Gazi University
Anabilim Dalı

Sanat Bilimi Anabilim Dalı

Gazi University

6

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

6 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Artvin ili Borçka ve Hopa ilçeleri camilerinde ahşap süslemeler

Doğu Karadeniz'de yer alan Artvin İli oldukça dağlık bir alanda kurulmuş olup, konumuzu teşkil eden ilçelerinden Hopa sahilde, Borçka ise iç kesimde yer almaktadır.Borçka ve Hopa İlçelerinde yer alan camiler Osmanlı dönemine ait olup hepsi 19. yüzyılda yapılmış küçük boyutlu köy camileridir. Bu mimari eserlerin bir kısmı bazı araştırmacılar tarafından incelenmiş olsa da, içlerinde henüz vakıfların tescil etmediği eserlerde bulunmaktadır. Sanat Tarihi açısından önem teşkil eden bu yapıların yeterince incelenip tanıtılmadığını düşündüğümüz için, ?Artvin İli Borçka ve Hopa İlçeleri Camilerinde Ahşap Süslemeler? başlıklı araştırmaya yönelmiş bulunmaktayız. Öncelikle konuyla ilgili daha önceki yayınlar ve arşiv belgelerinde kayıtlı bilgilerin incelenmesi ardından, mevcut eserleri inceleyip fotoğraflarla belgelemek suretiyle tespit işlemi tamamlanmıştır. Daha sonra sistematik olarak hazırlanmış katalogda her bir eserin ayrıntılı tanımı yapılmıştır. Karşılaştırma değerlendirme kısmında ise bütün eserlerin kendi içinde ve farklı yapılarla, benzer ve ayrılan yanları ortaya konularak Türk Sanat Tarihindeki yeri belirlenmeye çalışılmıştır.Araştırmamızda her biri 19. yüzyılda yapılmış olan 10 adet cami ele alınmıştır. Bunlardan Borçka'da yer alan eserler tamamen ahşap malzemeden yapılmışken, Hopa `da bulunanlar ahşap karkas arası dolgu tekniğinde yapılmıştır. Her biri oldukça zengin ahşap bezemeye sahip bu eserlerden bir kısmı bilinçsiz yapılan onarımlar sonucu orijinal halini kaybetmiştir. Kapı, minber, mihrap, vaaz kürsüsü ve mahfil yüzeylerinde rastladığımız, oyma tekniğinde yapılmış süslemeler oldukça dikkat çekicidir. Özellikle barok ve rokoko tarzının Anadolu'da küçük köy camilerinde uygulandığı ender örneklerdendir.Bu bölgede yapılmış en büyük cami olarak niteleyebileceğimiz Borçka, Muratlı (Maradit) Köyü Cami diğer yapılardan daha zengin ve daha iyi işçiliğe sahip ahşap elemanlarıyla ön plana çıkmaktadır. Burada gördüğümüz süsleme programı diğer yapılardan oldukça farklıdır. Bunun dışında diğer yapıların çoğu süsleme programı açısından oldukça benzerdir. Özellikle tüm yapılarda barok dönem özelliği olarak nitelediğimiz `S' ve `C' kıvrımlı dallar ve akantus yaprakları çok sık kullanılmıştır. Bunun dışında iri rozetler ve madalyonlarda incelediğimiz eserlerde sıkça karşılaştığımız motiflerdir. Borçka, Muratlı (Maradit) Köyü Camiinde, minbere işlemiş gemi, meyve, hançer, silah ve arma tasvirleri bölgede diğer yapılarda göremediğimiz ender motiflerdendir.

Ahşap oyma sanatıArtvin-BorçkaArtvin-Hopa+2
Demet Taşkan
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İstanbul camilerinde süslemeleriyle hünkâr mahfilleri (1808?1909)

Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemine damgasını vuran batılılaşma etkisi günümüzde dahi hissedilir bir durumdur. Yüzyıllar boyu dünya tarihinin en önemli figürlerinden olmuş imparatorluk belki de en çalkantılı, en zor yıllarını bu dönemde geçirmiş, örnek alınırken bu dönemde batıyı kendine örnek alır olmuştur. Her ne kadar bu batlılaşma askeri açıdan başlamış olsa da, aslında Osmanlı hayatının tümüne girmiştir. Bu açıdan balkıdığında batılılaşmanın en tepeden, devletin yönetiminden başlar şekilde olması gayet doğaldır. Dönemin şartlarına bakıldığında birkaç dil bilen sanat eğitimi almış ve batılı hocalardan ders almış padişahlar görürüz. Bu padişahlarda yöneticilerin bir anda yok edilebildiği, otoritelerinin çok da sağlam olmadığı sistemlerden daha ileri sitemlere geçme düşüncesi vardı. Bu sebeple, bu değişim önce yönetimde, sarayda ve orduda görülmeye başladı.Mimari açıdan bakıldığında Topkapı Sarayı'ndan sonra yapılan birçok saray batılı tarzı üslupla inşaa edilmiştir. Bu doğrultuda tabi ki değişim saraylardan sonra Padişah Camileri'nde net olarak görülmeye başlar. Bu değişimin en net görüldüğü kısım da tabi ki bu camilerin direkt olarak Hünkâr için yapılan yapıları yani Hünkâr Kasırları ve Mahfilleri bölümleridir. Bu yapılar dini yapılarla bütünleşerek sivil mimari unsurları ve saray atmosferini camilere taşımış oldular.Çoğu camii incelendiğinde bu bölümlerin politik ve bürokratik toplantılara, sefir kabullerine ev sahipliği yaptığı da görüldü. Bu kadar ehemmiyeti olan alanların tabi ki sıradan mekânlar gibi dekore edilmesi beklenemez. Dönemin yapılarındaki işte bu özel mekânlar, özellikle 1808?1909 arası yapılarında yoğun olarak görülmektedir. Biz de bu dönemin yapılarındaki Hünkâr Mahfillerini tezimize konu ettik. Daha önce Hünkâr Mahfilleri ile ilgili yapılan çalışmalarda süslemelerden bahseden kapsamlı bir çalışma bulunmamaktadır.1808 ve 1909 arasında hüküm sürmüş olan padişahlar; II. Mahmut (1808?1839), I. Abdülmecit (1839?11861), Abdülaziz (1861?1876) ve Abdülhamit'tir (1876?1909). Bu süre batılılaşma döneminin en yoğun yaşandığı dönem olarak dikkat çeker. Bu dönemde yapılmış olan Beylerbeyi Camisi, Nusretiye Camisi, Tevkifiye Camisi, Beşiktaş Asariye Camisi, Küçük Mecidiye Camisi, Hırkayı Şerif Camisi, Ortaköy Camisi, Çorlulu Ali Paşa Camisi, Teşvikiye Camisi, Yıldız (Hamidiye) Camileri bizzat hükümdarca yapılan ve kendileri için Hünkâr yapıları eklettikleri camilerdir. Bu camilerde nakışlı boyama, duvar resmi teknikleri ve ahşap, alçı, taş, çini, metal gibi malzemeler yine çeşitli teknikler ile meydana getirilmiş süslemeler görülür. Bu süslemeler yapıların hemen hemen tüm yüzeylerinde bir arada ya da tek olarak karşımıza çıkabilir. Bunlar için genel itibariyle ortak bir tarzdan söz emek güçtür. Süsleme üslupları da dönemin sosyoekonomik durumu gibi karmaşıklık sergiler. Nusretiye Camii alçı ve duvar Resimleri, Beylerbeyi Camii Hünkâr Mahfilindeki tablo ile, Hırkayı Şerif Camii alçı ve duvar resimleri ile, Küçük Mecidiye Camii alçı işçiliği ile, Ortaköy Camii özellikle duvar resimleri ile, Yıldız Camii ahşap işçiliği ve nakışlı boyamaları ile öne çıkan camilerdir.Yapılan çalışmada bu özellikler tespit edilmiş ve yapıların şu anki durumları, üslup benzerlikleri ortaya konmaya çalışılmıştır.

CamilerMahfillerSüslemeler+1
Uğur Can Çalışkan
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İstanköy(KOS)'de arşiv belgelerine göre Türk devri yapıları

Tarihi eserler bakımından zenginliklerle dolu önemli bir yerleşim merkezi konumundaki İstanköy'de inşa edilmiş binaların çoğunluğu Osmanlı dönemine aittir ve bu mimarî varlıklardan büyük bir kısmının Sanat Tarihi açısından şimdiye kadar yeterince incelenip tanıtılmadığı görülmektedir. Böyle bir boşluğu gidermek amacıyla, İstanköy(Kos)'de Arşiv Belgelerine Göre Türk Devri Yapıları başlıklı bu araştırmaya yönelerek, öncelikle daha önceki sınırlı sayıdaki yayınlar ve arşiv belgelerinde kayıtlı bilgilerin derlenmesi ardından, şehir merkezindeki mevcut binaları bizzat inceleyip, fotoğraflarla belgelemek suretiyle tespit işlemlerini tamamladıktan sonra, sistematik katalog düzeni içinde her birinin ayrıntılı tanıtımını ve ayrı bir bölüm halinde bütün eserlerin karşılaştırma ve değerlendirmelerini yaparak, Türk Sanatı Tarihi gelişim çizgisindeki yerlerini belirlemeye çalıştık.Araştırmamızda, İstanköy'ün mimarî varlıkları ile zengin bir şehir dokusuna sahip bulunduğu, halen ayakta kaldığı tespit edilebilen cami/mescid, türbe, hamam, şadırvan ve çeşme olmak üzere toplam 39 adet eser ile açıkça anlaşılmaktadır ve bunların tamamı bu çalışmamız kapsamına alınmıştır.Mevcut yapılar, kronolojik bakımdan 16. yüzyıl sonlarından 20. yüzyıla kadar geniş bir zaman dilimine aittir. Çoğu müstakil inşa edilmekle birlikte,Lonca Cami ve Yenikapı Camileri etrafında, bir kısmı arşiv belgelerinde geçen, bir kısım da yapı kalıntılarına dayanarak bir külliyle bütünlüğünü içinde tespit edilmeye çalışılmıştır.İstanköy'deki Türk Devri Mimarî Eserleri'ne yönelik bu araştırmamızla, konumuz kapsamındaki binalardan bir kısmının deprem, gibi afetlerle tamamen ya da kısmen ortadan kalktığı, günümüze sağlam gelebilmiş bir kısmının da insan eliyle yapılan tahribat izleri taşımalarından dolayı asıl vasıflarını kaybettikleri ortaya çıkmaktadır. Çoğunlukla bakımsız vaziyette kendi hallerine bırakıldıkları anlaşılan bu eserler hakkında, arşiv bilgilerinin derlenmesi, günümüze ait durumlarının belgelenmesi, topluca kataloglanarak tanıtılması ve sanat tarihi değerlerinin belirlenmesi şeklinde ana hatlarını sıralayabileceğimiz çalışmamız, esasen bilimsel kriterlerle sürdürdüğümüz bir araştırma ve inceleme ürünü oluşturmak maksadıyla hazırlanmıştır. Ama aynı zamanda bir daha tekrar yerine konulamayacak çeşitli niteliklere sahip İstanköy'deki Türk Mimarîsi'nin mümkün mertebe en iyi şekilde korunması, onarılması ve gelecek kuşaklara aktarılarak sonsuza kadar yaşatılmasına da katkı sağlayacağına inanıyoruz.

KalelerKülliyelerMedreseler+7
Safiye Özata
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Garnizon kent Sarıkamış'ta Rus mimarisi

1877-1878'deki Osmanlı-Rus harbinde ('93 savaşı) Osmanlı İmparatorluğu'nun yenilgiye uğramasıyla 3 Mart 1878 tarihinde imzalanan Ayastefanos (Yeşilköy) antlaşmasının 19. maddesine göre; Sarıkamış dâhil olmak üzere Kars, Ardahan, Batum, Artvin ve Eleşkirt sancakları Rusya'ya savaş tazminatı olarak bırakılmıştır. Bu anlaşmayı takiben kırk yıllık işgal döneminde, Rus egemenliğine giren Kars, Sarıkamış, Ardahan ve Batum gibi Osmanlı şehirlerinde Rusların gerçekleştirdikleri yayılımcı siyasetin uzantıları olarak bu bölgeleri işgal etme anlayışından çok, bu yörelerde kalıcı olarak yerleşme düşüncesi hâkim olmuştur. Bu bağlamda Ruslar, ele geçirdikleri bu şehirlerde kalıcı mimari eserler bırakmak amacıyla Kuzey Avrupa'nın Baltık mimari üslubu ile kendi mimari anlayışlarını yoğurarak Osmanlı şehir anlayışından tamamen farklı, ızgara plan düzenine göre yeni kentsel plan düzenlemeleri meydana getirmişlerdir. Bu tezde Garnizon kent olarak kurulan Sarıkamış'ta; askeri yapılar (ordugâh binaları, askeri lojmanlar), demir yolu işletmelerine tahsis edilen mimari eserler (köprüler menfezler, gar revizörlük binaları, işçi barakaları, lojmanlar) ve sivil mimari örnekleri (konutlar, köşkler) plan, mimari ve cephe tasarımı açısından incelenmiştir. İncelemelerimizde söz konusu yapılarda bir takım değişikliklere gidildiği gözlemlense de binaların büyük oranda orijinalliklerini koruyarak Rus dönemi mimari özelliklerini yansıttıkları görülmüştür. 2016 öncesi ve günümüz askeriye bünyesinde işlevini sürdüren binalar ve sivil mimari örneklerde ise ısıtma sistemi olarak peç sobalarının kullanıldığı anlaşılmaktadır. Yapı cephelerinde Rönesans etkili yuvarlak kemerli pencereler, Neoklasik üslup özelliklerini yansıtan dikdörtgen çerçeveli pencereler, üçgen alınlıklar, cepheleri bir uçtan bir uca bölen kat silmeleri ile saçak altı silmeleri, dışa taşıntı yapan giriş cepheleri dikkat çekmektedir. Ayrıca ızgara planının kullanıldığı, kesme taş malzeme ile inşa edilen yapılarda, sokağa açılan giriş cephelerinin, diğer cephelerden daha gösterişli olması da neoklasik üslubun yansımalarıdır. Bunların yansıra Rus mimarisinde karşımıza çıkan, genellikle sert hava koşulardan ötürü tercih edilen çatı formları (beşik, kırma, yarım beşik çatı), taş döşemeler ve ahşap tavanlar da Sarıkamış'taki yapılarda göze çarpan diğer unsurlardır.

Kars-SarıkamışMimariMimari eserler+3
Tekin Doğan
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

(1923-1950)İdeoloji sanat ilişkisi çerçevesinde Cumhuriyet Dönemi heykel sanatının incelenmesi

Toplumlardaki devrimsel hareketler ve ideolojiler ortak bir amaç üzerine şekillenir. İdeolojinin düşünsel boyuttan çıkıp günlük hayata girebilmesi için bu ortak amacın farklı dillerde topluma sunulması gerekmektedir. Sanat ta bu dillerden biridir. Sanat, ideolojileri simgeleştirebilir. Sanat, toplumun her kesiminden insanın en etkili ve basit bir yöntemle ideolojileri algılayabilmesini sağlar.Sanatçılar da toplumların parçası olarak hem bu etkilenmeyi yaşayan hem de üretimleriyle yaşatan bireyler haline gelirler.Kültürel devrimlerin en etkili alanı olan plastik sanatlar, toplumdaki görsel zihinleri kolayca yönlendirebilir. Bu görsellikler günlük hayatın içerisinde her an karşımıza çıkabilecek ve ideolojik dilleriyle düşüncelerimize şekil verecek kadar önemlidirler.Plastik sanatın resim ve heykel dalları bu tür anlatımlar için temel zeminlerdir. İdeolojilerin güdümü ile yapılan sanat eserlerinde estetik kaygılar yerini toplumdaki her insanın anlayabileceği direk anlatım diline bırakır. Bu amaç içinde resim sanatı gerçekçi anlatımıyla, heykel sanatı da alanlarda şekil bulan anıtsal ifadeleriyle yer alırlar.Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarında cumhuriyet ideolojisi, resim ve heykel sanatı ile simgeleşmiştir. Devlet, halka cumhuriyet ideolojisini ve milli beraberlik duygusunu yaşatmak için sanat eserlerine yön vermiştir.

Cumhuriyet DönemiGüzel sanatlarHeykel+4
Fulya Ünal
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tanzimat'tan sonra Karahisar-ı Sahip Sancağı'nda Türk mimarisi (1839-1923)

18.yüzyılın sonlarına gelindiğinde siyasi ve askeri gücünün batı devletlerinin gerisinde olduğunu anlayan Osmanlı Aydınları, devleti eski ihtişamına kavuşturmak için önceliği askeri alanda olmak üzere yönetim, eğitim, ulaşım ve ekonomi gibi alanlarda bir dizi reformlar yapmıştır. Bu reformlar sayesinde daha kurumsal bir kimliği bürünen devlet yönetiminde, dönemin gereği olarak İmparatorluk coğrafyasının en ücra köşelerinde bile ''Devlet İdeolojisini'' yansıtan binlerce yapı inşa edilmiştir. Fakat, şu göz ardı edilmemelidir ki; Sanat Tarihi Camiasında ''Kamu Yapıları'' olarak adlandırılan bu yeni yapı türlerinin yanı sıra geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan Cami, Çeşme, Hamam gibi yapı türlerinin inşası da son dönemde hız kesmemiştir. ''Osmanlı Dönemi Karahisar-ı Sahip Sancağı'' sınırları içerisindeki İmar Hareketlerinin incelendiği bu çalışmada, yıkılmaya yüz tutan bir hanedanın, nasıl devletin altın çağındaki imar hareketleri ile yarışacak düzeyde yapılar yaptığı, bu yapıların inşasında gerekli kaynakları nasıl yarattığı, inşa edilen yapıların tasarımlarının merkezden gönderilen planlar doğrultusunda mı yoksa yerel ustaların inisiyatifinde mi inşa edildiği ve bu yapıların dönemin mimari üsluplarını yansıtıp yansıtmadığı gibi sorular, arşiv belgelerinden ve mevcut verilerden hareketle cevaplanmaya çalışılmıştır.

AfyonkarahisarKarahisar-ı SahibMimari+6
Kadir Türkmen
Akdeniz University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00