Eskişehir Osmangazi University
Discipline

Ekonomi Hukuku Anabilim Dalı

Eskişehir Osmangazi University

36

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

36 Theses
Master'sOpen AccessTR

Yargı kararları ışığında yükseköğretimde öğretim elemanları disiplin ve ceza soruşturmaları

Hazırlanan tez, daha önce 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinde yer alan hüküm uyarınca Yönetmelik ile düzenlenmiş olan yükseköğretim öğretim elemanlarının disiplin işlemlerinin, söz konusu düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa'nın 38, 128 ve 130. maddeleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle iptal edilmesi sonucunda 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesi ile tümüyle yeniden düzenlendiği dikkate alınarak, yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim elemanlarının disiplin suçları nedeniyle yapılacak disiplin soruşturmaları ve yine aynı maddede yer bulan göreve ilişkin suçları nedeniyle yapılacak ceza soruşturmalarının usul ve niteliklerinin yargı kararları da göz önüne alınarak incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, üç bölüm halinde hazırlanan çalışmanın birinci bölümünde, disiplin kavramı ile disiplin suçu ve disiplin hukukuna ilişkin genel ilkeler incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nda yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim elemanlarının hangi fiillerinin disiplin suçu olarak tanımlandığı ve bu fiiller karşılığında verilecek cezaların neler olduğu hususlarına kısaca değinildikten sonra, öğretim elemanlarının disipline aykırı fiilleri nedeniyle yapılacak soruşturmalarda izlenecek usul, soruşturmalarda dikkat edilmesi gereken ilkeler ve soruşturma sonucunda tesis edilecek işlemler yargı kararları ile birlikte incelenmiştir. Son bölüm olan üçüncü bölümde ise, yükseköğretim kurumlarında görevli öğretim elemanlarının görevleri nedeniyle ya da görevlerini yaptıkları esnada işledikleri ileri sürülen suçlarına yönelik olarak yapılacak ceza soruşturmalarında 2547 sayılı Kanun ile benimsenen soruşturma sistemi, bu soruşturmalarda yetkili olan makamlar, izlenecek usuller, soruşturmaları yürütenlerin yetkileri ve soruşturmalar sonucunda ilgililer hakkında verilecek kararlar ve bu kararlara itiraz yolları yine yargı kararları ile birlikte incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar sözcükler: Soruşturma, Yükseköğretim Kanunu, Öğretim Elemanları.

Disiplin cezasıDisiplin soruşturmasıSoruşturma+4
Özgür Bozkurt
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesinin kiraya veren tarafından sona erdirilmesi

Gündelik hayatta sürekli olarak karşılaştığımız hukuki işlemlerin başında kira sözleşmeleri gelmektedir. Bu durum kira sözleşmesine ilişkin hukuki düzenlemeleri kişiler açısından önemli hale getirmektedir. Özellikle 20. yüzyılın başından itibaren yaşam koşullarında meydana gelen değişimlere ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak ülke nüfusları, şehir merkezlerinde yoğunlaşmıştır. Söz konusu yoğun nüfusa bağlı olarak özellikle barınma ihtiyacı ve ekonomik faaliyetlerin gerçekleştirilmesi bağlamında konut ve işyerlerine talep artmıştır. Bu duruma bağlı olarak kişiler arasında kira hukukuna ilişkin birçok hukuki uyuşmazlık ortaya çıkmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda kira sözleşmesi ve kira sözleşmesinin bir türü olan konut ve çatılı işyeri kira sözleşmeleri düzenlenmiştir. Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 339. ve 356. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, kira sözleşmesinin zayıf konumunda olan kiracıyı koruyan birçok düzenleme yer almaktadır. Kiracı tarafı koruyan kanuni düzenlemeler daha çok kira sözleşmesinin sona ermesi durumlarında kendisini göstermektedir. Türk Borçlar Kanununda kira sözleşmelerini sona erdiren genel sebepler dışında ayrıca konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerine özgü, konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesini sona erdiren sebepler kabul edilmiştir. Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerine özgü, kiraya veren tarafından sözleşmeyi sona erdiren nedenler sözleşmenin bildirim ve dava yoluyla sona erdirilmesi şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Türk Borçlar Kanununda yer alan kanuni düzenlemeler genel olarak değerlendirildiğinde kiraya veren tarafından konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesinin sona erdirilmesi son derece zor koşullara bağlanmıştır. Çalışmada öncelikle kira sözleşmesi ve konut ve çatılı işyeri kira sözleşmeleri genel olarak ele alınmış, daha sonra konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinin kiraya verence sona erdirme sebepleri incelenmiş ve son olarak konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesinin sona erdirilmesi nedeniyle ortaya çıkan sonuçları ele alınmıştır.

Kira sözleşmesiKiraya verenKonut+4
Mustafa Umut Yıldız
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bir kolluk teşkilatı olarak belediye zabıtasının görevleri, yetkileri ve etkinliği: Gaziantep Büyükşehir Belediyesi örneği

Yerel yönetim politikalarının etkin olarak uygulanması ve bu aşamada hizmet sunumlarının tam, zamanında ve etkin olarak yapılabilmesinde önemli bir yere sahip olan belediye zabıtası, beldenin düzenini muhafaza eden, belde halkının esenlik, sağlık ve huzurunu koruyan, yetkili organların bu amaçla alacakları kararları uygulayan özel kolluk teşkilatıdır. Yerel yönetim birimlerinin toplum ile etkileşiminde ortaya çıkan sorunların çözümü aşamasında ise denetim ve kontrol mekanizması olan belediye zabıtasına büyük görevler düşmektedir. Belediye Zabıta Yönetmeliği başta olmak üzere ilgili mevzuatla verilen görevleri yürüten belediye zabıtası, özlük haklarındaki iyileştirme beklentileri bir yana, birçok alanda görev, yetki ve sorumluluklarından kaynaklanan belirsizlikler ile karşılaşmaktadır. Bu belirsizlikler, iş ve işlemlerin çoğu zaman dava konusu edilmesine ve mahkeme kararı ile durdurulmasına sebebiyet vermektedir. Belediye zabıtasınca etkin denetim mekanizmasının tesis edilmesi, görev yetki ve sorumluluklarının yasal zemini sağlamlaştırılmış ve sınırları net olarak belirlenmiş teşkilat yapısına kavuşturulması ile mümkündür. Bu tezde, belediye zabıtası görevlerin tam, zamanında ve etkin bir şekilde yerine getirilmesi aşamasında karşılaşılan sorunlar ele alınmış ve bu sorunlara yönelik olası çözüm önerileri bilimsel veriler ışığında incelenmiştir. Bu vesileyle yerel yönetimlerde hizmet sunumlarının daha kaliteli, etkin ve sürdürülebilir standartlara eriştirilebilmesi maksadıyla belediye zabıta hizmetlerinin iyileştirilmesinde gerekli görülen bulgular elde edilmiştir. Tezin birinci bölümünde belediye teşkilatı ve kolluk hizmetleri üzerinde durulmuş, belediye organları ve kuruluşları incelenmiştir. İkinci bölümde belediye zabıta teşkilatı ve görevleri, tarihçesi, görev yetki ve sorumlulukları, atama ve özlük haklarına ilişkin konular ile diğer ülkelerdeki belediye kolluk teşkilatlarının yapısı, görev, yetki ve sorumluluklar bakımından incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Gaziantep Büyükşehir Belediye Zabıtası görevlerinin tam, zamanında ve etkin bir şekilde yerine getirilmesinde karşılaşılan sorunlar ve olası çözüm önerilerine dair bulgular görev, yetki ve sorumluluk bakımından incelenerek çözüm önerileri tartışılmıştır. Anahtar sözcükler: Belediye, Zabıta, Kolluk, Denetim.

Belediye hizmetleriBelediyelerDenetim+5
Adem Esen
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Aldatıcı reklamlar ve tüketicinin korunması

Ülkemizde ve dünyada neredeyse tüm sektörlerle ilişki içerisinde olan reklam gelişimini hızla sürdürmeye devam etmektedir. Bu çalışmada temel olarak aldatıcı reklamlar ele alınmış, ilgili kanun ve yönetmeliklerle tanımı, niteliği incelenmiş, aldatıcı reklamın var olduğu koşullarda tüketicinin başvurabileceği yollar açıklanmıştır. Aldatıcı reklam karşısında idari organların yaptırımları ve söz konusu hukuka aykırılık ile ne şekilde mücadele edileceği incelenmiştir. Aldatıcı reklamlar karşısında tüketicilerin korunması adına geniş çalışmalar yürütülmesi, var olan düzenlemelerin yenilikleri kapsaması ve güncelliğini koruması gerektiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Reklam, Aldatıcı Reklam, Reklam Yönetmeliği, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun

Aldatıcı reklamEkonomi hukukuReklamlar+3
Fadile Aslı Barut
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ödeme aracı olarak çek, çekte ''karşılıksızdır'' işlemine sebebiyet verme suçu ve sonuçları

Çek, düzenleyeni tarafından, muhatabı olan bankaya hamili lehine belirli bir tutarın ödenmesi emrini içeren bir tür havaledir. Ticari hayatta nakit yerine kullanımıyla büyük kolaylıklar sağlayan çek, kamu otoritesi tarafından da ticaretin kayıt altına alınması yönüyle teşvik edilmektedir. Çek, ticari hayatta kullanılan en önemli ödeme araçlarından biridir. Türkiye'de çekin ödeme aracı olarak kullanılmasından çok, sağlama aracı olarak kullanılması hususu yoğun olarak tartışılmaktadır. Yasa koyucu bunu açıkça ifade etmese de, uygulamada çekin kredi aracı olma özelliğiyle ilgili sorunlar bir türlü giderilememiştir. Bu konudaki yasal düzenlemeler oldukça yetersiz kalmaktadır. Tez içeriğinde öncelikle çek ile ilgili kavramsal çerçevede tanımlamalar yapılmış, kredi vasıtası olarak kullanımıyla ilgili ortaya çıkan "karşılıksız çek" konusu ve hukuki sonuçları Türk mevzuatında ilgili düzenlemeler çerçevesinde incelenmiştir. Özellikle bu konuda çekin karşılıksız kalmasına sebebiyet veren "karşılıksızdır işlemine sebebiyet verme suçu" hukuki ve cezai yönlerden değerlendirilmiştir. "Karşılıksızdır" işlemine sebebiyet verme suçunun cezalandırılması ve konkordato sürecindeki durumu ve sonuçları da tezde ele alınan diğer konulardır.

Cezai sorumlulukEkonomi hukukuKarşılıksız çek+6
Alper Yunus Emre
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sigorta sözleşmelerinde sigorta ettirenin beyan yükümlülüğü

Bu çalışmamızda Türk Ticaret Kanunu Sigorta Hukuku kitabında yer alan sigorta sözleşmelerinin en önemli konularından kabul edilen sigorta ettirenin beyan yükümlülüğüne ilişkin hususlar ele alınmıştır. Sürekli edim borcu yükleyen sigorta sözleşmelerinde sözleşmenin tarafı olan sigorta ettirenin beyan yükümlülüğü yerine getirilmediğinde sigorta ettirenin hak kayıpları hatta hakkından tamamen mahrum kalması söz konusu olabilmektedir Sigorta ettirene beyan yükümlülüğü sözleşmenin kurulması aşamasında, sözleşme devam etmekte iken ve sigorta sözleşmesinin rizikonun gerçekleşmesi ile sona ermesi gibi üç durumda yüklenmiştir. Kanun koyucu kanunda yer alan her bir dönem için, her dönemde de farklı durumlar için ayrı ayrı düzenleme getirmiş olup, çalışmamızda kanun sıralamasına göre konular işlenmiştir. Sözleşmenin kurulmasından sona ermesine kadar olan beyan yükümlülüğünün ihlali açıklanmış, ihlali durumunda sonuçlarının neler olacağı detaylandırılmıştır. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için sigorta sözleşmesine ilişkin genel başlıklara çalışmamızda yer verilmiş, yargı kararları ile örneklendirilmiştir.

BeyanSigorta hukukuSigorta işlemleri+5
Hasan Şahin
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kefilin sorumluluğunun kapsam ve şartları

Tezin amacı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde kefalet sözleşmesinde kefilin sorumluluğunun kapsamı ve bu sorumluluğa başvurulabilmesinin şartlarının belirlenmesidir. Tez, giriş ve üç ana bölüm ve sonuç bölümünden oluşmaktadır. Girişte, kefilin sorumluluğunun, gerek 818 sayılı Eski Borçlar Kanunu'nun yürürlükte olduğu dönemde gerekse de 6098 sayılı kanunda hangi kapsam ve şartlar ile düzenlendiği konusunda genel bilgi verilmiştir. Birinci bölüm, iki ana kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda kefalet sözleşmesinin tanımı üzerinde durulmuştur. İkinci kısımda ise ana tez konusunun daha iyi değerlendirilebilmesi için kefalet sözleşmesinin hukuki niteliği ve özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölüm, iki ana kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda, kefilin kanundan doğan sorumluluğu üzerinde durulmuş ve uygulamada ortaya çıkan bazı özel durumlar hakkında doktrindeki görüşlere yer verilerek, konuya ilişkin kişisel önerilerde bulunulmuştur. İkinci kısımda ise, 6098 sayılı Borçlar kanunun cevaz verdiği ölçüde kefilin sözleşmeden kaynaklanan sorumluluğuna değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise, tanımı yapılarak özellikleri hakkında bilgi verilen kefalet sözleşmesinde, sorumluluğunun kapsamı belirlenen kefilin, hangi şartlar dâhilinde bu sorumluluğuna gidilebileceği üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölüm, 3 ana kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda, esas kefalet türü olan adi kefalet sözleşmesi, ikinci kısımda uygulamada en sık karşılaşılan müteselsil kefalet sözleşmesi ve üçüncü kısımda ise diğer kefalet sözleşmesi türleri yönünden kefile başvuru şartları üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimler; Kefalet, Sorumluluk, Sözleşme, Kefil

Borçlar KanunuKanunlar 6098 sayılıKefil+3
Şükrü Ekren
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

AİHS ve Anayasa hukuku bağlamında vergide adalet ilkesi

İdarenin kamu giderlerini karşılamak amacıyla özel bir karşılığı olmaksızın hukuki cebir ile elde ettiği gelirlere vergi denir. Verilendirmeye dair hukuki ilişkilerde taraflardan bir tanesi egemenlik gücü ve ayrıcalıklarına sahip olan devlet, diğer tarafta ise kanunların kendisine maddi ve şekli ödevler yüklediği mükellef bulunmaktadır. Bu orantısız hukuki ilişki sebebiyle zaman zaman iktidarlar keyfiliğe ve aşırılığa kaçabilmiş bu sebeple insan hak ve hürriyetleri ihlal edilmiştir. Bu sebeple vergilendirme işleminde tarafların uyması gerekli bir takım prensipler zaman içerisinde oluşmuştur. Vergiye ilişkin temel prensiplerin normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alan Anayasada düzenlenmiş olmasının sebebi vergi düzenlemelerinin tüm hak ve özgürlükleri ilgilendirip etkileyen ve aynı zamanda onlardan etkilenen nitelikte olmasıdır. Anayasal vergi hukukunda bu tür prensipler genel olarak vergide adalet ilkesi kavramı çerçevesinde ele alınmıştır. Vergi adaleti kamu harcamaları sebebiyle alınan verginin, bireyler arasında hakkaniyetli dağılımını ve vergilendirme sürecine ilişkin idari işlemlerin hukuk ve hakkaniyete uygunluğunu ifade eder. AİHS'i Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından kabul edilmiş ve iç hukukun sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi ve insan hak ve hürriyetlerinin ihlalinin engellenmesi amacıyla çeşitli kurumlar oluşturulmuştur. Bu kurumların başında Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru mekanizması gelmektedir. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde vergi kavramından kısaca bahsedildikten sonra vergide adalet kavramı, tarihsel gelişimi, vergide adalet ilkeleri, vergide adalet oluşumunu engelleyen faktörlerden bahsedilmiştir. Özellikle vergide adalet ilkeleri olan vergide genellik uygunluk açıklık belirlilik eşitlik ilkelerine değinilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde insan hakları bağlamında AİHS'nin ve Anayasanın vergide adalet ilkesi çerçevesinde hükümleri ele alınmış olup bu bağlamda insan hakları, insan haklarının bütünlüğü veya bölünmezliği ilkesi ele alınmıştır. Vergide adalet ilkelerinin uygulamada sağlanmasının sosyal devlet ilkesinin ayrılmaz bir parçası olduğu belirtilmiştir. Sosyal ve hukuk devleti çerçevesinde mükellef temel hak ve özgürlüklerinin neler olduğu ve mükellef temel hak ve özgürlükleri ile doğrudan ilişkili olan mülkiyet hakkı, adil yargılanma hakkı, makul sürede yargılanma hakkı, hakkaniyete uygun yargılanma hakkı, mahkemeye erişim hakkı, masumiyet karinesi, susma hakkı vb. temel haklara ayrıntılı bir şekilde değinilmiştir. Çalışmamızın son bölümünde ise vergi mükelleflerinin sahip olduğu temel hak ve özgürlüklerin ihlali karşısında Anayasa Mahkemesi'ne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne bireysel başvuruda izlemesi gereken prosedürler için yer verilmiştir.

AdaletAdalet kuramlarıAnayasa hukuku+5
Gülen Özkaya
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

FDIC çerçevesinde uluslararası inşaat sözleşmeleri

Son yıllarda hızla artmakta olan uluslararası inşaat çalışmalarında, taraflar arasında ortaya çıkması muhtemel uyuşmazlıkların çözümünde genel tip (standart)FIDIC sözleşmeleri kullanılmaktadır. Taraflarının, farklı devlet vatandaşı olduğu veya farklı ülkelerde ikamet ettiği ya da sözleşme konusu olan ödemelerin bir ülkenin sınırlarının dışına çıktığı sözleşmelerde(uluslararası) oluşabilecek uyuşmazlıkları çözümleyecek uluslararası bir mahkeme bulunmadığından dolayı FIDIC sözleşmeleri etkin olarak uygulanmaktadır. FIDIC sözleşmeleri tasarım aşamasından yapım aşamasına kadar birçok teknik detayı içermekle birlikte, inşaat mühendisliği alanında özellikle son yıllarda ulaşılan bilgi, birikim ve bilgisayar-elektronik temelli teknik altyapı uygulamalarındaki gelişmelere bağlı olarak, bu sözleşmelerde farklı yaklaşımların ortaya konulması gündeme gelebilir. Bu nedenle, FIDIC sözleşmelerinde üzerinde durulan geleneksel inşaat uygulamalarının geoteknik, hidrolik, mekanik, ulaştırma ve yapı malzemesi gibi farklı teknik başlıklar altında incelenmesinin taraflara çeşitli faydalar sağlayacağı düşünülmektedir. Bu bağlamda, Türk Hukuku ve Uluslararası Hukuktaki 'sözleşme' kavramı, FIDIC sözleşmeleri özelinde incelenerek, ulaşılan sonuçlar ve öneriler sunulmaktadır.

FIDICStandartlarSözleşmeler+4
Ali Fırat Çabalar
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kripto para ve hukuki çerçevede değerlendirilmesi

Küreselleşen dünyada, içinde yer aldığımız eko sistem günden güne değişmekte, gelişmekte ve dijitalleşmektedir. Bu baş döndürücü hızdaki değişimi endüstri 5.0 devrimi, yapay zeka, metaverse ve blockchain uygulamaları ile gerek ekonomik, sosyal ve kültürel alanda, gerekse teknolojinin kullanımı sırasında olmak üzere her alanda yaşamakta ve yepyeni alışkanlıklar edinilmektedir. İlkçağlara hakim olan takas ekonomisinin getirdiği zorluklar, zamanla yerini değerli metal standardı sistemine bırakmıştır. Bir batı Anadolu uygarlığı olan lidyalıların parayı kullanmaya başlamasıyla birlikte, ticaret hacmi gelişmiş ve takas sistemi yerine değerli metal standardı sistemi etkili olmuştur. Sanayi devrimiyle birlikte ticari hayatta yaşanan gelişmeler değerli metallerin taşıma ve nakliye gibi sorunlarını da beraberinde getirmiş ve bu sistemin de yerini değerli metaller karşılığında çıkarılan değerli kağıtlara bıraktığı görülmüştür. Teknolojide yaşanan gelişmeler sonucu 1968 yılında kredi kartlarının varlığı ortaya çıkmış ve nakitsiz ekonomiye geçiş sürecine geçiş hızlanmıştır. Son yıllarda dünya genelinde yaşanan ekonomik krizlerin sonucunda, merkezi yapılara olan güvenin sarsılması, ekonomideki merkezileşmenin yerini teknoloji temelli sanal yapılara bırakabilir mi? sorusunu akıllara getirmiştir. Buradan hareketle birçok alanda "merkeziyetsizleşme" kavramı gündeme gelmiş ve son olarak bu kavram, ticari hayatın dili olan "para" kavramında kendini göstermiştir. 2008 yılında kendini Satoshi Nakamoto olarak adlandıran anonim bir yapı, devlet veya merkez bankası gibi bir otoritenin yönetim ve denetimine tabi olmayan "Merkeziyetsiz Kripto Para" kavramını öne sürmüş ve "blockchain"alt yapısıyla kurmuş olduğu sistemi, tüm dünya piyasasına deklare etmiştir. İşte bu tez çalışmasında da, dünya üzerindeki mevcut ekonomik dengeleri ve sistemi değiştirebilecek tüm dünya ülkelerini heyecanlandırdığı kadar merkeziyetsizleşmenin getirmiş olduğu korku ve endişeyi de aynı anda yaşatan yeni bir teknoloji ürünü olan kripto para, tarihsel süreç ve kavramsal çerçevede ele alınmış, hukuk düzeni içindeki yerinin ne olduğu sorusuna cevap aranmış, Türkiye ve dünya genelindeki kripto para uygulamalarının nasıl olduğu araştırılmış ve ulaşılan sonuçlara yer verilmiştir.

Ayşe Başderici
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sigorta hukukunda alternatif uyuşmazlık çözüm yolları

Son yüzyılda ekonomide ve teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler, insanlar arasında iletişim ve etkileşimin artmasına, sosyal ilişkilerin gelişmesine sebep olmuştur. İnsanların kolaylıkla iletişim kurarak etkileşim halinde olması, uyuşmazlıkların ve çatışmaların artmasını da beraberinde getirmiştir. Yaşanan uyuşmazlıkların çözümünün tamamının mahkemeler önünde çözülmeye çalışılması ise mevcut sistemde yetersizliklerin ortaya çıkmasına ve yargılamaların çok uzun sürmesine sebep olmuştur. Bu nedenle devlet yargılamasının yerine geçmeyen ancak yargılamadaki yükün hafiflemesini sağlayan alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına ihtiyaç duyulmuştur. Özellikle daha az masraflı ve daha kısa sürede sonuç alınması sebebiyle ülkemizde alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına duyulan ilgi her geçen gün artmaktadır. Alternatif uyuşmazlık çözüm yollarıyla birlikte Sigorta hukuku alanında yaşanan uyuşmazlıkların kısa sürede sonuca bağlanması bu noktada sigortacılık sektörüne duyulan güven için önem arz etmektedir. Atfedilen bu önem neticesinde, çalışmanın amacı sigorta hukukunda alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının tek bir çalışma başlığı altında toplanarak bütüncül bir şekilde tanınması, yaygınlaşması ve uygulamada karşılaşılacak hususlar hakkında güncel bilgi sahibi olunmasıdır. Alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının sigorta hukukunun temel ilkelerine yaraşır bir şekilde işleyebilmesi için çalışmada öncelikle genel olarak alternatif uyuşmazlık çözüm yolları ele alınmış, daha sonra sigorta hukukunda alternatif uyuşmazlık çözüm yolları olan arabuluculuk, sigorta tahkim, tüketici hakem heyeti, hakem-bilirkişi kurumları tek tek açıklanarak en son güncel gelişmelere de yer verilerek, yargı kararları ve doktrinde yapılan eleştirilerle birlikte değerlendirme yapılmıştır.

Alternatif uyuşmazlıkArabuluculukBilirkişi+5
Berna Yılmaz
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal risk ilkesinin tarihsel gelişimi ve Türk hukukunda idarenin sosyal risk kapsamında sorumluluğu

Hukuk Devleti ilkesinin bir sonucu olarak idare, işlem ve eylemleri neticesinde kişilere verdiği zararları karşılamakla yükümlüdür. Bu husus Anayasanın 125.maddesinde "İdare kendi işlem ve eylemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." biçiminde yerini almıştır. Söz konusu çalışmamızda idarenin mali sorumluluğuna neden olan idarenin eylemleri ve işlemleri incelenmiş olup, kişiler bir zarara uğradığında idarenin hangi şartlar altında sorumlu olacağı, bu sorumluluğun hangi temel ilkeler ışığında doğduğu ayrıntıları incelenmiştir. İdarenin sorumluluğu ancak 19. yüzyılın sonlarına doğru belli bir olgunluğa erişerek kabul görmüştür. Hatta o kadar ki idarelerin kusuru bile varken sorumlu olmadıkları bu son derece yanlış yaklaşım uzunca bir müddet sonra yerini idarelerin meydana gelen zararlarda herhangi bir kusurları bulunmasa da sorumlu olacakları bir anlayışa bırakmıştır. Bu sancılı süreç tarihe geçen ilk kararlar dikkate alınarak anlatılmaya çalışılmıştır. Çalışmamızda; dünya gündemini epeyce meşgul eden terör saldırıları veya kitle hareketleri ile fikirlerini duyurmak isteyenlerin verdikleri zararlar ve bu zararların hangi ilkeler ışığında giderildiği incelenmiş olup uygulama esnasında meydana gelen sorunların giderilmesine yönelik fikirler sunulmuştur. Ülkemizde henüz kısıtlı belli alanlarda yasal düzenlemeler bulunup ortaya çıkabilecek yeni sosyal risk alanları için yargısal içtihatların yeterli olup olmadığı her alanda yasal düzenleme imkânının bulunup bulunmadığı incelenmiştir.

Hukuk devletiHukuki sorumlulukKusurlu sorumluluk+5
Muazzez Polat
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kıymetli evrakın zayi olması ve iptal davası

Kıymetli evrak, Türk Ticaret Kanunu'nın 641 ila 849. Maddeleri arasında düzenlenmiş olup, tezimizin konusunu kıymetli evrak hukuku içerisinde oldukça geniş uygulama alanı bulan zayi olma hali ve iptal davası oluşturmaktadır. Tezimizde, hangi hallerin zayi olma hali kabul edileceği, zayi halinde hamilin başvurabileceği yollar ile iptal sürecinde izlenmesi gereken yollara değinilmiş, tartışmalı hususlarda doktrin görüşü ve yargı kararları ile konu aydınlatılmaya, kanaatimizce en doğru görüş ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmamız beş ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kıymetli evraka ilişkin genel bilgiler verildikten sonra ikinci bölümde; zayi kavramı, önleyici tedbire ilişkin bilgilendirmeler ile iptal davası ve şartlarından bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde, senet çeşitlerine göre iptal usulleri; dördüncü bölümde, iptal kararının neticesi ile senetle ilgili kişilere etkisine değinilmiştir. Son bölümde ise istirdat davasının şartları, niteliği, yargılama aşamaları ve sonuçlarına değinilmiştir.

Leyla Ayan Omuş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İş sözleşmesinin sağlık nedeniyle feshi

İş sözleşmelerinin hukuki niteliğini iki veya çok taraflı ve her iki tarafa borç yükleyen hukuki işlemler olarak ifade edebiliriz. Genel kural olarak sözleşme serbestisi prensibi geçerlidir fakat iş sözleşmeleri için genel kural emredici nitelikte bulunan birçok hükümle sınırlandırılmıştır. İş sözleşmesi tipik bir sözleşmedir ve hem 4857 sayılı İş Kanunu'nda hem de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda hakkında ayrıntılı düzenlemeler bulunmaktadır. İş sözleşmesinin taraflarından bir tanesi işçi diğeri işverendir. İşveren işçiye göre doğal olarak daha güçlü bir konumdadır. Hastalık durumu da, iş ilişkisinin başlangıcından devamına ve sonlandırılmasına kadar olan süreçlerde işçinin daha fazla korunmasını gerektiren bir durumdur. Aslında, hastalığı nedeniyle işinden olan bir işçi, kendisinin ve ailesinin geçimini sağlayacak ekonomik güvenceyi kaybederken, aynı zamanda sosyal bağlantılarını da kaybedecektir. Bu durum, sadece işçiyi ve ailesini değil, toplumu da olumsuz yönde etkileyecektir. Bu nedenle hangi şartlara göre sağlık nedeniyle fesih hakkının kullanılabileceği konusu önem arz etmektedir. Gerek işveren gerekse işçi tarafından kullanılabilen bu hakkın içeriğine ilişkin maddeler ışığında özellikle sağlık sebepleri üzerinde durarak konular açıklanmaya çalışılmıştır. Tez çalışmamızda, sağlıkla ilgili nedenlerden dolayı iş sözleşmesinin feshedilmesi konusundan bahsedilmiş, işçinin hastalanması durumunda, tarafların iş sözleşmesini geçerli veya haklı nedenlerle sonlandırma haklarının olup olmadığı konusu, doktrindeki farklı görüşler ve çekişmeler ile Yargıtay kararları ve uluslararası anlaşmalar bağlamında ele alınmaya çalışılmıştır. Ayrıca, tez çalışmamızda Covid-19 sebebiyle gerçekleştirilen fesihler ile ilgili hukuki süreç ve ilgili hükümlerden ayrıca bahsedilmiştir. Anahtar Kelimeler: İş hukuku, iş sözleşmesi, bildirimli fesih, haklı fesih, sağlık nedenleri.

Gözde Halepliler
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Limited şirketlerde ortaklıktan çıkma ve çıkarılma

Limited şirket, kurulumunun kolaylığı, ortakların sınırlı sorumluluğu sebebiyle gerek dünyada gerekse ülkemizde en çok olan ticaret şirket türüdür. Limited şirketin, TTK kapsamında ticaret şirketi olduğu belirtilmiş ise de, ortakların şahsi özellikleri daha ön plandadır. Ortaklar arasındaki bağ daha güçlü olup güven ilişkisine dayanmaktadır. Bu sebeple ortakların şirketten çıkma ve çıkarılması özel bir öneme sahiptir. Çalışmamızın içeriğini ayrılmanın bir türü olan limited şirketlerden çıkma ve çıkarılma hususu oluşturmaktadır. Limited şirkette, ortaklık, ortakların hak ve yükümlülükleri, çıkma ve çıkarılma halleri ile ayrılma akçesi incelenmiştir. Anahtar sözcükler: Limited şirket, çıkma, çıkarılma, ayrılma akçesi

Zeliha Çimrin
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Malpraktisten kaynaklanan zararlarda idarenin hukuki sorumluluğu

Malpraktisten kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklar, insanın yaşam ve vücut dokunulmazlığı hakkını yakından ilgilendirmesi sebebiyle çok çeşitli hukuk dallarının çalışma konusu olmaktadır. Türk Hukuku'nda gerek doktrinde gerekse mahkeme kararlarında malpraktis kavramına ilişkin farklı görüşler bulunmakta ve tartışmalar süregelmektedir. Hasta ile hastane açısından hastanenin özel hastane mi yoksa kamu hastanesi mi olduğu, hastaneye kabul sözleşmesinin niteliğinin nasıl olduğu gibi hususlar, ilgili olayın hangi usul ve esaslara tabi olacağını doğrudan etkilemektedir. Taraflar arasındaki ilişkinin hukuki niteliği, varılacak sonuçtaki hukuki neticeyi belirlemektedir. Bir başka ifadeyle hekim devlet hastanesinde çalışıyor veya kamu hizmeti sebebiyle tedavi yapıyor ise idare hukuku hükümleri, özel bir hukuki ilişki sebebiyle örneğin özel hastanede çalışıyor veya polikilinikte tedaviyi yapıyor ise özel hukuk hükümleri uygulanacaktır. Hukuk devleti ilkesinin gereği olarak idare, kusurlu eylem ve işlemleri nedeniyle meydana gelen zararları telafi etmekle yükümlüdür. Bu yükümlülük kusur sorumluluğuna özellikle hizmet kusuruna, zaman zaman ise ağır hizmet kusuruna dayanmaktadır. Danıştay, kamu hizmetinin eksik işlemesi, kötü işlemesi ya da hiç işlememesi hallerinde idarenin hizmetinin kusurlu olduğunu kabul etmektedir. Danıştay, malpraktisten kaynaklanan zarar sebebiyle açılan tazminat davalarında tazminat sorumluluğunun oluşması için mutlak olarak ağır hizmet kusurunu aramamaktadır, hizmet kusurunun varlığını da yeterli görmektedir. Asıl olan idarenin kusur sorumluluğu iken kusursuz sorumluluğu ise istisnadır. İdarenin tek sorumluluğu kusur sorumluluğundan ibaret değildir. İdarenin faaliyet alanının artması ve sosyal devlet ilkesinin kabul görmesiyle kusur şartı aranmaksızın idarenin kusursuz sorumluluğu da oluşmuştur. Bu sebeple öncelikle idarenin kusur sorumluluğunun olup olmadığı değerlendirilir. İdarenin kusur sorumluluğu yok ise kusursuz sorumluluğunun koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilmelidir. İdarenin kusursuz sorumluluğu oluşmuş ise, idare bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bu bilgiler çerçevesinde, malpraktisten kaynaklanan zararlarda idarenin kusur sorumluluğu ve kusursuz sorumluluğu detaylı olarak incelenecektir.

Gizem Büşra Bilgiç
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İş sözleşmesinin feshinde geçerli nedenler

Bilindiği üzere, iş sözleşmeleri işçi ve işveren olmak üzere iki taraf arasında kurulmakta ve bu iki tarafça da iş sözleşmesi sona erdirilebilmektedir. Tezimizin konusunu, sözleşmenin işverence feshi noktasında keyfiliğin önlenmesi ve işçilerin korunması amacıyla mevzuatımızda yer verilen ''İş Sözleşmesinin Feshinde Geçerli Nedenler'' kavramı oluşturmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 18.maddesinde iş sözleşmesinin işverence feshedilmesi durumunda işverenin geçerli nedene dayanması zorunluluğu düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemeye göre, iş güvencesi kapsamında bulunan bir işçinin iş sözleşmesi ancak işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebeple feshedilebilecektir. Geçerli nedenle fesih yükümlülüğüne işverence uyulmadığı durumlarda geçersiz feshin hukuki sonuçları olarak işe iade, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti gündeme gelecektir. Tezimizin ilk bölümünde genel anlamda iş hukuku, işçi ve işveren kavramları, iş sözleşmesi, iş sözleşmesinin feshi ve fesih türleri, 158 sayılı ILO sözleşmesi ve iş güvencesi kavramlarına değinilecek; ikinci bölümünde 4857 sayılı İş Kanununun 18. maddesi ve yargı kararları çerçevesinde geçerli fesih nedenleri ile geçerli fesih nedeni olamayacak hâller izah edilmeye çalışılacak; üçüncü bölümünde iş sözleşmesinin fesih usulü, feshe itiraz ve geçersiz feshin hukuki sonuçları konularına yer verilecektir.

Metin Ozan Omuş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi farkındalığı ve vergi bilincinin vergiye gönüllü uyum üzerindeki etkisi (Gaziantep Üniversitesi öğrencileri özelinde değerlendirme)

Verginin devletin en önemli gelir kaynağı olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Bu kaynağın genel geçerliliği, devamlılığı ve toplum hizmetinde doğru bir şekilde kullanılması, vatandaşın vergiye karşı tutum ve davranışıyla doğru orantılıdır. Mükellefin vergisini ilgili olduğu dönemdeki yasalarda belirtildiği şekilde, zamanında ve tam olarak beyan edip ödemesi, vergiye karşı olan gönüllü uyumunu göstermektedir. Toplumun vergiye karşı uyumlu davranışının altında vergi bilinci ve ona etki eden vergi farkındalığı yer almaktadır. Diğer bir ifade ile toplumun vergisel farkındalığı, vergiye uyumunu, vergiyi kabul ederek içselleştirmesini etkileyen temel unsurlardır. Bu çalışma ile Güneydoğu Anadolu Bölgesinin en önemli ticaret ve sanayi şehri olan Gaziantep ilinde ve Gaziantep Üniversitesi özelinde, üniversite öğrencilerinin vergiye ilişkin farkındalıkları ile tutum ve davranışları ölçülmeye çalışılarak, vergi okur-yazarlığının bu bağlamdaki etkisi tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu doğrultuda, yurt içi ve yurt dışı litaratürden faydalanılarak ampirik bir çalıĢma yapılmıştır. Elde edilen veriler, SPSS programı ortamında, Independent T-Testi, One Way Anova, Frenkans, Faktör, Korelasyon ile Regresyon analiz edilerek yorumlanmıştır.

FarkındalıkVergi bilinciVergi uyumu+2
Jale Bulu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yargı kararları ışığında vergi kaçakçılığı suçu

Vergi kanunlarına aykırı fiiller ve bu fiillere uygulanacak cezalar 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu ile düzenlenmiştir. Vergi hukukunun suç ve cezaları düzenleyen kısmı olan Vergi Ceza Hukukunda, vergi kanunlarına aykırı fiillere verilecek cezalar idari para cezaları (mali cezalar) ve hürriyeti bağlayıcı cezalar (adli cezalar) olarak ikiye ayrılmaktadır. Tezde hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren, Vergi Ceza Hukukunun konularından birini oluşturan ve Vergi Usul Kanunu 359. maddesinde düzenlenen vergi kaçakçılığı suçu incelenmiştir. Tezde tüm unsurları ile ele alınan vergi kaçakçılığı suçu, üç bölümde incelenmiştir. Birinci bölümde genel olarak vergi suçları ele alınmış, suçla korunan hukuki değer incelenmiş, vergi kaçakçılığı suçunun tarihsel gelişimine yer verilmiştir. İkinci bölümde vergi kaçakçılığı suçunun unsurları ve cezası incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise vergi kaçakçılığı suçunun özel görünüş şekilleri, kusuru kaldıran ve azaltan haller, davayı veya cezayı düşüren haller ve yargılama usulü incelenmiştir.

Ekonomi hukukuKaçakçılıkMali hukuk+3
Merve Babayiğit Aksu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal yönetimde bağımsız denetimin rolü ve hukuki esasları

Bu yüksek lisans tezi çalışmasının amacı kurumsal yönetimin gelişimi sürecinde bağımsız denetimin rolünü açıklarken bağımsız denetimin kurumsal yönetimdeki yerini hukuki çerçevede esaslarını belirlemektir. Birinci bölümde, kurumsal yönetim ve bağımsız denetim kavramları, tarihi ve teorik perspektiften incelenmiş ve sonuç olarak, kurumsal yönetim, hukuki uygulamalar farklılığı nedeniyle değişiklik arz ettiği görülmektedir. Bununla birlikte, bağımsız denetim kavramının, kurumsal yönetimde caydırıcı, bilgilendirici, koruyucu ve ekonomik fonksiyonları olduğu belirlenmiştir. İkinci bölümde, kurumsal yönetimde bağımsız denetimin rolü muhasebe ve finansal raporlamadaki hile unsurları, şirket yönetimi ve denetimi yönünden risk ve denetim süreçlerinin ve denetim sözleşmesinin hukuki ilişkisi ve bu hukuki ilişkinin etik kuralları açıklanmış ve etik kuralların dünyada uygulanma düzeyi hakkında bilgilendirmeler yapılmıştır. Bu bölümde, teorik ve hukuki olarak olması gereken denetim davranışlarının uygulanmaması durumunda oluşacak hukuki sonuçları ifade eden 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nda ve Sarbanes-Oxley Yasası gibi diğer Amerikan yasalarında düzenlenmiş suçlara yönelik cezalar ve bağımsız denetçilerin bu suçlardaki yeri ve denetçilerin de denetimle ilgili konularda işleyebilecekleri suçlar ve yargılama yolları incelenmiştir. Bu inceleme, hem Türk hukukunda hem Amerikan Hukuku hem de uluslararası standartlar kapsamında yapılmıştır ve büyük oranda benzerlik göstermektedir. Bunun nedeni uluslararası standartların ülke hukuk sistemlerinde bu alanda yeknesaklık kazandırmış olmasıdır. Üçüncü bölümde, önceki bölümlerde elde edilen teorik ve hukuki bilgilerin pekiştirilmesi amacıyla, dünyadan; Enron, Parmalat ve Royal Ahold olayları ile Türkiye'den Uzan Holding ve Pamukbank olayları muhasebe ve finansal raporlama standartları, şirket yönetim kurulu ve bağımsız denetçi faktörleri açısından ayrı ayrı incelenmiştir. Sonuç olarak, hukuki sistem farklılıklarının hukuki düzenlemeler öncesi olaylarda şirket yöneticilerinin, bağımsız denetçilerin hileli işlemlere yönelik yaklaşımlarının farklılık göstermediği ancak aile şirketi ya da profesyonel CEO'lar tarafından yönetilmesi konularında farklılık gösterdiği ortaya konulmuştur. Sonuç olarak, kurumsal yönetimde bağımsız denetim, hem iş yapma süreçlerinin finansal sonuçlarına yönelik olarak güvenilir bilgi verilmesine olanak sağlarken, hileli işlemlerin de ortaya çıkarılması ve adli sürecin başlatılması yönünde etkisi olmasıyla birlikte, kamu yararını, ülke ve dünya ekonomilerini uzun vadede koruma imkanı sunması gibi çok daha geniş yelpazede hizmet sunmaktadır. Bu nedenle bağımsız denetim, kurumsal yönetimde ayrılmaz bir parçadır.

Bağımsız denetimDenetimHukuki işlemler+3
Dilan Durmuş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Basel kriterlerinin gelişimi ve Türk bankacılık sektöründe KOBİ lerin kredi risk yönetimi üzerine etkileri

Ülke ekonomisi açısından belirleyici sektörlerin başında bankacılık sektörü gelmektedir. Bankacılık sektöründe meydana gelen dalgalanmalar ve sorunlara çözüm önerileri üretebilmek amacıyla Uluslararası Ödemeler Bankası'nın bünyesinde Basel Komitesi Kurulmuştur. Basel uzlaşıları da bu kapsamda takip eden yıllarda ortaya çıkmaya başlamıştır. Basel uzlaşıları global piyasalarda meydana gelen krizlere çözüm üretmek amacıyla da uygulamaya konulmuştur. Bu kapsamda Basel II ve akabinde de Basel III uzlaşıları çözüm odaklı olarak piyasalara sunulmuş uzlaşılardır. Bu çalışmanın amacı, Basel kriterlerinin gelişimini ele alarak, Türk bankacılık sektöründe kredi risk yönetiminde ve KOBİ'ler üzerinde yarattığı etkileri değerlendirerek karşılaşılan sorunlara yönelik çözüm önerileri getirmektir. Bu bağlamda çalışmanın ilk bölümünde kredi riski ve bankacılık sektöründe kredi politikaları incelenmiş, ikinci bölümünde Basel uygulamalarına yer verilmiş, üçüncü bölümünde ise KOBİ'ler, Basel Uygulamaları ve Kredi Politikaları hakkında literatür çalışmalarından ve uygulama örneklerinden yararlanarak değerlendirmeler yapılmıştır. Basel Kriterlerinin bankaların sermaye yapılarını güçlendirmek amacıyla bankacılık sistemi üzerinde çalışmanın nihayetinde olumlu etkiler yarattığı, risk unsuru taşıyan yatırımlara engel olarak uzun vadede ekonominin daha istikrarlı büyümesine vesile olduğu anlaşılmaktadır.

Bankacılık sektörüBasel kriterleriKOBİ+3
Hüseyin Terlemez
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Elektronik ödeme sistemleri ile sanal paranın hukuksal ve vergisel yönden incelenmesi

İnsanlık tarihi boyunca ticaret insanların toplumsal yaşamının önemli bir parçası olarak görülmektedir. Ticaretin niteliği ve unsurları koşullara ve çağa göre farklılık göstermektedir. Takas yöntemi ile başlayıp değerli madenler, taşlar ve para karşılığında bir ekonomik ilişki boyutuna gelen ticaret, günümüzde teknolojik gelişmelerin etkisiyle dijital alana da taşınmıştır. Ödeme araçlarındaki değişimler devam etmekte olup çek vb. araçlar yerini kredi kartları ve banka kartlarına bırakmıştır. Bununla birlikte günümüzde dijital para olarak adlandırılan elektronik para sistemlerinin kullanımı hızla artış göstermektedir. Sanal para şeklinde tanımlanan dijital paraların son örneği Bitcoin, Ethereum, Ripple ve Litecoin gibi kripto paralardır. Kripto paralar kullanıcılara herhangi bir otoriteye bağlı olmaksızın özgürce hareket etmelerini sağlamaktadır. Bu tür dijital paraların devletlerin yasal düzenlemelerinde ve vergilendirme sistemlerinde gelecekte önemli değişikliğe yol açacağı ön görülmektedir. Kripto paraların teknolojideki yenilikler, bankacılık ve finans alanlarında farklı uygulamalarla kullanılmaya başlandığı ve hızlı bir gelişim gösterdiği görülmektedir. Çalışma bu noktadan hareketle, elektronik ödeme araçlarının içeriğini, boyutunu, kullanım alanlarını araştırmakta ve elektronik paranın ticarette getirdiği yenilikleri, riskleri ve hukuki yeterlilikleri tartışmaktır.

Ekonomi hukukuHukukHukuk kuralları+6
Yunus Emrah Terlemez
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mültecilerin ekonomik entegrasyonu (Avrupa Birliği ve Türkiye özelinde)

Bu yüksek lisans tez çalışmasının amacı günümüz dünyasının temel sorun alanlarından biri olan mülteci sorununun sosyal ve ekonomik etkileri ile bu sorunun çözümünde önemli rol üstlenen aktörleri irdeleyip, sığınmacı ve mültecilerin ekonomik entegrasyonuna ilişkin çerçeveleri ve hukuki temelde yürütülen çalışmaları ve uygulamaları ortaya koymak, Türkiye ve AB perspektifinden konuyu değerlendirmek, sürecin işleyişi ve gelişimi hakkında hukuki, mali ve sosyal sonuçları hakkında bilgi vermektir. Tezin amacı kapsamında öncelikle göç olgusu çok boyutlu olarak ele alınmış, konunun tarihsel süreci ve yıllara göre gelişimi, ulusal/ uluslararası anlaşmalar ve protokoller incelenmek suretiyle ortaya konmuştur. Mülteci ve sığınmacılarla birlikte ortaya çıkan ekonomik ve sosyal etkilerin araştırılması ulusal/ uluslararası alanda ihdas edilen yardım politikalarının değerlendirilmesi, göçün ekonomik ve sosyal etkileri ile ele alınması, tezin yazılmasındaki temel amaçlardandır. Mülteci ve sığınmacıların, sığındıkları ülke ekonomisine olumlu/ olumsuz etkileri irdelenirken, olayın insani boyutu ayrıca vurgulanmıştır. Sığınmacı ve mültecilerin bu göç hareketinde nihai hedefleri olan AB ülkelerinden birine sığınma ve yerleşme arzusu karşında AB ülkelerinin bu sorunsala karşı bakış açıları çok boyutlu olarak incelenerek, Türkiye'ye olan ekonomik, sosyal ve hukuki yansımaları değerlendirilmiştir. Tezin son bölümünde mültecilerin ekonomik entegrasyonları ile Türkiye-AB ülkeleri arasında istatistiki bilgilere yer verilmiştir. Anahtar kelimeler: Göç, Mülteci, Sığınmacı, Ekonomik Entegrasyon, Avrupa Birliği

Avrupa BirliğiAvrupa Birliği hukukuBütünleşme+4
Mehmet Serkan Ergün
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası karayolu eşya taşımalarında sorumluluk ve sigorta

Dünyada uluslararası eşya taşımacılığı faaliyetlerinde en sık kullanılan taşıma yönteminin başında kara yolu taşımacılığı gelmektedir. Kara yolu taşımacılığında genel olarak taşınanlar eşya kapsamındadır. Taşınan eşyalarda bazen hasara uğramakta zıya olmakta ya teslimin gecikmesi gibi durumlarla karşı karşıya kalınabilmektedir. Bu gibi benzer durumlar tarafların uyuşmazlığa düşmelerine neden olmaktadır. Eşyayı gönderen devletin yasaları ile eşyanın gönderildiği devlet deki yasaların birbirinden farklı olması sorunların daha da karmaşık hale gelmesine neden olmaktadır. Yaşanan uyuşmazlıkların çözümü noktasında ve ortak hukuk kurallarının oluşturulması niyetiyle devletler, taşıma türlerine ilişkin olarak, kendilerinin de taraf oldukları birtakım konvansiyonlar hazırlamışlardır. Bu konvansiyonlardan karayoluyla eşya taşımalarına ilişkin olanı "Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi", kısa adıyla CMR' dir. Bu çalışmada kara yolu taşımacılığında CMR'ye göre taşıyıcının sorumluluğunun sınırı araştırılmıştır. Konuyla ilgili kanun, yönetmelik ve düzenlemeler ile Yargıtay Kararları incelenmiştir. CMR ve taşıyıcının sorumluluğu hakkında bilgi verilmiştir. CMR kapsamında taşıyıcının sorumluluğunun sınırlılığı detaylı bir şekilde incelenmiştir ve güvence altına alma yolları araştırılmıştır. Bu çerçevede risk ve sigorta kavramı açıklanmıştır. Yine yasal mevzuat ve Yargıtay Kararları ışığında, uluslararası ticaretin gelişmesi yönünde emtiaların taşınması ve teslimi noktasında sorumluluk sınırları kapsamında sigortanın varlığı ile korunma yollarını ve bu nedenle sağlam ve güvenilir ticaretin gelişmesinin bu yöndeki bilincin arttırılması hedeflenmiştir. Ülkemizde üretilen malların yurt dışına gönderilmesi ve yolda taşınması başlı başına büyük riskler barındırmaktadır, sorumluluk ve sigorta kavramları konusunda ışık tutmak, hedefler arasında yer almıştır.

Eşya taşımaHukuki sorumlulukKarayolu taşımacılığı+4
Murat Arun
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İflas sebepleri ve iflasın ertelenmesi yerine konkordato

Bu yüksek lisans tezi çalışmasının amacı iflasın ertelenmesi müessesi yerine "7101 Sayılı İcra İflas Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun"un 30361 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanması ile ciddi değişiklikler ve yeniliklerle uygulanabilirlik kazandırılan konkordato kurumunun incelenmesi ve konkordato kurumunun işlerlik kazanılmasının nedeni olan iflas müessesinin hukuki çerçevede açıklanmasıdır. Tezin amacı kapsamında öncelikle iflas ve iflas sebepleri üzerinde durulmuştur. Zira gerek konkordato kurumu gerekse konkordatodan önce ciddi işlerlik sağlayan iflasın ertelenmesi müessesinin gayesi borçlunun müflis sıfatını almasını önlemek yani borçlunun iflasını önlemek için alınan koruma tedbirleridir. Bu tezimizde de iflas sebepleri hakkında genel bilgiler verilerek iflas sebepleri ana hatlar altında incelenecektir. Tezimizin devamında konkordato kurumu ele alınmadan önce değişiklikten önce yürürlükte bulunan ve etkin bir uygulama sahası olan iflasın ertelenmesi müessesi ile konkordato arasındaki farklara değinilmiştir. Esasen iflasın ertelenmesi kurumunda amaç, ekonomik bakımdan zor durumda olan şirketlerin iflas etmesine engel olunarak onların yeniden ekonomiye kazandırılmasını sağlayarak borçlunun varlığını sürdürmesine olanak vermek ve böylelikle alacaklının da alacağına kavuşmasının sağlamaktır. Ancak işletmelerin kötü niyetli yaklaşımlarıyla, borçluların belirsiz bir süre için borçlarını ödemekten kurtulmasına yönelik gerçekleştirilen ve müessesenin gerçek işlevine aykırı bir düzenlemenin yerleşmesine sebep olmuştur. İflasın ertelenmesi öyle bir raddeye ulaşmıştır ki; birçok alacaklısırf alacaklarını alamadığı için iflasın eşiğine gelmiş ve önemli bir ekonomik sıkıntı içerisine girmiştir. Yaşanan bu olumsuzluklar ve ekonomik düzen gereği kanun değişikliği elzem olmuş ve iflasın ertelenmesi müessesi kaldırılarak,alacaklı tarafın haklarının da gözetildiği ve hatta söz hakkı verildiği, borçlunun denetlendiği konkordato sitemi getirilmiştir. Bu çalışmamızda henüz uygulaması oldukça yeni olan konkordato kurumu incelemeye alınmıştır. Anahtar kelimeler: İflasın ertelenmesi, konkordato, iflas sebepleri, iflas

Ekonomi hukukuKonkordatoİflas+2
Erdal Emir
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında marka hakkına tecavüz halinde hukuki ve cezai sorumluluk

Bu yüksek lisans tezinin amacı, 6769 sayılı Sınai ve Mülkiyet Kanunu kapsamında, markanın tescili, korunması ve marka hakkının ihlali halinde, marka sahiplerinin hukuki sorumlulukları ile marka hakkını ihlal eden kişilere yönelik cezai sorumlulukların ele alınmasıdır. Tez çalışmasının konusunu oluşturan marka hakkının genel çerçevesinin ele alındığı birinci bölümde ulaşılan sonuçlarda Türkiye'nin marka hakkının korunması hakkında 1883 tarihli Paris Konvansiyonu, WIPO kuruluş sözleşmesi, Dünya Ticaret Örgütü gibi birçok uluslararası sözleşmeye katıldığı görülmüştür. Bunun yanında markanın tanımı unsurları, markanın elde edilmesi, markanın ret sebepleri ve çeşitleri, markanın fonksiyonları, marka türleri ve markanın tescil aşamaları hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde ise 10.01.2017 tarihli 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile marka hakkının korunması hakkında yürürlüğe sokulan daha önceki KHK'lardan farklı olarak sınai ve mülkiyet hukukuna daha kapsamlı bir yapı kazandırıldığı görülmekle birlikte, tez konusuna ilişkin olarak 6769 sayılı kanunla marka hakkının korunması, marka hakkının ihlali hali ve marka hakkının ihlalini içeren fiiller ve marka hakkını ihlalinin internet yoluyla yapılması gibi durumlar birlikte ele alınmıştır. Buna göre marka hakkına tecavüzü içeren fiillerin varlığı durumunda 6769 sayılı kanun kapsamında hukuki sorumluluklar, hukuki tedbirler ve cezai hükümlerle öngörülen dava çeşitleri incelenmiş ve yüksek mahkemelerin marka hakkının ihlali kapsamında açılan davalara ilişkin kararları ve içtihatları ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Marka hakkı, Mülkiyet, Sınai hak

Cezai sorumlulukEkonomi hukukuHukuki sorumluluk+4
Ayhan Şahan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dâhilde işleme rejiminin Türkiye ihracatındaki yeri ve yaşanılan hukuki sorunlar

Bu tezin konusunu dâhilde işleme rejiminin Türkiye ihracatındaki yeri ve yaşanılan hukuki sorunlardan oluşturmaktadır. Çalışmamız beş temel bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde konuya giriş yapılarak dış ticaretin teşvikine yönelik kavramsal çerçeve oluşturulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde dâhilde işleme rejimiyle ilgili kavramların sunumu gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda kullanılan terimlerle birlikte rejimin tarihi gelişimi ve işleyişi hakkında bilgiler sunulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde dâhilde işleme rejimiyle ilgili kuruluşların görev ve sorumlulukları incelenmiştir. Dördüncü bölümde dâhilde işleme rejiminin ekonomideki yeri ithalat ve ihracat üzerinden incelenmiştir. Son bölümde ise sistemin işleyişindeki hukuki problemlerin incelenmesi sağlanmıştır. Sonuç olarak dâhilde işleme rejiminin ihracatın teşviki için önemli bir uygulama olduğu gözlenmiştir. Bu sayede gerçekleştirilen ithalatla ihracat arasında iki kattan fazla katma değer elde edildiği belirlenmiştir. Ancak hukuki problemlerin ortadan kaldırılması ve katma değeri daha yüksek ürünlerin üretimiyle verimli bir ekonomik sistemin oluşturulması gerektiği görülmüştür. Bu kapsamda araştırmacıların, uygulayıcıların ve politika geliştiricilerin uygulayabilecekleri öneriler sunulmuştur.

Dahilde işleme rejimiTürk ekonomisiYasal sorunlar+1
Veli Mehmet Karabacak
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk vergi hukukunda uzlaşma kurumu

Vergiler ilkçağlardan bu yana kamu otoritesiyle vatandaşlar arasındaki ilişkinin en temel belirleyicileri arasındadır. Bu ilişkide bireylerle kamu arasında anlaşmazlıkların çıkması muhtemeldir. Çok sık rastlanan vergi anlaşmazlıklarının çözümü için hem Türk Vergi Hukukunda hem de kıyaslamalı olarak diğer devletlerin vergi sistemlerinde uzlaşma kurumu kullanılmaktadır. Uzlaşma kurumu sayesinde mükellefin borcundan hızlı bir şekilde kurtulabildiği, vergi idaresinin vergi toplama oranlarının yükseldiği ve vergi mahkemelerindeki iş yükünün azaldığı gözlenmektedir. Araştırmada uzlaşma kurumunun kavramsal çerçevesi ve tarihsel gelişimi incelenmiş ve Türk Vergi Hukukundaki yeri hakkında bilgiler sunulmaktadır. Böylece tezin temel amacı Türk Vergi Hukukunda uzlaşma kurumunun yerinin ve öneminin açıklanmasıdır. Araştırmadan elde edilen bulgular kapsamında değerlendirildiğinde uzlaşmanın tarafların hızlı bir şekilde edimlerini gerçekleştirerek mahsuplaşmasının sağlandığı gözlenmektedir. Paranın zaman değeri ve mahkemelerin yoğunluğu açısından uzlaşmanın önemli avantajlar getirdiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak uzlaşma kurumunun lehine ve aleyhine olan ulaşılabilen bütün çalışmaların bulguları sunularak kurumun gelişmesine yönelik öneriler politika geliştiriciler ve araştırmacılar için sunulmuştur.

Türk vergi hukukuUzlaşmaUzlaşma kurumları+1
Mehmet Karakuş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk hukukunda kamu görevlilerinin sendikal hakları

Sendikaların amacı ortak ekonomik, sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek, toplumsal ve kültürel konular bakımından çıkarlarını korumaktır. Bu amaca ulaşılabilmesi için çalışanların ve işverenlerin sendika kurması gerekmektedir. Ancak çalışanlar olarak kamu görevlilerinde sendika kurma ve sendikalaşmanın getirdiği haklar farklılaşmaktadır. Kamu görevlilerin durumlarından, yaptıkları görev ve hizmetlerinde dolayı kaynaklanan bu farklılaşmalar uluslararası belgede ve ulusal kaynaklarda dikkat çekmektedir. Gelişmiş ülkelerde bu farklılaşma en az düzeye indirilmek istense de diğer çalışan gruplarına sağlanan sendika hakları kadar özgürlükçü olamamıştır. Ülkemizde de bu konuda ciddi farklılaşma görülüp, konunun detaylandırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Çalışmamızda öncelikle kamu görevlisi ulusal mevzuat kapsamında değerlendirilmiş ve sendika kavramı uluslararası belgelerle ve tarihsel verilerle belirtilmiştir. Bunun yanında sendikaların; temel faaliyet oluşum unsurları ve türleri geniş bir şekilde incelenip sonrasında gelişmiş ülkelerle ve ülkemiz dahilinde tarihi süreç içerisinde kamu görevlileri sendikacılığı anlatılmıştır. Daha sonrasında ise ulusal mevzuatımızdaki kamu görevlilerinin sendika kurma, üye olma, toplu sözleşme yapma ve uyuşmazlık durumlarında neler yapıldığı gibi konular kanunlarla anlatılıp, olağanüstü hâl dönemde çıkarılan kararnamelerle kamu görevlileri sendikalarında yapılan değişiklikler belirtilmiştir.

Devlet Memurları KanunuKamu personeliMemur sendikacılığı+7
Hakan Karabağ
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de varlık fonu uygulaması ve hukuki niteliği

Bu tezin konusu Türkiye'de varlık fonu uygulaması ve bunun hukuki niteliğinden oluşmaktadır. Çalışmamız dört temel bölümde tamamlanmıştır. İlk bölümde kavramsal çerçevenin oluşturulması için fon kavramı ile ilgili terminoloji sunulmaktadır. Ayrıca kıyaslamalı hukuk çerçevesinde varlık fonlarının uluslararası düzeylerde kullanımına yönelik örnekler incelenmektedir. İkinci bölümde varlık fonlarının finansal sisteme etkileri incelenerek devlet kapitalizmi ve Santiago ilkeleri hakkında bilgiler sunulmaktadır. Araştırmanın üçüncü bölümünde Türkiye'de Varlık Fonunun yapısı ve hukuki niteliği ile ilgili bilgiler verilmektedir. Bu kapsamda kaynakları, ayrıcalıkları ve muafiyetleri incelenmektedir. Çalışmanın son bölümünde ise Varlık Fonunun denetimi açısından yapılan uygulamalar ele alınmaktadır. Bu kapsamda parlamenter denetim, kamuoyu denetimi ve idari denetimle ilgili bilgiler sunulmaktadır. Son kısımda Türkiye'de Varlık Fonu ile ilgili elde edilen bilgiler derlenerek ülke ekonomisi için daha etkili faaliyet gösterebilmesi için politika geliştiriciler ve araştırmacıların uygulayabilecekleri bir takım önerilerde bulunulmuştur.

Ekonomi hukukuFonlarHukuka uygunluk+2
Mehmet Genç
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk iş hukukunda muvazaalı işyeri devri

İş Hukukunda genellikle işverenler tarafından yapılan görünürdeki muvazaalı işlemler, çoğu zaman işçi veya diğer alacaklıların alacak ve iş güvencesi haklarını kayba uğratma amacını taşımaktadır. Bu muvazaalı işlemlerin Yargı kararlarında dahi zor tespit edildiği düşünüldüğünde, işçi ve üçüncü kişilerin bilgisinin bu hususları tespit etmek konusunda yetersiz kalacağı hayatın olağan akışı gereği su götürmez bir gerçektir. Bu nedenle muvazaalı işlemlerin kimler tarafından hangi hususlarla iddia ve ispat edilmesi gerektiğine ilişkin yapılan incelemelerle, muvazaalı işlemlerin hüküm ve sonuçları inceleme alanı bulmuştur. Tezimizin amacı; işverenlerin hangi muvazaalı işlemlerle veya işyeri devrine benzer nitelikteki işlemlerle işçi veya diğer alacaklıları hak kaybına uğrattıklarının gerek doktrinsel görüşlerle gerek de Yargıtay Kararları çerçevesinde değerlendirilmesi ile bu işlemlerin hüküm ve sonuçlarının gerek işverenler gerekse işçi ve diğer alacaklılar yönünden incelenmesinden ibarettir.

Muvazaalı işyeri devriTürk iş hukukuİş hukuku+1
Zeynep Anıl Atay
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk İş Hukuku'nda sözleşme özgürlüğünün kapsam ve sınırları

Sözleşme özgürlüğü, temel olarak Borçlar Hukuku'nda düzenlenmiştir ancak öneminden dolayı özel hukukun birçok alanında uygulanabilmektedir. Sözleşme özgürlüğüne göre taraflar, kanundaki temel sınırlara uymak şartıyla bir sözleşmenin içeriğini istedikleri gibi belirleyebilecektir. İş Hukuku'nda da temel olarak sözleşme özgürlüğü benimsenmiştir. Fakat bu özgürlük, sosyal ve ekonomik düşüncelerle birtakım sınırlandırılmalara tabi tutulmuştur. Buna göre işveren için kimi durumlarda sözleşme yapma yasakları getirilmişken kimi durumlarda da sözleşme yapma zorunluluğu öngörülmüştür. İş Hukuku'ndaki sözleşme özgürlüğünün kapsam ve sınırlarının anlaşılabilmesi için sözleşme ve özgürlük kavramlarının ayrıntılı olarak incelenmesi ve sonrasında da sözleşme özgürlüğü kavramının özellikle Borçlar Hukuku, Anayasa Hukuku, Medeni Hukuk, Roma Hukuku ve Uluslararası Sözleşmeler açısından ne anlam ifade ettiğinin irdelenmesi gerekir. İşte bu amaç doğrultusunda konu, sistematik olarak incelenecek ve varılan sonuç da vurgulanacaktır

Sözleşme serbestisiSözleşmelerTürk iş hukuku+3
Özenç Dönmezer
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nda ithalat kaçakçılığı suçları

Kaçakçılık, devletlerin ekonomisi ve devlet düzenlerini sarsan, hukuk temelinde değerlendirildiğinde ise önemli bir sorun alanıdır. Ülkemizdeki kaçakçılıkla ilgili düzenlemeler son 10 yılda önemli değişiklikler göstermiştir. 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nda düzenlenen ithalat kaçakçılığı suçları tezde kapsamlı olarak ele alınmıştır. İthalat kaçakçılığı suçu, başta Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu olmak üzere Ceza Hukuku sistematiği kapsamında değerlendirilmiştir. Bu suça ilişkin güncel Yargıtay kararları ve öğretideki görüşler tartışılmış ve bazı sonuçlar çıkarılmıştır. Tez üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kaçakçılık suçunun tanımı, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun amacı, niteliği, uygulama alanı ile kaçakçılık suçlarında uygulanan ceza hukuku ilkeleri ele alınmıştır. İkinci bölümde ithalat kaçakçılığı suçlarının konusu, korunan hukuki yarar, kusurluluğu etkileyen haller, suçun maddi ve manevi unsurları, hukuka aykırılık, suça teşebbüs, iştirak, içtima ve suçun işlenmesi halinde verilecek cezalar ve güvenlik tedbirleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Tezin üçüncü bölümünde ise ithalat kaçakçılığı suçlarında görevli ve yetkili mahkeme, bu suçlara ilişkin koruma tedbirleri olan arama, elkoyma, beden muayenesi, davaya katılma, yasak eşyanın geri gönderilmesi gibi ceza muhakemesi hukukuna ilişkin olan konular ve uygulamadaki sorunlar ayrıntılı olarak incelenmiştir.

GümrüklerKanunlar 5607 sayılıKaçakçılık+2
Mustafa Yaşar
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk İş Hukukunda kadın çalışanlara yönelik ayrımcılık kaynaklı uyuşmazlıklar

Kadın ve erkek arasındaki eşitlik anlayışı kadın ve erkeğin fiziksel ve biyolojik özelliklerine göre şekillenerek, zamanla toplumsal farklılığa dönüşmüş ve cinsiyetler arasında eşitsizliğin meşru bir sebebi hâline gelmiştir. Kadınların çalışma hayatında aktif olarak rol almaya başlamaları ile birlikte kadın ve erkek çalışanlar arasında eşitlik ilkesine ve ayrımcılık yasağına aykırı uygulamalar çalışma hayatına da sirayet etmiştir. Kadın çalışanlara ilişkin olumsuz uygulamalar dünya devletlerinin birçoğunda da sorun olmakla, uluslararası hukukta da kadın çalışanları koruyucu düzenlemelerin yapılmasını gerekli kılmıştır. AB uyum sürecinde olan ülkemizde de yasal mevzuatımızda uluslararası sözleşmelere paralel olarak bu yönde değişikler olmuştur. Çalışma hakkı temel insan haklarından olup, anayasal bir haktır. Kadın çalışanlar; biyolojik özelikleri, gebelik-analık ya da cinsiyet sebebiyle çalışma hayatında birçok sorunla karşılaşmaktadır. Kadın çalışanların da çalıştıkları işte aynı kıdem ve görevde çalışan erkeklere göre daha az ücretle çalışmasının önlenmesi, kadın çalışanlara istihdam alanın sağlanması, kadınların çalışma koşullarına yönelik koruyucu ve kollayıcı önlemlerin alınması sosyal devlet ilkesinin de gereğidir. Uluslararası düzenlemeler ile kadın çalışanlar yönünden yapılan düzenlemelere paralel olarak ülkemizde de bu yönde yasal düzenlemeler yapılmıştır. Özellikle Anayasa'nın 10'ncu maddesinde kadınlar lehine pozitif ayrımcılığın kabul edilmesi, İş Kanunu'nda kadın çalışanları koruyucu düzenlenmelerin yapılması kadın çalışanlar yönünden önemli bir gelişmedir. Bu çalışmada kadın çalışanlara ilişkin uluslararası antlaşmalardaki düzenlemeler ile 4857 sayılı İş Kanunu'ndaki düzenlemeler birlikte değerlendirilerek; yasal düzenlemelerin çalışma hayatındaki olumlu ve olumsuz yönleri incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Cinsiyet Ayrımcılığı, Çalışma Hakkı, Eşitlik, Pozitif Ayrımcılık

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkEşitlik+7
Eda Karabulut
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği Komisyonu Türkiye raporunda ekonomi başlıklarına hukuki çözümler

Bu tez, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) tam üyelik sürecinde özellikle ekonomi ve maliye ekseninde karşılaştığı sorunları, Avrupa Komisyonu Türkiye Raporları temelinde ve hukuki bir perspektifle analiz etmektedir. Çalışmanın hareket noktası, üyelik sürecindeki yavaşlamanın literatürde çoğunlukla siyasal kriterler üzerinden açıklanmasına karşın ekonomik ve mali uyumun, Kopenhag ve Maastricht kriterleri bakımından belirleyici bir ağırlığa sahip olmasıdır. Bu bağlamda tez, ekonomik uyumun yalnızca makro göstergelerle değil, aynı zamanda hukuki düzenlemelerin niteliği, kurumsal kapasite ve uygulama-denetim mekanizmalarının etkinliği üzerinden anlaşılabileceği varsayımıyla kurgulanmıştır. Araştırmada nitel yöntem benimsenmiş; temel veri kaynağı olarak Avrupa Komisyonu'nun 2021–2024 Türkiye Raporları kullanılmıştır. Raporlarda yer alan tespitler, AB müktesebatının ilgili çerçevesi ve Türkiye'deki hukuki-kurumsal yapılanma ile birlikte değerlendirilmiş; karşılaştırmalı bir okuma yoluyla uyum ve uyumsuzluk alanları görünür kılınmıştır. Tezin analitik ağırlık merkezi, ekonomi ve para politikası, vergilendirme, sosyal politika ve istihdam, işletme ve sanayi politikası, mali ve bütçesel hükümler, malların ve sermayenin serbest dolaşımı, mali hizmetler, istatistik ve mali kontrol başlıklarından oluşmaktadır. Sonuç olarak tez, raporlarda tekrar eden eleştirilerin önemli bir bölümünün normatif eksiklikten çok uygulama açığı ve denetim kapasitesi sorunlarıyla ilişkili olduğunu tartışmakta; bu tespitler üzerinden mevzuat, kurumsal koordinasyon ve hesap verebilirlik ekseninde hukuki çözüm önerileri sunmayı hedeflemektedir.

Avrupa Birliği KomisyonuAvrupa Birliği hukuku
İsmet Kaan Harmancı
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Elektronik ortamda kurulan mesafeli satış sözleşmelerinde aracı hizmet sağlayıcıların yükümlülükleri

Elektronik ticaret, geleneksel ticaret kadar yaygın hale gelerek; ticaret hukukuna ve tüketicinin korunması hukukuna yeni bir yön kazandırmıştır. Elektronik ticaret sağladığı kolaylık, hızlılık ve erişilebilirlik sayesinde tüm katılanlara çeşitli avantajlar sağlamaktadır. Bu sayede yüz yüze gelemeyenler veya gelmeyi tercih etmeyenler arasında görünmez bir köprü kurularak, elektronik ticaretin sağladığı olanaklar sayesinde bir araya gelen taraflar arasında hukuki ilişkilerin kurulması sağlanmıştır. Bu hukuki ilişkilerde tarafların birbirlerine karşı çeşitli hak ve yükümlülükleri bulunmaktadır. Aracı hizmet sağlayıcıların elektronik ticaret faaliyetleri esnasında kurdukları mesafeli sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülükleri ise çok yönlü olarak incelenmelidir. Elektronik ticaret pazar yerlerinde aracı hizmet sağlayıcılar hem satıcı veya sağlayıcılar ile hem de tüketici konumundaki alıcılar ile birtakım hukuki ilişkiler kurarlar. Bu ilişkiler mesafeli sözleşmeler vasıtasıyla kurulduğundan tarafların hak ve yükümlülüklerini de bu yönde incelemek gerekir. Zira aracı hizmet sağlayıcılarının yükümlülükleri; gerek aracı oldukları alım satım sözleşmelerinden gerekse pazar yeri işletmecisi olma konumlarından kaynaklanmaktadır. Bu yönüyle çalışmada elektronik ticaret pazar yerleri işletmecisi aracı hizmet sağlayıcıların faaliyetleri ve yükümlülükleri, beş ana başlık altında incelenmiştir. Aracı hizmet sağlayıcılarının yükümlülükleri; elektronik ticaret faaliyetleri esnasında kurulan mesafeli satış sözleşmelerinden, elektronik ticaretin düzenlenmesine ilişkin mevzuattan, taraflar arasında kurulan sözleşmelerden, ticari iletişime ilişkin mevzuattan ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin genel ilkeler ile mevzuattan kaynaklanmaktadır. Bu yükümlülüklerin ele alındığı çalışmamızda konu Türk hukukunun yanı sıra Avrupa Birliği hukukuna ilişkin yasal düzenlemeler de göz önünde bulundurularak incelenmeye çalışılmıştır.

Elektronik pazar yerleriElektronik ticaret
Gubse Özdemir Koçar
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00