
1,501
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
İngilizce bilgi erişimi veri kümelerinde Latin dışı alfabelerle yazılmış içeriğin analizi
Yüzyıllardır insanlar arşivleme ve bilgi bulmanın öneminin farkında olmuşlardır. Bilgisayarların gelişiyle birlikte, büyük miktarda bilgiyi depolamak mümkün olmuştur ve bu tür koleksiyonlardan yararlı bilgiler bulmak bir gereklilik haline gelmiştir. Bilgi erişimi alanı 1950'lerde bu gereklilikten doğmuştur. Bilgi erişimi kullanıcıların ihtiyaç duydukları bilgi ile ilgili kaynakları büyük koleksiyonlardan bulma işlemidir. Bilgi erişim sistemlerinin başarısı bulunan dokümanların ne kadarının kullanıcının aradığı bilgi ile ilgili olmasıyla doğru orantılıdır. Bilgi erişim sistemlerinin başarımını ölçmek, performansları karşılaştırmak için yıllık olarak Text Retrieval Conference düzenlenmektedir. Bu organizasyon tarafından standart veri setleri oluşturulup yayınlanmaktadır. Bu çalışmada İnternet'ten toplanan ve İngilizce Web sayfalarından oluşan ClueWeb09, ClueWeb12 ve Gov2 veri setleri kullanılmıştır. Her ne kadar bu Web sayfalarındaki kelimelerin çoğu Latin alfabesiyle yazılmış olsa da veri setleri ayrıca Latin dışı alfabelerde (Japon, Kiril, Yunan, Arap, vb.) yazılmış kelimeleri de içermektedir. Ayrıca, bu veri kümeleriyle ilişkilendirilmiş olan sorgu kümeleri, tamamen Latin alfabesinde yazılmış sözcüklerden oluşmaktadır. Bu kapsamda, bu tezin amacı, Latin dışı alfabelerle yazılmış kelimelerin İngilizce veri setleri üzerindeki dağılımı incelemek ve Latin dışı kelimelerin indekse dahil etmenin veya hariç tutmanın bilgi erişim başarımı üzerindeki etkisini araştırmaktır.
Moda tasarımı öğrencilerinin tasarım biliş türlerinin belirlenmesi
Bilim insanları yıllardır merak edilen yaratıcılık ve düşüncenin kaynağını tasarım araştırmalarıyla keşfetmeye çalışmaktadır. Araştırmalar, tasarımın zihinsel düşünce süreçleri ile gerçekleştiğini göstermektedir. Bu süreçlere ayrılan zaman ve öncelik sıralaması tasarım biliş türlerini ortaya çıkarmaktadır. Tasarımcının tasarım biliş türünü ölçek uygulamasıyla belirlemek mümkündür Halen yurtdışı kaynaklı akademisyenler tarafından yürütülen tasarım biliş türü analizlerinin yurtiçinde de yapılmasına öncülük edecek ve moda tasarımı alanının bu açıdan ele alınmasında bir adım olabilecek bu çalışmanın, Türkiye'de tasarım araştırmaları açısından büyük bir öneme sahip olduğu düşünülmektedir. Bu araştırmanın temel amacı, moda tasarımı öğrencilerinin tasarım süreçlerini şekillendiren tasarım biliş türlerinin, örneklemde yer alan üniversitelere ve öğrenim düzeyine göre incelenmesidir. Araştırmada, betimsel tarama yöntemi ile nicel veri toplama aracından yararlanılmıştır. İlgili literatür taranmış ve öğrencilerin tasarım sürecinde neye odaklanarak tasarımlarını oluşturduklarının belirlenmesi amacıyla, 5'li likert tipinde 20 maddelik bir anket uygulaması yapılmıştır. Örneklemdeki öğrencilerin, üniversitelere ve öğrenim düzeylerine göre tasarım biliş türü tercihlerine yönelik bulgular değerlendirilmiş ve tasarım süreçlerinde genel olarak sorun odaklı tasarım biliş türüne odaklandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Örneklemin öğrenim düzeylerine göre tasarım biliş türü tercihleri de sorun odaklı tasarım biliş türüne yöneliktir. Üniversitelere ve üniversitelerin öğrenim düzeylerine göre ise farklı tasarım biliş türü tercihlerinin olduğu görülmektedir.
Tarımsal bir havzada pestisit dinamiğinin incelenmesi- Borabey göleti örneği
Tarımda kaliteyi ve verimi arttırmanın en çok başvurulan yollarından biri yabani otlarla, bitki patojenleriyle, böceklerle pestisit kullanımıyla mücadele etmektir. Pestisit kullanımının, pek çok yararına karşın; yetiştirme periyodu süresince ya da depolama sırasında yoğun veya bilinçsiz kullanımı sonucu ürünlerde ve doğada kullanılan bileşiğin kendisi veya parçalanma ürünleri/metabolitleri kalmaktadır. Bu bileşikler çevrede çok zor parçalanabilen bileşiklerdir; canlı bünyesinde birikerek toksik etkilere neden olmaktadırlar ve besin zincirine taşınmaktadırlar. Bu nedenle tarımsal bölgelerden gelen pestisitler, yüzeysel ve yeraltı sularına karışarak su kalitesini önemli derecede etkileyen kirleticilerdir. Bu çalışmada Eskişehir il merkezinin kuzeyinde Bozdağ yamaçlarında bulunan Borabey Göleti ve Havzasında tarım ilaçlarının su ortamına ulaşması incelenmiştir ve modellenmiştir. Bu kapsamda havzadan belirli noktalardan toprak, göletten sediment ve su örnekleri alınmıştır. Alınan bu örneklerde pestisitlerin analizi yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre mevcut pestisitler, sistem iyi karışmış bir göl kabul edilerek modellenmiştir. Borabey Göleti su, sediment ve topraktaki pestisit ölçüm ve modelleme sonuçları birbiriyle uyumlu çıkmıştır. Geçmişten günümüze pestisit birikimi uygulanan model ile temsil edilebilir bulunmuştur.
Çelik yapıların zaman tanım alanında doğrusal analizi ve spektrum eşleştirme parametrelerinin etkisi
Son yıllarda teknolojinin gelişmesi ve mühendislik yöntemlerinin iyi seviyelere gelmesi, yapıların sismik yükler altındaki davranışının daha iyi belirlenmesini sağlamıştır. Bununla birlikte doğrusal olmayan davranışın hesaba katıldığı analiz yöntemleri mühendisler tarafından tercih edilmektedir. Bu çalışmada, FEMA 355-C Ek-B'de tanımlanan SAC modelli 3-9-20 katlı LA binalarının kesitleri optimize edilerek moment aktaran çelik çerçeve sistemi üzerinden çözümleme yapılmıştır. Çalışmamızda 3 farklı spektrum tipine (Elastik Spektrum, TBDY 2018'a göre Azaltılmış Spektrum ve ASCE'ye göre Azaltılmış Spektrum) göre zaman tanım alanında doğrusal hesap yöntemiyle analiz yapılarak yapı genel davranışlarına ait sonuçlar irdelenmiştir. 3 farklı kat yüksekliğine sahip yapıların 4 farklı zemin sınıfı (ZA-ZB-ZC-ZD), 3 farklı spektrum tipi, 7 farklı deprem yer ivme kayıtları altında deprem davranışları incelenmiştir. Bu incelemede farklı yanal yük kombinasyonları da göz önüne alınmıştır. Bu yapıların bir de tepki spektrumuna göre analizi yapılmıştır. Analizler Sap2000 programında yapılmıştır. Bu analizler sonucunda 3 farklı spektrum ve tepki spektrumunun taban kesme kuvvet değerlerinin grafikleri çizilmiş olup tepe yerdeğiştirme tabloları ve göreli kat ötelemesi kontrol tablosu oluşturulmuştur.
Bir boyutlu çok amaçlı kesme problemlerinin modellenmesi ve çözüm yaklaşımları
Bu çalışmada, bir boyutlu kesme ve ana malzeme seçimi problemi ele alınmıştır. Bu problemin matematiksel modelinin kurulması ve çözülmesindeki temel zorluklarından biri, kesme planlarının parametre kümesi olarak kullanılmak istenmesidir. Oluşturulması gereken kesme planlarının toplam sayısının çok fazla olması, hem kesme planları kümesinin oluşturulmasını hem de problemin çözüm sürecini oldukça zorlaştırmaktadır. Bu çalışmada, söz konusu problem için önceden kesme planları kümesi oluşturulmaksızın, yeni bir üç amaçlı matematiksel model önerilmiştir. Amaç fonksiyonları, kesme kayıpları (fire), farklı ana malzeme türü sayısı ve talep fazlası kesilen ürün miktarlarını en küçükleyecek şekilde formüle edilmiştir. Geliştirilmiş olan matematiksel model için sezgisel çözüm algoritması sunulmuş ve hem model hem de algoritma test problemleri üzerinde yorumlanmıştır.
Lavandula x intermedia, Mentha x piperita ve Origanum onites'in toplam fenolik bileşik ve antioksidan özelliklerinin belirlenmesi
Yapılan bu çalışmada Lavandula x intermedia, Mentha x piperita ve Origanum onites bitkilerinin fenolik bileşiklerinin ve antioksidan özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. En sık kullanılan antioksidan aktivite belirleme testlerinden olanFolin-Ciocalteu ayıracı (FCR) ile toplam fenolik yöntemi ile 2,2-Difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH) radikal süpürme kapasitesi yöntemi kullanılmıştır. Ortalama toplam fenolik bileşik miktarı, Lavandula x intermedia için 0,649 mg GAE/ml, Mentha x piperita için 0,732 mg GAE/ml ve Origanum onites için 0,690 mg GAE/ml 'dir. En yüksek fenolik içerik M. x piperita 'da, daha sonra O. onites 'te, en düşük içerik ise L. x intermedia'da bulunmuştur. DPPH radikal süpürme aktivitesine göre IC50 değerleri L. x intermedia için 0,035 mg/ml, M. x piperita için 0,015 mg/ml ve O. onites için 0,039 mg/ml olarak bulunmuştur. Bulunan sonuçlara göre en yüksek radikal süpürme aktivitesini M. x piperita göstermiştir.
Yağmur suyu drenaj sisteminin deneysel ve sayısal yöntemler ile incelenmesi
Bu çalışmada mevcut bir yağmur suyu drenaj hattına ait bir menhol ve ona entegre olan dört adet yağmur suyu borusunda akım davranışı ve mevcut sorunlar deneysel ve sayısal yöntemler aracılığıyla incelenmiştir. Mevcut yapı taşmaya sebep olan sorunlu bir yapı olduğu için tercih edilmiştir. Yapının önce 1:10 ölçekli fiziksel modeli oluşturarak deneysel olarak incelenmiştir. Deneysel veriler kullanılarak Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği (HAD) metodu ile oluşturulan sayısal modelin sağlaması yapılmış ve modelin geçerliliği ispatlanmıştır. Sağlaması yapılan sayısal model ile mevcut yapıdaki sorunlar beklenildiğinden farklı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ampirik denklemlerle yapılan tasarımların uygunluğu incelenmiş ve dört adet yeni geometrik tasarım oluşturarak bunların mevcut yapıdaki sorunu çözmedeki işlevselliği tartışılmıştır. Deneysel modelden elde edilen veriler ile sayısal modelden elde edilen veriler su seviyeleri, çıkış debisi ve noktasal basınç verisi olarak karşılaştırılmıştır. Böylece yağmur suyu drenaj hattı sistemlerinin incelenmesinde HAD metodunun geçerliliği farklı ölçütler aracılığıyla kanıtlanmıştır. İkincil olarak ANSYS CFX yazılımının kullanıldığı sayısal modellemedeki sonuçlar ile yönetmeliklerdeki Manning denklemi ile hesaplanan kapasite ve kullanım koşulları karşılaştırılmıştır. Bazı özel tasarımlar için yönetmeliklerin ve dolayısıyla Manning denkleminin yetersiz kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu birleşim için oluşturulan özel dört adet yeni geometrinin bu metot ile performansları incelenerek mevcut sorun için çözüm sunulmuştur. Ayrıca oluşturulan sayısal model için farklı hesaplama ağı yapılarının ve farklı türbülans modellerinin uygunluğu da tartışılmıştır.
Cessna 172S skyhawk performans karar destek sisteminin geliştirilmesi
İnsanoğlu yeryüzündeki ulaşım araçlarına bir alternatif olarak gözünü gökyüzüne çevirip uçabilen canlıları taklit etme isteği ile büyük bir emekle çalışmalara başladığı günden bu yana her zaman yeni bakış açılarını, yeni kavramları kullanmış ve elindeki mevcut teknolojiden sonuna kadar yararlanmaya çalışmıştır. Dolayısı ile, havacılık sektörü geçmişten bugüne kadar hep yeni teknolojik gelişmeler ile iç içe olmuştur. Günümüzde artan hava trafiği ve karmaşıklaşan uçak yapıları ile birlikte pilotların iş yüklerinde de bir artış söz konusu olmuştur. Bu iş yükü artışında pilotlara yardımcı olabilecek en önemli unsur kokpitlerde dijitalleşmenin ve bilgisayar destekli yazılımların üzerinde durulmasıdır. Bu çalışmada pilotlara, kazalara, emniyet ve insan faktörlerine değinilmiş ve pilot iş yükünü azaltma sürecine yazılım perspektifinde bir çözüm aranmıştır. Bu amaçla özellikle eğitim uçaklarını kullanan öğrencilerin işlerine yarayabilecek, kokpitlerdeki dijitalleşme konusu ile de bağlantılı olan Cessna 172S Skyhawk tipi uçak için örnek bir performans karar destek sistemi geliştirilmiş ve detayları ile açıklanmıştır. Karar destek sisteminin geliştirilmesi süresince gerekli veritabanı tabloları oluşturulmuş, interpolasyon hesaplamaları ile istenilen performans hesaplamaları elde edilmiştir. Tüm bu işlemler için Cessna 172S Skyhawk uçuş el kitabı referans olarak kullanılmıştır. Performans karar destek sisteminin geliştirilmesi sonucunda, pilotların iş yüklerinin azaltılmasına yardımcı olan ve el ile yaptıkları hesaplamalardan doğacak bir hatanın önüne geçen, yüksek doğruluğa sahip, kullanımı kolay, hızlı ve dolayısıyla zamandan önemli miktarda tasarruf etmeyi sağlayan bir performans hesaplama yazılımı oluşturulmuştur.
Coğrafi bilgi teknolojileri ile internet tabanlı etkileşimli harita uygulaması: Eskişehir ili açık maden ocakları örneği
Gün geçtikçe teknolojisinin ilerlemesi, coğrafi bilgi teknolojilerini olumlu bir şekilde etkilemiştir. Bu ilerleme sayesinde, etkileşimli haritalar gelişerek, kullanıcıların istedikleri bilgiye daha hızlı ve daha kolay ulaşabilmelerini sağlamıştır. Bu çalışma kapsamında, Eskişehir il sınırları içerisinde bulunan açık maden ocakları kullanılarak, internet tabanlı etkileşimli harita geliştirilmiştir. Eskişehir ili açık maden ocakları bakımından önemli ve zengin bir yapıya sahiptir. Uygulama oluşturulurken maden saha bilgilerinden, maden rezerv bilgilerinden, MTA'nın web sitesinden ve MTA'nın açık kaynak kodlu web servisleri olan jeoloji formasyon, fay ve magmatik kayaç haritalarından yararlanılmıştır. Coğrafi bilgi teknolojileri kullanılarak, veriler düzenlenmiş ve ilişkilendirilmiştir. Sonuç olarak, Eskişehir'e ait açık maden ocaklarının yer aldığı, maden ocaklarına ait detaylı bilgi içeren, kullanıcıların istediği zaman, istediği yerden, hızlı bir şekilde ulaşabildiği web tabanlı uygulama geliştirilmiştir. Bu çalışmanın internet tabanlı etkileşimli harita uygulamalarına katkı sağlayarak, örnek bir web tabanlı uygulama olması ve konu ile ilgili bilimsel çalışmalarda kullanılması ön görülmektedir.
An optimization method for two-dimensional LBP feature vectors
Local binary patterns (LBP) is considered to be one of the most discriminative and computationally efficient descriptor for many computer vision applications. Among numerous variants of LBP, there are also approaches that construct 2-dimensional (2D) histograms to provide a better representation of texture patterns. Those approaches obtain final feature vector by either concatenating marginal histograms of 2D distribution; or flattening the whole distribution in a higher dimensional vector. The resulted feature vector is a more compact one in the former scenario, however, the vector in the latter can provide better accuracy. In this thesis, we propose a method to make LBP features more discriminative by optimizing projections of joint LBP distribution onto the marginal histograms. In order to find a more efficient representation of the feature vector, we seek for the least redundant marginal histograms of a joint LBP distribution via optimizing several constraints. In this way, we aim to have a more compact feature vector in contrast to the methods which flatten the joint distribution without sacrificing accuracy. Experiments we perform on five popular texture datasets show that the proposed method provides higher recognition rates with the same size feature vectors and comparable results even with lower dimensional vectors.