
27
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Hidrofobik maddelerle emprenye edilmiş ağaç malzemelerin bazı yüzey özellikleri ve morfolojik yapısına termo-mekanik yoğunlaştırmanın etkisi
Bu çalışmada; hidrofobik (su itici) maddeler ile emprenye edilmiş ağaç malzemelerin bazı yüzey özellikleri ve morfolojik yapısı üzerine termo-mekanik yoğunlaştırmanın etkisi araştırılmıştır. Uludağ göknarı (Abies bornmülleriana Mattf.) ve titrek kavak (Populus tremula L.) odunlarından hazırlanan örnekler ön vakum işleminden sonra parafin, bezir yağı ve stiren ile emprenye edilmiştir. Emprenyeli örnekler daha sonra termo-mekanik yöntem ile üç farklı sıcaklık (120 °C, 150 °C ve 180 °C) ve iki farklı sıkıştırma oranında (%20 ve %40) yoğunlaştırılmıştır. Ahşap örneklerde, yüzey özelliklerini belirlemek için pürüzlülük (TS 6212 EN ISO 4288), parlaklık (TS EN ISO 2813), renk değişimi (ASTM D 2244) ve ıslanabilirlik (temas açısı) testleri yapılmıştır. Ayrıca ahşap örneklerin morfolojik yapısındaki değişimleri tespit etmek için Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) analizleri gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, yoğunlaştırılmış ahşap örneklerin morfolojik yapısını ve test edilmiş yüzey özelliklerini emprenye işlemleri önemli derecede etkilemiştir. Özellikle stiren ve parafin ile emprenye edilmiş ahşap örneklerde daha başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Yoğunlaştırma sıcaklığı ve sıkıştırma oranındaki artışa bağlı olarak emprenye edilmiş göknar ve kavak örneklerde pürüzlülük değerleri sırası ile %63 ve %72 oranına kadar azalırken, temas açısı değerleri sırası ile %68 ve %71 oranına kadar artmıştır. Böylece daha düzgün ve ıslanabilirliği düşük hidrofobik yüzeyler elde edilmiştir. Ayrıca, sıkıştırma oranındaki artışa bağlı olarak tüm deney örneklerinde (özellikle parafin ile emprenye edilmiş) parlaklık değerleri artmıştır. Toplam renk değişimi (ΔE*) açısından, yüksek sıcaklıkta (180 °C) ve yüksek sıkıştırma oranında (%40) yoğunlaştırılmış özellikle bezir yağı ile emprenye edilmiş örneklerde daha yüksek değerler belirlenmiştir. SEM analizlerinde, yoğunlaştırma aşamasında emprenyesiz örneklerde meydana gelen önemli hücre deformasyonlarının (çatlama, kırılma, kopma vb.), hidrofobik maddeler ile emprenye yapılmış deney örneklerinde oluşmadığı ve hücrelerin daha çok elastik burkulma veya bükülme şeklinde bir deformasyona uğradığı görülmüştür.
Farklı yöntemlerle ısıl işlem görmüş ağaç malzemelerin bazı fiziksel ve mekanik özelliklerinin incelenmesi
Bu tez çalışmasında, farklı yöntemlerle ve farklı sıcaklık koşullarında ısıl işlem uygulanmış ağaç malzemelerin bazı fiziksel ve mekanik özellikleri araştırılmıştır. Sarıçam (Pinus Silvestris L.) ve Avrupa kayını (Fagus Sylvatica L.) odunlarından hazırlanmış olan örnekler, sıcak hava, yağlı işlem ve ThermoWood yöntemleri ile 170 °C, 190 °C ve 210 °C sıcaklıkta ayrı ayrı ısıl işleme tabi tutulmuştur. Isıl işlemli ve kontrol grubu deney örneklerinde fiziksel özellikleri belirlemek amacıyla, hava kurusu yoğunluk (TS ISO 13061-2), su alma oranı ve boyutsal değişim (TS ISO 13061-15) testleri, mekanik özellikleri belirlemek için ise, statik eğilme direnci (TS ISO 13061-3), eğilmede elastikiyet modülü (TS ISO 13061-4) ve Janka sertlik (TS ISO 13061-12) testleri gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, uygulanan ısıl işlem yöntemleri ve sıcaklık seviyeleri ahşap örneklerin fiziksel ve mekanik özelliklerini farklı şekilde etkilemiştir. Tüm yöntemler için, ahşap örneklerin su alma ve boyutsal değişim değerleri ısıl işlem sonucu sıcaklık artışına da bağlı olarak azalmıştır. Özellikle yağlı ısıl işlem uygulanan örneklerin higroskopisitesi büyük ölçüde azalmış ve boyutsal stabilitesi önemli derecede artmıştır. Ayrıca, yağlı ısıl işlem yönteminde diğer iki yöntemin aksine yoğunluk değerleri artmıştır. Diğer taraftan sarıçam ve Avrupa kayını örneklerin yoğunluk, sertlik ve mekanik direnç özellikleri tüm ısıl işlem yöntemlerinde sıcaklıktaki artış ile azalmıştır. Ancak, ThermoWood ve özellikle de yağlı ısıl işlem yöntemlerinde düşük sıcaklıkta (170 °C) ısıl işlem sonrası mekanik direnç ve sertlik değerleri ısıl işlemsiz örneklere göre artış göstermiştir. Sıcak hava yöntemi ile karşılaştırıldığında, ThermoWood yönteminde genel olarak daha yüksek direnç ve sertlik değerleri belirlenmiştir. Ancak her iki ağaç türü için en başarılı sonuçlar yağlı ısıl işlem yönteminde tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ağaç malzeme, Isıl işlem sıcaklığı, Isıl işlem yöntemi, Fiziksel ve Mekanik özellikler.
Bazı ahşap verniklerinin katman özelliklerine farklı ısıl işlem uygulamalarının etkisi
Bu çalışmada, bazı verniklerin katman özellikleri üzerine farklı atmosferik koşullarda ve farklı sıcaklık seviyelerinde uygulanan ısıl işlemlerin etkisi araştırılmıştır. Kayın (Fagus Sylvatica L.) ve sarıçam (Pinus Silvestris L.) odunu örnekleri sıcak hava, yağlı işlem ve ThermoWood yöntemleri ile 170 °C, 190 °C ve 210 °C sıcaklıkta ısıl işleme tabi tutulmuştur. Ardından, örneklerin yüzeyleri endüstriyel uygulamalara göre su bazlı, poliüretan ve sentetik vernikler ile kaplanmıştır. Hazırlanan örneklerde yüzey sertliği, yüzey parlaklığı, vernik yapışma direnci ve renk değişim testleri gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, her iki ağaç türü için, ThermoWood ve sıcak hava yöntemleri ile ısıl işlem görmüş örneklerde hem yüzey sertliği hem de vernik yapışma direnci benzer bulunmuştur. Yağlı ısıl işlem görmüş örneklerde ise sertlik ve yapışma direnci genel olarak daha düşüktür. Vernik uygulamaları sonrası toplam renk değişimi, sarıçam örnekler için sıcak hava yönteminde, kayın örnekler için yağlı ısıl işlem yönteminde daha yüksek gerçekleşmiştir. Parlaklık üzerinde ise ısıl işlem yönteminin etkisi önemsizdir. Ayrıca, ısıl işlem sıcaklığı artışına bağlı olarak vernik yapışma direnci ile parlaklık değerleri azalmış ve toplam renk değişimi artmıştır. Sertlik değerleri üzerinde ise ısıl işlem sıcaklığının etkisi belirgin değildir. Diğer taraftan, sentetik verniğe göre poliüretan ve su bazlı vernikte daha yüksek sertlik değerleri belirlenmiştir. Ancak, tüm ısıl işlemli örnekler için en yüksek yapışma direnci sentetik vernikte elde edilmiştir. Ayrıca, ısıl işlemli örneklerin en az renk değişimi su bazlı vernik uygulamalarından sonra tespit edilmiş olup, en yüksek parlaklık değerleri poliüretan vernik uygulamalarından sonra belirlenmiştir. Sonuç olarak, farklı verniklerle kaplanmış sarıçam ve kayın örneklerinde yapışma direnci, renk değişimi ve parlaklık üzerinde ısıl işlem sıcaklığının; yüzey sertlik üzerinde ise ısıl işlem yönteminin daha etkili olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Ağaç malzeme, Isıl işlem yöntemi, Parlaklık, Renk değişimi, Sertlik, Vernik, Yapışma direnci.
Daire testere makinesinde farklı malzeme ve işleme parametrelerinin toz ve gürültü seviyelerine etkisi
Ahşap işleme endüstrisi, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği açısından dikkatle ele alınması gereken toz ve gürültü maruziyetine sebep olan pek çok üretim sürecini içermektedir. Toz partikülleri, solunum yollarında ciddi sağlık sorunlarına neden olabilirken, yüksek düzeyde gürültüye maruz kalma işitme kaybı, stres ve çalışma performansında azalma gibi olumsuz etkiler doğurabilmektedir. Bu tez çalışması, ahşap işleme endüstrisinde toz ve gürültü maruziyetinin işçi sağlığı üzerindeki etkilerini analiz etmeyi ve bu etkileri azaltmaya yönelik öneriler sunmayı amaçlamaktadır. Araştırmada mobilya endüstrisinde sıkça kullanılan malzemeler olan sarıçam, kayın, kontrplak, MDF, OSB, ve yonga levha örnekleri, daire testere makinesinde 2 farklı daire testere devir sayısı (3000 ve 6000 d/dk), 2 farklı malzeme besleme hızı (5 ve 9 m/dk) kullanarak 3 farklı diş sayısına (28, 48 ve 60) sahip daire testereler ile toz emici açık ve kapalı haldeyken kesilmiştir. Kesim işlemleri sırasında ortamdaki 10 µm'den küçük olan partikül maddeler (PM10) gerçek zamanlı partikül madde ölçüm cihazıyla μg/m³ cinsinden, gürültü seviyeleri ise desibel metre cihazı kullanılarak desibel dB(A) cinsinden kaydedilmiştir. Elde edilen veriler ANOVA ve Duncan çoklu aralık testi kullanılarak analiz edilmiş ve sonuçlar farklı malzemeler ve işleme parametrelerine göre kıyaslanmıştır. Daha sonra ise, yüzey yanıt yöntemi kullanılarak her bir malzeme için gürültü ve PM10 verilerini optimize edecek çalışma parametreleri belirlenmiştir. Analizler, farklı malzemelerin işlenmesinde, çalışmada kullanılan parametrelerin toz ve gürültü oluşumunda belirgin farklılıklara neden olduğunu göstermiştir. Genel olarak değerler birbirlerine yakın olmasına rağmen, sarıçam örneklerin kesiminde oluşan gürültü değeri, en düşük gürültü değerine sahip MDF örneklere göre %2,8 daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca kayın, kontrplak, OSB ve yonga levha malzemelerine göre ise sırasıyla %1,2, %0,9, %2,5 ve %1,4 daha yüksek bulunmuştur. Farklı ağaç malzemelerin daire testere ile kesilmesi sırasında oluşan PM10 miktarları üzerine malzeme türünün ve diğer tüm faktörlerin etkisi de istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. PM10 miktarı en yüksek yonga levhada, en düşük ise sarıçam örneklerde tespit edilmiştir. Yonga levhadaki PM10 miktarı, sarıçama göre %84 daha yüksektir. Araştırma bulguları, toz ve gürültü maruziyetinin çalışma ortamında minimize edilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Reçine temizleme işleminin su bazlı verniklerin katman performansına etkisi
Bu çalışmada, odunun yan bileşiklerinden olan reçine ve reçine temizleme yöntemlerinin su bazlı vernik katman performansını nasıl etkilediğini belirlemek amaçlanmaktadır. Bu amaçla, örneklerin hazırlanmasında anatomik yapısı itibariye farklı reçine miktarlarına sahip sarıçam (Pinus sylvestris L.), karaçam (Pinus nigra subsp.), melez (Larix decidua) ve ladin (Picea abies) odunları tercih edilmiştir. Örneklere aseton, selülozik tiner, sodyum hidroksit (NaOH) , sodyum hidroksit+ hidrojen peroksit (NaOH + H2O2) ve Arap sabunu kimyasalları kullanılarak, fiziksel ve kimyasal reçine temizleme işlemi uygulanmıştır. Daha sonra bu örnek yüzeylerine tek ve iki bileşenli su bazlı vernikler sürülmüştür. Örnekler ASTM-D 1211 de belirtilen esaslar doğrultusunda, sıcak soğuk testi yapılmıştır. Örneklerin sertlik, renk, parlaklık ve yapışma direnci değerleri sırasıyla ASTM D 2240, ASTM-D 2244, ASTM D 523 ve ASTM D 4541 standartlarına göre belirlenmiştir. Ayrıca örnek yüzeylerinde meydana gelen değişimler Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ile belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, reçine temizleme kimyasalları ve yöntemlerinin su bazlı verniklerin katman sertliği üzerinde herhangi bir etkisi olmamasına rağmen renk değerlerinde artışa, parlaklık ve yapışma değerlerinde azalmaya sebep olduğu tespit edilmiştir.
Renklendirme ve renk açma işlemlerinin antifungal etkilerinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı, üst yüzey işlemlerinde kullanılan renklendirme ve renk açma işlemlerinin ağaç malzemede çürüklük yapan mantarlar üzerindeki etkisini belirlemektir. Bu amaçla, farklı anatomik yapılarından dolayı sarıçam (Pinus sylvestris L.), Doğu kayını (Fagus orientalis L.), sapsız meşe (Quercus petraea L.) ve sapelli (Entandrophragma cylindricum) odunları kullanılmıştır. Örnekler renklendirici olarak anilin (C6H2NH2),, kimyasal (tanen (C14H10O9) + potasyum bikromat (K2Cr2O7)) ve Alman ceviz boyası (Fe2O3,MnO2 + K2Cr2O7 + H2O) uygulanmış ve örnek renk olarak ceviz rengi (kahverengi) tercih edilmiştir. Renk açma işleminde, 4 ayrı kimyasal madde ile oluşturulan Ç1 (NaOH + H₂O₂), Ç2 (NaSiO₃ + H₂O₂), Ç3 (H2C2O4) olmak üzere %18 lik 3 ayrı çözelti grubu hazırlanmıştır. Renk açma ve renklendirme işlemi uygulanmış örnekler, Fomitopsis palustris ve Coriolus versicolor istilasına maruz bırakılmış ve 3 ay süreyle misellerin odun üzerinde gelişimleri gözlenmiştir. Örneklerde meydana gelen değişimler tespit etmek için; ağırlık kaybı (TS 5563 EN 113), retensiyon (TS 5723), yoğunluk (TS 2472), sertlik (ASTM D 2240), parlaklık (ASTM D 523) ve renk (ASTM D 2244) testleri uygulanmıştır. Ayrıca örnek yüzeylerinde meydana gelen değişimler, Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ile belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; renklendirme işleminin odunun renk değerlerinde artışa, parlaklık ve sertlik değerlerinde azalmaya neden olduğu, kimyasal boyanın çürüklük yapan mantarlar üzerinde antifungal etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Renk açma işleminin ise odunun renk ve parlaklık değerlerinde azalmaya neden olduğu, sertlik değerleri üzerinde etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Renk açıcı olarak kullanılan Ç1 ve Ç2 çözeltilerinin çürüklük yapan mantarlar üzerinde antifungal etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir.
Aşındırıcı su jeti ile kesilmiş lif levha (mdf) ve bazı ağaç malzemelerin yüzey kalitesine işleme parametreleri etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada; bilgisayar kontrollü Aşındırıcı Su Jeti (ASJ) yöntemi kullanılarak Kesilmiş Lif Levha (MDF) ve bazı ağaç malzemelerin yüzey pürüzlülük özellikleri üzerine farklı kesme parametreleri etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu maksatla, sarıçam (Pinus Sylvestris L.), doğu kayını (Fagus Orientalis L.) ve sapsız meşe (Quercus petraea L.) odunlarından teğet ve radyal kesit olarak elde edilen ağaç malzemeler ile MDF örnekler üç farklı kalınlıkta (18, 36 ve 54 mm) hazırlanmıştır. Daha sonra örnekler, ASJ makinesinde üç farklı ilerleme hızı (50, 100 ve 200 mm/dk), üç farklı aşındırıcı kütle akış oranı (200, 300 ve 450 gr/dk) ve iki farklı kesici sıvı (su) basıncı (3000 ve 3800 bar) uygulanarak kesilmiştir. Kesme parametrelerinin örneklerin yüzey kalitesine etkisini belirlemek için TS 6212 EN ISO 4288 esaslarına göre yüzey pürüzlülük özellikleri (Rz, Rq ve Ra) incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, MDF ve ağaç malzemelerin yüzey pürüzlülük değerleri malzeme kalınlığı ve ASJ ilerleme hızı artışına paralel olarak artış göstermiştir. Diğer taraftan, aşındırıcı oranı artışına bağlı olarak örneklerin yüzey pürüzlülük değerleri azalmış ve yüzey düzgünlüğü artmıştır. Ayrıca, su basıncındaki artış çok belirgin olmamakla birlikte örneklerin yüzey kalitesini iyileştirmiştir. Genel olarak MDF ve ağaç malzemelerin yüzey pürüzlülük özellikleri üzerinde malzeme kalınlığı ve ASJ ilerleme hızı etkisinin birinci derecede öneme sahip olduğu, aşındırıcı oranı ve su basıncı etkisinin ise daha az öneme sahip olduğu tespit edilmiştir.
Termo-mekanik yoğunlaştırılmış ahşap malzemelerin bazı fiziksel ve mekanik özelliklerine su itici maddelerin etkisi
Bu çalışmada; su itici özellikteki maddeler ile emprenye edildikten sonra farklı sıcaklık ve oranlarda termo-mekanik yöntem ile yoğunlaştırılmış ağaç malzemelerin bazı fiziksel, mekanik ve teknolojik özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu maksatla, Uludağ göknarı (Abies bornmülleriana Mattf.) ve titrek kavak (Populus tremula L.) odunlarından hazırlanmış olan örnekler, ön vakum uygulanarak atmosferik basınç ortamında parafin, bezir yağı ve stiren ile emprenye edilmiştir. Emprenyeli örnekler daha sonra hidrolik bir pres kullanılarak termo-mekanik yöntem ile üç farklı sıcaklık (120 °C, 150 °C ve 180 °C) ve iki farklı sıkıştırma oranında (%20 ve %40) preslenerek yoğunlaştırılmıştır. Deney örneklerinde, fiziksel özellikleri belirlemek için geri esneme (spring-back) oranı, hava kurusu yoğunluk, su alma (absorpsiyon) oranı ve sıkıştırma yönü (radyal) şişme oranı; mekanik direnç özelliklerini belirlemek için ise statik eğilme direnci, eğilmede elastikiyet modülü, liflere paralel basınç direnci ve Janka sertlik testleri gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, yoğunlaştırılmış göknar ve kavak örneklerin seçilmiş tüm özelliklerini emprenye ön işlemleri önemli derecede etkilemiştir. Parafin ve bezir yağı uygulamasına göre stiren ile muamele edilen örneklerde çok daha olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Emprenye ön işlemi yapılmış ve yoğunlaştırılmış örneklerde hava kurusu yoğunluk değeri %174 oranına kadar artış göstermiştir. Yoğunlaştırılmış örneklerde emprenye ön işlemleri sayesinde geri esneme (spring-back), su alma ve sıkıştırma yönü (radyal) şişme oranları sırası ile %81, %90 ve %91'e kadar azalmıştır. Diğer taraftan, işlemsiz (kontrol) örneklere göre emprenye ve yoğunlaştırma modifikasyonu yapılmış örneklerin mekanik direnç özelliklerinde %93 ve sertlik değerinde ise %636'ya kadar çok önemli artışlar sağlanmıştır.
Özel üretim lif levhaların üzerine uygulanan yüzey kaplama malzemelerinin yapışma direncinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı, inorganik dolgu maddeleriyle modifiye edilmiş özel üretim lif levhalara uygulanan yüzey kaplama malzemelerinin yapışma direncini belirlemektir. Bu amaçla; %70 geniş yapraklı ağaç, %30 iğne yapraklı ağaç liflerine %3, %6, %9 oranlarında kaya tuzu (NaCl), kalsit (CaCO3), boraks pentahidrat (Na2B4075H2O) ve talk (3MgO4SiO2H2O) inorganik dolgu maddeleri ilave edilerek orta yoğunluklu lif levhalar (MDF) üretilmiştir. Daha sonra üre formaldehit (UF), polivinil asetat (PVAc) ve poliüretan (PU) tutkalları kullanılarak, levha yüzeylerine Doğu kayını (Fagus orientalis L.), akrilik, polivinil klorür (PVC) ve laminat yüzey kaplama malzemeleri yapıştırılmıştır. Ardından örnekler, TS EN 311 standardında belirtilen esaslara göre kaplama yapışma direnci testine tabi tutulmuştur. Ayrıca lif levha ve yüzey kaplama malzemeleri ara kesitinde meydana gelen oluşumlar, Taramalı Elektron Mikroskopu (SEM) yardımı ile belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; lif levha modifikasyonunda farklı oranlarda kullanılan inorganik dolgu maddeleri, kaplama yapışma direncini düşürmüştür. Çalışmada en yüksek yapışma direnci, kontrol (MDF) örnekleri üzerine UF tutkalı uygulanarak yapıştırılan Doğu kayını (Fagus orientalis L.) ve laminat kaplamada elde edilmiş, PVC kaplamayı yapıştırmada UF ve PVAc tutkallarının kullanılmasının uygun olmadığı tespit edilmiştir.
Isıl işlemli ve termo-mekanik yoğunlaştırılmış doğu ladini (Picea orientalis) ve kara kavak (Populus nigra) odunlarının bazı fiziksel ve mekanik özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışmada, farklı sıcaklık ve sürelerde ısıl işlem uygulandıktan sonra termo-mekanik olarak yoğunlaştırılmış ağaç malzemelerin bazı fiziksel, mekanik ve teknolojik özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Doğu ladini (Picea orientalis) ve kara kavak (Populus nigra) odunlarından hazırlanmış olan örnekler, atmosferik basınç ortamında dört farklı sıcaklık (140 °C, 160 °C, 180 °C ve 200 °C) ve iki farklı sürede (7 ve 9 saat) ısıl işleme tabi tutulmuştur. Isıl işlemli örnekler daha sonra hidrolik bir pres kullanılarak 150 °C sıcaklıkta %20 ve %40 sıkıştırma oranları ile yoğunlaştırılmıştır. Deney örneklerinin fiziksel özelliklerini belirlemek için geri esneme oranı, hava kurusu yoğunluk, su alma (absorpsiyon) oranı ve sıkıştırma yönü (radyal) şişme oranı; mekanik direnç özelliklerini belirlemek için ise statik eğilme direnci, eğilmede elastikiyet modülü, liflere paralel basınç direnci ve Brinell sertlik testleri gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, ısıl işlemli örneklerde yoğunluk ve mekanik direnç özellikleri genel olarak işlem sıcaklığı ve süresindeki artışa bağlı olarak azalmıştır. Yoğunlaştırılmış örneklerde ise, ön ısıl işlemler sayesinde geri esneme oranı ile su alma oranı azalmış ve boyutsal stabilitede %60'a kadar bir iyileşme sağlanmıştır. Diğer taraftan, direnç kayıpları yaşanan ısıl işlemli örneklerde, yoğunlaştırma modifikasyonu sonrası yoğunluk, mekanik direnç ve sertlik özellikleri sıkıştırma oranına bağlı olarak önemli ölçüde artış göstermiştir. Elde edilen sonuçlara göre, hem ısıl işlem hemde yoğunlaştırma modifikasyonunun ağaç malzeme üzerindeki olumsuz etkilerini bertaraf etmek için bu iki yöntemin birlikte kullanılması önerilebilir. Anahtar sözcükler: Ağaç malzeme, Fiziksel ve mekanik özellikler, Isıl işlem, Yoğunlaştırma.
Bazı bitki türlerinin ağaç malzemede renklendirici ve koruyucu olarak kullanım imkânlarının araştırılması
Bu çalışmada; farklı bitkilerden elde edilen doğal ekstraktların, ağaç malzemeyi renklendirme ve koruma etkinliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Sarıçam (Pinus sylvestris L.) ve Doğu kayını (Fagus orientalis L.) odunlarından hazırlanmış olan örnekler, farklı konsantrasyon seviyelerindeki mor çiçekli orman gülü (Rhododendron ponticum) (MOG), sarı çiçekli orman gülü (Rhododendron luteum) (SOG) ve tilki üzümü (Solanum nigrum) (TÜ) ekstratları ile emprenye edilmiştir. Bağlayıcı (mordan) olarak demir sülfat (Fe2(SO4)3.7H2O), bakır sülfat (CuSO2.5H2O) ve alüminyum sülfat (KAl2(SO4)3.18H2O) kullanılmıştır. Hazırlanan boyar madde çözeltilerinin ağaç malzeme örneklerindeki renk değişimine etkisini belirlemek için CIEL*a*b* renk koordinat sistemine göre renk değeri testleri; mantar çürüklük direncine etkisini belirlemek için ise beyaz çürüklük (T. versicolor) ve esmer çürüklük (C. puteana) mantar testleri gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, bitki ekstratları doğal haldeki ağaç malzemelerin renk değerlerinde konsantrasyon oranına da bağlı olarak bir değişime sebep olmuştur. Özellikle MOG ve SOG ekstratları ile muamele edilen sarıçam örneklerinde a* değeri belirgin bir şekilde artmış ve bu örneklerde kırmızılaşma eğilimide artış göstermiştir. Diğer taraftan bitki ekstraktları, örneklerin beyaz çürüklük mantarına karşı direncini kısmen artırmıştır. TÜ ve MOG ekstraktı ile muamele edilen örneklerde bu durum daha belirgindir. Bitki ekstraktlarının içerisine eklenen mordan maddeleri örneklerin renk değerlerini ve özelliklede mantar direncini önemli derecede etkilemiştir. Özellikle demir sülfat katkılı ekstraktlar ile muamele edilmiş örneklerde toplam renk değişimi (ΔE*) daha yüksek gerçekleşmiştir. Bu örneklerde L*, a* ve b* renk değerleri azalmış, örnekler koyulaşmış ve aynı zamanda yeşil-mavi renk eğilimide artmıştır. Bakır ve alüminyum sülfat katkılı ekstraktlar ile muamele edilmiş örneklerde ise ΔE* mordansız örneklerle benzer veya yakın gerçekleşmiştir. Diğer taraftan, doğal ekstraktların içerisine eklenen mordan maddeleri her iki ağaç türünde mantar çürüklük direncini önemli derecede artırmış ve ağırlık kayıplarında %95'e kadar azalma sağlanmıştır. Anahtar sözcükler: Ağaç malzeme, Bitkisel ekstrakt, Biyolojik direnç, Emprenye, Renk değişimi.
Mobilya endüstrisinde çalışma saatlerinin çalışan memnuniyeti üzerine etkisi; batı karadeniz bölgesi örneği
Bu çalışma ile çalışma saatlerinin çalışan memnuniyeti üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla çalışma saatleri ve çalışan memnuniyeti ile ilgili literatür taraması yapılmıştır. Veri toplama yöntemi olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Anket formu Batı Karadeniz Bölgesi (Düzce, Bolu, Karabük, Kastamonu, Bartın, Zonguldak)'nde mobilya endüstrisinde faaliyet gösteren işletme çalışanlarına uygulanmıştır. Batı Karadeniz Bölgesi işletme sayısı bakımından Türkiye'deki orman ürünleri sanayi sektörünü büyük oranda temsil ettiği için çalışma bu bölgede yapılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS ortamına aktarılarak, istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda; katılımcıların %70,5'inin tek vardiyalı çalışma sisteminde çalıştıkları, katılımcıların haftalık, 2 haftalık ve aylık olarak vardiya dönüşümü yaptıkları ve en verimli vardiyanın tek vardiya sistemi olduğu belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların %32,4'ü çalışma saatlerinden memnun olduklarını, %38,3'ü çalıştıkları işten memnun olduklarını belirtmişlerdir. Anahtar sözcükler: Batı Karadeniz Bölgesi, Çalışma saatleri, Çalışan memnuniyeti, Memnuniyet, Mobilya endüstrisi.
Yüksek frekans-vakum yöntemi ile kayın kerestesinin kurutulması
Doğal ve yenilenebilir bir kaynak olan ağaç malzemeler ormandan kesildiklerinde yoğun miktarda su ihtiva ederler. Ağaç malzeme bünyesindeki bu su, kullanım amacı için uygun değildir ve malzemeden uzaklaştırılması (kurutulması) gerekir. Çoğu kurutma yönteminde kurutma kalitesini artırmak için yeni kesilmiş ağaç malzemelere bazı ön işlemler (ön kurutma, buharlama vb.) uygulanmaktadır. Bu çalışmanın amacı ise ön işleme tabi tutulmaksızın yüksek frekans vakum (YF-V) yöntemi ile kurutma sürecinin uygulanabilirliğinin incelenmesidir. Çünkü kurutma öncesi uygulanan ön işlemler işletmelere zaman ve ekonomik kayıplar doğurmaktadır. Çalışmada endüstride yaygın kullanım alanına sahip, yerli türlerimizden Doğu Kayını (Fagus orientalis Lipsky) odunu kullanılmıştır. Kurutma işlemi Düzce ilinde faaliyet gösteren Sivrikaya Orman Ürünleri Ltd. Şti. tesislerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada 10 kV anma geriliminde, 50 kW gücünde, 6,75 MHz frekans üretecine sahip, 8 m³'lük yüksek frekans vakum kurutma fırını kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan deney örnekleri 4 x 16 x 90 cm ve 6 x 16 x 90 cm ebadında hazırlanmış ve bu örneklerin başlangıç rutubetleri ortalama %80 olarak belirlenmiştir. Kurutma süreci boyunca belirli aralıklarla fırında uygulanan enerji ve vakum büyüklükleri, kereste sıcaklıkları, kaybedilen su miktarı ve kerestelerin kütleleri ölçülmüştür. Kurutma işlemi sonunda deney örneklerinin kurutma kalitesi ve ortaya çıkan kurutma kusurları EDG (1992) standardına göre değerlendirilmiştir. Deney örnekleri %80 başlangıç rutubetinden %10 sonuç rutubetine 9 günde düşürülmüştür. Standarda göre yapılan kurutma kalitesi incelemelerinde deney örneklerinde çok küçük yüzey çatlakları, yalnızca bir örnekte öz çatlağı ve oluklaşma kusuru tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan çatal örnek testlerinde kurutma sonrası numunelerde herhangi bir yüzey sertleşmesi (iç gerilme) olmadığı tespit edilmiştir. Ön işlem uygulanmaksızın gerçekleştirilen kurutma sonucu kurutulan örneklerin kurutma kalite sınıfının EDG (1992)'ye göre mükemmel (exclusive) olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak Kayın odunun YF-V yöntemi ile ön kurutma işlemi uygulanmaksızın kaliteli bir şekilde kurutulabildiği görülmüştür. YF-V yönteminin, diğer ağaç türleri içinde ön işlemsiz kaliteli kurutma yapılması için kullanılabileceği düşünülmektedir.
Kriyojenik işlemin sarıçam odunu mekanik özellikleri üzerindeki etkisi
daha sonra doldurulacaktır.
Çeşitli örtücü ahşap boyalarının ağaç malzeme ve levhaların yanma direncine etkileri
Bu çalışma, çeşitli örtücü ahşap boyaların ağaç malzeme ve levhalar üzerine yanma direncine etkilerini belirlemek amacı ile yapılmıştır. Bu maksatla malzeme olarak Doğu kayını (Fagus oriantalis L.), Sarıçam (Pinus silvestris L.), Sapsız meşe (Quercus petraea L.) orta yoğunlukta lif levha (MDF) ve yonga levha kullanılmıştır. Belirlenen malzemelerden rastgele alınan örnekler 13*13*72 mm ebatında hazırlanmıştır. Hazırlanan örnekler akrilik, sentetik ve selülozik boya (lake boya) ile ASTM-D-3023 göre boyanmıştır. Hazırlanan örneklerin yanma deneyleri ASTM E 160–50'ye göre belirlenmiştir. Yanma direnci; malzeme türüne göre en yüksek Doğu kayınında, en düşük yonga levhada, boya çeşidine göre en düşük akrilik boyada en yüksek sentetik boya da belirlenmiştir. Kendi kendine yanma sıcaklığı; malzeme türüne göre en yüksek yonga levha da (716,8), en düşük Doğu kayınında (645,7), malzeme türü, boya çeşidi ve kat sayısı etkileşimine göre en yüksek Yl+Sn+I' de (tek kat sentetik boya ile boyanmış yonga levha) (752,3), en düşük MDF+Sn+II'de (iki kat sentetik boya ile boyanmış MDF) (573,2) belirlenmiştir. Kendi kendine yanmaya bağlı ışık yoğunluğu; malzeme türüne göre en yüksek yonga levhada (865,3), en düşük ise sarıçam da (839,5), malzeme türü, boya çeşidi ve kat sayısı etkileşimine göre en yüksek Yl+Ak+I'de (tek kat akrilik boya ile boyanmul yonga levha) (888,2), en düşük Sç+Sl+II'de (iki kat selülozik boya ile boyanmış sarıçam) (776,4) belirlenmiştir. Buna göre yangına karşı dayanımın yüksek olması istenilen yerlerde Doğu kayını kullanımı ve sentetik boya çeşidi önerilebilir.
Doğal ağaç taneni ile modifiye edilmiş bazı ağaç türlerinde ısı geçirgenliğinin incelenmesi
Bu çalışmada ağaçişleri endüstrisinde yaygın kullanılan Sarıçam (Pinus Sylvestris), Sapsız Meşe (Quercus Petraea) ve Kestane (Castanea Sativa) türlerinden elde edilen ahşap malzemenin, ceviz meyvesinin yaprakları ve dış kabuklarından elde edilen doğal tanen çözeltisi ile emprenye edilmesi (modifikasyon) sonucu ısı iletkenlik katsayısı (λ) ve ısı geçirgenlik katsayısı (U) değerlerinde oluşan değişim incelenmiştir. Bu amaçla, her 3 ahşap türünden de farklı düzeylerde (3 kat ve 6 kat fırça ile sürme, 4 saat ve 8 saat daldırma) emprenye işlemi uygulanan 60 adet ölçüm numunesi ile emprenye işlemi uygulanmamış olan her bir ahşap türünden 5' er adet olmak üzere 15 kontrol numunesi, toplamda 75 adet ölçüm numunesi hazırlanmıştır. Numuneler ilk olarak 20±2 °C sıcaklık ve %65±5 nispi nem, daha sonra sırasıyla 40±2 °C sıcaklık ve %35±5 nispi nem ve 10±2 °C sıcaklık ve %50±5 nispi nem koşullarında iklimlendirilerek ısıl özelliklerini tespit etmek amacıyla λ ve U değerleri belirlenmiştir. Sonuç olarak, doğal tanen ile emprenye işleminden sonra, kontrol örnekleriyle kıyaslandığında, 6 kat fırça uygulamasının %1,5; 8 saat daldırma uygulamasının %2,9 oranında ısı iletkenliğini (λ) azalttığı (yalıtkan hale getirdiği); 8 saat daldırma işlemi uygulanan numunelerin %3,6; 6 kat fırça uygulanan numunelerin %3,7 oranında ısı geçirgenliğinin (U) azaldığı, dolayısıyla daha fazla yalıtkanlık sağladığı tespit edilmiştir.
Kafelerde kullanılan duvar kaplama malzemelerinin kullanıcıların algısal değerlendirmeleri üzerindeki etkilerinin belirlenmesi
Bu tezde, iç mekânlarda yaygın olarak kullanılan üç farklı duvar kaplama malzemesinin (ahşap, beton, metal) katılımcıların algısal değerlendirmeleri üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu maksatla, insanların büyük bir kesimi tarafından yemek yeme eylemi yanında çeşitli sosyal aktiviteler ve bireysel/toplu çalışma ortamı olarak kullanılan kafeler araştırma ortamı olarak seçilmiştir. Daha sonra üç farklı duvar kaplama malzemesi kullanılan sanal deney mekânları modellenmiş ve katılımcıların bu sanal mekânların fiziksel çevre faktörlerini değerlendirmeleri ayrıntılı bir anket yardımıyla ölçülmüştür. Sonuçta, katılımcılar tarafından açık renkli duvar kaplama malzemeleri kullanılan kafelerin, koyu renkli duvar kaplama malzemeleri kullanılan kafelere oranla daha olumlu yönde algılandığı, ayrıca açık renkli ahşap duvar kaplaması kullanılan kafelerin, beton ve metal duvar kaplaması kullanılan kafelere oranla daha sıcak bir malzeme olarak değerlendirildiği belirlenmiştir. Ayrıca, tasarım eğitimi alan katılımcıların kafelerin fiziksel çevre faktörlerini tasarım eğitimi almayanlara göre daha olumsuz yönde algıladıkları belirlenmiştir. Fakat kafelerin fiziksel çevre faktörlerini katılımcıların cinsiyetlerine göre değerlendirmeleri arasında önemli bir farklılık bulunamamıştır.
Büyük açıklıkların geçilmesinde kullanılan taşıyıcı sistem malzemelerinin kullanıcıların algısal değerlendirmeleri üzerindeki etkisi
Bu tezde, iç mekânlarda yaygın olarak kullanılan üç farklı taşıyıcı sistem malzemelerinin (lamine ahşap kiriş, ard germeli beton kiriş, çelik kiriş) katılımcıların algısal değerlendirmeleri üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu maksatla, insanların önemli bir kesimi tarafından yüzme gibi çeşitli spor aktivitelerinin yapıldığı büyük açıklıklı olimpik yüzme havuzu mekânı araştırma ortamı olarak seçilmiştir. Daha sonra üç farklı taşıyıcı sistem malzemesi kullanılan sanal deney mekânları modellenmiş olup, katılımcıların bu sanal mekânların fiziksel çevre faktörlerini algısal değerlendirmeleri ayrıntılı bir anket yardımıyla ölçülmüştür. Sonuçta, katılımcılar tarafından taşıyıcı sisteminde lamine ahşap malzeme kullanılan olimpik yüzme havuzu mekânının, ard germeli beton ve çelik malzeme kullanılan mekânlara oranla daha sıcak, aydınlık, çekici, ferah, samimi, yakın, iyi planlanmış, özgür, sade, huzur verici, heyecan verici ve seyrek olarak algılandığı belirlenmiştir. Ayrıca, tasarım eğitimi almayan diğer meslek grubu katılımcıların tüm sıfat çiftleri için en düşük olumlu değerleri aldığı, tasarım eğitimi alan mimarların ise en yüksek olumsuz değerleri aldığı tespit edilmiştir. Buna ek olarak, mimarların geniş/dar ve büyük/küçük sıfat çiftleri için mühendislere oranla daha olumlu değerler aldığı, iyi planlanmış/kötü planlanmış ve sade/karmaşık sıfat çiftleri için ise birbirine yakın değerler aldığı belirlenmiştir. Diğer taraftan erkeklerin ve gençlerin sanal olimpik havuzların fiziksel çevre faktörlerini kadınlara ve orta yaşlılara göre daha olumlu yönde algıladıkları belirlenmiştir.
Bağlama enstrümanında ağaç tekne büyüklüğünün akustiğe etkisi
Bu araştırmada; Bağlama enstrümanının temel bölümlerinden biri olan teknenin boyutunun değişmesi ile akustik değişim ilişkisi incelenmiştir. Bağlama enstrümanı geleneksel olarak ağaç malzeme kullanılarak yapılmaktadır. Tekne (Gövde,Ses Kutusu), Kapak (Ses Tablası) ve Sap bölümlerinden oluşur. Kapak kısmının özelliklerinin tüm telli enstrümanlarda akustiğe etkisi bilinmektedir. Bu çalışma, Tekne kısmındaki ölçü değişikliğinin akustiğe olan etkisini araştırmayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında, aynı ağaç türünden, aynı teknik özelliklerdeki seçimlerle elde edilmiş malzemelerle 2 adet kısa sap bağlama üretilmiştir. Aynı malzeme ve yöntemle üretilen bağlamaların tekneleri aynı kalınlıkta, aynı tür ağaçtan olmak koşulu ile büyüklüklerinin farklı olması sağlanmıştır. Tekne büyüklükleri farklı bu iki bağlamanın ses değerleri teknik olarak bilgisayar programı ile ölçülmüş ve akustik farkları tespit edilmiştir. Araştırmada öncelikle bağlamanın yapısal kısımları ele alınmıştır. Akabinde bağlama ailesi boyutlarına göre sınıflandırılmıştır. Atölyede iki farklı tekne ölçüsünde bağlama imal edilmiştir. Tekne büyüklükleri farklı, kullanılan ağaç türleri ve kalınlıkları aynı olarak imal edilen 2 bağlama da aynı şartlarda dijital ölçüme tabi tutulmuş, akustik farklılıkları bilimsel olarak tespit edilmiş, grafik yöntemi ile de ifade edilmiştir. Araştırma sonucunda akustik farklılıkların belirlenmesiyle bir önem oluşturulmaya çalışılmış, bu önem ile çalgı üretimi ve seçimine yönelik farklı bakış açıları ve yeni fikirler oluşturulmak istenmiştir. Araştırma bütünüyle nicel bir araştırmadır. Veriler dijital ölçüm teknikleri kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler sonucunda bağlama teknesinin büyüklüğü değiştiğinde akustik değişimin de olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda çalgıların yapım veya seçim süreçlerine ilişkin bazı öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bağlama, Tekne Büyüklüğü, Akustik, Bağlama Akustiği.
Mobilya sektöründeki küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin pazarlama sorunları ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri: ankara siteler bölgesi örneği
Türk mobilya sektörü gerek istihdam gerekse üretim yönünden yarattığı katma değer ile ülkemizde sanayi sektöründe önemli bir yer taşımaktadır. Bu bağlamda mobilya sektörünün sahip olduğu stratejik önemi ve emek yoğun yönünü üretimde halihazırda koruyor olması ile istihdamdaki kilit rolü nedeniyle dikkatle ele alınması gerekmektedir. Ülkemizde mobilya sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin önemli bir bölümü tüm Dünya ülke örneklerine benzer bir şekilde Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler'den (KOBİ) oluşmaktadır. Türk mobilya sektöründe faaliyet gösteren KOBİ'lerin yaşadıkları sorunlar diğer sektörlerdeki KOBİ'lerle benzer sorunlar olup, sektörün ağırlıkla tasarım, kalite, üretim ve pazarlama sorunları bulunmaktadır. Çalışmada bu sorunlardan pazarlama sorununun alt detayları ile birlikte neler ihtiva ettiği üzerine yoğunlaşmıştır. Yapılan araştırma kapsamında "Mobilya Sektöründeki Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin Pazarlama Sorunları ve Bu Sorunlara Yönelik Çözüm Önerileri" geliştirilmesi adına Ankara Siteler Bölgesinde faaliyet gösteren firmalar bazında nicel araştırma tekniklerinden anket yöntemi kullanılarak aşağıda yer alan bulgular derlenmiştir. Aralarından işletme sahipleri, ortakları, satış-pazarlama elemanları gibi kişilerin yer aldığı 100 kişi ile yüz yüze mülakat yapılarak veriler toplanmıştır. Veri analizine konu olan soruların bir kısmı 5'li likert ölçeği ile bir kısmı ise "evet-hayır" şeklinde sorulmuştur. Yapılan çalışma sonucu ortaya çıkan sonuçlar, Ankara Siteler bölgesinde Mobilya Sektöründe faaliyet gösteren KOBİ'lerin pazarlama sorunlarına yönelik bakış açıları tüm bileşenleri ile ortaya koyulmuştur.
Ahşap oyuncakların çocuk gelişiminde yeri ve ahşap oyuncaklar için tasarım önerileri
Bu tezde, insan hayatında birçok işlevle tezahür eden ahşabın çocuk oyuncakları kapsamında kullanımı araştırılmış ve ahşap oyuncaklar çocuk gelişimi ile ilişkilendirilmiştir. Özellikle okul öncesi dönemde çocukluğun en değerli öğeleri olarak oyun ve oyuncak kavramları ile çocuk gelişimi evrelerine dair kuram ve görüşlere göre çocuk gelişimi incelenmiştir. Küresel ölçekte sanayi ve teknoloji alanındaki gelişmeler neticesinde değişen yaşam şekli, ekolojik değişim ve ekolojik sorunlar ile gündeme gelen sağlık sorunları, yapay maddeler ve kimyasalların insan hayatına girişi ile bunların ortaya çıkardığı sorunlar, insanı yeniden doğal olanı arayışa sürüklediği için, doğal ve sağlığa uygun bir malzeme olarak ahşap konusuna değinilmiş, oyuncaklarla ilgili ülkemizde uygulamada olan oyuncak güvenliği standartları hakkında bilgiye yer verilmiş, oyuncak firmalarının internet siteleri üzerinden ahşap malzemenin oyuncaklarda kullanımı araştırılmış, oyuncakların çocuk gelişimindeki önemine ilişkin literatür bilgileri ışığında çocuk gelişimi ile ahşap oyuncaklar ilişkilendirilerek gelişim alanlarına göre ahşap oyuncakların çocuk gelişimindeki yerine ilişkin öngörülere yer verilmiştir. Çocuk gelişimini desteklemesi bakımından değeri, doğallığı, sağlığa uygun oluşu ve sürdürülebilir, çevre dostu olması ahşap oyuncak kullanımının benimsenerek yaygınlaştırılması düşüncesi ile ahşap oyuncak tasarımına bir alt yapı oluşturması amacıyla, tasarımda göz önüne alınması gereken esaslar ortaya konulmuştur.
Mobilya endüstrisinde kullanılan PVC kenar bantları için değerlendirme kriterlerinin belirlenmesi ve test metodlarının geliştirilmesi
Bu çalışmada, mobilya endüstrisinde kullanılan PVC kenar bantları için ortak bir değerlendirme yapabilmek adına ölçülebilir kriterlerin belirlenmesi ve bu kriterlerin ölçülebilmesi için deney metotlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Değerlendirme kriterleri belirlenirken, mobilya endüstrisinde yer alan mobilya ve kenar bandı üreticilerinin karşılıklı taleplerinin yanı sıra son kullanıcıların tecrübelerinden de faydalanılmıştır. Çalışma sonucunda belirlenen kriterlerden bazıları için, piyasadan tedarik edilen, ucuz ve pahalı ürünleri temsil etmek üzere seçilen numuneler üzerinde tarif edilen deneyler gerçekleştirilmiş, kriterlerin geçerli olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Yapılan deneyler sonucunda, belirlenen kriterlerin ürün kıyaslamaları için kısmen yeterli olduğu ancak geliştirilmesi gereken noktalar olduğu anlaşılmıştır.
İş sağlığı ve güvenliği kavramı ve mobilya sektörü için örnek risk analizi uygulaması
İş sağlığı ve güvenliği kavramıyla, üretim sektöründe, hizmet sektöründe hatta günlük hayatımızda insan faktörünün bulunduğu her yerde karşılaşmaktayız. Bu çalışmada da İş sağlığı ve güvenliği kavramı incelenmiş, geçmişten bugüne ortaya konulan çalışmalar ve risk değerlendirme metotları anlatılmıştır. Çalışmanın ilk iki bölümünde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili tanımlar yapılmış ve İş sağlığı ve güvenliğinin tarihsel gelişimi anlatılmıştır. Çalışmada iş kazalarının ve meslek hastalıklarının neler olduğu ve hangi durumlarda ortaya çıktığına yer verilmiştir. Dünyada iş sağlığı ve güvenliğinin tarihsel gelişimi, Türkiye'de tarihsel süreci ve mobilya sektörünün bu kavrama bakışı incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde risk değerlendirmesi ve risk analizine yönelik tanımlamalar yapılmıştır. Risk değerlendirmesini zorunlu kılan durumlar anlatılmış, yöntemler ve risk değerlendirme çalışmasının adımları irdelenmiştir. Dördüncü bölümünde ise uygulama metodu olarak seçilen 3T risk değerlendirme tekniğinin uygulama şekli detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Tezin beşinci bölümü, mobilya sektöründe bir şirkette 3T risk değerlendirme tekniğinin örnek bir uygulamasıdır. Çalışmanın sonuçlarını ortaya koyan altıncı bölümde, iş sağlığı ve güvenliği risk değerlendirme metodolojisinin genel konuları ele alınmıştır.
Ahşap bükme mobilyanın Türkiye'deki gelişimi: Oturma mobilyalarında biçim-köken ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, Türkiye'de kullanılmış ve kullanılmakta olan silindirik ahşap bükme sandalyelerin formlarının gelişimini etkileyen unsurlar incelenmiştir. Bu amaçla kültürel ve teknolojik altyapı ele alınmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde ahşap bükme mobilya hakkında genel kavramlar açıklanmıştır. Bu kısımda ahşap bükme formların elde ediliş biçimlerine değinilmiştir. Sonraki bölümde ahşap bükme mobilyanın gelişimini etkileyen kültürel ve teknolojik etkenlere yer verilmiş, ahşap bükme sandalyelerin dünyada ve Türkiye'de kültürel ve teknolojik gelişim süreci ele alınmıştır. Silindirik ahşap bükme sandalyelerin günümüzdeki durumu belgesel taramayla ve yarı yapılandırılmış görüşmelerle açığa çıkarılmaya çalışılmıştır. Araştırma ahşap bükme sandalyelerin formlarının özgünleşmesinin daha gelişmiş teknik imkanlar, malzeme konusunda yetkin ve girişken karar vericiler, farklı ürünlere yönelen tüketicilerle mümkün olabileceğini göstermiştir.
Yönlendirilmiş yonga levhaların ( OSB ) teknolojik özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışmada Yönlendirilmiş Yonga Levhaların ( OSB ) teknolojik özelliklerinin incelenmesi ve karşılaştırılarak sonuçlar elde edilmesi amaçlanmıştır. Piyasada en çok satılan ve kullanılan 11mm x 1220mm x 2440mm ölçülerindeki OSB2 ve OSB3 plakalarından standartlara uygun olarak test numuneleri hazırlanmıştır. Eğilme mukavemeti, eğilmede esneklik modülü, iç yapışma - dik çekme direnci, kalınlığına şişme ve kaynatma testleri TS EN 300, TS EN 310, TS EN 317, TS EN 319, TS EN 325 standartlarına göre TSE'de yapılmıştır. OSB2 için: Eğilme mukavemeti - büyük eksen 18,17N/mm2 olarak kaydedilmiştir. Eğilme mukavemeti - küçük eksen 12,08 N/mm2 olarak kaydedilmiştir. Eğilmede esneklik modülü - büyük eksen 3875N/mm2 olarak kaydedilmiştir. Eğilmede esneklik modülü - küçük eksen 2355N/mm2 olarak kaydedilmiştir. İç yapışma - dik çekme direnci 0,23N/mm2 olarak kaydedilmiştir. Kalınlığına şişme - 24 saat süreyle daldırma %24,11 olarak ölçülmüştür. Kaynatma testi sonucunda tüm numunelerin tabakaları çekme testi yapılamayacak kadar dağılmıştır. OSB3 için; Eğilme mukavemeti - büyük eksen 28,92N/mm2 olarak kaydedilmiştir. Eğilme mukavemeti - küçük eksen 13,37N/mm2 olarak kaydedilmiştir. Eğilmede esneklik modülü - büyük eksen 4436N/mm2 olarak kaydedilmiştir. Eğilmede esneklik modülü - küçük eksen 1845N/mm2 olarak kaydedilmiştir. İç yapışma - dik çekme direnci 0,28N/mm2 olarak kaydedilmiştir. Kalınlığına şişme - 24 saat süreyle daldırma testinde ortalama %22,97 olarak ölçülmüştür. Kaynatma testi sonucunda numunelerin tamamının tabakaları çekme testi yapılamayacak kadar dağılmıştır. Genel olarak yapı sektöründe kullanılan OSB için, yapıların statik hesaplarında kullanılan standart statik değerlere üretici firmaların ürünlerinde ulaşılamadığı görülmektedir. Bu sonuçlarla sadece OSB2'nin dış mekan uygulamalarında yeterli olmadığı bilinmekte iken üretim kalitesi yetersizliği dolayısıyla OSB3 ün de yeterli olmadığı anlaşılmıştır.
Yatak odası mobilyalarında renk tercihlerinin araştırılması
Mobilya hızlı tüketim ürünü olmadığından, tüketicilerin satın alma kararları; hangi mobilyanın alınacağını ve ne kadar ömür biçilerek satın alma kararının verileceğini içerir. Bu noktada, farklı seçme kriterleri bulunmakta olup renk bunlardan biridir. Bu çalışma; konut yatak odalarında kullanılan mobilyalarda, tüketicilerin renk tercihlerinin belirlenmesi amacı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında, rengin kişi üzerindeki etkileri, yatak odası mobilyalarında kullanılan kaplama cinsleri ve tonları perspektifinde incelenmiş ve detaylandırılmıştır. Renk tercihlerinin belirlenmesinde, ahşap renkleri ile düz renkleri içeren renk kartelaları eşliğinde, tesadüfü örnekleme yöntemiyle seçilen 110 kişi ile yüzyüze görüşülerek anket uygulanmış ve veriler istatistiki olarak analiz edilmiştir. Araştırma verileri, yatak odası mobilyalarında kişilerin renk tercihlerinin demografik özelliklerle bağlantısını ortaya koymuştur. Bu çalışmayla elde edilen verilerin, yatak odası mobilyası üreten işletmelerin pazarlama stratejilerini belirlemelerine ışık tutabilecek bir içselliğe sahip olduğu öngörülmüştür.
Orta ve büyük ölçekli mobilya işletmelerinde sınai mülkiyet hakları konusundaki farkındalığın incelenmesi
Fikri Mülkiyet Hakları, zihinsel katkının söz konusu olduğu alanlarda, gerek hak sahiplerinin haklarını korumak, gerekse sanayinin gelişmesini sağlamak amacıyla önemli rol oynamaktadır. Temel olarak iki ana sınıfa ayrılan Fikri Mülkiyet Haklarının ilk kolunu Fikir ve Sanat Eserleri oluşturmaktadır. Genel bir çerçeve çizildiğinde, eser sahiplerinin haklarını korumaya yönelik bu uygulamalar, uluslararası literatürde Copyright olarak anılan ve ülkemizde de 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile herhangi bir tescile gerek olmaksızın, otomatik olarak koruma gören haklardır. Fikri Mülkiyet Hakları' nın bir diğer kolunu ise Patent, Faydalı Model, Marka, Tasarım Tescili ve Coğrafi İşaret gibi hakların da dahil olduğu Sınai Mülkiyet Hakları oluşturmaktadır, ki bu araştırmanın konusunu ve kapsamını da 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile korunan bu haklar konusundaki farkındalık oluşturmaktadır. Araştırma, mobilya endüstrisinde faaliyet gösteren orta ve büyük ölçekli mobilya firmaları ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama yöntemi çevrimiçi (online) anket olarak belirlenmiştir. Anket uygulanması planlanan kitle, nitel araştırmalarda kullanılması öngörülen seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçlı örneklem belirleme ilkeleri kapsamında belirlenmiştir. Ölçüt örnekleme alt kolunda araştırmaya dahil edilecek olan firmalar için ölçütler; orta veya büyük ölçekli firma olmak ve üretici olmak olarak belirlenmiştir. Araştırma kapsamında 8 firmadan anket yoluyla veri toplanmış; elde edilen bu veriler ışığında firmaların sınai mülkiyet hakları konusundaki farkındalıkları incelenmiş ve bulgular göz önünde bulundurularak mevcut duruma ve ileriye yönelik öneriler geliştirilmiştir.