Dokuz Eylül University
Discipline

Sahne Tasarımı Anasanat Dalı

Dokuz Eylül University

2

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

2 Theses
Master'sOpen AccessTR

Ardahan yöresi halk oyunları hareketlerinin benzerlik ve farklılıkları

Bu tez çalışması, Ardahan yöresine özgü bazı oyunlarının geleneksel icra ediliş biçimlerine göre kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Araştırmada özellikle Şeker Oğlan, Sarı Seyran, Kasap Barı, Dümme, Gaçike ve Sallama oyunlarına odaklanılmıştır. Çalışmanın amacı, bu oyunların tarihi kökenlerini, figürlerini, hareketlerini, müziklerini ve kullanılan enstrümanlarını inceleyerek, oyunlardaki benzerlik ve farklılıkları belirlemektir. Geleneksel olarak, bu oyunlar düğünler, bayramlar ve diğer kutlamalar sırasında oynanarak toplumsal bağları güçlendirmiştir. Her oyun, kendine özgü ritmik hareketler, dinamik yapılar ve belirgin karakteristik özellikler taşımaktadır. Davul ve zurna, bu oyunların müzikal temelini oluştururken, akordeon, koltuk davulu, tulum gibi ek enstrümanlar melodik zenginlik katmaktadır. Ardahan yöresi halk oyunları, Türkiye genelinde olduğu gibi, zamanla sahne performanslarına uyarlanmıştır. Halk oyunları toplulukları tarafından geliştirilen yeni koreografiler, farklı sahne düzenlemeleri ve müzik aletleri, bu oyunları modern sahnelemelerle zenginleştirmiştir. Ancak, bu süreçler, geleneksel oyun hareketlerinin ve formlarının diğer dans disiplinlerinden etkilenerek değişmesine neden olmuştur. Bu değişimlerin, kültürel yozlaşmaya yol açmadan, geleneksel yapıların korunması ve belgelenmesi açısından tespit edilmesi büyük önem taşımaktadır. Çalışma, geleneksel yapıların analizi ve ortaya konulmasıyla bu alanda yapılacak araştırmalara önemli bir kaynak sağlamayı amaçlamaktadır. Anahtar Sözcükler: Ardahan, Halk Oyunları, Hareket, Figür, Müzik, Ritim.

Cansel Tanrıverdi
Ardahan University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

1980 - 1990 Cumhuriyet Dönemi Türk tiyatrosunda oyun yazarlığında eğimler ve kaynakları

12 Eylül 1980 askeri müdahelesi Türk siyaset tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı olur. Üç yıl süren askeri rejim sonunda sözde geçilen sivil hayat öncesindeki sıkıyönetim uygulamalarından, baskılardan hiç de uzak olmayan bir başka dönemi açar. Özal'ın kişiliği ile bütünleşen bu siyasal süreç, ekonomi politikalarının da ağırlıklı olarak belirlediği, 24 Ocak kararlarının uygulamalarına geçildiği neo- liberal bir anlayışı doğurur. Ekonomide yaratılan 'hür teşebbüs' ve 'atılımcı ruh' kapitalist sürecin hızlanmasında pekiştirici etmen olurken medyanın da büyük desteği ile toplumda tüketim alışkanlığı yaratılır. Bireyin farkı, konumu ve toplumda gördüğü itibar alım gücüyle ölçülürken, tüketilen malın markası ve fiyatıyla orantılı olarak zengin çevreler için yapay bir statü oluşturulmuş olur. Sınıflar arası farkı iyice açığa çıkartan 'değişim' rüzgârları burjuva sınıfının lehine eserken, 'küçük burjuva' sınıfı tüketime dayalı yaşam biçimine ayak uydurmaya çalışır. Bu dönemde 'ortadirek' kavramı ile birlikte yeni bir toplumsal sınıf ortaya atılırken, 'köşedönmecilik', 'işbitiricilik' ve 'uzlaşma' gibi duygular pompalanmaya başlar. Yanlış ekonomi politikalarının doğurduğu enflasyon giderek alt kesim insanını ezmeye başlar. Ekonomik açmazda olan işçi ve memur kesim için böyle bir dönemde ayakta kalma şansı yoktur. Toplumsal bir karamsarlık başlar. ANAP iktidarının çıkarttığı 'Muzır Yasası' ve 'Polis Yasası' ile gündeme gelen yeni uygulamalar 'sıkıyönetim' ortamının devam ettiğinin somut göstergeleridir. Bu yasaların getirdiği baskı ve yarattığı sansür doğrudan sanat ve kültür ortamına etki ederken, kültürel yaşamın üzerine bir örtü çekilmiş olur. Yasaklı kitaplar listesi uzayarak devam eder; düşünce suçlusu ilân edilen binlerce aydın, yazar ve çizer tutuklanır; cezaevlerine atılır. Yazılı ve sözlü olarak eleştirinin yasak olduğu bu dönemde, istenilen 'sindirme' ve 'yıldırma' politikaları gerçekleşir. Döneme damgasını vuran depolitizasyon, suskun bir toplumu beraberinde getirir. Bu noktada konuşması ve bir şeyler yapması beklenen 'aydın' kesim kendi kabuğuna çekilmeyi tercih eder; etmeyenler ise sivrildiklerinden dolayı, devlet tarafından etkisiz hale getirilirler. Toplum her şeyin olağanüstü yaşandığı bir dönüşüm sürecine girmiştir. İslamî hareketlerin çoğaldığı, devlet eliyle işlenen cinayetlerin arttığı, enflasyonun üst sınırlara vurduğu, insan haklarının yok sayıldığı bu süreçte yeni bir devlet ve toplum anlayışının yarattığı kültür politikasının da yeni eğilimler taşıması kaçınılmazdır. Tiyatro alanında özel ve ödenekli tiyatroların oyun seçiminden, yasaklanan oyunlardan, oyun yazarlarının eğildikleri konulardan nasıl bir dönemden geçildiği gözler önüne serilir. 1970'lerden gelen politik tavır bu dönem oyunlarda gözükmez. Politik mesajın dolaylı anlatımlara sıkıştırıldığı oyunlar gündemdedir. Bireye yönelen yazarlar aslında toplumsal bir içeriğin peşindedir. Ele alınan birey, bu toplumun ürünüdür sonuçta.

1980 sonrasıOyun yazarlarıTiyatro+2
Zerrin Akdenizli Çelenk
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1999
00