Erzincan Binali Yıldırım University
Enstitü

Fen Bilimleri Enstitüsü

Erzincan Binali Yıldırım University

451

Arşivlenen Tez

16

DOI Atanmış

4%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Akıllı üretim sistemlerinde çoklu hata teşhisi için hibrit derin öğrenme yaklaşımları

Endüstriyel üretim süreçlerinde akıllı sistemlerindeki ürünün yüzey arızalarının erkenden teşhis edilmesi, kalite kontrol süreçleri otomasyonu, maliyetlerin azaltılması ve kalite standartlarının korunması açısından kritiktir. Akıllı üretim sistemlerinde çoklu hata teşhisi ile birbirinden farklı türdeki arızaların saptanması sağlanmaktadır. Endüstri 4.0 ile üretim hatlarında veri miktarının artması sonucunda, klasik makine öğrenmesi yaklaşımları ile arızanın teşhis edilmesi yetersiz olması sonucunu doğurmuştur. Bu durumda, daha gelişmiş analiz yöntemlerine ihtiyaç artmıştır. Bu kapsamda bu tezde, hibrit derin öğrenme mimarileri ile farklı türdeki arızalı veri örneklerinin sınıflandırılması yüksek doğruluklarla sağlanmıştır. Bu tezde, metal ve kumaş yüzeylerde meydana gelen çoklu kusurların belirlenmesi için hibrit derin öğrenme yaklaşımları incelenmiştir. Önerilen yöntemde, farklı derin öğrenme mimarileri birlikte kullanılarak hem nesne tespiti hem de segmentasyon işlemleri gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada, arızalı görüntülerden elde edilen özellikler konvolüsyonel sinir ağları ile çıkarılmış, ardından bu özellikler farklı sınıflandırıcılar ile analiz edilmiştir. Sınıflandırma aşamasında kullanılan derin mimariler Vision Transformer (ViT) ve dikkat tabanlı derin sinir ağları gibi yenilikçi yaklaşımlardır. Gerçekleştirilen deneysel çalışmalar sonucunda görülmüştür ki önerilen yöntem farklı tipteki arızaları yüksek performans elde edilmiştir. Bu çalışma, akıllı üretim sistemlerinde kalite kontrol süreçlerinin iyileştirilmesine katkı sağlamaktadır.

Akıllı üretim sistemleriyüzey kusur tespitihibrit derin öğrenme+3
Feyzanur Özden
Erzincan Binali Yıldırım University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2026
30
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.234
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Doğal perlit agregası ve atık malzemelerle üretilen betonların gerilme-şekil değiştirme davranışının deneysel olarak incelenmesi

Betonda geleneksel agregaların alternatif ve atık bazlı malzemelerle değiştirilmesi, sürdürülebilir yapı üretimi açısından önemli bir araştırma alanıdır. Bu çalışmada, doğal perlit agrega ikamesi ile lif donatısının betonun mekanik ve mikroyapısal özellikleri üzerindeki etkileri deneysel olarak incelenmiştir. Doğal perlit agregası, geleneksel taş agreganın yerine %0, %30, %70 ve %100 oranlarında kullanılmış; kenevir kıtığı, geri dönüştürülmüş plastik atık lifleri ve polipropilen (PP) lifler ise hacimce %0.0, %0.5, %1.0 ve %1.5 oranlarında karışımlara ilave edilmiştir. Yirmi sekiz günlük kür sonrasında basınç dayanımı, elastisite modülü, eğilme ve yarmada çekme dayanımı, ultrases geçiş hızı (UPV), gerilme–şekil değiştirme davranışı ve SEM analizleri gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar, %30 perlit ikamesinin referans karışıma göre basınç dayanımı ve elastisite modülünü sırasıyla yaklaşık %6.67 ve %4.08 artırdığını göstermiştir. Buna karşılık, %70 ve %100 perlit ikamelerinde gözenekli yapı ve zayıf ara yüzey geçiş bölgesi nedeniyle mekanik performans azalmıştır. Lif katkılarında optimum oran %1.0 olarak belirlenmiş, en iyi performans ise çatlak köprüleme ve enerji yutma kapasitesi bakımından PP liflerde elde edilmiştir. Genel olarak, %30 perlit ikamesi ve %1.0 PP lif kullanımı, dengeli mekanik özelliklere sahip düşük karbonlu beton üretimi için uygun bir çözüm olarak değerlendirilmiştir.

Doğal Perlit AgregasıGeri Dönüştürülmüş Plastik AtıkKenevir Kıtığı+3
Sabire Mayda
Erzincan Binali Yıldırım University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2026
10
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.226
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

BCL-2 inhibitörü navitoclax ve HSP27 inhibitörü J2 moleküllerinin akciğer adenokarsinom kanseri üzerinde in vitro sinerjistik antikanser etkilerinin incelenmesi

Küçük hücreli dışı akciğer kanseri (NSCLC), akciğer kanserlerinin en yaygın alt tiplerinden biri olup tedavi direnci ve apoptotik mekanizmaların baskılanması ile karakterize edilen, agresif öneme sahip bir malignitedir. Bu çalışmada, Bcl-2 inhibitörü Navitoclax ve HSP27 inhibitörü J2 moleküllerinin küçük hücreli dışı akciğer kanserinde in vitro sinerjik antikanser etkilerini araştırmak amacıyla A549 hücre hattı model sistem olarak kullanılmıştır. Hücre canlılığı MTT yöntemiyle, ilaç etkileşimleri CompuSyn ve Bliss bağımsızlık modeli ile, doz-yanıt ilişkileri ise Yanıt Yüzey Yöntemi (YYY) ile değerlendirilmiştir. Ayrıca BCL2, BAX, APAF-1, CTNNB1 ve CASP9 gen ekspresyon düzeyleri RT-qPCR ile, Bax, Bcl-2 ve Casp-3 protein düzeyleri ise ELISA yöntemiyle analiz edilmiştir. Bliss analizine göre ters orantılı kombinasyonda en belirgin sinerjik etki 0,625 µM Navitoclax + 10 µM J2 dozunda saptanmış; doğru orantılı kombinasyonda ise 0,625 µM Navitoclax + 0,156 µM J2 dozunda saptanmıştır. Bulgular, kombinasyonun A549 hücrelerinde daha seçici antiproliferatif etki gösterebileceğini desteklemektedir.

HSP27J2 molekülüNavitoclax+1
Mine Öz
Erzincan Binali Yıldırım University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2026
20
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.213
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Göğüs röntgeni görüntülerinden zatürre tanısında derin öğrenme tabanlı yaklaşımların performans analizi

Göğüs röntgeni görüntülerinden zatürre tanısı, düşük maliyetli ve yaygın kullanılabilir olması nedeniyle klinik uygulamalarda önemli bir yere sahiptir. Bununla birlikte derin öğrenme tabanlı yöntemlerin yüksek performans elde edebilmesi genellikle büyük miktarda etiketli veriye ihtiyaç duymakta, bu durum ise tıbbi görüntü analizinde önemli bir kısıt oluşturmaktadır. Bu tezde, az etiketli veri koşullarında göğüs röntgeni görüntülerinden zatürre tanısına yönelik derin öğrenme ve geleneksel makine öğrenmesi yaklaşımlarının performansları kapsamlı olarak değerlendirilmiştir. Bu amaçla ConvNeXt-Tiny mimarisi temel alınarak geliştirilen Hibrit Prototip Füzyon Ağı (Hybrid Prototype Fusion Network-HPFN) önerilmiş ve derin öznitelik temsili ile prototip tabanlı benzerlik hesaplaması tek bir karar mekanizmasında birleştirilmiştir. Ayrıca önerilen model; Xception, VGG16 ve ResNet50 mimarileri ile karşılaştırılmış, bunun yanında SIFT, KAZE ve HOG öznitelikleri kullanılarak Destek Vektör Makineleri, Lojistik Regresyon ve Aşırı Gradyan Artırma sınıflandırıcılarından oluşan geleneksel yaklaşımlar da aynı veri seti üzerinde analiz edilmiştir. Tüm deneyler Chest X-Ray (Pneumonia) veri seti kullanılarak gerçekleştirilmiş ve modeller doğruluk, kesinlik, duyarlılık ve F1-Skoru ölçütleri ile değerlendirilmiştir. Deneysel sonuçlar, önerilen HPFN modelinin %96,38 doğruluk, %96,23 kesinlik, %97,95 duyarlılık ve %97,08 F1-Skoru elde ederek hem karşılaştırılan derin öğrenme mimarilerinden hem de geleneksel öznitelik tabanlı yöntemlerden daha başarılı performans sergilediğini göstermiştir. Literatür karşılaştırmaları da önerilen yaklaşımın az etiketli veri koşullarında güvenilir, dengeli ve yüksek doğruluk sağlayan etkili bir bilgisayar destekli tanı yöntemi olduğunu ortaya koymuştur.

Zatürre tanısıderin öğrenmeConvNeXt-Tiny+1
Çağlar Çiltaş
Erzincan Binali Yıldırım University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2026
30
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.196
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Akran matematik kaygısının öğrenci matematik kaygısı ve başarısı üzerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, öğrencilerin matematik kaygısı ile matematik başarılarının sınıf düzeyi ve cinsiyete göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini belirlemek ve farklı akran türleri ile kaygı düzeylerinin öğrencilerin matematik kaygısı ve matematik başarısı üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan bir il merkezindeki Millî Eğitim Bakanlığına bağlı üç devlet okulunda öğrenim gören 5., 6. ve 7. sınıf düzeyindeki toplam 349 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler, Matematik Kaygısı Ölçeği, Kişisel Bilgi Formu, Sosyometrik Akran İlişkileri Formu ve matematik başarı notları aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde iki faktörlü varyans analizi (ANOVA) ve yapısal eşitlik modeli (YEM) kullanılmıştır. Bulgular, matematik başarısının yalnızca sınıf düzeyine göre anlamlı farklılık gösterdiğini, matematik kaygısında ise sınıf düzeyi ile cinsiyet etkileşiminin anlamlı olduğunu ortaya koymuştur. Yapısal eşitlik modeli sonuçları, matematik kaygısının matematik başarısını negatif yönde ve anlamlı düzeyde yordadığını göstermiştir. Ayrıca sıra arkadaşı kaygısının matematik başarısını hem doğrudan hem de matematik kaygısı aracılığıyla dolaylı olarak etkilediği; sık etkileşimde bulunulan arkadaş kaygısının ise matematik başarısını matematik kaygısı aracılığıyla dolaylı olarak etkilediği belirlenmiştir. Sıra arkadaşı, gezdiği arkadaş ve matematik kaygısı modeli, matematik başarısındaki toplam varyansın yaklaşık %22'sini açıklamaktadır. Elde edilen bulgular, akran ilişkisi türlerinin matematik başarısını matematik kaygısı aracılığıyla etkilediğini ve matematik kaygısının bu süreçte önemli bir aracı değişken olduğunu ortaya koymaktadır.

Matematik kaygısıMatematik başarısıAkran matematik kaygısı
Kerem Güner
Erzincan Binali Yıldırım University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2026
51
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.195
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Fotovoltaik sistemlerde ariza ve hata tespiti için yapay zeka tabanli karar destek sistemi gelistirilmesi ve uygulamasi

Gunes enerji santrallerinin (GES) verimli ve guvenli isletilmesi, fotovoltaik (PV) arizalarin otonom saptanmasina baglidir. Bu tez calismasinda, Van/Baskale bolgesinde kurulu 10 kWp kapasiteli evsel bir PV sisteminden farkli mevsimsel kosullar ve operasyonel senaryolar altinda elde edilen cok boyutlu kronolojik sensor verileri islenerek; elektriksel analitik ve bilgisayarli goru tabanli, cok modlu (multimodal) ozgun bir karar destek sistemi (KDS) tasarlanmistir. Ilk asamada, sensor verileri uzerinde makine ogrenmesi (ML) ve derin ogrenme (DL) mimarilerinin ariza tespit performanslari karsilastirilmistir. Denetimsiz on suzme icin Isolation Forest algoritmasi, denetimli guc tahmini icin ise HistGradientBoosting (HGB) modeli kullanilarak istatistiksel kalinti analiziyle hafif (lightweight) bir ML katmani kurgulanmistir. Bu altyapi, zamansal ve uzaysal oznitelikleri hiyerarsik olarak ogrenen 1D-CNN-LSTM Hibrit Autoencoder mimarisiyle dogruluk, F1-Skoru ve hesaplama maliyeti kriterlerine gore kiyaslanmistir. Derin ogrenme modelinin "kara kutu" yapisini aciklamak amaciyla sisteme SHAP algoritmasi entegre edilerek aciklanabilir yapay zeka (XAI) katmani olusturulmustur. Ikinci asamada, elektriksel anomalilerin fiziksel nedenlerini (mikro-catlak, kirik, kirlenme, golgelenme) otonom dogrulamak icin sahadan alinan panel goruntuleri Roboflow'da etiketlenmis ve Transformer tabanli RF-DETR nesne tespiti mimarisiyle egitilmistir. Fiziksel deformasyonlar %95'in uzerinde bir guven skoruyla basariyla haritalandirilmistir. Son asamada, tum yapay zeka modelleri Antigravity altyapisi kullanilarak butunlesik bir kullanici arayuzune donusturulmustur. Gelistirilen KDS, iki farkli veri kaynagini fuzyonlayarak operatore anlik "Tahmin Edilen Yuzdesel Verimlilik Kaybi (Loss %)" ve aksiyona yonelik "Bakim Onerileri" sunmaktadir. Ampirik bulgular, onerilen KDS altyapisinin evsel GES projelerinde kestirimci bakim guvenilirligini artirirken, operasyonel ariza surelerini ve teknik bakim maliyetlerini onemli olcude dusurdugunu kanitlamaktadir.

Fotovoltaik sistemlerAriza tespitiKarsilastirmali analiz+3
Muhammed Bugrahan Kaya
Erzincan Binali Yıldırım University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2026
50
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.193
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Erzincan ili zeminlerinde standart penetrasyon direnci ile kayma dalgası hızı arasındaki korelasyonların belirlenmesi

Kayma dalgası hızı (Vs), zeminlerin dinamik davranışını tanımlayan en önemli parametrelerden biri olup, deprem mühendisliği ve mikrobölgeleme çalışmalarında kritik bir rol oynamaktadır. Vs değeri, genellikle arazi sismik deneyleri ile ölçülmektedir. Ancak bu yöntemlerin zaman alıcı ve maliyetli olması, daha pratik ve ekonomik alternatiflerin geliştirilmesini gerekli kılmıştır. Bu bağlamda, sondaj kuyularında yaygın olarak uygulanan Standart Penetrasyon Deneyi (SPT) sonucu elde edilen N darbe sayısı ile Vs arasındaki ilişkiler, literatürde çeşitli ampirik bağıntılarla ifade edilmektedir. Bu tez çalışmasında, Erzincan’da gerçekleştirilen sondaj ve sismik ölçümlerden elde edilen SPT-N ve Vs verileri arasındaki ilişki literatürdeki amprik modeller kapsamında incelenerek yaklaşım eğrileri çizilmiştir. Bu yaklaşım eğrilerinden en yakın eğilimleri başta İmai ve diğ.(1977), İmai ve Yoshimura (1975) ve Ohta ve Goto (1978) çalışmaları göstermiştir. Bununla beraber, mevcut çalışma ile literatürdeki diğer bağıntılarla yapılan karşılaştırmalarda çizilen eğrilerin uyumlu olduğu görülmektedir. Bulgular, bölgesel jeolojik ve geoteknik özelliklerin SPT-N ile Vs arasındaki ilişkiyi önemli ölçüde etkilediğini göstermektedir.

Kayma dalgası hızı (VS)standart penetrasyon deneyi (SPT).SPT+1
Serap Hancıoğlu
Erzincan Binali Yıldırım University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2026
50
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.185
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Oluklu paralel plakalı dalga kılavuzlarının analizi tasarımı ve incelenmesi

Mikrodalga sistemlerinde düşük dispersiyon özellikleriyle öne çıkan kayma-simetrik çift oluklu paralel plakalı dalga kılavuzlarının (GS-DCPPW) geleneksel tam dalga analizleri genellikle yavaş ve karmaşıktır. Bu tezde, söz konusu yapıların boyutsal sentezi ve analizi için Genelleştirilmiş Saçılma Matrisinin Yardımcı Fonksiyonları (AFGSM) yöntemini temel alan, oldukça hızlı ve pratik yeni bir tasarım modeli geliştirilmiştir. Önerilen yaklaşımda, birim hücrenin saçılma (S) parametrelerini elde etmek için zaman alan tam dalga çözücüler yerine eşdeğer iletim hattı devre modeli kullanılmıştır. AFGSM yöntemi sayesinde karmaşık özdeğer denklemleri çözülmeden, yalnızca yardımcı fonksiyonların sıfır geçişleri incelenerek yapının iletim ve durdurma bantları kolaylıkla belirlenebilmektedir. Algoritmanın geçerliliği, Ku-bandı ve X-bandı filtre uygulamaları için optimize edilen birim hücrelerle test edilmiş; performans sonuçları ticari tam dalga simülatörleri (CST ve HFSS) ile doğrulanmıştır. Geliştirilen bu yöntem, tasarım sürecinde 360 saatlik hesaplama sürelerini 20 saniyeye kadar düşürerek önemli bir hız avantajı sağlamış; aynı zamanda literatürdeki örneklere kıyasla çok daha kompakt ve geniş bant bastırma kapasitesine sahip filtrelerin tasarlanabileceğini göstermiştir.

Oluklu paralel plakalı dalga kılavuzlarıboyutsal sentezkayma simetrisi+2
Fatih Çolak
Erzincan Binali Yıldırım University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2026
30
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.181
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Taşıyıcı hafif betonlarda geri kazanılmış agrega, metakaolin ve uçucu kül kullanımının betonların performansı üzerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, doğal perlit agregası (DPA) ile üretilen hafif betonlarda geri kazanılmış agrega (GKA) ikamesinin ve uçucu kül (UK) ile metakaolin (MK) mineral katkılarının çimento yerine kullanımının betonun mekanik ve durabilite özellikleri üzerindeki etkileri ile yüksek sıcaklık altındaki performanslarına etkileri incelenmiştir. Bu amaçla, DPA tüm agrega fraksiyonlarında (iri ve ince aynı zamanda) GKA ile %0, %20 ve %40 oranında ikame edilmiştir. Her bir GKA ikame oranına sahip betonlar, mineral katkı içermeyen, %10 UK ikameli, %10 MK ikameli ve %10 UK + %10 MK ikameli olmak üzere dört farklı içerikte üretilmiştir. Üretilen betonlarda; birim ağırlık, basınç dayanımı, yarmada çekme dayanımı, kılcallık, su emme ve elektriksel özdirenç deneyleri gerçekleştirilmiştir. Ayrıca betonların yüksek sıcaklık altındaki davranışlarını belirlemek amacıyla 250℃, 500℃ ve 750℃ sıcaklığa tabi tutulan beton numunelerde ağırlık ve basınç dayanımı kayıpları bulunmuş, ayrıca görsel değerlendirmeler yapılmıştır. Hafif betonlarda GKA kullanım oranının artması mekanik özellikleri, durabilite özelliklerini ve yüksek sıcaklık direncini olumsuz yönde etkilemiştir. Fakat kür süresinin 28 günden 90 güne çıkarılması ve mineral katkı kullanımı bu olumsuz etkileri büyük ölçüde telafi etmiştir. GKA kullanımı mekanik özelliklerde bir miktar düşüş oluştursa da, %20 GKA + %10 UK + %10 MK karışımı durabiliteyi artırması, atık kullanımına katkı sağlaması ve çimento tüketimini azaltması nedeniyle en dengeli seçenek olarak değerlendirilmiştir.

Hafif betongeri kazanılmış agregadoğal perlit agregası+3
Sinan Okuyan
Erzincan Binali Yıldırım University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2026
52
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.178
DoktoraCrossrefindexliAçık ErişimTR

Split kuaterniyonlar temelinde hiperbolik spinorların incelenmesi ve lorentz dönüşümlerinin hiperbolik spinor gösterimleri

Bu tezde split kuaterniyonlar ile hiperbolik spinorlar arasındaki ilişkiler incelenmiş ve Lorentz dönüşümlerinin spinor gösterimlerindeki rolleri araştırılmıştır. Çalışmanın temel amacı, split kuaterniyon cebirine karşılık gelen hiperbolik spinor gösterimlerini elde etmek, bunlara ait matris gösterimlerini oluşturmak ve Lorentz dönüşümlerini hiperbolik spinorlar aracılığıyla ifade etmektir. Tezin ilk bölümünde araştırmanın amacı, önemi, varsayımları ve sınırlılıkları verilmiştir. İkinci bölümde reel kuaterniyonlar, spinorlar, split kuaterniyonlar ve split kuaterniyon matrisleri ile ilgili temel bilgiler sunulmuştur. Üçüncü bölümde hiperbolik sayı sistemi tanıtılmış, hiperbolik sayıların cebirsel özellikleri ele alınmış ve Lorentz dönüşümünün hiperbolik spinor temelleri incelenmiştir. Tezin özgün sonuçlarının yer aldığı dördüncü bölümde öncelikle split kuaterniyonların hiperbolik spinor gösterimleri elde edilmiştir. Bu gösterimler kullanılarak split kuaterniyonlar sınıflandırılmış ve karşılık gelen hiperbolik spinorlar incelenmiştir. Daha sonra split kuaterniyonlara karşılık gelen sol ve sağ hiperbolik spinor matrisleri tanımlanmış, temel hiperbolik spinor matrislerinin özdeğerleri hesaplanmış ve bu matrislerin cebirsel özellikleri belirlenmiştir. Ayrıca hiperbolik spinorlar cinsinden Lorentz dönüşümlerinin Weyl ve Dirac gösterimlerindeki ifadeleri elde edilmiş, üreteç matrisleri ve özellikleri incelenmiştir. Bunun yanında Weyl ve Dirac gösterimlerindeki hiperbolik 4-spinorlar arasındaki ilişkiler ortaya konulmuş ve bu gösterimler arasında dönüşüm bağıntıları elde edilmiştir. Son olarak split kuaterniyonlara karşılık gelen hiperbolik 4-spinorlar kullanılarak Lorentz dönüşümlerinin tek matrisli gösterimleri elde edilmiş ve dönüşümün hiperbolik spinorlar cinsinden daha doğrudan ifade edilebildiği gösterilmiştir. Son bölümde elde edilen bulgular değerlendirilmiş ve ileride yapılabilecek çalışmalara yönelik öneriler sunulmuştur.

Split KuaterniyonlarHiperbolik SpinorlarLorentz Dönüşümleri+1
Emrah Yıldırım
Erzincan Binali Yıldırım University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2026
30
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.176