
5
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Vasily Vereshchagin'in Rus resim sanatındaki yeri ve eserlerinde izlenen oryantalist etkiler
Bu araştırma XIX. yüzyılın en önemli sanatçılarından biri olan Vasily Vasilyevich Vereshchagin'in Rus resim sanatındaki yeri ve Türk-İslam sanatı etkili oryantalist eserlerini konu almaktadır. İlgili eserlerden 66 tanesi örneklem olarak çalışılmıştır. XIX. yüzyılda Avrupa'da Doğu ülkelerine ve kültürüne karşı özel bir ilgi söz konusu olmuştur. Bu ilgi bir akıma dönüşerek aynı yüzyılda pek çok sanatçıyı etkileyen oryantalizmi ortaya çıkarmıştır. Oryantalizm akımı zamanla yayılarak yalnızca Batılı değil, Doğulu sanatçıları da etkisi altına almıştır. Böylece Doğulu sanatçılar da kendi kültürlerine Batı gözü ile bakmaya başlamışlardır. Eserlerinde gezdiği Doğu ülkelerini tema olarak kullanan sanatçılardan biri de araştırmanın konusu olan Vasily Vereshchagin'dir. Sanatçı çocukluğundan itibaren aldığı askeri eğitim katkısıyla ilk eserlerini doğa ve savaş teması altında üretmiştir. Varlıklı bir ailede doğmasına rağmen özellikle toplumsal sorunlara eğilerek ürettiği eserleriyle dönemine damgasını vurmuştur. Adalet ve eşitliğe olan inancını eserlerinde her daim vurgulaması da sanatçıyı özgün kılan diğer özellikler arasındadır. Sanatçının St. Petersburg'ta Güzel Sanatlar Akademisi'nde klasisizm ve Paris'te ünlü Fransız ressam Jean-Léon Gérôme'dan oryantalizm ağırlıklı eğitim alması üslubunun aynı dönemde yaşayan diğer sanatçılardan farklı bir noktaya gelmesinde oldukça etkili olmuştur. Burada edindiği bilgiler vasıtasıyla gerçekçi tutumunu oryantalizmle ortak paydada birleştirerek Türk-İslam sanatı bağlamında da incelenecek değerli eserler ortaya koymuştur. Zira sanatçı eserlerini üretirken Doğu'dan; özellikle Türk-İslam mimarisinden, Türk insanından ve Türk kültüründen yoğun olarak beslenmiştir. Araştırmada literatür taraması yönteminden yararlanılmıştır. Rusça, İngilizce ve Türkçe kaynaklardan faydalanılarak sanatçının eserleri analiz edilmiştir. Bu araştırma vesilesiyle Vasily Vereshchagin'in duyarlı, adaletli ve gerçekçi bir sanatçı olarak Rus resminde ulaştığı konumun ve eserlerindeki Türk-İslam sanatını dünyaya tanıtmasının önemi ortaya çıkarılmıştır. Sanatçı 1904 yılında hayatını kaybetmesine rağmen eserleri izleyici üzerinde aynı çarpıcı etkiyi yaratmayı başarmaktadır.
Kınık'taki Türk dönemi mimari eserler
Çalışmamız sırasında Kınık'taki Türk Dönemi Mimari Eserler adı altında, Kınık ilçesi ve köylerinde 9 cami, 2 han, 3 hamam, 2 su kemeri, 7 çeşme, 3 köprü olmak üzere toplam 26 eser yerinde incelenmiş ve hakkında araştırma yapılmıştır. Ayrıca günümüzde ayakta olmayan 1 cami, 1 han ve 1 çeşme arşiv kayıtlarından tespit edilmiştir. Tez çalışmamızda veriler, söz konusu örneklerin türleri ve mimari özellikleri dikkate alınarak katalog düzeninde kaydedilmiştir. Araştırmamızda, yapıların tarihi, mimari, plan, malzeme ve süsleme özellikleri üzerinde durularak ele alınmaya çalışılmıştır. Eserlerin tamamı Osmanlı döneminde, XVII. yüzyıl ile XX. yüzyılın ilk çeyreği arasında inşa edilmişlerdir. Örneklerin hepsinde kurgu, malzeme, teknik, mimari elamanlar ve süslemeler, yapıldıkları dönemin genel özelliklerini bölgeye özgü biçimde yansıtırlar. Birçok yönden diğer taşra bölgelerdeki Türk mimarisi ile benzerlik gösterirler. Camiler, ilk inşa edildikleri planları ile ayakta kalmış fakat bazı örneklerde son cemaat yeri, minare, mihrap, minber gibi bazı kısımlarda değişiklikler olmuştur. Araştırmamızda bu değişiklikler tespit edilerek tartışılmıştır.
İbrahim Balaban'ın Türk Resim Sanatındaki yeri ve resimlerindeki Anadolu betimlemeleri
Bu araştırma, 1921 doğumlu sanatçı İbrahim Balaban'ın Türk resim sanatındaki yerinin ve resmindeki Anadolu betimlemelerinin bütünsel olarak değerlendirilmesini amaçlamıştır. 1948 yılında Bursa Hapishanesi'nde tanıştığı usta şair Nazım Hikmet ile sanat eğitimine başlayan Balaban'ın sanat dönemleri ve resimlerinin konuları da araştırmanın alt problemlerini oluşturmuştur. Türkiye'nin siyasal ve toplumsal durumunun Balaban'ın sanatına olan yansımaları, araştırmanın çatısını oluşturan bir diğer unsurdur. Araştırmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Ayrıca Balaban'ın ailesiyle birebir görüşmeler yapılmış, oğlu Hasan Nazım Balaban'a, Balaban'ın hayatı ve sanatı hakkında çeşitli sorular yöneltilmiştir. Nazım Hikmet ile usta-çırak ilişkisi kendisine büyük değer katmış olmakla birlikte, Balaban'ın sanatsal başarısının önüne geçmiştir. Bu durum siyasi karalamaya maruz bırakılmasına, usta şairin gölgesinde anılmasına neden olmuştur. Bugüne kadar İbrahim Balaban'ın eserleriyle kapsamlı bir bilimsel araştırmaya konu edilmemiş olması bu araştırmayı adeta zorunlu hale getirmiştir. Köy kültüründen gelen Balaban'ın, Anadolu'yu ve Anadolu halkını anlatan resimlerinde, çeşitli sanat akımlarından izlere rastlanmaktadır. Dolayısıyla Balaban'ın sadece Naif Sanat anlayışıyla resim yapan bir ressam olduğu algısı doğru değildir. İbrahim Balaban'ın sanatında görünen özgünlük, yöresellik ve üslup çeşitliliği, sanatçının sanatın pek çok dalına hâkim olmasının başlıca sonucudur. Avrupa'da da tanınan, sergiler açan ve sayısız ödüle layık görülen Balaban, Anadolu'yu ve Anadolu halkını günümüzde en iyi şekilde temsil eden sanatçıların başında gelmektedir. Bu araştırma ile Balaban'ın kişilerden ve mekânlardan bağımsız olarak kendi kendini var eden ve yenileyen büyük bir sanatçı olduğu ve Türk sanatındaki haklı yeri ortaya çıkarılmıştır. Araştırmanın yapıldığı yıl 96 yaşında olan İbrahim Balaban, ileri yaşına rağmen atölyesinde sanatsal çalışmalarına devam etmektedir.
Torbalı ve köylerindeki Türk devri yapıları
Çalışmamız sırasında "Torbalı ve Köylerindeki Türk Devri Yapıları" adı altında, 13 cami, iki mektep, dokuz çeşme, iki tren istasyonu olmak üzere toplam 26 yapı yerinde incelenmiş ve araştırmaları yapılmıştır. Eserler, mimari özelliklerine dikkat edilerek kataloglanıp tezimize dahil edilmiştir. Söz konusu yapılardan bazıları, tarihsel özelliklerini tamamen kaybetmelerinden dolayı tezimize dahil edilmemiştir. Araştırma bölgemizdeki yapılar genel olarak 19. yy'da inşa edilmişlerdir. Camiler, mektepler ve tren istasyonlarının tamamı, çeşmelerin de geneli II. Abdülhamid devrinde yapılmışlardır. İncelenen alanın yeni kurulan bir yerleşim birimi olması sebebiyle, yapıların bulundukları bölgelerin kuruluş tarihi de çoğunlukla, eserlerin tarihleriyle paralellik taşımaktadır. Araştırmamız, yapıların tarihi, mimari, plan, malzeme ve varsa süsleme özellikleri üzerinde durularak ele alınmaya çalışılmıştır. Mimari kurguları ve bezemeleri, söz konusu dönemde, merkezden uzak bölgelerdeki, Türk mimarisi ile benzerlik taşımaktadır. Camilerin ilk inşalarındaki planlarında görülen üslup birliği, bölgede yaşanan büyük Torbalı Depremi ve çağın gereksinimleri sebebiyle, büyük değişimlere uğramıştır. Araştırmamız sırasında yapıların bu değişimleri de tespit edilerek tartışılmıştır. Bahsettiğimiz sebeplerden ötürü yapılarda süsleme yok denilecek kadar azdır.
Mimari özellikleriyle Akhisar evleri
Manisa ilinin ilçelerinden biri olan Akhisar'da ilk yerleşmeler M.Ö. 3500 yıllarına dayanmaktadır. Kent tarih boyunca Lidya, Pers, Roma, Bizans gibi önemli uygarlıkların yaşamak için tercih ettiği bir bölge olmuştur. 14. yüzyılın başında Türkleşme süreci başlamış olup, uzun yıllar Osmanlı yönetiminde kalmıştır. Bu dönemde cami, han, medrese gibi anıt yapıların yanı sıra çok sayıda ev, dükkân gibi sivil yapılar inşa edilmiştir. Cumhuriyet döneminin başlaması ile farklı alanlarda yaşanan gelişmeler imar faaliyetlerini de etkilemiştir. Sivil mimaride apartman ve toplu konutların yanı sıra nitelikli konutlar da inşa edilmiştir. Savaşlar, doğal afetler ve koruma bilincinin yerleşmemiş olması çok sayıda geleneksel evin harap olmasına sebep olmuştur. Günümüze ulaşabilen örnekler geçmişin konutları hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlaması açısından önem taşımaktadır. Savaşlar sonrası gerçekleşen göçlerin etkisiyle ortaya çıkan kültür etkileşimleri de konut mimarisini etkilemiştir. Akhisar'da günümüze gelebilmiş tarihi evlerde hem Türk hem de Rum konut mimarisi özellikleri görülmektedir. Genel olarak yapımı 19. yüzyılın son yarısı ile 20. yüzyılın ilk yarısı olarak tarihlenebilen bu konutların tek, bodrum + tek, iki ya da bodrum + iki katlı örnekleri mevcuttur. İncelenen konutlardan iki tanesi gönyeli kapalı çıkmalıdır. Dış sofalı istisna örneklerin dışında birçoğu plan tipi açısından iç sofalı özelliktedir. Girişleri genellikle sokaktan sağlanmaktadır. Özgün örnekler dışındaki konutlar mimari özellikleri bakımından benzerlik gösterirler. Bunların genellikle derin giriş nişlerine sahip olan cepheleri simetrik ve asimetrik olabilmektedir. İki katlı evlerin bir kısmı balkonludur. Sayıları az olmakla birlikte cumbalı türde olan konutlar vardır. Tüm özellikleriyle Akhisar evleri; kentin coğrafi koşullarının, tarihinin, kültür etkileşimleri ve çağın etkilerinin maddi kültüre olan yansımasını anlatırlar. Tarihe tanıklık eden bu konutları korumaya yönelik çalışmaların hız kazanması birçok açıdan önemlidir. Anahtar Kelimeler: Akhisar Evleri, Geleneksel Ev, Akhisar, Manisa.