Fırat University
Anabilim Dalı

Hadis Anabilim Dalı

Fırat University

7

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

7 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hadis ilmi açısından Aclûnî'nin Keşfü'l-Hafâ adlı eseri üzerine bir inceleme

Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde, Aclûnî'nin hayatı, ilmi kişiliği, hocaları ve eserleri ile ilgili bilgiler verilmiştir. Meşhur kelimesinin sözlük ve ıstılahî anlamı açıklanarak meşhur hadis ile ilgili kaynaklara değinilmiştir. Bunun yanında Keşfü'l-Hafâ ve Keşfü'l-Hafâ'nın metodu ile ilgili bilgiler verilerek eserde yararlanılan kaynaklara da yer verilmiştir.İkinci bölümde Keşfü'l-Hafâ'da yer alan imanla ilgili uydurma hadisler tasnif edilmiş ve Aclûnî tarafından uydurma olarak nitelendirilmeyen bazı hadisler üzerinde de durulmuştur.Üçüncü bölümde ibadet hayatı ile ilgili uydurma rivayetler konularına göre tasnif edilmiş ve Aclûnî'nin uydurma olduğuna değinmediği rivayetler de verilmiştir.Dördüncü bölümde de sosyal hayatla ilgili Keşfü'l-Hafâ'daki uydurma rivayetler konusuna göre tasnif edilmiş ve bu konularla ilgili Aclûnî'nin uydurma olup kendisinin değinmediği rivayetler de verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Keşfü'l-Hafâ, Meşhur Hadis, Aclûnî, Uydurma Hadis.

Şehmus Ünverdi
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üç talakla ilgili hadislerin rivayet tekniği açısından değerlendirilmesi

Bu araştırma, İslam Aile Hukuku içerisinde oldukça önemli bir yere sahip olan ve gerek Hz. Peygamber (sav) döneminde gerekse sonraki dönemlerde fakihleri oldukça meşgul eden üç talak konusu ve bu konu etrafında ortaya çıkan görüşlerin kendilerine dayanak kabul ettikleri hadislerin rivayet tekniği açısından incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Konuyla ilgili olarak İslam dininin ilk temel kaynağı olan Kur'an-ı Kerim'de tafsilatlı bir hükme ulaşamayan İslam alimleri, ikinci kaynak olan sünnet ve hadise yönelmişler ve bu alanda ulaştıkları kaynaklardan hüküm istinbat etmeye çalışmışlardır. Ancak ne var ki; konuyla ilgili olarak ulaşılan rivayetler bazen lafız ve mana olarak farklılık arz etmiş, bazen aynı rivayet, farklı görüş sahiplerince mesnet kabul edilmiş, bazen de bu rivayetlerin sıhhati noktasında gerekli titizlik gösterilmeden kullanılması cihetine gidilmiştir. İşte bu noktada, fakihlerin üzerine hüküm bina ettikleri bu rivayetlerin incelenmesi büyük önem arz etmektedir. Biz de bu araştırmamızda, üç talak konusunda ortaya çıkan görüşlerin kendilerine delil kabul ettikleri hadislerin rivayet tekniği açısından incelemesini ve tahricini yaparak bu rivayetlerin sıhhatini ve delalet ettikleri manaları ortaya çıkarmaya çalışacağız.

HadisRivayetlerTalak+1
Hasan Hüseyin Güller
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bedîüddîn es-Sindî'nin Zafer Ahmed et-Tânevî'ye yönelik eleştirileri (Nakzu Kavâid fî Ulûmi'l-Hadîs bağlamında bir inceleme)

Sahâbe devrinden beri varlığını sürdüren Ehl-i Reʾy – Ehl-i Hadîs ayrışması, İslâmî ilimler tarihinde polemik türü eserlerin yazılmasına zemin hazırlayan sebeplerden biridir. Hadislere, diğer fıkıh mezhepleri gibi, amele konu olması bakımından yaklaşan Hanefîler hadis/sünnet tespit metotlarına ilişkin bahisleri müstakil hadis usulü eserleri yerine fıkıh usulü kitaplarının "Sünnet" bahislerinde işlemişlerdir. Modern dönemde Selefî düşüncenin yeniden canlanmasıyla mezheplerin Kur'ân ve Sünnet ile irtibatı tekrar tartışılmaya başlanmış, bu bağlamda Selefî düşünce, mezheplerin çoğu hükmünün nasslarla çeliştiğini iddia ederek Müslümanları doğrudan "Kur'ân ve Sünnet"e dönmeye çağırmıştır. Bu çağrı itikadda Mâtürîdî ve Eşʿarî mezheplerini, fıkıhta ise özellikle Hanefî mezhebini hedef almıştır. Bu mezhep karşıtı tutum karşısında Hanefîler, mezhebin hadis/sünnete yaklaşımlarını göstermek için müstakil usul eserleri yazma ihtiyacı hissetmişlerdir. Bu bağlamda, 20. yüzyıl Hint alt kıtası Hanefî âlimlerinden Zafer Ahmed et-Tânevî'nin kaleme aldığı Kavâʿid fî ʿulûmi'l-hadîs, Hanefî hadis/sünnet usulüne ilişkin literatürün ilk örneklerinden sayılabilir. Eser, bu rolü sebebiyle ilgiye mazhar olduğu gibi Selefî âlimlerin eleştirilerine de hedef olmuştur. Eser üzerine yazılan tek müstakil eser, yine Hint alt kıtasından Selefî-meşrep bir âlim olan Bedîüddîn es-Sindî'nin yazdığı Nakzu Kavâʿid fî ʿulûmi'l-hadîs başlıklı reddiyedir. Bu araştırma, es-Sindî'nin Nakz'ında et-Tânevî'ye yönelttiği eleştirileri konu edinmekte, Hanefîlerin hadis/sünnet tespit metoduna dair ilk müstakil metnin ne gibi eleştirilere muhatap olduğunu ortaya koymaktadır. Araştırma kapsamında eleştirilerin sahibi olan ve Türkçe literatürde hayatı ve fikirlerine dair herhangi bir bilgi bulunmayan Bedîüddîn es-Sindî tanıtılmış, eleştirileri değerlendirilmiş ve bu değerlendirme onun ilmî mevkii ve metodolojisi hakkında bir ölçüde fikir sahibi olunmasına da olanak sağlamıştır. es-Sindî'nin eleştirilerinden hareketle, onun Zâhirîliğe yakın olduğu, geniş bilgisine rağmen bu bilgiyi sistematik bir şekilde işleyemediği ve getirdiği eleştirilerin muhatabını ilzam etme noktasında çoğunlukla yetersiz kaldığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle es-Sindî-Tânevî tartışmasının, aynı dönemde Gumârî-Kevserî ve Muʿallimî-Kevserî arasında yaşanmış diğer Ehl-i Reʾy – Ehl-i Hadîs polemiklerine nazaran daha az nitelikli olduğu söylenebilir.

Ehl-i hadisFıkhü'l-hadis
Mustafa Yasir Demirkol
Ankara Social Science University · İslami Araştırmalar Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Sahihayn'de kadın karşıtı görünen hadislerin sened ve metin açısından değerlendirilmesi (dirâsa tahliliye)

Bu araştırma, görünürde kadınların eksikliğini ifade eden bir grup sahih hadisin Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim'de yer alması hakkındadır. Bu rivayetlerin tahricini, hükmünü, sened ve metnine yönelen sorulara ve şüphelere cevap vererek çalışmamızda bu hadisleri sened ve metin açısından ele aldık. Bu metinlerinin doğru anlamlarını, sebeb-i vürüdlerini ve hadislerin münasebetlerini dikkate alarak açıklıyor ve âlimlerin bu rivayetler hakkındaki sözlerini ele alıp tartışıyoruz. İslam ve sahih hadislerin bu ithamlardan beri olduklarını ortaya koymaya çalışıyoruz. Bunlar, Sahîhayn'de geçen yedi hadistir: Birinci hadis: Ebû Saîd el-Hudrî'nin hadisidir ki, bu hadiste kadınlar hakkında üç mühim konu ele alınmıştır: Kadınların çoğunun Cehennem'lik olduğu, akıl ve dinî mevzularda eksik olmaları ve onların şahitlikteki konumu. İkinci hadis: "İşlerini bir kadına bırakan topluluk asla iflah olmaz." Üçüncü hadis: " Bilin ki, kadın şeytan sûretinde gelir ve şeytân sûretinde gider." Dördüncü hadis: " kadın bir eyeği kemiğinden yaratılmıştır. Eyeği kemiğinin en eğri yeri yukarı kısmıdır..." Beşinci hadis: "Eğer Havva olmasaydı, kadın cinsi eşine hıyanet etmezdi." Altıncı hadis: "Namazı, kadın, eşek ve köpek bozar." Yedinci hadis: "Kadında, atta ve evde uğursuzluk vardır." Bu araştırma bir önsöz, bir giriş, yedi bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Önsözde araştırmanın önemi, amaçları, bu konuyu seçme nedenleri vb. konuları ele aldık. Giriş bölümünde İslam öncesi dönemde çeşitli milletler arasında kadının konumunu ve kadının İslam'la kazandığı onurlu durumunu ve sahip olduğu hakları kısaca ele aldık. Ayrıca Sahîhayn'in ümmet nezdinde kabulünü ve bu iki eserde yer alan hadislerin sıhhatin en yüksek mertebesini oluşturduğunu açıkladık. Bu hadislerin her birini, müstakil bölümlerde tek tek ele aldık. Sonuç bölümünde ise en önemli sonuç ve tavsiyelere yer verdik. Anahtar Kelimeler: Hadis, Sened, Metin, Kadın, Noksanlık.

Khaıraldeen Ahmed Abdullah Surchı
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hadis rivayetleri ve transhümanizm düşüncesi

İnsanoğlunun doğasında var olan uzun yaşam ve nihayetinde ölümsüzlük arzusu, semavi dinlerin ahiret vaadi olmasına rağmen bu dünyada bunu elde etmeye çalışan birtakım gruplar ve akımlar olmuştur. Bunlardan bir tanesi de transhümanizimdir. 20. yüzyıl ortalarında çıkan ve 21. yüzyılda bir meydan okuma haline gelen transhümanizm akımı, dini ilgilendiren saha içerisine dahil olmuş ve yaratıcının insana ahirette vadettiği ölümsüzlük vasfını bu dünyada insana entegre etmeye çalışmıştır. İnsanı yaratılış itibariyle eksik ve kusurlu gören transhümanizm, insan neslinin ıslahına yönelik çalışmalar yürüterek bilim ve teknoloji sayesinde sağlıklı ve uzun bir yaşam ve nihayetinde ölümsüzlüğü elde etmeye çalışmaktadır. Biz de bu çalışmada hadis rivayetlerinde bahse konu olan ruhun ölümsüzlüğünü transhümanizmin ölümsüzlük vaadi bağlamında ele almaya çalıştık. Bunun yanında rivayetlerde geçen ve insan ömrünün uzamasına vesile olan birtakım ameller ile sağlıklı beslenme, koruyucu tıp, kader, rızık, ecel ve dua ile ilgili rivayetleri transhümanizmin uzun yaşam vaadi bağlamında değerlendirmeye çalıştık. Her ne kadar transhümanizmin ruhu inkâr ettiği söylenilse de dolaylı olarak ruh olgusuna temas ettiğini görmekteyiz. Bunu bazen insana canlılığını veren bir enerji bazen de insanın yönelim ve karakterini ifade eden bir zihin veya bilinç olarak tanımladıklarını görmekteyiz. Metafizik alanın konusu olan ruh, insanın kişiliğini, ahlaki ve hukuki yönünü, irade, seçme ve seçilme özgürlüğünü sağlayan bir cevher olmasının yanında insanın biyolojisinde bulunan kan, beyin ve diğer organların çalışmasını sağlayan fiziksel bir gücünün de olduğu göz ardı edilmemelidir.

AhiretHadisRivayetler+6
Hüseyin Tanrıverdi
Batman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cehmî oluşu sebebiyle tenkit edilen râvîler

Cehm b. Safvân'ın (ö. 128/745-46) bozuk itikâdî görüşlerinden neşet eden bir fırka olduğu kabul edilen Cehmiyye, nassları anlama ve yorumlamada görece daha zahirî bir konumda yer alan Ehl-i Hadis ekolü tarafından yoğun bir şekilde tenkit edilmiş olmakla birlikte hem Cehmiyye'nin mahiyeti ve savunduğu görüşler hem de Ehl-i Hadis'in bu tenkitlerinin sebepleri ve sonuçları tam olarak ortaya konulabilmiş değildir. Bu tezde öncelikle Cehmiyye hakkındaki muğlaklık giderilmiş, Cehmiyye'nin ehl-i bid'at içerisinde yer alan, çeşitli şahıs ve gruplara etki etmiş bir düşünce akımı olduğu ortaya konulmuştur. Bu bağlamda Cehmî tenkitleri de özgün bir dönemlendirme çatısı altında değerlendirilmiştir. Bu tenkitlerle doğrudan bağlantılı olan Mihne, sonuçları açısından İslâm dünyasını derinden etkileyen bir tarihî süreç olmuştur. İslâmî ilimler ve ilim adamları da bu süreçten etkilenmişler, ancak modern dönemde özellikle Hadis ilimleri bazında bu etkinin boyutlarının çok geniş olduğu ileri sürülmüştür. Bu çalışma, Mihne dönemiyle yakından ilişkili olması nedeniyle Cehmîlik ile tenkit edilen râvîlerin incelenmesinin başta cerh-ta'dil ilmi olmak üzere Hadis ilimlerinin tarafsız olup olmadığını belirleme konusunda olumlu sonuçlar vereceği varsayımıyla yapılmıştır. Bu noktada üç aşamalı bir tespit faaliyeti yapılmıştır. İlki kritik tarihî dönemler üzerinden Cehmî tenkidinin kullanım çerçevesini çizmek, ikincisi, Ehl-i Hadis'in Cehmiyye'ye yönelik kaleme aldığı Red edebiyatı kapsamında kullanım çerçevesini daha da belirginleştirmek ve üçüncüsü de Cehmîlikle tenkit edilen râvîlerin Hadis ilmindeki yerlerinden hareketle bu çerçeveyi netleştirmektir. Bu çerçeveden bakıldığında Cehmî tenkitlerinin hem nicelik hem de nitelik olarak Hadis ilimlerini pek etkilemediği görülmektedir. Ayrıca, bu tespit faaliyeti esnasında önceden yapılmış çalışmalara nazaran daha derli toplu şekilde ele alınan bazı tâlî konular da mevcuttur. Örneğin, Mu'tezile-Cehmiyye ilişkisi bunlardan bir tanesidir. Bu çalışmada Cehmî râvîler İslâm dünyasındaki coğrafî dağılımları bazında da ele alınmış, İslâm kültür ve düşünce tarihine küçük de olsa katkı sağlayacak sonuçlar elde edilmiştir.

CehmiyyeCerh-tadil yöntemiEleştiri+4
Sait Erkam Boz
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hz. Aişe'nin itirazı bağlamında ölünün arkasından ağlamayla ilgili rivayetlerin isnad-metin analizi

İnsanlık, hayat mefhumunun ayrılmaz bir parçası kabul edilen ölüm gerçeği ile Hz. Adem'den beri karşı karşıya kalmaktadır. Öyle ki insanlar zamanla değişime uğramak kaydıyla, ölümle ilgili gerek inancın gerek kültürün getirdiği bazı ritüeller geliştirmişlerdir. Nitekim bu uygulamalar arasında ölünün yıkanması, kefenlenmesi, cenaze töreni, cenaze namazı, ölüyü gömme veya yakma, ölüye telkin, ölüye yas, ağıt yakma gibi eylemler zikredilebilir. Bu çalışmaya ise hadis literatüründe yer alan ölüm sonrası uygulamalardan ağıt yakma ve ölüye ağlama rivayetleri konu edilecektir. Her ne kadar ölünün ardından ağıt yakılmasının nehyedildiğine kesin olarak hükmedilse bile, bu ağıt yakma işlemi nedeniyle ölünün azabolunacağı rivayeti, sahabe döneminden asırlardır ve günümüzde tartışma konusu olmakta güncelliğini korumaktadır. Bu rivayetlerin anlaşılmasına yardımcı olacak isnad-metin çalışması ise elzem görülüp bu teze konu edilmiştir. Hz. Âişe'nin itirazı bağlamında, ölünün ardından ağlanmasıyla ilgili hadislerin bütün varyantları kitaplardan titizlikle toplanılmıştır. Daha çok bu hadisleri haber veren râvilerin güvenilirlikleri ve haber verdikleri metinleri incelenen bu tezde, elde edilen veriler ışığında, güvenilir râvilerden oluşan hadisler tespit edilmiş ve bu hadisler metin analizine dahil edilmiştir. Tablolar halinde karşılaştırılan hadis metinlerinde, fazlalıklar, eksiklikler, râvi tasarrufları, hadisin tarihiliği tespit edilmiştir.

AğlamaAğıtlarHadis+5
Ayşe Yasemin Saitoğulları
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00