
13
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Ankara'da tüketime sunulan bazı gıda maddelerinde benzoik asit miktarlarının araştırılması
Bu çalışmada Ankara bölgesinde tüketime sunulan ketçap,sos ve reçel örneklerinden oluşan toplam 80 adet gıda maddesininbenzoik asit miktarlarının saptanması ve bulunan sonuçların Türk GıdaKodeksi'ne (TGK) uygunluğunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Araştırmada ketçap, sos ve reçel örneklerindeki benzoik asit miktarlarınınkantitatif olarak saptanmasında spektrofotometrik yöntem kullanılmıştır.A ve B firmasına ait ketçap örneklerinde benzoik asitortalama miktarları (X± S.H) sırasıyla 152.32 ± 18.41 mg/kg ve 1008.21± 30.74 mg/kg olarak saptanmıştır. C ve D firmasına ait sos örneklerindebenzoik asit ortalama miktarları (X± S.H) sırasıyla 990.85 ± 26.00 mg/kgve 1148.19 ± 43.62 mg/kg olarak saptanmıştır. E firmasına ait reçelörneklerinde ise benzoik asit ortalama miktarları (X ± S.H) 435.27 ±26.07 mg/kg olarak saptanmıştır. Analize alınan diğer reçel örneklerindeise benzoik asit varlığı saptanamamıştır.Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, B firmasına aitketçap ve D firmasına ait sos örneklerindeki ortalama benzoik asitmiktarları Türk Gıda Kodeksi'nde belirtilen değerden (1000 mg/kg)yüksektir. A firmasına ait ketçap ve C firmasına ait sos örneklerininortalama benzoik asit miktarlarının ise Türk Gıda Kodeksi'nde belirtilendeğeri (1000 mg/kg) aşmadığı görülmüştür. E firmasına ait bazı reçelörneklerinde ise Türk Gıda Kodeksi'nde belirtilmediği halde benzoik asitiçerdiği tespit edilmiştir.51Bu nedenle tüketimi yaygın olan gıdalarda üretimdentüketime kadar benzoik asit düzeylerinin analitik olarak izlenerek kontrolaltında tutulması gerektiği görülmektedir.Anahtar kelimeler: Benzoik asit, gıda katkı maddeleri, spektrofotometrikyöntem
Çankırı Özel Karatekin Hastanesi sağlık personeli ve diyet polikliniğine başvuran hastalarda gıda takviyelerinin kullanımı üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın amacı Diyet Polikliniğine başvuran kişilerin ve sağlık personelinin gıda takviyelerine bakış açısını ve bu takviyelerin kullanım amacı, sıklığı ve nedenini araştırmaktır. Araştırma Ekim 2009?Kasım 2010 tarihlerinde 120 danışan ve 100 sağlık personelinin katılımı ile Çankırı Özel Karatekin Hastanesinde yapılmıştır. Anket yöntemi kullanılmıştır. Bulgular SPSS 15 ile değerlendirilmiştir. Danışan grubundaki katılımcıların % 42,5 sağlık personelinin % 9?u düzenli olarak gıda takviyesi kullandığını belirtmiştir. Danışanların en çok tercih ettiği takviyeler sırasıyla yeşil çay (% 25,35), bitki çayı (% 14,08) ve form çayıdır (% 8,45). Sağlık personelinin en yaygın kullandığı takviyeler multivitaminler (% 20,83), kalsiyum (% 12,5) ve B 12?dir (% 12,5). Katılımcılar bu takviyeleri genelde doktor/diyetisyen tavsiyesi ile kullanmakta ve herhangi bir yan etki bildirmemektedirler. Katılımcılara daha önceden gıda takviyesi kullanıp kullanmadıkları sorulduğunda danışan grubunun % 64,7 si sağlık personelinin % 30 u kullandığını belirtmiştir. Danışanlar arasında geçmiş dönemlerde gıda takviyeleri kullanımının en yaygın sebepleri zayıflamak, gebelik, hastalıkların tedavisi ve emzikliliktir. Sağlık personelinde ise gebelik, hastalıkların tedavisi, zayıflamak ve kilo almktır. Gıda takviyeleri en çok orta yaş (20-40 yaş) grubu, kadınlar, kilolu insanlar ve ilkokul mezunları tarafından kullanılmaktadır. Katılımcılara gıda takviyeleri hakkında genel olarak ne düşükleri sorulduğunda danışanların % 35,33?ü uzman tarafından önerilirse kullanabileceğini belirtmiştir. % 15,57?si bazı hastalıkların tedavisinde faydalı olduğunu % 9,58?i hiçbir faydasının olmadığını düşünmektedir. Sağlık personelinin de büyük çoğunluğu (% 38,69) uzman önerirse kullanabileceğini belirtmiştir. Hastalıkların tedavisinde faydalı olduğunu düşünenlerin oranı % 28,47?dir. Bu çalışmada sonuç olarak katılımcılar arasında gıda takviyelerinin kullanımının yaygın olmadığı görülmüştür. Gıda takviyelerinin kullanımında belirleyici kriterin uzman tavsiyesi olması takviyelerin bilinçsizce kullanımında önleyici olacağı için olumlu değerlendirilmiştir. Gıda takviyelerinin kullanımı konusundaki belirsizlikler (kime, hangi hastalıkta, ne miktarda, ne kadar süreyle kullanılacağı) daha uzun vadeli ve daha kapsamlı çalışmalar ile aydınlatılmalı ve ilgili sağlık personeli bu konularda mutlaka yeterli eğitim almalıdır. Anahtar Kelimeler: Gıda Takviyeleri, Bitkisel Ürünler, Vitamin ve mineraller
Bazı meyve ve sebzelerde pestisit kalıntılarının analizinde Yüksek Basınç Sıvı Kromatografisi (HPLC) ile çoklu kalıntı analiz metodunun geliştirilmesi
Bu çalışmada, meyve ve sebzelerde kullanılan, uçucu olmayan ve yüksek sıcaklıkta bozunan bazı pestisitler için yüksek basınç sıvı kromatografisi-diyod array dedektör kullanılarak basit, hızlı, ekonomik ve güvenilir bir çoklu kalıntı analiz metodunun geliştirilmesi hedeflenmiştir.Yapılan çalışmalar sonunda, 19 tane pestisitin kalıntı analizine imkan sağlayan bir çoklu kalıntı analiz metodu geliştirilmiştir. Örneklerin ekstraksiyon işleminde asetonitril, susuz Magnezyum Sülfat ve Sodyum Klorür ile temizleme işleminde susuz Magnezyum Sülfat ve Primer Sekonder Amin kullanılmıştır. Metot geçerli kılma çalışmalarında organik tarım yapan tarla ve bahçeden alınan ilaçsız patlıcan, şeftali, domates ve mandalina örnekleri kullanılmış, sonuçlar kabul edilebilir aralıklarda bulunmuştur. Pestisitlerin tespit (LOD) ve hesaplama limitleri (LOQ), Maksimum Kalıntı Limitleri (MRLs)'den düşük, matriksde hazırlanan kalibrasyon grafiklerinden elde edilen korelasyon katsayıları (R2) 0.99'dan yüksektir. Doğruluk için ortalama geri kazanımlar %75.39-121.95 arasında ve bağıl standart sapmalar (%RSD), %20'den düşüktür. Ayrıca kesinlik (gün içi tekrarlanabilirlik ve günler arası tekrar üretilebilirlik) için hesaplanan bağıl standart sapmalar (%RSD), %10'dan düşük bulunmuştur. Geliştirilen metodun kullanımı kolay, atığı az ve ekonomik olması nedeni ile kalıntı izleme programlarında kolaylıkla kullanılabileceği düşünülmektedir.
Gazi Üniversitesi Hastanesi Üroloji Kliniği Taş Kırma Merkezine başvuran hastaların genel özellikleri ile beslenme durumlarının böbrek taşı oluşumu ve tkrarı üzerine etkisinin araştırılması
Bu araştırmada Gazi Üniversitesi Hastanesi Üroloji Kliniği Taş Kırma Merkezine başvuran hastaların genel özelliklerinin ve beslenme durumlarının taş oluşumu ve taş tekrarı üzerine etkisinin incelenmesi, hastaların bu konuda bilinçlendirilmesi amaçlanmıştır.Araştırmaya 86 böbrek taşı olan hasta katılmıştır. Araştırmada veriler anket yöntemi ile toplanmıştır. Veriler SPSS programına kaydedilerek değerlendirilmiştir.Araştırmaya katılanların %70.9'u erkek, %29.1'i kadındır. Hastaların %50'sinde ailesel taş hikayesi bulunmaktadır. Ailesinde taş hikayesi olanlarda taş tekrar oranı daha yüksek (%67.4) olarak bulunmuştur. Hastaların %46.5'i aşırı kilolu, %18.6'sı şişmandır. Şişman ve aşırı şişman grupta taş tekrar oranı daha yüksek (%65.0-%62.5) bulunmuştur. Hastalar genellikle hareketsiz bir yaşam tarzı sürmektedir. Hastaların %46.5'i yetersiz su (1500 ml ve ? ) tüketmektedir. Besin tüketim sıklıkları incelendiğinde hastaların her gün %5.8 'i süt, %38.4' ü yoğurt, %64' ü peynir ve %10.5'i sebze tüketmektedir. Her gün sebze ve meyve tüketenlerde, haftada 3-5 kez tüketenlere oranla tekrar oranı daha düşük bulunmuştur. Her gün kuruyemiş tüketenlerde tekrar oranı en yüksek (%100.0) olarak bulunmuştur. Haftada 1-3 kez kuruyemiş tüketenlerde tekrar oranı en düşük (%41.2) olarak bulunmuştur. Hastaların %51.2'si her gün, % 36'sı her öğün çay tüketmektedir. Her öğün çay tüketenlerde taş tekrar oranı yüksektir(%61.3).Sonuç olarak hastaların genel özelliklerinin ve beslenme alışkanlıklarının taş oluşumunda etkili olduğu saptanmıştır. Hastaların taş oluşumu ve tekrarından korunabilmesi için bu konuda bilinçlendirilmesi, uygun diyet ve medikal tedavinin başlanması önemli ve etkili bir yol olacaktır.Anahtar kelimeler: böbrek taşı, kalsiyum oksalat, beslenme alışkanlığı
Başkent üniversitesi öğrencilerinın sabah kahvaltı yapma ve beslenme alışkanlıkları üzerine bir araştırma
Bu araştırma, Başkent Üniversitesi'nde eğitim gören 18 ? 24 yaş arası kız öğrencilerin sabah kahvaltısı yapma ve beslenme alışkanlıklarını belirlemek amacıyla yapılmıştırAraştırma Mart-Haziran 2005 tarihinde Başkent Üniversitesi'nde eğitim gören 300 üniversite öğrencisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Veriler SPSS 11,5 ve BEBIS programlarıyla analiz edilmiştir. İstatistiksel analizde tanımlayıcı istatistik, ki-kare veya Fischerin kesin testi, Student t test veya Mann Whitney U testi ile tekrarlı ölçüm varyans analizi veya Friedman testi kullanılmıştırEn çok atlanan öğünün kahvaltı olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin %60,7' si düzenli kahvaltı yaparken %39,3'ü hiç kahvaltı yapmamaktadır. Kahvaltı yapan ve yapmayan öğrencilerin BKI'leri sırasıyla; 21,5±1,71 ve 23,9±1,05 kg/m2 dir. Kahvaltıyı atlayan genç yetişkinlerin kahvaltı yapanlara göre BKI 'leri daha yüksektir ancak enerji alımları ve fiziksel aktivite düzeyleri daha düşüktür (p<0,001). Kahvaltı yapanların enerji, protein, toplam yağ, doymuş yağ, posa, tiamin, riboflavin, folik asit, vitamin B6, kalsiyum, fosfor, sodyum, potasyum, magnezyum, bakır alımlarının kahvaltı yapmayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,001). Kahvaltıyı atlayanların süt, tahıl, sebze-meyve grubu yiyecek tüketimi kahvaltıyı yapanlardan daha az olduğu tespit edilmiştir (p<0,001Kahvaltı yapılmadığında posa, tiamin, riboflavin, niasin, folik asit, vitamin B6, kalsiyum, fosfor, potasyum, magnezyum gereksinimleri günün geri kalanında karşılanamamaktadırSonuç olarak kahvaltının günlük alınması gereken enerji ve besin öğelerinin önemli bir kısmını sağladığı görülmüştür. Kahvaltı yapmayan öğrencilerin yapanlara göre daha yetersiz beslendikleri söylenebilir. Bu yaş grubuna kahvaltının yeterli ve dengeli beslenmedeki önemi muhakkak hatırlatılmalıdır.
Amasya devlet hastanesi dahiliye polikliniği'ne başvuran hastaların beslenme alışkanlıklarının kan lipit düzeyi değişimine etkisi üzerine araştırmalar
TEZ KONUSU: AMASYA DEVLET HASTANESİ DAHİLİYE POLİKLİNİĞİ'NEBAŞVURAN HASTALARIN BESLENME ALIŞKANLIKLARININ KAN LİPİT DÜZEYİDEĞİŞİMİNE ETKİSİ ÜZERİNE ARAŞTIRMALARÖĞRENCİNİN ADI VE SOYADI: HİCRAN KÖREMEZLİTEZ DANIŞMANININ ADI VE SOYADI: PROF. DR. AYSEL BEYHAN ÖKTEMANABİLİM DALI: BESİN ANALİZLERİ VE BESLENMEYILI: 2007STATÜSÜ: YÜKSEK LİSANS TEZİBu araştırma Amasya Devlet Hastanesi Dahiliye Polikliniği'nebaşvurarak araştırmayı kabul eden, en az 20 yaşında olan, kan lipit profiliçok yüksek, yüksek ve normal olan bireylerden seçilen 86 kadın üzerindegerçekleştirilmiştir.Bu çalışma hiperlipidemik olan bireylerin beslenme alışkanlıklarınınsaptanması, beslenme alışkanlıklarında değişikliklerin yapılması ve yapılandeğişikliklerin antropometrik ve biyokimyasal parametrelerle paralel olarakkan lipit düzeyleri üzerindeki etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır.Araştırmayı kabul eden bireylere ait genel bilgiler için bir anketformu hazırlanmıştır. Bireylerin ilk geldikleri zaman birinci hafta kabuledilerek üçüncü ve beşinci haftalarda hastaneye çağırılmıştır. Bireylerden 8saatlik açlık sonunda kan örnekleri alınmıştır. Kan lipit profiline (kolesterol,trigliserit, LDL, VLDL, HDL) ve kan şeker profiline bakılmıştır.Tüm bireylerin tanita ölçümleri, bel çevresi, kalça çevresiölçümleri tekniğine uygun olarak alınmıştır. Bireylerin enerji gereksinimleritanita ölçümündeki bazal metabolizma hızları temel alınarak, Schofielddenklemi ile hesaplanmıştır.Bireylerin diyet bileşenlerindeki değişimleri istatistiksel olarakanlamlı bulunmuştur ( p<0,001).TEZ KONUSU: AMASYA DEVLET HASTANESİ DAHİLİYE POLİKLİNİĞİ'NEBAŞVURAN HASTALARIN BESLENME ALIŞKANLIKLARININ KAN LİPİT DÜZEYİDEĞİŞİMİNE ETKİSİ ÜZERİNE ARAŞTIRMALARÖĞRENCİNİN ADI VE SOYADI: HİCRAN KÖREMEZLİTEZ DANIŞMANININ ADI VE SOYADI: PROF. DR. AYSEL BEYHAN ÖKTEMANABİLİM DALI: BESİN ANALİZLERİ VE BESLENMEYILI: 2007STATÜSÜ: YÜKSEK LİSANS TEZİBireylerin antropometrik değerlerindeki değişim 1. 3.ve5.haftalarda istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur ve 5. hafta da bir düşüşizlemiştir (p<0,001).Bireylerin1. 3. ve 5. haftaya göre kan bulgularında sırasıylatotal kolesterol değerleri (192,6 ± 42,7 * 177,8 ± 32,2b * 167,8 ± 31,0c), LDLdeğerleri (112,9 ± 41,2a *102,3 ± 33,4b * 94,8 ± 30,3c), HDL değerleri (46,0±8,1a* 48,3±9,7b * 49,0 ± 9,0b), trigliserit değerleri (163,2 ± 97 *1135,0 ± 82,01*38,3 ± 142,9) ve açlık kan şekeri değerleri (100 ± 24- * 109 ± 99- * 96 ± 13,0-)düzeyindedir.Bireylerin kan bulgularında sırasıyla total kolesterolp<0,001,LDL p<0,005, TGS p<0,005 değerinde anlamlı bir düşüş HDL'deise anlamlı bir artış p<0,001 olduğu gözlenirken açlık kan şekerinde isehaftalara göre farklılık önemsiz bulunmuştur.Sonuç olarak; şişman bireylere beslenme düzeni, beslenme örüntüsü,uygun yemek pişirme yöntemi hakkında bilgi verilerek, az yağlı, düşükenerjili besinlerin bilinçli bir şekilde kullanılmasını sağlayarak, günlükenerjinin ihtiyaçtan fazla alınmasını engelleyerek sağlıklı yaşam bilincininyerleştirilmesi ile kilo vermelerinin sağlanmasının kan lipit profilindeistatistiksel açıdan anlamlı değişikliklere yol açtığı görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Kan Lipit Profili, Beslenme Alışkanlıkları,Hiperlipidemi.
Ankara piyasasında satışa sunulan bazı gıdalarda sentetik boya miktarlarının araştırılması
ANKARA PİYASASINDA SATIŞA SUNULAN BAZI GIDALARDA SENTETİKBOYA MİKTARLARININ ARAŞTIRILMASIÖğrencinin Adı : Ecz. Şebnem ERDOĞANTez Danışmanı : Prof. Dr. Gülderen YENTÜRBesin Analizleri ve Beslenme Bilim DalıYüksek Lisans Tezi, 2007VII. ÖZETBu araştırmada, Ankara piyasasından sağlanan, sentetik boya ilaveedilmesi yasak olan reçellere, meyve sularına, meyveli yoğurtlara boya katılıpkatılmadığının; boya katılmasına izin verilen alkolsüz aromalı içecekler veelma şekerlerinde kullanılan boya miktarlarının Türk Gıda Kodeksi'neuygun olup olmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır.Marketlerden alınan 40 adet reçel, 40 adet meyve suyu, 40 adetmeyveli yoğurt, 20 adet alkolsüz aromalı içecek ve iki ayrı pastanedensağlanan 20 adet elma şekeri olmak üzere toplam 160 adet numune analizedilmiştir.Numunelerin ekstraksiyonu yün boyama yöntemi ile yapılmıştır.Ekstrakte edilen boyalar kağıt kromatografisi ile kalitatif olarakincelenmiştir. Elma şekerleri ve alkolsüz aromalı içeceklerdeki boyalarınmiktar tayinleri türev spektrofotometrisi yöntemi uygulanarak yapılmıştır.Çalışmada elde edilen bulgulara göre, reçeller, meyve suları, meyveliyoğurtlar sentetik gıda boyası içermemektedir ve Türk Gıda Kodeksi'neuygundur.A pastanesine ait numunelerde saptanan ortalama Ponceau 4Rmiktarı 2265.3140 ± 36.0215 mg/kg'dır. B pastanesine ait numunelerdeANKARA PİYASASINDA SATIŞA SUNULAN BAZI GIDALARDA SENTETİKBOYA MİKTARLARININ ARAŞTIRILMASIÖğrencinin Adı : Ecz. Şebnem ERDOĞANTez Danışmanı : Prof. Dr. Gülderen YENTÜRBesin Analizleri ve Beslenme Bilim DalıYüksek Lisans Tezi, 2007saptanan ortalama Ponceau 4R miktarı 584.4700 ± 3.5281 mg/kg'dır. Her ikipastaneden temin edilen numunelerde saptanan gıda boyası miktarlarınınTürk Gıda Kodeksi'nde öngörülen sınır değerlerin üzerinde olduğubelirlenmiştir.Alkolsüz aromalı içeceklerdeki boya ortalama değeri 49.2405 ± 0.0002mg/l olarak bulunmuştur. Ponceau 4R ve azorubin'nin birlikte bulunduğualkolsüz aromalı içeceklerde tespit edilen ortalama gıda boyası miktarınınsınır değerlerinin altında olduğu belirlenmiştir.
Ankara il merkezinde guatr prevelansı ve hormon düzeylerinin araştırılması
TEZ KONUSU: ANKARA L MERKEZ NDE ER ŞK NLERDE GUATRPREVALANSI VE HORMON DÜZEYLER N N ARAŞTIRILMASIÖĞRENC N N ADI SOYADI: EMEL ERZ NCANTEZ DANIŞMANININ ADI SOYADI: PROF. DR. GÜLDERENYENTÜRB L M DALI: BES N ANAL ZLER VE BESLENME B L M DALIYILI: 2007STATÜSÜ: YÜKSEK L SANS TEZBu çalışmada, Ankara ilinde guatr prevalansını saptamak amaçlanmıştır.Gazi Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı MikrobiyolojiLaboratuarına başvuran tiroit hastası olan ya da tiroit şüphesiyle gelen kişilerin TSH,FT3 ve FT4 değerleri incelenmiştir.Çalışmamıza Ankara doğumluların yanı sıra farklıbölgelerde doğup Ankara'da yaşayan kişilerde dahil edilmiştir. 569 kişi yaş, cinsiyet, yaşaralıkları, doğum yerlerine göre gruplandırılmıştır. Ayrıca tiroit hastası olduğu tespitedilen kişilerin hipertiroidi ve hipotiroidi durumları araştırılmıştır.Çalışmamız mını-VIDAS cihazında, ELFA(Enzyme-Linked FluorescentAssay) yöntemiyle, kişilerin verdikleri kan örneklerinde TSH, FT3 ve FT4 değerleriincelenerek yapılmıştır.Hipotiroidi tespit edilen hastalarda %31.2 ile 31-40 yaş, hipertiroidihastalarında %33,3 ile 21-30 yaşlarının en sık görülen yaş aralıkları olduğu tespitedilmiştir.Guatr hastalarında erkeklerde %22.15, kadınlarda % 23.6 dağılımgörülmüştür.Bölgelere göre hasta yoğunluğu %48.48 ile Ankara'da bulunmuştur.Doğum yerlerine göre en yüksek frekans Hipertiroidi ve Hipotiroidi için Ankara linde,en düşük frekans Hipertiroidi için Güneydoğu Anadolu Bölgesi doğumlular, Hipotiroidiiçin Akdeniz Bölgesi doğumlularda tespit edilmiştir.
Kocaeli'nde bulunan üç farklı huzurevindeki yaşlıların beslenme alışkanlıkları üzerine bir araştırma
Bu arastırmada Kocaeli ili Sosyal Hizmetler l Müdürlügü'ne baglı, besin hazırlanma yerleri bakımından farklı 3 huzurevinde barınan yaslıların beslenme alıskanlıkları saptanarak, farklı besin kaynaklarının beslenme alıskanlıkları üzerindeki rolünün incelenmesi amaçlanmıstır. Arastırmaya Kocaeli'nin besin hazırlama yerleri bakımından farklılık gösteren üç huzurevinden toplam 210 yaslı katılmıstır. Arastırma 2005 yılında yapılmıstır. Veriler anket yöntemiyle, yaslıların besin tüketimleri ise bireysel besin tüketim anketi ile elde edilmistir. Veriler SPSS 11.0 ve BeBIS programlarıyla analiz edilmistir. statiksel analizde tanımlayıcı istatistik ve kikare kullanılmıstır. Kocaeli Huzurevi kurum mutfagından beslenen, Darıca ve Gölcük Huzurevleri hazır yemek alımı yapan huzurevleridir. Arastırmamızda deneklerin % 46,7'si kadındır. Yaslıların % 36,6'sı 75 ? 84 yas grubunda bulunmaktadır ve % 33,3'ü ilkokul mezunudur. Arastırmamıza katılan yaslıların % 79,0'unun bir hastalıgı bulundugu saptanırken, yaslılarda en fazla görülen hastalık kalp ve damar hastalıklarıdır. Yaslıların % 50,0'si hastalıkları için diyet uyguladıgını belirtirken, en fazla uygulanan diyet % 70,5 oranında az yaglı ve az tuzlu diyettir. Deneklerin % 17,6'sı ögün atladıgını belirtirken, en fazla atlanan ögün sabah kahvaltısıdır (% 80,6). Arastırmamızda kalsiyum ve B1 vitamini ilk sırada yetersiz tüketilen besin ögeleridir. Bu besin ögelerini Kocaeli Huzurevi'nde B6 vitamini, folik asit ve E vitamini, Darıca Huzurevin'nde folik asit, E ve B6 vitaminleri, Gölcük Huzurevi'nde ise folik asit, E vitamini ve lif takip etmektedir. Her üç huzurevinde de B12 vitamini ve niasin RDA degerlerinin üzerinde alınırken, yaslıların enerji, protein, C, B2 vitaminleri, demir ve çinko tüketimleri günlük gereksinmeyi karsılar düzeydedir. Arastırmada elde edilen bulgulara göre yaslıların yeme alıskanlıkları ile barındıkları huzurevlerinin besin kaynakları arasında anlamlı bir iliski tespit edilmistir. Diyetisyen kontrol ve gözetiminde hazırlanan yani kurum mutfagında yapılan besinleri tüketen yaslı grubunda günlük alınması gereken enerji ve besin ögelerinin önemli bir kısmının besinler yoluyla alındıgı, ancak hazır mutfaktan beslenen Darıca ve Gölcük Huzurevlerinde barınan yaslıların pek çok besin ögesini yetersiz tükettikleri saptanmıstır. Buna göre kurum mutfagında hazırlanan yemeklerle beslenen yaslıların, hazır mutfaktan beslenen yaslılara göre daha iyi beslendikleri söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Huzurevi, Yaslı, Beslenme Alıskanlıgı
Türkiye'de satışa sunulan alkolsüz içeceklerde bazı ağır metal miktarlarının araştırılması
Bu arastırmada, gençler ve çocuklar tarafından çok tüketilen alkolsüz içecek örneklerinde arsenik, bakır, çinko, kadmiyum ve kursun miktarlarının saptanması ve degerlerin Türk Gıda Kodeksine (TGK) uygun olup olmadıgının belirlenmesi amaçlanmıstır. Bu çalısmada, Türkiye'nin farklı bölgelerindeki Ankara, Sakarya, Denizli, Burdur,Yozgat, Ordu, Van, Kilis, Bolu ve Adana illerinden saglanan 10 farklı markaya ait olmak üzere toplam 104 kutu alkolsüz içecek örnegi analiz edilmistir. Alkolsüz içecek örneklerinde agır metallerin miktarlarının saptanmasında, ICP-OES (ndüktif Eslesmis Plazma Optik Emisyon Spektrometri) yöntemi kullanılmıstır. Alkolsüz içecek örneklerinde ortalama arsenik, bakır, çinko, kadmiyum ve kursun düzeyleri sırasıyla 0,037029 ± 0,00225 mg/kg (ppm); 0,069534 ± 0,008977 mg/kg (ppm); 0,142529 ± 0,01156 mg/kg (ppm); 0,00517 ± 0,000285 mg/kg (ppm); 0,028538 ± 0,001757 mg/kg (ppm) olarak bulunmustur. Çalısmamızda elde ettigimiz bulgulara göre, Türkiye'nin degisik illerinden saglanan alkolsüz içecek örneklerine ait ortalama arsenik, bakır, kursun, kadmiyum ve çinko ortalama degerlerinin, Türk Gıda Kodeksi limit degerlerine uygun oldugu bulunmustur. Anahtar kelimeler: Alkolsüz içecek, Agır metal, ICP-OES
Ankara piyasasından sağlanan beyaz peynir örneklerinde kalıntı nitrat ve nitrit miktarlarının araştırılması
Bu araştırmada, Ankara piyasasından sağlanan 5 farklı firmaya ait, firmasız market beyaz peynir örneklerinde ve pazarlardan alman beyaz peynir örneklerinde nitrit ve nitrat miktarlarının saptanması ve değerlerin Türk Gıda Kodeksi Tebliğine uygun olup olmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Bu çalışmada marketlerden alınan A, B, C, D, E firmalarına ait 50 beyaz peynir örneği, firmasız 10 beyaz peynir örneği (F) ve pazardan 10 beyaz peynir örneği (G) olmak üzere toplam 70 adet örnek analiz edilmiştir. Nitrit ve nitrat değerlerinin saptanmasında spektrofotometrik metot kullanılmıştır. Peynir örneklerindeki nitratların saptanabilmesi için nitratı nitrite indirgeyen kadmiyum kolon kullanılmıştır. A, B, C, D, E firmalarına ait beyaz peynir örneklerinin ortalama nitrat değerleri sırasıyla 8.7920 ± 1.2011 mg/kg, 4.4340 ± 0.9747 mg//kg, 4.7290 ± 1.2411 mg/kg, 7.1260 ± 2.2261 mg/kg, 6.0380 ± 1.5424 mg/kg olarak bulunmuştur. Marketlerden sağlanan firmasız (F) beyaz peynir örneklerinde ve pazarlardan (G) sağlanan beyaz peynir örneklerinde ortalama nitrat değerleri sırasıyla 4.3590 ± 2.3385 mg/kg, 8.9160 ± 2.0408 mg/kg olarak bulunmuştur. A, B, C, D, E firmalarına ait beyaz peynir örneklerinin ortalama nitrit değerleri sırasıyla 0.1890 ± 0.0616 mg/kg, 0.3180 ± 0.1791 mg/kg, 0.2560 ± 0.1849 mg/kg, 0.3090 ± 0.1869 mg/kg, 0.6160 ± 0.1357 mg/kg olarak bulunmuştur.Marketlerden sağlanan firmasız (F) beyaz peynir örneklerinde ve pazarlardan (G) sağlanan beyaz peynir örneklerinde ortalama nitrit değerleri sırasıyla 0.5860 ± 0.2810 mg/kg, 1.0580 ± 0.3290 mg/kg olarak bulunmuştur. Çalışmamızda elde ettiğimiz bulgulara göre, firmalı (A, B, C, D, E) ve firmasız (F) market ile Pazar (G) beyaz örneklerine ait ortalama nitrat değerleri Türk Gıda Kodeksi Tebliği'nde izin verilen maksimum bulaşan değeri olan 10 mg/kg'ın altında bulunmuştur. Beyaz peynir örneklerinin %30'unun nitrit içerdiği tespit edilmiştir.
Biyobozunur poliüretan bazlı sert doku destek malzemelerinin geliştirilmesi
Yağcı, B.S., Biyobozunur Poliüretan Bazlı Sert Doku Destek Malzemelerinin Geliştirilmesi, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Eczacılık Temel Bilimleri Programı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2018. Kemik hasarlarına yönelik olarak sert doku destek ürünlerinin ve yenilikçi biyomalzemelerin geliştirilmesi önem taşımaktadır. Bu tez çalışmasında sert doku destek malzemesi olarak biyobozunur poliüretan bazlı kemik rejeneratif filmlerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda polikaprolakton diol ve hekzametilen diizosiyanat monomerlerinin iki basamaklı kondenzasyon polimerizasyonu ile biyoaktif zincir düzenleyiciler varlığında poliüretan elastomer filmler sentezlenmiştir. Zincir düzenleyiciler aminoasit molekülü L-glutamin, ilaç etken madde metformin ve inorganik bileşik β-gliserofosfat difonksiyonel grupları aracılığı ile diizosiyanat sonlu poliüretan ön polimerine entegre edilmiştir. Poliüretan bazlı ön polimerlerin ortalama molekül ağırlıkları, zincir düzenlenen poliüretan filmlerin kimyasal, ısıl, viskoelastik, mekanik, yüzey özellikleri ve biyobozunma davranışları incelenmiştir. Biyoaktif zincir düzenleyici içeren poliüretanların makromoleküler yapıları üretan ve üre hidrojen bağları varlığında kimyasal farklılıklar göstermiştir. Dinamik mekanik analizler zincir düzenlenmiş poliüretan filmlerin viskoelastik davranıştaki tüm geçişlere sahip olduğu göstermiştir. β-gliserofosfat poliüretanın camsı geçiş sıcaklığında (Tg) ve elastik modülüs, kopma dayanımı ve kopma noktasındaki uzama değerlerinde düşüşe sebep olmuştur. Diğer yandan metformin poliüretanın Tg sıcaklığını yükseltmiş ve mekanik özelliklerini düşürmüştür. β-TCP (β-Trikalsiyum fosfat) katkısı ile poliüretan kompozitler hazırlanmış, kimyasal, mekanik, yüzey özellikleri ve biyobozunma davranışları karakterize edilmiştir. β-TCP katkılı zincir düzenlenmiş poliüretan filmler, poliüretan elastomer filmlere göre daha düşük elastik modülüs değerine sahiptir. Bu tezde, geliştirilen biyobozunur poliüretan elastomerlerin kemik rejeneratif film olarak kullanımına yönelik önemli ve olumlu bulgular elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Poliüretan, biyoaktif zincir düzenleyici, kemik rejeneratif film, elastomer.
Asetilsalisilik asidin amino asitler ve amino alkollerle yeni türevlerinin sentezi
Dönmez, B. Asetilsalisilik Asidin Amino Asitler ve Amino Alkollerle Yeni Türevlerinin Sentezi, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Eczacılık Temel Bilimleri Programı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2018. Bu çalışmada, 2-(alkilkarbomil)fenil asetat (9-11, 16, 17) ve 2-hidroksi-N-alkilbenzamit (12-15, 18, 19) yapısında toplam 11 bileşiğin sentezi yapılmıştır. Bu bileşiklerden birinin (13) kimyasal yapısı daha önce literatürde tanımlanmıştır. Amino asitlerin tiyonil klorür varlığında metanol ile reaksiyonu sonucunda amino asit esterleri (1-7) elde edilmiştir. Asetil salisilik asit (ASA), tiyonil klorür ile aktif hale getirilerek asetilsalisil klorür (8) oluşturulmuştur. Asetilsalisil klorürün (8) amino asit esterleri (1-7) ile trietilamin varlığında nükleofilik katım ve ayrılma reaksiyonu sonucu ASA'nın amit türevleri (9-16) elde edilmiştir. Asetilsalisil klorürün (8) homokiral β-amino alkoller olan (S)-(+)-2-amino-1-propanol, (R)-2-Amino-3-fenil-1-propanol ve (2R,3R)-2-amino-3-metilbütan molekülleri ile trietilamin ve DMAP içeren reaksiyonu sonucu ASA'nın diğer amit türevleri (17-19) sentezlenmiştir. Sentezi yapılan bileşiklerin fiziksel özellikleri belirlenmiş ve yapıları IR, 1H-NMR, 13C-NMR, kütle spektroskopisi ile kanıtlanmıştır. Optikçe aktif bileşiklerin optik rotasyon değerleri polarimetre ile ölçülmüş ve özgül çevirme değerleri hesaplanmıştır. Bu bileşikler düşük gastrik yan etki göstermek üzere asetilsalisilik asitin amit türevleri olarak tasarlanmış ve aktivite özellikleri incelenmiştir. Sentezlenen bileşiklerin analjezik antiinflamatuvar etkileri COX enzim inhibisyon deneyleriyle, oksijen elektrodu kullanarak, oksijen alımının başlangıç oranıyla izlenmesi şeklinde gerçekleştirmiştir.