
13
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Agora (İzmir) çevresi killerinin Antik Dönem'de kullanılabilirliği
Bu çalışmada Agora'da (Smyrna) yapılan arkeolojik kazılar sonucunda elde edilen 3 adet terra sigillata ve 6 adet red slip seramik parçaları üzerinde petrografik, jeokimyasal ve mineralojik analizler yapılmıştır. Bölgede seramik üretimine uygun kil sahası (Agora güneyi) saptanarak mineralojik ve kimyasal olarak incelenmiştir. Agora seramiklerinin tane boyu saptanmış ve Agora kilinden temsili seramikler üretilmiştir. Temsili seramikler 800, 850 ve 900 °C'de pişirilmiş ve petrografik incelemeleri yapılmıştır.Petrografik çalışmalar sonucunda terra sigillatalarda baskın matriks kilce zengin, kil olmayan taneler kuvars ve granitik kaya kırıntılıdır. Red sliplerde de benzer içerikler görülmesine karşın mika oranları yer yer artmaktadır.Jeokimyasal analizlere göre terra sigillatalar kendi içlerinde iki, red slipler ise üç gruba ayrılabilmektedir. Bu sonuca mineralojik analizlerde destek vermektedir. Red slip örneklerinde iki adet örnek kaolinitik ağırlıklıdır. Pişme sonucunda mullit oluşumları gözlenmektedir.Agora güneyinden alınan kil örneğinden yapılı temsili seramik ince taneli karbonatça zengindir, kimyasal analiz sonucuna göre SiO2 miktarı Agora seramiklerine göre azdır, ancak içerisine kuvars'ça zengin plastik olmayan tane ilave edildiğinde SiO2 miktarı artacaktır.Çalışma sonucunda İzmir ve çevresinde olasılı kil yatakları içerik açısından değerlendirilmiştir. Agora güneyinde yer alan killerin seramik üretiminde kullanılmış olma olasılığı yüksektir. Ancak, bu sonuca daha fazla seramik örneğinin incelenmesi ve kazılar sonucunda pişirme işleminin burada yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır.
Köylüoğlu (Eşme-Uşak) sahasındaki metamorfik kökenli Au-Ag cevherleşmeleri ve bunların sonraki aramalardaki önemi
Bu çalışma, Uşak Eşme bölgesinde yer alan ve yaklaşık 200 km2'lik bir alanda gerçekleştirilmiş jeolojik, mineralojik, jeokimyasal ve jeofiziksel yöntemlerin uygulandığı Au arama çalışmalarını içermektedir.Köylüoğlu Au cevherleşmesi metamorfik kayalar içerisinde mikaşistlerde gözlenmektedir. Cevherleşme ve çalışma alanındaki baskın yapısal unsurlar, Batı Anadolu neotektoniğinin etkisiyle oluşan grabenlere yaklaşık paralel uzanım sunmaktadırlar.Çalışma alanında tespit edilen Au cevherleşmesi içeren zonlar, mikaşistler içerisinde şistozite düzlemlerine paralel, silisleşmiş tabakalar veya damarlar şeklinde bulunmaktadır. Yüzeyde çok yaygın arjillik alterasyon görülmemesine karşın, baskın kloritleşme ve serizitleşme gözlenmektedir. Yoğun demir oksit-hidroksit içerikleri ile birlikte belirgin demir şapka (gossan) oluşumları da mineralizasyona eşlik etmektedir.Çalışma alanında yapılan jeokimyasal arama çalışmalarında toplam 1049 adet -80# dere sedimanı örneği alınmış ve bu örneklerden 1815 ppb Au değerine ulaşan anomaliler elde edilmiştir. Bölgesel arama çalışmalarının sonucunda en yüksek anomali gösteren bölge olan İlikler Mahallesi civarında 1208 adet toprak örneği alma çalışması yapılmış ve bu çalışmalarda 488 ppb Au değerine kadar anomaliler saptanmıştır. Silisleşme ve yoğun demiroksit gösteren bölgelerden alınan kaya örneklerinde ise 3 ppm Au ve 80 ppm Ag değerlerine kadar anomaliler elde edilmiştir. Yapılan jeofiziksel incelemeler de göz önünde bulundurulduğunda tüm anomalinin merkezi olarak olarak İlikler-Kocatepe mevkii öne çıkmıştır.Mikaşistlerde retrograt metamorfizmanın alterasyon ürünlerinden serizit ve kloritin cevherli alanda oldukça yaygın olması, hidrotermal akışkan oluşumu ve bu akışkanların etkisiyle meydana gelen Au zenginleşmesi, inceleme alanındaki Au cevherleşmesinin metamorfik kökenli Au yataklanması olabileceğini düşündürmektedir. Altın ile arsenik arasındaki doğrusal ilişki ve Sb-Te anomalisi bulunmadığı da göz önüne alındığında hipozonal orojenik yataklar içerisinde olabileceği öngörülmektedir.
Orta Anadolu fluorit provensi (OAFP) fluorit yataklarının sııflandırılması ve cevherleşme potansiyeli
Türkiye'de demir-çelik, kimya, seramik ve cam sanayilerinin talebini karşılayacak fluorit potansiyelini belirlemek, ayrıca fluoritler ile birlikte oluşan Nadir Toprak Element (NTE) potansiyelini belirlemek amacıyla, bu çalışma kapsamında mevcut fluorit yatakları incelenmiştir.Türkiye'de en önemli fluorit yatakları Kırşehir ve çevresinde olup Orta Anadolu Kristalin Kompleksi içersinde yer alır. Bu bölgede yer alan Bayındır, İsahocalı, Yeniyapan, Buzlukdağ, Akçakent ve Çökelik fluorit yatakları genellikle siyenit, kuvars siyenit, monzonit ve foid-siyenitlerle birlikte bulunmaktadır. Silise doygun ve yarı doygun bu alkali kayaçların öncelikle minerolojik ve petrografik incelemesi yapılmıştır.Fluorit yataklarının farklı oluşum mekanizmalarına sahip olması nedeniyle çalışma alanındaki fluorit yataklarının jenetik sınıflaması yapılmış ve yeni fluorit yataklarının saptanması için kılavuz olabilecek gerekli parametreler belirtilmiştir. Ayrıca çoğunlukla hidrotermal olarak sınıflandırılmış bölge yataklarının sıvı kapanım ve NTE değerleri bulunarak diğer çalışmalarla korelasyonu yapılmıştır.
Karaburun Yarımadası'nın kuzey kesimindeki killerin stratigrafisi, sedimentolojisi ve ekonomik kullanım olanaklarının araştırılması
Bu çalışma Karaburun Yarımadası'nın kuzey kesiminde yer alan ekonomik kil oluşumlarını araştırmayı amaçlar. Çalışma alanının temel kayaları, Ordovisiyen-Karbonifer yaşlı kumtaşı-çakıltaşı-çamurtaşıyla temsil edilir. Salman formasyonu, temel kayalarını açısal uyumsuzlukla üzerler. Salman formasyonu, sel akması baskın alüviyal yelpaze fasiyesinde, erken Erken Miyosen yaşındaki çamurtaşı-çakıltaşı biriminden oluşur. Yaylaköy volkanitleri, Salman formasyonunu açısallıkla üzerler. Yaylaköy volkanitleri, iki evreli andezitik-andezitik bazaltik lavlardan ve bu iki evreyi birbirinden ayıran piroklastik üyesinden oluşur. Kil oluşumları, Salman formasyonu içerisinde 6 m (gri renkli seviye) ve 10 m (kızıl renkli seviye) kalınlıktaki iki ayrı seviye şeklinde gözlenir. Kil örnekleri üzerindeki teknolojik analizlere göre, kil oluşumları seramik endüstrisinde kullanılabilir. Bu oluşumların toplam rezervi 11.750.000 ton olarak belirlenmiştir.
Türkiye'deki farklı sepiyolit-paligorskit oluşumlarının kökeni ve diyajenetik evrimi
Türkiye'de yaygın olarak bulunan sepiyolit-paligorskit oluşumlarından birbirinden farklı oluşum ortam ve koşullarına sahip Eskişehir-Sarısu, Konya-Yunak, Sivrihisar-İlyaspaşa, Sivas-Çetinkaya ve Malatya-Hekimhan bölgelerindeki oluşumlar mineralojik ve jeokimyasal olarak incelenmiştir.Bölgelerdeki sepiyolit-paligorskit ve ilgili mineraller MgO-Al2O3-SiO2-CaO-H2O-CO2-HCl sisteminde log (aMg2+/a2H+) ve log (aH4SiO4) değişkenlerine göre farklı log (aAl3+/a3H+) değerlerinde denge aktivite diyagramlarında değerlendirilmiştir. Sepiyolit ve paligorskit oluşumlarını etkileyen en önemli değişkenler ortamın pH`sı (alkalinitesi), alüminyum aktivitesi, silisyum aktivitesi ve ortamdaki karbonatın türü olarak belirlenmiştir. Özellikle alüminyum aktivitesi mineral parajenezini belirlemektedir. Bölgelerdeki yeraltı sularının bu diyagramlarla değerlendirilmesi şuanki su-kayaç etkileşimini belirlemede ve ilerdeki diyajenetik evrim sürecine açıklık getirmektedir.Çalışma alanlarındaki sepiyolit, paligorskit ve yeraltısuyu örneklerinin oksijen ve hidrojen izotop sonuçlarına göre bölgelerdeki sular meteorik kökenli ve bu minerallerle dengede ve etkileşimli sulardır. Parajenezde bulunan karbonat minerallerinin 18O ve 13C izotop sonuçları bölgelerdeki oluşum ortamlarının ve iklimsel koşulların belirlenmesinde oldukça önemli bilgiler sunmaktadır.
Kavaklıdüz sahası (Sındırgı-Balıkesir) altın mineralizasyonunun jeoloji, alterasyon ve jeokimyası
Kavaklıdüz epitermal alın sahası Balıkesir ili Sındırgı ilçesinin 22km kuzeydoğusunda yer almaktadır. Çalışma alanında dört ana kaya birimi yüzlek vermektedir. Bunlar Senozoyik öncesi temel kayaları, alt ignimbirit birimi, üst ignimbirit birimi ve riyolit birimidir. Miyosen alt ignimbirit birimi, temel olarak ofiyolitik kayalar dan oluşmuş olan Senozoyik öncesi temel kayalarını uyumsuz olarak üstler. Alt ignimbirit birimi alt kısımları ince kül matriks içerisinde bol kaya kırıntısı ve kristalce zengin ignimbirit fasiyesleri ile temsil edilir. Alt ignimbirit biriminin en üst kesimleri aynı fasiyesin daha ince matriks içerisindeki baskın olarak altere olmuş ignimbirit breşleri ve kristalce zengin nignimbirit breşlerinden oluşur. Üst ignimbirit birimi alt ignimbirit birimini düzensiz sınırlar boyunca üstler. Piroklastik dizi riyolitik ten dasitik volkaniklere yüksek açılı bir şekilde kesilir.Altın içeren gang minerali temel olarak kolloform ve krustiform dokular içeren kalsedonik ve kristalin kuvarstır. Vugy kuvars ve lokal breşleşmiş kuvars dokuları Karadüz sahasında gözlenmektedir bununla birlikte Kavaklıdüz sahasında kalsedonik kuvars oluşumları daha fazladır. Bu sebeten dolayı Kavaklıdüz sahasının Karadüz sahasına göre daha üst seviyeleri temsil ettiği söylenebilir.XRD-Difraktometre analizlerinde illit, kaolinit, klorit gibi kil mineralleri dışında mika, Na-feldspat ve kuvars minerallerine rastlanmıştır. Kaolinit epitermal sistemlerde çok yaygın olarak gözlenen bir kil minerali olmasına karşın kilin cinsi bilinmediği taktirde sistemin sıcaklığı hakkında bir bilgi vermez. İllit (<10.5A°)>220 daha yüksek sıcaklıkdaki oluşum koşullarını belirtir. Bu sebepten dolayı illit sistemin sıcaklığı hakkında daha doğru bir bilgi verebilirAnahtar sözcük: Kavaklıdüz, ignimbirit, kolloform, illit, sistem sıcaklığı
Küçükdere (Havran-Balıkesir) altın yatağının jeolojisi mineralojisi ve jeokimyası
Bu çalışma Batı Anadolu' da Edremit Grabeni' nin güney kenarında yer alan ekonomik boyutta altın ve gümüş içerikli epitermal düşük sülfidasyon tip kuvars damarının alterasyon, mineralojisi ve jeokimyasını araştırmayı amaçlar. Çalışma alanının temelini Karakaya Kompleksi' ne ait metamorfik kayalar oluşturur. Bölgedeki volkanik fasiyese ait andezitik ve dasidik volkanizma ürünleri temel kayalarını uyumsuzlukla üzerler.KD doğrultulu epitermal düşük sülfidasyon tip kuvars damarı andezitik volkanikler içerisine yerleşmiştir. Altın ve gümüş içerikli bu damar sistemi, doğrultusu boyunca kesikliklere uğrayarak, mercekler şeklinde 5,4 km takip edilebilmektedir. Damar sisteminin ana gang mineralleri kuvars, kalsit, ankerit, barit, rodonit, mangan, hematit ve limonittir. Damar çeperi boyunca dar bir alanda silisleşme, arjilik ve propilitik alterasyon gözlenmektedir. Cevherleşme sonrası gelişen oblik ve düşey atımlı faylar nedeniyle damar sistemi ötelenmiştir.Küçükdere Altın Yatağı halen Koza Altın İşletmeleri AŞ tarafından işletilmektedir. Şirket verilerine gore bölgedeki toplam kaynak 2,99 g/t Au ve 7,74 g/t Ag ortalama tenörlü 2 475 513 ton' dur.
Balçova jeotermal sahasının hidrotermal alterasyon verilerinin değerlendirilmesi
Çalıma alanı zmir'in 10 km batısında bulunan Balçova Jeotermal Alanı ve çevresini kapsamaktadır. Bölgede litolojik istif, alttan üste doru, Üst Kretase yalı zmir Flii, Miyosen yalı Yeniköy Formasyonu, Pliyosen yalı Cumaovası Volkanitleri, Kuvaterner yalı yamaç molozu ve alüvyon eklindedir. Balçova Jeotermal Sahası ülkemiz için oldukça önemli bir saha olduundan, daha önce pek çok aratırmacı tarafından çalıılmıtır. Tüm bu çalımaların incelenmesi bu teze de ıık tutmutur. Balçova Jeotermal Sahası'nın yapısal, hidrojeolojik, jeokimyasal özellikleri irdelenerek, jeotermal potansiyel ile ilikileri aratırılmıtır. Sahada bulunan derin sıcak su kuyularından örnekler alınmı ve Aquachem 3.70 adlı bilgisayar programından elde edilen grafiklerin yardımı ile suların sınıflaması yapılmıtır. Sıcak su kuyularının kuyu logları incelenerek, uygun görülen derinliklerden kırıntılar alınmı, petrografik ve hidrotermal alterasyon yönünden incelenmitir. Bu aamalar sonucunda sahada montmorillonit + kaolinit zonu (100-1500C), geçi zonu (150-2000C) ve klorit + illit zonu (200-2500C) eklinde 3 adet hidrotermal alterasyon zonu belirlenmitir. Belirlenen bu zonlar daha önce sı kuyulara yönelik yapılan hidrotermal alterasyon çalımaları ile de uyum göstermektedir. Örneklere kimyasal jeotermometreler uygulanarak, 240 santigrat dereceye varan sıcaklıklar elde edilmitir. Tüm veriler korole edilerek çizilen hidro-isoterm haritası ile sahanın olası jeotermal potansiyel sınırları, sahadan alınabilecek en yüksek sıcaklık ve jeotermal sahanın uzanımı yorumlanmıtır.
Koyunoba Plutonu (Simav-Kütahya) Karakoca yöresi polimetalik damar tipi cevherleşmesinin jenetik incelenmesi
Çalısma alanı, Türkiye Anatolitler tektonik kusagının batısında, İzmir-Ankara zonunun güneyinde, Menderes Masifi'nin kuzeyinde ve Ege Bölgesi İç Batı Anadolu Bölümü'nün kuzeyinde yer alan Kütahya ilinin Simav ilçesine baglı Karakoca ve Koyunoba köyleri çevresinde yeralır. Stratigrafik istif alttan üste Paleozoik yaslı Metamorfikler, Mesozoyik yaslı rekristalize Kireçtası (Kalkerler), Tersiyer Koyunoba Plutonu, Neojen yaslı volkano-sedimenter seriler ve Kuvaterner yaslı Alüvyon seklindedir. Karakoca Pb-Zn yatagı, hidrotermal polimetalik damar tipi cevherlesmesi, Koyunoba granodiyoriti içinde introplutonik olarak gerçeklesmistir. Granodiyorit gri, yesilimsi gri, bej, açık kahverengimsi, sarı renktedir. Granodiyoritte gelismis kırıkçatlak sistemleri ve makaslamayı gösteren ezilmis zonlar mevcuttur. Karakoca Pb-Zn yatagındaki hidrotermal polimetalik cevherlesmeler kendi içinde zonlanma gösteren ve simetrisi olmayan bakısımsız damar seklindedir. Cevherlesmeler Karakoca köyünün yaklasık 3 km. B/KB'sında genellikle K-G dogrultulu fay hatlarını, D-B dogrultulu fayların kestigi noktalarda tektonik hatlar boyunca yerlesmislerdir. Bakısımsız polimetalik ana damarın uzunlugu 1,5 km.'dir ve ana damara paralel uzunlugu 50-100 m. arasında degisen tali damarlar mevcuttur. Ana cevher damarı, K 350 B dogrultulu ve yaklasık olarak 650 GB egimli fayla denetlenmektedir. Cevher mineralleri, kusaklı-zonlu bir yapı sunan bakısımsız damarın taban blogunda masif cevher, kolloform-krastiform cevher ve damarın tavan blogunda (yan kayada) gelisen stokwork ve daha az oranda bresik cevherlesmeler seklindedir. Kusaklı-zonlu yapı sunan damarda isletilen baslıca cevher mineralleri galen ve sfalerittir. Kalkopirit ve Pirit parajenezde gözlenen diger cevher mineralleridir. Gang minerali kuvars olup, cevher minerali ile birlikte kolloform-krastiform yapı sunmaktadır. Stokwork tipi cevher, hematit egemen, kataklastik yapılı pirit, az oranda galen ve kuvarstan ibarettir. Karakoca Pb-Zn yatagındaki kusaklı-zonlu yapı gösteren damarda en bol bulunan cevher mineralleri, galen, sfalerit, pirit ve kalkopirittir. Bunun yanı sıra daha az oranda bornit, fahlerz grubu (tetrahedrit-tenantit), küprit, kısmen martitlesmis manyetit, ilmenit, rutil ve hematit izlenmektedir. Damarlarda yüzeysel ayrısma sonucu ikincil mineral olarak limonit, malakit, azurit, kalkozin, kovellin, anglezit, götit ve serüzit minerallerine rastlanmaktadır. Gang minerali kuvars olup, cevher minerali ile birlikte kolloform-krastiform yapı sunmaktadır. Stokwork tipi cevher, galen egemen kataklastik yapılı pirit ve kuvarstan ibarettir. Anahtar sözcükler: Menderes Masifi, Koyunoba Plutonu, Hidrotermal., Polimetalik Damar Tipi Cevherlesme.
Delidemirciler (Demirci-Manisa) Au cevherleşmesinin jenesi
Hisarcık (Kütahya) Çevresindeki Neojen Birimlerinin Stratigrafisi, Mineraloji-Petrografisi Ve Jeokimyası
Çalısma alanında tanımlanan Erken Miyosen dönemine ait Hacıbekir Grubu kaya birimleri, Neojen öncesi temel kayaların üzerine açılı uyumsuzlukla gelen ve alüvyal yelpaze ortamında çökelmis kırıntılı kayalardan yapılı Tasbası formasyonu ile baslar. Tasbası formasyonu, kalkalkali karakterli asidik lav ve türdes tüflerden olusan Akdag volkanitleri tarafından kesilir ve örtülür. Gölsel çökellerden olusan Kızılbük formasyonu, yanal-düsey geçis iliskisiyle alüvyal çökellerin üzerine gelir. Riyolitik karakterli ignimbirit ve kül döküntüsü tüf düzeylerinden olusuk Köpenez tüfü, Kızılbük gölsel istifinin içinde yer alır. Hacıbekir Grubu üzerine uyumsuz olarak Emet Grubuna ait birimler gelir. Emet Grubu kaya birimleri, Dereköy ve Hisarcık çevresinde iki farklı stratigrafi düzeni sergiler. Hisarcık çevresinde, alüvyal yelpaze çökellerinden olusuk Kızılyar formasyonu üzerine, gölsel çökellerden yapılı Hisarcık formasyonu gelir. Hisarcık formasyonu, alttan üste, geçis horizonu konumundaki Doganlar üyesi, boratlı düzeyleri barındıran İgdeköy üyesi ve kireçtası egemen istifiyle simgelenen Espey üyesinden olusur. Dereköy çevresinde ise -Kızılyar formasyonunun yanal eslenigi konumundakiakarsu çökellerinden olusuk Ören formasyonu üzerine gelen gdeköy üyesinin boratlı gölsel çökelleri, üst kesimlere dogru alüvyal çamur kayalarının simgeledigi kırıntılı düzeylere derecelenir. Alkali trakiandezit karakterli Dereköy volkaniti bu birimleri keser ve örter. Ören formasyonu bu çalısmada ilk kez tanımlanmıstır. Egemen olarak KKB-GGD dogrultulu normal faylar tarafından temsil edilen tektonik etkinligin yüksek oldugu çalısma alanı, Erken Orta Miyosen'de baslayan ve günümüze kadar süren jeotermal etkinlikler açısından önemlidir. Anahtar sözcükler: Emet bor tuzu havzası, Erken-Orta Miyosen tortullasması, Miyosen volkanizması.
Altınlı hidrotermal alterasyonların geliştirilmiş landsat tematik haritalayıcıları ve aster görüntüleriyle tayini
Ülkemizde son yıllarda madencilik sektöründe son teknolojilerin kullanılmasıyla büyük ilerlemeler kazanılmıştır. Türk ve yabancı ortaklı birçok işletme bu sektör içerisinde yoğun paralar harcayarak araştırmalarda bulunmaktadır. Uzaktan algılama yöntemleri, madencilik sektörü içerisinde maden arama faaliyetlerinin daha az para ve emek harcanmasını sağlayarak hedefe ulaşılması amacıyla kullanılmaktadır. Uzaktan algılama yöntemleri kapsamı içerisinde LANDSAT Tematik Haritalayıcıları, LANDSAT Zenginleştirilmiş Tematik Haritalayıcıları ve ASTER görüntüleri bulunmaktadır. LANDSAT görüntüleri ile belirli alanlarda kil ve demiroksitli alterasyon zonları genel hatlarıyla belirlenirken, ASTER görüntüleri ile alterasyonlu alanlar içerisindeki mineral dağılımları kolaylıkla saptanabilmektedir. Bu çalışma ile epitermal sistemlere sahip altınlı hidrotermal alterasyon alanlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Ergama, Sapdağ ve Kirazlı sahaları yüksek sülfidasyonlu alanların araştırılmasında, Ovacık ve Küçükdere sahaları düşük sülfidasyonlu alanların araştırılmasında, Ivrindi sahası ise yüksek sülfidasyonlu sistemlere bağlı gelişen süperjen ortamların araştırılması amacıyla seçilmiş bilenen maden yataklarıdır. LANDSAT TM ve ETM görüntüleriyle bant oranlamaları, renkli kompozitler ve temel bileşenler analizi -Crosta- metotları kullanılarak alterasyonlu alanlar ağaçlık bitki örtülerinin seyrek olduğu sahalar içerisinde belirlenmiştir. Belirlenen tüm alterasyonlu zonlar ASTER görüntülerindeki bant oranlama, spektral indis ve sınıflandırma yöntemleri kullanılarak mineral dağılımlarına göre ayırtlanmıştır. Bilinen maden yatakları üzerinde uygulanan uzaktan algılama yöntemleriye saptanan hidrotermal alterasyon zonları günümüzde henüz belirlenmemiş alanlar üzerinde de benzer yöntemlerle kullanılabilir ve henüz keşfedilmemiş cevherli sahalar daha az para ve emek harcanarak belirlenebilir. Anahtar sözcükler: LANDSAT, ASTER, altın, hidrotermal alterasyon, epitermal
Karaburun yarımadası mermerlerinin cinsleri üretimleri ekonomileri ve kapasiteleri
ÖZET Bu çalışma kapsamında, Karaburun Yarımadasın' da üretimi yapılan mermerlerin jeolojik, petrografik, kimyasal, fıziko-mekanik özellikleri ile mermer ocaklarının üretim kapasiteleri ve nihayi ürün haline getirilen mermerin kullanım alanları araştırılmıştır. Karaburun Yarımadası stratigrafisi ile işletilen mermer ocaklarının ilişkisi incelenmeye çalışılmış ve mermer ocaklarının stratigrafideki yeri saptanmıştır. Bu çalışmada, Karaburun Yarımadası' ndaki mermer üretiminin Mesozoik (Triyas) yaşlı Camiboğazı ve Gerence formasyonları içindeki kireçtaşlarından yapıldığı ortaya konmuştur. Camiboğazı formasyonu kalın katmanlı çoğu yerde masif iç yapılı beyaz açık gri renklerde kireçtaşlarından oluşmaktadır. Gerence formasyonu ise karbonat kayaçların baskın olduğu çörtlü ve tabakalı kireçtaşları, kırmızı yeşil çörtler ve kumtaşı arakatkılardan yapılıdır. Karaburun Yarımadası' nda üretilen mermerlerden, Ege Vişne, Ak Bej, Antik Bej ve İzmir Gülü Camiboğazı formasyonu içerisindeki kireçtaşlarından, Çeşme Bej veYöntaş Bej ise Gerence formasyonu içerisindeki kireçtaşlarından üretilmektedir. Mermerlerin ince kesitlerinde yapılan gözlemlerde, Ege Vişne mermeri çakıltaşı, diğer ocaklardan üretilen mermerlerin ise köken olarak kireçtaşı olduğu tespit edilmiştir. Ege Vişne mermerinin bileşiminde kireçtaşı, dolomit çakılları ile az kuvars taneleri ve çört kırıntıları bulunur. Bu çakılları bağlayan matriks kırmızı kahverenkli FeO ve CCVlı kil den oluşmuştur. Diğer mermerlerin bileşiminde ise genel olarak bol fosil ( biyoklast), spar kalsit çimento, mikrit aramadde ve az kuvars taneleri yer alır.Kireçtaşı kökenli mermerlerin kimyasal bileşimlerinde CaO oranı % 50'nin üzerinde, SİO2 oranları %1 civarında, MgO değerleri ise % 0.5-1 oranındadır. Sadece Ege Vişne mermerinde MgO oranı % 10'un üzerindedir. Bunun nedeni kayaç içerisindeki dolomit çakıllarının varlığıdır. Diğer kimyasal bileşenler ise çok düşük oranlardadır. Mermerlerin fıziko-mekanik testlerinde tek eksenli basınç dayanım değerleri 1000 kg/cm2, nin üzerinde elde edilmiştir. Bu değer üretilen mermerlerin yüksek dirençli kayaçlar olduğunu göstermektedir. Porozite değerleri düşük oranlarda saptanan mermer örneklerinden, Çeşme Bej, Yöntaş Bej, Ak Bej ve Antik Bej az boşluklu kayaç, İzmir Gülü ve Ege Vişne mermerlerinin ise çok kompak kayaç sınıfında olduğu belirlenmişitir.