Dokuz Eylül University
Discipline

Laboratuvar Hayvanları Anabilim Dalı

Dokuz Eylül University

3

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

3 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Konvansiyonel (üstü açık) ve bireysel havalandırmalı (IVC) kafes sistemlerinde barındırılan farelerin, davranış, metabolik ve ağrılı uyaranlara yanıtlarının karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Laboratuvar farelerinin barındırılması için türlerine özgü, refah koşullarını sağlayan farklı kafes sistemleri bulunmakta olup, yaygın olarak konvansiyonel (üstü açık - OTC) ve bireysel havalandırmalı (IVC) kafes sistemleri kullanılmaktadır. Hayvanların barındırılmasına bağlı olarak gelişebilecek stresin; davranış, metabolik ve ağrılı uyaranlara yanıtlarının değişkenlik gösterebileceğini düşünmekteyiz. Bu nedenle farklı kafeslerde barındırılan farelerde davranış, ağrılı yanıtlar, hormonal ve fizyolojik parametreleri karşılaştırmalı olarak incelenmesini amaçladık. Çalışmamızda toplam 48 adet F2 jenerasyon 8-10 haftalık erkek BALB/c albino fareler kullanıldı. OTC ve IVC kafes sistemlerinde barındırılan fareler, deney ve naive kontrol grupları olarak toplam dört gruba ayrıldı. Deneysel süreç boyunca, tüm grupların vücut sıcaklığı ve vücut ağırlığı postnatal 63.- 105. günlerde ölçüldü. Deney gruplarına davranış analizleri için open field test ve elevated plus maze testleri ile ağrılı yanıtları araştırmak için hot-plate ve tail-flick termal nosiseptif testleri yapıldı. Bu testlerin sonunda genel anestezi altında sakrifiye edilen farelerden alınan kan ile plazmadan adrenokortikotropik hormon (ACTH), kortikosteron (KORT), ghrelin, leptin seviyeleri ELISA yöntemi ile değerlendirildi ve adren ağırlığı ölçüldü. Elde edilen veriler, Windows SPSS 24 istatistik programı kullanıldı ve karşılaştırmalar; t-testi, tek yönlü-ANOVA ve Mann Whitney U testi ile analiz edildi. IVC'de barındırılan farelerin vücut sıcaklığı, vücut ağırlığı, adrenal bez ağırlığı ve davranış testlerindeki stres seviyesi, OTC'de barındırılan farelere kıyasla yüksek bulundu. IVC grubundaki farelerde termal ağrılı uyaranlara yanıtlar, OTC gruptaki farelere kıyasla daha gecikmeli oldu. IVC deney ve naive kontrol gruplarındaki farelerin, OTC deney ve naive kontrol gruplarındaki farelere kıyasla plazma KORT, ACTH ve ghrelin seviyeleri yüksek, leptin seviyeleri düşük bulunmuştur. Bu araştırma verilerine göre, IVC kafeslerde barındırılan farelerin stres parametrelerinin yüksek olduğunu göstermekte olup, ağrılı yanıtlarda da değişim olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak deneysel çalışmalardaki farklı yaşam alanlarının ve prosedürlerin farelerde yarattığı stresin çalışma sonuçlarını değiştirebileceğini göstermektedir.

Albino fareAğrıDavranış-hayvan+5
Aslı Çelik
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Din psikolojisi açısından Carl Gustav Jung'un analitik psikolojisi ve kolektif bilinçdışının bir arketipi olarak tanrı

Sosyal bilimler alanındaki çalışmalar ve araştırmalarincelendiğinde görülecektir ki insanlık, tarihin her döneminde aşkın ve mutlak kabul ettiği bir varlık arayışında olmuştur. Bu arayışın sonunda kabullenilen dini inanış ve Tanrı algısı doğrultusunda insanlar, inancının gereği olarak inandığı varlıkla iletişim kurma çabasında olmuştur. Buna bağlı olarak bir takım dini ibadet, ayin ve ritüeller aracılığıyla inandığı varlıkla iletişime geçen birey, inandığı varlığın ve kabul ettiği dini inanışın gerekliliklerini yerine getirirken bunu düşünce, tutum ve davranışlarına da yansıtmaktadır. Bir psikolog olarak Jung, insanı derinden etkileyen bu olgunun üzerinde çalışmalarda bulunmuştur. Araştırma ve çalışmalarındaki düşüncelerini; dünyanın çeşitli coğrafyalarına yaptığı seyahatlerdeki gözlemlere, farklı disiplinlerden elde ettiği bulgulara dayanarak temellendiren Jung, tüm bu dini içeriklerin insan psişesinde ortaya çıktığını düşünmektedir. Bu noktada Jung, insan psişesini derinden etkileyen Din ve Tanrı fenomenlerini ampirik değerlendirmelerle bir psikolog bakış açısıyla ele almaktadır. Çalışmaları sırasında bu iki fenomeni psişik bir gerçeklik ve kolektif bilinçdışına ait arketipler olarakdile getirmektedir. Ona göre, bu iki fenomen "numinous" deneyimiyle açığa çıkan psişik bir tecrübe olarak değerlendirilmektedir. Bunun yanı sıra Jung, kolektif bilinçdışının bir arketipi olarak Tanrı'yı arketipal bir form ve arketipal içerik olarak iki ayrı başlıkta ele almaktadır. Psişenin en derin katmanında bulunan Tanrı İmgesi'nin "God-Image" içeriklerinin semboller aracılığıyla tezahür edeceğini söylemektedir. Tanrı arketipi ile Kendilik (Self) arketipi arasındaki ilişkiden hareketle "Bütünleşme" olarak da isimlendirdiği Bireyleşme Süreci sırasında gerçekleşen Kendilik tecrübesiyle birlikte Tanrı imgesinin bilince yükseleceğini dile getirmektedir. "Din Psikolojisi Açısından Carl GustavJung'un Analitik Psikolojisi ve Kolektif Bilinçdışının Bir Arketipi Olarak Tanrı" adlı bu çalışmada kısa özet şeklinde sunduğumuz Jung'un görüşleri ve açıklamaları ele alınacak ve değerlendirilecektir. Anahtar Kelimeler: Analitik Psikoloji, Psişe, Bilinç, Ego, Bilinçdışı, Kompleksler, Kolektif Bilinçdışı, Arketipler, Persona, Gölge, Anima-Animus, Kendilik, Din, Tanrı-İmgesi, Tanrı, Bireyleşme.

Analitik psikolojiArketipDin psikolojisi+3
Ahmet Hamit Bozkır
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Sıçanlarda bir batında doğan yavru sayısının ve kafeslemenin fiziksel ve mental gelişim üzerine etkilerinin incelenmesi

Amaç: Bu çalışmada amacımız farklı yavru sayısına sahip annelerin büyüttüğü yavruların ve bir kafeste barındırılan hayvan sayısının, bu yavruların fiziksel, fizyolojik ve mental özellikleri üzerine etkisinin olup olmadığını değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmada ağırlıkları 200-250 gr arasında, 30 adet Wistar albino dişi sıçan kullanılmıştır. Monogamik yöntemle çiftleştirilen dişilerin, doğum sonrası yavrularının doğum ağırlığı ve haftalık ağırlık artışları ölçülmüş ve fiziksel gelişim parametreleri takip edilmiştir. Yavrular sütten kesildikten sonra randomize bir şekilde, dişi ve erkek ayrı olarak bir kafeste üçerli, beşerli ve yedişerli sıçan olacak biçimde bir ay boyunca barındırılmıştır. Yavrular 12 haftalık olduklarında sırasıyla, açık alan, yükseltilmiş artı labirent ve Morris su labirenti davranış testlerine tabi tutulmuşlardır. Davranış testlerinden 24 saat sonra ve 33. haftada plazma kortikosteroid seviyesi ölçülmüştür. Daha sonra her kafesleme grubundan dişiler çiftleştirilerek, annelik davranışları gözlemlenmiştir. Bulgular: Sıçanlarda bir batında doğan yavru sayısı, yavruların fiziksel gelişimini ve canlı ağırlık artışını etkilemiştir. Kafeslemenin sıçanların, ağırlık artışını etkilediği, özellikle yedili kafeslenen sıçanların vücut ağırlığının diğer gruplardan az olduğu saptanmıştır. Kafeslenmenin, hayvanların davranış test parametreleri üzerine etkisi saptanmamıştır. Cinsiyet faktörünün, sıçanların davranış testinde değerlendirilen parametreler üzerine etkisi saptanmıştır. Sıçanların kortikosteroid düzeylerine bakıldığına, yedişerli barındırılan dişi sıçanların plazma kortikosteroid seviyesinin diğer gruplardan yüksek olması, kafesleme stresinden daha çok etkilendiklerinin göstergesidir. Tüm karşılaştırmalarda istatistik anlamlılık sınır değeri p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Sonuç: Sonuç olarak, bu soya ait sıçanların bir kafeste üçlü ve beşli barındırılmasının hayvanların fiziksel ve mental durumlarını etkilemediği, fakat yedili barındırmanın bu değişkenleri etkileyebildiği saptanmıştır. Anahtar sözcükler: sıçan, kafesleme, bir batında doğan yavru sayısı, hayvan refahı

DoğumFiziksel gelişmeHayvan deneyleri+3
Meryem Çalişir
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2019
00