
16
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Departman Tezleri
Yuvarlak örme kumaşlarda kumaş gramajina etki eden faktörler üzerine bir araştırma
Günümüz insanı gerek rahatlık gerekse de moda açısından dokuma kumaşlardan ziyade örme kumaşları tercih etmektedir. Bu artarak gelen talep karşısında örme işletmeleri da ihtiyacı karşılamak adına hızlı, sorunsuz ve kaliteli üretim yapmak durumundadır. Bu nedenle örme kumaşlar için üretimin ilk basamağı olan örme aşaması önem kazanmaktadır. Çünkü burada meydana gelen bir problem diğer işlemleri doğal olarak etkilemektedir. Bu nedenle makine ayarlarındaki değişimlerin üretilen mamülün özelliklerini nasıl etkiliyeceğini bilmek ve ona göre ayar yapmak önemlidir.Bu çalışmada da, yuvarlak örme kumaşlarda önemli bir parametre olan kumaş gramajını etkileyen faktörler araştırılmıştır. Süprem ve tek lakost örgü kumaş numuneleri üç farklı iplik sevk miktarı ayarında ve herbir sevk miktarında üç farklı kumaş çekimi ayarı uygulamak suretiyle örülmüştür. Bu ayarların yanı sıra süprem numunelerde sıklık kamı ayarı değişiminin etkisi de gözlenmiştir. Daha sonra süprem ve tek lakost kumaş numunelerinin ilmek iplik uzunluğu ve gramaj değerlerinin bu ayarlardan ne derece etkilendiği istatistiksel açıdan irdelenmiştir.
Jeotekstillerde kullanılan polipropilen liflerin kullanım anındaki özelliklerinin çeşitli metodlarda incelenmesi
Jeotekstiller, sahip oldukları birçok avantaj ile inşaat sahaları ve tarım alanları gibi kompleks uygulamalarda giderek daha fazla önem kazanan teknik tekstil malzemeleridir. Uygulama alanlarında maruz kaldıkları çeşitli yükler nedeni ile jeotekstillerin mekanik davranışları; tasarım, üretim ve projelendirme işlemlerinde bilinmesi gereken bir parametredir. Bu çalışmada, stapel polipropilen liflerinden iğneleme yöntemi ile üretilmiş dokusuz yüzey jeotekstil kumaşların mekanik davranışlarını hammadde ve ürün parametrelerini kullanarak önceden belirlemek için teorik bir model oluşturulmuştur. Bu amaçla öncelikle jeotekstil numunelerinde kullanılan polipropilen liflerinin ve dokusuz yüzey kumaşların özellikleri standart test metodlarıyla analiz edilmiştir. Daha sonra jeotekstil kumaşlar için tabakalı kompozit yapılardakine benzer teorik bir yaklaşım yapılmış ve geniş enli çekme testini dikkate alan uygun bir sonlu elemanlar modeli oluşturulmuştur. Oluşturulan bu teorik modelin çözümlenmesinde polipropilen liflerinin ve referans kumaşların gerilme-uzama oranı eğrileri ve mühendislik sabitlerini dikkate alan iki yaklaşım yapılmıştır. Her iki yaklaşımda da malzemelerin nonlineer davranışları da dikkate alınmıştır. Deneysel veriler ve teorik yaklaşımlar kullanılarak, sonlu elemanlar paket programı ANSYS ile kumaşlarda teorik gerilme analizleri yapılmıştır. Teorik ve deneysel bulguların karşılaştırılması sonucu, her iki teorik yaklaşımın da geniş enli çekme testinde kumaşlarda oluşan gerilme değerleri ve dağılımları açısından uyumlu sonuçlar verdiği görülmüştür. Ancak her iki yaklaşımda da teorik olarak hesaplanan uzama değerleri ile deneysel olarak ölçülen uzama değerleri arasındaki fark yüksek bulunmuştur. Bununla birlikte teorik uzama değerleri, referans kumaş yaklaşımında tek lif yaklaşımına göre daha yüksek ve gerçek kumaş değerlerine kısmen daha yakın hesaplanabilmiştir. Bu bilgiler ışığında; teorik modelin, jeotekstil üretiminde hammadde ve ürün tipi seçimini kolaylaştırarak üreticilere tasarım ile üretim aşamalarında zaman ve maliyet açısından avantaj sağlayacağı düşünülmektedir.
Bazı antifungal ajanların mikrokapsülasyonu ve tekstil materyallerine aplikasyonu
Tekstil bitim işlemleri tekstillere uygulanan son yaş işlemdir. Bu yüzden tüketiciningüç tutuşurluk, su iticilik, güzel koku gibi isteklerinin karşılandığı bir aşamadır. Buözelliklerin tekstil mamulüne kazandırıldıktan sonra kullanım aşamasında uzun süreetkisini koruması önemlidir. Mikrokapsülasyon, fonksiyonel bitim işlemlerinin etkisiniuzun süre koruması için kullanılan önemli bir araçtır. Özellikle kontrollü salınım gibietkiler istenildiğinde rakipsiz olarak gözükmektedir. Mikrokapsülasyon aynı zamandaboya, baskı gibi diğer yaş işlemlerde de uygulama alanları bulmaktadır. Yıkama şartları,kullanım şartları gibi çevre koşullarına dayanıksız maddelerin uzun ömürlü kullanımlarısınırlıdır. Bu tür maddeler mikrokapsülasyon ile bir kabukla koruma altına alınır. Buyüzden yıkamaya karşı dayanıksız maddelerin aplikasyonunda önemli olmaktadır.Mikrokapsülasyon sistemleri birçok yöntemle yapılabilmektedir. Fakat yönteminseçilmesinde hapsedilecek maddenin özellikleri ve buna bağlı olarak kabuk polimersistemin özellikleri de rol oynamaktadır.Bu çalışmanın amacı ketokonazol ve terbinafin antifungal maddelerininmikrokapsüllenmesi ve tekstil materyaline aktarılmasıdır. Antifungal ecza maddeleri,melamin-formaldehit reçinesi, etil selüloz polimeri ve siklodekstrin türevleri kullanarakmikrokapsüllenmiştir. Elde edilen preparatların diferansiyel taramalı kalorimetri, FT-IR(Fouier Transform Kızılötesi Spektroskopisi), X ışını difraktometresi, partikül boyutuanalizi ve taramalı elektron mikroskobu ile karakterizasyonları yapılmıştır. Preparatlarpamuklu kumaşa aktarılmıştır. Mikrokapsül aktarılan kumaşların yıkama dayanımlarıincelenmiştir. Test sonucu yıkamaya karşı dayanımları taramalı elektron mikroskobu veCHNS elementel analiz ile belirlenmiştir. Yıkanmış ve yıkanmamış örneklerinantifungal testleri gerçekleştirilmiştir.
Plazma teknolojisi kullanılarak çeşitli doğal ve sentetik liflerin buruşmazlık ve güç tutuşurluk özelliklerinin geliştirilmesi
Bu tez çalışmasında son yıllarda artan çevre ve sağlık bilinci nedeniyle alternatif yöntemlere yönelen tekstil endüstrisine alternatif oluşturabilecek hiç suyun kullanılmadığı, dolayısıyla atık suyu olmayan, çok çok az kimyasal madde kullanılan ve atık madde oranı da yok denecek kadar az olan plazma teknolojisinin tekstil materyallerin çok madde kullanılan ve çevre ve insan sağlığına zararlı bitim işlemleri olan buruşmazlık ve güç tutuşurluk işlemlerinde uygulanabilirliği araştırılmıştır.Pamuklu, yünlü, poliamid ve poliester kumaşların buruşmazlık özelliklerini geliştirilmesi için akrilik asit ve azot plazmaları uygulanmıştır. Güç tutuşurluk özelliklerini geliştirmek için ise silikon monomerleri (hekzametidisilan ve hekzametildisiloksan) kullanılmıştır. Plazma işlem süresi ve uygulanan güç değişken olarak seçilmiş, bu parametrelerin değiştirilmesiyle kumaşların özelliklerinde meydana gelen değişiklikler araştırılmıştır. Kumaşların karakterizasyonu için buruşmazlık açısı ölçümü, dikey halde alev yayılma testi, ıslanabilirlik testleri, kopma mukavemeti ve uzaması ölçümü ile FTIR-ATR ve AFM analizleri uygulanmıştır.
Kumaşların mekanik özelliklerinden ve geçirgenlik özelliklerinden yararlanılarak giysi konforunun tahminlenmesi
Bu tez kapsamında, kişilerin giysi seçimlerinde giderek daha önemli hale gelen konforun temel bileşenlerinden termal konforun değerlendirilmesi için objektif ve subjektif ölçümlere dayalı bir yöntem geliştirilmesine temel oluşturacak çalışmalar yapılmıştır.Çalışmanın amacı, termal konforun mümkün olduğunca kolay uygulanabilir objektif yöntemlerle belirlenebilmesini sağlayan bir yöntemin geliştirilmesidir. Bu amaçla öncelikle objektif ölçümler için gerekli test olanaklarının oluşturulması için çalışmalar yapılmış, dünyada termal konfor ölçümleri konusunda kullanılan en gelişmiş objektif ölçüm sistemlerinden olan dinamik terleyen levha sistemi tasarlanıp üretilmiş ve terleyen termal manken sistemi de mevcut bir sistem üzerinde yapılan değişikliklerle elde edilmiştir.Objektif ölçümlerin gerçeği hangi oranda yansıttığının belirlenebilmesi için de incelenen kumaş grubunun bir kısmından üretilen giysilerle profesyonel sporcuların katıldığı subjektif giyim denemeleri gerçekleştirilmiştir. Subjektif giyim denemelerinden önce, seçilen bir grup kumaşın deriyle temas sırasında verdiği sıcaklık ve ıslaklık hislerinin bağlı olduğu kumaş özelliklerinin belirlenebilmesi amacıyla önkol testi uygulanmıştır. Bu test sonucu tutarlı ve tekrarlanabilir sonuçlar veren gönüllülerle subjektif giyim denemelerine devam edilmiştir. İncelenen kumaşlar piyasada sportif giysi üretiminde kullanılan, termal konfor açısından avantajlı hammadde veya yapılara sahip olduğu belirtilen kumaşlar ve standart kumaşlardan oluşan bir gruptur.Objektif ölçüm yöntemleri ile kumaş ve giysi sistemleri için tespit edilen termal ve su buharı direnç değerleri ile subjektif giyim denemeleri ile elde edilen fizyolojik ve psikolojik veriler arasındaki ilişkiler incelenerek farklı ölçüm sistemleri ile elde edilen parametreler arasındaki ilişkilerle ilgili sonuçlar ortaya konmuştur. Ayrıca, kumaşların fiziksel/yapısal ve geçirgenlik özellikleri de standart yöntemlerle tespit edilerek bu özelliklerin termal konfor performansı üzerindeki etkileri incelenmiştir.
Poli(Akrilonitril-ko-Itakonik asit)/Politiyofen kompozit yapıların nanopartikül ve nanolifleri
Nanofibers and nanomaterials have become one of the most popular subject due to their special properties as distinct from their bulk phase. The popularity of them depends on the development in applications. This study also deals with the production and characterization of nanoparticles and nanofibers. The study consists of two parts. First one is achieving the P(AN-co-IA)/polythiophene composites and second one is achieving nanofibers via electrospinning technique. In the first stage, acrylonitrile (AN) and itaconic acid (IA) was copolymerized by emulsion polymerization in the presence of surfactant Sodium Dodecyl Benzene Sulfonate (SDBS). Ammonium Per Sulfate (APS) was selected as initiator and the polymerization was continued for three hours at the temperature 70 0 C. At the end of the polymerization, emulsion latex was obtained. Without any initiator addition, three different amounts of 3,4 ethylenedioxythiophene (EDOT) and 3 methoxythiophene (MOT) were separately incorporated into the emulsion latexes. This copolymerization was lasted for 72 hours. At the end of the copolymerization, the emulsion latexes were precipitated by centrifuging, washed with ethanol and dried under vacuum oven at 60 0 C. Finally, the powder of the nanoparticles were produced. For the characterization of nanoparticles, Ultra Violet (UV)-Visible Spectroscopy, Fourier Transfrom Infrared-Attenuated Total Reflectance (FTIR-ATR) Spectroscopy, Scanning Electron Microscopy (SEM) and Atomic Force Microscopy (AFM) was used. In order to analyze the nanoparticles in the UV-Visible spectroscopy the emulsion latexes were diluted to the optimum value and the range of 190-1100 nm was chosen for characterization. The increase of the peaks according to the increase in amounts of EDOT and MOT were clearly seen. The powder of the nanoparticles were characterized by SEM. According to the SEM images, cauliflower structure was observed. The powder of the nanoparticles were also analyzed by FTIR-ATR. Before AFM characterization spin coating was applied to the nanoparticles which had been treated with N,N Dimethylformamide (DMF) solvent. According to the AFM characterization results, it was seen that the surface roughness increased as the conductive monomer were added and as the amount of them were increased. In order to obtain nanofibers, nanoparticles were dissolved in DMF solvent and blended with polyacrylonitrile (PAN) which had been dissolved in DMF, too. The blending was performed for tuning the viscosity of the electrospinning solution. During the electrospinning experiments, the solution concentration, voltage, feed rate and distance from tip to collector was kept constant in order to compare the average fiber diameters of the electrospun nanofibers. Nanofiber characterization was fulfilled by SEM, Energy Dispersive Spectroscopy (EDS) and the electrochemical measurements were performed with Princeton Applied Research (PAR) Parstat 2263 potentiostat. Electrochemical measurements was used to compare the resistance behavior of the nanofibers. EDS results proved that presence of Sulphur (S) in the structure shows the blending was successfully achieved. According to the SEM images, it was seen that the average fiber diameter does not differentiate very much among the nanofibers, it is much the same and in the range of 100-200 nm for all electrospun nanofibers. The electrospun nanofibers have sufficient fineness and smoothness. Nanoparticles and nanofibers obtained from this study can be a good candidate for applications where electroactivity is desired.
Elastan iplik kullanımının kumaş özelliklerine etkileri
Bu çalışmada, elastan iplik kullanımının kumaş patlama mukavemetine, kopma mukavemetine ve uzama özelliklerine etkisi incelenmiştir. Bunun için diğer tüm özellikleri aynı, sadece elastan oranı farklı olacak şekilde kontrollü koşullarda üretilmiş poliamid kumaşlar ve piyasada bulunan ticari kumaşlar arasından seçilen kumaş örnekleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgular varyans ve korelasyon analizleri yapılarak değerlendirilmiş ve kumaş kopma mukavemeti ile patlama mukavemeti testleri sonuçları arasında istatiksel açıdan önemli korelasyon katsayıları belirlenmiştir. Ayrıca çalışmada uzama testi sonuçları ile patlama ve kopma testleri sonuçları arasındaki ilişkiyi gösteren korelasyon katsayıları da tespit edilmiştir.
Elastan iplik kullanımının kumaş özelliklerine etkileri
Bu çalışmada, elastan iplik kullanımının kumaş patlama mukavemetine, kopma mukavemetine ve uzama özelliklerine etkisi incelenmiştir. Bunun için diğer tüm özellikleri aynı, sadece elastan oranı farklı olacak şekilde kontrollü koşullarda üretilmiş poliamid kumaşlar ve piyasada bulunan ticari kumaşlar arasından seçilen kumaş örnekleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgular varyans ve korelasyon analizleri yapılarak değerlendirilmiş ve kumaş kopma mukavemeti ile patlama mukavemeti testleri sonuçları arasında istatiksel açıdan önemli korelasyon katsayıları belirlenmiştir. Ayrıca çalışmada uzama testi sonuçları ile patlama ve kopma testleri sonuçları arasındaki ilişkiyi gösteren korelasyon katsayıları da tespit edilmiştir.
Elastan iplik kullanımının kumaş özelliklerine etkileri
Bu çalışmada, elastan iplik kullanımının kumaş patlama mukavemetine, kopma mukavemetine ve uzama özelliklerine etkisi incelenmiştir. Bunun için diğer tüm özellikleri aynı, sadece elastan oranı farklı olacak şekilde kontrollü koşullarda üretilmiş poliamid kumaşlar ve piyasada bulunan ticari kumaşlar arasından seçilen kumaş örnekleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgular varyans ve korelasyon analizleri yapılarak değerlendirilmiş ve kumaş kopma mukavemeti ile patlama mukavemeti testleri sonuçları arasında istatiksel açıdan önemli korelasyon katsayıları belirlenmiştir. Ayrıca çalışmada uzama testi sonuçları ile patlama ve kopma testleri sonuçları arasındaki ilişkiyi gösteren korelasyon katsayıları da tespit edilmiştir.
Pamuk ve bazı rejenere selüloz esaslı süprem örgü kumaşların fiziksel ve boyutsal özellikleri
Günümüzde, doğal bir lif olan pamuk lifine alternatif olması amacıyla pek çok kimyasal lif üretilmektedir. Bu liflerden bazıları, sahip olduğu moleküler yapı nedeniyle diğerlerinden daha fazla pamuğa benzemektedir. Rejenere selülozik lifler olarak adlandırılan bu liflerin en önemlilerinden biri viskozdur. Viskoz günümüzde en fazla üretilen ve tüketilen rejenere selüloz lif olmasına rağmen, sahip olduğu düşük yaş mukavemet özelliği modal lifinin geliştirilmesine sebep olmuştur. Ardından, farklı üretim yöntemleri ile doğaya zarar vermeyen çözücü (NMMO) ile üretilen lyocell lifi üretilmeye başlanmıştır. Lyocellin sahip olduğu yüksek fibrilleşme özelliği nedeniyle de, yeni tip lyocell lifleri geliştirilmiştir. Tüm bu liflerin pamuğa ne derece alternatif olabileceği hakkında halen çeşitli araştırmalar yapılmaktadır.Bu çalışmada, bazı rejenere selülozik liflerle üretilmiş süprem örgü kumaşların, uygulanan relaksasyon işlemleri ile fiziksel ve boyutsal özelliklerinde meydana gelen değişimler incelenmiş ve bu değişimler aynı kumaş özelliklerine sahip pamuklu örgü kumaşlarla ve birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Bu amaçla, herbiri üç farklı sıklık ayarında örülmüş lyocell (tencel), lyocell lf , modal ve pamuk içerikli süprem örgü kumaşlar hazırlanmış ve kumaşlar sırasıyla kuru, yaş relaksasyon ve üç tekrarlı yıkama işlemlerine maruz bırakılmıştır. Daha sonra, kalınlık, hava geçirgenliği, boyutsal değişim ve sıklık ölçümleri yapılarak, sonuçlar değerlendirilmiştir.