
16
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Agorofit bitkilerde nitrat ve fosfat düzeyi ile aynı parametrelerin ortamlardaki dağılımları arasındaki ilişkiler
ÖZET Deniz yosunlarının ekonomik değeri anlaşıldıktan sonra, günümüze kadar, sürekli olarak endüstrisine yönelik çalışmalar yapılmıştır. Biz ise ekonomik öneminin dışında, yapısından kaynaklanan özelliği sayesinde ortamda evsel atıklarla birlikte endüstri ve tarımda kullanılan gübrelemenin sonucunda oluşan azot ve fosfatın miktar olarak ne kadarını bünyesine alabildiğini aylık periyodlarla izleyerek ölçmeyi amaçladık. Bu amacımızı da elde ettiğimiz sonuçlarla gerçekleştirmiş olduk. Suda ki analizlerimizi bilinen klasik yöntemlerle yaptık. Bizim açımızdan bitkinin bünyesindeki azot ve fosfat tayininin yapılmasında bilhassa azot tayininde, iki metodu birleştirerek yapısındaki toplam azotun miktarının tesbitine yönelik ölçümler yaptık. Elde ettiğimiz değerler suda N/P oranlarının Mayıs'ta >20'ye kadar ulaştığını, takip eden aylarda tekrar düşüş gösterdiğini gözlemledik. Alg'deki N/P oranı Haziran'da >15'e kadar ulaşmış, takip eden aylarda tekrar düşüş göstermesiyle beraber sudaki N/P oranlarındaki benzer değişimler 1 aylık bir zaman gecikmesiyle gerçekleşmiştir. Sonbahar ve kış aylarında ise alg'deki N/P oranları hemen hemen sabit kalmaktadır. İlkbahar aylarında fosfatın azalması ve azotun önemli ölçüde artması sudaki N/P oranlarının 20'nin üzerine çıkmasına neden olur. Haziran'da Alg'de kışa göre P'un 4 kat azalmasına karşın N'un daha az bir düşüş göstermesi algdeki N/P oranında bir yükselmeye neden olmaktadır. Sudaki N/P oranında görülen pik algde 1 ay gecikmeyle ortaya çıkmaktadır.Gracilaria'daki N/P oranlarındaki değişimler özellikle sudaki fosfat miktarının değişiklik göstermesi ile oluşur. Suda N formlarından Nitrat'ın, Şubat, Mart ve Nisan'da dominant N formu olarak ortaya çıktığı görülür. Mayıs'tan itibaren NH3'ün dominant tür haline gelerek yılın geri kalan zamanında bu özelliğini koruduğunu ve bu bölgenin yılın büyük bir zamanında karasal NH3 girdisinden etkilenmiş olduğunu gösterir. Kış sonlarından, ilkbahar ortalarına kadar ise muhtemelen dip suyunun etkisinde kalmıştır. Deniz bitkisinde ve deniz suyundaki yapmış olduğumuz nutrient tayini ile, gelecekte deniz bitkilerinde yapılacak olan spesifik büyüme hızlarının tayini ve kirli ortamın biyolojik olarak temizlenmesini konu olan çalışmalar için ön hazırlık niteliği taşıyacaktır.
Fethiye Limanı'nda sediment problemi
Fethiye Limânı'nda (îç Körfez) sedimantasyon ve buna bağlı olarak bazı çevre problemleri gözlenmektedir. Geçmişte de sığ olan Limanın doğu yarısında deniz tabanı, 1959 yılında işletmeye açılan ve doğu sahillerinden Limana mansaplanan tahliye ve derivasyon kanalları vasıtasıyla taşınan sediment ile tedricen yükselmiştir. Sedimantasyona bağlı olarak çeşitli çevre problemleri ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada, sedimantasyon olayının mekanizması, boyutları, sedimantasyona bağlı çevre problemleri ile kanallardan kaynaklanan ve bu olayla birlikte ele alınması gereken diğer çevre sorunları incelenmiş; problemlerin halline yönelik çözümler önerilmiştir. SUMMARY Fethiye Bay, an attractive holiday resort of Mediterranean, has a severe sedimentation problem which makes east coast of the bay marshy and shoal, and thus creates environmental problems. Among the various problems, unsuitable conditions for navigation, turbidity of sea water after windy periods and contamination of bottom soils by various toxic substances coming through the drainage and derivation channels to the Fethiye Bay are examples worth to mention. The goal of this study is to investigate shallow sea zone and its environment in order to determine problem sources and propose solution methods to the problem. With this goal, soil samples have been taken from the sea and channel bottoms, data of previously done investigations performed in the region have been evaluated, some methods have been used to forecast sediment yield and sea turbidity, and finally some solution methods to the problem have been proposed by the author.
Deniz sismik enerji kaynakları ve sinyal modelleri
öz Sismik kayıtlarda tabaka ayrımlılığını sağlanması; yeraltına gönderilecek kaynak dalgacığının başlangıçdaki kontrolü ve alınan kayıtlar üzerine veri-işlemin (data processing) uygulanması olarak iki aşamada gerçekleşmektedir.Her ne kadar veri-işlem safhasında, alınan kayıtlar üzerinde iyileştirme işlemi yapılsada, veri toplama (data acquisition) esnasında yapılacak olan hataların yok edilmesi mümkün olmamaktadır. Bu nedenle sismik kesitin, veri-işlem ve yorumlama safhasında daha gerçeğe uygun olabilmesi için, kaynakdan çıkan dalganın önceden bilinmesi büyük kolaylıklar sağlamaktadır. Deniz sismik çalışmalarının kara sismik çalışmalarından daha masraflı olduğu açıktır. Bu nedenle, deniz sismik çalışmalarında enerji kaynağı, çalışmanın amacına göre en iyi şekilde seçilmelidir. Böylece çalışmanın maliyeti açısından büyük zararlardan kaçınılmış olacaktır. Kaynak sinyalinin tanınması, sinyal iyileştirme işleminde yani dekonvolüsyonda, arzu edilen çıkış sinyalinin bilinmesi anlamına gelir. Bu açıdan kaynak sinyalinin tipinin belirlenebilirliği, hem veri toplama öncesi (modelleme v.b.) hem de verinin değerlendirilmesi aşamasında kolaylık sağlamaktadır. Deniz sismik çalışmalarında, deniz suyunun uyguladığı hidrostatik basınç nedeniyle, kaynak sinyalinin osilasyonuna sebebiyet vermektedir. Bu da kaynak sinyalinin henüz yer altına geçmeden su ortamında, kabarcık (bubble) etkisi adı verilen ve kaynak ana sinyalinin arkasından gelen istenmeyen piklerini oluşturur. Bu piklerin yansıma sinyalleri ile karışmasını önlenmek, günümüzde sismik enerji kaynaklarının parametrelerinin kontrolü veya kaynak dizilimleri (array) kullanımıyla mümkün damaktadır.
İstanbul Boğazı meteo-oşinografik özelliklerinin spektral analizi
Dokuz Eylül Üniversitesi Enstitüsü" nin İstanbul Boğazı* mda gerçekleştirdiği meteo-oşinografik ölçüm çalışması sonucu geniş bir veri tabanı elde edilmiştir. Sunulan bu çatışmada istanbulş Boğazı hakkında genel bilgilerin yantsıra istanbul Boğazf nda yapılan ölçüm ve değerlendirme çalışmaları hakkında da bilgilere yer verilmiştir. Daha sonra uzun süreli akıntı hızı ölçümleri ve seviye farkı ölçümleri ile elde edilen veriler birer zaman serisi olarak ele alınmıştır. Buz aman serileri bilgisayarda istatistiksel analiz programı kutlanlarak incelenmiştir. Elde edilen grafikler ve tablolar Bölüm 6* da incelenerek gözlenen sonuçlar ortaya konmuştur. Bölüm 7'de bu sonuçlar toplanarak çalışma sona erdirilmiştir. Bölüm 9' da bu çalışma boyunca oluşturulan grafikler ek halinde sunularak kullanılan veri kütüklerinin rahatça izlenmesine olanak sağlanmıştır.
Ege denizinde sardalya (Sardina pilchardus walbaum, 1792)'nın üreme biyolojisi ve büyümesi
ÖZET Ege Denizi'nde dağılım gösteren Avrupa sardalyası (Sardina pilchardus )'nun çoğalma biyolojisi ve büyümesinin tanımlanması için, 1988-1990 yıllan arasında Edremit Körfezi (I. Bölge), İzmir Körfezi (II.Bölge) ve Büyük Menderes Deltası (III. Bölge) 'nda aylık balık örneklemeleri yapıldı. Yapılan çalışmada sardalyanın Türkiye`nin Ege kıyılarında, Eylül - Mayıs aylan arasında üreme işlevini yerine getirdiği belirlendi. I.,11. ve III. bölgeler için sırasıyla: ilk cinsel olgunlaşma boyu, erkek bireylerde 12.0, 12.4, 12.2 cm. ve dişi bireylerde 11.3, 12.2, 12.2 cm.; cinsiyet oranı(dişi : erkek); 1: 0.28, 1: 0.83, 1: 0.82 ; Üremenin en fazla olduğu dönem ise cinsel olgunluk indeksine (GSI) göre, deniz suyu sıcaklığının en düşük olduğu Aralık, Ocak ve Şubat aylarıdır. Çoğalma döneminde seri olarak çoklu yumurtlamanın bir göstergesi olarak, yumurtalığın morfolojik ve histolojik gözlemlerine göre değişik büyüklüklerde yumurtayı bir arada görmek olasıdır. Bir defada bırakılan yumurta sayısı yukarıda verilen bölgeler için sırasıyla; toplam boya göre Y=0.0072666 X5-0668 Y=0.00029413 X6-2422, Y=0.00030273 X6-1990 ve gonadsız balık ağırlığına göre Y=48.080 X1-5061,Y=61.123 X1-3772,Y=10.853X1-8838 şeklindedir. Yumurtlama sıklığı; 9.3, 8.0 ve 8.6 gün aralıktır. Kondüsyon faktörü, İlkbahar sonlarından başlayarak Sonbahar aylarına kadar bir artış gösterir. En düşük kondüsyon faktörü Ocak ayında (0.70 - 0.80 arasında), en yüksek olarak Ekim ayında (1.12 ) belirlendi. Büyüme değerleri, I. Bölgede L» 23.33 cm, k -0.17, t0 3.147 ve Woo 107.93 g, II. Bölgede Loo20.69 cm, k -0.19, tQ 3.579 ve Woo 78.29 g şeklindedir. Boy - ağırlık ilişkisinde b değeri genel olarak yıl boyunca 2.5 - 3.5 arasında değişim gösterir. II. bölgede planktonda en fazla yumurta m^ de 500- 1500 yumurta olmak üzere Ocak ayında ele geçti.
İzmir Körfezi'ndeki su, sediment ve bazı organizmalardaki krom konsantrasyonlarının araştırılması
Teknoloji ve sanayinin gelişmesi beraberinde çevre kirliliği gibi önemli sorunları da getirmiştir. İzmir Körfezi çevresinde yoğunlaşan nüfus ve sanayi kuruluşları nedeniyle evsel ve endüstriyel atıklarla aşırı bir şekilde kirlenmektedir. İçki, tütün, kimya, gübre, kağıt, basım, lastik, demir-çelik sanayileri ve özellikle tekstil, deri ve gıda endüstrileri başlıca sanayi kollarıdır. Sucul ortamlardaki Cr'un bu tip sanayi kollarından geldiği bilinmektedir. Bu nedenle çalışmamızda, Aralık 1989 ve Aralık 1990 tarihleri arasında, İzmir Körfezi'nden toplanan su, sediment ve bazı bentik türlerdeki kas krom total birikim düzeyleri araştırılmıştır. Ortalama yüzey sedimenti ve dip deniz suyu CrTot konsantrasyon düzeyleri, İzmir Körfezi 'ne gelen krom içeren atıkların, organik ve inorganik bileşiklerin ortamdaki seviyelerinin yüksek olması nedeniyle iç körfezde hızı bir şekilde dibe çökerek sedimentte biriktiğini göstermiştir. Bundan ötürü sudaki CrTot konsantrasyonu düşük düzeylerde kalmıştır. Ortalama CrTot konsantrasyon düzeyi, deniz suyunda 0,0070 mg/lt olup, en düşük konsantrasyon (0,0055 mg/lt) 5 nolu istasyonda bulunurken en yüksek konsantrasyonda (0,0085 mg/lt) 8 nolu istasyonda bulunmuştur.Ortalama yüzey sediment CrTot konsantrasyonu ise, 142,002 mg/kg kuru-ağırlık seviyesinde olup;en düşük konsantrasyon (26,757 mg/kg kuru-ağırlık) 11 nolu istasyonda bulunurken en yüksekkonsantrasyonda (471,150 mg/kg kuru-ağırlık) 1 nolu istasyonda bulunmuştur. Ortalama CrTot konsantrasyonları bentik türler için verildiğinde, 1, 493 mg/kg yaş-ağırlık ve 5.601 mg/kg yaş-ağırlık arasında değiştiği görülürken en düşük CrTot konsantrasyonu T. trachurus 'da en yüksek olarak da fi_ hepatus ' da bulunmuştur.
İzmir Körfezi ve civarında palaemonidae (Crustacea, decapoda) familyası türlerinin biyo-ekolojik özellikleri
1 I ÖZET Bu çalışmada, su ürünlerimizin ekonomik yönden önemli bir bölümünü oluşturan Karideslerin büyük tair bölümünün bulunduğu Car idea alt ordosunun Palaemonidae familyası türlerinin İzmir Körfezi ve çevresinde bulunan türlerinin taiyo-ekoloj isini araştırmak için yapılmış bir çal ışmadı r » Izmir körfezi ve çevresinden saptanan türlerin, morfolojisi, beslenme şekilleri, tür tayinleri,, üreme periyotları, yayıl im gösterdikleri alanlar ve bu alanların genel özellikleri incelenmiştir. Çalışma alanında yapılan araştırmalarda Paleomonidae familyasına ait 4 tür saptanmıştır. Bunlar Palaemon elegans < Rahtke, 1837 ), Palaemon adspersus ( Rathke, 1837 ), Pa. 1 aemon x i phi as ( Risso, 1816 ), Palaemon ser rat us ( Pennant, 1777 ) tur.
Meriç nehri kirliliği ve bu kirliliğin Ege denizine etkileri
Bu çalışmada Meriç Nehri 'nin kirliliği, bu nehir ile Ege Denizi 'ne taşman maddelerin tür ve miktarları üzerinde durulmuştur. Yedi tanesi nehir üzerinde ( iki tanesi Arda ve Tunca' ya ait) ve altı tanesi de nehir ağzında denizde olmak üzere seçilen istasyonlarda, nehrin akışı gözönüne alınarak iki dönem örnekleme periyodu ve bunları izleyen bir dizi analizler yapılmıştır. Su örneklerinde azot, fosfor, silis, sülfat, klorofil ve deterjan tayinleri yapılmıştır. Su ve sedimentte poliaromatik hidrokarbonlar; su, i sediment ve askı yükte ise civa ve kadmiyum analizleri yapılmıştır. Ayrıca su örneklerinde kalsiyum, magnezyum, sodyum ve potasyum analizleri de yapılmıştır. Bu yapılan analizlerin sonuçlarına bakarak Meriç Nehri 'nin geçtiği bölgelerden evsel ve endüstriyel atık sularım aldığını söyleyebil iriz. Meriç Nehri 'nin Ege Denizi 'ne nehirlerle taşınan toplam su hacmi içindeki payı '/. 10 olmasına rağmen BQD, COD, N ve P da bu oranın */. 10 dan fazla olduğunu görürüz. Böylece Meriç Nehri' nin Ege'ye ulaşan diğer f nehirlere kıyasla bu kirleticiler bakımından daha kirletici bulunduğu anlaşılır. Ayrıca Meriç Nehri, denizde seçilen ölçüm noktalarında da Hg, Cd ve PAH konsantrasyonunu artırmaktadır.
Ege Üniversitesi Süyo (HOMA) dalyanındaki balık avlama yöntemleri üzerine araştırmalar
Ill ÖZET Bu çalışmada Ege Üniversitesi SÜYO Dalyanı' nda 1988 sezo nunda uygulanan, avcılık yöntemleri incelenmiştir. SÜYO Dalyanı' nda Kefal türleri (Topan kefal, Ma vraki kefal,,. Altınbaş kefal, Ciran ke fal), Levrek, Çipura (Lidaki) ve Yılan balıklarının avcılığı yapıl maktadır..., Kefal. türleri, Çipura (Lidaki) ve Levrek balıkları.için uzatma ağlar, Kefal balıkları için kargılı ağlar ve Yılan balıkla rı için p.inter ağları kullanılır. Parake'a yont emi. dalyanda kulla nılmamaktadır.-.. Dalyan alanının, sığ olması nedeniyle uzatma. ağların yüksek liği 4.5 - 5.5 fanyadır. Pint erler yedi adet çember yardımı ile: bir tünel gibidir. SÜYO Dalyanı* nda ortalama 2000 adet. pinter kullanıl maktadır. Dalyan içerisinin derinleştirilerek, göz açıklığı ve seçi ciliği üstün ağlar yapılarak dalyan veriminin daha. da artt'ırılabile- ceği Söylenebilir»
E.Ü. Süyo (HOMA) dalyanındaki çipura (Sparus aurata L. 1758) balığının gelişimi ve ekonomisi üzerine araştırma
iv ÖZET Bu çalışmada, Ege Üniversitesi Su Ürünleri ^Üksek okuluna, ait îzmir Körfezinde yer alan SÜYO Dalyanının kuzuluklarından v© dalyan igi kuzuluk önlerinden belli periyodlarda yakalanan, ekonomik değe ri yüksek olan Çipura (Sparus aurata L. ) balıklar xndaki gelişmeler üzerinde çalışılmıştır. Bu amaçla balık türündeki boy ve ağırlıktaki gelişmeler göz lenmiş olupf kuzuluklardan erken çıkaa çipuralar ile geç çıkaa çipu ralar (lidaki) arasındaki farklar saptanmış ve modern bir kuzuluk i- le ıslah çalışmaları uygulaması sonucunda dalyan alanında yapılabile cek derinleştirme (Yalli) çalışmalarıyla birlikte bu türün istenildi ği anda yakalanıp t pazara sunulmasıyla elde edilebilecek ekonomik artışlar üzerinde durulmuştur»