Düzce University
Discipline

Department of Educational Sciences

Düzce University

4,168

Archived Theses

5

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

X ve Y kuşağı öğretmenlerinin motivasyon düzeylerinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, X ve Y kuşağı öğretmenlerin mesleki motivasyon düzeyleri arasında anlamlı farklılık bulunup bulunmadığının araştırılması ve medeni durum, cinsiyet, eğitim durumu, okul türü ile bulunduğu okuldaki hizmet süresi değişkenlerinin öğretmen motivasyonuyla ilişkisinin X ve Y kuşağı bağlamında karşılaştırılmasıdır. Araştırma betimsel nitelikte olup nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeliyle oluşturulmuştur. Araştırma, Ankara ili Keçiören ilçesindeki kamuya ait Anadolu liseleri, Anadolu İmam Hatip liseleri ile Mesleki ve Teknik Anadolu liselerinden dörder okul seçilerek toplam 12 okulda yapılmıştır. Araştırmaya bu okullarda görev yapan X ve Y kuşağına mensup toplam 304 öğretmenden katılım göstermiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket formu ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 23 istatistik programı kullanılmıştır. Hipotezlerin test edebilmesi amacıyla normallik ve güvenilirlik analizleri uygulanmıştır. Analizler neticesinde öğretmenlerin dışsal ve içsel motivasyonlarında kuşak ve cinsiyete göre anlamlı farklılık görülmemiştir. Medeni durum X kuşağı öğretmenlerin motivasyon düzeylerini etkilerken, Y kuşağı öğretmenler üzerinde benzer bir etkiye rastlanılmamıştır. Eğitim durumu ile Y kuşağı öğretmenlerin motivasyonlar düzeyleri arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır fakat X kuşağı öğretmenlerin eğitim düzeyleri yükseldikçe içsel motivasyonlarının azaldığı görülmektedir. Okul türü X ve Y kuşağı öğretmenlerin dışsal motivasyonları etki etmektedir. Üç okul türüne göre en yüksek ortalama değerlerin Anadolu İmam Hatip liselerine ait olduğu görülmüştür. Okul türü X kuşağı öğretmenlerin içsel motivasyonları üzerinde anlamlı bir etki göstermemektedir fakat Y Kuşağı öğretmenlerin içsel motivasyonunu etkilemektedir. Bulunulan okuldaki hizmet süresi X kuşağı öğretmenlerin hem dışsal hemde içsel motivasyonuna etkilemektedir fakat Y kuşağı öğretmenlerin motivasyonları üzerinde anlamlı bir etki göstermemektedir.

Kuşak farklılıklarıKuşaklarMotivasyon+3
Furkan Demir
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışan öğretmenlerin mesleki beceri yeterliklerine yönelik görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırma, Milli Eğitim Bakanlığının belirlendiği öğretmenlik mesleği genel yeterliklerinin mesleki beceri boyutunda yer alan yeterlikler bakımından özel eğitim öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda nasıl değerlendirildiğini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Gaziantep il merkezindeki özel eğitim rehabilatasyon merkezlerinde görev yapan yirmi dört özel eğitim öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma öğretmen görüşlerine yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak ulaşılmış, nitel bir araştırmadır. Araştırma sonucuna göre özel eğitim öğretmenleri, öğretim programına uygun eğitim planı hazırlama ve öğrenme ortamı oluşturmada, çocuğun ihtiyacı, bireysel özellikleri, engel durumu, gelişimi, çevresel şartlar, ailenin maddi durumu, sosyo-kültürel özellikleri, çocuğun dil seviyesi, etkili iletişime uygun eğitim ortamında, milli ve manevi değerleri dikkate aldıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenler, öğretme ve öğrenme sürecini yönetmede, özel eğitim için gerekli olan becerileri sergilemede empati kurma, tüm duyulara hitap etme, sabırla tekrar etme, zamanı etkin kullanma, farklı yöntem ve teknikler kullandıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenler, dersleri öğrencilerin günlük yaşamlarıyla ilişkilendirme, özel gereksinimi olan öğrencileri ve çevresel özellikleri dikkate dikkate alma, öğrenciye yönelik ders etkinlikleri hazırlama, eğitim öğretim faaliyetlerinde iş birliği yaptıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenler, sınıfta istenmeyen davranış ve durumlarla baş etme, ölçme ve değerlendirmede süreç ve sonuç odaklı yöntemler kullanma, ölçme ve değerlendirmeyi objektif ve adil olarak yaptıklarını belirtmişlerdir.

Mesleki becerilerMesleki yeterlilikRehabilitasyon merkezleri+3
Tayyar Tutsoy
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk sinemasında eğitim yöneticisi ve müfettiş algısının incelenmesi

Sinema hareketli resimlerin bir araya gelmesiyle oluşan, izleyicisine bir mesaj verme isteği bulunan bir kitle iletişim aracı olarak günümüzde etkinliğini sürdürmektedir. İçeriğinde bulunan mesajlar ve düşünceler, göstergeler ve ifadeleri analiz ederek anlamlandırma yoluna gidildiğinde anlaşılabilmektedir. Çalışmamızda Türk sinemasında eğitim yöneticilerinin nasıl algılandığını incelemek amaçlanmıştır. Türk sinemasında eğitim yöneticilerinin algılanışlarını incelemek amacıyla ele alınan 13 film göstergebilim ve söylem analizi yöntemleri ile incelenmiştir. İnceleme sonucuna göre eğitim yöneticilerinin hem olumlu yönleriyle hem de olumsuz yönleriyle seyirciye sunulmuş olduğu görülmüş ve izleyici tarafından her iki türlü de algılandıkları ortaya çıkmıştır. Ayrıca içinde bulunulan siyasal, toplumsal, ekonomik koşulların eğitim yöneticileri üzerinde etkisini gösterecek şekilde sinemaya aktarıldığı tespit edilmiştir. İncelenen filmlerdeki yöneticilerin içinde bulunulan toplumsal koşullara göre değerlendirildiğinde bir anlam arz etmekte olduğu görülmüştür. Çalışma eğitim yöneticilerinin algılanışlarının eğitimi ve eğitim yöneticilerini geliştirme amacı taşıyan uygulamalara fikir verebileceği düşünüldüğünden önem arz etmektedir

AlgıDenetçilerEğitim yönetimi+3
Muhammed Çelik
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim öğrencilerine MEB tavsiyeli 100 temel eserden yazarı Türk olan romanların değerler eğitimi açısından incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, ortaöğretim seviyesinde okuyan öğrencilere 2004 yılından beri MEB tavsiyesiyle okutulan 100 Temel Eser arasından seçilen Türk yazarlara ait 7 (yedi) romanda kazandırılması ön görülen milli, manevi, dini, sosyal-kültürel ve evrensel değerlerin araştırılmasıdır. Çalışmada denek ve katılımcı tepkiselliği sorununa neden olmayan, alan yazını analiz ederek araştırma sorularını detaylı açıklayabilme olanağı veren doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır.Çalışma kapsamında 100 Temel Eser arasındaki romanlardan ölçüt örnekleme yöntemiyle seçilen 7 adet roman incelenmiştir. İlgili değerlerin romanlarda hangi sıklıkla işlendiği ve alt kategoride hangi değerler gözetilerek verilmeye çalışıldığı yerli, Türk yazarlar ve onların romanları üzerinden incelenmiştir. Verilerin analizi basamağında romanların tüm içeriği analiz kapsamına alınmıştır ve romanların analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, incelenen romanlarda en çok bulunan değerler sevgi, yardımseverlik, estetik, merhamet-duyarlılık paylaşımcılık-dayanışma, saygı, dürüstlük-doğruluk, emek-çalışkanlık, fedakârlık değerleridir. En az bulunan değerler ise vefa, erdem, iffetli olma, dini bayramlar, bilgelik, güven, sağlıklı olma, iradeli olma, barış, bilimsellik değerleridir.İncelenen romanlarda doğruluk-dürüstlük, misafirperverlik, Tanrı inancı, merhamet-duyarlılık, paylaşımcılık-dayanışma, adil olma, emek-çalışkanlık, barış, sağlıklı olma ve estetik değerleri en çok "İbrahim Efendi Konağı"ında, vatanseverlik, bağımsızlık, kahramanlık, birlik- beraberlik, fedakârlık ile vatan ve millet menfaatlerini öncelikle gözetme değerleri en çok "Esir Şehrin İnsanları"ında, sevgi, hoşgörü, evlilik değerleri en çok "Tütün Zamanı (Zeliş-1) de, saygı, sorumluluk, uygar-onurlu olma değeri "Eskici ve Oğulları"ında, yardımseverlik değeri en çok "Esir Şehrin İnsanları" ile "İbrahim Efendi Konağı"ında, Aile birliğine önem verme ve ahlaklı olma değerleri en çok "Gençlerle Baş başa" da yer verildiği tespit edilmiştir.

100 temel eserDeğerler eğitimiKültürel değerler+5
Ahmet Karacan
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeyleri ve iş tatmin düzeyleri arasındaki ilişki

Bu çalışma özel eğitim öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyleri ve iş tatmin düzeyleri arasındaki ilişkinin ortaya konulmasını amaçlamaktadır. Bu yönüyle araştırma ilişkisel tarama modellerindendir. Araştırmanın katılımcıları 2021-2022 eğitim yılında Kastamonu ilinde bulunan kamu okullarındaki özel eğitim sınıfları ve özel eğitim okullarında görev yapan 160 özel eğitim öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmada veriler kişisel bilgi formu, Maslack Tükenmişlik Envanteri ve Minnesota İş Tatmin Ölçeğinden oluşan üç farklı veri toplama aracı kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak çözümlenmiştir. Bu doğrultuda verilerin çözümlenmesinde betimsel istatistiklerin yanı sıra parametrik testlerden tek yönlü varyans analizi uygulanmıştır. Değişkenler arasında anlamlı düzeyde fark olup olmadığını belirlemek amacıyla Tukey HSD testine başvurulmuştur. Ayrıca ikili karşılaştırmalarda ise bağımsız örneklem t testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre özel eğitim öğretmenlerinin tükenmişliklerinin yaş, medeni durum, öğrencilerinin yetersizlik türü, sınıf mevcudu ve mesleki kıdem değişkenlerine göre farklılık göstermediği belirlenmiştir. Cinsiyet, görev yapılan okul türü değişkenlerinde farklılıklar tespit edilmiştir. Erkeklerin özel eğitim öğretmenlerinin kadın özel eğitim öğretmenlerine göre daha fazla tükenmişlik yaşadıkları; özel eğitim anaokulunda görev yapan özel eğitim öğretmenlerinin diğer okul türlerinde görev yapan özel eğitim öğretmenlerine göre daha fazla tükenmişlik yaşadıkları görülmüştür. İş tatmini sonuçlarına göre özel eğitim öğretmenlerinin yaş, medeni durum, öğrencilerinin yetersizlik türü, sınıf mevcudu ve mesleki kıdem değişkenine göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir. Cinsiyet ve görev yapılan okul türü değişkenine göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Kadın özel eğitim öğretmenlerinin erkek özel eğitim öğretmenlerine göre daha fazla iş tatmini yaşadıkları; ilkokul özel eğitim sınıfında görev yapan özel eğitim öğretmenlerinin diğer okul türlerinde görev yapan özel eğitim öğretmenlerine göre daha fazla iş tatmini yaşadıkları ortaya konulmuştur. Yapılan analiz neticesinde de tükenmişlik ile iş tatmini arasında anlamlı düzeyde negatif yönlü bir ilişki olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.

Vural Yılmaz
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan öğretmenlerin sağlık okuryazarlık düzeylerinin belirlenmesi ( Kastamonu ili ve Ankara ili Keçiören ilçesi örneği)

Öğretmenlik özel bir meslektir ve işlevi bakımından eskiden beri süregelen bir önemi vardır. Geleceğimiz için önemi oldukça yüksek olan, öğretmenlere emanet ettiğimiz çocuklarımızın okul ortamında ne düzeyde sağlık bilgisine sahip öğretmenler tarafından yetiştirildiğini bilmek ve sağlık açısından güvende olduğunu hissetmek de dikkate değerdir. Okullarda eğitim veren öğretmenlerimizin sağlık okuryazarlığı konusunda bilgili ve deneyimli olması oluşabilecek herhangi bir tehlike karşısında hazır halde bulunması ve ilk yardım çalışmaları ile müdahale etmesi tehlikeleri önleme ya da en aza indirme açısından önemlidir. Bu çalışmanın amacı Kastamonu İli merkez ilçede bulunan devlet okulları ve Ankara İli Keçiören ilçesinde yer alan devlet okullarında görev yapan ilkokul, ortaokul ve lise öğretmenlerinin sağlık okuryazarlığı düzeylerinin belirlenmesidir. Bu doğrultuda araştırmada veri toplama aracı olarak öğretmenlerin sağlık okuryazarlık düzeylerini belirlemek için Prof. Dr.Pınar Okyay ve Doç Dr. Filiz Abacıgil tarafından uyarlanmış olan ve 47 sorudan oluşan Avrupa Sağlık Okuryazarlığı- Türkçe ( ASOY-TR) formu kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Ankara (Keçiören) ve Kastamonu (Merkez) ilinde ilkokul, ortaokul ve lise düzeyinde görev yapan 350 öğretmen olarak amaçlanmış ancak 331 öğretmenden oluşmaktadır. Kullanılan ölçek belirlenen okullarda görev yapan öğretmenlere uygulanmıştır. Veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda öğretmenlerin sağlık okuryazarlık seviyeleri yaşa, cinsiyete, medeni duruma, alışkanlıklarına, çalışma yılına, kıdemine, çalıştığı birime ve çalıştığı il ve ilçeye göre beklenilenden daha düşük bulunmuştur.

Akademik okuryazarlıkBranş öğretmenleriGelişen okuryazarlık+5
Belma Berk Alıç
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim örgütlerinde istihdam edilen engelli bireylerin iş yaşamında karşılaştığı güçlükler

Araştırmanın amacı, Kastamonu'da kamu okullarında görev yapan engelli öğretmenlerin iş yaşamları ile ilgili deneyimlerini ve görev yaptıkları okullardaki yöneticilerin bu öğretmenlere yönelik görüşlerini ve tutumlarını ortaya koymaktır. Bu amaçla Kastamonu il merkezinde görev yapmakta olan 11 engelli öğretmene ve onların görev yaptıkları okulların yöneticisi olan 10 kurum yöneticine yarı yapılandırılmış görüşme formları uygulanmıştır. Bulgular, engelli öğretmenlerin iş tanımları, iş ortamları, tutumlar ve erişilebilirlik konularında genellikle olumlu deneyimler yaşadığını ortaya koymaktadır. Engelli öğretmenlerin iş tatminleri ve kişisel gelişimleri üzerinde etkili olan başlıca faktörler arasında, esnek iş tanımları, uygun iş ortamı ve destekleyici tutumlar yer almaktadır. Özellikle iş yerinde sağlanan esneklikler ve destekler, engelli bireylerin iş verimliliğini ve memnuniyetini artırarak iş yerinde çeşitlilik ve dahil etmeyi teşvik etmektedir. Yöneticiler genel olarak engelli bireylerin iş hayatına katılımını desteklemekte, ancak bazıları engelli bireylerin sağlık durumlarına göre uygun görevlerde çalıştırılması gerektiğini savunmaktadır. Yöneticiler, engelli öğretmenlerin görev ve sorumluluklarının yasal düzenlemeler çerçevesinde ve sağlık durumlarına uygun olarak belirlenmesi gerektiğini ifade etmektedir. Bazı yöneticiler, engelli öğretmenlerin mevcut görevlerinin sağlık durumlarıyla uyumlu olmadığı ve daha uygun idari görevlerde çalışmaları gerektiği görüşündedir. Engelli öğretmenlerle çalışırken iş tanımlarının net olmaması ve süreğen hastalıklar nedeniyle derslerin aksaması gibi zorluklar yaşandığı belirtilmiştir. Kurumların fiziksel erişilebilirlik açısından bazı düzenlemeler yaptığı, ancak diğer engel gruplarına yönelik düzenlemelerin yetersiz olduğu belirtilmiştir. Diğer çalışanların engelli meslektaşlarına genellikle hoşgörülü ve destekleyici tutum sergilediği, ders programlarının engelli öğretmenlerin ihtiyaçlarına göre düzenlendiği görülmüştür. Yöneticilerin, engelli çalışanlara ve diğer çalışanlara eşit davranma konusundaki görüşleri çeşitlilik göstermekte; bazıları pozitif ayrımcılığın gerekli olduğunu savunurken, diğerleri eşit davranmanın verimliliği artıracağına inanmaktadır. Sonuç olarak, engelli bireylere uygun koşulların sağlanması ve onların potansiyellerine uygun işlerde çalıştırılmaları gerektiği vurgulanmıştır. Bu bulgular, eğitim kurumları ve iş yerlerinde engelli bireylerin karşılaştıkları engellerin kaldırılması ve onların iş hayatına daha etkin katılımının sağlanması için gerekli düzenlemelere rehberlik etmektedir.

Mihriban Yazıcı
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Duygu odaklı terapi yönelimli psiko-eğitim programının özel (üstün) yetenekli öğrencilerin öz-yeterlikleri üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, duygu odaklı terapi yaklaşımına dayalı psiko-eğitim programının, özel (üstün) yetenekli öğrencilerin öz-yeterlik düzeylerini geliştirmedeki etkililiğinin incelenmesidir. Bu maksatla araştırma fen lisesi veya seviyesindeki anadolu liselerinde öğrenim gören üstün yetenekli öğrencilerle gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla bu çalışma ile ülkemizin geleceğinde büyük bir etkiye sahip olacağı değerlendirilen üstün yetenekli öğrencilerin potansiyellerini tam olarak kullanabilmelerini sağlayabilmek maksadıyla öz-yeterliklerinin artırılması hedeflenmiştir. Araştırma, 2021-2022 eğitim-öğretim döneminde İzmir Atatürk Lisesi, Bornova Anadolu Lisesi, İzmir Kız Lisesi ve Cihat Kora Anadolu Lisesinde öğrenim gören üstün yetenekli öğrencilerle yürütülmüştür. Araştırmada, uygulanan psiko-eğitimin üstün yetenekli öğrencilerin "öz-yeterlik düzeyleri" üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla öntest, sontest ve izleme testinden oluşan, deney ve kontrol gruplu 2x3'lük deneysel desen kullanılmıştır. Deneysel araştırmanın çalışma grubunu, 10 (4 kız, 6 erkek); kontrol grubunu ise 12 (6 kız, 6 erkek) üstün yetenekli öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu ve Öz-Yeterlik Ölçeği kullanılmıştır. Deney grubuna toplam on bir haftalık duygu odaklı terapi yönelimli psiko-eğitim uygulanmıştır. Belirlenen deneysel desen çerçevesinde on bir hafta süren psiko-eğitimin başında ön test, bittikten sonra ise son test her iki gruba da uygulanmıştır. Ayrıca psiko-eğitim bitiminden sekiz hafta sonra iki gruba da izleme testi uygulanmıştır. Verilerin analizinde Mann Whitney U ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmış ve sonuçlar SPSS 25 programında analiz edilmiştir. Verilerin analizi neticesinde hem son test hem de izleme testi puan ortalamalarına göre deney grubundaki öğrencilerin sosyal öz-yeterlik alt boyutundaki ortalamalarının kontrol grubundaki öğrencilere göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu; ancak aynı gruba yapılan tekrar ölçümler neticesinde, deney grubundaki üstün yetenekli öğrencilerin öz-yeterlik ölçeğinin üç alt boyutunda da ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı gözlemlenmiştir. Yapılan deneysel çalışma neticesinde elde edilen verilerin üstün yetenekli öğrenciler başta olmak üzere tüm öğrencilerin öz-yeterliklerinin artırılması konusunda bir farkındalık yaratacağı, ayrıca üçüncü kuşak terapilerden olan duygu odaklı terapinin çeşitli alanlardaki etkililiğine de bir katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir. Anahtar Sözcükler: Duygu Odaklı Terapi, Özel (Üstün) Yetenekli, Öz-Yeterlik

Duygu odaklı terapiPsiko-eğitim programıTerapi+2
Hakan Bayrı
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bireylerin sahip oldukları psikolojik belirtilerin evcil hayvan sahibi olma durumlarına ve bazı değişkenlere göre incelenmesi

Bu çalışmada, bireylerin yaşadıkları psikolojik belirtilerin bir evcil hayvana sahip olup olmama durumlarına ve yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi gibi demografik özelliklere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Psikolojik belirtiler araştırmanın bağımlı değişkenini, evcil hayvana sahip olup olmama ve demografik değişkenler ise bağımsız değişkenlerini oluşturmaktadır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 337 evcil hayvanı olan ve 475 evcil hayvanı olmayan toplamda 812 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırma verileri demografik bilgi formu, Lexington evcil hayvanlara bağlanma ölçeği ve Kısa Semptom Envanteri kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizi sırasında SPPS 26.0 paket programı kullanılmış olup t-testi, ANOVA ve korelasyon analizlerinden faydalanılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre psikolojik belirtiler cinsiyete, yaşa, ilişki durumuna, eğitim düzeyine ve bir evcil hayvana sahip olup olmama durumuna göre farklılaşmaktadır.

AnksiyeteDepresyonEvcil hayvanlar+2
Elif Özil
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sa'dullâh el-Berde'î'nin Şerhu Tasrîfi'z-Zencânî adlı hâşiyesinin edisyon kritiği

Bu çalışmada Zencânî, Teftâzânî ve Sa'dullâh el-Berde'î hakkında özlü bir bilgi verildikten sonra Berde'î'nin sarf ilmi alanında kaleme aldığı Hâşiyetu Şerhi Tasrîfi'z- Zencânî adlı eserinin edisyon kritiği yapılmıştır. Söz konusu çalışmada, hâşiye olması münasebetiyle Teftâzânî'nin tüm ibareleri değil de gerekli kısımları izah edilmiştir. Sa'dullâh el-Berde'î'nin hâşiyesinde muhatap kitle göz önünde bulundurarak kapalı bir üslup yerine gayet anlaşılır ve akıcı bir dil kullanıldığı tespit edilmiştir. O, Teftâzânî'nin ibarelerini ilmî bir üslupla ele alarak kendisine yöneltilebilecek tenkitleri mantıkî kaide ve kurallarla incelemiştir. Şerhte yer alan tartışmalı konularda teslimiyetçi bir tavır takınmayarak tercihini objektif bir şekilde ortaya koyması da dikkat çekici husulardandır. Sa'dullâh el-Berde'î, okuyucunun kafasını karıştırmamak için hâşiyesini gereksiz tartışmalardan uzak tutmuştur. Teftâzânî'nin şerhinde eksik bırakılan konu ve ibareler Sa'dullâh el-Berde'î tarafından ustaca tamamlanarak araştırmacıların istifadelerine sunulmuştur. Geniş bir kaynak yelpazesine sahip olan hâşiye, konuyla ilgili sunulan örneklerin okuyucunun ufkunu genişletmesiyle de ön plana çıkmaktadır. Söz konusu hâşiye, daha sonra Teftâzânî'nin şerhi üzerine yazılan çalışmalara da ışık olmuştur.

ArapçaDil bilgisiHaşiye+6
Ömer Aydın
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin olumlu çocukluk yaşantıları ile çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı ebeveynlerin olumlu çocukluk yaşantıları ile çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmada ayrıca ebeveynlerin olumlu çocukluk yaşantıları ve çocuk yetiştirme tutumlarının çeşitli demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığına da bakılmıştır. İlişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilen araştırmanın evrenini Türkiye'de yaşayan ve ortaokul eğitimine devam eden çocuğu olan ebeveynlerden oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 31 ile 64 yaş aralığında yaş ortalaması 41.94 olan ve kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle belirlenen 313 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında ebeveynlerin demografik özelliklerini tespit etmek için Kişisel Bilgi Formu, olumlu çocukluk yaşantılarını değerlendirmek amacıyla Olumlu Çocukluk Yaşantıları Ölçeği (OÇY), çocuklarına karşı sergiledikleri tutumları ölçmeye yönelik Anne-Baba Tutum Ölçeği-C Formu (ABTÖ-C) kullanılmıştır. Araştırma kapsamında toplanan veriler normallik varsayımını sağladığı için parametrik karşılaştırma istatistikleri olan bağımsız gruplar için t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Kavramlar arası ilişki ise Pearson Momentler Çarpımı korelasyon katsayısı ile hesaplanmıştır. Değişkenler arasında korelasyon düzeyinin anlamlı çıkması ile basit regresyon analizi yapılmıştır. Veriler SPSS-22 Paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre; ebeveynlerin olumlu çocukluk yaşantıları ile çocuk yetiştirme tutumu alt boyutu olan demokratik tutum arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Olumlu çocukluk yaşantıları demokratik tutumu yordamaktadır. Çalışma kapsamında ele alınan değişkenlerin yaşa göre yalnızca demokratik tutum alt boyutunda farklılaştığı görülmektedir. Ebeveynlerin demokratik tutum alt boyutundan aldıkları puanların ebeveyn rollerine göre anlamlı bir fark gösterdiği sonucuna ulaşılmaktadır. Ebeveynlerin öğrenim düzeyi ile çocuk yetiştirme tutumu tüm alt boyutlarında anlamlı farklılaşmalar bulunmuştur. Çalışma kapsamında ele alınan değişkenlerin çocukluğun geçtiği yere göre yalnızca otoriter tutum alt boyutunda farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.

Ana-baba tutumuEbeveyn-çocuk ilişkisiEbeveynler+6
Mert Yavuz
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mesleki ve teknik eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin iş yaşam kalitesi algıları ile iş doyum düzeyleri arasındaki ilişki

Bu araştırma; mesleki ve teknik eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin iş yaşam kalitesi algıları ile iş doyum düzeyleri arasındaki ilişkiyi tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma nicel bir araştırma olup ilişkisel tarama modeli kullanılarak yürütülmüştür. Araştırma örneklemini 2021-2022 eğitim-öğretim yılı Sakarya ilinde bulunan kamuya ait mesleki ve teknik eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Veri toplamak amacıyla Van Laar vd. (2007) tarafından geliştirilen, Akar ve Üstüner (2017) tarafından Türkçeye uyarlanan "İş Yaşam Kalitesi Ölçeği" ile Weiss vd. (1967) tarafından geliştirilen Baycan (1985) tarafından Türkçeye uyarlanan "Minnesota İş Doyum Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler normal dağılım gösterdiği için T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), korelâsyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin iş yaşam kalitesi algılarının yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin iş yaşam kalitesine ilişkin görüşlerinde cinsiyet ve bulundukları okuldaki hizmet süresine göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Öğretmenlerin iş doyumu düzeylerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin iş doyum düzeylerine ilişkin görüşlerinde cinsiyet ve kıdeme göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Öğretmenlerin iş yaşam kalitesi algıları ile iş doyum düzeyleri arasında yüksek düzeyde, pozitif yönlü, anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca öğretmenlerin iş yaşam kalitesi algılarının, iş doyumu düzeylerini anlamlı bir şekilde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Meslek liseleriMesleki teknik eğitimTeknik liseler+6
Emre Özgöl
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mükemmeliyetçilik, duygu düzenleme ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişkiler

Bu araştırmada mükemmeliyetçilik, duygu düzenleme ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları uygun örnekleme yöntemi ile belirlenenen 322 (%65.2) kadın ve 172(%34.8) erkek olmak üzere toplam 494 kişiden oluşmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Frost Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği Kısa Formu, Kısa Semptom Envanteri ve Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 26 paket programı kullanılarak Bağımsız Gruplar t Testi, Tek Yönlü Anova, Pearson Korelasyon Analizi ve Bootstrap yöntemini esas alan regresyon analizi yapılmıştır. Analizler sonucunda mükemmeliyetçilik ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün kısmi aracı rolü olduğu tespit edilmiştir. Mükemmeliyetçilik değişkeninde; medeni durum ve yaşa göre anlamlı bir farklılık tespit edilmiş fakat cinsiyet ve eğitim düzeyine göre anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Duygu düzenleme güçlüğü değişkeninde; cinsiyet, yaş, medeni durum arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiş fakat eğitim düzeyine göre anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Psikolojik belirtiler değişkeninde; cinsiyet, medeni durum, yaş, eğitim düzeyi arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Değişkenlerin birbirleri ile ilişkilerine yönelik bulgularda ise; mükemmeliyetçilik ile duygu düzenleme güçlüğü değişkenleri, mükemmeliyetçilik ile psikolojik belirtiler değişkenleri, psikolojik belirtiler ile duygu düzenleme güçlüğü değişkenleri arasında pozitif yönde anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sonuçlar literatür ışığında tartışılarak alan uzmanları ve gelecekteki çalışmalar için öneriler sunulmuştur.

Demografik değişkenlerDuygu düzenlemeMükemmeliyetçilik+2
Uğur Sızır
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Romantik ilişkideki bireylerin bağlanma stillerinin duygu durumları ve birbirlerine bağlanma stilleri üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı romantik ilişkilerde, kişinin partnerinin bağlanma stili ile kendi duygu durumu arasındaki ilişkide kişinin bağlanma stillerinin aracı rolünü incelemektir. Buna ek olarak çiftlerin bağlanma stilleri ve duygu durumları demografik değişkenler açısından da incelenmiştir. Araştırmanın kapsamını 6 ay ve daha uzun süredir romantik ilişkisi olan 231 çift (231 kadın ve 231 erkek) oluşturmaktadır. Veriler amaçlı örnekleme yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler Kişisel Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (YİYE-II) ve Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği-21 (DASS-21) aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS.25 ve M-Plus sürüm 7 programı kullanılmıştır. Romantik ilişkilerde partnerlerden birisinin depresyon, anksiyete ve stres düzeyleri üzerinde diğer partnerin bağlanma stilinin yordayıcı etkisine bakabilmek ve kişinin kendi bağlanma stilinin aracı rolünü test edebilmek amacıyla yol (path) analizi yapılmıştır. Bağlanma stilleri (kaygılı ve kaçınan) ve duygu durumun (depresyon, anksiyete ve stres) demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit edebilmek amacıyla da tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve bağımsız örneklem t testi kullanılmıştır. Kadın katılımcıların duygu durumunu yordayan modelde, erkek kaygılı bağlanma puanları kadın kaygılı ve kadın kaçınan bağlanma puanlarını pozitif yönde yordamıştır. Kadın kaygılı bağlanma puanları kadın depresyon, kadın anksiyete ve kadın stres puanlarını pozitif yönde yordamıştır. Kadın kaçınan bağlanma puanları ise kadın depresyon ve kadın anksiyete puanlarını pozitif yönde yordamıştır. Erkek kaygılı bağlanma puanları kadın depresyon puanlarını doğrudan pozitif yönde yordamıştır. Ayrıca kadın kaygılı bağlanma puanları, erkek kaygılı bağlanma puanları ile kadın anksiyete ve kadın stres puanları üzerinde tam aracı, kadın depresyon puanları üzerinde ise kısmi aracı rol oynamıştır. Erkek katılımcıların duygu durumunu yordayan modelde, ise kadın kaygılı bağlanma puanları erkek kaygılı ve erkek kaçınan bağlanma puanlarını pozitif yönde yordamıştır. Erkek kaygılı ve erkek kaçınan bağlanma puanları erkek depresyon, erkek anksiyete ve erkek stres puanlarını pozitif yönde yordamıştır. Ayrıca erkek kaygılı bağlanma puanları, kadın kaygılı bağlanma ile erkek anksiyete, erkek depresyon ve erkek stres puanları üzerinde tam aracı rol oynamıştır. Erkek kaçınan bağlanma puanları da kadın kaygılı bağlanma ile erkek depresyon puanları üzerinde tam aracı rol oynamıştır. Anahtar Kelimeler: Bağlanma stilleri, Duygu durum, İkili (dyadic) analiz, Romantik ilişkiler.

BağlanmaBağlanma stilleriDuygudurum+3
Tuğçe İnkaya
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrenme stili ve öz düzenleme beceri düzeyinin başarı hedefleri üzerindeki etkisi

Bu araştırmanın amacı; üniversite öğrencilerinin öğrenme stili ve öz düzenleme becerisi ile başarı hedef yönelimleri arasındaki ilişkileri, bununla beraber başarı hedef yönelimlerinin; cinsiyet, akademik başarı algısı, ebeveyn öğrenim durumu ve sosyoekonomik düzey gibi değişkenler açısından nasıl farklılaştığı incelenmektir. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye de bulunan yükseköğretim kurumlarında öğrenimine devam eden 300 gönüllü üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Veriler online form üzerinden sosyal medya aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma verileri; Demografik Bilgi Formu, Maggie Mcvay Lynch Öğrenme Stili Ölçeği, Öz-Düzenleme Ölçeği ve 2x2 Başarı Yönelimleri Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmada incelenmek üzere toplanan verilerin analizi, SPSS 24.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Ulaşılan bulgular %95 güven aralığı ve .05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Verilerin normal dağılıma sahip olup olmadığı tespit edildikten sonra demografik verilerin analizi yapılmıştır. Bağımsız gruplar t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Analizler sonucunda farklılığa sebep olan grubu bulmak adına Post-hoc Testi yapılmıştır. Örneklem büyüklüklerine göre uygun olan Post-Hoc testleri kullanılmıştır. Öğrenme stili ile başarı yönelimleri arasında yine öz düzenleme ile başarı yönelimleri arasında bir ilişki olup olmadığı Korelasyon analizi ile incelenmiştir. Öğrenme stili ve öz düzenleme becerisinin başarı yönelimlerine etkisi Regresyon analizi ile tespit edilmiştir. İncelenen demografik değişkenlerden; cinsiyet, akademik başarı algısı, babanın öğrenim durumu ve sosyoekonomik düzeye göre başarı yönelimleri alt boyutlarında anlamlı farklılık görülürken sınıf düzeyi ve anne öğrenim durumuna göre bir farklılık olmadığı bulunmuştur. Öğrenme stili ile başarı yönelimleri arasındaki ilişkilere bakıldığında; öğrenme yaklaşma ve öğrenme kaçınma başarı yönelimi arttıkça görsel, işitsel ve kinestetik öğrenme stilinin arttığı bulunmuştur. Performans yaklaşma başarı yönelimi arttıkça işitsel ve kinestetik öğrenme stilinin, performans kaçınma başarı yönelimi arttıkça görsel, işitsel ve kinestetik öğrenme stilinin arttığı görülmektedir. Öz düzenleme ile başarı yönelimleri arasındaki ilişkilere bakıldığında; öğrenme yaklaşma başarı yönelimi arttıkça öz pekiştirme ve öz izleme becerisi artarken öz değerlendirme becerisi azalmaktadır. Öğrenme kaçınma başarı yönelimi arttıkça öz pekiştirme becerisi artarken öz izleme becerisi azalmaktadır. Performans yaklaşma ve performans kaçınma başarı yönelimi arttıkça öz izleme becerisi azalırken öz değerlendirme becerisi artmaktadır. Üniversite öğrencilerinin öğrenme stilleri ve öz düzenleme becerilerinin başarı yönelimlerini (öğrenme yaklaşma, öğrenme kaçınma, performans yaklaşma ve performans kaçınma) yordama düzeyini belirlemek için yapılan çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre; Bağımsız değişkenlerin öğrenme yaklaşma başarı yönelimindeki varyansın % 34' ünü, öğrenme kaçınma başarı yönelimindeki varyansın % 21' ini açıkladığı görülmektedir. Ulaşılan diğer sonuçlara göre; bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken olan performans yaklaşma başarı yönelimindeki varyansın % 12' sini, performans kaçınma başarı yönelimindeki varyansın % 20' sini açıkladığı bulunmuştur. Sonuç olarak öğrenme stili, öz düzenleme ve başarı yönelimleri arasında ilişki olduğu, öğrenme stili ve öz düzenlemenin başarı yönelimlerini yordadığı anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Öğrenme Stili, Öz Düzenleme, Başarı Yönelimleri.

Akademik başarıBaşarıÖlçekler+6
Sarya Nuran Kaplan
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 salgını sürecinde bireylerin ölüm kaygısı, yaşamda anlam düzeyleri, Covıd-19 korkusu ve umutsuzluk düzeylerinin HIV+ tanısı alma durumlarına göre karşılaştırılması

Bu çalışmada HIV tanısı alan ve almayan bireylerin COVID-19 salgını sürecinde ölüm kaygısı, yaşamda anlam düzeyleri, COVID-19 korkusu ve umutsuzluk düzeylerinin karşılaştırılmalı olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada nicel araştırma modellerinden ilişkisel taramaya dayalı nedensel-karşılaştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışma kapsamında bireylerin ölüm kaygısı düzeyini ölçmek amacıyla Türkçe Ölüm Kaygısı Ölçeği, yaşamda anlam düzeylerini ölçmek amacıyla Yaşamda Anlam Ölçeği, COVID-19 salgınına ilişkin yaşadıkları korkuyu ölçmek amacıyla COVID-19 Korkusu Ölçeği, umutsuzluk düzeylerini ölçmek amacıyla Beck Umutsuzluk Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veriler iki gruptan ayrı ayrı anket aracılığıyla gönüllülük esas alınarak toplanmıştır. HIV tanısı almayan 79 kişiye ve HIV tanısı alan 70 hastadan toplam 149 kişiden veriler toplanmıştır. Veriler SPSS 22 programı ile analiz edilmiş olup normalliğin değerlendirilmesinde çarpıklık ve basıklık katsayıları dikkate alınmıştır. Araştırma kapsamında normal dağılım gösteren veriler için karşılaştırmalı testlerden Bağımsız Örneklem T-Testi ve One Way ANOVA testi kullanılmış olup normal dağılım göstermeyen veriler içinse Mann-Whitney U ve Kruskal Wallis testleri kullanılmıştır. Ayrıca çalışmada ölüm kaygısı, yaşamda anlam düzeyi, COVID-19 korkusu ve umutsuzluk arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla Pearson Korelasyon analizi ve yaşamda anlamın, COVID-19 korkusunun ve umutsuzluk düzeyinin ölüm kaygısını yordama düzeyini incelemek amacıyla Çoklu Doğrusal Regresyon analizi yapılmıştır. Bu çalışma sonucunda HIV tanısı alan ve almayan bireylerin ölüm kaygısı, ölüm kaygısının alt boyutları, yaşamda anlam düzeyleri, yaşamda anlamın alt boyutları, COVID-19 korku düzeyleri ve umutsuzluğun gelecek beklentisi ve umut alt boyutları istatistiksel açıdan anlamlı bir şekilde farklılaşmamaktadır (p>.05). Ancak bireylerin umutsuzluk düzeyleri ve umutsuzluğun alt boyutu olan motivasyon kaybı düzeyleri HIV tanısı alıp almamalarına göre istatistiksel açıdan anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır (p<.05). HIV tanısı alan bireylerin almayan bireylere göre daha düşük düzeyde umutsuzluk yaşadıkları ve umutsuzluğun alt boyutu olan motivasyon kaybı düzeyine sahip oldukları tespit edilmiştir. Gelecek araştırmalarda araştırmacıların HIV+ olan bireylerin sağlık durumlarını nasıl değerlendirdiklerine yönelik bilgi alınması ve yapılacak çalışmaların bu bilgilerle birlikte ele alınması önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: HIV+, Ölüm Kaygısı, Yaşamda Anlam, COVID-19 Korkusu, Umutsuzluk

COVID 19HIVHastalanma kaygısı+6
Ayşe Gül Uçman
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin bireylerde ilişki istikrarının yordanmasında duygusal zeka ve erken dönem uyumsuz şemaların rolü

Bu araştırmada yetişkin bireylerde ilişki istikrarının yordanmasında duygusal zeka ve erken dönem uyumsuz şemaların rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma yöntemi olarak nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 201 kadın (%77.6) ve 58 erkek (%22.4) olmak üzere toplam 259 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, İlişki İstikrarı Ölçeği, Duygusal Zekâ Ölçeği ve Young Şema Ölçeği- Kısa Form 3 (YŞÖ- KF 3) kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarında katılımcıların cinsiyetlerine göre ilişki doyumu, ilişki yatırımı, bağlanım boyutlarında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. İlişki süresine göre ilişki doyumu, bağlanım ve seçeneklerin niteliğini değerlendirme düzeylerinde de gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmazken, ilişki yatırımı boyutunda gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Son olarak katılımcıların yaş gruplarına göre ilişki doyumu düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Bu farkın kaynağını belirlemek için yapılan Post-Hoc Scheffe Testi sonucuna göre 18-28 yaş arasındaki bireylerin ilişki doyumu ortalamaları 29-38 yaş grubundaki bireylere göre daha yüksektir. İlişki süresine göre ilişki istikrarı incelendiğinde ise alt boyutlardan yalnızca ilişki yatırımı arasında anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Bu farklılığın kaynağı araştırıldığında ise ilişki süresi 6 yıl ve üzeri olan grubun ilişki süresi 1-5 yıl olan gruba göre daha yüksek anlamlı ortalamaya, 1-5 yıl olan grubun ise 1 yıldan daha az ilişki süresi olan gruba göre daha yüksek ve anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İlişki doyumunu en fazla duygusal zekânın iyimserlik boyutunun yordadığı; onu sırayla erken dönem uyumsuz şemalardan duygusal yoksunluk, başarısızlık ve duyguları ifade etmenin izlediği, diğer bağımsız değişkenlerin yordayıcı etkilerinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Duygusal zekâ, erken dönem uyumsuz şemaları, ilişki istikrarı, romantik ilişki, yetişkin.

Duygusal ilişkiDuygusal zekaErken dönem uyum bozucu şemalar+4
Özge Şen
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Akılcı duygusal davranışçı terapi kuramına dayalı psikoeğitim programının sınav kaygısı düzeyine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, ADDT kuramına dayalı psikoeğitim programının sınav kaygısı düzeyine etkisinin incelenmesidir. Aynı zamanda katılımcılar demografik değişkenlere göre listelenmiştir. Bu bağlamda çalışma 2x3'lük ön test- son test- izleme testi ölçümlü deney-kontrol grubundan oluşan deneysel model ile yürütülmüştür. Araştırmanın örneklem grubunu 17-20 yaş aralığında İstanbul'da özel bir öğretim kurumunda eğitim gören 21 (14 kadın, 7 erkek) öğrenci oluşturmaktadır. Deney ve kontrol grubu seçkisiz atama yöntemi ile oluşturulmuştur. Çalışmaya ait demografik veriler araştırmacı tarafından hazırlanan Demografik Bilgi Formu ile sınav kaygısı düzeyi ise Friedben Sınav Kaygısı Ölçeği (FSKÖ) ile toplanmıştır. Deney grubuna 8 oturumluk ADDT kuramı temelli psikoeğitim programı uygulanırken, kontrol grubuna bir uygulama yapılmamıştır. Verilerin analizi SPSS 25.0 paket programı ile yapılmıştır. Verilerin çarpıklık ve basıklık katsayılarına bakılarak normal dağıldığı saptanmıştır. Bağımsız gruplar t- testi, tekrarlı ANOVA ve faktöriyel ANOVA ile ölçümler ve gruplar arası farkın anlamlılığına yönelik analizler yapılmıştır. Çalışmanın bulguları, ADDT kuramına dayalı psikoeğitim programının sınav kaygısı düzeyine etkisinin deney grubu lehine anlamlı olduğu sonucunu vermiştir. ADDT temelli psikoeğitim programına katılan deney grubu öğrencilerinin sınav kaygısı ön test puan ortalamasının istatistiksel olarak anlamlı şekilde azaldığı sonucuna varılmıştır. Deney grubu son test puan ortalaması ve izleme testi puan ortalaması deney grubu ön test puan ortalamasından düşüktür ve bu fark istatistiksel olarak anlamlıdır. Kontrol grubu ön test ve son test puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ancak kontrol grubu ön test sınav kaygısı puan ortalaması ve izleme testi sınav kaygısı puan ortalaması arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmadaki bu bulgular ışığında ADDT temelli psikoeğitim programının sınav kaygısını azaltmada etkili olduğu, üniversite sınavına hazırlanan öğrencilere ve bu alanda yapılan diğer çalışmalara katkı sağlayacağı saptanmıştır. Son olarak çalışmada ulaşılan bulgular yapılan diğer çalışmalar bağlamında tartışılarak uygulayıcılara ve ileride yapılacak yeni çalışmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Akılcı duygusal davranışçı terapiKaygı düzeyiPsiko-eğitim programı+3
Aleyna Bakırtaş
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerde bağlanma stilleri, duygusal şemalar ve duyguları ifade etme arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmadaki temel amaç, yetişkinlerin bağlanma stillerinin ve duygusal şemalarının, duyguları ifade etme becerileri ile ilişkisini incelemektir. Bunun yanı sıra araştırmanın değişkenlerinin cinsiyet, ilişki durumu, eğitim durumu, yaş gibi demogrofik değişkenler açısından incelenmesi bir diğer amaçtır. Araştırmada duyguları ifade etme bağımlı değişken, bağlanma stilleri ve duygusal şemalar bağımsız değişken olarak incelenmiştir. Araştırmaya 18-58 yaş arası, 374 yetişkin katılım sağlamıştır. Katılımcılardan 286'sı kadın (%76,5), 88'i erkektir (%23,5). Araştırmanın örneklemi uygun örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Duyguları İfade Etme Ölçeği, Leahy Duygusal Şemalar Ölçeği ve Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Verilerin analizleri IBM SPSS 25.0 paket programıyla yapılmıştır. Veri analiz teknikleri olarak; pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı, çoklu regresyon analizi, ANOVA ve bağımsız gruplar t testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre duyguları ifade etme düzeyinin açıklanmasında, bağlanma stilleri ve duygusal şemalardan oluşan çoklu regresyon modeli anlamlıdır. Bu bulguya göre bağlanma stilleri ve duygusal şemalar, duyguları ifade etme düzeyini anlamlı derecede yordamakta ve duyguları ifade etmeye ait varyansın %22'sini açıklamaktadır. Duyguları ifade etme ölçeğinden alınan toplam puan ve güvenli bağlanma arasında olumlu yönde bir ilişki bulunurken diğer bağlanma stilleri ile arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Olumlu, olumsuz ve yakınlık duygularının ifadesi alt boyutları ile güvenli bağlanma arasında pozitif yönde; yakınlık duygularını ifade etme ile kaygılı kararsız bağlanma stili arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki vardır. Bağlanma stilleri, duyguları ifade etme ölçeğinden alınan toplam puan ve alt boyutlardan alınan puan ile duygusal şemalar arasında anlamlı ilişkiler olduğu saptanmıştır. Duyguları ifade etme ve alt boyutlarının cinsiyete göre farklılaşmadığı ancak ilişki durumu, eğitim durumu va yaş değişkenlerine göre farklılaşmalar olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İlişkisi olmayanların olanlara göre olumlu duyguları ifade etme düzeyi, ilişkisi olanların ise olmayanlara göre olumsuz ve yakınlık duygularını ifade etme düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Duyguları ifade etme puan ortalamaları eğitim durumuna göre lise ve lisansüstü mezunları arasında lisansüstü mezunları lehine anlamlı bir farklılık göstermiştir. Yaş grubu 26-30 olan katılımcıların duyguları ifade etme düzeyleri, yaş grubu 31 ve üstü olanlara göre anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmanın bağımsız değişkenlerinde de demografik değişkenlere göre anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir.

BağlanmaBağlanma stilleriDuyguları ifade etme+3
Aslıhan Yıldırım
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Enneagram mizaç tipleri ile bağlanma stilleri arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi

Araştırmada temel amaç, enneagram mizaç tipleri ve bağlanma stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. İkinci amaç ise; enneagram mizaç tipleri ve bağlanma stillerinin demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesidir. Araştırmanın örneklemi; uygun örnekleme yöntemi ile seçilmiş olup, 188 kadın ve 90 erkek olmak üzere 278 kişiden oluşmaktadır. Enneagram mizaç tiplerine ilişkin veriler "Enneagram Kişilik Ölçeği", bağlanma stillerine ilişkin veriler "Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmanın problem cümleleri doğrultusunda nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Enneagram Kişilik Ölçeği'nin alt boyutlarını tip 1, tip 2, tip 3, tip 4, tip 5, tip 6, tip 7, tip 8 ve tip 9; Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği'nin alt boyutlarını ise güvenli bağlanma, kaygılı bağlanma ve kaçıngan bağlanma oluşturmaktadır. Cinsiyet değişkenine göre; Enneagram mizaç tiplerinden tip 1, tip 3, tip 5, tip 7 ve tip 8 alt boyutları cinsiyete göre anlamlı şekilde farklılaşmaktadır. Bağlanma stillerinde kaçıngan bağlanma alt boyutunda cinsiyete göre anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Araştırma verileri Pearson Korelasyon Analizi, Bağımsız Gruplar t Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; Ennagram mizaç tiplerinden tip 1 alt boyutu ile bağlanma stillerinden kaygılı bağlanma alt boyutu arasında, tip 2 ile güvenli bağlanma alt boyutu arasında, tip 3 ile güvenli bağlanma alt boyutu arasında, tip 4 ile güvenli bağlanma alt boyutu arasında, tip 5 ile kaçıngan ve kaygılı bağlanma alt boyutları arasında, tip 6 ile kaygılı bağlanma alt boyutu arasında, tip 7 ile güvenli ve kaçıngan bağlanma alt boyutları arasında, tip 8 ile kaçıngan bağlanma alt boyutu arasında ve tip 9 ile güvenli bağlanma at boyutu arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgular alanyazın bağlamında tartışılmış ve gelecek çalışmalara yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Kişilik, Mizaç, Enneagram, Bağlanma Stilleri.

BağlanmaBağlanma stilleriEnneagram+3
Fatma Tuğçe Kırbıyık
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) fizik sorularının öğretim programı, ders kitabı ve öğrenme-öğretme süreciyle karşılaştırılması

Bu araştırmanın genel amacı, Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) fizik sorularının öğretim programı, ders kitabı ve öğrenme - öğretme sürecine ne derece uygun olduğunu belirlenmesidir. Yapılan literatür taramalarında fizik dersi için ülkemizde yapılan merkezi sınavlarda ve uluslararası sınavlarda istenilen başarıya ulaşılamadığı görülmektedir. Bu araştırmada hedeflenen başarıdan daha düşük düzeyde olmamızın nedenleri irdelenmeye çalışılmıştır. Gerçekleştirilen araştırma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması olup alt desenlerinden çoklu durum çalışması yöntemi ile yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunda; Düzce ilinde orta öğretim kurumunda çalışan 35 fizik öğretmeni, Türkiye'nin çeşitli üniversitelerinde Fizik Eğitimi Bölümünde görev yapan 6 öğretim üyesi, 2018 Ortaöğretim Fizik Dersi Öğretim Programı, MEB Fizik Ders Kitapları, 2019 – 2020 yılında gerçekleşen TYT (toplam 14 soru) ve AYT (toplam 28 soru) sınav soruları yer almaktadır. Çalışmada; dört adet veri toplama aracı oluşturulmuştur. Veri toplama araçları olarak öğretmenlerin ders işleniş durumlarını belirlemek amacıyla oluşturulan "Öğretmen Görüş Alma Formu", TYT ve AYT sınavlarındaki soruların gerektirdiği becerileri belirlemek amacıyla 2019 ve 2020 YKS soru ve becerilerinin yer aldığı "YKS Soruları İçin Görüş Alma Formu", YKS fizik sorularının öğretim programındaki kazanımları karşılama durumu için "Kazanım – Soru Çizelgesi", YKS fizik sorularının çözümü için gerekli bilgilerin ders kitaplarında bulunma durumu için "Sınav Sorularının Gerektirdiği Bilgileri MEB Kitabında İnceleme Formu" kullanılmıştır. Verilerin toplanması aşamasında doküman inceleme ve görüşme kullanılmıştır. Kazanım – Soru Çizelgesi kullanılarak YKS fizik sorularının çözümü için gerekli kazanımlar belirlenmiştir. Sınav Sorularının Gerektirdiği Bilgileri MEB Kitabında İnceleme Formu kullanılarak YKS fizik sorularının çözümü için gerekli kazanımlara kitaplarda yer verilme durumu incelenmiştir. YKS Soruları İçin Görüş Alma Formu kullanılarak fizik sorularının çözümünde hangi becerilerin kullanıldığı belirlenmiştir. Öğretmen Görüş Alma Formu kullanılarak ders işleniş sürecinde hangi becerilere yer verildiği belirlenmiştir. Elde edilen verilerin analizi için betimsel analiz ve içerik analizi yöntemi uygulanmıştır. Kazanım – Soru Çizelgesi ve Sınav Sorularının Gerektirdiği Bilgileri MEB Kitabında İnceleme Formu için içerik analizi uygulanmıştır. YKS Soruları İçin Görüş Alma Formu ve Öğretmen Görüş Alma Formu için içerik ve betimsel analiz iç içe uygulanmıştır. Ders işleniş süreci için yapılan içerik analizi kodlamaları için google forms belgelerinde uyuşum yüzdesi %92, yüz yüze görüşmelerin içerik analizi kodlamaları için uyuşum yüzdesi %91 olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak öğretim programında yer alan beceriler belirlemiş, YKS fizik sorularının çözümü için gerekli bilgilerin MEB ders kitapları tarafından karşılandığı, YKS fizik sorularının çözümü için hangi becerilerin gerektiği ve ders işlenişi esnasında bu becerilere yer verilme durumu karşılaştırılmıştır. "Bilgi ve Metodolojiden Yararlanma", "Bilgiyi Hayatta İşlevsel Olarak Kullanma", "Mantıksal Düşünme", "Okuma (Terimsel)", "Sayı ve İşlem Becerisi" ve "Yorumlama" becerileri hem 2019-2020 yıllarında gerçekleşen TYT ve AYT sınavlarındaki fizik sorularının çözümünde hem de görüşme verilerine göre ders işleniş sürecinde gerekli beceriler arasında ortak olarak yer almıştır. "Problem Çözme", "Sunma (Bağıntısal) ve "Uzamsal Düşünme" becerileri 2019-2020 yıllarında gerçekleşen TYT ve AYT sınavlarındaki fizik soruların çözümünde gerekli olarak karşımıza çıkarken ders işleniş süreçlerinde bu becerilere yer verilmemiştir. "Teknoloji Kullanımı", "Bilgi ve Metodolojiyi Uygulama", "Sosyal ve Vatandaşlıkla İlgili Yetkinlikler", "Sistemler ve Bireyler Arası İşbirliği ve Liderlik" ve "İletişim" becerileri ders işleniş süreçlerinde kullanılırken 2019-2020 yıllarında gerçekleşen TYT ve AYT fizik sorularının çözümü için gerekli beceriler arasında yer almamıştır. Anahtar Sözcükler: Öğretim programı, ders kitabı, beceri, fizik eğitimi, YKS

Ders kitaplarıFizik eğitimiFizik öğretimi+3
Gülşen Bayram
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim yabancı dil öğretiminde kullanılan İngilizce ders kitaplarının karşılaştırmalı olarak incelenmesi: Türkiye, Avusturya ve Afganistan örneği

Bu çalışmanın amacı; farklı profillere sahip üç ülkede (Türkiye, Avusturya ve Afganistan) yabancı dil öğretiminde kullanılan İngilizce ders kitaplarındaki eğitsel ve kültürel içeriklerin benzerlik ve farklılıklarını ortaya koymak, bu bağlamda ders kitaplarını değerlendirmeden sorumlu kurumlara, yayınevlerine ve öğretmenlere katkı sağlayabilecek önerilerde bulunabilmektir. Çalışmada, nitel araştırma yönteminden faydalanarak ders kitaplarına içerik analizi yapılmış ve elde edilen bulgular karşılaştırmalı olarak ortaya konulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu, İngilizcenin yabancı dil olarak öğretildiği ülkelerin ortaöğretim birinci sınıflarında 2019-2020 yıllarında okutulan, ilgili bakanlık onaylı, İngilizce ders kitapları oluşturmaktadır. Çalışmaya dahil edilen üç ders kitabından biri çalışmanın gerçekleştirildiği Türkiye'den Teenwise 9, ikincisi Avusturya'dan Englisch BHS 1: Start Up, üçüncüsü ise Afganistan'dan English for Afganistan 10'dur. Seçilen bu ders kitapları; içerdikleri kişi ve karakterlerin özellikleri, örtük mesajları, kültürel ögeleri, temel dil becerileri, dil alt becerileri ve öz değerlendirme etkinlikleri açısından analize tabi tutulmuştur. Elde edilen bulgular, üç ders kitabının benzer aynı zamanda farklı yönleri olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışmada incelenen ders kitaplarında yer verilen kişi ve karakterler cinsiyetlerine, ait oldukları meslek gruplarına, yaş dönemlerine, gerçek veya kurgu ürünü olmalarına göre farklı dağılımlar ve özellikler göstermektedir. Örtük mesajlara üç ders kitabında da yer verilirken bu mesajların içeriği ders kitaplarına göre çeşitlilik göstermektedir. Kitapların hepsinde yerel kültür, hedef kültür ve yabancı kültür aktarımı yapılmakla beraber her kitapta öne çıkan kültür türü farklıdır. Ayrıca, üç ders kitabının yalnızca birinde tüm dil becerilerinin öğretimine yer verilmektedir. Ders kitaplarındaki dil becerileri öğretimi, benzer içeriklerle fakat farklı yaklaşımlarla yapılmaktadır. Kitaplar, öz değerlendirme etkinliklerine yer verme durumları ve bu etkinliklerinin yapısı açısından da farklılık göstermektedir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, ders kitaplarında kadın ve erkek karakterlerin temsiliyeti konusunda adil bir tutum sergilenmesi, hedef kitleyi oluşturan ergenlik dönemindeki karakterlerin sunumuna daha fazla yer verilmesi; örtük mesajlarda evrensel kabul görmüş değerlerle birlikte sağlık ve göç gibi güncel konuların da işlenmesi, kültürel içeriklerin oluşturulmasında çok kültürlü bir portföy çizilmesi, beceri etkinliklerinde dinleme ve telaffuz bilgisini geliştirmeye yönelik etkinliklerin yer alması ve son olarak öğrencinin metabilişsel düşünme becerisinin gelişimini sağlayacak öz değerlendirme etkinliklerinin sunulması önerilmektedir.

AfganistanAvusturyaDil becerileri+7
Sümeyra Merve Koç
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin çocukluk çağı travmaları ile ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı, çocukluk çağı travmaları ile ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bununla birlikte çocukluk çağı travmaları ve ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaların sosyo-demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediği incelenmek istenmiştir. Araştırmanın örneklemini seçkisiz olmayan uygun örnekleme yöntemi ile belirlenen 18-28 yaş aralığındaki 400 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Bu araştırma kapsamında veri toplama aracı olarak 'Kişisel Bilgi Formu', 'Küçük Travma Yaşantılarını Belirleme Ölçeği', ve 'İlişkilerle İlgili Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği' kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler IBM SPSS Statistics 23 programı ile analiz edilmiştir. Analizlerde Bağımsız Gruplar T Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda çocukluk çağı travmaları ile ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar arasında pozitif yönde pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür.

Yasemin Duran
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin öğrencilerle ilişkilerinde etik dışı davranışlarına ilişkin öğretmen görüşleri

Etik, bireysel ve toplumsal ilişkilerimizin temellerini oluşturan değerleri, kuralları ve normları, iyi-kötü veya doğru-yanlış gibi ahlaki kavramlar açısından araştıran bir felsefi disiplindir. Öğretmenlerin öğrencileriyle ilişkilerinde karşılaştıkları sorunlarla ilgili "Ne yapmalıyız?" sorusunun cevabını verebilecek en güçlü kavram olması nedeniyle etik değerlerin okullarda benimsenmesi ve uygulanması oldukça önemlidir. Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin öğrencilerle ilişkilerinde gösterdikleri etik dışı davranışların belirlenmesi, bu davranışların nedenleri ve önlenmesi için neler yapılması gerektiğine ilişkin öğretmen görüşlerinin ortaya konulmasıdır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması ve bütüncül çoklu durum alt deseni ile yürütülmüştür. Bu bağlamda 2022-2023 eğitim öğretim yılında Düzce ili, Merkez, Kaynaşlı ve Gölyaka ilçelerindeki Anadolu liselerinde görev yapan ve mesleğinde en az on yılını doldurmuş, 14 (on dört) öğretmen ile görüşme yapılmıştır. Yarı yapılandırılmış form hazırlanarak üç adet açık uçlu soru ve bu sorulara bağlı alt sorular oluşturulmuştur. Öğretmenlerle yapılan görüşmelerden elde edilen veriler betimsel analiz ve içerik analizi yaklaşımlarından yararlanılarak çözümlenmiş ve yorumlanmıştır. Katılımcıların görüşlerinden elde edilen bulgularda öğretmenlerin öğrencilerine karşı sergiledikleri etik dışı davranışlara ilişkin; öğretmenlerin öğrencilerle ilişkilerinde öğretmenlik mesleğine yakışmayan söylem ve davranışlarda bulundukları, öğrencilerle menfaat ilişkilerine girdikleri, kişisel düşüncelerini ve ideolojik yaklaşımlarını onlara dayattıkları, ayrımcılık yaparak adaletsiz davrandıkları, sınıflarda dersin amacının dışında şeylerle meşgul oldukları, öğrencinin özel hayatına saygı göstermeyerek öğrenci mahremiyetini ihlal ettikleri ve öğrencilere karşı tutarsız davranışlar sergiledikleri sonuçlarına ulaşılmıştır. Etik dışı davranışların nedenleriyle ilgili olarak; öğretmenlerin kendilerinden kaynaklanan bireysel nedenler, çevre ile ilişkilerde karşılaşılan sorunlar, denetim eksiklikleri, öğretmenlerin motivasyonlarını düşüren etkenler ve bunların dışındaki diğer faktörler belirlenmiştir. Etik dışı davranışların önlenmesine dair ise öğretmenler gerek hizmet öncesi gerekse hizmet sonrası öğretmen eğitimi ve gelişiminin sağlanması, yönetimlerden kaynaklanan sorunların çözümü, ekonomik kaygıların giderilmesi, çevre ile etkileşime dair meselelerin çözümü ve değerlerin geliştirilmesine yönelik görüşlerini ifade etmişlerdir. Elde edilen bulgu ve sonuçlar doğrultusunda etik değerlerin okullarda benimsenmesi ve yerleşmesine yönelik uygulayıcılara ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Etik, Etik dışı davranışlar, Meslek etiği, Öğretmen-Öğrenci iletişimi

Ersin Yaylalı
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin kayırmacı tutum ve davranışlarının okul etkililiği üzerine etkisi

Bu araştırma, okul yöneticilerinin kayırmacı tutum ve davranışları ile etkili okul arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, nicel araştırma yöntem ve tekniklerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak yapılmıştır. Araştırma örneklemi, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Düzce ili Merkez ilçesinde bulunan resmi ortaokul kademesinde görev yapan 427 öğretmenden oluşmaktadır. Öğretmenlerin okul yöneticilerinin kayırmacı tutum ve davranışlarına ilişkin algı düzeyi ile ilgili veri toplamak amacıyla Erdem ve Meriç (2012) tarafından geliştirilen "Okul Yönetiminde Kayırmacılık Ölçeği (OYKÖ)" kullanılmıştır. Öğretmenlerin etkili okul algı düzeyleri ile ilgili veri toplamak amacıyla ise Abdurrezzak ve Uğurlu (2019) tarafından geliştirilen "Etkili Okul Ölçeği (EOÖ)" kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, öğretmenlerin kayırmacılık algı düzeyleri çok düşük düzeyde olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin kayırmacılık algı düzeylerinde cinsiyet ve kıdem yılı değişkenlerine göre anlamlı farklılaşma mevcut iken yaş, mevcut okulda çalışma süresi, okul yöneticisi ile aynı sendikaya üye olma durumu değişkenlerine göre ise anlamlı bir farklılaşma tespit edilememiştir. Öğretmenlerin etkili okul algı düzeylerinin ortalamanın üstünde olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin etkili okul algı düzeyleri cinsiyet, yaş, mevcut okulda çalışma süresi, okul yöneticisi ile aynı sendikaya üye olma durumu ve kıdem yılı değişkenlerine göre anlamlı bir farklılaşma göstermediği tespit edilmiştir. Öğretmenlerin algılarına göre, okul yöneticilerinin kayırmacı tutum ve davranışları ile etkili okul arasında anlamlı, orta düzeyde ve negatif yönlü bir ilişki söz konusudur. Diğer bir bulguya göre ise öğretmenlerin okul yöneticilerinin kayırmacı tutum ve davranışlarına ilişkin algılarının, etkili okul algı düzeyini orta düzeyde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular çerçevesinde uygulayıcılara ve araştırmacılara çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

EğitimEğitim denetimiEğitim yönetimi
Özge Polat
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tasarım beceri atölye uygulamalarının değerlendirilmesine ve atölyelerin geliştirilmesine ilişkin öğretmen ve öğrenci görüşleri

Bu çalışmada 2018 yılının Ekim ayında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan 2023 Eğitim Vizyonu hedefleri doğrultusunda ilkokul, ortaokul ve liselerde kurulan Tasarım Beceri Atölyelerinin değerlendirilmesine ve atölyelerin geliştirilmesine ilişkin öğretmen ve öğrenci görüşleri araştırılmıştır. 2019 yılından itibaren kurulmaya başlanan atölyelerin mevcut durumlarının değerlendirilmesinin ve eğitimde verimliliğe katkısına dair bilgilere ulaşılmasının, bu atölyelerin verimliliğine ve sürekliliğine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu amaçla Düzce ilinde mevcut olan Tasarım Beceri Atölyelerinde 2021-2022 eğitim-öğretim yılında görev alan öğretmenlerden görüşme tekniği kullanılarak, bu atölyelerde eğitim-öğretim sürecine dahil olan öğrencilerden tutum ölçeği kullanılarak veriler toplanmıştır. Nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı çalışmada, yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ve 5'li likert tipi 32 sorudan oluşan "Tasarım Beceri Atölye Uygulamalarına İlişkin Öğrenci Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Gerçekleştirilen bu çalışmadan elde edilen veriler doğrultusunda atölyelerin 3 yıllık sürecine dair bilgiler derlenmiştir. Çalışma sonucunda öğrencilerin TBA uygulamalarını sevdiği ve devam ettirilmesini istediği, öğretmenlerin de bu uygulamaların eğitim-öğretim faaliyetlerine olumlu katkı sağladığını düşündüğü ancak öğretmenler ve atölyeler için teknik ve eğitici desteğe ihtiyaç duyulduğu bilgisine ulaşılmıştır.

Pelin Pehlivan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Eğitim Denetimi Sistemini yeniden tasarlamak

Denetim, kurumun etkinliğini ve verimliliğini artırmak üzere yürütülen bir yönetim sürecidir. En küçük kurumlardan çok uluslu şirketlere ve uluslararası kuruluşlara kadar tüm örgütlerde denetim sistemine ihtiyaç vardır. Eğitimde etkililiği sağlamak hem bireysel hem de toplumsal yararı üst düzeye çıkarmak için eğitim sürecinin dikkatle izlenmesi ve değerlendirilmesi gerekir. Bu araştırmanın amacı, Türkiye Eğitim Denetim Sisteminin mevcut durumu, sorunları/ çözüm önerilerini kısaca tanıtmak ve ardından denetimin etkililiğini arttırmak için "Türkiye Eğitim Denetimi Sistemini Yeniden Tasarlamak" ve geleceğe yönelik bir "Etkili Bir Denetim Modeli" geliştirmektir. Araştırmada, eğitim denetimi, denetimin sorunları ve çözüm önerileri, etkili eğitim denetimi, konularındaki alanyazın taranmış, ayrıca çeşitli ülkelerin denetim sistemleri karşılaştırmalı olarak betimlenmeye çalışılmıştır. Türkiye Eğitim Denetim sisteminin tarihsel süreç içindeki durumu analiz edilerek "Etkili Bir Denetim Model Önerisi" geliştirilmesi öngörülmüştür. Konu ile ilgili yurt dışında ve Türkiye'de yapılan bilimsel çalışmalar ve geliştirilen denetim modelleri incelenmiş, araştırmalarda elde edilen sonuç ve öneriler analiz edilmiştir. Araştırma, doküman analizi yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ikinci bir veri toplama yöntemi olarak doğal/yapılandırılmamış gözlem yöntemi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; (1) "İlköğretim Müfettişi, Eğitim Denetmeni, Eğitim Denetçisi, Maarif Müfettişi" gibi isim ve makyaj düzenlemelerinin ötesinde felsefi ve yapısal düzenlemelere ihtiyaç olduğu, (2) Denetimin tarihi süreç içinde kontrol odaklı ve açık arayan bir anlayıştan daha çok rehberlik ağırlıklı bir anlayışa dönüşmeye başladığı, (3) Türkiye eğitim denetimi sisteminde müfettişlerin seçilmesi ve yetiştirilmesi konusunda tutarlı politikaların izlenmediği, Müfettiş seçiminde niteliği önceleyen nesnel ölçütlerin yerine kişisel uygunluğun tercih edilmesi müfettişlerin saygınlık ve statüsünü azalttığı, (4) Müfettişlerin mesleki rehberlik yapma ve iş başında yetiştirme hususlarında gerekli yeterliklere sahip olmadıkları, (5) Eğitim müfettişlerinin eğitim ve öğretim etkinliklerinin planlanmasında ve yürütülmesinde istenen yardımı yapamadıkları, öğretmenlere yardımcı olmak için müfettişlerin yeterli zamanlarının olmadığı, (6) Müfettişlerin soruşturma görevlerinin rehberlik rollerini olumsuz etkilediği, soruşturma ve rehberlik görevinin aynı kişide toplanmasının, müfettiş - öğretmen ilişkilerini zedelediği, güven sorunu oluşturduğu, (7) Türkiye'de eğitim denetimi sisteminin Bakanlık Müfettişliği ve Eğitim Müfettişliği olmak üzere ikili bir yapılanması olduğunu, bu farklı yapılanmanın çeşitli platformlarda ilgililer tarafından çift başlılık olarak değerlendirildiği ve bu durumun denetimde etkililiği ve verimliliği düşüren nedenler arasında olduğu, (8) PİSA sınavlarında başarılı olan ülkelerin çoğunda Türkiye'deki denetim sürecinden farklı olarak tüm paydaşların katılımı ile denetimlerin gerçekleştirilmesi yönünde eğilimlerin olduğu, (9) İncelenen tüm ülkelerde öz değerlendirmenin, bir iç denetim mekanizması rolü oynadığının görüldüğü, (10) Bu ülkelerin tamamında eğitim öğretim faaliyetlerinin genelden özele doğru bir akış içinde denetlendiği ve denetimin rehberlik ağırlıklı, süreci geliştirmeye yönelik bir araç olarak kurgulandığı ve denetim mekanizması eğitim sisteminin bir parçası olarak var olduğu, (11)İncelenen ülkelerde öğretmen performansını belirlenmesi ve bu değerlendirmenin esas alındığı, liyakat ve kariyer sisteminin var olduğu, öğretmen performansının belirlenmesinde okul müdürünün büyük oranda sorumlu tutulduğu ancak öz değerlendirme akreditasyon ve benzeri çağcıl uygulamaların da olduğu, (12) Türkiye'de de benzer şekilde müfettişlerin her eğitim kademesinde denetim uygulamalarını yürüttükleri ancak bu denetimin ağırlıklı olarak yasal düzenlemelerin yerine getirilip getirilmediği hususuna odaklandığı bulguları elde edilmiştir. Araştırmada eğitim denetiminin öne çıkan sorunları; (1) Paradigma ve Felsefe Sorunu, (2) Çift Başlılık ve Hiyerarşik Bağlılıktan Kaynaklanan Sorunlar, (3) Müfettişlerin Atanma, Yetiştirilmelerine ve Kariyer Basamakları Olmamasına İlişkin Sorunlar, (4) Rehberlik ve Yargıçlık Görevinin Bir Arada Yürütülmesi, İş Yoğunluğu ve Görev Tanımlarındaki Belirsizlikten Kaynaklanan Sorunlar, (5) Denetlenenlerin Denetime İlişkin Olumsuz Algıları ve Korku Kültürü ve Mesleki Etik Sorunlar, (6) Eğitim Denetiminin İşleyişinden ve Yönetim Kademeleri İle İletişim/Koordinasyona İlişkin Sorunlar olarak tespit edilmiştir. Araştırmada şu önerilerde bulunulmuştur: (1) Kontrol odaklı ve açık arayan bir anlayıştan daha çok rehberlik ağırlıklı bir anlayışa dönüştürmeye yönelik yasal düzenlemeler yapılmalıdır. (2) Türkiye Eğitim Denetimi Sisteminin yapısı, istikrara kavuşturulmalıdır. (3) Türkiye Eğitim Denetimi sisteminde, Bakanlık Merkez Müfettişleri ve İl Müfettişleri şeklindeki çift başlı sistemden denetimin tek çatı altında birleştirildiği doğrudan Bakanlığa bağlı bölge sistemine geçilmelidir. (4) Eğitim (İlköğretim) Müfettişliğine seçilme konusunda; niteliği arttırıcı, hizmet öncesinde denetim formasyonu ve uzmanlığı kazandıracak lisans programları açılması yönünde düzenlemeler yapılmalı, müfettişlerin hizmet öncesinde ve hizmet içinde aldıkları eğitiminin planlı ve sürekliliği sağlanmalı, nitelik olarak mesleki gelişmelerini sağlayacak akademik düzeye çıkarılmalıdır. (5) Müfettişlerin görev ve iş tanımlarının açık ve net olarak yapılarak belirsizlikler ortadan kaldırılmalıdır. (6) Müfettişlerin belirli sayıda okul/kurum ve personelin rehberlik ve denetiminden sorumlu olacak şekilde düzenleme yapılmalı, belirlenecek müfettiş normuna uygun istihdam sağlanmalıdır. (7) Okul/kurumlar ve öğretmenler için öz-değerlendirme sistemi getirilmeli, denetim ve değerlendirme sonuçları kamuoyuyla paylaşılmalıdır. (8) Dünyadaki gelişme ve değişmelere uygun, çağdaş denetim anlayışını benimseyen, tarihsel birikimimizi ve toplumsal toplumsal değerlerimizi esas alan yeni bir bakış açısı ile denetim sistemi yeniden yapılandırılmalıdır. (9) Türkiye eğitim denetimi sisteminde yaşanan sorunların ortadan kaldırılması için; "yeni bir denetim paradigması ve felsefesi belirlenmesi, müfettişlerin seçilme, atanma ve kariyer sisteminin güncellenmesi, denetim sisteminin sorunları çözecek ve rehberlik merkezli denetim anlayışına göre yeniden yapılandırılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Denetim, Denetim Modeli, Etkili Denetim

Nevzat Öztürk
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin öznel iyi oluş düzeyleri ile örgütsel tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, okul yöneticilerinin öznel iyi oluş ve tükenmişlik düzeylerinin çeşitli değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini, öznel iyi oluş ve tükenmişlik düzeyleri arasında anlamlı ilişki olup olmadığını belirlemektir. Araştırmanın çalışma evrenini, Kastamonu merkez ve merkeze bağlı köylerde, Kastamonu ilçeleri ve ilçelere bağlı köylerdeki kamu okullarında görev yapan 718 okul yöneticisi oluşturmaktadır. Evrendeki okul yöneticilerinin sayısının ulaşılabilir nitelikte olması nedeniyle örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Bu nedenle araştırma tam sayım evren araştırması olarak yürütülmüştür. Araştırmada verilerin toplanması için Kişisel Bilgi Formu, Öznel İyi Oluş Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatiksel analizleri SPSS 27 yazlımı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde Bağımsız Gruplar t-testi ve ANOVA testi kullanılmış, Çoklu Doğrusal Regresyon analizine ve Pearson korelasyon katsayısına başvurulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, okul yöneticilerinin öznel iyi oluş düzeylerinin Covid-19 geçirme durumuna ve öğretmen sayısına göre anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur. Okul yöneticilerinin tükenmişlik düzeylerinde ise duyarsızlaşma alt boyutunda medeni durum, Covid-19 geçirme durumu, yaş, çocuk sayısı, mesleki kıdem; kişisel başarı alt boyutunda Covid-19 geçirme durumu ve hafta sonu çalışma durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Okul yöneticilerinin öznel iyi oluş düzeyleri ile duygusal tükenme ve duyarsızlaşma düzeyleri arasında orta düzeyde negatif bir ilişki, kişisel başarı düzeyleri arasında orta düzeyde pozitif bir ilişki olduğu; duygusal tükenmenin öznel iyi oluşu negatif yönde ve kişisel başarının ise öznel iyi oluşu pozitif yönde yordadığı belirlenmiştir.

Şennur Bakı
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul İngilizce ders kitaplarının eğitim programının bileşenlerine göre incelenmesi

Bu araştırma, ortaokul İngilizce ders kitaplarının eğitim programı bileşenlerine göre nasıl bir yapıya sahip olduğunu betimlemeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında; eğitim programının hedefler, içerik, öğrenme-öğretme süreci ve değerlendirme bileşenleri dikkate alınarak kitapların bu bileşenlere ne ölçüde uyum sağladığı incelenmiştir. Nitel araştırma yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen bu çalışmada, 21 İngilizce öğretmeni ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve öğretmenlerin kitapların eğitim programı bileşenlerine uygunluğu hakkındaki görüşleri, deneyimleri ve önerileri toplanmıştır. Bu bulgular, ortaokul İngilizce ders kitaplarının 2018 yılında yayınlanan İngilizce Öğretim Programına uygunluğu konusunda farklı perspektifler sunmaktadır. Öğretmenlerin görüşlerine dayanarak, ortaokul İngilizce ders kitaplarının İngilizce Öğretim Programının hedeflerine ve içeriğine nispeten uyum sağladığı ancak öğrenme-öğretme süreci ve ölçme-değerlendirme açısından eksiklikler taşıdığı sonucuna varılmıştır. Bu çalışmanın bulguları, öğretmenlerin interaktif ve iletişim odaklı bir sınıf ortamı oluşturma eğilimini ortaya koymaktadır, bu da eğitim programının temel hedefleri arasında yer almaktadır. Araştırma sonuçları, ders kitaplarının eğitim programı ile daha uyumlu bir şekilde hazırlanması halinde amacına daha iyi hizmet edeceğini işaret etmektedir.

Dila Şahzen Çelebi
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Lise seçimine ilişkin akılcı olmayan inançlar ölçeği'nin geliştirilmesi

Bu araştırmada, ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin lise seçimine ilişkin akılcı olmayan inançlarını ölçen geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu oluşturan 8. sınıfa devam eden416 ortaokul öğrencisine 31 maddelik deneme formu uygulanmıştır. Ölçeğin yapı geçerliğini belirlemek amacıyla yapılan açımlayıcı faktör analizleri sonucunda 21 maddelik dört faktörden oluşan bir ölçek elde edilmiştir. Doğrulayıcı faktör analizleri sonucunda dört faktörden oluşan yapı doğrulanmıştır.Ölçeğin alt ölçekleri; Seçim Yapamama, Hatasız Seçim, Saygınlık ve Kendine Güven olarak isimlendirilmiştir. Ayırt ediciliğe ilişkin çalışmalarda, ölçek maddelerinin tüm alt boyutlarında lise seçimine ilişkin akılcı olmayan inançları yüksek olan öğrencilerden düşük olanları ayırt edebildiği bulunmuştur. Ayrıca ölçeğin, Ergenler İçin Mantıkdışı İnançlar Ölçeği (EMİÖ) ile arasındaki korelasyon incelenmiştir. Buna göre EMİÖ' nün; Seçim Yapamama alt boyutu ile .26, Hatasız Seçim alt boyutu ile .35, Saygınlık alt boyutu ile .43 ilişkisi olduğu ve Kendine Güven alt boyutuyla ilişkisi olmadığı tespit edilmiştir. Ölçeğin güvenirlik çalışması kapsamında, ölçeğin geneli için test-tekrar test güvenirlik katsayısı. 91 ve Cronbach alfa katsayısı. 80 olarak bulunmuştur. Elde edilen bulgular, Lise Seçimine İlişkin Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği' nin ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin lise seçimine yönelik akılcı olmayan inançlarını ölçmede geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Akılcı Olmayan İnançlar, Lise Seçimi, Geçerlik ve Güvenirlik

Akılcı olmayan inançlarGeçerlikGüvenilirlik+4
Havva Özge Kaynak Yeşiltepe
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD-19 salgın sürecinde üniversite öğrencilerinin uzaktan eğitime yönelik tutumları ile teknoloji okuryazarlık düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Bütün dünyayı ve ülkemizi etkisi altına alan Covid-19 salgını nedeniyle 2019-2020 eğitim-öğretim yılında pek çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de zorunlu olarak tüm eğitim kademelerinde eğitim-öğretim faaliyetleri uzaktan eğitim yoluyla gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Bu çalışmanın amacı Covid-19 salgın sürecinde üniversite öğrencilerinin uzaktan eğitime yönelik tutumları ile teknoloji okuryazarlık düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemekdir. Bu çalışmada ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Çalışma grubu farklı üniversitelerde öğrenim gören ve uzaktan eğitim sürecine katılan 240 öğrenciden oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında Er (2021) tarafından geliştirilen Uzaktan Eğitime Yönelik Tutum Ölçeği ile Yiğit (2011) tarafından geliştirilen Teknoloji Okuryazarlığı Ölçeği kullanılmıştır. Covid-19 salgını sürecinde ölçeklerin uygulanmasında, yüzyüze iletişim kurulamadığı için veriler dijital ortamda ve google formlar aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde ilk aşamada her iki ölçek için de normallik testi yapılmıştır. Dağılımın normal olduğunun belirlenmesinin ardından araştırma sorularına yönelik parametrik testlerden t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve korelasyon analizleri SPSS 24 paket programı ile yapılmıştır. Araştırmanın birinci alt amacı kapsamında elde edilen bulgulara göre; üniversite öğrencilerinin uzaktan eğitime yönelik tutum puanları orta düzeyin üstündedir. Ayrıca üniversite öğrencilerinin uzaktan eğitime yönelik tutumları ile cinsiyet, genel not ortalaması ve sınıf düzeyleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın ikinci alt amacı üniversite öğrencilerinin teknoloji okuryazarlığı düzeylerinin belirlenmesidir. Bu alt amaç sonuçlarına göre üniversite öğrencilerinin teknoloji okuryazarlık düzeyleri yüksek düzeye yakındır. Ayrıca bu alt amaç kapsamında; üniversite öğrencilerinin teknolojik okuryazarlık düzeyleri ile cinsiyetleri, sınıf seviyesi ve genel not ortalaması değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın üçüncü alt amacı kapsamında üniversite öğrencilerinin uzaktan eğitime yönelik tutum ölçeği puanları ile teknoloji okuryazarlık ölçeği puanları arasındaki ilişki araştırılmıştır. Buna göre Covid-19 salgın sürecinde üniversite öğrencilerinin uzaktan eğitime yönelik tutumları ile teknoloji okuryazarlık düzeyleri arasında pozitif yönde ancak düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Üniversite öğrencilerinin teknoloji okuryazarlık becerilerinin geliştirilmesi uzaktan eğitime yönelik tutum düzeylerinin olumlu yönde daha da artması için önem arz etmektedir. Teknoloji okuryazarlığı becerilerinin de diğer 21. yy becerileri ile birlikte gelişmesi üniversite öğrencilerinin uzaktan eğitime yönelik tutumlarını olumlu yönde etkilediği için özellikle yükseköğretimde teknoloji okuryazarlığı eğitimlerinin artırılması önerilir. Anahtar Sözcükler: Uzaktan Eğitim, Teknoloji Okuryazarlığı, Covid-19, Üniversite Öğrencileri

Yusuf Korkmaz
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Psikoeğitim programı geliştirme ve uygulama Yeterlilik Algısı Ölçeği'nin geçerlik ve güvenirlik çalışması

Bu araştırmada rehber öğretmenlerin psikoeğitim programı uyarlama geliştirme ve uygulama yeterlilik algılarının ölçülmesine yönelik geçerli ve güvenilir bir ölçme aracının geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ayrıca demografik değişkenlere göre rehber öğretmenlerin bir psikoeğitim programını uyarlayabilme, geliştirme ve uygulama yeterlilik algılarında bir fark olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu Ankara ilinin Çankaya, Keçiören ve Gölbaşı ilçelerinde okullarda çalışan 622 rehber öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada geliştirilen ve kullanılan Psikoeğitim Programı Geliştirme ve Uygulama Yeterlilik Algısı Ölçeği'nin uzman görüşü alınarak geliştirilen deneme formu 5'li likert tipinde 36 maddeden oluşmaktadır. Ölçek uygulaması sonucu elde edilen veriler analizi için KMO-Bartlett testi, açımlayıcı faktör analizi, Cronbach's alpha güvenirlik analizi, korelasyon analizi teknikleri kullanılmıştır. Ölçeğin KMO örneklem uygunluk kat sayısının .97 ve Barlett Sphericity Testi χ2 değerinin 108097.78 (p<.001) olduğu bulunmuştur. Yapılan analiz sonucunda "Psikoeğitim Programı Geliştirme ve Uygulama Yeterlilik Algısı Ölçeği" olarak adlandırılan 3 faktörlü ve 26 maddeden oluşan bir ölçek geliştirilmiştir. Ölçeğin madde toplam korelasyonları .51 ile 83 arasında değişmekte iken "uyarlama" alt boyutunda .71 ile .85, "geliştirme" alt boyutunda .84 ile .88 ve "uygulama" alt boyutunda .51 ile .86 arasında değişmektedir. Alt ve üst olarak tanımlanan %27'lik grupların madde puanlarının farkına ilişkin t değerleri, 15.24 ile 25.63 arasında değiştiği, ölçeğin her bir maddesinden aldıkları puan ortalamaları arasında anlamlı bir farkın olduğu bulunmuştur. Ölçeğin alt boyutları arasındaki korelasyon değerleri .72 ile .92 arasında değişmektedir. Ölçeğin alt boyutlarının güvenirlik katsayıları .94- .96 arasında değişmektedir. Ölçeğin genelinin güvenirlik katsayısı ise .97'dir. Elde edilen bulgular "Psikoeğitim Programı Geliştirme ve Uygulama Yeterliliği Ölçeği'nin" geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermektedir.

GeçerlikGüvenilirlikProgram geliştirme+5
Adem Yıldırım
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

21. yüzyıl becerileri öğretim programının ters yüz öğrenme yaklaşımı temele alınarak tasarlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi

Günümüzün dünyasında, başta teknoloji olmak üzere her alanda yaşanan hızlı gelişmeler; kişisel hayatın, iş dünyasının ve sosyal yaşamın tüm dinamiklerini kökten değiştirmektedir. Bu nedenle, 21. yüzyıl becerileri olarak adlandırılan yeni becerilerin tüm bireyler tarafından kazanılması bu yüzyıla uyum sağlayabilmek için kritik bir önem taşımaktadır. Bu doğrultuda bu çalışmanın amacı; eğitim fakültesindeki lisans programlarının kullanabileceği 21. Yüzyıl Becerileri Öğretim Programı geliştirmek ve bu program kapsamında öğretmen adaylarına 21. yüzyıl becerileri hakkında bir farkındalık oluşturmak ve onların mesleki yaşamlarının her alanında bu becerilere önem vermelerini sağlamaktır. Bu kapsamda 2021-2022 öğretim yılının bahar döneminde uygulanmak üzere eğitim fakülteleri için bir program geliştirme çalışması yürütülmüştür. Bu süreçte detaylı bir ihtiyaç analizi sürecinin ardından 21. Yüzyıl Becerileri Öğretim Programı'nın 21. yüzyıl öğrenme anlayışı ve ters yüz öğrenme yaklaşımı temele alınarak felsefesi, genel özellikleri ve genel hedefleri belirlenmiştir. Daha sonra ise 21. Yüzyıl Becerileri Öğretim Programı'nın kazanımları, içeriği, öğretme- öğrenme ve değerlendirme süreçleri oluşturulmuştur. Sonrasında 21. Yüzyıl Becerileri Öğretim Programı, bir eğitim fakültesi bünyesinde açılan bir seçmeli derste bir dönem boyunca öğretmen adaylarına uygulanmış ve süreç ile ürün değerlendirme yaklaşımları sayesinde program değerlendirilmiştir. Bu süreçte doküman analizi tekniği, 21. Yüzyıl Yeterlilikleri Ölçeği ve araştırmacı tarafından geliştirilen görüşme formları ve günlük formları olmak üzere farklı nicel ve nitel yöntemlerden birlikte faydalanıldığı için eş zamanlı karma desen-müdahale (deney) tasarımı araştırmanın metodolojisini oluşturmaktadır. Araştırmadan elden edilen nicel veriler SPSS 21.0 paket programı ile analiz edilirken araştırmanın nitel verileri için içerik analizi gerçekleştirilmiştir. 21. Yüzyıl Becerileri Öğretim Programı, planlandığı gibi uygulanabildiği için araştırmanın bulguları; öğretmen adaylarının 21. yüzyıl becerileri hakkında kazanımlarının ve farkındalıklarının arttığını ve birtakım kavram yanılgılarının düzeltildiğini, ters yüz öğrenme yaklaşımı kapsamında sınıf dışında paylaşılan araçların 21. yüzyıl becerileri kazanımını desteklediğini ve sınıf içi öğrenme sürecinde kullanılan aktif öğrenme yöntemlerinin de yaratıcı ve üst düzey bir sınıf atmosferi oluşturup beceri kazanımını desteklediğini ve öğretmen adaylarının 21. yüzyıl becerilerini derslerinde vurgulamaya çalışacaklarını göstermektedir. Sonuç olarak; 21. Yüzyıl Becerileri Öğretim Programı, eğitim fakültelerinde öğretmen adaylarının 21. yüzyıl beceri farkındalıklarını ve kazanımlarını geliştirmek için kullanılmalıdır. Ayrıca 21. yüzyıl becerilerinin her biri için veya farklı fakülteler ve yüksekokullar için ayrı öğretim programlarının geliştirilmesi ve bu becerilerin öğretmen adaylarının aldıkları diğer lisans derslerinde de vurgulanması ve 21. yüzyıl becerilerinin öğretimi üzerine daha fazla araştırmalar yapılması önerilmiştir. Anahtar Sözcükler: 21. Yüzyıl Becerileri, Ters Yüz Öğrenme, Program Geliştirme, Öğretmen Adayı

EğilimEğitim bilimleri enstitüsüEğitim yöntemleri+7
Ahmet Dolmacı
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

STEM: Bütünleşik öğretmenlik çerçevesine yönelik hizmet içi eğitim programının uygulanması ve değerlendirilmesi

Bu çalışmada, hizmet içi eğitimlerin öğretmenlerin mesleki gelişimine katkısı bağlamından hareketle "STEM: Bütünleşik Öğretmenlik Çerçevesi" 'ne yönelik geliştirilen ve uygulanan hizmet içi eğitim programının öğretmenlerin mesleki gelişimine olan katkısı, verilen hizmet içi eğitimin değerlendirilmesi ve okul içi uygulamalara yansıması araştırılmıştır. Bu araştırmanın amacı, STEM eğitimi ile ilgili hizmet içi bir eğitim program tasarısı geliştirmek ve uygulamak, eğitim verilen öğretmenlerin bu eğitimden beklentilerini, eğitime katılma amaçlarını, eğitimden ne tür kazanımlar sağladıklarını, materyal seçiminin 5 ve 6. Sınıf öğrenci düzeyine uygunluğunu belirlemek, STEM in mevcut ders programlarına entegrasyonu ve STEM eğitiminin yaygınlaştırılması ile ilgili öğretmen görüşlerini almaktır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden Tasarım Tabanlı Araştırma Modeli kullanılmıştır. Araştırma sürecinde, STEM: "Bütünleşik Öğretmenlik Çerçevesi" ile ilgili bir Hizmet içi eğitim program tasarısı geliştirilmiş ve bir BAP projesiyle geliştirilen program yürütülmüştür. Proje kapsamında, Gaziantep İli sınırları içinde faaliyet gösteren, MEB' e bağlı devlet okullarında görev yapan 23 öğretmene beş günlük STEM eğitimi verilmiştir. Araştırma boyunca 11 tane veri toplama ve değerlendirme aracı kullanılmıştır. Bu araçlardan 10 tanesi, STEM eğitimi alanındaki uzmanların görüşlerine başvurularak bizzat araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Eğitimler esnasında öğretmenlerin Hizmet içi STEM eğitimine katılma amaçları ve beklentileri sorgulanmış, STEM eğitiminin mevcut programlara entegre edilebilirliği ile ilgili öğretmen görüşlerine yer verilmiştir. Eğitim sonrası katılımcı öğretmenlerin STEM kazanımlarına sahip olup olmadıkları araştırılmış, hizmet içi eğitimin öğretmenler tarafından değerlendirilmesi yapılmıştır. Ayrıca 10 öğretmene proje kapsamında kullanılan ve yenilikçi öğretim materyallerinden oluşan STEM eğitim kiti ( K'nex, Arduino vb.) verilmiş, 2017-2018 eğitim öğretim yılı boyunca öğretmenlerden STEM eğitimini kendi sınıflarında uygulamaları istenmiştir. Eğitim-öğretim yılı sonunda öğretmenlere STEM okul içi uygulama anketi verilmiş ve öğretmenlerden okul içi uygulamalarla ilgili görüşler alınmıştır. Toplanan veriler nitel veri analiz yöntemlerinden içerik analizi, betimsel analiz, karşılaştırmalı veri analizi, yüzde-frekans analizi kullanılarak paket programlar üzerinden çözümlenmiştir. Elde edilen bulgular, katılımcı öğretmenlerin eğitim sonrasında STEM kazanımlarına sahip olduklarını göstermiştir. Öğretmenlerin tamamı bu tür eğitimlerin devamını istediklerini dile getirmiş ve çoğunlukla sistemin bir parçası olmak istediklerini beyan etmişlerdir. Ancak, STEM eğitiminden haberdar olan öğretmenlerin bu modeli okul içinde uygulamalarına yönelik birtakım zorluklar olduğu görülmektedir. Bunların başında öğretmen yeterlilikleri, malzeme ve işbirliği eksikliği gelmektedir. Diğer taraftan elde edilen bulgular, STEM eğitiminin mevcut ders programlarına entegrasyonun kısmen mümkün olduğunu, materyal temini ve takibi noktasında bazı sorunlar yaşanabileceğini, ders saatlerinin yetersizliğini, kalabalık sınıflarda uygulama güçlüğü yaşanabileceğini göstermiştir. Sonuçlar bölümünde, hizmet içi STEM eğitimlerinin öğretmenlerin kişisel ve mesleki gelişimine katkılarına, mesleki öğrenme topluluğu oluşturmaya yönelik sağladığı faydalarına, STEM' in ulusal ölçekte yaygınlaştırılmasına ait olumlu görüşlere de yer verilmiştir. Tezin öneriler bölümünde, STEM eğitiminin okullarda uygulanması, programlara entegrasyonu, materyal temini ve takibi, yaygınlaştırılması, hizmet içi STEM eğitimi gibi konularda araştırmacılara, uygulayıcılara ve politika geliştiricilere öneriler sunulmuştur.

Bütünleşik öğretmenlik bilgisiFeTeMMHizmet içi eğitim+6
Cevdet Tunç
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Web 2.0 araçlarıyla desteklenen matematik öğretiminin ortaokul öğrencilerinin akademik başarısına etkisi

Bu araştırmanın amacı 6. sınıf matematik dersi 4. ünitesinin Web 2.0 araçları ile öğretimin, öğrencilerin akademik başarısına, kalıcılığına ve matematik tutumlarına etkisini incelemektir. Bu çalışma, nicel ve nitel verilerin toplandığı karma yöntem araştırmalarından biri olan müdahale desenine sahiptir. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Batman ili Hasankeyf ilçesinde bulunan bir devlet okulundaki ortaokul öğrencileri oluşturmaktadır. Bu çalışmada yer alan katılımcı sayısı toplamda 48 ortaokul öğrencisidir. Bu öğrencilerin 24'ü deney grubunu, 24'ü kontrol grubunu oluşturmaktadır. Araştırmada, matematik dersi 4. Ünitesinin öğretimi deney grubunda sekiz farklı Web 2.0 aracı (Learningapps, Socrative, Quizizz, Matific, Wordwall, Flippity, Pixton vePowtoon) kullanılarak gerçekleştirilirken kontrol grubunda matematik öğretim programına dayandırılmış geleneksel matematik öğretimi gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın süresi 8 haftadır. Araştırma, 6. sınıf 4. ünitesine ait 8 kazanım ile sınırlandırılmıştır. Araştırma kapsamında nicel ve nitel veri toplama araçları kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verileri Cebirsel ifadeler ve Veri Analizi Başarı Testi (CVBT) ve Matematik Tutum Testi (MTT) ölçekleri kullanılarak elde edilmiştir. Bu veri toplama araçlarından Cebirsel ifadeler ve Veri Analizi Başarı Testi (CVBT), araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Araştırmanın nitel verileri için öğrenci günlüklerinden faydalanılmıştır. Nicel verilerin analizi için SPSS paket programı kullanılarak betimsel istatistikler, t-Testi, ANOVA testi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizi için içerik analizi tekniklerinden faydalanılmıştır. Araştırmanın sonucunda matematik öğretiminde Web 2.0 araçlarının kullanımının öğrencilerin akademik başarılarını artırdığı, kalıcılığı ve matematik dersine yönelik tutumlarını olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Ortaya konan bu sonuçlara dayalı olarak matematik eğitiminde Web 2.0 araçlarının daha sık kullanılması gerektiği değerlendirilmektedir. Yine matematik öğretiminde Web 2.0 araçlarının kullanımında öğretmenlerin dikkat edebilecekleri önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Öğrenci Günlükleri, Matematik Öğretimi, Web 2.0 Araçları, Öğretim Teknolojileri.

Mine Aloğlu
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Fiziksel Etkinlik Kartlarının (FEK) ortaokul beden eğitimi ve spor dersi kazanımlarının gerçekleşme düzeyine etkisi

Beden eğitimi ve spor, gelişmekte olan kuşaklarda zihnen ve bedenen sağlıklı gelişimi hedefleyen etkinlikler bütünü olarak kabul edilmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı (2018) 2018 beden eğitimi ve spor dersi öğretim programındaki en önemli değişikliğin, programın hedeflerine ulaşmada öğretmenler ve öğrencilere rehberlik sağlamak amacıyla FEK'nın kullanılması olduğunu belirtmiştir. FEK, beden eğitimi ve fiziksel etkinlikleri kapsayan TOPs kartlarından ilham alınarak destekleyici nitelikte oluşturulmuştur. FEK'nın işlevselliği hakkında ortaokul öğretmenleri ve öğrencilerine yönelik olarak yapılan çok az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bununla beraber FEK hem Sarı hem de Mor Kartlar grubunu bir arada konu alan hiçbir çalışma bulunmaması yani bütüncül bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu araştırmada ortaokullarda beden eğitimi ve spor dersi öğretim programında öngörülen amaçlara FEK yoluyla ne düzeyde erişildiğinin belirlenmesi amaçlanmış ve bu sayede öğrenme öğretme süreci bağlamında bir etki oluşturmak hedeflenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, tipik durum örneklemesi yoluyla seçilen Batı Karadeniz bölgesinde yer alan bir ilde bulanan devlet okulundaki 5 ve 7. Sınıfları oluşturmaktadır. Her iki sınıf düzeyinde rastgele seçilen birer şube deney birer şube ise kontrol grupları olarak atanmıştır. Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda yarı deneysel desenlerden Eşleştirilmiş Desen kullanılmıştır. Deneysel çalışma kapsamında, FEK kullanılarak hazırlanan ders planları ile deney gruplarında yer alan öğrencilerin beden eğitimi ve spor dersi kazanımlarının gerçekleşme düzeyine etkisinin nasıl değişim gösterdiği incelenmiştir. Ön testin uygulanmasının ardından 8 haftalık çalışma başlatılmış ve son testin uygulanması ile toplamda 10 hafta süren çalışma sona ermiştir. Araştırma kapsamında nicel verilerin desteklemesi amacıyla nitel araştırma yöntemlerinden de yararlanılmıştır. Bu amaçla çalışmanın başında beden eğitimi ve spor dersi öğretmenleri ile odak grup görüşmeleri gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler sonucunda mevcut durum öğretmenlerin bakış açısından analiz edilmiş ve sonuçlar çalışmanın ihtiyaç analizi olarak değerlendirilmiştir. Odak grup görüşmelerinde yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Deney grubundaki öğrencilerin yansıtıcı günlükleri de araştırmanın nitel boyutuna katkı sağlamıştır. Araştırmada nicel verilerin analizi için SPSS programı kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi ve betimsel analiz kullanılmıştır. Bu çalışmanın, programda yer alan öğrenme öğretme süreçlerine ve öğretmenlerin program okuryazarlığına katkıda bulunabileceği düşünülmüştür. Elde edilen sonuçların, karar alıcılar, öğretmenler, program geliştirme uzmanları ve Spor Bilimleri fakültelerinde görev yapan öğretmen eğiticilerine yararlı olması beklenmektedir.

Neşe Kaya
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin salgın sürecindeki uzaktan eğitime ve salgın sonrası devam eden yüz yüze eğitime yönelik değerlendirmeleri

Bu araştırmanın temel amacı Covid 19 salgını sebebiyle tüm kademelerde uygulanan uzaktan eğitim ve salgın sonrası kademeli olarak geçilen yüz yüze eğitim süreçlerine yönelik sınıf öğretmenlerinin görüşlerini ve değerlendirmelerini ortaya koymaktır. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu araştırmada çalışma grubunu Yozgat ilinin Sarıkaya ilçesinde görev yapmakta olan 17 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu, verilerin analizinde ise içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ülke olarak acil uzaktan eğitim sürecine hem öğretmenlerin hem öğrencilerin birçok açıdan hazırlıksız yakalandığı görülmüştür. Katılımcılar öğrencilerin derslere aktif katılım sağlamaları için velilerle iş birliği yaptıklarını dile getirmişler, eğitimin devamlılığı açısından uzaktan eğitimin yararlı olduğunu ifade etmişlerdir ayrıca mesleki açıdan kendilerine çok katkısının olduğunu da belirtmişlerdir. Bu süreçte internet tabanlı yeni uygulamalar öğrendiklerini hatta bunları yüz yüze eğitimde de kullanmaya devam ettiklerini, süreçte yaşadıkları en büyük problemin teknolojik alt yapının yetersiz olmasından dolayı her öğrenciye ulaşılamaması ve internet kopmaları sonucu derslerin aksaması olduğunu ifade etmişlerdir. Acil uzaktan eğitim sistemine geçildiği için hem öğretmenlerin hem öğrencilerin ev ortamının donanım olarak eğitime hazır olmadığı ve öncelikle bu konuda tedbirler alındığı katılımcılar tarafından ifade edilmiş, yüz yüze eğitime geçtikten sonra özellikle 2. sınıf öğrencilerinde okuma yazma problemleri olduğu, kendilerine seçenek sunulsa yüz yüze eğitimi tercih edeceklerini gerekçeleriyle birlikte belirtmişlerdir.

Sınıf eğitimiUzaktan eğitimYüz yüze eğitim
Fatıma Öztürk
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilinçli Farkındalık Temelli Duygusal Yemeyi Azaltma Programının geliştirilmesi ve değerlendirilmesi

Bu çalışmanın iki temel amacı bulunmaktadır. İlki Bilinçli Farkındalık Temelli Duygusal Yemeyi Azaltma Programını (BFTDYAP) geliştirmek, ikincisi ise bu programın duygusal yeme üzerindeki etkisini test etmektir. Programın geliştirilmesi aşamasında ihtiyaç analizi yapılmış ve ihtiyaç analizi sonrasında program oluşturulmuş ve Öntest-Sontest kontrol gruplu deneysel desen ile ilki pilot uygulama olmak üzere iki kez test edilmiştir. Araştırma karma yöntemlerden iç içe gömülü desene göre tasarlanmıştır. Bu desende, nitel veriler deneysel işlem öncesi, süresince ve sonucunda toplanmıştır. Bu veri toplama şekli deneysel işlemin katılımcılar üzerindeki etkisinin anlaşılması, nicel sonuçların doğrulanması, deneysel sonuçların daha iyi anlaşılması sağlamaktadır. Araştırma duygusal yeme davranışını azaltmak için başvuran 135 katılımcı içerisinde rastgele atama yoluyla 15 deney grubu 15 kontrol grubu olmak üzere toplamda 30 katılımcı online olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada deney grubuna 7 haftalık araştırmacı tarafından verilerin geliştirilen BFTDYAP'ı uygulanmış, kontrol grubuna ise herhangi bir işlem yapılmamıştır. Araştırma da nitel veriler araştırmacı tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış formlar aracılığı ile toplanmıştır. Nicel veriler ise Duygusal Yeme Ölçeği, Yeme Farkındalığı Ölçeği ve Duygusal İştah Anketi ile toplanmıştır. Nitel analizinde içerik ve betimsel analiz yöntemleri kullanılırken; nicel verilerin analizinde T-testi ve Mix Design ANOVA testleri kullanılmış ve SPSS programı yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre BFTDYAP'ı duygusal yeme ve duygusal iştahı azaltmada etkili olurken yeme farkındalığını ise arttırmada etkili olmuştur. Tüm bu bulgular literatür ışığında tartışılmış ve bulgulara göre önerilerde bulunulmuştur.

Aysu Bayram Saptır
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Dışavurumcu sanat terapi ile zenginleştirilmiş narrative terapi temelli grupla psikolojik danışmanın ergenlerin sosyal kaygı düzeylerine etkisi

Bu araştırma, klinik tanı almamakla birlikte, sosyal kaygı belirtileri gösteren ergenlerin sosyal kaygı düzeylerinin azalmasına yardımcı olmak amacıyla, dışavurumcu sanat terapi ile zenginleştirilmiş narrative terapi temelli bir grupla psikolojik danışma programının geliştirilmesini, uygulanmasını ve etkililiğinin sınanmasını içermektedir. Araştırmanın genel amacı, geliştirilen bu programın ergenlerin sosyal kaygı düzeylerine etkisinin incelenmesidir. Araştırmanın ilk aşamasında, geliştirilen programın eksikliklerini ve aksaklıklarını belirlemek için bir pilot uygulama yapılmıştır. Pilot uygulamada, nicel araştırma yöntemlerinden faydalanılarak, deney ve kontrol grupları arasında ön test- son test yapılarak deneysel bir model kullanılmıştır. Pilot uygulama sonuçları, deney ve kontrol grupları arasında deney grubunun lehine anlamlı bir fark olduğunu göstermiştir. Pilot uygulamanın ardından birtakım düzenlemeler yapılmış ve deneysel uygulamaya geçilmiştir. Deneysel uygulamada, nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma yöntem araştırması kullanılmıştır. Yansız atama ile deney, kontrol ve plasebo gruplarına atanan ergenlerle ön test, son test ve izleme ölçümlü bir araştırma yapılmıştır. Deney grubundaki 16 ergene, haftada bir kez ve yüz yüze gerçekleştirilen ve her biri yaklaşık 90 dakika süren, toplam 8 hafta boyunca devam eden bir grupla psikolojik danışma uygulaması yapılmıştır. Kontrol grubundaki 16 ergene ise herhangi bir uygulama yapılmamıştır. Plasebo grubundaki 16 ergene ise, haftada bir kez gerçekleştirilen ve her biri yaklaşık 90 dakika süren, toplam 8 hafta boyunca devam eden Akademik Motivasyon başlıklı bir uygulama yapılmıştır. Araştırmada, Ergenler İçin Sosyal Kaygı Ölçeği (ESKÖ) nicel veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Sonuçlar, ön test, son test ve dört ay sonra yapılan izleme ölçümleriyle elde edilmiştir. Nitel veriler için, deney ve plasebo gruplarındaki ergenlere yöneltilen oturum değerlendirme formu ve genel değerlendirme formu, deney grubundaki ergenlerin oturumlar sırasında kullandıkları çalışma formları ve ortaya çıkan ürünler kullanılarak, verdikleri yanıtlar analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, deney grubuna yapılan uygulamanın akademik motivasyon başlıklı programın uygulandığı plasebo grubu ve herhangi bir uygulamanın yapılmadığı kontrol grubu ile karşılaştırıldığında ergenlerin sosyal kaygı düzeylerinin azalmasında anlamlı bir etkisinin olduğu görülmüştür. Ayrıca, yapılan uygulamanın ergenlerin olumsuz değerlendirilme korkusu, genel durumlarda sosyal kaçınma ve huzursuzluk duyma ile yeni durumlarda sosyal kaçınma ve huzursuzluk duyma düzeylerinde de anlamlı bir etki yarattığı saptanmıştır. Ergenlerin oturumlara ilişkin değerlendirmeleri de uygulamanın kendileri üzerinde olumlu etkilerini doğrulamıştır. Sonuçlar, mevcut literatür ışığında tartışılmış ve ileride yapılacak araştırmalara ve alan uzmanlarına yönelik bazı öneriler sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Narrative Terapi, Dışavurumcu Sanat Terapisi, Ergenlik, Sosyal Kaygı, Grupla Psikolojik Danışma.

Ümit Bayın
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

8. sınıf öğrencilerinin bilişsel ve üstbilişsel stratejileri ile sınav kaygı düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışma 8. sınıf öğrencilerinin bilişsel ve üstbilişsel stratejileri ile sınav kaygı düzeylerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma nicel araştırma yöntemlerinden korelasyonel araştırma deseni ile yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini Mersin İli; Yenişehir, Mezitli, Akdeniz ve Toroslar olan merkez ilçelerindeki resmi ortaokulların 8. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Evreni temsil edecek öğrencilerin seçimi küme örnekleme yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 eğitim öğretim yılının birinci döneminde, Mersin İli Yenişehir İlçesindeki 14 resmi ortaokulun her birinin 8. sınıflarından küme örnekleme ile seçilen birer şubesindeki 188' i kız, 162' si erkek, toplam 350 öğrenci oluşturmuştur. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak; 'Kişisel Bilgi Formu' ve 'Güdülenme ve Öğrenme Stratejileri Ölçeği ' kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS (The Statistical Package for The Social Sciences/ Sosyal Bilimler İçin İstatistik Paket Programı) 21 Paket programı kullanılmıştır. Veriler, Bağımsız Grup t- Testi, Betimsel Analiz (ortalama, standart sapma), Pearson Korelasyon Analizi yöntemleri ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda tüm öğrencilerin en çok üstbilişsel stratejilerini kullandığı daha sonra eleştirel düşünme, yineleme, bilişsel, ayrıntılandırma, düzenleme stratejilerini kullandığı, sınav kaygı düzeylerinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kız öğrencilerin sınav kaygı düzeylerinin, erkek öğrencilerin sınav kaygı düzeylerine göre daha yüksek olduğu; kız öğrencilerin bilişsel, üstbilişsel, yineleme ve düzenleme strateji düzeylerini erkek öğrencilere göre daha fazla kullandıkları; kız ve erkek öğrencilerin ayrıntılandırma ve eleştirel düşünme stratejilerini benzer şekilde kullandıkları görülmüştür. Öğrencilerin sınav kaygısı düzeyleri ile üstbilişsel, bilişsel ve bilişsel stratejilerin alt boyutları olan yineleme, ayrıntılandırma, düzenleme ve eleştirel düşünme strateji düzeyleri arasında negatif veya pozitif yönde herhangi bir ilişkinin olmadığı; üstbilişsel, bilişsel ve bilişsel stratejilerin alt boyutları olan yineleme, ayrıntılandırma, düzenleme ve eleştirel düşünme strateji düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişkilerin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Sınav kaygısı, bilişsel stratejiler, üstbilişsel stratejiler

Bilişsel stratejilerBilişüstü stratejilerKaygı+2
Teslime Sultan Kütük
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim matematik öğretmen adaylarının soru sorma stratejilerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, ortaöğretim matematik öğretmen adaylarının soru sorma stratejilerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda ortaöğretim matematik öğretmen adaylarının soru sorma becerilerinin ne durumda olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada, nitel araştırma modeli kullanılmıştır. Nitel araştırma modellerinden de durum çalışması deseni esas alınmıştır. Çalışma grubu, Fen Edebiyat Fakültesi Matematik bölümü mezunu olup 2012-2013 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Gaziantep Üniversitesi Eğitim Fakültesinde pedagojik formasyon eğitimi kapsamında Özel Öğretim Yöntemleri dersini alan öğretmen adaylarından oluşmaktadır. Uygun örnekleme yöntemiyle 5 ortaöğretim matematik öğretmen adayı çalışma grubu olarak seçilmiştir. Bu çalışma kapsamında veriler video kaydı ve araştırmacı tarafından hazırlanan gözlem çizelgesi ile elde edilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Bu analiz sonucunda katılımcıların yürüttükleri derste, kullandıkları soru sorma stratejileri tespit edilmiştir. Bu araştırma sonucunda, ortaöğretim matematik öğretmen adaylarının işlediği ders süresinin yaklaşık yarısının ve yarısından fazlasının soru cevapla geçtiği, soruları daha çok bilgileri hatırlama ve teşhis etme amacıyla kullandıkları, yoğun olarak cevabı tek veya az sayıda tepki ile sınırlı olan yakınsak soru türünü kullandıkları, en çok sınıfa soru sordukları, az karmaşık soruları tercih ettikleri, Yenilenmiş Bloom Taksonomisine göre daha çok uygulama, anlama ve hatırlama boyutunda soru sordukları, üst düzey bilişsel karmaşıklığa yönelik soruları çok az kullandıkları, daha çok cevabı açığa çıkarmaya yönelik olan detay isteme ve öğrenciden yeni bilgi isteyen teşvik etme amacına yönelik sonda soruları sordukları ve soruları öğrencilere yöneltirken onlara yeteri kadar düşünme süresi vermedikleri bulgularına ulaşılmıştır. Soruların derslerde yoğun olarak kullanılmasından hareketle, öğretmen adaylarının soru sorma stratejilerini amacına uygun olarak kullanabilmeleri için Özel Öğretim Yöntemleri dersine bu stratejilerin entegre edilmesi önerilmektedir.

Aday öğretmenlerHikayelerle matematik öğretimiMatematik+4
Adile Öztürk
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli öğrencilerin eğitim gördüğü geçici eğitim merkezlerinde uygulanan eğitim hakkındaki öğretmen görüşleri

Bu çalışmada, Suriyeli mülteci çocuklar için Milli Eğitim Bakanlığınca kurulmuş Geçici Eğitim Merkezlerinde uygulanan eğitim hakkında öğretmenlerin görüşlerini belirlemek amaçlanmıştır. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2016-2017 Eğitimöğretim yılında Gaziantep ili Şenel Sabri Turan İlkokulu, Mehmet Akif İnan Ortaokulu ve Ocaklar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde kurulan Geçici Eğitim Merkezlerinde(GEM) görev yapan 20 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırmada nitel verilerin çözümlenmesi için içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre öğrencilerde; dil problemi, sosyo-ekonomik temelli problemler ve program içeriği ile ilgili sorunlar yaşandığı belirlenmiştir. Çalışmaya katılan katılımcılar bu sorunlara öncelikli olarak daha kapsamlı bir dil eğitimi vererek, sosyo-ekonomik sorunlara çözüm üreterek ve ders programının içeriğinde ve ders saatlerinde değişime giderek çözümler üretebileceği önerilerinde bulunmuşlardır

EğitimEğitim programlarıEğitim sorunları+5
Aysun Yılmaz
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Devlet ilkokullarında eğitim gören Suriyeli öğrencilerin akademik başarılarını etkileyen faktörlerin incelenmesi

Bu çalışmada; ilkokullarında eğitim gören Suriyeli öğrencilerin akademik başarlarını etkileyen faktörlerin neler olduğunu belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseni ile oluşturulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu Gaziantep ilinin Şahinbey ilçesine bağlı bir ilkokulda eğitim veren 25 Türk öğretmen ve eğitim gören 25 Suriye uyruklu öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma verileri görüşme tekniği ile toplanmıştır. Öğretmenlerden ve öğrencilerden elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışmamızın kuramsal çerçevesi ilgili literatürün araştırılması sonucu oluşturulan on iki tema üzerine oturmaktadır. Araştırma sonunda elde ettiğimiz bulgulara göre, Türk ilkokullarında eğitim gören Suriye uyruklu öğrencilerin en fazla yaşadıkları problemin iletişim sorunu olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle, Suriye uyruklu öğrencilerin akademik başarılarını arttırmak için ilkokul eğitimi öncesinde Türkçe dili eğitimi vermenin öğrencilerin başarılarını arttıracağını düşünüyoruz. Anahtar Kelimeleri: Eğitim, akademik başarı, yabancı dil, sığınmacı öğrenciler

Akademik başarıBaşarıDevlet okulları+4
Rana Anıs
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Akademisyenlerin mizah tarzları ile iletişim becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı, akademisyenlerin mizah tarzları ile iletişim becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Kastamonu Üniversitesi'nde görev yapan akademisyenlerin mizah tarzları ile iletişim becerileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılarak betimsel araştırma yapılmıştır. Çalışmaya toplam 304 akademisyen katılmıştır. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Mizah Davranışları Ölçeği ve İletişim Becerileri Ölçeği'nden oluşan bir anket kullanılarak toplanmıştır. Veri analizi için SPSS versiyon 23.0 kullanılmıştır. Normallik analizi testinde çarpıklık ve basıklık değerlerine göre dağılımın normal olduğu görülmüştür. Alt problemlerin çözümlenmesi için, ortalama (X̅), frekans (f), standart sapma (S.s.), yüzde (%), bağımsız örneklem grupları için T-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson momentler çarpım korelasyon katsayısı (r) ve regresyon analizi yapılmıştır. Bütün analiz sonuçlarında anlamlılık düzeyi p<.05 şeklinde alınmıştır. Araştırma sonucunda; akademisyenlerin en yüksek düzeyde alaycı mizah tarzını, en düşük düzeyde ise üretici-sosyal mizah tarzını benimsedikleri görülmüştür. Akademisyenlerin mizah tarzlarının cinsiyete, unvana, yaş, mesleki kıdem ve görev süresine göre farklılaştığı görülürken, öğrenim düzeyine göre farklılaşmadığı görülmektedir. Akademisyenlerin iletişim becerilerinin cinsiyete, unvana, yaş, mesleki kıdem ve görev süresine göre farklılaştığı görülürken, öğrenim düzeyine göre farklılaşmadığı görülmektedir. Akademisyenlerin mizah tarzları ile iletişim becerileri arasındaki ilişkiyi incelemek üzere yapılan korelasyon sonucuna göre mizah tarzları alt boyutlarından mizahi olmayan, reddedici ve üretici-sosyal tarz ile iletişim becerileri arasında pozitif yönlü düşük düzeyde, ayrıca mizah tarzları alt boyutu olan alaycı tarz ile iletişim becerileri arasında pozitif yönlü orta düzeyde bir ilişki vardır. Yapılan regresyon analizine göre, yordayıcı değişkenlerin mizah tarzları üzerindeki önem sırası; "Duygusal", "Bilişsel" ve "Davranışsal" değişkenleridir. Yordayıcıların anlamlılık düzeylerine ilişkin t-testi sonuçları incelendiğinde ise sadece "Duygusal" değişkeninin anlamlı yordayıcı olduğu görülmektedir. Bununla birlikte, "Davranışsal" ve "Bilişsel" değişkenlerinin anlamlı yordayıcılar olmadığı görülmektedir.

AkademisyenlerMizah tarzlarıİletişim becerisi
Ufuk Acı
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim öğrencilerinin problemli internet kullanımları ile metabilişsel stratejilerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı ortaöğretim öğrencilerinin problemli internet kullanımları ve metabilişsel stratejilerinin incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma modellerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Şanlıurfa ilinden 201'i kız 215'i erkek toplam 416 ortaöğretim öğrencisi oluşturmaktadır. Bu öğrenciler yedi farklı okul türünde eğitim görmektedir. Veri toplama aracı olarak Problemli İnternet Kullanım Ölçeği ve Metabilişsel Stratejiler Ölçeği kullanılmıştır. Problemli İnternet Kullanım Ölçeği 5'li likert tipinde hazırlanmış olup üç alt faktörden oluşmaktadır. Bu faktörler internetin olumsuz sonuçları, sosyal fayda / sosyal rahatlık, aşırı kullanım faktörleridir. Metabilişsel Stratejiler Ölçeği ise Güdülenme ve Öğrenme Stratejiler Ölçeğinin ana faktörlerinden birisi olup yedili derecelendirilmiş bir ölçektir. Araştırma sonuçlarına göre problemli internet kullanımı, internetin olumsuz sonuçları, sosyal fayda / sosyal rahatlık puanlarında erkek öğrencilerin puanları kızlara göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Aşırı kullanım alt faktöründe ise cinsiyete göre anlamlı farklılık bulunamamıştır. Metabilişsel stratejilerde ise kız öğrencilerin puanları erkek öğrencilere göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Okul türü değişkenine bakıldığında ise problemli internet kullanımı, internetin olumsuz sonuçları, sosyal fayda / sosyal rahatlık, aşırı kullanım sonuçlarında anlamlı farklılıkların olduğu görülmüştür. Fakat metabilişsel stratejilerde anlamlı farklılık bulunmadığı görülmüştür. Problemli internet kullanımı ile metabilişsel stratejiler arasında düşük düzeyde negatif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Problemli İnternet Kullanımı, Metabilişsel Stratejiler, Ortaöğretim Öğrencileri

Lise öğrencileriProblem davranışÜstbiliş+3
Mustafa Kürşat Ateş
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Okullarda risk analizinin iç kontrol modeli çerçevesinde incelenmesi

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda ileriye yönelik hedeflere ulaşabilmek için yaklaşık on yıldır stratejik planlama yapılmaktadır. Okullarda yapılan stratejik planlamaların etkili olabilmesi için belirlenen stratejilerin dayanak noktalarının gerçekçi ve güvenilir olması gerekmektedir. Kurumun stratejik hedeflerinin gerçekleşmesini engelleyebilecek tehditler ve olumsuzluklar şeklinde tanımlanan her türlü riskin tespit edilerek kontrol altına alınması kurumun daha etkili yönetilmesi açısından önemlidir. Bu çalışmada, ortaöğretim okullarında meydana gelebilecek risklerin iç kontrol modeline göre tespit edilmesi, sınıflandırılması, değerlendirilmesi ve alınacak kontroller sayesinde belirlenen hedeflere daha kolay ulaşılabilmesi amaçlanmaktadır. Araştırma nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma yöntem deseninde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi 2017-2018 öğretim yılında Niğde ilindeki liselerde görev yapan okul yöneticisi ve öğretmenlerden oluşmaktadır. Araştırmada nicel verileri toplamak için Okul İç Risklerini Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Nicel analiz aşamasında ölçekteki her risk için risk puanı, aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Nitel araştırma safhasında katılımcılarla yapılan görüşmeler içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre okulun yönetim, eğitim-öğretim ve diğer alanlarını kapsayan bir risk havuzu oluşturulmuştur. Risk havuzundaki riskler iç ve dış riskler şeklinde sınıflandırılmış ve iç riskler için geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılarak Okul İç Risklerini Değerlendirme Ölçeği oluşturulmuştur. Bu ölçeğin uygulanması neticesinde, öğretmenlerin mesleki gelişim ve etik alanında ve okulların güvenlik ve sağlık alanında meydana gelebilecek riskler diğer alanlara oranla daha riskli değerlendirilmiştir. Katılımcılar tarafından güvenlik ve sağlık alanındaki risklerin oluşma olasılığı görece olarak düşük görülse de oluştuğu takdirde etkisinin yüksek olacağı sonucuna ulaşılmıştır. Puanı yüksek olan risklere karşı alınabilecek önlemler arasında; okullarda düzenli risk analizleri yapılması, liyakat esasına göre atanan yöneticilerin iletişime açık, adaletli, yetkin ve tarafsız olması, okul çalışanlarının sevgi, saygı ve karşılıklı güvene dayalı bir kurum kültürü oluşturması şeklindeki öneriler ön plana çıkmaktadır.

Okul yönetimiOkullarRisk+4
Ömer Faruk Ak
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Diyanet İşleri Başkanlığı 4-6 yaş Kuran kursları eğitiminin öğretici ve veli görüşlerine göre incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açılan 4-6 Yaş Kuran kursları eğitiminin öğreticilerin ve velilerin görüşlerine göre incelenmesidir. Araştırmanın iki ayrı çalışma grubu vardır. İlk çalışma grubu, Kırıkkale İl Müftülüğü ve İlçe Müftülüklerine bağlı Kuran kurslarında çalışan öğreticiler arasından seçilmiş ve en az bir eğitim öğretim dönemi süresince 4-6 yaş grubunda görev yapmış olmaları esas alınmıştır. Amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yoluyla oluşturulan ilk çalışma grubuna 30 öğretici dahil edilmiştir. Çalışma grubunun ikincisi, Kırıkkale İl Müftülüğü ve İlçe Müftülüklerine bağlı 4-6 yaş grubu Kuran kurslarına çocuklarını gönderen veliler arasından amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örnekleme yoluyla seçilmiştir ve 30 veliden oluşmaktadır. Nitel bir çalışma olan bu araştırmada, olgubilim (fenomoloji) deseni kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak öğretici ve veliler için ayrı ayrı geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formlarında yer alan görüşme soruları iki ayrı uzman tarafından değerlendirilerek geçerlik, güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Araştırmanın analiz kısmında, nitel veri analizinde derinlemesine analiz yapmayı sağlayan içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi sonucunda, öğretici ve velilerin okul öncesi din eğitimini önemli ve gerekli gördükleri, DİB tarafından yürütülen 4-6 yaş grubu Kuran kursu eğitiminin bu ihtiyaca cevap verebildiği tespit edilmiştir. Bunun yanında, öğretici eğitimi, öğretim programı, ders materyalleri konusunda giderilmesi gereken eksikliklerin olduğu ve eğitim-öğretim süreci içerisinde öğreticilerin karşılaştıkları sorunlar hususunda destek bekledikleri tespit edilmiştir. Ayrıca velilerin 4-6 yaş grubu Kuran kurslarına ilişkin beklentilerinin yüksek olduğu, bu beklentilerine önemli ölçüde cevap buldukları, öğreticilerin alanda karşılaştıkları sorunları ve eksiklikleri velilere yansıtmadığı, velilerin genel olarak 4-6 yaş grubu Kuran kurslarından memnun kaldıkları, tespit edilen bulgular arasındadır. Anahtar Kelimeler: 4-6 yaş, Kuran kursu eğitimi, 4-6 yaş öğretim programı, Kuran kursu öğreticileri

Din eğitimiDiyanet İşleri BaşkanlığıEğitim programları+5
Kevser Tüfekçi
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim kurumlarında çalışan kadın yöneticilerin dönüşümcü liderlik özelliklerinin incelenmesi (İstanbul ili Sarıyer ilçesi örneği)

Bu araştırmanın amacı ortaöğretim (lise) kurumlarında görev yapan öğretmenlere göre liselerde çalışan kadın okul müdürleri ve kadın okul müdür yardımcılarının dönüşümcü liderlik özelliklerine sahip olma durumunu belirlemek ve öğretmenlerin demografik özellikleri bağlamında kadın yöneticilerine yönelik dönüşümcü liderlik algılarında farklılaşma olup olmadığını incelemektir. Dönüşümcü liderlik maddelerine verilen puanların ortalama değerleri daha yüksek olup, bunu geleneksel liderlik ve serbestlikçi liderlik izlemektedir. Kadın katılımcıların dönüşümcü liderlik algıları erkek katılımcıların algılarından daha yüksektir; ancak farklar anlamlı değildir (p>0.05). Bekar katılımcıların dönüşümcü liderlik algı düzeyleri, erkek katılımcıların dönüşümcü liderlik algı düzeylerinden daha yüksektir (p<0.05). Ön lisans mezunlarının dönüşümcü liderlik düzeyleri daha yüksek ve doktora için daha düşük olsa da, bu farklar istatistiksel olarak anlamlı değildir (p>0.05). Yaşa göre dönüşümcü liderlik algı düzeyleri arasındaki farklar istatistiksel olarak anlamlıdır ve en yüksek 25 ve altında yaşa sahip olan katılımcılarda gözlemlenirken, bunu sırasıyla 26-35 arası ile 46 ve üzeri yaş grubu izlemektedir (p<0.05). Mesleki kıdeme göre deneyimi 5 yıl ve altında olan katılımcıların dönüşümcü liderlik algıları en yüksek olup, bunu sırasıyla 6-0 yıl arası grup ile 11 yıl ve üzeri grup izlemektedir (p<0.05). Okuldaki deneyimi 5 yıl ve altında olanlarda dönüşümcü liderlik algısı en yüksek düzeyde olup, 11 yıl ve üzerinde yaşa sahip olanlarda ise en düşük düzeydedir (p<0.05). Araştırmada elde edilen sonuçlar genel olarak değerlendirildiğinde, kadın yöneticilerin dönüşümcü liderlik özelliklerinin algısının cinsiyet ve öğrenim durumuna göre farklılaşmadığı, ancak medeni durum, yaş, mesleki deneyim ve okul deneyimine göre anlamlı şekilde farklılaştığı görülmektedir. Bu nedenle, araştırmada genel olarak kadın yöneticilerin dönüşümcü liderlik özelliklerinin algı düzeylerinin, demografik özelliklere göre farklılık gösterdiği ifade edilebilir.

Şerife Ayar
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim yöneticilerinin sağlık okuryazarlığı düzeyleri ile kurum kültürü arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, Çorum ilinde MEB'e bağlı eğitim kurumlarında görev yapan eğitim yöneticilerinin sağlık okuryazarlığı düzeyleri ile kurum kültürü arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Çalışma boyunca genel tarama modeli olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 49 kurum müdürü, 54 müdür yardımcısı, 324 öğretmen, 164 kadın, 263 erkek olmak üzere toplam 427 eğitim yöneticisi ve öğretmen katılmıştır. Araştırmanın verileri 3 bölümden oluşan ölçek formları ile toplanmıştır. Birinci bölümde demografik bilgiler mevcuttur. İkinci bölümünde 29 soruluk Okul Kültürü Ölçeği kullanılmıştır. Üçüncü bölümünde 32 soruluk TSOY-32 Ölçeği kullanılmıştır. Okul Kültürü Ölçeği, 29 madde 4 faktörden (Destek Kültürü, Başarı Kültürü, Bürokratik Kültürü, Görev Kültürü) oluşmaktadır. TSOY-32 Ölçeği, Tedavi ve Hizmet ve Hastalıklardan Korunma/Sağlığın Geliştirilmesi şeklinde 2 ana boyuttan, sağlıkla ilgili bilgiye ulaşma, sağlıkla ilgili bilgiyi anlama, sağlıkla ilgili bilgiyi değerlendirme ve sağlıkla ilgili bilgiyi kullanma şeklinde 4 alt boyuttan oluşmaktadır. Ölçeklerin uygulanması amacıyla MEB'den uygulama izni alınmış ve Çorum il merkezi ve ilçelerinde görev yapan okul ve kurum yöneticileri ile öğretmenlerin tümüne ulaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın amaçlarına uygun olarak t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), levene homojenlik testi ve pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Anlamlı farklılıkların çıktığı gruplarda farkın hangi gruplardan kaynaklandığını belirlemek için Post Hoc TAMHANE, Post Hoc LSD ve Post Hoc Tukey HSD testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre, örgüt kültürü alt boyutlarının tümü ile sağlık okuryazarlığı ana boyutlarının tümü arasında p<.05 düzeyinde anlamlı ilişki olmadığı bulunmuştur. Araştırmamıza katılan yöneticilerin %86,1'inin yetersiz sağlık okuryazarlığı düzeyine, %11,9'unun sorunlu-sınırlı sağlık okuryazarlığı düzeyine ve %2'sinin yeterli sağlık okuryazarlığı düzeyine sahip olduğu görülmüş, mükemmel sağlık okuryazarlığı düzeyine sahip yöneticinin olmadığı görülmüştür.

Şahin Ceylan
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin EBA, Morpa Kampüs, Okulistik benzeri eğitim ortamları kullanımının Teknoloji Kabul ve Kullanım Birleştirilmiş Modeli 2 ile açıklanması

Bu araştırma ile öğretmenlerin EBA, Morpa Kampüs, Okulistik benzeri eğitim ortamları kullanımının Teknoloji Kabul ve Kullanım Birleştirilmiş Modeli 2 (TKKBM-2) çerçevesinde incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim-öğretim yılı Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkâmil merkez ilçelerinde bulunan ilkokul, ortaokul ve lise düzeyinde görev yapmakta olan öğretmenler oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini ise rasgele seçilmiş farklı okullarda görev yapan farklı branşlara sahip 376 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma nicel yaklaşım çerçevesinde bir betimsel tarama çalışmasıdır. Araştırmada, veri toplama aracı olarak Teknoloji Kabul ve Kullanım Birleştirilmiş Modeli 2 (TKKBM-2) ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucu öğretmenlerin eğitim durumları, platform kullanma süresi ve hizmetiçi eğitim alıp almama durumlarının TKKBM-2'nin alt boyutları ve sosyal öğrenme platform kullanımı üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığını göstermektedir. Bununla birlikte öğretmenlerin cinsiyet, branş, yaş, çalıştıkları kurum, hizmet süresi ve teknoloji kullanım yeterlilik durumlarında TKKBM-2'nin bazı alt boyutları üzerinde anlamlı etkisinin olduğu bulunmuştur. Ayrıca alışkanlık, hedonik motivasyon, sosyal etki ve kolaylaştırıcı koşullar değişkenlerinin davranışsal niyetin anlamlı yordacıları olduğu ve davranışsal niyetin bu değişkenlerle anlamlı ilişkisini belirleyen dört modele ulaşılmıştır. Alışkanlığın tek başına davranışsal niyetin %36'sını açıkladığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Eğitim Bilişim Ağı , Okulistik, Morpa Kampüs, Teknoloji Kabul ve Kullanım, Davranışsal Niyet

Davranışsal niyetEğitim Bilişim AğıEğitim ortamı+5
Ayşe Nur Kandemir
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2020
00