Ege University
Discipline

Textile Engineering

Ege University

46

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

46 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Isıl özellikleri geliştirilmiş fonksiyonel rejenere selüloz liflerinin üretimi ve karakterizasyonu

Son yıllarda endüstrinin pek çok dalında olduğu gibi tekstil sektöründe de sürdürülebilirlik, yenilenebilir malzemeler ve geri kazanım üzerine yapılan araştırmaların sayısı artmaktadır. Dolayısı ile günümüzde tekstil sektörü için önemli hale gelen başlıca iki konu tekstil atıklarının tekrar kullanılması ile sürdürülebilirliğin sağlanması ve lif üretim teknolojilerinde gerçekleştirilen ilerlemeler sonucu katma değeri yüksek yeni tekstil hammaddelerinin geliştirilmesidir. Bu kapsamda bu tezin konusu, tekstil malzemesi üretim sürecinde açığa çıkan bitkisel lif atıklarından geri kazanılan selülozu kullanarak termal özellikleri geliştirilmiş katkılı rejenere selüloz lifleri üretmek ve elde edilen liflerin özelliklerini incelenmek olarak belirlenmiştir. Tez çalışmasında tekstil üretim sürecinde açığa çıkan atık jüt liflerinden edilen selüloz ve ticari selüloz örnekleri hammadde olarak kullanılmıştır. Her iki selüloz örneği N-methylomorpholine-N-oxide içerisinde çözülerek, çözeltiden lif çekim yöntemi ile katkısız rejenere selüloz lifleri elde edilmiştir. Çalışmada daha sonra rejenere selüloz liflerin üretimi aşamasında çeşitli katkı maddeleri lif içerisine eklenerek kompozit lifler üretilmiştir. Bu kapsamda grafen oksit ve halloysit partikülleri farklı oranlara tek başlarına ve birlikte katkı malzemesi olarak kullanılmıştır. Farklı selüloz örneklerinden üretilmiş katkılı ve katkısız lif örneklerinin analiz sonuçları morfolojik, yapısal ve termal olmak üzere üç ana başlıkta incelenmiştir. Lif örneklerinin yüzey ve kesit özelliklerini incelemek için çekilen mikroskop görüntüleri lif yapılarında katkı malzemesinin bir bozulmaya sebep olmadığını göstermiştir. Liflerin yapısal özelliklerini incelemek için yapılan FTIR analizinde tüm liflerin benzer fonksiyonel gruplar içerdiği saptanmıştır, bu durum lifleri oluşturan tüm bileşenlerin benzer elementel özelliklere sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Lif içyapılarını incelemek için yapılan XRD analizleri tüm liflerin selüloz I yapısının tipik difraksiyonunu sergilediğini göstermiştir. Bununla birlikte katkı maddelerinin kristal merkezdeki çekirdek rolü nedeni ile katkılı liflerin kristalizasyon derecelerinin bir miktar arttığı saptanmıştır. Katkılı liflerin nem alma kapasiteleri de katkısız liflere göre oldukça yüksektir. Farklı selüloz örneklerinden üretilmiş katkılı ve katkısız lif örneklerinin termal analiz sonuçları incelendiğinde ise katkılı liflerin bozunma sıcaklıkları ve güç tutuşurluk özelliklerini belirleyen parametrelerinde artış olduğu belirlenmiştir. Termal analiz sonuçları, geri dönüştürülmüş selüloz kullanılarak üretilen katkılı liflerin katkısız liflerden daha yüksek termal dayanıma sahip olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak bu çalışmada bitkisel lif atıklarından elde edilen selüloz ile değerli bir hammadde tekrar üretim sürecine katılarak sürdürülebilirliği sağlanmıştır. Bunun yanı sıra rejenere selüloz lifleri ile ilgili laboratuvar ortamında yapılan lif çekimi çalışmaları sonucunda termal özellikleri geliştirilmiş rejenere selüloz liflerini üretmek mümkün olmuştur. Tezin verileri bu konuda çalışacak araştırmacılara hem bilimsel ve sosyal açıdan bilgi sağlayacak hem de ileriki çalışmaların planlanmasına yardımcı olacaktır.

Hicran Duran
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sentetik multifilament ipliklerde filament sayısının belirlenmesi için görüntü analizi esaslı bir yöntem geliştirilmesi

Zamanla artan nüfusla ve hızla değişen ihtiyaçlarla orantılı olarak tekstil ürünlerinin tüketimleri de artmaktadır. Günümüzde doğal lifler artık gerekli talebi karşılayamamaktadır. Karşılanamayan talep açığını kapatabilmek için, her geçen gün kullanım oranı artan ve kimyasal yollarla elde edilen sentetik lifler önem kazanmaya başlamıştır. Çeşitli kimyasal yöntemler ile üretilen filament iplikler, kesiksiz, kontinü bir halde düzelerden geçerek sonsuz bir yapıda oluşmaktadır. Multifilament iplikler üretilirken çoğunlukla çekim esnasında düzelerin tıkalı olması ya da gerilim kaynaklı lif kopuşlarından dolayı üretilen ipliklerin filament sayılarında değişimler gözlenmektedir. Multifilament iplikler, iplik ve buna bağlı olarak kumaş yapısını da doğrudan etkilediğinden dolayı standart yapılan fiziksel testlerle arasında filament sayısı tayini testi de büyük önem taşımaktadır. Günümüzde filament sayısı tayini testi laboratuvarlarda manuel bir şekilde, operatöre bağlı olarak, bir cihaz kullanımı olmadan, gözle sayılarak yapılmaktadır. Bu durum operatörden kaynaklı hatalara açık olmakla birlikte zaman kaybına da neden olmaktadır. Çalışma kapsamında, filament sayısı tayini için görüntü analizi esaslı bir metot geliştirilmekte ve operatör kaynaklı hataların önüne geçmek, otomasyona uygun hale getirmek, zamandan tasarruf sağlamak amaçlanmaktadır. Çalışmada ilk olarak liflerin statik elektrik yüklenerek birbirlerinden ayrılmaları sağlanmış, lazer ışını ile kesişimi yapılmıştır. Bir kamera yardımı ile elde edilen görüntüler görüntü analizi esasına göre işlenmiş ve analiz edilmiştir. Yeni yöntemin validasyonu, multifilament ipliklerin enine kesitlerinin alınması metoduyla gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar incelendiğinde tez kapsamında geliştirilen yöntemin geleneksel yönteme göre daha düşük sapmayla sonuçlar verdiği görülmüştür.

FilamentGörüntü analiziGörüntü işleme yöntemleri+1
Sevda Filiz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Konfeksiyon sektöründe tasarım süreçlerine ilişkin anahtar performans göstergelerinin belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı; stratejik planlamanın neden bu kadar önemli olduğu, stratejik plan hazırlanırken nasıl bir yol izlenmesi gerektiği ve konfeksiyon işletmelerinde ve tasarım süreçlerinde yer alan stratejik planlarda ne gibi farklar olduğu konularına netlik kazandırmak ve bir işletmenin stratejik planında yer alması gereken etkenleri ortaya koymaktır. Teknolojik gelişmeler ve yoğun rekabet günümüzde konfeksiyon işletmelerinin farklı stratejiler geliştirerek stratejik planlama alanında araştırma ve geliştirme yapmalarını gerektirmektedir. Bu çalışmada İzmir'deki bir konfeksiyon işletmesinde stratejik planlama süreçlerinin nasıl geliştirildiği, hangi stratejileri, nasıl uygulayabilecekleri incelenmiştir. Ayrıca işletmenin kurumsal karnesi (balanced scorecard), vizyon, misyon ve temel değerleri oluşturularak tasarım süreçlerindeki sonuçları gözlemlenmiştir. Tasarım süreçlerine ait anahtar performans göstergeleri (KPI) oluşturulmuş ve sonuçları analiz edilmiştir.

Anahtar performans göstergesiKurumsal karneStratejik planlama+2
Onur Bağ
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Esansiyel yağ içerikli medikal bebek bonesi tasarımı

Tekstil ürünlerin öncelikli kullanım alanı her ne kadar insanları çevresel etkilerden korumak olsa da günümüzde tekstil ürünleri tıp alanında önemli bir yer edinmiştir. Son yıllarda tekstil teknolojilerinin gelişimi ve disiplinlerarası çalışmaların artması ile sargı bezleri, bandajlar gibi geleneksel tıbbi tekstil malzemelerin dışına çıkılarak yara örtüleri, yapay organlar gibi gelişmiş ürünlerin tasarlanması ve vücut içinde kullanılması mümkün olmuştur. Tıbbi tekstil ürünlerinin, kullanılacağı bölgeye uygun doğal polimerler ile üretilmesiyle hem sitotoksisitesi düşük hem de operasyon sırasında uygulanabilmesi mümkün olan ürünlerin geliştirilmesi mümkün olmaktadır. Seboreik Dermatit (SD) popülâsyonun yüzde üçünü etkileyebilen bir hastalık olup, bebeklerde ilk üç ayda görülmektedir. Infant seboreik dermatiti ya da genel olarak bebek konağı olarak bilinen bu hastalık saçlı kafa derisinde yağlı, sarı pullu bölgeler olarak ortaya çıkmaktadır. SD tedavisinde temel amaç, lezyonları ve fungal kolonizasyonu baskılamak ve sekonder enfeksiyonlara karşı önlem almaktır. Bu çalışmada saçlı deri, yüz, göğüs gibi vücudun çeşitli yerlerinde görülen kronik ve inflamatuvar bir deri hastalığı olan Seboreik Dermatit'in (SD) tedavisinde kullanılmak üzere tekstil esaslı yüzeylerin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla kuşburnu ve hindistan cevizi yağı etil selüloz ile 1:10 (çekirdek:kabuk) oranında basit koaservasyon yöntemi ile kapsüllenmiş ve yüzde üçlük(v/w) kitosan çözeltisi ile tekstil materyaline dökme (casting) metodu ile aplike edilmiştir. Çalışma kapsamında termal ve mikrodalga fiksajın etkinliği de incelenmiştir. Geliştirilen tekstil yüzeyinin öncelikle bebeklerin konak tedavisinde bone/başlık olarak kullanımı hedeflenmektedir.

HidrojellerHindistan ceviziKitosan+5
Eda Tunç
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Üç boyutlu dokuma kumaşların modellenmesi ve analizi

Üç boyutlu (3B) kumaşlar, iplik ya da liflerin birbirine dik üç düzlemin tümünde yer aldığı tek bir kumaş sistemi olarak tanımlanmaktadır. 3B dokuma kumaşlar entegre ve mukavim yapıları ile bu kumaş türleri içerisinde ayrı bir öneme sahiptir. 3B dokuma kumaşlar ve kompozitleri düzlem ve kalınlıkları yönündeki üstün özellikleri sayesinde havacılık, savunma, medikal ve otomotiv gibi farklı sektörlerde kullanılabilmektedir. Doktora tez çalışması kapsamında farklı yapısal özelliklere sahip 3B çözgü interlok karbon dokuma kumaşların üretilmesi ve çeşitli yükler altındaki davranışlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Eksenel çözgü ipliğinin kumaştaki mevcudiyeti, bağlayıcı çözgü ipliğinin açı ve derinlik parametreleri ve kumaş örgü raporuna göre farklılaştırılan kumaşlara uzama, eğilme, kayma ve şekil alabilirlik testleri uygulanmıştır. Kumaşların karmaşık şekil alabilirlik davranışlarının aydınlatılabilmesi için maksimum şekil alabilirlik yükü, çekilme miktarları, bölgesel kayma açısı ve kilitlenme açısı değerleri analiz edilmiş ve şekil alabilirlik açısından en uygun kumaş yapısı belirlenmiştir. Çalışmada ayrıca istatistiksel yöntemler kullanılarak 3B çözgü interlok karbon dokuma kumaşların mekanik özelliklerinin detaylı olarak analiz edilebilmesi sağlanmış ve şekil alabilirlik özelliklerinin tahminlenebilmesi için modeller geliştirilmiştir.

Mehmet Korkmaz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Üç fitil büküm ipliği üretim sisteminin tasarlanması ve geliştirilmesi

Bu tez çalışmasında yeni bir alternatif iplik türü olarak kabul edilebilen üç fitil ipliklerinin kompakt eğirme teknolojisiyle üretilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, üç fitilin çekim sistemine beslenmesini sağlamak amacıyla üçlü fitil hunisi ve çekim sistemi içinde fitillerin hareketini kontrol etmek için de üç kanallı iletici silindir tasarlanmıştır. Bununla birlikte, her bir fitil için ayrı kompaktlaştırma bölgesi oluşturmak amacıyla da, delikli silindirli pnömatik kompakt eğirme teknolojisinin yardımcı parçaları olan hava emiş kılavuzu ve hava emiş parçası için farklı tasarımlar geliştirilmiştir. Geliştirilen farklı tasarımların oluşturduğu kompaktlaştırma etkisi, hesaplamalı akışkanlar dinamiğine göre analiz edilmiştir ve en iyi kompaktlaştırma etkisi oluşturan parçalar kompakt üç fitil ipliği üretiminde kullanılmıştır. Tasarlanan parçaların üretimi üç boyutlu yazıcılar ile yapılmıştır. Kompakt üç fitil ipliklerinin özelikleri, uzun yıllardan beri ticari olarak kullanılan tek katlı ve kompakt siro-spun iplikleriyle karşılaştırılmıştır. Ayrıca, üretilen bu ipliklerden dokuma kumaşlar da üretilmiştir ve kumaş özellikleri karşılaştırılmıştır. Ayrıca, kompakt üç fitil iplik özellikleri, kompaktlaştırma işleminin üç fitil iplik özellikleri üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla ring üç fitil iplik özellikleriyle de karşılaştırılmıştır. Kompakt üç fitil iplik özellikleri benzer yapıdaki kompakt üç katlı ipliklerle de karşılaştırılmıştır. Son olarak, farklı fitiller arası mesafede üç fitil iplikler üretilmiştir ve özellikleri karşılaştırılmıştır. İplik özellikleri genel olarak karşılaştırıldığında, geliştirilen kompakt üç fitil eğirme teknolojisinde daha iyi kalite özelliklerinde üç fitil ipliklerinin üretilebildiği görülmektedir. Böylece, hem mevcut eğirme teknolojilerine alternatif bir eğirme teknolojisi ortaya konulmuş, hem de spesifik amaçlar için kompozit yapıda iplik üretilmesi sağlanmıştır.

Kompakt iplikçiliği
Murat Demir
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Su geçirmez dış giysilerin dikim performans özelliklerinin incelenmesi

Fonksiyonel özellik kazandırılmış kumaşların terbiye aşaması kadar dikim aşamaları da önem kazanmaktadır. Bu yüzden, nihai tüketicinin beklentisini tam ölçüde karşılamak için dikim aşamasında da çeşitli yenilikler yapılmaktadır. Dikim işleminde, dikiş iğnesinin kumaş içerisinden geçerek dikiş ipliğini alta geçirmesi aşamasında dikim hattı boyunca iğne delikleri oluşmaktadır. Su geçirmez kumaşlardan elde edilen ürünlerde bu deliklerden içeri su sızacağından istenmeyen ve önlenmesi gereken bir durumdur. Bunun için, farklı birleştirme teknikleri ve su geçirmez bant yapıştırılması gibi uygulamalar bulunmaktadır. Ancak bu uygulamaların artı ve eksi yönleri bulunmaktadır. Bu tez çalışmasında, ısı etkisiyle eriyebilen dikiş ipliklerinden yararlanılarak iğne deliklerinin kapatılmasının dikim bölgesinin su geçirmezlik özelliği üzerindeki etkisi ve bu ipliklerinin bu amaçla kullanılabilirliği incelenmiştir. Çalışma kapsamında, aynı atkı ve çözgü sıklığında yakın gramaj değerlerine sahip ham kumaşlara, su geçirmez apre kaplama tekniği ile uygulanarak elde edilen farklı gramajda poliamid kumaşlar kullanılmıştır. Kumaşların dikimi esnasında, eriyen ve erimeyen dikiş iplikleri, farklı alt iplik kombinasyonlarında kullanılarak dikim işlemi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen örneklerin dikim bölgesinin su geçirmezlik performansı hidrostatik kafa test yöntemi ile değerlendirilmiş ve dikiş iplikleri ile ilgili yorumlar yapılmıştır.

Cansu Meşegül
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Örme kumaş takviyelerinin kompozit malzemenin darbe davranışına etkileri

Boyutları ve hafifliklerine nazaran gösterdiği yüksek performans ve sağladığı önemli avantajlar sayesinde çeşitli uygulamalar için kompozit malzemelerin kullanımı gün geçtikçe artmaktadır. Kompozitlerde takviye olarak tekstil malzemeleri kullanılması ise kullanılan tekstil yapısına ve elyaf çeşidine bağlı olarak kompozite mukavemet, daha yüksek darbe ve eğilme dayanımı gibi özellikler kazandırmaktadır. Aramid elyafı gibi yüksek performanslı liflerin kompozitlerde kullanımı yaygınlaşmış ve sağladıkları avantajlar kanıtlanmıştır. Örme kumaşların takviye malzemesi olarak kullanılmasıyla kompozitlerin darbe dayanımları gibi mekanik performanslarının iyileşmesi üzerine yapılan çalışmalar bulunmaktadır. Örme kumaş yapıların içinde düz şekilde yerleştirilen yatırım iplik formlarının mukavemeti arttırıcı etkisi üzerine çalışmalar ise devam etmektedir. Bu çalışmada takviye malzemesi olarak kullanılan örme kumaşların yapısında bulunan yatırım ipliğinin kompozit malzemenin darbe dayanımına etkilerinin araştırılması hedeflenmektedir. Bu amaç doğrultusunda Aramid lifi kullanılarak V yataklı el örme makinasında üretilen ribana ve yatırımlı ribana örme kumaşların takviye malzemesi olarak kullanılmasıyla kompozit üretimi gerçekleştirilmiş ve bu kompozitlerin darbe, darbe sonrası bası ve eğilme performansları incelenmiştir. Böylece yatırım iplikleri içeren örme kumaş yapısının ve tabaka yerleşim açısının kompozit malzemenin mekanik performansına etkileri irdelenmiştir.

İlkkar Karaoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kromik boyarmaddelerin kapsülasyonu ile ürün işaretlemede kullanımı üzerine alternatif yöntemler

Günümüz tekstil endüstrisinde moda alanında kullanımı ile ön plana çıkan fakat uygulama alanı çok çeşitli olan fotokromik boyarmaddelerden ürünlerin korunması, işaretlenmesi ve taklit edilebilmesini önleme gibi fonksiyonel özellikler kazandırmada faydalanılabilir. Bu boyarmaddeler, UV veya görünür ışıkla renk değiştirebilen boyarmaddelerdir. Genellikle karanlık ortamda renksizdirler ancak güneş ışığına veya UV radyasyona maruz kaldıklarında materyalin molekül yapısı değişir ve böylece renk oluşumu meydana gelir. Mikrokapsülasyon teknolojisi ile bu boyarmaddeleri çevresel etkilere karşı uzun süre korumak, tekstil materyallerine aplikasyonunu geliştirmek ve fotokromik etkilerini artırmak mümkündür. Fotokromik özellikteki içerikleri 1,1'-Diheptyl-4,4'-bipyridinium dibromide; 1',3'-Dihydro-1',3',3'-trimethyl-6-nitrospiro[2H-1-benzopyran-2,2'-(2H)-indole] ve 1',3'-Dihydro-8-methoxy-1',3',3'-trimethyl-6-nitrospiro[2H-1-benzopyran-2,2'-(2H)-indole] olan üç farklı fotokromik boyarmadde kabuk materyalleri (etil selüloz, melamin-üre-formaldehit) ile mikrokapsülasyon yöntemlerinden koaservasyon ve in-situ polimerizasyonu yöntemlerine göre kapsüllenmiştir. Üretilen mikrokapsüllerin karakterizasyon çalışmaları FTIR (Fouier Transform Kızılötesi Spektroskopisi), XRD (X-Işını Difraktometresi), DSC (Diferansiyel Taramalı Kalorimetri), SEM (Taramalı Elektron Mikroskobu) ve partikül büyüklüğü ve dağılımı analizleriyle gerçekleştirilmiş ve mikrokapsüller tekstil ürünlerine (iplik ve dokuma kumaş) iplik formunda boyama ve baskı yöntemlerine göre aplike edilmiştir. Elde edilen tekstil ürünleri üzerinde fotokromik özellikteki mikrokapsüllerin etkinlikleri için farklı ışık kaynakları altında renk değişimleri gözlemlenmiş ve renk değerleri belirlenmiştir. Ayrıca bu çalışmada laboratuvar koşullarında elde edilen fotokromik özellikteki mikrokapsüllerin sağladığı etkiler, piyasada bulunan üç farklı renk (violet, mavi ve turuncu) ticari fotokromik boyarmaddelerin sağladığı sonuçlar ile karşılaştırılmıştır. Bu tez çalışmasında fotokromik boyarmaddelerin taklitçiliğin önlenmesinde kullanımı araştırılmıştır. Dokuma kumaşların kenar dokumalarında firma isminin veya logosunun boyanmış ipliklerle dokunması yoluyla veya ramöz makinasında son kurutma öncesi direk baskı yoluyla aktarılması hedeflenmiştir. Yapılan çalışmalar sonunda uygulamanın taklit ürünlerin belirlenmesinde kullanılabileceği ortaya konmuştur.

Özlem Topbaş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Medikal tekstillerde şekil hafızalı materyallerin kullanım olanakları

Şekil hafızalı malzemeler, çevresel değişikliklere ve farklı uyaranlara karşı tepki verebilen akıllı malzeme sistemleridir. Şekil hafıza özelliği sergileyen malzemeler arasında en çok kullanım alanı bulmuş olanlar alaşımlar ve polimerlerdir. Şekil hafızalı alaşımlarda meydana gelen faz dönüşümleri bu malzemeleri sıcaklık, manyetik veya elektrik alan gibi dış etkenlerce şekil değişimlerine uyumlu hale getirir. Şekil hafızalı alaşımların otomotivden tıbbi uygulamalara kadar çeşitli alanlarda kullanımları yaygın olup katı, ince film, tel ve tabaka yapılar halinde üretimleri mevcuttur. Tekstil uygulamaları ise çoğunlukla tel formundaki şekil hafızalı alaşımların tekstil yapısına ilavesi şeklindedir. Bu tez çalışmasında katkı maddesi olarak şekil hafızalı alaşımların polimer malzemeler içerisinde kullanılması ve şekil hafızalı kompozit yapıların eldesi üzerine çalışılmıştır. Katkı maddesi olarak kullanılan alaşımlar, çeşitli bileşenlerin farklı oranlarda hazırlanmasından sonra ergitme yöntemi ile özel olarak üretilmiş olup polimer malzemeye; parçacık formunda ve ince filmlerden elde edilen tabaka yapı (telimsi) formunda katkılanmıştır. Üretilen şekil hafızalı alaşımlar, mıknatıssal saçtırma sisteminde hedef malzeme olarak kullanılmış ve ince filmler üretilmiştir. Tabaka yapılar, ince filmlerin biriktirildiği yüzey üzerinden uzaklaştırılarak, parçacıklar ise üretilen alaşım malzemelerden mekanik olarak küçültülmeleri sonucu elde edilmiştir. Kristal yapıları, morfolojik özellikleri, faz dönüşüm sıcaklıkları incelenerek karakterizasyonu yapılan alaşımlar, parçacık ve tabaka yapı halinde polimere farklı oranlarda katkılanmıştır. Şekil öğretme çalışmaları yapılan örneklerde alaşımların kompozit yapılardaki şekil hafıza özelliğine etkisi incelenmiştir. En iyi şekil hafıza etkisi, ağırlıkça yüzde iki ve üç oranında alaşım parçacık katkılı kompozit filmlerden alınmıştır. Ayrıca farklı bileşenlere sahip alaşımların üretimi ve faz dönüşümü sergileyen ince filmlerin eldesinde ileri çalışmalar için umut vaat eden sonuçlar alınmıştır. Bu çalışma ile şekil hafıza etkisi kazandırılmış yapıların vücut ısısı ile uyarılarak şekil değiştirebilecek özellikte olması korse, bandaj gibi medikal ürün veya fonksiyonel yapıya sahip çeşitli tekstil ürünlerinde kullanılabilir olacağını göstermektedir.

Esra Topel Zeren
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Balık ağlarına antifouling özellik kazandıran alternatif yöntemler

Denizel ekosistemler içerisinde gerçekleştirilen akuakültür çalışmalarında en önemli problemlerden birisi biyofouling olayıdır. Biyofouling, sucul ekosistemler içerisine daldırılan yapay yüzeyler üzerine fouling organizmaların tutunmasına denir. Bu olay, balık yetiştiriciliği için kullanılan ağların göz açıklığını kapayarak su değişimini engellemekte ve bu durum çözünmüş oksijenin azalması nedeniyle kültür balıkçılığı üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Günümüzde balık ağlarında kullanılan kaplama teknolojisi temel biyosit olarak bakır (I) oksitin kullanımına dayanmaktadır. Bakır (I) oksit etkili bir çözüm sunmakla birlikte çevre ekosistemi üzerinde ciddi hasarlar bırakmaktadır. Bu durum, sucul ekosistemlerde sürdürülebilir akuakültür çalışmaları için çevre dostu formülasyonların geliştirilmesi gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu doktora tezinin amacı, toksik antifouling ajanların doğrudan balık ağlarına aplikasyonu yerine daha az konsantrasyonunu içeren ve daha uzun sürede salımını gerçekleştiren kapsül esaslı malzemelerin ve partikül boyutundaki maddelerin nano boyutlu tabakalar içerisinde dağıtıldığı yöntemler ile çevre dostu alternatifler oluşturmaktır. Bu amaçla; balık ağlarında antifouling etki oluşturmak için çok az etkin madde kullanılarak elde edilen mikrokapsüller ve antifouling etki kazandırmak amacıyla kullanılan farklı kimyasallar daldırarak kaplama yöntemi ve çok tabakalı kaplama yöntemi ile balık ağlarına aktarılmıştır. Yapılan çalışmalarda, antifouling etki sağladığı bilinen ve çevreye zarar vermeyen bir madde olan econea kapsüllenmiştir. Econeanın yanı sıra nanoboyutlu çinko borat ve çinko oksit kimyasallarının da çok tabakalı kaplama yöntemi ile balık ağlarına aktarımları gerçekleştirilmiştir. Kullanılan tüm kimyasallar bu alanda kullanılmakta olan bakır (I) oksit ile karşılaştırılmıştır. Çalışma kapsamında; üretilen çevre dostu yapıların toksik özellikli bakır (I) oksit içeren boyarmaddelerin ikamesi olabileceği, ticarileşme potansiyelinin yüksek olacağı ve hâlihazırda kullanılan konvansiyonel yöntemlere alternatif olabileceği tahmin edilmektedir.

Gülşah Ekin Kartal
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Yanık tedavisinde kullanılmak üzere hibrit biyoaktif tekstil ürünlerinin geliştirilmesi

Yaralanma, dokuların epitel bütünlüğünün bozulması olayıdır. Yanık yarası ise bir ısı kaynağından vücuda enerji aktarılmasıyla oluşan yaralardır. Yara iyileşme süreci; yaraların oluşum nedeni, yaranın şiddeti ve iyileşmeyi engelleyen lokal ve sistemik birçok faktöre bağlı dinamik ve karmaşık bir mekanizmadır. Bu nedenle tüm yara tipleri için tek bir ideal yara örtüsü kullanmak mümkün olmamaktadır. Yanıklar genellikle akıntılı ve ağrılı yaralardır. Bu yaraların bakımında fazla eksüdayı emebilen ve hassas yara yüzeyine baskı uygulamayan örtüler kullanılmalıdır. Bu doktora tezinin amacı, derinin normal fonksiyonlarını etkilemeyen, etkin oksijen dolaşımı sağlayan, bakteriyel kontaminasyona engel olan ve aynı zamanda iyileşmeyi destekleyecek biyoaktif bileşenler içeren yanık tedavisinde kullanılabilen çok tabakalı tekstil esaslı kompozit bir yara örtüsü oluşturmaktır. Bu amaçla tekstil yüzeyleri ve polimer yüzeylerden oluşan farklı tabakalar bir araya getirilerek tekstil esaslı hibrit bir ürün oluşturulmuştur. Bu tabakalar: dokusuz yüzeyler ile desteklenmiş hidrojel absorban tabaka ve bakteriyel bariyerdir. Absorban tabaka için kitosan poli (etilen glikol) diglisidil eter ile ve sodyum aljinat kalsiyum klorür ve poli (etilen glikol) diglisidil eter ile çapraz bağlanarak dokusuz yüzeyler üzerinde hidrojel oluşturulmuştur. Optimum özelliğe sahip tekstil esaslı hidrojel ürüne buğday rüşeymi yağı ilave edilmesi ile biyoaktif özellik kazandırılmıştır. Bakteriyel bariyer olarak piyasada bulunan ince yapışkan örtüler incelenmiş ve absorban yüzey üzerinde kullanılabilecek transfer özellikleri açısından en uygun ikincil örtüye karar verilmiştir. Belirli oranda buğday rüşeymi yağı içeren ürünlerin nispeten yüksek sıvı tutma kapasitesi, yeterli hava ve su buharı geçirgenliği, viskoelastik özelliği ve hücre çoğalmasını destek olan aktivite göstermesinden dolayı, yanık yaralarının tedavisini destekleyecek uygun özelliklere sahip olduğu ortaya konmuştur.

Gizem Ceylan Türkoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Konfeksiyon işletmelerinde tedarikçi seçiminin çok kriterli karar destek sistemleri yardımıyla analizi

Günümüzde yaşanan küreselleşme, teknolojik gelişmeler ve yoğun rekabet, tekstil konfeksiyon firmalarının da müşteri memnuniyetini sağlamak, siparişleri müşterinin istediği kalitede ve zamanında teslimat yapabilmek, diğer firmalarla rekabet edebilmek için üretime yönelik doğru tedarikçi seçiminin önemini anlamalarını sağlamaktadır. Bu konunun basit bir fason seçimi olarak görülmemesi, pek çok değerlendirme kriteri dikkate alınarak, sadece tek değişkene ve kritere göre değil, çok sayıda kritere ve bunların ortaklaşa etkilerine bakılarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu amaçla, İzmir'de hazır giyim üretimi alanında faaliyet gösteren bir işletmede Çok Kriterli Karar Verme sistemlerinden MACBETH yöntemi kullanılarak fason seçiminde dikkate alınan kriterlerin ağırlıkları belirlenmiş, fason tedarikçi alternatiflerinin değerlendirilmesinde TOPSIS ve VIKOR yöntemlerinden yararlanılmış ve elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır. Çalışmada MACBETH yöntemi uygulanmasındaki amaç, Türkçe literatüre en iyi tedarikçi çözüm problemi konusunda katkı sağlamaktır. MACBETH yöntemi ile TOPSIS ve VIKOR yöntemlerinin birleşik olarak uygulanması, Türkçe literatürde yapılan ilk çalışmalardan biri olma özelliğini göstermektedir. MACBETH yönteminin ELECTRE, PROMETHEE gibi diğer ÇKKV yöntemleri ile birleşik olarak da kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır.

TOPSISVIKOR yöntemiÇok kriterli karar verme
Deniz Karataş Cevizci
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı hammaddelerden üretilmiş balık ağlarına uygulanan kirlenmeyi önleyici işlemlerin etkisi

Bu çalışmada kültür balıkçılığında kullanılan farklı hammaddeden üretilmiş ağların aynı kirlenmeyi önleyici (antifouling) boyalar ile işleme tabi tutulması ve daha sonra deniz ortamındaki denemeler ile kirlenme ve hammadde arasındaki ilişkinin tespit edilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla yaygın olarak kullanılan üç farklı hammaddeden üretilmiş kafes ağı ve bakır esaslı iki farklı antifouling boya üreticilerden temin edilmiştir. Ayrıca bakır içermeyen çevre dostu bir antifouling boya ise tarafımızdan laboratuvarda üretilerek denemelerde kullanılmıştır. Çalışmanın deneysel kısmında ilk olarak balık ağlarının hammadde analizleri ve yapısal analizleri (kumaş analizleri) gerçekleştirilmiştir. Daha sonra antifouling boyalar daldırma kaplama yöntemi ile ağlara uygulanarak, ağlar altı ay süre ile bir balık çiftliği yakınında saha çalışmasına bırakılmıştır. Bu dönem içerisinde periyodik olarak ağların fotoğrafları çekilerek zamana bağlı kirlenme düzeyleri gözlemlenmiştir. Saha çalışması sonrasında ağlar üzerinde biriken fouling incelenmiş, örnekler alınmış ve daha sonra ağlar temizlenmiştir. Ağların deniz denemesi öncesi ve sonrasında ağırlık ve mukavemet değişimleri de ayrıca incelenmiştir. Çalışmada üç farklı hammaddeden üretilmiş kafes ağı yine üç farklı antifouling boya ile muamele edilerek kafes ağlarındaki kirlenmeye hem hammaddenin hem de antifouling boya tipinin etkisi tespit edilmeye çalışılmıştır. Sonuç olarak tarafımızdan üretilen çevre dostu antifouling boyanın tüm hammadde tiplerinde en az bakır içeren boyalar kadar etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca hammadde tipinin hiçbir boya için kirlenme mekanizması açısından önemli olmadığı görülmüş bununla birlikte hammadde tipinin antifouling boyasının % ağırlık değişiminde etkili olduğu ve ağ ağırlıklarını değiştirdiği tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçların hem hammadde seçiminde ve antifouling boyalar konusunda üreticilere fikir vermesi hem de bu alanda yapılacak ileriki araştırmalara yardımcı olması beklenmektedir. Bundan sonraki yapılacak çalışmalarda, sürdürülebilir balık yetiştiriciliğinin sağlanması için çevre dostu antifouling boyaların kullanımı ve kullanılacak ağların hammaddeleri mukavemetli ve biyolojik kirlenmeyi minimize edecek özellikte olmasının esas alınması önerilmektedir.

Korhan Şen
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mikrokapsüllerin çözeltiden lif çekimi esnasında katkılama olanaklarının araştırılması

Tekstil ve hazır giyim endüstrisi küresel rekabetin en yoğun yaşandığı sektörlerden biridir. Firmalar üretim yaparken, maliyet, moda ve tasarım gibi unsurların yanında ürünlerinin fonksiyonel özellik kazanmasına da önem vermeye başlamıştır. Tüketici fonksiyonel özelliklere sahip bir ürün alırken uzun ömürlü olmasını, etkisini uzun süre korumasını beklemektedir. Tekstil ürünlerine uygulanan bitim işlemleri ürüne antibakteriyel, güç tutuşur, su itici, güzel kokulu gibi fonksiyonel özelliklerin kazandırılabildiği son işlemdir. Tekstil mamullerine uygulanan fonksiyonel bitim işleminin etkisini uzun süre koruması istenildiğinde mikrokapsülasyon teknolojisi başarısını kanıtlamış bir yöntemdir. Yıkamaya karşı dayanıksız veya uçucu özelliğe sahip maddelerin tekstil ürünlerine fonksiyonel özellik kazandırmak amacıyla kullanılması gerektiğinde en çok tercih edilen yöntemlerden birisi, mikrokapsülasyon teknolojisidir. Bu yöntem ile istenilen madde bir kabuk materyal ile kaplanarak koruma altına alınabilmektedir. Mikrokapsüllerin tekstil uygulamaları genellikle kumaş formunda çapraz bağlayıcı ve binder kullanılarak yapılmaktadır. Mikrokapsül aktarılmış kumaşların çapraz bağlayıcı ve bindere bağlı olarak yıkama ve sürtmeye karşı dayanımları düşük olabilmektedir. Yıkama ve/veya sürtmeye karşı dayanımının yüksek olması istenildiğinde kapsüllerin lif içerisine aktarımı önemli hale gelmeye başlamıştır. Bu çalışmada antibakteriyal özelliğe sahip sarı kantaron yağının mikrokapsüllenmesi ve yaş lif çekim metoduna göre hazırlanan düzenek ile çekilen liflerin yapısına katılması araştırılmıştır. Etken madde olarak sarı kantaron yağı, kabuk materyal olarak melamin-formaldehit-üre polimeri kullanılarak in situ polimerizasyon yöntemiyle farklı varyasyonlarda mikrokapsüller geliştirilmiştir. Elde edilen mikrokapsüller Lyocell liflerinin üretim tekniğine benzer şekilde hazırlanan yaş lif çekimi düzeneği ile n-metilen morfolin n-oksit içerisinde çözülen α-selüloz karışımına katılarak mikrokapsül yüklü lifler üretilmiştir. Çevre dostu olan ve geri dönüştürülebilen n-metilen morfolin n-oksit prosesiyle yaş lif çekim metoduna göre α-selülozun yapısına katılan mikrokapsüller ile fonksiyonel özelliğe sahip tekstil mamulü geliştirilmesi amaçlanmıştır. Elde edilen mikrokapsüllerin morfolojisi optik mikroskop ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) analizleri ile, parçacık boyutu partikül boyut dağılımı analizi ile, termal özellikleri diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC) analizi ile, mikrokapsüllerin antibakteriyel etkinliği agar-well yöntemine göre, mikrokapsüllerin yağ içeriği yüksek performanslı sıvı kromotografisi analizi (HPLC) ile incelenmiştir. Mikrokapsül katkılı lifler üzerinde X-Işını Difraktometresi (XRD), nem ve su tutma değeri, mukavemet, Diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC) analizleri ile karakterizasyon çalışmaları yapılmıştır.

İsmail İvedi
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tekstil esaslı uzama sensörlerinin özelliklerinin incelenmesi

Tekstil materyalleri günlük hayatın her aşaması ile iç içe kullanılan malzemelerdir. Bu materyaller sadece kıyafet veya aksesuar olarak tercih edilmemekte, akıllı tekstiller olarak da fonksiyonel özellikleri ile kullanım alanı bulmaktadır. Akıllı tekstil yapıları, sensör olarak kullanıldığında, spordan sağlık alanına kadar birçok alanda yeni nesil tekstil materyallerini oluşturmaktadır. Bu sensörler insanların fizyolojik parametrelerinin ve hareketlerinin ölçümünde kullanılmaktadır. Ticari olarak kullanılan elektronik sensörler basınç sensörleri, uzama sensörleri, kimyasal sensörler, optik sensörler, gaz sensörleri ve sıcaklık sensörleridir. Bu çalışma kapsamında tekstil malzemelerindeki uzamayı algılamak amacıyla geliştirilen tekstil esaslı uzama sensörlerine odaklanılmıştır. Bu kapsamda çelik iletken iplikler kullanılarak üretilen farklı tipte örme kumaş yapılarının farklı uzama oranları altında direnç değişimleri incelenmiştir.

Aytül Timoçin Doğanay
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tekstil yapılarının ve kompozitlerinin iyonlaştırıcı radyasyona karşı etkinliğinin araştırılması

İyonlaştırıcı radyasyonlar yüksek enerjili radyasyonlardır ve gerek doğal yollar ile gerekse yapay yollar ile bu radyasyonla karşı karşıya kalırız. Bu radyasyonların sağlık üzerine olumsuz etkileri bulunmaktadır ve insanlar bu olumsuz etkilerden korunma ihtiyacındadır. Korunma amacı ile kurşundan yapılmış olan malzemeler tercih edilmektedir. Kurşun malzemeler insan sağlığı için toksik etki göstermektedir ve çevre dostu değildir. Ayrıca malzeme ağırlıkları da oldukça yüksek olmaktadır. Dolayısıyla toksik etkisi olmayan, kurşun kadar koruma sağlayıp iyi mekanik özelliklere sahip hafif bir malzeme olarak kompozit malzemelerin geliştirildiği çalışmalar yapılmaktadır.Bu tez kapsamında, iyonlaştırıcı radyasyondan koruyucu tekstil takviyeli kompozit bir malzeme geliştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada farklı yapılarda tasarlanarak üretilen örme kumaşların takviye malzemesi olarak kullanımıyla hem radyasyondan koruyucu hem de mekanik özellikler bakımından gelişmiş tekstil kompozitleri üretmek hedeflenmiştir. Bu amaç doğrultusunda, çalışmanın ilk aşamasında, cam ve bakır lifleri kullanılarak üç farklı yapıda örme kumaş üretimi gerçekleştirilmiştir. İkinci adımda üretilen örme kumaşlar takviye malzemesi olarak kullanılarak üç farklı tipte kompozit malzeme üretilmiştir. Kompozit malzemenin mekanik özelliklerini değerlendirmek için, hedeflenen kullanım alanlarında karşılaşabilecekleri eğilme ve darbe testleri gerçekleştirilmiştir. Gama radyasyonu zayıflatma performanslarını değerlendirmek için kompozitler gama radyasyonuna maruz bırakılmış, sonrasında lineer ve kütle atenuasyon katsayıları ile yarı değer kalınlık değerleri belirlenmiştir. Elde edilen sonuçların bu alanda yapılacak ileriki araştırmalara malzeme ve yapı seçimi bakımından yol gösterici olması beklenmektedir.

Meltem Baş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Akne tedavisini desteklemek üzere benzoil peroksit yüklü mikrosünger içeren plaster tasarımı

Yeni ilaç taşıyıcı sistemlerden biri olarak karşımıza çıkan mikrosüngerler, diğer taşıyıcı sistemlere kıyasla sağladığı birçok avantaj sayesinde ilaç ve kozmetik endüstrisinde oldukça ilgi görmektedir. Mikrosüngerlerin, eczacılık ve daha birçok alanda yaygın kullanımı olmakla beraber, tekstil teknolojisi kapsamındaki çalışmaların sınırlı olduğu dikkat çekmektedir. Yapılan bu çalışma ile mikrosünger teknolojisinin tekstil alanındaki potansiyelinin araştırılması ve tekstil endüstrisine bu yönüyle yol gösterici bir literatürün ortaya konulması amaçlanmaktadır. Bu çalışma, benzoil peroksit etkin maddesi ile üretilen mikrosüngerlerin bir tekstil materyaline aplike edilmesiyle oluşturulacak bir plaster tasarımını içermektedir. Etkin madde olarak akne tedavisinde yaygın olarak kullanılan benzoil peroksit (BPO) seçilmiştir. BPO etkin maddesi ve etil selüloz polimeri kullanılarak emülsiyon-çözücü difüzyon yöntemi ile mikrosüngerler elde edilmiştir. Elde edilen mikrosüngerlerin karakterizasyon çalışmaları taramalı elektron mikroskobu (SEM), diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC), fouier transform kızılötesi spektroskopisi (FT-IR), X ışını difraktometresi (XRD), porozite ve parçacık boyutu analizleri ile gerçekleştirilmiştir. Seçilen uygun mikrosünger formülasyonları pamuk ve poliester esaslı kumaşlara emdirme, püskürtme ve daldırma kaplama yöntemleri ile aplike edilmiştir. Aplikasyon sonrası kumaş üzerinden in-vitro ilaç salım çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Uygun bulunan kumaş örnekleri piyasadan tedarik edilen ipek, bez ve şeffaf yapışkan plaster bantlar ile birleştirilerek günlük kullanıma uygun hale getirilmiştir.

Nihal Atabay
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dokuma kumaşlar için bir tasarım programı geliştirilmesi

Kumaş tasarımı, ürünün estetik ve fiziksel tasarım aşamalarını içeren bir süreçtir. Fiziksel tasarım yapı ile ilgili özellikleri; estetik tasarım görsel ve duyusal algı ile ilgili özelliklerin içermektedir. Belli bir kullanım alanı için beklenen performans özelliklerini sağlayan bir kumaş üretmek için yapı ile ilgili özelliklerin (hammadde, iplik numarası, örgü tipi, vs.) en uygun şekilde seçilmesini gereklidir. Kumaşın fiziksel özellikleri ayrıca estetik özelliklerini de etkiler. Dolayısıyla, hedeflenen performans özelliklerine ve estetik özelliklere ulaşılması ve tasarlanan ürünün en gerçekçi şekilde üretilmesi için kumaş tasarımı çalışmalarının bütünsel bir yaklaşım ile ele alınması gerekmektedir. Son yıllarda bilgisayar destekli tasarım sistemlerinin kullanılması pek çok sektörde olduğu gibi tekstil sektöründe de maliyet, kalite, pazara sunum zamanı, müşteri memnuniyeti, rekabet gibi konularda avantaj sağlamaktadır. Bu çalışmada, armürlü tezgahlarda dokunan kumaşlar için kumaş tasarımı ve üretimi sürecini bütünsel olarak ele alan bir dokuma kumaş tasarım programının oluşturulması hedeflenmiştir. Programın amacı kullanıcının fiziksel ve estetik tasarım süreçlerini takip etmesini, böylece son ürünün estetik ve fiziksel özelliklerinin daha tasarım aşamasında en doğru şekilde tanımlamasını sağlamaktır. Geliştirilen programda, tasarımcıya kumaşın estetik tasarımı için esnek ve kolay bir çalışma ortamı sunulurken, kumaşın fiziksel özelliklerinin mühendislik yaklaşımı ile çözümlenerek belirlenmesi ve üretimle ilgili bilgilerin sistematik olarak elde edilmesi sağlanmıştır.

Server Tuba Çimen
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı liflerden üretilmiş kumaşların kullanım ve biyobozunurluk performansının incelenmesi

Bu çalışma kapsamında, farklı hammaddelere sahip kumaşların (pamuk, viskon, Modal, Tencel, polilaktik asit (PLA), polietilen tereftalat (PET) ve poliakrilonitril (PAN)) kullanım ve biyobozunurluk davranışları incelenmiştir. Biyobozunurluk testi için toprağa gömme yöntemi seçilmiş ve üç farklı gömme periyodu (bir, dört ve sekiz ay) uygulanmıştır. Kumaş üretimi ve biyobozunurluk testleri öncesinde, bu hammaddelerden üretilmiş olan ipliklerin, numarası, iplik bükümü, iplik kopma mukavemeti ve kopma uzaması, iplik düzgünsüzlük özellikleri değerleri test edilmiştir. Yapılan örme işlemleri sonrasında üretilen kumaşların yapısal, mekanik ve hava geçirgenliği özellikleri ölçülmüş ve kumaşların kullanım performansını incelemek için birbiriyle karşılaştırılmıştır. Biyobozunurluk konusundaki önceki çalışmalardan farklı olarak bu çalışmada, hem kumaşların biyobozunurluğu hem de kumaşların gömülü olduğu toprak numuneleri eş zamanlı olarak değerlendirilmiştir. Biyolojik bozunma davranışını değerlendirmek için görsel inceleme, fotoğraflama, ağırlık kaybı değerlerini belirleme ve morfolojik inceleme gibi farklı yöntemler kullanılmıştır. Bozunma davranışı sırasında toprak içeriğini incelemek için ise toplam organik karbon miktarı, toplam bakteri sayısı ve toplam mantar sayısı tespit edilmiştir. Yapılan çalışma, selülozik kumaş örneklerinin bir ay sonra bile fiziksel ve kimyasal olarak değiştiğini ortaya koymuştur. Sekiz aylık gömme periyodundan sonra ise selülozik liflerden üretilmiş olan tüm kumaşların toprak içerisinde tamamen kaybolduğu tespit edilmiştir. İlk dört aydan sonra sentetik kumaşlardan sadece PLA kumaşta ağırlık kaybı meydana gelmiştir. Sekiz aylık gömme testi sonunda ise tüm sentetik kumaşlarda az da olsa ağırlık kaybı görülmüştür.

Gökberk Devrim
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Fototerapi amaçlı elektrotekstil yüzey tasarımı

Teknik tekstiller estetik özelliklerden ziyade, fonksiyonel özellikleriyle öne çıkan ve endüstriyel ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirilen ürünler olarak tanımlanmaktadır. Bu ürünler geleneksel tekstil ürünleriyle karşılaştırıldıklarında işlevsellikleri sebebiyle katma değeri yüksek ürünler olarak tanımlanabilir. Öte yandan günümüzde "taşınabilir olma", birçok gereç ve uygulama için temel özelliktir ve taşınabilir sistemler birçok sektörde uygulama alanına sahiptir. Tekstil esaslı taşınabilir sistemlerin güncel örneklerinden olan "elektrotekstil uygulamaları", teknik tekstillerin en inovatif alanlarından birini oluşturmaktadır. Elektro-tekstil ürünlere yönelik yüksek kullanım potansiyeli bulunan sektörlerin başında tıp alanı gelmektedir. Bu çalışmada "yeni doğan sarılığı" olarak bilinen ve literatürde hiperbilirubinemi olarak tanımlanan vakalara yönelik taşınabilir alternatif bir ürün geliştirilmesi hedeflenmiştir. Yenidoğan sarılığı tedavisine yönelik olarak hastane ortamlarında uygulanmakta olan yaygın tedavi yöntemlerinden biri "fototerapi"dir. Fototerapi, bebek bedeninin belli dalga boylarındaki ışığa maruz kalması biçiminde uygulanmaktadır. Günümüzde fototerapi cihazları boyutları nedeniyle tedavi süresince bebeğin hastane ortamında bulunmasına, doğumun ilk günlerinde anne-bebek iletişiminin engellenmesine ve beraberinde çeşitli sorunların oluşmasına neden olabilmektedir. Bu çalışmada sarılığı henüz ciddi boyutlara ulaşmamış, hastane ortamında takibi gerekmeyen ancak fototerapiyle bilirubin seviyesinin düşürülmesinin uygun olacağı olgular için tekstil esaslı ev tipi/taşınabilir fototerapi cihazı geliştirilmesi amaçlanmıştır. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Neonatoloji Kliniğinde gerçekleştirilen ön denemelerde olumlu sonuçlar elde edilmiş ve geliştirilen prototipin kullanımıyla bilirubin seviyelerinde düşüş sağlandığı gözlenmiştir.

Pınar Yılmaz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyanın tesettür giyimi tercih eden tüketicilerinin satın alma davranışlarına etkisi

Günümüzde haberleşme teknolojileri hızla kendini geliştirmektedir. Bunlar içerisinde en öne çıkanı sosyal medyadır. Sosyal medya; kişilerin kendilerine ait duygu ve düşünceleri paylaştıkları ve başka kişiler ile iletişim kurarak bağlantılı oldukları internet temelli uygulamalar bütünüdür. Sosyal medya araçlarında bulunan uygulamalar tüketicilerin satın alma davranışını etkileyip şekillendirmektedir. Son yıllarda giyim modasının sosyal medyada yayılması ve özellikle tesettür giyim modasının tüketicilere ulaştırılıp tanıtılmasında büyük önem taşır. Sosyal medya hem tüketiciler hem de işletmeler açısından büyük rol oynar. Bu nedenle sosyal medyanın tesettür giyimi tercih eden tüketicilerin davranışları üzerine etkisini araştırmak büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma, konuyla ilgili teorik bilgiler ile uygulama bölümlerinden meydana gelmekte ve sosyal medyanın tesettür giyimi tercih eden tüketicilerin satın alma davranışı ile arasındaki bağlantıyı ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmanın teorik kısmında; sosyal medya, sosyal medya araçları, satın alma davranışları ve bu davranışları etkileyen faktörler vb. konular ele alınmıştır. Araştırma bölümünde ise; sosyal medyanın tesettür giyimi tercih eden tüketici davranışına olan etkisini ortaya koymak amacıyla hazırlanmış olan anket, sosyal medya kullanıcılarına sunulmuştur. 750 sosyal medya kullanıcısına uygulanan anket çalışması sonucunda elde edilen veriler SPSS paket programına girilmiş ve bu veriler analiz edilmiştir. Sonuç olarak, tesettür giyimi tercih eden tüketicilerin satın alma sürecinde sosyal medya araçlarının etkisinde kaldıkları ortaya çıkmıştır.

Merve Nar
Bartın University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Bulgusal montaj hattı dengeleme problemlerinin çözümünde matlab yazılımı ile program geliştirme

Montaj hattı dengeleme problemlerinin çözümü için MATLAB yazılımı kullanılarak bir bilgisayar programı geliştirilmiştir. Geliştirilen bu program sayesinde beş farklı bulgusal (sezgisel) montaj hattı dengeleme yöntemi incelenmiştir. Geliştirilen program sayesinde çok uzun süre alan montaj hattı dengeleme problemlerinin çözümü çok kısa bir sürede gerçekleştirilebilmektedir. Zamandan tasarrufun yanı sıra, montaj hattı dengeleme problemlerinin çözümü esnasında ortaya çıkabilecek olası yanlışlıkların ve hataların da önüne geçilmiş ve her defasında doğru bir şekilde montaj hattı dengelemesi yapılmıştır.

Hazır giyimHazır giyim sektörüHazır giyim ürünleri
Aysun Türkmen
Bartın University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Bükümsüz FDY (fully drawn yarn-tam çekimli iplik) polyester ipliklerinin boyanması

FDY (Fully Drawn Yarn-Tam Çekimli iplik) polyester yüksek parlaklıktaki görünümü nedeniyle tekstil endüstrisinde, özellikle de ev tekstili sektöründe oldukça fazla miktarda kullanılmaktadır. Ancak bu iplik bükümsüz haldeyken boyanamamaktadır. Boyama işleminin gerçekleştirilmesi için uygulanan büküm işlemi, ipliğin parlaklığının azalmasına, işletmelere ek maliyete ve zaman sarfiyatına neden olmaktadır. Cips olarak boyanması durumunda ise tedarikçi firmanın sunduğu renklerle sınırlı kalınmaktadır. Bu çalışmada FDY polyesterin lipaz enzimi ve plazma teknolojisi ile boyanabilirliği araştırılmıştır. Böylece ipliğe verilen büküm işlemi nedeniyle ortaya çıkan maliyet ve zaman sarfiyatının ve parlaklık azalmasının önlenmesi amaçlanmaktadır. Elde edilen sonuçların spektrofotometrik ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda kısmen başarılı olunmuştur. Boyama sonucunda ipliklerde abraj görülmüştür.

Ramazan Gömeç
Bartın University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ekolojik yüzey işlemlerinin ısırgan ipliğinin fiziksel ve morfolojik özelliklerine etkisinin araştırılması

Rami, kenaf ve jüt gibi bir sak lifi olan ısırgan lifinin ilk kullanımı çok eskilere dayanmaktadır. Yenilenebilir ve doğal kaynaklı olan ısırgan otu bitkisinin az girdi ile üretilmesi, bu bitkiyi ekolojik açıdan avantajlı hale getirirken, ısırgan otu bitkisinden elde edilen liflerinde çevre dostu lifler arasındaki yerini almasını sağlamaktadır. Bu çalışmada ekolojik yüzey işlemlerinin ısırgan ipliği üzerindeki etkisi asidik ve bazik ortamda araştırılmıştır. Bu kapsamda Giant Himalayan Nettle ipliğine farklı konsantrasyonlarda Sodyum Hidroksit (NaOH) ve Asetik asit (%80) (CH3COOH ) ile konvansiyonel, ultrasonik ve mikrodalga yöntemleri kullanılarak yüzey işlemleri uygulanmış ve ısırgan ipliklerinin ağırlık kaybı, kopma mukavemeti ve uzama oranı, sürtünme dayanımı, SEM (Taramalı Elektron Mikroskobu), FTIR (Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi) görüntülemeleri ve kontak açısı testleri yapılarak uygulanan yüzey işlemlerinin ipliğin fiziksel ve morfolojik özelliklerine etkisi araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Isırgan, ısırgan ipliği, yüzey işlemleri

Seda Şansal
Bartın University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Alkali, asidik ve enzimatik yüzey işlemlerinin sisal lifi takviyeli termoplastik esaslı kompozit malzemelerin mekanik özelliklerine etkisinin araştırılması

Plastikler günlük hayatımızda önemli bir yer tutmaktadırlar. Zaman içerisinde plastik malzeme bileşimleri alanında sağlanan gelişmelerle birlikte, plastik malzemeler takviye edilerek daha üstün özelliklere sahip olmaları sağlanmıştır. Bu gelişmeler plastik kompozit malzemelerin en az saf haldeki selefleri kadar kullanılmasını sağlamıştır. Ergime sıcaklıklarının diğer malzeme gruplarına göre düşük olması plastik malzemelere işlenebilirlik kolaylığı sağlamaktadır. Birçok üretim yöntemiyle plastikler ve plastik esaslı malzemeler üretilebilir. Bu çalışmada plastik matris malzemelerine takviye olarak sisal ipliğinden bezayağı örgüsünde dokunmuş kumaşlar ile çalışılmıştır. Dokuma kumaşlara farklı kimyasal maddeler ile ön işlem uygulanmıştır. Dokuma kumaşlar ve termoplastik matris malzemesinden sıcak pres yöntemi ile kompozit malzemeler üretilmiştir. Yapılan ön işlemlerin kompozit üzerinde etkileri çekme, eğilme, darbe, sertlik testleri ile FT-IR ve SEM analizleri ile incelenmiştir.

Özge Eti
Bartın University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Mısır sapı takviyeli termoplastik esaslı kompozit malzemelerin ısı geçirgenlik ve ses yutum özelliklerinin incelenmesi

Kompozit malzemelerin üretiminde lignoselülozik esaslı malzemelerin takviye elemanı olarak kullanılmasıyla biyolojik olarak bozunmayan sentetik polimerlerin doğada bozunma süresinin kısaltılması istenmektedir. Selülozik lifler yenilenebilir ve çevre dostu olması sebebiyle son yıllarda kompozit malzemelerde takviye malzemesi olarak tercih edilmektedir. Bu çalışmada, selüloz esaslı takviye malzemesi olarak mısır sapları kullanılmıştır. Öncelikle bitkisel liflerde bulunan lignin, pektin ve vaksların uzaklaştırılması için mısır sapları sodyumhidroksit (NaOH) ve lakkaz enzimi ile yüzey işlemlerine tabi tutulmuştur. Yüzey işlemlerinde, bilinen yöntem olan konvansiyonel yöntem ile doğa dostu yöntemler olan mikrodalga ve ultrasonik enerji yöntemleri kullanılmıştır. Yüzey işlemi uygulanan mısır saplarının takviye malzemesi olarak kullanılmasıyla polietilen matrisli termoplastik kompozit malzemeler üretilmiştir. Üretilen kompozit malzemelerin ısı geçirgenlik ve ses yutum özellikleri incelenmiştir.

Emine Kuru
Bartın University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yalın üretim ve hızlı moda arasındaki ilişkinin incelenmesi: Bartın ilinde bir uygulama

Sınırların zamanla yok olmaya başladığı, rekabetin ön planda olduğu küreselleşen dünyada üretimde verimlilik ve süreklilik işletmeler için olmazsa olmaz bir hal almıştır. Gün geçtikçe değişen ve sürekli olarak artan tüketici talepleri üreticilerin farklı tasarımlar yaratma zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. Bu taleplerin karşılanmasında üretim aşamasındaki tüm iş süreçlerinin birbirleriyle uyumlu halde çalışmasını gerekmektedir. Yalın üretim, üreticilerin düşük maliyetlerde ve daha kısa sürede üretim yapabilmelerini sağlayan etkili bir üretim anlayışıdır. İsrafı oluşturan öğelerin ortadan kaldırılması zamandan ve mekandan tasarruf edilmesini sağladığı gibi üretimde verimliliğin artması, maliyetlerin azalarak kar oranın yükselmesi ve üretimde sürekliliğin oluşmasında önemli katkı sağlamaktadır. Bu tez çalışmasında bir çağdaş üretim anlayışı olan ''Yalın Üretim'' ve çağımızın yeni akımı olan '' Hızlı Moda'' kavramları için literatür çalışması yapılmıştır. Çalışmanın uygulama bölümünde Bartın ilinde bir işletmede yalın üretim anlayışına geçiş süreci vaka analizi yöntemi kullanılarak anlatılmıştır. İşletme müdürü, mühendisler ve danışman firma çalışanıyla birebir görüşmeler yapılarak işletmenin yalın üretim üzerine yaptığı uygulamalar takip edilmiştir. Yapılan yalın çalışmalar bir bütünlük içerisinde gerçekleştirilmekte olup boşaltma - sevkiyat, kesimhane ve dikimhane şeklinde 3 ayrı birimde incelenmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda verimliliklerin önemli oranda arttığı gözlenmiştir. Gerçekleştirilen çalışmalar resimlerle görselleştirilerek daha açıklayıcı olması sağlanmıştır.

Yunus Bozbahçe
Bartın University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı yöntemlerle pamuklu örme kumaşın enzimatik hidrofilleştirilmesi

Bu tez çalışmasında, %100 pamuklu ham örme kumaşın konvansiyonel ve mikrodalga enerjisi yardımı olmak üzere iki farklı yöntemle, enzim içeren kombine işlemler yoluyla hidrofilleştirilmesi, beyazlatılması ve reaktif boyarmadde ile boyanması işlemleri gerçekleştirilmiş; konvansiyonel işlemler ile karşılaştırıldığında daha kısa sürede daha az enerji ve suya ihtiyaç duyan çevre dostu proseslerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Farklı kombinasyonlarda pektinaz, selülaz ve lakkaz enzimleri ile konvansiyonel ve mikrodalga enerjisi yardımıyla gerçekleştirilen ön işlemler sonrasında elde edilen kumaşlara uygulanan hidrofilite, beyazlık/sarılık indeks ve boncuklanma test performansları yine iki yönteme göre NaOH ile ön işlem gören numuneler ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca her iki yönteme göre ön işlem görmüş kumaş numunelerinin tümü konvansiyonel olarak C.I.Reactive Black 5 reaktif boyarmaddesi ile boyanmıştır. Enzimatik ön işlemlerin kombine olarak gerçekleştirildiklerindeki performansları, ön işlemlerin ve ardından gerçekleştirilen boyamaların tekrarlanabilirliği ve boyanmış tekstil materyallerinin yıkamaya ve sürtünmeye karşı renk haslık özellikleri araştırılmıştır. Bu çalışmada uygulanan farklı kombine ön işlemlerin ve ardından gerçekleştirilen boyamaların pek çoğunda düzgün (egal), iyi haslık özelliklerine sahip numuneler ve tekrarlı boyamalar elde edilmiştir. Kısalan işlem süreleri ve su gereksinimindeki azalma kombine işlemlerinin avantajını oluşturmaktadır. Sunulan tez çalışması beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmanın amacı anlatılmaktadır. İkinci bölümde pamuk lifi, enzimlerin yapısı, özellikleri ve çalışma mekanizmaları hakkında genel bilgiler verilmekte, enzimlerin tekstil ön işlemlerinde kullanım alanları ile reaktif boyarmaddelerin özelliklerine değinilmektedir. Üçüncü bölümde araştırmanın yöntemi, gerçekleştirilen uygulamalar, kullanılan araçlar, standartlar, test metotları, kullanılan kimyasallar hakkında bilgi sunulmuştur. Dördüncü bölüm, elde edilen ölçüm verilerinden ulaşılan sonuçları ve beşinci bölüm, genel tartışma ve önerileri içermektedir. Anahtar Kelimeler Hidrofilite; mikrodalga; pamuk; reaktif boyama; yüzey modifikasyonu,

Hacer Özgen
Bartın University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Levent boyama kalitesinin iyileştirilmesi yöntemleri

Örme ve dokuma kumaşların leventte boyanmasında bir takım zorluklar yaşanmaktadır. Özellikle kumaşın leventte sarım sıklığından kaynaklanan boyama hataları en sık karşılaşılan problemlerdendir. Levent boyama makinesinde boyama hatalarını aza indirmek için numune tip boyama yaparak renk tutturma ve abraj hatalarını büyük parti boyamalarına geçmeden çözmek gerekmektedir. Bunun için az miktarda küçük leventler üreterek onlar zerinde boyama işlemi ve kalite değerlendirme ve hata inceleme çalışmaları gerçekleştirmek daha uygudur. Ancak şimdiye kadar böyle çalışmalar yapılmamıştır. Bu tip boyama yöntemi ile daha yüksek metrajda boyamayı sorunsuz ve kaliteli boyamak mümkün olabilmektedir. Bu çalışmada sarım sıklığı optimize edile bilen laboratuvar tip levent sarma makinesi tasarlanarak onun bir numunesi hazırlanmış ve laboratuvar ortamında denemesi yapılmıştır. Sonra bu makinde sarılan pamuklu dokuma kumaş boyamaya tabi yutturulmuş ve boyanmış kumaşın kalitesi incelenmiştir. Denemeler sırasında sarım sıklığı optimize edilmiş ve boyamalarda abrajın azaldığı, yüzey düzgünlüğünün arttığı tespit edilmiştir.

Murat Kıroğlu
Bartın University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Selülozik materyallerin bentonit ile ağartılması olanaklarının araştırılması

Yapılmış olan tez çalışması, sürdürülebilir ve temiz üretime olanak sağlayacak doğal bir madde olan bentonit ile pamuklu kumaşın ağartılması üzerinedir. Selülozik esaslı tekstil materyallerinin bentonit ile ağartılmasında optimum şartların belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla Taguchi Metodu ile optimum ağartma şartları belirlenmeye çalışılmıştır. Gerçekleştirilen bir dizi deney sonrası kumaş numunelerinin beyazlık-sarılık indeksi ve patlama mukavemetleri incelenmiştir. Kullanılan Ca-bentonit miktarındaki artış pamuklu kumaşın sararmasına neden olmazken, mukavemetini ise arttırmıştır. Sunulan tez çalışması beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmanın amacı anlatılmaktadır. İkinci bölümde pamuk lifi, çalışma mekanizması ve ağartma işleminin tekstil ön terbiye işlemlerinde kullanım alanları ile ilgili özelliklerine değinilmektedirÜçüncü bölümde araştırmanın yöntemi, gerçekleştirilen uygulamalar, kullanılan araçlar, test metotları ve kullanılan kimyasallar hakkında bilgi verilmektedir. Dördüncü bölümde, elde edilen ölçüm verilerinden ulaşılan sonuçlar belirtlilmiştir. Beşinci bölüm ise genel tartışma ve önerileri içermektedir. Anahtar Kelimeler: Ca-Bentonit; Taguchi Metodu; hidrolifite; pamuklu kumaş; ağartma Bilim Alanı Kodu: 91910; 91912

Göknur Özbey
Bartın University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İletken tekstil yüzeylerinin geliştirilmesi ve fizikselperformanslarının iyileştirilmesi

İletken tekstiller, akıllı tekstiller, giyilebilir akıllı tekstiller gibi teknolojik çalışmalar günümüzde oldukça yaygın bir durumu vardır. İletken özellikli giyilebilir tekstillerin nihai ürün olacak şekilde dönüştürülmüş örnekleri pazarda ve literatürde mevcuttur. Nihai ürünlerin kullanıcılarının bulunduğu fiziksel koşullar fiziksel performans ölçüm sonuçlarını etkilemektedir. Bu sebeple iletken akıllı tekstiller piyasaya sunulmadan önce fiziksel koşulların bu ürünler üzerine etkisi detaylı incelenmesi önem arz etmektedir. İletken tekstil yüzeylerinin farklı yöntemler ile elde edilişi mümkün olan günümüzde fiziksel koşulların değişimi ile iletkenlikteki değişim incelenecektir. Söz konusu iletkenlik değişimi kullanım sırasında ortam koşullarının değişmesinden ve/veya kullanıcının fiziksel koşullarının değişmesinden kaynaklı olabilir. Sporcular için tasarlanmış kalp atış hızını ve harcanan kalori miktarını ölçen esnek bir tekstil yüzeyi giymiş halde spor yaparken sporcunun terlemesi kaynaklı iletkenlik değişimi ile alakalı bir değişim ön görüsünde bulunmak gerekmektedir. Yine açık havada yürüyüş yapan kalp rahatsızlığı olan bir aritmi hastasının açık havada yürüyüş yaparken kalp ritmini takip eden t-shirt' nün yağmur yağması sebebiyle ıslanması sebebiyle iletkenlik değişiminden kaynaklı sinyal alımındaki bozukluğun tahmin ve tespit ediliyor olması gerekmektedir. İletken tekstil yüzeylerinin farklı kullanım alanlarında tercih edilmesinin en önemli sebeplerinden biri esnek oluşudur. Esnek iletken yüzeylerin esneme ile iletkenlik değişimi de çalışmamızın bir diğer araştırma konusu olacaktır. Çalışmamızda farklı yöntemler ile iletkenlik kazandırılmış iplikler ve kumaşlar kullanılacaktır. Üretilen iletken özellikli tekstil yüzeylerinin fiziksel Performanslarını ortaya koymak için testlere tabi tutulacaktır ve elde edilen sonuçların değerlendirmesi yapılacaktır.

Seval Konukoğlu
Marmara University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Isıl düzenleme özelliği gösteren akıllı tekstil ürünlerinin geliştirilmesi ve performans özelliklerinin incelenmesi

Faz değiştiren malzemeler (FDM'ler), faz değişimi esnasında depoladıkları gizli ısı ile çevre sıcaklık değişimlerine tepki vererek ısınma veya serinleme sağlayan akıllı malzemelerdir. Bu özellikleri sebebiyle ısıl enerji depolamada, solar sistemlerde, yapı malzemelerinde, elektroniklerin ısıl yönetiminde ve aynı zamanda uzay tekstili, koruyucu tekstiller, ev tekstili gibi fonksiyonel tekstil ürünlerinde kullanılmaktadır. Yeni malzeme ve tekstile uygulama yöntemleri konusunda araştırmalar devam etmektedir. Bu tez çalışmasında, yüksek miktarda gizli ısı depolayabilen ve ısıl düzenleme sağlayan biyo-bazlı hindistan cevizi yağının ve bu yağın n-oktadekan ile karışımının FDM olarak tekstilde kullanımı araştırılmıştır. Çekirdek FDM farklı duvar maddeleri ve yöntemleri ile mikrokapsüllenerek dokuma kumaş ve dokusuz tekstillere uygulanmıştır. Geliştirilen mikrokapsüllerin çekirdeğinde organik hindistan cevizi yağı ile organik hindistan cevizi yağı /n-oktadekan karışımı, kapsül duvarında ise melamin formaldehit, metil metakrilat, hidroksietil metakrilat, glisidil metakrilat monomerleri, sodyum alginat, jelatin maddeleri kullanılmıştır. Mikrokapsüller in-situ, süspansiyon, emülsiyon polimerizasyonu ve koaservasyon yöntemleri kullanılarak sentezlenmiştir. Mikrokapsüllerin DSC, FT-IR, TGA, SEM analizleri ile ürün karakterizasyonları yapılmış ve değerlendirilmiştir. Tekstile uygulamak üzere uygun bulunan mikrokapsüller pamuk, pamuk-elastan dokuma kumaşlarına kaplama, emdirme ve çektirme yöntemleriyle; dokusuz tekstillere kaplama ve kompozit işlemleriyle uygulanmıştır. İşlem görmüş kumaşların DSC ve SEM analizleri yapılarak ısıl enerji depolamaları, yıkamaya dayanım ve yüzey morfolojik özellikleri değerlendirilmiştir. İşlem görmemiş ve görmüş kumaşların yırtılma mukavemeti, hava geçirgenliği ve termografik sıcaklık ölçümleri yapılarak sonuçları değerlendirilmiştir.

Elif Gözde Saraç
Marmara University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Tekstil konfor özellikleri geliştirilmiş ergonomik büro koltuğu tasarımı

Günümüzde, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de isçi sağlığı ve iş güvenliğinin önemi, ilgili sorunların tartışılması ve eğitimi giderek önem kazanmaktadır. Her türlü işin, insan sağlığı üzerinde olumlu ve olumsuz etkileri bulunmaktadır. Günümüzde en rahat iş gibi algılanan büro ortamlarında, bilgisayar karşısında oturma sürelerinin artması nedeniyle insanlar adeta koltukları ile bütünleşik bir şekilde yaşar hale gelmişlerdir. Bunun sonucu olarak meslek hastalıkları grubunda yer alan kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarında artış görülmektedir. Bu çalışmanın amacı öncelikli olarak, iş yerinde kullanılan koltukların konstrüksiyon boyutlarının Türk insanı antropometrik ölçülerine uygunluğunu, koltuklarda kullanılan tekstil yapılarının konforunun kullanıcılar tarafından nasıl algılandığını, kullanıcıların işyerindeki koltuklarının konstrüksiyon özelliklerini ve koltuklarından beklentilerini belirlemektir. Ardından yapılan bu tespitlere yönelik olarak büro koltuklarının ve malzemelerinin beklentileri karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi için objektif ve sübjektif testler yapılıp optimum özellikleri karşılayan malzemelerle donatılmış büro koltuğu tasarımları gerçekleştirmektir.

Münire Sibel Çetin
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Denim kumaşların dokunsal konforunun analizi ve geliştirilmesi

Bu tez kapsamında, Türkiye'nin tekstil ihracatında büyük bir paya sahip olan denim kumaşların dokunsal konforu nesnel ve duyusal testler ile analiz edilmiş, dokunsal konforun geliştirilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın amacı, denim kumaşların dokunsal konforunun geliştirilmesine yönelik önerilerde bulunulması ve önerilen işlemlerin etkinliğinin, nesnel ve duyusal testler ile değerlendirilmesidir. Bu amaçla pazarda mevcut çeşitli denim kumaşlar temin edilmiş ve seçilen kumaş tiplerine iki farklı yıkama işlemi uygulanmıştır. Çalışmada, dokunsal konforu geliştirilmiş sistematik denim kumaşlar üretilmiş; hammadde, örgü raporu, sıklık ve yıkama işlemlerinin etkisi değerlendirilmiştir. Kumaşların; kalınlık, sıkıştırılabilme oranı, uzama yeteneği, eğilme direnci, kayma direnci, sürtünme katsayıları ve yüzey profili değerleri ölçülmüştür. Kayma direnci testleri için yeni bir kayma çerçevesi test aparatı tasarlanmış ve kullanılmıştır. Duyusal değerlendirmeler ile kumaşların; sertlik-yumuşaklık puanı, pürüzlü yüzey-düzgün yüzey puanı, sıcak-soğuk hissi puanı ve tutum skoru belirlenmiştir. Duyusal test bulgularının; eğilme direnci, kayma direnci ve halkadan çekme testi sonuçları başta olmak üzere; nesnel test sonuçları ile yüksek korelasyon gösterdiği belirlenmiştir. En yüksek dokunsal konfor skorları; viskon, viskon-ipek veya viskon-yün karışımı atkı ipliğine sahip ve taş yıkama işlemine tabi tutulmuş sistematik denim kumaşlar için elde edilmiştir. Ticari denim kumaşlar içerisinde ise, taş yıkama işlemine tabi tutulmuş kumaş tipi başta olmak üzere, pamuk-poliester karışımı özlü iplik içeren kumaşların yüksek tutum skoruna sahip olduğu görülmüştür. Bulgular bir arada değerlendirildiğinde, taş yıkama işleminin dokunsal konforun iyileştirilmesinde en etkili yöntem olduğu sonucuna varılmıştır. Enzim yıkama işlemi, dokuma parametrelerinin değiştirilmesi ve poliester-viskon karışımı atkı ipliklerinde viskon oranının arttırılması da, dokunsal konforda belirgin bir iyileşme sağlamıştır. Bununla birlikte, viskon ile karışım halinde kullanılan hayvansal liflerin etkisi nispeten düşük bulunmuştur.

Nazlı Üren
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Çok katlı erkek giyiminde ısı ve nem transferi konfor özellikleri

Bu çalışmanın amacı: çok katlı giyimde insan teni ile giysiler arasındaki, hava katmanını hesaba katarak, çok katlı giyinmedeki durumla benzeşim yapmaya olanak veren, kumaş katmanları ile cihaz yüzeyi arasındaki ısı ve nem transferini ölçebilen, özgün bir ölçüm cihazı tasarlamak ve objektif deneme yöntemi geliştirmektir. Bu bağlamda piyasadan seçilen giysi takımlarının materyallerine ilişkin fiziksel özellikler tespit edilmiştir. Her bir giysi materyali için ısıl konfor parametreleri Alambeta cihazıyla, nem konforuna ilişkin parametreler ise Permetest cihazıyla Ege Üniversitesi Tekstil ve Konfeksiyon Araştırma Uygulama Merkezi laboratuarlarında ölçülmüştür. Ancak bu cihazlarla giysi katmanları arasındaki bolluklar ve buna bağlı hava boşluklarının etkisiyle, konveksiyonla meydana gelen ısı ve nem iletimini gözlemlemek mümkün değildir. Bu nedenle, bu tezin özgün tarafı olarak, insan vücudu ve giysiler arasındaki ısı ve nem iletimini, giysiler arasındaki bolluğu da dikkate alarak ve benzeşim kurarak gözlemlemek için yeni bir ölçüm cihazı tasarlanmıştır. Tasarlanan cihazda farklı deneme yöntemleri uygulanarak rasyonalizasyon yapılmıştır. Son olarak yeni bir deneme yöntemi geliştirilmiş ve farklı giyim kombinasyonlarında, sistemde sürekli rejim şartlarında, mikroklima ile giysi katmanları arasındaki ısı ve nem farkları gözlemlenebilmiştir. Tasarlanan cihazla giysileri oluşturan kumaşlar kullanılarak, tek ve iki katmanlı kumaş denemeleri yapılmış ve elde edilen bulgularla, Alambeta, Hot Plate ve Permetest cihaz bulguları analitik olarak karşılaştırılmıştır. Bazı bulgular arasında düşük bazıları arasında ise yüksek bir korelasyon olduğu saptanmıştır. Giysi takımları ısıl mankenle test edilmiştir ve aralarında çok az öneme sahip küçük ısıl direnç farkları gözlenmiştir. Oysaki test edilen giysi kumaşları arasında belirgin ısıl direnç farkları ölçülmüştür. Anahtar kelimeler: Erkek giyimi, Isı ve nem konforu, Çok katlı giyim, Cihaz tasarımı

Sevim Yılmaz
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Elektrolif çekim yöntemi ile elde edilen ve ilaç salımı yapabilen tekstil yüzeylerinin geliştirilmesi

Bu çalışmanın amacı nonsteroidal antienflamatuar ilaç olan Naproksen yüklü elektrolif çekim yöntemi ile elde edilmiş ilaç salımı yapabilen tekstil esaslı yüzeylerin geliştirilmesi ve elde edilen bu nanolifli yüzeylerin karakterizasyonları, ilaç salım özelliklerinin incelenmesidir. Bu amaçla biyolojik olarak parçalanmayan termoplastik poliüretan (TPU) ve biyolojik olarak parçalanabilen polivinilalkol (PVA) polimerlerinin tek başlarına elektrolif çekimleri, farklı konsantrasyonlarda Naproksen ve farklı siklodekstrinler ile Naproksen-siklodekstrin inklüzyon kompleksleri içerecek şekilde elektrolif çekimleri yapılmış, karakterizasyonları yapılarak salım profilleri belirlenmiştir. Naproxen içeren TPU ile yapılan çalışmalarda salım süresinin, biriktirme süresi, polimer ve ilaç konsantrasyonunun değiştirilmesine bağlı olarak elde edilen farklı yüzey kalınlıkları ile 5 güne kadar uzatılabildiği görülmüştür. Naproksen-siklodekstrin inklüzyon kompleksleri içeren TPU nanolifli yüzeylerde salım karakteristiğinin kullanılan siklodekstrin tipine bağlı olarak değiştiği görülmüştür. PVA ile yapılan çalışmalarda PVA nanolifli yüzeylerin suda çözünürlüğünü azaltmak amacı ile polikarboksilli asitler çapraz bağlayıcı olarak kullanılmışdır. Çapraz bağlanmanın Naproksenin salımına olan etkisi değerlendirilmiştir. Ayrıca PVA çözeltisine siklodekstrinler eklenerek üretilen nanoliflerin morfolojileri incelenmiş, Naproksen-siklodekstrin inklüzyon kompleksleri yüklü polikarboksilik asit içeren PVA nanolif esaslı yüzeyler üretilmiştir. Elde edilen nanoliflerin karakterizasyonu SEM, DSC, TGA, FTIR, XRD metotları kullanılarak değerlendirilmiştir.

Çiğdem Akduman
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı farklı substitue gruplar içeren çinko ftalosiyanin boyarmaddelerinin sentezi ve tekstil materyallerinin renklendirilmesi

Bu tezin temel amacı, eugenol içeren metalloftalosiyaninlerin (M: Zn, Co, Ni, Cu) tekstilde renklendirme için ilk kez kullanılması ve renklenen kumaşların renk ölçüm analizlerinin, haslık özelliklerinin, antibakteriyel özelliklerinin incelenmesidir. Eugenol ve metal iyonunun antibakteriyel özelliklerinin bir ftalosiyanin yapısında kombine olabileceği düşünülmüştür. Bu yüzden, tetra ve okta periferal eugenol substituentli metalloftalosiyaninler (M: Zn, Co, Ni, Cu), sırasıyla (Şaşmaz ve ark., 1999a; 1999b)'a göre sentezlenmiştir. Antibakteriyel test sonuçları üzerinde substituentin etkisini kavrayabilmek için, (Harikumar, 1990)'a göre substituentsiz metalloftalosiyaninler (M: Zn, Co, Ni, Cu) de sentezlenmiştir. Pigmentlerin süspansiyonları, uygun bir dispersantın yardımıyla, zirkonyum bilyeli öğütme metodu kullanılarak hazırlanmıştır. Daha sonra pigmentlerin partikül boyut dağılımları, lazer difraksiyon partikül boyutu analizleyicisi tarafından karakterize edilmiştir. Pamuklu kumaşlar, pigment baskı ile renklendirilmiş ve daha sonra sırasıyla ISO105×12 ve ISO105-B02 test metodlarına göre kumaşların sürtme ve ışık haslıkları test edilmiştir. Renk verimi (K/S değerleri), L*, a*, b*, C*, h değerlerinin ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Kumaşların antibakteriyel özellikleri ASTM E2149-01 test metoduna göre incelenmiştir. Sentezlenen tüm ftalosiyanin pigmentleri Staphylococcus aureus ve Klebsiella pneumoniae bakterilerine karşı çeşitli seviyelerde antibakteriyel aktivite göstermiştir. Herhangi ek antibakteriyel bitim işlemi uygulanmaksızın, bu pigmentler ile sadece renklendirmeyle antibakteriyel koruma sağlanmıştır. Potansiyel renklendirilmiş antibakteriyel kumaş, gelecekte; askeriye, sağlık, iş üniformaları, ev ürünleri ve spor hazır giyimlerinde, özellikle medikal tekstillerde kullanılabilir.

Pınar Saral Özdemir
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Brode makinelerinde kordone aparatının iyileştirilmesi suretiyle kumaş desen çeşitliliğinin geliştirilmesi

Bu çalışmada makinanın desen çeşitliliğini arttırmayı sağlayacak yeni bir aparat geliştirilmesi hedeflenmektedir. Bu aparat kumaş üzerine döşenen kordonenin zikzak salınım yapan iplik ile sabitlenmesini sağlayacaktır. Mevcut kordone aparatlı brode makinelerinin yatırım maliyeti yüksektir, öte yandan düz brode makinelerine eklenecek kordone aparatı ile bu işlemin yapılması daha düşük yatırım maliyetiyle mümkün olabilecektir. Üstelik mevcut düz brode makinesi yatırımlarından daha fazla faydalanmak mümkün olacaktır. Brode makinası üzerine aparat takıldıktan sonra kumaş çeşitleri uygulanması detaylı bir biçimde incelenecektir. İlk yatırım maliyeti çok yüksek olan bu makinelerin amortisman süresi de oldukça uzundur. Tüm bunların ışığı altında makine performansındaki en ufak artış maliyetler ve rekabet açısından büyük avantajlar sağlayabilir. Amacımız performanstan ziyade ürün çeşitliliğini arttırmak olacaktır

Aykut Kuleli
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Mikrokapsül ve lipozom teknolojisi kullanarak kozmetik-tekstil üretimi

Günümüzde tüketiciler, tekstil ürünlerinden, temel özelliklerinin yanında sağlık ve güzelliği koruması, yaşam kalitesini arttırması, doğal olması gibi ekstra fonksiyonlara da sahip olmasını, tüm bunları gerçekleştirirken, insana ve çevreye zarar vermemesini beklemektedir. Yeni bir kavram olan "Kozmetik Tekstil", temel amacı kozmetik etki göstermek olan ve zamanla salınan bir kozmetik ürün taşıyan tekstil ürünü olarak tanımlanmaktadır. Bu tez çalışması ile tekstil sektörüne yenilikçi bir bakış açısı kazandıran lipozom ve mikropartikül teknolojisi kullanılarak kozmetik tekstil ürünlerinin üretimi gerçekleştirilmiştir. Üretimi hedeflenen kozmetik tekstil ürünlerinin nemlendirici, epitel yenilemeyi hızlandırıcı ve çatlak giderici özellikte atlet, çorap, tayt gibi ürünler olması amaçlanmıştır. Bu etkinin sağlanması amacıyla aktif içerik olarak allantoin kullanılmıştır. Aktif içerik kontrollü salınım özelliği kazandırılması amacıyla lipozom ve mikropartikül içine hapsedilmiştir. Tez çalışmasında, atlet, çorap, tayt gibi ürünlerde en çok kullanılan lifler olan poliamid lifleri kullanılmıştır. Üretilen lipozomların ve mikropartiküllerin karakterizasyon testleri yapılmış ve çapraz bağlayıcı olmadan ve farklı çapraz bağlayıcılar kullanılarak poliamid kumaşlara uygulanmıştır. Tez çalışmasının hedeflenen çıktıları ile teknolojik değerinin yanında, günümüz moda anlayışına uygun, katma değeri yüksek fonksiyonel tekstil üretimi sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: kozmetik tekstil, lipozom, mikrokapsül, allantoin

Güneş Sayıt
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Poli(Akrilonitril-ko-Itakonik asit)/Politiyofen kompozit yapıların nanopartikül ve nanolifleri

Nanofibers and nanomaterials have become one of the most popular subject due to their special properties as distinct from their bulk phase. The popularity of them depends on the development in applications. This study also deals with the production and characterization of nanoparticles and nanofibers. The study consists of two parts. First one is achieving the P(AN-co-IA)/polythiophene composites and second one is achieving nanofibers via electrospinning technique. In the first stage, acrylonitrile (AN) and itaconic acid (IA) was copolymerized by emulsion polymerization in the presence of surfactant Sodium Dodecyl Benzene Sulfonate (SDBS). Ammonium Per Sulfate (APS) was selected as initiator and the polymerization was continued for three hours at the temperature 70 0 C. At the end of the polymerization, emulsion latex was obtained. Without any initiator addition, three different amounts of 3,4 ethylenedioxythiophene (EDOT) and 3 methoxythiophene (MOT) were separately incorporated into the emulsion latexes. This copolymerization was lasted for 72 hours. At the end of the copolymerization, the emulsion latexes were precipitated by centrifuging, washed with ethanol and dried under vacuum oven at 60 0 C. Finally, the powder of the nanoparticles were produced. For the characterization of nanoparticles, Ultra Violet (UV)-Visible Spectroscopy, Fourier Transfrom Infrared-Attenuated Total Reflectance (FTIR-ATR) Spectroscopy, Scanning Electron Microscopy (SEM) and Atomic Force Microscopy (AFM) was used. In order to analyze the nanoparticles in the UV-Visible spectroscopy the emulsion latexes were diluted to the optimum value and the range of 190-1100 nm was chosen for characterization. The increase of the peaks according to the increase in amounts of EDOT and MOT were clearly seen. The powder of the nanoparticles were characterized by SEM. According to the SEM images, cauliflower structure was observed. The powder of the nanoparticles were also analyzed by FTIR-ATR. Before AFM characterization spin coating was applied to the nanoparticles which had been treated with N,N Dimethylformamide (DMF) solvent. According to the AFM characterization results, it was seen that the surface roughness increased as the conductive monomer were added and as the amount of them were increased. In order to obtain nanofibers, nanoparticles were dissolved in DMF solvent and blended with polyacrylonitrile (PAN) which had been dissolved in DMF, too. The blending was performed for tuning the viscosity of the electrospinning solution. During the electrospinning experiments, the solution concentration, voltage, feed rate and distance from tip to collector was kept constant in order to compare the average fiber diameters of the electrospun nanofibers. Nanofiber characterization was fulfilled by SEM, Energy Dispersive Spectroscopy (EDS) and the electrochemical measurements were performed with Princeton Applied Research (PAR) Parstat 2263 potentiostat. Electrochemical measurements was used to compare the resistance behavior of the nanofibers. EDS results proved that presence of Sulphur (S) in the structure shows the blending was successfully achieved. According to the SEM images, it was seen that the average fiber diameter does not differentiate very much among the nanofibers, it is much the same and in the range of 100-200 nm for all electrospun nanofibers. The electrospun nanofibers have sufficient fineness and smoothness. Nanoparticles and nanofibers obtained from this study can be a good candidate for applications where electroactivity is desired.

AcrylonitrileNano structureNanocomposites+5
Havva Başkan
Istanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Hassas kumaşların ev tipi çamaşır makinelerinde yıkanması için yenilikçi bir ıslak yıkama algoritması tasarımı

From ancient times, cleaning has been an essential requirement and various developments have been achieved until today. Besides daily used garments, delicate garments produced from silk and wool; as well as leather products are popular. These delicate garments demand special care; i.e. washing in specialized machines with novel techniques to prevent inevitable harms which occur when delicate garments are laundered in a home type washing machine. This risk can be minimized with dry cleaning technique in which a hazardous petroluem-based solvent, namely perchloroethylene, is widely used. This common solvent has many side effects including carcinogenic effects on human health and detrimental wastes which are one of the main causes of environmental contamination. Environmental Protection Agency, a foundation, has limited the usage of perchloroethylene and pronounced that using perchloroethylene in dry cleaning will not be continued as of 2023. This limitation brings out a need for a novel environmental friendly cleaning technique without the use of solvents, and the best alternative offered so far appears to be wet cleaning. In wet cleaning, water and biodegradable detergents are used. Thus, wet cleaning process provides an environmental friendly and harmless cleaning technique for human health. There are some commercial wet cleaning applications which attracted attention, however, a non-commercial application is yet missing.The objective of the study is to design an algorithm to launder delicate fabrics in home-type washing machines with a newly designed wet cleaning algorithm for minimum shrinkage with acceptable color loss. To achieve this, different levels of washing parameters in wet cleaning technique are taken into consideration. These parameters are water amount, mechanical action during laundering (ED) and number of rinsings whose levels are selected to design different washing algorithms. Shrinkage, color loss, rinsing performance, washing performance and mechanical action performance of algorithms are determined with aforementioned algorithms with silk fabrics and other standard test references. The effects of selected parameters on shrinkage, color loss, rinsing performance, washing performance and mechanical action performance are investigated with Minitab® ANOVA analysis. Finally, the parameters, with no or minimum adverse effect on delicate garments, are chosen and two alternative novel washing algorithms possessing these parameters are proposed.

AlgorithmsAnova testDry cleaning+4
Hatice Açıkgöz
Istanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kuru temizleme etiketli ürünlerin evde günlük bakımı

Günlük yaşamda tekstil ürünleri ayrılmaz bir parçamızdır. Gün boyu üzerimizde bulunan giysiler bakım yapılarak bir sonraki kullanım için hazır hale getirilirler. Her tekstil ürünü üretildiği life, formuna, aksesuarlarına ve benzeri özelliklerine göre bakım gerektirir. Bu nedenden dolayı giysilerde doğru bakım yapılabilmesi amacıyla bakım etiketleri bulunur. Bazı tekstil ürünlerinin bakım etiketlerinde 'sadece kuru temizleme' ibaresi bulunmaktadır. Bu ürünler genellikle suyun zarar vereceği düşünülen ürünlerdir. Kuru temizleme işleminin ana aşamaları ön işlem (leke çıkarma), temizleme ve ütülemedir. Özellikle muamele edilecek giysi leke barındırıyorsa bir leke çıkarıcı / kimyasal kullanılması gerekmektedir ve giysi makinede işlem görmesi öncesinde ön işleme tabi tutulmalıdır. Kuru temizleme işleminde yaygın olarak kullanılan perkloretilen solventinin zararlarından dolayı kuru temizleme işlemine alternatif yöntemler de geliştirilmiştir. Bunlardan biri de ıslak temizlemedir. Islak temizleme işleminde çözücü olarak solvent kullanılmaz. Bunun yerine sulu ortamda liflerin zarar görmesini engelleyici çeşitli kimyasallar ve çok hasssas hareketler yapan bilgisayar kontrollü makineler kullanılır. Bu bilgilerin ışığında 'sadece kuru temizleme' etiketli ürünlerin evde bakımı üzerine çalışmalar yapılmıştır. Hassas tekstil ürünlerinin ev tipi makinelerde uygun bir şekilde muamele edilebilmesi için gerekli koşulların belirlenmesi amaçlanmıştır. Ev tipi makinelerde yapılacak bu işlemin tekstil ürünün formunu koruması, kırışıklık ve koku gidermesi hedeflenmiştir. Yapılan çalışmalar üç ana sınıfa ayrılabilir. Bunlar, ön çalışmalar, piyasadaki benzer amaç taşıyan ev tipi ürünlerin incelenmesi ve ana çalışmadır. Ön çalışmalarda, 11 kg çamaşır makinesi ve 7 kg ısı pompalı buharlı kurutma makinesi kullanılmıştır. Yapılan ön çalışmaların sonucunda, giysi formunun bozulmadan korunması açısından kurutma makinesinin daha etkili olduğu belirlenerek, çalışmalara kurutma makinesinde devam edilmiştir ve bu çalışmalarda ısı pompalı kurutma makinesinde buharın kırışıklık açmada etkili bir parametre olduğu ortaya koyulmuştur. Ayrıca yapılan çalışmalarla kırışık açmada gerdirmenin de önemli bir parametre olduğu belirlenmiştir. Piyasadaki diğer ürünlerin araştırmasında dolap tipi bir ürün ve tek parça giysi için tasarlanmış bir ürün test edilmiştir. Tek parça giysi için tasarlanan üründe kıyafet, farklı yönlerdeki mandallar ile gerdirilerek asılmakta, 10 dakika süresince bir kapsül yardımıyla hoş koku verilmektedir. İncelenen dolap tipi ürün ise, tazeleme, kırışıklık giderme, hijyen ve kurutma fonksiyonlarına sahip kabin tipi ısı pompası sistemi ile çalışan bir üründür. Ürünün yükleme kapasitesi 5 kg'dır. Cihazda bulunan buhar ünitesi ile koku molekülleri yok edilerek tazeleme yapılmaktadır. Kırışıklık açma buhar yardımıyla gerçekleştirilmektedir. Bakteriler buhar ve sıcak hava ile yok edilerek hijyen sağlanmaktadır. Deneysel çalışma bölümünde, ön çalışmada edinilen bilgilerden faydalanılarak bir deney tasarımı yapılmıştır. Deney tasarımında kullanılan parametreler buhar süresi, buhar debisi ve yerleşim olarak belirlenmiştir. Bunun yanı sıra kuru temizleme etiketli özelliğe sahip %100 ipek gömlek ve %100 keten gömlek olmak üzere iki ayrı tekstil tipi ile çalışılmıştır. Deneyler 7 kg ısı pompalı buharlı kurutma makinesinde yürütülmüştür. İncelenen deney çıktıları, % koku uzaklaştırma, kırışıklık ve boyutsal değişimdir. Ölçüm için AATCC strandartları kullanılmıştır. Koku uzaklaştırma etkisi hem sübjektif hem objektif olarak değerlendirilmiştir. Subjektif değerlendirme Arçelik Merkez Ar-Ge'de geliştirilen yönteme göre panelistler tarafından yapılmıştır. Objektif değerlendirme için ise GC-MS cihazı kullanılmıştır. Deney sonuçları Minitab 17 programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Yapılan analize göre her iki kumaş tipi için de kırışıklık gidermede en etkin parametrenin yerleşim olduğu belirlenmiştir. Yapılan optimizasyon çalışmaları sonucunda ipek gömlek ve keten gömlek için birer adet optimum koşul belirlenmiştir. Belirlenen optimum koşullarda yapılan test sonuçları, benzer amaçlı ticari ürünlerle kıyaslandığında koku uzaklaştırma performansı açısından benzer sonuçlar elde edildiği, kırışıklık giderme performansının ise incelenen ticari ürünlere göre daha iyi olduğu belirlenmiştir. Geliştirilen algoritmaların kullanımı ve ütüleme işleminin enerji tüketimiyle, konvansiyonel yıkama, kırıtma ve ütüleme işleminin enerji tüketimi ve süreleri kıyaslanmıştır. Buna göre geliştirilen algoritmalar ütüye harcanan süreyi yıkama ve kurutma işlemi sonrasında ütülemeye göre oldukça kısaltmıştır. Harcanan enerji miktarı da diğer işlemlere kıyasla belirgin seviyede düşüktür. Deneyler esnasında belirli bölgelere yapay kırışıklıklar yapılarak çalışılmıştır. İpek ve keten için geliştirilen optimum işlem koşulları belirlendikten sonra numuneler bir gün giyilimiş ve üzerlerinde oluşan doğal kırışıklıklar ile deney yapılmıştır. Bu deneylere göre de belirlenen optimum koşulların deneyler esnasında kullanılan yapay kırışıklık oluşturulmuş numunelerle örtüşen sonuçlar verdiği görülmüştür.

Ece Gürbüz
Istanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı liflerden üretilmiş çorapların fiziksel performans ve konfor özelliklerinin kıyaslanması

Yükselen hayat standardı ve tüketim seviyesindeki artıĢ neticesinde giysilerin kullanım özelliklerinin yanında üstün fiziksel performans ve konfor özelliklerinin de olma beklentisi doğmuĢtur. Giysilerin kullanım alanlarının ve kullanım Ģekillerinin çeĢitliliği de bunu gerekli kılmaktadır. Bir rekabet unsuru haline gelen konfor özelliklerini sağlayabilecek yeni lif türlerinin arayıĢına gidildiği görülmektedir. Konfor; memnuniyet ve rahatlık hissi veya fiziksel ya da ruhsal olarak iyi durumu ifade eden bir terimdir. Konfor fiziksel, psikolojik ve fizyolojik olmak üzere üç baslık altında ele alınmaktadır. Farklı liflerin giysi konforuna ne kadar katkıda bulunduğunu, bu katkıyı sağlarken giysinin fiziksel performansında ne gibi değiĢiklikler oluĢturduğunu tespit etmek amacıyla yapılan bu çalıĢmada lif olarak modal, bambu, soya, tencel, pamuk ve viskon gibi doğal lifler ve Coolmax, Thermolite, Thermocool gibi sentetik esaslı lifler ve kullanılmıĢtır. Seçilen bu lifler, sürekli tene temas halinde bir giysi olan, günlük kullanıma yönelik standart çorap formunda hazırlanmıĢtır. Bu liflerden elde edilen ipliklerle örülen çoraplar orta ve gevĢek olmaz üzere iki farklı sıklıkta örülmüĢ, böylece örgü ayarının da çorapların performans ve konfor özelliklerine katkısı gözlenmiĢtir. Bu Ģekilde hazırlanan numunelere, çorapların konfor özelliklerini belirlemek için, su buharı geçirgenliği, sıvı transferi, kuruma ve hava geçirgenliği testleri; fiziksel performansını tespit amaçlı olarak patlama mukavemeti, aĢınma, boncuklanma ve boyutsal değiĢim testleri yapılmıĢtır. Yapılan deneyler neticesinde elyaf tipinin giysi konfor özelliklerine direkt ve dolaylı etkisinin olduğu görülmüĢtür . Çorapların ıslanma davranıĢlarındaki farklılıkların direkt olarak lif tipinden kaynaklandığı tespit edilmiĢtir. Bununla birlikte çalıĢmalar sonucunda çoğu selülozik esaslı olan liflerin giysi konforu üzerine olan etkilerinin farklı seviyede olduğu görülmüĢtür.Thermolite, thermocool ve Coolmax lifleri yüksek fiziksel performans ve hızlı kuruma özelliği sergilediği gözlenmiĢtir.Pamuk ise diğer liflere göre konfor performansının çok asağılarda olmadığı görülmüĢ, hatta fiziksel performansı en yüksek olan elyaf olarak karsımıza çıkmıĢtır. Yapılan çalıĢmada eldeedilen en dikkat çekici sonuç, pamuk ile karıĢım halinde kullanılan liflerdenelde edilmiĢ çoraplar, aynı liflerin %100 oranında kullanıldığı çoraplardan hemkonfor açısından hem de fiziksel performans açısından daha iyi sonuç verdiği görülmüĢtür. Yeni liflerden optimum verim alabilmek için pamuk ile karıĢım halindekullanılması daha uygun olacağı görülmüĢtür.

Gülsüm Özden
Istanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Havlu örme çorapların ısıl konfor özellikleri

Hayat standartlarının yükselişiyle birlikte giysilerin kullanım özelliklerinin yanında termal konfor özellikleri de ön plana çıkmaktadır. Çorap, farklı renk ve desenleri ile bir aksesuar malzemesi olmanın yanında insanların temel ihtiyaç malzemelerinden birisi olup, sağlık açısından da oldukça önemli bir giysidir. Çorapların kullanım performansı açısından ısıl konfor en önemli parametredir. Havlu örme çoraplar, havlu örme tekniğine göre iki ipliğin aynı anda örme bölgesinde örücü iğnelere beslenmesiyle üretilen örme ürünleridir. Nefes alabilen ve ısıl yalıtımı iyi olan bir örme çorap, zorlu hava koşullarında istenen faaliyeti gösterebilecek gerekli sıcaklık şartlarını ve konforu sağlayacaktır. Havlu örme çoraplardan beklenen performans özelliklerinin başında; yüksek ısıl yalıtım ve nefes alabilme özelliğinin sağlanmasıyla gerekli kullanım faaliyetinin gerçekleştirilmesi gelmektedir. Ayrıca vücudun termal dengesi için ısı transfer özellikleri de çok önemlidir. İç yüzeyinin temas ettiği vücut ısısını dışarı transfer etmemeli; dış ortam ısısını da vücut içine kolayca almamalıdır. Bunun yanında terleme ve yağmur gibi koşullarda meydana gelen ıslanmanın ardından kolayca kuruyabilmelidir. Havlu örme kumaşların konfor özellikleri zor hava koşullarına uyum sağlamada çok önemli rol oynar. Bu çalışmada; tek silindirli çorap örme makinelerinde üretilen havlu örme çorapların konfor özelliklerini belirlemek için, su buharı geçirgenliği, hava geçirgenliği, transfer ıslanma, dikey kılcal ıslanma, su buharlaşma hızı, kuruma hızı testleri ileısıl iletkenlik, ısıl direnç, ısıl geçirgenlik, ısıl soğurganlık ve kalınlık ölçümlerini içeren termal analiz testleri ve fiziksel performansını tespit amaçlı olarak sıklık, ilmek iplik uzunluğu, patlama mukavemeti, aşınma, rijitlik ve boncuklaşma testleri yapılmıştır. Termal konfor özellikleri en iyi performans veren kumaş özellikleri ve kullanılabilecek lif çeşitleri araştırılmıştır. Yaygın olarak kullanılan havlu örme çoraplar, tek silindirli çorap örme makinesinde 4 besleme havlu örme tekniği kullanılarak üretilmiştir. Bu tezde,19 farklı hav ipliği kullanılarak 19 havlu örme çorap üretilmiştir. Çorapların zemin ipliği 78/68/1 ve 44/34/1 dtex elastan olup, hav iplikleri ise 200 denye ile 40 denye arasında değişen poliamid, polipropilen, viskon, modal, pamuk, pamuk-modal ve pamuk-viskondur. Analiz sonuçlarına göre elyaf tipinin giysi konfor özelliklerine önemli etkisinin olduğu görülmüştür. Çorapların ıslanma davranışlarındaki farklılıkların lif tipinden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Modal lifinin konfor ve fiziksel özellikleri açısından iyi sonuçlar verdiği görülmüştür. Pamuk havlu çorapların konfor performansının iyi olduğu bulunmuş, hatta fiziksel performansı en yüksek olan çorap olarak karşımıza çıkmıştır. Yapılan çalışmada elde edilen en dikkat çekici sonuç, pamuk ile karışım halinde kullanılan yeni liflerden elde edilmiş çoraplar(modal), aynı liflerin %100 oranında kullanıldığı çoraplardan hem konfor açısından hem de fiziksel performans açısından daha iyi sonuç verdiği görülmüştür. Ölçüm sonuçları istatistiksel olarak Minitab programı tarafından değerlendirilmiştir. İstatistiksel analizler, havlu örme çorapların farklı fiziksel parametreler kullanılarak termal iletim özellikleri ile ıslanma ve kuruma özellikleri arasındaki ilişkiyi anlamak amacıyla yapılmıştır. Değerlendirme sonucunda; zorlu hava koşullarında faaliyet gösteren kişilerin termal konfor durumunu etkileyen önemli bileşenlerden biri olan havlu örme çorapların özellikleri belirlenmeye çalışılmıştır. Nihai kullanım alanına göre; lif tercihleri değerlendirilmiştir ve farklı kullanım amaçları için öneriler yapılmıştır.

Yeliz Morgil
Istanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Isı depolayabilen nanokompozit nanoliflerin geliştirilmesi

Thermal management applications are gained importance increasingly in the last decade due to the changings in climates, demand for developed energy conservation as well as improved thermal comfort. Thus, investigation and improvement cost effective, ecologically friendly and simple methods have been the focus of attention by researchers. Organic phase change materials (PCMs), which have the ability to absorb and release large quantities of latent heat during a phase change process, offer remarkable potential to fulfill the growing energy requirements for cooling and heating applications across various industries, including construction, refrigeration, textiles, packaging, solar energy systems, electronics and biomedical materials. A variety of encapsulating and storage processes have been applied to PCMs before integrating them into different composites to prevent their interaction with the surrounding medium, to increase their mechanical and thermal stabilities and to enhance their ease of handling. Recently, the electrospinning technique has been employed as a simple, convenient, and versatile technique for generating form-stable PCMs. In this study, production of bicomponent nanowebs, composed of polyacrylonitrile (PAN) shells and PCM cores were performed via coaxial electrospinning method. Moreover, PCM grafted PAN copolymers were synthesized with developing unique recipe than used as a shell material to produce composite hollow nanofibers. Polyacrylonitrile (PAN) was preferred for its very good thermal stability, high tensile strength and elastic modulus, low density, high moisture management and excellent thermal insulation properties. Polyethylene glycols (PEG), polyethylene glycol methyl ethers (PEGME) and paraffin waxes (n-alkane) were preferred as a PCM to use in the core because of their high latent heat capacities, chemical and thermal stabiliy and ecological friendly properties. The experimental part of the study consist of; determining the appropriate solvents and concentrations of shell and core solutions for electrospinning experiment, synthesis of PCM grafted PAN copolymer and characterizations of them, producing bicomponent nanowebs composed of PAN/PCM as a shell/core with using different concentrations of shell and core solutions, lastly characterizations of produced nanowebs. 4wt% PAN and 6wt% PAN solutions were chosen as a shell material due to better processibility and different concentrations of core materials were used related with their own properties. Synthesized grafted copolymer used in a mixture of shell solution to produce hollow nanofibers. After several trials and fine tuning electrospinning parameters were modified for each pair of shell/core combination. Structural and thermal characterizations of each core and shell material as well as produced nanowebs were performed. Structural properties were determined with fourier transform infrared spectroscopy (FTIR) and thermal behavior were carried out with differential scanning calorimetry (DSC). In addition, nuclear magnetic resonance (NMR) analysis were conducted for synthesized grafted copolymers. Surface images of produced nanowebs were characterized with scanning electron microscopy (SEM) and diameter distribution analysis also performed by ImageJ-DiameterJ program. Also conductivity and viscosity analysis were performed for core and shell solutions. The obtained structural and thermal characterization results showed that desired nanowebs having thermal management feature were achieved for all produced nanoweb composition.

Ezgi Ceren Boz Noyan
Istanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00