
96
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Okul öncesi eğitim kurumuna devam eden çocukların yazısız resimli kitapla oluşturdukları öykülerin anlatı analizi yöntemiyle değerlendirilmesi
Bu araştırma, okul öncesi eğitim kurumuna devam eden çocukların yazısız resimli kitap ile oluşturdukları öyküleri anlatı analizi yöntemiyle değerlendirerek öykü anlatma becerilerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkâmil ilçelerinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı 4 bağımsız anaokuluna devam eden 57 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları; Alev (2011) tarafından Türkçe standardizasyon çalışması yapılan Pragmatik Dil Becerileri Envanteri, Parkta Bir Gün isimli resimli öykü kitabı, Doğum Günü Hediyesi isimli yazısız resimli kitap ve Işıtan (2010) tarafından geliştirilen Öykü Anlatma Değerlendirme Formudur. Çalışma grubu belirlenirken Pragmatik Dil Becerileri Envanteri kullanılmıştır. İlk olarak 4 bağımsız anaokulundan 18 öğretmen toplam 266 çocuk için PDBE'yi doldurmuştur. Çocukların PDBE'den aldıkları puanlar doğrultusunda, çalışma grubunda pragmatik dil becerileri zayıf ve güçlü olan çocukların belirlenmesi amaçlanmıştır. Envanter puanlarının aritmetik ortalamasının bir standart sapma üzerinde ve bir standart sapma altında puan alan çocuklar belirlenmiştir. Belirlenen bu çocuklardan okula devam eden, araştırmaya katılmaya gönüllü olan 57 çocuk, araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırmanın veri toplama araçlarından biri "Parkta Bir Gün" adlı resimli öykü kitabıdır. Çalışma grubundaki çocukları daha iyi tanıyabilmek için kullanılan bu kitap öncelikle araştırmacı tarafından çocuklara okunmuş, daha sonra çocukların bu kitabı anlatmaları istenmiştir. Bu kitap aracılığıyla oluşturulan öykülerin biçim analizi (öykü anlatma uzunluğu ve öykü anlatma hızı) yapılmıştır. Araştırmadaki veri toplama araçlarından biri olarak "Doğumgünü Hediyesi" adlı yazısız resimli kitap kullanılmıştır. Çocuklar, resimlere bakarak öykü oluşturmuş, oluşturulan bu öykülerden elde edilen veriler Öykü Anlatma Değerlendirme Formu ile değerlendirilmiştir. Araştırmada verilerin analizinde SPSS 22.0 istatistik programı kullanılmıştır. Öykünün giriş, gelişme, sonuç, öyküyü kavrama, hatalar ve değerlendirme soruları kısmının incelenmesi amacıyla yüzde ve frekans değerleri incelenmiştir. Öykünün biçim analizi (öykü uzunluğu ve öykü anlatma hızı) ile ilgili veriler nicel ve sürekli verilerden oluşmaktadır. Öykü uzunluğu ve öykü anlatma hızı ile ilgili verilerin betimsel istatistikleri yapılmış, en düşük ve en yüksek puanlar ile aritmetik ortalama değerleri hesaplanmıştır. Araştırmada verilerin analizinden elde edilen sonuçlara göre, çocukların öyküye isim verme, öyküdeki karakterlere isim verme, bitirme sözcesi kullanma başarılarının düşük olduğu belirlenmiştir. Öykülerinde yer tanıtımı yaparken uzay aracı, kutuplar, roket gibi farklı tanımlar bulunması, hediye verilme sebebinin küresel ısınma gibi farklı bir konu ile ilişkilendirilmesi dikkat çekmiştir. Bu bulgular, çocukların yazısız resimli kitap ile hayal güçlerini aktif olarak kullandıkları sonucuna ulaşılmasını sağlamaktadır. Çocukların öykülerinde olayları doğru sıralama, konudan uzaklaşmadan öykü oluşturma başarılarının yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çocukların tamamına yakınının öyküdeki karakterlerden bahsettiği; anne, baba, komşular gibi bir kurgu sonucu oluşabilecek karakterlerden bahsedilme oranının düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çocukların oluşturdukları öykülerde, öykünün biçim analizi (öykü anlatma uzunluğu ve öykü anlatma hızı) bölümünün incelenmesi sonucunda, çocukların öykülerinde basit cümle kullanımının bağlaçlı cümle kullanımından fazla olduğu sonucuna varılmıştır. Çocukların öykülerinde kullandıkları toplam sözcük sayısı ortalaması ile farklı sözcük sayısı ortalaması arasında büyük bir fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çocukların öykülerindeki toplam sözce sayısı ortalaması ile tam anlaşılır sözce sayısı ortalamasının birbirine yakın değerler aldığı sonucuna ulaşılmıştır.
Okul öncesi çocukların bakış açısı alma becerilerine "Ben sorun çözebilirim programı"nın etkisi
Bu araştırma, okul öncesi dönem çocuklarının bakış açısı alma becerileri üzerinde "Ben Sorun Çözebilirim Programı"nın etkisinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2016-2017 eğitim öğretim yılında Adana il merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı iki anaokuluna devam eden beş yaş grubunda 51 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada ön test, son test ve kalıcılık testli deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada bir deney ve iki de kontrol grubu yer almıştır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından hazırlanan "Genel Bilgi Formu" ile Aslan ve Köksal Akyol (2016) tarafından geliştirilen "Çocuklar için Bakış Açısı Alma Testi (ÇBT)" kullanılmıştır. Uygulama sürecinin ilk aşamasında deney ve kontrol gruplarında yer alan çocuklara ÇBT ön test olarak uygulanmıştır. Daha sonra deney grubundaki çocuklara Shure (1992) tarafından geliştirilen, Öğülmüş (2001) tarafından Türkçe'ye ve Türk kültürüne uyarlaması yapılan "Ben Sorun Çözebilirim Programı" (BSÇ) uygulanmıştır. Kontrol 1 ve Kontrol 2 gruplarındaki çocuklar normal eğitim programlarına devam etmişlerdir. Program uygulamasının tamamlanmasının ardından deney ve kontrol gruplarına ÇBT son test olarak uygulanmıştır. Araştırmanın son aşamasında, uygulamanın bitiminden dört hafta sonra deney grubunda yer alan çocuklara ÇBT kalıcılık testi olarak uygulanmıştır. Elde edilen veriler, betimsel istatistikler ve normallik testi sonuçları doğrultusunda analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, "Ben Sorun Çözebilirim Programı"nın, okul öncesi dönem çocuklarının bakış açısı alma becerileri üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Deney, kontrol 1 ve kontrol 2 gruplarında yer alan çocukların ön test sonuçları arasında anlamlı bir farklılık bulunmazken, BSÇ Programının deney grubuna uygulanmasının ardından deney grubundaki çocukların son test puanlarının, kontrol 1 ve kontrol 2 gruplarındaki çocukların son test puanlarından anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte deney grubunda yer alan çocukların ÇBT son test puanları ile kalıcılık testi puanları arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi dönem, bakış açısı alma, ben sorun çözebilirim programı
Anasınıfı çocukları ve ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin ilkokul algıları
Bu araştırma anasınıfı çocukları ve ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin ilkokula yönelik algılarını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Adana ili Çukurova ilçesine bağlı okul öncesi kurumuna devam eden farklı sınıflardan altı yaş grubu 45 çocuk ve aynı mahalleye bağlı bir ilkokula devam eden 45 birinci sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırma olgu bilim (fenomenoloji) deseniyle yürütülmüştür. Araştırmada veriler mosaic approach (mozaik yaklaşım) yöntemiyle toplanmıştır. Bu doğrultuda çocuklarla birebir görüşmeler yapılıp, sonrasında çocuklara resim çizdirip anlattırma yöntemiyle daha geniş verilere ulaşılmıştır. Toplanan görüşme verileri içerik analizi yöntemiyle, çocukların çizdiği resimlerin verileri ise betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmada çocukların görüşme bulgularıyla resim bulguları paralellik göstermiş olup, araştırma sonucunda anasınıfı çocuklarının da birinci sınıf öğrencilerinin de okulların dış mekan ve iç mekanlarına yönelik, günlük akış ve programlarına yönelik, sınıf yönetimine yönelik ve son olarak akran ilişkilerine yönelik olmasını istedikleri veya istemedikleri birtakım görüşlerde bulundukları görülmüştür. Anahtar kelimeler: Anasınıf, birinci sınıf, İlkokul algısı
Bilişsel edebi yaklaşım açısından resimli öykü kitaplarındaki duygu ifadelerinin incelenmesi ve 60-72 aylık çocuklara bu duyguların yansıması
Çocuklar yaşamın ilk yıllarından itibaren sosyal çevrelerindeki olay ve olguları resimli öykü kitapları aracılığıyla tanımaya ve anlamaya başlamaktadır. Resimli öykü kitaplarının bu önemli rolü çocuklara zihin okuma ve empati becerisini kullanmada ve geliştirmede büyük bir katkı sunmaktadır. Bu önemli katkı çocuk edebiyatında yeni bir yaklaşım olan Bilişsel Edebi Yaklaşım ışığında değerlendirilmektedir. Bilişsel Edebi Yaklaşım, genel olarak kurgusal edebi çerçeve içinde ortaya çıkan mesajın okuyucu tarafından hangi bilişsel süreçlerle anlaşıldığı ve okuyucunun kafasında nasıl bir resim ortaya çıkardığıyla ilgilenmektedir. Bu araştırma birbiriyle ilişkili iki çalışmadan oluşmaktadır. Birinci çalışmada, Bilişsel Edebi Yaklaşım çerçevesinde resimli öykü kitaplarındaki metin ve resim etkileşimiyle duygu ifadelerini yansıtma durumu; ikinci çalışma da ise Bilişsel Edebi Yaklaşım açısından resimli öykü kitaplarındaki duygu ifadelerinin 60-72 aylık çocuklardaki yansıması incelenmiştir. Birinci çalışmanın çalışma grubunu amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilmiş 13 resimli öykü kitabı, ikinci çalışmanın çalışma grubunu ise Tunceli il merkezinde özel bir okul öncesi eğitim kurumuna devam eden ortalama 66 aylık 10 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı doğrultusunda birinci çalışmanın verileri doküman inceleme yöntemiyle toplanmış ve veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. İkinci çalışmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşme yöntemiyle toplanmış, veriler yine içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın birinci çalışmasına ait bulgular; 13 resimli öykü kitabı arasından altı resimli öykü kitabına ait resimlerin, öyküdeki karakterlerin zihinsel durumlarını fark etmeye ve anlamaya olanak sağladığını, beş kitaba ait resimlerin ise belirsizlik içerdiğini göstermiştir. Kitaplarda duygu ifade eden sözcük veya sözcük gruplarında en fazla "mutluluk" ve "üzüntü" duygularının işlendiğini görülmüştür. Ayrıca, bulgularda öykü kitaplarında 143 kez "evet" ve 68 kez "hayır" ile resim ve metin etkileşiminden bahsedilebileceği ortaya çıkmış fakat bunun beklenen düzeyde olmadığı saptanmıştır. 143 kez "evet"; resimle aktarılan duygunun metinle desteklendiği veya metinde anlatılan duygunun resimle desteklendiği anlamını taşımaktadır. 68 kez "hayır"; resimle aktarılan duygunun metinle desteklenmediği veya metinde anlatılan duygunun resimle desteklenmediği anlamını taşımaktadır. Bunun yanı sıra resimli öykü kitaplarındaki duygu ifadelerinin geçtiği cümlelerde en fazla ikinci sırada zihin okumada yansıtma katmanı olduğu saptanmıştır. Araştırmanın ikinci çalışmasına ait bulgular ise ortalama 66 aylık çocukların; Bilişsel Edebi Yaklaşım acısından duygu durumunu iyi yansıtan kitaptaki resim ve metindeki duygu ifadelerini anlayarak karakterlerin zihinsel durumlarını fark ettiğini ve empati kurduğunu, duygu durumunu iyi yansıtamayan kitaptaki resim ve metindeki duygu ifadelerini anlamada karakterlerin zihinsel durumlarını fark etmede ve empati kurmada güçlük yaşadığını göstermiştir. Anahtar kelimeler: Bilişsel edebi yaklaşım, zihin okuma (zihin kuramı), empati, resimli öykü kitapları, duygular, 60-72 aylık çocuklar
Çocukların bakış açısı alma becerilerine okul öncesi eğitim alma durumunun etkisi
Bu araştırma okul öncesi eğitim alma durumunun 48-72 aylık çocukların bakış açısı alma becerileri üzerimdeki etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma grubunu 2016-2017 Eğitim-Öğretim yılında Niğde il merkezinde, alt sosyo- ekonomik düzeydeki okul öncesi eğitim alan 100 çocuk (48- 54 aylık (25 çocuk), 55- 60 aylık(25 çocuk), 61- 66 aylık (25 çocuk), 67-72 aylık (25 çocuk) ve okul öncesi eğitim almayan 100 çocuk (48- 54 aylık (25 çocuk), 55- 60 aylık (25 çocuk), 61- 66 aylık (25 çocuk), 67-72 aylık (25 çocuk) olmak üzere toplam 200 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Aslan ve Köksal Akyol (2016) tarafından geliştirilen "Çocuklar için Bakış Açısı Alma Testi (ÇBT)" ve araştırmacı tarafından hazırlanan Görüşme Kayıt Formu kullanılmıştır. ÇBT okul öncesi eğitim alan ve almayan çocuklara eş zamanlı olarak uygulanmıştır. Verilerin analizi betimsel istatistikler ve normallik testi sonuçlarına göre yapılmıştır. Normallik testi sonuçları Shapiro-wilk testi ile elde edilmiştir. Veriler normal dağılım gösterdiğinden parametrik testler kullanılmıştır. Okul öncesi eğitim alan ve almayan gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olup olmadığını incelemek için t testi, bağımsız değişkenlerin çocukların bakış açısı alma becerilerini yordama durumunu incelemek için ise aşamalı regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda okul öncesi eğitimin çocukların bakış açısı alma becerileri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Üç yaş grubunda okul öncesi eğitim alan ve almayan çocukların ÇBT puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmazken; dört, beş ve altı yaş grubundaki çocukların ÇBT puanları arasında okul öncesi eğitime devam etme durumlarına göre anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır. Ayrıca, analiz sonucunda cinsiyet, anne-babanın eğitim durumunun ve mesleğinin çocukların bakış açısı alma becerileri üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmazken, yaş ve okul öncesi eğitime devam durumunun çocukların bakış açısı alma becerilerini anlamlı bir şekilde yordadığı belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Okul öncesi eğitim, sosyal beceriler, bakış açısı alma
Okul öncesi dönem çocuklarının sınıf içi güç ilişkilerinin incelenmesi
Bu araştırma, okul öncesi dönem çocuklarının sınıf içi güç ilişkilerini incelemek amacıyla yapılmış nitel bir çalışmadır. Çalışmada çocuk-çocuk, öğretmen-çocuk ve çocuk-öğretmen arasındaki güç ilişkileri incelenmiştir. Araştırma Adana il merkezinde, bir devlet üniversitesine bağlı uygulama anaokulunun 5-6 yaş grubu sınıflarından birinde yürütülmüştür. Çalışma grubunu sınıfın öğretmeni ve sınıfta eğitim gören 19 çocuk oluşturmuştur. Çocukların 10'u erkek 9'u kızdır. Araştırma verileri, nitel veri toplama yöntemleri olan görüşme, gözlem ve araştırmacı günlüğü yoluyla toplanmıştır. Elde edilen nitel verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. İçerik analizinde ham veriler sistematik kodlama işlemine tabi tutulmuştur. Verilerin analizinde tümevarımsal yaklaşım uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre okul öncesi dönem sınıfında güç hakimiyeti sağlamak için iki temel stratejinin kullanıldığı görülmüştür. Bu stratejiler zorunlu kılma ve gönüllü olmasını sağlama şeklinde ortaya çıkmıştır. Hem çocuklar birbirleri üzerinde güç hakimiyetini sağlarken hem öğretmen çocuklar üzerinde etki oluştururken hem de çocuklar öğretmene isteklerini gerçekleştirirken bu iki stratejiyi kullanmaktadırlar. Çocuk-çocuk ve öğretmen-çocuk güç ilişkisinde daha çok zorunlu kılma stratejisi kullanılmıştır. Çocuk-öğretmen güç ilişkisinde ise daha çok gönüllü olmasını sağlama stratejisi kullanılmıştır. Çocukların arkadaşlarına ve öğretmene karşı zorunlu kılma stratejilerinden en çok emrivaki yapma, gönüllü olmasını sağlama stratejilerinden de istek belirtme yöntemini kullandığı görülmüştür. Öğretmenin ise uyarılar yoluyla çocukları zorunlu kıldığı ve ödüller yoluyla da gönüllü olmalarını sağladığı Öğretmenin çocuklarla olan fiziksel ve ilişkisel mesafesi sınıf içi tüm güç ilişkilerini (çocuk-çocuk, öğretmen-çocuk, çocuk-öğretmen) etkilemektedir. Sınıf içi güç ilişkilerinde sınıf kurallarının devamının sağlanması hem çocuklar hem de öğretmen için önemli bir unsur olmaktadır. Öğretmen, gönüllü olmasını sağlama stratejisini daha çok çocuğa yönelik kazanımlar için kullanırken, zorunlu kılma stratejisini daha çok sınıf yönetiminin sağlanması için kullanmaktadır. Çocuklar sahip olduklarının devamı ve korunması için paylaşmayı kabul etmedikleri durumlarda akranlarına karşı zorunlu güç kullanımına başvururken, başka bir çocuğun sahip olduklarını kendisi ile paylaşmasını istediği durumlarda gönüllü olmasını sağlama stratejisine başvurdukları ortaya çıkmıştır. Anahtar kelimeler: Akran ilişkileri, güç ilişkileri, öğremen-çocuk ilişkileri
Okul öncesi dönem çocuklarının bakış açısı alma becerileri ile dil becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, okul öncesi dönem çocuklarının bakış açısı alma becerileri ile alıcı ve ifade edici dil becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2016-2017 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde Adana ili merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı altı tane anaokuluna devam eden üç-dört-beş yaş grubundan 98 çocuk oluşturmaktadır. Çalışma nicel desende olup, ilişkisel araştırma türlerinden korelasyonel araştırma olarak gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları olarak, araştırmacı tarafından hazırlanan "Genel Bilgi Formu", Aslan ve Köksal Akyol (2016) tarafından geliştirilen "Çocuklar için Bakış Açısı Alma Testi (ÇBT)", Dunn ve Dunn (1959) tarafından oluşturulup Katz, Önen, Demir, Uzlukaya ve Uludağ (1974) tarafından Türkçeye uyarlanan "Peabody Resim-Kelime Testi" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Dil Örneği Formu" kullanılmıştır. Veriler Nisan - Mayıs ve Haziran 2017 tarihlerinde çocuklarla gerçekleştirilen bireysel görüşmelerle elde edilmiştir. Ölçme araçlarından elde edilen veriler öncelikle betimsel istatistik ve normallik testi ile analiz edilmiştir. Elde edilen veriler normal dağılım gösterdiğinden, bakış açısı alma becerisi ile Peabody Resim-Kelime Testi arasında ve bakış açısı alma bcerisi ile çocuklardan alınan dil örneğine ilişkin toplam cümle sayısı, toplam kelime sayısı, sözcük çeşitdi sayısı ve bir cümledeki ortalama sözcük sayısı puanları arasındaki ilişki belirlemek için Pearson Korelasyon analizi yapılmıştır. Alıcı ve ifade edici dil becerileri puanlarının çocukların bakış açısı alma becerilerini ne ölçüde yordadığını belirlemek için de regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda çocukların bakış açısı alma puanları ile alıcı ve ifade edici dil becerileri puanları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır. Dahası bu ilişkinin üç yaş gibi erken bir dönemde başladığı belirlenmiştir. Son olarak alıcı ve ifade edici dil becerilerinin çocukların bakış açısı alma becerilerini anlamlı bir şekilde yordadığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi dönem, bakış açısı alma, dil becerisi
Okul öncesi çocukları toplama ve çıkarmaya ilişkin sözel problemleri nasıl öğrenir?: Araştırmacı-öğretmen eylem araştırması
Bu araştırma, okul öncesi dönem çocuklarına toplama ve çıkarmaya ilişkin sözel problemleri büyük grup, küçük grup ve bireysel etkinlikler yoluyla nasıl öğretileceğini incelemek amacıyla araştırmacı öğretmen eylem araştırması deseninde yapılmıştır. Araştırma birbirini takip eden üç döngüden meydana gelmiştir. Birinci döngüde büyük grup matematik oyun etkinliği, ikinci döngüde küçük grup matematik etkinlikleri ve üçüncü döngüde bireysel matematik etkinlikleri kullanılmıştır. Her bir döngü gerçekleştikten sonra döngü; araştırmacı ve çocuk bakımından değerlendirilmiştir. Ek olarak, çocukların toplama ve çıkarmaya ilişkin sözel problemleri çözme becerilerinde anlamlı bir fark olup olmadığını belirlemek amacıyla sözel problem testi öntest ve sontest olarak uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmaya Adana ilinin Yüreğir ilçesinde yer alan bir köyde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilköğretim okulunun anasınıfında yer alan 15 okul öncesi çocuğu ve öğretmeni katılmıştır. Öğretmen aynı zamanda araştırmacının kendisidir. Araştırma verileri nitel veri toplama yöntemlerinden görüşmeler, gözlemler ve dokümanlar yoluyla toplanmıştır. Elde edilen verilerin tümevarımsal bir bakış açısıyla içerik analizi yapılmıştır. Araştırma sürecinde araştırmacının eylem planlarını uygularken öğrenmeyi destekleyici, problem çözme basamaklarını işleten ve öğrenmeyi kısıtlayan davranış ve söylemleri ortaya çıkmıştır. Sözel problem çözmeye yönelik matematik etkinliklerini uygulama aşamasında araştırmacının kendisinden ve dış etkenlerden kaynaklı bazı sorunlar yaşadığı belirlenmiştir. Bu sorunlardan birçoğu yapılan eylem araştırmasında araştırmacının kendi ürettiği çözümlerle giderilmiştir. Araştırmacının süreçte kullandığı büyük grup, küçük grup ve bireysel etkinliklerin okul öncesi dönem çocuklarının matematiksel sözel problemleri çözme becerilerinin gelişmesine katkı sağladığı sonucuna ulaşmıştır. Buna ek olarak, yapılan Wilcoxon İşaretli Sıralar testi sonucunda çocukların sözel problem çözme becerilerinde anlamlı fark olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmacı süreç sonunda toplama ve çıkarmaya ilişkin sözel problemlerin okul öncesi dönemde uygulanabilir olduğu sonucuna ulaşmıştır.
Okul öncesi eğitim çağında konargöçer yörük Türkmen çocukların gelişimsel ve eğitimsel refahlarının ekokültürel teori bakış açısıyla incelenmesi
Bu araştırma, okul öncesi eğitim çağında konargöçer Yörük Türkmen çocukların gelişimsel ve eğitimsel refahlarında aile yapısının nasıl bir rolü olduğunu, kültürel toplulukta çocukların gelişimsel refahlarına yönelik bakım uygulamaları ve bu uygulamaları etkileyen faktörlerin neler olduğunu çocukların günlük yaşama katılımları, informal ve formal eğitim süreçlerinin nasıl olduğunun, nelerden etkilendiğinin ve tüm bu sürecin nasıl geliştiğinin ekokültürel teori bakış açısıyla incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden etnografi kullanılarak yürütülen bu çalışmanın katılımcılarını, 2017-2018 eğitim öğretim yılında, Mersin ilinin Silifke ve Gülnar ilçelerindeki MEB'e bağlı iki ilkokulun bünyesindeki okul öncesi eğitim sınıfına devam eden dört konargöçer Yörük Türkmen çocuk, onlara bakım verme sorumluluğu olan oba üyeleri ve çocukların öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerinin toplanmasında gözlem, görüşme, araştırmacı günlüğü ve etnografik fotoğraf kullanılmıştır. Çocukların her biri okul ve oba bağlamlarında, bakım verenleri, öğretmenleri ve akranlarıyla ilişkileri açısından 25 Eylül 2017- 27 Mayıs 2018 tarihleri arasında gözlemlenmiştir. Ayrıca çocuklarla, onlara bakım verme sorumluluğu üstlenen kişilerle ve öğretmenleriyle de yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşme soruları ve gözlem planlamaları, ekokültürel aile görüşmeleri (Ecocultural Family Interview) formu temelinde hazırlanmıştır. Araştırma sürecinde araştırmacı tarafından her günün sonunda araştırmacı günlüğü tutulmuştur. Araştırmacı günlüğü, çocukların ev ve okul bağlamında gelişimsel ve eğitimsel refahlarına yönelik olarak uygulamaları ve bu uygulamalar sürecinde yaşanan etkileşimlerin ekokültürel niş çevresinde kayıt altına alınmasını sağlamıştır. Tüm bu sürecin görsel olarak desteklenmesi ve değerlendirilebilmesi amacıyla araştırma sürecinde etnografik fotoğraflama yoluyla görsel kayıtlar alınmıştır. Araştırmada tüm veri toplama araçlarından elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz ve içerik analizi yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçları ekokültürel teori temelinde tartışılmıştır. Bu bağlamda konargöçer Yörük Türkmen çocukların gelişimleri ve eğitimlerinde, konargöçer yaşama bağlı ekokültürel niş'inin belirleyici olduğu sonucuna varılmıştır. Obaların geçim kaynakları olan dağ hayvancılığı ve buna bağlı iş yükü, konargöçer Yörük Türkmen obalarında geniş aile yapısı ve mekanik dayanışma şeklini zorunlu kılmıştır. Toplulukta, aile yapısı ve mekanik dayanışma şekli kollektifliği desteklemekte ve bu kollektif anlayışsa çocukların gelişimsel refahlarına yönelik bakım uygulamaları ve bu uygulamalarda rol ve sorumlulukların dağılımında etkili olmaktadır. Çocuklara yönelik bakım uygulamalarında, çocukların topluluk içinde erken yaşlarda işlevsel bir üye olarak katılımı hedeflenmektedir. Çocukların gelişimine yönelik bu hedef ve beklentiler, çocukların hem topluluğun hem kendi refahını sağlama da aktif rol almaları yönündedir. Bu durum konargöçer Yörük Türkmen kültüründe, çocuğun kültürel ve ekonomik değerinin olduğu kanısını uyandırmıştır. Genel olarak bakıldığında konargöçer yaşam biçiminin çocukların gelişimsel refahları üzerinde olumlu ve olumsuz etkileri bulunmaktadır. Çocukların genel olarak kendi topluluklarında ve oba bağlamında mutlu, sağlıklı bir gelişim içinde oldukları, ancak bağlam dışına çıktıklarında özellikle sosyal gelişim açısından sorunlarla karşılaştıkları görülmüştür. Çocukların eğitimsel refahı incelendiğinde ise topluluğun geçmişten günümüze var olan eğitime erişim, eğitimin sürekliliği ile ilgili sorunların devam ettiği görülmüştür. Konargöçer Yörük Türkmen topluluklarında çocukların eğitimsel refahında, konargöçer yaşam biçimi, bakım verenlerin eğitim durumları ve eğitimde önceliklerinin informal eğitimden yana olması gibi faktörlerin etkili olduğu görülmüştür. Bunun yanı sıra topluluğun sosyal görünürlüğünün düşük olması ve ülkemizin hizmet öncesi ve hizmet içi öğretmen yetiştirme programlarının, eğitim ve öğretim programlarının, eğitim politikalarında kültüre duyarlılık noktasında yenilenmeye ihtiyacı bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çocuk gelişimi ve eğitimi, kültürel psikoloji, çocukluk refahı, etnografi, Konargöçer Yörük Türkmen, ekokültürel teori
Bir anaokulunda uygulanan "minik tema" projesinin öğretmen bakış açısına göre incelenmesi
Gelecek nesillere daha yaşanılabilir bir dünya bırakılması için çevre bilincinin küçük yaşlarda kazanılması çok önemlidir. Bu araştırma kapsamında, okul öncesi eğitimde çevre eğitimini geliştirmeye yönelik olarak Tema Vakfı tarafından uygulanan Minik Tema projesi sürecinde öğretmenlerin, farkındalık ve tutumlarında yaşanan değişimlerin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu araştırmada, verilen çevre eğitimi uygulamaları sürecinde öğretmenlerin yaşantıları ve bu süreçte çevre eğitimi algılarında oluşan değişim-gelişimleri irdelenmiştir. Bu araştırma Minik Tema projesinin nasıl uygulandığını süreçte neler yaşandığını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Uygulamanın yapıldığı anaokulunda bulunan sekiz öğretmen araştırmanın katılımcılarını oluşturmaktadır. Araştırmaya katılmaya gönüllü olmuşlardır. Öğretmenlerle birlikte hazırlanan uygulama takvimi doğrultusunda etkinlikler uygulanmıştır. Yapılan uygulamalar gözlenmiştir. Öğretmenlerle bireysel ve odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Betimsel analiz yöntemi ile veriler analiz edilmiştir. Yapılan görüşme ve gözlemler doğrultusunda elde edilen verilere göre, öğretmenlerin çocuk temelli uygulama bakış açısına sahip olmadıkları, etkinlikleri genel olarak sözel anlatım şeklinde gerçekleştirdikleri gözlenmiştir. Süreç içerisinde Minik Tema uygulama kitapçığının da rehberliğiyle mesleki ve bireysel anlamda pek çok kazanım elde etmişler ve keyifli eğitim süreçleri geçirmişlerdir. Süreçte öğrencilerinde aktif rol aldığı öğrenmesüreçleri gerçekleştirilmiştri. Öğretmenler, uygulamalar sonrasında çevre eğitiminin nasıl olması gerektiği konusunda eksikliklerini farketmişler ve pek çok alanda kazanımlar edinmişlerdir. Özellikle sınıf yönetimi ve farklı yöntem -tekniklerin kullanımı konusunda süreç içerisinde anlamlı kazanımları olmuştur.
Okul öncesi dönem çocuklarının kullandıkları liderlik stratejilerinin oyun bağlamında incelenmesi
Bu araştırma, okul öncesi dönem çocuklarının kullandıkları liderlik stratejilerinin neler olduğu ve bu stratejilerin farklı oyun türlerinde nasıl ortaya çıktığını incelemek amacıyla yapılmış nitel bir çalışmadır. Bu araştırmada uygulanan desen durum çalışmasıdır. Çalışma, Gaziantep ili, Şahinbey merkez ilçesinde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız bir anaokulunda 15 çocuktan oluşan beş yaş sınıfı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veriler gözlem, görüşme, doküman analizi ve araştırmacı günlüğü kullanılarak toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle anlamlandırılmıştır. İçerik analizinde veriler kodlanmış, uygun kategoriler ve temalar oluşturulmuş, elde edilen kategoriler ve temalar sistematik şekilde düzenlenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre okul öncesi dönem çocuklarının kullandıkları liderlik stratejileri Mawson (2011) çalışması temel alınarak fiziksel saldırganlık, fiziksel atılganlık, ilişkisel saldırganlık ve ilişkisel atılganlık olmak üzere dört kategoride incelenmiştir. Çocukların kullandığı liderlik stratejilerini farklı oyun türleri içinde incelemek amacıyla Lillard (2014) tarafından tanımlanan okul öncesi dönem çocuklarının oynadıkları oyun kategorileri temel alınmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre belirlenen dört liderlik stratejisinden en fazla ilişkisel atılganlık stratejisinin kullanıldığı görülürken; bu stratejilerin tamamının kullanıldığı oyun türünün ise dramatik oyun ve yapı-inşa oyunları olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırma sonucunda liderlik stratejilerinden fiziksel saldırganlık stratejisinin yapı-inşa oyunu, fiziksel (lokomotor) oyun ve kurallı oyunda içinde kendi isteklerini yaptırmak için saldırgan davranış sergileme; dramatik oyun içinde kabadayı rolüne bürünme şeklinde ortaya çıktığı görülmüştür. Fiziksel atılganlık stratejisinin; dramatik oyunda kaynakları elinde tutarak güç hakimiyeti sağlama, yapı-inşa oyunları ve fiziksel (lokomotor) oyun diğerlerini kontrol etme; kurallı oyun içinde ise evden oyuncak getirerek güç hakimiyeti sağlama ve kahramanlığa soyunarak güç hakimiyeti sağlama şeklinde ortaya çıktığı görülmüştür. İlişkisel saldırganlık stratejisinin; dramatik oyun, yapı-inşa oyunları ve fiziksel (lokomotor) oyunlarda, diğerleriyle ilişkilerinde baskı kurarak lider olma ve kendini daha başarılı görme şeklinde ortaya çıktığı görülmüştür. İlişkisel atılganlık stratejisinin ise; dramatik oyunda destekçi toplama, dikkatleri üzerine toplama ve güçlü olana yakın olarak lider olma, yapı-inşa oyunları ile fiziksel (lokomotor) oyunlarda destekçi toplama ve güçlü olana yakın olarak lider olma şeklinde ortaya çıktığı görülmüştür. Manipülatif oyun içinde ise destekçi toplayarak lider olma şeklinde ortaya çıktığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Liderlik, liderlik stratejileri, okul öncesi dönemde oyun, oyunda sosyal konum
Okul öncesi dönemde erken müdahale programları kapsamında bir kaynaştırma/bütünleştirme uygulamasına ilişkin durum çalışması
Bu araştırma; okul öncesi dönem kaynaştırma uygulamalarındaki mevcut durumu belirlemek, erken müdahale programları kapsamında bir kaynaştırma/bütünleştirme modelini uygulamak, uygulama sürecinde ve sonrasındaki durumu ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseninde yürütülen bu araştırmanın çalışma grubunu Adana ili Yüreğir ilçesindeki bir resmi bağımsız anaokulunda Otizm Spektrum Bozukluğu tanısı almış bir çocuğun bulunduğu sınıftaki öğretmen, 21 çocuk ve bu çocukların ebeveynleri oluşturmaktadır. Araştırmada öğretmen ve anne - babanın etkileşimsel davranışlarını değerlendirmek için Ebeveyn Davranışlarını Değerlendirme Ölçeği (EDDÖ-TV), çocuğun otistik bozukluk indeksini belirlemek için Gilliam Otistik Bozukluk derecelendirme ölçeği (GOBDÖ TV), çocuğun yetişkinlerle etkileşimsel davranışlarını değerlendirmek için Çocuk Davranışlarını Değerlendirme Ölçeği (ÇDDÖ-TV), çocuğun dil becerilerini ölçmek için Türkçe İletişim Davranışları Gelişim Envanteri 1 ölçeği kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formuyla öğretmen ve anne - babayla görüşülmüştür. Süreç içerisinde öğretmenle, aile ziyaretleri sırasında ve okul giriş çıkışlarında ve telefonda ise hem aile hem de öğretmenle yapılandırılmamış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Gerek mevcut durum tespitinde gerekse uygulama sürecinde ve sonrasında gözlemler yapılmıştır. Öğretmen gözlemleri sırasında araştırmacı tarafından oluşturulan kaynaştırmada öğretimsel düzenlemeleri içeren sistematik gözlem formu, Temel yapı taşları (TYT) sistemi içerinde yer alan sınıf niteliğini ölçümleme formu, çocuk ölçümleme formu ve davranış problemlerini belirleme formu çocuk gözlemlerinde ise problem davranışları belirleme formu ve araştırmacı tarafından oluşturulan üç-altı yaş otistik çocuklar eğitim programı kazanım değerlendirme formları kullanılmıştır. Doküman olarak öğretmenin aylık, etkinlik planları çocuk için hazırlamış olduğu Bireysel Eğitim Planları (BEP) incelenmiştir. Mevcut durumun belirlenmesi için altı hafta boyunca haftada üç gün veri toplanmıştır. Kaynaştırma süreci ise 16 hafta haftada üç gün okulda bulunularak çalışma gerçekleştirilmiştir. Elde edilen görüşmeler, gözlemler ve doküman incelenmesinden elde edilen veriler içerik analizi yapılarak incelenmiştir. Aile, öğretmen ve çocuk etkileşimsel davranışlarına ilişkin okulda, evde ve kaynaştırma çocuğunun gittiği özel eğitim merkezinde video kaydı alınarak analiz edilmiş ve etkileşimsel davranışları belirlenmiştir. Sonuç olarak; uygulama sonrasında öğretimsel düzenlemeleri belirleme formuna göre öğretimsel düzenlemelerin bütün alt boyutlarında artışlar görülmüştür. Öğretmenle yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen verilere göre mevcut durumda öğretmenin; kaynaştırma sürecinde çocuktan, aileden ve kendisinden kaynaklanan sorunlarının olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenle yapılan görüşmeler sonucunda gerçekleştirilen uygulama süreci ve sonrasına ilişkin görüşlerinin uygulamanın kullanışlılığına ilişkin görüşler, uygulamanın faydaları, uygulamada karşılaşılan sorunlar ve uygulamaya ilişkin çözüm önerileri olmak üzere dört başlıktan oluştuğu belirlenmiştir. Öğretmenin etkileşim davranışlarının EDDÖ-TV sonuçlarına göre "Duyarlı-yanıtlayıcı olma", "Duygusal-İfade edici olma" ve "Başarı odaklı yönlendirici olma" alt boyutlarında etkileşimsel davranışın istendik yönde arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Aileyle yapılan görüşmelerden elde edilen veriler neticesinde mevcut durumda okul öncesi kaynaştırma eğitimi konusunda ailenin karşılaştığı sorunların; eğitim sorunları, duygusal sorunlar, sosyal sorunlar, sağlık sorunları, ailedeki etkileşimden kaynaklanan sorunlar olmak üzere beş başlıktan oluştuğu görülmüştür. Uygulama süreci ve sonrasında aileyle yapılan görüşmelerden elde edilen veriler neticesinde yapılan uygulama sürecinin aileye faydalarına, aile rehberliğine, çocuğa katkısına, okuldaki uygulamaya, yaşadıkları sorunlara ilişkin boyutlar ve öneriler olmak üzere altı başlıktan oluştuğu görülmüştür. Ebeveynlerin çocukla etkileşimlerine ilişkin EDDÖ-TV sonuçlarına göre anne-babanın "Duyarlı-yanıtlayıcı olma", "Duygusal-İfade edici olma" ve "Başarı odaklı yönlendirici olma" alt boyutlarında etkileşimsel davranışlarının düzeyinin istendik yönde arttığı görülmüştür. Mevcut durumda ve 3-6 yaş otistik çocuklar eğitim programı kazanım değerlendirme formları kullanılarak elde edilen veriler sonucunda, özel gereksinimli çocuğun program içerinde yer alan 290 davranıştan 184 davranışı bir başka ifadeyle davranışların % 63,44' ünü kazanmadığı görülmüştür. Türkçe İletişim Davranışları Gelişim Envanteri 1 (TIGE 1) sonuçlarına göre %95 ihtimalle 11 ay %65 ihtimalle de 16 ay arasında alıcı dil becerilerine sahip olduğu görülmüştür. Özel gereksinimli çocuğa ilişkin (ÇDDÖ-TV) sonuçlarına göre etkileşim davranışlarının "Dikkat" ve "Başlatma" alt boyutlarında etkileşimsel davranışların çok düşük seviyede olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Davranış problemleri belirleme gözlem formuna göre çocuğun 93 toplam puanla davranış problemleri gösterme sıklığının yüksek olduğu görülmüştür. Uygulama süreci sonrasında öğretmen, araştırmacı ve ailenin doldurduğu üç-altı yaş otistik çocuklar eğitim programı kazanım değerlendirme formları kullanılarak elde edilen veriler sonucunda, özel gereksinimli çocuğun toplamda hedeflenen 184 davranışın 117'sini % 63,58'ini kazandığı belirlenmiştir. Türkçe iletişim envanteri normlarına göre % 95 ihtimalle 19 ay %45 ihtimalle de 27 ay arasında alıcı dil becerilerine sahip olduğu göstermektedir. Daha önce ifade edici dil becerisi Türkçe iletişim envanteri normlarına ölçümlenememişken ifade edici dil becerilerinde %90 ihtimal 9 aylık % 65 ihtimal 12 aylık dil becerilerine sahip olduğu görülmüştür. Özel gereksinimli çocuğa ilişkin (ÇDDÖ-TV) sonuçlarına göre etkileşim davranışlarının "Dikkat" ve "Başlatma" alt boyutlarında etkileşimsel davranışların istendik yönde önemli oranda geliştiği görülmüştür. Davranış problemleri belirleme gözlem formuna göre çocuğun davranış problemleri gösterme sıklığının azaldığı görülmüştür. Tüm verilerden elde edilen sonuçlara göre kaynaştırma çocuğun gelişim alanlarında ve yetişkinle olan etkileşimsel davranışlarında, öğretmen ve ailenin çocukla olan etkileşimsel davranışlarında ve bilgi düzeylerinde önemli artışlar meydana gelmiştir. Öğretmene ve aileye rehberlik hizmetleri sunulduğu takdirde kaynaştırma/bütünleştirme uygulamalarında başarı sağlanacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi, kaynaştırma, erken müdahale programları, otizm
Bir okul öncesi kurumundaki yapı ve uygulamaların çocukların duygusal, sosyal, düşünsel ve fiziksel hakları bağlamında incelenmesi
Tüm haklarına rağmen çocuklar toplumda yıllarca yetişkinlere bağımlı ikinci sınıf bir yer edinmişlerdir. Yetişkinler tarafından yaşamın dışına itilen ve görünmez insanlar haline gelen çocuklarımız kalıplara sıkıştırılmışlardır. Okul öncesi dönemdeki çocukların yaşama ve gelişme, eğitim ve korunma gibi en temel haklarına dair birçok hak ihlaline maruz kaldıkları görülmektedir. Bu araştırmanın amacı bir okul öncesi eğitim kurumundaki uygulamaları çocukların duygusal, sosyal, düşünsel ve fiziksel hakları bağlamında incelemektir. Araştırma 2016-2017 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde yaklaşık bir buçuk ay süresince Adana ili Sarıçam İlçesinde bulunan bir üniversite anaokulunda gerçekleştirilmiştir. Nitel bir çalışmadır. Bir durum çalışması olan bu araştırmanın çalışma grubunu anaokulu personeli ve çocukları oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak doküman analizi, gözlem ve görüşme kullanılmıştır. Veri toplama süreci yaklaşık olarak bir buçuk ay sürmüştür. Araştırmacı bu süreç içerisinde, okulun fiziksel yapısı ve sınıf içi uygulamaları ile ilgili gözlemler yapmıştır. Okul öncesi kurum yöneticisi, dokuz okul öncesi öğretmeni, rehberlik öğretmeni, okul hemşiresi, her sınıftan bir kız bir erkek olmak üzere toplamda on sekiz çocuk, anaokulu iki mutfak ve üç temizlik personeli ile birebir yarı yapılandırılmış görüşmeler yapmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmacı daha önceden veri analizi için bir çerçeve oluşturmuştur. Bu çerçeveye göre verilerin hangi temalar altında değerlendirilip, sunulacağı belirlemiş ve daha önce oluşturulan çerçevelere göre araştırmacı elde ettiği verileri okumuş ve düzenlemiştir. Bu çalışma dört temel çerçeveden oluşmaktadır. Bunlar; Duygusal Haklar, Sosyal Haklar, Düşünsel Haklar ve Fiziksel Haklardır. Araştırma sonucunda anaokulunda çocukların fiziksel ve düşünsel haklarının ön planda gözetildiği, sosyal ve duygusal haklarının ise daha geri planda tutulduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi eğitiminde çocuk hakları, duygusal haklar, sosyal haklar, düşünsel haklar, fiziksel haklar.
Okul öncesi öğretmenlerinin çocuk istismarı ve ihmali ile ilgili algıları
Bu araştırma okul öncesi öğretmenlerinin çocuk istismarı ve ihmalini nasıl algıladıklarını belirlemek amacıyla yapılmış nitel bir çalışmadır. Araştırma Gaziantep ili merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan 36 okul öncesi öğretmeninden oluşan çalışma grubuyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada derinlemesine ve ayrıntılı bir anlayışa sahip olmak amacıyla olgu bilim (phenomelogy) deseni tercih edilmiştir. Farklı görüşlere ulaşmak amacıyla çeşitli sosyo-ekonomik düzeyde bulunan okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan ve farklı kıdem yıllarına sahip okul öncesi öğretmenlerine ulaşılmıştır. Araştırma sürecinde araştırmacı, öğretmenlerin görüşlerini derinlemesine ortaya çıkarmak amacıyla nitel veri toplama araçlarından yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanmıştır. Görüşme formunda okul öncesi öğretmenlerinin çocuk istismarı ve ihmalini nasıl algıladıkları hakkında düşüncelerini belirlemek amaçlı sorular yer almıştır. Bu soruların hazırlanma aşamasında öğretmenlerle pilot uygulama yapılarak görüşmeler yapılmış ve iki okul öncesi eğitim uzmanının görüşünden faydalanılmıştır. Elde edilen nitel verilerin analizinde içerik ve betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre okul öncesi öğretmenlerinin çocuk istismarı ve ihmaline yönelik algıları alan yazında istismar ve ihmal türleri olarak yer alan altı kategori altında incelenmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin çocuk istismarı ve ihmali konusunda bir takım bilgilerinin ve duyarlılıklarının olduğu fakat bilgilerinin yetersiz olduğu görülmüştür. Ayrıca, öğretmenlerin istismar ve ihmale ilişkin kavramları, istismar davranışının yanı sıra, bu davranışın çocuk üzerindeki belirtilerine göre algıladıkları sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenler çocukların daha çok ev ortamında, bakımından sorumlu ve yakınındaki kişiler tarafından istismar ve ihmale uğradıklarını düşünmektedirler. Ayrıca katılımcıların istismarı ihmalden daha iyi tanımladıkları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi öğretmeni, çocuk, istismar, ihmal
Okul öncesi öğretmenlerinin matematiksel gelişim bilgileri, matematiğe yönelik kaygıları ve inançları ile çocukların erken matematik yetenekleri arasındaki ilişki
Bu araştırma, okul öncesi öğretmenlerinin matematiksel gelişim bilgileri, matematiğe yönelik kaygıları ve inançları ile çocukların matematik yetenekleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma grubu 2016-2017 eğitim öğretim yılında Hatay ili merkez ilçelerindeki orta sosyo-ekonomik düzeydeki okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapmakta olan beş yaş grubu 30 okul öncesi öğretmeni ve 300 okul öncesi dönem çocuğundan meydana gelmiştir. Örneklem seçiminde öncelikle orta sosyo-ekonomik çevrede yer alan okul öncesi eğitim kurumlarında görevli beş yaş grubu okul öncesi öğretmenleri belirlenmiştir. Belirlenen 60 öğretmen arasından basit tesadüfi örnekleme ile otuz öğretmen seçilmiştir. Seçilen 30 öğretmenden 4'ü çeşitli sebeplerle çalışmaya devam edememişlerdir. Basit tesadüfi örnekleme yöntemi sırasında örnekleme giremeyen 30 öğretmen arasından tekrar basit tesadüfi örnekleme ile eksilen dört öğretmenin yerine ekleme yapılmıştır. Örneklemde yer alan her öğretmenin sınıfından 10 çocuk basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilerek örnekleme eklenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Öğretmen ve Çocuk Genel Bilgi Formları, Matematiksel Gelişim Bilgisi Ölçeği (The Knowledge of Mathematical Development Survey), Matematik Kaygı Ölçeği (Math Anxiety Scale- Revised), İnanç Ölçeği (Beliefs Survey) ile Erken Matematik Yeteneği Testi-3 [The Test of Early Mathematics Ability-Third Edition (TEMA-3)] kullanılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerine ait veriler 2016-2017 eğitim öğretim yılında kasım, aralık aylarında toplanırken, çocuklara ait veriler ise 2016-2017 eğitim öğretim yılının nisan ve mayıs aylarında araştırmacı tarafından okulun sessiz bir odasında çocuklarla yapılan bireysel görüşmelerle elde edilmiştir. Veriler öncelikle betimsel istatistikler ve normallik testi ile analiz edilmiştir. Öğretmenlerin Matematiksel Gelişim Bilgisi Anketi, Matematik Kaygı, Matematik İnanç Ölçeği'nden aldıkları puanlar ile çocukların Erken Matematik Yeteneği Testi-3'ten elde ettikleri puanlar arasındaki ilişkiyi analiz edebilmek için Pearson korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Öğretmenlerin matematik gelişim bilgisi, matematik kaygı ve inançlarının çocukların erken matematik yeteneklerini ne ölçüde yordadığını belirlemek için regresyon analizi kullanılmıştır. Öğretmenlerin Gelişim Bilgisi Anketi puanları ile çocukların Erken Matematik Yeteneği Testi-3'ten aldıkları puanlar arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunurken, öğretmenlerin Matematik Kaygı Ölçeği puanları ile çocukların Erken Matematik Yeteneği Testi-3'ten aldıkları puanlar arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır. Ayrıca öğretmenlerin Matematik İnanç Ölçeği puanları ile çocukların Erken Matematik Yeteneği Testi-3'ten aldıkları puanlar arasında da pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır. Ek olarak, öğretmenlerin matematik kaygıları çocukların erken matematik yeteneklerini anlamlı bir şekilde yordamazken; öğretmenlerin matematiksel gelişim bilgileri ve matematik inançlarının çocukların erken matematik yeteneklerini anlamlı bir şekilde yordadığı belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Okul öncesi eğitim, matematiksel gelişim bilgisi, matematik kaygısı, matematik inancı, erken matematik yeteneği
Okul öncesi dönemde ebeveynlerin çocuk istismarına yönelik farkındalıklarının ve öğretmenlerin raporlama düzeylerinin belirlenmesi
Çocuk istismarı, fiziksel, cinsel, duygusal ve ihmal olmak üzere dört ana kategoriye ayrılmaktadır ve çocukların sağlıklı gelişimlerini olumsuz etkileyen ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma, Okul öncesi dönemde ebeveynlerin çocuk istismarına yönelik farkındalıklarının ve öğretmenlerin raporlama düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma, Türkiye'nin farklı bölgelerinden seçilen 161 öğretmen ve 177 ebeveyni kapsamaktadır. Veri toplama araçları olarak "Öğretmenlerin Çocuk Cinsel İstismarını Bildirmeye Yönelik Tutumları Ölçeği" ve "Ebeveynlere Yönelik İstismar Farkındalık Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin çocuk istismarını bildirme konusunda genel olarak olumlu bir tutuma sahip olduklarını, ancak istismar bildirim raporu sonuçları hakkında endişeler taşıdıklarını göstermiştir. Ebeveynlerin ise; çocuklarını orta düzey istismar etme davranışlarını gösterdikleri özellikle fiziksel ceza uygulama ve cinsel konulara yönelik tutumlarda istismar farkındalık düzeylerinin düşük olduğu görülmüştür. Ebeveyn ve öğretmenlere ait demografik değişkenler açısından yapılan analizler; cinsiyet, yaş ve eğitim durumu gibi faktörlerin çocuk istismarı konusundaki farkındalık ve tutumlar üzerinde önemli bir etkisinin olduğunu ortaya koymuştur. Bu sonuçlara göre; çocuk istismarını önlemek ve çocukların güvenliğini sağlamak için hem ebeveynlere hem de öğretmenlere yönelik eğitim ve farkındalık programlarının yaygınlaştırılmasının yanı sıra öğretmenlerin ve ebeveynlerin çocuk istismarını tanıma, raporlama ve müdahale etme konusundaki bilgi ve becerilerini artırmak için sürekli eğitim ve destek sağlanmalıdır.
Okul öncesinde bilgi işlemsel düşünme becerilerine akıl zekâ oyunlarının etkisi
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönemde akıl ve zekâ oyunlarının çocukların Bilgi İşlemsel Düşünme (BİD) becerileri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma, ön test–son test kontrol gruplu yarı deneysel desende gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, İstanbul ili Silivri ilçesinde bulunan bir anaokuluna devam eden 36 tane 5 yaş çocuğu oluşturmaktadır. Okul öncesi çocuklara yönelik "Akıl ve Zekâ Oyunları Etkinlikleri" hazırlanmıştır. Etkinlikler, deney grubunda yer alan çocuklara haftada üç gün olmak üzere toplam 9 hafta süreyle uygulanmıştır. Kontrol grubundaki çocuklar ise mevcut okul öncesi eğitim programına devam etmiştir. Araştırma kapsamında veri toplama aracı olarak, Relkin ve Bers (2021) tarafından geliştirilen ve Metin vd. (2024) tarafından Türkçeye uyarlanan Erken Çocuklukta Bilgi İşlemsel Düşünme Ölçeği (TechCheck-K) kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25.0 programı ile analiz edilmiş; betimsel istatistiklerin yanı sıra bağımsız örneklem t-testi ve ilişkili örneklem t-testi uygulanmıştır. Analiz sonuçlarına göre, deney grubunun son test puanlarının ön test puanlarına göre anlamlı düzeyde arttığı; kontrol grubunun ise anlamlı bir gelişim göstermediği belirlenmiştir. Ayrıca deney grubunun kalıcılık testi sonuçları ile son test sonuçları arasında anlamlı bir fark görülmemesi, uygulamanın kalıcı öğrenmeler sağladığını ortaya koymuştur. Araştırma bulguları, oyun temelli öğrenmenin özellikle akıl ve zekâ oyunları gibi yapılandırılmış etkinliklerle desteklendiğinde erken çocukluk döneminde BİD becerilerini anlamlı ve sürdürülebilir biçimde geliştirebileceğini göstermektedir. Bu bağlamda çalışma, okul öncesi döneme yönelik eğitim programlarında oyun temelli uygulamaların sistemli biçimde yer alması gerektiğine dikkat çekmekte; BİD'in okul öncesi eğitim programlarına entegrasyonu açısından özgün bir model sunmakta ve yapılandırılmış oyun etkinliklerinin etkisine dair deneysel kanıt sağlayarak alana katkı sağlamaktadır.
Okul öncesi kaynaştırma sınıfında akran ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik durum çalışması: Akran aracılı eğitim
Bu araştırmada, okul öncesi dönemde normal gelişim gösteren çocukların özel gereksinimi olan akranlarına yönelik sosyal kabül ve farkındalıklarını geliştirmek amacıyla akran aracılı eğitim uygulamaları yapılandırılmış oyun etkinlikleri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacı akran aracılı eğitimde yapılandırılmış oyun etkinliklerinin otizm spektrum bozukluğu olan özel gereksinimli çocuk ve normal gelişim gösteren çocukların sosyal becerilerine yansımalarını belirlemek ve normal gelişim gösteren çocukların sosyal kabul sürecindeki değişimleri ortaya koymaktır. Ayrıca araştırmada kaynaştırma eğitimine ilişkin mevcut durumu belirlemek ve kaynaştırma paydaşlarının birbirleri ile olan ilişkilerinin kaynaştırma sınıfına nasıl yansıdığını ortaya koymak hedeflenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını, 2017-2018 eğitim öğretim yılında Adana ili Yüreğir ilçesinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız bir anaokulunun; iki okul yöneticisi, yedi okul öncesi öğretmeni, üç yardımcı personeli, 17 normal gelişim gösteren çocuk ve bu çocukların ebeveynleri, uygulamanın gerçekleştirildiği sınıfın okul öncesi öğretmeni ile bir özel gereksinimli çocuk ve ebeveyni oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında görüşme formu, gözlem formu, resimli sosyometri, araştırmacı günlüğü, öğretmen günlüğü ve yapılandırılmış oyun etkinliği kayıt formu kulanılmıştır. Araştırmanın veri toplama sürecinde otizm spektrum bozukluğu olan çocuk haricinde tüm katılımcılar ile görüşmeler gerçekleştirilmiş; normal gelişim gösteren çocuklar ve sınıfın okul öncesi öğretmeni otizm spektrum bozukluğu olan özel gereksinimli çocuk ile olan ilişkileri açısından gözlemlenmiştir. Araştırmanın veri toplama süreci boyunca araştırmacı ve okul öncesi öğretmeni tarafından araştırmacı günlüğü tutulmuştur. Araştırmada dört ay boyunca haftada dört gün akran aracılı eğitim uygulamaları yapılandırılmış oyun etkinliği ile gerçekleştirilmiştir. Uygulama sürecinde normal gelişim gösteren çocukların otizm spektrum bozukluğu olan çocuğu sosyal kabul düzeyleri resimli sosyometri ile belirlenmiş ve sonrasında akran aracılı eğitimde yapılandırılmış oyun etkinliği uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Akran aracılı eğitim yapılandırılmış oyun etkinliği uygulamaları için öğretmen görüşü ve resimli sosyometri uygulaması sonucuna göre sınıftaki normal gelişim gösteren iki kız ve iki erkek çocuğu uygulama eğitimine alınmıştır. Akran aracılı eğitimin uygulama süreci hazırlık/çalıştırma, uygulama ve değerlendirme olmak üzere üç aşamada gerçekleştirilmiş ve toplamda 52 oyun uygulaması yapılmıştır. Uygulamalar günlük eğitim akışı içerisinde oyun zamanında gerçekleştirilmiştir. Uygulamalar sırasında oyun sürecine ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan yapılandırılmış oyun etkinliği kayıt formuna kaydedilmiştir. Araştırmada tüm veri toplama araçlarından elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz ve içerik analizi yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçları okul yöneticilerinin, okul öncesi öğretmenlerinin, yardımcı personelin, normal gelişim gösteren çocukların ebeveynlerinin kaynaştırma eğitimi ile ilgili bilgi eksikliği yaşadıklarını göstermektedir. Okul yöneticileri ve okul öncesi öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimi sürecinde planlama, uygulama ve değerlendirme yapmadıkları ve problemlere çözüm odaklı yaklaşmadıkları belirlenmiştir. Bu süreçte okul yardımcı personelinin görev tanımı dışında sorumluluklar aldıkları ve öğretmenlere eğitim uygulamalarında yardımcı oldukları görülmüştür. Ayrıca otizm spektrum bozukluğu olan çocuğun ebeveyninin okul yönetimi ile anaokuluna yerleştirme aşamasında problem yaşadığı ortaya konmuştur. Normal gelişim gösteren çocukların ebeveynlerinin çoğunluğunun kaynaştırma sürecine olumlu yaklaştığı, bu ebeveynlerin tutum ve davranışlarının kendi çocuklarının akran ilişkilerine yansıdığı ortaya konmuştur. Akran aracılı eğitim uygulamaları sonrasında normal gelişim gösteren çocukların özel gereksinimli çocuğa karşı uygulama öncesine göre sosyal etkileşimlerinin arttığı, farkındalık düzeylerine olumlu katkılar sağladığı belirlenmiştir. Ayrıca akran aracılı eğitim uygulamaları sonrasında otizm spektrum bozukluğu olan çocuğun dil gelişiminde ve sosyal becerilerinde olumlu değişimler yaşandığı görülmüştür.
Ev ortamında uygulanan eğitsel dijital matematik etkinliklerinin 60-72 ay çocukların erken matematik becerilerine etkisi
Bu araştırmanın temel amacı, okul öncesi eğitim almamış çocuklara yönelik geliştirilen eğitsel dijital matematik etkinliklerinin, çocukların erken dönem matematik becerileri üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışma, 60–72 ay aralığında bulunan çocuklardan oluşan, 8'i deney ve 7'si kontrol grubunda yer alan toplam 15 çocuk ile yürütülmüş; araştırma sürecinde yarı deneysel bir yaklaşım benimsenmiştir. Yarı deneysel desen çerçevesinde kurgulanan araştırmada, ön test-son test kontrol gruplu model kullanılmış; deney grubuna dijital matematik etkinlikleri uygulanırken, kontrol grubuna herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Veri toplama sürecinde Güncellenmiş Erken Aritmetik Testi (GEAT) kullanılarak, çocukların erken matematik becerilerindeki değişim ön test ve son test ölçümleri aracılığıyla değerlendirilmiştir. Uygulanan dijital etkinlikler, aritmetik becerileri hedefleyen kısa süreli ve etkileşimli içeriklerden oluşmakta olup, ebeveynlerin katılımıyla ev ortamında birebir olarak gerçekleştirilmiştir. Uygulama süreci boyunca araştırmacı, ebeveynlerle düzenli iletişim kurmuş ve gerekli durumlarda teknik ve içeriksel destek sağlamıştır. Elde edilen bulgular, deney ve kontrol gruplarının ön test puanları açısından benzer düzeyde olduklarını ortaya koyarken; son test ölçümleri, deney grubundaki çocukların erken matematik becerilerinde istatistiksel olarak anlamlı bir gelişim gösterdiğini ortaya koymuştur. Bu durum, eğitsel dijital matematik etkinliklerinin, çocukların temel düzey matematiksel becerilerini desteklemede etkili bir araç olduğunu göstermektedir. Araştırma bulgularının, erken çocukluk döneminde ev temelli dijital müdahalelerin etkililiğini ortaya koyması bakımından önemli katkılar sunduğu; özellikle sosyoekonomik açıdan dezavantajlı gruplarda erken eğitim fırsatlarının genişletilmesine yönelik uygulama ve politikalara ışık tutabileceği değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, ebeveyn eğitsel süreçte aktif roller üstlenmelerine olanak tanıyan bu tür müdahalelerin, erken çocukluk eğitimine yönelik bütüncül yaklaşımların geliştirilmesine katkı sağlayabileceği öngörülmektedir.
STEM eğitimine dayalı etkinliklerin okul öncesi çocukların temel bilimsel süreç becerilerine etkisi
Bu çalışma, STEM etkinliklerinin çocukların temel bilimsel süreç becerilerine etkisini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Bu araştırmada; karşılaştığı sorunlar ile başa çıkabilen, yenilikçi çözümler üreten, sorgulayan, araştıran bireyler yetiştirmek hedeflenmektedir. Araştırmanın evreni, 2019-2020 eğitim öğretim yılında Gaziantep il merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı anaokuluna devam eden 60-72 aylık çocuklarda oluşmaktadır. Çalışma grubu ise kontrol 1 grubunda 19, kontrol 2 grubunda 19 ve deney grubunda 19 çocuk olmak üzere, toplam 57 çocuktan oluşmaktadır. Araştırmada, nicel araştırma desenlerinden yarı deneysel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde, çocuklar ve ebeveynlerine ilişkin kişisel bilgilerin yer aldığı "Demografik Bilgi Formu", 60-72 aylık çocukların temel bilimsel süreç becerilerini değerlendirmek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen, geçerlilik ve güvenirlilik çalışması yapılan "Temel Bilimsel Süreç Becerileri Ölçeği", ve araştırma gruplarının homojen dağılımını belirlemek için "Good Enough Harris (Bir İnsan Çiz) Testi" kullanılmıştır. Bilimsel Süreç Becerileri Ölçeği için yapılan açımlayıcı faktör analizleri sonucunda "ilişki kurma, tahmin, ölçme" alt boyutlarından oluşan 26 maddelik 3 boyutlu bir ölçek elde edilmiştir. Araştırmanın deneysel işlem analizlerinde ise 3x3 karışık desen ANOVA yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları; deney grubuna katılan çocukların temel bilimsel süreç becerilerinin, kontrol gruplarındaki çocuklara göre anlamlı olarak farklılaştığını göstermiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, STEM etkinliklerinin 60-72 aylık çocukların temel bilimsel süreç becerilerini geliştirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: STEM, okul öncesi, 21.yüzyıl, bilimsel süreç becerileri
Okul öncesi çocuklarının ebeveynleri, öğretmenleri ve arkadaşları ile ilişkilerinde sahip oldukları zihinsel temsillerinin okula uyumla ilişkisi
Okul öncesi dönemde çocukların okula karşı tutumları ve okulda yaşadıkları deneyimler, gelecekteki sosyal ve akademik başarıları için temel oluşturmaktadır. Çocukların ebeveynleriyle, öğretmenleriyle ve arkadaşlarıyla kurdukları ilişkilerin niteliği onların tüm okul deneyimlerini etkileme potansiyeline sahiptir. Bu araştırmada ebeveyn-çocuk bağlanması, öğretmen-çocuk ilişkileri ve arkadaşlık ilişkilerinde çocukların sahip oldukları zihinsel temsillerinin okula uyum üzerindeki etkisini ekolojik ve bağlanma kuramları temelinde incelemek ve sistemler kuramı çerçevesine dayanan yapısal bir model ile test etmek amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modeli olarak planlanan araştırmada, gözlenen ve gizil değişkenler arasındaki ilişkileri modellemek amacıyla yapısal eşitlik modellemesi (YEM) kullanılmıştır. Araştırmaya Osmaniye il merkezinde okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden ve uygun örnekleme yöntemi ile belirlenmiş 91 çocuk katılmıştır. Çocukların yaşları 60-72 ay arasında değişmektedir. Araştırmada, çocukların yakın çevresindeki yetişkinler ve arkadaşlarıyla ilişkileri öykü tamamlama prosedürü kullanılarak değerlendirilmiştir. Tüm veriler, çocuklarla yapılan yüz yüze görüşmeler yoluyla elde edilmiştir. Ebeveyn-çocuk bağlanmasını değerlendirmek amacıyla Bağlanma Öykü Tamamlama Testi ve bu testin daha sistematik ve ayrıntılı bir değerlendirmesini sağlamak amacıyla Q–Sıralama kodlama prosedürü kullanılmıştır. Çocuklar ayrıca Öğretmen-Çocuk İlişkileri Öykü Tamamlama Testi, Arkadaşlık İlişkileri Öykü Tamamlama Testi ve Türkçe Erken Dil Gelişim Testi'ni tamamlamışlardır. Çocukların okula uyumları ise çocukların algılarına dayalı Okulu Sevme ve Okuldan Kaçınma Ölçeği aracılığıyla belirlenmiştir. Araştırmanın verileri 17 Eylül 2018 – 21 Aralık 2018 tarihleri arasında araştırmacı tarafından çocuklarla yapılan görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Dört farklı oturumda planlanan araştırmada toplam 364 oturum gerçekleştirilmiştir. Ebeveyn, öğretmen ve arkadaşlık ilişkilerinin niteliğini değerlendirmek amacıyla, çocuklarla görüşmelerden elde edilen ve kamera ile kayıt altına alınan veriler araştırmacı ve araştırmacı dışındaki kodlayıcılar tarafından kodlanmıştır. Araştırmanın tüm verileri bilgisayar ortamına aktarılmış ve YEM analizinin varsayımları test edilmiştir. Ebeveyn çocuk bağlanma boyutlarından güvenli ve kaygılı bağlanma yüksek derecede korelasyon gösterdiğinden kaygılı bağlanma analizlere dahil edilmemiştir. Aynı zamanda kaçınan bağlanmanın okula uyumun anlamlı yordayıcısı olmadığı belirlenmiş ve bu nedenle kaçınan bağlanma da analizlere alınmamıştır. Bu işlemlerin ardından araştırmanın hipotezleri doğrultusunda oluşturulan modellerin uyum indeksleri incelenmiş ve verilerin modellerle iyi uyum gösterdikleri belirlenmiştir. Geliştirilen modeller güvenli ebeveyn-çocuk bağlanması, öğretmen-çocuk ilişkileri ve arkadaşlık ilişkileri niteliğinin okula uyum üzerinde önemli etkileri olduğunu göstermektedir. Güvenli ebeveyn-çocuk bağlanması, hem öğretmen-çocuk ilişkileri hem de arkadaşlık ilişkileri niteliğini etkilemektedir. Benzer şekilde öğretmen-çocuk ilişkileri niteliğinin, arkadaşlık ilişkileri niteliği üzerinde önemli etkileri olduğu belirlenmiştir. Ayrıca ebeveynle bağlanma, öğretmen-çocuk ilişkileri ve arkadaşlık ilişkileri niteliği düzeylerine dolaylı etkileri aracılığıyla da çocukların okula uyumunu etkilemektedir. Bulgular ilgili literatür dikkate alınarak ekolojik model, bağlanma ve sistemler kuramı çerçevesinde tartışılmıştır.
Okul öncesi eğitim alan çocukların öz-düzenleme gelişiminin öğretmen ve okul öncesi eğitimle ilişkisi
Bu araştırma, okul öncesi kurumlarında çalışan öğretmenlerin; öz-düzenlemelerinin, öz-düzenlemeli öğrenmeyi desteklemeye yönelik uygulamalarının ve okul öncesi eğitimin 48-72 aylık çocukların öz-düzenleme becerilerine etkisinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinin kullanıldığı bu araştırmanın örneklemini Mersin ili genelinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilköğretim anasınıfı ve bağımsız anaokullarında çalışmakta olan 316 öğretmen ve yaşları 57-76 ay aralığında değişen 213 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada çalışma grubuna ait kişisel bilgiler, araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu aracılığıyla toplanmıştır. Öğretmenlerin öz-düzenlemeleri Aydın, Özer Keskin ve Yel (2014) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Öz-Düzenleme Ölçeği ile değerlendirilirken, öğretmenlerin çocukların öz-düzenlemeli öğrenmelerini desteklemek için kullandıkları öğretim uygulamaları Adagideli, Saraç ve Ader (2015) tarafından geliştirilen Okul Öncesi Öğretmenlerinin Öz-Düzenlemeli Öğrenmeyi Desteklemek İçin Uygulamalarını Değerlendirme Ölçeği ile değerlendirilmiştir. Çocukların öz düzenleme becerileri ise Fındık Tanrıbuyurdu ve Güler Yıldız (2014) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği (OÖDÖ) ile değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde öğretmenlerin öz-düzenlemelerinin yaşlarına göre öz-pekiştirme, öz-izleme ve öz-değerlendirme alt boyutlarında farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmek amacıyla Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Öğretmenlerin öz-düzenlemelerinin ve öz-düzenlemelerinin alt boyutlarının (öz-pekiştirme, öz-izleme ve öz-değerlendirme) ve öz-düzenlemeli öğrenmeyi desteklemeye yönelik uygulamalarının ve alt boyutlarının (duygusal ve motivasyonel düzenleme, etkinlikler sürecinde metabilişsel düzenleme, görevler ve stratejiler üzerine üst bilişsel bilgi, etkinlik sonrasındaki metabilişsel düzenleme ve kişiler üzerine üst bilişsel bilgi) kıdemlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmek amacıyla Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Çalışmada çocukların öz-düzenlemelerinin yaşa, cinsiyete ve okul öncesi eğitim alma sürelerine göre dikkat-dürtü kontrolü ve olumlu duygu alt boyutunda anlamlı bir farklılık olup olmadığını tespit etmek amacıyla Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Öğretmenin öz-düzenlemesi ve öz-düzenlemeli öğrenmeyi desteklemeye yönelik uygulamaları ile çocukların öz-düzenlemesi arasındaki ilişkiyi tespit etmek için de Spearman Korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, çocukların öz-düzenleme becerilerinin 68 aydan büyük çocuklar lehine anlamlı olarak farklılaştığı görülmektedir. Ayrıca araştırmaya katılan çocukların öz-düzenlemelerinin ve duygu düzenlemelerinin cinsiyete göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Ancak bu farklılık, çocukların dikkat-dürtü kontrolü boyutunda görülmemiştir. Buna göre kız çocuklarının öz-düzenlemeleri ve öz-düzenlemenin alt boyutu olan duygu düzenlemeleri erkek çocuklarına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksektir. Araştırmada çocukların öz-düzenlemelerinin okul öncesi eğitim alma süresine göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Buna göre, bir yıldan fazla okul öncesi eğitim almış çocukların öz-düzenleme becerileri bir yıldan daha az okul öncesi eğitim alan çocuklara kıyasla anlamlı olarak daha yüksektir. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin öz-düzenlemeleri ve öz-düzenlemeli öğrenmeyi desteklemeye yönelik kullandıkları sınıf içi uygulamaları arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Buna göre öğretmenlerin öz-düzenlemeleri arttıkça öz-düzenlemeli öğrenmeyi desteklemeye yönelik kullandıkları sınıf içi uygulamaları da artmaktadır. Ayrıca öğretmenlerin öz-düzenlemeleri ve öz-düzenlemeli öğrenmeyi desteklemek için kullandıkları uygulamaları ile çocukların öz-düzenleme becerileri arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu da görülmüştür. Bu bağlamda öğretmenlerin öz-düzenlemeleri ve öz-düzenlemeli öğrenmeyi desteklemek için kullandıkları uygulamaları arttıkça çocukların öz-düzenlemeleri de artış göstermektedir. Anahtar kelimeler: Öz-düzenleme, okul öncesi eğitim, öz-düzenlemeli öğrenme, okul öncesi öğretmeni, ilişkisel tarama
Otizm spektrum bozukluğuna sahip bir çocuğun okul öncesi kaynaştırma sınıfındaki akran ilişkilerinin incelenmesi
Okul öncesi dönemde kaynaştırma sınıflarındaki akran ilişkileri, normal gelişim gösteren çocuklar ve özel eğitime ihtiyacı olan çocukların hayatında kritik rol oynamaktadır. Özellikle sosyal beceri yetersizlikleriyle bilinen otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuklar, kaynaştırma ortamlarında kurdukları akran ilişkileri ile gelişebilmekte ve ya tam tersi olumsuz sonuçlarla karşılaşabilmektedirler. Bu araştırmada otizm spektrum bozukluğuna sahip bir çocuğun okul öncesi kaynaştırma sınıfındaki akran ilişkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel yaklaşımlardan durum araştırması olarak planlanan çalışmada, çocukların akran ilişkileri kapsamında; sınıf içerisinde akran kabul, ret ve zorbalık davranışları araştırılmış, normal gelişim gösteren çocukların otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuğa ilişkin tanımları ve otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuğun sınıf içerisinde sosyal konumu incelenmiştir. Araştırmaya Adana ili Yüreğir ilçesinde bir okul öncesi eğitim kurumuna devam eden, yaşları 60-72 ay arasında olan ve amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiş bir kaynaştırma sınıfında, 22 normal gelişim gösteren çocuk ve 1 otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuk katılmıştır. Veri toplama aracı olarak gözlem ve görüşme (çiz-anlat, sosyometri uygulaması) kullanılmıştır. Araştırmada, çocukların akran ilişkilerine dair davranışları 2019 güz dönemi boyunca serbest oyun etkinlikleri sırasında sınıf içi gözlemler ile incelenmiş, 2019 güz dönemi başı ve sonu olmak üzere ikişer kez çiz-anlat ve sosyometri uygulaması ile çocuklarla görüşmeler yapılmıştır. Sınıf içi gözlemler ve görüşmelerle çocuklardan elde edilen tüm veriler, araştırmacı tarafından bilgisayar ortamına aktarılmış ve içerik analizi ile kodlanmıştır. Araştırma sonucunda, otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuğun sınıf içerisinde akran kabulüne dair davranışlarının oldukça çeşitli olduğu, pozitif tutumlar ve davranışlar sergileyebildiği ve etkileşimlerde bulunabildiği görülmüştür. Otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuk akranlarına karşı sözlü iletişim başlatma davranışı göstermesine rağmen, bu iletişimde devamlılık sağlanamamıştır. Otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuğun akran kabulü davranışlarının çok olmasına rağmen, aynı zamanda akran reddi ve zorbalığı davranışları da yoğun olarak görülmüştür. Sınıfta fiziksel şiddet iki taraftan da dönem başında gözlenmezken, diğer aylarda ortaya çıkmıştır. Sözel şiddet ise dönem başında otizm spektrum bozukluğuna sahip çocukta görülmezken, normal gelişim gösteren akranları tarafından ilk aydan itibaren uygulanmıştır. Bunlara ek olarak normal gelişim gösteren çocuklarda süreç içerisinde prososyal davranışlar geliştiği saptanmıştır. Normal gelişim gösteren çocuklarla görüşmelerde otizm spektrum bozukluğuna sahip arkadaşlarını küçük görme ve yetersiz görme tanımları dikkat çekmiş, çocuklar otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuğun kendilerinden küçük yaşta olduğunu düşündükleri ortaya çıkmıştır. Normal gelişim gösteren çocukların akran kabulü tanımları ile davranışları arasında tutarsızlık gözlenmiştir. Otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuğun, okulun başında arkadaşlar arasındaki sosyal gruplardan hiçbirine girmedikleri ve diğer kategorisinde yer aldığı süreç sonunda ise dışlanan-ihmal edilen çocuk kategoride yer aldığı saptanmıştır. Bulgular, ilgili literatür ve ekolojik kuram çerçevesinde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Otizm spektrum bozukluğu, akran ilişkileri, okul öncesi kaynaştırma, akran kabulü, akran reddi
Aileleri farklı sosyo-ekonomik düzeylerde bulunan 54-72 aylık çocukların yürütücü işlev becerilerine ve cinsiyetlerine göre öğretmenleriyle kurdukları ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, aileleri farklı sosyo-ekonomik düzeylerde bulunan okul öncesi dönem çocuklarının öğretmenleriyle kurdukları ilişkileri ile çocukların yürütücü işlev becerileri ve cinsiyetleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nicel desende planlanmış ilişkisel bir çalışmadır. Maksimum çeşitleme yöntemiyle belirlenen örneklemde, Adana ili merkez ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı anaokullarına devam eden 54-72 ay arası 598 çocuk yer almaktadır. Veriler toplanırken, öğretmen-çocuk ilişkisinin belirlenmesinde "Öğrenci-Öğretmen İlişki Ölçeği", çocukların yürütücü işlev becerilerini ölçümü için "Çocukluk Dönemi Yönetici İşlevler Envanteri" kullanılmış olup sosyo-ekonomik düzeyin belirlenmesinde genel bilgi formundan yararlanılmıştır. Verilerin analizinde cinsiyete ilişkin farklılıklar için Bağımsız Örneklemler t Testi, sosyo-ekonomik düzeye ilişkin farklılıkların belirlenmesinde ANOVA testi ve son olarak öğretmen-çocuk ilişkileri ile çocukların yürütücü işlev becerileri arasındaki ilişkilerin test edilmesi için ise Pearson Momentler Korelasyonu Testi ile yürütücü işlev becerilerinin öğretmen-çocuk ilişkisini yordama durumunun incelenmesi için basit doğrusal regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, alt ve üst sosyo-ekonomik düzeydeki çocukların yürütücü işlev becerileri (çalışan bellek, ketleme) ile öğretmenleriyle olan ilişkilerindeki çatışma ve yakınlık arasında orta düzeyde, anlamlı ilişkiler bulunduğu ortaya çıkmıştır. Çocukların yürütücü işlev becerileri, öğretmen-çocuk ilişkisindeki yakınlık ve çatışmayı yordamaktadır. Son olarak, çocukların yürütücü işlev becerilerinin sosyo-ekonomik düzeye ve cinsiyete göre farklılaştığı, öğretmen-çocuk ilişkisinin ise sosyo-ekonomik düzeye göre farklılaşmadığı ancak ilişkideki yakınlığın kızların lehine farklılaştığı ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Yürütücü işlev becerileri, öğretmen-çocuk ilişkisi, sosyo-ekonomik düzey, okul öncesi
Çevreye yönelik farklı tutum gösteren okul öncesi öğretmenlerinin sınıf içi çevresel sürdürülebilirlik uygulamalarına ilişkin çoklu durum çalışması
Bu araştırmada çevreye yönelik yüksek ekosentrik, antroposentrik ve antipatik tutum gösteren okul öncesi öğretmenlerinin sınıflarındaki çevresel sürdürülebilirlik faaliyetleri ve uygulama süreçleri incelenerek, öğretmenlerin sınıf içi uygulamalarında sahip oldukları çevreye yönelik tutumları, çevresel sürdürülebilirlik etkinliklerini nasıl uyguladıkları ve uygulamalarının sahip oldukları çevresel tutumlarla ilişkili olarak nasıl farklılaştığı irdelenmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden çoklu durum çalışması deseniyle gerçekleştirilen araştırmaya, çevreye yönelik yüksek ekosentrik, antroposentrik ve antipatik tutum gösteren üç öğretmen, okul yöneticileri ve sınıftaki çocuklar katılmıştır. Katılımcılar, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Amaçlı örnekleme doğrultusunda Adana ili Çukurova ilçesinde Eko-okullarda görev yapan ve Erten (2007) tarafından Türkçe'ye uyarlaması gerçekleştirilen Çevreye Yönelik Ekosentrik, Antroposentrik ve Antipatik tutum Ölçeğinden ilgili faktöre yönelik en yüksek puanı alan üç öğretmen araştırmaya dâhil edilmiştir. Araştırma verileri gözlem, görüşme ve dokümantasyon ile toplanmıştır. Sınıf içi uygulamaların çıktılarının net olarak ortaya çıkmasını sağlamak amacıyla seçilen üç öğretmenin görev yaptığı okul müdürleri, müdür yardımcıları ve sınıftaki çocuklarla görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Öğretmenlerin uygulama çıktıları, çocukların portfolyoları, sınıf içi üretilmiş materyaller, öğretmenlerin aylık planları, günlük eğitim akış belgeleri, okulda kullanılan yönergeler, okul dönemi için hazırlanan belgeler, eko-okul kapsamındaki uygulama panolarından dokümantasyon yapılarak veri elde edilmiştir. Veriler içerik analizi yöntemi ile sistemli bir şekilde kodlanmış ve elde edilen kodlardan kategoriler ve temalara ulaşılmıştır. Verilerin analizi sonucunda; yüksek ekosentrik tutum gösteren öğretmenin sınıf içi çevresel sürdürülebilirlik etkinliklerinde demokratik yaklaşım sergilediği, çevreyle empati yaklaşımını benimsediği, projelerde üretici olarak rol aldığı ve çevre bilincini geliştirici etkinlikler gerçekleştirdiği belirlenmiştir. Yüksek antroposentrik tutum gösteren öğretmenin çevresel sürdürülebilirlik uygulamalarında bilge/lider rolünü benimsediği, çocuklara rol model olduğu, projelerde uygulayıcı olduğu ve çevrenin kullanımına yönelik etkinliklerini uygulamalarının merkezine aldığı görülmüştür. Yüksek antipatik tutum gösteren öğretmenin sınıf içi çevresel sürdürülebilirlik uygulamaları incelendiğinde ise öğretmenin çevresel sürdürülebilirlik etkinlikleri uygularken mesafeli duruş sergilediği, etkinliklerin öğretmen merkezli olduğu, projelerde görev odaklı ilerlediği ve uyguladığı çevresel sürdürülebilirlik etkinliklerinde sınırlılıklar olduğu ortaya çıkmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin sınıf içerisinde uyguladığı çevresel sürdürülebilirlik etkinliklerinin öğretmenlerin tutumsal ve eylemsel olarak farklılaştığı ve öğretmenlerin tutumları ve eylemlerininin birbirleri ile tutarlı olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir kalkınma, sürdürülebilir kalkınma için eğitim, erken çocukluk dönemi, çevre eğitimi, çevreye yönelik tutum
Somut ve sanal manipülatif destekli matematik eğitim programının 48-72 ay grubu çocukların erken aritmetik becerilerine etkisi
Araştırmanın amacı, okul öncesi dönemde somut ve sanal manipülatif destekli matematik eğitim programının 48-72 ay çocukların erken aritmetik becerisine etkisini incelemektir. Araştırmanın katılımcılarını 2019-2020 eğitim öğretim yılında Gaziantep ili merkez Şahinbey ilçesinde düşük sosyo-ekonomik bir çevrede yer alan ilkokulun üç anasınıfındaki 60 çocuk oluşturmaktadır. Araştırma problemlerine yanıt aramak amacıyla, nicel araştırma tasarımlarından öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel araştırma modeli kullanılmıştır. Model çerçevesinde araştırmanın amacına uygun olarak iki deney ve bir kontrol grubu oluşturulmuştur. Uygulama 14 Ekim 2019-22 Şubat 2020 arası 15 haftayı kapsamaktadır. Her üç gruba da bu süreçte haftalık takip edecekleri aynı beceri ve kazanım çizelgesi verilmiştir. Deney-1 grubu; somut ve sanal manipülatif destekli eğitimle, Deney-2 grubu somut manipülatif destekli eğitimle, Kontrol grubu ise herhangi bir manipülatif kullanmadan süreci tamamlamıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kaçıra (2019) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Güncellenmiş Erken Aritmetik Testi (GEAT) kullanılmıştır. Verilerin analizinde normallik testi, bağımlı örneklem t-testi, tek yönlü ve iki faktörlü ANOVA testi ile post-hoc testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; çocukların GEAT öntestinden aldıkları puanların analizleri sonucunda gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı ve puan ortalamaları açısından denk oldukları anlaşılmıştır. Uygulamalar sonrası yapılan sontest puanlarına göre deney grupları ile kontrol grubu arasında deney grupları lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Deney grupları arasında ise istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı tespit edilmiştir. Her çalışma grubu kendi içinde değerlendirildiğinde her üç grubun da öntest sontest puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Grup değişkeni ve GEAT öntest-sontest puanlarının birlikte değerlendirildiği iki faktörlü ANOVA testi sonuçlarına göre yalnızca deney-1 grubu ve kontrol grubu arasında anlamlı fark tespit edilmiştir. Deney-1 ve deney-2 grubu ile deney-2 ve kontrol grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. Çocukların en yüksek başarı sağladığı erken aritmetik becerisi "karşılaştırma" olurken, en düşük başarı "tahmin" becerisinde görülmüştür. Sonuç olarak, somut ve sanal manipülatif destekli matematik eğitim programının 48-72 ay grubu çocukların erken aritmetik becerilerinin artmasında olumlu etkisi olduğu anlaşılmıştır. Somut ve sanal manipülatiflerin birlikte kullanılması çocukların bu beceride daha yüksek başarı yakalamasını sağlamıştır.
Tasarım odaklı düşünme modeline göre hazırlanan okul öncesi STEM etkinliklerinin çocukların yaratıcılık ve problem çözme becerileri üzerine etkisinin incelenmesi
Araştırmanın amacı tasarım odaklı düşünme modeline göre hazırlanan okul öncesi STEM etkinliklerinin çocukların yaratıcılık ve problem çözme becerileri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma karma yöntem desenlerinden iç içe gömülü karma yöntem deseni ile yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2019-2020 eğitim öğretim yılında Kilis il merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bağımsız anaokullarında eğitim gören çocuklar oluşturmuştur. Çalışmanın yapılacağı okul, tesadüfi örnekleme yöntemine göre belirlenmiştir. Okulda yer alan sabah grubu 5 sınıf arasından yine tesadüfi yolla deney ve kontrol grubu sınıfları belirlenmiştir. Deney grubundan 20 çocuk ve kontrol grubundan 19 çocuk ile çalışma yürütülmüştür. Ayrıca uygulama sürecinde yapılan gözlem ve araştırma günlüğü ile uygulama sonunda yapılan görüşme aracılığıyla çalışma desteklenmiştir. Okul Öncesi STEM Etkinlikleri, pazartesi, çarşamba ve cuma günleri olmak üzere haftada 3 gün 8 haftalık 24 oturumla tamamlanmıştır. Uygulamalar çocukların yemek saatinden sonra ve genellikle sabah 9:30 da başlamıştır. Her etkinlik ortalama 55 ile 70 dakika arası sürmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Alternatif Kullanımlar Testi", "Wally Sosyal Problem Çözme Testi", "Öğretmen Görüşme Formu", "STEM eğitimi süreç gözlem formu" ve "Araştırma günlüğü" kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bölümünde, deney grubu yaratıcılık becerisi ön test puanları ile kontrol grubu yaratıcılık becerisi ön test puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farkın olup olmadığını belirlemek için bağımsız örneklemler t testi yapılmıştır. Deney grubu problem çözme becerisi ön test puanları ile kontrol grubu problem çözme becerisi ön test puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farkın olup olmadığını belirlemek için bağımsız örneklemler t testi yapılmıştır. Deney grubu ve kontrol grubunda yer alan çocukların öntest – sontest ve kalıcılık testi yaratıcılık becerisi toplam puanları arasında fark olup olmadığı 2x3 karma ANOVA ile test edilmiştir. Deney grubu ve kontrol grubunda yer alan çocukların öntest – sontest ve kalıcılık testi problem çözme becerisi toplam puanları arasında fark olup olmadığı 2x3 karma ANOVA ile test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, deney grubunda yaratıcılık puanları bağlamında ön testten sonra son testte anlamlı bir artış olmuş ve bu artışın kalıcılık testi sonucuna göre kalıcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Diğer yandan kontrol grubunun yaratıcılık ön test, son test ve kalıcılık testi sonuçları karşılaştırılmış bu testler arasında herhangi bir anlamlı ilişkinin olmadığı görülmüştür. Ayrıca gruplar arası yaratıcılık son test ve kalıcılık testleri puanları karşılaştırılmıştır. Buna göre deney grubu son test yaratıcılık puanları kontrol grubundan daha yüksektir. Benzer şekilde deney grubu yaratıcılık kalıcılık testi puanları da kontrol grubu kalıcılık puanlarında anlamlı bir şekilde yüksektir. Sonuç olarak deney grubunda bulunan çocukların yaratıcılık puanları kontrol gurubunda bulunan çocuklardan daha yüksektir. Buna ek olarak, deney grubu ile kontrol gurubunun problem çözme ön test sonuçları arasında beklendiği gibi anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Deney grubunun kendi içindeki sonuçlara baktığımızda deney grubu sontestinin deney grubu öntestinden anlamlı bir şekilde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Benzer şekilde deney grubu öntest ile deney grubu kalıcılık testi arasında da anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Deney grubu sontest ile deney grubu kalıcılık testi arasında ise anlamlı ilişki olmadığı görülmüştür. Sonuç olarak deney grubunda öntestten sonra son testte anlamlı bir artış olmuş ve bu artışın kalıcılık testi sonucuna göre kalıcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Diğer yandan kontrol grubunun problem çözme ön test, son test ve kalıcılık testi sonuçları karşılaştırılmış bu testler arasında herhangi bir anlamlı ilişkinin olmadığı görülmüştür. Son olarak gruplar arası son test ve kalıcılık testleri puanları karşılaştırılmıştır. Buna göre deney grubu son test problem çözme puanları kontrol grubundan daha yüksektir. Benzer şekilde deney grubu kalıcılık testi puanları da kontrol grubu kalıcılık puanlarında anlamlı bir şekilde yüksektir. Sonuç olarak deney grubun da bulunan çocukların problem çözme puanları kontrol gurubunda bulunan çocuklardan daha yüksektir. Tasarım odaklı okul öncesi STEM etkinliklerinin çocuklar üzerindeki etkileri, çocukların etkinlik sürecindeki değişimleri ve sürece ilişkin sınıf öğretmeninin gözlemlerini kapsayan görüşmeden elde edilen verilerin sonucunda, uygulanan okul öncesi STEM eğitiminin çocuklardaki yaratıcılık, problem çözme iletişim ve etkileşim becerilerini arttırdığı, etkinliklerin küçük gruplar halinde yapılmasının akran öğrenmesine katkı sağladığı, tasarım odaklı STEM etkinliklerinin çocukların özgüvenlerini arttırdığı, çocukların farkındalığını arttırdığından etkinlik sürecinde aktif oldukları, STEM etkinliklerinin çocuklara sorumluluk bilinci kazandırdığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca STEM etkinliklerinin, çocukları problem çözmeye ve fikir üretmeye teşvik ettiği, çocukların okulda kazandığı becerileri okul dışına taşıdıklarına- yansıtmalarına yardımcı olduğu, STEM etkinliklerinin çocukları grup olmaya ve yardımlaşmaya teşvik ettiği, STEM etkinliklerinin çocuklardaki empati becerisini geliştirdiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Bununla birlikte STEM etkinliklerinin, çocuklar arasındaki iletişimi arttırdığı, çocukların birbirleri arasında olumlu ilişkiler kurmasına yardımcı olduğu ve STEM etkinliklerinin işbirliğini arttırdığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlar ve araştırmanın amaçları doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Okul öncesi eğitim, erken çocukluk eğitimi, STEM eğitimi, tasarım odaklı düşünme modeli
Okul öncesi çocukların matematik gelişimlerinin ev ve okul matematik çevresi bağlamında incelenmesi
Erken matematik becerileri, çocukların daha sonraki okul hayatındaki matematik başarılarını önemli ölçüde etkilemektedir. Çocukların örgün eğitime başladığında sahip oldukları matematik becerileri birbirinden farklıdır ve bu farklılık çocuğun ilkokul ve ortaokulda matematik başarısını yordamaktadır. Çalışmalar bu farklılığın kaynağı olarak çocuğun bireysel özelliklerinin dışında; ebeveynleriyle evde yaptıkları etkinlikler, ebeveyn-çocuk etkileşimi ve okuldaki etkileşimleri gibi çocuğun erken dönemdeki deneyimlerine işaret etmektedir. Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönem çocuklarının kullandıkları matematik dilinin ve matematik yeteneğinin; annelerin kullandıkları matematik dili, annelerin evde matematik etkinliklerine katılımı, ev matematik çevresi ve öğretmenlerin kullandıkları matematik dili tarafından ne oranda yordandığını belirlemektir. Bu araştırmanın örneklemini, 2017-2018 öğretim yılında Adana il merkezinde yer alan Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi anaokullarına devam eden 49-60 ay aralığındaki (M = 56.35 ay) 40 çocuk, onların anneleri (40 anne) ve öğretmenleri (16 öğretmen) oluşturmaktadır. Araştırmada ilk olarak yaşlarına uygun gelişim gösterip göstermediklerine karar vermek için çocuklara Gazi Erken Çocukluk Değerlendirme Aracı uygulanmış, normal gelişim gösteren çocuklar araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmada verileri toplama amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Ev Matematik Çevresi Değerlendirme Aracı, Anne Babaların Matematik Etkinliklerine Katılımı Ölçeği ve Erken Matematik Yeteneği Testi-3 (TEMA-3) kullanılmıştır. Ölçme araçları, araştırmacı tarafından katılımcılara yüz yüze görüşmeler yoluyla uygulanmıştır. Ayrıca çocukların, annelerin ve öğretmenlerin konuşmalarında kullandıkları matematik dilini tespit edebilmek amacıyla dil örnekleri alınmıştır. Dil örnekleri, katılımcılara takılan ses kayıt cihazı ve yaka mikrofonu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın pilot çalışması 2017 yılının Mayıs ve Haziran aylarında, veri toplama süreci ise Ekim 2017- Haziran 2018 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Çocuklar, anneler ve öğretmenlerden elde edilen dil örnekleri, çalışma kapsamında oluşturulan kodlama şeması kullanılarak analiz edilmiştir. Ardından, her katılımcının her bir kategoride kullandığı matematik sözcüklerinin sayısı hesaplanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler, Korelasyon ve Regresyon analizleri kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan Korelasyon, Regresyon ve Hiyerarşik Regresyon analizi sonucunda, annelerin kullandıkları matematik dilinin, her bir kategoride çocukların kullandıkları matematik dili ile istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönde ilişkili olduğu bulunmuştur. Ayrıca öğretmenlerin konuşmalarında zaman kavramına yer vermesi ile çocukların konuşmalarında zaman kavramına yer vermesi arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan, öğretmenlerin konuşmalarında sınıflandırma kavramına yer vermesi ile çocukların konuşmalarında sınıflandırma kavramına yer vermesi arasında istatistiksel olarak anlamlı ancak negatif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca çocukların kullandıkları matematik dilinin yordayıcılarını tespit etmek amacıyla yapılan istatistiksel analizler sonucunda; annelerin kullandıkları matematik dili, annelerin evde matematik etkinliklerine katılımı, çocukların ev matematik çevresi ve öğretmenlerin kullandıkları matematik dili değişkenleri arasından yalnızca annelerin kullandıkları matematik dilinin, çocukların kullandıkları matematik dilini anlamlı şekilde yordadığı bulunmuştur. Çocukların yaşları kontrol edildiğinde annelerin matematik etkinliklerine katılımının, annelerin kullandıkları matematik dili ile birlikte çocukların matematik yeteneğini anlamlı şekilde yordadığı ve varyansın %39'unu açıkladığı belirlenmiştir. Değişkenlerin hiyerarşik regresyon modeline katkısı ayrı ayrı incelendiğinde, çocukların matematik yeteneğini yordamada annelerin matematik etkinliklerine katılımının, annelerin matematik dili kullanmasından daha önemli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Okul öncesi dönemdeki çocukların erken akademik ve sosyal becerileri ile okul iklimi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 60-72 ay aralığındaki çocukların erken akademik ve sosyal becerileri ile okul iklimi arasındaki ilişkinin incelenmesi ve okul iklimini oluşturan faktörlerin (yetişkin tutumu ve ilişkileri, yönetimsel atmosfer, akran ilişkileri, öğretmen tutumu, fiziksel çevre ile öğretimsel planlama ve uygulama) çocukların bu becerilerini yordamadaki ağırlıklarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Adana ili merkez ilçelerinde yer alan altı anaokulundan 120 çocuk oluşturmaktadır. Örneklemin belirlenmesi amacıyla, mevcut araştırma kapsamında geliştirilen Okul Öncesi Okul İklimi Değerlendirme Aracı (OKDA) kullanılmıştır. Adana ili merkez ilçelerinde yer alan anaokullarından ulaşım güçlüğü yaşanmayan 36 okuldaki 250 öğretmen ve 41 idareciye OKDA uygulanmıştır. Elde edilen veriler okul bazında değerlendirilmiş ve her okul için bir okul iklimi puanı hesaplanmıştır. Bu puanlar büyükten küçüğe sıralanmış ve çalışma okul iklimi puanları en yüksek ve en düşük olan üçer okul olmak üzere toplamda altı okulda gerçekleştirilmiştir. Bahsi geçen okullardaki 60-72 ay aralığındaki çocukların devam ettiği sınıflardan, aileleri tarafından bu çalışmaya katılmalarına izin verilmiş ve normal gelişim gösterdikleri öğretmenleri tarafından beyan edilmiş eşit sayıda çocuk belirlenmiştir. Her okuldan 20'şer olmak üzere toplamda 120 çocuğa, erken matematik becerilerinin (EMB) belirlenmesi amacıyla TEMA 3 Erken Matematik Yeteneği Testi, ve erken okuryazarlık becerilerinin (EOB) belirlenmesi amacıyla da Erken Okuryazarlık Becerilerini Değerlendirme Aracı yüz yüze görüşmelerle uygulanmıştır. Öte yandan çocukların sosyal becerilerinin (SB) değerlendirilmesi amacıyla, Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği öğretmenler tarafından her çocuk için ayrı ayrı cevaplanmıştır. Verilerin analizinde çocukların erken matematik, okuryazarlık ve sosyal becerilerinin okul iklimi düzeyi açısından anlamlı bir farklılık yaratıp yaratmadığını belirlemek için çok değişkenli varyans analizi (MANOVA); okul ikliminin boyutları olan yetişkin tutumu ve ilişkileri, yönetimsel atmosfer, akran ilişkileri, öğretmen tutumu, fiziksel çevre ve öğretimin planlanması ve uygulanmasının çocukların erken akademik becerileri (erken matematik ve erken okuryazarlık becerileri) ve sosyal becerilerini yordamadaki göreli ağırlıklarının belirlenmesi amacıyla da çok değişkenli regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, çocukların erken akademik ve sosyal becerilerinin çocukların devam ettikleri anaokullarının okul iklimi düzeyi arasında anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır. Okul iklimini oluşturan faktörlerden akran ilişkileri ve öğretmen tutumunun çocukların EMB puanlarını açıklamadaki en önemli okul iklimi boyutları oldukları bulunmuştur. EOB ve SB puanlarını açıklamadaki en önemli okul iklimi değişkenlerinin ise yönetimsel atmosfer ve yetişkin tutumu ve ilişkileri olduğu saptanmıştır. Öte yandan, fiziksel çevre değişkeninin ise hem EMB, hem EOB hem de SB puanları ile en az ilişkili okul iklimi boyutu olduğu belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, yalnızca sınıf içindeki değil, sınıf dışındaki okul iklimi değişkenlerinin de çocukların erken akademik ve sosyal becerileri ile ilişkili olduğunu ortaya çıkarmıştır. Anahtar kelimeler: Okul iklimi, okul öncesi
Çocukların duygu düzenleme becerileri ve problem davranışları ile öğretmen ve ebeveynlerinin duygu düzenleme ve öğretmenlerin sınıf yönetimi becerilerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; okul öncesi dönem çocuklarının duygu düzenleme becerileri ve problem davranışları ile öğretmen ve ebeveynlerin duygu düzenleme becerileri ve öğretmenlerin sınıf yönetimi becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelindedir. Bu araştırmanın evrenini Siirt il merkezinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmi veya özel okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan bütün okul öncesi öğretmenleri, okul öncesi eğitim kurumuna devam eden çocuklar ve bu çocukların ebeveynleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Millî Eğitim Bakanlığına bağlı Siirt İl merkezindeki resmi veya özel okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan 142 okul öncesi öğretmeni ile her öğretmenin sınıfından basit rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 687 çocuk ve 618 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırmada nicel veri toplama aracı olarak öğretmenler ve çocuklar için ayrı hazırlanmış kişisel bilgi formu ile çocukların duygu düzenleme becerilerinin değerlendirilmesi amacıyla Çocuk Duygu Düzenleme Ölçeği, yetişkinler için bilişsel duygu düzenleme becerilerini ölçmek amacıyla Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği, okul öncesi dönem çocuklarının problem davranışlarının belirlenmesi amacıyla Problem Davranış Ölçeği ve öğretmenlerin sınıf yönetimi becerilerine ilişkin algılarını saptamak için ise Sınıf Yönetimi Beceri Düzeyi Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre okul öncesi öğretmenlerinin cinsiyet, yaş, hizmet süresi, eğitim düzeyi, mezuniyet alanı, sınıf mevcudu, çalışma statüsü ve okul türü değişkenlerine göre bilişsel duygu düzenleme ve sınıf yönetimi becerilerinde anlamlı bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Fakat öğretmenlerin duygu düzenleme becerileri ile sınıf yönetimi becerilerinin pozitif yönlü ilişkiye sahip olduğu ve bilişsel duygu düzenleme becerilerinin sınıf yönetimi becerilerini yordadığı belirlenmiştir. Ebeveynlerin bilişsel duygu düzenleme becerilerinin cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, sosyo-ekonomik düzey ve çocuk sayısı ile ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır. Çocukların duygu düzenleme becerileri ile problem davranış düzeyinin cinsiyet, ebeveynin eğitim düzeyi, ebeveynin yaşı, ailedeki çocuk sayısı ile ilişkili olduğu görülmüştür. Ayrıca ebeveynlerin bilişsel duygu düzenleme becerileri ile çocukların problem davranışları arasında ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Çocukların duygu düzenleme becerileri ile problem davranışları arasında ilişki tespit edilmiş ve duygu düzenleme becerilerinin problem davranışları yordadığı bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar çerçevesinde önerilere yer verilmiştir.
Bilmecelerin 57-66 aylık çocukların problem çözme becerilerine etkisi
Bu araştırma, 57-66 aylık çocukların problem çözme becerileri üzerinde bilmece etkinliklerinin etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. 2020-2021 eğitim öğretim yılında Muş il merkezinde bulunan MEB'e bağlı özel okulun anasınıfında öğrenim gören 16 çocuk (9 kız, 7 erkek) deney grubu; yine MEB'e bağlı olan farklı bir özel okulun anasınıfında öğrenim gören 16 çocuk (11 kız, 5 erkek) ise kontrol grubu olmak üzere toplam 32 çocuk araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırmada zayıf deneysel desenlerden biri olan ön test-son test denkleştirilmemiş gruplu desen kullanılmıştır. Araştırmanın asıl uygulama sürecinden önce araştırmanın 2019-2020 eğitim öğretim yılının şubat-mart ayları arasında pilot uygulaması gerçekleştirilmiştir. Pilot uygulama sürecinde 12 etkinlik planı uygulanmış, uygulanan planlarda gerekli görülen yerler uzman görüşü doğrultusunda yeniden düzenlenip planların son hali verilmiştir. Araştırmanın veri toplama sürecinden önce Muş Milli Eğitim Müdürlüğünden gerekli izinler alınmış daha sonra deney ve kontrol grubunun ebeveynlerine onam formu gönderilmiştir. Ebeveynlerden izin alındıktan sonra veri toplama süreci başlamıştır. Veri toplama sürecinde araştırmacı tarafından oluşturulan, ebeveynler ve çocukları hakkında bilgi edinmek amacıyla kişisel bilgilerin bulunduğu "Genel Bilgi Formu" ve çocukların öğretmenleri hakkında bilgi edinmek amacıyla "Öğretmen Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmada her iki gruptaki çocukların dil-bilişsel düzeyleri hakkında bilgi sahibi olmak için ebeveynler tarafından doldurulan Sezgin ve Erol (1994) tarafından geliştirilen "Ankara Gelişim Tarama Envanteri (AGTE) Dil-Bilişsel Bölümü" grupların dil-bilişsel düzeylerinin normal gelişim gösterip göstermediği hakkında bilgi edinmek amacıyla kullanılmıştır. Araştırmada çocukların problem çözme becerilerini ölçmek için Oğuz ve Köksal-Akyol (2015)'un geliştirdiği "Problem Çözme Becerisi Ölçeği (PÇBÖ)" kullanılmıştır. Uygulama öncesinde ise araştırmacı tarafından deney ve kontrol grubuna ön test olarak "PÇBÖ" uygulanmış daha sonra etkinliklerin uygulanması sürecine geçilmiştir. Araştırmanın deney grubuna, araştırmacı tarafından hazırlanan 16 bilmece etkinliği haftada iki gün olmak üzere toplam sekiz hafta süresince uygulanmıştır. Araştırmanın kontrol grubu ise normal eğitim sürecine devam etmiştir. Uygulama bitiminden sonra deney ve kontrol gruplarına araştırmacı tarafından "PÇBÖ" son test olarak uygulanmıştır. Uygulama bitiminden 3 hafta sonra ise deney grubuna "PÇBÖ" kalıcılık testi olarak araştırmacı tarafından uygulanmıştır. "PÇBÖ" uygulanırken çocukların yanıtları öncelikle ses kaydı ile kayıt altına alınmış daha sonra araştırmacı tarafından ölçeğin değerlendirme formuna uygun biçimde değerlendirilmiştir. Uygulama sonunda elde edilen veriler; ANCOVA, Tek Faktörlü Tekrarlanan Ölçümler İçin ANOVA ve İlişkili Ölçümler için T Testi ile analiz edilmiştir. Araştırma elde edilen bulgular ışığında çocukların ön test puanlarına göre düzeltilmiş son test puanlarının ANCOVA testi sonucuna göre deney grubu ile kontrol grubu arasında anlamlı farklılık olduğu (p<.05); deney grubunun son test ölçek puan ortalamalarının kontrol grubuna göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Deney grubunun ön test-son test-kalıcılık testi puanları arasındaki fark Tekrarlanan Ölçümler İçin ANOVA testi ile incelendiğinde deney grubunun ön test ve kalıcılık testi ile son test ve kalıcılık testi arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<.05). Son olarak deney grubunun son test ve kalıcılık testi puanları İlişkili Örneklemler için T Testi ile incelendiğinde puanlar arasında anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir (p>.05). Bu sonuçtan hareketle bilmece etkinliklerinin problem çözme becerileri üzerinde etkili olduğu ve bu etkinin kalıcılık testi uygulanmasına kadar geçen sürede devam ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
Okul öncesi dönemdeki çocukların matematiksel akıl yürütme becerilerine kodlama eğitiminin etkisi
Bu araştırma, okul öncesi dönemdeki çocukların matematiksel akıl yürütme becerilerine kodlama eğitiminin etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2020 – 2021 eğitim öğretim yılında Adana il merkezine bağlı Çukurova ilçesinde yer alan bir ilkokulun anasınıflarına devam etmekte olan 29 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada, ön test - son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın deney grubunda 17 çocuk, kontrol grubunda ise 12 çocuk yer almaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile Ergül (2014) tarafından geliştirilen "Erken Matematiksel Akıl Yürütme Becerileri Değerlendirme Aracı" kullanılmıştır. Müdahale öncesinde değerlendirme aracı her iki gruba da ön test olarak uygulanmıştır. Ardından deney grubuna "Kodlama Eğitim Programı" uygulanırken kontrol grubundaki çocuklar normal eğitim müfredatlarına devam etmişlerdir. Müdahale sonunda ise değerlendirme aracı her iki gruba son test olarak uygulanmıştır. Elde edilen veriler, betimsel istatistiksel ve normallik testi sonuçları dikkate alınarak analiz edilmiştir. Araştırma sonunda, kodlama eğitiminin çocukların matematiksel akıl yürütme becerileri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Deney ve kontrol gruplarının ön test puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmazken, deney grubuna uygulanan müdahale programı sonrasında deney grubundaki çocukların matematiksel akıl yürütme becerileri son test puanlarının kontrol grubundaki çocukların son test puanlarından istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: okul öncesi eğitim, matematiksel akıl yürütme, kodlama eğitimi, kodlama
Okul öncesi dönem çocuklarının toplumsal cinsiyet algılarında medyanın rolüne ilişkin ebeveynlerinin ve öğretmenlerinin bakış açılarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönemdeki çocukların toplumsal cinsiyet algılarında medyanın rolüne ilişkin ebeveynlerinin ve öğretmenlerinin bakış açılarının incelenmesidir. Bu sebeple araştırmacı çocukların toplumsal cinsiyet algılarına yönelik medyanın rolüne ilişkin ebeveynlerin ve öğretmenlerin bakış açılarını keşfetmek, deneyimlerini ortaya koymak ve analiz etmek amacıyla, araştırma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik yaklaşım olarak planlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, amaçlı uygun örneklem ve amaçlı ölçüt örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Çalışma grubunu, 2 okul öncesi eğitim kurumundan her anaokulu için 8'er ebeveyn ve çocuklarının 1 öğretmeni olmak üzere toplamda 32 ebeveyn ve 2 öğretmen oluşturmuştur. Bu görüşmeler için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formlarında, ebeveynlere ve öğretmenlere, çocukların toplumsal cinsiyet algılarına yönelik medya rolüne ilişkin gözlemlerinin neler olduğunu, çocukların söylem ve davranışlarını nasıl yorumladıklarını, nasıl yönlendirdiklerini belirlemeye yönelik sorular sorulmuştur. Görüşmeler, araştırmacı tarafından elle kayıt altına alınırken, veri kaybı yaşanmaması için ses kaydına alınmıştır. Veriler ham veri olarak bilgisayara atılmış, daha sonra araştırmacılar, verileri önce ayrı ayrı kodlamış, daha sonra bir araya gelip birlikte kodlamışlardır. Böylece bu verilerden uygun tema, kod oluşturularak içerik analizi yapılmıştır. Araştırma bulguları toplumsal cinsiyete yönelik sosyal bileşenler ve feminist kuram temelinde tartışılmıştır. Bu bağlamda katılımcı ebeveynlerin çocukların toplumsal cinsiyete yönelik medyanın rolüne işaret eden davranışlarına yanıtlarında ataerkilliğin varlığı yoğun hissedilmiştir. Öğretmenlerin ise öğrencilerini cinsiyet eşitliğine dayalı bir düşünce için çabalayıcı konumda oldukları saptanmıştır. Sadece annelerin öğretmenlerle paylaşımda bulunması, cinsiyete dayalı eşitsiz iş bölümü sonucunda ortaya çıkmaktadır. Kadınlar iş yerlerinden çıkıp eve geldiklerinde de ev işleri ve çocuk bakımı gibi rolleri büyük oranda sahiplenmiştir ve bu yüzden babaların çocuklarının bakımında az rol almalarından kaynaklı görüşlerinde tahmini olarak cevap verdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ebeveynlerin çocuklarının toplumsal cinsiyet algılarına yönelik ve medyanın rolüne ilişkin bilinçlendirilmeleri gerekmektedir. Medyanın iletileri hakkında bilinçlendirilmeleri için ebeveynlere seminerler düzenlenebilir. Aynı şekilde öğretmenlerin meslek eğitimi sırasında medya yorumlama derslerine yer ya da ağırlık verilmesi, ebeveyn-öğretmen işbirliğini arttırılması için atölyeler düzenlenebilir. Medyada kapsamlı bir değişime gidilerek cinsiyet eşitliğine dayalı, geleneksel kalıp yargı ve rollerden çıkarak, kadın-erkek eşitliğinin sağlanması amacıyla medya kanallarında da cinsiyet eşitsizliği probleminin çözülmesi gerektiği söylenebilir. Anahtar kelimeler: Toplumsal cinsiyet algısı, okul öncesi dönem, ebeveynler, öğretmenler, media
Okul öncesi öğretmenlerinin bilim eğitimine özgü pedagojik alan bilgileri ile çocukların kavram ve beceri düzeyleri arasındaki ilişki: Bir aracılık modeli çalışması
Okul öncesi dönemden itibaren sunulan nitelikli bilim eğitiminin, çocukların daha sonraki eğitim yaşantılarını önemli ölçüde etkilediği bilinmektedir. Yaşadıkları dünyayı keşfetmek üzere içsel bir motivasyonla dünyaya gelen çocuklar, çevrelerindeki canlıları, gökyüzünü, doğa olaylarını merak ederek tıpkı bir bilim adamı gibi inceleme yapmakta ve sorular sormaktadırlar. Bilim eğitimi, okul öncesi öğretmenlerinin uygun pedagojik yaklaşımlar aracılığıyla çocukların, yaşadıkları dünyayı keşfetmelerini teşvik ederek öğrenme süreçlerini destekleyebilecekleri eşsiz bir alandır. Bu araştırmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin bilim eğitimine özgü pedagojik alan bilgilerinin, çocukların kavram ve beceri düzeyleri üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkisinin incelenmesinde, çocukların bilim motivasyonları ile öğretmenlerin bilime yönelik tutum-inanç ve yeterliklerinin aracılık rolünün incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Adana ili merkez ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan 52 öğretmen ve bu öğretmenlerin sınıflarında eğitim almakta olan 60-72 aylık 281 çocuk oluşturmuştur. Araştırmanın amacı doğrultusunda, okul öncesi öğretmenlerinin pedagojik alan bilgilerini tanımlayabilmek üzere bilim eğitimini etkileyen bileşenlerden yola çıkılarak okul öncesi öğretmenlerin bilim eğitimine özgü pedagojik alan bilgilerine yönelik hibrit bir model geliştirilmiştir. Bu model temelinde, Okul Öncesi Öğretmenlerinin Bilim Eğitimine Özgü Pedagojik Alan Bilgilerini Değerlendirme Aracı geliştirilerek okul öncesi öğretmenlerinden veri toplanmıştır. Buna ek olarak, öğretmenlerden veri toplama sürecinde, Okul Öncesi Öğretmenlerinin Fen Etkinliklerine İlişkin Yeterlilikleri Ölçeği ve Okul Öncesi Öğretmenlerinin Fen Öğretimine Karşı Tutum ve İnançları Ölçeği kullanılmıştır. Çocuklardan veri toplama sürecinde ise Okul Öncesi Çocuklar İçin Fen Kavramları ve Bilimsel Süreç Becerileri Ölçeği ile mevcut çalışma kapsamında uyarlaması yapılan Okul Öncesi Çocuklar İçin Bilim Motivasyon Ölçeği kullanılmıştır. Ölçme araçları, araştırmacı tarafından her çocukla birebir gerçekleştirilen görüşmeler aracılığıyla uygulanmıştır. İlişkisel tarama modeli ile desenlenen araştırmada, doğrudan ve dolaylı ilişkilerin belirlenmesi ve aracılık rolünün incelenmesine ilişkin kurulan modellerin sınanmasında Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) analizleri kullanılmıştır. Yapılan analizler kapsamında, değişkenlerin birbiri üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkileri hesaplanmıştır. Kurulan modeller, okul öncesi öğretmenlerinin bilim eğitimine özgü pedagojik alan bilgilerinin, çocukların kavram ve beceri düzeyleri üzerindeki etkisinde çocukların bilim motivasyonlarının kısmi aracılık rolü olduğunu göstermiştir. Yapılan analizler, öğretmenlerin pedagojik alan bilgilerinin, çocukların kavram ve beceri düzeyleri üzerinde doğrudan etkisi olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, öğretmenlerin bilim eğitimine ilişkin tutum ve inançlarının, öğretmenlerin pedagojik bilgileri ile çocukların kavram ve beceri düzeyleri arasında aracılık etkisi göstermediği belirlenmiştir. Son olarak öğretmenlerin pedagojik alan bilgilerinin çocuk anlayışları, alan bilgisi ve pedagojik bilgi alt boyutlarının, çocukların kavram ve beceri düzeyleri üzerindeki etkisinin açıklanmasında, öğretmenlerin bilim etkinliklerine ilişkin yeterliklerinin kısmi aracılık etkisinin olduğu görülmüştür. Araştırma kapsamında, çocukların kavram ve beceri düzeylerinin gelişmesinde, okul öncesi öğretmenlerinin bilim eğitimine özgü pedagojik alan bilgilerinin önemli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Okul öncesi öğretmenlerine yönelik inovatif düşünme eğilimi ölçeğinin geliştirilmesi
Bu çalışmada, okul öncesi öğretmenlerine yönelik inovatif düşünme eğilimi ölçeğinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu nedenle çalışma temel araştırma olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunda, Türkiye genelinde resmi ve özel anaokullarında görev yapan Açımlayıcı Faktör Analizi için 280 öğretmen, Doğrulayıcı Faktör Analizi için 419 öğretmen, Ölçüt Geçerliği için 60 öğretmen ve Test Tekrar Test için 28 öğretmen olmak üzere toplamda 787 öğretmene ulaşılmıştır. Katılımcıların demografik özelliklerini belirlemek için kişisel bilgi formu ve inovatif düşünme eğilimi ölçeği yer almaktadır. Ölçüt geçerliğinin test etmek amacıyla "Bireysel Yenilikçilik Ölçeği" ve "Değişime Direnç Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde yapıyı keşfetmek için Açımlayıcı Faktör Analizi (Temel Eksenler), yapıyı doğrulamak için Doğrulayıcı Faktör Analizi, Ölçüt Geçerliği ve Test Tekrar Test güvenirliği için Spearmen sıra farkları korelasyon kat sayısı, iç tutarlılık anlamındaki güvenirlik için de Cronbach Alfa kat sayısı hesaplanmıştır. Araştırmanın sonucunda tek boyutlu 10 maddeli bir yapı ortaya çıkmıştır. Açımlayıcı Faktör Analizi sonuçlarına göre açıklanan varyans oranı %38 ve Cronbach Alfa kat sayısı .85 olarak bulunmuştur. Doğrulayıcı Faktör Analizi sonuçları incelendiğinde CMIN/DF 2.411, CFI değerinin .98, GFI .96, NNFI .97 ve RMSEA .059 olarak bulunmuştur. Ölçüt geçerliği sonuçlarında Bireysel Yenilikçilik Ölçeği ile .674 pozitif yönde orta düzey, Değişime Direnç Ölçeği ile -.307 negatif yönde orta düzey korelasyon bulunmuştur. Test tekrar test güvenirlikleri incelendiğinde ise kararlılık anlamındaki güvenirliğinin .92 yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda "İnovatif Düşünme Eğilimi Ölçeği" ile elde edilen ölçümlerin geçerlik ve güvenirliklerinin yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: inovatif düşünme, ölçek geliştirme, okul öncesi öğretmenleri, inovasyon, yenilikçilik.
Resimli kitaplara dayalı çevre eğitim programının okul öncesi dönem çocuklarının çevresel tutumlarına ve görüşlerine etkisi
Bu araştırma Resimli Kitaplara Dayalı Çevre Eğitim Programının okul öncesi dönem çocuklarının çevresel tutumlarına ve görüşlerine etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma karma yöntem desenlerinden açıklayıcı sıralı desene göre tasarlanmıştır. Araştırmada hem nicel hem de nitel veri toplanmıştır. Nicel veriler Çocukların Çevreye Karşı Tutumları Ölçeği- Okul Öncesi Versiyonu (CATES-PV) ile toplanırken, nitel veriler görüşme soruları aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın nicel bölümünde tek gruplu ön test-son test deneysel desen, nitel bölümünde ise durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nicel veri analizleri için Mann Whitney-U Testi, Kruskal Wallis-H Testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, nitel veri analizleri için ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Mardin ili Midyat ilçesinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bir okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 60-72 aylık 16 çocuk oluşturmaktadır. Araştrımacı tarafından geliştirilen Resimli Kitaplara Dayalı Çevre Eğitimi Programı 20 oturumdan oluşmaktadır. Program araştırmacı tarafından uygulanmıştır. Nicel araştırma sonuçlarına göre okul öncesi dönem çocuklarının çevresel tutumları cinsiyet, yaş, daha önce okul öncesi eğitim alma, anne öğrenim düzeyi, baba öğrenim düzeyi değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Yapılan ön test ve son test sonuçlarına göre çocukların çevresel tutum puanları arasında anlamlı bir fark olduğu ve bu farkın son test lehine olduğu belirlenmiştir. Nitel araştırma sonuçlarına göre Resimli Kitaplara Dayalı Çevre Eğitim Programının ardından çocukların tüketim alışkanlıkları, çevre koruma, geri dönüşüm- yeniden kullanma ve yaşam alışkanlıklarına yönelik çevresel görüşlerinde ekosentrik çevresel görüş açısından değişim belirlenmiştir. Genel olarak Resimli Kitaplara Dayalı Çevre Eğitim Programının çocukların çevresel tutumları ve çevresel görüşleri üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları doğrultusunda, okul öncesi öğretmenlerine ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Okul öncesi eğitim, çevre eğitimi, çevre etiği, çevresel tutum, ekosentrik (çevre merkezli) çevresel görüş, antroposentrik (insan merkezli) çevresel görüş.
Okul öncesi öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyleri ile örgüt iklimi algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, MEB'e bağlı bağımsız anaokulları ve ilkokul bünyesindeki anasınıflarında görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyleri ile örgüt iklimi algıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu araştırmada nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma yöntem tercih edilmiştir. Araştırmanın evrenini 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Mersin ilinde görev yapan 1532 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel verileri uygun örnekleme yöntemi ile belirlenen 464 okul öncesi öğretmeninden, nitel verileri ise ölçüt örnekleme yöntemiyle belirlenen 16 okul öncesi öğretmeninden toplanmıştır. Bu çalışmada nicel araştırma yöntemi için veri toplama araçları olarak; Kişisel Bilgi Formu, Maslach Tükenmişlik Envanteri- Eğitimci Formu, Örgütsel İklim Ölçeği ,nitel yöntem için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyleri ile örgüt iklim algılarının okul türü, yaş, kıdem ve sınıf mevcudu değişkenleri ile anlamlı farklılık yaratıp yaratmadığını belirlemek için Tek Yönlü Çok Değişkenli varyans analizi (MANOVA) tercih edilmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin örgüt iklimi algılarının tükenmişlik düzeylerini yordayıp yordamadığını belirlemek için Çoklu Regresyon analizi kullanılmıştır. Nitel veriler ise betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırmaya katılan okul öncesi öğretmenlerinin duyarsızlaşma ve kişisel başarı boyutunda düşük düzeyde, duygusal tükenme boyutunda orta düzeyde tükenmişlik yaşadığı sonucuna ulaşılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin görev yaptıkları okul türü ile tükenmişlik düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Bağımsız anaokulunda görev yapan öğretmenler, okul idarecileri tarafından kıyaslandığı ve iş yükünün fazla olmasından şikayetçi oldukları, meslektaşlarıyla ortak hareket etme noktasında sıkıntı yaşadıklarını, aynı branştan oldukları için okul ortamında rekabet olduğunu, zaman zaman ayrımcılık yapıldığını ifade etmişlerdir. İlkokul bünyesindeki anasınıflarında görev yapan öğretmenlerin okul idarecileri tarafından önemsenmediklerini, teneffüs imkanı olmadığı için diğer öğretmenlerle iletişim kuramadıklarını, velilerin kendilerini bakıcı gibi gördüklerini, anasınıfıyla ilgilenen personelin ve yeterli sayıda materyal bulunmaması, fiziki imkanların yetersiz oluşu gibi sebeplerin tükenmiş hissetmelerine neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sınıf mevcudu değişkeni ile tükenmişlik arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Sınıf mevcudu ile tükenmiş hissetmeleri arasındaki ilişkiyi anlamaya yönelik sorulan soruya okul öncesi öğretmenleri doğrudan bir etkisinin olduğu cevabını vermişlerdir. Yaş ve kıdem değişkeni ile tükenmişlik düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Yapılan görüşmelerde de okul öncesi öğretmenleri yaş ve kıdem faktörlerinin tükenmiş hissetmelerinde etkili olmadığını ifade etmişlerdir. Okul türü değişkeni ile örgüt iklimi algıları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Yaş ve sınıf mevcudu değişkenleri ile örgüt iklimi algıları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Kıdem değişkeni ile örgüt iklimi algıları arasında umursamaz öğretmen davranışı dışında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin örgüt iklimi algıları ile tükenmişlik düzeyleri arasında anlamlı düzeyde ilişki saptanmıştır. Destekleyici müdür davranışı ile samimi öğretmen davranışının okul öncesi öğretmenlerinin duyarsızlaşma hissetmelerinde anlamlı yordayıcı olduğu, destekleyici müdür davranışı, kısıtlayıcı müdür davranışı ile umursamaz öğretmen davranışının duygusal tükenme yaşamalarının anlamlı yordayıcısı olduğu, kısıtlayıcı müdür davranışı ile işbirlikçi öğretmen davranışının okul öncesi öğretmenlerinin kişisel başarı konusunda tükenmişlik hissetmelerinin anlamlı yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan görüşmelerde de öğretmenlerin tükenmiş hissetmelerinde fiziki yetersizlikler, iş yükü, velilerin mesleğe bakış açıları gibi faktörlerden ziyade okul ikliminin çok daha etkili olduğunu görülmektedir. Okul ortamındaki idareciler ve meslektaşlarla olan iletişimin olumlu ya da olumsuz olmasının mesleklerini doğrudan etkilediğini, idarecileri tarafından destek gören, yanlarında oldukları hissettirilen, meslektaşlarıyla daha çok fikir alışverişinde bulunan öğretmenlerin işlerini daha isteyerek yaptıkları, görev yaptıkları ortamı daha çok benimsedikleri sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Örgüt iklimi, tükenmişlik, okul öncesi öğretmeni, müdür, davranış
Okul öncesi öğretmenlerinin fen eğitiminde deney yönteminin kullanımına ilişkin görüş ve uygulamaları
Bu araştırma, fen eğitimine yönelik yüksek ve düşük öz yeterlilik inancına sahip altı öğretmenin fen eğitiminde deney yöntemini kullanımına ilişkin görüşlerini ve bu kapsamda gerçekleştirdikleri uygulamaları belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseninin kullanıldığı araştırmanın katılımcıları ölçüt örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Adana merkez ilçelerindeki resmi okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan katılımcılara "Okul Öncesi Öğretmenlerinin Fen Eğitimi Öz Yeterlik İnancı Ölçeği" uygulanmıştır. Uygulama sonucunda, fen eğitimine yönelik yüksek öz-yeterlilik inancı gösteren üç öğretmen ve düşük öz-yeterlilik inancı gösteren üç öğretmen belirlenmiştir. Belirlenen altı öğretmenin sınıflarında gerçekleştirdikleri deney etkinlileri gözlemlenmiş ve sonrasında da deney yöntemine yönelik görüş ve uygulamalarına dair bireysel görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak Maxqda yazılımı ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, fen eğitimine yönelik yüksek öz-yeterlilik inancı gösteren öğretmenler ile düşük öz-yeterlilik inancı gösteren öğretmenlerin deney yöntemine ilişkin görüşlerinin benzerlik gösterdiği belirlenmiştir. Öğretmenlerin sıklıkla deney yönteminin avantajlarını vurguladıkları, özellikle bilişsel gelişim alanına katkısından bahsettikleri görülmüştür. Deney etkinliğini planlarken hazır plandan yola çıktıkları, deney yöntemini en fazla renk kavramını öğretmek için kullandıkları belirlenmiştir. Deney türleri açısından bakıldığında, yapılış şekline göre, gösteri deneylerini ve bireysel deneyleri, yapılış amacına göre ise kapalı uçlu deneyleri tercih ettikleri ortaya çıkmıştır. Görüşme sonuçları, gözlem sonuçları ile karşılaştırıldığında, öğretmenlerin deney etkinliklerinde çocukların aktif katılımcı olmaları gerektiğini vurguladıkları, fakat uygulamada çocukların rolünün öğretmenin söylediğini uygulayan ya da izleyici olduğu görülmüştür. Deney sonrası değerlendirme olarak soru sorma yöntemini kullanan öğretmenlerin, aile katılımı konusunda da bilgi verme dışında herhangi bir çalışma yapmadıkları görülmüştür. Son olarak; fen eğitimi öz-yeterlilik inancı yüksek olan öğretmenler ile öz-yeterlilik inancı düşük olan öğretmenlerin deney yöntemine yönelik görüşleri benzer olmakla birlikte, uygulamada öz-yeterlik inancı yüksek olan öğretmenlerin çocuklara daha çok açık uçlu soru sordukları ve sürece daha çok dâhil ettikleri görülmüştür. Anahtar kelimeler: Okul öncesi eğitim, öğretmen, okul öncesi dönemde fen eğitimi, deney yöntemi
Türkçe bilmeyen mülteci çocukların sınıf içi durumlarının okul öncesi öğretmen görüşlerine göre incelenmesi
Bu çalışmada; Türkçe bilmeyen mülteci çocukların sınıf içi durumlarının, okul öncesi öğretmen görüşlerine göre incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma nitel desende planlanmış bir fenomenoloji çalışmasıdır. Bu araştırma 2019-2020 eğitim-öğretim yılı Adana ilinde mülteci çocukların yoğun olarak bulunduğu mahallelerde yer alan ana sınıfı ve anaokulunda çalışmakta olan öğretmenlerle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, sınıfında Türkçe konuşmayı bilmeyen en az iki mülteci çocuğun bulunduğu, 14 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Katılımcıların belirlenmesinde ölçüt örneklemesi uygulanmıştır. Bu araştırmada ki verilerin ilk kısmı demografik bilgilerden, ikinci kısmı ise Türkçe bilmeyen çocukların sınıf içerisindeki durumlarını belirlemeye yönelik oluşturulmuş olan yarı yapılandırılmış görüşme sorularından elde edilmiştir. Öğretmenlerle yapılan görüşmelerden elde edilen veriler, araştırmacı tarafından bilgisayar ortamına aktarılmış ve MAXQDA nitel analiz bilgisayar programının yardımıyla kodlanmıştır. İçerik analizi uygulanan verilerden elde edilen kodlardan alt temalar, bunlardan da iki ana tema elde edilmiştir. Araştırma sonucunda Türkçe bilmeyen mülteci çocukların öğretmenleri ve akranlarıyla el-kol hareketleriyle iletişim kurmaya çalıştıkları tespit edilmiştir. Sınıf içerisinde mülteci çocukların akranlarını ev sahibi ülke çocuklarına göre daha dikkatli bir şekilde dinledikleri ve anlamaya çalıştıkları görülmüştür. Bunun yanı sıra araştırmada yer alan Türkçe bilmeyen mülteci çocukların iletişim kurma sürecinde anlaşılmadığı zaman şiddete başvurabildikleri gözlenmiştir. Mülteci çocuğun; iletişim kurmaya çalışma sürecinde öğretmen desteğinin çocuğun kendini sınıfa ait hissetmesine yardımcı olduğu görülmüştür. Öğretmenler, mülteci çocukların eğitim sürecinde yaşadıkları kayıpları en aza indirgemek için bazı eğitsel hazırlıklar yapmaktadır. Türkçe bilmeyen mülteci çocukların en çok katıldığı etkinliklerin oyun, müzik ve sanat etkinlikleri olduğu tespit edilirken, en az katıldıkları etkinliklerin ise Türkçe-dil etkinlikleri ile okuma yazmaya hazırlık çalışması olduğu gözlenmiştir. Türkçe bilmeyen mülteci çocukların en fazla dramatik oyun ve blok merkezini tercih ettikleri görülmektedir. Mülteci çocukların en çok aynı dili konuştuğu çocuklarla küçük grup şeklinde ya da tek başına oynadıkları görülmektedir. Öğretmenler mülteci çocukların aileleriyle dil bilmemelerinden ötürü çeşitli sorunlar yaşamaktadır. Ev sahibi ülke çocuklarının aileleriyle, mülteci çocuklara karşı ön yargı ve onları dışlama gibi bazı sorunlar tespit edilmiştir. Bu sorunları aşabilmek için çeşitli toplantılar ve görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Toplantılar sonucunda velilerin tutumlarının olumlu hale geldiği görülmüştür.
Sınıfında sığınmacı çocuk bulunan okul öncesi öğretmenlerinin çokkültürlülük bağlamında deneyimlerinin incelenmesi
Bu araştırma, sığınmacı çocuklarla çalışan okul öncesi öğretmenlerinin farklı kültürlerden çocuklara yönelik deneyim ve gereksinimlerini anlamayı amaçlamaktadır. Çalışma, nitel araştırma yaklaşımlarından olgubilim deseni esas alınarak tasarlanmıştır. Araştırmanın katılımcıları Gaziantep ilinde resmi ilkokul, ortaokul ve bağımsız anaokullarında aktif görev yapmakta olan 17 okul öncesi öğretmenidir. Örneklem belirlemede ölçüt örnekleme ve tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış ve görüşmeler pandemi sebebiyle telefon aracılığı ile yapılmıştır. Görüşme formu 4 bölüm ve 26 sorudan oluşmaktadır. Veri analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmış ve toplanan veriler olgubilim deseninin doğasına uyması açısından kod çıkarma, kodların tanımlanması, kodların birleştirilmesi, ayıklanması ve kategorilerin oluşturulması şeklinde bir yol izlenerek bütüncül bir yapıya dönüştürülmüştür. Araştırma neticesinde elde edilen veriler uyum, iletişim, eğitsel durum, sığınmacıların yaşadıkları sorunlar ve öğretmen ihtiyaçları şeklinde beş ana tema etrafında toplanmıştır. Katılımcılar çocukların okula uyum sürecinde onlara yardımcı olma konusunda yetersiz kaldıklarını, hem çocuklarla hem de aileler ile iletişim kurmada sorunlar yaşadıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca katılımcılar, sığınmacıların eğitsel çalışmalardaki durumlarının sınıfa uyum sağlama ve iletişim kurma durumlarına bağlı olarak değiştiğini ifade etmişlerdir. En büyük sorunun iletişim yetersizliği olduğunu düşünen katılımcılar çokkültürlülük ile baş etme noktasında genel olarak yetersiz kaldıklarını ifade etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Çokkültürlülük, sığınmacı çocuklar, okul öncesi öğretmenlerinin tutum ve yaklaşımları
Olumsuz çocukluk yaşantıları: Okul öncesi öğretmenlerinin, eğitim yöneticilerinin ve destek personelinin farkındalık ve müdahale stratejileri
Bu çalışmanın amacı, okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan öğretmen, eğitim yöneticisi ve destek personelinin olumsuz çocukluk yaşantılarına ilişkin farkındalık düzeylerine dair yeterlilik algılarını ve tercih ettikleri müdahale stratejilerini incelemektir. Çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın katılımcıları Adıyaman il merkezinde yer alan bağımsız anaokullarında çalışan amaçlı örneklem yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örnekleme yaklaşımı ile seçilen 23 yönetici, 78 öğretmen ve 40 destek personeli olmak üzere toplam 141 kişiden oluşmaktadır. Bu araştırmada veri toplama araçları olarak; Öğretmen Yetkinlik Ölçeği, Olumsuz Çocukluk Yaşantıları Tespit Yeterliliği, Çocukluk Yaşantılarına Olası Müdahaleler Anketi ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Normallik testleri, geçerlilik ve güvenirlik analizlerinin ardından bulgulara ulaşmak için betimsel analizler ile Kruskal Wallis-H Testi ve korelasyon analizleri yapılmıştır. Öğretmenler kendi sınıflarındaki çocukların olası olumsuz çocukluk yaşantılarını (OÇY) tespit edebilme konusunda kendilerini kısmen yeterli gördükleri bulunmuştur. Eğitim yöneticileri OÇY tespit konusunda kendilerini yeterli görürken destek personelinin ise bu konuda kendilerini yetersiz gördükleri saptanmıştır. Yapılan Kruskal Wallis-H testine göre öğretmen, eğitim yöneticisi ve destek personeli arasında olumsuz çocukluk yaşantıları tespit yeterliliği ve alt boyutları aile içi işlevsizlikleri, duygusal-fiziksel ihmal ve istismar saptama yeterliliği açısından istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu görülmüştür. Gruplar arasında cinsel istismarı tespit yeterliliği açısından anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır. Bu çalışmanın amaçlarından bir diğeri okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan personelin olumsuz çocukluk yaşantılarını fark etmeleri durumunda nasıl bir müdahale stratejisi izleyeceklerini ortaya çıkarmaktır. Eğitim çalışanlarının olumsuz çocukluk yaşantılarını tespit etmesi durumunda ağırlıklı olarak okul rehberlik servisine yönlendirme yaparak müdahalede bulunacaklarını, bildirim noktasında ise en çok okul müdürüne bildirim bulunmayı tercih edecekleri, savcılığa bildirimde bulunmanın ise en az tercih edilen bir müdahale stratejisi olduğu görülmüştür. Son olarak mesleki rolüyle ilgili zorluklarla başa çıkma yeteneğine sahip, mesleği ile ilgili akademik becerilerini geliştirmiş, değişime açık bilişsel ve sosyal olarak çevresiyle uyum içerisinde olma özelliklerinin mesleki öz yetkinlik olarak tanımlandığı bilinmektedir. Öğretmenlerin mesleki öz yetkinlikleri ile olumsuz çocukluk yaşantıları tespit yeterliliği arasındaki ilişkiye bakıldığında iki değişken arasında olumlu yönde anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Mesleki bakımdan kendilerini daha yetkin olarak algılayan öğretmenlerin olumsuz çocukluk yaşantılarını tespit etme bakımından kendilerini yeterli gördükleri dikkati çekmiştir. Mesleki yetkinliği yüksek öğretmenlerin aile içi işlevsizlikleri, duygusal ve fiziksel ihmal ile istismarı tespit etme konusunda kendilerine daha çok güvendikleri ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Olumsuz çocukluk yaşantıları, olumsuz çocukluk yaşantılarına ilişkin farkındalık, olumsuz çocukluk yaşantılarına müdahale stratejileri, okul öncesi eğitimi, erken çocukluk dönemi
ETwinning kullanan ve kullanmayan okul öncesi öğretmenlerinin acil uzaktan eğitim süreçlerinin incelenmesi
eTwinning kullanan ve kullanmayan okul öncesi öğretmenlerinin acil uzaktan eğitim(AUE) süreçlerinin incelendiği bu araştırma nitel araştırma yönteminin olgubilim deseninde gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada Adana'nın farklı ilçelerine bağlı resmi anasınıfı ve resmi bağımsız anaokullarında görev yapan eTwining kullanan sekiz, eTwinning kullanmayan sekiz okul öncesi öğretmeni ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar ölçüt örnekleme ile belirlenmiştir. Verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre okul öncesi öğretmenleri AUE'ye geçilmesiyle olumlu ve olumsuz duygular yaşamıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin AUE süreçleri; hazırlık, uygulama ve değerlendirme süreçlerinden oluşmaktadır. Öğretmenler, fırsat eşitsizliğiyle ilgili, ailelerle yaşadıkları ve tekno-pedagojik deneyimsizlikleri ile ilgili güçlüklerden bahsetmiştir. AUE'nin etkileşimin az olması, gelişim alanlarının bütüncül bir şekilde desteklenememesi, objektif bir değerlendirmenin yapılamaması, nasıl yürütüleceği ile ilgili bilgi eksikliklerinin olması ve teknoloji bağımlılığını artırması gibi sınırlılıkları bulunmaktadır. Öğretmenler, AUE'yi genellikle dezavantajlı görmektedir. Bahsedilen çok az avantaj ise teknolojinin eğitim için kullanılabileceğini göstermesi, eğitimin sürekliliğini sağlaması, dijital yetersizlikleri göstermesi ve dijital becerileri geliştirmesi, öğretmen-aile iletişimini kuvvetlendirmesi, aile katılımını artırması, odaklanmayı artırması ve ekonomik avantaj şeklindedir. eTwinning kullanan katılımcıların eTwinning kullanmayan katılımcılara göre AUE'ye kendilerini daha hazır hissettikleri, daha kolay uyum sağladıkları ve süreç içerisinde daha az güçlükle karşılaştıkları görülmüştür. Öğretmenler, uzaktan eğitimin tüm katılımcılarının teknolojik ve pedagojik bilgi ve deneyimlerinin artırılmasını, uzaktan eğitim içeriklerinin zenginleştirilmesini ve fırsat eşitliğinin sağlanmasını önermiştir. Anahtar kelimeler: Okul öncesi eğitim, acil uzaktan eğitim, eTwinning
Dijital hikâye anlatımının, iki dilli olan 48-60 ay çocukların ifade edici dil becerilerine etkisinin incelenmesi
Araştırmanın amacı dijital hikâye anlatımının 48- 60 aylık iki dilli çocukların ifade edici dil becerilerine etkisini ortaya koymaktır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerindenön test – son test kontrol gruplu yarı deneysel desende gerçekleştirilmiştir. Araştırmagrubunu Kilis il Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı bir anaokulu ve bir ana sınıfında bulunan 48-60 aylık, normal gelişim gösteren 16 kız 14 erkek olmak üzere toplam 30 (Deney grubu 15, Kontrol grubu 15 ) iki dilli çocuk oluşturmuştur. Araştırmanın uygulama sürecinde 36 farklı hikâyeden yararlanılmıştır. Uygulama süreci 12 haftada tamamlanmıştır. Hikâyeler 2 farklı anlatım yöntemi ile gruplara anlatılmıştır. Deney grubuna dijital hikâye anlatımı yapılırken, kontrol grubuna geleneksel hikâye kitabı ile anlatım yapılmıştır. Çocukların ifade edici dil gelişimleri; kullanılan sözcük türlerine, toplam cümle sayısına, bir cümlede kullandıkları toplamsözcük sayısına ve bir cümledekullandıkları ortalama sözcük sayısına göre incelenmiştir. Hem ön test hem de son test verilerinin toplanmasında sessiz/sözsüz hikâye kitabı kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 istatistik programı ilenon-parametrik testlerden, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testive Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Sonuç olarak dijital hikâye anlatımının 48-60 ay grubundaki iki dilli çocuklarının ifade edici dil becerilerini üzerinde anlamlı düzeyde etkiye sahip olduğu görülmüştür. Dijital hikâye anlatımının deney grubundaki çocukların fiil, zamir, zarf, bağlaç türü sözcük kullanımlarında anlamlı bir artış sağladığı ve çocukların kullandıkları toplam cümle sayısı,iki ve üç kelimeli cümle sayısı,cümledeki toplam sözcük sayısı ve bir cümlede yer alan ortalama sözcük sayısında daartışa katkısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: İki Dillilik, Dijital Hikâye Anlatımı, İfade Edici Dil, Okul Öncesi Eğitim
Farklı kitap okuma tekniklerinin 60-72 aylık çocukların dil edinimine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, farklı kitap okuma tekniklerinin 60-72 aylık çocukların dil edinimine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu Gaziantep il merkezindeki bir anaokuluna devam eden 60-72 ay aralığındaki her sınıftan 15 çocuk olacak şekilde toplam 45 çocuktan oluşturmaktadır. Sınıfların dil edinim düzeylerini eşitleyebilmek için Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi (TEDİL) kullanılmış ve buna göre gruplardaki çocukların dil gelişim puanları belirlenmiştir. TEDİL testi sonucunda üç sınıftaki çocukların ön test puanlarının eşit olduğu saptanmıştır. Daha sonra her üç sınıftaki çocukların dil edinim düzeylerini belirlemek amacıyla sessiz kitap uygulanmış ve çocukların kitapta gördüğü resimlere bakarak hikâye anlatması istenmiş ve anlattıkları hikâyeler kaydedilmiştir. Öntest verileri toplandıktan sonra her bir sınıfta farklı hikâye okuma teknikleri kullanılarak 6 hafta süresince haftada 3 kitap olmak üzere toplam 18 hikâye kitabı okunmuştur. Uygulama sürecinde 3 sınıfın her birinde farklı kitap okuma tekniklerinden dijital kitap okuma, etkileşimli kitap okuma ve geleneksel (düz) kitap okuma teknikleri kullanılmıştır. Uygulama sonrası çocukların dil örneklerine ilişkin sontest verileri TEDİL ve sessiz kitap aracılığıyla toplanmıştır. TEDİL aracılığıyla toplanan veriler ölçeğin hesaplanma yöntemine göre değerlendirilmiştir. Sessiz kitap aracılığıyla toplanan veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiş ve SPSS 22.0'a taşınmıştır. SPSS 22.0'da non-parametrik testlerden, Kruskal-Wallis testi ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Öntest ve sontestte toplanan veriler kıyaslanarak bulgulara ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda farklı kitap okuma tekniklerinin 60-72 aylık çocukların dil edinimlerine etkisi olduğu görülmüştür. Dijital kitap okumanın geleneksel kitap okuma tekniğinden daha etkili bir teknik olduğu saptanmıştır. Aynı zamanda dijital kitap okuma ile etkileşimli kitap okuma karşılaştırıldığında çocukların dil ediniminde iki okuma tekniği açısından anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Bu nedenle, sınıf içi ve sınıf dışı ortamlarda dijital kitap okuma tekniğinin geleneksel kitap okuma tekniğine göre daha fazla tercih edilmesi önerilebilir.
Okul öncesi dönem çocuklarının ölçme becerilerine öğrenme rotaları temelli kodlama eğitiminin etkisi
Bu araştırma, öğrenme rotaları temelli etkinliklerin ve öğrenme rotaları temelli kodlama etkinliklerinin okul öncesi dönem çocuklarının uzunluk, alan, hacim ve açı ölçme becerilerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Nicel bir yaklaşımla yürütülen çalışmada, yarı deneysel araştırma deseni kullanılmıştır. Katılımcılar, Adıyaman il merkezinde MEB'e bağlı bağlı bir anaokulundan seçilen üç sınıftaki 55-71 aylık 47 çocuktan oluşmaktadır. Yansız atama yoluyla, söz konusu sınıflardan ikisi deney (deney 1 [n=15] ve deney 2 [n=17]) ve bir tanesi de kontrol (n=15) grubu olarak seçilmiştir. Kontrol grubuna mevcut okul öncesi eğitim programı uygulanırken, deney 1 grubunda öğrenme rotalarını temel alarak hazırlanan kodlama etkinlikleri, deney 2 grubunda ise öğrenme rotaları temelli eğitim etkinlikleri uygulanmıştır. Deney 1 ve deney 2 grubundaki uygulamalar, haftada üç gün olmak üzere her bir deney grubu için toplam 16 oturumdan oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen Erken Ölçme Testi (EÖT) kullanılmıştır. Araştırma kapsamında çocukların ölçme becerileri uygulama öncesinde, uygulama sonunda ve son uygulamadan dört hafta sonra EÖT ile ölçülmüştür. Veriler, hiyerarşik linear modelleme (HLM) ile analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, deney 1 ve deney 2 grubunda yer alan çocuklara uygulanan etkinliklerin çocukların uzunluk, alan, hacim ve açı ölçme becerilerini geliştirmede kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde ve kalıcı bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Bu etki deney grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmamaktadır. Sonuç olarak, öğrenme rotaları etkinliklerin ve öğrenme rotaları temelli kodlama etkinliklerinin çocukların ölçme becerisini geliştirmede etkili olduğu görülmüştür.
Okul öncesi çocuklar için e-kitap ile bütünleştirilmiş sürdürülebilirlik eğitimi
Okul öncesi dönemden başlayarak çevresel sürdürülebilirlik amacıyla verilecek eğitim çocukların çevresel sürdürülebilirlik bilgi ve davranışlarının ömür boyu kalıcı olmasını sağlayacaktır. Çevresel sürdürülebilirlik konusunda alan yazınına uygun olarak dijital ortamda resimli e-kitap hazırlamak ve okul öncesi dönemdeki 57-72 (ortalama 63 ay) aylık çocukların sürdürülebilir çevre bilgilerinde e-kitap ile bütünleştirilmiş sürdürülebilirlik eğitiminin etkisini belirlemek amacı ile bu araştırma planlanmıştır. Araştırmada yarı deneme modellerinden ön test son test eşitlenmemiş kontrol gruplu model kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi Adana ili Çukurova ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi bir okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 57-71 aylık 24 çocuk olarak belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Çevreye Yönelik Tutum Ölçeği (CATES-PV): Çocuklara Yönelik Çevre Tutum Ölçeği (Okul Öncesi Versiyonu)" ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmada deney grubuna sekiz hafta boyunca "E-Kitap İle Bütünleştirilmiş Sürdürülebilirlik Eğitimi" uygulanmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan üç resimli e-kitap çocuklarla etkileşimli olarak paylaşıldıktan sonra destekleyici etkinlik uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler Mann Whitney-U testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile analiz edilmiştir. Ön test puanlarının deney ve kontrol grubu değişkeni açısından Mann Whitney-U testi sonuçlarına bakıldığında gruplar arasında anlamlı farklılığın olmadığı görülmektedir (p>.05). Son test puanlarının deney ve kontrol grubu değişkeni açısından Mann Whitney-U testi sonuçlarına bakıldığında deney grubu hehine anlamlı farklılık görülmüştür ( p<.05). Deney grubunun ön test ve son test puanlarının Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi sonuçlarına göre deney grubunda yer alan çocukların ön test ve son test puanları arasında anlamlı farklılık görülmektedir ( p<.05). Bu veriler ışığında E-Kitap İle Bütünleştirilmiş Sürdürülebilirlik Eğitimi'nin çocukların çevresel sürdürülebilirlik bilgilerinde etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Sürdürülebilirlik, Resimli e-kitaplar, Çevre Eğitimi, Okul Öncesi Eğitim
Koçluğa dayalı sosyal duygusal öğrenme öğretmen mesleki gelişim programının öğretmen-çocuk ilişkisi ile çocukların sosyal yetkinlik ve problem davranışlarına etkisi
Bu araştırmada, düşük ekonomik yaşam şartlarına sahip çocuklara eğitim veren okul öncesi öğretmenlerinin sınıflarındaki çocukların sosyal duygusal gelişimini destekleme kapasitelerini arttırmak ve istenmeyen davranışları azaltmak üzere uygulanan mesleki gelişim programının etkililiği incelenmiştir. Bu doğrultuda, okul öncesi öğretmenlerine eğitim atölyeleri ile birlikte sunulan koçluk desteğinin, öğretmenlerin çocuklara yönelik davranışları, çocuk ile kurduğu ilişkiyi algılama biçimi, öğretmen-çocuk etkileşiminin niteliği ile çocukların sosyal yetkinlik ve problem davranışları üzerindeki etkisi sınanmıştır. Ön test-son test kontrol gruplu deneysel deseninin kullanıldığı araştırmanın katılımcılarını deney grubunda 10, kontrol grubunda 10 olmak üzere toplam 20 okul öncesi öğretmeni ve bu öğretmenlerin sınıflarında eğitim almakta olan 48-72 aylık 175 çocuk (91 deney grubu, 84 kontrol grubu) oluşturmuştur. Araştırmanın amacı doğrultusunda, gerçekleştirilen öğretmen eğitim atölyelerinde kullanılmak üzere Amerika Birleşik Devletlerinde geliştirilen Reaching Educators and Children (REACH) programının Türkiye için uyarlaması gerçekleştirilmiştir. Uyarlanan program aracılığıyla deney grubunda yer alan öğretmenlere iki haftada bir olmak üzere toplam altı öğretmen eğitim atölyesi sunulmuştur. Bununla birlikte, öğretmenlerin atölye çalışmalarında öğrendikleri stratejileri sınıf içinde uygulamalarını desteklemek için her bir öğretmenin sınıfında haftada bir kez olmak üzere toplam 12 koçluk oturumu gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kullanılan koçluk protokolü, etkililiği çeşitli deneysel çalışmalar aracılığı ile ortaya konulmuş olan Classroom Check Up (CCU) temelinde hazırlanmış ve uygulanmıştır. Kontrol grubunda yer alan öğretmenlere ise herhangi bir müdahalede bulunulmamış olup halihazırda yaptıkları uygulamalara devam etmeleri istenmiştir. Araştırma verileri deneysel uygulamanın öğretmenlerin olumlu, olumsuz ve sosyal duygusal gelişimi destekleme davranışları ile çocukların istenmeyen davranışları üzerindeki etkisini belirlemek üzere "Yapılandırılmış Öğretmen-Çocuk Davranış Gözlem Aracı", öğretmenlerin çocuklar ile kurduğu ilişkiyi algılama biçimlerini belirlemek üzere "Öğrenci-Öğretmen İlişki Ölçeği", öğretmen-çocuk etkileşiminin niteliğini belirlemek üzere "Sınıf Değerlendirme Puanlama Aracı" ile çocukların sosyal yetkinlikleri ile duygusal ve davranışsal sorun belirtilerini değerlendirmek üzere "Sosyal Yetkinlik ve Davranış Değerlendirme-30 Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Bununla birlikte, uygulanan mesleki gelişim programının sosyal geçerliğini belirlemek üzere deney grubunda yer alan öğretmenler ve okul yöneticilerinden "Sosyal Geçerlik Anketi" doldurmaları istenmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen veriler tekrarlı ölçümler için iki yönlü ANOVA testi ile çözümlenmiştir. Sosyal geçerlik verilerinin analizinde ise ortalama, frekans ve yüzde değerleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, uygulanan mesleki gelişim programının deney grubunda yer alan öğretmenlerin sınıflarındaki çocuklara yönelik davranışlarını anlamlı düzeyde iyileştirdiği tespit edilmiştir. Buna göre, deney grubunda yer alan öğretmenlerin olumlu ve sosyal-duygusal gelişimi destekleme davranışlarının arttığı, olumsuz davranışlarının ise azaldığı belirlenmiştir. Uygulanan mesleki gelişim programının deney grubundaki sınıfların öğretmen-çocuk etkileşim niteliğini anlamlı düzeyde arttırdığı saptanmıştır. Deney grubunda yer alan sınıfların duygusal destek, sınıf organizasyonu ve eğitimsel destek niteliğinin arttığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, deney grubunda yer alan öğretmenlerin sınıflarındaki çocuklar ile kurduğu yakın ilişki algısının arttığı, çatışmalı ve bağımlı ilişki algısının ise azaldığı belirlenmiştir. Ayrıca, deney grubundaki çocukların sosyal yetkinliklerinin arttığı, kızgınlık-saldırganlık ile anksiyete-içe dönüklük puanlarının azaldığı bulunmuştur. Müdahalenin sınıf genelinde gözlenen istenmeyen davranış sıklığını azalttığı tespit edilmiştir. Son olarak, müdahaleye katılan öğretmenler ve bu okulda görev yapan yöneticilerin uygulanan mesleki gelişim programına ilişkin yüksek düzeyde memnuniyet bildirdikleri belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Sosyal-duygusal öğrenme, öğretmen-çocuk etkileşimi, öğretmen-çocuk ilişkisi, problem davranış, koçluk.
Okul öncesi çocukların bilgi işlemsel düşünce becerileriyle problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, okul öncesi çocukların bilgi işlemsel düşünme becerilerinin belirlenmesi ve bilgi işlemsel düşünme becerileri ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışma betimsel nitelikte olup ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma evrenini farklı sosyoekonomik bölgelerde bulunan ve sosyoekonomik yönden 'iyi, orta ve düşük' olarak bölgelere ayrılan Kilis iline bağlı bulunan bağımsız anaokulu, lise ve ortaokul bünyesinde bulunan anasınıfları oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini ise, bu okullar arasından rasgele örneklem yöntemi ile seçilen 3 okuldaki, 5-6 yaş toplam 175 okul öncesi çocuk oluşturmaktadır. Çalışmaya katılan çocukların 46'sı 5 yaş, 114'ü ise 6 yaşındadır. Veri toplama aracı olarak çocukların bilgi işlemsel düşünme becerilerini değerlendirmek Relkin, Ruiter ve Bers (2020) tarafından geliştirilen ve Metin, Başaran, Relkin ve Kalyenci (2021) tarafından Türkçeye uyarlanan "Bilgi İşlemsel Düşünme Ölçeği (TechCheck)" kullanılmıştır. Çocukların problem çözme becerileri ise Aydoğan, Ömeroğlu, Büyüköztürk ve Özyürek (2012) tarafından geliştirilen "Dört Yedi Yaş Grubu Çocuklar İçin Problem Çözme" ölçeği ile ölçlmüştür. Araştırmada verilerin analizinde normallik testi yapılmış, veriler normal dağılım göstermediği için nonparametrik testler kullanılmış ve çalışmanın amacına uygun olarak Spearman korelasyon analizi, Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis H Testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda bilgi işlemsel düşünme becerilerinin cinsiyet, anne ve baba çalışma durumları açısından anlamlı bir farklılık bulunmazken; okul öncesi eğitim alma, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu değişkenlerinde anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Çocukların problem çözme becerileriyle bilgi işlemsel düşünme beceri düzeyleri arasında pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi eğitimi, Bilgi işlemsel düşünme, Problem çözme
Tasarım temelli etkinliklerin okul öncesi çocukların bilgi işlemsel düşünme becerilerine etkisi
Bu çalışmanın amacı tasarım temelli etkinliklerin BİD becerilerine etkisini ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemini İstanbul İli Bağcılar ilçesine bağlı bağımsız iki anaokulundan bulunan sınıflar oluşturmaktadır. Araştırmada aynı sosyoekonomik bölgeden okul seçilmiş olup, deney ve kontrol grupları tesadüfi örneklem yolu ile farklı okullardan birer sınıf olacak biçimde seçilmiştir. Dokuz kız, onbir erkek kontrol grubu, 10 kız, 9 erkek deney grubu olmak üzere toplam 39 okul öncesi eğitime devam eden 5 yaşında çocuk araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Relkin ve Bers (2021) tarafından geliştirlen ve Metin, Başaran, Yıldırım-Seheryeli, Relkin ve Kalyenci (2023) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Erken Çocukluk Döneminde Bilgi İşlemsel Düşünme Ölçeği-TechCheck-K" kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından gelişimsel olarak uygun, okul öncesi eğitim programı ile bütünleşik olan "Tasarım Temelli Etkinlik Programı" hazırlanmıştır. Etkinlikler araştırmacı tarafından haftada üç gün olmak üzere sekiz hafta deney grubuna uygulanmış ve kontrol grubu normal eğitim programına devam etmiştir. Verilerin analizinde, verilerin normal dağılım gösterdiği, gruplardaki çocukların normal dağılım gösterdiği durumlardaki karşılaştırmalar için ilişkili ölçümlerde t testi hesaplanmış, normal dağılım göstermediği karşılaştırmalarda ise Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Çalışmada test güvenilirliği iki seçenekli sonuçlar için incelenen KR-20 güvenilirlik katsayısı ile incelenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre hazırlanan tasarım temelli etkinliklerin BİD becerilerine anlamlı bir etkisi olduğu bulunmuştur, ancak cinsiyete bağlı farklılık bulunmamıştır.
Okul öncesi öğretmenlerinin öz yeterlik düzeyleri ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin öz yeterlik düzeylerinin belirlenmesi ve öz yeterlik düzeyleri ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma nicel bir araştırma olup ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır ili merkez ilçe okullarında görev yapan 325 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Heppner ve Petersen (1982) tarafından geliştirilen, Şahin, Şahin ve Heppner (1993) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Problem Çözme Envanteri" ve Tcshannen–Moran ve Woolfolk–Hoy (2001) tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye uyarlaması Çapa, Çakıroğlu ve Sarıkaya (2005) tarafından yapılan "Öğretmen Öz Yeterlik Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS analiz programı kullanılarak bulgulara ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda; okul öncesi öğretmenlerinin öz yeterlik düzeylerinin orta düzeyde olduğu ve öz yeterlik düzyelerinin onların yaş, eğitim durumu ve mesleki kıdem, çalıştıkları kurum türü ve sınıfta bulunan çocuk sayısı değişkenlerine göre tüm alt boyutlarda anlamlı farklılaşma tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin öz yeterlik düzeyleri ile problem çözme becerileri arasında orta düzeyde negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.