Eskişehir Osmangazi University
Institute

Institute of Health Sciences

Eskişehir Osmangazi University

122

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Trizomi 8 anomalisine sahip AML ve MDS olgularında IDH1 ve IDH2 gen mutasyonlarının araştırılması

Başlık: Trizomi 8 anomalisine sahip AML ve MDS olgularında IDH1 ve IDH2 gen mutasyonlarının araştırılması Amaç: Bu çalışma ile; izole trizomi 8 anomalisi saptanan AML ve MDS tanılı olgularda, IDH1 ve IDH2 genlerindeki mutasyonlar araştırılmıştır. Buna bağlı olarak ilgili genlerin mutasyonel durumunun; görülme sıklığı trizomi 8 ile ilişkisi ve klinik heterojeniteye olan katkısının değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Yöntem: Konvansiyonel ve moleküler sitogenetik analizlerle izole trizomi 8 anomalisi saptanan 23'ü AML, 22'si MDS tanılı olmak üzere 45 hastada; IDH1 ve IDH2 genlerinin 4. eksonlarında IDH1 için R132, IDH2 için R140 hotspot mutasyonlarının analizi Real- time PCR yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Akut miyeloid lösemi ve MDS tanılı olgularda IDH1 ve IDH2 gen mutasyonlarına yönelik gerçekleştirilen Real- time PCR çalışmamızın sonucunda; çalışmaya dahil edilen 1 AML ve 1 MDS tanılı olmak üzere 2 hastada yalnızca IDH1, MDS tanılı 1 hasta da ise yalnızca IDH2 geninde heterozigot mutasyon varlığı saptanmıştır. Akut miyeloid lösemi tanılı 1 hastada ise ilgili genlerin her ikisinde de heterozigot mutasyon saptanmıştır. Akut miyeloid lösemi ve MDS tanılı hastalarda +8 anomalisinin IDH1 ve IDH2 mutasyonlarının birlikte saptanması açısından aralarındaki ilişki, mutasyon saptanan hasta sayısının az olması sebebiyle istatistiksel olarak değerlendirilememiştir. Sonuçlar: Elde edilen veriler AML ve MDS olgularında +8 ile IDH1/2 mutasyonlarının birbirine eşlik etmediğini destekler niteliktedir. Ancak mutasyon saptanan olgular klinik verileriyle birlikte değerlendirildiğinde, ilgili gen mutasyonlarının ağır seyreden prognoz ve AML'de tedavi direnci ile ilişkili olabileceğini düşündürmüştür. Çalışmamızın sonucunda trizomi 8 saptanan AML ve MDS olgularında IDH1/2 mutasyonlarının olumsuz prognostik etki gösterdiğine dair bilgilerin kesin olarak ortaya koyulabilmesi için daha fazla vakada ilgili gen mutasyonlarının araştırılmasına ihtiyaç olduğu sonucuna varılmıştır.

AnomalilerGenlerLösemi+6
Tuğçe Pınar Köseoğlu
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Investigating the role of serum prolidase enzyme activity and inflammatory laboratory parameters during the progression of type 2 diabetes mellitus

Objective: Prolidase enzyme is a cytosolic metalloproteinase that hydrolyzes the iminodipeptides with proline or hydroxyproline at the carboxy terminal end. It plays a crucial role in regulating the collagen turnover which is believed to be affected by the chronic inflammatory response, one of the main characteristics of type 2 diabetes mellitus. Therefore, this study aimed to investigate the role of serum prolidase enzyme activity and inflammatory parameters during the progression of T2DM. Method: A total of 168 subjects, 41 controls, 43 prediabetics, 41 type 2 diabetics without MVC and 43 type 2 diabetics with MVC were enrolled in this case-control study. Biochemical and inflammatory parameters were measured using photometric and electrochemiluminescence methods. SPEA was measured using the colorimetric method. Results: SPEA was statistically significantly increased in type 2 diabetics with and without MVC compared with prediabetes and controls (P <0.001 for all). SPEA was also positively associated with the severity of the disease (r= 0.494, P <0.001). NLR and NHR was found to be statistically significantly increased during the progression of MVC in patients with T2DM (P= 0.014; P= 0.002, respectively), and positively associated with the severity of the disease (r= 0.201, P= 0.009; r= 0.246, P= 0.001, respectively). No statistically significant correlation was observed between SPEA and the evaluated inflammatory parameters among groups. Conclusion: Our findings conclude that SPEA may have a significant role in the development of macrovascular complications of T2DM. In addition, NLR and NHR could be useful in predicting the macrovascular complications of T2DM. Keywords: Prolidase, collagen, inflammation, diabetes mellitus.

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-type 2Collagen+5
Abdallah Alastl
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ruh sağlığı okuryazarlığının ruhsal hastalıklara yönelik toplum tutumları üzerine etkisinde şizofreniye ilişkin mitlerin aracılık rolü

Amaç: Bu çalışma; ruh sağlığı okuryazarlığının ruhsal hastalıklara yönelik toplum tutumları üzerine etkisinde şizofreniye ilişkin mitlerin aracılık rolünü incelemek amacıyla tasarlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı-ilişki arayıcı modelde tasarlanmış bu araştırmanın evrenini bir üniversite hastanesinde dahili ve cerrahi birimlerde yatarak bakım hizmeti alan hastaların yakınları oluşturmaktadır. Evreni belli olmayan örneklem hesabı yapılmış ve çalışma 270 (n=270) hasta yakınının katılımı ile tamamlanmıştır. Veriler Nisan 2022-Ekim 2022 tarihleri arasında Kişisel Bilgi Formu, bu çalışma kapsamında geliştirilen Şizofreniye İlişkin Mitler Formu, Ruh Sağlığı Okuryazarlığı Ölçeği, Ruhsal Sorunlu Bireylere Yönelik Toplum Tutumları Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmanın aracılık etkisinin değerlendirilmesinde hiyerarşik regresyon analizleri PROCESS Model 4 kullanılmıştır. Anlamlılık değeri p<0,05 olarak belirlenmiştir. Bulgular: Ruh sağlığı okuryazarlığının ruhsal hastalıklara yönelik olumlu toplum tutumları (iyi niyet alt boyutu, toplum ruh sağlığı ideolojisi alt boyutu) üzerine etkisinde şizofreniye ilişkin mitlerin aracılık rolü bulunmazken (p>0,05), olumsuz toplum tutumları (korku/dışlama alt boyutu) üzerine etkisinde mitlerin aracılık ettiği tespit edilmiştir (β:0,403; p=0,000). Sonuç: Bu çalışma ile birlikte şizofreniye ilişkin mitleri değerlendiren bir form geliştirilmiştir ve aracılık etkisi ilk kez değerlendirilmiştir. Ayrıca şizofreniye ilişkin mitlerin olumsuz toplum tutumlarına neden olduğu belirlenmiştir. Bu doğrultuda ruh sağlığı okuryazarlığı düzeyinin arttırılarak mit düzeyinin azaltılmasına ve olumlu toplum tutumlarının geliştirilmesine yönelik toplumsal farkındalığı arttıracak hemşirelik girişimlerinin planlanması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Hemşirelik, Mit, Ruh sağlığı okuryazarlığı, Şizofreni, Tutum.

MitlerRuh sağlığıSağlık okuryazarlığı+2
Türkan Peşkirci
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Palyatif bakım hastalarına uygulanan abdominal masajın konstipasyon ve yaşam kalitesine etkisinin incelenmesi

Başlık: Palyatif bakım hastalarına uygulanan abdominal masajın konstipasyon ve yaşam kalitesine etkisinin incelenmesi Amaç: Araştırma palyatif bakım hastalarına uygulanan abdominal masajın konstipasyon ve yaşam kalitesine etkisini belirlemek amacı ile ön test-son test kontrol grup tasarımlı randomize deneysel bir çalışma olarak planlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırma Ekim 2022-Mayıs 2023 tarihleri arasında Eskişehir Şehir Hastanesi Palyatif Bakım Kliniğinde yatarak tedavi ve bakım alan hastalar ile örneklem seçim kriterlerine uyan 26 deney 26 kontrol olmak üzere toplam 52 gönüllü hasta ile gerçekleştirildi. Araştırma verilerinin toplanmasında Bireysel Tanıtıcı Özellikler Formu, Roma IV Konstipasyon Tanılama Kriterleri, Konstipasyon Ciddiyet Ölçeği, Konstipasyon Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanıldı. Araştırmadan elde edilen veriler tanımlayıcı istatistiksel metotlar, Ki Kare, Friedman, Mann Whitney U, Bonferroni Testi ile analiz edildi. Bulgular: Deney grubuna uygulanan abdominal masaj sonrası konstipasyon şiddetinde 5. gün ve 7. gün deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılaşma olduğu bulgulandı. Deney grubuna uygulanan abdominal masaj sonrası yaşam kalitesinde 3. gün ve 7. gün deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu da bulgulandı. Sonuç: Bu araştırmada deney grubuna yedi gün boyunca uygulanan abdominal masaj sonucunda, abdominal masajın konstipasyonu azaltmada ve yaşam kalitesini arttırmada etkili olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Palyatif bakım, abdominal masaj, konstipasyon, yaşam kalitesi, hemşirelik bakımı

AbdomenHasta bakımıHemşirelik bakımı+5
Burcu Dirlik Er
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Postpartum depresyonun önlenmesinde watson modeline dayalı psikoeğitim müdahalesinin etkisi

Başlık: Postpartum depresyonun önlenmesinde Watson modeline dayalı psikoeğitim müdahalesinin etkisi Amaç: Bu çalışma, postpartum depresyon (PPD)'nun önlenmesinde gebelere uygulanan Watson modeline temellendirilmiş psikoeğitim müdahalesinin etkisini değerlendirmek amacıyla planlanmıştır. Ayrıca, bu çalışma kapsamında psikoeğitim müdahalesinin PPD ile ilişkili olarak, kadınların sosyal destek algılarına etkisi de değerlendirilecektir. Yöntem: Çalışma randomize ön test-son test kontrol gruplu müdahale araştırmasıdır. Ekim 2022-Haziran 2023 tarihleri arasında Eskişehir İli Vadişehir Aile Sağlığı Merkezi (ASM)'nde yapılmıştır. Örneklemini 20-32 haftada gebeliği olan 91 kadın (müdahale:45, kontrol:46) oluşturmuştur. Kadınların tamamına ASM'de rutin bakım uygulanırken, müdahale grubuna ek olarak Watson İnsan Bakım Modeli (WİBM)'ne dayalı psikoeğitim müdahalesi uygulanmıştır. Veriler; 'Kişisel Bilgi Formu, Edinburgh Doğum Sonrası Depresyon Ölçeği (EPDÖ), Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) ve Watson İyileştirme Süreçlerine Göre Hasta Memnuniyeti Değerlendirme Formu' kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma, ki kare, bağımlı ve bağımsız gruplarda t ve Levene testleri, kolerasyon ve çok boyutlu regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Psikoeğitim sonrası müdahale grubundakilerin toplam EPDÖ puanı kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde daha düşük, ÇBASDÖ toplam puanı ve arkadaş alt boyutu puanı daha yüksektir (p<0.05). Regresyon analizi sonuçlarına göre, ÇBASDÖ alt boyutlarından arkadaş ve aile desteği her iki gruptada anlamlı düzeyde azalma sağlamakla birlikte müdahale grubunda kontrol grubundakilere göre PPD düzeyini daha fazla azalttığı saptanmıştır (ß=-0,612, ß=-0,315). Özel bir insan desteğinin ise müdahale grubunda PPD düzeyini düşürürken, kontrol grubunda anlamlı bir fark oluşturmadığı bulunmuştur (ß=-0,344, ß=-0,235). Sonuç: WİBM'ne dayalı psikoeğitim müdahalesi kadınların PPD riskini azaltırken sosyal destek düzeyini arttırmıştır. Doğum sonu ebelik bakımında psikoeğitim müdahalesini içeren yaklaşımların kullanılması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Postpartum depresyon, Watson modeli, psikoeğitim, destek

DepresyonDepresyon-postpartumPsikoeğitim+1
Yasemin Özhüner
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin zihinsel yorgunluk düzeyleri ile tıbbi hata yapmaya eğilimleri arasındaki ilişki

Başlık: Hemşirelerin Zihinsel Yorgunluk Düzeyleri ile Tıbbi Hata Yapmaya Eğilimleri Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi. Amaç: Bu araştırma hemşirelerin zihinsel yorgunluk düzeyini ve zihinsel yorgunluk düzeyini etkileyen faktörleri belirlemek, zihinsel yorgunluk düzeyi ile tıbbi hata yapmaya eğilim arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapıldı. Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel desendedir. Araştırma 01.01.2023-15.03.2023 tarihleri arasında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesinde çalışan hemşirelerle yapıldı. Araştırmaya katılmaya istekli olan, acil servis ve kliniklerde çalışan hemşireler dahil edildi. Verilerin toplanmasında Birey Tanılama Formu, Zihinsel Yorgunluk Ölçeği ve Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği kullanıldı. Veriler araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak hemşire/dinlenme odalarında toplandı. Bulgular: Hemşirelerin Zihinsel Yorgunluk Ölçeği puan ortalaması 16,47±7,94 olarak belirlendi. Araştırmaya dahil edilen hemşirenin %72,7'si zihinsel yorgundu. Hemşirelerin zihinsel yorgunluğunu etkileyen faktörlerin eğitim durumu, gelir durumu, bulunduğu birim ve birimdeki çalışma süresi, mesai dışı uğraş varlığı ve tanılanmış hastalık varlığı olduğu belirlendi. Hemşirelerin Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği toplam puan ortalaması 225,07±19,53 olup bu puana göre hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimlerinin düşük olduğu saptandı. Hemşirelerin zihinsel yorgunluk düzeyi ile tıbbi hata yapmaya eğilim düzeyleri arasında ilişki olmamasına karşın ilaç ve transfüzyon uygulamalarında hata yapmama eğiliminin zihinsel yorgunluk düzeyini artırdığı belirlendi. Sonuç: Hemşirelerin çoğunluğu zihinsel yorgundu ve hemşirelerin zihinsel yorgunluğunu eğitim düzeyi, gelir düzeyi, çalıştığı birim, birimde çalışma süresi, herhangi uğraşın olması ve tanılanmış hastalık varlığının etkilediği bulundu. Zihinsel yorgunluğun tıbbi hata yapmaya eğilimi etkilemediği saptandı.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+3
Semanur Bilgiç
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım hastalarında fiziksel kısıtlama uygulanan ekstremitelerde komplikasyon gelişme durumunun değerlendirilmesi

Başlık: Yoğun Bakım Hastalarında Fiziksel Kısıtlama Uygulanan Ekstremitelerde Komplikasyon Gelişme Durumunun Değerlendirilmesi Amaç: Bu araştırma yoğun bakım ünitesinde yatan, fiziksel kısıtlama uygulanan ekstremitelerde komplikasyon gelişme durumu ve komplikasyonların gelişmesini etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapıldı. Yöntem: İleriye yönelik, analitik tasarımda araştırma Eskişehir'de bir hastanede 1 Eylül 2022- 31 Mart 2023 tarihleri arasında yoğun bakım ünitesinde yatan, hekim istemi doğrultusunda fiziksel kısıtlama uygulanan hastaların izlemi ile yürütüldü. Araştırma verilerinin toplanması ve hastaların izleminde Birey Tanıtım Formu, Glaskow Koma Skalası (GKS), Yoğun Bakım Ağrı Gözlem Formu (YBAGÖ), Fiziksel Kısıtlama Takip Formu kullanıldı. Yoğun bakım hemşireleri hastaların fiziksel kısıtlama bölgesini, bilinç düzeyini ve ağrı durumunu saatlik takip ederek elde ettikleri bilgileri Fiziksel Kısıtlama Takip Formuna kaydetti. Tüm izlemlerde fiziksel kısıtlama bölgesinde en az 1 kez gelişen komplikasyonlar analize dahil edildi. Bulgular: Araştırmada fiziksel tespit bölgesinde ortalama 230,12 kez yapılan değerlendirmede 112 hastadan 11'inde fiziksel kısıtlama bölgesinde gelişen komplikasyona bağlı fiziksel kısıtlamanın sonlandırıldığı saptandı. Fiziksel kısıtlama bölgesinde komplikasyon gelişme oranı endotrakeal tüp bulunan, GKS puanı düşük olan, INR değeri yüksek olan hastalarda daha fazlaydı. Kısıtlama bölgesinde cilt ülserasyonu olan hastalara daha fazla masaj ve krem uygulaması yapıldığı saptandı. Nazogastrik sonda takılı olanların ağrısının daha fazla olduğu ve bu hastalara krem uygulamasının daha fazla uygulandığı saptandı. Sonuç: Araştırmada yoğun bakımda yatan hastalara uygulanan fiziksel kısıtlamaya bağlı kısıtlama bölgesinde komplikasyon gelişebilir. Kısıtlama bölgesinde komplikasyon gelişmesini önlemek için hemşireler hastaları yakın takip etmeli, olası komplikasyonları önlemek ve iyileştirmek için bakım girişimlerini uygulamalıdır. Anahtar Kelimeler: Fiziksel kısıtlama, komplikasyon, yoğun bakım ünitesi, hemşire.

EkstremitelerHareket kısıtlılığıKomplikasyonlar+2
İlknur Yıldız
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Tele hemşirelik ile gerçekleştirilen oyunlaştırma tekniğinin ergenlerin beslenme davranışı ve fiziksel aktivite düzeyine etkisi

Başlık: Tele hemşirelik ile gerçekleştirilen oyunlaştırma tekniğinin ergenlerin beslenme davranışı ve fiziksel aktivite düzeyine etkisi Amaç: Araştırmanın amacı tele hemşirelik ile gerçekleştirilen oyunlaştırma tekniğinin ergenlerin beslenme davranışı, fiziksel aktivite düzeyi ve sağlık durumu algısına etkisini saptamaktır. Yöntem: Araştırma tek merkezli, tek kör, paralel grup, yedi haftalık takip süresi olan randomize ön test-son test tam deneysel tasarımda yapıldı (Clincal Trials: NCT05567146). Çalışma Aksaray il merkezinde bulunan eğitim programları farklı üç lisede (mesleki ve teknik, Anadolu ve fen lisesi) 65 ergen (29'u müdahale, 36'sı kontrol) ile 16 Mayıs 2022- 2 Eylül 2022 tarihleri arasında yürütüldü. Çalışmada müdahale grubuna yedi hafta boyunca oyunlaştırma tekniği uygulandı. Çalışmada SPSS 15.0 istatistik programı kullanılarak intention-to treat (ITT) analizi yapıldı. Bulgular: Müdahale grubunun fiziksel aktivite düzeyi, beslenme davranışı, meyve ve sebze tüketimi değişim süreci toplam ve alt boyut puanı ile sağlık durumunu algılama puanlarındaki değişimin kontrol grubuna göre istatiksel olarak anlamlı olduğu bulundu. Ayrıca müdahale grubundaki ergenlerin su ve soda içme sıklığı ile enerji içeceği içme sıklığının kontrol grubuna göre istatiksel olarak anlamlı olduğu tespit edildi. Yapılan uygulamanın ergenlerin süt ve süt ürünleri içme sıklığı ile meyve suyu, gazlı içecek, çay ve kahve içme sıklığına etkisi olmadığı belirlendi. Sonuç: Tele hemşirelik ile gerçekleştirilen oyunlaştırma tekniğinin ergenlerin beslenme davranışını ve sağlık durumu algısını iyileştirmede; fiziksel aktivite düzeyini, meyve-sebze tüketimini, su ve soda içme sıklığını artırmada ve enerji içeceği içme sıklığını azaltmada etkili olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Adölesan, beslenme, ergen, fiziksel aktivite, oyunlaştırma, tele hemşirelik.

BeslenmeBeslenme davranışıErgenler+6
Sevim Uğur
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kadınlarda alt üriner sistem enfeksiyonuna davranışsal yatkınlığı değerlendirmede ölçüm aracı geliştirme ve kadınların alt üriner sistem enfeksiyonuna davranışsal yatkınlık düzeyinin belirlenmesi

Amaç: Bu araştırmanın birinci amacı, kadınlarda alt üriner sistem enfeksiyonuna davranışsal yatkınlığın belirlenmesine yönelik geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirilmesi, ikinci amacı kadınların alt üriner sistem enfeksiyonuna davranışsal yatkınlık düzeyinin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışma, bir eğitim ve araştırma hastanesinde 11.01.2023-01.09.2023 tarihleri arasında 1247 kadın katılımcı ile metodolojik ve kesitsel olarak yürütülmüştür. Ölçeğin geliştirilme aşamasında kapsam geçerliği, AFA, DFA, madde ayırt edicilik ve güvenirlik analizleri kullanılarak psikometrik testleri yapılmıştır. Geliştirilen ölçekle kadınların davranışsal yatkınlık düzeyi yüz yüze görüşme tekniğiyle veri toplanarak değerlendirilmiştir. Çalışmada, analizler ve parametrik testler NVIVO, SPSS 23.0 ve AMOS 24.0 programları kullanılarak yapılmıştır. Bulgular: Ölçeğin AFA sonucuna göre, ölçekte toplam varyansın %65,16'sını açıklayan ve faktör yükleri 0,609-0,894 arasında değişen beş alt boyutlu bir yapı elde edilmiştir. Araştırmanın DFA sonucunda modelin verilerinin kabul edilebilir uyum iyiliği değerleri içerisinde olduğu saptanmıştır. Ölçeğin güvenirliğine ilişkin; Cronbach Alpha katsayısı toplam ölçek için 0,983, alt boyutları için sırasıyla 0,943-0,946-0,939-0,919-0,875 bulunmuştur. Kadınların alt üriner sistem enfeksiyonuna davranışsal yatkınlık düzeyi puan ortalaması 3,74 ± 0,77'dir. Kadınların alt alt üriner sistem enfeksiyonuna davranışsal yatkınlık düzeyini yaş, öğrenim düzeyi, ekonomik durum, çalışma durumu ve üriner sistem/genital hastalık geçirmiş olma faktörleri etkilemektedir (her biri için; p<0,05). Sonuç: Çalışmada geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olan beş alt boyut ve 35 maddeden oluşan Kadınlarda Alt Üriner Sistem Enfeksiyonuna Davranışsal Yatkınlığı Değerlendirme Ölçeği geliştirilmiştir. Kadınların alt üriner sistem enfeksiyonuna davranışsal yatkınlığı düşük düzeydedir.

KadınlarYatkınlıkÖlçekler+1
Yasemin Öztürk
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İç hastalıkları polikliniğine başvuran hastalarda başarılı yaşlanma ve mutluluk durumları arasındaki ilişki

Amaç: İç hastalıkları polikliniğine başvuran hastaların başarılı yaşlanma ve mutluluk durumlarını incelemektir. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel anket çalışmamızın materyalini; Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesi İç Hastalıkları Polikliniklerine 30.06.2022-01.12.2022 tarihleri arasında, bilişsel açıdan engeli olmayan, Türkçe iletişim kurabilen, 18 yaş ve üzeri, en fazla yönetilebilen bir kronik hastalığa sahip, günlük yaşam aktivitelerini gerçekleştirebilen ve ayaktan başvuran 492 birey oluşturmaktadır. Bireylere kişisel bilgilerin sorgulandığı 12 soruluk anket, Başarılı Yaşlanma Ölçeği ve Mutluluk Ölçeği anket metodu ile yüz yüze görüşülerek uygulandı. Araştırmada; normal dağılıma uyan verilerde iki grup için Bağımsız gruplarda t testi, ikiden fazla grup için ise ANOVA Varyans analizi kullanılmıştır. Başarılı yaşlanmanın mutluluk üzerine üzerinde etkisini belirlemek için Lineer Regresyon analizi kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde anlamlılık düzeyi p<0.05 kabul edildi. Bulgular: İç hastalıkları polikliğine başvuran bireylerin başarılı yaşlanma düzeyi, mutluluk durumunu %30.7 oranında açıklamaktadır (t=9.568; p<0.001; R2=0.307). İç hastalıkları polikliğine başvuran bireylerin başarılı yaşlanmaları, mutluluğu anlamlı düzeyde 0.283 kat artırırken (p<0.001); bireylerin sağlıklı yaşam biçiminin mutluluğu anlamlı olarak etkilemediği saptanmıştır (t=-1.676; p=0.094; p>0.05). Araştırmaya katılan bireylerin öğrenim ve gelir durumları başarılı yaşlanmayı ve mutluluk durumunu etkilerken, meslek durumu sadece mutluluk durumunu etkilediği sonucu elde edilmiştir. Sonuç: Bu çalışmada iç hastalıkları polikliğine başvuran bireylerin başarılı yaşlanma ve mutluluk durumları arasında olumlu ve orta düzeyde ilişki saptanmıştır. Hemşire bireylerin başarılı yaşlanma ve mutluluk durumlarını bakımın kalitesini arttırmak amacıyla mutlaka değerlendirmelidir. Başarılı yaşlanma ve mutluluğun sağlanması için hemşirelerin topluma sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarının aşılanmasında danışmanlık yaparak toplumun bilgilendirilmesi sağlanmalıdır. Anahtar kelimeler: Başarılı yaşlanma, Mutluluk, İç Hastalıkları Hemşireliği

HemşirelikHemşirelik araştırmalarıMutluluk+4
Cansu Yılmaz
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2023
00