Institute

Institute of Graduate Studies in Social Sciences

Fırat University

1,024

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Klâsik Türk şiirinde gül redifli kasideler

Bu çalışma, genel bir bakış açısıyla gül, gülün Klâsik Türk şiirindeki kullanımı ve gül redifli kasidesi bulunan divan şairlerinin şiirlerinin tespit edilerek, bunlardan birkaçının incelenmesini içermektedir. Tezde, öncelikle bir bitki türü olarak gülün tanımı yapılmış, Osmanlı Devleti'nde çiçek ve bahçe kültürü ve bu kültürün Klâsik Türk şiirine yansımaları üzerinde kısaca durulmuş, genel anlamda gül ve gülün şiirimizdeki kullanımına değinilmiş; Necâtî, Fuzûlî, Lâmi`î ve Hayâlî kasidelerinin incelenmesi yapılarak, Basirî, Nev'î, Sâbir Parsa ve Kütahyalı Rahîmî'nin kasideleri ile Hayalî'nin gonca kasidesi metin olarak verilmiştir.Bunlardan Necâtî, Fuzûlî, Lâmi`î Çelebi ve Hayâlî kasideleri nesre çevrilerek beyitler hem anlam hem de edebî sanatlar açısından incelenmeye çalışılmıştır. Ancak sanatlar gösterilirken tüm sanatlar değil, daha çok beytin söylenmesinde esas teşkil eden, şairin sanat gücünü ortaya koyması açısından önem arz eden sanatlar gösterilmiştir. Kasidelerdeki ortak hayal, mazmun ve imajlar ise ?Gül İle İlgili Müşterek Tasavvur ve Kullanımlar? başlığı altında ele alınarak maddeler halinde verilmiştir. Çalışma sonunda tespit edilen önemli hususlar da Sonuç kısmında belirtilmiştir.

Abdulmuttalip İpek
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Başlandıcından Osmanlı hakimiyetine kadar Erzurum ve çevresi

Anadolu coğrafyasının önemli şehirlerinden olan Erzurum, tarih boyunca önemli bir konuma sahip olmuştur. Prehistorik dönemden başlayarak gerek coğrafi konumu gerekse sahip olduğu zenginlikler sayesinde birçok savaşlara sahne olmuş ve o dönemlerden itibaren Anadolu'nun önemli yerleşim merkezlerinden biri haline gelmiştir. Tarihi devirlerin başlangıcı ile de birçok devlet tarafından fethedilen Erzurum Bizans imparatorluğu döneminde önemli bir üst olmuş, Bizanslılar kaleler inşa ettirip bölge halkını asimile politikası altına almışlardı. Yine bu dönemde Bizans - Sasani mücadelesi yaşanırken bunun yanı sıra İslami dönemde de fethedilmeye çalışılmıştır. Hulefa-i Raşidin döneminden sonra, Emevi, Abbasi hakimiyetlerine girmiş daha sonra uzun sürecek Türk hakimiyeti yaşanmıştır. Bunlar arasında Saltuklular bıraktıkları önemli sanat eserleri ve mimarisi ile bölgede, günümüze kadar varlığını hissettirmiş olup Selçuklular zamanından kalma yapıtlarla da mirasımız zenginleşmiştir.

ErzurumErzurum
Duygu Özdoğan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim I. kademede uygulanan görsel okuma ve görsel sunu öğrenme alanının Türkçe öğretiminde kazanımlara ulaşmadaki etkililiği (Bingöl-Elazığ-Diyarbakır örneği)

Bu araştırmanın genel amacı; ilköğretim I. kademede uygulanan ?Görsel Okuma ve Görsel Sunu? öğrenme alanının Türkçe öğretiminde kazanımlara ulaşmadaki etkililiğini öğretmen görüşlerine dayalı olarak belirlemektir.Bu genel amaç çerçevesinde aşağıdaki sorulara cevap aranmıştır:1.İlköğretim I. kademede Türkçe dersini okutan öğretmenlerin ?Görsel Okuma ve Görsel Sunu? öğrenme alanının uygulamadaki etkililiğine ilişkin görüşleri nelerdir?2.İlköğretim I. kademede Türkçe dersini okutan öğretmenlerin Türkçe dersi öğretim programında yer alan ?Görsel Okuma ve Görsel Sunu? öğrenme alanının Türkçe öğretiminde kazanımlara ulaşmadaki etkililiğine yönelik görüşleri ;a.Cinsiyet,b.Kıdem,c.Mezun olunan okul türüne göre değişmekte midir?Araştırma betimsel bir nitelik arz etmektedir. Araştırmanın evrenini, 2006-2007 öğretim yılında Bingöl, Elazığ ve Diyarbakır il merkezilerinde bulunan MEB'e bağlı ilköğretim okullarında görev yapan ilköğretim I. kademe sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır; örneklem ise, evreni temsil niteliğine sahip olduğu düşünülen, anketin uygulandığı il merkezlerinde MEB'e bağlı ilköğretim okullarında görev yapan 550 ilköğretim I. kademe sınıf öğretmeninden oluşmaktadır.Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen anketle elde edilmiş olup, SPSS programında analiz edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde, aritmetik ortalama, frekans, yüzde, ?t? testi, varyans analizi, Kruskal-Wallis testi, Mann Whitney U testleri kullanılmıştır. Verilerin analizinden elde edilen bulgular aşağıdaki gibi özetlenebilir:1. Öğretmenler, görsel okuma ve görsel sunu öğrenme alanını yöntem ve tekniklerde çeşitlilik sağlaması, bilgiye görselliğe dayalı bir kalıcılık kazandırması bakımından yeterli bulmuşlardır, bunun yanı sıra görsel etkinliklerin verimli bir şekilde uygulanabilmesi için okulları yeterli imkan ve donanıma sahip olmak bakımından yetersiz bulmuşlardır.2. Önceki programda görsel okuma ve görsel sunu öğrenme alanının olmamasını bir eksiklik olarak gören öğretmenler bu öğrenme alanının ayrı bir öğrenme alanı olarak programda ilk kez yer almasını olumlu karşılamaktadırlar.3. Öğretmenler, görsel etkinliklerin öğrencilerin diğer duyularının kullanımını kısıtlamadığı görüşünü benimsemektedirler. Ayrıca bu görüşü eğitim fakültesi mezunu öğretmenler eğitim yüksek okulu mezunu öğretmenlere göre daha az benimsemişlerdir.4. Görsel okumanın hızlı okumaya olumlu etkisi olduğu görüşünü öğretmenler benimsemektedirler.5. Öğretmenler, görsel okumanın şekil ve grafikler yoluyla bilginin kavranmasını kolaylaştırdığını, öğrencilere yaratıcı düşünme becerileri kazandırdığını, kendilerini daha etkili ifade etmelerini sağladığını ve öğrencilerin girişimcilik ve iletişim becerilerini geliştirdiğini benimsemektedirler. Ayrıca, görsel etkinliklerin öğrencileri derse motive ettiği görüşünü eğitim fakültesi mezunları fen edebiyat fakültesi mezunlarına göre daha az benimsemişlerdir.6. Öğretmenler, yeni programın ve görsel etkinliklerin pratikte uygulanmasına yönelik yabancılık çektiklerini ve hizmet içi eğitime ihtiyaç duyulduğunu belirtmişlerdir.7. Öğretmenler, ders kitaplarındaki etkinlikleri nitelik bakımından yetersiz bulmuşlardır, bu etkinliklerin öğrenci katılımına uygun ve özellikle resimlemelerin öğrencilerin hayal dünyasına hitap eden ve yaratıcılığa yönelten görseller olması gerektiğini belirtmişlerdir.Anahtar Kelimeler: Yeni Türkçe Öğretim Programı, Görsel Okuma, Görsel Sunu, Görsel Okuryazarlık

Program değerlendirmeProgram geliştirme
Hulusi Balun
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan hakları ve demokrasi kavramlarının ilköğretim sosyal bilgiler müfredatındaki yeri

Türkiye'de II. Meşrutiyetten Günümüze Kadar Uygulanmış Olan İlköğretim Sosyal Bilgiler Öğretim Programlarında İnsan Hakları ve Demokrasi Kavramlarının Yeri ve Önemi isimli bu araştırmada, II. Meşrutiyetten günümüze kadar yayımlanmış olan ilkokul, ortaokul ve ilköğretim okulu sosyal bilgiler programları müfredatlarındaki insan hakları ve demokrasi kavramlarının taşıdığı ilkeler ve bu kavramların müfredatlardaki konumu ile alakalı gelişim süreci kronolojik olarak incelenmiştir. Bu nedenle çalışmada, tarama modeli içinde yer alan tarihsel yöntem kullanılmıştır. Araştırmada tarihsel yöntem kullanıldığından veri kaynakları, 1908'den günümüze kadar yayımlanmış olan konu ile ilgili yazılı müfredatlar ve materyallerdir.Araştırmamızda, II. Meşrutiyet dönemine ait 1329 (1913) programı; TBMM hükümeti dönemine ait 1338 (1922) programı; Cumhuriyet dönemine ait 1340 (1924), 1926, 1936, 1948, 1962, 1968 ilkokul müfredat programları, 1938, 1949, 1970-1971 tarihli ortaokul müfredat programları; 1981 tarihli Ortaokul T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük müfredat programı; 1985 tarihli Ortaokul Milli Tarih müfredat programı; 1992 tarihli Ortaokul Vatandaşlık Bilgileri Öğretim müfredat programı; 1998 tarihli İlköğretim Sosyal Bilgiler ile Vatandaşlık ve İnsan Hakları eğitimi müfredat programları incelenmiştir.Araştırma sonucunda ulaşılan sonuçları özetleyecek olursak:1329 (1913) tarihli Mekatib-i İbtidaiyye ders müfredatı (ilkokulların ders müfredatı) çok önemli olup içerisinde demokrasi ve insan haklarıyla ilgili ilkeler bulunan ilk müfredat olup bu müfredatın etkisi Cumhuriyet yıllarında da devam etmiştir. 1338 (1922) tarihli ilk, orta tedrisat mektepleri müfredat programı bir ara program olup, TBMM hükümeti döneminde yayımlanması nedeniyle geçiş döneminin eğitim anlayışını gözler önüne sermektedir. Ara program olmasına rağmen insan hakları ve demokrasi kavramlarına programda yer verilmektedir.Sosyal bilgiler kapsamına giren tarih ve vatandaşlık derslerinde II. Meşrutiyet'ten günümüze kadar yayımlanmış tüm ilkokul müfredat programlarında insan hakları ve demokrasi kavramlarına gerektiği kadar yer verilmiştir. Sosyal bilgiler kapsamına giren ve vatandaş eğitimine yönelik Vatandaşlık Bilgisi dersi değişik adlar altında ilkokul ve ilköğretim programlarında yer almasına rağmen insan hakları ve demokrasi kavramlarına yer vermekten ilkesel olarak vazgeçmemiştir.Araştırma sonucunda insan hakları ve demokrasiyle ilgili yayımlanan müfredatların, dönemlerinin ideolojik yaklaşımlarının etkisi altında kaldığı anlaşılmaktadır. İnsan hakları ve demokrasi kavramlarının, müfredatlarda disiplinler arası desene uygun olarak hazırlandığı anlaşılmakla birlikte genelde tek disiplin anlayışının hâkim olduğu tespit edilmiştir. İlk yayımlanan Sosyal bilgiler müfredat programlarında yer alan insan hakları ve demokrasi kavramlarının aktarılmasında daha çok teorik bilgilerin sunuş yöntemiyle; kronolojik olarak günümüze yakın ilköğretim sosyal bilgiler müfredatında ise bu konuların daha çok uygulama içeren yöntemlerle öğrenciye aktarıldığı ortaya çıkmaktadır. 1980'li yıllardan itibaren müfredat programları bağımsız olarak ve derslere göre yayımlanmaya başlanmıştır. Burada müfredat programlarında yer alan insan hakları ve demokrasi kavramları içeriksel ve ilkesel olarak farklı dersler altında verilmeye başlanmıştır. Bu dönemde müfredatlarda görülen en önemli yenilik, Atatürkçülük konularına verilen önem ve ağırlığın artmasıdır.1997-1998 yılında sekiz yıllık zorunlu ilköğretim uygulamasına geçişten sonra yayımlanmış olan İlköğretim Sosyal Bilgiler müfredat programı, birçok yönden eksikliklerle doludur. Ülkemizdeki gerek eğitim olanaklarının, gerek ekonomik ve gerekse toplumsal olanakların bu zorunlu eğitime geçişte yeterli olmaması, bu eksiklikleri bir kat daha arttırmıştır. Özellikle eğitim olanaklarının kısıtlı olduğu, ekonomik şartların yetersiz olduğu ülkemizin birçok kesiminde altyapıyı sağlam temellere oturtmadan eğitim ve öğretime getirilen bu yenilik, toplumsal olarak tepki çekmiştir. Bu yeniliğin uygulayıcıya zorunluluk getirmesi, araştırmamızın konusu olan demokrasi kavramıyla çelişmektedir. Uygulayıcıya zorunluluk getirmesine rağmen içeriksel olarak ilköğretim sosyal bilgiler müfredatında insan hakları ve demokrasi kavramlarının gerek ilkesel ve gerekse uygulama açısından en kapsamlı bir şekilde ele alındığı gözlemlenmiştir.İlköğretim sosyal bilgiler müfredatlarının tamamında insan hakları ve demokrasi konularına içeriksel olarak yer verilmiştir; fakat ilkesel olarak müfredatlarda değişiklikler göze çarpmaktadır. Bu değişiklikler insan hakları ve demokrasi kavramlarının önemini daha da arttırmıştır. Bu kavramlar, öğrencinin günlük hayatta bu kavramları daha çok, nasıl ve ne şekilde kullanacağı baz alınarak aktarılmalıdır. Böyle bir metot, öğrenci veya öğrenen üzerinde oldukça kalıcı etki bırakacaktır. Teorik bilginin uygulanmadıktan sonra pek bir şey ifade etmediği günümüz dünyasında, insan hakları ve demokrasi kavramları özellikle yarının büyükleri çocuklarımıza daha çok, onların hâkim ve etkin olduğu yöntemler kullanılarak aktarılmalıdır.Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler, İlköğretim, Demokrasi, İnsan Hakları

Erol Koçoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin örgüt sağlığına ilişkin görüşleri

Bu araştırmanın amacı; Elazığ ili kent merkezindeki ilköğretim okullarında görev yapan sınıf öğretmenlerinin örgüt sağlığına ilişkin görüşlerini belirlemek ve karşılaştırmaktır.İlköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin okul örgütlerinin sağlıklı işlemesi ve öğretmenlerin örgüt sağlığına ilişkin görüşleri bu araştırmanın konusunu oluşturmuştur.Araştırmanın evrenini, 2006?2007 eğitim-öğretim yılında Elazığ ili sınırları içerisinde toplam 113 ilköğretim okulunda, merkezde görev yapan 3145 sınıf ve branş öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemine, Elazığ il merkezindeki ilköğretim okullarında görev yapan toplam 351 sınıf ve branş öğretmeni alınmıştır.Araştırmada veri toplama aracı olarak, beşli likert tipi ölçek, 7 bireysel değişken, 48 madde ve 10 boyuttan oluşan anketten yararlanılmıştır. Anket iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kişisel bilgiler, ikinci bölümde öğretmenlerin örgüt sağlığına ilişkin görüşleri yer almaktadır.Araştırmadan elde edilen verilerin istatiksel analizleri için SPSS (Statistical Package For Social Science, 13) paket programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, levene's ,?t? ve mann-whitney U testleri kullanılmıştır. Hata payı üst sınırı 0,05 olarak kabul edilmiştir.Araştırma sonuçlarından elde edilen bulgulara göre, ilköğretim okullarında çalışan öğretmenler, örgüt sağlığıyla ilgili çok olumlu bir düşünceye sahip değillerdir. Örgüt sağlığı konusunda edindikleri temel algı, okulun örgütsel amaçlarında odaklanmada ortaya çıkmakla birlikte, örgüt sağlığının diğer boyutları konusunda düşük düzeyde bir algıya sahip oldukları ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Örgüt sağlığı, okul sağlığı, Sınıf Öğretmeni, branş öğretmeni

Hülya Karakuş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İbn Haldûn'un kelâmcılığı

Hicri 732 yılında doğan asıl adı İbrahim b. Abdurrahman b. Haldûn olan İbn Haldûn, Eş'ari ve Selefiye âlimlerinin en meşhurlarından biridir. İbn Haldûn Tunus'ta doğdu ve hayatının ilk yıllarını Tunus'ta geçirdi. Yaşamının büyük bir kısmını da Tunus ve Mısır'da geçirdi. O, 786 yılında Mısır kadısı oldu. En meşhur eseri olan Mukaddime'yi İbn Selame kalesinde yazdı ve bunu Sultan Ebû Abbas'a hediye (ithaf) etmiştir.İbn Haldûn, İslamî ilimlerin hemen hemen hepsinde eserler kaleme almıştır. Bu sırada İslam düşüncesinde yer edinecek birçok öğrenci yetiştirmiştir. İlmî derecesini tüm çağdaşları kabul etmiştir. Ehl-i Sünnet akidesini en iyi şekilde savunmuş olan İbn Haldûn'un eserleri birçok farklı dile çevrilmiştir. İbn Haldûn Kelâmî görüşlerini Mukaddime, Lübâbu'l-Muhassal ve Şifâu's-Sail adlı eserlerinde toplamıştır. Bu eserlerinde genel olarak bilgi, varlık, Allah, iman, nübüvvet ve ahiret konularına yer vermiştir.İbn Haldûn Müslümanlara karşı son derece müsamaha ve hoşgörüyle yaklaşmış, düşüncelerinde orta yolu izlemeye çalışmıştır. O, 808 yılında Mısır'da vefat etmiştir.Anahtar Kelimeler: İbn Haldûn, Kelâm, Kur'an, Nübüvvet.

Abdullah Hacibekiroğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim 6, 7 ve 8. sınıflar türkçe ders kitaplarındaki öykülerin metin dilbilimsel yöntemlerle incelenmesi ve bu metinlerin öğrencilerin anlama düzeylerine etkisi(Malatya ili örneği)

Bu çalışmada 6, 7 ve 8. sınıflar Türkçe ders kitaplarındaki dokuz öykü metin dilbilim yöntem ve teknikleriyle incelenmiş; bu öykülerin ilköğretim öğrencilerinin anlama düzeylerine etkileri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla çalışmamız birbirini destekleyen ve birbirinin devamı niteliğinde olan altı bölümden oluşmaktadır. İlk olarak öykülerin incelenmesinde kullanılacak olan metin dilbilim başta olmak üzere, dilbilim, göstergebilim ve yazınbilim yöntemleri kısaca tanıtılmıştır. Çalışmamızın beşinci bölümünde bu dokuz öykü bu yöntemler ışığında incelenmiş ve elde edilen veriler ortaya konulmuştur. Ele alınan öyküler yüzeysel, anlatısal ve derin yapı olmak üzere üç düzeyde ele alınmıştır. Somuttan soyuta doğru yapılan bu inceleme yolunda metin bir bütün olarak değerlendirilmiş, sözcelem öznesinin düşünce yapısı, yaşamı, diğer yapıtları dikkate alınmamıştır. Bu yönü ile de çalışmamız geleneksel yazın incelemelerinden ayrılır. Yaptığımız inceleme sonucunda elde ettiğimiz verileri 2005 yılında hazırlanan Türkçe öğretim programındaki kazanımlarla ilişkilendirerek 6, 7 ve 8. sınıflar düzeyinde anketler hazırlanmıştır. Hazırlanan bu anketler, birbirinden farklı sosyoekonomik yapılara sahip olan Malatya il merkezindeki altı ilköğretim okulunda uygulanmıştır. Altıncı bölümde bu anketler sonucunda elde edilen bulgular yorumlanmış ve ana dili öğretiminde kullanılan bu öykülerin ilköğretim öğrencilerinin anlama düzeylerine etkileri belirlenmeye çalışılmıştır.Çalışmada öykü türündeki anlatısal metinler, modern dilbilimin yöntem ve verileri ışığında incelenmiştir. Çalışma, ana dili öğretiminde kullanılacak öykülerin seçilmesinde belirli bir çerçeve belirleyecek niteliktedir.Anahtar Sözcükler: Türkçe öğretimi, ana dili, dilbilim, metin dilbilim, göstergebilim, yazın, anlatı, ilköğretim okulu, yeni Türkçe öğretim programı

HikayeMetin dil bilimİlköğretim
Sezgin Demir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Meşşai filozofları ile modern filozoflara göre zaman kavramının karşılaştırılması

Zaman kavramı, birçok felsefi sistemlerin ve İslam Filozoflarının ilgisini çeken bir konudur. Evrenin var oluşu ile yakından ilgili olan zamanı, tanımlanması gereken bir kavram olarak görmüşlerdir. Biz ise İslam Filozofları ve Batılı Filozoflar arasında zaman felsefesi anlayışlarından yola çıkarak hazırladığımız karşılaştırma ile zaman felsefesinin üzerinde durmaya çalışacağız.Anahtar Kelimeler: Evren, Zaman, Hareket, Mekân.

EvrenHareketMekan+1
Havva Ekşinar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Türkçesi ağızlarında yemek isimleri

İnsanoğlunun temel ihtiyaçlarından biri de beslenmedir. Beslenme ve buna paralel olarak şekillenen yemek ve çeşitleri insanoğlunun yaşamını devam ettirebilmesi için gerekli bir ihtiyaçtır.Beslenme ve beslenmeyle ilgili çeşitli faktörler insanoğlunun yaşadığı mekân ve zamana göre oluşmuş, değişmiş ve gelişmiştir. Bu durumda insanoğlunun yaşayış tarzı da etkili olmuştur. Yerleşik hayata geçişle birlikte coğrafi ve kültürel şartlara bağlı olarak her millete ait beslenme ve yemek kültürü ortaya çıkmıştır.Türk beslenme kültürünün meydana gelmesindeki en önemli faktörler; Türklerin hâkim olduğu coğrafya ve kültürel özelliklerdir. Önceleri göçebe bir hayat tarzına sahip olan Türklerin geçim kaynağına bağlı olarak beslenme kültürünün temeli et ağırlıklıydı. Zamanla yerleşik hayata geçen Türklerin beslenmelerinin temellerinden biri de tahıl ve tahıl ürünleri olmuştur. Bunun en güzel örneğini ise Kaşgarlı Mahmud' un kaleme aldığı ?Divan-ı Lügatit Türk? te görmekteyiz. Bu eserde birçok yemek isimlerine rastlamaktayız. Yusuf Has Hacip de eseri ?Kutadgu Bilig? de sofra ve yemek yeme adabına yer vermiştir.Türk mutfağı sadece Orta Asya kökenli değil, Kafkasya'dan Balkanlara, Kırım'dan Mezopotamya'ya, Doğu Akdeniz'e kadar uzanan bir karışımdır. Bu karışım ise Osmanlılardan kalmıştır. Kaynaklardan öğrendiğimize göre Osmanlı mutfağı başlı başına bir bölümdü. Özellikle yükselme dönemi Fatih Sultan Mehmet zamanında mutfakta çalışanlar ve yemek çeşitleri bunu kanıtlar niteliktedir. Sonuçta Osmanlı saray mutfağı ortaya çıkmıştır. Anadolu Türk mutfağının ise kendini hala yaşattığına şahit olmaktayız. Elbette ki bölgesel olmakla beraber her bölgenin ve yörenin kendine has yemekleri de mevcuttur. Öyle ki artık yemek isimleri yöre ismiyle anılır hale gelmiştir. Adana kebabı, Harput köftesi?Türkiye bölgeden bölgeye hatta ilden ile yemek kültürlerini içinde barındırır. Karadeniz'de mısır ve hamsinin; İç Anadolu' da tahıl ve etin; Ege' de sebze ve zeytinyağının ağırlığı hissedilmektedir. Fakat şunu da unutmamak gerekir ki bölgeleri sembolize eden özellikler coğrafyaya ve bölge insanın geçim kaynağına bağlıdır.Tespit ettiğimiz yemek isimleri tek kelime ya da kelime gruplarından oluşmaktadır. Yapıları bakımından basit, türemiş ve bileşik olan bu isimlerin çoğu Türkçe olmakla birlikte Arapça ve Farsçanın çoğunlukta olduğu yabancı yemek isimleri de mevcuttur. Kelime grubu halindeki yemek isimlerinin çoğu da Türkçe ve yabancı kökenli yemek isimlerinden oluşmaktadır.Sadece bir bölgede kullanılan ve anlamını o bölge insanının bildiği bazı yemek isimleri, farklı bölgelerde farklı anlamlara bürünmüştür.Türk beslenme kültürüne ait bini aşan yemek isimlerinin tespit edilmesi; Türk kültürünü vazgeçilmez bir parçası olan yemeğin çeşitlilik arz etmesi, zengin bir yemek kültürünün olduğunu göstermektedir.Anahtar kelimeler: Türkiye Türkçesi Ağızları, yemek isimleri, Türklerde beslenme kültürü, sözlük

Meliha Kekilli
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Batılılaşma açısından Tanzimat dönemi Türk romanı

Tanzimat, ana çizgileriyle siyaset, cemiyet ve edebiyat alanlarında göstermiş olduğu değişmeler ve gelişmelerle Türk hayatında önemli bir yer teşkil eder. Tanzimat edebiyatı, Batı edebiyatını örnek alarak varlığını sürdürür. Edebiyattaki değişim Batı'ya, özellikle Fransız edebiyatına, yöneliktir. Sanat anlayışında Doğu ile Batı arasında kalan yazarlar yaşadığı ikilemi eserlerine de yansıtır. Bu sebeple edebiyatımız Doğu ? Batı kültürleri arasında kalır. Batılı gibi düşünmelerine rağmen Doğulu gibi yaşayan sanatçılar zamanla eski edebiyattan uzaklaşırlar.Tanzimat dönemi romanlarının ana konusunu ?Batılılaşma? oluşturur. XIX. Yüzyılda Osmanlı toplum yapısında meydana gelen değişiklikler Türk insanını büyük ölçüde etkilemiştir. Bu süreçte romanın üstlendiği işlevi dikkate almak gerekir. Batı'dan alınan roman türü, çağdaşlaşmanın araçlarından biri olarak kullanılmaya başlanmıştır. Romanı bir eğitim ve Batılılaşma aracı sayan Tanzimat romancıları, bir taraftan Doğu değerlerine bağlı kalarak Batılılaşmak isterken, diğer taraftan Batılılaşmayı Batıya ait değerlere yöneliş olarak ele alıyorlardı. Bu nedenle yazarlar bir ?kültür ikilemi? arasında kalmışlardır. Bu süreçte hem devlet yapısında hem de toplumun kültürel değerlerinde değişmeler olmuştur. Özellikle ahlak yapısında, insan tipinde, eğitim sisteminde, âdetlerde, zevkte ve sosyal alanda önemli ikilikler ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Tanzimat, Batılılaşma, Edebiyat, Roman, Toplum,

Mustafa Karabulut
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00