Fırat University
Fakülte

Diş Hekimliği Fakültesi

Fırat University

32

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Translusensileri farklı zirkonyaların termal ve mekanik yaşlandırma sonrası dayanımlarının karşılaştırılması

Günümüz estetik algısının değişmesi nedeniyle hem estetik olarak kabul edilebilir hem de çiğneme kuvvetlerine yeterli dayanıklılığı sağlayacak yeni materyaller geliştirilmeye çalışılmaktadır. Monolitik zirkonya restorasyonlar; yüksek kırılma dayanımları, karşıt dişte doğal dişe benzer aşındırma yaratmaları, estetik olmaları ile zirkonyum alt yapılı ve metal destekli restorasyonlara alternatiftir. Translusensi parametreleri değiştirilerek anterior ve posterior bölge için hem optik özellikleri geliştirilmiş hem de daha dayanıklı monolitik zirkonya materyaller üretilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla translusensileri farklı zirkonyumların termal ve mekanik yaşlandırma öncesi ve sonrası biaksiyal bükme dayanımlarını karşılaştırdığımız çalışmamızda Katana High Translucent, Katana Ultra Translucent Multi Layered ve UPCERA (ST) blokları kullanıldı. Bu bloklar ISO 6872 standartları gereği 1.2 mm çap ve 16 mm kalınlıklarda her grupta 40, toplam 120 adet disk şeklinde üretildi. Her grup dört alt gruba ayrılarak (N=10); bir grup kontrol olmak üzere, bir gruba 5°C ile 55°C ler arası 10.000 termal siklus, bir gruba 50 N yükte 240.000 siklus çiğneme similatörü ve bir gruba da hem termal siklus hem çiğneme similatörü ile yaşlandırma yapıldı. Toplam 12 grubun biaksiyal bükme dayanımları ve Vicker's sertlik değerleri karşılaştırıldı. Her gruptan rastgele alınan örneklerin SEM/EDS analizleri gerçekleştirildi. Veriler Shapiro Wilk's'dan (p=0.05) ve Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H testleri ile analiz edildi. Katana UTML, Katana HT ve UPCERA grupları için biaksiyal bükülme dayanımı ve Vickers sertlik değerleri arasındaki ilişki anlamlı olarak farklı bulundu. Yapılan testlerde en düşük kırılma dayanımı değeri Katana UTML gruplarında bulunurken en yüksek dayanım UPCERA gruplarında ölçüldü. Vickers sertlik değerinde ise en yüksek değer Katana UTML grubunda bulunurken en düşük Katana HT gruplarında bulundu. Yaşlandırma prosedürlerinin, kırılma dayanımları ve Vickers sertliklerine göre istatistiksel olarak anlamlı fark yaratmadığı gözlendi. Translusensileri farklı zirkonyaların kırılma dayanımlarının ağız içi kullanıma uygun oldukları saptandı. SEM analizi sonuçlarına göre yapay yaşlandırma sonrasında gruplarda yüzeyde bozulma oluşturacak bir deformasyon görülmedi. EDS analizi sonuçlarına göre en yüksek ytrium oranı Katana UTML gruplarında gözlenirken en düşük UPCERA gruplarında bulundu. Anahtar Kelimeler: Biaksiyal bükme dayanımı, translusent, zirkonya

Dental materyallerDental stres analiziYapay yaşlandırma+3
Ayşe Rençber
Fırat University
2021
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Farklı nanopartikül ilavelerinin çene yüz protezlerinde kullanılan silikon elastomerin mekanik ve mikrobiyolojik özelliklerine etkilerinin araştırılması

Çene yüz protezlerinin yapımında, ideal mekanik özelliklerinin olması sebebiyle silikon elastomerler tercih edilmektedir. Çene yüz protezlerinde kullanılan silikon elastomerlerin yırtılma ve çekme dayanımlarının yüksek, uzama yüzdesi ve sertliklerinin ideal, dokularla uyumunun yüksek ve yüzeylerinde oluşan mikrobiyal tutulumunun az olması istenir. Bu çalışmanın amacı silikon elastomere çeşitli nanooksit partikülleri ilavesi ile silikon elastomerin mekanik ve mikrobiyolojik özelliklerinin geliştirilmesidir. Çalışmada çene yüz protezlerinde kullanılan silikon elastomere ağırlıkça %2 oranında ZnO, SiO2 ve TiO2 ilave edilerek kontrol grubu ile birlikte toplam dört grup oluşturulmuştur. Her bir grupta çekme dayanımı ve uzama yüzdesi için 11 örnek, yırtılma dayanımı için 11 örnek, sertlik testi için 11 örnek, mikrobiyolojik inceleme için 12 örnek olmak üzere toplam 92 örnek hazırlanmıştır. Çekme dayanımı ve uzama yüzdesi test örnekleri American Society for Testing and Materials (ASTM) D412 standartlarına, yırtılma dayanımı test örnekleri ASTM D624 standartlarına, sertlik testi örnekleri ASTM D2240 standartlarına uygun olarak hazırlanmıştır. Mikrobiyolojik çalışma için 7 mm çapında 1 mm kalınlığında örnekler hazırlanmıştır. Çekme gerilimi, uzama yüzdesi, yırtılma gerilimi testleri üniversal test cihazı (LR 50K Lyod intruments Ltd, Fareham, UK) test cihazında 500 mm/dk sabit hızla çekilerek gerçekleştirilmiştir. Sertlik testi için Shore A test standı kullanılmıştır. Çekme dayanımı, uzama yüzdesi ve yırtılma dayanımı test sonuçlarının istatistiksel analizinde Shapiro Wilk's ve/veya Kolmogorov Smirnov testleri uygulanmıştır. Gruplar arasındaki farklılıklar incelenirken değişkenlerin normal dağılımdan gelmemesi durumunda iki gruplu karşılaştırmalarda Mann Whitney U, ikiden fazla grup için Kruskal Wallis-H Testinden yararlanılmıştır. Kruskal Wallis-H Testinde anlamlı farklılıkların görülmesi durumunda Post-Hoc Çoklu Karşılaştırma Testi ile aralarında farklılık olan gruplar belirlenmiştir. Sertlik testine ait verilerde Tukey HSD testi yapılmıştır. Araştırma sonucunda çekme dayanımı, uzama yüzdesi, yırtılma dayanımı ve sertlik testi değerlerinde gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Çekme dayanımı test sonuçlarında en yüksek değer SiO2 ilave edilmiş grupta görülürken (3,35 Mpa ± 0,18) en düşük değer kontrol grubunda (2,64 Mpa ±0,27) görülmüştür.TiO2 ilave edilmiş grubun çekme dayanımı (3,22 ±0,32) ZnO ilave edilmiş grubun çekme dayanımından (2,73 Mpa ± 0,32) daha yüksek tespit edilmiştir. Uzama yüzdesi test sonuçlarında en yüksek değer TiO2 test grubunda (1017,23) tespit edilmiş olup diğer gruplar arasında anlamlı bir fark görülmemiştir. (p>0,05) Yırtılma dayanımı test sonuçlarında en yüksek değer SiO2 test grubunda (20,84 N/mm ± 2,17) en düşük değer kontrol grubunda (15,51 N/mm ±1,79) tespit edilmiştir. TiO2 eklenen grup ile (17,83 N/mm ±1,61) ZnO eklenen grup (17,93 N/mm ± 1,93) arasında yırtılma dayanımları bakımından anlamlı bir fark görülmemiştir. Sertlik testi sonuçlarında en yüksek sertlik değeri SiO2 grubunda (25,50±1,53) , tespit edilirken, en düşük değer ZnO eklenen grupta (21,85±0,65) tespit edilmiştir. Antimikrobiyal etkinliğin değerlendirilmesinde Escherichia coli, Pseudomonas aeruginosa, Staphylococcus aureus, Staphylococcus epidermidis Candida albicans etkinlikleri değerlendirilmiş olup antimikrobiyal bir etkinlik saptanamamıştır. Anahtar Kelimeler: Çene yüz protezleri, mekanik özellik, mikrobiyolojik özellik, nanopartikül, silikon elastomer

Dental protezlerElastomerlerMaksillofasiyal protez+4
Gamze Karaman
Fırat University
2021
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Ovariyektomi uygulanmış ratlarda genisteinin titanyum implantların osseointegrasyon düzeyine etkisinin incelenmesi

Osteoporozlu bireylerin diş implantı tedavisinde yeterli osseointegrasyon elde edilemeyebilir. Genistein osteoporoz tedavisinde kullanılan bir fitoöstrojendir. Bu çalışmanın amacı genistein desteğinin, ovariyektomi uygulanan deneklerde titanyum implantların osseointegrasyon düzeyi üzerine etkisinin histolojik incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda denekler; Kontrol Grubu (n=8), Kontrol-İmplant Grubu (n=8), Ovariyektomi-İmplant Grubu (n=8), Ovariyektomi-İmplant-Genistein Grubu (n=8), İmplant-Genistein Grubu (n=8) olmak üzere 5 eşit gruba ayrıldı. Deneklerin tamamı 3 ay sonunda sakrifiye edildi. Deneklerden alınan kan örneklerinden alkalen fosfataz (ALP), kalsiyum (Ca), fosfor (P), aspartat aminotransferans (AST), alanin aminotransferans (ALT) analizleri yapıldı. Örneklerin kemik implant kaynaşması (KİK) ve yiv doluluk yüzdesi (YDY) dekalsifiye edilmemiş histolojik analiz yöntemine göre analiz edildi. Deneklerin çene ve femur kemik mineral yoğunluğu çift enerjili X ışını absorpsiyometrisi (DEXA) ile değerlendirildi. İmplant genistein grubunun ALP düzeyleri, diğer gruplardan düşük bulunmuştur (p<0.05). Kontrol grubunun Ca düzeyleri, Ovariyektomi-İmplant ve Ovariyektomi-İmplant-Genistein gruplarından yüksek bulunmuştur. (p<0.05). Kontrol grubu fosfor düzeyleri, Ovariyektomi-İmplant ve Ovariyektomi-İmplant-Genistein gruplarından yüksek bulunmuştur (p<0.05). Ovariyektomi-İmplant grubunun fosfor düzeyleri, Ovariyektomi-İmplant-Genistein ve İmplant-Genistein gruplarından düşük bulunmuştur (p<0.05). İmplant-Genistein grubunun ALT düzeyleri, Kontrol, Kontrol-İmplant, Ovariyektomi-İmplant ve Ovariyektomi-İmplant-Genistein gruplarından düşük bulunmuştur (p<0.05). Kontrol-İmplant grubunun KİK düzeyleri, Ovariyektomi-İmplant, Ovariyektomi-İmplant-Genistein ve İmplant-Genistein gruplarından istatistiksel olarak yüksek bulunmuştur (p<0.05). Ovariyektomi-İmplant grubunun KİK düzeyleri, Ovariyektomi-İmplant-Genistein ve İmplant-Genistein gruplarından düşük bulunmuştur (p<0.05). Kontrol grubunun çene kemik mineral yoğunluğu (KMY), Ovariyektomi-İmplant ve İmplant-Genistein gruplarından yüksek bulunmuştur (p<0.05). Ovariyektomi-İmplant-Genistein grubunun çene kemik mineral yoğunluğu (KMY), Ovariyektomi-İmplant ve İmplant-Genistein gruplarından istatistiksel olarak yüksek bulunmuştur (p<0.05). Çalışmamızın verileri incelendiğinde genisteinin ovariyektominin kemik üzerindeki olumsuz etkilerini iyileştirebileceği ve osseointegrasyonu arttırabileceği ifade edilebilir. Anahtar Kelimeler: : osseointegrasyon, ovariyektomi, osteoporoz, fitoöstrojen, genistein

FitoöstrojenGenisteinHayvan deneyleri+6
Cansu Büşra Uzun
Fırat University
2021
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Sterilizasyon prosedürlerinin ve farklı irrigasyon solüsyonlarının nikel titanyum eğelerinin yüzey pürüzlülüğüne etkisi: Bir atomik kuvvet mikroskobu çalışması

Bu çalışmanın amacı farklı irrigasyon solüsyonlarının ve otoklav sterilizasyonun ProTaper Next (PTX) ve Reciproc Blue eğelerinin yüzey özelliklerine olan etkisinin incelenmesidir. Çalışmamızda PTX ve Reciproc Blue eğelerinden 30'ar adet olmak üzere toplam 60 adet eğe kullanılmıştır. PTX ve Reciproc Blue eğeleri beş alt gruba ayrılmıştır ve her grupta 6'şar adet eğe kullanılmıştır (n=6). Kontrol grubundaki eğelere hiçbir işlem uygulanmamıştır. Diğer gruplardaki eğeler sırasıyla 5 dakika boyunca %5,25'lik sodyum hipoklorit, %18'lik Etidronik asit ve BioAkt irrigasyon solüsyonları içerisinde bekletilmiştir. Son grup olarak eğeler paketlendikten sonra otoklavda 134° C'de 20 dakika süren sterilizasyon işlemi 5 kez uygulanmıştır. Her gruptaki eğelerin apikal 5 mm'lik kısımları karbon separe ile kesilerek incelenmek için hazırlanmıştır. Hazırlanan numunelerin yüzey özelliklerinin incelenmesi için atomik kuvvet mikroskobunda (AFM) 5μmX5μm alanda her bir örnekte 5 farklı noktada tapping (non-kontakt) mod için uygun olan silikon nitrit uçlar kullanılarak tarama yapılmıştır. Üç boyutlu görüntü analizleri ile tarama alanındaki en derin ve en yüksek bölgenin farkını ortaya koyan Depth analizi ve sayısal karşılaştırma için yüzey pürüzlülüğünü ifade eden RMS verileri elde edilmiştir. Tüm verilerin istatistiksel analizi IBM SPSS Ver. 22.0 istatistik programı ile gerçekleştirildi. Nicel değişkenlerin normal dağılıma uygunluk varsayımı Kolmogorov-Smirnov testi ile değerlendirilmiştir. Tanımlayıcı istatistikler ortalama ± standart sapma ile sunulmuştur. İkiden fazla bağımsız grup arasında nicel ölçümlerin karşılaştırılması için tek yönlü ANOVA ve sonrasında ikili karşılaştırmalar için Post-hoc LSD testi kullanılmıştır. Anlamlılık seviyesi p˂0,05 olarak belirlendi. Kontrol grubundaki PTX ve Reciproc Blue eğelerinin ikisinde de üretim aşamasında yüzey pürüzlülüğü gözlemlenmiştir. Hem PTX hem de Reciproc Blue eğelerinin kontrol grubu ile karşılaştırıldığında NaOCl içerisinde bekletilmiş olan hem PTX hem de Reciproc Blue eğelerinin RMS ve DEPTH değerleri istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde artmıştır (P˂0,005). BioAkt içerisinde bekletilen Ni-Ti eğelerinin ikisinde de RMS ve DEPTH değerleri artmıştır (P˂0,005). Etidronik asit PTX ve Reciproc Blue eğelerinin ikisinde de RMS ve DEPTH değerlerini kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde artırmıştır (P˂0,005). PTX ve Reciproc Blue eğelerine uygulanan sterilizasyon işlemi kontrol grubuna göre RMS ve DEPTH değerlerini arttırmıştır (P˂0,005). PTX ve Reciproc Blue eğelerinin yüzey pürüzlülüğünü en çok artıran grup Etidronik asit ve sterilizasyon grubudur. RMS ve DEPTH değerleri en düşük olan grup Reciproc Blue eğesinin kontrol grubuna aitti. RMS ve DEPTH değerleri en yüksek olan grup PTX eğesinin sterilizasyon grubuna aitti. Sonuç olarak irrigasyon işlemleri ve tekrarlanan sterilizasyon işlemleri eğe yüzeylerinde pürüzlülüğü artırmaktadır. Klinisyenler Ni-Ti eğelerde beklenmedik kırıklarla karşılaşmamak için eğelerde deforme edici etkileri göz önünde bulundurmalıdır. Anahtar Kelimeler: Reciproc Blue, ProTaper Next, Yüzey Analizi, Atomik kuvvet Mkikroskobu, RMS, DEPTH

Dental aygıtlarDental eğelerKök kanalı irrigantları+5
Enes Elmalı
Fırat University
2021
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Oval kesitli kanallarda iki farklı eğe sisteminin kök kanal dolgu materyalini uzaklaştırma etkinliği: Mikro-bilgisayarlı tomografi çalışması

Kanal yenileme tedavilerinde kullanılan Ni-Ti döner aletlerinden sonra ilave enstrüman olarak kullanılan XP-Endo Finisher (FKG Dentaire, İsviçre) ve Gentlefile Brush (MedicNRG, Kibbutz Afikim, İsrail) eğelerinin oval kesitli kanallarda artık kök kanal dolgu maddesi hacim değişikliği üzerine etkilerini kıyaslamaktır. Bu araştırma kapsamında; yirmi adet çekilmiş insan mandibular küçük azı dişlerinin tek köklü, tek ve oval kesitli kanallara sahip olanları kullanılmıştır. Eşit boylarda hazırlanan köklerin 1 mm kısa olacak şekilde 15 mm çalışma uzunluğu belirlenmiştir. Aynı boyda hazırlanan kökler Protaper Universal (Dentsply Maillefer, Ballaigues, İsviçre) Ni-Ti eğe sistemi ile F4 boyutuna kadar genişletilmiştir. Kök kanalları AH Plus (Dentsply DeTrey, Konstanz, Almanya) kanal dolgu patı ve gutta-perka konları ile soğuk lateral kandensasyon yöntemi ile doldurulduktan sonra, 37 oC'de ve %100 nemli ortamda 1 ay süre ile bekletilmiştir. Daha sonra örnekler 2 gruba ayrılmış ve mikro-BT cihazı (Skyscan 1272, Bruker. Kontich, Belçika) ile ilk taramaları yapılmıştır. Örneklerin kanal dolguları elektrikli motorla çalıştırılan Protaper Retreatment eğe seti (Dentsply Maillefer, Ballaigues, İsviçre) ile uzaklaştırıldıktan sonra ilave olarak Gentlefile Brush (MedicNRG, Kibbutz Afikim, İsrail) özel kendi başlığına takılarak 6500 titreşim/dakika ile kullanılmış, diğer gruptaki kanallardan artık dolgu maddesini uzaklaştırmak için ise XP Endo Finisher (FKG Dentaire, İsviçre) kanal eğesi kullanılmıştır. Sonra örneklerin son mikro-BT taraması yapılmış ve elde edilen ham görüntüler NRecon yazılım programı kullanılarak kanal dolgu maddesi hacim değerleri hesaplanmıştır. PTUR+XP-EF ve PTUR+GFB gruplarının her ikisinde de işlem öncesi başlangıç dolgu hacimleri, işlem sonrası dolgu hacimlerine oranla anlamlı derecede fazla bulunmuştur (p<0.05). Örneklerin hacim % değişimleri Mann Whitney U testi ile karşılaştırılmış ve PTUR+XP-EF grubundaki örneklerin değişim oranı PTUR+GFB grubundaki örneklerin değişim oranına göre anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Kullanılan her iki grupta da kanal dolgu maddesini uzaklaştırmada anlamlı derecede azalma görülse de her iki grupta da kanal dolgu maddesi tam olarak uzaklaştırılamamıştır. Kanal dolgu maddesini uzaklaştırmada XP-EF eğesi GFB eğesine göre istatiksel olarak anlamlı olarak daha etkin olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Yenilenen kök kanal tedavisi, oval kesitli kök kanalı, artık kanal dolgu maddesi, mikro-BT, Protaper, XP-endo Finisher, Gentlefile Brush

Dental eğelerKök kanal dolgu materyalleriKök kanal tedavisi+1
Erdi Karataş
Fırat University
2021
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Diş gelişim bozukluklarının görülme sıklığının ve tiplerinin konik ışınlı bilgisayarlı tomografi kullanarak belirlenmesi

1. ÖZET Bu çalışmanın amacı, kliniğe belirli tarihler arasında başvurmuş hasta popülasyonundaki dental anomali varlığını konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) kullanarak inceleyip, veri toplamak ve anomalilerin yaygınlığını değerlendirmektir. Fırat Üniversitesi Diş Hekimliğ Fakültesi Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Anabilim Dalı'na başvuran 1180 hastadan alınmış KIBT görüntüleri kullanıldı. Diş kaybı bulunmayan, protetik veya endodontik işlem uygulanmamış, periapikal lezyonsuz, kök gelişimi tamamlanmış dişlere sahip hastaların KIBT görüntüleri araştırmada kullanıldı. Yaş ve cinsiyet sınırlaması planlanmadı. KIBT görüntüleri sagital, koronal ve aksiyal düzlemlerde tarandı. İncelenen 1180 hastanın 125(80 kadın, 45 erkek)'inde anomali tespit edildi. Anomali görülen 125 hastada toplam 176 dişte anomali saptandı. Dental anomali sıklığı %10,6 olarak tespit edildi. Kadın ve erkeklere göre dağılımı ise: kadın hastalarda %12, erkek hastalarda %8,72 olarak hesaplandı. Radyografik inceleme sonucu, sırasıyla en çok taurodontizm (%4,1), radix molaris (%3,3), dilaserasyon (%3), dens invajinatus (%0,17) ve füzyon (0,08) tespit edildi. Geminasyona rastlanmadı. Diş hekimleri kök kanal tedavisi sırasında karşılaşabilecekleri dental anomaliler ve bu anomalilerin prevalansları ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmalıdır. Kök kanal tedavisi planlanan dental anomaliye sahip bir dişin yanlış tanısı ve tedavisi başarısızlığa neden olabilir. Dental anomali varlığı, dişlerin kök ve kanal yapıları KIBT kullanılarak başarılı bir şekilde tespit edilebilmektedir. Anahtar Kelimeler: dental anomali, endodonti, KIBT

Diş sürmesiDişlerEndodonti+1
Adem Özdemir
Fırat University
2021
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Farklı cerrahi tekniklerle yerleştirilen implantların primer stabilitelerinin karşılaştırılması

Ağız diş ve çene cerrahisi klinik pratiğinde diş eksiklikleri dental implant ve implantların taşıyıcılığında yapılan protezler ile giderilebilmektedir. Hem başarılı osseointegresyon için hem de anında yükleme yapabilmek için en önemli koşulların başında primer stabilite gelmektedir. Çalışmamızın amacı yoğun spongiyoz kemik dokusuna sahip ( D3-D4 kemik ) alanlara farklı cerrahi yöntemler uygulayarak yerleştireceğimiz dental implantların primer stabilizasyonlarının değerlendirilmesidir. Bu çalışmada mezbaha hayvanından elde ettiğimiz kemik dokusu, konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) ile dansitometrik olarak değerlendirilmiş ve implant yuvalarının benzer kemik yoğunluğuna sahip bölgelerde oluşturulması sağlanmıştır. Bu planlama doğrultusunda dar çaplı frezleme grubu (n=7), standart frezleme grubu (n=7) ve boyun açıcı frezleme grubu (n=7) olmak üzere 3 farklı cerrahi teknikle dental implantlar yerleştirilmiştir. Yerleştirilen implantlar üzerinde ise biyomekanik testler (yerleştirme ve söküm torku) ve rezonans frekans analizi (RFA) ile primer stabilizasyon değerleri ölçümleri yapılmıştır. Bu ölçümlerin sonuçlarına göre dar çaplı frezleme grubu ve standart frezleme grubunun primer stabilite değerleri boyun açıcı frezleme grubundan istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur(p<0.05). Sonuç olarak D3-D4 kemik tiplerinde boyun açıcı frez kullanımının implantın primer stabilitesini azalttığı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: dental implant, primer stabilite, yerleştirme torku, söküm torku, RFA

Dental implantasyonDental implantlarRezonans+2
Batur Orak
Fırat University
2021
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Konik ışınlı bilgisayarlı tomografinin kemik dansitesi ölçüm doğruluğunun değerlendirilmesi

Bu tez çalışmasında mezbahaneden elde ettiğimiz taze sığır kostası üzerinde radyografi (bilgisayarlı tomografi –BT ve konik ışınlı bilgisayarlı tomografi-KIBT) çekerek kemik yoğunluğunu değerlendirmeyi ve elde ettiğimiz verileri mekanik ve manyetik stabilite ölçüm metodları ile karşılaştırmayı amaçladık. Kostalara toplamda 20 adet 4,1 mm çapında 10 mm uzunluğunda dental implant yerleştirildi. İmplant yerleştirmeden önce pilot frezle 10 mm uzunluğunda implant yerleri belirlendi ve bu bölgelerin 4,1 mm genişliğinde 10 mm uzunluğundaki kemik alanının yoğunluğu BT ve KIBT ile HU (Hounsfield Unit) birimlerinde ölçümleri yapıldı. Daha sonra standart frezleme protokolü sonrası implant yuvaları oluşturuldu ve fizyodispenser eşliğinde implantlar yerleştirildi. Primer stabilite mekanik ölçümleri olan yerleştirme ve söküm torkları sayısal değerler olarak kaydedildi. Ardından osstell cihazı ile RFA değerleri ölçüldü. İstatiksel olarak HU değerleri, mekanik ve manyetik primer stabilite ölçümleri arasındaki korelasyon değerlendirildi. Sonuç olarak, taze sığır kostasında konik ışınlı bilgisayarlı tomografi ve tıbbi bilgisayarlı tomografinin kemik yoğunluğu ölçümü arasındaki ilişkiyi değerlendirdik ve istatiksel olarak aralarında anlamlı bir ilişki bulamadık. Anahtar Kelimeler: Konik ışınlı bilgisayarlı tomografi, yerleştirme torku, osstell RFA, bilgisayarlı tomgrafi, Hounsfield Unit.

Kemik dansitesiKonik ışınlı bilgisayarlı tomografiTomografi-x ışınlı-bilgisayarlı+1
Mehmet Akgül
Fırat University
2021
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Osseointegrasyon sonrası yüksek yağlı diyetle beslenen ratlarda d vitamininin kemik implant kaynaşmasına etkisinin incelenmesi

Yüksek yağlı diyet (YYD) kemik metabolizmasında bozulmalara yol açabilmektedir. İmplant tedavisinde kemik dokusunun sağlığı kemik implant kaynaşması (KİK) için vazgeçilmezdir. Bu çalışmanın amacı 4 haftalık osseointegrasyon süresini takiben 3 ay YYD ile beslenen deneklerde D vitamini uygulamasının KİK'ye etkisinin değerlendirilmesidir. Bu çalışmada 40 rat kullanılmıştır. Deneklerin sağ tibiya kemiklerine 2.5 mm çapında 4 mm uzunluğunda implantlar yerleştirilmiş ve 4 hafta osseointegrasyon için beklenilmiştir, denekler 4 gruba ayrılmıştır: Kontrol (KNT) (n=10), Yüksek Yağlı Diyet (YYD) (n=10), Yüksek Yağlı Diyet + D vitamini (YYD+VitD) (n=10) ve D vitamini (VitD) (n=10): KNT; 3 ay boyunca ek herhangi bir işlem uygulanmamıştır. YYD ve D vitamini gruplarına sırasıyla; 3 ay boyunca YYD, haftada 3 kez, 12 µg/kg olacak şekilde D vitamini oral gavajla uygulanmıştır. Deneyin sonunda implantlar, kan serumları, çene ve femur kemikleri histolojik, biyokimyasal ve radyolojik (DEXA; çene ve femur) analizler yapılmak üzere alınmıştır. Gruplar arasında glukoz, HDL, VLDL, trigliserit, alkalen fosfataz, kalsiyum, fosfor, KİK ve implant çevresi kemik dolumu ortalamaları açısından anlamlı farklılık bulunmaktadır (p<0.05). D vitamini grubunun glukoz ortalaması, Kontrol ve D vitamini+Yüksek yağlı diyet gruplarından anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur (p<0.05). Kontrol grubunun HDL ortalaması, YYD ve VitD+YYD gruplarından anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur (p<0.05). D vitamini grubunun HDL ortalamaları, YYD ve VitD+ YYD gruplarından anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur (p<0.05). Vit D+ YYD grubunun VLDL, trigliserit ve alkalen fosfataz ortalamaları, kontrol ve D vitamini gruplarından anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0.05). YYD grubunun alkalen fosfataz ortalaması, D vitamini grubundan anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0.05). Kontrol grubunun kalsiyum, fosfor ve KİK ortalamaları, YYD grubundan anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0.05). Kontrol grubunun implant çevresi kemik dolumu ortalaması, YYD ve VitD+YYD gruplarından anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0.05). Bu çalışmanın sınırlı sonuçlarına dayanarak YYD osseointegrasyonu olumsuz etkileyebilir ve D vitamini bu olumsuz etkiyi tedavi edebilir. Anahtar Kelimeler: Yüksek yağlı diyet, hiperlipidemi, osseointegrasyon, implant, d vitamini, kemik metabolizması

DiyetDiyet yağlarıHiperlipidemiler+3
Besime Büşra Öztürk
Fırat University
2021
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Melatonin desteğinin rat tibiyalarına yerleştirilen titanyum implantların kemik implant kaynaşmasına etkisinin incelenmesi

Melatonin hormonu kemik metabolizması ile yakından ilişkilidir. Yaşlanma ya da başka nedenlerden dolayı melatonin üretimi azalan kişilerde implant tedavisinde yeterli osseointegrasyon elde edilemeyebilir. Epifiz bezinin yetersiz melatonin üretimi, eksojen melatonin desteği ile tedavi edilebilir. Bu çalışmanın amacı ratlarda melatonin hormonu desteğinin kemik implant kaynaşmasına ve kemik metabolizmasına etkisinin incelenmesidir. Bu amaçla denekler rastgele 4 ayrı gruba ayrıldı: Kontrol (n=10), Pinealektomi (n=10), Pinealektomi+melatonin (n=10), Melatonin (n=10). Tüm deneklerin sağ tibiya kemiklerine titanyum implantlar cerrahi yöntemlerle yerleştirildi. Pinealektomi uygulanan gruplarda pineal bez implant yerleştirilmesi sırasında alındı. Melatonin uygulanan gruplara haftada üç defa 10 mg/kg melatonin serum fizyolojik ile oral gavaj yoluyla verildi. Deneklerin tamamı 3 ay sonunda sakrifiye edildi. Deneklerden alınan kan örneklerinden alkalen fosfataz (ALP), kalsiyum (Ca), fosfor (P) analizleri yapıldı. Örneklerin kemik implant kaynaşması (KİK) ve İmplant Çevresi Kemik Dolumu (İÇKD) dekalsifiye edilmemiş histolojik analiz yöntemine göre analiz edildi. Deneklerin çene ve femur kemik mineral yoğunluğu (KMY) çift enerjili X ışını absorpsiyometrisi (DEXA) ile değerlendirildi. Gruplar arasında ALP, Ca, P, KİK, İÇKD ve çene-femur KMY ortalamaları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0.05). Çalışmamızın sınırlı sonuçlarından yola çıkarak pinealektominin osseointegrasyon için önemli bir dezavantaj olmadığını, pinealektomi ile birlikte melatonin desteğinin osseointegrasyonu etkilemediğini ifade edebiliriz. Anahtar kelimeler: Melatonin hormonu, pineal bez, osseointegrasyon, kemik implant kaynaşması, implant.

MelatoninOsseointegrasyonPineal bez+5
Oguzhan Uçar
Fırat University
2021
00