Dokuz Eylül University
Discipline

Sinema Televizyon Anasanat Dalı

Dokuz Eylül University

6

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

6 Theses
Master'sOpen AccessTR

2000 sonrası sinemada ana karakter olarak kentlerin kültürel markalaşmasının inşaası bağlamında örnek bir çalışma

Kent ve sinema ilişkisini ele aldığım bu çalışmamda, Kentlerin, kültürel markalaşması sürecinde, bir ana karakter olarak sinema filmlerinde nasıl göründüklerini ve bunun markalaşma sürecine ne kattığını, "Bir Gevrek Bir Boyoz İki de Kumru" filmi ile İzmir özeli ve örneklemesi bağlamında incelemeye çalıştım. Tezin birinci bölümünde marka ve markalaşma kavramları incelenerek, nasıl marka kent olunabileceği tanımlanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, dünyadaki diğer örneklerini inceleyerek, kentlerin kültürel markalaşma sürecinde, sinemadan nasıl fayda sağladıklarını ve kentlerin sinemada, bir ana karakter olarak nasıl başrole yükseldikleri incelenmiştir. Bu bölümde, bilhassa Woody Allen'ın kent filmleri bağlamında sinemanın, markalaşma ve kent algısı oluşturma sürecine katkılarının neler olabileceğine dair, kimi tespitlere ulaşılmaya çalışılmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise, "Bir Gevrek Bir Boyoz İki de Kumru" isimli uzun metrajlı sinema filmi örneği üzerinden, İzmir kentinin marka kent olma arzu ve motivasyonuna sinemanın katkılarının neler olabileceği tartışılmaya çalışılmıştır. İzmir kentinin markalaşma çalışmaları sürecinde ortaya çıkan "Sinema Ofisi" kavramının, kentin kültürel envanterinin çıkarılarak, İzmir kentinde çekilecek projelerin desteklenmesi yoluyla, kentin sinema filmlerinde görünürlüğünün artırılmasını nasıl sağlandığı ve kent imajının oluşturulmasına nasıl bir katkı sunduğu da bir tespit olarak ortaya konulmaya çalışılmıştır.

KentlerKültürel inşaSinema+2
Osman Dikiciler
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Michelangelo antonioni'nin filmlerinde kullandığı renk paletinin anlamsal işlev ve görsel estetik perspektifinden incelenmesi

Sinema sanatında renk; estetik, sembolizm, psikoloji ve anlatı biçimleri açısından kritik bir rol oynar. Bu bağlamda, film yapımının ilk aşamalarından başlayarak post prodüksiyon sürecine kadar, hedeflenen atmosferi ve anlamı yansıtan bir renk paleti tasarlanır ve enstrümantalizasyon edilir. Renk, insanın görsel algısını en güçlü etkileyen fenomenlerden biridir. Dolayısıyla, renklerin anlamlarını ve insan psikolojisi üzerindeki etkilerini anlamak ve değerlendirmek önemlidir. Michelangelo Antonioni, sinemada renk unsurunu modern yaşamın anlamını ve insan üzerindeki etkisini anlamanın temel araçlarından biri haline getirir. Bu nedenle, modern yaşamın sıkıntılarını ifade etmek için siyah-beyazdan koparak renkleri sinemasının temel anlatı estetiğinin bir parçası haline getirmiştir. Antonioni, filmlerinde renk seçimini bir ressamın titizliğiyle yapar. Bazen kültürel kodlardan yararlanırken, bazen de ortaklaşılmış alanlardan ilham alır ve sıklıkla öznel kullanımlara yer verimiştir. Çalışmada, Michelangelo Antonioni sinemasının filmlerinde renk tasarımının sanatsal bir ifade biçimi olarak sinema diline etkileri kavranmaya çalışılmış ve nitel araştırma stratejisi izlenmiş, Betimsel Yöntem modelinin hem "İçerik Çözümlemesi" hem de "Tematik Çözümleme" türleri birlikte kullanılmıştır. Görsel ve işitsel medya materyallerinin kapsamlı bir analizi gerçekleştirilmiş, araştırma sorunsalları doğrultusunda tematik unsurlar ortaya konmuştur. Bu analiz süreci, medya materyallerinin içeriği, görsel ve işitsel öğelerin kullanımı, anlatı yapıları ve sembolizm gibi faktörlerin detaylı bir şekilde değerlendirilmesini içermiştir. Bu çalışmada, Antonioni sinemasının renkli kurmaca film evrenini oluşturan yedi film bulunmaktadır. Ancak, bu evrenden altı film örneklem olarak seçilmiş ve detaylı bir analiz konusu olarak ele alınmıştır. Çalışmanın sonucunda, Antonioni'nin sinemasında renk olgusunun anlamsal işlevler çerçevesinde kullanıldığı ve kendi öznel anlamı doğrultusunda inşa edildiği belirlenmiştir. Filmin teması, hikayesi ve duygusal atmosferi doğrultusunda anlamsal işlevler içinde kullanılan renklerin yoğunluğu her filmde aynı düzeyde olmamıştır. Belirli renkler, bazı yerlerde sıkça vurgulanırken, diğer yerlerde ise daha az tercih edilmiştir. Bu durumun ise, yönetmenin estetik tercihlerine, anlatısal hedeflerine ve duygusal derinliğine bağlı olduğu sonucuna varılmıştır. Antonioni'nin sinemasını benzersiz kılan unsurlardan biri, filmlerindeki renk tasarımının düşünsel bir temele dayanmasıdır. Bu bağlamda, Antonioni'nin renk kullanımı, tutarlı bir anlam ve anlatım ekseni içinde ele alınarak Avrupa sinema estetiğine yeni ufuklar açmakta ve farklı açılımlar kazandırmaktadır. Renkleri katmanlı anlamlar içerisinde kullanmasıyla, sinema sanatında estetik açıdan yeni bir boyutun keşfedilmesine ve farklı açılımların kazanılmasına katkı sağlamıştır.

Nahide Bereketoğlu
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mubı ve BluTV'de yayınlanan belgesel filmlerdeki anlatı estetiğinin140 Journos örneği üzerinden incelenmesi

Belgesel sinema, sinema tarihinde köklü bir geçmişe sahip olan ve teknolojik ilerlemelerle paralel olarak sürekli olarak evrim geçiren önemli bir türdür. Özellikle dijital iletişim çağında, sinema teknolojisi kendini sürekli olarak yenilemektedir. Bu çağın hızla evirilen iletişim teknolojileri, sinema sektöründe de derin etkiler yaratmış, yaratıcı süreçlerle birlikte yeni olanaklar sunmuştur. Filmlerin yapım, dağıtım ve gösterim süreçlerinde, çeşitli yenilikler ve dönüşümler gözlemlenmektedir. İzleyici kitlesine erişmek için geleneksel iletişim kanallarına duyulan ihtiyaç her geçen gün daha da azalarak yerini dijital çağın getirmiş olduğu (YouTube, Netflix,MUBI,BluTv) gibi platformlara bırakmaktadır. Belgesel Sinema da bu yenilik ve dönüşümlerden payını almıştır. Dijitalleşme, belgesel sinemanın sadece teknik bir değişimden ziyade içerik ve hikâye anlatımı açısından da önemli bir dönüşüm geçirmesine neden olmuştur. Belgesel sinema, dijital yayın platformları aracılığıyla izleyici kitlesine daha geniş bir erişim sağlayarak, geleneksel sinema sınırlarını aşmış ve evrim geçirmiştir. Belgesel sinema ve dijital yayın platformları arasındaki bu etkileşim, izleyiciyle daha doğrudan, kişisel ve geniş bir biçimde bağlantı kurma fırsatı sunmaktadır. Belgesel sinema ve dijital yayın platformları arasındaki bu etkileşim, sinema deneyimini daha erişilebilir ve kişisel hale getirerek izleyicilerle daha derin bir etkileşim sağlamaktadır. Bu nedenle, belgesel sinemanın dijitalleşme süreci, belgesel filmin geleceğini şekillendiren önemli bir faktör olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışmada, belgesel sinemaya odaklanılarak farklı mecralarda yapılan belgesel çalışmaları incelenmiştir. MUBI ve BluTV gibi yayın platformlarında yer alan belgeseller ile 140 Journos Youtube kanalı için üretilen belgesellerin değişen anlatı yapısı ve estetik biçimleri ele alınmıştır. Bu çalışmayı yaparken sosyal bilimlerde niteliksel içerik analiz yöntemi kullanılarak BluTv, MUBI ve 140 Journos kanalında üretilen ve birbirleri ile benzer türde olan belgeseller incelenerek biçim estetik ve yapım olarak farklılıkları karşılaştırılmıştır. Yapım sürecinde, kullanılan teknikler, ekipmanlar ve dijital platformun sunduğu olanaklar üzerinde durularak, bu unsurların belgesel film yapımındaki rolü anlaşılacaktır. Bu şekilde, dijital iletişim çağında sinemada yaşanan dönüşümlerin belgesel sinemaya etkileri karşılaştırmalı olarak açığa çıkarılmaya çalışılmıştır.

Fatih Kaynarca
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kaneto Shindo sinemasında anima ve animus: Japon ruhunun arketipleri

Bu çalışma, Japon yönetmen Kaneto Shindo'nun sinemasını Carl Gustav Jung'un analitik psikoloji kuramındaki anima ve animus arketipleri çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. "Kaneto Shindo Sinemasında Anima ve Animus: Japon Ruhunun Arketipleri" başlığını taşıyan bu tez, üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, Japonya'nın geleneksel inanç biçimleri – özellikle Şintoizm, Budizm ve halk inançları – incelenerek, Japon kültürel bilinçdışının yapısal temelleri ortaya konulmaktadır. İkinci bölümde, Jung'un arketip kuramı, kolektif bilinçdışı kavramı ve anima ile animus arketiplerinin bireyin psikolojik yapısındaki yeri ele alınmaktadır. Üçüncü ve son bölümde ise, Kaneto Shindo'nun "Onibaba" (1964) ve "Kuroneko" (1968) adlı filmleri, Jung'un anima animus bağlamında çözümlemeye tabi tutulmaktadır. Bu çözümlemede, söz konusu filmlerdeki kadın karakterlerin hem bireysel hem kolektif düzlemdeki temsil biçimleri, anima ve animus kavramları ışığında değerlendirilmektedir. Tez, Japon kültürel kimliğinin sinemaya nasıl yansıdığını ve Shindō'nun eserlerinde geleneksel inançların arketipsel temsillerle nasıl birleştiğini ortaya koymayı hedeflemektedir.

Ehat Asrın Demir
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2025
00
Master'sOpen AccessTR

360 derece video görüntülemeyle film yapımı: Yerleşik sinema kavramlaştırması açısından çıkarımlar

Teknolojik aygıtların gelişimine bağlı olarak ortaya çıkan video formları, mevcut film yapımının karakteristik özelliklerini değiştirebilecek potansiyele sahiptir. Bu sebeple 360 derece video ile film yapımının nasıl olacağını tespit etmek çok önemlidir. 360 derece video, seyircinin görüntünün kadrajını fare yardımıyla hareket ettirebildiği ya da VR gözlüklerle izleyebildiği yeni bir video formudur. Bu tür bir deneyim özellikle genç kuşakların bilgisayar oyunları aracılığıyla aşina olup eğilim gösterdikleri aktif izleyici/kullanıcı odaklı iletişim süreçlerini tamamlamakta, günümüzde özellikle video paylaşım siteleri aracılığıyla izleyici/kullanıcı kitleye sunulmaktadır. Kuşkusuz 360 videonun tek yeniliği iki boyutlu bir yansının pasif/ekrana odaklanmış bir izleyici kitlesinin niteliksel değişimi açısından olmayacaktır. Öne çıkan birçok 360 derece filmden de görüldüğü gibi 360 filmlerin senaryo yazımı ve çekimi, post-prodüksiyon süreçleri normal film yapımı pratiğinden farklıdır. Sözgelimi, 360 derece video teknolojilerin film yapımı açısından ne gibi etkilerinin olacağı sorusu konuya ilişkin sanatsal ve endüstriyel gelişmelerin çok yoğun olduğu günümüzde büyük bir ivedilik kazanmıştır. Özetle bu çalışmada kavramsal analiz yönteminden faydalanarak 360 sinemanın ayırt edici yönleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu yapılırken araştırma aşamalara ayrılır: ilk aşamada sinemanın klasik anlamda tanımlayıcı unsurları tespit edilmeye çalışılmıştır. Yani senaryo, çekim teknikleri ve mizansen, yönetmenlik, oyunculuk, izleyici konumu ve pratikleri, montaj vb. kategoriler üzerinden yerleşik sinema tanımlanmaya çalışılmıştır. İkinci aşamada 360 derece videonun ne olduğu ve tarihsel olarak ortaya çıkışı anlatılmıştır. Üçüncü aşamada ise araştırmacı uygulanabilir 360 derece film yapımına dair bulgulara ulaşmak için birçok uygulama çekimi gerçekleştirerek 360 derece film yapımının nasıl olacağını tespit etmeye çalışmıştır. Araştırmacı bu süreçte karşılaştığı durumları otoetnografi yöntemiyle araştırma verilerine dönüştürmüş ve kavramsal analiz yöntemiyle de 360 derece film kavramlaştırılması yapmıştır. Ayrıca bu bölümde 360 derece filmin ne olduğu ve 360 derece filmin ve 360 derece film yapımının yerleşik filme ve film yapımına göre değişkenleri tespit edilmiştir.

360 derece videoFilmFilm yapımcılığı+5
Ahmet Harmanda
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

2000 sonrası bağımsız Türkiye sineması'nda fantastik eğilimler

2000 yılıyla birlikte dünya genelinde popülerliği ve etki alanı giderek artan bir tür olarak fantastiğin, edebiyattan sinemaya birçok sanat eserinin dilini ve anlatısını etkilediği görülmektedir. Türkiye'de B tipi ticari Yeşilçam filmleriyle başlayan, 80'li yıllar sonrası ilk özgün örneklerini veren fantastik anlayış, 2000'li yıllar sonrası ana akım sinemada da kendisine yer bulur. Ancak bu üç dönemde de üretilen eserler, bir eğilim yaratmaktan uzak kalır. Bu tezde 2000 sonrası Bağımsız Türkiye Sineması'nda yer alan fantastik unsurlar, kendi sinema dillerini yaratan auteur yönetmenlerin filmleri üzerinden incelenerek Türkiye sinemasındaki gelişen fantastik eğilimi saptamak amaçlanmaktadır. Bu bağlamda tezde, fantastik unsurları baskın olarak kullanan auteur yönetmenlerin; Kosmos (Reha Erdem/2010), Sen Aydınlatırsın Geceyi (Onur Ünlü/2013), Abluka (Emin Alper/2015), Sarmaşık (Tolga Karaçelik/2015), Buğday (Semih Kaplanoğlu/2017), Sofra Sırları (Ümit Ünal/2017) ve Yol Kenarı (Tayfun Pirselimoğlu/2018) filmleri örneklem olarak seçilerek analiz edilmiştir. Film incelemelerinde auteur yönetmenlerin yarattığı fantastik eğilimi açığa çıkarmak amacıyla Erwin Panofsky'nin görsel sanat eserlerini analiz etmek için geliştirdiği İkonolojik Analiz yönteminden yararlanılmıştır. Bu yöntemle filmlerdeki fantastik unsurlar tanımlanmakta, bu unsurların filmsel anlatılarda nasıl yer aldığı çözümlenmekte ve anlatıda fantastik bir dille kurulan alt metin yorumlanmaktadır. Çalışma bağımsız sinemada gelişen bu yeni dili ortaya koyması bakımından önem arz etmekte, film çalışmaları alanında önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Sonuç olarak, bu tezde 2000 Sonrası Bağımsız Türkiye Sineması'nda auteur yönetmenlerin, kendi filmlerinde sıklıkla fantastik unsurlara yer verdikleri ve bunun Bağımsız Türkiye Sineması içinde bir eğilime dönüştüğü saptanmaktadır.

Bağımsız sinemaFantastikFantastik sinema+4
Semih Ellialtı
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2021
00