
2.267
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Teknoloji geliştirme bölgelerini etkileyen yenilik ekosistem modeli
Teknoloji Geliştirme Bölgeleri (TGB) bilgi ve teknoloji temelli üretimlerin gerçekleştiği, üniversiteler başta olmak üzere ilgili yerel ve ulusal yapı ve aktörler ile karşılıklı etkileşim içerisinde faaliyetlerini yürüten yeni nesil üretim alanlarıdır. Bu üretim alanlarında küresel pazarın talep ettiği ürünleri üretmeyi hedefleyen ve küresel alanda rekabet imkânlarının sürekliliğini sağlamak isteyen girişimciler bulunur. Söz konusu girişimciler akademik alanda geliştirilen bilgiyi ticarileştirmeyi ve kendi yenilik fikirlerini akademik bilgi ile geliştirip rekabet gücü yüksek yenilikçi ürün ve hizmetler ortaya çıkarmayı hedefler. Bu anlamda, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri birer yenilik üretim merkezleridir. Yenilik olgusu, bir canlı organizma gibi uygun bir çevre ve içerikte ortaya çıkar ve gelişir. Yenilik olgusunun doğup olgunlaşması; sosyal, siyasal ekonomik ve kültürel yapılar, kanuni düzenlemeler ve ilgili yerel ve ulusal aktörler ile ilişkisini kapsayan bir sistem çerçevesinde gerçekleşir. Bu karmaşık, çok boyutlu, çok aktörlü ve sürekli karşılıklı etkileşimin olduğu sistem yenilik ekosistemi olarak ifade edilir. Teknoloji Geliştirme Bölgeleri bir yenilik üretim merkezi niteliğinde oldukları için yenilik olgusu gibi uygun bir yenilik ekosisteminde doğar ve olgunlaşır. Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin yaşam niteliğini Teknoloji Geliştirme Bölgesinin kurulduğu yerin yenilik ekosistemi doğrudan etkiler. Bu nedenle Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin yeterli nitelik ve yetkinlikte yenilik ekosistemine sahip yerlerde planlanması gerekmektedir. Teknoloji ve bilgi temelli üretimler ulusal ve yerel kalkınmanın en önemli unsuru haline gelmiş ve yenilik olgusu günümüz küresel kapitalizminin temel dinamiği olmuştur. Bu bağlamda yenlik üretim alanları olan Teknoloji Geliştirme Bölgeleri dünyanın gelişmiş diğer ülkelerinde olduğu gibi, ülkemizde de son elli yılda sayıları artarak yaygınlaşmaya başlamışlardır. Özellikle yerel idareler kendi bölgelerinin sosyal ve ekonomik gelişimine katkı sunmak maksadı ile bölgelerinde Teknoloji Geliştirme Bölgesi kurulmasına yönelik faaliyetler yürütmektedir. Ülkemizde bu kuruluş talepleri 4691 Sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu ve yönetmelikleri çerçevesinde değerlendirilmektedir. Ancak yapılan değerlendirmelerde Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin yaşam niteliğini belirleyen yenilik ekosistem olgusunu temel alan bir yöntem söz konusu değildir. Bu çalışmada Teknoloji Geliştirme Bölgelerini etkileyen yenilik ekosistemi unsurları irdelenerek, yedi ana kriter başlığı altında yer alan 38 kriterden oluşturulan veri seti, Çok Kriterli Karar Verme tekniklerinden Entropi ve PROMETHEE yöntemleri kullanılarak 81 ilin yenilik ekosistem endeks sırası ortaya çıkarılmıştır. Ortaya çıkarılan yenilik ekosistem endeksi ve diğer yedi alt endeks sıralamaları ile ülkemizde Teknoloji Geliştirme Bölgesi bulunmayan 26 ilin Teknoloji Geliştirme Bölge kuruluş önceliklerini değerlendiren bir model oluşturulmuştur. Söz konusu model 81 ilin yenilik ekosistem özelliklerini karşılaştırma imkânı sunacak, yeni Teknoloji Geliştirme Bölgesi kuruluş taleplerinin objektif kriterler ile değerlendirilmesine katkı verecek ve böylece kamu yatırımı niteliğinde olan Teknoloji Geliştirme Bölgesi yatırımlarının atıl kalma riskleri önceden değerlendirilmiş olacaktır. Anahtar Kelimeler: Teknoloji Geliştirme Bölgeleri, Yenilik, Yenilik Ekosistemi, Kuruluş Yeri Kararı, Çok Kriterli Karar Verme Teknikleri
Elektronik belge yönetim sistemlerine ilişkin kullanıcı görüşlerini belirlemeye yönelik bir çalışma: Fırat Üniversitesi örneği
Gelişen teknolojilerle beraber Elektronik Belge Yönetim Sistemleri kurumların bilgi ve belge yönetimlerinde önemli bir yere sahip olmuştur. Her geçen gün teknolojinin yeni imkânları ile karşılaştığımız günümüzde, kurumların teknolojinin kendilerine yarar sağlayacak her türlü imkânından faydalanması günümüz bilgi ve belge yönetimi koşullarına ayak uydurabilmesi açısından bir zorunluluk halini almıştır. Bu çalışmada, Fırat Üniversitesinde Elektronik Belge Yönetimi Sistemi (EBYS)'nin kullanımı, kullanım açısından elverişliliği, kurum çalışanları tarafından ne kadar benimsendiği, varsa eksiklikleri ve kuruma ne gibi faydalar sağladığı araştırılmıştır. Fırat Üniversitesinde akademik, idari ve yönetici olarak çalışan 348 personelin Elektronik Belge Yönetim Sistemine ilişkin tutumlarını açıklamaya ve EBYS sistemini kullananların demografik özelliklerine göre etkilerini belirlemeye yönelik nicel araştırma yaklaşımı ile veriler yüz yüze anket yöntemiyle toplanmıştır. Analiz sonuçlarına göre, demografik değişkenler incelendiğinde Eğitim Durumu, Günlük İnternet Kullanımı, Sosyal Medya Kullanımı, Hizmet İçi Eğitim Alma değişkenlerinde farklı gruplar arasında anlamlı istatistiksel farklılıklar görülmüştür. Hizmet içi eğitim alanların almayanlara göre EBYS'nin otomasyon ve yönetim işlevleri anlamında istatiksel olarak daha yüksek memnuniyet düzeyinde oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Fırat Üniversite'nde EBYS adaptasyonunun yüksek olduğu, teknoloji okuryazarlığı yüksek ve hizmet içi eğitim almış personelin bu bağlamda pozitif ayrıştığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Belge, Elektronik Belge Yönetim Sistemi, Elektronik İmza (E-İmza), Otomasyon, Akıllı Sistemler
Madde bağımlılığı ile mücadelede inanç temelli yaklaşım
Maddenin kötüye kullanılması ve bağımlılık sorunu, sağlık, sosyo-ekonomik ve güvenlik ile ilgili etkileri ile bireyleri, aileleri ve genel olarak toplumu etkilemektedir. Dünyada hâkim anlayış, bağımlılık sorununu da içine alan madde kullanım bozukluklarının bir hastalık olarak kabul edilmesi ve buna uygun tedavi ve bakım hizmetlerinin teşvik edilmesidir. Ancak madde bağımlılığı ile mücadelede tedavi hizmetlerine entegre veya bağımsız şekilde uygulanan alternatif yaklaşımlar da yaygındır. İnanç temelli programlar ve terapötik topluluklar bunların başında gelmektedir. Bu çalışmada, bağımlılıkla mücadelede bir tedavi alternatifi olan inanç temelli yaklaşım ele alınmıştır. İnanç temelli yaklaşımın ne olduğu ve tarihsel gelişimi ortaya konarak Türkiye'de dini cemaatlerin madde bağımlılığıyla mücadele çalışmalarından örnekler uygulamalı olarak çalışılmıştır. Araştırma kapsamında Bişri Hafi Derneği, Bağımsız Yaşam Derneği ve Hikmet Gönül Erleri Derneği'nin bağımlılıkla mücadele ve rehabilitasyon çalışmaları incelenmiştir. Sonuçlar, inanç temelli programların katılımcılarının çoğunlukla, uzun süreden beri bağımlılık düzeyinde madde kullanan ve ağır uyuşturucular olarak tanımlanan maddeleri kullanan kişilerden oluştuğunu göstermiştir. Aynı şekilde programlara katılanların bağımlılıklarından kurtulmak için farklı tedavi yöntemlerini deneyip başarısız olmuş kişiler oldukları bulgulardan elde edilmiştir. İnanç temelli programlarda maneviyatın yanında yakın ilgi ve gönüllülük ayırt edici tutum olarak ortaya çıkmıştır. Programların yatılı olması da riskli sosyal çevreden uzak durmak ve yoksunluk dönemini atlatmak için önemli bir fırsat sunmaktadır. Bağımlıların program ekibi ve diğer hastalar ile birlikte iyileşme çabalarına göndermede bulunan iyileşme ortaklığı ilkesi programların önemli bir özelliğidir. Katılımcıların riskli sosyal çevreden izolasyonu, yüksek motivasyon ve yeniden sosyalleşme fırsatları inanç temelli yaklaşımların güçlü yanları olarak öne çıkmaktadır. Kurumsallaşma sorunları, profesyonel çalışan eksikliği ve sağlık sistemine dahil olamamak da bu yaklaşımın zayıf yönleri olarak değerlendirilebilir. Sonuçlar bağımlılıkla mücadelede inanç temelli programların Türkiye'de uygulanabilir ve yaygınlaştırılabilir bir alternatif olduğunu ancak henüz çok yeni olan programların geliştirilmesi ve desteklenmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Madde Bağımlılığı, Bağımlılık Tedavisi, İnanç Temelli Programlar, Terapötik Topluluklar
Nûr Sûresinin kıraatler açısından incelenmesi
Bu çalışma Nûr sûresinin kıraatler bakımından incelenmesini konu edinmektedir. Giriş kısmında kıraat çeşitleri, kıraat imamları ve Nûr sûresi hakkında bilgi verilmiştir. Ana konusu itibariyle Nûr sûresi hem sahih, hem de şâz kıraatler bağlamında incelenmiş ve ilk olarak sahih kıraatler esas alınarak âyetlerin anlamını etkileyen ve etkilemeyen kıraat farklılıkları tespit edilmiştir. Daha sonrasında şâz kıraat vecihleri usûl ve ferşî farklılıklar olarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kur'ân, Nûr sûresi, Kıraat, Sahih, Şâz
Türk Amerikan ilişkileri ve Türkiye'de eğitime Amerikan etkisi (1945-1965)
Osmanlı döneminde XIX. yüzyılda ABD ile olan ilişkilerin en önemli başlıklarından birini Osmanlı Devleti sınırları içerisinde faaliyet yürüten misyonerlik teşkilatına bağlı Amerikan eğitim kurumları ve onların yürüttüğü eğitim faaliyetleri oluşturmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurulmasından sonra çeşitli sebepler ile İkinci Dünya Savaşının son yıllarına kadar düşük yoğunlukta olan bu alandaki ilişkiler, 1945-1965 yılları arasında çok yönlü ve hızlı bir şekilde gelişmeye başlamıştır. Bu dönemde, Türkiye'de Amerikalı eğitim uzmanları ve akademisyenler vasıtasıyla eğitimin her kademesinde Amerikan etkisini görmek mümkündür. Dünyanın ilk planlı ve sürekli öğrenci değişim programı olarak kabul edilebilecek Fulbright Programı, Amerikan Barış Gönüllüleri Programı, Amerikalı eğitim uzmanları ve Türkiye'de Amerikan tarzı özel statülü üniversitelerin açılması hep bu dönemin içindedir. Bu dönemdeki eğitim ile ilgili tüm başlıkları birlikte ve birbirlerine olan etkileri açısından irdeleyerek değerlendirme amacı bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Türkiye'de 1950'li yıllardan önce yurtdışı eğitim için ağırlıklı olarak Almanya ve Fransa gibi Avrupa ülkelerini tercih edilirken bu dönemden itibaren Türk gençleri için artık öncelikli rota ABD olmuştur. Bu durum, kamu ve özel sektörde çalışma hayatı içinde olup eğitim ve staj için yurt dışına gönderilen kişiler için de geçerlidir. Erken Soğuk Savaş dönemini içine alan bu yıllarda iki ülke arasındaki eğitim ve kültür ilişkileri, ABD'nin dünyanın birçok bölgesinde uyguladığı; amacı ABD hegemonyasını güçlendirmek olan ve içeriğinde Amerikan propagandasını barındıran eğitim ve kültür politikalarına uygun olarak başlayıp gelişmiştir. İki ülke arasındaki eğitim ve kültür alanındaki ilişkinin ABD için önemi, Soğuk Savaş şartlarında antikomünist algı oluşturmanın yanı sıra Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgedeki etkinliğini artırmak için ihtiyaç duyduğu yerel insan kaynağının yetiştirilmesidir. Türkiye ise bu programlara dâhil olarak, bir tarftan ulusal güvenlik ve ekonomik alanlardaki ihtiyaçları için ABD'den destek alırken diğer taraftan da gelişmek ve büyümek için ABD'yi model ülke olarak görmüştür. İki ülke arasındaki eğitim ve kültür alanındaki ilişkiler bu dönemde dış politikanın diğer konularından bağımsız gelişmemiştir. Bu dönemde Türkiye'de, dünyanın birçok bölgesinde olduğu gibi, ABD'nin uygulamaya koyduğu ekonomik ve sosyal programlar neticesinde ekonomik, siyasal, sosyal ve günlük hayatta ciddi bir Amerikan etkisi oluşmaya başlamıştır. Bu etkinin oluşmasında, ABD'nin ekonomik ve askeri yardımlarının yanı sıra o tarihlerde tüm dünyada uygulamaya koyduğu eğitim ve kültür siyaseti belirleyici olmuştur. Bu dönemde, Amerikan değerlerinin Türk halkına benimsetilmesi için günümüzde "Kamu Diplomasisi" kavramı içinde değerlendirilebilecek faaliyetler; Türk-Amerikan Derneği ve Amerikan Barış Gönüllüleri Örgütü gibi teşekkülerin yanı sıra Amerika'nın Sesi gibi birçok yazılı ve görsel yayın kuruluşu üzerinden gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Metot olarak; çalışmanın bir tarih araştırması olması nedeniyle tarih araştırmalarının klasik yöntemi olan tasnif, tahlil, tenkit, terkip yöntemleri kullanılmış, anlatılan konunun özelliğine göre kronolojik olarak ilerlenmiştir. Asıl amaç, iki ülke eğitim ilişkilerinin Türkiye'ye olan etkisini açıklamak olduğundan dönemin uluslararası ve bölgesel durumu da uluslararası ilişkiler disiplini çerçevesinde ele alınmaya çalışılmıştır.
Entrepreneurial environment and its impact on the development of human resources strategies: Field study in (Nawroz University)
Entrepreneurship is an important topic, especially with the acceleration of change in the business environment and the intensification of competition between organizations. This issue has become increasingly important as one of the essential options for the organization to adapt to competition and change requirements. Entrepreneurship plays a vital role in the global economy. It is one of the most important economic growth engines by establishing effective local business organizations that contribute to regional development by providing job opportunities and increasing returns to activate their role in promoting economic development the concept of social responsibility towards individuals and society. The research included the concept of entrepreneurship, its characteristics, motivations and functions, improvement of human resource strategies and dimensions, and the organization's strength. In addition to the concept, dimensions, and areas of human resource strategies, leading organizations' roles in promoting those strategies. Entrepreneurship is the ability to find something from almost nothing and is the ability to start a business or create a new organization instead of the old one. It is not an easy thing because most organizations may fail in this through a lack of knowledge of the necessary entrepreneurial activities that are the basis for achieving the entrepreneurial environment. Hence, the researcher's idea about the current study's subject came by defining the pioneering environment through which appropriate strategies for human resources can be determined. Considering the researcher to be one of the employees of one of the private universities in the Duhok Governorate (Nawroz University), it was chosen as a community for the study and the colleges affiliated with it a sample for the current study. The questionnaire was distributed to (130) to a sample of teaching staff, and (100) completed questionnaires were received for the analysis, within the faculties of Nawroz University as an attempt to find some answers to the problem of the study, according to which (does the dimensions of the entrepreneurial environment affect the determination of the strategies that must be followed within the human resources department), and the study problem was formulated from through a set of assumptions, the most important of which is (that there are a strong correlation and influence between the entrepreneurial environment and each dimension of human resource strategies). Moreover, through the distribution of the questionnaires, a set of results were obtained, the most important of which are: 1. The entrepreneurial environment has a clear impact on the dimensions of human resources strategies individually and collectively. 2. There is a discrepancy between the study sample from the colleges about the study variables and their secondary dimensions. 3. The researcher found that the entrepreneurial environment's dimensions have variation and high impact on human resources strategies (creativity, innovation, excellence, risk) and followed by other dimensions. The study concluded with a set of recommendations, including that the study's faculties must consider the value of creativity and excellence available to the teaching staff when desiring to achieve the entrepreneurial environment's concepts and excel in human resources strategies. Keywords: Entrepreneurship, Strategy, Human Resources, Entrepreneurial Environment, Human Resources Strategies
Kriz haberciliği bağlamında TV haberlerinin analizi: COVID-19 salgını örneği
Aralık 2019 yılında Çin'de ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını bütün ülkeleri ve insanları, düzen, sağlık, ekonomi vb. alanlarda olumsuz etkilemiştir. Bu salgın günlerce gündemde kalmış ve tüm dünyada kriz durumu yaratmıştır. Ulusal ve uluslararası medyada yer alan salgın haberleri, salgının durumu, seyri ve devletlerin aldıkları önlemler hakkında toplumları bilgilendirme görevi üstlenmiştir. Türkiye'de COVID-19 salgını ile ilgili ilk vaka 11 Mart 2020 tarihinde görülmüştür. İlk vakanın görülmesiyle birlikte Türkiye'deki medya organları salgın ile ilgili toplumu bilgi bombardımanına tutmuş, haber bültenlerinin konusu bir anda COVID-19 salgını olmaya başlamıştır. Bu çalışmada, kriz haberciliği bağlamında COVID-19 salgını haberleri incelenmiştir. COVID-19 salgını haberlerinin incelenmesi için Türkiye'de yayın yapan üç televizyon kanalının (FOX TV, ATV ve CNN Türk) ana haber bültenleri seçilmiştir. Bu çalışmada, kriz haberciliği örneğinde medyanın izleyiciyi karşı sorumluluğunu yerine noktasında nasıl bir yol izlediğine yönelik soruya cevap aranmıştır. Çalışma sonucunda kriz haberciliği bağlamında medyanın izleyiciye karşı sorumluluğunu yerine getirme de farklı yollar kullandığı sonucuna ulaşılmıştır.
Duhok (Kuzey Irak) ilinde doğa turizm alanları ve bunların tanıtımında sosyal medyanın rolü
Duhok İli; Irak'ın kuzeybatısında, (37°,23'24'') ile (36°,10'36'')kuzey enlemi, (42°,20'55'') ve (44,18'19'')doğu boylamı arasında yer alır. Duhok ilinin yüzölçümü 10.809 km2 dir. Duhok ilimiz stratijik konumu ile üç ülkeyle (Türkiye,Süriye, Irak) sınırı vardır. Duhok ili var olan coğrafık yapısı ile ve de konjoktürel konumdan aldığı doğal ve de dağlık yapısı ile onu diğer ırak ilarine nazaren farklı kılıp burada turizme açık bir çok alan ve mekan bulunmaktadır. Araştırmamıza göre bölüm ikide dile getirelen tüm turizim alakalı yer ve mekanlar , ayrıca doğal yaşam alanları değerlendirmemizde yerini ve önemini gözle görülür bir şekilde yerini almıştır. Ayrıca dördüncü bölümde de bu tür yerleri sosyal medyada ne kadar etkili olur icabi ile turistler üzerinden bu mekanlar üzerinden yaptığımız anket ile tanıtımını yapmış ve var olan önemi değerlendirmemize konu olmuştur, ayrıca sosyal medyanın farklı dallarının yada çeşitlerinin neler yapılabileceğı konusu üzerinede durulmuştur. Duhok'ta hava doğa turizmine çok uygun, son 10 yılda toplam yağışı (720 mm), kar yağışı (687 cm), ortalama sıcaklık (22.6 0C)dir. Sonuc olarak duhok ilinde 14 vadi 7 şelale,3 mağara 3, dağ silsilesi 1 yayla, ve 1 doğal kaynak su çeşmesi bulunmaktadır. Ayrıca ankete katılanların% 50'den fazlası, ziyaret edilecek doğa turizmi alanlarını bulmak için sosyal medyaya güveniyor. Bu nedenle doğa turizmin alanları tanıtmada Irak'ın en popüler sosyal medya platformu olarak ağırlıklı olarak Facebook kullanmaktadır. Aslında birçok yer sosyal medya tanıtımları ile popüler hale gelmiştir.
Örgütsel adaletin iş tatmini üzerine etkisi: Hakkâri il'i Merkez ilçesi devlet okullarında çalışan öğretmenler üzerinde bir araştırma
Eğitimin temel yapısını oluşturan öğretmenlerin örgütsel adalet algıları ve iş tatmin düzeyleri eğitimin kalitesini doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle öğretmeler bağlı bulunduğu kurum ya da okul üzerinde oluşturduğu örgütsel adalet algıları ile olumlu ya da olumsuz iş tatmin algısı oluştururlar. Bununla birlikte, işlerine yüksek motivasyon ile adapte olan, bunun yansıması olarak da daha verimli bir sonuç çıkaran, mutlu öğretmen - öğrenci profili yaratan bireylerin oluşumu gerçekleşebileceği gibi tam tersi de durumlar da yaşanabilir. Örgütsel adalet algısının önemli bir sonucu olan iş tatmini, okul yönetimin tarafsız yönetim biçimi, iletişim tarzı, karar verme sürecinde öğretmenlerin görüş ve düşüncelerine verilen önem derecesi, öğretmenlerin aldığı ücret, terfi ve çalışma koşulları gibi örgütsel faktörlerin yanı sıra bireysel faktörlerin etkisi ile de oluşmaktadır. Dolayısıyla bu çalışmada öğretmenlerin örgütsel adalet algısının iş tatmini üzerine etkileri araştırılmıştır. Ayrıca araştırmada öğretmenlerin demografik özelliklerinin örgütsel adalet ve iş tatmini algılarında farklılık oluşturup oluşturmadığı da analiz edilmektedir. Araştırmanın evrenini Hakkari İl'i Merkez İlçesi devlet okullarında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmada yapılacak anket sayısı basit tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılarak hesaplanmış, örneklem olarak 285 bulunmuş ve online olarak 290 öğretmene ulaşılarak anketlerin doldurulması öğretmenlerden rica edilmiştir. Araştırmada "Kişisel Bilgi Formu", "Örgütsel Adalet Ölçeği" ve "İş Tatmini Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin prosedürel adalet, dağıtımsal adalet ve etkileşimsel adalet algı düzeylerinin, ortanın üzerinde olduğu saptanmıştır. Ayrıca bu çalışmada öğretmenlerin iş tatmini düzeyleri incelendiğinde genel iş tatmin düzeyleri ile birlikte dışsal ve içsel iş tatmin düzeylerinin de ortanın üzerinde olduğu açıkça görülmektedir. Öğretmenlerin içsel tatminlerini birinci sırada dağıtımsal adalet, ikinci sırada etkileşimsel adalet ve üçüncü sırada ise prosedürel adalet algısı açıklamaktadır açıklayıcı tüm değişkenler istatistiksel olarak anlamlıdır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Adalet, İş Tatmini, Öğretmenler
Muhasebe hata ve hilelerinin ortaya çıkarılmasında adli muhasebecilik mesleğinin önemi
Dünyada ekonomik ve teknolojik alanlarda meydana gelen gelişmeler, işletmelerin yapılarında ve politikalarında da değişikliklere yol açıp, işletmelerin iş hacimlerini büyüterek küresel boyutlarda faaliyet göstermelerini kolaylaştırmıştır. Bu gelişim ve değişim, işletmeler için birtakım olumlu etkilerde bulunduğu gibi bazı olumsuz etkileri de beraberinde getirmiştir. Bu olumsuz etkilerin başında bazı işletmelerin muhasebe kayıtlarında gözlemlenen hatalı ve hileli işlemlerin çok daha profesyonelce yapılıyor olmasıdır. Artan teknolojik imkanlarla beraber daha da karmaşık hale gelen ticari iş süreçleri ve bununla ilgili artan bu tür mali nitelikli suçların çözüme kavuşturulmasında yargı mensupları ile suç biliminin araştırmacıları yetersiz kalmaktadırlar. Söz konusu yetersizlik yeni, farklı, çözüm odaklı ve profesyonel yöntemlerle çalışan bir alanın gerekliliği ihtiyacını doğurmuştur. Yeterli eğitim, tecrübe ve bilgi donanımına sahip olan adli muhasebeciler, bu anlamda ortaya çıkan ihtiyaca cevap verebilmektedirler. Adli muhasebe, dünyada özellikle son 40 yıldır ciddi bir şekilde uygulanan; muhasebe, hukuk, denetim, istatistik, psikoloji ve bilgi teknolojileri gibi birçok disiplini içine alan, mahkemelere intikal etmiş olan hukuki sorunların çözümüyle ilgilenen, hile ve usulsüzlük gbi suçların tespit edilmesi, önlenmesi ve çözümüyle uğraşan bir meslek dalıdır. Adli muhasebecilik mesleği, dünyanın birçok ülkesinde biraz daha eski bir geçmişe sahip olmasına rağmen, Türkiye'de daha yeni sayılabilecek bir durumdadır. Çalışmada, öncelikle muhasebe mesleğinde sıklıkla yapılan muhasebe hata ve hilelerine değinilecek, sonrasında adli muhasebe ve adli muhasebecilik mesleği kavramları incelenerek, mesleğin kapsam, özellik, faaliyet alanları ve önemi açıklanmaya çalışılacak, daha sonrasında ise konunun Türkiye açısından durumu hakkında bilgi verilmeye çalışılacaktır.