7
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Videoist ekseninde 2000'lerden günümüze Türkiye'de video sanatını yeniden yorumlama çalışması
2000'lerden günümüze Türkiye'de video sanatının gelişimi ve serüvenini konu alan tezde video sanatının sergilenmesi ve gösterilmesinde kullanılan alternatif küratöryel çalışmalar, kollektifler, insiyatifler, kendinden organize sanatçı odaklı bakışın ele alınışı, video sanatında ve çağdaş sanat organizasyonlarında Videoist'in odaklandığı sosyal koşullanmışlık meseleleri: kavramlar, durumlar, olgular, tartışmalar yer almaktadır. Birinci bölümde video sanatının doğuşu ve gelişimi incelenmiş, belirli kavramlar ve kuramsal tartışmalarla video sanatının doğuşundan 2000'ler sonrası Türkiye'deki gelişimine kadar gelinmiştir. İkinci bölümde kendinden organize sanat başlığı ile kolektifler ve inisiyatiflerin ortaya çıkış sebepleri ve ortaya koydukları somut çözümler, problemler ele alınmıştır. Üçüncü bölümde video sanatı inisiyatifi olarak Videoist'in gerçekleştirdiği etkinlikler çerçevesinde çağdaş sanat ve video sanatında yer alan koşullanmışlık meseleleri tartışılmış ve yorumlanmıştır. Dördüncü bölümde video üretimine odaklanılarak Videoist'in gerçekleştirmiş olduğu atölye çalışmaları, seminerler, gösterim ve sergiler incelenerek yorumlanmıştır. Tüm araştırma, video sanatının Türkiye'deki yansımaları eşliğinde dünyada bulunduğu yeri ve ülkemizdeki anlam ve önemini irdelemek için oluşturulan bir incelemedir. Anahtar Sözcükler: Videoist, Video Sanatı, Kolektif, İnisiyatif, Çağdaş Sanat, Geç-Avangard, Sosyal Koşullanmışlık, Hafıza
Çağdaş heykel sanatında ekoloji ve kent ekseninde yapay deneyimler
İlk bölümde; tezin kapsamında ekoloji ve alt başlığı olan simbiyotik yaşam biçimleri, tanımları ve terimleri açıklanacaktır. Bu bağlamda, canlıların birbirleriyle ve çevreleriyle uyumları temelinden hareket edilerek insanın çevresi ile olan uyumu kent hayatı temelinde ele alınacak, yine kent kuramları ve ekoloji referansları ile tartışılacaktır. Ekonomik fayda merkezli üretim biçimlerinin, tüketimi kültürleştirerek dönüştürdüğü insan modelinin ve insanın doğadan öğrendiklerini yoz bir anlayışla yapaylaştırması üzerinde durulacaktır. Bu bağlamda; teknolojik gelişmelerin sosyal, siyasal hayata ve kent yaşamına etkileri, yeni medya araçlarının kitle oluşturma stratejileri temelinde incelenerek, güncel kent yaşamında yapay bir kamusal alan ve sosyal çevre yaratma önerileri gözden geçirilecektir. İkinci bölümde Romantik dönemden başlayan özgürleşme hareketleri; teknolojik, sosyolojik, siyasal, ekonomik gelişmelere bağlı değişkenlerle yapaylık, doğallık bağlamlarında, sanat tarihi içerikli bir kronoloji incelemesiyle tartışılacaktır. Bu bağlamda, çağdaş sanatta disiplinler arası çalışmalar, görsel örneklerle incelenecek ve göstergeleri açıklanacaktır. Üçüncü bölümde çağdaş sanatın kurumsal tarihi, müzecilik, koleksiyonculuk, alternatif üretim biçimleri, kolektif ve sürdürülebilir sanat ekosistemi üzerine tartışmalar yapılacak; konu, sanat yapıtı, sanatçı ve sanat piyasası bağlamlarında incelenecektir. Sonuç bölümünde kent, ekoloji ve teknoloji temelli araştırmalar sonucu ortaya çıkan bireysel ve kolektif üretimlerim, yüksek lisans eğitim sürecinde dahil olduğum etkinlikler, ortaya koyduğum yapıtlar örnek görseller üzerinden açıklanacaktır. Anahtar Kelimeler: Ekoloji, Kent, Yapaylık, Heykel, Çağdaş Sanat
Çağdaş sanatta bedene yansıyan iz kavramı
Değişen dünya, toplumsal yapılar, ekonomi, teknoloji, düşünceler ya da inançlar beden üzerinde egemenlik kurma çabasında olmuş ve varlıklarını belli ederek bedeni biçimlendirmişlerdir. Tarihsel süreçte yaşanan tüm gelişmeler sanat tarihine yansımış ve sanatın temel konusu olan beden farklı anlamlara ve biçimlere sokulmuştur. Sanat tarihi boyunca sanata konu olan beden imgeleri çağdaş sanat ile birlikte doğrudan sanatın malzemesi haline gelmiştir. Bedeni bir anlatım aracı olarak kullanmaya başlayan sanatçılar başkalarının ve kendi bedenleri üzerinde oluşturdukları, bedenin nesneler üzerinde oluşturduğu izlerle yaşadıklarını ya da toplumun yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Çalışmada beden ve iz kavramı konulara ayrılmış ve konuyla ilgili çalışmalar incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde beden kavramına yer verilerek bedeni etkileyen kavramların bedeni biçimlendirmelerine ve beden üzerindeki izlerine değinilmiştir. Sonraki bölümde iz kavramından bahsedilerek bu kavram ile bedendeki izlerin görünürlüğü ele alınmıştır. Tezin ana bölümünde ise çağdaş sanatta ele alınan iz kavramı üzerinden bedende oluşan, oluşturulan izler, bedenin oluşturduğu izler ve bu izlerin çağdaş sanata yansımaları ele alınmıştır. Bu amaçla "bir şeyin geçtiği veya daha önce bulunduğu yerde bıraktığı belirti, bir şeyin dokunmasıyla geride kalan belirti, bir olay, bir durum veya yaşayıştan kalan belirti, eser, " anlamına gelen iz kavramından yola çıkılmış ve bunun yanı sıra süreç olarak da ele alınmıştır. Ayrıca çeşitli durumlar karşısında kişinin yaşamında, hafızasında bıraktığı izler ya da bir yere ait olmama, iz bırakmama, ötekileşme- yabansı olma durumları gibi süreçler de sanatçıların eserleriyle birlikte ele alınarak görsel sanatlar içinde yorumlanmıştır. Son olarak araştırma süresince gerçekleştirilen çalışmalar sunulmuş ve iz ile beden kavramı vurgulanmıştır. Anahtar Sözcükler: Beden, iz, çağdaş sanat, süreç
Çağdaş sanatta bir ritüel olarak evlilik
Tarih boyunca birçok sanatçı, kendilerine özgü anlatım diliyle 'evlilik' konusunu ele almıştır. Bu araştırma; arkeolojik bir kazı olarak "ritüel"i ele alarak "evlilik" kavramını sosyoloji, psikoloji, ekonomi, din ve sanat bağlamında ele almaktadır. Evlilik konusu öncelikle toplumda yer eden anlamından çok uzaklaşmadan, kendi ritüel anlamlarını koruyarak çağdaş sanatın çoklu anlatım biçimleriyle ele alınmıştır. Bununla birlikte sanat tarihinde geçmiş dönemlerden de evlilik konusuyla bağlantılı yapıtlar ve analizler ele alınan konular arasındadır. Ritüel nesneleri başlığı altında evlilik; enstalasyon, video, famaj, heykel ve renkli tekniklerle sanatın döneme uygun anlatım olanaklarıyla, çağdaş bir üslupla plastik anlatıma dönüştürülmüştür. Ayrıca toplumların yaşamlarının bir parçası olan evlilik ritüellerinin, sanatsal anlatımda kullanılmasının dışında kendi geleneksel anlamlarının araştırılması da konunun kuramsal yönden incelenmesi ve konunun zenginleşmesi açısından önemli taşımaktadır. Tez çalışması boyunca ele alınan uygulama çalışmalarının çoğunda bir tanık olarak değil de hikâyenin yaşayanı olarak otoportre anlayışında bir yaklaşımla evlilik üzerine çalışmalara yer verilmiştir. Ritüel, kişi performanslarını akılsallaştırma başlığı altında Mc Donaldslaştırma evrimine uğratmaktadır. Araştırmada kuramsal yönden ve uygulama çalışmaları aşamasında tüketim toplumundaki roller, eril ve dişil kişi üzerinden okunacaktır. Toplumsal kimliklerin aile ağı ve ata-anaerkil yapının içinde maruz kaldığı durumların irdeleneceği bu çalışmada, toplumun kişiyi ritüel kurallarıyla nasıl yeniden ürettiğine zaman zaman eleştirel bir yaklaşımla değinilmektedir. Anahtar Sözcükler: Evlilik, Ritüel, Çağdaş Sanat, Toplumsal Rol, Ata-Anaerkil Yapı
Görsel sanatlarda perde imgesi
Bu tezin amacı, sanatta perdenin ve perde imgesinin hangi anlamlarda kullanıldığına bir ışık tutmaktır. Gündelik hayatta kullanılan perde ve sanat tarihi içerisinde görülen ve günümüzde de sanat eserlerinde kullanılan perde imgesi üzerine araştırma yapılmış, bu araştırmalardan elde edilen bulgular sıralanmıştır. Bu bulgulara göre perde ilk olarak sanat tarihinde görüldüğü şekliyle, sonrasında sanattaki muhtemel anlamları ile sonrasında çağdaş sanattaki kullanımı ile ele alınmıştır. Son olarak da bu tez başlığı altında gerçekleştirilen sanatsal uygulamalardaki kullanımı ile perde hem imge hem de kavram olarak irdelenmiştir. Tez araştırması içerisinde gölge tiyatrosundaki perdede imgenin yansıtıldığı araç olan perdeden günümüzdeki sinema perdesi ve projeksiyonun perdesine kadar gelen süreçler birer durak gibi ele alınmıştır. Gölge tiyatrosunda hareket eden imgeler bulunmaktadır. Hayal perdesi olarak da adlandırılan gölge oyununun var olabilmesini sağlayan yüzeyin perde ile ilişkisi araştırılmıştır. Bu imgelerin oluşabilmesi için gerekli olan ışıktır. Işık sayesinde perdeye gölge düşer ve iki boyutlu bir gösteri düzenlenir. Buradaki gölge ve perde ilişkisinin etkisi Platon'un mağara alegorisinde de bulunmaktadır. Platon'un mağara alegorisinde gölgelerin düştüğü zeminin bir perde olduğu üzerinde durulmaktadır. Buradan hareketle resmin bir perde olarak ele alınmasının yanı sıra, resim sanatında perdenin bir öğe olarak resme girdiği örneklerin bulunması ve sıralanması gerçekleştirilmiştir. Sonrasında da camera obscuranın perdesi, fotoğrafın bir perde olarak durumu ve sinemanın perdede yansıması ele alınmıştır. Sinema perdesinde art arda gelen görüntülerin bir bütün olarak izlenilmesi perdede hareket kazanmaktadır. Araştırmanın konusu olan Perde İmgesi üzerine çalışmış sanatçılar ve perde olarak sayılabilecek eserler incelenmiştir. Perdenin saklanmak, ortaya çıkarmak, yansıtmak ve örtünmek gibi anlamlarda nasıl kullanıldığı verilmeye çalışılmıştır. Bu türden sorgulamalar da tezin sanatsal uygulamalar kısmında işlenilmiştir.
Çağdaş sanatta göz ve fundus uygulamaları
Çağdaş Sanatta Göz ve Fundus uygulamaları adlı bu çalışmada, gözün duyu organı olarak anatomik ve fonksiyonel bir incelemesi yapılmış, evrende önce ışığın oluşumuyla, sonra da canlılığın başlamasıyla birlikte gözün de gelişime başlaması ve günümüzde bunu sürdürmesi, özellikleri, canlılar için önemi vurgulanmıştır. Çok eski tarihsel dönemlerde bile haklı olarak göze çok önem verildiği, vurgu yapıldığı bilinmektedir. Çalışmamızda, Çağdaş Sanat'ta da gözün hak ettiği yeri koruduğu gösterilerek, pek çok çağdaş sanatçının, anlatmak istedikleri duyguları, göz betimlemeleriyle, eserlerinde nasıl ele aldığı incelenmiştir. Diğer yandan gözün bir parçası olan ve parmak izi gibi insana özgü olan retina kısmının (Fundus) gerek halk içinde gerekse sanat dünyasında pek de tanınmadığını oysa bu farklılığın bireysel olarak değil de bütünsel ele alındığında nasıl da evrensel bir değer olabileceği tartışma konusu olmuştur. Çok farklı fundus resimleri sunularak, bilimsel olanın, sanatsal alana aktarılmasına çalışılmıştır. İçinde yaşadığımız çağın teknoloji ve bilim çağı olmasından kaynaklı olarak, sanatın da farklı alanlarda hızla evrimleştiğini artık çok gelenekselleşmiş kalıpların yıkılarak, ileri mühendislik ve teknoloji sayesinde elde edilen birçok ürünün de sanat nesnesi gibi sunulma olasılığını yarattığını, bu beyanda da çok üst düzey teknolojik kameralarla çekilen fundus resimlerinin de sanatsal yanı olabileceği, disiplinler arası bir yaklaşımla insanlığa sunulması gerektiği, bunun da insanlığı bir şekilde birleştirebileceği vurgulanmıştır. Farklılıklarımızın nasıl evrensel uyum sağladığı ve bütünsel olarak bakıldığında dil, din, ırk, cinsiyet ve sosyal konum ayrımının aslında evrende hiç önemli olmadığı, uzaydan nasıl dünya bir bütün olarak görünüyorsa ve ülke sınırları görünmüyorsa her çeşit ayrımcılığın da bu bağlamda ne denli önemsiz olduğu fundus resimleri üzerinden bilim ve sanat birlikteliği, disiplinler arası bir anlam, içerik ve yaklaşımla anlatılmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Çağdaş Sanat, Göz, Fundus, Orbita, Retina
Çağdaş sanatta savaş sonrası göçün sanatsal temsili
Bu araştırmada, son yüzyılda gerçekleşen savaşlar sonucunda özellikle II. Dünya Savaşı, İran-Irak savaşı, Suriye iç savaşı ve İŞİD tarafından saldırıya uğrayan Kobani kentindeki ortaya çıkan göç olgusu, çağdaş sanat perspektifinde incelenmiştir. Sanatçılar, eserlerinde savaş sonrası göçün ortaya çıkardığı kültürel farklılıkları, göçmen, mülteci ve sığınmacıların yaşadığı umutsuzlukları, yaşanan beyin göçünü, çarpık kentleşme ve yabancılaşma olgularını konu etmişlerdir. Ayrıca göç ile eski gelenek ve göreneklerin yok olduğunu, asimile olan inanç anlayışlarını, geçmişe ait anıları hatırlamayı, göç edenlerin vatansızlığı incelenmiştir. Savaş sonrası göçün etkisinde ise sanatçılar, savaşın acımasızlığını, vahşetini, yarattığı umutsuzlukları, yıkıcılığını ve insanları yerinden etmesini, insan ile doğa arasındaki sınırları, bu sınırların ve savaşın olumsuz etkisini eserlerinde ifade etmişlerdir. Savaş sonrası göçe maruz kalan sanatçılar geleneksel teknikler yerine farklı teknik ve yöntemler kullanmasıyla ortaya çarpıcı eserler çıkarttıkları gözlenmektedir. Savaş ve göç kendi olgusunda acı, hüzün, ayrılık, kayıp gibi birçok durumu/duyguyu hatırlatırken aynı zamanda o anı yaşayan sanatçılarda sanatta yaratıcılık kavramının yeniden hayat bulduğu görülmektedir. Anahtar kelimeler: Savaş, Göç, Çağdaş sanat, Savaş sonrası sanat