Gazi University
Anabilim Dalı

Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı

Gazi University

41

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

41 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnsan dergisi ve dergi etrafında gelişen edebi faaliyetler

Selcan Korkmaz
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2005
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çınaraltı dergisi etrafında oluşan edebi muhit

ÖZET YÜKSEK LİSANS TEZİ ÇINARALTI DERGİSİ ETRAFINDA OLUŞAN EDEBÎ MUHİT NECATİ TONGA GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ YENİ TÜRK EDEBİYATI BÖLÜMÜ 2004 Biz bu çalışmamızda 1940'lı yılların en önemli dergilerinden biri olan Çınaraltı dergisi üzerine bir inceleme yaptık. Çalışmamızı konunun genişliğini göz önüne alarak derginin ilk üç cildi ile sınırlandırdık. Çalışmamızın giriş bölümünde Çınaraltı dergisinin yayımlandığı dönemdeki siyasî, sosyal ve kültürel gelişmeler hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde 1940'lı yılların edebiyat ortamı ve dönemin diğer dergileri ana hatlarıyla değerlendirilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde Çınaraltı dergisinin teşekkülü ve özellikleri üzerinde durulmuş, derginin adı, şekil ve muhteva özellikleri, edebî muhiti, yayın dönemleri incelenmiştir. Üçüncü bölümün birinci kısmında derginin ilk üç cildinin iki ayrı fihristi hazırlanmıştır. İkinci kısımda ise dergide yer alan yazılar değerlendirilmeye çalışılmıştır. Sonuç bölümünde ise Çınaraltı dergisinin Türk edebiyatı ve kültüründeki yeri üzerine genel bir değerlendirme yapılmıştır. Çalışmamızın sonuna Ziya Gökalp'in incelediğimiz dergiye isim kaynağı olan Çınaraltı adlı makalesi konulmuştur ve dergide yayımlanan şiirlerden bir seçme yapılarak bir Çınaraltı Şiir Antolojisi hazırlanmıştır.Çınaraltı Dergisi Etrafında Oluşan Edebî Muhit adlı çalışmamızda temel hareket noktamız derginin kendisi olmuştur. Çınaraltı'nı incelerken yeri geldikçe hatıra kitaplarına, biyografilere, edebiyat tarihlerine ve dönemin sosyal-siyasî ortamını aydınlatacak kaynaklara başvurulmuştur. Periyodikler, yayımlanmaya başlandığı yıllardan itibaren fikir ve sanat dünyamızın gelişmesinde büyük rol oynamışlardır. Fikir ve sanat eserlerinin kendilerinden sonra, Çınaraltı dergisi gibi dergiler ve gazeteler üzerine yapılacak çalışmalar eksiksiz bir Türk edebiyatı ve fikir tarihi yazmak hususunda önemli görevler üstlenecektir kanaatindeyiz.

DergilerSiyasi gelişmelerSiyasi hayat+5
Necati Tonga
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bekir Sıtkı Kunt'un hayatı, sanatı, eserleri

"Bekir Sıtkı Kunt'un Hayatı, Sanatı ve Eserleri" adlı araştırmamızın amacı cumhuriyet döneminde eserlerini veren Bekir Sıtkı Kunt'u hayatı, sanatı ve eserleriyle tanıtmak ve bütün olarak incelemektir. Yazı hayatına henüz öğrenci olduğu 1924 yılından sonra başlayan Bekir Sıtkı Kunt sosyal gerçekçi çizgide yazdığı hikayeleriyle tanınır. Yazarımız roman kaleme almamıştır. Bekir Sıtkı Kunt'un hikayelerini tanıtmayı ve hikayeciliğini belirlemeyi amaç edinen bu çalışma, Giriş ve Sonuç dışında iki bölümden meydana gelmektedir. İlk bölümde yazarın hayatı, sanatı, eserleri ve Hatay'ın Türkleşmesi'ndeki rolü birlikte ele alınmıştır. Tezin ikinci bölümünde ise Kunt'un hikâyeleri incelenmiştir. Hikâyeler yapı, zaman, mekan, şahıs kadrosu ve bakış açısına göre ayrı ayrı ele alınmıştır. Ayrıca hikâyeler tematik yönden değerlendirildikten sonra "toplumsal hayatta meydana gelen değişikler" açısından da yorumlanmıştır. Bu bölümün diğer alt başlığını ise hikâyelerin dil özellikleri açısından değerlendirilmesi oluşturmuştur. Yalnızca hikaye yazarı olarak tanınan Bekir Sıtkı Kunt'un incelendiği bu çalışmanın edebiyat araştırmalarına yardımcı olacağı kanaatindeyiz.

BiyografiHikayeKunt, Bekir Sıtkı
Nuray Odacı Üçkarakaya
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de "edebiyat sosyolojisi" yle ilgili araştırmalar, bakışlar ve yorumlar

Edebiyat eseri basit ve tek yönlü değil, karmaşık bir yapıyı gösterir. Çünkü bir edebiyat eseri, sadece yazarın hayatı, düşünce ve duygularını değil, onun içinde yaşadığı toplumu da yansıtır. Bu tespit, elbetteki Taine'ın öne sürdüğü kadar sert değildir. Ancak yine de toplumun edebiyat eserine katkısı önemlidir. Edebiyat eserindeki gerçeklik, yüzyıllardır tartışılan bir konudur. Romanesk döneminden bugüne kadar edebiyat eseri hem nesir hem de nazım olarak önemli değişiklikler kaydetmiştir, ilk zamanlarda basit ve kaba şekillerle karşımıza çıkan gerçeklik, 19. yüzyılda Avrupa'da romanın zirvesini yaşadığı yüzyıl da dahil olmak üzere artık farklı şekillerle karşımıza çıkmaktadır. Okuyucu gruplarının tercihlerinde rol oynayan etkenler, daha çok hissî ve bilimsellikten uzak görünmektedirler. Bir kişi Türkiye'de en az 14 yıl eğitim gördükten sonra üniversiteyi bitirmektedir. Ancak bu zaman da bireye okuma alışkanlığını kazandırmak için yeterli olmamaktadır. Türkiye'de edebiyat sosyolojisi kriterleri uygulayarak çalışmalar yapılmaya devam edilmeli ve Türkiye'nin okuması sağlanmalıdır. Çünkü, bizim okurumuz, tek taraflı okumaktadır ve farklı dünyalara açık değildir. Buradan hareketle bilimsellik ve buna bağlı yayınlar çok az okunmaktadır. Teknolojik ilerleme baskı tekniklerinin de gelişmesine sebep olmuştur ve bugün artık kitap okuyucuya çok farklı yollardan ulaşmaktadır. Reklamcılık da Türkiye'de okum etkilemekte ve özellikle kitle iletişim araçlarında sık rastlanan kitaplar daha fazla okunmaktadır. Edebî nüfus, daha sağlam yönlendiricilere sahip olduğunda, okur kitlesi de istenen seviyeye gelmiş olacaktır. 135

BaskıEdebi eserlerEdebiyat sosyolojisi+3
Murat Lüleci
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Selami İzzet Sedes, hayatı, edebi şahsiyeti ve eserleri

Selâmi İzzet SEDES, Cumhuriyet devri Türk Edebiyatı yazarlarındandır. 1896-1964 yıllan arasında yaşamış olan SEDES, edebiyat dünyasına, 1917 yılında, Servet-i Fünûn dergisinde yayımlanan "Son Gece" adlı şiiriyle girer. Kırk altı yıl sürecek olan gazetecilik hayatına ise, 1918 yılında "Akşam" gazetesinde çalışarak başlar. Herhangi bir edebî akün veya gruba üye olmayan SEDES, 1964 yılında ölünceye kadar Akşam, Son Posta, Milliyet, Cumhuriyet, Vakit, Son Telgraf, İkdam, Ulus gibi gazetelerde çalışır. Bu gazetelerde, çeşitli konulardaki fıkra, sohbet, tenkit ve röportajları yayımlanır. Ayrıca, Yeni Mecmua, Servet-i Fünûn, Fağfur, Aydede, Akbaba, Dolmuş gibi edebiyat ve mizah dergilerinde de eserleri çıkar. Selâmi İzzet SEDES edebiyatın nazım ve nesir alanlarında, özellikle nesir ağırlıklı eserleriyle dikkat çeker. Roman, hikâye, tiyatro, mektup, şiir, gazete ve mizah yazılan gibi türlerde, pek çok eseri vardır. Biz bu çalışmamızın Giriş bölümünde popüler kültürün tanımından; popüler edebiyatın muhtevası ile popüler edebiyat ile ilgili yapılmış çalışmalardan; Türkiye'de popüler edebiyatın başlangıcından, popüler edebiyatçı olarak zikredilebilecek isimlerden ve Selâmi İzzet SEDES'in popüler edebiyat içindeki yerinden bahsettik. Tezimizin birinci bölümünde, Selâmi İzzet SEDES'in hayatı ve edebî şahsiyeti yer almaktadır. İkinci bölümde ise yazarın; romanlarını; hikâyelerini; edebî ve sosyal tenkitlerini; fıkra, sohbet ve röportaj gibi gazete yazılarım;286 mektuplarını, şiirlerini, mizah yazılarını ve tek tiyatro eserini değerlendirdiğimiz bölümdür. Çalışmalarımız üçüncü bölümdeki sonuç değerlendirmesi ve yazarın eserlerinin genel listesi ile son bulmaktadır.

Popüler kültürRomanSedes, Selami İzzet
Şebnem Hergüner
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1908-1918 arası Türk edebiyatında hatıra türünün edebi özelliklerinin incelenmesi

Türk Edebiyatında hatıra türünün gelişimini ele aldığımız çalışmamız, 1908-1918 yılları ile sınırlandırılmıştır. Diğer birçok Batı kaynaklı tür gibi, eski edebiyatımızda mevcut olmakla birlikte, Tanzimat'tan sonra adı konan ve yeniden şekillenen hatıra türünün, bu türle benzer özellikler gösteren ve birbirine karıştırılan türlerle mukayesesi yapılmış, benzeyen ve ayrılan yönleri belirtilmiş; konuyla ilgili kaynakların yetersizliği sebebiyle, imkânlar dahilinde türün sınırlılıkları belirlenmeye çalışılmıştır. II. Meşrutiyet'in ilân edilmesinden sonra, Sultan Abdülhamid yönetimini eleştiren yazarların, duygularını sübjektif yorumlarla ifade ettikleri eserler yayımlanmıştır. Bu eserler, döneminin aydın mantalitesini göstermesi açısından önemlidir. II. Meşrutiyet'in ilânından sonra, İttihad ve Terakki Cemiyeti taraftarı olan yazarlar, hatıralarında, Meşrutiyet yönetimini överken; Cemiyete mensup olup, daha sonra muhalif saflara geçenler ise hatıralarında İttihad ve Terakki'yi eleştirmişlerdir. Sultan Abdülhamid, İttihad ve Terakki dönemini anlatan hatıralar dışında; Sultan Abdülmecid, Sultan Abdülaziz, Sultan V. Mehmed Reşad, Sultan VI. Mehmed dönemlerini anlatan hatıralar da yazılmıştır. Bu eserler, yakın siyasi tarihimizi aydınlatması açısından önemlidir. 1908 yılından önce ve sonra yapılan savaşları anlatan hatıra kitapları da genellikle hadiselere, müşahedelere, savaşın insanlar üzerinde bıraktığı izleri anlatan duygusal ifadelere yer vermeleri bakımından, edebiyat ve tarihimiz açısından büyük değere haizdirler. Sultan Abdülhamid döneminde üst düzey yönetici olarak görev yapan devlet adamları, hatıralarında, kendi dönemlerinde yapılan olumsuz247 faaliyetlerde rolleri olmadığını ispatlayarak kendilerini savunma amacını gütmüşlerdir. Bu da yazarların, eserlerinde kendi özel hayatlarından çok, resmî belgelere yer vermelerine neden olmuştur. özel hayata ait olan hatıralar da, yazarlarının hususî hayatlarına ait bilgileri aksettirirken, onların dönemlerinin siyasî atmosferlerini de hissettirmeleri bakımından dikkate değerdirler. Tezimizde hatıra türüne ait olan eserlerden başka, "hatıra" adını taşımasına ve kaynaklarda "hatıra" olarak geçmesine rağmen, bu türe dahil edemeyeceğimiz eserleri de, son bölümde "Hatıra Türüne Girmeyen Eserler" başlığı altında inceledik. Çalışmamızda, sınırlılıkları tam olarak tespit edilmemiş ve bugüne kadar, üzerinde derli toplu bir çalışma yapılmamış olan hatıra türüne ait, 1908-1918 yılları arasında kitap olarak yayımlanmış eserlerin tespiti, inceleme ve değerlendirmeleri yapıldı.

Abdülhamid IIHatıraOsmanlı Dönemi+2
Banu Altınova
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2001
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hayat mecmusasındaki sanat, edebiyat ve fikir yazılarının sınıflandırılması ve değerlendirilmesi

DergilerDüşünceEdebiyat+4
Ahmet Özpay
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
00
DoktoraAçık ErişimTR

1928-1946 arası yayımlanan Türk romanlarında Dünya savaşları, Milli Mücadele ve Ağrı Dağı İsyanı`nın yansıma biçimleri ile belgesellik özellikleri

ÖZET Bu çalışma; 1928-1946 yılları arasında yayımlanan Türk romanlarını kapsamaktadır. Konusu, savaş ve askerlik olan on sekiz Türk romanı, çalış manın ana dokusunu oluşturmaktadır. Yakın Türk tarihine, hattâ dünya tarihi ne yön veren Birinci Dünya Savaşı (1914-1918), Türk Millî Mücadelesi (1919 -1922), Cumhuriyet'in ilk yıllarında meydana gelen Kürt İsyanları (1925- 1930) ve İkinci Dünya Savaşı (1939/1945) dönemlerindeki savaş ve asker lik konularını anlatan romanlar incelenmek suretiyle konu sınırlandırması yapılmış ve bu şekilde araştırma, daha etkili kılınmaya çalışılmıştır. Söz Başı bölümünde de açıklandığı gibi, Türk sosyal, siyasal ve kültürel hayatında önemli birer basamak noktası bilinen 1928 yılında yapılan Harf İnkılâbı ile 1946 yılında geçilen Çok Partili Hayat; çalışma konusunun sınırlanmasında, bir başka etkendir. 1928-1946 yılları arasında yayımlanmamış olmasına rağmen, Mücadele döneminin olaylarını ve kişilerini etkili bir üslûpla yansıtan Tarık BUĞRA'nın Küçük Ağa adlı romanının inceleme alanına dahil edilmesinin uygun olacağı düşünülmüştür. Nitekim, Türk milletinin; bağımsızlık ve özgür lük mücadelesini anlatan romanlar içinde tarihî gerçeklere en uygun roman olarak Küçük Ağa gözlemlenmiştir. Ayrıca, dil, üslûp, entrik unsurlar, roman kahramanlarının özelliklerinin verilmesi ve mekân tasvirlerinde de Küçük Ağa, diğer romanlara göre, daha başarılı bir niteliktedir. Çalışmada; bir taraftan romanları, roman tekniği (zaman, mekân un surları ve tasvirleri, dil ve üslûp özellikleri, figürler vb.) yönünden ele alırken, diğer taraftandan da romanlarda anlatılan olay ve kişilerin tarihî gerçeklerle olan ilişkisi üzerinde durulmuştur.. Durum böyle olunca, iki önemli kaynak581 ortaya çıkmıştır. Bunlardan birincisi, inceleme alanına dahil edilen romanlar; ikincisi ise, dönemlerle ilgili yazılmış anı, biyografi ve tarih kitaplarıdır. Araştırma; beş ana bölümden meydana gelmektedir. Bunlar: I. BÖLÜM: 1928-1946 Yılları Arasında Yayımlanan Romanların Ro man Tekniği Yönünden İncelenmesi II. BÖLÜM: Birinci Dünya Savaşı'nı Anlatan Romanların Tarihî Olay larla İlişkisi III. BÖLÜM: Millî Mücadele Dönemi'ni Anlatan Romanların Tarihî Olaylarla İlişkisi IV. BÖLÜM: Cumhuriyet'in ilk Yıllarındaki Kürt isyanları ve Kürtçülüğü Anlatan Romanın (Esat Mahmut KARAKURT: Dağları Bekleyen Kız) Tarihî Olaylarla ilişkisi V. BÖLÜM: İkinci Dünya Savaşı'nı Anlatan Romanın (Esat Mahmut KARAKURT: Ankara Ekspresi) Tarihî Olaylarla İlişkisi Çalışmanın I. Bölümü'nde yer alan romanların teknik yönden incelen mesinde dikkate alınan plân, şudur: A. VAK'A TERTİBİ 1. Ana Çizgileriyle Vak'a 2. Fiktif Yapıyı Belirleyen Unsurlar a. Zaman b. Mekân c. insan Unsuru Dışında Kalan Figürler ç. Dil ve Üslûp ile Merak Unsurlarının Düzeni ve Gücü 3. Ana Fikir B. FİGÜRLER 1. Merkez Figür 2. Karşıt Figür 3. Yardımcı Figürler C. KAVRAMLAR ve KABULLER582 Çalışmanın diğer dört bölümünde, romanlarda yansıtılan olaylar ve kişilerin, tarihî gerçeklerle ilişkisini ve uyumunu ortaya koymada temel kay naklar olarak anı, biyografi ve tarih kitaplarına müracaat edilmiş ve bunlar dan doğrudan ya da dolaylı olarak alıntılar yapılmıştır. Doğrudan yapılan alıntılar, sayfanın sağından ve solundan içeri girmek suretiyle ve italik harflerle yazılmıştır. Dolaylı alıntılar ise, metin içinde dip not numarası verile rek ve sayfa altında dip not açıklamaları yapılarak gösterilmiştir. Kaynakça bölümü, kendi içinde üç alt bölüme ayrılarak çalışmada yararlanılan temel kaynakların, daha anlaşılır tasnifi yapılmış, bu şekilde konuyla ilgili araştırma yapacak olanlara kolaylık sağlanılmıştır. Kaynakça' nın alt bölümleri şunlardır: 1. 1928-1946 Yılları Arasında Yayımlanan Romanlar Listesi 2. İncelemeye Tâbi Tutulan Romanlar Listesi 3. Anı, Biyografi ve Tarih Kitapları Listesi

Ağrı Dağı İsyanıBelgesellerBelgeseller+6
Ahmet Kıymaz
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2001
00
DoktoraAçık ErişimTR

İsmail Habip Sevük hayatı ve edebiyat tarihçiliği

İsmail Habip Sevük, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı tarihçisi ve eleştirmenidir. Gazete ve dergilerde yazılar yazan, hukuk tahsili yapmasına rağmen öğretmenliği kendisine meslek seçen İsmail Habip Sevük'e, 1925 yılında yayınladığı Türk Teceddüt Edebiyatı Tarihi, büyük bir şöhret kazandırmıştır. İsmail Habip Sevük, Edebî Yeniliğimiz ve Yeni Edebî Yeniliğimiz Tanzimattan Beri I Edebiyat Tarihi olmak üsere iki edebiyat tarihi daha yazmıştır. Bizim bu çalışmamız, bir taraftan edebiyat tarihi kavramına yönelik problemleri, nazarî sahada ortaya koyarken, diğer taraftan da İsmail Habip Sevük'ün edebiyat tarihçiliğine ve eserlerine ışık tutuyor. Bu çalışma, Giriş, altı Bölüm, Sonuç ve Toplu Değerlendirme, Kaynakça ve Eklerden oluştu.

BiyografiEdebiyat tarihiSevük, İsmail Habip+1
Nezahat Özcan
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1999
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı edebi sanatların balagat kitaplarına göre tanım ve tasnifi

Çalışmamız, özellikle 19. y.y.'den itibaren artan bir hararetle tartışılmaya başlayan 'Milli Retorugue" meselesini, 'Edebi Sanatları" bakımından ele almıştır. a-Mecazlar b-Sözle ilgili sanatlar c- Anlamla ilgili sanatlar başlıklarının oluşturduğu 3 bölümden oluşmuştur. Bu bölümlerde; seçilen beş ayrı sanat, on ayrı kitaptaki tanımlan, açıklamaları ve örneklendirmeleri ile verilmiştir. Bu kitaplar: 1. Süleyman Paşa'nın, Mebani'l İnşâ 2. Ahmet Cevdet'in, Belâgât-ı Osmaniyye 3. Recaizade Mahmut Ekrem'in, T'alim-i Edebiyat 4. D. Sait Paşa'nın, Mizanü-1 Edeb 5. Ş.Süleyman,F. Köprülü' nün, Malumat-ı Edebiye 6. Menemenlizâde Tahir'in, Osmanlı Edebiyatı 7. Tahirü-1 Mevlevi'nin, Edebiyat Lügati 8. Kaya Bilgegil'in, Edebiyat Bilgi ve Teorileri (Belagat) 9. Cem Dilçin'in, Türk Şiir Bilgisi 1O.M.Orhan Soysal'ın, Edebi Sanatlar ve Tanınması adlı eserlerdir. Seçilen sanatlarla ilgili bu kitapların verdiği tüm bilgi ve örnekler çalışmamıza alınmış, basım tarihleri dikkate alınarak kimin kimden etkilendiği; örneklerin, tanım ve açıklama benzerlikleri tek tek dipnotlarda işaretlenmiştir.

BelagatEdebi sanatlarTürk edebiyatı
Vedat Yeşilçiçek
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1996
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu hayatı, şiir sanatında ahenk ve tarih şuuru

ÖZET "Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu- Hayati, Şiir Sanatında Ahenk ve Tarih Şuuru" adını taşıyan bu tezimizle, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun hayatını tüm ayrıntısıyla tespit etmeye çalıştık. Bununla birlikte, Gençosmanoğlu'nun yetişmesinde etkili olan kültür çevrelerini, edebî faaliyetlerini, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu bibliyografyasını ve şiir sanatını ortaya koymak gayelerimiz arasında idi Bu amaçla tezimizin birinci bölümünde, Niyazi Yıldrran'm soyunu, hususî ve resmî hayatim, yetiştiği ve etkilendiği kültür muhitlerini, yayımlanmış olan şiir ve nesirlerini kronolojik olarak dikkatlere sunmakla birlikte, Mtaplaşan şiirlerini de ele aldık. İkinci bölümde, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun şiirlerindeki ahenk unsurlarını, bunun dışında Niyazi Yıldırım'ın destanı söyleyişte ahengi oluştururken istifade ettiği unsurları ve şiirlerini meydana getirirken kullandığı nazım formlarını inceledik. Üçüncü bölümde ise, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun şiirlerindeki bediî tefekkür unsurlarından tarih şuurunu araştırdık. Tezimizin sonuna ise önemli gördüğümüz bazı belgelerle geniş bir kaynakça ekledik. *

BiyografiGençosmanoğlu, Niyazi YıldırımŞiir
Arif Yılmaz
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1996
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Baha Tevfik ve edebi görüşleri

Baha TevfikBiyografi
Ümmühan Bilgin Topçu
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1993
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni Mülakat kitabından yedi ana kavram

Edebi eleştiriEdebi metinlerEdebiyat+4
Nezahat Özcan
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1993
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sevinç Çokum`un hikaye ve romanlarında zaman, mekan ve insan unsuru, I. Cilt

HikayeKadın yazarlarKadınlar+5
Ayfer Yılmaz
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1897 Osmanlı - Yunan Muharebesi`nin Türk edebiyatındaki akisler

Osmanlı DevletiSavaş edebiyatıTürk edebiyatı+2
Cafer Şen
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk edebiyatında Nev-Yunanilik akımının kaynakları 1912-1950

Nev-YunanilikTürk edebiyatı
Şenol Demir
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Faik Ali Ozansoy hayatı, eserleri ve sanatı

BiyografiOzansoy, Faik Ali
Sevim Karabela
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mecami'ül Edeb'in şiirde ahenk kavramı açısından incelenmesi

ÖZET GİRİŞ - Bizde Arapça uzun yıllar ilim dili olarak rağbet görmüştür. Bu sebepten 19. Asır belagat kitaplarında özellikle Arapça'nın hemen ardından Farsça'nın etkisi büyük ölçüde dikkatleri çeker. Bununla birlikte bu yüzyılda Batıyla resmî anlamda temasların başlaması, eğitim sisteminde ki batılı mânâda gelişen değişiklikler belagat kitaplarına da etki etmiştir. Batıdaki rhetorique sistemi edebiyatımızda yerini bulmaya başlamıştır. Re- caizâde Mahmud Ekrem'in Tâlim-i Edebiyat adlı eseriyle bizdeki Batılı edebiyat anlayışı sistemleştirilmiş olur. Mebâni'l - İnşâ'da Batı Edebiyatı rhetorique'i âdeta Türkçe'ye adapte edilmiştir. Mecâmiü'l - Edeb eskiye sıkıca bağlı kalmakla birlikte Batıyı da benimsediğini örnekleriyle aksetti ren bir kitaptır. I. BÖLÜM- İstilahât-ı Edebiyye'de nazım ve nesir için öncelikle belîğ olması gerektiği fikri esastır. Şiiri edebiyatın en güzel parçası olarak gören Muallim Naci her manzum sözün şiir olamayacağını belirtir. Şiir mutlaka manzum olacaktır, görüşü söz konusu değildir. Şiir hem manzum hem de mensur olabilip derken tabiat itibariyle manzum şiire daha fazla meyledildiğini belirtir. Bunun sebebi nazımdaki âhenktir. Kâfiye ise bu hususta cazibeyi artıran unsurdur. Sözün varoluşundan beri şiirin de var olduğu görüşündedir. Cevdet Paşa'nın Belâgat-ı Osmâniyye'sinde şiir, hayâllerden oluşmuş bir terkib olarak görülür. Şiirin nazım ve nesir olabileceğini fakat Arapların vezinli ve kafiyeli söz dışında kümuhayyel olsa bile nesir saydıklarını söyler. Bu tip nesirlerde ise bediî sanatların varlığına değinir. Mecâmiü'l - Edeb 'de bir çok hususta Muallim Naci'nin fikirlerine riâyet edilmiştir. A. Cevdet Paşa'nın eserine de sık sık atıflarda bulunarak fikir birliği bildirilmiştir. Mehmed Rifat'in nesirde, nazımda ve şiirde dol durma sözlere karşı olduğu görülür. Kötü, laubali sözlere, kaba, soğuk tâbirlere, alışılmışın dışındaki sözlere edebiyatta yer verilmemesinden yanadır. Sözün akıcı olması, telaffuza dikkat edilmesi maksadın açık ve düzgün ifade edilmesini belirtmesi yanında boşuna tekrarların güzellikle yapılması durumunda ahengi sağlayabileceğini söyler. M. Rifat, şiiri hayâl gücüyle yazılan vezinli ve kafiyeli sözden ibaret görür. Şiirin birtakım tabii doğuşları açığa çıkaran, hisleri tahrik eden sözlerden husüsi bir zevk meydana getireceğini söyler. Ona göre nesirle de hisler tahrik edilebilir; ancak şiir vezinli ve kafiyeli olmalıdır. Nesirle nazmı burada ayırır. II. BÖLÜM - Bu bölüm, sâdece Mecâmiü'l - Edeb'le ilgilidir. Ahenk bahsi etraflıca ele alınır. Ahenk, üslûbun esâsı olarak belirtilir. Sözlerin dizilmesinden ortaya çıkan bu işitme zevki âheng-i müfred, âheng-i kelâmî ve âheng-i tasviriyye olmak üzere üç kısımda incelenir. Vezin bahsinde "aruz"a büyük ölçüde yer verir. Bir kelâmın manzum olup olmadığını tamamıyla bildiren ilme, aruz der. Arapların kullandıkları aruzun Türkçe'ye tamamen uymaması, uysa bile güzel olmaması sebebiyle on dört bahrin alındığını bildirerek bunlarla ilgili örnekler verir.Ona göre kafiye, aynı cinsten, tekrar edilen harflerin, hareket ve dur günlükte beraber olması ve farklılaşmasıdır. Mürekkeb ve mücerred olmak üzere aslında iki çeşit kâfiyenin olduğunu belirtir ve örneklerle açıklar. Bazı mühim kâfiyeleri cinslerine göre ayırır ve örnekler verir. (Elif, bâ, tâ,... vb.) Revî harfinden sonra tekrar eden zamir, edat veya bir kelimeye değişik adlar verir. Eğer tekrar eden kelime ise ona redif der. "Vasi u şâygân", tekrar eden zamir veya edat; kâfiye olan kelimeden önce aynen tekrar eden kelime ise "hicâb"dır. Itnab, cinas ve seci bahislerini, armoni kısmına almayı uygun bulduk. Ayrıca armoni ve armoniyi sağlayan asonans, alliterasyondan bahsedilmemiştir. III. BÖLÜM - Giriş, I. ve II. bölümde ifâde edilenlerin kısaca değerlendirilmesi yapılmıştır.

Mecami'ül EdebMehmed RıfatNazım şekilleri+3
Yasemin Dinç
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1994
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ali Kemal'in kimliği ve siyasi faaliyetleri

Ali Kemal, Özellikle İkinci Meşrutiyetten Cumhur^te kadar olan yazı hayatımızda eskin kalemi ve kuvvetli üslubu ile ile dikkat çeken bir yazannuzdır.Özellikle köşe yazarı larakMemim aktif siyasesette kullanmış ve ülkenm kaderi üzerinde ç^ labilmiştir. Bu yönleriyle dikkat çeken Ali Kemal'in henüz araştırılmamış olan "kimliği ve siyasî ialiyetleri" bu teze konu olarak seçilmiştir. Gazetelerdeki makaleleri taranmış, yayınlanmış 21 itabı incelenmiş, hakkında yazılanlar ve söylenenler derlenerek özellikle daha önceleri atışma konusu olan, kökeni ve doğum tarihi ile ilgili birinci derece önem arzeden belgeler ^unarakbuaraştırmadakullaııılnuşte elgesidir. Yine ailesinin kökeni ile ilgili resmi nüfus bilgileri elde edilerek kullanılmıştır. Bu araştırmada Ali Kemal'in ailesi, ilişkileri ve daha sonra da hayatı kronolojik sırası gerisinde özetiendikten sonra, elde edilen belgelere dayamlarakfi^vela»rakterö2»llikleri elirlenmeye çalışılmış, dili ve üslubu ile ilgili tesbitler değerlendirilmiştir. Ali Kemal'in eserleri bölümünde, daha önceleri ona ait olduğu kesinlik kazanmamış lan iki ayrı kitabın yazara ait olduğu belirlenmiş, ayrıca yazıp da yayınlama imkanı bulamadığı a da yarım kalan çalışmaları, ailesinden elde edilen bilgiler ışığında çalışmaya konu dilmiştir. ı Bu tezin başlıca çalışma konusu Ali Kemal'in 3 1 Mart'a kadar olan siyasi faaliyeüerinin azılan ışığında incelenmesidir. Bu çerçevede onu Osmanlı împaratorrüğu'nda ilk öğrenci iareketini başlatanlar arasında zikretmek gerektir. 1883te kaydolduğu Mülkiye Mektebittin ıçüncü sınıfında iken Fransa'ya kaçmış,dönüşte ilk öğrenci demeğini kurmuştur. Bu demek racılığryîa giriştiği rejim aleyhtarı faaliyetler yüzünden Halep'e sürülmüş, buradan geldiği »ariste hocası Mizancı Murat Bey*in yanında Jöntürk hareketinin kurucuları arasında yer ılrnışür. Daha sonraları Jöntûrklerin çalışmalarını Saraya jumallediği anlaşılınca gruptan ızaklaşünlmış, bundan sonraki bütün hayatım da şiddetli birlttihatçı aleyhtarı olarak sürdürmüştür. Bu münasebetle Hüseyin Cahit ve Bahattin Şakir başta olmak üzere diğer ittihatçı yazarlarla giriştiği polemikler ayrı bir çalışma konusu olacak niteliktedir. Ali Kemal'in kalemi 3 i Mart Vakfesi sırasında ülke gündemi Wlemeyi başarmış» ^azdığı yazılarla 3 1 Martin tahrikçileri arasında ilk sıralarda yer almıştır.îttihat ve Terakki kemiyeti Genel Merkezi tarafından Hareket Ordmu'nun İstanbul'a geh^inin hemen öncesinde Padişah Abdulhamit'e gönderilen bir telgrafta bazı kimler zikredilerek bu isimlerin ordu[inceye kadar Istanbul dışına çıkışlaımm engellenmesi istenmiştir ki bu isimlerden ikinci ada yer alanı Ali Kemal'dir. Ayrıca aynı günlerde Gazeteci Hasan Fehmi'nin öldürülmesi üzerine Mülkiye'deki rsinde öğrencilere yaptığı konuşma büyük bir öğrenci eylemine sebep olmuş ve bu olay 3 1 afin başlıca sebepleri arasında yer almıştır. Ali Kemal, başardı bir kalem ve kuvvetli bir üslubun, maddi ve manevi menfaat temini peşinin de ağır basmasıyla yanlış siyasi tercihlerle birleşmesi sonucu koskoca bir paratorluğun kaderi üzerinde nasıl etkili olunabileceğini göstermesi ve kendisini linç ilmek gibi acı bir sona1 götürmesi açısından son derece ilginç bir örnektir. 26.12.1994 Ebubekir AKKAYMAK /12/ 1994 KABUL EDİLMİŞTİR DOÇ. DR. ALEMDAR YALÇIN

31 Mart olayıAli KemalBiyografi+4
Ebubekir Akkaymak
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1994
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nesir yönünden Dergah mecmuasının incelenmesi

Dergah mecmuasıDergilerTürk edebiyatı
Sefa Yüce
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1995
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Abdullah Ziya Kozanoğlu'nun 1933'ten sonraki tarihî romanlarının incelenmesi

Bu çalışmada tarihî serüven romancılığımızın en önemli isimlerinden Abdullah Ziya Kozanoğlu'nun Türk edebiyatındaki yeri ve eserlerinin edebî niteliği ortaya konulmak istenmiştir. Bunun için de yazarın 1933 sonrasında yayınlanan dokuz romanı ilmî usullere göre incelenmiştir.Abdullah Ziya Kozanoğlu, tarihî romanlarıyla resmî tarihin söyleminin ötesinde, olayların gizli sebeplerini açıklamak, okuyucuyu bu gerçeklerden haberdâr etmek, mazideki başarılarımızın yanında başarısızlıklarımızı da nesnel bir tavırla ortaya koymak amacını taşır. Okuyucu, yazarın bu amaçla kaleme aldığı romanlarında, Türk tarihinin farklı dönemlerine yolculuk yapar; Moğol istilâsından Haçlı seferlerine, İnebahtı Deniz Savaşı'ndan Patronalı Halil İsyanı'na kadar, tarihimizin önemli birçok olayını, farklı bir bakış açısıyla değerlendirme imkânı bulur.Abdullah Ziya Kozanoğlu'nun tarihî romanları, Türk milletinin ortak tarih şuuru kazanmasında çok önemli role sahip eserlerdir. Bu romanlar, her ne kadar edebî bakımdan üstün nitelikli eserler değilse de yayınlandıkları dönemde geniş okuyucu kitlesine ulaşmış ve bu kitlenin hem edebî zevk kazanmasını hem de romanlarda ele alınan tarihî dönem hakkında bilgi sahibi olmasını sağlamıştır.Anahtar Kelimeler: Tarihî Roman, Tarihî Serüven Romanı, Roman, Roman İncelemesi, Abdullah Ziya Kozanoğlu.

Tarihi romanTürk dili ve edebiyatı
Mahmut Türkmen
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
11
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bulgurluzade Rıza'nın Müntahabat-ı Bedâyi-i Edebiye isimli antolojisinin çeviriyazı ve incelemesi

Antolojiler, genellikle yazar yapıtlarından belli bir amaca ve yönteme göre seçilmiş nesir ve nazım parçalarından oluşan eserlerdir. Türk edebiyatında antoloji olarak değerlendirebileceğimiz en eski eserler şiir mecmuaları ile şairlerin biyografileri hakkında bilgi içeren şuara tezkireleridir.Bu çalışmamızda 19. yüzyılda tanınmış antolojilerinden olan Müntahabat-ı Bedâyi-i Edebiye'nin nesir kısmını günümüz alfabesine aktardık. Sözlük ve indeks hazırlayarak bu konuda çalışma yapacakların istifadesine sunmayı amaçladık. Ayrıca çalışmamızın başında kısaca antolojide yer alan çalışmalarla ilgili genel bir değerlendirme yapmayı uygun gördük.Bedâyi-i Edebiye'de Tanzimat ve Servet-i Fünun'a ait şair ve yazarların parçalarından örneklerinin bulunduğu nesir kısmı 384 sayfadan oluşmaktadır. Bedâyi-i Edebiye'nin nesir kısmı Toplam 13 yazarın 54 yazısından oluşur. Bu yazılar mektup, makale, hikâye, anı ve şiir türlerinde kaleme alınmıştır.Bunlar içerisinde Hersekli Arif Hikmet'in 5, Namık Kemal'in 13, Samipaşazade Sezai'nin 9, Abdülhak Hamid'in 8, Rıza Tevfik'in 1, Recai-zade Mahmut Ekrem'in 5, Şemsettin Sami'nin 5, Muallim Naci'nin 1, Menelizâde Tahir'in 2, Ziya Paşa'nın 1, İbnü'r Reşat Ali Ferruh'un 2, Nabızâde Nazım'ın 1 ve Münif Paşa'nın 1 yazısı bulunmaktadır. Son iki sayfasında ise Bulgurluzade Rıza'nın antoloji ile ilgili görüşlerine çok kısa yer verdiği ?Bir İfadecik? isimli yazısı yer almaktadır.

Fatma Betül Kiriş
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mehmet Eroğlu'nun fay kırığı üçlemesi ve 9,75 santimetrekare romanlarında varoluşçuluk

Teknolojideki ilerlemeler dolayısıyla sanayinin gelişmesi sonucu ortaya çıkan modernizm, biz insanoğlunu makineleşme karşısında sürekli olarak güç kaybına uğratır. İnsanoğlu ile makineleşme arasındaki bu savaş günümüze kadar devam eder. Bahsi edilen savaş neticesinde insanoğlu, kalabalıklar içerisinde kendine yer edinmede yani kendini tanımlamada sıkıntılar yaşar. Öyle ki birey, yokluğa sürüklenir, yalnızlık ve yabancılık çekerek toplumdan soyutlanmaya başlar. 19. yüzyıl'ın ortalarında savaş ve ölüm gibi olumsuzluklarla meydana gelen toplumsal yıkımlar da bu bireyselliğe geçişi destekler. Özellikle II. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da birçok akım ortaya çıkar. Bu akımlardan bir tanesi de araştırma konumuz olan varoluşçuluk akımıdır. Varoluşçuluğun yayılma alanının genişliği göz önüne alındığında yalnızca felsefe sahasında değil, edebiyatta da etkili olan bir akım olduğu söylenebilir. Bu akım, Avrupa edebiyatında önemli temsilcilere sahiptir. Türk edebiyatında da varoluşçu akımdan etkilenen yazarlar da yok değildir. Bu yazarlar arasında incelenmesi gerektiğini düşündüğümüz isimlerden birisi Mehmet Eroğlu'dur. Bu çalışmada Eroğlu'nun dört romanı -"Fay Kırığı I: Mehmet", "Fay Kırığı II: Emine", "Fay Kırığı III: Rojin", "9,75 Santimetrekare"- varoluşçu felsefe kapsamında analiz edilmiştir. Ayrıca yapılan çalışmada romanların yazıldığı dönemde Türkiye'de yaşanan kutuplaşmalar sonucu çıkan çatışmaların ortasında mücadele eden başkahramanların kimlik ve aidiyet sorunundan doğan yalnızlık ve yabancılığa sürüklenişini gözlemlemek amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler: Mehmet Eroğlu, Varoluşçuluk, Birey, Yalnızlık, Yabancılaşma

BireyEroğlu, MehmetRoman+4
Ebru Gülşah Güzel
Ağrı İbrahim Çeçen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karakter gelişimi açısından Kemal Tahir'in esir şehir üçlemesine psikanalitik bir bakış

ÖZET Kemal Tahir, yazarlık hüneri ile yalnızca kendi döneminde etki yaratan bir sanatçı değil, bugün hâlâ fikirleri ve sanatıyla var olabilen Türk edebiyatının önemli isimlerinden biridir. Yazarın eserleri pek çok yönden incelendiği halde roman karakterlerinin ruhsal gelişimi üzerine daha önce psikanalitik bir çalışma yapılmamıştır. Dolayısıyla, sanatçının ruh yaratmadaki derinliği ile alan içerisinde görünürlüğünü arttırmak bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Onun eserlerinde sosyal dramın, bireyin dramının önüne geçtiği anlayışı hâkimdir. Ancak bu çalışma ile birlikte bireyin dramı, itilmiş olduğu sonraki planlardan gün ışığına çıkartılarak, yazarın şahsiyet yaratma kabiliyetine ışık tutmaktadır. Bu amacın gerçekleştirilmesine olanak sağlayan şerh yolu ise psikanaliz olarak seçilmektedir. Psikanaliz kuramının sağladığı olanaklardan faydalanılarak bireyin bilincinin gerisine itilen yaşantılar daha görünür kılınmakta ve bu yolla davranışlarının yahut duygularının gerekçeleri belirgin bir biçimde işlenebilmektedir. Yazarın kurduğu şahsiyetlerin ruh gelişimindeki tutarlılıkların psikanaliz evreninde bir karşılığının olması, sanatçının psikanalitik teorisiyle ilgilenmiş olma ihtimalini arttırmaktadır. Bu çalışmanın tamamında, karakterlerin ruh gücündeki kırılmalar, aksaklıklar, ruhsal bozukluklar, kendi şartları ve nedensellikleri ile mercek altında tutulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kemal Tahir, psikanaliz, davranış, psikoloji, edebiyat

Kemal Tahir
Başak Özçelik
Akdeniz University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dîvânü Lügati't Türk' teki isimlerle Anadolu ağızlarında ortaklaşan isimler

Dîvânü Lügâti't Türk ile Anadolu ağızlarındaki isimlerden ne kadarının ortaklaştığını tespit etmek amacıyla bu çalışma yapılmıştır. Bunun için de çalışmamıza Orta Türkçe döneminin en önemli çalışmalarından, Türkçenin ilk sözlüğü olan Dîvânü Lügâti't Türk kaynaklık etmiştir. Bugünkü Anadolu ağızlarının sözvarlığını tespit için Derleme Sözlüğü ve haricindeki ağız çalışmalarından istifade edilmiştir.Öncelikle Dîvânü Lügâti't Türk'teki isimler tespit edilip ardından Anadolu ağızlarında muhafaza edilenleri tespit için Derleme Sözlüğü' nden yararlanılarak karşılaştırmalı bir sözlük oluşturulmuştur.Bu tez çalışması Ses Bilgisi ve Sözlük bölümlerini içermektedir.Ses Bilgisi kısmında karşılaştırmalı sözlükten yararlanarak ortaklaşan kelimelerin geçirdikleri ya da geçirmedikleri ses olayları tespit edilmeye çalışılmıştır. Çünkü seslere dayanan söz varlıklarının tarihi süreç içindeki geçirdiği değişim ancak ses olayları vasıtasıyla tespit edilebilir.Daha sonra ise ortaklaşan kelimelerin Anadolu' da görüldüğü yerler de belirtilerek Dîvânü Lügâti't Türk ile Derleme Sözlüğü'nün karşılaştırmalı sözlüğüne yer verilmiştir.

AdlarAnadolu ağızlarıAğızlar+4
Gonca Kızılkaya
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Turgut Uyar şiirinde söylem arayışı

Modern Türk şiirinde gerek şiirleri gerekse şiir hakkındaki düşünceleriyle izler bırakmış, günümüzde dahi sesini korumayı başaran bir estetik performansla edebiyat üretmiş olan Turgut Uyar'ın metinlerinde söylem kavramı önemli bir yer tutmaktadır. Onun şiirinde söylemde yaşanan kırılmalar sürekli olarak estetik yapıyı ya tümden etkileyen ya da büyük ölçüde etkileyen bir unsur olarak yer almıştır. Bu çalışmanın amacı Turgut Uyar'ın şiirlerinin söylemle ilişkisini, şairin şiirinde değişen söylem tavrını ve bu değişikliğin onun şiiri üzerindeki etkilerini incelemektir. Turgut Uyar şiirinde söylemin kurucu estetik unsurlardan olduğunu iddia eden bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Turgut Uyar'ın hayatı, sanatının devreleri hakkında genel bir bilgi ve İkinci Yeni şiirine yönelik değerlendirmeler ve eleştiriler ekseninde şiirinin nerede durduğu hakkında bilgiler verilmektedir. İkinci bölüm incelemelerde kullanılan söylem, iktidar, ideoloji, modernleşme, modernizm gibi kavramların açıklandığı ve çalışmanın teorik arka planının verildiği kısımdır. Üçüncü bölümde ise Turgut Uyar şiirleri bu kavramlar ekseninde incelenmekte ve söylemin Turgut Uyar şiirindeki işlevi irdelenmektedir. Turgut Uyar'ın yazın hayatındaki poetik atılımlarda söylem değişikliği ve estetik değişimin bir arada bulunduğu görülmektedir.

Söylem aktarımıSöylem analiziTürk edebiyatı+5
Gürkan Emre Melikoğlu
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Safiye Erol'un romanlarındaki kadınların Simone De Beauvoir'ın feminist teorisine göre incelenmesi

Erken Cumhuriyet dönemi yazarlarından Safiye Erol; romanlarında aşk, evlilik, annelik gibi pek çok konuda kadının mücadele ettiği çatışmaları ortaya koyarak eserleriyle kadının özgürleşme sürecinin sancılarını yansıtmıştır. Bu çalışma; kadınların iç dünyalarında, bireysel ve toplumsal ilişkilerinde kadın olarak var olurken yaşadıklarını tespit edebilmeye imkân veren Safiye Erol'un romanlarındaki karakterleri, feminizmin İkinci Dalga olarak adlandırılan döneminin referans ismi olan Simone de Beauvoir'ın varoluşçu feminist teorisine göre ele alıp incelemektedir. Çalışmanın amacı doğrultusunda, tezin Giriş kısmında Safiye Erol'un hayatı, edebi şahsiyeti ve eserleri üzerine getirilen yorumlardan kısaca bahsedilerek Simone de Beauvoir'la bir araya getirme gerekçeleri vurgulanmıştır. Birinci bölümde feminist teorinin ortaya çıkışı ve gelişim süreci tarihsel olarak özetlenmiştir. İkinci bölüm Simone de Beauvoir ve onun hâlâ feminist teorinin en çok referans gösterilen kitaplarından olan biri olan İkinci Cins adlı eserinden yola çıkarak teorisinin ana çerçevesi verilmiş; sınıflandırdığı kadın tiplerinin özellikleri üzerinde durulmuştur. Son bölümde ise yayım tarihine göre sırasıyla Kadıköyü'nün Romanı, Ülker Fırtınası, Ciğerdelen ve Dineyri Papazı romanlarındaki ana kadın karakterler; çizilen teorik çerçevede toplumsal çevre ve ikili ilişkiler özelinde incelenmiş ve ikinci cins/öteki olma kavramları yardımıyla değerlendirilmiştir. Bu çalışma, Safiye Erol'un romanlarındaki kadınlara Simone de Beauvoir'ın feminist bakış açısından yaklaşarak yazarın farklı bir yönünü ortaya çıkarmayı ve feminist teorinin Türk romanı üzerindeki çalışmalarına ve kadın bir yazar olarak Safiye Erol'un akademideki görünürlüğüne katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

Beauvoir, Simone deErol, SafiyeFeminist kuram+5
Pınar Dönmez
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
10
DoktoraAçık ErişimTR

Türk şiirinde taşra: 1859-1959

Türk Şiirinde Taşra: 1859-1959?, Türk şiiri tarihinde taşra olgusunun geçirdiği dönüşüme odaklanan bir çalışmadır. Bu çalışmada, edebî merkezin dışında kalan bölgeler olarak tarif edilen taşranın şiirde nasıl işlendiği üzerinde durulmaktadır. Doğası ve üzerinde yaşayan insanlarıyla taşra anlatımında ortaya çıkan özellikler, tezin ilgi alanını oluşturmuştur. Taşrayı anlatan şiirlerde kullanılan dil, anlatıcının bakış açısı ve yeğlenen imajların çözümlendiği bu çalışmada, taşra anlatımında ortaya çıkan özelliklerin dönüşümü açıklanmaktadır.Bu çalışmada taşranın nesnel gerçekliğinin şiire yeterince yansımadığı belirlemesi yapılmaktadır. Taşrayı işleyen şiirlerde taşra, büyük ölçüde belirli bir düşünceyi anlatmanın vesilesidir. Bu şiirlerde merkezin seçkinci ve standart dili değil, taşra dili ve sanatına öykünen bir dil kullanılır. Bu şiirlerdeki anlatıcılar, karşılaştıkları farklı formları ancak merkezin yaydığı estetik ideolojinin form bilgisine çevirerek tanımlayabilmişlerdir. Bu yüzden bu şiirlerde görsel imajlar ve benzetmeler baskındır.Divan şiiri döneminde anlatılan taşra bütün Osmanlı coğrafyası değil, merkezî eyaletlerdir. Cumhuriyet döneminde ise taşra uzun süre denize uzak bölgeler olarak anlaşılmıştır. Taşra anlatımında çok sayıda ortak özellik bulunmasına karşın üç ayrı bölgenin üç ayrı şekilde işlendiği gözlemlenmektedir: Yakın taşra (Edirne, Bursa, Ege havzası), uzak taşra (Eskişehir-Afyon hattı, İç Anadolu, Batı ile Orta Karadeniz ile Batı ile Orta Akdeniz'in iç bölgeleri) ve derin taşra (Sivas, Doğu Akdeniz'in iç bölgeleri, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Doğu Akdeniz bölgeleri).Yakın taşrada uhreviyet, erotizm, bereket, mutluluk, yaşama sevinci ve gündelik sıkıntılar öne çıkar. Uzak taşrada yoksulluk, taşralıyla özdeşleşme, göç, tarımda makinalaşma, halkçı simgeler işlenir. Derin taşrada ise isyan, milliyetçilik, geri kalmışlık, aydınlanma arzusu, yiğitlik ve epik söylem dikkati çeker.Anahtar sözcükler: Şiir, Türk Şiiri, Taşra, Tanzimat Şiiri, Cumhuriyet Dönemi Şiiri

Mehmet Selim Ergül
Bilkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rasim Özdenören'in hikayelerinde gelenek-modernizm çatışması

Bu yüksek lisans tezi Rasim Özdenören'in hayatını, sanatını ve tüm hikâye kitaplarındaki gelenek modernizm çatışmasını kapsayan bir çalışmadır. Kendisi hakkında bugüne kadar yapılan çalışmalarda hikâyelerindeki bu tematik bakış açısı değerlendirilmemiştir. Çalışmamızda sadece Özdenören'in hikâyelerinden değil, denemelerinden, hakkında yazılmış kitaplardan ve farklı alanlara ait eserlerden de yararlanılmıştır. İlk hikâyesini 1957'de yayımlayan Rasim Özdenören, 2009'a kadar on hikâye kitabı yayımlar. Yaklaşık yarım asırdır hikâye yazmaya devam eden yazar 1970 sonrası Türk hikâyeciliğinin önemli isimlerindendir. Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde gelenek-modernizm kavramlarının genel değerlendirilmesi; ikinci bölümde Rasim Özdenören'in hayatı, sanatı ve eserleri; üçüncü bölümde yazarın hikâyelerindeki gelenek modernizm çatışması yer alır. Türk edebiyat ve sanatının son elli yılında öykü ve denemeleriyle mühim bir yeri olan Rasim Özdenören üzerine hazırlanan bu çalışmanın daha sonraki çalışmalara bir kaynak olmasını ümit ediyorum. Anahtar Kelimeler:Türk Edebiyatı, Türk Hikâyesi, Rasim Özdenören, Gelenek Modernizm Çatışması

GeleneklerHikayeModernizm+2
Eyyüp Güneş
Adıyaman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
DoktoraAçık ErişimTR

27 Mayıs darbesi'nin Türk romanına yansıması

Çalkantılı dönemlerden geçen Türkiye'de, birden çok askerî darbe ve darbe girişimi yaşanmıştır. 27 Mayıs 1960 Darbesi, Türkiye Cumhuriyeti'nde yapılmış ilk askerî darbedir. Bu darbenin süreci, nedenleri ve sonuçları toplumsal krizlere ve çatışmalara neden olurken romancılara da önemli malzemeler sunmuştur. Türk romancısı yeni konulara açılmış ve bu mesele hakkında yorum yapabilecek konuma gelmiştir. Bazı romancılar 27 Mayıs'ı bir devrim niteliğinde kurgularken, bazıları da meseleye darbe gözüyle bakmış ve öylece kurgulamıştır. Roman, bir edebî tür olmakla beraber zengin sosyolojik bulgu sunan ve aynı zamanda yazarların düşünce dünyasını anlamak için kapı aralayan önemli bir veridir. Bu çalışmada, 27 Mayıs 1960'tan günümüze kadar yayınlanmış romanlarda 27 Mayıs sürecinin ve 27 Mayıs'ın nasıl ve hangi bakış açısıyla işlendiği, yazarların daha çok hangi konular üzerinde yoğunlaştığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmanın amacına uygun olarak söz konusu dönemin Türk romanına yansıması dönemin önemli olayları başlıklandırılıp romanların yayına çıkış tarihine ve siyasi ideolojik bakış açısına göre sıralanarak ilgili başlık altında değerlendirilmiştir. Böylelikle konuya bakış açısının nasıl verildiği ve tarihî seyri içerisinde, roman dünyasında zihinsel dönüşümün hangi yönde değiştiği görülmüştür.

27 Mayıs 1960 ihtilaliAskeri müdahaleDemokrat Parti+4
Ferhat Çetinkaya
Adıyaman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
10
DoktoraAçık ErişimTR

Muallim Naci'nin şiirleri üzerine bir inceleme

Muallim Naci, Tanzimat edebiyatının önde gelen sanatçılarından biri olarak kabul edilir. Kısa ömrüne birçok eser sığdıran Naci, giriştiği kalem kavgalarıyla dikkatleri üzerine çeker. Tartışmalı kimliği onu sadece Tanzimat devrinde değil, sonraki dönemlerde de gündemde tutar. Spekülasyonlara açık bir isim olan Naci'den konuyu açanlar, tarafgir yaklaşımlarla birbirine zıt iki anlayışı yüksek sesle dillendirir. Kimileri ona acımasızca saldırırken kimileri de onu göklere çıkarmak ister. Bu tarz yaklaşımlardan dolayı Naci'nin gerek şiirleri gerekse şairliği derli toplu bir şekilde ortaya konulamamaktadır. Bu çalışmada amaç Naci'nin şiirleri hakkında tutarlı bir inceleme yapmaktır. Çalışmada ilkin Naci'nin yaşamının çeşitli aşamaları ile duyuş tarzı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu bölümün temel amacı Naci'nin mizacı ile sanatı arasındaki bağlantıları tespit etmektir. İkinci bölüm ise Naci'nin şiirlerinin incelendiği iki kısımdan meydana gelmiştir. İlkin Naci'nin şiirlerinde öne çıkan temaların incelemesi yapılmıştır. Son kısımda ise Naci'nin şiirleri dil ve üslup bakımından ele alınmıştır. Böylelikle Muallim Naci'nin sanat anlayışının nasıl oluştuğu ve şiirlerindeki dönüşümün hangi yönde geliştiği tespit edilmeye çalışılmıştır.

BiyografiDil özellikleriMuallim Naci+7
Ahmet Yıldırım
Adıyaman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Garip şiirinde gerçekliğin temsili

Garip şiiri (I. Yeni), Türk şiirinin önemli dönüm noktalarından birini oluşturmaktadır. Orhan Veli Kanık, Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday'ın temsilciliğini yaptığı Garip hareketi, şiire getirdikleri yeniliklerle Türk şiirini önemli ölçüde etkilemiştir. Türk şiiri Garip akımı ile yeni biçim ve söyleyiş olanaklarıyla zenginleşmiş, sokaktaki insanın duyarlılığına açılmıştır. Çalışmanın Giriş kısmında gerçeklik, edebiyat ve gerçeklik ilişkisi, Türk edebiyatında gerçeklik konuları incelenmiştir. Birinci bölümde 'Garip' akımı ve sanatçıları merkeze alınmıştır. İkinci bölümde ise 'Garip' şiirinde gerçekliğin temsili incelenerek şiirlerdeki kelime ve imge dünyası analiz edilmiştir. 'Garip Şiiri'nde Gerçeklik Unsuru Olarak İnsan', bölümünde insan merkeze alınarak Garip şiiri; insan ve gerçeklik boyutuyla değerlendirilmiştir. Ortaya çıkan verilerle bu bölüm üç alt başlıkta tasnif edilmiştir: Dokuz alt başlığı bulunan 'Birey Olarak İnsan', yedi alt başlığı bulunan 'Toplum ve İnsan', üç alt başlığı bulunan 'Bilinçaltı ve İnsan'. 'Garip Şiirinde İnsan Dışında Kalan Gerçeklik Unsurları' adlı bölümde 'insan' dışında kalan kavram ve unsurlar incelenerek dört alt başlıkta (Nesne Unsurları, Mekân Unsurları, Zaman Unsurları, Diğer Unsurlar) elli beş sözcük tüm Garip şiirleri taranarak incelenmiştir. Bu çalışmada özetle 'Garip' şiirinin gerçeklikle ilişkisi bağlamında insan, toplum, nesne algısı, kelime kadrosu hakkında şiirler taranarak çıkan sonuçlar analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Cumhuriyet, şiir, Garip, gerçeklik

GaripGarip hareketleriGerçeklik+2
Eyyüp Güneş
Adıyaman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ledün-nâme [inceleme- metin(57b-114a varaklar arası)- dizin- tıpkıbasım]

Çalışmanın konusu, 1506 yılında Murâdî tarafından kaleme alınmış olan Ledün-nâme (57b-114a beyitleri arası) adlı el yazması eserdir. Ledün-nâme; dil özellikleri, kelime hazinesi ve değerli bilgiler içermesi sebebiyle inceleme altına alınmıştır. Üzerinde daha önce çalışılmamış olan bu metin ile Türkçenin 16. yüzyıldaki gelişimine biraz da olsa ışık tutmak amaçlanmıştır. "Ledün-nāme 57b-114a varakları arası (İnceleme-Metin-Dizin-Tıpkıbasım)" adlı tez çalışması, Türkoloji araştırmalarına katkı sağlaması amacıyla, metnin ses ve şekil özelliklerinin belirlenerek dönemin o anki durumunu ortaya çıkarmak için hazırlanmıştır. Eserin özelliklerini ortaya koyabilmek için yapılan bu çalışma giriş, inceleme, metin ve dizin kısımlarından oluşmaktadır. Giriş bölümünde ledün ilmine ve esere dair bilgiler verilmiş, İncelemede eserin yazım, ses ve şekil bilgisi özelliklerinden bahsedilmiş, Metin bölümünde Millî Kütüphanede 06 Hk 196 arşiv numarasıyla kayıtlı olan ve "müellif nüshası" olarak tabir edilen nüsha ile Berlin Eyalet Kütüphanesi Türkçe Yazmaları Koleksiyonunda bulunan Or. Oct. 2256 arşiv numarasıyla kayıtlı, telif tarihi 1274 (1857) olan ve Muhammed Mecdî tarafından kopya edilen nüshanın karşılaştırması yapılmıştır. Eserin kelime hazinesinin ortaya çıkarılabilmesi için dizin bölümü eklenmiştir. Tezin hazırlığı süresince faydalanılan kaynaklar Kaynakça bölümünde yer almaktadır. Sonuç bölümüne yer verildikten sonra Tıpkıbasım bölümünde yazmanın tıpkıbasımı eklenerek çalışma sonlandırılmıştır..

BiçimbilimDil özellikleriEski Anadolu Türkçesi+5
Gizem Şahin
Tokat Gaziosmanpaşa University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Musavver Muhit mecmuası incelemesi fihrist ve metin

II. Mahmud, dünyanın gidişatını hiç görmeyen din alimlerinin belirgin etkisi altında kalıp ıslahatlara karşı bir sed oluşturan Yeniçeri Ocağı'nı 1826'da lağvettikten sonra yenilik hareketleri ivme kazandı ve bu hamlenin bir cüz'ü olarak 1831 'de devlet eliyle Takvim-i Vekayi' adlı ilk Türkçe gazetemiz yayınlandı. Devlet eliyle başlatılan bu yenilik girişimleri 3 Kasım 1839 tarihli fermanla hızlanırken, yeni padişah Abdülmecid, ilk özel gazete için İngiliz Herald Tribune gazetesinin İstanbul muhabiri Churchill'e imtiyaz ve mali destek verdi. Matbu'atımızm, ülkemizi yabancı gözüyle görüşünün temelleri de bu suretle atılmış oldu. İlk özel gazetelerimiz olan Tercüman-ı Ahval ve Tasvir-i Efkar da, Batıya yakın düşüncedeki aydınlarımızca çıkarıldılar. Bunu, Yeni Osmanlılar'ın sert neşriyatı takip etti. 1867'de devletin matbuata sınırlamalar getirmesi üzerine basınımızın bir kısmı, Paris, Londra, Cenevre gibi dış merkezlere taşındı ve genellikle Fazıl Mustafa Paşa tarafından desteklendi. I. Meşrutiyet'in ilanına kadar bu sert muhalefet sürdü. İlk Meşrutiyet'in kısa bir aradan sonra yerini II. Abdülhamid'in otoriter rejimine terk etmesiyle, iç basın, hemen tamamıyla sindirildi. Fakat bu baskılar muhalefetin yurt dışında mevzilenmesine sebep oldu, ayrıca ülke içinde son derece geniş bir muhalif aydın grubu oluştu. II. Meşrutiyet'in ilanından sonra rahat bir nefes alan matbuatımız, yüzlerce dergi ve gazeteyle, yeni dönemin çizgisini belirlemekte etkin rol oynamakta yarıştı. Musavver Muhit, II. Meşrutiyet'in akabinde neşredilen bu yüzlerce derginin en tesirlilerinden biri oldu. Bu incelemede, Musavver Muhit'in bütün sayılarının muhtelif fihristleri yapılarak, 1908'li yıllan, ulusal günlükler sayılabilecek matbuattan öğrenmek isteyecek edebiyat, tarih, sosyoloji, siyaset vd. sahaların araştırmacılarına zemin oluşturulması hedeflendi, metin kısmında, dergideki edebiyatla ilgili yazılar ağırlıklı olmak üzere, her konudaki yazıdan örneklere yer verildi

Meşrutiyet IIMusavver Muhit dergisi
Nevzat Canan
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kültürel adaptasyon ekseninde Osmanlı polisiye romanlarında halk anlatısı izleri

Türk topluluklarının, Orta Asya'dan başlayıp Anadolu'ya, Balkanlara ve Orta Avrupa'ya kadar uzanan binlerce yıllık tarihi serüveni, zengin bir kültürel form barındırmaktadır. Bu uzun süreçte karşılaşılan ve temasa geçilen birçok medeniyet ve kültürle etkileşim içinde olunmuş, yakınlık kurulmuştur. Türk tarihinin başlangıcından günümüze Türk toplulukları, step kültürü, İslam kültürü ve modern batı kültürü ile münasebet içinde olmuştur. Temasa geçtiği yeni kültürlerden benimsediği değerleri öz kültür değerleri üzerine yapılandırarak gelişimini sağlayan Türk toplulukları, renkli, güçlü, dinamik ve bütünleşmiş bir kültürel form oluşturmuşlardır. Sahip oldukları kültürel yapı ile değişen ve gelişen dünyaya kolaylıkla intibak edebilen Türkler, değişmeden yenilenerek varlığını sürdürebilmiştir. Uzlaşı, uyum ve uyarlama gibi kültürel adaptasyonun bünyesindeki kavramları, kültürünün bir parçası haline getiren Türk topluluklarının, etkileşime geçtikleri son kültür, modern hayatın kodlarıyla örülü batı kültürü olmuştur. Siyasi ve idari bir takım aksaklıkların ardından siyasi otoritenin tercihiyle temasa geçilen modern batı kültürünün halkta zemin bulması elzem görülmüştür. Geniş halk kitlelerine ulaşmada da edebiyat, en kullanışlı unsur olarak değerlendirilmiştir. Bu kapsamda Türk edebiyatına düşüncenin hakim olduğu batı temelli türler katılmıştır. Bu türlerden biri olan roman türünde ve romanın alt türlerinde kısa zamanda telif eserler verilmeye başlanmıştır. Bu alt türlerden biri olan polisiye romanlar, yapısı gereği bünyesinde modern hayatın birçok unsurunu barındırmaktadır. Osmanlı'da polisiye romanın teşekkülü, yeni kültürel değerleri halka tanıtma kapsamında öz kültür değerleriyle örülü halk anlatıları temelinde kültürel adaptasyon ekseninde gerçekleşmiştir.

Murat Yilmaz
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1923-1950 yılları arasında Türk tiyatrosunda din teması

Tiyatro, insanlığın başlangıcıyla birlikte oluşum sürecine girmiş ve insanlıkla birlikte gelişimini sürdürerek kendi kitlesini oluşturan bir sanat türü haline gelmiştir. Sahnede canlı olarak sergilenmesi tiyatroyu canlı bir sanat türü olarak daha gerçekçi ve etkileyici kılmaktadır. Tiyatronun tarihine bakıldığı zaman milletler içerisinde farklı şekillerde karşılandığı görülmektedir. Türk tiyatro tarihine bakıldığında, tiyatronun çeşitli evrelerden geçtiğini söylemek mümkündür. Batılı anlamda Türk tiyatrosuna baktığımızda başlangıç sürecinden itibaren toplumun değişim ve dönüşümünde önemli bir rol oynadığı görülmektedir. Özellikle Cumhuriyet sürecinde yeni rejimin yerleşmesi ve daha sağlam temellere oturması için sanatın diğer türleri gibi tiyatroda bir görev üstlenmiştir. İşte bu çalışmamızda yeni rejimin gereği olarak da farklılaşan din temasının 1923-1950 yılları arasında yazılan tiyatro eserlerindeki izi sürülmüştür. Çalışmamızın birinci bölümünde tiyatro ve din başlığı altında din kavramı, Orta Asya, Anadolu, Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması ile birlikte 1923-1950 yılları arasındaki süreçlerde tiyatro ve din ilişkisi incelenmiştir. Ardından ikinci bölümde ele aldığımız sürece zemin hazırlamak için Tanzimat ve II. Meşrutiyet Dönemi'nde Türk Tiyatrosu incelenmiş, bu dönemde tiyatronun gelişimine katkı sağlayan isimler ve eserlerine yer verilmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde Cumhuriyet Dönemi'nde Türk Tiyatrosunun Gelişimi başlığı altında tezimizin ana konusu açıklanmıştır. Çalışmamızın son kısmında tiyatronun gündelik hayat ve insandan beslenen bir tür olması, insanlığın bir ihtiyacı olarak ortaya çıkması ve varlığını devam ettirmesi sebebiyle ele aldığımız yıllar arasında Tiyatro Eserlerindeki Gündelik Hayatla İlgili Din Teması başlığına yer verilmiştir. Eserler, ele aldıkları konu ve yazıldıkları dönem bakımından değerlendirilmiştir.

Cumhuriyet DönemiDinTiyatro+2
Derya Akdemir
Kirklareli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şükûfe Nihal'in romanları ve romancılığı

Şükûfe Nihal'in romanları ve romancılığının ele alındığı bu çalışmada, yazarın altı romanı yapı ve tema bakımından incelenmiştir. Bugüne kadar romanları üzerine nitelikli bir çalışma yapılmamış olan yazarın, roman anlayışı ortaya koyulmuştur. Çalışmada Şükûfe Nihal'in hayatı ve sanatına da değinilmiştir. Arşivlerden yazarın hayatı ile ilgili yeni bilgiler elde edilmiştir. Şükûfe Nihal'in romanlarında toplumsal alanda yaşanan değişimin farklı boyutlarına dikkat çekilmiştir. Kadın, evlilik, aşk, Batılılaşma, hürriyet, din ve Milli Mücadele gibi konular işlenmiştir. Kadın konusu üzerinde özellikle durulmuştur. Romanlarda otobiyografik izler olduğunu söylemek de mümkündür.

KadınlarNihal, ŞukufeRoman+1
Salih Dizdar
Recep Tayyip Erdoğan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ahmet Oktay'ın hayatı ve edebi eserleri üzerine bir inceleme

Ahmet Oktay, 1950 sonrası Türk Edebiyatı'nın önde gelen eleştirmenlerinden biridir. Şiir ve roman gibi edebî türlerde ve "toplumcu gerçekçilik", popüler kültür, basın konularında eleştiriler yazar. Oktay'ın eleştirileri, Marksist estetikten etkilenir. Fakat o, dönemindeki diğer Marksist eleştirmenler gibi katı bir tutum içinde değildir. Bilhassa 1980 sonrasında yazdığı eleştirileri Frankfurt Okulu düşünürlerinin görüşlerinden etkiler taşır. Oktay'ın eleştirileri, Türk Edebiyatı'nın Tanzimat'tan sonra geçirdiği süreçleri, Marksizm perspektifinden yorumlaması bakımından önemlidir. Popüler kültür ve basın konusundaki eleştirel yaklaşımlarındaysa o, bu konuları ele alan ilk isim olma niteliğine sahiptir.

BiyografiEdebiyatOktay, Ahmet+4
Celal Fedai
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbret Gazetesinde yayımlanan sanat ve edebiyat konulu yazıların sistematik tahlili

Türkiye’de, 19. yüzyılın ikinci yarısında gazete ve gazetecilik çağdaş anlamda ortaya çıkmıştır. Namık Kemal ve arkadaşlarının 1872-1873 yılları arasında yayımladıkları İbret, muhalif kimliğiyle ön plana çıkmış bir gazetedir. 132 sayı olarak yayımlanan İbret gazetesi, fikir yazılarıyla hürriyet mücadelesinin öncüsü olmuş ve toplum tarafından yeni fikirlerin benimsenmesinde önemli bir rol almıştır. Halkı gazete vasıtasıyla eğitmeyi temel amaç edinmiş olan İbret’te, bu amaç doğrultusunda pek çok makale, hikâye, tiyatro, fıkra, tenkit vb. yazılar yayımlanmıştır. Böylelikle İbret gazetesi, kendi döneminin kamuoyunun sözcüsü olmayı başarmıştır. İbret gazetesinin yayımlandığı dönemde ön plana çıkmasının başka bir sebebi, Namık Kemal’in gazetede yazdığı eleştiri yazılarıdır. Bu çalışmada, İbret gazetesinin sistematik dizinine yer verilmiş ve gazetede yayımlanan sanat/edebiyata ilişkin yazılar tahlil edilmiştir.

Namık Kemalİbret Gazetesiİbret Journal
Mahmut Balbay
Batman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Abdulvahap Akbaş'ın hayatı, sanatı ve eserleri

Abdulvahap Akbaş, ilk şiirini yayımladığı 1978 yılından itibaren ömrünün sonuna kadar başta şiir olmak üzere hikâye, deneme, inceleme, araştırma, roman, çocuk edebiyatı eserleri, gezi yazıları ve dergi çalışmalarıyla milli ve manevi değerleri evrensel çizgilerle muhafaza etmeye çalışmış çok yönlü bir sanatçıdır. İnanç ve toplumsal değerleri fikren ve fiilen savunurken eserlerinde tutarlı olmaya gayret göstermiştir. "İslami Hassasiyeti Olan Edebiyat" hareketi içerisinde yer bulan sanatçı bu kültüre uygun olarak ortaya koyduğu çalışmalarıyla toplumun dini ve tarihi değerlerini ön plana çıkarmıştır. Toplumun ve çocukların önder kişilikleri örnek alması ve toplumsal değerlerlerle barışık yetişmesi için emek sarf etmiştir. İçinde yetiştiği toplumsal koşulları doğru yorumlamış; yetiştiği kültürün izlerini, evrensel değerlerle eserlerine aktarmış, bu yönüyle Doğu ve Batı kültürünü İslami değerler sistemi içinde sunmaya çalışmıştır. Abdulvahap Akbaş, eserlerinde inanç kavramını yoğun bir şekilde işlemiş, kültürel zenginliği yansıtmak için de Türkçenin zenginliğinden faydalanmıştır. Abdulvahap Akbaş’ın hayatı hakkında ailesiyle görüşülmüş eserlerle hayatı arasındaki bağlar incelenmiştir. Roman ve hikâyeleri incelenmiş yazarın fikir hayatı ve edebi yönü irdelenmiştir. İslami düşünce ve duyguları eserlerinden yola çıkılarak aktarılmaya çalışılmış, taşra ve medeniyet algılarının şiirlerine yansımaları değerlendirilmiştir. Bu tez çalışmasında Abdulvahap Akbaş'ın eserleri incelenmiş ve edebi kişiliği değerlendirilmiştir.

Abdulvahap AkbaşÇocuk EdebiyatıŞiir
Abdulgani Bağış
Batman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nurullah Genç’in şiir dünyası

Nurullah Genç, Türk edebiyatında 1980’li yıllardan sonra şiirleriyle tanınmaya başlanmıştır. Şair, ilk şiirlerini gençlik yıllarında yazmaya başlamıştır. Onun ilk şiirleri çeşitli dergilerde yayınlanmıştır. Nurullah Genç, din, gelenek ve milli duyarlılık temelinde yazdığı şiirlerinin yanında, üç roman ve akademik eserler de vermiştir. Şair ayrıca profesyonel fotoğrafçılıkla da ilgilenmektedir. Bu çalışmada 1980 sonrası Türk şiirinde önemli bir yere sahip olan Nurullah Genç’in şiir dünyasını tanımlamaya çalışacağız. Bu çalışma esas olarak dört bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde Nurullah Genç’in hayatı, ailesi ve edebi kişiliğini incelenmiştir. İkinci bölümde Nurullah Genç’in şiirlerinde izlekleştirilen konular, duygu, imge ve anlam çeşitli başlıklarla çalışılmıştır. Üçüncü bölümde Genç’in şiir dili ve üslubu ele alınmıştır. Dördüncü bölümde ise Nurullah Genç’in şiirleri ahenk ve şekil bakımından incelenmiştir.

Şiir
Emin Oğul
Batman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00