
1.775
Arşivlenen Tez
1
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Ortaokul fen bilimleri öğretmenlerinin ve fen bilgisi öğretmen adaylarının bilimin doğası ve bilimsel sorgulama hakkındaki bilgi ve görüşleri
Bu çalışmada Ortaokul Fen Bilimleri öğretmenlerinin ve Fen Bilgisi öğretmen adaylarının bilimin doğası ve bilimsel sorgulama hakkındaki bilgi ve görüşlerini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışma 36 fen bilimleri öğretmeni ve 16 öğretmen adayını kapsamaktadır. Uygulamada veri toplama aracı olarak Bilimin Doğası Görüşleri Anketi, Bilimsel Sorgulama Hakkındaki Görüşler Anketi ve Demografik Özellikler Anketi kullanılmıştır. Katılımcılardan elde edilen verilerin çözümlenmesinde ve yorumlanmasında betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Sonuçlara göre; çoğu Fen Bilimleri öğretmeninin "teori ve yasa farklı kavramlardır" alt boyutunda yetersiz olduğu; "bilimsel bilginin değişebilirliği" ve "bilimin öznelliği" alt boyutunda ise bilgili olduğu görülmüştür. "Veriler sonuçlarla tutarlı olmalı" alt boyutunda yetersiz oldukları; "veri ve kanıt farklı kavramlardır" ve "sorgulama sonuca etki eder" boyutunda ise bilgili düzeyde oldukları görülmüştür. Fen Bilgisi öğretmen adaylarının "deney ve gözleme dayalılık" ve "teori ve yasa farklı kavramlardır" alt boyutlarında yetersiz; "Bilimsel bilginin değişebilirliği" ve "bilimin öznelliği" alt boyutlarında ise bilgili oldukları görülmüştür. "Veriler sonuçlarla tutarlı olmalı" alt boyutunda yetersiz, "veri ve kanıt farklı kavramlardır" ve "sorgulama sonuca etki eder" alt boyutlarında karmaşık bilgiye sahip oldukları görülmektedir.
Güneş saatinin kullanımı sürecinde ortaya çıkan matematiksel bağlamların matematik programı açısından incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı güneş saatlerinin matematiksel bağlamlarının matematik programı açısından öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesidir. Bu çalışmada 2020-2021 eğitim- öğretim yılında Kırşehir ilindeki matematik öğretmenlerinin güneş saatlerinin kullanım süreçlerinde ortaya çıkan matematiksel bağlamları hakkında görüşleri incelenmiştir. Görüşme yöntemi ile yapılan bu çalışmada veriler 10 matematik öğretmeni ile görüşme yapılarak görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırma sonununda veriler "Güneş Saatleri-Ölçme ilişkisi", "Güneş saatleri-Geometri ilişkisi", "Geometri-Oran orantı ilişkisi" , "Güneş saatleriDisiplinlerarası ilişkisi", Güneş saatleri ile ilgili matematik öğretmenlerinin görüşleri" 5 tema da toplanmıştır. Araştırma sonucunda matematik öğretmenlerinin bir kısmının güneş saatlerinin ders içerisinde kullanılması, matematik müfredatındaki konular ile ilişkilendirmede yararlı olacağı, öğretim programında yer alan zaman ölçme, geometri, oran orantı konuları ile ilişkilendirerek kullanmanın yararlı olacağını belirtmişlerdir. Güneş saatlerinin diğer disiplinlerle ilişkilendirerek öğretim sürecinde kullanmanın öğretimde oldukça faydalı olacağını da belirtmişlerdir.
Sorgulamaya dayalı öğrenme ortamında v-diyagramı kullanımının fen bilimleri öğretmen adaylarının bilimsel süreç becerilerine ve genel kimya laboratuvar algılarına etkisi
Çalışmanın amacı, sorgulamaya dayalı öğrenme ortamında V-diyagramı kullanımının 1. Sınıf Fen Bilimleri öğretmen adaylarının bilimsel süreç becerilerine ve Genel Kimya Laboratuvar algılarına etkisini incelemektir. Çalışmada zenginleştirilmiş karma yöntem kullanılmıştır. Çalışma grubu 2018-2019 yılı güz döneminde yürütülmüştür. Genel Kimya dersinde rehberli sorgulama ve açık sorgulama düzeylerine göre V-diyagramları kullanılmıştır. Bilimsel süreç becerileri testinde, deney tasarlama, gözlem, ölçme, verilerin toplanması, elde edilen verilerin işlenmesi ile yorum ve değerlendirme boyutlarında anlamlı farklılık bulunurken, problemin belirlenmesi boyutunda bulunmamıştır. Genel Kimya Laboratuvar algılarında, açık uçluluk boyutunda anlamlı bir farklılık bulunurken, bütünleşme boyutunda bulunmamıştır. Durum çalışmasında 3 farklı algı düzeyine sahip (yüksek, orta, düşük) öğretmen adaylarının açık uçluluk boyutunda algıları değişirken bütünleşme boyutunda değişmemiştir. Sonuç olarak V-diyagramlarının Fen Bilimleri öğretmen adaylarının bilimsel süreç becerilerini geliştirdiği ve Genel Kimya Laboratuvar algısının açık uçluluk boyutunu etkilediği tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının bilimsel süreç becerilerindeki ve algılarındaki değişimin nedenleri bilimsel sorgulamanın doğasına yönelik anlayışları ve sosyobilişsel öğrenme kuramı dikkate alınarak açıklanmıştır.
Fen alanı öğretmenlerinin uzaktan eğitim araçlarını kullanma niyetlerini etkileyen faktörler: YEM
Bu araştırma, uzaktan eğitime yönelik fen bilimleri öğretmenlerinin niyetlerini belirleyen faktörleri incelemeyi hedeflemektedir. Bu hedef doğrultusunda teknoloji kabul modeli, planlanmış davranış teorisi ve akış teorisinden faydalanılmıştır. Teorilerin birleştirilmesindeki amaç bireylere, uzaktan eğitim süreci boyunca fen bilimleri öğretiminde eğitim ortamlarını zenginleştirecek ve bu öğretime rehberlik edecek teorik ve pratik bilgiler sunmaktır. Yapılan çalışmanın bireylerin uzaktan eğitime yönelik davranış niyetlerini belirlemek maksadıyla üç farklı modeli esas alarak bir model önermesi açısından sonraki çalışmalara yol gösterici olması beklenmektir. Bu araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden tarama araştırmalarından kesitsel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmanın örneklemi uygun/kazara örnekleme yöntemiyle belirlenmiş olup 199 katılımcı ile 13 hipotez test edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Sungur-Gul ve Ateş (2021) ve Ateş ve Garzon (2022a) tarafından geliştirilmiş ölçekler çalışmaya uyarlanarak kullanılmıştır. Hazırlanan ölçekler beşli Likert tipi olup 'Tamamen Katılıyorum' ile 'Kesinlikle Katılmıyorum' arasında değişen 30 maddeden oluşmaktadır. Verilerin analizi SPSS ve AMOS programları kullanılarak doğrulayıcı faktör analizi, yol analizi, çıkarımsal analiz ve betimsel analizler yapılarak gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizi sürecinde ilk olarak ölçüm modeli ardından yapısal model test edilmiştir. Ölçüm model sonuçlarına göre Cronbach Alpha (α) ve bileşik güvenirliği (CR) değerlerin uygun değer aralığında olduğu görülmüştür. Ayrıca yapı geçerliliği sonuçları, yakınsak geçerlilik ve ayırt edici geçerlilik değerlerinin önerilen değer aralıklarında olduğu görülmektedir. Yapısal modelin test edilmesi için χ2/df oranı 2 ile 5 arasında, GFI, IFI, TLI ve CFI değerleri 0.90'ın üzerinde ve RMSEA ve SRMR değerleri 0.07'in altında olduğu için model uyum değerlerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu söylenebilir. Çalışmanın kavramsal modeli incelendiğinde üç farklı teori ve bunun yanı sıra ek değişkenler dikkate alınarak 13 hipotez test edilmiştir. Yapılan yol analizi sonuçlarına göre, yol analizi katsayıları (β) 0.21 - 0.38 aralığında yer almaktadır. Bu doğrultuda çalışmada ele alınan bütün hipotezlerin kabul edilebilirliği sonucuna ulaşılmıştır (p<0.001). Sonuç olarak, bu araştırma kapsamında önerilen modelin fen bilimleri öğretiminde uzaktan eğitime yönelik niyetleri açıkladığı görülmektedir.
Altıncı sınıf öğrencilerinin üçgenin tanımına ve sınıflandırılmasına yönelik kavram imajlarının incelenmesi
Araştırmanın amacı; ilköğretim 6.Sınıf öğrencilerinin üçgenin tanımlanmasına ve sınıflandırılmasına yönelik oluşturdukları kavram imajlarının incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırmanın amacına uygun gerçekleşebilmesi için nitel araştırma türlerinden olan durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Hatay'ın Kırıkhan ilçesine bağlı bir devlet okulunda öğrenim gören 6. Sınıf öğrencileri arasından seçilen 9 öğrenci oluşturmaktadır. Bu öğrenciler araştırmada maksimum çeşitlilik sağlanabilmesi için başarı düzeylerine göre 3 başarılı, 3 orta, 3 zayıf öğrenci olacak şekilde seçilmiştir. Öğrencilerin üçgenin tanımına ve sınıflandırılmasına yönelik kavram imajlarını incelemek için araştırmacı tarafından uzman görüşleri doğrultusunda yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Formdaki sorular "Şekilsel Kavram Teorisi" çerçevesi (Fischbein, 1993) dikkate alınarak hazırlanmıştır. Görüşmeler 9 öğrenci ile farklı zamanlarda gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler nitel araştırmaya uygun olacak şekilde içerik analizi yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Öğrenci cevapları araştırmaya uygun olacak biçimde kategorilere ayrılmış ve bu kategoriler uzman görüşleri doğrultusunda oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda, öğrencilerin üçgeni tanımlarken ve sınıflandırırken kavram imajlarının baskın olduğu görülmüştür. Öğrenciler üçgen çizerken genellikle prototip örnekleri kullanmıştır. Bazı öğrencilerin kavram imajı ile kavram tanımları arasında ilişki olmadığı görülmüştür. Elde edilen bulgular ve sonuçlar doğrultusunda araştırmacılara yönelik öneriler verilmiştir.
6.sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersine yönelik öğrenme stratejilerinin ve fen öğrenme becerilerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Hatay ilinin İskenderun ilçesinde bulunan bir devlet okulunda öğrenim görmekte olan ortaokul 6.sınıf öğrencilerinin öğrenme stratejileri ile fen öğrenme becerilerini ön-test son-test deneysel desenle incelemektir. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim yılında 6. sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri "Kişisel Bilgi Formu" , "Öğrenme Stratejileri Ölçeği" , "Fen Öğrenme Becerisi Ölçeği" ve "Çalışma Kâğıtları" kullanılarak toplanmıştır. Veriler toplandıktan sonra elde edilen nicel veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analiz ve yorumlama aşamalarında frekans (f), yüzde (%), aritmetik ortalama (x ̅), standart sapma (Ss) hesaplanmış ve ikili değişkenler için t-testi, ikiden fazla değişkenler için Tek Yönlü Kovaryans Analizi (ANCOVA) yapılmıştır. Gruplar arasında farkın anlamlı çıkması durumunda etki büyüklüğü değerlerine bakılmıştır. Gruplar arasında farkın büyüklüğünü istatistiki olarak hesaplamak için Cohen etki büyüklüğü hesaplanmıştır. Verilerin analizine geçilmeden önce toplanan verilerin normallik değerleri incelenmiştir. Veri setinin normal dağılıma sahip olduğu; çarpıklık ve basıklık değerleri, mod, medyan ve aritmetik ortalama değerleri ve Kolmogrov-Smirnov testlerinden alınan değerlerle belirlenmiştir. Tek faktörlü ANCOVA analizinde varyansların homojenliğini test etmek için Levene testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda "Öğrenme Stratejileri" ölçeğinin geneline ve faktörlerine bakıldığında deney grubu öğrencilerinin ön-test ve son-test puanları arasında hem ortalama puanlarının arttığı hem de son-test puanları lehine istatistiki olarak anlamlı farkın olduğu görülürken, kontrol grubu öğrencilerinin ön-test ve son-test puanları arasında istatistiki olarak anlamlı farkın olmadığı görülmüştür. "Fen Öğrenme Becerisi" ölçeğinin geneli için, deney grubu öğrencilerinin ön-test son-test puanları karşılaştırıldığında ise son-test puanları lehine aritmetik ortalamanın artış gösterdiği ve istatistiki olarak anlamlı bir fark olduğu görülürken, kontrol grubu öğrencilerinin ön-test son-test sonuçları arasında istatistiki olarak anlamlı fark olmadığı görülmüştür. Bu sonuca göre fen bilimleri dersinde, öğrenme stratejilerine ve fen öğrenme becerilerine daha fazla yer verilmesinin öğrencileri olumlu yönde etkileyeceği yorumu yapılabilir.
8. sınıf öğrencilerinin uzamsal düşünme becerisi gerektiren gerçek yaşam problemlerini çözme durumları
Bu araştırma 8. Sınıf öğrencilerinin uzamsal düşünme becerisi gerektiren gerçek yaşam problemlerini çözme durumlarını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması olarak yürütülmüştür. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanan bir form aracılığı ile elde edilmiştir. Formda kullanılan sorular uzamsal düşünme becerisine dair tanımlanan uzamsal görselleştirme, uzamsal ilişki ve uzamsal yönelim olmak üzere 3 alt boyut dikkate alınarak düzenlenmiş ve her bir alt boyut için ikişer soru seçilmiştir. Araştırma için Akdeniz Bölgesi'nde bir devlet okulunda öğrenim görmekte olan 15 gönüllü sekizinci sınıf öğrencisi ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılmış ve görüşmeler ses kayıt cihazı kullanılarak kayıt altına alınmıştır. Toplanan veriler araştırmacı tarafından her soruya özel olarak hazırlanan bir rubrik ile analiz edilmiştir. Toplanan verilerin değerlendirilmesi sonucu sekizinci sınıf öğrencilerinin uzamsal düşünme becerisi gerektiren gerçek yaşam problemlerini anlamakta genel olarak sıkıntı yaşamadıkları görülmüş fakat öğrencilerin cisimleri veya bileşenlerini zihinde canlandırma aşamasında kısmen yetersiz kaldıkları belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin zihinde canlandırma basamağında başarılı olsalar dahi, canlandırılan şeklin uygulaması olan kâğıda aktarmada beklenen başarıyı yakalayamadıkları tespit edilmiştir. Daha karmaşık ve üç boyutlu şekilleri kâğıda aktarırken zorlandıkları görülen öğrencilerin uzamsal düşünme becerilerini geliştirmelerini desteklemek için okullarda işlenen matematik derslerinin daha somut bir hale getirilmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir. Bu doğrultuda derste teknoloji destekli öğretim yöntemlerinin kullanılması ve içeriğin somut materyallerle desteklenmesi faydalı olacaktır. Ayrıca öğrencilere gerçek yaşamda uzamsal düşünme becerisi gerektiren farklı problemlerin fark ettirilmesini sağlayan etkinlikler yaptırılması da bu konuda katkı sağlayacaktır.
Matematik öğretmeni adaylarının geometrik cisimlere yönelik yazılı anlatım becerilerinin incelenmesi: Öğrenci günlükleri
Bu çalışmada matematik öğretmeni adaylarının geometri öğrenme alanı kapsamındaki geometrik cisimler konusuna yönelik yazılı anlatım becerilerini 3 başlık altında incelemiştir. Bunlar: tanım yapma becerisi, kavram kullanma becerisi ve matematiksel dil kullanma becerisidir. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yönteminin benimsendiği bu araştırma var olan durumu kendi şartları içinde betimlenmek istendiğinden durum modeli ile tasarlanmıştır. Aynı zamanda bütüncül çoklu durum modeli seçilmiştir. Bu çalışma, 2022-2023 öğretim yılı güz döneminde 10 ilköğretim matematik öğretmenliği birinci sınıf öğrencilerinin katılımıyla gerçekleşmiştir. Çalışma, öğretmen adayların her dersin sonunda tuttukları günlüklerden elde edilen veriler içerik analiz yöntemi ile analizi yapılmıştır. Öğretmen adaylarının kavramları ifade etme ve açıklama yapma durumuna kıyasla kavramları ilişkilendirme noktasında eksiklikler yaşadığı tespit edilmiştir. Ayrıca adayların matematiksel dili kullanmaktan kaçınmadıkları; matematiksel şekil, sembol ve notasyon kullanımında ise özensiz davranışlar sergiledikleri görülmüştür.
Fen bilimleri öğretmenlerinin web 2.0 araçlarına ilişkin farkındalık ve dijital okuryazarlık düzeyleri
21. yüzyıl becerilerinin önem kazandığı bilgi toplumlarında öğrenme ve öğretme süreçlerini teknoloji ve çağdaş yaklaşımlar doğrultusunda tasarlamak bir gereklilik olarak görülmektedir. Bireylerin karşılaştıkları verileri analiz edip ihtiyaç duydukları verilere ulaşabilmeleri ve bunları sunabilmeleri de eğitmenlerden beklenen önemli bir yeterliktir. Araştırma karma yöntem desenlerinden sıralı açıklayıcı desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma, 2021-2022 eğitim öğretim yılında, Kırşehir ili resmi ortaokullarda görev yapmakta olan 121 fen bilimleri öğretmeni katılımı ile yürütülmüştür. Katılımcılar basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Araştırmada öğretmenlerin Web 2.0 araçlarına ilişkin farkındalık düzeyleri ve dijital okuryazarlık düzeylerinin tespit edilmesi amaçlanmış olup nicel verilerin toplanmasında "Web 2.0 Araçları Kullanımı Yetkinliği Ölçeği" ve "Dijital Okuryazarlık Ölçeği" kullanılmıştır. Nitel veriler, açık uçlu sorulardan ve yarı yapılandırılmış görüşme formundan yararlanılmıştır. Nicel verilerin analizinde descriptive analize ve fark testleri kullanırken, toplanan nitel verilerin analizinde içerik analizinden faydalanılmıştır. Çalışma sonucunda fen bilgisi öğretmenlerinin Web 2.0 araçlarının kullanırken çeşitli teknolojik ve pedagojik boyutlarda sorunlarla karşılaştıkları tespit edilmiş edilmiştir. Öğretmenler Web 2.0 araçları hakkında sınırlı bilgiye sahip olduklarını ve sınıflarında genellikle Morpa Kampüs ve EBA gibi platformları kullandıklarını belirlenmiştir. Web 2.0 araçlarını derslerine entegre etme konusunda çekimser kalmalarının sebepleri arasında araçlarını kullanımın ve hazırlığına ilişkin yeterli bilgiye sahip olamama, internet hızı ve erişim sorunları yer almaktadır. Katılımcılar, bu araçları deneylerde malzeme eksikliği, ders takibi ve performans ödevi verme amacıyla kullanabileceklerini söylemişlerdir. Öğretmenlerin bu araçları tercih etme nedenleri; onların eğlenceli, hazır olması, uzaktan eğitim avantajı ve zengin görsel içerikleri ve daha verimli ders olanağı sağlaması demişlerdir ayrıca bu araştırama sonunda araçlarla ilgili hizmet içi eğitim almak istedikleri sonucu elde edilmiştir.
Öğretmen adaylarının sürdürülebilir çevre eğitimine yönelik tutumlarının tespiti (Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi örneği)
Bu araştırma, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim gören öğretmen adaylarının sürdürülebilir çevre eğitimine yönelik tutumlarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma; Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Fen Bilgisi Eğitimi, Matematik Eğitimi, Sosyal Bilgiler Eğitimi, Türkçe Eğitimi, Sınıf Eğitimi, Okul Öncesi Eğitimi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Eğitimi Anabilim dallarında öğrenim gören toplam 855 öğretmen adayı ile yürütülmüştür. Araştırmadaki veriler, Afacan ve Demirci Güler tarafından geliştirilen, 44 madde ve 6 faktörden oluşan "Sürdürülebilir Çevre Eğitimine Yönelik Tutum Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmacıların yaptığı güvenirlik analizi sonucunda güvenirlik katsayısı 0.905 bulunmuştur. Toplanan nicel veriler SPSS istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının Sürdürülebilir Çevre Eğitimine Yönelik Tutumlarının genel olarak "Katılıyorum" düzeyinde olduğu tespit edilmiştir.
Öğretmenlerin fen öğretiminde sanal gerçeklik kullanma niyetlerine ilişkin kavramsal bir modelin geliştirilmesi
Günümüzde, teknoloji ve eğitim entegrasyonu ile ilgili olarak yapılan araştırmalar oldukça değerlidir. Sanal gerçeklik programları ise bilim ve teknoloji gelişiminin de etkisiyle günümüzde son derece önemli bir noktaya gelmiştir. Bu bağlamda çalışmada fen bilimleri öğretmenlerinin sanal gerçeklik kullanma niyetleri üzerindeki faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Söz konusu faktörleri belirlerken üç farklı model göz önüne alınmıştır. Bu modellerden; i) Teknoloji Kabul Modeli, ii) Planlanmış Davranış Teorisi ve iii) Öz Belirleme Teorisidir. Bu araştırma fen bilimleri öğretmenlerinin sanal gerçeklik kullanımı ile fen öğretim ortamını çeşitlendirecek eylemlerde bulunmalarına rehberlik edecek teorik ve pratik çıkarımları ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu çalışma, nicel araştırma yöntemleri arasında yer alan kesitsel tarama araştırma deseni kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın örnekleminde 298 fen bilimleri öğretmeni yer almaktadır. Hazırlanan ölçekler beşli Likert tipi olup 30 maddeden oluşmaktadır. Verilerin analizi sırasında; i) betimsel analizler, ii) doğrulayıcı faktör analizi ve iii) yol analizi kullanılmıştır. Araştırmanın güvenirliğinin hesaplanması için kullanılan Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı ve yapı geçerliğinin sağlanması için elde edilen değerlerin uygun olduğu tespit edilmiştir. Yol analiz sonuçlarına göre ilişki katsayıları (β) .22 - .37 aralığında yer almaktadır. Böylelikle çalışmada yer alan 13 hipotezin tamamının kabul edildiği sonucuna ulaşılmaktadır (p<.001). Araştırmadan elde edilen sonuçların öğretmenlere, program geliştiricilere ve araştırmacılara yol göstermesi beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Fen öğretimi, Öz belirleme teorisi, Planlanmış davranış teorisi, Sanal gerçeklik, Teknoloji kabul modeli.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının bilişim teknolojileri ve iletişim becerileri ile fen ve teknoloji okuryazarlığına yönelik öz yeterlik algıları arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Fen Bilgisi öğretmen adaylarının bilişim teknolojileri ve iletişim becerileri ile Fen ve Teknoloji okuryazarlığına yönelik öz yeterlik algıları arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkinin bazı değişkenler yönünden farklılaşıp farklılaşmadıklarını incelemektir. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 öğretim yılı Güz yarıyılında Ege Bölgesi'nde bulunan 2 üniversiteden uygun örnekleme yöntemiyle seçilmiş 1, 2, 3 ve 4. sınıfta öğrenim gören 285 Fen Bilgisi öğretmen adayı oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Öğretmenlerin Bilgi ve İletişim Becerileri Ölçeği, İletişim Becerileri Ölçeği ve Fen ve Teknoloji Okuryazarlığına Yönelik Öz Yeterlik Algısı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre, Fen ve Teknoloji okuryazarlığı üniversiteye ve sınıf düzeyine göre farklılık gösterirken; cinsiyete göre farklılık göstermemektedir. Bilişim teknolojileri becerileri ise; cinsiyete ve sınıf düzeyine göre farklılık gösterirken, üniversiteye göre farklılık göstermemektedir. İletişim becerileri, üniversiteye ve sınıf düzeyine göre farklılık göstermekte olup, cinsiyete göre farklılık göstermemektedir. Öğretmen adaylarının bilgisayar ve internet kullanma tercihi her iki üniversitede benzerlik göstermektedir. Sınıf düzeyi bakımından eğitim (ödev ve araştırma) için bilgisayarın kullanımı birinci sınıflarda ikinci sırada, diğer sınıflarda ise birinci sıradadır. Eğitim (ödev ve araştırma) için internet kullanımı sırası ise birinci sınıflarda üçüncü sıradadır. Cinsiyet farkı bakımından eğitim (ödev ve araştırma) için bilgisayar ve internet kullanımı erkeklerde kızlara göre daha az tercih edilmiştir. Eğitim için bilgisayar ve internet tercihi ile oyun, dizi-film ve sosyal medya tercihleri arasında ters yönde anlamlı ilişkiler bulunmaktadır. Öğretmen adaylarının sosyal iletişim ve bilişim teknolojileri becerileri Fen ve Teknoloji okuryazarlıkları üzerine katkıda bulunmaktadır.
8.sınıf öğrencilerinin veri işleme öğrenme alanına yönelik istatistiksel araştırma süreçlerinin incelenmesi
Araştırmada sekizinci sınıf öğrencilerinin veri işleme öğrenme alanına yönelik istatistiksel araştırma süreçlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Özel durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Katılımcıları Kırşehir ilinde bir devlet ortaokulunda 2022-2023 eğitim-öğretim yılında sekizinci sınıfta olan 8 erkek ve 12 kız toplam 20 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler görüşme ve doküman analizi ile toplanılmış. Verilerin analizi nitel veri analiz yöntemleri ile yapılmıştır. Hazırlanan araştırma sorularının çoğunluğunun araştırma sorusu olduğu fakat araştırma sorusu olma özelliği taşımayan sorularında olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Bazı öğrenciler araştırma sorusu ile matematiksel problemin aynı anlamı ifade ettiğini düşünmüşlerdir. Örneklem seçimlerini yakın çevrelerinden yaptıklarından veri toplama aşaması kolay geçmiştir. Fakat örneklemin dar bir çevreden olması yüzeysel verilere sebep olmuştur. Veri gösterim kısmında öğrenciler veri çeşidine dikkat etmeden gösterim yapmışlardır. Ayrıca öğrencilerin büyük kısmı tablo ve grafiklerin yapısal özelliklerine dikkat etmemişlerdir. Verileri analiz kısmında merkezi eğilim ölçülerinin işlemsel olarak öğrenildiği fakat kavramsal öğrenmenin gerçekleşmediği görülmüştür. Verileri yorumlama kısmında ise öğrenciler çıkarım yapamamışlardır. Yapılan çalışma sonucunda öğrenciyi merkeze alan, istatistiksel sürece dayalı gerçek yaşam durumları yaşatan uygulamaların yer aldığı öğretim ortamlarının artırılması öğrencilerin bu süreçlerde yaşadıkları zorlukları azaltacağı gözlemlenmiştir.
Matematik ders notu 5 olan ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin sayı hissi stratejilerini kullanma durumlarının incelenmesi
Bu araştırma "Matematik ders notu 5 olan ortaokul 7.sınıf öğrencilerinin sayı hissi stratejilerini kullanma durumlarının incelenmesi?" sorusuna yanıt bulmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın yöntemi özel durum çalışması yöntemi olarak belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemi 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Kırşehir ili Kaman ilçesinde eğitim gören ve altıncı sınıfta not ortalaması 5 olan 85 yedinci sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Çalışmaya katılan öğrencilerin seçiminde amaçlı örnekleme yöntemine başvurulmuş ve çalışmaya katılmaya gönüllü olan öğrenciler çalışmaya dâhil edilmişlerdir. Araştırma verileri Suphi Önder Bütüner tarafından geliştirilen Sayı Hissi Ölçeği ile toplanmıştır.Sonuç olarak öğrencilerin verilen problemleri kurallara dayanarak çözme eğiliminde oldukları belirlenmiştir. Özellikle verilen sekiz problemde de öğrencilerin hiçbirinin sayı duyusuna dayalı olarak çözümler üretmedikleri görülmüştür. Diğer taraftan 10 adet soruya ilişkin çözümleri alınan matematik notu 5 olan 85 öğrenci arasından öğretmenlerle görüşme yapılarak her okuldan bir öğrenci olmak üzere 3 öğrenci ile görüşmeler yapılmış ve bu görüşmeler sonucunda bir öğrencinin bu tip soruların sınıfta çözüldüğünü fakat çözümün kural temelli bir şekilde yaptırıldığını belirttiği görülmüştür. Ayrıca sadece birinci sorunun çözümünde bir öğrencinin sayı hissi stratejisine başvurduğu fakat bu öğrencinin de sınıflarda kural temelli bir öğretimin olduğunu belirtmiştir.
Ortaokul öğrencilerinin ölçümsel tahmin performanslarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ortaokul (5., 6., 7., 8. sınıf) öğrencilerinin ölçümsel tahmin performanslarının bazı değişkenlere göre incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Kırşehir'deki farklı sosyoekonomik düzeylere sahip altı devlet ortaokulunda öğrenim gören 1140 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modelinin bir çeşidi olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmacı öğrencilere uygulamak amacıyla; bağımsız değişkenlere dair bilgilere ulaşmak için 24 sorudan oluşan 'Katılımcı Veri Toplama Formu' ve ölçümsel tahmin performanslarını belirlemeye yönelik 22 sorudan oluşan 'Ölçümsel Tahmin Testi' geliştirmiştir. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında genel olarak yaş düzeyi ve sınıf seviyesi arttıkça ölçümsel tahmin ortalamalarının arttığı görülmüştür. Yüksek sosyoekonomik bölge okulları öğrencilerinin orta ve düşük sosyoekonomik bölge okulları öğrencilerine göre istatistiksel olarak anlamlı biçimde yüksek puanlar elde ettikleri belirlenmiştir. Yapılan bağımsız gruplar t testine ait sonuçlarında cinsiyet ile anne-babalarının sağ ve birlikte olma değişkenlerine göre puanlar arasında anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Eğitimle en çok ilgilenen kişi değişkenine göre öğrencilerden eğitimleriyle aile bireyleri hariçinde kişilerin ilgilendiği gruptaki öğrencilerin tahmin puanlarının oldukça düşük olduğu saptanmıştır. Genel olarak anne ve babanın eğitim seviyesi arttıkça öğrencilerin tahmin ortalamalarında artış olduğu görülmüştür. Öte yandan matematiği günlük hayatla ilişkilendirme düzeyine göre öğrencilerin puanları arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmezken cetvel-pergel kullanma, zemin kaplama-duvar boyama, sıvı ölçme tecrübelerine göre analiz edildiğinde öğrencilerin birbirine çok yakın ancak düşük tahmin ortalamaları elde ettikleri görülmüştür.
İlköğretim matematik öğretmeni adaylarının orantısal akıl yürütme yeterliklerinin log-lineer bilişsel tanı modeli ile incelenmesi
Bu çalışmanın amacı ilköğretim matematik öğretmeni adaylarının orantısal akıl yürütme yeterliklerinin log-lineer bilişsel tanı modeli ile incelenmesidir. Çalışmada ilköğretim matematik öğretmeni adaylarının cinsiyetlerine, sınıf düzeylerine, öğrenim gördükleri üniversitelere, bu üniversitelerin bulundukları bölgelere ve üniversiteye giriş puanlarına (düşük, orta ve yüksek puan) göre orantısal akıl yürütme yeterliklerinde farklılaşma olup olmadığı incelenmiştir. Çalışmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Bu çalışmada kullanılan orantısal akıl yürütme testi alanyazındaki çalışmalar göz önünde bulundurularak geliştirilmiştir. Orantısal akıl yürütme testinde şu üç yeterliğe yönelik oran ve orantı problemleri yer almaktadır: oranı anlama, orantıyı anlama ve orantısız ilişkileri anlama. Analiz sonuçlarına göre çalışmaya katılan 747 öğretmen adayından 148'inin orantısal akıl yürütmeyle ilgili hiçbir yeterlikte uzmanlaşmadığı görülmüştür. Diğer taraftan, 599 öğretmen adayının oranı anlama yeterliğinde, 240 öğretmen adayının oranı anlama ve orantıyı anlama yeterliklerinde, 110 öğretmen adayının ise orantısal akıl yürütmeyle ilgili yeterliklerin üçünde de uzmanlaştığı görülmüştür. Öğretmen adaylarının oranı anlama yeterliğinde iyi düzeyde, orantıyı anlama ve orantısız ilişkileri anlama yeterliklerinde ise düşük düzeyde uzmanlaştıkları görülmüştür. Ayrıca, öğretmen adaylarının orantısal akıl yürütme yeterliklerinin cinsiyete göre farklılaşmadığı fakat sınıf düzeyine, öğrenim gördükleri üniversitelere, bu üniversitelerin bulundukları bölgelere ve üniversiteye giriş puanlarına göre farklılaştığı görülmüştür. Üniversitelerin bulundukları bölgelere göre yapılan analiz sonuçlarına göre orantısal akıl yürütmeyle ilgili üç yeterlik için de Doğu Anadolu Bölgesi aleyhine anlamlı bir farklılaşma görülmüştür.
Öğretmen adaylarının ortaokullarda kolaylaştırıcı kişi uygulamasına yönelik yeterliliklerinin belirleme ölçeği geliştirme çalışması
Kaynaştırma yoluyla öğrenimlerine devam eden özel gereksinimi olan öğrencilerin nitelikli eğitim almaları ve eğitimde eşitlik ve adaleti sağlamak adına zorluk yaşadıkları alanlarda bireysel olarak desteklenmeleri Bu amaçla, öğretmen adaylarının özel gereksinimi olan kaynaştırma öğrencisi için kolaylaştırıcı kişi kullanılmasına yönelik öz yeterliklerini belirleme ölçeği geliştirme bu araştırmanın temelini oluşturmaktadır. Çalışma nicel araştırma yöntemlerinden tarama deseni kullanılarak yürütülmüştür. Ölçme aracının geliştirilmesi süreci sırasıyla; kapsam geçerliliği için uzman görüşü alma, açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizini içerecek şekilde üç aşamada gerçekleştirilmiştir. Çalışma Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Fakültesinde sınıf eğitimi, öğretmen adaylarına uygulanmıştır. Ölçme aracının iç tutarlığı Cronbach Alpha (α=,794) ile hesaplanmış ve bu veri setinden elde edilen sonuçların oldukça yüksek güvenirliğe sahip olduğu görülmüştür. Araştırmanın doğrulayıcı faktör analizi çalışmaları gerçekleştirmiş ve uyum iyiliği indekslerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu belirlenmiştir. Öğretmen adayları; kolaylaştırıcı kişilerin öğretmenlere destek olmak için gerekli olduğunu, özel gereksinim olan öğrencinin akranları ile etkileşim kurmada, sınıfta sorunlar yaşanması durumunda kolaylaştırıcı kişiye danışabileceklerini ve sınıfa iyi daha uyum sağlayacaklarını belirtmişlerdir. Öğretmen adayları, öğretmeni oldukları sınıflarda kaynaştırma öğrencisinin de eğitim almasına karşı olumlu görüş belirtmişler, kolaylaştırıcı kişi varlığında bu oran çok artmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kolaylaştırıcı Kişi, Öz Yeterlik Ölçeği, Öğretmen Adayları
Matematik öğretmen adaylarının çizimlerle benzer üçgen oluşturma ve pantograf kullanma durumlarının incelenmesi
Bu çalışmada, İlköğretim Matematik Öğretmen Adaylarının (İMÖA) Üçgenlerde Benzerlik ile ilgili çizimleri ve pantograf kullanma durumlarını araştırılması amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemi ile tasarlanan bu çalışmada, durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın konusunu, olayını ve olgusunu, birçok veri kaynağını kullanarak kendi durumunda derinlemesine araştıran bir yaklaşımdır. 2021-2022 eğitim-öğretim döneminde ilköğretim matematik öğretmenliği programı son sınıfta öğrenim gören 12 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Çalışma grubu seçiminde amaçlı rastgele örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Amaçlı rastgele örneklem araştırmanın amacı doğrultusunda sistematik ve rastgele seçilen durum örneklerinin amaçlı bir şekilde sınıflandırılmasıdır. Bu çalışmada veri toplamak için ses kayıtları, çalışma kâğıtlarındaki ifadeleri ve çizimleri, öz değerlendirme formları kullanılmıştır. Adayların yapacakları etkinlikler ve çalışma kağıtları araştırmacı ve tez danışman görüşleri sonucunda oluşturulmuştur. Çalışma kapsamında uygulanan süreç iki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşama temel çizim etkinliklerinin uygulanmasıdır. İkinci aşama Pantograf kullanılma etkinliklerinden oluşmaktadır. Veri analizinde ise öğretmen adaylarının yaptıkları her bir çizim tek tek geogebra yardımı ile incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda çalışmasında katılımcıların üçgen çizimlerini içeren görevlerde oldukça başarılı olduklarını ancak etkinlik temelli öğretimin en önemli unsurunun öğretmenin bilgi, beceri düzeyinin olduğu görülmüştür. Bundan dolayı çizim etkinliklerini iyi yönetemeyen öğretmenlerin, etkinlik iyi hazırlanmış olsa bile bu etkinliği iyi uygulayamayabilecekleri göz önünde bulundurulmalıdır. Bu nedenle öğretmenlerin öğrencilerin konuyu daha iyi öğrenmeleri için farklı etkinlikler ve görevler oluşturabilmelerine vurgu yapılmalıdır.
Ortaokul matematik öğretmen adaylarının rubu tahtası deneyimlerinden yansımalar
Bu araştırmanın amacı matematik öğretmeni adaylarının rubu tahtasındaki matematiksel işlemlere yönelik açıklamalarını ve rubu tahtasının matematik eğitiminde kullanımı konusundaki görüşlerini incelemektir. Bu amaca yönelik hazırlanan bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın araştırma grubunu 2022-2023 yılında Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği ikinci sınıfta öğrenim gören 51 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırma grubunun belirlenmesinde uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, açık uçlu sorulardan oluşan yazılı bir görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Toplanan verilerin analizinde nitel veri analiz yöntemlerinde biri olan içerik analizi kullanılmıştır. Analiz sonucunda 7 tema ve bu temalara ait 26 kategori oluşmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgular incelendiğinde öğretmen adaylarının rubu tahtasında yapılan işlemlere yönelik bazı kavramları açıklamada ilişkisel anlama veya bu işlemleri modellemede sorun yaşadıkları görülmüştür. Öğretmen adayları genellikle rubu tahtasının matematik tarihi bağlamında derslerde kullanımının yararlı olacağına ve bir çok matematiksel kavramın öğretiminde kullanılabileceğine dair görüş belirtmişlerdir.
Ortaokul öğrencilerinin kitap okuma alışkanlkları ile matematik okuryazarlıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Nicel araştırma yaklaşımının benimsendiği bu çalışma 2022-2023 eğitim öğretim yılında 837 ortaokul öğrencisinin katılımıyla gerçekleşmiştir. Çalışmada ortaokul öğrencilerinin kitap okuma alışkanlıkları ile matematik okuryazarlığı öz yeterlik algıları arasındaki ilişki incelenmiştir. Ayrıca öğrencilerin kitap okuma alışkanlıklarının ve matematik okuryazarlığı öz yeterlik algılarının cinsiyete, okul türüne, okulun LGS sınav başarısına, sınıf düzeyine, anne/baba eğitim durumuna, kardeş sayısına, ailenin gelir düzeyine, kitap okuma sıklığına ve kendisine ait odanın olup olmamasına göre farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, öğrencilerin kitap okuma alışkanlıklarının istatistiksel olarak kızlarda daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca sınıf düzeyi arttıkça bu alışkanlıklarının istatistiksel olarak azaldığı ve en yüksek 5. sınıf öğrencilerinde; en düşük ise 8. sınıf öğrencilerinde olduğu görülmüştür. Baba eğitim düzeyi açısından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde fark olmasına; anne eğitim düzeyi açısından fark olmamasına karşın annesi/babası lisans mezunu olan öğrencilerin annesi/babası ilkokul mezunu olan öğrencilere oranla yine kitap okuma alışkanlıklarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Matematik okuryazarlık öz yeterlik algıları açısından incelendiğinde ise annesi/babası lisans mezunu olan öğrencilerin annesi/babası ilkokul mezunu olan öğrencilere oranla istatistiksel olarak daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca ailedeki çocuk sayısı arttıkça öğrencilerin gerek kitap okuma alışkanlıklarında gerekse matematik okuryazarlık öz yeterlik algılarında anlamsal olarak bir düşüş olduğu görülmüştür. Kardeşi olmayan öğrencilerin istatistiksel olarak üç ve daha fazla kardeşi olan öğrencilere oranla kitap okuma alışkanlıklarının ve matematik okuryazarlık öz yeterlik algılarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Aile geliri açısından incelendiğinde aile geliri yükseldikçe kitap okuma alışkanlıklarının ve matematik okuryazarlık öz yeterlik algılarının arttığı ve ailesinin geliri yüksek olan öğrencilerin geliri düşük olan öğrencilere oranla kitap okuma alışkanlıklarının ve matematik okuryazarlık öz yeterlik algılarının daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Öğrencilerin kitap okuma sıklıkları arttıkça kitap okuma alışkanlıklarının ve matematik okuryazarlık öz yeterlik algılarının arttığı; hemen hemen her zaman kitap okuyan öğrencilerin hemen hemen hiçbir zaman kitap okumayan öğrencilere oranla gerek kitap okuma alışkanlıklarının gerekse matematik okuryazarlık öz yeterlik algılarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Öte yandan bu çalışmada, ortaokul öğrencilerinin matematik okuryazarlık öz yeterlik algılarının cinsiyete ve sınıf düzeyine göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin gerek kitap okuma alışkanlıklarının gerekse matematik okuryazarlık öz yeterlik algılarının öğrenim gördükleri okul türüne ve LGS sınav başarısına göre de istatistiksel olarak bir farklılaşmanın olmadığı gözlemlenmiştir. Ayrıca, bu çalışmada ortaokul öğrencilerinin kitap okuma alışkanlıkları ile matematik okuryazarlık öz yeterlik algıları arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Kitap okuma alışkanlığı, matematik okuryazarlığı, öz yeterlik
On birinci sınıf öğrencilerinin radyan ve derece kavramları ile sinüs ve kosinüs fonksiyonları hakkındaki temel bilgilerinin incelenmesi
Trigonometri konusu, Millî Eğitim Bakanlığı'nın en son yayınladığı 2018 müfredatına göre ortaöğretim kurumlarında 11. sınıf ve 12. sınıf düzeylerinde öğretilmektedir. Trigonometri, matematik dersinde temel teşkil eden konulardan biridir ve önemli bir yere sahiptir. Bu konuyu anlamak için, temel kavramların iyi öğrenilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bu araştırmada ortaöğretim 11. sınıf öğrencilerinin radyan ve derece kavramları ile sinüs ve kosinüs fonksiyonları hakkındaki temel bilgileri incelenmiştir. Araştırmanın katılımcılarını, Orta Anadolu'da bulunan bir ilimizin ilçesindeki iki farklı lise türünden toplam 85 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilerin trigonometrik kavramlara yönelik tanımlamalarını incelemek için, nitel araştırma yöntemlerinden temel nitel araştırma deseni (basic qualitative research) kullanılmıştır. Verileri toplamak için araştırmacı tarafından hazırlanan ve uzman görüşü alınan yedi soruluk bir açık uçlu soru formu kullanılmıştır. Bu formda, derece ve radyan kavramı tanımları, aralarındaki ilişkiye yönelik sorular, sinüs ve kosinüs fonksiyonlarının tanımları ve bu fonksiyonlara yönelik temel sorular yer almaktadır. Araştırmada, öğrencilerin derece ve radyan tanımlarını tam olarak doğru tanımlayamadıkları belirlenmiştir. Derece sembolüne yeterince dikkat etmedikleri hatta neredeyse hiç kullanmadıkları için, radyan açı değerleriyle verilen sorularda açı ölçü birimlerini derece olarak kabul ettikleri ve bu şekilde işlem yaptıkları gözlemlenmiştir. Öğrenciler, bir radyanı 180⁰ olarak algılamışlardır. Radyanı π ile özdeşleştirip, 1 radyanı 1π'ye eşit olarak düşünmüşlerdir. Bir radyanın yaklaşık olarak 57.2⁰'ye denk geldiğini bilmedikleri görülmüştür. Radyan ile ilgili kavramsal sorularda sorun yaşadıkları belirlenmiştir. Radyan hakkında zayıf imajlar, öğrencilerin kavram yanılgılarının da sebepleri olmuştur. Sinüs ve kosinüs fonksiyonlarının yaklaşık değerlerini tam olarak bulamadıkları ve bu konuda sorun yaşadıkları tespit edilmiştir. Bu sorunun, açı indirgenmesinde zorlandıkları, bilindik açı ölçülerinin değerlerini belirleyememesi ve daha önce benzer soruların çözülmemiş olması gibi faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir.
Ortaokul öğrencilerinin fen bilimleri dersine yönelik ilgileri ile bilimsel değerlere ulaşma düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin fen bilimleri dersine yönelik ilgileri ile bilimsel değerlere ulaşma düzeylerini incelemektir. Araştırma, 2018-2019 eğitim öğretim yılında Van ili Gürpınar ilçesindeki devlet okullarında öğrenim gören ortaokul öğrencileriyle yapılmıştır. Katılımcıları belirlemede maksimum çeşitlilik örnekleme yönteminden yararlanılmıştır. Araştırma betimsel nitelikte olup ilişkisel tarama modelinden yararlanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, "Fen Konularına Yönelik İlgi Ölçeği", "Bilimsel Değerler Ölçeği", "Kişisel Bilgi Formu" uygulanmıştır. Araştırmada tanımlayıcı istatistiksel metotlar (Frekans, Yüzde, Ortalama, Standart sapma) ile Kruskal Wallis H-testi, Mann Whitney U-testi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, ortaokul öğrencilerinin fen konularına yönelik ilgi düzeyleri ile bilimsel değerlere ulaşma düzeylerinin orta düzeyde olduğu, fen konularına yönelik ilgi düzeylerinin cinsiyet, sınıf düzeyi, anne-baba eğitim durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık olduğu, bilimsel değerlere ulaşma düzeyinin cinsiyet değişkeni açısından anlamlı fark bulunmadığı fakat sınıf düzeyi ve anne-baba eğitim durumuna göre anlamlı farklılık olduğu, fen konularına yönelik ilgi ile bilimsel değerler arasında orta düzeyde pozitif yönlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulgular doğrultusunda aşağıdaki önerilere yer verilmiştir.Fen bilimleri ders kitaplarında bilimsel değerleri kazandırmayı amaçlayan kavram, hikâye, etkinliklere yer verilmelidir. İlgi ve merak duyulan konuları öğrenmede daha başarılı olabilme sonucu düşünüldüğünde fen konularına yönelik ilgi düzeyini arttıracak çalışmalar yapılabilir.
Ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin cebirsel sözel problemleri çözme sürecinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin cebirsel sözel problemleri çözme sürecini incelemektir. Araştırma, 2019-2020 eğitim öğretim yılında Şanlıurfa ili Birecik ilçesindeki bir devlet okulunda öğrenim gören altı, yedinci sınıf öğrencisiyle yapılmıştır. Katılımcıları belirlemede amaçlı örneklem yönteminden yararlanılmıştır. Araştırmada verilerin toplanması, çözümlenmesi ve yorumlanmasında nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma boyunca veri toplama aracı olarak, öğrencilerin yazılı dokümanları ve görüşmeler kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler soru soru analiz edilmiş olup, her bir soru Polya'nın Problem Çözme Aşamalarına göre incelenmiştir. Verilerin analiz edilmesinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada öğrencilerin genel olarak cebirsel sözel problemleri çözme sürecinde problemi anlama aşamasında beklenen kritik davranışları gösterdiklerinde plan yapma ve planı uygulama aşamalarında sıkıntı yaşamadığı, planı uygulama aşamasında benzer stratejileri kullandıkları ancak kontrol etme aşamasını uygulamadan problem çözme sürecini tamamladıkları sonucuna ulaşılmıştır.
Yapay zeka temelli artırılmış gerçeklik teknolojisinin fen bilimleri dersinde kullanılabilirliğine dair öğretmen niyetlerinin incelenmesi
Günümüzde teknoloji odaklı araştırmalar büyük bir öneme sahiptir ve özellikle artırılmış gerçeklik ile yapay zekâ teknolojileri, bilim ve teknoloji alanlarındaki gelişmelerin etkisiyle kritik bir konuma ulaşmıştır. Bu çalışma, fen bilimleri öğretmenlerinin yapay zekâ temelli artırılmış gerçeklik teknolojisini kullanma niyetleri üzerinde etkili olan faktörlerin belirlenmesini amaçlamaktadır. Genel Genişletilmiş Teknoloji Kabul Modeli temel alınarak yürütülen bu araştırma, fen bilimleri öğretmenlerinin bu teknolojiyi kullanarak fen öğretim ortamını zenginleştirecek adımlar atmaları için teorik ve pratik çıkarımlar sunmayı hedeflemektedir. Araştırma, kesitsel tarama deseni kullanılarak yürütülmüş ve örneklemi 227 fen bilimleri öğretmeninden oluşmaktadır. Çalışmada kullanılan ölçekler, beşli Likert tipi ve 25 maddeden oluşmaktadır. Verilerin analizi betimsel analizler, doğrulayıcı faktör analizi ve yol analizi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın güvenilirliği, Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı ile değerlendirilmiş ve yapı geçerliğinin sağlanması için elde edilen değerler uygun bulunmuştur. Yol analiz sonuçlarına göre ilişki katsayıları (β) .22 ile .47 arasında değişmektedir ve çalışmadaki 15 hipotezin tamamı kabul edilmiştir (p<.001). Araştırma sonuçları, fen bilimleri öğretmenlerinin yapay zekâ temelli artırılmış gerçeklik teknolojisini kullanma niyetlerinin olumlu olduğunu ortaya koymaktadır. Öğretmenlerin bu teknolojiyi kullanma algıları genel olarak olumlu yöndedir. Algılanan kullanım kolaylığı, algılanan kullanışlılık, deneyim, öz-yeterlik, tutum, öznel norm ve algılanan hoşnutluk gibi faktörler, öğretmenlerin teknoloji kullanma niyetleri üzerinde belirleyici olmuştur. Bu bulguların öğretmenlere, program geliştiricilere ve araştırmacılara yol gösterici nitelikte olması beklenmektedir.
Ortaokul öğrencilerinin kesirlerde temsiller arası dönüşüm yapabilme yeterlik düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinin kesirlerde temsiller arası dönüşüm yapabilme yeterlik düzeyleri araştırılmıştır. Temsil türü olarak "Gerçek yaşam", "Görsel/Sayı Doğrusu", "Görsel/Model", "Sembolik", "Dilbilimsel" ve "Manipülatif" temsiller kullanılmıştır. Analiz sonucunda beşinci ve altıncı sınıf öğrencilerinin girdi temsil türü görsel/model ve gerçek yaşam olan sorularda diğer temsil türlerine oranla daha yüksek performanslar elde ettiği; girdi temsili dilbilimsel olan sorularda ise çok düşük performanslar elde ettiği görülmüştür. Yedinci ve sekizinci sınıf öğrencilerinin ise girdi temsil türü manipülatif ve sembolik olan sorularda daha yüksek performanslar elde ettiği görülürken, yine girdi temsil türü dilbilimsel olan sorularda zorlandıkları ortaya çıkmıştır. Girdi ve çıktı temsil türü açısından incelendiğinde, beşinci ve altıncı sınıf öğrencilerin en çok dilbilimsel temsilden manipülatif temsile dönüşüm yapmada; yedinci ve sekizinci sınıf öğrencilerinin ise dilbilimselden gerçek yaşam temsile dönüşüm yapmada zorlandıkları belirlenmiştir. Öte yandan, sınıf düzeyi arttıkça girdi temsil türü görsel/sayı doğrusu, sembolik, dilbilimsel ve manipülatif olan sorularda öğrencilerin performanslarında bir artış olduğu görülmüştür. Bu temsil türlerinin diğer temsillere oranla daha soyut ve karmaşık bir yapıya sahip olması daha alt sınıflarda öğrenim gören öğrencilerin daha düşük performanslar sergilemesinin bir nedeni olabilir. Sınıf düzeyi arttıkça öğrencilerin hem bilişsel olarak ilerlemesi hem de bu temsil türlerine yönelik öğretim sürecinde deneyim kazanması daha yüksek performanslar elde etmesine zemin hazırlamış olabilir. Öğretim sürecinde kesirlerin farklı temsil türleri ile çeşitlendirilerek sunulması öğrencilerin bilişsel gelişimlerini destekleyebilir.
Öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları: Ölçek geliştirme çalışması
Bu araştırmanın amacı öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarını tespit etmek için geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmektir. Araştırmada nicel araşatırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nin Fen Bilgisi Eğitimi, Türkçe Eğitimi, Sosyal Bilgiler Eğitimi, Matematik Eğitimi, Sınıf Eğitimi, Okul Öncesi Eğitimi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık anabilim dallarının 1, 2, 3 ve 4. sınıflarında öğrenim gören toplam 425 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Ölçme aracının geliştirilmesi süreci sırasıyla; kapsam geçerliliği için uzman görüşü alma, açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizini içerecek şekilde üç aşamada gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin faktör yapısını ortaya çıkarmak için verilerin analizinde SPSS ve AMOS paket programından yararlanılmıştır. Geliştirilen ölçek iki faktörlü olup 5'li likert tipindedir. Bu faktörler "öğretmen özelliği" ve "sevgi ve değer" olarak isimlendirilmiştir. AMOS programı yardımıyla doğrulayıcı faktör analizi yapılmış ve iyilik uyum endeksleri 2 faktörlü ve 28 maddeden oluşan yapıyı doğrulamıştır. Ölçeğin güvenirlik katsayısı Cronbach Alpha 0.925'dir. Anahtar Kelimeler: Tutum, Öğretmenlik Mesleği, Ölçek Geliştirme, Öğretmen Adayları
8.sınıf öğrencilerinin Almanya ve Türkiye ders kitaplarında yer alan olasılık problemlerini çözme süreçleri
Olasılık hem öğretmenler hem de öğrenciler için en karmaşık ve zorlayıcı konulardan biri olarak kabul edilmektedir. Olasılık konusunun anlaşılmasındaki bu zorlukların nedenleri arasında, öğrencilerin konuyu anlamak yerine formülleri ezberlemeye odaklanmaları, soruları yeterince anlamamaları, olasılıkla ilgili kavramlara karşı olumsuz tutum geliştirmeleri ve uygun öğretim materyallerinin yetersizliği yer almaktadır. Bu araştırmada, olasılık konusunun TMMS (Trends in International Mathematics and Science Study) sıralamasında Türkiye'nin önünde yer alan Almanya'nın ders kitaplarında nasıl ele alındığını ve bu kitaplarda yer alan problemlerin çözüm süreçlerinin karşılaştırılmasını amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, özel durum çalışması yöntemi kullanılarak, araştırmacının sınıfındaki dört öğrenci çalışma grubunu oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak, Türkiye ve Almanya ders kitaplarında yer alan olasılık problemleri, öğrencilerin bu problemleri çözerken izledikleri adımlar ve bu süreçte öğrencilerle gerçekleştirilen görüşmeler kullanılmıştır. Verilerin analizi betimsel analiz yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, Türkiye'deki ders kitaplarında yer alan sekiz olasılık problemine öğrencilerin genellikle doğru yanıt verdikleri, ancak birkaç problemde rastgele işlem yaparak yanlış sonuçlara ulaştıkları belirlenmiştir. Öte yandan, Almanya ders kitaplarındaki problemlerde öğrencilerin büyük bir kısmının yanlış cevap verdiği ve doğru çözüm oranının düşük olduğu gözlenmiştir. Yanlış çözümlerin, öğrencilerin problemleri anlamada güçlük çekmeleri, terimlerin anlamını kavrayamamaları ve doğru işlem basamaklarını belirleyememeleri gibi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Laboratuvar uygulamalarının fen bilgisi öğretmen adaylarının laboratuvar öz yeterlik ve kaygılarına etkisi
Bu çalışma fen bilgisi öğretmen adaylarının biyoloji laboratuvarı öz yeterlik ve biyoloji laboratuvarına yönelik kaygılarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Nicel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada ön test- son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi ve Kırıkkale Üniversitesi'nde eğitim gören Fen Bilgisi öğretmen adaylarıyla çalışılmıştır. Çalışma deney grubunda 20, kontrol grubunda 20 olmak üzere toplam 40 öğretmen adayıyla yürütülmüştür. Deney grubu öğretmen adaylarına araştırmacılar tarafından planlanan laboratuvar etkinlikleri uygulanırken kontrol grubundaki öğretmen adayları 2018 YÖK destekli eğitim programı uygulanmıştır. Öğretmen adaylarının biyoloji laboratuvar öz yeterlik ve biyoloji laboratuvarına yönelik kaygılarındaki değişimi ölçmek amacıyla "Biyoloji Öz Yeterlik Ölçeği" ve "Biyoloji Laboratuvarı Kaygı Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçeklerin geneline ait Cronbach-alpha katsayısı araştırmacılar tarafından sırasıyla 0.80 ve 0.81 olarak hesaplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 20 paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda laboratuvar etkinlikleriyle eğitim gören öğretmen adaylarının biyoloji laboratuvarı öz yeterliklerinde olumlu bir artış görülmüştür. Öğretmen adaylarının biyoloji laboratuvarına yönelik kaygılarının azaldığı sonucuna varılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçların ortaokul, lise ve üniversitede fen konulu derslerin işleyişi hakkında farkındalık oluşturduğu, fen okuryazar bireyler yetiştirme konusunda bilime katkı sağlanacağı öngörülmektedir. Araştırmada üniversitemiz, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) biriminden destek alınmıştır.
Öğretmen adaylarının mozaiklerin matematik öğretiminde kullanımına yönelik görüşlerinin incelenmesi
Bu çalışma, mozaiklerin matematik öğretiminde kullanımına yönelik öğretmen adaylarının görüşlerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda iki aşamadan oluşan bir süreç planlanmış ve uygulanmıştır. Sürecin başında öğretmen adaylarına mozaik sanatı ile ilgili temel bilgilendirme yapılmış ve kendi mozaiklerini oluşturmaları istenmiştir. Yapılan çalışmanın matematik öğretiminde kullanışlı olup olmayacağına yönelik sorular yöneltilmiş ve önerileri alınmıştır. İkinci aşamada ise öğretmen adaylarına mozaiklerin matematik öğrenme alanları ile ilişkisine yönelik 16 tane çizim ve görüş alma etkinliği yapılmıştır. Araştırma Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü Matematik Eğitimi Anabilim Dalında öğrenim gören 50 öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre öğretmen adayları mozaiklerin matematik öğretiminde kullanışlı bir araç olduğunu düşünmektedirler.
Öğretmen adaylarının pandemi sonrası fen öğretimi ve çevrimiçi öğrenme yeterlik inançlarının incelenmesi
Öğretmenlerin çevrimiçi kaynaklar oluşturma ve yönetme yeterlikleri onların aynı zamanda sanal deneyler yürütme ve öğrenmeyi geliştirmek için dijital araçları kullanma yeterliklerini ve bu durumun bir sonucu olarak genel fen öğretimi öz yeterliliklerini olumlu yönde etkileyebilir. Bu çalışma öğretmen adaylarının fen öğretimi ve çevrim içi öğrenme yeterlik düzeylerini incelemeyi amaçlamıştır. Bu amaç çerçevesinde araştırmada nicel araştırma desenlerinden biri olan kesitsel tarama modeli kullanılmıştır. Tarama araştırma modelinin kullanıldığı çalışmalarda, çalışma evrenini temsil etmenin en etkili yolu çalışma grubunu basit seçkisiz olarak belirlemektir. Bu nedenle 472 öğretmen adayı basit seçkisiz olarak araştırmaya dahil edilmiştir. Verilerin elde edilmesinde (i) kişisel bilgi formu, (ii) fen öğretimi yeterlik inanç ölçeği ve (iii) çevrimiçi öğrenmeye yönelik öz yeterlik ölçeği kullanılmıştır. Ölçme araçları beşli likert olarak hazırlanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde parametrik ve non-parametrik testler birlikte kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğretmen adaylarının fen öğretimine yönelik yeterlik inançlarının cinsiyet değişkenine göre farklılık gösterdiği ve bu farkın istatistiki olarak kadınlar lehine anlamlı olduğu görülmüştür. Ayrıca, iyi düzeyde bilgisayar kullanan öğretmen adaylarının, çevrimiçi öğrenmeye yönelik öz yeterlik inanç skorlarının betimsel olarak daha yüksektir. Çevrimiçi öğrenmeye yönelik öz yeterlik inançları cinsiyete göre incelendiğinde ise erkekler lehine bir farkın anlamlı olduğu görülmüştür. Fen öğretimi ve çevrimiçi öğrenme özyeterlikleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bu sonuçlara göre yüksek çevrimiçi öğrenme öz yeterliliği genellikle öğretmenlerin teknolojiyi etkili bir şekilde kullanma, öğrencileri dahil etme ve öğretim stratejilerini uyarlama becerilerini geliştirerek fen öğretim öz yeterliliğini destekleteceği ve geliştireceği söylenebilir. Tersine, çevrimiçi öğrenme öz yeterliliğindeki zorluklar bir öğretmenin fen öğretim yeteneklerine olan güvenini olumsuz etkileyecektir.
Öğretmen adaylarının öğretmen ve stem özyeterliklerinin incelenmesi ve karşılaştırılması
Bu çalışma ile öğretmen adaylarının öğretmen özyeterlikleri ile STEM uygulamalarına ilişkin özyeterlikleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi'nde öğrenim gören 472 öğretmen adayı üzerinde yürütülmüştür. Katılımcılar, fen bilgisi, sosyal bilgiler, türkçe ve sınıf öğretmenliği bölümlerinde 1. 2. 3. ve 4. sınıfta öğrenim görmektedir. Katılımcılar basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu", "Öğretmen Özyeterlik Ölçeği" ve "STEM Uygulamaları Öğretmen Özyeterlik Ölçeği" kullanılmıştır. Öğretmen Özyeterlik Ölçeği 3 faktörden oluşmuştur. Ölçeğin Öğrenci Katılımına Yönelik Özyeterlik faktörü için Cronbach's Alpha güvenirlik katsayısı Alpha=,876, Öğretim Stratejilerine Yönelik Özyeterlik faktörü için Cronbach's Alpha güvenirlik katsayısı Alpha=,902 ve Sınıf Yönetimine Yönelik Özyeterlik faktörü için Cronbach's Alpha güvenirlik katsayısı Alpha=,908 olarak bulunmuştur. "STEM Uygulamaları Öğretmen Özyeterlik Ölçeği" Cronbach-Alpha değeri 0.970 olarak bulunmuştur ve ölçek tek boyuttan oluşmuştur. Analizler sonucunda öğretmen adaylarının öğretmen özyeterlikleri ile STEM uygulamalarına ilişkin özyeterlilikleri arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki ortaya çıkmıştır. Bu sonuçlar öğretmen adaylarının öğretmen özyeterlik inançları ile STEM uygulamaları öğretmen özyeterlikleri arasında güçlü bir ilişki olduğu sonucu elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Öğretmen adayları, Özyeterlik, STEM
Robotik kodlama ile periyodik klavye tasarlanması ve öğretim materyali olarak kullanılması
Eğitimde teknoloji entegrasyonu son yıllarda eğitimin hemen her alanında kullanılmaya başlamıştır. MEB 2023 Eğitim vizyonunda vurgu yapılan teknoloji entegrasyonu doğrultusunda hedeflenen noktaya ulaşılması adına ortaokullarda okutulan fen bilimleri ve bilim eğitim derslerinin kazanımları yenilenmiş ve Robotik kodlama, teknolojik tasarım gibi bazı konular eklenmiştir. 2000 yılı sonrası teknolojinin içine doğan ve "Dijital Yerliler" veya "Net Kuşağı" olarak adlandırılan Z kuşağının eğitim süreçlerinden beklentileri önceki nesile göre farklılıklar göstermektedir. Z kuşağı çocuklar pasif değil, aktif öğrenen, bizzat deneyimlenen ve teknolojik araçların kullanıldığı öğrenme süreçlerini tercih etmektedirler. Bu durum göz önüne alınarak bu çalışmanın Kırşehir İlin de öğrenim gören 30 ortaokul 8. Sınıf öğrencisinin katılımıyla gerçekleştirmesi planlanmaktadır. Araştırmanın modeli nitel araştırma yöntemlerinden biri olan "Eylem Araştırması" olarak belirlenmiştir. Bu bağlamda periyodik tablo bir klavye Arduino yazılımına dönüştürülerek, üç boyutlu bir tasarım yapılmıştır. Bu klavye kullanılarak öğlencilerin periyodik klavye konusu teknoloji destekli, bizzat deneyimleyerek, çoklu zeka kuramına uygun, renkli, sesli dokunmatik olarak, eğlenerek ve istediği kadar tekrarlayarak, soyut hale getirerek öğrenmeleri amaçlanmaktadır. Araştırma sürecinde veri toplama aracı olarak Araştırmacı tarafından geliştirilen Periyodik Klavye, Öğrenci gözlemi için rubrik, Öğrenme günlüğü ve öğrenci mülakat formu (görüşme formu) akademik başarı testi kullanılması planlanmaktadır. Araştırma sürecinden elde edilen nicel verilerin descriptive analiz, Mann Whitney U testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ve Khi Kare Testi ile analiz edilmesi planlanırken; araştırma sürecinde elde edilen nitel verilerin içerik analizine tabi tutularak analiz edilmesi planlanmaktadır.
2018 ve 2024 5.sınıf fen bilimleri öğretim programlarında benimsenen eğitim felsefeleri ve onların dayandığı felsefi temellerin tespiti
Felsefe, eğitimde hangi bilgilerin öğretilmesi gerektiğinden hangi yöntemlerin kullanılacağına, eğitimin hangi değerleri kazandıracağına kadar pek çok konuda rehberlik ederek hem eğitim programlarının hazırlanmasına hem de öğrenme sürecinin amacına ulaşmasına yön vermektedir. Bu çalışmada, 2018 ve 2024 5. Sınıf Fen Bilimleri Öğretim Programlarında bulunan kazanımlar/öğrenme çıktılarında benimsenen eğitim felsefeleri ve onların dayandığı felsefi temellerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi yöntemi ile yapılmıştır. Veri kaynağı olarak Milli Eğitim Bakanlığı'nın yayınladığı 2018 ve 2024 5.Sınıf Fen Bilimleri Öğretim Programı kullanılmıştır. Öğretim programında bulunan kazanımlar/öğrenme çıktıları eğitim felsefeleri ve onların dayandığı felsefi temeller kapsamında değerlendirilmiş. 3 Uzman 1 Araştırmacı görüşüne yer verilmiş. Araştırma sonucunda kazanımlar/öğrenme çıktılarının felsefi temeller kapsamında realizm ve pragmatizm; eğitim felsefesi kapsamında esasicilik ve ilerlemecilik ağırlıkta olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmanın bulguları adı geçen programların revize edilmesi sırasında göz önünde bulundurulması önerilir.
Fen öğretiminde okul dışı öğrenme ortamlarına yönelik öğretmen adaylarının görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, fen öğretiminde okul dışı öğrenme ortamlarına ilişkin öğretmen adaylarının görüşlerini incelemektir. Araştırmada hem nicel hem de nitel yöntemler ile birlikte yürütülmüştür. Araştırmanın nicel boyutunda, zayıf deneysel desen kapsamında tek gruplu ön test-son test modeli uygulanmış, nitel boyutunda ise durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırma grubu, 2023-2024 eğitim öğretim yılında Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Fen Bilgisi Eğitimi anabilim dalında öğrenim gören toplam 33 öğretmen adayından oluşmaktadır. Araştırmada nicel veriler, Okul Dışı Öğrenme Etkinliklerini Geliştirme Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Nitel veriler ise, öğretmen adaylarının okul dışı öğrenme deneyimlerini, görüşlerini ve önerilerini derinlemesine anlamak amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Elde edilen nicel verilerin analizinde betimsel istatistik ve SPSS paket programı, nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarında öğretmen adaylarının okul dışı etkinlik geliştirme ölçeğinden aldıkları ön-test puanlarının, ölçeğin geneli ve alt faktörlerin puanları arasında son-test lehine anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Öğretmen adayları okul dışı öğrenme ortamlarının öğrencilerin motivasyonunu artırdığını, öğrenme sürecini zenginleştirdiğini belirtmiş, uygulamada karşılaşılan lojistik ve zaman sınırlamaları gibi zorluklara dikkat çekmişlerdir.
Matematik eğitiminde ters yüz öğrenme modeli ve teknoloji üzerine yapılan çalışmaların bibliyometrik analizi
Ters yüz öğrenme modeli, geleneksel yöntemlerin ters hale getirilmesi ile oluşur. Matematik eğitimi içerisinde ters yüz öğrenme modeli, öğrencilerin konuları evde öğrenmeleri ve sınıf ortamında öğretmen ve arkadaşlarıyla etkileşime girerek uygulamalı etkinlikler gerçekleştirmeleri esasına dayanır. Özellikle matematik gibi soyut kavramların yoğun olduğu derslerde, sınıf içi zamanın uygulamalara ayrılması, öğrenme sürecinin somutlaştırılması ve kalıcılığının artırılması açısından büyük önem taşımaktadır. Ters yüz öğrenme modelinin temel bileşenlerinden biri ise teknoloji kullanımının entegrasyonudur. Son yıllarda teknolojik imkânların gelişmesi ve özellikle COVID-19 pandemisi sürecinde eğitimin çevrim içi ortamlara taşınması, bu modelin yaygınlaşmasını ve benimsenmesini hızlandırmıştır. Bu araştırma, matematik eğitiminde ters yüz öğrenme ve teknoloji temalı yayınların bibliyometrik analizini gerçekleştirmeyi; alandaki güncel eğilimleri belirlemeyi ve gelecekteki araştırmalar için yönlendirici bilgiler sunmayı amaçlamaktadır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan betimsel tarama modelinde tasarlanmış ve veri kaynağı olarak Scopus veri tabanı kullanılmıştır. Bu kapsamda 2012–2024 yılları arasında yayımlanmış toplam 167 araştırma makalesi analiz edilmiştir. Yapılan analizler, TYÖM'e yönelik akademik ilginin özellikle 2020 yılı itibarıyla COVID-19 pandemisinin etkisiyle büyük ölçüde arttığını göstermiştir. Pandemi süreciyle birlikte çevrim içi eğitimin yaygınlaşması, teknoloji destekli öğretim yöntemlerinin önem kazanmasına ve TYÖM'e yönelik yayın sayısının artmasına neden olmuştur. TYÖM'ün çevrim içi öğrenme, aktif öğrenme ve bilgisayar destekli öğretim gibi kavramlarla güçlü ilişkiler kurduğu; ABD, Çin ve Tayvan gibi ülkelerin hem üretkenlik hem de uluslararası iş birliği açısından merkezî konumda yer aldığı belirlenmiştir. Ayrıca, Bergmann, Bishop ve Abeysekera gibi yazarların literatürde yönlendirici roller üstlendikleri ve TYÖM'ün zaman içerisinde disiplinler arası bir yapıya evrildiği tespit edilmiştir.
Orta okul 8. sınıf öğrencilerinin küresel ısınmayı azaltmaya yönelik görüşleri
Küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliği, insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri olup toplumsal kalkınma açısından oldukça önemlidir. Fen eğitimi kapsamında bu konuların ele alınması öğrencilerin çevre sorunlarıyla başa çıkabilme becerilerini artırmalarına yardım etmektedir. Araştırmanın temel amacı ortaokul 8. Sınıf öğrencilerinin küresel ısınmayı etkileyen faktörler hakkındaki farkındalıklarını ve küresel ısınmayı artıracak davranışları sergileme durumlarını incelemektir. Bu genel amaç doğrultusunda karma yöntem araştırma türlerinden biri olan sıralı açımlayıcı desen kullanılmıştır. Bu çalışmaya 2022-2023 öğretim yılında Ankara İli Çankaya İlçesindeki üç ortaokul bünyesinde 8. sınıfta okumakta olan 335 öğrenci katılmıştır. Çalışmada "kolay ulaşılabilir durum örneklemesi" yöntemine başvurulmuştur. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Küresel Isınmayı Azaltmaya Yönelik Farkındalık Anketi" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar; öğrencilerin daha çok, çevre kirliliği, hava kirliliği ve atıklar gibi günlük hayatta karşılaştıkları çevre sorunlarını doğru cevaplandırdıkladılarını ancak sera etkisi ve küresel ısınma konularında eksik cevaplar verdiklerini göstermektedir. Öğrenciler sokağa çöp atmama, kullanılmayan eşyaların başka insanlara verilmesi, ağaçlandırma yapılması gibi olumlu davranışlar içeren konuların küresel ısınmayı azaltacağını belirtmektedir. Ancak kırmızı et tüketimi ve yazın klima kullanımı gibi görünüşte bir olumsuzluk içermeyen konularla küresel ısınma arasında tam anlamıyla ilişki kuramadıkları görülmektedir. Bu nedenle kırmızı et tüketimi, metan gibi küresel ısınma tehditi içeren gazların emisyonu ile küresel ısınma arasındaki dolaylı ilişkinin öğrencilere kazandırılmasının önemli olduğu sonucuna varılmıştır. Nitel bulgular neticesinde küresel ısınmanın önlenebilmesi için öğrenciler, bireysel ve toplumsal örnek davranışların sergilenmesi ve çevreyi korumaya ilişkin toplu veya toplumsal etkinlikler yapılmasının gerekliliğini vurgulamışlardır. Çalışma sonuçlarından hareketle öğrencilere uygun basılı ve dijital materyallerin hazırlanması, öğretmenlerin derslerde çevre sorunları ve okul dışı öğrenme uygulamalarına daha fazla yer vermeleri önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Küresel çevre sorunları, Küresel ısınma, İklim değişikliği, Öğrenci görüşleri
Bilim ve sanat merkezleri destek eğitim programları fen bilimleri kazanımlarının yenilenmiş Bloom taksonomisine göre incelenmesi
Bu araştırmada Türkiye'de Milli Eğitim Bakanlığı çatısı altında özel yetenekli çocukların gelişimi için hizmet veren Bilim ve Sanat Merkezlerinde sunulan Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programının, Destek Eğitim Programı bölümünde yer alan öğrenci kazanımlarının Yenilenmiş Bloom Taksonomisine göre incelemesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yapılmıştır. Veri analizi için betimsel analiz yaklaşımı kullanılmıştır. Yöntem kısmı açıklaması bu şekilde düzenlenmiştir. Yapılan analizlere göre, Bilim ve Sanat Merkezinde sunulan Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programında yer alan kazanımların niceliksel olarak yoğunluğunun Bilgi Boyutundan "Kavramsal Bilgi" boyutunda yer aldığı ve Bilişsel Süreç Boyutundan "Anlama" düzeyinde yer aldığı tespit edilmiştir. Adı geçen süreç boyutundan "Uygulama" düzeyinde çok az kazanıma yer verildiği saptanmıştır. İfade edilen süreç boyutundan "Hatırlama /Anımsama" basamağında ise hiç kazanıma yer verilmediği tespit edilmiştir. Çalışma kapsamında elde edilen sonuçlara göre; Bilim ve Sanat Merkezlerinde görev yapan öğretmenlere, bu konuda çalışmalar gerçekleştiren politika geliştiricilere ve konuyla ilgili çalışmalar yapmayı düşünen araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.
8.sınıf öğrencilerinin öğrenme süreçlerinde kavram karikatürü kullanımının incelenmesi: Üslü sayılar örneği
Bu araştırmanın amacı, 8. sınıf öğrencilerinin üslü sayılar konusundaki öğrenme süreçlerinde kavram karikatürlerinin etkisini incelemektir. Çalışmada öğrencilerin kavram yanılgılarını gidermek, matematik dersine olan ilgilerini artırmak ve kavramları daha iyi anlamalarını sağlamak hedeflenmiştir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden özel durum çalışması yöntemi olarak belirlenmiştir. Çalışma grubu, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Kırşehir il merkezindeki bir ortaokulda 8.sınıfta öğrenim gören 8 öğrencilerinden oluşmuştur. Araştırma sürecinde, öğrencilerle kavram karikatürleri destekli öğretim uygulamaları yapılmıştır. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen ve öğrencilerin kavram yanılgılarını belirlemeye yönelik hazırlanan 21 adet kavram karikatürü kullanılarak toplanmıştır. Ayrıca, uygulama sonrasında öğrenci görüşleri alınarak nitel veriler elde edilmiştir. Araştırma sonucunda kavram karikatürlerinin öğrencilerin üslü sayılar konusundaki kavram yanılgılarını azalttığı ve öğrencilerin derse olan ilgisini artırdığı gözlemlenmiştir. Öğrenciler, karikatürler aracılığıyla soyut kavramları daha somut hale getirebilmiş ve aktif öğrenme sürecine katılmışlardır. Ayrıca, öğrenci görüşlerinde kavram karikatürlerinin dersleri daha eğlenceli hale getirdiği ve konuların anlaşılmasını kolaylaştırdığı ifade edilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, kavram karikatürlerinin matematik öğretiminde etkili bir araç olduğu ve öğrencilerin öğrenme süreçlerini olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda, kavram karikatürlerinin farklı matematik konularında da kullanılması önerilmektedir.
Ilköğretim matematik öğretmen adaylarının temel lineer cebir kavramlarını öğrenme süreçlerinin incelenmesi
Bu çalışma, matematik öğretmen adaylarının temel lineer cebir kavramlarını öğrenme süreçlerini incelemek için yapılmıştır. Çalışma İç Anadolu'da bulunan bir üniversitenin Eğitim Fakültesi bilgisayar laboratuvarında yürütülmüştür. Çalışma grupları; İç Anadolu'daki bir üniversitenin 2024-2025 Eğitim-Öğretim yılında gönüllü 10 matematik öğretmen adayı oluşturmaktadır. Öğretmen adaylarına farklı kümeleri içeren sorulardan oluşan çalışma kâğıtları verilmiştir. Bu kümelerin temel lineer cebir kavramlarını tahmin etmeleri, matematiksek olarak açıklamaları ve GeoGebra ekranında yaptıkları gözlemleri paylaşmaları istenmiştir. Araştırmada nitel veri analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; öğretmen adaylarının en çok lineer bağımlılık-bağımsızlık kavramlarını doğru tahmin edip matematiksel olarak doğru açıklarken, Geogebra ekranında ise en çok germe kavramını doğru gözlemledikleri tespit edilmiştir.
Fen bilgisi öğretmen adaylarında teknoloji destekli laboratuvar uygulamalarının kavram yanılgılarına ve özyeterlik inançlarına etkisi: Kuvvet ve hareket konusu
Bu araştırmanın amacı, teknoloji destekli laboratuvar uygulamalarının kuvvet ve hareket konusunda fen bilgisi öğretmen adaylarının kavram yanılgılarına ve teknolojiyle fen öğretimi yeterlik inançlarına etkisini incelemektir. Ayrıca öğretmen adaylarının gerçek ve sanal deneylere ilişkin görüşleri incelenerek betimlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada karma araştırma yöntemlerinden açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen, nitel kısmında ise durum çalışması desenlerinden faydalanılmıştır. Çalışma İç Anadolu Bölgesi'ndeki üç farklı üniversitede yürütülmüştür. Nicel kısımda iki Deney ve bir Kontrol Grubu kullanılmıştır. Deney Grubu I'de teorik derslerin devamında gerçek deneyler ve sonrasında sanal deneyler yapılmıştır. Deney Grubu II'de sanal deneylerin ardından gerçek deneyler yapılmıştır. Kontrol Grubu'nda ise YÖK kur tanımı çerçevesinde dersler yürütülmüştür. Nitel kısımda ise yarı yapılandırılmış görüşmeler ve gözlem notlarıyla öğretmen adaylarının deneyimleri derinlemesine incelenmiştir. Araştırmada nicel veri toplama aracı olarak, kuvvet ve hareket konusuna yönelik dört aşamalı kavram yanılgısı testi ve teknolojiyle fen öğretimi yeterlik inancı ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizinde SPSS programı, nitel verilerin analizinde ise MAXQDA programı kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, teknoloji destekli laboratuvar uygulamalarının kavram yanılgılarının giderilmesinde ve yeterlik inançlarının gelişiminde etkili olduğunu göstermiştir. Sanal deneylerin gerçek deneylerden sonra kullanılmasının fen bilgisi öğretmen adaylarının kavramsal yanılgılarını gidermede ve teknolojiyle fen öğretimi yeterlik inançlarını geliştirmede etkili bir yaklaşım olduğunu ortaya koymuştur. Katılımcı görüşlerine göre sanal deneylerin gerçek deneylerden sonra kullanılması öğrenmeyi pekiştirici bir rol oynamakta, önce kullanılması ise ön hazırlık ve prova açısından yarar sağlamaktadır.
Okul öncesi eğitiminde fen alanına yönelik yapılan çalışmaların içerik analizi
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi eğitiminde fen alanında yapılan çalışmaların incelenmesidir. Çalışma, doküman inceleme yöntemi ile yapılmış nitel bir çalışmadır. Veri kaynaklarını belirleme sürecinde, amaçlı örnekleme türlerinden biri olan ölçüt örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmanın veri kaynağı toplam 184 bilimsel çalışmadan oluşmaktadır. Yapılan analizler sonucunda elde edilen bulgulara göre, tanımlayıcı özellikler teması açısından ulusal düzeyde fen konulu çalışmalar zamanla artış göstermektedir. Yayın türü açısından hem ulusal hem de uluslararası düzeyde makale çalışmaları daha fazla sayıdadır. Yazar unvanları açısından Türkiye'de genç araştırmacılar daha çok birinci yazar olurken, uluslararası yayınlarda profesörlerin oranı daha yüksektir. Atıf sayılarında ise Türkiye ortalaması uluslararası ortalamanın oldukça altındadır. Çalışmalar içerik özellikleri teması açısından incelendiğinde, konu dağılımında Türkiye'de öğretmen eğitimi, teknoloji destekli eğitim ve fen eğitimi başarısı öne çıkarken; uluslararası alanda teknoloji destekli eğitim, yeni yaklaşımlar ve çevre eğitimi daha fazla çalışılmıştır. Türkiye'de zamanla geleneksel konulardan STEM, yapılandırmacı yaklaşım ve dijitalleşme gibi çağdaş temalara yönelim gözlemlenmiş; uluslararası alanda ise bu geçiş daha erken ve belirgin olmuştur. Çalışmalar metodolojik özellikler teması açısından incelendiğinde Türkiye'de nicel araştırmalar yaygınken, uluslararası çalışmalarda nitel araştırmalar daha yaygındır. Türkiye'de olasılıksız örneklem tercih edilirken, uluslararası alanda olasılıklı ve olasılıksız örneklem yaklaşık olarak aynı oranda kullanılmıştır. Türkiye'de örneklem grubu olarak daha çok öğretmenler yer alırken, uluslararası çalışmalarda öğrenciler ön plandadır. Veri toplama araçlarında Türkiye anket/ölçeklere ağırlık verirken, uluslararası yayınlar görüşme formu gibi nitel araçlara daha çok yer vermektedir. Veri analizinde ise Türkiye'de tek değişkenli analizler ve içerik analizi yaygınken, uluslararası çalışmalarda içerik ve betimsel analizlerin daha fazla kullanıldığı ve teorik çalışmaların daha yüksek oranda yer aldığı görülmektedir. Buna göre, okul öncesi eğitiminde fen alanına yönelik ulusal düzeydeki çalışmaların konu ve metodolojik özellikler açısından uluslararası çalışmalardaki trendleri takip etmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi eğitimi, Fen eğitimi, Doküman inceleme, İçerik analizi
Harmanlanmış öğrenme ortamında bütünleştirilmiş müfredat modeline göre tasarlanan fen modülünün uygulamasının üstün yetenekli öğrencilerin bilimsel muhakeme ve bilimsel süreç becerilerine etkisi
Amaç: Bu çalışma, Bütünleştirilmiş Müfredat Modeli temel alınarak probleme dayalı öğrenme yöntemine göre tasarlanan ve harmanlanmış öğrenme ortamında uygulanan fen bilimleri modülünün üstün yetenekli öğrencilerin bilimsel muhakeme becerilerine ve bilimsel süreç becerilerine etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Materyal ve Yöntem: Çalışma 2020-2021 eğitim öğretim yılının bahar yarıyılında Ege Bölgesi'nde bulunan bir Bilim ve Sanat Merkezine devam eden 5. sınıf seviyesindeki 13 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. 8 hafta süren çalışmada Bütünleştirilmiş Müfredat Modeli temel alınarak probleme dayalı öğrenme yöntemine göre bir fen bilimleri modülü tasarlanmış ve harmanlanmış öğrenme ortamında uygulanmıştır. Öğretim tasarımına ve öğrenme sürecine ilişkin nitel veriler, yansıtıcı günlükler, yarı yapılandırılmış görüşme formu ve araştırmacı gözlem notları ile elde edilmiş, verilerin analizinde betimsel analiz ve içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Nicel verilerin elde edilmesinde tek grup ön-test son-test deneysel deseni kullanılmış, veriler Bilimsel Süreç Becerileri Testi ve Lawson Bilimsel Muhakeme Testi kullanılarak elde edilmiş ve bir istatistik programı ile çözümlenmiştir. Bulgular: Araştırma bulgularında Bilimsel Süreç Becerileri ve Bilimsel Muhakeme becerileri ön-test son-test puanlarında son test lehine anlamlı fark olduğu, nitel verilerden elde edilen bulgularda ise öğretim tasarımına ve öğrenme sürecine ilişkin olumlu değerlendirmeler yapıldığı görülmüştür. Sonuç: Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda çalışmada kullanılan fen öğretim tasarımının öğrencilerin bilimsel muhakeme ve bilimsel süreç becerilerinin gelişimine katkı sağladığı ve üstün yetenekli öğrencilerin eğitiminde benzer içerikler kullanılmasının faydalı olacağı söylenebilir.
Öğretmen adaylarının internet bağımlılığı ve sosyal kaygı düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmada öğretmen adaylarının internet bağımlılık ve sosyal medya kaygı düzeyleri ve bu düzeyler üzerinde bazı bağımsız değişkenlerin (cinsiyet, bölüm, sınıf düzeyi, sosyal medyada geçirilen süre, aile gelir düzeyi, gün içerisinde internette geçirilen zaman dilimi) etkisi incelenmiştir. Araştırmada nicel araştırma desenlerinden kesitsel tarama modeli kullanılmıştır. Orta Anadolu'da öğrenim görmekte olan farklı sınıf seviyelerinde öğrenim görmekte olan 421 öğretmen adayı (129 fen bilgisi ve 292 matematik öğretmen adayı) basit seçkisiz örnekleme yöntemi kapsamında çalışmaya dâhil edilmiştir. Verilerin elde edilmesinde Young (1998) tarafından geliştirilen ve Bayraktar (2001) tarafından Türkçe'ye uyarlanan İnternet Bağımlılığı Ölçeği ve Alkis, Kadirhan ve Sat (2017) tarafından geliştirilen Sosyal Medya Kullanıcıları için Sosyal Kaygı Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS programı kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini değerlendirmek için mod-medyan-aritmetik ortalama, çarpıklık-basıklık ve Kolmogorov-Smirnov testleri kullanılmıştır. Analiz sonuçlarında verilerin normal dağılım gösterdiği görülmüştür. Öğretmen adayları paylaşılan içerik, etkileşim ve özdeğerlendirme kaygısı faktörlerinde nadiren düzeyinde kaygıya sahip oldukları belirlenmiştir. Bu bulgu, öğretmen adaylarının sosyal medyada paylaştıkları içerikler konusunda ve sosyal medya üzerindeki etkileşim süreçlerine veya başkalarının değerlendirmelerine dair önemli bir kaygı taşımadıklarını göstermektedir. Gizlilik kaygısı faktörüne ilişkin ortalama puan ise katılımcıların bu konuda genellikle düzeyinde kaygı duyduklarını ve bu durum, sosyal medyada kişisel bilgilerin gizliliği ve mahremiyeti konusundaki endişelerin diğer faktörlere kıyasla daha yüksek olduğunu göstermektedir.
Ortaokul öğrencilerinin STEM eğitimine ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Ortaokul öğrencilerinin STEM'e (fen, teknoloji, mühendislik ve matematik) yönelik tutumları, fen dersine olan ilgileri, motivasyonları ve başarıları açısından önemli bir rol oynamaktadır. STEM tutumu, öğrencinin fen bilimleri dersini sadece bir okul dersi olarak değil, gerçek yaşamla bağlantılı ve anlamlı bir öğrenme alanı olarak görmesini sağlar. Öğrencilerin STEM'e yönelik olumlu tutum geliştirmesi, fen konularına dair öz-yeterlik algısını ve başarı beklentisini artırarak derse aktif katılımı teşvik eder. Dolayısıyla STEM'e karşı olumlu tutum, fen dersine yönelik tutumun güçlenmesinde hem bir neden hem de bir sonuç olarak ortaya çıkar. Bu araştırmada nicel araştırma desenlerinden kesitsel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmaya, 6. sınıf (f=338), 7. sınıf (f=240) ve 8. sınıfta (f=376) öğrenim görmekte olan toplam 954 ortaokul öğrencisi dahil edilmiştir. Katılımcıların %48,1 (f=459)'i erkek öğrencidir. Verilerin elde edilmesinde Özcan ve Koca (2019) tarafından Türkçeye uyarlanan STEM'e Yönelik Tutum Ölçeği ve Taşkın ve Aksoy (2019) tarafından geliştirilen Fen Bilimleri Dersine Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analiz edilmesinde SPSS programı kullanılmıştır. Verilerin analizine geçilmeden önce uç ve kayıp değerler çıkarılmıştır. Ayrıca veri setinin normallik varsayımları test edilmiş ve verilerin analizinde parametrik olmayan testler kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; genel olarak öğrencilerin STEM eğitimine yönelik tutum puanlarının olumlu olduğu ve en yüksek tutum puanının 21. Yüzyıl becerilerinde, en düşük puanın ise matematik tutumlarına ait olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin cinsiyet açısından STEM'e yönelik tutum puanları incelendiğinde sadece mühendislik ve teknoloji faktöründe erkek öğrenciler lehine olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca fen dersine yönelik tutum puanları cinsiyet değişkenine göre farklılık göstermemiştir. Sınıf düzeyine göre öğrencilerin fen dersine yönelik tutum puanları arasında anlamlı farklılık görülmektedir. Buna göre öğrencilerin sınıf seviyeleri arttıkça fen dersine yönelik tutumları azalmaktadır. Türkiye'de ve dünyada hızla gelişen teknoloji odaklı iş gücü ihtiyacı göz önüne alındığında, öğrencilerin erken yaşlarda STEM ve bileşenlerine yönelik olumlu tutumlara sahip olmaları hem bireysel hem de toplumsal kalkınma açısından stratejik bir öneme sahiptir.
Fen bilgisi ve sosyal bilgiler öğretmen adaylarının sürdürülebilir çevre ile ilgili tutumlarının incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, Fen Bilgisi ve Sosyal Bilgiler öğretmen adaylarının sürdürülebilir çevre ile ilgili tutumlarının sosyo-demografik durumlarına göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmektir. Materyal Yöntem: Araştırmanın amacına uygun olarak çalışmada nedensel karşılaştırmalı ilişkisel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini, 2018-2019 ve 2019- 2020 eğitim öğretim döneminde eğitim görmekte olan Fen Bilgisi ve Sosyal Bilgiler öğretmen adayları; örneklemini ise bu evrenden "Tabakalı ve Uygun Örnekleme" yöntemiyle seçilmiş olan 23 üniversiteden 1., 2., 3. ve 4. sınıf Fen Bilgisi ve Sosyal Bilgiler öğretmen adayları oluşturmuştur. Bulgular: Anket uygulaması çerçevesinde 18 üniversiteye erişilebilmiş ve araştırmanın nihai verileri toplam 4278 katılımcının sosyo-demografik bilgilerden ve 5'li Likert esasına dayalı Yıldız (2011) tarafından geliştirilen ve 27 maddeden oluşan Sürdürülebilir Çevre Tutum Ölçeği'ni içeren anket sorularına sınıf ortamında verdikleri yanıtlardan oluşmuştur. Öğretmen adaylarından elde edilen veriler SPSS 22 istatistik paket programında analiz edilmiştir. Sürdürülebilir çevre tutumu ölçeğinin güvenirlik oranı 27 madde için 0,91 olarak hesaplanmıştır. Kaiser-Meyer-Olkin (KMO) sonucu ise 0,948 değerini vermiştir. Katılımcıların sosyo-demografik özelliklerine göre tutumlarındaki farklılaşma durumu tek yönlü ANOVA ve Kruskal Wallis ile test edilmiştir. Sonuç: Araştırmanın sonuçlarına göre araştırma örneklemini oluşturan öğretmen adaylarının sahip olduğu puanlar itibarıyla görece yüksek sürdürülebilir çevre tutumu olduğunu söylemek mümkündür. Araştırma sonucunda erişilen diğer bulgulara göre katılımcıların cinsiyet, öğrenim gördükleri üniversite, öğrenim gördükleri bölüm, sınıf düzeyi ve çevre bilimi dersi alıp almadıkları istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterirken yaşadıkları yer ise anlamlı farklılık göstermemiştir. Elde edilen bulgular literatürde yer alan araştırmalar ışığında tartışılarak bazı öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Fen Bilgisi öğretmen adayları, Sosyal Bilgiler öğretmen adayları, Sürdürülebilir çevre, Tutum
Bilim tarihi örnekleri ile destekli sorgulamaya dayalı hücre konusu öğretiminin 7. sınıf öğrencilerinin bilimsel sorgulamaya yönelik görüşlerine ve fen başarılarına etkisi
Amaç: Bu çalışmanın amacı sorgulamaya dayalı olarak işlenen bilim tarihi örnekleri ile desteklenmiş hücre konusu öğretiminin 7. sınıf öğrencilerinin bilimsel sorgulamaya yönelik görüşlerine etkisinin belirlenmesidir. Materyal ve Yöntem: Eylem araştırması modeli ile yapılan çalışmada hücre konusu öğretimi; deney grubunda bilim tarihi örneklerinin yer aldığı, bilimsel sorgulamaya dayalı olarak hazırlanmış ders planı ile gerçekleştirilirken kontrol grubunda ise öğretim programı akışına uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemini Aydın İli Efeler İlçesi'nde bulunan bir ortaokulda öğrenim gören 36 7. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma için veri toplama aracı olarak; 7 açık uçlu sorudan oluşan Bilimsel Sorgulamaya Yönelik Görüş Ölçeği-İlköğretim (VOSI-E; Views of Scientific Inquiry-Elementary), Bilimsel Bilgiye Yönelik Görüş Ölçeği ve ders planı kapsamında araştırmacı tarafından geliştirilen çalışma kâğıtları kullanılmıştır. Verilerin analizinde Bağımlı örneklerler T-testi, bağımsız örneklermler T-testi ve betimsel analiz kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmada elde edilen bulgular incelendiğinde öğrencilerin bilimsel bilgiye yönelik görüş ölçeğinden aldıkları puanlarda; deney grubu ve kontrol grubu ön test puanları (t (34) =-0,364 p> 0.05), kontrol grubu ön test - son test puanları arasında anlamlı (t (17) =-5,845, p> 0.05) fark bulunmadığı görülmüştür. Deney ve kontrol grupları son test puanları arasında (t (34) = 25,235, p <0.05) , deney grubu ön test-son test puanları arasında (t (46) = 1,649, p <0.05).) anlamlı fark bulunduğu tespit edilmiştir. Bilimsel sorgulamaya yönelik görüşler incelendiğinde ise bir bileşen hariç diğer bileşenlerde verilen cevaplarda bilinçsiz görüşlerin azalıp bilinçli ve eklektik görüşlerde artış olduğu sonucuna varılmıştır. Sonuç: Uygulama sonrasında deney grubu öğrencileri ve kontrol grubu öğrencilerinin bilimsel bilgiye yönelik görüş ölçeğine verdikleri cevaplarda anlamlı farklılık olduğu göze çarpmaktadır. Deney grubunda yer alan öğrencilerin bilimsel sorgulamaya yönelik görüşlerinde artış olduğu kontrol grubu öğrencilerinin ise görüşlerinde beklendiği gibi artış olmadığı görülmüştür. Bu durumda öğretim sürecinin etkinliğini saptamaktadır. Anahtar Kelimeler: Bilimsel Sorgulama, Bilimsel Sorgulamanın Doğası, Bilim Tarihi, Fen Eğitimi
Fen ve teknoloji dersi 7.sınıf ışık ünitesinde alternatif değerlendirme yaklaşımları temelli öğretimin öğrencilerin akademik başarıları ve tutumları üzerine etkisi
Günümüzde bilim ve teknoloji alanında yaşanan gelişmelere bağlı olarak eğitim öğretim anlayışında da önemli değişiklikler yaşanmaktadır. Yaşanan bu değişiklikler doğrultusunda öğrencilerin araştıran, sorgulayan, bilgiyi kendilerinin yapılandırdıkları,üst düzey düşünme becerilerine sahip bireyler olarak yetişmeleri büyük önem taşımaktadır.Bu bağlamda fen programlarında öğrenme sürecinde bireyin aktif olarak rol aldığı ve bilgiyi zihninde yapılandırdığı yapılandırmacı yaklaşıma yer verilmekte olup öğretim programları bu yaklaşıma bağlı olarak düzenlenmektedir. Ülkemizde yapılandırmacı yaklaşım temelli fen ve teknoloji öğretim programlarının kademeli olarak uygulamaya konulmasından itibaren bu yaklaşımı temel alan alternatif değerlendirme yöntem, teknik ve araçları da ön plana çıkmıştır. Bu yöntem, teknik ve araçlar aynı zamanda birer öğrenme aracı konumundadır.Alternatif değerlendirme yaklaşımlarını oluşturan yöntem, teknik ve araçlara bakıldığında her birinin dersin farklı aşamalarında farklı amaçlarla kullanılabildiği bilinmektedir. Bu araçların bazıları dersin başında, bazıları dersin işlenmesi sürecinde bir öğretim yöntemi olarak, bazıları yine dersin işlenmesi sürecinde öğrencilerin ilgi ve motivasyonunu sağlamak ya da görsel bir öğretim materyali oluşturmak amacıyla, dersin sonunda ve içerisinde ise ölçme-değerlendirme yapmak amacıyla kullanılabilmektedir. Söz konusu yöntem, teknik ve araçlarınbazılarındanise bu amaçların birkaçı veya hepsini gerçekleştirmek için de yararlanılabilmektedir. Bu bağlamda sözü edilen değerlendirme yaklaşımlarını oluşturan yöntem, teknik ve araçların aynı zamanda birer öğrenme aracı olduğu kolaylıkla ifade edilebilir. Bu düşünceden hareketle çalışmada alternatif değerlendirme yaklaşımları temelli öğretimin öğrenme aracı olarak kullanılabilirliğinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Sonuç olarak bu çalışmada alternatif değerlendirme yaklaşımlarından; kavram haritalarına, kavram karikatürlerine, anlam çözümleme tablolarına,tanılayıcı dallanmış ağaçlara, yapılandırılmış gridlere, bulmacalara, posterlere ve günlük kullanımlarına yer verilerek, buna dayalı öğretimin öğrencilerin akademik başarıları ve tutumları üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. 2014-2015 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde, İzmir ilinde gerçekleştirilen bu çalışma 25'i deney ve 28'i kontrol grubunda olmak üzere toplam 53 yedinci sınıf öğrencisinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Dört hafta süresince 'Işık' ünitesi deney grubu olarak belirlenen sınıfta alternatif değerlendirme yaklaşımları temelli öğretim programı ile kontrol grubu olarak belirlenen sınıfta ise mevcut fen ve teknoloji öğetim programı ile işlenmiştir. Söz konusu çalışmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma yöntem araştırması kullanılmıştır. Çalışmanın nicel verilerinin toplanmasında ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmış olup 'Işık' ünitesine yönelik 'Akademik Başarı Testi','Fen Bilgisi Dersi Tutum Ölçeği've deney grubu öğrencilerine uygulanan 'Alternatif Değerlendirme Yaklaşımları Temelli Öğrenme Araçları' ile veriler toplanmıştır. Çalışmanın nitel verileri ise yarı yapılandırılmış görüş formu, mülakatlar ve günlükler yardımıyla toplanmıştır. Deneysel uygulamalar sırasında deney grubunda bulunan öğrenciler haftalık olarak günlük tutmuşlardır.Ayrıca deneysel uygulama sonrasında deney grubunda yer alan 11 öğrenci ile alternatif değerlendirme yaklaşımları temelli öğretim hakkında görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın nicel boyutundan elde edilen veriler SPSS 20 programı ile analiz edilmiştir.Araştırmada deney ve kontrol grupları için akademik başarı testi puanları arasındaki farklılığı test etmek amacıyla 'Mann-Whitney U Testi' ve grupların kendi içindeki değerlendirmelerinin yapılmasında da 'Wilcoxon İşaretli-Sıralar Testi' kullanılmıştır.Öte yandan normal dağılım sergileyen tutum verileri için deney ve kontrol gruplarındafark (ilerleme) puanları arasındaki farklılığı test etmek amacıyla 'Bağımsız Örneklemler için t-Testi'; grupların kendi içindeki değerlendirmelerin yapılmasında da 'Bağımlı Örneklemler için t-Testi' kullanılmıştır. Deney grubu öğrencilerine uygulanan 'Alternatif Değerlendirme Yaklaşımları Temelli Öğrenme Araçları'ndan kavram haritalarının ve kavram karikatürlerininanalizinde her ikisi için geliştirilen puanlama cetvelinden yararlanılmıştır. Anlam çözümleme tablosu, tanılayıcı dallanmış ağaç, yapılandırılmış grid ve bulmaca analizlerinde her biri için alınabilecek en yüksek puanlar hesaplanmıştır. Poster analizinde ise değerlendirme ölçeğinden yararlanılmıştır.Alternatif değerlendirme yaklaşımları temelli öğretimin kullanıldığı deney grubu öğrencilerinin, akademik başarı testi son test toplam puanları ile öğrenme araçlarından aldıkları toplam puanları arasındaki ilişki, bireysel olarak gerçekleştirdikleri alternatif değerlendirme yaklaşımları etkinliklerinden aldıkları toplam puanlar arasındaki ilişki grup olarak gerçekleştirdikleri alternatif değerlendirme yaklaşımları etkinliklerinden aldıkları toplam puanlar arasındaki ilişki ve kullanılan altermatif değerlendirme yaklaşımları temelli öğrenme araçlarının hem grup hem bireysel olarak gerçekleştirilen tüm araçların kendi toplam puanları arasındaki ilişki verileri normal dağılım sergilemediğinden 'Spearman Sıra Korelasyonu' değeri kullanılarak hesaplanmıştır.Çalışmada nitel veri toplama araçlarından olan günlüklerin analizinde betimsel analizden ve deney grubu öğrencilerine uygulanan yarı yapılandırılmış görüş formunun analizinde ise içerik analizinden yararlanılmıştır. Mülakat sonuçları ise görüş formu analizi ile birlikte ele alınmış ve bunun sonuçları ile beraber sunulmuştur. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre deney grubunun akademik başarı sontest puanları ile kontrol grubunun akademik başarı sontest puanları arasında deney grubu öğrencileri lehine istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gözlenmiştir (p<.05). Çalışmanın diğer bir değişkeni olan fen dersine yönelik tutum bakımından ise her iki grubun son test puanları arasında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır (p<.05). Deney grubu öğrencilerinin akademik başarı testi son test toplam puanları ile bireysel olarak gerçekleştirdikleri alternatif değerlendirme yaklaşımları etkinliklerinden aldıkları toplam puanlar arasındaki ilişkinin pozitif yönde, orta düzeyde ve anlamlı olduğu, grup olarak gerçekleştirdikleri etkinliklerinden aldıkları toplam puanlar arasındaki ilişkinin de negatif yönde, düşük düzeyde ve anlamlı olduğu ve etkinliklerinin bütününden aldıkları toplam puanlar arasındaki ilişkinin pozitif yönde, düşük düzeyde ve anlamlı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır Deney grubunda bulunan öğrencilerle yapılan görüş formu, mülakatlar ve günlüklerden elde edilen bulgulara göre de alternatif değerlendirme yaklaşımları temelli öğretim ile işlenen derslerin eğlenceli, anlaşılır ve ilgi çekici olduğu, bu yöntemin dersi daha kolay anlamalarını ve öğrenmelerinde kalıcılık sağladığı bulgularına ulaşılmıştır. Çalışmadan elde edilen tüm bulgular fen ve teknoloji derslerinde alternatif değerlendirme yaklaşımları temelli öğretime yer verilmesinin öğrencilerin akademik başarılarını ve tutumlarını olumlu bir yönde etkilediğini göstermektedir. Bununla birlikte alternatif değerlendirme yaklaşımları temelli öğretimin fen derslerinde bir öğrenme aracı olarak kullanılabileceğini ortaya koymaktadır.
Fen eğitiminde araştırmaya dayalı öğrenme stratejisinin öğrencilerin akademik başarılarına ve tutumlarına etkisi: Bir meta analiz çalışması
Hızla değişen ve gelişen bilim ve teknolojiye ayak uydurabilmek için değişen yaşam koşullarına uyum sağlayabilen bireylere ihtiyaç vardır. Bu özelliklere sahip bireylerin yetiştirilmesinde fen dersleri önemli bir rol oynamaktadır. Fen bilimleri öğretimi ile bireylerin yaşadıkları çevreyi gözlemlemeleri ve neden-sonuç ilişkisi kurarak yorumlayabilmeleri mümkün olmaktadır. Çevreye uyum sağlayan ve bu sayede bilgiyi öğrenen, analitik düşünebilen, problem çözebilen bireylerin yetiştirilmesinde fen programları önem kazanmaktadır. Son yıllarda fen öğretim programlarında temel alınan araştırmaya dayalı öğrenme stratejisi ile öğrenciler bilimsel metotlar kullanarak içinde bulundukları çevreyi inceleyebilmektedirler. Böylece problemleri tanımlama, gözlem yapma, hipotez kurma, sonuca ulaşma ve bunları yorumlama gibi becerilerin edinilmesi kolaylaşmaktadır. Bununla birlikte gerçek yaşamın anlaşılması ve açıklamasında önemli rol oynayan araştırmaya dayalı öğrenme stratejisinin uygulandığı dersler, kavramların anlamlı bir şekilde öğretilmesini sağlayabilmektedir. Günlük yaşamla ilgili fen kavramlarının öğretilmesi yoluyla bilimin doğasını anlayabilme, feni düşünme ve yorumlayabilme ile fene ilişkin ilgi ve tutumu geliştirebilme gibi boyutların verilmesinde bu stratejinin önemli rol oynadığı anlaşılmaktadır. Öğrencilerin sözü edilen boyutlar bakımından donanımlı yetişmesinde önemli bir rolü olan araştırmaya dayalı öğrenme stratejisinin çeşitli değişkenler üzerindeki etkisini inceleyen birçok çalışmanın olduğu görülmektedir. Fakat bu stratejinin etki düzeyini bütüncül bir bakış açısıyla ortaya koyan çalışmalara az sayıda rastlanılmaktadır. Bu nedenle bu araştırmada meta analiz yöntemi kullanılarak araştırmaya dayalı öğrenme stratejisinin öğrencilerin akademik başarıları ve tutumları üzerinde ne kadar etkili olduğunu ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu amaçla 2000-2017 yılları arasında araştırmaya dayalı öğrenme stratejisinin akademik başarı ve tutuma etkisini inceleyen deneysel ve yarı deneysel çalışmalar incelenmiştir. Araştırmaya dâhil edilen çalışmaların belirlenmesinde; ULAKBİM, Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi (YÖK) ve Google Akademik veri tabanları temel alınmıştır. Literatür taraması sonucu araştırma problemine uygun olan akademik başarıya ilgili 53 ve tutumla ilgili 40 çalışma meta analiz ile birleştirilerek genel bir görüş elde edilmiştir. Meta analize dâhil edilen çalışmaların etki büyüklüğü değerleri CMA (Comprehensive Meta Analysis) programı kullanılarak hesaplanmıştır. Çalışma sonucunda araştırmaya dayalı öğrenme stratejisinin öğrencilerin akademik başarılarına ve tutumlarına etkisinin diğer öğretim yöntemlerine (kontrol gruplarında uygulanan öğretim yöntemlerine) göre olumlu yönde daha etkili olduğu bulunmuştur. Araştırmaya dayalı öğrenme stratejisinin akademik başarıya ilişkin genel etki büyüklüğünün rastgele etkiler modeline göre 0.700 ile orta düzeyde; tutuma ilişkin genel etki büyüklüğünün ise yine rastgele etkiler modeline göre 0.414 ile orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya dâhil edilen çalışmalarda kullanılan çeşitli kriterlerin etki büyüklüklerine de bakılmıştır. Moderatör değişken olarak ele alınan bu kriterler sınıf düzeyi, yayın türü, örneklem büyüklükleri ve çalışmaların yapıldıkları yıl olarak belirlenmiştir. Her bir moderatör için etki büyüklükleri ayrı ayrı analiz edilmiştir. Bunun sonucunda, araştırmaya dayalı öğrenme stratejisinde akademik başarı değişkeni bakımından sınıf düzeyinin etki büyüklüğü 0.685, yayın türlerinin etki büyüklüğü 0.734, örneklem sayısının etki büyüklüğü 0.686 ve yapıldıkları yılların etki büyüklüğü 0.731 olarak bulunmuştur. Tutum değişkeni bakımından ise sınıf düzeyinin etki büyüklüğü 0.400, yayın türlerinin etki büyüklüğü 0.417, örneklem sayısının etki büyüklüğü 0.414 ve yapıldıkları yılların etki büyüklüğü 0.400 olarak bulunmuştur. Bununla birlikte yayın yanlılığı analizleri, normal dağılım ve histogram grafiklerine yer verilmiştir. Yapılan tüm bu analizlerin sonucunda araştırmaya dayalı öğrenme stratejisine ilişkin çalışmalar geniş perspektifte incelendiğinden öğrencilerin akademik başarılarını ve tutumlarını inceleyecek ileriye dönük araştırmalara kaynak oluşturması umulmaktadır. Bununla birlikte çalışma sonunda araştırmaya dayalı öğrenme stratejisi ile ilgili yapılacak araştırmalara ve yeni meta analiz çalışmalarına yönelik bazı önerilerde bulunulmuştur.
Türkiye'de matematik ve fen bilimleri eğitimi alanlarını birlikte ele alan çalışmaların içerik analizi
Teknolojide meydana gelen değişiklikler günümüzde etkisini hissettirmektedir. Artan bu gelişmeler fen bilimleri alanında da hissedilmektedir. Fen bilimlerinde meydana gelen gelişmelerde matematiğin de katkısı bulunmaktadır. Geçmişten günümüze baktığımızda ise fen bilimleri ve matematik birbiri ile etkileşimli olarak birbirini destekleyecek şekilde gelişme göstermektedir. Fen bilimleri ve matematiğin etkileşim içerisinde olması yapılan araştırmalara da yansımıştır. Ülkemizde de katıldığı TIMSS ve PISA sınavları ile FeTeMM-STEM yansımaları buna örnek olarak gösterilebilir. Alanyazına bakıldığında ise hem fen bilimlerini hem de matematik eğitimini konu alan çalışmalar yapıldığı görülmektedir. Buna karşın fen bilimleri ve matematik eğitimini birlikte ele alan alışmaların bir analizi yapılmamıştır. Bu bağlamda bu çalışmanın amacı fen bilimleri ve matematik eğitimi alanlarının ortak ele alındığı çalışmaların bir analizini yapmaktır. Daha öncesinde bu alanda bir içerik analizi çalışması olmadığından bu araştırma bir ilk niteliğindedir. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni, veri toplama yaklaşımı olarak ise doküman analizi kullanılmıştır. Çalışmanın verileri araştırmacı tarafından revize edilen Yayın Sınıflama Formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler tablo ve grafikler ile ortaya konmuştur. Tablo ve grafikler tez ve makaleler için ayrı ayrı oluşturulmuş ve yorumlanmıştır. Analizlerin sonucunda 2000-2018 yılları arasındaki fen bilimleri ve matematik eğitimi alanlarını bilikte ele alan çalışmaların çeşitli açılardan durumu ortaya konmuştur. Bu sonuçlara göre, 2012 sonrası yapılan çalışmalarda fen bilimleri ve matematik eğitimini birlikte ele alan çalışmaların sayısında artış görülmektedir. FeTeMM ile ilgili çalışmaların bu çalışmaların sayısındaki artışı olumlu yönde etkilediği düşünülmektedir. Bunun yanında sözkonusu çalışmalarda odakta olan disiplinin çoğunlukla matematik eğitimi olmadığı ve çalışılan konu alanının ise çoğunlukla disiplinler arası ilişkileri ele aldığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bilim alanında üstün yeteneklilik gelişimi için önerilen üyükep modelinin yapısal eşitlik modeline göre incelenmesi
Üstün yetenekli bireyler toplumun kalkınması, ilerlemesi ve gelişiminde rol üstelenebilecek, kapasite ve seviyeye sahip olan bireylerdir. Bu nedenle üstün yetenekli bireylerin eğitimi, ülkenin gelişimi için çok önemlidir. Bu çalışmada, bilim alanında üstün yetenekliliğin geliştirilmesi için ortaya konulan ÜYÜKEP modelinin Yapısal Eşitlik Modeli ile test edilmesini amaçlanmıştır. Ülkemizin üstün yetenekli genç bilim insanı eğitimine önemli katkı sunabilecek bu modelin deneysel testi yapılmıştır. Araştırmada, Bilim ve Sanat Merkezlerinde öğrenim gören öğrencilerin farklı özelliklerinin bir modellenmesi amaçlandığından, araştırma betimsel nitelikte olup, desen olarak tarama modeli seçilmiştir. Araştırma kapsamında üstün yetenekli öğrencilerin; bilim öğrenmede öz düzenleme becerileri, bilimsel araştırma ve süreç becerileri, bilim tarihi ve felsefe bilgisi, düşünme becerileri ve bilimsel yaratıcılık gibi özelliklerini belirleyen değişkenlerinin gözlenebilen bir değişken olması nedeni ile gözlenen değişkenler ile yapılan yol analizi türü seçilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2016-2017 ile 2017-2018 eğitim-öğretim yılları içerisinde Diyarbakır ve Manisa' da bulunan Bilim Sanat Merkezinde eğitim almakta olan 6. 7. ve 8. sınıfa devam eden 60 kız ve 42 erkek olmak üzere toplam 102 üstün zekâlı ve yetenekli çocuk oluşturmuştur. Çalışmada nicel verilerin toplanması sürecinde 'Bilimsel Yaratıcılık Testi', 'Bilimsel Epistemolojik İnançlar Ölçeği', 'Çocuklar için Problem Çözme Envanteri', 'Bilimsel Süreç Beceri Testi', Eleştirel Düşünme Değerlendirme Rubriği' ve 'Bilim Öğrenmede Öz-düzenleme Becerileri Ölçeği' kullanılmıştır. Araştırma süresince elde edilen verilerin analizinde yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır. Elde edilen veriler sonucunda; ÜYÜKEP modelinin Yapısal Eşitlik Modeli ve doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ile ilgili alan yazında belirtilen duruma göre uyumlu bir model olduğu görülmektedir. Modeldeki değişkenlerin standardize edilmiş regresyon yüklerinin anlamlı olduğu belirlenmiştir (p<.05). Sonuç olarak modele ilişkin yapısal eşitlik modeli uyumlu bir model olduğunu göstermesi, modelin diğer üniversite ya da merkezlerde uygulanabilirliği konusunda ümit verici sonuçlar içermektedir.