Eskişehir Teknik Üniversitesi
Anabilim Dalı

Uzaktan Algılama ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Anabilim Dalı

Eskişehir Teknik Üniversitesi

170

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yüksek çözünürlüklü hava fotoğrafları ile hâlihazır harita yapımı ve arazi yapısına göre doğruluk kontrolü

Günümüzde gelişen teknoloji ile birlikte harita yapım yöntemlerinde önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Teknik kapasiteleri yüksek cihazlar ile uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak yapılan çalışmalar oldukça yaygınlaşırken bu durum fotogrametrik olarak üretilen haritaların yapım yöntemlerinin de gelişmesine katkı sağlamaktadır. Fotogrametrik olarak üretilen nokta bulutu verisi, katı modeller, sayısal yüzey modelleri ve ortofoto haritalar, birçok farklı sektörde altlık olarak kullanıldığından, elde edilen bu verilerin doğruluklarının bilinmesi oldukça önem arz etmektedir. Hava kamerası kullanarak görüntü elde eden taşıyıcı sistemler genelde insansız hava aracı (İHA), uçak ve uydu görüntüleridir, bu taşıyıcı sistemlerin en belirgin görüntü aldıkları uçuş yüksekliğidir. İHA ve uydu görüntüleri ile ilgili birçok çalışma bulunmasına rağmen orta irtifada uçuş yapan uçak görüntüleri ile çalışmalar daha azdır. Bu bağlamda, bu çalışma ile literatüre katkı yapılması amaçlanmıştır. Bu çalışma kapsamında, 2015 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Teknik koordinatörlüğünde Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) ile ortaklaşa yapılan True (Gerçek) ortofoto projesi kapsamında çekimi yapılan hava fotoğrafları kullanılmıştır. Bu veriler kullanılarak, fotogrametrik harita yapım süreci, sayısal yüzey modeli ve ortofoto harita üretimi gerçekleştirilerek, elde edilen veriler, yersel ölçüm metotları kullanılarak kontrol edilmiştir. Temel bulgu olarak stereo değerlendirme yoluyla 1/1000 ölçekli harita üretiminin gerçekleşebileceği, ayrıca üretilen veriler kullanılarak, yersel metotlarla aynı hassasiyette çıktı ürünlerin daha hızlı olarak üretilebileceği görülmüştür.

Fotometrik stereo yöntemiSayısal fotogrametri
Tolga Canbey
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnsansız hava aracı ile elde edilen görüntülerden üretilen ortofoto ve sayısal yüzey modellerinin doğruluğunun araştırılması

Gelişen teknoloji ile insansız hava araçlarının (İHA) kullanımı her alanda artmaktadır. Uçak, helikopter, uydu gibi birçok taşıyıcı platform yeryüzüne ait görüntülerin elde edilmesinde başarılı bir şekilde kullanılabilmektedir. Fotogrametri ve uzaktan algılama amaçlı olarak kullanılan İHA'lar küçük alanlarda klasik olarak kullanılan diğer yöntemlere göre maliyet, zaman ve tekrarlı ölçüm yapabilme gibi avantajları sayesinde daha elverişli çalışma olanaklarına sahiptir. Bu çalışmada; İHA kullanılarak temin edilen görüntülerden oluşturulan ortofoto, nokta bulutu ve sayısal yüzey modeli (SYM) sonuç verilerinin doğruluğu araştırılmıştır. Bu kapsamda ilk olarak taşıyıcı platform olan insansız hava aracına yerleştirilecek olan dijital kamera ile Eskişehir Şarhöyük arkeolojik alanında veri toplama için uçuş gerçekleştirilmiştir. Uçuş sonrası elde edilen görüntüler fotogrametrik veri işleme yazılımı ile işlenerek alana ait ortofoto, nokta bulutu ve SYM üretilmiştir. Ayrıca referans veri olması amacıyla ortofoto ve SYM doğruluk analizi için test alanında Jeodezik Küresel Uydu Seyrüsefer Sistemi (GNSS) alıcısı ile koordinat ölçümü yapılarak alana sayısal harita üretilmiş, nokta bulutu karşılaştırılması için alan üzerinde küçük bir test alanı belirlenerek bu alanda yersel lazer tarayıcı ile referans nokta bulutu verisi toplanmıştır. İHA ile edinilen görüntülerin işlenmesi ile oluşturulan sonuç ürünler ile arazide klasik yöntemler ile toplanan veriler karşılaştırıldığında yer kontrol noktası kullanılmayan verilerde 1m, yer kontrol noktalı verilerde 5cm fark bulunmuştur. Yükseklik verisi içeren sayısal yüzey modelleri karşılaştırılmasında 10cm yükseklik farkı bulunmuştur.

Emre Şenkal
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İklim değişikliğine karşı dayanıklı ve sağlıklı bir esnek eko-yerleşim model önerisi ve coğrafi bilgi sistemleri destekli yer seçim analizi

Tarihsel süreçte yaşanan olaylar; teknik, sosyal, ekonomik değişimler kentlerin gelişmesinde ve değişmesinde etkin olmuştur. Özellikle küreselleşme süreci ile artan tüketim, ekosistemin zarar görmesine sebep olarak iklim değişikliği sürecini hızlandırmıştır. İklim değişikliğinin; kıtlık, kuraklık gibi etkilerin yanı sıra kasırgalar, seller gibi kenti etkileyen etkileri de vardır. Bu hem kent sağlığını hem de yerleşimlerin sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir. İklim değişikliğinin bu etkilerinden hem korunmak hem de etkilerini azaltmak için dayanıklı kent kavramı etkin bir yol olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma kapsamında iklim değişikliğine karşı dayanıklı kentin kriterleri ortaya konulmuş ve bu kriterler kapsamında, sosyal ve ekonomik boyut da göz önüne alınarak dayanıklı ve sağlıklı bir esnek eko-yerleşim yaklaşım önerisi geliştirilmiştir. Yaklaşımın geliştirilmesi için öncelikle dayanıklılık kavramı uygarlığın dönüm noktalarında kentlerin geçirdiği evrim çerçevesi de gözetilerek irdelenmiş, ardından dünyadan çeşitli eko köy örnekleri sosyal ve ekonomik açılardan kısaca incelenerek, çıkarımlardan faydalanılmıştır. Yaklaşım önerisi için kriterler geliştirildikten sonra yer seçimi için Coğrafi Bilgi Sistemleri yardımıyla Eskişehir ili için analizler yapılmış; iklim değişikliğine karşı dayanıklı, sağlıklı, ekolojik, sürdürülebilir, esnek, taşınabilir, eklemlenebilir, doğa ile uyumlu, doğaya en az zararı veren ve doğadan en az zarar görecek bir yerleşim için yer seçim analizi yapılmıştır.

Ayşecan Akşit
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Katı atık yönetiminde coğrafi bilgi sistemleri(CBS) kullanımı Bozüyük kent merkezi yer seçimi örneklemi

Bu çalışmada, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Çok Kriterli Karar Verme(ÇKKV)Yöntemlerinden Analitik Hiyerarşi Yöntemi (AHY) kullanılarak,Bozüyük kent merkeziiçin katı atık depolama sahasının, çeşitli kriterlerle seçilmesiamaçlanmıştır.Katı atık kontrol yönetmeliği ve belediye yönetmeliğinin ilgili maddeleri ile daha önce yapılan konuyla ilgili çalışmalarda kullanılan kriterler ve çalışma alanının mevcut durumu dikkate alınarak analizler yapılmıştır.Analiz çalışmasında on adet veri katmanından faydalanılmıştır. Bu katmanlar; yerleşim alanına uzaklık, nüfus yoğunluğu,jeoloji, yüzey sularına uzaklık, arazi kullanımı, eğim, karayollarına uzaklık, ulaşım alanlarına uzaklık ve taşıma mesafesi ile yol durumu olarak belirlenmiştir. Bu katmanlardan yararlanarak yapılan analiz sonucunda, çalışma bölgesinin kentsel katı atık depolama ve imha alanları için uygunluklarını gösteren sonuç haritası üretilmiştir.Buçalışmada ÇKKV yöntemlerindenAHY kullanılarak sonuca nasıl ulaşıldığı, yöntemin nasıl kullanıldığı ve sonucun faydaları anlatılmaya çalışılmıştır. Bu yöntemin, farklı alanlarda da kullanılabilir olduğu gösterilmeye çalışılacaktır.Örneğin, hastane, havaalanı veya itfaiye istasyonu için uygun yer seçiminin bu yöntemleanlaşılabilir olduğu rahatlıkla görülebilecektir.AHY'ninuygulama şekli şöyledir. Çalışmadaki kriterlerden, yüzey sularına uzaklık kriteri ele alındığında,katı atık depolama alanlarının su kirliliği kontrol yönetmeliğine göre, içme kullanma sularına yakın olmaması gerektiği vurgulanmaktadır. Atık toplama alanı mümkün olduğunca yüzey sularına uzak olmalıdır. Uzak noktaya en yüksek puanı verip, en yakın noktayada en düşük puan verildiğinde çoklu kriterlerden bir tanesi oluşmuş olacak ve diğerleriyle aynı şekilde birleştirilip sonuca ulaşılacaktır.

Fatih Tarazan
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

CBS ve UA destekli kıyı alanı planlaması: Körfez ilçesi örneği

ÖZET CBS VE UA DESTEKLİ KIYI ALANI PLANLAMASI: KÖRFEZ İLÇESİ ÖRNEĞİ Gülenay ŞAHİN Uzaktan Algılama ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Anabilim Dalı. Eskişehir Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Ocak 2019 Danışman: Doç. Dr. Saye Nihan ÇABUK Denize kıyısı olan alanlar tarihin her döneminde; turizm, ulaşım, sanayi gibi farklı sektörlere ev sahipliği yaparak ülkenin ekonomik ve sosyal gelişmesine katkı sağlamıştır. Ancak kıyı alanları zaman içinde değişime ve dönüşüme uğramaktadır. Bu alanlardaki değişim ve dönüşüm kimi zaman ilçe, kimi zaman il ve hatta ülke geneline yansımaktadır. Kıyıda oluşan değişimin izlenmesi, denetlenmesi ve olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması sürdürülebilir bir kıyı alanı planlamasıyla mümkün olmaktadır. Planlamanın temeli alanın iyi tanınmasıdır. Eski plan kararlarının araziye yansımaları, etkileri ve bu etkilerinin sonuçlarının analiz edilmesi yeni plan kararlarının sağlıklı bir şekilde alınmasında kritik rol oynamaktadır. Bu kritik rolü vurgulamak için Körfez ilçesi örneklem alanında önce CBS ve UA metotları kullanılarak zamansal değişim analizi yapılmıştır. İlçenin 2009 ve 2015 yıllarına ait SPOT uydu görüntüleri ile tematik haritalar incelenip arazi kullanım değişiklikleri UA ve CBS desteği ile ortaya konularak analiz edilmiştir. Alana ait belirlenen tarihlerdeki uydu görüntülerinin, imar plan kararları, sayısal tematik ve topoğrafik haritaların birlikte değerlendirilmesi neticesinde alan kullanım kararlarının kıyı alanları üzerindeki etkisi yorumlanmıştır. Sonuç olarak zamansal değişim analizini esas alan bir planlama modeli önerilmiştir. Önerilen planlama modeli ile kıyı alanlarında alan kullanım kararlarının olumlu ve olumsuz etkileri ortaya koyulabilecek, sonuçlar analizlerle önceden öngörülebilecek ve gerekli tedbirler alınarak sürdürülebilir bir anlayışla planlanabilecektir. Anahtar Sözcükler: Coğrafi Bilgi Sistemleri, Uzaktan Algılama, Zamansal Değişim, Kıyı Planlama Modeli

Gülenay Şahin
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mimari model üretiminde ileri teknoloji yöntemlerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada ileri teknoloji yöntemlerinden yersel lazer tarama, hava fotogrametrisi ve yersel fotogrametri kullanılarak, analiz yöntemlerinin ihtiyaç duyduğu farklı yapılardaki katı model üretimleri için en etkili yöntemin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında Eskişehir Odunpazarı ilçesinde bulunan Kurşunlu Külliye camisinin, konvansiyonel yöntemlerle ölçülerek çizilmiş plan ve kesitlerinden faydalanılarak oluşturulacak katı modelin yanı sıra ileri teknoloji yöntemler kullanılarak analize uygun katı model üretiminde en etkili yöntem araştırılmıştır. Çalışma sonucunda yapının yayınlanmış çizimlerinde analiz sonuçlarını etkileyecek hatalar bulunmuştur. Bu hataların bazılarının genel olarak literatürde tekrarlandığı görülmüş ve kubbeli yapı çiziminde bazı mimari elemanların eksik ve yanlış gösterildiği ortaya konulmuştur. Çalışma kapsamında değerlendirilen analiz yöntemlerinin ihtiyaçlarına yönelik etkili belgeleme yöntemleri avantaj ve dezavantajları ile birlikte değerlendirilerek analiz türlerine göre etkin yöntem önerilerinde bulunulmuştur.

Lazer optik sistemSayısal fotogrametri
Serhan Tuncer
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimEN

Usage of remote sensing and geographic information sciences in gold-silver exploration

The application of Remote Sensing techniques and Geographic Information Sciences have greatly improved the exploration of minerals. In this study, the argillic alteration associated with Gold-Silver mineralization were extracted with the proposed Illite index by considering the geology, and landcover of study area. The derived argillic alteration zones were then integrated with other geologic information such as lithology and faults to predict the potential gold locations. The illite index was proposed by examining the extracted image spectra and the USGS spectra of illite because of illite's close association with the gold-silver mineralization within the study. The illite index uses ASTER image and is a ratio of band 7 by band 6. The principal component analyses were also performed to validate and compare the hydrothermal alteration result obtained from the illite index. The weights of evidence and the fuzzy logic model were used to produce the gold potential map of the study area. The Ovacık Gold Mine was identified by both the weights of evidence and a fuzzy logic model. The mineral potential map and the proposed band ratio index would help in reducing the exploration work to the most probable mineralized zones.

Clement Kwang
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimEN

Remote sensing image fusion for mapping and monitoring wetlands in the Central Anatolian Region, Turkey

Wetlands provide a number of ecological services and a number of valuable functions. As one of the most important eco-systems, wetlands are threatened by both natural and anthropogenic activities. Mapping wetland is one of the curtail needs in order to prevent further loss. Since the beginning of the remote sensing and geographic information systems (GIS) revolution, different approaches using satellite images have been used for mapping and monitoring wetlands. In this study, through image fusion, the potential of the recently launched Sentinel satellites, both separate and in combination, was investigated for accurately mapping of different wetland classes using Support Vector Machines (SVMs) learning classifier. Before the classification, a monthly dynamic of wetland area has been conducted, and high-resolution imagery of one test area (Balikdami) has been acquired. For investigating the influence of the sensors in land cover classification, especially in wetland areas, six different datasets have been analyzed. Thus, the influence of the red-edge, multi-sensor, and multi-temporal or multi-season data have been investigated. The results showed that for more accurate mapping of different wetland classes, different datasets should be used. The red-edge bands have significant influence over the intensive vegetated wetland classes such as swamps, and the radar bands have significant influence over partially decayed vegetated wetland areas such as bogs. Different date radar data also have significant influence over the wetland areas. For future studies, in addition to the analyzed datasets, we recommend adding and investigating several vegetation indices for mapping and monitoring wetland areas in different study areas.

Gordana Kaplan
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Akıllı şehirler kapsamında yapay zeka teknikleri kullanılarak etkin ulaşım planlarının hazırlanması üzerine bir model önerisi

Akıllı şehir için net bir tanım bulunmamakla birlikte, sürdürülebilirlik, verimlilik, rahatlık gibi faktörlere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Akıllı şehir kapsamında her şehir için farklı konularda çalışma yapılabilirken, ulaşım hizmetinin bütün şehirler için oldukça önemli ve akıllı şehir için olmazsa olmaz bir kavram olduğu görülmüştür. Ulaşım hizmetinin akıllı şehir kapsamında değerlendirilebilmesi için ulaşım sisteminin akıllandırılarak planlanması temel faaliyet olmaktadır. Ulaştırma sistemlerinin etkin bir şekilde kullanımını ve akıllandırılmasını sağlayabilmek amacıyla hazırlanan Toplu Ulaşım Ana Planları, uzman kişiler tarafından belirli periyotlarda hazırlanmaktadır. Bu çalışmada, ulaşıma etki eden faktörlerin ve parametrelerin dinamik bir yapıda toplanarak yapay zekâ teknikleri analizleri neticesinde otomatik planların hazırlanması ve etkin toplu ulaşım faaliyetlerinin yürütülmesi ile çevre kirliliğine, trafik yoğunluğuna, yüksek maliyet problemlerine çözüm getirilmesi, bunun sonucunda, belirli periyotlarda hazırlanan ulaşım planlaması iş yükü ve maliyetinin azaltılması hedeflenmektedir. Gerçekleşen ulaşım hareketlerinin kayıt altında tutulması ile ileride oluşacak olan ulaşım hareketlerinin analizi yapılabilecek ve gelecekte gerçekleşmesi beklenen ulaşım hareketlerinin düşük bir yanılma payı ile yaklaşık olarak tahmin edilerek planlanmasının somut bir bilgiye bağlı kalarak yapılması amaçlanmaktadır.

Onur Başkaya
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Altyapı bilgi sistemlerinde artırılmış gerçeklik ve coğrafi bilgi teknolojileri entegrasyonu

Günümüzde, altyapı ağının yönetimi için mekânsal verilere verimli bir şekilde erişebilecek ve bunları kullanabilecek yazılım ve donanım tabanlı çözümlere yönelik artan bir talep bulunmaktadır. Son yıllarda, bilişim alanındaki en dikkat çekici konulardan birisi olan artırılmış gerçeklik kavramı ilk olarak "Gerçeklik-Sanallık Sürekliliği" teorisinde ifade edilmiştir. Teoriye göre, gerçeklik kavramı, gerçek dünyada herhangi bir elektronik ekran olmadan doğrudan görüntülenen gerçek nesneleri içeren ortam olarak tanımlanmaktadır. Öte yandan, sanallık kavramı, gerçeklikle olan ilişkinin tamamen ortadan kaldırıldığı ve tamamen sanal nesnelerin sadece bilgisayar simülasyonlarında karşılaştığı ortam olarak açıklanmaktadır. Tanımların ışığında; artırılmış gerçeklik, gerçek dünyaya sanal nesneler eklenerek gerçeklik ve sanallığın birlikte algılanabileceği bir ortam olarak ifade edilebilir. Mekânsal teknoloji, şebeke ağı yönetimi için kaçınılmaz ve etkili bir araçtır. Uzun yıllardır, CBS (Coğrafi Bilgi Sistemleri) teknolojisi doğal gaz, enerji, su, kanalizasyon vb. hizmetleri veren kurumlarda kendini kanıtlamıştır. Ancak karar destek aracı olarak, bazı durumlarda altyapı yönetimi için yetersizdir. Karar verme ve rehberlik için gerekli mekânsal verilere erişimin yetersiz olması, özellikle saha operasyonlarında yanlış kararlara ve ciddi bir zaman kaybına yol açmaktadır. Problemi çözmek için, yüksek lisans tezinde, mekânsal teknolojiler ve artırılmış gerçeklik içeren bir mobil uygulama geliştirilmiştir. Böylece, geliştirilen uygulama ile doğal gaz altyapısı yönetiminin saha uygulamalarında verimliliği artıran bir platform kurulmuştur. Çalışmada, Eskişehir'de belirli bir bölgedeki doğal gaz altyapısı verileri, artırılmış gerçeklik kullanılarak gerçek konumlarında üç boyutlu olarak gösterilmiştir. Sonuç olarak, doğal gaz altyapısının mekânsal verilerinin saha operasyonlarında daha verimli kullanılması, artırılmış gerçeklik entegrasyonu ile sağlanmıştır.

Fulya Akan
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Coğrafi bilgi teknolojileri ile internet tabanlı etkileşimli harita uygulaması: Eskişehir ili açık maden ocakları örneği

Gün geçtikçe teknolojisinin ilerlemesi, coğrafi bilgi teknolojilerini olumlu bir şekilde etkilemiştir. Bu ilerleme sayesinde, etkileşimli haritalar gelişerek, kullanıcıların istedikleri bilgiye daha hızlı ve daha kolay ulaşabilmelerini sağlamıştır. Bu çalışma kapsamında, Eskişehir il sınırları içerisinde bulunan açık maden ocakları kullanılarak, internet tabanlı etkileşimli harita geliştirilmiştir. Eskişehir ili açık maden ocakları bakımından önemli ve zengin bir yapıya sahiptir. Uygulama oluşturulurken maden saha bilgilerinden, maden rezerv bilgilerinden, MTA'nın web sitesinden ve MTA'nın açık kaynak kodlu web servisleri olan jeoloji formasyon, fay ve magmatik kayaç haritalarından yararlanılmıştır. Coğrafi bilgi teknolojileri kullanılarak, veriler düzenlenmiş ve ilişkilendirilmiştir. Sonuç olarak, Eskişehir'e ait açık maden ocaklarının yer aldığı, maden ocaklarına ait detaylı bilgi içeren, kullanıcıların istediği zaman, istediği yerden, hızlı bir şekilde ulaşabildiği web tabanlı uygulama geliştirilmiştir. Bu çalışmanın internet tabanlı etkileşimli harita uygulamalarına katkı sağlayarak, örnek bir web tabanlı uygulama olması ve konu ile ilgili bilimsel çalışmalarda kullanılması ön görülmektedir.

Coğrafi bilgi sistemleriMaden ocakları
Ecem Ulutak
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Jeopolitik risklerin demografiye etkisinin CBS ile analizi; Kerkük örneklemi

Küreselleşen dünyada, uluslararası güç savaşlarının yol açtığı riskler, yalnızca bölgesel risk özelliği taşımamakta, aynı zamanda uluslararası toplumu ilgilendiren meseleleri teşkil etmektedir. Politik gerçekliklerle mekân arasındaki ilişkiyi inceleyen jeopolitik bilimi, tüm bu sorun ve süreçlerin anlamlandırılmasında kilit önem taşımaktadır. Zira, uluslararası dengelerin coğrafi konum ve öğelerden bağımsız değerlendirilmesi eksik bir yaklaşım olarak görülmektedir. Bu bağlamda, politika ve mekân ilişkisi haritalar üzerinden kurulmakta, analizler bu doğrultuda gerçekleştirilmektedir. Günümüzde, gelişmiş mekânsal analiz ve görüntüleme tekniklerine sahip Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS)'nin jeopolitik biliminde kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Bu yüksek lisans tezi kapsamında, jeopolitik risklerin demografik etkileri üzerinde durulmuş, jeopolitik risk bölgesindeki nüfus hareketliliği Uzaktan Algılama (UA) verileriyle CBS ortamında analiz edilmiş ve değerlendirilmiştir. Akıllı istatistiksel bir yöntem aracılığı ile gerçekleştirilen analiz sonucunda, jeopolitik risk bölgesi olarak nitelenen Kerkük ilinin 1997 ve 2011 yıllarına ait nüfusları tespit edilmiş ve bölgedeki nüfus değişimi gözlemlenmiştir. Böylelikle, jeopolitik ve sosyal bilimlerde CBS kullanımının önemi ve bu bilim dallarına sağlayacağı katkı vurgulanmıştır.

Zeynep Ortakavak
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Açık ocak madenciliği sonrası doğa onarımı sürecinde coğrafi bilgi teknolojileri ile rekreasyonel amaçlı arazi kullanım uygunluğunun incelenmesi

Açık ocak madenciliğinde doğaya verilen tahribatın büyüklüğü bilinmekte ve bu alanları doğaya geri kazandırmak için farklı çalışmalar yürütülmektedir. Bu kapsamda maden sahaları ekonomik ömrünü tamamladıktan sonra farklı temalarda tasarlanarak doğaya kazandırılabilmekte, kent halkının rekreatif ihtiyaçlarına karşılık verebilmektedir. Çok kriterli karar verme yöntemleri ile Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS)'nin sağlamış olduğu analiz ve görsel yetenekler entegre olarak kullanıldığında maden sahalarının farklı bir kimlik kazanarak kente sunulması sürecinde karar verme aşamasının daha hızlı ve güvenilir olması sağlanmaktadır. Bu çalışmada CBS uygulamaları ve Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) yöntemi bir arada kullanılarak, inceleme alanı olarak belirlenen Dutluca ve Koçbal maden sahası ve yakın çevresinde rekreasyonel kullanım alanları için uygunluk haritaları üretilmiştir. Çalışmanın amacı, alan kullanım planlamasında CBS ve AHS kullanılarak elde edilen uygunluk analizlerinin karar vericiler açısından yol gösterici olduğunu ve büyük kolaylıklar sağladığını ortaya koymaktır. Aynı zamanda bu çalışmada planlama sürecinin bilimsel gerçekliklere dayanarak ilerlemesinin daha sağlıklı sonuçlar vereceği vurgulanmaktadır.

Arazi ıslahıAçık maden ocakları
Burcu Dokgöz
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kitle kaynak temelli coğrafi bilgi sistemleri platformunun geliştirilmesi

Bu çalışmada Coğrafi Bilgi Sistemlerinin Türkiye'deki tanınırlığını artıracak ve Coğrafi Bilgi Sistemleri ile ilgilenenlerin ortak bir dil kullanımını sağlayacak kitle kaynaklı sözlük uygulaması yapılması amaçlanmıştır. Çalışmada dünya çapında yapılmış kitle kaynaklı uygulama ve platformlar değerlendirilerek izledikleri yollar araştırılmıştır. Kitle kaynak projelerin; yönetimi, pazarlama metotları ve kitleyi bağlama yöntemleri değerlendirilmiştir. Yapılan yazılım için gereken dil, .Net Core yapısında C#, veritabanı olarak da Postgresql seçilmiştir. Yapılan araştırmalar sonucunda uygulamanın ana hatları ve yazılım yöntemi belirlenmiştir. Belirlenen yöntemler sonucu yazılımın adımları açık bir biçimde ortaya konmuştur.

Coğrafi bilgi sistemleriKitle kaynak
Barış İnaltay
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eskişehir Odunpazarı ilçesi'nde kadına yönelik şiddetin mekânsal dokusu

Kadına yönelik şiddet günümüzün önemli toplumsal problemlerinden biri haline gelmiştir. Çalışmanın konusunu Eskişehir İli Odunpazarı İlçesi'nde kadına yönelik şiddetin mekânsal dağılımı oluşturmaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı araştırma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm kadına yönelik şiddet suçlarının mahallelere göre dağılımını esas almıştır. Kadına yönelik şiddet suçları mahallenin sosyoekonomik yapısına, eğitim durumuna, medeni duruma ve mesleğe göre değişip değişmediğine mekânsal olarak nasıl farklılaştığına odaklanmıştır. Araştırma sorularının nesnel olması nedeniyle bu bölüm pozitivist epistemoloji ile uyumludur. Araştırma soruları ontolojik açıdan dış gerçeklik olarak kabul edilmiş ve ikincil veriler kullanılarak kadına yönelik suçların mekânsal dağılımı betimlenmiştir. Ayrıca suç ve değişkenler arasındaki etkileşim de istatistiksel yöntemlerle incelenmiştir. İkincil veri kaynağı olarak polis kayıtları kullanılmıştır. İkinci bölümde Odunpazarı İlçesi'nde mahallelere göre kadına yönelik şiddet suçlarının nasıl algılandığı, kadına yönelik şiddete bakış açısının nasıl olduğu konusuna odaklanılmaktadır. Bu bölümde bu amacı gerçekleştirmek için veri toplama aracı geliştirilmiştir. Kadına yönelik şiddet eylemleri fiziksel, psikolojik, cinsel ve ekonomik boyutlarıyla ele alınmıştır. Çalışma sonucunda sosyoekonomik durum, meslek, eğitim durumu, mahalle sakinlerinin kadına yönelik şiddete bakış açısı ile kadına yönelik şiddet eylemleri arasında anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Kadına yönelik şiddet eylemlerinin mekânsal kümelenmeler oluşturduğu görülmüştür.

Aile içi şiddetAlgılama haritalarıCinsel suçlar+7
Ali Ekincek
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güneş enerji santrali yer seçiminde cbs tabanlı çok kriterli karar destek sisteminin uygulanması (Eskişehir ili örneği)

Gün geçtikçe sanayisi gelişen, nüfusu artan ve buna bağlı olarak enerji tüketimi hızlanan Ülkemiz enerji ihtiyacını karşılayabilmek için farklı kaynaklardan enerji üretmeye yönelmiştir. Fosil kaynaklardan üretilen enerji ile dışa bağlılık artacağından yenilenebilir enerji kullanımı önemli hale gelmektedir. Yenilenebilir enerji kaynaklarından olan güneş enerjisi Türkiye'nin güneş potansiyeli açısından verimliliği göz önüne alındığında enerji üretmek için kullanılan önemli kaynak haline gelmiştir ve günümüzde yenilenebilir enerji kaynağı olarak güneş enerjisi oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Yenilenebilir enerji sistemlerinin kurulumunda yer seçimi oldukça önemlidir. Ayrıca yer seçiminde kullanılacak yönteme karar vermekte önemli bir konudur. Bu çalışmanın amacı Eskişehir'de güneş enerji santrali için uygun olan alanların Çok Kriterli Karar Verme metotlarından Analitik Hiyerarşi Prosesi kullanılarak CBS yardımıyla analizlenmesi ve bununla birlikte var olan enerji santrallerinin yer seçimlerinin doğruluğunun belirlenmesidir.

Analitik hiyerarşi yöntemiCoğrafi bilgi sistemleriGüneş enerjisi+1
Seda Cömert Türkseven
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Antalya, Olympos antik kenti yeraltısuyu akımı modellemesi

Olympos, nehir kenarına kurulmuş antik dönem kentidir. Antik kent, sığ bir yeraltısuyu tablasının üzerine kurulmuştur. Bölgede yapılan çalışmalarla şehri ortadan ikiye bölen nehrin kuzeyinde bir göl bulunduğu ve çevredeki kireçtaşlarından gölün beslendiği ortaya konulmaktadır. Günümüzde, hidrolojik koşulların değişmesinden dolayı göl kurumuştur ve antik göl sınırları içerisinde çok sığ yeraltısuyu seviyesi gözlenmektedir. Yapılan arkeolojik kazı çalışmalarıyla, antik dönemde gölün kullanıldığı ve göldeki fazla suyu drene eden antik kanalların varlığı ortaya konulmuştur. Gerek güncel hidrolojik koşulların, gerekse deniz seviyesinin değişiminden dolayı bu kanallar günümüzde kullanılamaz haldedir. Geçmiş deniz seviyesinin günümüze göre farklı bir seviyede bulunması ve güncel yeraltı-yüzeysuyu dengesinin sağlanması için daha sonradan doğal veya yapay olarak oluşan kanallar, antik dönemde kullanılabilir halde bulunan bazı yapıları günümüzde sular altında bırakmıştır. Bu durum bölgenin arkeolojik açıdan araştırılmasını güçleştirmektedir. Yapılan tez çalışması ile Olympos antik kent bölgesinde; bölgedeki arkeolojik araştırmaların sürdürülebilir olması amacıyla sular altında kalan yapılar üzerinde uygulanacak drenaj yöntemleri için temel bilgilerin üretilmesi amaçlanmıştır. Bölgenin güncel ve geçmiş döneme dair yeraltısuyu-yüzeysuyu ilişkisinin MODFLOW-2000 yazılımının GMS arayüzü kullanılarak modellenmesi hedeflenmiştir.

Bilge Bingül
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Coğrafi bilgi sistemleri tekniklerinden yararlanarak tarihi kaya mekânlarında peyzaj envanteri oluşturulması: Afyonkarahisar kusura köyü kaya mekânları

Jeolojik tüf oluşumları zamanla rüzgâr ve sel sularının etkisiyle kaya şeklini alırlar. Bu kayaların içine oyularak mekânsal işlev kazandırılmasıyla da kaya mekânları oluşur. Geçmişi tarih öncesine dayanan ve günümüzde hala varlığını sürdüren bu mekânlar önemli kültürel miras alanlarıdır. Bu yüksek lisans tez çalışmasında kaya mekânlarının yakın çevresi ile birlikte ele alınarak doğal ve kültürel peyzaj envanterinin oluşturulması hedeflenmiştir. Bu çerçevede, envanterin koruma, kullanım, tanıtım ve bilimsel araştırma amaçlarına uygunluk gibi temel unsurlar kapsamında gelişmiş teknolojik imkânlar ile oluşturulması son derece önem kazanmıştır. Çalışma alanı olarak belirlenmiş Afyonkarahisar ili Kusura Köyü Kaya Mekânları ilk kez 12.04.2018 tarihinde keşfedilmiş olup bu yüksek lisans tezi kapsamında 7 adet kaya mekânı ve çevresinin mekânsal envanterinin Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) desteği ile oluşturulması amaçlanmıştır. Bu amaçla, önceki araştırmalar ışığında, saha ziyaretlerinde bulunulmuş ve farklı kaynak ve formatlarda mekâna ait veriler temin edilmiştir. Sonuç olarak, elde edilen envanter ile bu mekanda ileriye yönelik oluşturulacak tüm arkeolojik araştırma, kazı, sondaj, restorasyon, peyzaj planlama, yönetim ve tasarımı çalışmalarına mekânsal veritabanı oluşturulması, multidisipliner çalışma paydaşlarına katma değer sağlaması amaçlanmıştır.

Pınar Naime Kırçın
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karaburun yarımadası heyelan duyarlılık haritasının coğrafi bilgi sistemleri ile üretimi

Heyelanlar doğal afetlerin en çok zarar veren çeşitlerinden birisidir. Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) özellikle heyelanların gerek mevcut envanterinin haritalandırılmasında gerekse gelecekte yaşanabilecek heyelanların konumsal olarak tahmin edilebilmesinde çok büyük kolaylıklar sağlamaktadır. Çalışma kapsamında İzmir ili, Karaburun Yarımadası'nda yaşanabilecek olası heyelanların zararlarını azaltmak için heyelan duyarlılık haritalama çalışması yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda; ilk olarak, ilgili veri tabanlarından heyelan envanter haritası üretilmiş, daha sonra, bölgede heyelan oluşumunu etkilediği düşünülen 10 parametre ( yükseklik, eğim, bakı, eğrisellik, litoloji, yollara uzaklık, akarsuya uzaklık, faya uzaklık, arazi kullanımı ve bitki örtüsü) haritası oluşturulmuştur. Üretilen parametre haritaları lojistik regresyon ve frekans oranı yöntemleri ile değerlendirilerek heyelan duyarlılık haritaları üretilmiştir. Bu yöntemlerle yapılan haritalar ROC analizi ile karşılaştırılmış ve analiz sonucunda lojistik regresyonla üretilen haritanın frekans yöntemi ile üretilen haritaya göre daha yüksek doğrulukta olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, her iki yöntemle de oluşturulan duyarlılık haritalarının, mevcut heyelan envanter haritası ile uyumlu olduğu, gelecekte planlanan çalışmalar için önemli bir veri olarak yararlanılabilir nitelikte olduğu belirlenmiştir.

Coğrafi bilgi sistemleriFrekans analiziHeyelan+1
Muhittin Ozan Karaman
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uydu görüntüleri kullanılarak atık bertaraf alanlarının incelenmesi

Küresel problemlerden biri olan evsel ve endüstriyel atıklar çevre problemlerinin en başında yer almaktadır. Bu kapsamda teknolojinin gelişmesi, nüfusun artması ve sanayileşmeyle birlikte dünyadaki atık miktarı artmaktadır. Atık miktarının artması insan sağlığına zarar vermekte ve çevre kalitesini olumsuz etkilemektedir. Artan tüketim talebiyle ortaya çıkan bu atıkların düzenli bir şekilde depolanması ve izlenmesi gerekmektedir. Atık bertaraf alanlarında, organik bozulmaların meydana gelmesi ve yıllar geçtikçe depolanan atık miktarlarının artmasıyla mevcut olan yüzey sıcaklığı artarak hava sıcaklığı değerlerini etkilemektedir. Bunun sonucunda atık bertaraf sahalarının etrafında bulunan alanların sıcaklık değerlerinde ve canlı yaşamında olumsuz etkiler meydana getirmesi beklenmektedir. Bu olumsuz etkiler kentsel ısı adası etkisi oluşturabilmektedir. Atık bertaraf sahalarının izlenmesinde ve analizinde kullanılan klasik yöntemler hem zaman kaybı hem de maliyete sebep olmaktadır. Fakat günümüzün gelişen teknolojilerinden olan coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama teknikleri kullanımı ile atık bertaraf sahalarının izlenmesi büyük bir kolaylık sağlamaktadır. Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) için veri kaynağı olan uzaktan algılama teknolojilerinin kullanılması, atık bertaraf alanlarının yönetiminde uydu görüntülerinin işlenmesi ve istenilen parametrelerin analiz edilebilmesi için önem taşımaktadır. Bu tez kapsamında, çalışma alanı olarak belirlenen İzaydaş Solaklar Evsel Atık Depolama sahasına ait Landsat uydu görüntüleri temin edilip, LST (Yer Yüzey Sıcaklığı - Land Surface Temperature) ve NDVI (Normalize Edilmiş Bitki Endeksi - Normalized Difference Vegetation Index) analizleri yapılmıştır. Yapılan bu analizler meteorolojik veriler ile ilişkilendirilmiştir. Sonuç olarak, İzaydaş katı atık depolama sahasında 2014 ve 2019 yılları arasında LST değerlerinin hava sıcaklığı değerlerinden daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Bu farkın ise 1.36 °C ile 11.5 °C arasında değişkenlik gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca kapatılan lotlar ve depolama işlemlerinin devam ettiği lotlar arasındaki ortalama sıcaklık farkının 1 °C olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Atık Depolama Sahası, Landsat, LST, NDVI, Uzaktan Algılama

Ruşen Demir
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri kullanılarak imar barışına aykırı yapıların tespit edilmesi

İmar Barışı yasası ile yaklaşık 13 milyon yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılması amaçlanmaktadır. 31.12.2017'den önce ruhsatsız veya ruhsat eklerine aykırı yapılmış kırsal ve kentsel alanlardaki tüm yapılar İmar Barışı kapsamındadır. Yapı Kayıt Belgesi başvuruları için son tarih olarak yasada 31.10.2018 tarihi duyurulmuş ancak bu tarih 15.06.2019'a kadar uzatılmıştır. Çalışmanın amacı 31.12.2017'den, yapı kayıt belgesi için son başvuru tarihi olan 15.06.2019'a kadar olan başvuruların mekânsal olarak incelenebilmesidir. Bunun için Aralık 2017 ve Haziran 2019 tarihli Planet uydu görüntüleri kullanılmıştır. Planet uydusu her gün aynı noktadan görüntü alabilmesi, yüksek mekânsal çözünürlüğe sahip olabilmesi ve ücretsiz olmasından dolayı bu çalışma için uygun görülmüştür. Çalışma alanı Muğla ili Marmaris ilçesi Orhaniye köyü olarak belirlenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde, nesne tabanlı sınıflandırma işleminin segmentasyon aşamasında yapılan testler sonucunda ölçek:30, şekil:0,3, bütünlük:0,7 parametreleri kullanılmış, tüm segmentlerden yapılaşmalara ulaşıncaya kadar eCognition yazılımı ile filtreler uygulanmıştır. Doğruluk analizleri ArcGIS yazılımı ile gerçekleştirilmiştir. İkinci bölümde, farklı iki tarih arasında elde edilen yapılaşmalar için konumsal kesişim ile farklılık tespit edilmiş, kural filtresi ile yasaya aykırı olan yapılaşmalar tespit edilmiş, saha kontrollerini gerçekleştiren ilgili kuruma referans veri olarak sunulması planlanmıştır. Anahtar Sözcükler: İmar Barışı, Kaçak Yapılaşma, Nesne Tabanlı Sınıflandırma, Segmentasyon, Planet

Mustafa Erkan Şahin
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentsel alanlarda alan kullanım tiplerindeki değişikliğe bağlı değişim analizi: Muğla Kötekli Mahallesi örneklemi

Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Uzaktan Algılama teknolojileri kentsel alanların izlenmesi, yorumlanması ve planlanması aşamasında güncel ve doğru bilgiye ulaşımda büyük rol oynamaktadır. Artan nüfus ile birlikte kentsel alanlar sürekli değişim göstermektedir. Nüfus artışı ve kentleşmenin hız kazanmasında etkili olan faktörlerden biri üniversitelerdir. Üniversiteler kuruldukları bölgede sosyal, ekonomik, mekânsal birçok gelişim ve değişime yol açmaktadır. Bu hızlı değişim planlı ve dengeli gerçekleşmediği zaman oluşabilecek sorunlar göz önünde bulundurulduğunda hızlı ve doğru bilgiye ulaşabilmek daha da önem kazanmaktadır. Bu çalışmada uydu görüntüsü verilerinden yararlanılarak ve Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Uzaktan Algılama teknikleri kullanılarak çalışma alanının arazi örtüsü/kullanımı değişimleri izlenmiş ve analiz edilmiştir. NDVI haritaları üzerinden üretilen değişim analizleri ile üniversitenin 5 km çeperi ile sonraki 5 km çeperdeki alanın canlı yeşil bitki örtüsü oranları karşılaştırılarak üniversite kurulmasının çevresine etkileri araştırılmıştır. Anahtar Sözcükler: Coğrafi bilgi sistemleri (CBS), Uzaktan algılama (UA), Değişim analizi, Normalize edilmiş fark bitki örtüsü indeksi (NDVI)

Sezen Yapıcıoğlu
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sulak alanların su çerçeve direktifi kapsamında değerlendirilmesi ve veri tabanı tasarımı

Su, bildiğimiz evrende yaşam kaynaklarının başında gelmektedir. Suyun her formu, içerisinde yaşama dair bildiğimiz veya bilmediğimiz birçok zenginlik barındırmaktadır. Son yıllarda ve geleceğe dair öngörülerde su kaynaklarına dair ciddi olumsuz senaryolar türetilmekte ve bu senaryolar gün geçtikçe daha katı bir hal almaktadır. İçinde bulunduğumuz zaman diliminde, bu tür senaryoların üzerinde durulması nedensiz değildir. İnsanoğlu olarak suyun yaşamsal öneminin farkında olmamızın yanında, bu farkındalığa rağmen suyun varlığı ile ilgili oluşabilecek olumsuz sonuçların önüne geçmek için öz verisiz olduğumuz gerçeği bizleri çıkmaza sokmakta ve bu senaryoların yaşanabilir olasılığını artırmaktadır. Su alanlarının izlenmesinde günümüzün gelişen teknolojilerinden olan Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Uzaktan Algılama (UA) tekniklerinin kullanılması kolaylıklar sağlamaktadır. Operasyon ve analiz imkanları sunan CBS ve veri kaynağı olan UA teknolojilerinin kullanılması, çeşitli band aralıklarında üretilen uydu görüntülerinin ve hava fotoğraflarının işlenmesi ve istenilen parametrelerin analiz edilebilmesi, su alanlarının yönetiminde oldukça önem taşımaktadır. Bu tez çalışmasında, Su Çerçeve Direktifi (SÇD) gözetilerek tasarlanan dinamik bir veritabanı ile su alanlarının izlenmesi, sınıflandırılması, kayıt altına alınması ve yapılan analizlerle mevcut su alanlarının geçmişten günümüze doğru değerlendirilmesi yapılmış ve geleceğe dair öngörüler ortaya konulmuştur. Anahtar Sözcükler: Sulak alanlar, Veritabanı tasarımı, Uydu Görüntüsü, LST, NDWI

Mustafa Yaman
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Açık kaynak kodlu mobil veri toplama sistemlerinin altyapı uygulamalarında kullanımı

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte mekansal veriye olan ihtiyaç her alanda gün geçtikçe artmıştır. Artan ihtiyaçlarla birlikte mekansal verinin büyüklüğü de artmıştır. Bu büyüklükte mekansal verileri yönetmek için Coğrafi Bilgi Sistemleri'nin (CBS) yeteneklerinden faydalanılmaktadır. CBS, mekansal veri eşliğinde birçok alana hizmet eder. Bu alanların en önemlileri arasında altyapı/hizmet yönetimi yer alır. Türkiye'de birçok kentin altyapı sistemlerinin eski olması nedeniyle bu bilgiler sayısal ortamlarda bulunmamaktadır. Oluşan farkındalık ile birlikte yerel yönetimler kendilerini teknolojik anlamda ilerletme ihtiyacı hissetmektedirler. Çünkü bilgisayar ortamına alınmış veriler üzerinde güncelleme, analiz etme, karar verme ve sonuç çıkarma gibi işlemler daha kolay yapılabilmektedir. Bu veriler önceki yıllarda masaüstü yazılımlar tarafından işlenirken hızla gelişen teknoloji ile birlikte web tabanlı ve mobil sistemler tarafından yönetilir hale gelmiştir. Bu çalışmada Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (ESKİ) kurumunun çalışma alanı olan bir mahalleye ait hipotetik veriler kullanılarak; altyapı hizmetlerinde kullanılabilecek açık kaynak kodlu, web tabanlı ve mobil bir iş emri takip sistemi geliştirilmiştir. Bu şekilde altyapı bilgi sistemi olmayan yerel yönetimler için bu sistemleri kullanmaya teşvik eden bir çalışma gerçekleştirilmesi, aynı zamanda mevcut sistemlerin süreçlerine katkıda bulunulması hedeflenmiştir. Anahtar Sözcükler: Açık kaynak kod, Coğrafi bilgi sistemleri, Hizmet yönetimi, Mobil CBS

Açık kaynaklı yazılımCoğrafi bilgi sistemleriMobil uygulama+1
Fatih Coşkun
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Uydu görüntülerinin kontrolsüz sınıflandırılmasında optimizasyon tabanlı yeni bir yaklaşım

Kontrolsüz sınıflandırma, uzaktan algılamada görüntülerin analizi amacıyla kullanılan yöntemlerden biridir. Bu yöntem, kontrollü sınıflandırma yöntemlerinin aksine eğitim verisi gerektirmemektedir. Sınıflandırma doğruluğunu doğrudan etkileyen kaliteli ve yeterli eğitim verilerinin toplanması zahmetli ve maliyetli bir süreçtir. Bu süreç kullanıcının çalışılan alanı çok iyi bilmesini ve sınıflandırma yöntemleriyle ilgili uzman olmasını gerektirmektedir. Kontrolsüz sınıflandırma yöntemleri, eğitim verisi gerektirmediği için daha pratik bir yaklaşımdır. Ancak yine de sınıf sayısı, maximum iterasyon sayısı ve sınıflandırma prosedürünün ne zaman sona erdirileceğini belirten eşik değerleri gibi belirli girdilerin kullanıcı tarafından belirlemesi gerekmektedir. Bunun yanında kontrolsüz sınıflandırma yöntemleri sonuçlarını etiketlemeden oluşturduğundan yine kullanıcı tarafından sonuçların etiketlenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, kullanıcıya olan bağımlılığı ortadan kaldıran ve yüksek doğruluklu sonuçlar üreten yeni bir kontrolsüz sınıflandırma yöntemi önerilmiştir. Bu yöntem, veri çoğaltma, faydalı veri seçme, bölütleme ve optimizasyon aşamalarından oluşmakta ve otomatik olarak sınıflandırmayı gerçekleştirmektedir. Geliştirilmiş olan bu yöntem, görüntü işleme konusunda uzman olmaksızın, farklı meslek disiplinlerindeki kişilerin de kolaylıkla uygulayabileceği ve başarılı sınıflandırma sonuçları elde edilmesi anlamında literatüre katkı sağlamaktadır. Ayrıca kontrolsüz sınıflandırma yöntemleri tarafından etiketsiz olarak oluşturulan sonuçların etiketlendirilmesi amacıyla yeni bir yaklaşım önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kontrolsüz Sınıflandırma, Optimizasyon, Uzaktan Algılama, Arazi Örtüsü Etiketleme

Dilek Küçük Matcı
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Görüntü tabanlı otomatik yol tespiti ve modellenmesi

Gelişen teknoloji ile birlikte bireyler artık sadece bilgi tüketen değil aynı zamanda bilgi üreten kullanıcılar haline gelmişlerdir. Bu durum özellikle açık kaynak birçok proje için temel bilgi kaynağını oluşturmaktadır. OpenStreetMap (OSM) ve OpenAerialMap (OAM) bu bakış açısıyla oluşturulmuş ve oldukça yaygın olan projelerdendir. OSM dünyaya ait özgür bir harita üretmek amacıyla ortaya çıkan bir projedir. OAM ise dünyaya ait yüksek çözünürlüklü uydu ve hava görüntülerini depolayan ve paylaşan bir platformdur. Diğer yandan özellikle 2000'li yıllardan sonra hızla gelişen ve fiyatları düşen bilgisayar teknolojileri ile birlikte makine öğrenmesi ve yapay sinir ağı alanlarında (YSA) önemli gelişmeler ve ilerlemeler kaydedilmiştir. Özellikle derin öğrenme ve evrişimsel sinir ağları ile birlikte görüntü işleme yöntemlerindeki klasik programlama mantığı tamamen değişmiştir. Makine öğrenmesinin ve derin sinir ağlarının başarısını etkileyen en önemli faktörlerden birisi sistemin eğitilmesi için girdi olarak kullanılacak yeterli miktarda verinin temin edilmesidir. Bu çalışma kapsamında OAM'den elde edilen uzaktan algılama görüntüleri ve OSM'den elde edilen vektörel bilgi kullanılarak denetimli sınıflandırma için bir veri seti oluşturulmuştur. Bu veri seti, anlamsal bölütleme tekniği kullanılarak yol ağlarının tespitini amaçlayan modeli eğitmek ve test etmek için kullanılmıştır. Çalışmada özelleştirilmiş tam evrişimsel ağ (TEA), SegNet ve PSPNet gibi farklı modeller kullanılmış ve sonuçlar karşılaştırmalı olarak verilmiştir. Değerlendirme sonuçlarına göre en başarılı sonuçlar TEA modeli ile elde edilmiştir. Bu modelin piksel doğruluğu 0.7102, kesinlik değeri 0.7826, hassasiyet değeri 0.7949 ve F1 skoru 0.7887 olarak hesaplanmıştır. Anahtar Sözcükler: Yol ağı tespiti, Evrişimli sinir ağları, Anlamsal bölütleme, Openstreetmap, Openaerialmap

Fevzi Daş
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Uzaktan algılama görüntülerinde derin öğrenme temelli yaklaşımlar kullanarak nesne tespiti

Uzaktan algılama görüntülerinde nesne tespiti konusu özellikle yeryüzeyine dair alakalı gözlemlerde birçok alanda kendine yer bulmaktadır. Zengin detaya sahip uydu ve hava görüntülerinin elde edilmesiyle beraber insan yapımı birçok nesnenin algılanıp ayırt edilebilmesi mümkün hale gelmiştir. Bununla beraber, değişken nesne ölçekleri ve görünümleri, ayrıca görüntülemeye dair bir takım etkenler bu görevi zorlu bir hale getirmektedir. Öte yandan, derin öğrenme alanında gerçekleşen ilerlemeler ve bunların uzaktan algılama alanına uyarlanması nesne algılama görevinde önemli iyileştirmeler sağlamıştır. Özellikle, konvolüsyonel sinir ağlarının kullanıldığı bölge-tabanlı nesne tespit araçları doğal görüntülerdeki tespit görevlerinde insan başarımını geride bırakmıştır. Bu yapıdaki bir model olan Mask R-CNN verilen görüntüdeki hedef nesneleri maskeleriyle beraber çıkarma kabiliyetindeki en güncel tespit sistemlerinden biridir. Bu tezde, tespit hedefi olarak gemi örneği ele alınarak uydu görüntülerinde yer alan bu sınıftaki nesnelerin tespiti için Mask R-CNN modelinin kullanımı önerilmiştir. Modelin farklı ölçeklerde de yüksek doğrulukta çalışabilmesi için özellik haritalarının yüksek semantik değere sahip üst katmanlarıyla mekansal çözünürlüğü fazla olan alt katmanlarının kaynaştırıldığı özellik piramit ağının kullanımı önerilmiştir. Ayrıca, üretilen yanlış alarmları azaltmak adına modelin negatif örneklemle eğitimi veya kayıp hesabında odak kayıp fonksiyonunun kullanımı önerilmiştir. Bu çalışma kapsamında sunulan öneriler, oluşturulan veri setleri üzerinde değerlendirilmiş ve doğruluk, kesinlik ve F1 skorları açısından gemi tespiti konusundaki en iyi performansı göstermiştir.

Nuri Erkin Öçer
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uzaktan algılamada spektral açı haritalayıcı (SAM) yönteminin python kodu geliştirilerek alterasyon alanlarının tespitinde kullanılması: Bingöl Adaklı hidrokarbon sızıntı alanı

Yeryüzü ile ilgili değerli bilgilerin elde edilmesinde görüntü işleme yöntemleri etkin bir biçimde kullanılmaktadır. Uydu görüntüleri bu metodlar ile işlenebilmekte ve analizleri yapılabilmektedir. Bu görüntüler üzerinde hedef tespiti için yürütülen çalışmalar genelde iki sınıfta değerlendirilebilir. İlk sınıf olan anomali tespiti yöntemlerinde, hedefin görüntünün geri kalanından farklı olduğu bilgisi kullanılarak görüntü analizi yapılabilmektedir. İkinci sınıf ise daha önceden bilgisi edinilmiş hedefe ait spektral imza ile görüntüdeki her piksel arasındaki benzerlik bulunarak hedefin içeriği ve konumu tespit edilmektedir. Alterasyon mineralleri özelliği taşıyan spektrumların, gözlemsel görüntüsünün bir referans spektrumla (spektral kütüphane) karşılaştırılmasına dayanan hedef minerallerin benzerlik kriteri kullanılmıştır. Hedef minerallerinin sınıflandırılması, ENVI programı tarafından sunulan açık kaynak "EnviPyEngine" kütüphanesi, Python programlama dili platformunda yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar, bölgeden alınan örnekler üzerinde Spektral, XRD analizleri ve Bant oranlama tekniği sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Model, literatürde yaygın olarak kullanılan referans spektra yöntemi olan Spectral Angle Mapper (SAM) algoritması temelinde geliştirilmiştir. Model, Python programlama dilini destekleyen CBS ve Uzaktan Algılama yazılımlarına entegre edilerek araştırmacıların alternatif bir yöntem olarak kullanılabilir.

Fatih Özkan
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentsel alanlardaki karbon emisyonlarının arazi kullanımı ile ilişkisinin uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemi kullanılarak belirlenmesi: Eskişehir kent merkezi örneği

Bu çalışmanın temel amacı, kent merkezlerindeki kentsel alanlardan yayılan karbon emisyonunun CBS ve Uzaktan Algılama teknolojileri kullanılarak ortaya konulması ve arazi kullanımı haritaları ile ilişkilendirilmesidir. Bu amaç doğrultusunda çalışma alanı olarak Eskişehir ilinin Odunpazarı ve Tepebaşı ilçeleri belirlenmiştir. Çalışmada, Eskişehir kent merkezinde bulunan yerleşim, ulaşım ve sanayi kentsel alan türleri için 2010-2019 yılları arasındaki zaman dilimine ait enerji kullanım verileri, yakıt tüketim verileri ve 2012-2018 yıllarına ait CORINE arazi kullanım verileri kullanılmıştır. Elde edilen veriler ile CBS tabanlı ArcGIS yazılımında üretilen karbon emisyon haritaları, CORINE verilerinden üretilen arazi kullanım haritaları ile ilişkilendirilmiştir. Araştırma sonucunda yıllara göre karbon emisyonunun fazla olduğu kentsel alan türlerinin farklılık gösterdiği, genel anlamda kent merkezinde yoğunlaşan yüksek karbon emisyon değerlerinde yerleşim alanlarının en büyük paya sahip olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmanın bir diğer sonucu ise kent merkezlerinde arazi kullanım değişimleri incelendiğinde kentsel alanların kayda değer bir şekilde artması ve karbon yutak alanlarından biri olan orman ve yarı doğal alanlarda azalmasıdır. Çalışmada elde edilen sonuçların kentlerin karbon azaltma stratejilerinin belirlenmesi ve özellikle karbon emisyonlarına ilişkin yapılacak gelecek çalışmalara yeni fikirler sunması açısından katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.

Burcu Sağlam Doğan
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Deniz suyunun tuzluluk, sıcaklık ve klorofil değişimlerinin uzaktan algılama teknikleri ile belirlenmesi, Akdeniz kıyı şeridi örneği

Bu tez çalışmasında, uzaktan algılama teknikleri kullanılarak 2009 yılı Nisan-Ekim ayları arası ve 2016 yılı Mart-Ekim ayları arasında Türkiye'nin Akdeniz kıyı şeridindeki Tatlısu boşalım alanlarındaki deniz suyunun tuzluluk, sıcaklık ve klorofil değişimlerinin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Akdeniz kıyı şeridi 1.577 km uzunluğunda olup Türkiye'nin güneyinde yer almaktadır. Batı sınırı Köyceğiz'den başlayarak doğuda Basit Burnu'na kadar devam etmektedir. Çalışma alanı sınırlarını kapsayan Landsat-5 TM ve Landsat-8 OLI uydu görüntüleri temin edilmiştir. Uydu görüntüleri çalışma sınırlarına göre kesilmiştir ve sorunlar giderilerek gerekli görüntü zenginleştirme işlemleri yapılmıştır. Ön işlemleri yapıldıktan sonra tuzluluk, sıcaklık ve klorofil değişimleri belirlenmiştir. Çalışma sonucunda, tuzluluk oranının yaz aylarında yüksek olduğu ilkbahar ve sonbahar aylarında ise düşük olduğu gözlemlenmiştir. Sıcaklığında tuzluluk oranına paralellik gösterdiği tespit edilmiştir. Klorofil oranının ilkbahar ve yaz aylarında yüksek olduğu, sonbahar aylarında ise düşüşe geçtiği görülmüştür.

Begench Begmyradov
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Arazi örtüsü/kullanım değişimlerinin yer yüzey sıcaklığına olan etkisinin araştırılması (Eskişehir ili örneği)

Arazi örtüsü ve arazi kullanımı (AÖ/AK) çeşitli nedenlerle sürekli değişim halindedir. Özellikle şehirleşmenin, sanayileşmenin ve tarımsal faaliyetlerin giderek arttığı son yıllarda değişimin boyutu ve hızı da artmış durumdadır. İnsanı ve etkileşim halinde olduğu çevreyi çok yakından ilgilendiren bu değişimlerin iyi anlaşılması ve yönetilebilmesi için bunların takibine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu bağlamda Uzaktan Algılama bilim dalı AÖ/AK değişikliklerini tespit etmek ve bu değişikliklerin çevresel boyuttaki etkilerinin değerlendirilebilmesi için gerekli araçları ve yöntemleri kullanıcılarına sunmaktadır. Bir Uzaktan Algılama ürünü olan, yer gözlem uydularınca elde edilmiş görüntülerinin kullanılmasıyla türetilen CORINE verileri ve yer yüzeyi sıcaklıkları (Land Surface Temparature-LST) AÖ/AK değişiminin tespitinde kullanılabilecek önemli araçlardandır. Bu çalışmada Eskişehir il sınırı için 1990-2018 yılları arasında meydana gelen AÖ/AK değişimlerinin çevresel boyuttaki etkilerinin araştırılması hedeflenmiş ve bu amaçla CORINE verileri kullanılarak çalışma alanı için 28 yıllık periyotta meydana gelen AÖ/AK değişimi tespit edilmiştir. 1990-2018 CORINE AÖ/AK verilerine dayanarak gerçekleştirilen analizler neticesinde 320.103 ha'lık alanda AÖ/AK değişimi tespit edilmiş olup, yüzdesel alan değişimlerine göre söz konusu yıllar arasında yapay bölgeler sınıfı %2,40; tarımsal alanlar sınıfı %1,82; sulak alanlar sınıfı %0,30 ve su yapıları sınıfı %0,16 artarken; orman ve yarı doğal alanlar sınıfı %4,66 azalmıştır. Yıllar içerisinde şehirleşmenin ve endüstrileşmenin etkisiyle yapay bölgelerin arttığı ve geçirimsiz yüzeylerin genişlediği öte yandan yeşil alanların azaldığı gözlenmiştir. Çalışmada ayrıca, CORINE AÖ/AK değişimleri ile LST değerleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Bunun sonucunda yapay bölgeler sınıfına dönüşen alanların LST değerlerinin arttığı, orman ve yarı doğal alanlar, sulak alanlar, su yapıları sınıflarına dönüşen alanların ise LST değerlerinin azaldığı ortaya konulmuştur.

Arazi kullanımıCORINE-Biyotoplar projesi
Ayşe Akkurt
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eskişehir ilinde golf turizmine yönelik uygun alanların belirlenmesi

Golf zaman geçtikçe daha çok ilgi duyulan ve turizmdeki önemini arttıran bir spor turizmi faaliyeti olarak karşımıza çıkmaktadır. Her geçen yıl ülkeler sahip oldukları golf sahalarını arttırmaya çalışmaktadır. Fiziksel olarak her yaş grubuna uygun olması golfü herkes için cazip hale getirmektedir. Bu çalışmanın amacı Eskişehir ilinde golf turizmine uygun yerlerin belirlenmesidir. Eskişehir'in sahip olduğu tarihi, kültürel ve doğal çekiciliklerin yanında golf turizmi imkanının da turistlere sunulması ilin cazibesini arttıracaktır. Golf turizmi için gelen ziyaretçilerin diğer çekiciliklere de talep göstermesi ilin turizm faaliyetlerinin büyük ölçekte gelişmesine zemin hazırlayacaktır. Çalışmada Coğrafi Bilgi Sistemleri ile ağırlıklı çakıştırma analizi uygulanarak golf sahası için uygun yerler belirlenmeye çalışılmıştır. Ağırlıklı çakıştırma analizi yapılmadan önce çalışmada kullanılacak parametrelerin ağırlık değerlerinin belirlenmesi için Analitik Hiyerarşi Prosesi uygulanmıştır. İlin genelinde parça parça olarak golf sahası için uygun alanların bulunmasının yanında batı kısımlarda uygun yerlerin çok olduğu görülebilmektedir. İlin doğusunda Sivrihisar, Günyüzü ilçeleri ve Ankara sınırının kesişme noktasında en geniş uygun alanların bulunduğu görülmüştür. Bunlara ek olarak Sakarya Nehri boyunca golf sahasına uygun yerler göze çarpmaktadır.

Analitik hiyerarşi süreciCoğrafi bilgi sistemleriEskişehir+2
Burhan Can
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yüzey sıcaklığı ve iklimsel veriler kullanılarak zamansal değişimin belirlenmesi (Kabil şehri örneği)

Dünya nüfusu gün geçtikçe artmakta ve buna paralel olarak insanların ihtiyaçları da artmaktadır. Bu kapsamda teknolojik gelişmeler, kentleşme ve ekonomik etmenler gibi pek çok faktörlerden dolayı şehirlere göç oranı da artmaktadır. Bu durum kentsel alanların büyümesi ile arazi kullanımı arazi örtüsü (AKAÖ) değişiminin oluşmasına neden olmaktadır. Yaklaşık 5 milyondan fazla nüfusu olan Afganistan'ın başkenti Kabil şehrinde de gün geçtikçe planlı ve plansız olarak kentsel büyüme ve mekânsal değişimin oranı artmaktadır. Bu doğrultuda tez çalışmasında Kabil şehrin otuz yılık AKAÖ mekânsal değişimin analizi, iklimsel elemanlar ve yüzey sıcaklığı ile ilişkisinin incelenmesi ve geleceğe yönelik kentsel alanların simülasyonun yapılması amaçlanmıştır. AKAÖ haritaların oluşturmak amacıyla Landsat uydu görüntüleri ön işlemden geçirildikten sonra üç farklı sınıflandırma yöntemi ile sınıflandırılmıştır. SVM, ANN ve MD yöntemleriyle sınıflandırılan uydu görüntüleri Karar ağacı metoduyla birleştirilmiştir. Analiz sonucunda AKAÖ haritaları elde edilmiştir. Elde edilen haritaların doğruluk analizi gerçekleştirildikten sonra LCM modülün aracıyla 30 yılık AKAÖ değişim analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda etkilenen sınıfların kentsel alanlar ve çorak araziler olduğu belirlenmiştir. AKAÖ değişimin iklimsel ve yüzey sıcaklıkla ilişkisini incelemesi doğrultusunda Landsat uydu görüntüleri ve NDVI haritaları kullanılarak Planck fonksiyonu yöntemiyle yüzey sıcaklık haritaları oluşturulmuştur. Yüzey sıcaklık ve AKAÖ haritaların karşılaştırılması sonucunda AKAÖ değişimi özellikle kentsel alanların büyümesi ve bitki örtüsünün artış ve azalımı yüzey sıcaklığına etki ve ilişkisi ortaya çıkmıştır. Ayrıca meteoroloji istasyonlarından alınan iklimsel veriler ve Google Earth Engine Onlineiv platformu aracıyla MODIS, IDAHO ve TRMM iklimsel değerlere sahip olan raster verileri kullanarak sıcaklık, yağış, nem, kuraklık ve evapotranspirasyon zamansal değişim grafikleri oluşturulup AKAÖ değişimiyle ilişkileri incelenmiştir. Tezin son kısmında AKAÖ haritalarından 1989, 2004 ve 2019 yıllar için kentsel ve diğer alanlar olarak iki sınıflı yani haritalar üretilmiştir. Vektör, SYM ve AKAÖ verilerinden geleceğe yönelik değişim olasılığın değerlerine sahip haritalar üretilmiştir. Oluşturulan haritalar AHP analizinden çıkan değişime genel uygunluğu ve olasılığına göre çok kriterli değerlendirme (MCE) modülünde ağırlıklı doğrusal kombinasyon (WLC) yöntemiyle birleştirilmiştir. Daha sonra Markov zinciri ve Hücresel otomataMarkov modelleri kullanılarak 2019 yılı için kentsel alanların haritası modellenmiştir. 2019 yılı kentsel alanların haritasına göre modellenmiş olan haritanın Kappa doğruluğu (0.7034) kabul edilebilir olduğundan aynı yöntemi ile geleceğe yönelik 2034 ve 2050 yıllar için kentsel alanların simülasyonu yapılmıştır.

Coğrafi bilgi sistemleriKentsel büyümeUzaktan algılama
Qaıs Ahmad Arıa
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uzaktan algılama tekniklerinin tarımsal üretimdeki su ayak izinin hesaplanmasında kullanılabilirliğinin değerlendirilmesi

Su, tüm canlıların hayatının devamlılığı için büyük bir öneme sahiptir. Sanayileşme ile birlikte insan nüfusunun da hızla artması su kaynakları üzerindeki baskıyı arttırmakta ve su kaynaklarının kirlenmesine sebep olmaktadır. Su kaynakları üzerindeki baskı, kaynakların daha verimli kullanılması gerekliliğini ortaya çıkarmış ve sürdürülebilir su yönetimi konusunda birçok çalışmanın yapılmasını sağlamıştır. Sürdürülebilir su yönetimi konusunda en güncel ve en etkili olan çalışmalardan biri Su ayak izi (SAİ) dir. Su ayak izi (SAİ) ifadesi 2000'li yılların başlarında Hoekstra tarafından ortaya atılmış ve yaygınlaşarak günümüzde önemli bir kavram haline gelmiştir. SAİ, ürünlerin ve hizmetlerin üretim ve tüketim süreçleri kapsamında doğrudan ve dolaylı olarak kullanılan toplam su miktarının ölçüsüdür. Su ayak izi kavramı kullanılan suyun çeşidine göre mavi, yeşil ve gri su ayak izi olarak sınıflandırılmaktadır. Mavi su ayak izi yeraltı suyu ve yüzey su kaynaklarının toplam miktarını, yeşil su ayak izi yağışlardan gelen toplam su miktarını, gri su ayak izi ise kirletilen su kaynaklarındaki kirlilik yükünün bertaraf edilmesi veya azaltılması için kullanılan tatlı su miktarını ifade etmektedir. Uzun yıllardır SAİ hesaplaması konusu üzerine çalışmalar yapılmakta olup yapılan çalışmalarda karmaşık hesaplamalar olması hesaplamaları zorlaştırmaktadır. Bu çalışmanın amacı, SAİ çalışmalarındaki hesaplamaları kolaylaştırmak amacı ile uzaktan algılama verilerini ve coğrafi bilgi sistemleri (CBS) teknolojilerini kullanarak, yenilikçi bir yöntem ortaya koymaktır. Tez çalışmasında gerçekleştirilen analizler 2018 yılının 12 ayını kapsayacak şekilde ve Türkiye çapında yapılmıştır. Tez çalışması kapsamında su ayak izinin belirlenmesinde için öncelikle ET bileşenleri hesaplanmıştır bunun için; yağış, evapotransprasyon ve yüzey nemi verileri kullanılmıştır. Tez çalışması sonucunda, toplam değerlendirme, bölgesel değerlendirme ve CORINE verileri kullanılarak bitkisel değerlendirme gerçekleştirilmiştir. Yapılan hesaplamalar sonucunda; toplamda ET'nin113,7 milyar m³, mavi bileşenin 68,6 milyar m³/yıl ve yeşil bileşenin 45,1 milyar m³/yıl olduğu belirlenmiştir. Yapılan tez çalışmasının ülkemizde sürdürülebilir su yönetimi konusunda öncü bir çalışma olacağı ve su ayak izi hesaplamalarında gelecek çalışmalara bir rehber niteliğinde olacağı düşünülmektedir.

Engin Korkmaz
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Orman alanları değişimlerinin google earth engine ile incelenmesi: Akdeniz bölgesi örneği

Nüfus artışı şehirleşme sürecini hızlandırmakta ve beraberinde birçok sorunu da getirmektedir. Bu değişimler doğal arazi örtüsü üzerinde olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Orman alanları kayıpları arazi örtüsü üzerinde meydana gelen en önemli değişimlerdendir. Orman alanları kayıpları ekosistemleri olumsuz etkilemesinin yanı sıra ekonomik ve toplumsal yaşamda da ciddi sorunlara yol açar. Orman alanları kayıplarındaki tüm bu olumsuz etkilerin en aza indirilebilmesi, kentsel alanlardaki gelişimin olumlu yönde ilerleyebilmesi için sürecin dikkatli izlenmesi ve etkilerin iyi analiz edilebilmesi gerekmektedir. Doğal çevrenin kalkınması açısından bu analizler büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmanın konusu yıllar içerisinde Akdeniz Bölgesi'nde şehirleşmeyle beraber ortaya çıkan birçok faktörün orman kayıpları üzerine etkisinin Uzaktan Algılama ve Coğrafi Bilgi Sistemleri teknikleriyle belirlenmesidir. Çalışma kapsamında Akdeniz Bölgesi'nde bulunan orman alanlarının 2000- 2020 yılları arasındaki değişimleri birçok faktör ele alınarak incelenmiştir. Yapılan çalışmada Normalized Difference Vegetation Index (NDVI), yağış, sıcaklık, kara yüzeyi sıcaklığı, aerosol optik derinliği, ozon, yangın ve nüfus verileri ile bu verilerin orman kayıplarına etkisi araştırılmıştır. Çalışmada kullanılan sayısal veriler Google Earth Engine aracı ile birçok uydu verileri kullanılarak yapılan algoritmalar sonucu oluşturulan analizlerle elde edilmiştir. Çalışma kapsamında elde edilen veriler arası korelasyon incelenmiş ve Lineer Regresyon istatistik modeli kullanılmıştır.

Neşe Başaran
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Blokzincir tabanlı gayrimenkul el değişim sistemi ile coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak kamu yatırımlarının bölgesel fiyat belirlemedeki etkisinin hiyerarşik model ile ortaya çıkarılması; İzmir örneği

Kamu yatırımları, bölgesel konut fiyat değerlerinde artışa sebep olan önemli etkenlerdendir. Dünyada kamu yatırımlarının bölgesel konut fiyat değeri üzerine olan etkisinin nicel olarak ortaya konduğu bir yöntem bulunmamaktadır. Bu çalışmada; güvenlik, aracısız işlem, veri takibindeki şeffaflık gibi avantajları sebebiyle son dönemde popülerliği gittikçe artmakta olan blokzincir teknolojisi ile birlikte Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) disiplinlerinin bir arada kullanımı sağlanmıştır. Bu sayede kamu yatırımlarının bölgesel fiyat belirlemedeki etkisinin Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) modeli kullanılarak ortaya konması hedeflenmiştir. Çalışma kapsamında kurulan blokzincir tabanlı gayrimenkul el değişim sistemi ile bölgesel gerçek konut satış değerlerinin elde edilmesi sağlanmış, elde edilen veriler CBS kullanılarak analiz edildikten sonra AHP modeli uygulanarak bölgeye yapılan her bir kamu yatırımının, konut fiyat değerini hangi oranda etkilediğinin ortaya konması hedeflenmiştir. Araştırma sonucunda; tüm dünyada uygulanabilecek, kamu yatırımlarının bölgesel konut fiyatı üzerine olan etkisinin nicel olarak ortaya konduğu bir yöntem elde edilmiştir. Bunun yanı sıra söz konusu yöntem İzmir ili Çiğli ve Buca bölgelerinde uygulanarak test edilmiştir. Bu araştırmada ortaya konan yeni yöntemin, devlet tarafından konut değer artış vergisini belirleme hususunda etkin bir çözüm aracı olarak kullanılabileceği değerlendirilmektedir.

Arif Furkan Mendi
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Rüzgâr türbinlerinin vejetasyon üzerine etkileriningeomatik teknolojileri ile belirlenmesinde diagnostikyaklaşım: Urla, Çeşme, Karaburun yarımadaları örneklemi

Bu çalışmanın amacı Uzaktan Algılama (UA) ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) teknolojileri kullanılıp alanda var olan bitki örtüsünün Rüzgâr Enerji Santrallerinin (RES) alana gelmesinden sonraki değişiminin izlenmesidir. RES'lerin bitki örtüsü üzerindeki etkilerinin literatüre göre tam olarak ortaya konulmamış olması, bu çalışmayı teşhise yönelik bir model haline getirmektedir. Ayrıca UA verileri ile türbinlerin yakın çevresindeki vejetasyon ilişkisinin sonuçlarının ortaya konulacağı yapı ile model oluşturulmasını hedeflemektedir. Bu sayede benzer peyzaj karakterindeki alanlar için öneri model oluşturulacaktır. Bu çalışma kapsamında elde edilmiş tüm envanter verileri CBS ortamında derlenmiş, arazideki ilişkileri, RES'lerin sayısı ve kuruluş tarihleri ortaya konulmuştur. Uzaktan algılama yöntemlerinden arazi bozulumunda kullanılan NDVI yöntemi tercih edilmiştir. Sonuçta CORINE sınıflarına göre bazı eğim ve bakı gruplarında negatif değişimler bulunmuştur. RES çevresinde bozulma, odunsu bitki örtüsünde metrekare yönünden daha az alanda, sklerofil alanda ise en fazla bozulmanın olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma eğim ve bakı yönünden RES'e bağlı bozulmanın yapıldığı çalışmalar için öncü niteliği taşımakla birlikte CBS ve UA'nın önemini ortaya koymaktadır. Bu çalışmada kullanılan Python programlama dili, özellikle yığın veriler ile hesaplama yapılmasına olanak sağlamaktadır. Bu sayede görece daha büyük alanlarda çalışma yapılması ile peyzaj planlamasında kolaylık sağlayacaktır.

Talha Aksoy
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

İklim değişiklikleri ve arazi örtüsü değişiminin hidrolojik parametrelere etkisinin coğrafi bilgi sistemleri destekli analizi: Porsuk Havzası örneklemi

Küresel gıda üretimi %80'inden fazlası yeşil suya, yani doymamış toprakta depolanan ve bitki büyümesini destekleyen yağıştan gelen suya dayanır. Yüzey suyuna ve yeraltı suyuna dönüşen yağışı ifade eden mavi su, doğrudan kullanılabilen hayati bir yüzey suyu kaynağıdır. Porsuk Nehri Havzası, İç Batı Anadolu eşiğinde, Ege ve Marmara Bölgesi'nin ılıman ikliminden İç Anadolu'nun karasal iklimine geçit oluşturan bir bölgedir ve Kütahya ve Eskişehir illerinin mavi ve yeşil su kaynağıdır. Bu çalışmada, Porsuk Nehri Havzası'ndaki su kaynaklarının mekânsal-zamansal dağılımları, toprak ve su değerlendirme aracı Soil & Water Assessment Tool (SWAT) modeli kullanılarak simüle edilmiştir. Çalışmada öncelikle 1985-2013 yıllarını kapsayan referans dönem 2012 yılı arazi örtüsü ve CFRS iklim verilerine göre porsuk havzası modellenmiştir. Ardından, gelecek yıllara ait arazi kullanım modelleri ve iklim senaryolarına göre iklim parametrelerinin değişimi incelenmiştir. Son olarak değişen arazi örtüsü ve iklim parametrelerinin havzada mavi ve yeşil su kaynaklarına etkileri değerlendirilmiştir. Çalışmada erişilebilen verilerin birbiri ile entegre edilebilir olması göz önüne alınarak zaman periyotları belirlenmiştir. Referans dönemi temsil etmesi için 2012 yılı CORINE (Coordination of Information on the Environment) arazi örtüsü/kullanımı modeli kullanılarak Porsuk Havzası'nın 1985-2013 zaman periyodu için durumu tanımlanmıştır. Arazi örtüsünde meydana gelen değişimlerin tanımlanması için CORINE arazi örtüsü/arazi kullanımı 1990, 2000, 2012, 2018 yılı verileri kullanılmıştır. Öncelikle zamana bağlı olarak değişen arazi örtüsü-arazi kullanımı bilgisi tanımlanmıştır. Gelecek yıllarda arazi örtüsünde meydana gelecek potansiyel değişimin tanımlanması için şehir merkezine, ana yollara, nehirlere uzaklık gibi etki haritaları kullanılarak CA_MARKOV analizi ile potansiyel arazi kullanım değişim haritaları oluşturulmuştur; kalibre edilen ve doğrulanan model sonuçları doğrultusunda 2030, 2050 ve 2099 yılı arazi örtüsü/kullanımı modelleri üretilmiştir. İklim parametrelerindeki değişimin havza üzerinde etkilerinin incelenebilmesi için Climate Forecast System Reanalysis (CFSR) ve HadGEM2-ES modelinin RCP4.5 ve RCP8.5senaryolarına ait veriler kullanılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda 2010 ve 2099 yılları arası iklim parametrelerinin değişimi incelenmiştir. Gelecek yıllarda potansiyel arazi kullanımı değişiminin hidrolojik döngüye etkilerinin tanımlanması için CORINE 1990 ve 2000 arazi örtüsü verileri SWAT arazi örtüsü kodlarına göre sınıflandırılarak CA_MARKOV analizi ile CORINE seviye 3 arazi sınıflamasına göre 2030 yılı arazi örtüsü modellenmiştir. Elde edilen gelecek arazi örtüsü-arazi kullanımı verisi ve iklim verileri kullanılarak havza HadGEM2-ES modelinin RCP4.5 ve RCP8.5senaryolarına göre modellenerek ve arazi örtüsü / kullanımının, iklim değişikliğinin mavi ve yeşil su kaynaklarına olası etkileri değerlendirilmiştir. Çalışmanın bulguları şunlardır; Referans dönem "1985-2013" zaman periyodu için Kütahya ilinin mansabından Eskişehir ili kent merkezine kadar olan bölgenin su temini açısından daha güvenli olduğu görülmüştür. 2010-2099 periyodunda hem iyimser hem de kötümser senaryoda mavi su akışı havza genelinde azalmaktadır. Yağış ve sıcaklık unsurlarındaki değişiklikler yeşil su kaynaklarını büyük ölçüde etkilemektedir. Yeşil su kaynaklarından yeşil su akışı kötümser senaryoya göre yakın dönem periyodunda havza girişinde %15-30 oranında artmaktadır. Tüm senaryolarda, tarımsal faaliyetlerin yoğun gerçekleştiği havzanın ikinci yarısında yeşil su akışı azalmaktadır. Yeşil su deposunu ifade eden toprak nemi, tüm senaryolarda ve zaman periyotlarında havza girişinde artış gösterirken havzanın ikinci yarısında azalmaktadır. Tarımsal faaliyetler için önemli olan yeşil su deposu da iklim değişikliği bağlamında olumsuz etkilenen bir diğer parametredir. Potansiyel arazi örtüsü değişimi yeşil su akışının azalmasına sebep olmaktadır. Sonuç olarak, Porsuk havzası arazi kullanımı değişimi ve iklim değişikliği etkileri bakımından değerlendirilerek havzanın su bütçesi bileşenlerinin geçmiş ve gelecekteki durumu incelenmiştir. Çalışma bölgesindeki mavi ve yeşil suyun mevcudiyetinin yanı sıra hidrolojik süreçlerin anlaşılması amaçlayan bir çalışmadır. Çalışmada elde edilen bulgular doğal ve antropojenik etkilerin su kaynakları üzerindeki toplu etkisini anlamaya yardımcı olmaktadır. Benzer bölgelerde havzaların sürdürülebilir kalkınmasının ve entegre su havzası yönetiminin teşvik edilmesinde fayda sağlayabilir.

Bilgisayar destekli modellemeYüzey hidrolojisiYüzeysel su kaynakları
Balca Ağaçsapan
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırsal rekreasyon alanlarının belirlenmesinde cbs olanaklarından faydalanılması: Acarlar longozu örneği

Doğa ve çevrenin korunması, ekosistemlerin bütünlüğü bozulmadan çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir gelişimin sağlanması açısından önemlidir. Ülkemizdeki koruma statülerinden olan doğal sit alanları bu açıdan önemli bir yere sahip olup, 2020 yıl sonu itibariyle Türkiye'de 2859 adet doğal sit alanı kayıt altına alınmıştır. 1. Derece Doğal Sit Alanı statüsünde olan Acarlar Longozu, aynı zamanda Yaban Hayatı Geliştirme Sahası'dır ve Ramsar Sözleşmesi'ne göre Ulusal Öneme Sahip Sulak Alanlar Listesi'nde yer almaktadır. Bu çerçevede, son zamanlarda önemli bir destinasyon haline gelen Acarlar Longozu'nda koruma öncelikleri dikkate alınarak günübirlik rekreasyonel kullanımlar açısından cazibe oluşturan mekanların belirlenmesi önemli bir ihtiyaç haline gelmiştir. Bu amaçla, yüksek lisans tezi kapsamında ağırlıklı çakıştırma yöntemi kullanılarak çalışma alanı içinde doğa yürüyüşü ve kuş gözlemciliği için uygun alanların belirlenmesine yönelik Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) destekli bir çalışma gerçekleşmiştir. 3 farklı uygunluk sınıfı göz önüne alınarak gerçekleştirilen analizlerde, kuş gözlemciliği için uygun alanların genellikle alanın kuzeydoğusunda; doğa yürüyüşü için uygun alanların ise güney, doğu, nispeten kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde yayılış gösterdiği belirlenmiştir. Farklı statülerdeki koruma alanlarının alanda fazlaca yer kaplaması nedeniyle Acarlar Longozu'nun büyük bir bölümü kısıtlı alanlar olarak ayrılmıştır. Elde edilen sonuçların, koruma statü ve amaçlarına uygun olarak Acarlar Longozu'nun turistik ve rekreasyonel potansiyelinin değerlendirilmesine ve alan için hazırlıkları devam eden Sulak Alan Yönetim Planı geliştirme çalışmalarına katkı sağlaması hedeflenmiştir.

Habibe Büşra Uzun Şengül
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimEN

Investigation the success of different classification approaches and different classification algorithms in mapping vineyards

Mapping and monitoring of agricultural products is important for reasons such as yield determination, farmer inspection, product inspection. Today, different information extraction methods such as satellite image classification are successfully applied in the mapping of agricultural products. In this study, the success of the images obtained from PlanetScope satellite systems in mapping vineyards was investigated. As the study area, a region where vineyards were intense in Saruhanlı district of Manisa province was selected. Object-based and pixel-based classification approaches were used for the mapping process. Maximum Likelihood (ML), Random Forest (RF), Support Vector Machine (SVM) algorithms are used in the pixel-based classification process. In the object-based classification approach, SVM, RF, Naive Bayes (NB), K-Nearest Neighborhood (K-NN) and Decision Tree (DT) algorithms were used. The RF algorithm was found to be the most successful algorithm in both pixel and object-based classification approaches in the mapping of vineyards. In the pixel-based classification with the RF algorithm, 87% overall accuracy, 0.83 kappa value and 85% producer and user accuracy in vineyards were obtained. In the object-based classification process with the algorithm; overall accuracy, kappa, user accuracy, and producer accuracy were determined as 91%, 0.87%, 88%, and 92%, respectively. When the generated maps were examined, the object-based classification approach has eliminated the false pixel classification errors such as the salt-pepper effect in pixel-based classification for vineyards parcels.

Mücahit Öztürk
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Göktürk-2 uydusunun radyometrik kalibrasyonu ve toplam belirsizlik bütçesinin belirlenmesi

Optik uzaktan algılama verilerinin radyometrik kalibrasyon parametrelerinin izlenmesi, verilerin daha fazla nicel olarak incelenmesini, devamlığını ve güvenirliliği sağlayan önemli bir ihtiyaçtır. Uydu verisi üreten kurumlar, algılayıcıya ait her bandın kalibrasyon katsayısını ölçüm belirsizliği yüzdesi ile birlikte son kullanıcıya sağlamalıdır. Radyometrik kalibrasyon çalışmalarında yüksek mekânsal homojenliğe sahip ve atmosferik koşullar olarak da kararlı olan test sahalarına ihtiyaç vardır. Ülkemizin en büyük ikinci gölü olan Tuz Gölü, kalibrasyon çalışmaları için dünyada uygun görülen sekiz kalibrasyon sahasından biridir. Ancak 1. Derece Doğal Sit Alanı olan Tuz Gölü'ndeki çalışmaların en kısa sürede ve optimum kaynak kullanımı ile tamamlanabilmesi için, uygun bir metodoloji ile ölçümlerin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, bahse konu kısıtlar dikkate alınarak, ilk yüksek çözünürlüklü uydumuz Göktürk-2'nin, 2017 ve 2018 yıllarında Tuz Gölü'nden toplanan yersel ve atmosferik veriler kullanılarak radyometrik kalibrasyonu ve belirsizlik analizi gerçekleştirilmiştir. Her bandın kalibrasyon katsayıları hesaplanmış ve kalibrasyon katsayısı kestiriminde belirsizliğe neden olan parametreler belirlenerek, her bant için belirsizlik analizi gerçekleştirilmiştir. Mutlak ve çapraz radyometrik kalibrasyon yöntemlerinin her ikisi için de belirsizlik kaynaklarının toplam belirsizlik bütçesine olan etkileri tartışılmıştır. Çalışmalar sonucunda mutlak radyometrik kalibrasyon yöntemi ile hesaplanan kalibrasyon katsayılarının ölçüm belirsizliği %4'ün altındadır. Çapraz radyometrik kalibrasyon ile kalibrasyon katsayılarının elde edilmesindeki ölçüm belirsizliği ise tüm bantlar için %2 civarındadır. Bu çalışma ile ilk kez Göktürk-2'nin kalibrasyon katsayılarının kestirimindeki ölçüm belirsizliği hesaplanmıştır.

Coğrafi bilgi sistemleriUydu görüntülemeUzaktan algılama
Hüsne Seda Deveci
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sürdürülebilir turizm kapsamında iklim değişikliğinin incelenmesi: Erciyes dağı ve Sultan Sazlığı milli parkı örneği

Bu çalışmada küresel ısınmanın sebep olduğu iklim değişikliğinin Erciyes Dağı ile Sultan Sazlığı Milli Parkı ve Ramsar Alanı üzerindeki etkisinin belirli bir zaman sürecinde incelenmesi ve sürdürülebilir turizm ile iklim değişikliği kapsamında öneriler sunulması amaçlanmıştır. Sahanın turizm özellikleri, coğrafi yapısı ve iklim özellikleri çalışma kapsamında ele alınmıştır. Çalışma sahasında yapılan incelemeler ve görüşmeler ile sahanın turizm özellikleri ve mevcut durumu ortaya konulmuştur. Jeoloji, tektonizma, jeomorfoloji, hidrografya, toprak grupları, bitki örtüsü, arazi kullanımı ve nüfus verilerinden yararlanılarak sahanın coğrafi yapısını belirlemek amacıyla çeşitli haritalama yöntemleri kullanılmıştır. Çalışma sahasına ait uzun yıllık iklim verileri analiz edilmiştir ve bu veriler farklı iklim sınıflandırması yöntemleri ile değerlendirilerek sahanın iklim karakteri ve iklimsel değişimi belirlenmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen veriler iklim değişikliğinin sebep olduğu temel etkenlerden olan kuraklık, sıcaklık artışı, yağış miktarında azalma, kar erimeleri gibi olumsuz etkilerin çalışma alanında ne derece görüldüğü ve bunun sürdürülebilir turizm açısından bu alanları nasıl etkilediği hakkında bilgi verilmiştir.

Mustafa Çevik
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yüksek çözünürlüklü optik uydu görüntüsünden yararlanarak ticaret gemilerinin ayrımı, tanınması ve bulunması

Uzaktan algılama teknolojileri gelişmeye devam ettikçe birçok farklı bilim dalının bu konuya olan ilgisi her geçen gün daha da artmaktadır. Denizcilik alanında da bu gelişmelerin ışığında yapılan çalışmalar çoğalmaktadır. Gemilerin uydu görüntüleri üzerinden tespit edilmesine yönelik çalışmalar özellikle aktif radar uyduların sürece katılması ile hız kazanmıştır. Bu çalışmada ise optik uydu görüntüleri üzerinden gemi tespiti ve denizcilik alanının ilgi alanına giren gemi kimliğinin tespit edilmesi üzerine eğitimsiz uzaktan algılama ve görüntü işleme yöntemleriyle gemi ve gemiye ait tanımlayıcı özelliklere ulaşılmaya çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlara bakıldığında gemiye ait en, boy, mevki, zaman, rota, pruva hattı, seyir durumu bilgilerine ulaşılabildiği ve anlamlı bir şekilde belirlendiği gözlemlenmiştir. Bunların dışında kalan tür ve hız tespiti için ise çalışmalara devam edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Gemi tür tespitinde geometrik, hız tespitinde ise istatistiksel yaklaşımlar önerilmektedir.

Zeki Yaşar
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Monitoring Amu Darya River channel dynamics using remote sensing techniques aided by google earth engine

In this study, aims at monitoring Amu Darya River Channel Dynamics using Remote Sensing techniques within Google Earth Engine (GEE). The Amu Darya River covers vast areas within the borders of Turkmenistan, Uzbekistan and Tajikistan. The upper part of the Amu Darya River, the international border between Afghanistan and Tajikistan, have been investigated in terms of river channel dynamics. Thus, for this purpose, satellite imageris from four different periods ten years apart (1990-2000, 2000-2010, 2010-2020), have been used to map and monitor the dynamics of the river over the last three decades. The classification of the images was conducted in GEE using Landsat imagery. In addition to the river mapping and monitoring, a land cover change detection in the study area has been made. The results showed that the increase in irrigated areas, in the four specified periods was significant and played an important role in increasing the vulnerability of the study area to soil erosion which leads to river channel dynamics. The results also showed that the use of Landsat and GEE can be a significant source of updated data for mapping and monitoring river dynamics, with a classification accuracy of the water areas higher than 90%. For future studies, we recommend using satellite imagery with a higher spatial and spectral resolution, like Sentinel-2, for more detailed investigation. Keywords: Amu Darya, River Dynamics, Google Earth Engine, Classification, Remote Sensing.

Mohammad Asef Mobarız
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Optimal high-speed rail route selection using GIS, remote sensing, and multi-criteria decision analysis techniques

High-speed rails (HSR) are the most efficient mode of transportation from the perspective of travel time reduction, low travel costs, time-saving, and environment. The HSR route selection is an essential and complex process that involves several factors that must be considered. The integration of geographical information system (GIS) and remote sensing (RS) with multi-criteria decision analysis (MCDA) techniques has been used in different routing problems such as roads, railways, and HSR. In this study, a GIS-based MCDA method was adopted to generate the optimal HSR route between Kabul and Kandahar cities in Afghanistan. The influential factors on the HSR route location and their relative importance were determined by questionaries performed by transportation sector experts and the fuzzy analytical hierarchy process (fuzzy-AHP) and analytical hierarchy process (AHP) MCDA methods were employed to calculate their weights. Slope, land use/landcover (LULC), soil types, distance from rivers, proximity to roads, proximity to towns/cities, landslide risk, snow avalanche risk, flood risk, distance from faultlines were considered as the influential factors on the HSR route location selection. Separate analyses were performed for deriving the landslide, snow avalanche, and flood susceptibility layers/maps. The fuzzy-AHP method was utilized to calculate the weights and relative importance of the factors considered in a landslide, snow avalanche, and flood susceptibility assessments. The results showed that the methodology adopted in this study successfully generated the optimal HSR route that is geometrically the shortest, economically feasible, safest in terms of natural disaster risk, and functionally with a wide-range service area. The route has a 502 km length, connecting 3 adjacent cities with Kabul and Kandahar cities. About 470.05 km of the route has a slope of less than 4%, while 30.35 km and 1.93 km have 4-10% and more than 10%, respectively. The results of the study will enable transportation planners to conduct a detailed investigation in the field using the HSR suitability map and conduct a topographical survey around the generated route for determining the centerline of the route. Furthermore, the results can be a good source of information for landuse planners for land readjustment and future landuse development.

Fuzzy analytical hierachy processGeographical information systemsHigh speed train+1
Suhrabuddın Nasery
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Spektral indeksler kullanarak arazi örtüsü/kullanımı sınıflarının spektral imzalarının belirlenmesi ve etiketlenmesi

Günümüzde uzaktan algılama teknolojilerinin hızlı gelişimi, kullanıcıların veri analizi noktasında güçlü ve etkili alternatifler geliştirmenin yollarını aramasına yol açmıştır. Uydu görüntülerinden arazi sınıflarının üretimi için kullanılan sınıflandırma yaklaşımlarından biri kontrolsüz sınıflandırma yöntemleridir. Kontrolsüz sınıflandırma yaklaşımı, çalışılan alanla ilgili ön bilgi gerektirmemesi, eğitim verisi olmadan çalışması gibi özelliklerinden dolayı kontrollü sınıflandırma yöntemlerine göre daha kullanışlı bir yaklaşımdır. Ancak bu yaklaşım da sonuç üretebilmek için eğitim verisi gerektirmese de sınıf sayısı, öğrenme oranı, iterasyon sayısı gibi farklı parametreler gerektirmektedir. Bunun yanında, kontrolsüz sınıflandırma yönteminin sağladığı sonuçların doğruluk oranları eğitim verisi kullanılmadığından kontrollü sınıflandırmaya göre genellikle daha düşüktür. Yeryüzü ile ilgili yapılan çalışmaların başarısı kullanılacak bilginin doğruluğu ve güvenilirliği ile yakından ilişkilidir. Bununla birlikte söz konusu bilgilerin hızlı ve ekonomik bir şekilde elde edilebilmesi önemli bir ihtiyaçtır. Bu çalışmada, Sentinel-2 uydusuna ait multispektral görüntüler kullanılarak çalışmalarda en çok kullanılan arazi örtüsü sınıflarının görüntü üzerinde otomatik tanımlanabilmesi için spektral imza kütüphanesi oluşturmak amacı ile pilot bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Bu doğrultuda Türkiye'nin yedi bölgesine ait ocak, nisan, temmuz ve ekim ayı Sentinel-2 görüntüleri incelenmiştir. Bu görüntüler üzerinden spektral indeksler hesaplanmış ve arazi örtüsü sınıflarını ayırt eden değer aralıkları belirlenmiştir. Bu işlemler sonucunda Sentinel-2 uydusuna ait görüntülerde belirlenen arazi örtüsü sınıflarında spektral indeks değer aralığı kütüphanesi oluşturulmaya çalışılmış ve bu değer aralıklarının otomatik etiketleme işlemlerine altlık teşkil etmesi amaçlanmıştır.

Arazi örtüsüCoğrafi bilgi sistemleriSpektral diziler+2
Tuğçe Nur Yıldız
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Petrol doğalgaz arama çalışmalarında çok kriterli karar verme ve makine öğrenmesi ile yöntem araştırması

UYGUÇGİL Petrol ve doğalgaz aramacılığı zaman, maliyet ve iş gücü açısından birçok kriterin beraber değerlendirilmesi gereken, uzun bir süreçtir. Çalışılacak alanda ruhsat alımı ile başlayan hidrokarbon faaliyetleri jeolojik, jeofizik, sondaj çalışmaları ile devam eder. Eğer söz konusu alanda hidrokarbon keşfi yapılmışsa bu alana ilişkin rezervuar belirleme çalışmaları yapılır. Petrol ve doğalgaz aramalarında hidrokarbon konumunu belirlemek için sismik, gravite ve manyetik tekniklerden faydalanılmaktadır. Bu çalışmada, Ergene Havzasında 27000 km2lik bir alanda hidrokarbon potansiyelli alanların tahmini için, en uygun yer seçimi, enerji politikası belirleme vb. gibi çalışmalarda sıklıkla kullanılan Çok Kriterli Karar Destek Analizlerinden (ÇKKDA) ve makine öğrenmesinden faydalanılmıştır. ÇKKDA'dan yaygın olarak kullanılan Analitik Hiyerarşi Süreci ve Bulanık Mantık Analitik Hiyerarşi Süreci tercih edilmiştir. Makine öğrenmesi yöntemlerinden biri olan Rastlantısal Orman Algoritması da petrol ve doğalgaz konumlarının belirlenmesi için kullanılmıştır. Analizler sonucunda çıkan ağırlıklara göre hidrokarbon potansiyeli bulunması muhtemel alanlar belirlenmiştir. Çalışma alanı için rastgele üretilen noktaların hidrokarbon içerip içermediği tahmin edilmiştir. Tahmin noktaları kullanılarak tahmin haritası üretilmiştir. Her üç yöntemden elde edilen tahmin haritaları kuyu sondaj verileri ile çakıştırılarak doğruluk analizleri yapılmıştır. Üç yöntemin de hidrokarbon potansiyel tahmini için kullanılabileceği ortaya konmuş olup, Rastlantısal Orman Algoritmasından elde edilen tahmin noktalarının ortalamaları alınarak elde edilen sonuç %78 olup, FAHP %73 ve AHP ise %69'dur.

Analitik hiyerarşi süreciBulanık mantıkCoğrafi bilgi sistemleri+2
Tünay Öztürk
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentsel hava ulaşımında vertiport kullanım olanaklarının coğrafi bilgi sistemleri yardımıyla araştırılması: İstanbul örneği

Dünyadaki büyük megakentlerde yaşanan karayolu trafik sıkışıklığının üstesinden gelinmesinde kentsel hava ulaşımı konsepti yeni bir hava taşımacılığı yöntemi olarak görülmektedir. Kentsel hava ulaşımı, özellikle trafik altyapısının yeterli olmadığı ve ulaşımın önemli bir sorun halini aldığı büyük kentlerde alternatif bir çözüm olarak görülmeye başlanmıştır. Birçok taşımacılık şirketi de kentsel hava ulaşımı konseptinde kullanılacak e-VTOL araçların gelecekte yaşanan tıkanıklığın giderilmesinde önemli rol oynayacağını belirtmektedir. Bu kapsamda e-VTOL araçlar, yer bağlantılı ulaşım sistemleri ile birlikte entegre, hava sahasını verimli kullanarak trafiğin pik saatlerinde metropollerde zamandan önemli ölçüde tasarruf sağlamakta, hızlı ve güvenilir ulaşım sayesinde yerdeki sıkışıklığa çözüm olarak ön plana çıkmaktadır. Kentsel ulaşım planlamasının, kentsel hava ulaşımını da içerecek şekilde ele alınması sürecinde ise araçlarının kalkış-iniş yapacağı vertiport/vertistop için en uygun yer seçiminin yapılması en önemli gereklilikler arasındadır. Bu çerçevede, İstanbul metropoliten kentinde yoğun trafik akışına ve sıkışıklığına bağlı olarak yaşanan zaman ve maliyet kayıplarının azaltılmasına katkı sağlayacak kentsel hava ulaşımı olanaklarını araştırılmış ve CBS destekli çalışmalar ile e-VTOL araçlarının kalkış ve iniş yapacağı vertistop/vertiport terminal yer seçimi yapılmıştır.

Coğrafi bilgi sistemleriHava yolu ulaşımıUygunluk-olasılık modeli+1
Elif Erkek
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kenevir bitkisinin uydu görüntüleri ile makine öğrenimi kullanılarak spektral değerlerinin incelenmesi

Dünyanın uzaktan algılama teknolojileri ile izlenmesi önemli gelişmeler göstermiş ve bu gelişmeler sayesinde tarımsal amaçlı kullanımı artmıştır. Günümüzde kaçak olarak üretilen birçok narkotik maddenin hammadde kaynağı olan çeşitli bitkilerin tespiti için uydu tabanlı uzaktan algılama yöntemi kullanılmaktadır. Bu tez, çalışma alanındaki kenevir ve diğer bitkiler arasındaki farkları belirlemek için yüksek çözünürlüklü uydu görüntülerini kullanır. Bu amaçla Kastamonu ilinde yetiştirilen kenevir bitkisinin spektral imzaları ve NDVI değerleri çıkarılmış ve analiz edilmiştir. Kapsamlı bir literatür taraması ile gerçekleştirilen bu tezde bitkilerin morfolojik özellikleri ve fenolojik gelişim süreçleri incelenmiştir. Bu kapsamda PlanetScope uydu platformundan Kastamonu ve Eskişehir illerindeki bitki türlerinin konumlarının uydu görüntüleri elde edilmiştir. Çalışma sırasında elde edilen uydu görüntülerinin spektral değer hesaplamaları ve NDVI analizi için ArcGIS yazılımı ve QGIS yazılımı tercih edilmiştir. Ayrıca elde edilen veriler, kenevir sınıflandırması için farklı bir makine öğrenmesi algoritması eğitmek için kullanılmıştır. Böylece WEKA yazılımında yer alan beş farklı makine öğrenmesi algoritması sınıflandırıcı olarak kullanılmıştır. Tez sonuçları, kenevir bitkilerinin fenolojisini anlamak için kullanılabilir. Gelecekteki çalışmalar için örnekleme verilerinin arttırılması ve daha yüksek uzamsal çözünürlüklü veriler kullanılarak görüntü sınıflandırmasının yapılması gerekiyor.

Bitki örtüsüKenevirMakine öğrenmesi+2
Fatih Bıçaklı
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sert zeminlerde kullanılan farklı yapı malzemelerinin yer yüzeyi ısı değişimine etkisinin uzaktan algılama ile incelenmesi

Günümüzde küresel ölçekte bakıldığında karşılaşılan en büyük sorunların başında küresel ısınma gelmektedir. Küresel ısınmanın güncel durumu ve sonuçları düşünüldüğünde gerekli önlemler alınmaz ise korkutucu bir tablo çizmektedir. Özellikle kent merkezlerinde yeşil alan miktarındaki azalma ve sert zemin miktarındaki artış ile etkisini artıran kentsel ısı adaları da küresel ısınmanın başlıca sebepleri arasında yer almaktadır. Artan insan nüfusu ve kullanım ihtiyaçları düşünüldüğünde sert zemin miktarındaki artış devam etme eğilimindedir. Özellikle dış mekan tasarımlarında, araç ve yaya sirkülasyonunu sağlamak veya insanların kullanımlarına yönelik olarak oluşturulan sert zeminler, kent ölçeğinde bakıldığında çok geniş alanlara sahiptir. Bu nedenle sert zeminlerde kullanılan materyallerin seçiminde dikkat edilmesi gereken kriterler arasında materyalin yansıtım değerleri de değerlendirilmelidir. Termal kamera ile yapılmış olan ölçümlerde aynı gün ve saatte iki farklı sert zemin materyaline ait yansıtım değerleri arasında büyük farklılıklar görülmektedir. Aynı zemin malzemesinin iki farklı rengi arasında da değer farklılıkları gözlenmiştir. Yansıtım değerleri düşünüldüğünde çevre sıcaklığına etkisi büyük olabilecek farklılıklar görülmektedir. Sert zeminlerin tasarımları sırasında materyal seçimi aşamasında bu değerlerler baz alınarak önerilen materyallerin seçilmesinin kent ölçeğinde düşünüldüğünde kentsel ısı adası etkisini azaltabilecek boyutta etkiye sahip olduğu düşünülmüştür.

Coğrafi bilgi sistemleriSert zeminSürdürülebilirlik+2
Ceren Buse Çetintaş
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00