
3
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Madde kullanım öyküsü olan mahkumlarda aleksitimi ve öfke ifade tarzlarının psikiyatrik komorbidite ile ilişkisinin incelenmesi
Çalışmamızda; ; madde kullanım öyküsü olan erkek hükümlü/tutuklularda aleksitimi ve öfke ifade tarzlarının psikiyatrik komorbidite ile ilişkisinin değerlendirilmesi hedeflenmektedir. Bu çalışmayla alana, cezaevi örnekleminde aleksitimi ile sürekli öfke ve öfke ifade tarzlarının ilişkisini inceleyen çalışma bulunmaması nedeniyle yeni bir bilgi sağlamak amaçlanmaktadır. Araştırmanın örneklemini, Kasım 2013- Ocak 2014 tarihleri arasında İzmir 2 No'lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda adli suçtan cezasını infaz etmekte olan, gönüllü olarak çalışmaya katılmayı kabul eden ve madde kullanım öyküsü olan 134 erkek H/T ile madde kullanım öyküsü olmayan 132 erkek H/T oluşturmuştur. Araştırmaya katılmayı kabul edenlere; Demografik Form, DSM-IV Tanı Kriterlerine Uygun Hazırlanmış Kötüye Kullanım ve Bağımlılık Formu, Türkçe Toronto Aleksitimi Ölçeği, Spielberger Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzları Ölçeği öz bildirim yoluyla, I. Eksende yer alan bozukluklar için DSM-IV'e göre yapılandırılmış klinik görüşme kılavuzu ve kişilik bozuklukları için DSM-III-R'e göre yapılandırılmış klinik görüşme kılavuzu uygulayıcı tarafından bireysel görüşme yoluyla uygulanmıştır. Araştırmaya alınan 266 erkek H/T'nun yaş ortalaması 34±10.16 olarak bulunmuş olup, yaş aralığı 18-73 arasında değişmektedir. H/T'ların %74.1'i (n=197) sigara kullanımına, %46.2'si (n=123) alkol kullanımına, %50.4'ü (n=134) madde kullanımına sahiptir. Aleksitimik olup olmamaları açısından değerlendirildiklerinde, 116 kişinin (%43.6) aleksitimik özellikler taşıdığı, 150 kişinin ise (%56.4) aleksitimik özellikler taşımadığı görülmektedir. Ayrıca; öfkelerini 108 kişinin (%40.6) sürekli öfke, 63 kişinin (%23.7) içe atılan öfke, 47 kişinin (%17.7) dışa vurulan öfke ve 48 kişinin (%18) ise kontrol edilen öfke şeklinde ifade ettikleri görülmüştür. Ek olarak; psikiyatrik rahatsızlıklar ve kişilik bozukluklarına da incelenmiştir. Madde kullanım öyküsü olan ve olmayan katılımcıların aleksitimik olup olmamaları ile öfke ifade tarzları arasındaki ilişkiye bakıldığında; madde kullanım öyküsü olanlarda aleksitimik olup olmamaları ile öfke ifade tarzları olan sürekli, kontrol edilen ve dışa vurulan öfke ifade tarzları arasında anlamlı bir fark bulunamazken (p>0.05), aleksitimik olup olmamaları ile içe atılan öfke ifade tarzı arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Madde kullanım öyküsü olmayanlarda aleksitimik olup olmamaları ile öfke ifade tarzları olan sürekli, kontrol edilen, içe atılan ve dışa vurulan öfke ifade tarzlarının her biri ile aralarında anlamlı bir fark bulunmuştur (p>0.05). Katılımcıların alkol kullanımları, alkol bağımlılıkları, madde bağımlılıkları ve kullandıkları madde türü değişkenleri ile psikiyatrik rahatsızlıklar değişkeni arasında ilişkiye bakıldığında aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Ayrıca; alkol kullanımları, alkol bağımlılıkları, madde bağımlılıkları değişkenlerinin ile kişilik bozuklukları değişkeni arasındaki ilişkiye de bakıldığında aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Madde kullanım öyküsü olan ve olmayan katılımcıların aleksitimik olup olmamaları ile psikiyatrik rahatsızlıkları arasındaki ve aleksitimik olup olmamaları ile kişilik bozuklukları arasındaki ilişkiler incelendiğinde her iki durum arasında da anlamlı bir fark bulunmuştur. Katılımcıların psikiyatrik rahatsızlıkları ile sürekli, kontrol edilen, içe atılan ve dışa vurulan öfke ifade tarzları arasındaki ve kişilik bozuklukları ile sürekli, kontrol edilen, içe atılan ve dışa vurulan öfke ifade tarzları arasındaki ilişkilere bakıldığında; her bir öfke ifade tarzı ile hem psikiyatrik rahatsızlıklar hem de kişilik bozuklukları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Sonuç olarak; aleksitimik belirtilerin, öfke ifade tarzlarının, özellikle içe atılan ve dışa vurulan öfkenin, psikiyatrik rahatsızlıklar ve kişilik bozukluklarının madde kullanım örüntüsü le güçlü bir ilişkisi olduğu söylenebilir. Bu konuda daha çok araştırma yapılmasının kesin sonuçlar elde edilmesi yönünden uygun olacağı düşünülmektedir. Ceza infaz kurumlarında bilimsel çalışmaların arttırılmasına, bu yönde müdahale programlarının geliştirilmesi ile mahpusların rehabilitasyon çalışmalarının daha sistematik hale getirilmesine ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Suç; mahkum; bağımlılık; aleksitimi; öfke; psikiyatrik komorbidite
Dokuz Eylül Üniversitesi'nde öğrenim gören üç farklı fakülte öğrencilerinin alkol ve madde bağımlılığına yönelik damgalamaları
Bu çalışmada Dokuz Eylül Üniversitesinin Eğitim, Güzel Sanatlar ve İlahiyat fakültelerinde okuyan üniversite öğrencilerinde: alkol ve madde bağımlılığına yönelik damgalamaları, sigara, alkol ve madde kullanım yaygınlığı, alkol ve madde bağımlılığına yönelik damgalamaları ile öğrenim gördükleri fakülte ve sigara, alkol ve madde kullanım arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Tanımlayıcı-kesitsel tipteki bu araştırmaya Dokuz Eylül Üniversitesi'nde okuyan (81 İlahiyat Fakültesi, 83 Eğitim Fakültesi ve 76 Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisi) 240 öğrenci katılmıştır. Araştırmada Varan ve Özbay tarafından geliştirilen Alkol-Madde Bağımlılığı Damgalama Ölçeği ve Bireysel Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizinde, Ki Kare testi, Çoklu Varyans Analizi (MANOVA), Tukey ve Tamhane T2 testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; öğrencilerin damgalama eğilimleri okudukları fakülteye, cinsiyete, aylık gelire, kendilerinin ve ebeveynlerinin sigara alkol ve madde kullanımına göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Güzel Sanatlar Fakültesinde okuyan öğrencilerin damgalama düzeyi Eğitim ve İlahiyat fakültelerinde okuyan öğrencilere göre daha düşük bulunmuştur. Ayrıca sigara, alkol ve madde kullanan öğrencilerin damgalama eğilimi kullanmayanlara göre daha düşük olduğu gözlenmiştir. Araştırmada elde edilen bir diğer önemli bulgu ise öğrencilerin %60,1'i yüksek olumsuz tutuma sahipken aynı zamanda %80,6'sı da yüksek olumlu tutuma sahiptir ve olumlu tutumla diğer değişkenler arasında anlamlı düzeyde ilişkili yoktur. Anahtar kelimeler: damgalama, tutum, öğrenci, alkol, madde, sigara, bağımlılık.
Esrar bağımlılarında algılanan ebeveyn kabul reddinin, psikolojik uyumları ve yetişkinlikteki yakın ilişkiler üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Bu araştırmada esrar bağımlısı olan 75 (50%) ile esrar bağımlısı olmayan 75 (50%) erkek; sosyodemografik özellikler, anne ve baba kabul-reddi, psikolojik uyum, eş kabul-reddi ile kendine zarar verme davranışı, intihar düşüncesi ve girişimi ve çocukluk çağı travmatik yaşantının varlığı açısından karşılaştırılmalı olarak incelenmiştir. Araştırmada Rohner (1986, 1999) tarafından geliştirilen Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği Anne-Baba formları, Kişilik Değerlendirme Ölçeği ve Eş Kabul-Red Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular, esrar bağımlısı olan kişilerin çocukluklarında hem anneleriyle hem de babalarıyla ilişkilerinde esrar bağımlısı olmayan kişilere göre daha fazla ihmal edildiklerini ve anneleri ve babaları tarafından sevildikleri hakkında daha fazla şüpheye düştüklerini ve daha az kabul algıladıklarını göstermiştir. Esrar bağımlısı olan kişilerin babalarıyla ilişkilerinde ihmal edilmiş olmaları ve algıladıkları ayrışmamış red ile kişilerin çoklu madde kullanımıları arasında güçlü bir bağ olduğu görülmüştür. Yakın ilişkilerinde algıladıkları kabul red açısından esrar bağımlısı olanların normal gruba göre, eşlerini daha saldırgan, ve görünürde belirgin ihmal, saldırganlık ya da soğukluk olmadığı halde eşlerini daha ilgisiz ve daha sevgisiz algıladıkları görülmüştür. Ayrıca, esrar bağımlısı olan kişilerin, eşleri tarafından daha fazla kontrol edildiklerini ve daha az kabul edildiklerini düşündükleri bulunmuştur. Genel psikolojik uyum açısından, araştırmadan elde edilen bulgular esrar bağımlısı olan kişilerin genel psikolojik uyumunun normal gruba göre daha sağlıksız olduğunu ortaya koymuştur. Esrar bağımlısı olanlar normal gruba göre daha olumsuz benlik algısına ve yetersizlik duygusuna sahiptirler, duygularını göstermekte ve uygun duygusal tepkiler vermekte zorlanmaktadırlar. Ayrıca normal gruba göre daha öfkelidirler ve dünya görüşleri daha olumsuzdur. Araştırmadan elde edilen bulgular, esrar bağımlısı olan kişilerin genel psikolojik uyumlarının çocuklukta anne-babalarıyla bugün ise eşleriyle yaşadıkları yakın ilişkilerde algıladıkları kabul-red ile anlamlı düzeyde ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Çocukluk dönemine ilişkin ebeveyn kabul-reddi anılarının, yetişkinlik döneminde algılanan eş kabul-reddi ile psikolojik uyum arasındaki ilişkide aracılık etkisi incelendiğinde, esrar bağımlılarının oluşturduğu grupta çocuklukta algılamış olan anne kabulü, eş kabulü ile psikolojik uyum arasındaki ilişkiye tam aracılık etmiştir. Kontrol grubunda ise, çocuklukta algılamış olan anne kabulünün eş kabul-reddi ile psikolojik uyum arasındaki ilişki üzerinde aracılık etkisi yoktur. Bağımlı grupta, baba kabul-reddinin psikolojik uyum ve eş kabul-reddi üzerinde dolaylı aracılık etkisi bulunduğu ancak kontrol grubunda yer alanlar için çocuklukta algılanmış olan baba kabul-reddi eş kabul-red ile psikolojik uyum arasındaki ilişkiye aracılık etmediği bulunmuştur. Son olarak esrar bağımlısı olan kişilerin çocuklukta fiziksel, sözel şiddete ve duygusal istismara bağımlı olmayan gruptan belirgin düzeyde daha fazla maruz kaldığı, kendine zarar verme davranışının, intihar düşüncesinin ve girişiminin daha fazla olduğu görülmüştür.