki bilgilerden oluşturulmuştur.

Handan Akın
Çukurova University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2007
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kırım Savaşı'nda hasta bakımı ve hemşirelik

Bu çalışmada, Osmanlı Devleti ile Rus Çarlığı arasında Ekim 1853'te başlayan İngiltere'nin, Fransa'nın ve Piyemonte (Sardunya) Krallığı'nın Osmanlı Devleti ile ittifak yaparak katıldığı Kırım Savaşı'nın (1853?1856), hasta bakım hizmetlerine dolayısıyla hemşireliğin meslekleşmesine olan katkıları incelenmiştir. Bu çerçevede Osmanlı askeri belgelerini de içeren kapsamlı bir literatür taraması yapılmış ve konu ile ilgili mekanlar ziyaret edilerek incelenmiştir.Konuya genel bir çerçeve oluşturma bağlamında, hem savaşın ortaya çıkış nedenleri ve savaş süreci hem de XIX. yüzyılda ortaya çıkan bilimsel-teknolojik-endüstriyel gelişmelerin genelde tıbbın özelde Osmanlı tıbbının modernleşmesine katkıları değerlendirilmiştir. Modern hemşireliği temellendirme açısından, ele alınan dönemin öncesine gidilerek kadının hasta bakımındaki konumu üzerinde durulmuştur. Kırım Savaşı boyunca tüm orduların ortak düşmanı olmuş ve silah yaralanmalarından daha fazla can kaybına yol açmış olan epidemik ve endemik hastalıklar ile özellikle Osmanlı hekimlerinin koruyucu tıp uygulamaları üzerinde de geniş olarak durulmuştur. Savaşın tıbbi boyutu hakkında, tüm tarafları göz önüne alan genel ve karşılaştırmalı bir değerlendirmeye gidilmiştir.Daha önceki savaşlarda olduğu gibi Kırım'da da, tüm ordularda, sağlık memuru, tımarcı veya cerrah olarak adlandırılan erkek hasta bakım elemanları görev yapmıştır. Önemli bir yenilik olarak Osmanlı ordusu dışında hasta bakımında kadınlar da rol almış, bir başka deyişle müttefik ordularda hasta bakımında kadının aktivite göstermesi söz konusu olmuştur. Rus saflarında askeri hemşireliğin temelleri atılmış, cephe gerisinde Fransız rahibe hemşireler başarılı çalışmalar yürütmüş, Seacole adlı bir İngiliz kadın halk hekimliğini cephe koşullarına uyarlama yönünde bir arayışa girmiş ve nihayet İstanbul'da gelişerek günümüze kadar gelecek olan Nightingale hemşireliği ortaya çıkmıştır.

Hasta bakımıHemşirelikKırım Savaşı+1
Serap Torun
Çukurova University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2008
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sağlık profesyonellerinin etik kavramından anladıkları ve kuramsal etik çalışması yapanlardan bekledikleri

Bu çalışma, sağlık profesyonellerinin etik kavramına yüklediklerianlamı belirlemek ve kuramsal tıp etiği çalışması yapanlardan ne gibibeklentileri olduğunu saptamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Tezinaraştırma bölümünde 27 soruluk bir anket formuyla CumhuriyetÜniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde, I. İzzettinKeykavus Devlet Hastanesi'nde ve Sivas Devlet Hastanesi'nde çalışan 192doktorun ve 192 hemşirenin görüşleri derlenmiş; bu bulgular hem ikimeslek grubu arasında hem de literatürde yer alan farklı araştırmalarınsonuçlarıyla karşılaştırılarak tartışmaya açılmıştır. Çalışma sonucundaaraştırmaya katılan sağlık profesyonellerinin, genel olarak etiği uygulamalıetiklere indirgeme eğilimi taşıdıkları, özel olarak tıp etiğini sağlıkcamiasına özgü minyatür bir hukuk gibi algıladıkları; bir başka deyişle tıpetiğinin felsefi ve hukuki açılımlarından ikincisine daha fazla ilgigösterdikleri saptanmıştır. Katılımcılar, tıp etiği alanında kuramsal çalışmayapanlardan, öncelikle gündelik tıp uygulamaları sırasında yaşanansorunlara çözüm bulmada aktif görev almalarını, bu bağlamda etikkurullarda görev yapmalarını ve ikincil olarak da mezuniyet öncesi vesonrası eğitimdeki rollerini ağırlığını arttırarak sürdürmelerinibeklemektedir.Anahtar Sözcükler: Tıp Etiğinin Kuramsal ve Uygulamaya Aitboyutları, Tıp Etiği Çalışmacıları, Sağlık Profesyonelleri, Tıp Etiği

Gülay Yıldırım
Çukurova University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2008
00
DoktoraAçık ErişimTR

Soranus'dan Sabuncuoğlu'na Anadolu'da kadın hastalıkları ve doğum hekimliği

Çalışmamız günümüzde bir uzmanlık dalı olan kadın hastalıkları ve doğum hekimliğinin çağdaş bilgi düzeyine erişiminde Anadolu'da doğan ve yetişen hekimler ve Antik Çağ'dan itibaren Anadolu'da yazılan tıbbi eserlerin etkilerini belirleme amacını taşımaktadır.Klasik tıp paradigmasının erken ve geç dönem temsilcileri Soranus ve Sabuncuoğlu'nun eserlerinde bulunan kadın hastalıkları ve doğumla ilgili bilgiler, kullanılan ilaçlar, aletler ve uygulamalar klasik tıp literatürüne ait diğer eserlerle bağlantılı olarak irdelenmiştir.Soranus'un döneminden Sabuncuoğlu'nunkine kadar geçen uzun dönemde tıbba özgü bilgi birikiminde sınırlı bir artış olduğu, her iki hekimin eserleri arasındaki farkların, dönemleri arasındaki ilerlemeyi yansıtmak açısından önemli olduğu belirlenmiştir.

Oya Ögenler
Çukurova University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2009
00
DoktoraAçık ErişimTR

Hulusi Behçet ve Behçet hastalığının tıp literatürüne giriş süreci

Hulusi Behçet (1889-1948) idadi kısmından girdiği Askeri Tıbbiye'den 1910 yılında yüzbaşı olarak mezun olmuştur. Deri hastalıkları ve frengi alanında ihtisasını tamamladıktan sonra Kırklareli ve Edirne askeri hastanelerinde uzman ve başhekim muavini olarak çalışmıştır. 1917 yılında uzmanlık alanında kendini geliştirmek üzere yurtdışına çıkmış, önce Budapeşte sonra Berlin hastanelerinde çalışmalarını sürdürmüştür. Türkiye'ye döndükten sonra serbest çalışma, Hasköy Deri ve Zührevi Hastalıklar Hastanesi başhekimliği yapma, Gureba Hastanesi'nde klinik şefi olma dönemleri birbirini izlemiştir. Üniversite Reformu'nda Tıp Fakültesi kadrosuna geçmiş ve buradaki görevini ömrünün sonuna kadar sürdürmüştür.Hulusi Behçet, uzun bir çalışma döneminin ürünü olarak 1937'de Hipokrat'tan beri bilinen, ağız ve genital mukoza aftları ile göz bulgularını, bütünleştirici bir yaklaşımla değerlendirerek, tek bir hastalık olarak tanımlamış ve hakkında bir dizi önemli yayın yapmıştır. Bu başarıyı Türk tıbbının evrensel tıbba en önemli katkısı olarak nitelemek mümkündür. Söz konusu hastalık 1947 yılında Zürih'te toplanan uluslararası dermatoloji kongresinde Profesör Mieschner'in önerisiyle ?Morbus Behçet? olarak adlandırılmıştır.Tez çalışmasının iki ana bölümünden ilkinde Hulusi Behçet'in yaşamı onun çok yönlü mesleki ve bilimsel çalışmalarına odaklanan bir bakışla ele alınmış; ikincisinde ise Behçet Hastalığı'nın çoğu Hulusi Behçet tarafından yazılan makalelerle tıp literatürüne giriş öyküsü ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Hulusi Behçet'in yaşamı sadece bir başarı öyküsü olmaktan veya kahramanının çarpıcı kişiliğinden ötürü değil, genel olarak dünyanın ve Türkiye'nin, özel olarak tıbbın önemli dönüşümler geçirdiği bir döneme yerleşmiş olmasından ötürü ilgi çekicidir. Behçet Hastalığı'nın tanımlanma sürecinin ayrıntılarının ve Hulusi Behçet'in bu süreçte oynadığı rolün ağırlığının vurgulanması ise, günümüzde hastalığın adının değiştirilmesine yönelik çabaların gündemde bulunması bağlamında önem taşımaktadır.

Tıp tarihi
Gülay Satar
Çukurova University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özerklik ilkesi çerçevesinde hemşirenin bağımsız rolleri

Hemşirelik, kadına özgü bir etkinlik olarak sürdürülegelen hasta bakım etkinliğinin bir meslek olarak örgütlenmesi ile ortaya çıkmıştır. Çağdaş hemşirelik bilimsel bilgi içeriğine, mesleğe özgü kurallara, mesleki etik değerlere ve mesleki özerkliğe sahiptir.Tez çalışmasında hemşirelik literatüründe yer alan hemşireliğin bağımlı, yarı bağımlı ve bağımsız rollerine değinilmiş; özellikle profesyonellik kriterleri açısından oldukça önemli olan bağımsız rolleri özerklik ilkesi çerçevesinde ele alınmıştır.Hemşirelerin mesleki özerkliklerini üst düzeyde yaşama geçirerek oynadıkları bağımsız rollerin başlıcaları bakım verici rolü, eğitici rolü, kariyer geliştirici rolü, özerk ve sorumluluk sahibi olma rolü, danışmanlık rolü, karar verici rolü, hasta savunucu rolü, iletişim ve eşgüdüm sağlayıcı rolü, rehabilite edici rolü, danışmanlık rolü, konfor sağlayıcı-rahatlatıcı rolü, hemşirelikle ilgili araştırmalarda araştırıcı rolü, hasta bakımını yönetmede yönetici rolü ve ilaç dışı tedavi işlemlerinde tedavi edici rolü şeklindedir.Anahtar Sözcükler; Bağımsız hemşirelik rolleri, Hemşirelik, Özerklik ve özerkliğe saygı ilkesi, Sağlık Mesleklerinde Profesyonalizm, Tıp etiği,

Seçil Taylan
Çukurova University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2009
00
DoktoraAçık ErişimTR

Hastayı algılama ve hasta kavramı oluşturma bağlamında türk ve fransız hekimlerin karşılaştırılması

Tez çalışması çerçevesinde Türk ve Fransız hekimlerin hastalarını nasıl algıladıkları ve zihinlerinde nasıl bir hasta kavramı oluşturdukları hakkında karşılaştırmalı bir değerlendirme yapılmıştır.Bu bağlamda 50 Türk ve 25 Fransız hekim üzerinde yürütülen araştırmanın sonuçları kısa ve genel olarak aşağıdaki gibi ifade edilebilir:Türk hekimler insani meziyetlerini ve zaaflarını işlerine daha fazla yansıtmakta, hastalarını kimi olumsuz niteliklere sahip ve yetersiz olarak değerlendirmekte, tıbbi ilişkide paternalist davranmaya eğilim göstermektedir.Fransız hekimler ise profesyonel kimliklerini ön planda tutmakta, hastalarının tıbbi ilişkide avantaj sağlayan nitelikleri taşıdığını düşünmekte ve onlardan bu ilişkide daha yüksek aktivite beklemekte, özerkliğe saygı konusunda duyarlı davranmaktadır.Anahtar Sözcükler: Hasta kavramı, Hasta-hekim ilişkisi, Tıp etiği, Sağlık sosyolojisi.

Zahide Olgun Henzel
Çukurova University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yoğun bakım hemşirelerinin yaşadıkları etik sorunlar konusunda Adana ölçeğinde bir araştırma

Etik sorunların sağlık profesyonelleri tarafından yaşanma sıklığı ve önemsenme derecesi klinik etik açısından irdelenmeye değer konulardır. Tez çalışması çerçevesinde yürütülen araştırmanın amacı, Adana ölçeğinde yoğun bakım hemşirelerinin etik sorunlarla ne sıklıkla karşılaştığını ve bunları nasıl bir önem sıralamasına soktuklarını saptamaktır. Tanımlayıcı nitelikteki araştırmanın üç bölümde 22 soru içeren veri toplama formu, Adana merkezinde bulunan kamu hastanelerinin yoğun bakım birimlerinde çalışan hemşirelere uygulanmıştır.Dörtte üçü üniversite mezunu olan ve üçte ikisi dahiliye yoğun bakım birimlerinde çalışan katılımcıların en sık karşılaştığı sorun, durumu daha kritik olanlara yer açmak için stabil hastaların servise transferidir (% 97,0). Sık karşılaşılma sıralamasında ilk beşte yer alan diğer sorunlar, hekim görevlerinin hemşireye devredilmesi (% 88,0), mesleki hiyerarşide alt basamaktakilere fazla iş verilmesi (% 87,0), hastanın veya yakınlarının tedaviyi reddetmesi (% 85,0) ve hayati tehlikeye rağmen taburcu edilme talebidir (% 80,0). Son üç sırada ise solunum desteğinin hangi hastaya verileceğinin belirlenmesi (% 42,0), iyileşme olasılığı kalmayan hastanın solunum desteğinin kesilmesi (% 32,0) ve ötanazi talebiyle karşılaşılması (% 17,0) yer almaktadır. Önemsenme puanı sıralamasın ilk beşinde ise stabil hastaların servise transferi (8,40), beyin ölümü gerçekleşen hastanın yakınlarına organ bağışı önerisi götürme (7,69), beyin ölümü teşhisinin konulması (7,50), hiyerarşinin alt basamaklarındakilere fazla iş verilmesi (6,80), hekim görevlerinin hemşireye devredilmesi (6,79) bulunmaktadır. Bu sıralamanın son üç basamağında hastalara yönelik yaklaşımın adil olmaması (5,63), ötanazi talebiyle karşılaşılması (5,48), hekimler arasında görüş ayrılığı yaşanması (5,20) vardır.Katılımcıların sık yaşadığı ve önem verdiği sorunların derin değer çatışmalarından çok birimlerin olanaklarındaki eksikliklerden, koşullarındaki olumsuzluklardan, ilişki düzenlerindeki aksamalardan kaynaklandığını söylemek mümkündür.Anahtar Sözcükler: Yoğun Bakım, Tıp Etiği, Hemşirelik Etiği.

AdanaEtikEtik-hemşirelik+5
Derya Şahin Gezer
Çukurova University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2010
00