Erzurum Technical University
Institute

Institute of Graduate Studies in Science

Erzurum Technical University

300

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Yeni non-steroid anti-inflamatuar ilaç türevlerinin sentezi, karakterizasyonu ve insan glioblastoma hattında anti-kanser potansiyellerinin değerlendirilmesi

Glioblastoma multiforme (GBM) tüm primer beyin kanserlerinin dörtte birini oluşturan ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından grade IV olarak sınıflandırılan ölümcül bir kanserdir. GBM tedavisi günümüzde halen kısıtlı ve hastaların yaşam süresi kısadır. Bu yüzden yeni tedavi yaklaşımlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada NSAİİ (Ibuprofen, Naproksen ve Flurbiprofen) türevlerinın sentezlenmesi ve U-87 MG insan GBM hücre kültüründe yeni sentezlenen bazı NSAİİ türevlerinin in vitro sitolojik etkileri araştırmak amaçlanmıştır. Deneylerde 9 farklı NSAİİ türevi bileşik 3,125; 6,25; 12,5; 25; 50 ve 100 g/ml konsantrasyonlarında U-87 MG insan GBM hücre kültüründe 48 saat süresince denenmiş ve MTT testi ile hücre canlılığı belirlenmiştir. Ardından LDH testi ile membran bütünlüğü araştırılmıştır. Elde edilen değerlere göre NSAİİ türevlerinin U-87 MG insan GBM'de kontrol grubu ile karşılaştırıldığında konsantrasyona bağlı olarak sitotoksik etki gösterdiği bulunmuştur. Yeni sentezlenen NSAİİ türevlerinin U-87 MG insan GBM hücreleri üzerindeki sitotoksik ve anti-kanser etkileri ilk defa bu çalışma ile ortaya konulmuştur.

Antiinflamatuar ajanlar-nonsteroidGenetikGlioblastoma+1
Özlem Özdemir
Erzurum Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi yığma yapıların dinamik davranışlarının hesabında gerekli malzeme özelliklerinin tayini

Bu tez çalışmasında tarihi yapıların dinamik davranışlarının hesabında kullanılacak malzeme özelliklerini literatür ışığında oluşturulan yöntemle belirlemek amaçlanmaktadır. Tez çalışması beş bölümden oluşmaktadır. İlk kısımda yapıların dinamik karakteristiklerinin belirlenmesi ve tarihi yapıların malzeme özelliklerinin tayini ile ilgili daha önce yapılan çalışmalar hakkında bilgiler sunulmaktadır. İkinci bölümde, tarihi yığma yapılarda kullanılan taşıyıcı elemanlara ve malzemelere örnekler verilmektedir. Üçüncü bölümde ele alınan yapıların hem teknik hem de tarihi bilgileri verilmektedir. Ele alınan yapıların, önerilen yöntemle malzeme özellikleri belirlenmiştir. Dördüncü bölümde, bu malzeme özellikleri ışığında yapıların teorik analizleri gerçekleştirilmiş devamında yapıların deneysel olarak dinamik karakteristikleri elde edilmiştir. Teorik ve deneysel veriler ışığında malzeme özelliklerini belirlenmek için önerilen yaklaşımın doğruluğu irdelenmiştir. Bölümün son kısmında ise gerçek davranışına oldukça yakın olduğu kabul edilen modellerin 1992 Erzincan depremi yer ivmeleri kullanılarak deprem davranışları belirlenmiştir. Son bölümde ise çalışma sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesiyle ortaya çıkan sonuç ve öneriler sunulmaktadır. Çalışma sonunda önerilen yöntemin cami, medrese türü tarihi yapıların dinamik davranışlarının belirlenmesinde kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yığma yapı, Yakutiye Medresesi, Lala Mustafa Paşa Cami, operasyonal modal analiz, malzeme özellikleri

İrfan Kocaman
Erzurum Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sabit nokta ve denge problemlerinin ortak çözümleri için iteratif metotlar

Bu tez beş bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde literatür bilgisi verilmiş, ikinci bölümde ise kullanılan temel tanım ve teoremler ifade edilmiştir. Üçüncü bölümde sabit nokta teorisinde kullanılan temel iterasyonlar, sabit nokta teorisi ile bağlantılı olan minimizasyon ve varyasyonel eşitsizlik problemleri ve bazı temel lemmalar yer almaktadır. Dördüncü bölümünde konveks fizibilite problemleri, parçalı eşitlik, denge ve sabit nokta problemleri ile ilgili yapılan bazı çalışmalar derlenmiştir. Son bölümde ise bu çalışmalardan elde edilen sonuçlar ifade edilmiştir.

Muhammed Furkan Özdemir
Erzurum Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Fungal biyopreparatların ticari formülasyonlarında kullanılabilecek uv-koruyucu pigment üreten fungusların izolasyonu ve moleküler karakterizasyonu

Güneş ışığından kaynaklanan ultraviyole radyasyon entomopatojenik fungusların canlılığını etkileyen en önemli faktördür. Mikrobiyal ajanların doğada kalıcılığını arttırmak için yapılan çoğu uygulamada formüle edilen konidilere UV koruyucular ilave edilir. Bu uygulamalara rağmen, birçok durumda formüle edilen konidilerin alan etkinlikleri zararlıların kontrolü için hala tam olarak yeterli değildir. Bu nedenle pigmentler gibi UV koruyucu yeni doğal ürünlerin keşfine ihtiyaç vardır. Bu amaçla Erzurum'da 1800 m ve üzeri rakımda 20 farklı noktadan toprak örnekleri alındı. Laboratuvarda yapılan izolasyonlarda pigment ürettiği tespit edilen 2 filementöz fungus ve 6 maya saflaştırıldı. Yapılan ön seleksiyonda bu pigment üretici funguslar içerisinden sadece A2 ve A3 kodlu maya izolatları pigment ekstrasyonuna yatkın olmasından dolayı seçildi ve pigmentler saflaştırıldı. Ardından bu iki izolata ait pigmet örnekleri 0,5 mg/ml, 1 mg/ml ve 2,5 mg/ml olacak şekilde B. bassiana spor süspansiyonlarına ilave edildi. Pigment ilave edilen süspansiyonlar 15, 30 ve 60 dakika boyunca UV ışınları ile muamele edildi. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda pigment ilavesi bütün denemelerde UV ışınlarına karşı koruma sağlayarak konidi çimlenmesini arttırdı. En iyi sonuçlar A2 izolatına ait pigmentin ilavesi ile elde edildi. PaF04 kodlu B. bassiana izolatı 30 dakikalık UV muamelesi sonucunda konidi çimlenme oranı %39.58'e düşerken, 0,5 mg/ml konsantrasyonunda A2 pigment ilavesi sonucunda bu oran %99.16 olarak kaydedildi. Bu nedenle A2 pigmentinin antimikrobiyal özelliği, antioksidan aktivitesi ve mayanın moleküler karakterizasyonu gerçekleştirldi. Yapılan çalışmaların sonucunda, pigmentin UV koruyucu özelliğinin yanında antioksidan aktivite gösterdiği belirlendi. Ayrıca gram negatif G(-) ve gram pozitif G(+) bakterilere karşı antibakteriyal özellik gösterirken, antifungal aktivite göstermedi. A2 kodlu izolat, yapılan ITS sekans analizi sonucu Sporobolomyces roseus olarak tanımlandı ve KY705066 erişim numarası ile GenBank'a kaydedildi.

Ayşe Yenilmez
Erzurum Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

İn vitro alzheimer modelinde farklı seskiterpenlerin nöron koruyucu etkilerinin değerlendirilmesi

Alzheimer hastalığı (AH) genel anlamda zihinsel hastalıkların %60'ını kapsamaktadır ve en önemli nörodejeneratif hastalıklardan biridir. Bu çalışmamızda, insan nöroblastom hücre hattı (SH-SY5Y) retinoik asit uygulanarak nöron benzeri hücrelere dönüştürülmüştür. Dönüştürülen hücrelerde Alzheimer ortamını oluşturmak için geniş doz aralıklarında β-amiloid 1-42 proteini (0-200 µM) 24/48 saat uygulanmış ve IC50 değerleri belirlenmiştir. Ardından, dört farklı seskiterpen (farnesen, gayzulen, östrisin, lökomisin) β-amiloid uygulanmış hücre ortamına geniş dozlarda (0-100 µg/ml) uygulanarak oluşturulan toksisiteye karşı nöron koruyucu etkisi incelenmiştir. İn vitro Alzheimer modelinde hücre canlılık oranlarının tespiti için 3- (4,5-dimetil-tiazol-2-il) 2,5-difeniltetrazolyum bromid (MTT) ve laktat dehidrogenaz (LDH) salınım testleri yapılmıştır. Ardından hücrelerde toksisitenin yol açtığı ölüm türünü belirlemek için Annexin-V/PI incelemesi flov sitometri yöntemi kullanılmıştır. Hücrelerde apoptoz ve çekirdek integritisi, Hoechst 33258 floresan boyama metodu kullanılarak mikroskop altında incelenmiştir. Son olarak, seskiterpenlerin asetilkolinesteraz (AChE) aktivitesi, toplam antioksidan kapasite (TAK) ve toplam oksidatif durum (TOD) seviyeleri üzerine olan etkileri belirlenmiştir. Sonuçlara göre, farklı seskiterpen konsantrasyonlarının β-amiloide karşı koruyucu etkisi hücre canlılık testleriyle gösterilmiş ve seskiterpenlerin hücrelerde gerçekleşen nekroz ölümlerinde önemli ölçüde düşüşe neden olduğu flov sitometri sonuçlarıyla belirlenmiştir. Bunun dışında seskiterpen uygulamalarının AchE aktivitesinde ve TOD seviyesinde azalmaya, ve TAK seviyesinde atışa neden olduğu gözlenmiştir. Bulgularımız, anti-alzheimer potansiyellerine göre test edilen seskiterpen etkinliklerinin uygulama dozuna göre gayzulen>östrisin>farnesen>lökomisin şeklinde sıralandığını ortaya koymuştur.

Mehmet Enes Arslan
Erzurum Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kent içi toplu taşıma kullanımının akıllı ulaşım sistemleri ile artırılması ve Erzurum örneği

Dünya'da ve Türkiye'de gelişmekte olan kentlerde nüfus artışı pek çok soruna yol açmaktadır. Bu sorunlar içerisinde kent içi ulaşım sorunu önemli bir paya sahip durumdadır. Kent içi ulaşım sorununun çözümü için yapılan alternatif yol yapımları ya da yol genişletme çalışmaları bu sorununu çözememektedir. Kullanılan bu geleneksel yöntemler ile her yeni yol kendi trafiğini yaratmakta ve yaşanan kent içi trafik sorunlarını artırmaktadır. Mevcutta bulunan bu problemlerin çözümü için gerekli en temel yöntem hızlı, konforlu, güvenlikli ve ekonomik bir toplu taşıma sistemidir. Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesinde bulunan Erzurum kenti de kent içi trafik problemleri yaşamaktadır. Dünya'da gelişen ve etkisini sürekli bir biçimde artıran teknolojik yenilikler ulaştırma alanında da kendini göstermektedir. Ulaştırma alanında yaşanan bu teknolojik yenilikler ve yaşanan ulaşım sorunlarının artık geleneksel yollar ile çözülememesi Akıllı Ulaşım Sistemlerini ortaya çıkarmıştır. Bu çalışma kapsamında gelişmiş kentlerde trafik problemlerinin çözümünde kullanımı gittikçe artan Akıllı Ulaşım Sistemleri uygulamalarının toplu taşıma alanında Erzurum ilinde uygulanma düzeyleri incelenmiştir. Bunlara ek olarak Akıllı Ulaşım Sistemlerinin Erzurum ilinde toplu taşıma sistemlerinde kullanımını artıracak uygulamaları ve mevcut durumda ki uygulamaların geliştirilmesine yönelik tavsiyeler sunulmaktadır.

Saltuk Topdağı
Erzurum Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Düğüm tabloları için yeni bir metod: Düğüm digraf notasyonu

Düğüm tabloları oluşturmak için yeni bir metod geliştirildi. Düğüm digraf notasyonu adını verdiğimiz bu metodda düğüm grafından elde edilen digraflara quasi-pseudo metrik vasıtasıyla bir bitopoloji eşlendi. Bu bitopolojiler sınıflandırılarak yeni düğüm tabloları elde edildi. Giriş bölümünde literatür bilgisi verilmiştir. İkinci bölümde ise düğüm, graf, digraf, bitopolojik uzay gibi temel tanım ve teoremler ifade edilmiştir. Üçüncü bölümde düğümden graf, dual graf ve digrafın elde edilişi ve bunlara bağlı olarak quasi- pseudo metrik vasıtasıyla bitopolojilerin elde edilişi yer almaktadır. Dördüncü bölümünde, m=3,4,…,10 ve n=1,2,3 olmak üzere, m_n düğümlerinden elde edilen grafların; digraflarıyla oluşturulan bitopolojilerin herbirinin tek tek elde edilmesi verilmiştir. Son bölümde ise elde edilen bitopolojilere bağlı olarak m=3,4,…,10 ve n=1,2,3 olmak üzere, m_n düğümlerinin çeşitli sınıflandırmaları verilmiştir.

Tuğçe Kunduracı
Erzurum Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Erzincan Değirmenliköy Kilisesi'nin 1939 Erzincan depremi davranışının apsis hasarı üzerinden incelenmesi

Bu çalışmada 1939 Erzincan Depremi'nde apsis kısmının yıkıldığı belirtilen Erzincan Değirmenliköy Kilisesi'nin dinamik davranışı incelenmiştir. Kilise yapısına ait tek resmi belgenin yapı tescil fişi olduğu görülmüştür. Literatürde kilisenin yapısal davranışının konu edildiği bir çalışmaya rastlanmamıştır. Öncelikle kilise hakkında bilgi toplanmış ve yapının rölevesi çıkarılmıştır. Malzeme özellikleri deneysel yöntemler ve literatür desteğinde ortaya konmuştur. Yapının mod şekilleri ve modal frekanslarının yerinde belirlenmesi amacıyla operasyonel modal analiz çalışması yapılmıştır. Operasyonel modal analiz çalışması sonuçları kullanılarak yapısal analize esas teorik model kalibre edilmiştir. Nihai malzeme özelliklerine erişildikten sonra yapının yıkılmış olan apsis kısmı modele eklenmiştir. Apsisli model üzerinde dinamik analizler gerçekleştirilerek apsis kısmının 1939 Erzincan Depremi'nde yıkılmış olduğu tezi irdelenmiştir. Dinamik analizlerde 1939 Erzincan Depremi sayısal kayıtları olmadığı için 1992 Erzincan Depremi kayıtları kullanılmıştır. Çalışma neticesinde, apsis yapısı gövde kısmının depremde yıkılmadığı ancak apsis-yapı birleşimde hasar meydana gelmiş olabileceği ve bu hasarın zamanla ilerleyerek apsis kısmının yapıdan ayrılarak tahrip olmasına sebep olmuş olabileceği sonucuna varılmıştır.

Semi Emrah Aslay
Erzurum Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiyenin ulaştırma enerji talebinin tahmin edilmesi

Enerji verimliliği politikaları, ekonomik büyüme ve sosyal kalkınma hedeflerinin sürdürülebilirliği ile doğrudan ilişkili olmasından dolayı, hassasiyetle göz önünde bulundurulması gereken konular arasındadır. Dünyada ki artan nüfus ve ülkelerin büyüyen ekonomisi ile birlikte enerjiye olan ihtiyaç ve talep hızla artmaktadır. Ayrıca ülkelerin gayri safi yurtiçi hasılalarının artması (GSYİH) ve bununla birlikte yaşam standartlarındaki artış ulaştırma sektöründeki enerji talebini artırmaktadır. Türkiye'de ulaşım sektörünün enerji tüketimi açısından yaklaşık % 19'luk bir paya sahip olması bu durumun önemini artırmaktadır. Ulaştırma sistemlerini daha verimli bir şekilde tasarlamak, planlamak ve kullanmak için gelecekteki enerji talebi büyük önem arz etmektedir. Bununla birlikte enerji politikalarına yön verebilmek için gelecek adına güvenilir ve doğru tahminlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada, ulaştırma sektöründe enerji talebi tahmininde yapay sinir ağları kullanılarak modelleme yapılmıştır. Bu çalışmada 1975 ve 2016 yılları arasındaki GSYİH, petrol fiyatı, nüfus, araç-km, ton-km ve yolcu-km verileri, Türkiye'nin ulaştırma sektöründeki enerji talebini tahmin etmek için kullanılmıştır. Çalışmada farklı senaryolara göre 7 ayrı model kurulmuştur. Çalışma sonucunda modeller içinden birinci modelin en düşük hata değerlerine ve en yüksek R2 değerine sahip olduğu belirlenmiştir. Bu model ile Türkiye'nin ulaştırma enerji talebi 2020, 2023, 2025 ve 2030 yılına kadar tahmin edilmiştir. Ayrıca daha önceden literatürde yapılan tahmin çalışmalarıyla karşılaştırılmış ve kurulan modelin ulaştırma enerji talebini tahmin etme başarısı test edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ulaştırma, Enerji talebi tahmini, Yapay sinir ağları, Petrol fiyatları

Ahmet Ünal
Erzurum Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Metforminin larenks kanseri hücre hattı hep-2 hücreleri üzerindeki etkisinin belirlenmesi ve 5-florourasil ile sinerjistik etkilerinin araştırılması

Larenks kanseri (LKa) en yaygın görülen baş boyun kanseridir ve dünya çapında tüm insan kanserlerinin %1-2,5'ini oluşturur. LKa için yeni tanı ve tedavi yaklaşımları geliştirilmesine rağmen son otuz yılda 5 yıllık sağ kalım oranında önemli bir azalma görülmemiştir. LKa tedavisinde yaygın olarak kullanılan kemoterapötik bir ajan olan 5-FU'nun LKa hastalarının sağ kalım süresine belirgin bir katkısı olmamıştır. Metformin Tip-2 diyabet tedavisinde yaygın olarak kullanılan oral anti-diyabetik bir ilaçtır ve son zamanlarda anti-kanser aktivitesi olduğu birçok kanser çeşidinde gösterilmiştir. Literatürde metforminin farklı kemoterapötik ilaçlarla birlikte alındığında kemoterapötik ilaçların etkinliğini artırabileceği yönünde çeşitli çalışmalar mevcuttur. Ayrıca metforminin insan LKa hücre hattı olan Hep-2 hücreleri üzerinde anti-proliferatif etkileri olabileceğine dair bulgular da mevcuttur. Tez kapsamında metforminin tek başına ve 5-FU ile kombine kullanımının Hep-2 hücreleri üzerindeki etkilerinin gösterilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda metformin ve 5-FU tek başlarına ve kombine halde hücrelere uygulanmış ve metforminin Hep-2 hücrelerinde apoptozu tetikleyerek hücre çoğalmasını baskıladığı, ayrıca hücre göçünü inhibe ettiği ortaya konulmuştur. 5-FU ile birlikte hücrelere uygulandığında ise hücreler üzerinde sinerjistik olarak apoptozu indüklediği, hücre çoğalması ve göçünü ise inhibe ettiği gösterilmiştir. Beklenmedik bir şekilde, metforminin Hep-2 hücre invazyonunu artırdığı ve 5-FU'nun hücre invazyonunu inhibe edici etkisini ise azalttığı bulunmuştur. Bu bulgular doğrultusunda, metforminin LKa tedavisinde destekleyici ajan olarak kullanılabileceği ilk defa bu çalışma ile ortaya koyulmuştur, ancak, metforminin kanser hücrelerinin invaziv potansiyelini artırma potansiyeli göz ardı edilmemelidir.

Neslişah Barlak
Erzurum Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00