Dokuz Eylül University
Discipline

Sahne ve Görüntü Sanatları Anabilim Dalı

Dokuz Eylül University

10

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

10 Theses
DoctorateOpen AccessEN

Görsel okur-yazarlık, üst-kurmaca ve korku filmleri: Yeni stalker filminde kendi üzerine düşünen kurgu olgusunun değerlendirilmesi

ABSTRACT VISUAL LITERACY, METAFICTION, AND HORROR MOVIES: AN ACCOUNT OF SELF-REFLEXIVITY IN THE NEW STALKER FILM Orhan Anafarta Ph. D. in A.D.A Supervisor: Assist. Prof. Dr. Mahmut Mutman July, 2001 This study investigates the significance of metafiction, game, and visual literacy as they relate to today's changing practices of spectatorship. These concepts are elaborated in relation to the rebirth of the eighties' horror film genre 'stalker' as a self- reflexive text in the nineties. Scream (Wes Craven, 1996) is taken as the purest specimen of the 'new stalker' in which the above- mentioned concepts can be observed with clarity. Keywords: Visual literacy, metafiction, stalker film, game. Ill

FilmVisual sensitivityGames+2
Orhan Anafarta
Bilkent University · Institute of Fine Arts
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Türk tiyatrosunda soyutlama kavramı ve Aziz Nesin'in soyutlamaya dayanan oyunları

Soyutlama, gerçekte ayrılamaz olanx düşünsel olarak ayırma eylemidir^ genel ve öz olanı saf bir şekilde ele geçirmek için yapılır, bu yüzden özle ilgili olmayan gözönüne alınmaz. Sanat¬ ta soyutlama, sanatın Doğacılıktan ayrılması, doğal gerçeğe öy- künmekten uzaklaşması anlamına gelire Bu anlamda ilkel toplum- ların sanatında da soyutlama görülür» XX» yüzyıl sanatında so¬ yutlama, çağın düşünce sistemine koşut olarak sanatın da temel karakteristiği olmuştur» Buna göre, nesnel gerçeğin kaygı yara¬ tan sürekli değişiminden huzursuzluk duyan sanatçı, değişmeyen huzur noktaları aramış^ bu nedenle varlıkların değişmeyen özü¬ ne ulaşmayı denemiştir. Bu da sanatın doğal gerçeği birebir taklitten gitgide uzaklaşması anlamına gelmektedir9 Modern sa¬ natta soyutlama, önce XIX. yüzyılda, plastik sanatlarda, izle¬ nimcilikle başlamış| XX» yüzyılın başlarında da Soyut sanat bir akım olarak ortaya çıkmıştır» Plastik sanatlardan sanatın öteki alanlarına yayılan bu eğilim, tiyatroda da benzetmeci- likten uzaklaşma, bu şekilde tiyatronun kendi araçlarıyla baş- başa kalması ve arı bir sanata dönüşmesi anlamına gelir» XX, yüzyılda tiyatroda soyutlama birçok öncü akımın yaraşıra, Epik Tiyatro ve Absürd Tiyatro gibi, iki büyük tiyatro hareketini yaratmıştır» Bunların dışında, bir de geleneksel Doğu tiyatro¬ sunda, özellikle oyunculuk açısından, yaygın bir soyutlamadan sözetmek gerekir*, Türk tiyatrosunda, soyutlama bağlamında anı¬ labilecek yönelişler, Cumhuriyet tiyatrosunun en yoğun ve devin¬ gen dönemi olan 1950-1970 zaman diliminde ortaya çıkmıştır» So¬ yutlama, bu dönemde; l. Dramatik yapıtlarda, 2. Gelenekten ya¬ rarlanarak yazılan yapıtlarda, 3« Absürd yapıtlarda ayn ayrı biçimlerde görülür. Aziz Nesin"in soyutlamaya dayalı oyunlarını,- Geleneksel tiyatromuzun özelliklerini taşıyan Düdüklülerle Fireacılann Savaşı dışında- Dramatik yapıtlar sınıfında değer- lendirmek gerekir. Bu oyunlar, kapalı biçimle yazılmış, belli dramatik aksiyonları olan oyunlardır, ölüm, yalnızlık, evlilik, savaş, kahramanlık vb evrensel temalar içerirler» Bu oyunlarda görülen soyutlama, öncelikle, yazarın her türlü dışsal yerel ayrıntıdan sıyrıldığında -giysi, dekor, aksesuar, şive vb- yi¬ ne de ulusal kalabilen insanı yaratma amacına hizmet eder» Ne¬ sin" e göre, sahnede bütün bu yardımcı öğelerden soyutlandığın¬ da bile "bir Türk gibi duyan, düşünen, davranan" insan yaratıl¬ dığında ulusal tiyatro yaratılmış olacaktır? ulusallık da ev¬ renselliğin önkoşuludur.

Nesin, AzizSoyutlamaTiyatro+1
Sema Göktaş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1995
00
DoctorateOpen AccessTR

Popüler müzik medya ilişkileri açısından müzik videosu ve televizyonu

1980'li yılların başında, 24 saat kesintisiz müzik videosu yayınlayan NÎTV (Music Television) ile yeni bir olgu ortaya çıktı. MTV, popüler müzik ürünlerini tanıtacak ve satışını sağlayacak bir televizyon kanalı olarak tasarlandı. MTVnin yayına başlamasından sonra, müzik endüstrisinin £; politikaları, geleneksel televizyonculuğun yapısı, müziği ve televizyonu kullanma biçimimiz köklü bir şekilde değişmeye başladı. Müzik videosu ve televizyonu popüler eleştirmenler ve akademik çevreler tarafından özellikle ekonomik işlevleri ve şiddete, sekse dayalı içeriği ile -"< şiddetle eleştirildi. Müzik videosu ve televizyonu üzerine çok sayıda araştırma yapıldı. Bu araştırmalar, müzik videosu ve televizyonunun biçim ve içeriği üzerine yoğunlaştı. Bununla birlikte, bir iki araştırmanın dışında, müzik videosu ve televizyonu popüler müzik-medya ilişkileri açısından ele alınmadı. Bu araştırma, şimdiye kadar yapılanlardan farklı biçimde, müzik videosu ve televizyonunu popüler müzik-medya ve buna bağlı olarak ses-görüntü ilişkileri çerçevesinde çözümledi. Bu doğrultuda, çalışmanın ilk kısmında, popüler müzik-medya ilişkileri tarihsel gelişimi içinde ele alındı ve müzik-medya endüstrilerinin birbirlerine nasıl bağımlı oldukları; müzik ürünlerinin yapısını nasıl belirledikleri çözümlendi..Popüler müzik-medya ilişkilerinin makro düzeydeki çözümlemesi, üretim bağlamının müzik videosu ve televizyonunun anlatı yapısını ve estetiközelliklerini belirlediğini ortaya koydu. Çalışmanın ikinci kısmında ise, mikro düzeyde bir çözümleme yapılarak tek tek müzik videolarında ses-görüntü ilişkisinin oluşumu incelendi. Bu kısımda yapılan çözümlemeler, müzik videosu ve televizyonunu farklı kılan özelliklerin müziğin kendisi ve üretim bağlamı tarafından belirlendiğini ortaya çıkardı. Genel olarak bu çalışma, müzik videosu ve televizyonunun anlatı yapısının ve görsel biçiminin, popüler müzik-medya ve" ses-görüntü ilişkileri ile açıklanabileceğini ortaya koydu. K l

MedyaMüzikMüzik endüstrisi+3
Peyami Çelikcan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Topluluğu'nda sinema

Avrupa Topluluğu, 25 Mart 1957'de imzalanan Roma Antlaşması'yla, toplam altı Üye ülkeyle, Avrupa Ekonomik Topluluğu adı aldında kurulmuştur. Topluluk'un kurulmasındaki temel neden, "Avrupa Birliği" düşüncesidir. II. Dünya Savaşı'ndan sonra büyük bir yıkıntı görüntüsüne sahip olan Avrupa'nın böylesi bir görüntüyle bir daha karşılaşmamak isteği de bu birliğin kurulmasında etkili olmuştur. A.E.T.'nin amacı, "bir ortak pazarın kurulması ve üye ülkelerin ekonomik politikalarının birbirine giderek artan ölçüde yakınlaştırılması yoluyla, Topluluk'un tümü içindeki ekonomik faaliyetin uyumlu bir biçimde geliştirilmesi, dengeli ve sürekli gelişmeyi daha ileri bir istikrarı, hızla yükselen yaşama düzeyini sağlamak ve üye ülkeler arasında daha sıkı ilişkilerin kurulmasını sağlamaktır." Topluluk bugün 12 üye ülkeden oluşmaktadır. Türkiye, Topluluk'a ilk kez 1959'da, bir ortaklık anlaşması için başvurmuştur. 1963'te imzalanıp, 1964'te yürürlüğe giren Ankara Antlaşması'yla ortaklık konusunda somut bir adım atılmıştır. Türkiye 1987'de Topluluk'a tam üyelik için başvuruda bulunmuş, halen de üyeliğinin kabulü için beklemektedir. Kültürel ve sanatsal gelişmeler açısından Avrupa zengin bir geçmişe sahiptir. Farnsa'da 28 Aralık 1895'te, Lumiere Kardeşlerin yaptıkları film gisterisiyle başlayan sinema tarihi, günümüze kadar çok zengin bir şekilde gelmiştir ancak sinema çağdaş bir sanat olmasına karşın çeşitli ekol ve akımlara bağlı kalmıştır. Bu ekol ve100 akımlar; 'Dışavurumculuk', 'Şairane Gerçekçilik', 'Yeni Gerçekçilik', 'Yeni Dalga', 'Özgür Sinema', 'Under graundı 'Deneysel Sinema'dır. II. Dünya Savaşı'nın ardından Avrupa Sineması bir bunalıma girmiştir. Bu bunalımın nedenlerini şöyle sıralayabiliriz, 'sayıları azalan sinema salonları, sinema talebinin düşmesi, film üretiminin azalması, dağıtım sektörünün durumu, Amerikan Sineması'nın etkileri ve televizyonun etkileridir'. Bu durumdan kurtulmak için Topluluk'un bulduğu tek çözüm 'işbirliği' olmuştur. Güçlü bir üretim ve gelişmiş bir dağıtım sistemi kurulmaya çalışılmıştır. Kültür birliği oluşturmak, ortak bir arşiv kurmak sorunların tartışıldığı düzenli toplantılar yapmak, düzeyli film şenlikleri düzenlemek ve coprodüksiyonların sayılarını arttırmak alman önlemler arasında yer almaktadır. 'Yüksek Tanımlı Dijital Televizyon (HDTV)', 'Sınırları Olmayan Televizyon' yönergesi ve MEDIA pilot programının tamamlanması bu alanda elde edilen başarılar olarak kabul edilmektedir. MEDIA programının pilot evresinde yapılan eylemler, eğitim, üretim ve dağıtım alanlarındadır. Türk Sineması, gerek öykü zenginliği, gerekse titiz çalışılması nedeniyle, Avrupa'da ilgi görmektedir ancak bu ilgiyi sürekli hale getirmek ve sinemamızı güçlendirmek için, Avrupa Topluluğu'nun oluşturduğu kurumlara üye olmamız öncelikle gerekmekte ve devamında da, devletin Türk sinemasına yardım etmesi, sinema ile ilgili vakıfların güçlendirilmesi ve de Türk Sinema endüstrisinin kurulması gerekmektedir.

Avrupa TopluluğuSinema
Oya Dinçer
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1992
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası ABD sineması ve yeni eğilimler

ÖZET Amerikan Sineması'nın 1980'li yıllarına baktığımızda, eski muhafazakar yapının yeniden canlandığını ve yönetmenin film üzerindeki anlatı gücünü kazanç sağlama amacıyla kullandığını görmekteyiz. Bir çok felsefeci için "postmodern" olarak adlandırılan bu süreci birebir yansıtan filmler yapıldı. Ancak bütün bunlar eskinin bir tür yeniden yaratımıydı. Yeni olan ve eğilim sayılabilecek tek şey yönetmenin 60'larda başlayan ve 70'lerin sonuna kadar süren ve modernist sürecin bir sonucu olan "auteur" ünün artık dönemin kurallarına göre satılışıydı. Kitle iletişim Araçlarının artması, bir çok ülkede siyasi rejimlerin değişmesi gibi pek çok etkenle ortaya çıkan "Yeni Dünya Düzeni", Turgut özal'ın "Küçük Amerika "sı olmaya çalışan Türkiye'yi ele etkiledi. Bu etki sonucu oluşan Toplumsal zihniyet değişimi, sanatı dolayısıyla sinemayı da etkiledi. Bu etkilenme sonucu aydınlar ve bu gruba giren yönetmenler topluma yabancılaşmışlar, onlar da bütün toplum gibi kendilerine sunulan yeni (yükselen) değerlerle birlikte mesleki alanda da paylarına düsen en popüler kavrama "yönetmen sineması" na sarılarak, kendi küçük sınıfları içinde gözlemledikleri toplumu, yaptıkları filmlerde yansıtmışlardır. Bu filmlerden bir kısmı. yansıttıkları dönem ve nicelikleri nedeniyle bazı başlıklar altında sınıflandırılarak incelenmiş ve yönetmenlerin hem toplumu ne ölçüde yansıttıkları hem de "yönetmen sineması "na bakış acıları irdelenmiştir.

1980 sonrasıAmerikan sinemasıSinema+1
Hülya Önal
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş televizyonda görsel-işitsel uyum ve yönetim teknikleri

EstetikGörsel-işitsel uyumTelevizyon+2
Faik Kartelli
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1992
00
DoctorateOpen AccessTR

Cumhuriyet dönemi Türk tiyatrosunda tasarım ve mekan değerlendirme yaklaşımları

Cumhuriyet DönemiMekanSahne tasarımı+2
Ayşegül Oral Özer
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1991
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk film eleştirisinde yaklaşım biçimleri

ÖZET TÜRK FİLM ELEŞTİRİSİNDE YAKLAŞIM BİÇİMLERİ Sinema, XX. yüzyılın sanatıdır. Kuşkusuz gelecekte de, zamanımızdaki popülerliği artarak devam edecektir. Estetik, ideolojik, bilimsel, sosyo-ekonomik boyutları içeren, kültürümüzün en önemli bir fenomenidir. Gerçekliğin mükemmel izleniminin elde edilebildiği ve bunun karmaşık bir estetikle aktarılabildiği çok gelişmiş bir görsel sanat biçimi olarak sinema, insanlara duygusal, düşünsel yaşantı olanakları sağlar. Bir filmlik sürede mutlu olunabilir; gerçek yaşamla, sinemasal gerçeklik arasındaki konum değiştirmeyi sağlayan "film seyretme" eylemi hayli eğlencelidir. Çünkü sinemanın yaratıcıları, "Büyük İllüzyon" ustalarıdır. Herkes, seyrettiği filmden bir şeyler anlar. Bu anlama kolaylığı kimi zorluklar da ortaya çıkarır. Bazı seyirciler, bilimsel yöntemlerle filmleri anlamaya ve anlaşılır kılmaya çalışırlar. 'Bu kişiler sinema eleştirmenleridir ve sinemanın tarihsel perspektifini ve sanatsal kuramını sunar ve temsil ederler. İlk film eleştirisi 22 Kasım 1908 'de Adolph Brisson tarafından "Giz Dükü'nün Katili" adlı film için yazılmıştır Bunu isleyerek dünyanın hemen her yerinde, gazete ve dergilerde sinema ile ilgili bir faaliyet görülür. Bu yeni ifade biçiminin, bu modern sanatın ne olduğu, olanaklarının neler olabileceği araştırılmaya başlamıştır... Nasıl sinemada yıldızlar yetişmişse, yetişiyorsa filmII eleştirisi alanında da yıldızlar yetişmiştir. Tezimizde portrelerini çizmeye çalıştığımız, her biri eleştiri tarihinde dönüm noktası özelliğine sahip eleştirmenlerden Louis Delluc( 1890-1924) Fransa'da sinema sanatına karşı duyduğu hayranlığın ve sevginin, yaptığı film eleştirileri ile adeta şiirini yazmıştır. Luigi Chiarini( 1900-1975 ) Centro Sperimentale della Cinematograf ia'dan Venedik Film Festivali 'ne, Bianco e Nero'dan Urbino Üniversitesi'ndeki film eleştirisi derslerine, sinema sanatının her düzeyde kurumlaşmasına hizmet etmiş bir eleştirmendir., Andre Razin (1918-1958) ise bütün varlığını sinema kültürünün zenginleşmesi, pasif seyirci konumunun ötesinde insanların canlı bir sinema kültürüne sahip olmalarına adamıştır. Aynı zamanda" bu üç eleştirmen belli sinema akımlarının kuramsal temelini hazırladılar ve ilham kaynağı oldular. Louis Delluc ve Entegral sinema Charini ve Yeni Gerçekçilik, Andre Bazin ve Yeni Dalga. Film eleştirileri her ne kadar eleştirmenin ideolojisi gereği kullandığı yöntem doğrultusunda biçimlenmekteyse de son karar yine gazetedeki sinema köşesinin veya derginin tavrının çerçevesi içinde yayınlanabilir. Filmlerin nasıl seyredilmesi gerekiyorsa eleştirilerin de yayınlanması gerekir. Bu bakımdan film eleştirisi türleri yayınlandıkları yere göre belirlenirler. Film eleştirmenleri seçilmiş kişilerdir, seçkin bir kişiliğe sahiptirler. Yaptıkları iş entellektüelIll olmayı incelmiş sanatsal zevklere sahip bulunmayı, sinema konusunda yoğun bir kültürel birikimi, büyük bir sevgiyi gerektirir. Film eleştirisinin genel gelişimi paralelinde biraz geç başlayan ama çeşitli aşamalardan geçerek varlığım sürdüren Türk film eleştirisini tarihsel açıdan 1950 öncesi ve sonrası olmak üzere iki ana süreçte incelemek mümkündür. Film eleştirisinin varlık nedeni film yapımına bağlıdır. Dolayısıyla 1948'de yürürlüğe giren Türk Filmlerine ilişkili eğlence vergisi indirimi film sayısında büyük artışlara neden olmuş dolayısıyla bu yıldan başlayarak film eleştirisinde de yoğun bir dönem yaşanmıştır. Yurdumuzda Film eleştirisi dönem dönem ilginç, ideolojik özelliklere sahip olmuştur. Türkiye'de ilk film eleştirisi 1918 yılında Muhsin Ertugrul tarafından yapılmıştır. Ondan sonra Sinemacılar Dönemi'nin başlangıcına kadar film yapımına bağlı olarak az sayıda film eleştirisi yapılmıştır. 1930' lu yıllarda eleştiride Söven-Milliyetçi bir hava hakimdir. Yanı sıra, Cumhuriyetimizin hazırladığı kültürel değişimin sinema yapıtlarında da yansıması arzulanmış tır. 1950"lerde ise sinema ortamı büyük bir atılım gösterir. Nijat Özön, Tarık Kakınç, Ziya Metin, Vehbi Belgil gibi' ilk kuşak eleştirmenler birçok basın ve yayın organında film eleştirisi yazmaya başlamıştır. Yine bu dönemde "Yerli Film" denilen sinematografik prototip tanımlanmış, eleştiri ve sinema endüstrisi arasında sağlam bir köprü kurulmayaIV çalışılmıştır. 1960 'lı yıllarda ise bütün dünyayı saran ideolojik dalgalanmalar yurdumuzu da etkilemiş hemen her konuda bir değişme ve değiştirme tartışması patlak vermiş, tik kuşak eleştirmenler yazmaya başlamış; Sinemamızda da çeşitli kuram oluşturma çabaları isnematek gibi kurumlar ortaya çıkmıştır. Türk film eleştirmeni sinema sektöründe faaliyet gösteren bütün sektörlere nazaran seçkin bir konumdadır. Türk sineması için gerek eleştiri gerekse kuram olarak yoğun çaba sarfetmiş ama sonuçta batıdaki örneklere benler ilişki kurulamamıştır. Bunun en önemli nedeni Türk sinemasının gerek bir sanat gerekse bir endüstri olarak sürekli bir bunalım içinde bulunmasıdır. Yine de eleştirmenlerimiz, yurdumuzdaki sinema yaşantısına renk ve saygınlık kazandıran çabalarını sürdürmüşlerdir. Tezimizde her biri birer fenomen olan üç eleştirmeni incelemiş bulunuyoruz, üçü de değişik kökenlere sahip ama doğal olarak sinemayla vazgeçilmez bağlar kurmuş kişilerdir. Halit Refig, bir yönetmen, kuramcı, eleştirmen olarak sinemanın her dalında faaliyet göstermiştir. Giovanni Scognamillo; yapım yönetimi, figüranlık, video şirket danışmanlığı, film ithalatı gibi sinemanın ticari kanadından sinema tarihçiliğine atlamış ama bu sırada daima bir eleştirmen olarak sinemayla ilgilenmiştir. Atilla Dorsay; 25 yıldır film eleştirisi yaparak kişisel düzeyde özgün bir eleştiri stili ortaya koymuş; yanı sıra, film eleştirisi kurumunun sağlam kalelerinden birini tek başına inşaV etmiştir. Sonuçta; Türk sinemasına ilişkin ümitlerimizi taze tutmaktan başka çare yoktur. kuşkusuz, eleştirmenler ti i nemam us xn geleceğinde yine aktif bir rol oynayacaklardır.

Film eleştirisiSinemaTürk sineması
Simber Rana Atay
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1990
00
Master'sOpen AccessTR

Amerikan sinemasında savaş ve Vietnam filmleri. Sinema toplumbilimi açısından

20 Yüzyılın bitimine 10 yıl kalmışken, insanlık hala evrensel barışın sağlanması noktasından çok uzaktadır. 20 yüzyılın ilk yarısı o tarihe kadar görülmemiş büyüklükte ki savaşların yaşandığı yıllar olmuştur. İnsanlığı derinden etkileyen bu çağın kendine özgü savaşları, yine bu çağın ürünü olan sinemanın belli başlı konularından biri olmuştur. Savaş filmleri bir tür haline gelmiş ve bu türün ürünleri en geniş izleyici yığınlarının severek, haz alarak izlediği bir seyirlik olmuştur. Sinemadaki ilk uzun metrajlı film, 'Bir Ulusun Doğuşu Birth of a Nation' bir savaş filmidir. 1. Dünya Savaşı yıllarında haber iletme aracı olarak kullanılan sine manın kamuoyu oluşturucu etkisi anlaşılınca, fiktif savaş filmlerinin yapımına başlanmıştır. Hollywood' un 1920' lerde en büyük sinema endüstrisi haline gelme siyle, en popüler olan savaş filmleri Hollywood' da yapılmaya başlanmıştır. 2. Dünya Savaşı yıllarında sinema, savaşı yalnızca haber iletme değil aynı za manda bilgilendirme, eğlendirme ve propaganda aracı olarak ele almıştır. Özellikle Amerika' nın savaşa girmesinden sonra savaş filmlerinin yapımına hız verilmiş ve savaş filmleri bu yıllarda toplam film üretiminin yaklaşık % 30' u gibi büyük bir oranı oluşturmuştur. Savaş yıllarından sonra ise, savaştan galip ayrılmanın morali ile, Amerika' nın savaştaki rolü yüceltilmiştir. En etkili ve en popüler savaş filmleri 2. Dünya Savaşı' ndan sonraki yıllarda yapılmıştır. Bu filmler genel olarak, Amerika' nın barışı ve özgürlüğü koruduğunu, gerekirse her zaman savaşabileceği mesajını ver mişlerdir. Böylelikle Amerikan askeri imgesi ve Amerikalı asker kutsanmıştır. Amerika 1965' de tam 10 yıl sürecek Vietnam Savaşı 'm başlatmıştır. Ancak Amerika tarihinde ilk kez, bu savaştan yenik ayrılmıştır. Amerika bu savaş için kendi halkını bile ikna edememiş, politik, askeri ve moral açıdan yenilgiye uğramıştır. Aynı zamanda bu savaş Amerikan yönetiminin hem ülke içinde hem de ülke dışında büyük prestij kaybetmesine yolaçmış ve Amerikan toplumunda derin yaraların açılmasına neden olmuştur. Hollywood ilk kez, Amerika' nın yürüttüğü bir savaşı, Vietnam Savaşı' nı, işlemekte güçlük çekmiştir. Amerika' nm kendini bir türlü haklılaştıramadığı bu savaş yüzünden, Hollywood, John Wayne' nin The Green Berets'i (1968) hariç, 1978' i beklemek zorunda kalmıştır. Yapılan ilk filmler biraz da savaşın yarattığı şok yüzünden tepki filmleri olmuş, Amerikan yönetiminin ve ordusunun Vietnam konu sunda hata yaptığını vurgulamışlardır. 1980' li yıllar, Hollywood' un Vietnam Savaşı ile yoğun hesaplaşmaya girdiği dönem olmuştur. Bunda Ronald Reagan' m temsil ettiği ideolojinin büyük payı vardır. Reagan' ın' Güçlü Amerika - Güçlü Amerikalı' sloganı Vietnam konusunda in tikamcı filmlerin yolunu açmıştır. Hollywood Vietnam Savaşı' yla zedelenen Ameri kan askeri imgesini onarmaya çalışmıştır ve hala da çalışmaktadır.

Amerikan sinemasıSavaşSinema+1
Ertan Yılmaz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1990
00
DoctorateOpen AccessTR

Tiyatro görüşleriyle, uygulamalarıyla bir tiyatro adamı olarak Muhsin Ertuğrul

Efdal Sevinçli
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1989
00