Dokuz Eylül University
Anabilim Dalı

Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı

Dokuz Eylül University

7.447

Arşivlenen Tez

6

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenlerin öğrenci tanıma yeterliğine Enneagram kişilik tipleri hizmet içi eğitiminin etkisi

Bu çalışmanın amacı, öğretmenlerin öğrencileri tanıma yeterliğine Enneagram kişilik tipleri hizmet içi eğitiminin etkisini incelemektir. Araştırmada ön test son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemi İstanbul ili Beylikdüzü ilçesi devlet okullarında görev yapan ve hizmet içi eğitime katılmaya gönüllü olan 24 öğretmenden oluşmaktadır. Veri toplama araçları olarak Öğretmenlerin Öğrencileri Tanıma Yeterliliği Ölçeği, Enneagram Kişilik Ölçeği ve demografik özellikleri belirlemek için araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.00 for Windows paket programı kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubu katılımcılarının denkliğini belirlemek için bağımsız gruplar için t-testi kullanılmıştır. Deney grubu katılımcılarının öğrenci tanıma yeterliğine eğitimin etkisini ölçmek için de ön test ve son test puanlarına ilişkin bağımlı gruplar t testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonunda deney grubu katılımcılarının öğrenci tanıma yeterliğine Enneagram hizmet içi eğitimin pozitif yönde, anlamlı ve önemli etkisinin olduğu bulunmuştur. Kontrol grubu katılımcılarının öğrenci tanıma yeterliklerinde herhangi bir değişimin olmadığı tespit edilmiştir.

Hizmet içi eğitim programlarıKarakter tanımaÖğretmen yeterliliği
Gökçen Sağıroğlu Ten
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul yöneticilerinin pozitif psikolojik sermaye düzeylerinin okul iklimine etkisi (Erzurum ili örneği)

Bu araştırmanın amacı okul yöneticilerinin pozitif psikolojik sermaye düzeylerinin okul iklimine etkisini araştırmaktır. Bu genel amaç doğrultusunda araştırmada okul yöneticilerinin psikolojik sermaye ve bileşenlerinin düzeylerini belirlemeye, pozitif psikolojik sermaye düzeylerine ilişkin algıları ile okul iklimi arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığına ve psikolojik sermaye düzeylerine ilişkin algılarının cinsiyet, yaş, toplam iş deneyimi ve aylık gelir sosyo-demografik özellikleri açısından farklılık gösterip göstermediğine de cevap aranmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu Erzurum ilinde devlet ve özel ortaokullarda görev yapmakta olan 327 okul müdürü oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcıların demografik bilgilerini edinebilmek için araştırmacı tarafından oluşturulan ''Anket Formu'' uygulanmış sonrasında ise Tösten ve Özgan (2014) tarafından geliştirilen "Pozitif Psikolojik Sermaye Ölçeği" ile Canlı, Demirtaş ve Özer (2018) tarafından geliştirilen "Okul İklimi Ölçeği" uygulanarak veriler elde edilmiştir. Pozitif psikolojik sermaye ölçeği ve okul iklimi ölçeklerinin güvenirliğini belirlemek amacıyla Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısına, her iki ölçeğin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla Basıklık (Skewness) ve Çarpıklık (Kurtosis) katsayılarına, pozitif psikolojik sermaye düzeyinin okul iklimine etkisini belirleyebilmek içinse çok değişkenli regresyon analizi sonucuna bakılmıştır. Araştırmaya katılan yöneticilerin grup ortalamaları arasındaki farklılıkları saptamak için T-testi ve Anova analizi yapılmıştır. Araştırmada okul yöneticilerinin ''Çok İyi'' düzeyde psikolojik sermayeye sahip olduğu görülmüştür. Okul yöneticilerinin pozitif psikolojik sermayelerine ilişkin algı düzeylerinin sosyo-demografik özellikler açısından cinsiyet değişkenine göre ''psikolojik dayanıklılık'' alt boyutunun anlamlı farklılaştığı, yaş değişkeninin ''öz yeterlilik'' alt boyutu üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisinin görüldüğü, mesleki deneyim değişkeninin yöneticilerin pozitif psikolojik sermaye algıları üzerinde anlamlı bir etkisinin görülmediği ve gelir değişkeninin ''iyimserlik ve dışa dönüklük'' boyutları üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Yöneticilerin pozitif psikolojik sermaye algılarının okul iklimini pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Alanyazın taramasında yurt içinde ve yurt dışında yapılan araştırma sonuçlarıyla yapılan çalışma sonuçlarının paralellik gösterdiğini söylemek mümkündür. Sonuç olarak yöneticilerin algıladıkları pozitif psikolojik sermaye düzeylerinin okul iklimini ve alt boyutlarını anlamlı ve pozitif olarak etkilediği görülmektedir.

Hülya Tilkioğlu
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Proje okulunda görev yapan okul yöneticilerinin liderlik stilleri ile öğretmenlerin dışlanmışlık düzeyleri arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı, proje okullarında görev yapan okul yöneticilerinin liderlik stillerinin öğretmenlerin dışlanmışlık düzeyleri ile ilişkisini ortaya koymaktır. Araştırma nicel araştırma yöntemi ile ilişkisel tarama modelindedir. Veri toplama aracı olarak Ferris, Brown, Berry ve Lian (2008) tarafından geliştirilen Kurum ve Erdemli (2022) tarafından Türkçeye uyarlanan "İş Yerinde Dışlanma Ölçeği" ile Akan, Yıldırım ve Yalçın (2014) tarafından geliştirilen "Okul Yöneticilerinin Liderlik Stilleri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verileri Gaziantep merkez ve ilçelerinde proje okullarında görev yapan öğretmenlere ölçekler uygulayarak elde edilmiştir. Örneklem büyüklüğü için öncelikle evrendeki öğretmen sayısı öğrenilmiştir. 2022 – 2023 eğitim-öğretim yılı Gaziantep İl Milli Eğitim Müdürlüğü İstatistik Şubesi verilerine göre, Gaziantep il merkezinde proje okullarında görev yapan öğretmen sayısı (Şehitkâmil 738; Şahinbey 704) 1442' dir. Gaziantep ilçelerinde bulunan 10 proje okulunda görev yapan öğretmen sayısı (İslahiyede 167; Nizipte 314; Nurdağı 42) 523' tür. Gaziantep ilinin proje okullarında görev yapan toplam öğretmen sayısı 1965'tir. Araştırmanın birinci alt evreni olan 1965 proje okulu öğretmenini α = .05 anlamlılık düzeyinde, 443 öğretmenin temsil edebileceği varsayılmıştır. Bu örneklemin seçiminde "Basit tesadüfi örnekleme" yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS programından yararlanılarak yapılmıştır. Sorulara verilen yanıtların frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlere göre yöneticilerinin liderlik stillerine ilişkin algıları ile iş yerinde dışlanmaları arasındaki ilişkinin incelenmesi için pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı testi yapılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin liderlik stili ve dışlanma düzeyine ilişkin görüşleri arasında cinsiyet, eğitim durumu, yerleşim birimi değişkenine göre anlamlı bir farklılığın bulunup bulunmadığı tespit amacıyla t-testi kullanılmıştır. Branş, kıdem ve mevcut okulda görev yapma süresi gibi değişkenlere göre anlamlı bir farklılığın bulunup bulunmadığı ise tek yönlü varyans analizi ANOVA testi ile test edilmiştir. Ayrıca anlamlı farklılığı bulunan sonuçlara post hoc testi yapılmıştır. Analiz sonuçları araştırmanın amacına uygun olarak tablolaştırılmış ve yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda okul yöneticililerinin liderlik anlayışları ile dışlanma arasında anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Serbest Bırakıcı ve Dönüşümcü Liderlik anlayışını sergileyen okul yöneticileri olduğunda öğretmenler kendilerini az dışlanmış ya da dışlanmamış hissederken Sürdürümcü liderlik anlayışı sergileyen okul yöneticisi karşısında öğretmenler kendilerini diğer liderlik türlerine göre daha dışlanmış görmektedirler. Araştırmanın diğer bulguları ise okul yöneticililerinin liderlik anlayışları ile dışlanma arasında ilişki araştırılırken bağımsız değişkenlerin etkisine bakılmıştır. Cinsiyet, yaş, eğitim durumu gibi bağımsız değişkenlerde anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Branş bakımından sayısal branş öğretmenleri ve mesleki kıdem yılı 11-15 olan öğretmenler kendilerini daha dışlanmış görürken ilçelerde görev yapan öğretmenler merkezde görev yapan öğretmenlere kıyasla daha fazla sürdürümcü liderlik anlayışını benimseyen okul yöneticileriyle karşılaşmaktadır. Araştırma sonuçları doğrultusunda okul yöneticilerinin liderlik anlayışları ve iş yerinde dışlanma konularında daha derinlemesine bilgi edilmesini sağlayacak çalışmalar yapılabilir. Araştırmanın örneklemi sadece Gaziantep ili ile sınırlı kalmayıp diğer iller de araştırmaya dâhil olabilir.

LiderlikOkul yöneticileriProje okullar+2
Celal Murat Yavuz
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul temelli mesleki gelişim uygulamalarının öğretmenlerin psikolojik iyi oluş düzeylerine etkisinin incelenmesi

Araştırmanın amacı okul temelli mesleki gelişim uygulamaları ile öğretmenlerin psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkinin saptanmasıdır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, Edirne ili merkez ve ilçelerinde bulunan Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı Anaokulu, İlkokul, Ortaokul ve Liselerde görev yapan 4159 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada özenli bir şekilde doldurulmayan 13 ölçek çıkarılarak 400 ölçek incelemeye alınmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Deniz ve diğerleri, (2017) tarafından geliştirilen Okul Temelli Mesleki Gelişim Ortamını Değerlendirme Ölçeği ve Diener ve arkadaşları (2009-2010) tarafından geliştirilen ve Telef (2011; 2013) tarafından Türkçeye uyarlama çalışması yapılan Psikolojik İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada ayrıca çalışma grubuna ilişkin demografik bilgilerin edinilmesi amacıyla, araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgiler formu kullanılmıştır. Elde edilen nicel veriler bilgisayar ortamında, SPSS programı ile analiz edilmiştir.400 kişilik örneklemde güvenirlik analizi ve yapı geçerliğine yönelik kanıt ortaya koymak amacıyla JASP programı ile doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Nicel verilerin analizinde; betimsel istatistikler, normal dağılım gösteren değişkenler için Bağımsız Değişkenler t-testi ve ANOVA, Post Hoc Çoklu Karşılaştırılmalı testler kullanarak, gruplar arasında farklılıkları tespit etmek için Scheffe testi uygulanmıştır. Öğretmenlerin Okul temelli mesleki gelişim uygulamaları ile psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkinin saptanması için korelasyon ve regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırmada öğretmenlerin okul temelli mesleki gelişim uygulamalarına ilişkin algılarının yaş, cinsiyet, mesleki hizmet yılı değişkenlerine göre anlamlı bir fark bulunmamıştır ancak okul türüne göre farklılaştığı görülmüştür. Öğretmenlerin psikolojik iyi oluş düzeylerinin de okul türüne göre farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca araştırmada öğretmenlerin okul temelli mesleki gelişim ortamının değerlendirilmesi algıları ile psikolojik iyi oluş düzeyleri arasında pozitif yönde ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.

Yeliz Yanar
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de akademisyenlerin mesleki gelişimini etkileyen faktörler

Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de yükseköğretimde mesleki gelişimi etkileyen faktörlere ilişkin akademisyen görüşlerini ortaya koymaktır. Nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim (fenomenoloji) deseninin kullanıldığı araştırmanın verileri, Türkiye'de beş farklı yükseköğretim kurumunun çeşitli birimlerinde görev alan, farklı unvanlara sahip, amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik ile seçilen 22 akademisyenden elde edilmiştir. Araştırmaya katılan akademisyenlere, yarı yapılandırılmış görüşmelerde mesleki gelişimin kapsamına, mesleki gelişim etkinliklerine, mesleki gelişim yeterliklerine yönelik görüşlerine ve mesleki gelişimi etkileyen kişisel, örgütsel ve Türkiye yükseköğretim sistemine dair 19 soru yöneltilmiştir. Katılımcıların yanıtları değişikliğe uğratılmadan yazıya geçirilip MAXQDA nitel analiz programında analiz edilmiştir. Görüşmelerde elde edilen yanıtların betimsel analizi sonucunda araştırmanın tematik çerçevesi incelenmiştir. Tematik çerçevede yer alan temaların kategori, alt tema ve kodlarına ulaşabilmek adına içerik analizi yönteminden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, mesleki gelişime etki eden Türkiye yükseköğretim sistemiyle ilgili atama-yükseltme kriterleri, finansal faktörler, üniversitelerin niteliği ve yayın imkanlarının; görev yapılan örgütlerle ilgili akademik yaklaşım, iş yükü, örgüt destekleri, örgüt kültürü ve örgütün olanaklarının; bireysel düzeyde ise kişisel beceriler, öncelikler ve kişisel imkan ve tecrübelerin mesleki gelişime etki ettiği bulgusuna ulaşılmıştır. Mesleki gelişimi etkileyen bireysel, örgütsel ve yükseköğretim sistemi düzeyindeki faktörlerin birbirlerinden bağımsız olmadığı, birbirlerini etkileyerek karmaşık bir yapı oluşturduğu anlaşılmaktadır. Alanyazın taramasına ve elde edilen sonuçlara göre, akademisyenlerin mesleki gelişimini sağlamak adına mesleki gelişim etkinliklerinin örgütler tarafından süreklilik arz edecek şekilde ele alınması ve akademisyenlere verilen çeşitli desteklerin çoğaltılması önerilmektedir.

Cengiz Kesimli
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul yöneticilerinin değer yönetimi uygulamalarının öğretmenlerin psikolojik iyi oluşları ile ilişkisi

Bu çalışmanın amacı okul yöneticilerinin değer yönetimi uygulamaları ile öğretmenlerin psikolojik iyi oluşları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırma, 2022-2023 eğitim ve öğretim yılında Tekirdağ ili Çerkezköy ilçesinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmi okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise kademelerinde görevli 328 öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak öğretmenlerin cinsiyet, yaş, medeni durum, çalıştığı kademe ve öğretmenlikteki hizmet süresi değişkenleri hakkında bilgi toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Değer Yönetimi Ölçeği (Yılmaz, 2006) ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (Telef, 2013) kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde bağımsız örneklemler t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testi ve Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucuna göre öğretmenlerin okullarındaki değer yönetimi algıları yüksek düzeydedir. Erkek öğretmenlerin okullarındaki değer yönetimine ilişkin görüşleri kadın öğretmenlerin görüşlerine göre anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Öğretmenlerin değer yönetimi algıları yaş, medeni durum, çalıştığı kademe, hizmet süresi değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Öğretmenlerin psikolojik iyi oluş düzeyleri yüksek düzeydedir. Öğretmenlerin psikolojik iyi oluş düzeylerinde cinsiyet, yaş, medeni durum, çalıştığı kademe ve hizmet süresi değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık yoktur. Bulgular değer yönetimi uygulamaları ile öğretmenlerin psikolojik iyi oluşları arasında orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir. Okul yöneticilerinin okullardaki değer yönetimi uygulamaları arttıkça öğretmenlerin psikolojik iyi oluş düzeyleri de artmaktadır.

Şeyma Aydan Çamur
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

2019-2023 yılları arasındaki LGS matematik sorularının TIMSS bilişsel alanlarına, Matematik Öğretim Programına ve MATH taksonomisine göre incelenmesi

Bu çalışmanın amacı 2019-2023 yılları arasında Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında yapılan merkezi sınavlarda sorulan 100 matematik sorusunu Matematik Öğretim Programı (MÖP) kazanımları, TIMSS bilişsel alanları, Matematik taksonomisi grupları ve kategorilerine göre analiz etmektir. Bu amaçla gerçekleştirilen çalışma nitel araştırma desenlerinden durum çalışmasına göre tasarlanmıştır. Araştırma verileri incelenirken ortaokul 5-8. sınıf matematik öğretim programı kazanımlarının yer aldığı bir tablo, TIMSS bilişsel alanlarına ve MATH taksonomisinin grup ve kategorilerine göre oluşturulan kodlama şemaları kullanılmıştır. Verileri karşılaştırmak için yüzde ve frekans değerlerine sahip bir inceleme matrisi kullanıldı. Araştırma verilerini oluşturan sorular matematik öğretim programı kazanımları, TIMSS bilişsel alanları ve MATH taksonomisine göre eğitim programları ve öğretim alanında uzman iki matematik öğretmeni tarafından kategorize edilerek analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Matematik Öğretim Programındaki beş öğrenme alanının her birinden her yıl soru sorulduğu, yalnızca 2020 LGS sınavında COVİD-19 pandemisi dolayısıyla, 2023 LGS sınavında ise Türkiye'de yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle geometri ve ölçme alanından soru sorulmadığı belirlenmiştir. Sınavlarda soruların en ağırlıklı olduğu öğrenme alanlarının sayılar ve işlemler öğrenme alanı ve cebir öğrenme alanı olduğu tespit edilmiştir. LGS sınavlarındaki matematik soruları TIMMS bilişsel alanlarından en fazla uygulama bilişsel alanından soru sorulmuştur. MATH taksonomisine göre LGS sınavlarında üst düzey düşünme becerilerini kullanmayı gerektiren B ve C gruplarına uygun sorulara daha fazla yer verildiği tespit edilmiştir. MATH taksonomisine göre LGS sınavlarında en fazla A3-rutin işlemler ve B2-yeni durumlara uygulama kategorilerinden sorular yer almaktadır.

Bilişsel alan taksonomisiMatematik öğretimi
Sevcan Meşe
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'deki çocuk gelişimi lisans programlarının incelenmesi

Bu araştırmada, Türkiye'deki uygulanan çocuk gelişimi lisans programlarının programın ögeleri bakımından incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaca ulaşmak için çocuk gelişimi lisans programı bulunan üniversitelerin Bologna ders bilgi paketlerine erişilerek nitel araştırma yöntemlerinden "doküman analizi" yönteminden yararlanılarak incelenmiştir. Konuyla ilgili her üniversitenin çocuk gelişimi lisans programı için Bologna ders bilgi paketlerinde bulunan program yeterlilikleri, dersler ve derslerin öğrenme çıktıları, derslerin içerikleri, önerilen strateji yöntem ya da teknikler ile ölçme ve değerlendirme yaklaşımları bir araya getirilerek analiz edilmiştir. Program yeterlilikleri ve öğrenme çıktılarının analizinde Bloom ve arkadaşları tarafından oluşturulan Bloom Taksonomisi dikkate alınmıştır. Dersler ve derslerin içerik boyutunu analiz ederken Türkiye Yükseköğretim Yeterlilikler Çerçevesinin (TYYÇ) eğitim öğretim temel alanları ve Çocuk Gelişimi Lisans Eğitimi Ulusal Çekirdek Programı (ÇUÇEP) baz alınmıştır. Önerilen strateji, yöntem ya da teknik ile ölçme değerlendirme yaklaşımlarında sıklıklarına bakılmıştır ve tüm bulgular alanyazında tartışılarak sonuca varılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; analiz edilen çocuk gelişimi lisans programlarında program yeterliliklerin üst düzey eğilimlere yönelik olduğu ancak derslerdeki öğrenme çıktılarının alt düzey eğilimlere yönelik olduğu tespit edilerek program yeterlilikleri ile öğrenme çıktıları arasında uyumun istenilen düzeyde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Derslerde zorunlu derslerin ÇUÇEP'e göre biraz fazla çıksa da istenilen düzeyde olduğu kabul edilebilir. Zorunlu derslerin dağılımı ÇUÇEP'in önerdiği zorunlu derslere uygun iken seçmeli dersler farklılık göstermiştir. Ancak ÇUÇEP'te her üniversitenin kendi ihtiyaçları doğrultusunda karar verebileceğini belirtmiştir. Ders içeriklerinin TYYÇ eğitim öğretim temel alanlarından sağlık, eğitim bilimleri ve sosyal hizmet alanında dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Önerilen strateji, öğretim yöntem ya da tekniklerden öğretmen merkezli yöntem tekniklerin ağırlıkta olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ölçme ve değerlendirme yaklaşımları açısından da yoğunluğun geleneksel ölçme ve değerlendirme yaklaşımlarında olduğu görülmüştür.

Ahmet Mert Demir
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eğitim müfettişlerinin ders denetimine ilişkin görüşleri

Bu araştırmanın amacı, eğitim müfettişlerinin ders denetimine ilişkin görüşlerini öğrenmek, değerlendirmek ve böylece varılan sonuçlar çerçevesinde çözüm önerileri geliştirmektir. Araştırmada nitel yöntem kullanılmış ve veriler dört farklı ilde görevde bulunan otuz eğitim müfettişi ile yapılan derinlemesine görüşme yoluyla elde edilmiştir. Araştırmanın içerik analizleri, Nvivo nitel veri analizi programıyla yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, eğitim müfettişlerinin ders denetiminin tanımı, vazgeçilmezliği, eğitim müfettişleri tarafından yerine getirilmesi ve eğitim müfettişlerinin sürekli bir gelişim çabası içerisinde olmaları gerekliliğini güçlü bir şekilde vurguladıkları görülmektedir. Bunun yanında görev alanlarıyla karşılaştırıldığında eğitim müfettişlerinin sayılarının oldukça az olduğu; rehberlik/denetim çalışmalarıyla disiplin iş ve işlemlerinin nitelik itibariyle bir biriyle uyuşmayan faaliyet alanları olduğu, dolayısıyla bu alanlarda çalışacak eğitim müfettişlerinin ayrıştırılmalarının gerektiği; üniversitelerin eğitim yönetimi ve denetimi lisans programlarının tekrar açılmasının eğitim müfettişlerinin niteliklerini olumlu anlamda geliştireceği ve bu çerçevede eğitim müfettişlerinin lisansüstü eğitim almalarının da teşvik edilmesi gerektiği hususlarında büyük oranda görüş birliği içinde olunduğu anlaşılmaktadır. Denetim sürecinde ilgili tüm paydaşlarla birlikte çalışma gereği de çok fazla sayıda eğitim müfettişi tarafından vurgulanmıştır. Araştırma sonuçlarından, etkin bir ders denetimi için eğitim müfettişlerinin seçim ve yetiştirilme niteliklerinin artırılması, yeterli sayıda müfettiş görevlendirmesi ve ders denetim ölçütlerinin nesnel bir şekilde belirlenmesinin önemli olduğu anlaşılmaktadır.

Ömer Naci Diktaş
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenlerin duygusal zekâ düzeyleri ile örgütsel sessizlik arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin duygusal zekâ algılarını ve örgütsel sessizlik algılarını belirleyerek aralarındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden olan ilişkisel (korelasyonel) araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni, 2023-2024 Eğitim- Öğretim yılında Ankara ili, Etimesgut ilçesindeki kamuya ait ilkokullarda ve ortaokullarda görev yapmakta olan 4369 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada "uygun örnekleme" yöntemi kullanmış olup 361 öğretmenden veri toplanmıştır. Verilerin toplanması için Pekaar, Bakker, Linden ve Born (2017) tarafından geliştirilen ve 2019 yılında Tanrıöğen ve Türker tarafından Türk kültürüne ve Türkçe'ye uyarlanan "Rotterdam Duygusal Zekâ Ölçeği" ve Kahveci ve Demirtaş (2013) tarafından geliştirilen "Örgütsel Sessizlik Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel çözümlemeleri için; bağımsız örneklemler t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Tukey testi ve Pearson korelasyon testleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, öğretmenler duygusal zekâ ve örgütsel sessizliği "yüksek" düzeyde algılamaktadır. Öğretmenlerin duygusal zekâ düzeyleri cinsiyet, eğitim durumu, mesleki kıdem, yaş ve çalıştıkları kurumda geçirilen süre değişkenlerine göre farklılık göstermemektedir. Sadece eğitim kademesi değişkenine göre "Başkalarının Duygularını Değerlendirme" alt boyutunda ilkokulda çalışan öğretmenlerin puan ortalaması, ortaokulda çalışan öğretmenlerin puan ortalamasından daha yüksektir. Öğretmenlerin örgütsel sessizlik düzeylerinin ise cinsiyet, eğitim durumları ve çalıştıkları kurumda geçirilen süreye göre farklılık göstermediği; buna karşın mesleki kıdem, yaş ve eğitim kademesi değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Buna göre 11-15 yıl kıdeme sahip öğretmenlerin 20-30 yıl kıdeme sahip öğretmenlere göre anlamlı olarak daha yüksek düzeyde sessiz kaldıkları belirlenmiştir. Yaş değişkenine göre ise örgütsel sessizlik ölçeğinin genelinden alınan puanlara bakıldığında 50 ve üzeri yaşta olan öğretmenlerin örgütsel sessizlik düzeylerinin; 21-30 yaş grubundaki, 31-40 yaş grubundaki ve 41-50 yaş grubundaki öğretmenlere göre anlamlı bir şekilde daha düşük olduğu görülmüştür. Eğitim kademesi değişkenine göre ise ilkokul öğretmenlerinin sessizlik düzeylerinin örgütsel sessizliğin genelinde ve tüm alt boyutlarında ortaokul öğretmenlerine göre daha anlamlı olarak daha düşük düzeyde olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre öğretmenlerin duygusal zekâ düzeyleri ve örgütsel sessizlik düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sadece Rotterdam Duygusal Zekâ Ölçeği'nde yer alan "Başkalarının Duygularını Kontrol" boyutu ile Örgütsel Sessizlik Ölçeği'nde yer alan "Okul Ortamı", "Duygu", Sessizliğin Kaynağı" ve "Izolasyon" boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü ve düşük düzeyde bir ilişki belirlenmiştir. Araştırmanın sonucunda bulgulara dayalı olarak önerilerde bulunulmuştur.

Furkan Can Çavdar
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lise öğrencilerinin okul terki risklerinin çeşitli değişkenlere göre belirlenmesi (Edirne ili örneği)

Okul terki günümüzde tüm devletlerin çözüme ulaştırmak için büyük çabalar harcadığı bir sorundur. Okul terkinin kısa ve uzun vadede hem bireylere hem de devletlere büyük kayıplar yaşattığı bilinen bir gerçektir. Özellikle bireyleri birçok açıdan iş dünyasına hazırlama noktasında en büyük kazanımların verildiği ortaöğretim kademesinin tamamlanmaması bu noktada büyük sorunlara sebep olmaktadır. Bu çalışmada da lise öğrencilerinin okul terki risklerinin olup olmadığı, bu riskin belirli değişkenler kapsamında nasıl farklılık gösterdiğini Edirne İli dahilinde saptamak amaçlanmıştır. Araştırmada toplanan veriler, istatistiksel paket program ile çözümlenmiştir. Öğrencilerin okul terki risklerinin, cinsiyet ve anne-babalarının sağ olma değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmek için Mann-Whitney U Testi uygulanmıştır. Mann Whitney U analiz yöntemi, birbirleriyle ilişkisi bulunmayan iki gruba yönelik ölçüm sonuçlarının arasında manidar bir farklılaşma olup olmadığını belirlemek için kullanılır (Field, 2009). Sınıf, kardeş sayısı, okuyan kardeş sayısı, anne-baba eğitim durumu, aile geliri ve okul türü değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmek için ise Kruskal Wallis analizi yapılmıştır. Kruskal Wallis analiz yöntemi, birbiri ile ilişki bulundurmayan ikiden fazla gruba yönelik ölçümlerin arasında manidar bir farklılaşma bulunup bulunmadığını belirlemek amacıyla kullanılır (Pagano, 2007). Değişkenlerin ölçek üzerindeki etki büyüklüklerini değerlendirmek için Mann-Whitney U ve Kruskal Wallis H testlerine uygun olarak eta kare (μ2) değerleri hesaplanmıştır. Bu araştırmada elde edilen bulgular şöyledir: öğrencilerin okul terki riskleri erkek öğrencilerde kız öğrencilere kıyasla daha yüksektir. 12. sınıfta okuyan öğrencilerin okul terki riskleri 11.sınıfta okuyan öğrencilere oranla daha yüksektir. Babası sağ olmayan öğrencilerin okul terki riskleri babası sağ olanlara kıyasla daha yüksektir. Aynı şekilde babasının eğitim durumu daha yüksek olan öğrenciler daha az okul terki riski taşımaktadır. Okul terki riski Spor lisesi, Mesleki ve Teknik Anadolu lisesi ve İmam Hatip lisesinde okuyan öğrencilerde daha yüksektir.

Lise öğrencileriOkul terkiOrtaöğretim öğrencileri+3
Melis Kavak
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Proje okulu olarak belirlenen liselerin etkili okul özelliklerine sahip olma durumlarının değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı, proje okul olarak belirlenen liselerin etkili okul özelliklerini ortaya çıkarmaktır. Nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılarak, Edirne ilinde yedi farklı okul türünden eğitim paydaşlarının görüşlerine dayalı olarak araştırma gerçekleştirilmiştir. Amaçlı örneklem yöntemiyle belirlenen okul müdürü, öğretmen, veli ve öğrencilere ayrı ayrı yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanarak proje okul kavramı, akademik faaliyetler, sosyal, kültürel, sportif ve mesleki faaliyetler gibi kendilerini ilgilendiren alanlarla ilgili açık uçlu sorular yöneltilmiştir. Katılımcıların cevapları değişikliğe uğratılmadan araştırmacı tarafından deşifre edilerek bilgisayar ortamına aktarılmıştır. Görüşmelerden elde edilen cevaplar doğrultusunda, araştırmanın amaçları ve alt amaçları gözetilerek tematik çerçeve oluşturulmuştur. Araştırmanın verileri betimsel olarak içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Okul müdürleriyle gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmelerin analizi sonucunda proje okul kavramı, akademik gelişim, proje okullarındaki farklı uygulamalar, insan kaynakları, proje okul türüne ait farklı özellikler ve velilerin eğitim öğretim sürecine katkısı temalarına; öğretmenlerle gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmelerinin analizi sonucunda proje okul kavramı, akademik çalışmalar, ders dışı çalışmalar, çalışma ortamı, proje okul türüne ait farklı özellikler ve velilerle iletişim temalarına; öğrencilerle gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmelerinin analizi sonucunda proje okul kavramı, akademik çalışmalar, okulun sunduğu imkanlar, okul yönetimiyle iletişim ve proje okul türüne ait farklı özellikler; velilerle gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmelerinin analizi sonucunda proje okul kavramı, akademik çalışmalar, okulun sunduğu imkanlar, veli okul iletişimi ve proje okul türüne ait farklı özellikler temalarına ulaşılmıştır. Okul müdürü, öğretmen, öğrenci ve veli görüşmelerinden, proje okulun sınavlı okul olarak algılandığı ve okul tercihi yapılırken okulun proje faaliyetleri değil okulun LGS taban puanının ön plana çıktığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca proje okullarında uygulanacak proje ve faaliyetlerle ilgili eşgüdümlü hareket edilebilmesi ve paydaşların sorumluluklarının belirlenmesi için proje okullarına özel bir mevzuat hazırlanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Görüşme yapılan öğrenci ve velilerinin proje okulda aldıkları eğitimden ve okulların fiziki şartlarından genel olarak memnun oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Proje okul öğrencilerinin kariyer hedefleri incelendiğinde okumakta oldukları okul türüyle uyumlu kariyer hedefleri belirledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Proje okulda çalışacak öğretmen ve yöneticilerin seçimiyle ilgili, okul yöneticileri ve öğretmenlerin kritere dayalı olarak seçim yapılması gerektiği görüşü öne çıkmaktadır. Proje okul öğretmenleriyle yapılan görüşmelere göre proje okulda öğretmenler arasında ortak faaliyet yürütmek için olumlu bir iklim ve isteklilik olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Proje okulların etkililiği arttırmak ve ortaya çıkan problemleri gidermek için okul müdürü, öğretmen, öğrenci ve velilerin görüşlerinden yola çıkılarak öneriler sunulmuştur.

Reyhan Olgun
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mesleki Eğitim Programı'na yönelik meslek liselerinde görev yapan okul yöneticileri ve öğretmen görüşleri

Kişilerin kabiliyetleri doğrultusunda mesleki bilgi ve becerileri kazanmalarını sağlamak, teknolojik değişimlere uyum sağlayabilmek, paydaşların tüm süreçte aktif görev aldığı bir sistemle ve devletlerin ekonomik ve sosyal gelişimlerinde kilit role sahip olan mesleki ve teknik eğitimle mümkün olabilir. Bu çalışmada, Mesleki Eğitim Programı uygulanan meslek liselerinde görev yapan okul yöneticileri ve öğretmenlerin bu uygulama hakkındaki görüşlerini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseninden faydalanılmıştır. Katılımcıların seçiminde, araştırma konusunun derinlikli bir şekilde incelenmesine fırsat sağlamak için, amaçlı örneklem yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2024-2025 eğitim- öğretim yılında Edirne ili, X ilçesindeki Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) Programı'nın uygulandığı Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri'nde görev yapan ikisi okul müdürü, dördü MESEM Programı'ndan sorumlu müdür yardımcısı toplam altı okul yöneticisi ile MESEM Programı derslerine giren ikisi genel bilgi dersi ve ikisi meslek dersi öğretmeni olmak üzere on katılımcı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme tekniğiyle elde edilen veriler, betimsel analizle çözümlenmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler neticesinde, MESEM Programı'nın meslek lisesi yöneticilerine müdür yardımcısı normu ve çevre ile sosyal ilişkilerin güçlendirilmesi açısından katkı sağladığı görülmüştür. Ancak okul yöneticilerini; ekonomik nedenlerin yanı sıra, öğrenciden kaynaklanan dezavantajlar, öğretim süreciyle ilgili dezavantajlar, e-MESEM sisteminden kaynaklanan dezavantajlar ve işletmede beceri eğitimiyle ilgili dezavantajların da etkilediği ortaya çıkmıştır. Öğretmenler açısından bakıldığında ek ders ücreti, MESEM Programı'ndaki sınıf mevcutları, çerçeve öğretim programındaki ders saatleri avantaj olarak değerlendirilmiştir. Ancak, öğrenci niteliğinden kaynaklanan etmenlerle birlikte, MESEM Programı derslerine giren öğretmenlerin mesleki doyumlarının düşük olması, hizmet içi eğitim olmadan MESEM uygulamasının başlatılmış olması ve koordinatörlük görevini yürütmede zorluk yaşamaları da öğretmenler tarafından dezavantaj olarak görülmektedir. Araştırma sonucunda, MESEM Programı'nın meslek liselerinde uygulanmasının okul yöneticileri ve öğretmenlere bazı avantajlar sağladığı ancak bütüne bakıldığında dezavantajların avantajlardan daha çok olduğu kanaatine varılmıştır. Nitel araştırma modeliyle yapılmış bu çalışmanın, karma yöntemle yapılması gelecek araştırmacılara önerilebilir. Ayrıca, okul yöneticilerinin iş yükünün azaltılması, MESEM Programı'na kaydolmuş öğrencilerin okula bağlılıklarının arttırılması, öğrenci nakil ve geçişlerinin sınırlandırılması, işletmedeki eğitimden sorumlu kişilerin pedagojik yetkinliklerinin arttırılması gibi öneriler karar mercilerine sunulabilir.

Fatma Özen
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'deki çağdaş Yunan dili ve edebiyatı lisans programlarının incelenmesi

Bu araştırmada, Türkiye'deki Çağdaş Yunan Dili ve Edebiyatı lisans programlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma nitel araştırma modellerinde durum çalışması deseninde olup doküman analizi ile verileri toplanmış ve betimsel analiz yaklaşımıyla veriler incelenmiştir. Bu kapsamda Türkiye'deki üç farklı üniversitede bulunan Çağdaş Yunan Dili ve Edebiyatı lisans programlarının bulunan üniversitelerin Bologna ders bilgi paketlerine erişilmiştir. Bologna ders bilgi paketlerinde program yeterlilikleri, dersler ve öğrenme çıktıları, ders içeriği, önerilen strateji, yöntem veya teknikler ile ölçme ve değerlendirme yaklaşımları derlenip analiz edilmiştir. Programın yeterlilikleri ve öğrenme çıktıları analiz edilirken Bloom'un oluşturduğu taksonomi dikkate alınmıştır. Derslerin içerikleri ve maddi boyutları incelenirken Türkiye Yükseköğretim Yeterlilik Çerçevesi'nin (TYYÇ) temel eğitim alanları ele alınmıştır. Araştırma sonuçlarına göre program yeterliliklerin neredeyse tamamı bilişsel ve duyuşsal alandandır. Dil ve edebiyatın tarihsel gelişimle iç içe bir yapıya sahip olması, Çağdaş Yunan Dili ve Edebiyatı programlarında derslerin sıralamasını da şekillendirmiştir; bu doğrultuda önce dil, ardından tarih ve edebiyat, en son ise kültür derslerine yer verilmektedir. Bu derslerin dağılımı neredeyse yarı yarıya olacak şekilde seçmeli ve zorunlu dersler olarak dağıtılmıştır. Ders çeşitliliği oldukça yüksektir. Elde edilen sonuçlara göre en çok ifade edilen ya da kullanılan öğretim tekniği anlatım olup onu sırasıyla soru-cevap ve tartışma tekniği takip ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Ders içeriklerine bakıldığında, zorunlu ve seçmeli dersler yarı yarıyadır. Seçmeli ve zorunlu ders yoğunluğu dengededir. Ölçme ve değerlendirme de sadece yazılı ara sınav ve final uygulandığı belirlenmiştir.

Sıoule Gıousouf
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğrencilerin matematiğe karşı görüş ve davranışları: PISA 2022'den kanıtlar

Bu araştırma, öğrencilerin matematiğe yönelik görüşleri ile matematiği öğrenmek için sergiledikleri davranışları belirlemeyi ve bu görüş ve davranışların bazı demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından gerçekleştirilen Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2022 Türkiye örneklemi kullanılmıştır. Araştırmada 7.250 öğrenciye ait veriden yararlanılmıştır. Araştırmada nicel veriler ile çalışılmış veri seti uygun istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Öğrencilerin matematiğe yönelik görüşleri ile bu derse ilişkin çaba düzeyleri frekans ve yüzde gibi betimsel istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Ayrıca, cinsiyet değişkenine göre gruplar arasında anlamlı bir fark olup olmadığını belirlemek amacıyla Mann-Whitney U testi uygulanmış; kardeş sayısı, anne ve baba eğitim düzeyi gibi çoklu grupların yer aldığı değişkenler için ise Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. Bulgular, öğrencilerin matematiğe yönelik görüşlerinin, kaygı odaklı olduğunu göstermiştir. Cinsiyet ile anne ve baba eğitim düzeyinin öğrencilerin kaygı düzeylerinde anlamlı farklılıklar oluşturduğu; kardeş sayısının matematiğe yönelik kaygı düzeyinde etkili olamadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin matematik öğrenmek için gösterdikleri davranışların olumlu çabalar içerdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte cinsiyet, kardeş sayısı, anne ve baba eğitim düzeyinin öğrencilerin matematiği öğrenmek için sergiledikleri davranışlarında anlamlı farklılıklar oluşturduğu da belirlenmiştir. Bu bulgulardan hareketle öğrencilerin matematik öğrenmek için belli bir düzeyde kaygıya sahip olmalarının matematik öğrenmek için gösterecekleri davranışları olumlu etkildiği söylenebilir.

Demografik değişkenlerMatematik eğitimiUluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı+2
Nur Serin Erel
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmen algılarına göre yenilikçi okul ile okul etkililiği arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, öğretmen algıları doğrultusunda yenilikçi okul ile okul etkililiği arasındaki ilişkiyi incelemektir. İlişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilen bu araştırmanın evrenini, 2023-2024 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde İstanbul ili Silivri ilçesindeki tüm resmi ilköğretim ve ortaöğretim okullarında görev yapan 1728 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden uygun örnekleme metodu ile seçilen öğretmenlerden oluşmaktadır. Bu kapsamda araştırmaya toplam 494 öğretmen dahil edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Yenilikçi Okul Ölçeği" (Aslan ve Kesik, 2016) ve "Algılanan Okul Etkililiği Ölçeği" (Yıldırım ve Ada, 2018) katılımcılara uygulanmıştır. Bu çalışma kapsamında kullanılan ölçeklere ilişkin yapı geçerliği kanıtları doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ile elde edilmiş olup, analizler Mplus 7.0 ve JASP 0.18.3 programlarında gerçekleştirilmiştir. Veri analizinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama ve standart sapma gibi betimsel istatistik teknikleri kullanılmıştır. Öğretmenlerin cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, öğrenim durumu, branş ve çalıştıkları okul kademesi değişkenlerine göre yenilikçi okul algıları ve okul etkililiği algıları karşılaştırılmıştır. Bu görüşlerin karşılaştırılmasında T-testi ve tek yönlü ANOVA testlerinden faydalanılmıştır. Öğretmen algılarına göre yenilikçi okul ile okul etkililiği arasındaki ilişkinin düzeyi ya da miktarını ve yönünü açıklayabilmek için Pearson Korelasyon analiz testi uygulanmıştır. Anlamlılık testlerinde α=.05 anlamlılık düzeyi esas alınmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin yenilikçi okula yönelik algıları, yenilikçi okul ölçeği ve tüm alt boyutlarında "orta" düzeyde bulunmuştur. Öğretmenlerin yenilikçi okula yönelik algıları cinsiyet, yaş ve mesleki kıdem değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık göstermezken; öğrenim durumu, branş ve çalıştıkları okul kademesi değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık göstermiştir. Öğretmenlerin okul etkililiğine yönelik algıları, "biraz yüksek" düzeyinde bulunmuştur. Bu sonuç, öğretmenlerin okul etkililiği algılarının ortalamanın biraz üzerinde olduğunu göstermektedir. Öğretmenlerin okul etkililiği algıları cinsiyet, yaş, mesleki kıdem ve branş değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık göstermezken; öğrenim durumu ve çalıştıkları okul kademesi değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık göstermiştir. Öğretmen algılarına göre yenilikçi okul ile okul etkililiği arasında pozitif yönlü ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yenilikçi okul, Okul etkililiği, Etkili okul, Öğretmen, Okul yönetimi

Eğitim yönetimiOkul etkililiğiOkul yönetimi+4
Gökhan Yaman
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye ile PISA'da yüksek performans sergilemiş ülkelerdeki yönetici seçme, yetiştirme, atama ve hizmetiçi eğitim süreçlerinin karşılaştırılması

Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü (OECD) tarafından yürütülen ve üye olmayan ülkelerin de katılım sağlayabildiği PISA değerlendirmeleri, uluslararası düzeyde eğitim sistemlerini karşılaştırmalı olarak analiz etmeye olanak tanıyan çok uluslu bir değerlendirme programıdır. Bu çalışmada, PISA sonuçlarına göre yüksek başarı gösteren ülkeler ile Türkiye'nin okul yöneticilerini seçme, atama, yetiştirme ve yer değiştirme süreçleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Araştırma, Almanya, Danimarka ve Singapur örnekleriyle sınırlandırılmış; veri toplama yöntemi olarak literatür taramasına dayalı analitik karşılaştırma yöntemi (Bereday Modeli) kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, PISA'da başarılı olan ülkelerde okul yöneticiliğine ilişkin süreçlerin sistemli ve nitelikli kriterlere dayandığını ortaya koyarken, Türkiye'de bu alanda çeşitli yapısal eksikliklerin bulunduğunu göstermektedir. Türkiye'de okul yöneticisi adaylarına üniversite düzeyinde yöneticilik eğitimi verilmemesi, yönetici atamalarında farklı değerlendirme süreçlerinin bulunmaması, hizmet öncesi eğitimin uygulanmaması, hizmet içi eğitimin hem zorunlu olmaması hem de yeterli düzeyde planlanmaması, lisansüstü eğitim ve yöneticilik sertifikasının zorunlu tutulmaması temel eksiklikler arasında yer almaktadır. Bu doğrultuda, Türkiye'de okul yöneticiliği süreçlerine ilişkin olarak lisansüstü eğitim ve yöneticilik sertifikası zorunluluğu getirilmesi, hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimin yapılandırılması, değerlendirme süreçlerinin çeşitlendirilmesi ve eğitim liderliği anlayışının güçlendirilmesi yönünde politika geliştirilmesi önerilmektedir.

Tuğba Şahin
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

2023 Liselere Geçiş Sistemi (LGS) matematik soruları ile 8. sınıf MEB aylık örnek sorularının yenilenmiş Bloom Taksonomisine göre incelenmesi

Bu araştırmada, 2023 yılı Liselere Geçiş Sınavı (LGS) matematik soruları ile Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 2022–2023 eğitim-öğretim yılı süresince yayımlanan aylık örnek matematik soruları, Anderson ve Krathwohl tarafından geliştirilen Yenilenmiş Bloom Taksonomisi çerçevesinde karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi tekniği ile yürütülmüştür. Her bir soru, bilgi boyutu (olgusal, kavramsal, işlemsel, üstbilişsel) ve bilişsel süreç boyutu (hatırlama, anlama, uygulama, analiz, değerlendirme, üretme) esas alınarak iki eksende kodlanmıştır. Analiz sonucunda, 2023 yılı LGS matematik sorularının büyük oranda işlemsel bilgi (%80) ve uygulama (%75) düzeyinde yoğunlaştığı tespit edilmiştir. Aylık örnek sorular da benzer bir dağılım göstermiş; özellikle Mart, Nisan ve Mayıs aylarında yayımlanan örnek sorular, içerik ve bilişsel düzey açısından LGS sorularıyla büyük ölçüde örtüşmüştür. Bu benzerlik, MEB'in sınav formatına uygun örnek sorular yayımladığını ve bu sorularla çalışan öğrencilerin LGS' ye yönelik bilişsel hazırlıklarının önemli ölçüde desteklendiğini göstermektedir. Ancak örnek sorularda üretme ve üstbilişsel bilgi düzeyine ait sorulara yer verilmemişken, LGS' de bu tür sorulara az da olsa rastlanmıştır. Bu durum, öğrencilerin daha üst düzey düşünme becerilerini geliştirmeye yönelik soru çeşitliliğinin artırılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, araştırmada aylık örnek sorular ile LGS matematik soruları arasında anlamlı bir taksonomik benzerlik bulunduğu; ancak örnek soruların sınavın tüm bilişsel kapsamını tam olarak temsil edemediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda, örnek soru uygulamalarının üst düzey düşünme süreçlerini de içerecek şekilde zenginleştirilmesi önerilmektedir.

Tunahan Pala
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul öğrencilerinin yaşam becerilerini edinmesinde yaşam becerileri ilkokul etkinlik kitabının etkisinin öğretmenlerin gözünden belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı, ilkokul düzeyinde yaşam becerilerinin kazandırılmasında kullanılan etkinliklerin etkililiğini değerlendirmek ve öğretmen görüşleri doğrultusunda bu etkinliklerin sınıf içi uygulamalar üzerindeki yansımalarını ortaya koymaktır. Araştırmada nicel veriler kullanılmıştır. Bu amaçla, öğretmenlere uygulanan anket aracılığıyla yaşam becerileri etkinliklerine yönelik tutum ve gözlemler ölçülmüş ve analiz edilmiştir. Araştırmaya Türkiye'nin farklı coğrafi bölgelerinde görev yapan ilkokul öğretmenleri katılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, yaşam becerilerine yönelik hazırlanan etkinliklerin öğrencilerin iletişim kurma, empati geliştirme, problem çözme, öz denetim sağlama ve iş birliği yapma gibi temel becerilerini desteklediği görülmüştür. Öğretmenlerin çoğu, etkinliklerin öğrencilerin günlük yaşamla bağlantı kurmasını kolaylaştırdığını ve olumlu davranış gelişimini desteklediğini ifade etmiştir. Bununla birlikte, bazı öğretmenler uygulamada günlük hayatta uygulayamama, materyallere ulaşamama ve etkinliklerin tüm kazanımları kapsamadığı yönünde sınırlılıklara da dikkat çekmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, yaşam becerilerinin öğrencilere etkili biçimde kazandırılabilmesi için yapılandırılmış ve uygulanabilir etkinlik içeriklerinin geliştirilmesi; öğretmen eğitimlerinin artırılması önerilmektedir. Ayrıca, yaşam becerilerinin kalıcılığını sağlamak adına uzun vadeli etki değerlendirme çalışmalarına ihtiyaç duyulmaktadır.

Yaşam becerileri programıÖğretmen görüşleriİlkokullar
Mine Ekmekciler
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kosova Prizren"deki okullarda öğretmen ve yöneticilerin epistemolojik inançları ve yenilik yönetimine ilişkin görüşleri

Bu araştırma, Kosova'da görev yapan Türk öğretmenlerin epistemolojik inançları ile yenilik yönetimi uygulamaları arasındaki ilişkiyi incelemiş ve bu değişkenlerin demografik faktörlere göre nasıl farklılıklar gösterdiğini anlamaya yönelik bir analiz sunmuştur. Çalışmada özellikle öğrenme süreci ve doğuştan getirilen epistemolojik tutumların, yenilik yönetimi ile nasıl bir etkileşim içerisinde olduğu değerlendirilmeye çalışılmıştır. Katılımcıların bilgiye ulaşımda esnek, sorgulayıcı ve deneyime dayalı yaklaşımlar sergiledikleri; bu yaklaşımların ise yenilikçi düşünceyi ve kurumsal gelişimi destekleyici nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Araştırma bulguları, öğretmenlerin epistemolojik inançlarının bireysel öğrenme süreçlerinin yanı sıra örgütsel yenilik faaliyetleri üzerinde de belirleyici bir rol oynayabildiğini ortaya koymaktadır. Öğrenmeye açıklık ve bilgiye sürece dayalı yaklaşım, proje yönetimi, stratejik planlama ve girdi yönetimi gibi alanlarda olumlu etkiler sağlamaktadır. Buna karşılık, öğrenme çabası ve bilginin kesinliği alt boyutlarında daha sınırlı ve değişken eğilimler olduğu gözlemlenmiştir. Özellikle bilginin değişebilirliği konusundaki esnek tutumlar, katılımcıların yaratıcı düşünmeye ve alternatif çözüm üretmeye daha açık olduklarını göstermektedir. Demografik değişkenler açısından yapılan incelemelerde, cinsiyet ve eğitim düzeyi değişkenlerine göre epistemolojik inançlar ile yenilik yönetimi uygulamaları arasında belirgin bir fark gözlemlenmemiştir. Ancak kıdem yılı bağlamında, özellikle "bilginin kesinliği" alt boyutuna ilişkin yaklaşımlarda bazı farklılıkların ortaya çıktığı dikkat çekmektedir. 1–5 yıl deneyime sahip öğretmenlerle 15 yıl ve üzeri deneyime sahip öğretmenlerin bilgiye yaklaşım biçimlerinde belirli düzeyde farklılıklar olduğu görülmüştür. Ayrıca görev yapılan eğitim kademesine göre de benzer bir çeşitlilik gözlemlenmiştir. Ortaokul öğretmenlerinin bilgiye daha eleştirel ve süreç odaklı yaklaştıkları anlaşılmaktadır. Öğretmenlerin epistemolojik inançlarının güçlü olması, yenilikçi düşünme, proje geliştirme ve örgütsel kültür oluşturma süreçlerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Bununla birlikte, bireysel farklılıklar bu süreçlerde çeşitlilik ve zenginlik yaratmaktadır. Araştırma, özellikle eğitim kurumlarında epistemolojik farkındalığın artırılmasının ve yenilik yönetimi becerilerinin geliştirilmesinin birbirini desteklediğini ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, yöneticilere yönelik profesyonel gelişim atölyeleri, öğretmenlerin sürekli mesleki gelişim temalı hizmet içi eğitimler ve okul temelli yenilikçi uygulamaların yaygınlaştırılması gibi öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Epistemolojik inançlar, stratejik planlama, yenilik yönetimi

Bilge Şinik
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erken çocukluk döneminde STEM etkinlikleri ile öğrencilerin bilimsel süreç becerilerinin ve eleştirel düşünme becerilerinin geliştirilmesi

Bu araştırmanın amacı, erken çocukluk döneminde tasarım tabanlı STEM öğretim yaklaşımı etkinlikleriyle okul öncesi eğitime devam eden 60-72 aylık çocukların bilimsel süreç becerileri ile eleştirel düşünme becerilerini geliştirmektir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden biri olan eylem araştırması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını 60-72 aylık okul öncesi eğitim alan 15 çocuk oluşturmaktadır. Bu araştırmada problem durumuna uygun olduğu düşünülen ve derinlemesine bilgi elde edilmek istendiğinden amaçlı örnekleme yöntemi seçilmiştir. Araştırma kapsamında araştırmacı ve danışman tarafından öğrencilerin yapmış oldukları uygulamaları değerlendirmeye yönelik Bilimsel Süreç Becerilerini Ölçmeye Yönelik Dereceli Ölçek ve Eleştirel Düşünme Becerisi Dereceli Puanlama Anahtarı geliştirilerek araştırmanın veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Bu puanlama anahtarı ve dereceli ölçek ile öğrencilerin her hafta yapmış oldukları çalışmalar değerlendirilmiş ve böylece öğrencilerdeki gelişme ortaya konmaya çalışılmıştır. Araştırma için 5E öğrenme modeline dayalı olarak tasarım tabanlı 8 STEM senaryosu hazırlanmış ve uygulanmıştır. Araştırma, 2022-2023 eğitim-öğretim yılı 6 Mart ve 2 Mayıs 2023 ayları arasında yürütülmüştür. Uygulama sürecinde iki farklı puanlayıcı tarafından öğrencilerin çalışmaları puanlanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikten yararlanılmıştır. Araştırmada geçerliliğin ve güvenirliğin sağlanması için tutarlılık, inandırıcılık, aktarılabilirlik ve teyit edilebilirlik yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın birinci haftasında elde edilen bulgularına göre öğrencilerin bilimsel süreç becerisinin tahmin etme, gözlem yapma, sıralama ve sınıflama, ölçme ve çıkarımda bulunma alt becerilerinde yeterli olmadıkları tespit edilmiştir. Aynı şekilde eleştirel düşünme becerisinin açıklama, tahmin etme, yorumlama, neden sonuç ilişkisi kurma, çıkarımda bulunma ve özetleme alt becerilerinin de yeterli olmadığı tespit edilmiştir. Araştırma kapsamında her hafta uygulanan etkinlikler sonucunda öğrencilerde bilimsel süreç becerileri alt boyutları olan tahmin etme, gözlem yapma, sıralama ve sınıflama, ölçme, çıkarımda bulunma ve eleştirel düşünme becerileri alt boyutları olan açıklama, tahmin etme, yorumlama, neden sonuç ilişkisi kurma, çıkarımda bulunma ve özetleme de gelişmenin olduğu görülmüştür. Araştırma sürecinde öğrencilerin STEM uygulamaları yapmaktan mutlu oldukları, keyif aldıkları, ilgilerinin arttığı uygulamalar sırasında ilk hafta yaşanan sorunların son haftalarda azaldığı gözlenmiştir. Araştırma sonuçlarına dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

Vesile Uyulan
Süleyman Demirel University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenlerin eğitim programı okuryazarlığı, öğretmen liderliği ve teknopedagojik alan bilgisi düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin eğitim programı okuryazarlığı, öğretmen liderliği ve teknopedagojik alan bilgisi düzeylerini belirlemek, bu üç değişken arasındaki ilişkiyi incelemek ve farklı değişkenler açısından nasıl bir değişim gösterdiğini tespit etmektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama ve ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri 2023-2024 öğretim yılında Kahramanmaraş ilinde farklı branş ve kademelerde görev yapan 404 öğretmenin katılımıyla toplanmıştır. Araştırmada veriler Bolat (2017) tarafından geliştirilen "Eğitim Programı Okuryazarlığı Ölçeği", Akyürek ve Özdemir (2021) tarafından güvenirlik ve geçerlik analizi yapılarak Türkçe'ye uyarlanan "Öğretmen Liderliği Ölçeği", Horzum ve Öztürk (2011) tarafından güvenirlik ve geçerlik analizi yapılarak Türkçe'ye uyarlanan "Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi Ölçeği" ve araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" araçlarıyla elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Veri analizi konusunda betimsel istatistikler, pearson korelasyon analizi, bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizinden (ANOVA) faydalanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin eğitim programı okuryazarlığı, öğretmen liderliği ve teknolojik pedagojik alan bilgisi ölçeklerinden yüksek düzeyde puanlar aldığı görülmektedir. Ayrıca üç değişkenin birbirleriyle olan ikili ilişkileri incelenmiş ve orta düzeyde ve pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin eğitim programı okuryazarlığı, öğretmen liderliği ve teknopedagojik alan bilgisi düzeyleri ile cinsiyet, hizmet süresi, mezun olunan fakülte türü, görev yaptıkları okul kademesi, öğretmen liderliği üzerine hizmet içi eğitim alma durumu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık bulunmazken; eğitim durumu, branş, mesleki eğitimlere katılma sıklığı, alanındaki yayınları takip etme sıklığı, eğitim teknolojilerini kullanım düzeyi, eğitim programı okuryazarlığı üzerine hizmet içi eğitim alma durumu değişkenlerine göre ise anlamlı bir farklılık bulunduğu tespit edilmiştir.

Eğitim programları
Furkan Perçemkaya
Süleyman Demirel University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Basında dershanelerin kapatılıp özel okula dönüştürülme tartışmaları (2012-2019)

14 Mart 2014 tarihinde dershanelerin kapatılarak özel okula dönüştürülmesi çerçevesinde yasal düzenlemeler yapılmıştır. Bu yasal düzenleme öncesinde ve sonrasında kamuoyunda destek ve eleştiri yönünde uzun süre tartışmalar yaşanmıştır. Tartışılan destek ve eleştiri savunmaları Türkiye basınında geniş yer bulmuştur. Basın, kamuoyunun düşüncesini yansıttığı için önemlidir. Bu sebeple basında yer alan bazı gazetelerin haber ve köşe yazıları konunun farklı yönlerini savunması sebebiyle önemli görülmektedir. Yapılan Araştırmanın amacı, dershanelerin kapatılarak özel okula dönüştürülmesi süreci içerisinde, 2012-2019 yılları arasında basında yer bulan gazetelerin haber niteliğindeki yazılarını ve köşe yazılarını betimlemektir. Bu yüzden Türkiye'de yer alan Ulusal gazetelerden Cumhuriyet, Habertürk, Hürriyet, Milliyet, Sabah, Sözcü ve Star gazetelerinin haber ve köşe yazıları örneklem olarak seçilmiştir. Elde edilen bulgular, nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yöntemi ile analiz edilerek değerlendirilmiştir. Yapılan araştırmada dershanelerin kapatılarak özel okula dönüştürülme süreci eleştiri ve destek yönünde yapılan savunmaları açısından değerlendirilmiştir. Haber ve köşe yazılarında yer alan savunmaya göre dershanelerin kapatılarak özel okula dönüşmesi sürecine destek veren görüşlerin en önemli iki gerekçesi; dershaneler velilere ciddi miktarda ekonomik yük olduğu için kapatılmalıdır. Bununla birlikte alınan karar kapsamında devletin uygulayacak olduğu destek ve teşvikler mağduriyetlerin yaşanmasına engel olacaktır. Bu süreci eleştirenlerin en önemli iki gerekçesi ise; dershaneler var olan yanlış eğitim sisteminin sonucudur. Bu sebeple dershanelere ihtiyaç vardır ve dershaneler bu ihtiyacı karşılamaktadır. Dershanelerin kapatılması durumunda da öğrenciler arasında olan fırsat eşitsizliği daha da artacaktır.

Özel dershaneler
Merve Karaağaç
Süleyman Demirel University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yapay zeka okuryazarlığı: Ortaokul öğrencileri için öğretim programı geliştirme ve ölçek uyarlama

Teknolojideki hızlı gelişmelerden biri olan yapay zekâ alanında bireylerin çağın gereksinimlerine uyum sağlayabilmesi gerekmektedir. Bu durum yapay zekâ okuryazarlığı becerisine olan ihtiyacı karşımıza çıkarmaktadır. Alanyazın da yapay zekâ eğitimine ilişkin çalışmaların yönelik araştırmaların sınırlı olduğu görülmektedir. Yapay zekâ okuryazarlığına yönelik ölçme araçlarının da gelişme aşamasında olduğu görülmüştür. Bu çalışma, ortaokul düzeyinde bir yapay zekâ okuryazarlığı öğretim programının geliştirilmesi, uygulanması ve değerlendirilmesini kapsar. Çalışmada nitel ve nicel verilerin toplanılarak her iki deseni içeren karma yöntem deseni kullanılmıştır. Yapay zekâ okuryazarlığı öğretim programı geliştirme süreci nitel desende gerçekleştirilmiştir. Kim ve Lee (2022) ile Sun ve Ahn (2022) tarafından geliştirilen yapay zekâ okuryazarlığı ve yapay zekâya yönelik tutumları ölçen ölçekler, yapay zekâ okuryazarlığı ölçeği (YZOÖ) ve yapay zekâya karşı tutum ölçeğinin (YZÖTÖ) dilsel eşdeğerlik süreci aracılığıyla Türkçe' ye uyarlanmıştır. Uyarlanan bu ölçekler 420 öğrenciye uygulanmıştır. Doğrulayıcı faktör analizleri (DFA) ve güvenilirlik testleri, yapay zekâ okuryazarlığı ölçeği (YZOÖ) ve yapay zekâya karşı tutum ölçeğinin (YZÖTÖ) geçerli ve güvenilir sonuçlar sağlayacağını göstermiştir. Yapay zekâ okuryazarlığı öğretim programının uygulaması ve değerlendirilmesi aşamasında nicel araştırma desenlerinden deneysel model uygulanmıştır. Araştırmada ön test-son test zayıf deneysel model seçilmiştir. Çalışma grubu, İstanbul'daki Alparslan Ortaokulu 24 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma 7. sınıf Teknoloji Tasarım dersinde altı hafta boyunca yürütülmüştür. Programın değerlendirmesinde öğrencilerin yapay zekâ okuryazarlık seviyelerinde bakılarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Çalışmaya katılan öğrencilerin yapay zekâya karşı tutumları tespit edilmiştir. Yapay zekâ okuryazarlığı öğretim programı öğrencilerin yapay zekâ okuryazarlığı ve yapay zekâya karşı tutumları üzerinde olumlu bir etkisi olduğu belirlenmiştir. Geliştirilen yapay zekâ okuryazarlığı öğretim programı, yapay zekâ alanında en temel teknik bilgi ve becerilerin kazandırmasının yanında öğrencilerin yapay zekânın toplumsal etkileri, etik sorunları ve potansiyel riskleri hakkında bilinçlenmesini sağlamıştır.

Eğitim programları
Elif Ece Er
Süleyman Demirel University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul müdürlerinin kapsayıcı liderlik davranışları çatışma yönetme stilleri ve öğretmenlerin psikolojik iyi oluşları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma okul müdürlerinin kapsayıcı liderlik davranışları, çatışma yönetme stilleri ve öğretmenlerin psikolojik iyi oluşları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Isparta İli'nde görev yapan 436 öğretmenden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, Kapsayıcı Liderlik, Çatışma Yönetme Stilleri ve Psikolojik İyi Oluş ölçekleri kullanılmıştır. Verilerinin çözümlenmesinde SPSS 26.0 ve AMOS 26.0 programları kullanılmıştır. Araştırmada öğretmenlerin okul türü ve öğrenim durumuna göre çatışma yönetme stili algılarında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Okul müdürlerinin kapsayıcı liderlik davranışları ve çatışma yönetme stilleri arasındaki ilişkiler incelendiğinde kapsayıcı liderliğin tümleştirme boyutu ile pozitif yönde yüksek düzeyde ilişkiliyken hükmetme boyutuyla negatif yönlü orta düzeyde ilişkili olduğu belirlenmiştir. Öğretmenlerin algıladıkları okul müdürlerinin çatışma yönetme stilleri ile öğretmenlerin psikolojik iyi oluşları arasındaki ilişkiler incelendiğinde; çatışma yönetme stili tümleştirme ve ödün verme boyutu ile pozitif yönde, düşük düzeyde, hükmetme boyutu ile negatif yönde, düşük düzeyde ilişkili olduğu görülmüştür. Okul müdürlerinin kapsayıcı liderlik davranışları ve öğretmenlerin psikolojik iyi oluşları arasındaki ilişkiler incelendiğinde kapsayıcı liderlikle öğretmenlerin psikolojik iyi oluşları arasında pozitif yönlü ve düşük düzeyde ilişkili oldukları belirlenmiştir. Kapsayıcı liderlik davranışlarının çatışma yönetme stillerini yordamasına ilişkin regresyon analizi sonuçları incelendiğinde kapsayıcı liderlik davranışlarının tümleştirme stilini güçlü bir şekilde yordadığı görülmüştür. Hükmetme stili ve kapsayıcı liderlik davranışları arasındaki ilişkiye bakıldığında kapsayıcı liderlik davranışlarının hükmetme stilini orta düzeyde ve negatif yönde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Kapsayıcı liderlik davranışlarının öğretmenlerin psikolojik iyi oluşlarını yordamasına ilişkin regresyon analizi sonuçları incelendiğinde ise kapsayıcı liderlik algısının öğretmenlerin psikolojik iyi oluşlarını düşük düzeyde pozitif yönde yordadığı görülmüştür. Okul müdürlerinin kapsayıcı liderlik davranışları ve çatışma yönetme stillerinin de öğretmenlerin psikolojik iyi oluşlarını orta düzeyde ve olumlu yönde yordadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma sonuçları doğrultusunda çeşitli öneriler sunulmuştur.

Birsel Özkan
Süleyman Demirel University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin ideal ilkokula yönelik görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırma sınıf öğretmenlerinin ideal ilkokula yönelik görüşlerini incelemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2024-2025 eğitim-öğretim yılı, Isparta ilinde devlet okulu ve özel okullarda çalışan, 28 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Katılımcılar belirlenirken seçkili örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Sınıf öğretmenleri, devlet okulu/özel okul, bağımsız/birleştirilmiş sınıf ve 1,2,3,4. sınıf okutan öğretmenlerden seçilerek çeşitlilik sağlanmaya çalışılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından, katılımcıların deneyimlerini derinlemesine öğrenme amaçlı, 7 adet açık uçlu sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Görüşmeler yüz yüze ya da telefonla görüşme ve ses kaydı alma şeklinde gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilerek bulgular tablolaştırılmış, tema ve alt temalara ayrılmıştır. Katılımcıların anlatıları doğrudan alıntı yapılarak değerlendirilmiştir. Yapılan analiz sonucu elde edilen bulgulara göre ideal ilkokul çoğunlukla; okul binası, sınıflar, bahçe ve diğer birimlerin fiziksel yapı özellikleri olarak öğrencilere uygun, iyi ve gelişmiş olduğu, herhangi bir eğitsel donanım eksiği bulunmayan okul olarak ifade edilmiştir. İdeal ilkokul aynı zamanda öğrenci ve öğretmenin mutlu olarak gelip gittiği; değerler eğitimine önem veren okuldur. Öğretmenlerin görüşlerine göre ideal ilkokulun, eğitim öğretim programları; kazanımları hafifletilmiş, esnek, öğrenciyi merkeze alan eğitim öğretim anlayışı ile öğrencilerin bireysel özelliklerine göre uygulamada çeşitlilik sağlayacak şekilde öğrencinin milli ve ahlaki değerlerini geliştirmeyi amaçlayan anlayışla hazırlanmalıdır. Araştırma sonuçlarına göre ideal ilkokul, mesleki beceri olarak kendini geliştiren öğretmenlere ve okulu bir adım ileriye taşımayı amaçlayan nitelikli, lider özellikte yöneticilere sahip olmalıdır. Aynı zamanda sınıflardaki öğrenci sayısının az olması; sosyal, kültürel, sportif faaliyetlerin fazlalığı ideal ilkokulu geleneksel ilkokullardan ayıran başlıca özelliklerdendir. İdeal ilkokullardaki öğrenciler temel dört işlem becerisini kazanmış, Türkçeyi doğru ve güzel kullanan, öğrenmeyi öğrenen ve kendi potansiyelinin farkında olan çocuklar olarak mezun olmalıdır. Okulların ideal özellikler taşıması için bütün paydaşların amaçları doğrultusunda kendilerini geliştirmeleri ve bakanlığın ilgili birimlerinde okul yapılanması ile ilgili öğretmen görüşlerinin dikkate alınması önerilmektedir. Sınıf öğretmenlerinin ideal ilkokula ilişkin değerlendirmelerinin büyük ölçüde okulun fiziksel donanımı, mekânsal yeterliliği, araç-gereç olanakları ve çevresel düzenlemeleri gibi somut unsurlar etrafında şekillendiği görülmüştür. Okulun eğitim felsefesi, değerler sistemi veya pedagojik amaçlarına yönelik derinlemesine yorumlara daha az yer verilmiştir. Bu durum, öğretmenlerin ideal okul tahayyülünde fonksiyonel ve görünür koşulların ön planda olduğunu, soyut ve kuramsal boyutlar ile felsefi yönünün ikincil planda kaldığını göstermektedir.

İlknur Gültekin
Süleyman Demirel University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kapsayıcı liderliğin öğretmenler arasındaki mesleki işbirliğine etkisi

Bu araştırmanın amacı, öğretmen görüşlerine göre okul yöneticilerinin kapsayıcı liderlik davranışları ile öğretmenler arasındaki mesleki işbirliği ilişkisini tüm boyutlarıyla detaylı bir biçimde inceleyerek, sonuçlarını ortaya koymaktır. Son zamanlarda okullarda artan çeşitlilik kapsayıcı liderliği beraberinde getirmiştir. Kapsayıcı liderliğinde öğretmenler arasındaki mesleki işbirliğini beraberinde getireceği düşünülmektedir. Öğretmenlerin mesleki anlamda işbirliği yapması okulu eğitim ve öğretim noktasında ileriye taşıyacaktır. Okullardaki mesleki işbirliğinin oluşmasında okul yöneticilerinin liderlik davranışlarının rolü bulunmaktadır. Literatürde kapsayıcı liderlik ve öğretmenler arası mesleki işbirliği konularında birbirinden bağımsız sınırlı sayıda çalışma yer almaktadır. Bu nedenle literatürde iki konu arasındaki ilişkinin incelenmesine yönelik çalışmalara ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Bu çalışmanın; okul yöneticilerinin kapsayıcı liderlik davranışları ile öğretmenler arasındaki mesleki işbirliğinin ne düzeyde gerçekleştiği ve nasıl gerçekleştiğine yönelik literatürde yer almayan soruların cevaplarını ortaya çıkarması beklenmektedir. Bu doğrultuda, verilerin daha net ve kesin sonuçlar vermesi için nicel yöntem tercih edilmiştir. Bu araştırma okul yöneticilerinin kapsayıcı liderlik davranışlarının öğretmenler arasındaki mesleki işbirliğini ne düzeyde yordadığını belirlemek amacıyla ilişkisel modelde tasarlanmıştır. Çalışmanın örneklemini 2024-2025 yılında Isparta İl merkezinde bulunan kamu okullarında okulöncesi, ilkokul, ortaokul ve lise kademelerinde görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak "Kapsayıcı Liderlik Ölçeği" ve "Öğretmenler İçin Örgütsel Bağlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS paket programından yararlanılmıştır. Analiz sürecinde, betimsel istatistiklerin yanı sıra Pearson Korelasyon Analizi ve çoklu doğrusal Regresyon Analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucuna göre, okul yöneticilerinin kapsayıcı liderlik davranışlarının öğretmenler arasındaki mesleki işbirliği ile pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı ilişki içerisinde olduğu görülmektedir. Kapsayıcı liderliğin öğretmenler arası mesleki işbirliğini anlamlı ve orta seviyede açıkladığı görülmektedir. Araştırma sonuçları doğrultusunda kapsayıcı liderlik ve öğretmenler arasındaki mesleki işbirliğini teşvik edecek önerilerde bulunulmuştur.

Hatice Çağlıyan
Süleyman Demirel University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenlerin yenilikçi iş davranışları ile duygusal zekâları arasındaki ilişkide okul yöneticilerinin sürdürülebilir liderlik davranışlarının etkisi

Günümüz eğitim ortamlarında öğretmenlerin hem duygusal yeterliliklerini hem de yenilikçi iş becerilerini geliştirmeleri, okullarda sürdürülebilir liderlik uygulamalarıyla yakından ilişkilidir. Nitekim hızlı değişen toplumsal ve teknolojik koşullar, öğretmenlerin bireysel kapasitelerini geliştirmelerini ve bu süreçte yönetsel destek görmelerini gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda, öğretmenlerin duygusal zekâ düzeyleri ile yenilikçi iş davranışları arasındaki ilişkiyi anlamlandırmada okul yöneticilerinin sergilediği sürdürülebilir liderlik davranışlarının belirleyici olabileceği düşünülmektedir. Dolayısıyla sürdürülebilir liderliğin, öğretmenlerin duygusal ve mesleki kapasiteleri üzerindeki etkisinin ortaya konulması önem taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin yenilikçi iş davranışları ile duygusal zekâ düzeyleri arasındaki ilişkide okul yöneticilerinin sürdürülebilir liderlik davranışlarının etkisini incelemektir. Çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kapsamında desenlenmiştir. Veri toplama araçları olarak; "Okullarda Sürdürülebilir Liderlik Ölçeği", "Duygusal Zekâ Ölçeği", "Yenilikçi İş Davranışı Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Veriler SPSS 29 programı ile analiz edilmiş; normal dağılım göstermesi nedeniyle parametrik testler uygulanmıştır. Grup karşılaştırmalarına yönelik analizlerde Bağımsız Örneklemler t-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) uygulanmış; anlamlı farklılıkların kaynaklarını belirlemek amacıyla Tukey ve Games-Howell post hoc testlerinden yararlanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla Pearson Korelasyon Analizi, yordayıcı etkileri incelemek için Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi ve aracılık etkisini test etmek amacıyla Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Isparta İl Millî Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı devlet okullarında görev yapan ve basit rastgele örnekleme yöntemiyle belirlenen 489 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma bulgularına göre, duygusal zekâ ile yenilikçi iş davranışları arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Ancak, okul yöneticilerinin sürdürülebilir liderlik davranışlarının bu ilişki üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir aracılık etkisi bulunmamıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

Nazik Şenol
Süleyman Demirel University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eğitimde dönüşüm sürecinde öğretmen liderliğinin okulların değişime açıklık düzeylerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, öğretmen liderliğinin okulların değişime açıklık düzeyleri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmada, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Isparta ili merkez ilçesinde görev yapan 344 ortaokul öğretmeninden elde edilen veriler analiz edilmiştir. Araştırma verileri küme örnekleme yöntemi ile toplanmış, veri toplama aracı olarak Kadir Beycioğlu ve Battal Aslan (2010) tarafından geliştirilen Öğretmen Liderliği Ölçeği ile Smith ve Hoy (2007) tarafından geliştirilen ve Hasan Demirtaş (2009) tarafından Türkçe' ye uyarlanan Okulların Değişime Açıklık Ölçeği kullanılmıştır. Bulgular, öğretmen liderliği ile okulların değişime açıklık düzeyleri arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca öğretmen liderliği, okulların değişime açıklık düzeylerini anlamlı düzeyde yordayabilmektedir. Cinsiyet değişkenine göre kadın öğretmenlerin liderlik düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Benzer şekilde mesleki gelişim ve iş birliği boyutlarında da kadın öğretmenlerin daha yüksek puanlar aldığı görülmüştür. Öğretmen liderliğine ilişkin algılar ile okulların değişime açıklık düzeyleri arasında eğitim durumu, kıdem ve okuldaki çalışma yılına göre de bazı farklılıklar tespit edilmiştir. Kuramsal çerçevede öğretmen liderliğinin yalnızca sınıf içi rollerle sınırlı kalmayıp okul kültürünün gelişimi, yenilikçi uygulamaların yaygınlaştırılması ve meslektaş iş birliği gibi kritik alanlarda etkili olduğu vurgulanmıştır. Sonuç olarak, öğretmen liderliği okullardaki değişime açıklığı güçlendiren temel bir etken olarak değerlendirilmekte ve eğitim kurumlarında dönüşüm süreçlerinin sürdürülebilirliğine katkı sunmaktadır. Bununla birlikte, eğitim kurumlarında dönüşüme açık ve yenilikçi okul ikliminin oluşturulması için öğretmen liderliğini teşvik eden yapısal düzenlemelerin hayata geçirilmesi önerilmektedir. Özellikle öğretmenlerin karar alma süreçlerine aktif katılımını sağlayacak demokratik okul yönetimi uygulamaları geliştirilmeli, liderlik rollerini üstlenebilecek öğretmenler desteklenmeli ve bu amaçla mesleki gelişim programları yaygınlaştırılmalıdır. Ayrıca, öğretmenlerin yalnızca sınıf içi etkinliklerde değil, okulun genel vizyon ve stratejilerinin belirlenmesinde de söz sahibi olmaları sağlanmalıdır. Bu sayede hem bireysel liderlik yeterlikleri gelişecek hem de okulların değişime uyum sağlama kapasitesi artacaktır.

Begüm Dağlı
Süleyman Demirel University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yöneticilerin kayırmacı davranışlarının, örgütsel muhalefet üzerindeki etkisi

Etkili örgütlerin oluşturulması son dönemde birçok araştırmanın temel konusu olmuştur. Örgütlerin etkililiği birçok değişkenle doğrudan ya da dolaylı bir şekilde ilişki içerisindededir. Bu değişkenler arasında bulunan kayırmacılık ve örgütsel muhalefet kavramları araştırmacının dikkatini çekmiş olup, bu iki kavramına ilişkin her hangi bir araştırmanın, ulaşılan kaynaklar doğrultusunda yapılmadığı görülmüştür. Kısaca kayırmacılık; birine herhangi bir konuda öncelik ve ayrıcalık tanıma, haksız yere, yasa ve kurallara uymaksızın kayırma, arka çıkma; belli bir birey, küme, düşünce ya da uygulamayı, bir başkasıyla karşılaştırıp aralarında bir seçim yapmak gerektiğinde nesnellikten uzaklaşıp yan tutmadır. Örgütsel muhalefet ise örgüt içerisindeki bazı uyuşmazlıkların ve aykırı görüşlerin dile getirilmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu araştırmanın amacı yöneticilerin kayırmacı davranışlarının örgütsel muhalefet üzerine etkisini ortaya koymaktır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden betimsel-ilişkisel tarama modelinde bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Siirt il merkezindeki ilk-orta ve lise düzeyi resmi okullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmada seçkisiz olmayan örneklem yöntemlerinden uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada 15 maddeden oluşan kayırmacılık tutum ölçeği (KTÖ) ve yedi alt boyuttan 67 maddeden oluşan örgütsel muhalefet ölçeği (ÖMÖ) kullanılmıştır. Elde edilen veriler R. 3.3.1 programında (R Core Team, 2016) organize edilmiştir. Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) MPlus 7 programında gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre yöneticilerin kayırmacı davranışları ile örgütsel muhalefet arasında tüm boyutlarda pozitif yönde anlamlı ve orta düzeyde ilişkilerin olduğu görülmüştür. Ayrıca yöneticilerin kayırmacı davranışları örgütsel muhalefetin önemli bir yordayıcısı olduğu da araştırma sonucunda bulgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kayırmacılık, Örgüt, Okul Yöneticisi, Muhalefet, Örgütsel Muhalefet.

Eğitim yönetimiKayırmaMuhalefet+2
Adem Uçar
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul yöneticilerinin kullandıkları güç türleri ve örgütsel depresyon: Bir ilişkisel tarama modeli

Örgüt depresyonu, örgüte yayılmış bir hareketsizlik, saplanıp kalmış olma hali, sıklıkla geleceği planlamada yetersiz kalma, örgütteki bireylerin gelecekte ne yapacakları hakkında bir vizyonlarının olmayışı ve denemekten vazgeçmiş halde olmaları olarak tanımlanmaktadır. Örgüt depresyonu örgüt iklimini olumsuz etkileyen, çalışanların örgütsel bağlılığını ve motivasyonunu düşüren, örgüt hedeflerine ulaşmada güçlükler yaratan bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Örgütlerin hedeflerine ulaşması sürecinde verimliliği, etkinliği ve etkililiğini etkileyen en önemli faktörlerden biri de o örgütün başındaki yönetici veya yöneticilerdir. Bir örgütün verimli ve etkili bir işleyişe sahip olması ve etkin olması, örgüt çalışanlarının, örgütsel amaçlar doğrultusunda iyi bir şekilde yönetilmesi ve yönlendirilmesini sağlayabilen yöneticiler sayesinde olmaktadır. Yöneticiler ise yönetim görevlerini bir takım güç kaynaklarını kullanarak yerine getirmektedirler. Bu çalışmanın amacı, öğretmenlerin okul yöneticilerinin kullandığı güç türlerine ilişkin algı düzeyleri ile öğretmenlerin örgütsel depresyon algı düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Nicel verilerin analiz edildiği araştırma yöntemlerinden betimsel ilişkisel tarama modelindeki bu araştırmanın evrenini Siirt ili merkezindeki ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan yönetici ve öğretmenler oluşturmaktadır. Bu amaçla okullarda görev yapan öğretmenlere Örgüt Depresyonu Ölçeği ve Güç Türü Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada öğretmenlerin okul yöneticilerinin kullandıkları güç türlerine ilişkin algı düzeyleri ve örgütsel depresyon algı düzeylerinin cinsiyet, branş, memeleket, okul türü ve hizmet yılı değişkenleri bakımından anlamlı bir fark gösterip göstermediği araştırılmış ve öğretmenlerin yöneticilerinin kullandıkları güç türlerine ilişkin algı düzeylerinin öğretmenlerin örgütsel depresyon algı düzeyleri ile olan ilişkisi incelenmiştir. Araştırma sonucuna göre cinsiyet ve memleket değişkenlerinde öğretmenlerin ödül gücüne ilişkin algı düzeylerinde, hizmet yılı değişkeninde bağlılık gücü algı düzeylerinde ve okul türü değişkenlerinde ise karizmatik ve karşılıklı güç algı düzeylerinde anlamlı farklılıklara rastlanmıştır. Ayrıca öğretmenlerin örgütsel depresyon algı düzeylerinde ise branş ve memleket ve okul türü değişkenlerinde anlamlı farkılıklara rastlanmıştır. Elde edilen verilerin sonuçlarına göre okul yöneticilerinin kullandıkları güç türlerine ilişkin öğretmen algı düzeyleri ile öğretmenlerin örgütsel depresyon algı düzeyleri arasında bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra örgütsel depresyon algı seviyeleri ile öğretmenlerin okul yöenticilerinin kullandıkları zorlayıcı güce ilişkin algıları arasında pozitif yönde ve anlamlı, bağlılık gücü, karşılıklı güç ve uzmanlık gücü arasında ise negatif yönde ve anlamlı bir ilişkiye rastlanmıştır. AnahtarKelimeler: Örgüt, Depresyon, Örgütsel Depresyonu, Güç, Güç Türleri, Okul Yöneticileri

DepresyonGüçOkul yöneticileri+2
Leyla Uçar
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Örgüt kültürünün yabancılaşma üzerindeki etkisi

İlişkisel tarama modelindeki bu araştırma, ortaöğretim kurumu öğretmenlerinin örgütsel kültür algılarının işe yabancılaşma üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2015–2016 Eğitim - Öğretim Yılında Siirt merkezde 20 ortaöğretim okulunda (lisede) görev yapan 525 öğretmen oluşturmaktadır. Evrende görev yapan öğretmen sayısının çok fazla olmaması sebebiyle örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Ancak dönen406 ölçekten 378 tanesinin analiz edilmeye uygun olduğu görülmüştür. Bu araştırma için Terzi (2005) tarafından geliştirilen ve okullardaki kültürel yapıyı ortaya çıkaran "Örgütsel Kültür Ölçeği"ile Elma (2003) tarafından geliştirilen ve öğretmenlerin okula yabancılaşma düzeyini belirleyen "İşe Yabancılaşma Ölçeği"kullanılmıştır. Araştırmada sonucunda elde edilen verilerin analizinde IBM SPSS 21 ve R-Project paket programlarından yararlanılmıştır. Analiz kapsamında güvenirlilik analizi, frekans tabloları, bağımsız örneklem t-testi, ANOVA, Pearson Korelasyon vePath analizi uygulanmıştır. Analizlerin normallik varsayımları Kolmogorov-Smirnov testiyle incelenmiştir. Varyansların homojenliği için Levene testi kullanılmıştır. Test sonuçları α=0.01 veya α=0.05 hata düzeylerinde yorumlanmıştır. Öğretmenlerin örgüt kültürüne ilişkinalgılarıcinsiyet, öğrenim düzeyi, kıdem ve medeni duruma göre anlamlı bir farklılık göstermezken,yaşa göre ise sadece bürokratik kültür alt boyutundaanlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Benzer olaraköğretmenlerin işe yabancılaşmaalgılarıöğrenim düzeyi, kıdem, medeni durumve yaş değişkenine göre anlamlıfarklılıkgöstermemiştir; ancakcinsiyetegöreöğretmenler arasında anlamsızlık ve yalıtılmışlık alt boyutlarında anlamlıbir fark görülmüştür. Bunailavetenöğretmenlerin örgüt kültürü algılarıylaişe yabancılaşma arasında negatif düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu bulgulanmıştır. Yapılan analizlerdeörgüt kültürünün işe yabancılaşmanın anlamlıbiryordayıcısıolduğugörülmüştür. Ayrıca araştırma sonuçlarına göre örgüt kültürünün boyutları okula yabancılaşma boyutu üzerinde yordama etkisine sahip değildir. Diğer yandan destek kültürünün yabancılaşmayı yordamadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Örgüt, Kültür, Örgütsel Kültür, YabancılaĢma.

KültürOrtaöğretim kurumlarıYabancılaşma+3
Mehmet Sabir Çevik
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye algıları ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma, öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye algıları ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde olup nicel yöntemlidir. Araştırmanın evrenini 2016-2017 Eğitim – Öğretim yılında Şırnak ilinde okulöncesi, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim (lise) kurumlarında görev yapan 6746 öğretmen oluşturmaktadır. Hedef evrene ulaşmadaki zorluk, zaman ve maliyet gibi nedenlerden dolayı evreni temsil edebilecek örneklem alma yoluna gidilmiştir. Basit seçkisiz (random) örnekleme yoluyla seçilen örneklem grubuna dağıtılan 608 ölçek araştırmaya dâhil edilmiştir. Bu araştırmada öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye algılarını belirlemek için Tösten ve Özgan (2014) tarafından geliştirilen "Pozitif Psikolojik Sermaye Ölçeği", öğretmenlerin okula bağlılık düzeylerini belirlemek amacıyla Allen ve Meyer (1990) tarafından geliştirilen Yeşilyurt (2015) tarafından Türkçeye uyarlanan "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde istatistiki paket programından yararlanılmıştır. Araştırmanın güvenirliği için iç tutarlık katsayısına bakılmış; betimsel analizler için aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde ve frekans değerleri çıkarılmış; grup farklarındaki karşılaştırmalar fark testleri yapılmıştır. Öğretmenlerin psikolojik sermaye algıları ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkiyi ortaya koymak için ikili ilişki testinden, psikolojik sermayenin örgütsel bağlılığa etkisini ortaya koymak için ise basit ve çoklu regresyon analizinden yararlanılmıştır. Bulguların anlamlılık düzeyi için p<.05 esas alınmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye algılarının çok yüksek, örgütsel bağlılıklarının ise orta düzeyde olduğu; pozitif psikolojik sermaye algıları ile örgütsel bağlılıkları arasında düşük düzeyde pozitif yönde ilişkinin olduğu ve pozitif psikolojik sermayenin örgütsel bağlılığı %8 açıkladığı görülmüştür. Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye algılarında ve örgütsel bağlılıklarında bazı değişkenlerin anlamlı farklılığa yol açtığı da araştırma sonuçlarındandır. Anahtar Kelimeler: Psikolojik Sermaye, Pozitif Psikolojik Sermaye, Örgütsel Bağlılık, Eğitim Yönetimi.

BağlılıkPozitif psikolojiPozitif psikolojik sermaye+3
İsmail Aslan
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okullarda informel iletişimimin kullanılma biçim ve düzeyine yönelik öğretmen görüşleri

Bu çalışmanın amacı ortaöğretim kurumlarında öğretmen görüşlerine göre informel iletişim uygulamalarının kullanılma biçim ve düzeyini belirlemektir. Araştırma tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ölçme aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Okullarda İnformel İletişim" ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Kahramanmaraş ilinin Onikişubat ilçesinde yer alan liselerde görev yapan 1629 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen 298 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın sonucunda elde edilen veriler R 3.3.1. ve MPlus 7 programlarında organize edilerek, frekans tabloları, uyum istatistikleri, açımlayıcı faktör analizi, geçerlik ve güvenirlik analizleri, doğrulayıcı faktör analizi, t-testi ve ANOVA analizleri yapılarak tablolaştırılmış ve yorumlanmıştır. Araştırma bulgularına göre informel iletişim okul içinde yoğun bir şekilde kullanılırken okul dışında daha mesafeli bir ilişkiye dönüşmektedir. Okulda informel iletişim daha çok yönetsel sorunların arttığı dönemlerde ve rahatlamak amacıyla kullanılmaktadır. Dedikodu ve söylenti şeklindeki informel iletişim ise nadiren yaşanmakta ve öğretmenler bu tür iletişimden rahatsız olmaktadırlar. Öğretmenler informel iletişimin bazen kurum işleyişine zarar veren gruplaşmalara neden olabildiğini ifade etmekle beraber informel iletişimin okul içinde daha anlayışlı ilişkilerin oluşmasına olumlu bir yanı olduğu görüşünü de sahiptirler.Öğretmenlerin informel iletişim algıları cinsiyet değişkenine göreanlamlı bir farklılık göstermezken, lise türü ve kıdem değişkenine göre informel iletişimin kullanılma nedenleri alt boyutunda, anlamlı farklılık göstermiştir. Anahtar Kelimeler: İletişim, Örgütsel İletişim, Formel İletişim, İnformel İletişim

Eğitim kurumlarıOrtaöğretim kurumlarıÖrgütsel iletişim+4
Emine Doğan
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmen algılarına göre örgütsel sağlık ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, Elazığ il merkezinde bulunan ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin, örgütsel sağlık ve örgütsel bağlılık algıları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde bir çalışmadır. Araştırma evrenini 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Elazığ il merkezi ve ilçelerinde bulunan toplam 56 ortaokulda çalışan 1813 öğretmen; örneklemi ise 18 ortaokulda görev yapan 411 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, Hoy, Tarter ve Kottkamp (1991) tarafından okulların örgütsel sağlığını ölçmek ve betimlemek amacıyla geliştirilen "Örgütsel Sağlık Ölçeği" (ÖSÖ) ve Balay (2000) tarafından geliştirilen "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" (ÖBÖ) kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin analizinde SPSS 21 paket programından yararlanılmıştır. Araştırma verilerinin normal dağılımın olduğu maddelerde öğretmenlerin cinsiyet değişkeni için t-testi; okul türü değişkeni için tek yönlü varyans analizi; normal dağılımın olmadığı maddelerde ise öğretmenlerin cinsiyet değişkeni için Mann Whitney U; okul türü değişkeni için de Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Öğretmenlerin örgütsel sağlık algısı ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson Korelasyon analizi ve bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenleri yordama düzeylerini belirlemek amacıyla da Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi yapılmıştır. Test sonuçları p≤0,05 hata düzeylerinde yorumlanmıştır. Örgütsel sağlık ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkilere yönelik elde edilen sonuçlar, örgütsel sağlığın örgütsel bağlılığı pozitif yönde etkilediğini ve örgütsel sağlığın örgütsel bağlılığı yüksek oranda yordadığını ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Örgüt, örgütsel sağlık, örgütsel bağlılık.

BağlılıkSağlıkÖlçme-değerlendirme+4
Suriye Tan
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sunum-uygulama-üretim (PPP) tekniğinin ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin İngilizce dersine ilişkin bilişsel ve duyuşsal öğrenme ürünleri üzerindeki etkisi

Bu çalışmanın amacı PPP(Sunum-Uygulama-Üretim) tekniğinin İlkokul 4. Sınıf öğrencilerinin İngilizce dersine ilişkin bilişsel ve duyuşsal öğrenme ürünleri üzerindeki etkisini inceleyerek bu yöntemin üstün ve sınırlı yanlarını ortaya koymaktır. Araştırma karma araştırma modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda PPP tekniğinin akademik başarı, kalıcılık ve İngilizce dersine yönelik tutum üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla 'ön-test son-test kontrol gruplu deneysel desen' kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise katılımcıların PPP tekniğinin etkililiğine ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amacıyla nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim yöntemi kullanılarak açık uçlu anket yoluyla katılımcıların dersin işlenişi ve uygulamalara yönelik görüşleri alınmıştır. Araştırmanın evrenini İlkokul 4. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Doluharman İlkokulu 4. sınıfa devam eden 14 kontrol grubu ve 14 deney grubu olmak üzere toplam 28 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak Başarı Testi 1, Başarı Testi 2 ve İngilizce Dersine Yönelik Tutum Ölçeğinin uygulanmıştır ve elde edilen nicel verilerin analizinde parametrik olmayan analiz teknikleri kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarından elde edilen ön test, son test, kalıcılık testi, ön ve son tutum verilerinin grup içi karşılaştırmalarında eşleştirilmiş gruplar Wilcoxon Signed-Rank testi, gruplar arası karşılaştırmalarında ise bağımsız gruplar Mann-Whitney-U testi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda, görüşme formlarından elde edilen verilerin analizinde ise nitel veri çözümlemelerinde ve metin analizlerinde sıkça kullanılan içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Nicel verilerin analizi sonucunda PPP tekniğine dayalı dil öğretiminin İngilizce dersine yönelik olumlu tutum geliştirmede öğrenci ders kitabında yer alan etkinliklere göre planlanan dil öğretimine kıyasla daha etkili olduğu gözlenmiştir. Nitel verilerden elde edilen bulgular ise katılımcıların tamamının PPP tekniği ve bu teknik kapsamındaki etkinliklere yönelik olarak olumlu tutum içerisinde olduklarını, PPP tekniğinin katılımcıların İngilizce dersine yönelik olumlu tutum geliştirmelerine katkı sağladığını göstermektedir. Anahtar Kelimler: PPP, sunum, uygulama, üretim, yabancı dil, öğretim yöntem ve teknikleri

Bilişsel öğrenmeDil öğrenimiDuyuşsal öğrenme+7
Ayşe Yılmaz
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul 7. sınıf matematik dersinde kuantum öğrenme modelinin öğrencilerin biliş ötesi öğrenme stratejilerine ve problem çözme becerilerine etkisi

Bu tezin amacı ortaokul 7. sınıf matematik dersinde kuantum öğrenme modelinin öğrencilerin biliş ötesi öğrenme stratejilerine ve problem çözme becerilerine etkisini incelemektir. Araştırma, 2015 – 2016 eğitim - öğretim yılı ikinci döneminde Siirt İli Gazi Ortaokulu 7/A ve 7/B sınıflarında okuyan toplam 48 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Karma yöntemin kullanıldığı araştırmanın nicel boyutunda yarı deneysel desenlerden ön test- son test eşleştirilmiş kontrol gruplu model uygulanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise deney grubundaki öğrencilere yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmış ayrıca deneysel işlem sürecine ait öğrenci günlükleri ve etkinlik ürünlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sürecinde dersler, deney grubunda kuantum öğrenme modeline, kontrol grubunda ise mevcut matematik öğretim programına göre işlenmiştir. Veri toplamak için Gürcan (2004) tarafından geliştirilen "Biliş Ötesi Öğrenme Stratejileri Ölçeği", araştırmacı tarafından geliştirilen ve 5 sorudan oluşan "Problem Çözme Beceri Testi", deneysel işlem sürecine ait öğrenci günlükleri ve etkinlik ürünleri kullanılmıştır. Araştırma sonunda kuantum öğrenme modelinin uygulandığı deney grubundaki öğrencilerin biliş ötesi öğrenme stratejileri ve problem çözme becerilerinin kontrol grubundaki öğrencilere göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu görülmüştür.

Bilişüstü stratejilerKuantum öğretim modeliMatematik+6
Bahar Bakır
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Basamaklı öğretim programının 9. sınıf İngilizce dersinde öğrencilerin öğrenme stillerine ve akademik başarılarına etkisi

Bu araştırmada, basamaklı öğretim programının 9.sınıf İngilizce dersinde öğrencilerin öğrenme stillerine ve akademik başarılarına etkisi incelenmiştir. Bu araştırma, nicel ve nitel yöntemlerin beraber kullanıldığı karma yöntem kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Nicel boyutta yarı deneysel desenlerden ön test-son test eşleştirilmiş kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda nicel verileri desteklemek amacıyla durum çalışması deseninden yararlanılmıştır. Araştırma 2016-2017 öğretim yılında Siirt ilinde bulunan Atatürk Anadolu Lisesinde yürütülmüştür. Araştırmaya 9/C ve 9/D sınıflarında okuyan toplam 67 öğrenci katılmıştır. Araştırmada 9/C deney ve 9/D kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Basamaklı öğretim programı doğrultusunda yapılacak uygulamalar Seven Wonders (Dünyanın 7 Harikası) ünitesi kapsamında hazırlanmıştır. Araştırmada nicel verilerin toplanmasında Kolb Öğrenme Stilleri Envanteri ve araştırmacı tarafından geliştirilen İngilizce Dersi Akademik Başarı Testi kullanılmıştır. Nitel veri toplama aracı olarak ise sözlü savunmalar, yarı-yapılandırılmış görüşme formları ve öğrenci etkinliklerinden yararlanılmıştır. Kolb Öğrenme Stilleri Envanteri ve İngilizce Dersi Akademik Başarı Testinin analizinde SPSS 21.0 paket programı kullanılmıştır. Analizlerde Mann Whitney U testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar testi ve Ki-Kare uygulanmıştır. Nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz ve içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda deney ve kontrol gruplarının öntest ve son test İngilizce dersi akademik başarı testi puanları arasında anlamlı bir farklılık ortaya çıkmıştır. Basamaklı öğretim programının öğrencilerin akademik başarılarını artırdığı tespit edilmiştir. Deney ve kontrol gruplarının ön test ve son test öğrenme stilleri arasında anlamlı bir farklılık olmamasına rağmen yapılan uygulamalar sonucunda öğrencilerin öğrenme stillerinde değişiklikler olduğu görülmüştür. Araştırmanın nitel boyutundan elde edilen veriler ışığında aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır: • Öğrenciler basamaklı öğretim programının sunduğu etkinliklerin eğlenceli, güdüleyici olduğunu ifade etmişlerdir. Kendi öğrenmelerinin sorumluluğunu aldıkları için öğrenme ortamında aktif olmuşlardır. • Basamaklı öğretim programının araştırma, sunum yapma gibi temel becerilerin yanında okuma, yazma, dinleme ve konuşma gibi dil becerilerinin gelişmesinde de etkili olduğu tespit edilmiştir. • Öğrenciler etkinlikleri yerine getirirken araştırma, görsellerden yararlanma, okuma vb. öğrenme stillerini kullandıklarını belirtmişlerdir. • Basamaklı öğretim programının öğrencilerin akademik başarılarına da katkısı olduğu görülmüştür. Öğrenciler, basamaklı öğretim programının yazılı ve uygulama sınavlarında başarılarını artırdığını ifade etmişlerdir.

Basamaklı öğretim yöntemiDil öğrenme yöntemleriDil öğretimi+7
Burhan Üzüm
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokullarda değerler eğitiminde etkili olan faktörlere ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşlerinin değerlendirilmesi

Özet: Bu araştırmanın amacı ilkokullarda değerler eğitiminde etkili olan faktörlere ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşlerinin değerlendirilmesidir. Araştırma betimsel tarama modelinde nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma yöntemle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyuttaki örneklemini 2015- 2016 eğitim öğretim yılında Batman ili merkez ilkokullarda görev yapan 606 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Nitel boyutun çalışma grubunu ise araştırma kapsamında görüşme yapılan 25 öğretmen oluşturmaktadır. Nicel verileri elde etmek için araştırmacı tarafından geliştirilen ilkokullarda değerler eğitiminde etkili olan faktörlere ilişkin ölçek, nitel verileri toplamak için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizinde ortalama, frekans, yüzde ve standart sapma değerleri; normallik testi için Kolmogorov –Smirnov testi, ikili gruplar için Mann-Whitney U testi, ikiden fazla gruplar için Kruskall Wallis- H testi; nitel verilerin çözümlenmesinde ise betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 (Statistical Package for the Social Science) programı kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda elde edilen sonuçlar şunlardır: Öğretmenler ölçeğin geneline katılıyorum düzeyinde görüş belirtmişlerdir. Öğretmen görüşleri arasında cinsiyet, derslerini yürüttükleri sınıf düzeyi, değerler eğitimiyle ilgili hizmet içi eğitim, seminer veya kurs alıp almama durumu, sınıfta değerler eğitimi köşesi veya panosu bulunup bulunmama durumu değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ancak meslekteki deneyim değişkeni açısından 1-5 yıl arası görev yapan öğretmenlerin lehine, mezuniyet alanı değişkenine göre ise eğitim fakültesi mezunları lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Araştırmanın nitel boyutunda şu sonuca ulaşılmıştır: Öğretmenler değerler eğitiminde aile, öğretmen, örtük program, sosyal çevre ve kitle iletişim araçlarını önemli birer faktör olarak görmektedirler

DeğerlerDeğerler eğitimiKruskal-Wallis testi+5
Ebumüslüm Aksoy
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

6. 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin okul tükenmişliği ve öğrenme sürecinde yardım istemeleri ile genel akademik başarı düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Betimsel tarama modelindeki bu araştırma, 6. 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin okul tükenmişliği ve öğrenme sürecinde yardım istemeleri ile genel akademik başarı düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Uygulanan 1132 ölçekten yapılan tasnif sonucu 990 öğrenciye ait verinin uygun olduğu tespit edilmiştir. Verilerin çözümlenmesi aşamasında Sosyal Bilimler İçin İstatistik Paket [Statistical Packagefor Social Sciences (SPSS 21)] programı kullanılmıştır. Analiz kapsamından güvenirlik analizi, Pearson korelasyon katsayısı, bağımsız gruplar t- testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Post Hoc test Tukey HSD analizleri uygulanmıştır. Ayrıca analizlerin normallik varsayımları için çarpıklık ve basıklık katsayı değerleri incelenmiştir. Araştırmada, 6. 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin okul tükenmişlikleri cinsiyet değişkenine göre incelendiğinde, okul tükenmişliği ve okul etkinliklerinden kaynaklı tükenmişlik, aileden kaynaklı tükenmişlik ile ilgi kaybı alt boyutlarında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Öğrencilerin öğrenme sürecinde yardım isteme düzeyleri cinsiyet değişkenine göre incelendiğinde ise öğrenme sürecinde yardım isteme ve alt boyutları olan etkili yardım isteme ile yüzeysel yardım isteme alt boyutlarında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Öğrencilerin okul tükenmişlikleri sınıf değişkenine göre incelendiğinde okul tükenmişliği ve bütün alt boyutlarında anlamlı bir farklılık görülmüştür. Aynı şekilde öğrencilerin öğrenme sürecinde yardım isteme düzeyleri sınıf değişkenine göre incelendiğinde etkili yardım isteme alt boyutunda anlamlı bir farklılık görülmüştür. Araştırmada öğrencilerin okul tükenmişliği ve tüm alt boyutları ile akademik başarı arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin öğrenme sürecinde yardım isteme ve bütün alt boyutları ile akademik başarı arasında anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Son olarak öğrencilerin okul tükenmişlik ve tüm alt boyutları ile öğrenme sürecinde yardım isteme ve tüm alt boyutları arasında anlamlı bir ilişki elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul Tükenmişliği, Öğrenme Süreci, Yardım İsteme, Akademik Başarı.

Aile yardımlarıAkademik başarıOkul tükenmişliği+5
Abdulaziz Çelik
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmen görüşlerine göre öğretmenlerin toplumdaki saygınlığının bazı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırma; öğretmenlerin toplumdaki saygınlığını bazı değişkenler açısından incelemek ve saygınlığın hangi düzeyde olduğunu, saygınlığı etkileyen etmenlerin neler olduğunu belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nicel ve nitel veri toplama tekniklerinin birlikte kullanıldığı karma model kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunun örneklemini Batman ilinde görev yapan 989 öğretmen oluşturmaktadır. Nitel boyutunun çalışma grubu ise yine Batman ilinde görev yapan 40 öğretmenden oluşmuştur. Araştırmanın nicel verileri araştırmacı tarafından geliştirilen "Öğretmenlerin Toplumdaki Saygınlığı Ölçeği" ile, nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Nicel veriler SPSS 24 paket programı kullanılarak aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, ANOVA, Tukey HSD ile analiz edilmiştir. Nitel veriler betimsel analiz yapılarak incelenmiştir. Araştırmanın hem nicel hem de nitel boyutunun sonuçlarına göre öğretmenlerin toplumdaki saygınlığı "orta" düzeydedir. Kadın öğretmenlerin erkek öğretmenlere göre, bekar öğretmenlerin evli öğretmenlere göre, görevde yeni olan öğretmenlerin daha deneyimli öğretmenlere göre, okul öncesi öğretmenlerinin diğer kademelerdeki öğretmenlere göre öğretmenlerin toplumdaki saygınlığına yönelik daha olumlu bir düşünceye sahip oldukları sonucu elde edilmiştir. Öğretmenlerin öğretmenlik mesleğini toplumda saygın bir yerinin olması nedeniyle seçtikleri fakat toplumun öğretmene duyduğu saygının her geçen gün azaldığı sonucuna varılmıştır. Öğretmenlerin ekonomik imkanlarının yeterli olmadığı, öğretmenlerin toplumdaki saygınlığını olumsuz etkileyen önemli bir etkenin de öğretmenlerin ekonomik durumları ve aldıkları düşük ücret olduğu, bunun da öğretmenlerin kişisel ve sosyal yaşamı üzerinde olumsuz etkiler bıraktığı sonucuna ulaşılmıştır.

SaygınlıkÖlçme-değerlendirmeÖğretmen görüşleri+2
Zahir Erzen
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dönüşümsel öğrenme modelinin 6. sınıf fen bilimleri dersinde öğrencilerin eleştirel düşünme eğilimlerine ve bilişötesi farkındalıklarına etkisi

Dönüşümsel öğrenme, deneyimlerin, yapısal farklılıkların oluştuğu; duygu, düşünce ve davranış değişikliklerinin yeni bakış açılarının meydana geldiği aşama olarak tanımlanabilir. Dönüşümsel öğrenme, bilişsel yapıda gerçekleşir. Bu süreçte alışkanlıklarda, bakış açılarında ve bireyin algılarında farklılıklar meydana gelmektedir. Bu farklılıklar bireyin bilişötesinde yeniden bir döngü içinde yapılandırılmaktadır. Birey bilişötesini kullanarak yapılandırdığı her bilgiye eleştirel yaklaşmakta, yeni karşılaştığı olayların çözümü için bu bilgileri kullanmaktadır. Bu sebeple dönüşümsel öğrenme yoluyla elde edilen bilgiler bireyin bilişsel yapısında sürekli sorgulanmakta, ve yeni durumlara uygulanmak üzere transfer edilmektedir. Buradan hareketle araştırmada dönüşümsel öğrenme modeli ile yapılan uygulamaların bireyin eleştirel düşünme ve bilişötesi farkındalıklarına etkisi araştırmanın problem cümlesi olarak belirlenmiştir. Bu araştırmanın çalışma grubu, İstanbul ili Güngören ilçesindeki Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Mustafa Kemal Ortaokulunun 6/F ve 6/H sınıflarında okuyan 60 öğrenci oluşturmaktadır. Deney grubu 31, kontrol grubu da 29 öğrenciden oluşmaktadır. Baskın-az baskın karma yöntemin kullanıldığı araştırmanın veri toplama aracı California Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği, Bilişötesi Farkındalık Ölçeği, yarı yapılandırılmış görüşme formu ve öğrenci günlükleridir. Araştırmada verilerin analizi için dağılımın normal olduğu maddelerde parametrik testler; yarı yapılandırılmış görüşme formunda elde edilen verilerin analizinde betimsel ve içerik analiz yöntemleri kullanılmış, doküman incelemesi yolu ile de alıntılar yapılmıştır. Araştırmanın analizlerinden elde edilen bulgulara göre, bazı sonuçlar şöyle sıralanabilir: Dönüşümsel öğrenme modeli uygulamasına tabi tutulan, deney grubu öğrencilerinin ön test ve son test bilişötesi farkındalık puanlarının ortalaması arasında deney grubunun son test puanlarının lehine anlamlı bir farklılaşma görülmüştür. Dönüşümsel öğrenme modeli uygulamasına tabi tutulan, deney grubu öğrencilerinin ön test ve son test eleştirel düşünme eğilimleri puanlarının ortalaması arasında anlamlı düzeyde bir farklılaşma görülmüştür. Bu bulgulara göre dönüşümsel öğrenme modeli uygulamasına tabi tutulan deney grubu son test öğrencileri, dönüşümsel öğrenme modeli uygulamasına tabi tutulmayan kontrol grubunun son test öğrencilerine oranla daha yüksek puanda oldukları tespit edilmiştir. Dönüşümsel öğrenme modeli etkinliklerinin öğrencilere, farklı kaynaklardan araştırma yapma alışkanlığı kazandırdığı görülmüştür. Öğrencilerin çeşitli kaynaklardan elde ettikleri bilgileri bir araya getirerek, yeni fikir/düşünce elde edebildiği, bu düşünce/fikirleri tartışmakta, gerçek yaşam bilgileri ile ilişkilendirebildiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dönüşümsel Öğrenme, Eleştirel Düşünme, Bilişötesi Farkındalık.

Bilişüstü farkındalıkDönüştürücü öğrenmeEleştirel düşünce+5
Ekrem Epçaçan
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin gençlik liderlik özellikleri ile benlik saygısı ve özgüven algıları arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı üniversiteye devam eden öğrencilerin gençlik liderlik özellikleri ile benlik saygısı ve özgüven algıları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Veri toplama aracı olarak "Gençlik Liderlik Özellikleri", "Benlik Saygısı" ve "Özgüven" ölçeğinden yararlanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2016-2017 öğretim yılında Siirt Üniversitesinde lisans düzeyindeki 7 fakülte ve 3 yüksekokulda öğrenim gören toplam 6322 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Araştırma, çalışma evreninde üniversiteye devam eden toplam 1295 lisans öğrencisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde SPSS ve AMOS 22 programları kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişki path analizi ile hesaplanmıtır. Araştırma sonucunda, üniversite öğrencilerinin algılarına göre genel olarak gençlik liderlik özelliklerini iyi düzeyde sergiledikleri, yüksek düzeyde benlik saygısına sahip oldukları ve gençlerin özgüvenlerinin iyi düzeyde olduğu belirlenmiştir. Yapılan korelasyon analizi sonucunda, üniversiteye devam eden öğrencilerin gençlik liderlik özellikleri ile benlik saygısı ve özgüvenleri arasında pozitif yönde ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Yapılan path analizi sonucunda ise, üniversiteye devam eden öğrencilerin gençlik liderlik özelliklerinin hem benlik saygısını hem de özgüvenini arttırdığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte yapılan araştırma sonucunda, üniversiteye devam eden öğrencilerin benlik saygısı arttıkça özgüvenlerini de artabileceği tespit edilmiştir. Ayrıca gençlerin özgüvenleri üzerinde hem benlik saygısının hem de gençlik liderlik özelliklerinin pozitif yönde bir etki yaptığı, gençlik liderlik özelliklerinin özgüven üzerinde benlik saygısına göre daha güçlü bir yordayıcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Gençlik liderlik özellikleri, benlik saygısı, özgüven, üniversite öğrencileri

Benlik saygısıLiderlikÖz güven+1
Barış Erpalabıyık
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Liseye geçiş sınavına hazırlanan öğrencilerin formal ve informal destek ağları

Bu çalışmanın amacı, Batman ili merkezindeki liseye giriş sınavına hazırlanan 8. sınıf öğrencilerinin sınava hazırlık sürecinde dersle ilgili destek aldığı formal ve psikolojik veya daha farklı konularda destek aldığı informal ilişkileri belirlemektir. Tarama modelinde olan çalışma nitel ve sosyal ağ analizi yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma araştırma yöntemi ile sürdürülmüştür. Araştırmada ölçme aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Öğretmen Soru Formu" ve "Öğrenci Soru Formu" kullanılarak 10 öğretmen ve 58 öğrenci ile görüşme yapılmıştır. Araştırmanın nitel bölümünde, öğretmen ve öğrencilerle yapılan görüşme dökümleri içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırmanın sosyal ağ analizi bölümünde, 58 öğrenciyle görüşülmüş ve elde edilen veriler UCINET 6.0 programında analiz edilerek yoğunluk, yapısal boşluk, merkezileşme ölçümleri hesaplanıp ağ diyagramları ile görselleştirilmiştir. Araştırmada ulaşılan sonuçlara göre, tüm öğrenciler ailesi, öğretmenleri veya akranları tarafından desteklendiğini düşünmektedirler. Ayrıca öğrencilerin hangi akranlarından destek aldığı belirlenerek akran destek ağı oluşturulmuştur. Akran destek ağında, 1 aktör izole olmuş ve yoğunluk analizi hesaplamalarına göre ağ içinde kurulabilecekleri ilişkinin %45'i kurulmuştur. Buna göre öğrenciler, kendi içinde çok sıkı olmayan dışarıya karşı açık bir ilişki yapısı ortaya koymaktadır. Ayrıca akran destek ağının hangi sebeplerle oluştuğuna ilişkin iki tür ağ belirlenmiştir. Bunlardan ilki, birlikte ders çalışma ilişkisi, ikincisi ise birlikte eğlenme ilişkisidir. Oluşturulan ağlarda merkezileşme ölçüm sonuçlarına göre, merkezi rol üstlenen öğrencilerin farklı olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, öğrencilerin ağ içindeki konumlarına (merkezi aktör, etkinlik düzeyi ve arasındalık durumu) göre destek türü ve düzeyleri arasında anlamlı farklılaşmalar bulunmuştur.

BatmanLise giriş sınavlarıOrtaokul öğrencileri+2
Mahmut Onur Gezen
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenlerin kültürel sermaye ve yetkinlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma, öğretmenlerin kültürel sermaye yeterlikleri ile yetkinlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmış ilişkisel tarama modelinde bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini Siirt merkez ilkokul, ortaokul ve lise kurumlarında görev yapan 4220 öğretmen oluşturmaktadır. Tüm evrene ulaşmak zor olduğundan örneklem alma yoluna gidilmiştir. Örneklem seçiminde kolay ulaşılabilir örneklem yöntemi esas alınmıştır. Dağıtılan 420 ölçekten 373 tanesi analiz edilmeye uygun bulunmuştur. Araştırmada Avcı ve Yaşar (2014) tarafından geliştirilen "Kültürel Sermaye Ölçeği" ve Tschannen-Moran ve Woolfolk-Hoy (2001) tarafından geliştirilen, Baloğlu ve Karadağ (2008) tarafından Türkçeye uyarlanan "OHİO Öğretmen Yetkinlik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada verilerin dağılımını belirlemek için basıklık, çarpıklık, ortalama ve medyan parametreleri incelenmiş, verilerin normallik ölçütlerini karşıladığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma kapsamında toplanan verilerin analizinde istatistik paket programından yararlanılmıştır. Araştırma dahilinde güvenirlilik analizi, frekans tabloları, bağımsız örneklem t-testi, ANOVA, korelasyon ve regrasyon analizleri uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre öğretmenlerin kültürel sermaye yeterlik düzeyleri cinsiyet, yaş, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, kıdem, okul öncesi eğitim alma durumu ve yükseköğretim öncesi yaşadığı yere göre anlamlı fark göstermiş, eğitim düzeyine göre anlamlı fark göstermemiştir. Öğretmenlerin yetkinlik düzeyleri cinsiyet, yaş, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, kıdem, okul öncesi eğitim alma durumu, eğitim düzeyi ve yükseköğretim öncesi yaşadığı yere göre anlamlı fark görülmüştür. Ayrıca öğretmenlerin kültürel sermaye yeterlik ve öğretmen yetkinlik düzeyleri arasında pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu göstermiştir. Yapılan regrasyon analizi sonucunda kültürel sermayenin öğretmen yetkinliğinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu görülmüştür. Ölçeklerin alt boyutları açısından bakıldığında kültürel sermayenin katılım boyutu dışındaki diğer tüm boyutları öğretmen yetkinliği üzerinde anlamlı birer yordayıcıdır.

Akademik yetkinlikKültürel sermayeYetkinlik+2
Abdulbasir Bucak
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul müdürlerinin denetim görevlerini yerine getirme düzeylerinin belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı; öğretmen görüşlerine göre, "okul müdürlerinin denetim görevlerini yerine getirme düzeyleri"nin belirlenmesidir Araştırma, betimsel tarama modelinde nicel bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini temsil edebilecek örnekleme ulaşmak için basit seçkisiz (random) örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Siirt ili merkez ve merkeze bağlı ilçe, belde ve köylerde bulunan resmi ilkokul, ortaokul ve ortaöğretimde görev yapan 1783 (bin yedi yüz seksen üç) öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Gündüz (2015) tarafından geliştirilen okul müdürlerinin denetim görevini yerine getirme düzeylerini belirleme ölçeği kullanılmıştır. Verilerin çözümlemesi ile öğretmenlerin görüşlerine göre, okul müdürlerinin denetim görevlerini "orta" düzeyde yerine getirdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, okul müdürlerinin öğretmen görüşlerine göre sırasıyla en yüksekten en düşüğe doğru " fiziki mekânların denetimi ", "öğretmeni denetleme" ve "eğitim-öğretimi denetleme" alt boyutlarında denetim görevlerini yerine getirdikleri tespit edilmiştir.

DenetimDenetim sistemleriEğitim denetimi+3
Handan Görgün Karakış
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okullardaki örgütsel sapma düzeylerinin öğretmen algılarına göre incelenmesi: Siirt örneği

Bu araştırmanın amacı, okullardaki örgütsel sapma düzeylerinin, öğretmen algılarına göre incelenmesidir. Araştırma açıklayıcı karma yöntemle desenlenmiştir. Araştırmanın nicel kısmında evreni 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Siirt ilinde bulunan ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan 2051 öğretmen oluştururken, bu evrenin örneklemini ise basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen 529 öğretmen oluşturmaktadır. Nitel kısmında ise çalışma grubunu 40 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel kısmında Aksu ve Girgin (2013) tarafından geliştirilen "Okullarda Örgütsel Sapma Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen bulgular betimsel analizler ve fark testleriyle yorumlanmıştır. Araştırmanın nitel kısmında ise araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmış ve içerik analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre: Öğretmenlerin okullardaki örgütsel sapma algıları bireysel, örgütsel ve genel boyutlarda "katılmıyorum-düşük"; etik boyutunda ise "kesinlikle katılmıyorum-çok düşük" düzeyinde algılandığı görülmüştür. Öğretmenlerin okullardaki örgütsel sapma düzeylerine yönelik algılarında görev türü, branş, kıdem ve okul türünde anlamlı farklılıkların olduğu görülmüştür. Okullardaki örgütsel sapma düzeyini korumak ya da daha da düşürmek adına "mesleki yeterlilik, okul iklimi, iş birliği, kamu etiği, iletişim ve yönetsel destek gibi temaların öne çıktığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Örgüt, Sapma, Örgütsel Sapma, Okullar.

Eğitim kurumlarıOkullarSiirt+2
Ayhan Başdemir
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okullardaki örgütsel politika algısı ile Herzberg'in çift faktör hijyen-motivasyon kuramı arasındaki ilişki

Bu arastırmanın amacı, öğretmenlerin, örgütsel politika algısı ve Herzberg Çift Faktör Kuramı iş motivasyonu algıları arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde bir çalışmadır. Araştırma evrenini 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Siirt İl Merkezindeki resmi okullarda bulunan 2051 öğretmen; örneklemi ise basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen 522 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, Kacmar ve Ferris (1991) tarafından geliştirilen ve Mohan Bursalı (2008) tarafından Türkçe'ye çevrilen "Örgütsel Politika Algı Ölçeği" ve Herzberg Çift Faktör Kuramı temel alınarak Büyükgöz (2008) tarafından geliştirilen "İş Motivasyonu" ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda elde edilen veriler istatistik programlarında organize edilerek, frekans tabloları, güvenirlik analizleri, t-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) Mann Whitney U, Pearson Korelasyon analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon analizleri yapılarak tablolaştırılmış ve test sonuçları p>0.05 hata düzeylerinde yorumlanmıştır. Araştırma bulgularına göre öğretmen algılarının; örgütsel politika algısı alt boyutlarında orta düzeyde, iş motivasyonu hijyen alt boyut orta, motive alt boyut ise üst düzeyde olduğu görülmüştür. Örgütsel politika algısı alt boyutu olan çıkarcılık, yükselmek için gerekeni yapmak ve üst'ün ve çalışma arkadaşının davranışı alt boyutlar ile Herzberg çift faktör iş motivasyonu hijyen ve motive alt boyutları arasında negatif yönde, düşük düzeyde, yine örgütsel politika algısı alt boyutu olan örgüt politikaları ve uygulamaları ile Herzberg çift faktör iş motivasyonu hijyen ve motive alt boyutları arasında pozitif yönde, orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Örgüt, Örgütsel Politika Algısı, Motivasyon, Herzberg Çift Faktör Kuramı

HerzbergMotivasyonOkullar+3
Abdullah Acar
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul yöneticilerinin politik yeti düzeyleri ile informel iletişimi kullanma biçimleri arasındaki ilişki

Bu araştırma okul yöneticilerinin politik yeti düzeyleri ile informel iletişimi kullanma biçimleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada betimsel ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Ölçme araçları olarak "Politik Yeti" ve "Okullarda İnformel İletişim" ölçekleri kullanılmıştır. Araştırmada evren Batman İl Merkezinde bulunan tüm resmi ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan 436 yöneticiden oluşmaktadır. Araştırmada örneklem basit seçkisiz örnekleme metodu ile seçilen 211 yöneticiden oluşmaktadır. Araştırmada elde edilen bulgular paket programda düzenlenerek, frekans tabloları, homojenlik istatistikleri, geçerlilik ve güvenirlik analizleri, One Way ANOVA, Kruskal Wallis ve korelasyon analizleri tablolaştırılarak yorumlanmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, okul yöneticilerinin politik yetileri yüksek düzeydedir. Politik yetinin alt boyutlarından içtenliği en fazla, sosyal becerikliliği ise en az kullandıkları tespit edilmiştir. İnformel iletişimde en yüksek algı "İnformel İletişimin Kullanılma Sıklığı" ve "İnformel İletişimin Olumlu Sonuçları" alt boyutlarında görülmüştür. Yöneticilerin informel iletişimin diğer boyutlarını kullanmada temkinli davrandıkları söylenebilir. Okul türünün ve okulda çalışma süresinin politik yeti ve informel iletişim üzerinde anlamlı bir fark oluşturmadığı görülmüştür. Politik yetinin sosyal beceriklilik ve kişilerarası etki alt boyutlarında kıdem değişkenine bağlı anlamlı farklar tespit edilmiştir. Son olarak yapılan korelasyon analizinde politik yetinin geneli ve alt al boyutları ile informel iletişimin kullanılma sıklığı ve olumlu sonuçları arasında pozitif yönlü, düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.

Okul yöneticileriSiyasal etkiSiyasi yönetim+4
Cuma Gülcü
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi eğitim çağındaki çocukların değer düzeylerine ilişkin anne-baba ve öğretmen görüşleri

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM ÇAĞINDAKİ ÇOCUKLARIN DEĞER DÜZEYLERİNE İLİŞKİN ANNE-BABA VE ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİ Bireylerin değer yargıları çocukluk çağında ebeveynlerinden ve çevrelerinden aldıkları değerlerle oluşmaktadır. Gelişim çağında olan çocukların değer yargılarını bilhassa etkileyen unsurlar aile ve okul çevresidir. Burada da ebeveynlerin ve öğretmenlerin sahip oldukları değer yargıları önem arz etmektedir. Söz konusu değerlerin çocuğa yansıma durumu da sergilemiş oldukları tutumlarla ilgilidir. Ebeveynlerin ve öğretmenlerin okul öncesi eğitim çağındaki çocukların sahip oldukları değerlere ilişkin değerlendirmelerini ve ebeveynlerin çocuklara yönelik tutumlarını belirlemeye yönelik bu araştırmada, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2016-2017 eğitim öğretim yılında Batman il merkezinde bulunan okul öncesi eğitim kurumlarında öğrenim gören 3-6 yaş grubu çocukların ebeveynleri ve öğretmenleri oluşturmaktadır. Örneklemini ise, elverişli örnekleme yöntemiyle seçilen 17 okul öncesi eğitim kurumunda çocuğu olan 317 ebeveyn ve çocukların bulundukları sınıfların öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Neslitürk ve Çeliköz (2015) tarafından geliştirilen "Okul Öncesi Değerler XI Ölçeği Aile Formu", "Okul Öncesi Değerler Ölçeği Öğretmen Formu" ve Karabulut-Demir (2007) tarafından geliştirilen "Ebeveyn Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS paket programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Bu çalışmada verilerin normal dağılımının tespitinden sonra hem demografik hem de ölçeklere ilişkin maddelerin frekans, aritmetik ortalama ve standart sapma analizlerine yer verilmiştir. Ayrıca araştırmada yer alan değişkenler arasında bir bağ olup olmadığının tespiti amacıyla karşılaştırma analizleri (bağımsız örneklemler için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Kruskal-Wallis H testi) yapılmıştır. Bunun dışında da değişkenler arasındaki etkiyi belirlemek amacıyla Çoklu Regresyon Analizi yapılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre; aileler, çocukların en çok dostluk-arkadaşlık değerine sahip olduklarını ifade ederken, en az ise sorumluluk değerine sahip olduklarını ifade etmektedirler. Ebeveynlerin okul öncesi eğitim çağındaki çocukların sahip oldukları değerlere ilişkin görüşleri, çocukların cinsiyet ve yaş değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmamaktadır. Öğretmenler, çocukların en çok dostluk-arkadaşlık değerine sahip olduklarını ifade ederken, en az ise dürüstlük değerine sahip olduklarını ifade etmektedirler. Öğretmenlerin okul öncesi eğitim çağındaki çocukların sahip oldukları değerlere ilişkin görüşleri, çocukların cinsiyet ve yaş değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Ebeveynler, okul öncesi eğitim çağındaki çocuklara yönelik demokratik tutumlarının en yüksek düzeyde olduğunu ifade ederken, izin verici tutumlarının ise en düşük düzeyde olduğunu ifade etmektedirler. Ebeveynlerin okul öncesi eğitim çağındaki çocuklara yönelik tutumlarının cinsiyet, aylık gelir durumu ve çocuk sayısı değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Ebeveynlerin okul öncesi eğitim çağındaki çocuklara yönelik tutumlarının, çocukların sahip olduğu değerlere ilişkin değerlendirmelerini ne şekilde yordadığını ortaya koymaya yönelik olarak yapılan çoklu doğrusal regresyon analizi sonucunda; demokratik, otoriter ve izin verici değişkenleri birlikte, çocukların sahip olduğu değerlere ilişkin aile değerlendirmelerini yordadığını ortaya çıkarmıştır.

Ana-baba tutumuDeğer ölçüleriDeğerler+4
Suna Deniz
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00