
15
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Çerkez aile içi adetlerinde sosyal değişim: Biga örneği
Bu araştırmada, "Çerkez Aile İçi Adetlerinde Sosyal Değişim" başlığı altında, Biga ilçesinin Çerkezlerinde, aile içi ilişkileri düzenleyen örf ve adetlerin (Adıge Khabzelerin), geçmişten günümüze değişimlerini incelemek amaçlanmıştır. Çanakkale ilinin, en büyük ilçesi olan Biga'ya bağlı on iki Çerkez köyü bulunmaktadır. Bu Çerkez köyleri 1852-1887 yılları arasında, anavatanlarından sürgün edilerek Osmanlı İmparatorluğu'na gönderilen Çerkez göçmenler tarafından kurulmuştur. Araştırmanın amacı doğrultusunda, bu Çerkez köylerinden seçilen otuz bir kişi ile görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler, araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme formu ekseninde gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen veriler, nitel araştırma yöntemi ile analiz edilip yorumlanmıştır. Verilerin analizi sonucunda; Geleneksel Çerkez aile yapısının, tarihsel süreç içerisindeki sosyo-ekonomik değişimler karşısında, özelliklerini koruyamadığı ve yerini çekirdek aile yapısına bıraktığı belirlenmiştir. Büyükbaba, büyükanne, anne, baba, çocuklar, kardeşler, üvey kardeşler, gelin, damat ve torunlar olmak üzere, aileyi oluşturan tüm bireylerin birbirleri ile olan ilişkilerini düzenleyen örf ve adetlerin çoğunun, süreç içerisinde değişime uğradığı tespit edilmiştir. Bu nedenle, aile içi ilişkileri düzenleyen örf ve adetlerin (Adıge Khabzelerin) varlığını koruyabilmesi, güncellenmesi ve gelecek kuşaklara aktarılabilmesi hususunda öncelikle ebeveynlere, Çerkez derneklerine, ardından tüm Adıge toplumuna önemli görevler düşmektedir. Anahtar sözcükler: Çerkezler, Biga, Aile, Adıge Khabze
Gürcü-Türk masallarının karşılaştırmalı incelenmesi ve Gürcü halk masallarının Türkçe çevirisi
'Gürcü-Türk masallarının karşılaştırmalı incelenmesi ve Gürcü halk masallarının Türkçe çevirisi' adlı yüksek lisans tez çalışmasında, masalların ortaya çıkış dönemi ve masal hakkında genel bilgiler göz önünde bulundurularak karşılaştırmalar yapılmıştır. Çeviri masallarını belirlerken Gürcistan'da herkes tarafından bilinen masallar olmasına dikkat edilmiştir. Gürcü halk masallarının Türk diline çevrilmesiyle iki kültürde de tanıtılması amaçlanmıştır. Böylelikle Gürcü dili alanında yapılan çalışmanın kaynak teşkil edeceği düşünülmektedir. Söz konusu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, çalışmanın yöntemini belirleyen tez yazım aşamalarından bahsedilmiştir. Çalışmanın esasını teşkil eden ikinci bölümde ise Gürcü Türk masallarının karşılaştırmalı incelenmesi ve Gürcü halk masallarının Türkçe çevirisi ile ilgili ayrıntılı incelemeler bulunmaktadır. Gürcüceden Türkçeye masal çevirisi daha öncede yapılmıştır. Ama bu çalışmada ilk defa yapılan toplu masal çevirisine yer verilmiştir. Bu durum bu çalışmayı diğer yapılan çeviri çalışmalarından ayırt etmektedir. Çünkü ilk defa aynı çalışmada birden fazla masal çevirisine yer verilmiştir. Bu incelemeler sırasında çeşitli kaynaklardan yararlanılmış ve birden fazla sözlük kullanılmıştır.
Amasya yöresindeki Gürcü köylerinin konuşma örnekleri
Bu çalışmanın temel amacı Amasya'daki Gürcü köylerinde kullanılan Gürcü dilinin edebi Gürcü dilinden ne gibi kelime ve anlam değişikliklerine sahip olduğunu ve kültürel anlamda Amasya'daki Gürcü köylerinde hangi faaliyetlerin bitmiş veya devam etmekte olduğunu incelemek ve yazılı olarak ifade etmiş olmaktır. Amasya ili sınırları içerisinde 7 köyün Gürcü köyü olduğunu, içlerinden 2 köyün kısmen Gürcü nüfusa sahip olduğu tespit edilmiştir. Tezde anlatılan köylerin dışında kalan köylerle ilgili veriler ele alınmamıştır. Çalışmamıza köyde bulunan yaşlılarla röportajla başladık. Yapmış olduğumuz araştırmalar sonucunda edindiğimiz izlenime göre Gürcü dili birçok etken sebebiyle bazı kelime ve anlam değişikliklerine uğramıştır. Edebi Gürcü dili günümüzde çok sayıda kelimeyi dışardan almıştır. Amasya'da bulunan Gürcülerin konuştuğu Gürcücede, Türkçe, Arapça ve az sayıda Farsça kelime tespit edilmiştir. Ancak Amasyalı Gürcülerin konuşmalarından Türkçe kelimeler çıkartıldığında özgün bir Gürcüce ile karşılaşılmaktadır. Amasya Gürcülerinin günlük konuşmalarında ya da kelimelerde harf/ses değişiklikleri görülmüştür. Örnek verecek olursak 'modi'-gel kelimesi 'moy(moi)' olarak, 'Rogor khar?'- Nasılsın soru cümlesi 'Ravar khar?' olarak değişkenlik göstermiştir. Temel terimler aynı şekilde kalmıştır, ancak coğrafi etkenler veya ortam koşullarından dolayı bazı kelimeler kullanılmadıkları için gelecek nesillere aktarılamamıştır. Bu değişikliklerin yanı sıra şifreleme yöntemi için kullanılan bazı Gürcüce kelimelere rastlanmıştır. Resmi dilde bulunan ancak anlam olarak değişkenlik göstermiş ve kullanımı hâlâ bugün devam etmiş kelimeler bulunmaktadır. Bunlara örnek 'boloki'- turp ve 'tavtziteli' kızılbaş gibi kelimelerdir. Bu kelimelerin resmi dildeki anlamlarının dışında apayrı bir tabir ile hitap veya belirtme durumu gözlemlenmiştir. Göç ettikleri dönemden günümüze kadar ki kısımda dili sağlıklı bir şekilde bir iki köy ancak koruyabilmiştir. Korunmasının en büyük nedeni milli birlik ve beraberlik ortamını kaybetmemiş olmalarıdır. Bazı köylerin kısmen Türk kısmen Gürcü nüfusa sahip olmaları, dini hassasiyet ve beraberindeki asimile olma durumu, dil ve kültürün korunamamasının en başlıca sebeplerindendir. Kültür olarak bakıldığında Akyazı köyünün ilk dönemlerinde 'cibniguda(çiboni) yani tulum olsa da Gürcü halk oyunlarına hiçbir köyde rastlanmamış olup günümüzde Gürcü halk oyunları için kullanılan herhangi bir müzik aleti de hiçbir köyde bulunmamaktadır. Halk oyunları olarak yöresel oyunlar davul-zurna eşliğinde oynanmaktadır. Akrabalık bağları eskiye nazaran günümüzde daha çok dış evliliklerden dolayı kısmen zayıflamış olsa da bazı köylerde Gürcüler arası evlilik devam etmiştir. Bu durum da akrabalık bağlarını güçlü tutmaya ve kültürün korunmasına yardımcı olmuştur. Coğrafi isimler, bitki hayvan isimleri ve alet edevat isimleri resmi dildeki anlam ve kelime yapısıyla Amasya yöresindeki Gürcülerin kullandığı kelimelerin çoğu benzerlik göstermektedir. Ancak dilin saf yapısını muhafaza etmiş birkaç köyde eski dilde bilinen ama günümüzde nadir kullanılan kelimelere rastlanmıştır. Bir örnek verecek olursak 'koçikorvalai' – karabiber kelimesi resmi dilde 'şavipilpili' olarak kullanılmaktadır. Kelime yapıları, anlam değişiklikleri ve bir takım aktarılamayan kültürel faaliyetlerle beraber sanat alanında değişiklikler olmuş olsa da minyatür Açara'yı Amasya'daki Gürcü köylerinde çok net görebilmekteyiz. Hâlâ kaybolmayan anılar, milli duygularla bütünleşmiş milli birlik ve beraberliğin yanı sıra kültürel canlanmanın bugün Amasya topraklarındaki Gürcülerde devam ediyor olduğu gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Amasya, Gürcü köyleri, Coğrafi isimler, Kültürel faaliyetler, Açara.
Bolu ili Elmalık Köyü'ndeki Çerkezlerin toplumsal yaşamlarının sosyokültürel açıdan incelenmesi
1864 Çerkez Sürgününden sonra Türkiye'ye göç eden Çerkezler, ülkenin farklı bölgelerine yerleşerek varlıklarını sürdürmeye çalışmışlardır. Çalışma kapsamında Bolu ili Elmalık Köyü'nde yaşayan Çerkezler hakkında detaylı bilgi edinilmesi ve Çerkezler hakkında genel değerlendirmelerde bulunulması amaçlanmaktadır. Temel amaç, Çerkezlerin sosyokültürel hayatı hakkında ilk elden bilgi edinmektir. Bu doğrultuda Çerkezlerin Kafkasya'daki tarihi, büyük sürgün süreci, sürgünden sonra Osmanlı İmparatorluğu topraklarına yerleşmeleri, Bolu ili Elmalık Köyü'ndeki Çerkezler ve güncel yaşamları hakkında teorik bilgilere yer verilmiştir. Daha sonra saha çalışması sonucunda elde edilen veriler SPSS 22.0 programında işlenip analiz edilmiş ve Elmalık Köyü'ndeki günümüzde bulunan Çerkezlerin sosyokültürel hayatlarına ilişkin röportajlar yapılarak yazıya geçirilmiş olup ilk elden veriler doğrultusunda bulgular ve yorumlarla değerlendirmeler yapılarak çalışma tamamlanmıştır.
Adıge dili öğreniminde ara düzey (B1) öğretim programı
Bu araştırmada Diller İçin Avrupa Ortak Öneriler Çerçevesi standartlarına göre Adıgece B1 düzeyi öğretim programı geliştirilmesi amaçlanmıştır. Adıgecenin öğretimine yönelik çalışmada çerçeve metninde belirlenen tanımlayıcılar Adıgeceye uyarlanmıştır. Belgesel tarama modeli benimsenen bu çalışmada, dilin en etkin şekilde nasıl öğretileceği, hangi yöntem ve tekniklerden faydalanılabileceği ve hangi konuları içermesi gerektiği araştırılmış bu doğrultuda temel dil becerilerini geliştirmeye yönelik yapılmış çalışmalar incelenmiştir. Adıgece B1 düzeyindeki bu çalışmada örnek program temaları, temel dil becerileri kazanımları ve bu kazanımların değerlendirilmesine yönelik çalışmalar ve dil bilgisi konuları bulunmaktadır. Farklı konu başlıkları altında ünite çalışmaları hazırlanmış, günlük hayata ve kültüre dair metinlere yer verilmiştir. Metinlerin sonlarında verilen etkinlikler ile dil öğrenicilerin temel dil becerilerini değerlendirmeleri istenmiştir. Yapılan bu çalışmanın Adıgece öğretimiyle ilgilenenlere kolaylık sağlaması amaçlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Adıgece B1 Düzeyi, Çerkezce Öğretimi, Dil Öğretimi.
ქართველ ფუძის ისტორია და ქართველური ტომები
Çalışmanın ana amacı, Gürcü kökünün tarihinden yola çıkarak Gürcü kabilelerini akademik bir şekilde sunmaktır. Çalışmada izlenen yol, Gürcüleri geçmişten günümüze ifade eden tanımlarıyla, Gürcü isminin nereden geldiği ve hangi milletlere dayandırıldığı sorusuna cevap aramaktır. Bu soruya cevap aranırken kartvelojiden yararlanılmış ve kartvelologların görüşlerine yer verilmiştir. Gelişme bölümünde Gürcü isminin literatürde taramasını yaptıktan sonra çalışmanın büyük bir bölümünü ifade eden Gürcü kabilelerinin kökenlerini nereden geldiklerini ve kaç farklı kabile boyuna ayrıldıkları gibi sorulara cevap arayarak bahsi geçen iki ana kavram arasında bir sonuca varılmak istenerek, Gürcü kökeninin tarihi ve bu kavramla ilintili olan kabileler aktarılmak istenmiştir. Anahtar Sözcükler: Gürcü, Kabile, Kartveloji, Köken.
Bilişim ve internette adıge dilinin kullanımının yaygınlaşmasının sağlanması
Bu çalışmanın temel amacı, günümüzde kaybolmaya yüz tutmuş diller haritasında "savunmasız" olarak nitelendirilen Adıgece'nin (Çerkesçe) yaşamaya devam edebilmesi için bilişim ve internet alanlarında yaygınlaşmasını sağlamak amacıyla yapılması gerekenleri araştırmaktır. Günümüzde bilişim alanında ve özellikle de internette aktif olarak kullanılamayan Adıge dili yeni yetişen nesillerce işlevsiz olarak görülmekte ve bu dilin yerine alternatif dilleri öğrenmeye ve kullanmaya yönelmektedirler. Bu çalışma kapsamında mevcut bilgisayar yazılımları içerisinde ve çeşitli internet sitelerinde Adıge dilinin varlık düzeyi araştırılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemleri kullanılmış olup araştırmanın verileri çeşitli bilgisayar programları ve internet sitelerinin incelenmesi ile elde edilmiştir. Bunun yanında, düzenlenen bir uluslararası anket ile Adıge kökenli bireylerin Adıge diline olan ilgisi araştırılmış, anket sonuçları diğer bulgular ile ilişkilendirilmeye çalışılmıştır. Bilgisayarlarda Adıge dilinde yazım sorunları fark edilmiştir. Bu dilde yazmaya uygun bir klavye modelinin bulunmayışının getirdiği zorluklara çözüm aranmıştır. Bu zorlukların bu dilin günlük hayatta işlevsiz görülmesine katkı sağladığı düşünülmektedir. Bu nedenle bilgisayarlarda Adıgece yazmayı kolaylaştıracak bir klavye yazılımı da hazırlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Adıge dili, Çerkesçe, bilişim, internet, bilgisayar programlama, klavye, Unicode, utf-8.
Adige dilinde (Batı lehçesi) fiiller ve yapıları
Adige dili farklı lehçelere sahip olan bir dildir. Bu çalışma Adige dilinin batı lehçesi ile ilgili bir çalışmadır. Eski bir dil olmasına rağmen geç yazı diline geçmiştir ve bu yüzden bilimsel çalışma açısından çok zengin değildir, bunun bir sebebi de Adige dilinde çok farklı lehçelerin bulunmasıdır. Bu çalışmada Adige dilinde karmaşık ve farklı yapıda bulunan fiiller açıklanmıştır. Fiillerin çeşitleri, yapıları, ekleri, değişimleri farklı örnekler ile açıklanmıştır. Bu çalışmada Rusça olan ana kaynak Türkçe' ye çevrilmiştir, farklı Türkçe ve İngilizce gramer kaynakları, makaleleri incelenmiştir. Örnek cümleler incelenirken, dili iyi kullanan kişiler ile görüşme yapılmıştır. Bu araştırmada Adige dilinin aslında çok sistematik bir dil olduğu ve aslında kendi içinde kendini zamanla ses olayları ve morfoloji açısından yenilediği görülmüştür. Adige dili ergatif bir dil olduğundan dolayı fiillerin yapısındaki değişikliklerin, yazı diline çok geç geçilmesine rağmen çok düzenli bir biçimde olduğu görülmüştür. Adige dili sistematiğinde, fiil yapısı tam olarak kavrandığı zaman Adige dilini öğrenmenin çok daha kolay olduğu öngörülmüştür.
Adıge kültüründe şifacılık
Adıgelerde yazılı aktarım yoktur. Toplum hafızası ve kültürel birikim sözlü aktarım geleneğinin koruması altındadır. Bu geleneksel disiplin, pratikte; edebiyatın altdalı olan halkbiliminin içeriğindeki inanç, toplumsal düzen, toplumsal iletişim, v.b. konularıyla birlikte halk hekimliğini de içine alan şifacılık ile karşılık bulmaktadır. Şifacılık disiplini herşeyden önce, barındırdığı tecrübenin içinde; toplumun geçmişinden süregelen uygulamalar, korunan pratikler, geleneksel yaklaşımlar, inançlar ve yaşam biçiminin kodlarını saklayarak, aynı dil gibi, gelecek kuşaklara kültürel aktarımı sağlamaktadır. Bu disiplinin temsilcisi Şifacılar; doğayı gözlemleyerek ve doğal şifa olanaklarını bulup tecrübe ederek birikimlerini, halk inançlarıyla harmanlayan "kültür taşıyıcılarıdır". Toplumsal birikimin korunmasında onların etkisi gözardı edilemeyecek kadar önemlidir. Konuya kronolojik olarak bakıldığında; Adıge toplumunun şifacılık birikiminin altyapısı ortaya çıkmaktadır; • Proto Adıgelerden gelen mitolojik bilgilerde; doğanın gizleri şifalı otlar, tılsım, sihir, v.b. majik yöntemlerle çözümlenmeye çalışılmıştır. • Adıge toplumu tarıma geçişle birlikte yerleşik düzen ve toplu yaşamla tanışmış; toplumsal sağlığın korunması, zengin bitki florası ve coğrafyanın yardımıyla davranış ve toplum kurallarında yerini almıştır. • Savaşlarla birlikte cerrahi yöntemler ve pratikler geliştirme gerekliliği ortaya çıkmıştır. • Göç sonrası toplumsal dağılma nedeniyle de; mevcut birikim büyük ölçüde değişim ve dönüşüme uğrayarak, büyü, dua, okuma, üfleme, vb. dinsel etkilere maruz kalmıştır. Nart Destanlarının mitolojik karakterlerinden Seteney; Nart toplumunun bilge figürüdür. Seteney hekimdir, falcıdır ve kâhindir. Yine Tlepş yaralı Nart çocuğun kırılan kalça kemiğini demirle onarmış, kopan ayağının yerine kendine demirden protez yapmıştır. Maykop Kurganındaki arkeolojik buluntularda, 2800 yaşında olduğu tahmin edilen bronz neşter bulunmuş olup trepanasyon (kafatasında delgi açma ameliyatı) yapılan kafatasları ve cerrahi müdahaleler yapılan iskeletler ortaya çıkarılmıştır. Adıge toplumunun geçmişinden gelen bu bulgular, toplumun ulaştığı uygarlık düzeyini gösterirken, tarihsel süreç içinde toplumun kültürel birikiminde yaşadığı erozyonu da açıkça ortaya koymaktadır. Bu çalışmanın amacı; şifacılık bilgisinin, Proto Adıgelerden günümüz Adıgelerine "sözlü aktarım" yoluyla ne kadarının ulaştığını ortaya koymak, geleneksel yöntemlerin adaptasyon baskısına maruz kalması sonucu sözkonusu alandaki eksen kayması karşısında, Adıge kültürel hafızasındaki bu konuyla ilgili erozyonun derecesini belirlemektir. Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır; Birinci bölümde; şifacılık kavramı hakkında genel bilgiler verilerek; hastalıkların nedenleri, tedavi yöntemleri ve tedavi kaynakları kavramları ana hatlarıyla açıklanmıştır. İkinci bölümde; Adıge şifacıların mitolojik dönemden günümüze kadar geçirdikleri süreç, bu süreci etkileyen faktörlerle birlikte ele alınmıştır. Üçüncü bölümde; Adıge şifacıların hastalıklardan korunma teknikleri ve tedavi yöntemleri Kuzeybatı Kafkasya ve Türkiye sahasındaki örnekleriyle aktarılarak, Adıgelerin bitki ve hayvan hastalıklarıyla ilgili tedavi yöntemlerine ilişkin bulgular anlatılmıştır. Çalışmanın sonuç bölümünde; tüm bulgular genel çıkarımlar halinde sunulmuştur. Sonuç olarak; bu çalışmada, Adıge toplumunun hafızasında saklı kalmış ve yok olma tehlikesi eşiğini çoktan geçmiş bu değerli bilgi birikimini mümkün olduğunca kayıt altına almaya gayret ederek, bu alandaki kültürel erozyona neden olan faktörler ve sonuçlar belirtilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Adıge, şifacılık, halk hekimliği, hastalık, geleneksel tedavi, bitkisel tedavi.
Türkiye'de Çerkezce öğretiminde karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri
Bu araştırmada, Türkiye'de Çerkezce öğretiminde karşılaşılan sorunların tespit edilmesi ve bu sorunlara çözüm önerileri sunulması amaçlanmıştır. Çerkezce öğretiminde karşılaşılan sorunların tespit edilmesi amacıyla, eğitim öğretimin unsurları olan, öğrenci-öğretmen-kurs üçgeni çerçevesinde bir araştırma yürütülmüştür. Araştırmada, birinci dili Türkçe olan ve sonradan değişik yollar ile Çerkezce öğrenmiş 22 kişi ile görüşülmüştür. Görüşmelerde, kişilerin Çerkezceyi nasıl öğrendikleri, neden öğrendikleri, Çerkezcenin hangi yapılarında zorlandıkları veya zorlanmadıkları, Çerkezceyi nerelerde kullanabildikleri, Türkiye'de Çerkezce öğretiminin daha etkili kılınmasına yönelik görüşleri ve tavsiyelerinin neler olduğu öğrenilmiştir. Araştırmada, sivil toplum kuruluşları veya halk eğitim merkezleri bünyesinde açılmış Çerkezce öğretimi yapılan kurslarda öğreticilik yapan 6 kişi ile yazışma yapılmıştır. Bu yazışmalar sonucunda, Çerkezce öğreticiliği yapan kişilerin, Çerkezce öğretimi yaparlarken karşılaştıkları sorunlar ve bu sorunlara karşı uyguladıkları çözümler, öğreticilerin gözünden Türkiye'deki Çerkezce öğretiminin güçlü yanlarının neler olduğu, birinci dili Türkçe olan ve ikinci dil olarak Çerkezce öğrenmek isteyen kişilere nasıl öğretim yapılmasına dair öğreticilerin görüşleri öğrenilmiştir. Araştırma kapsamında, Çerkezce öğretimi yapılan 3 kursta gözlemci olarak bulunulmuştur. Bu gözlemler kapsamında, Çerkezce öğretimi yapılan kursların fiziki donanımlarının, kurslarda yer alan öğretmen ve öğrencilerin ilişki ve davranışlarının, Çerkezce kurslarında eğitim öğretimin incelenmesi yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Verilerin analizi sonucunda, Türkiye'de Çerkezce öğretiminde karşılaşılan iki önemli sorunun bulunduğu anlaşılmıştır. • Birinci önemli sorun olarak, öğrenci ve öğretmenlerin, Çerkezce öğrenimi ve öğretimi esnasında ulaşabilecekleri işitsel, görsel, yazılı materyallerin çok az olması, az olarak bulunan öğretim materyallerinin ise, iki dilin farklılıklarının dikkate alınmadan hazırlandıkları ve Çerkezce öğrenimi esnasında öğrenicilere rehberlik etmekte yetersiz kaldıkları sonucuna ulaşılmıştır. • Türkiye'de Çerkezce öğretiminde karşılaşılan ikinci önemli sorun olarak ise, hedef dil olan Çerkezce ve birinci dil olan Türkçenin farklılıklarına dikkat edilerek geliştirilmiş bir dil öğretim programının ve bu program doğrultusunda geliştirilmiş, birinci dili Türkçe olup sonradan Çerkezce öğrenmek isteyen kişilere yönelik, Çerkezce öğretimi ile ilgili etkili bir dil öğretim yönteminin henüz geliştirilememiş olması, sonucuna ulaşılmıştır. Çerkezce öğretiminin etkililiğini arttırmaya yönelik öneriler: • Türkiye'de, Halk Eğitim Merkezlerinde Çerkezce öğretimi için, Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü tarafından 2017 yılında hazırlanmış Yabancı Diller Adigece(Çerkezce) A1 Seviyesi Kurs Programı uygulanmaktadır. Bu programın uygulanmasından önce, Çerkezce öğrenmek isteyen kişilere, "başlangıç seviyesi" adı altında bir program uygulanmalıdır. • Bu başlangıç seviyesi adlı programda, yabancı dil öğretim yöntemlerinden Bilişsel Öğretim yöntemi kullanılarak, sarmal yaklaşımla, Çerkezcenin sesleri ve fiilleri öğretilmelidir. • Başlangıç seviyesi programında, başlangıç seviyesinin kazanımlarına uygun olarak sarmal bir düzen ile hazırlanmış ders kitabı, güzel yazı defteri ve ders anlatım videolarının kullanılmalıdır. Anahtar sözcükler:
Diller için Avrupa ortak öneriler çerçevesinde temel düzeyde Çerkezce öğretim programı
Öğrenme ve öğretme alanında yeniliği yakalamak ve süreci daha da anlamlı kılmak adına geleneksel öğrenme ortamlarının, etkinliklerin ve materyallerin çağa uygun tasarlanıp düzenlenmesinin öğrenen ve öğreten açısından önem taşıdığı düşünülmektedir. Araştırmamızın ana konusunu, "Avrupa Ortak Öneriler Çerçevesinde Çerkezce Öğretim Programı Hazırlama" oluşturmuştur. Avrupa Ortak Dil Çerçevesi tanıtılarak, bu çerçeve programının Çerkezce öğretimine neler kazandırdığı ya da kazandırmayı amaçladığı anlatılmıştır. Modern yabancı dil öğretimine rehber kaynak niteliğinde olan Avrupa Dil Ortak Çerçeve Metni-2001 detaylı bir şekilde incelenmiş ve bu standartlara sahip olmayan yabancı dil öğretiminin çok başarılı olamayacağı kanaatine varılmıştır. Bu sebeple yabancı dil programı hazırlayanların, öğretmenlerin, uygulayıcıların hazırladıkları programlarda Avrupa Diller Ortak Çerçeve Metni standartlarına uymaları gerektiği düşünülmüştür. Çerçeve şimdiye kadar öğretmenler ve öğrenciler için iyi bir kılavuz olmuştur. Avrupa Diller Ortak Çerçevesi altı adet dil yeterlilik seviyesi tanımlar; A1 öncesi, A1, A2, B1, B2, C1, C2. Bu tanımlamalar seviyelerin tanımına bir standart getirmiştir. Bu çalışmada öncelikle kaynak taraması yapılmış, ortak dil seviyeleri detaylı bir biçimde incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı Avrupa Diller Ortak Çerçevesi A1-A2 temel seviyesi için dört dil becerisini içeren Çerkezce müfredat geliştirmektir. Bu araştırma kapsamında Avrupa Ortak Çerçeve Programının dil standartlarına göre dört dil becerisi A1-A2 temel düzeyde incelenmiş, konuyla ilgili kaynak taraması yapılmış, dört temel dil becerisini içeren, ölçüleri ve nitelikleri karşılayan, günlük hayatla ilgili güncel örnekler kullanılan Çerkezce öğretim temaları ve amaçları hazırlanmıştır. Dinleme becerisinde; kendisiyle ya da yakın çevresiyle ilgili bildiği kelimelerle, cümlelerle tane tane konuşulduğunda anlayabilmesine yönelik etkinlikler oluşturulmuştur. Okuma becerisinde; tabela, afiş gibi yazılı metinlerdeki kelimeleri tek tek ve basit cümleleri anlamaya yönelik etkinlikler oluşturulmuştur. Konuşma becerisinde; karşılıklı konuşma becerisi olarak, basit sorular sorabilme ve soruları yanıtlayabilme becerilerini içeren karşılıklı konuşma diyalogları, sözlü anlatımda yaşadığı yeri ya da tanıdığı kişileri betimleme metinleri oluşturulmuştur. Yazma becerisinde; kiril alfabesini tanımaya ve kavramaya yönelik basit boşluk doldurma tarzı etkinlikler, kısa ve basit cümlelerle isim, adres gibi kişisel bilgileri barındıran formları yazmaya yönelik etkinlikler oluşturulmuştur. Diktenin faal şekilde kullanıldığında dört dil becerisini (okuma, yazma, karşılıklı konuşma - sözlü anlatım, dinleme) aynı anda geliştirdiği bilinmektedir. Birçok ülkede yabancı dil öğretimi ve ikinci dil öğretimlerinde sıkça kullanılan diktenin Çerkezce dil öğretiminde de çok faydalı olacağı umulmaktadır. Çalışmanın sonuç kısmında elde edilen bulgular değerlendirilmiş, yabancı dil öğretiminde kullanılan temel düzeydeki kitaplardan alınan bazı etkinlik örnekleri, yabancı dil olarak Çerkezce ders kitaplarının hazırlanmasında dikkate alınması önerisiyle sunulmuştur.
Çerkes ve Karaçay-Malkar dil ve edebiyatları arasındaki etkileşimler
Çerkesçe ve Karaçay-Malkarca komşu iki halkın dilleridir. Her iki dil üzerinde birçok araştırma yapılmıştır ve yapılmaya devam etmektedir. Ancak iki dilin ve edebiyatın birbirleri ile olan ilişkileri ile ilgili yapılan araştırmalar oldukça kısıtlıdır. Bu araştırmada atasözleri, deyimler, sözcük hazineleri ve sözlü edebiyat ürünleri gibi farklı alanlardan örneklerle iki dil arasındaki dil ve edebiyat etkileşimlerini inceledik. Bu çalışma için her iki dilin de sözlükleri, atasözü ve deyimleri, sözlü edebiyat antolojileri, birçok sesli ve görsel kaynak taranmıştır. Bunun yanı sıra Kafkasya ve Anadolu'da birçok Çerkes ve Karaçay köyüne araştırma gezileri düzenlenerek dil ve edebiyat etkileşimlerinin günümüzdeki durumu incelenmiştir. Bu araştırma gezileri ile Çerkes ve Karaçay-Malkarlılar arasındaki etkileşime zemin hazırlayan coğrafi ve sosyal gerçeklikler ile ilgili veriler toplanmıştır. İki halkın dil ve edebiyatları arasındaki etkileşimleri incelerken ulaştığımız sonuçlar ve araştırma gezimizde gözlemlediğimiz coğrafi ve sosyal gerçeklikler bir arada incelendiğinde Çerkes ve Karaçay-Malkar ulusal ve sosyal kimliklerinin son iki yüzyılda geçirdikleri değişimi açıklayacak çeşitli yeni bağlamlar da ortaya çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çerkesçe, Karaçay-Malkarca, Kültürel Etkileşim, Karşılaştırmalı Edebiyat, Karşılaştırmalı Dilbilim
Sinop ili Erfelek ilçesi'ne bağlı Dağyeri Çerkes Köyünün tarihi, nüfus ve kültürel incelemesi
Bu çalışmada Sinop ili, Erfelek ilçesine bağlı bir orman köyü olan Dağyeri (Koçıgaze) köyünün Sosyo-Kütürel tarihi üzerine bir araştırma yapılmıştır. Köy, 13 Kasım 1881 Yılında Sinop'a gelen Kuzey Kafkasyalı Çerkezler (Adığeler) tarafından kurulmuş olup, başlangıçta 30 hane kadar iken günümüzde hane sayısı 15'e kadar düşmüştür. Köyde ilk kurucu unsurlar tarafından, günümüzde köyün bir tarlası durumunda olan ve ilk yerleşilen yer, eski vatan ya da yurt manasına gelen hekuj adı verilmiştir. Köyün tamamı Çerkez'dir (Adığe). Köy, geçmişte Çerkez kültürünün yoğun olarak yaşandığı bir orman köyü idi. Ancak günümüzde özellikle 1980 li yılardan sonra başta Çerkez dili olmak üzere, diğer kültürel unsurlarını da her geçen gün yitirmektedir. Çalışmada özellikle Çerkezce'nin (Adığe) Abzeh lehçesi ile yer adları, yemekleri, beşik şarkıları, gelin alma şarkıları, Çerkezce sülale isimleri ve damgaları kayıt altına alınmıştır. Araştırma bir alan araştırması modeli olup, köydeki sosyo-kültürel değişimler görüşme yapılacak kimseler için düzenlenmiş, "Görüşme formu" ve "görüşme tekniği" ile belirlenmiştir. Ayrıca literatür incelemesi yapılıp bu alanda yapılmış bilimsel çalışmalardan da faydalanılmıştır. Verilerin toplanmasında 27 sorudan oluşan bir bilgi toplama aracı olan (Görüşme Formun) dan yararlanılmıştır. Araştırmaya katılanlarla yüz yüze görüşülmüştür. Görüşme yapılan kişilerin, Dağyeri (Koçıgaze) köyünde yaşayıp Çerkez(Adığe) kültürünü en yoğun yaşayanlar arasından olmasına özen gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dağyeri (Koçıgaze), Çerkes, Adığe, Kuşe Vored, Habze.
Türkiye'deki Çerkes diasporasında müzik ve kültürel aktarım
Bu çalışma, Türkiye diasporasındaki Çerkeslerin siyasal sahneden dışlanmasının ardından, politik bir hamle olarak kültürel örgütlenme ve aktarım yoluna gitmesini incelerken, müziğin bu aktarımdaki rolünü açıklamaktadır. Kimliklerini korumak ve yaşatmak için Çerkesler, kültürel belleklerini sürekli olarak canlı tutmuşlardır. Kültürel belleğin güncellenmesindeki en önemli araç, müziktir. Müzik yoluyla aktarımı sağlayanlar ise kültürel belleğin uzman taşıyıcıları olan pşinavolardır .
Meşbaşe İshak'ın "Bitmeyen Umutlar I-II, Taşdeğirmen, Sürülenler ve Hehesher" romanlarındaki Çerkez atasözlerinin incelenmesi
Dil, bir toplumun en değerli kültürel mirasıdır. Dilde kullanılan kelimeler, atasözleri ve deyimler o toplumun yaşam biçimini, tarihini ve kültürünü yansıtır. Bu nedenle dilin devamlılığını sağlamak, dildeki kullanımların yozlaşmasını engellemek, o toplumun kültürünü korumak demektir. Bu çalışmada ele alınan Çerkez atasözleri de Çerkez kültürünün devamlılığının sağlanması ve korunması amacıyla ele alınmış ve çalışmayla ataların kültürü gelecek nesle aktarılmak istenmiştir. Bu amaç doğrultusunda kültürel öğelere eserlerinde çokça rastladığımız Çerkez Edebiyatı'nın ünlü yazarı Meşbaşe İshak'ın eserleri kullanılan atasözleri açısından incelenmiştir.