
4.451
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Akışkan yatakta kimyasal buhar çöktürme metodu ile sürekli karbon nanotüp üretimi
Bu tez çalışması, Kimyasal Buhar Biriktirme (CVD) ile karbon nanotüp sentezindeki parametreleri belirlemeye ve karbon nanotüplerin sürekli üretimine odaklanmıştır. Karbon nanotüp üretmek için akışkan yatağın (1 metre uzunluğunda ve 50 mm çapında) hidrodinamik parametreleri belirlenmiştir. Daha sonra Fe/Silika katalizörü sentezlenmiştir ve sentezlenen katalizörlerin karakterizasyonu X-Işını Flüoresans (XRF) ile yaptırılmıştır. Karbon nanotüp üretimi CVD yöntemi ile akışkan yatakta gerçekleştirilmiştir. Bu deneylerde en verimli katalizörün demir içeriği % 5,2 olarak bulunmuştur. Yapılan deneyler sonucunda en uygun gaz bileşiminin sentez gaz karışımının (CO+H2) olduğu gözlenmiştir. Karbon kaynağı olarak asetilen kullanıldığında en uygun deney süresi ve sıcaklığının sırasıyla 90 dakika ve 700°C, sentez gazı için bu değerlerin sırasıyla 30 dk ve 800°C olduğu görülmüştür. Saflaştırma deneyleri ultrasonikasyon ve asit yıkamadan oluşan çok adımlı yöntemle gerçekleştirilmiştir. İlk adımda amorf yapıdaki karbonu uzaklaştırmak için H2O2 kullanarak 50°C'de yarım saat boyunca ultrasonikasyon uygulanmıştır. Sonraki adımda metalik safsızlıklar 70°C'de 4 saat boyunca manyetik karıştırıcı ile uzaklaştırılmıştır. Elde edilen ürünlerin karakterizasyonu Yüksek Çözünürlüklü Geçirmeli Elektron Mikroskobu (HR-TEM) ile gerçekleştirilmiştir.
Disklerde kompleks Bernstein-Stancu polinomları ile yaklaşım
Bu çalışmada öncelikle reel değişkenli Bernstein, Bernstein-Stancu ve Kantorovich-Stancu polinomlarının yaklaşım özellikleri incelendi. İkinci olarak analitik fonksiyonlara ilişkin kompleks Bernstein, kompleks Bernstein-Stancu ve Kantorovich-Stancu polinomlar dizisi için eşanlı yaklaşımın derecesi, nicel tahminli Voronovskaja tip sonuçlar ve tam yakınsama oranları verildi. Böylelikle Bernstein-Stancu polinomlarının yaklaşım özelliklerinin reel aralıklardan kompleks düzlemin kompakt disklerine genişletildi.Anahtar Kelimeler : Kompleks Bernstein-Stancu, Kantorovich-Stancu polinomları, eş anlı yaklaşım, yakınsaklık oranı
Rotatif krayojenik soğutucular için fırçasız doğru akım motoru tasarımı ve optimizasyonu
Ülkemizde savunma sanayinde kullanılan termal görüntüleme cihazları ve alt parçaları ithal edilmektedir. Savunma gibi kritik bir alanda yerli teknolojilerin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu amaçla, bu tez çalışmasında askeri envanter de bulunan krayojenik soğutucular için fırçasız doğru akım motorunun tasarımı ve çıkış parametrelerinin optimizasyonu gerçekleştirilmiştir. İlk olarak ANSYS Maxwell Rmxprt paket programı kullanılarak motorun analitik hesapları yapılmıştır. Çıkış büyüklüklerini etkileyen kaykı, kutup yayı ofseti, kutup yayı oranı ve mıknatıs kalınlığı parametrelerinin optimizasyonu gerçekleştirilmiştir. Optimizasyon sonuçlarına göre elde edilen modelin 2 boyutlu ve 3 boyutlu sonlu elemanlar analizleri gerçekleştirilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre kutup yayı ofseti 2,5 mm, kutup yayı değeri 0,64, kaykı miktarı 0,5 ve mıknatıs kalınlığı 2,2 mm olarak belirlenmiştir. Bu çalışma ile milli cihaz tasarım kabiliyetine katkı sağlanması ve termal görüntüleme alanındaki rekabet gücünün arttırılması amaçlanmıştır.
Aklonifen pestisitinin elektrokimyasal tekniklerle incelenmesi ve tayini
Aklonifen, difenil eter grubuna giren bir pestisittir. Nohut, ayçiçeği, mercimek, mısır gibi bitkilerde geniş yapraklı yabani otların ortaya çıkış öncesi veya sonrası kullanılan seçici bir yabani ot ilacıdır. Aklonifen pestisitinin akut oral LD50 değeri 5000 mg/kg'dan büyüktür.Bu çalışmada aklonifenin voltametrik davranışları, camsı karbon elektrot (GCE) kullanılarak incelenmiştir. Bu pestisitin destek elektrolit, doğal su ve toprak örneklerindeki tayinleri için analitik yöntemler geliştirilmiştir.Analitlerin nitel ve nicel analizleri, kare dalga sıyırma voltametrisi (SWSV) ve dönüşümlü voltametri (CV) yöntemleri kullanılarak yapılmıştır. En uygun sıyırma koşullarının belirlenebilmesi için biriktirme potansiyeli, biriktirme süresi, puls genliği, basamak potansiyeli ve frekansın etkisi incelenmiştir. Aklonifenin için pik potansiyeli yaklaşık +1220 mV (Ag/AgCl'e karşı) olarak bulunmuştur. Kalibrasyon grafiğinden çalışma aralığı camsı karbon elektrot kullanılarak 0,25 ? 19,2 ?g mL-1 olarak elde edilmiştir. Gözlenebilme sınırı (LOD) ve tayin sınırı (LOQ) sırasıyla 0,073 ve 0,25 ?g mL-1 bulunmuştur. Ayrıca bazı inorganik türlerin ve pestisitlerin girişim etkileri incelenmiştir.Geliştirilen yöntem aklonifen pestisitin doğal su ve toprak numunelerindeki tayinleri için de uygulanmıştır. Doğal numunelere ilave edilen aklonifenin tayini için geri kazanım yüzdeleri çeşme suyu numuneleri için % 99,1 ile % 98,2; baraj suyu numuneleri için % 102,4 ile % 94,7; yeraltı suyu numuneleri için % 99,6 ile % 98,9 ve toprak numuneleri için % 98,8 ile % 96,9 aralığında elde edilmiştir. Geliştirilen yöntem bir litrede 600 gram aklonifen etkin maddesi içeren Challenge®600 ticari formülasyonuna uygulanmıştır. Kare dalga sıyırma voltametrisi ile yapılan çalışmalarda Challenge®600'deki aklonifen miktarı 595 ± 10 (etiketlenen değer 600 g/L) bulunmuş olup bağıl standart sapma (BSS) % 1,8 ve bağıl hata % ? 0,8 olarak hesaplanmıştır (n = 7, % 95 güven seviyesinde).-Anahtar Kelimeler : Pestisit, tayin, elektrokimya, aclonifen
Otomotiv sektöründe deformasyona uğrayan şaside mekanik özelliklerinin incelenmesi
Türkiye'de 2010 yılında 1.104.388 adet trafik kazası meydana gelmiştir, bu kazalarda 4.045 kişi hayatını kaybetmiş ve 211.496 kişi yaralanmıştır.Trafik kazaları sıralamasında Avrupa'da ilk sırada ve Dünya'da ilk 10 arasında yer almaktayız.2010 yılında 25.000 adet araç pert'e (kullanılamayacak olup aracın % 60'ından fazlası hasar gördüğü için hurdaya ayrılan araç) ayrılmış ve diğer araçlar tamir edilerek tekrar kullanılmıştır.Bu tez çalışmamızda araçlarda önemli bir yere sahip olan,kazalarda genellikle hasar gören şasiler üzerine yapacağız,bir şasinin üretim aşamalarını ve kazaya uğrayan bir aracda şasinin mekaniksel değişimlerinin incelenmesi amaçlanmıştır.Numuneler orijinal sac, deformasyona uğradıktan sonra soğuk düzeltilen ve deformasyona uğradıktan sonra sıcak düzeltilen sac olarak 3 farklı şekilde hazırlanmıştır.Numuneler çekme testi,darbe çentik testi,yorulma testi ve sertlikleri ölçülerek birbirleriyle arasında ki farklılıklar karşılaştırılmıştır.Yapılan çekme testleri sonucunda orijinal 3 adet sacın ortalaması 26,877 mm kopmuş, soğuk şekillendirilen numunelerin 17,317 mm'de koptuğu görülmüştür,en farklı değişim sıcak şekillendirilen numunelerde görülmüştür,1. Numune 8 mm'de, 2. Numune 13 mm'de 3. Numune 18 mm olmak üzere ortalama 13,250 mm'de kopmuştur.Yapılan darbe çentik testlerinde ise orijinal sacdan alınan 5 adet numune sonucunda ortalama 26,6 joule de kırıldığı, soğuk olarak düzeltilen sacdan alınan 5 adet numunede 24,6 joule de kırıldığı, sıcak olarak düzeltilen sacdan alınan 5 adet numunede de 24,4 jolue de kırıldığı tespit edilmiştir.Yapılan sertlik ölçümlerinde alınan 9 farklı ölçüm noktasında orijinal sacda 112,2 hrb sertlik, soğuk olarak düzeltilen sacda 111 hrb sertlik ve sıcak olarak düzeltilen sacda 50,3 hrb sertlik tespit edilmiştir.Sonuç olarak yapılan bütün test sonuçlarında ister soğuk isterse sıcak olarak düzeltilsin şasilerin mekaniksel olarak değişikliğe uğradığı ve yapısında ciddi değişikliklerin oluştuğu görülmüştür, özellikle sıcak olarak düzeltilen şasilerde bu değişiklik daha da çarpıcı olarak dikkat çekmektedir.Anahtar Kelimeler : Otomotiv sektörü,úasi,deformasyon
Kitosan kaplı manyetik nanotaneciklere alfa-amilaz immobilizasyonu
In this study, Fe3O4 nanoparticles were coated with chitosan (CS) by reversed-phase suspension method. ?-Amylase from Bacillus subtilis was immobilized onto chitosan coated Fe3O4 (Fe3O4-CS) nanoparticles by adsorption method and by covalent binding onto Fe3O4-CS nanoparticles which were activated by N-(3-dimethylaminopropyl)-N'- ethyl-carbodiimide hydrochloride (EDAC) and cyanuric chloride (SC). The effect of pH, temperature, substrate concentration, storage time on the activities of free and immobilized ?-amylases (Fe3O4-CS-A, Fe3O4- CS-EDAC-A, Fe3O4-CS-SC-A) were investigated. The optimum pH and optimum temperature were determined as 6,9; 8,0; 6,5; 6,0 and as 40°C, 30°C, 40°C ve 40°C for free ?-amylase, Fe3O4-CS-A, Fe3O4-CS-EDAC-A, Fe3O4-CS-SC-A respectively. Retained activities for immobilized systems were found to be 83%-97% after 10 runs, and 59%-80% after 30 runs in a day. The kinetic parameters were searched for free and Fe3O4- CS-A, Fe3O4-CS-EDAC-A, Fe3O4-CS-SC-A and calculated as 4,14; 2,41; 2,3; 2,31 mg/mL for Km, 2,57; 6,06; 5,52; 4,43 U/mg for Vmax respectively. The amount of bound enzyme was calculated as 478-488 mg enzyme/g support. It was shown that Langmuir model is well suited for the adsorption of ?-amylase onto Fe3O4-CS nanoparticles between 25°C45°C and the maximum adsorption capacity were calculated as 488 mg/g at 25°C and pH= 6,0. Thermodynamics of adsorption were indicated that adsorption process is spontaneous. Adsorption kinetic of ?-amylase onto Fe3O4-CS was searched and the experimental data fitted well the pseudo-first-order kinetic. Maximum desorption ratio of 65% was obtained over one adsorption/desorption cycle.Key Words : Magnetic nanoparticles, chitosan, ?-amylase, enzyme immobilization, adsorption
Elektrik üretim planlamasında çok amaçlı optimizasyon yaklaşımı: Türkiye örneği
Ülkelerin sürdürülebilir geliĢiminde ve çevre üzerinde, ülkelerce benimsenen enerji politikaları çok büyük öneme sahiptir. Bu nedenle; yerli, sürdürülebilir,çevreci ve ekonomik kaynakların bulunması ve bu kaynakların optimaldağıtımının yapılması bir zorunluluk halini almıştır . Bu çalıĢmada, Türkiye'nin gerçekleri ve gereksinimlerini yansıtan ve birim elektrik üretim maliyetinin minimizasyonu, CO2 salınımının minimizasyonu, ithalatın minimizasyonu, fosil yakıt kullanımının minimizasyonu, istihdamın maksimizasyonu ve sosyal kabulün maksimizasyonu hedeflerini eş zamanlı olarak optimize eden çok amaçlı bir karışık tam sayılı doğrusal programlama modeli önerilmiştir. Önerilenbu model , literatürde kabul görmüş olan uzlaşık programlama yöntemi ile dünya genelinde elektrik üretiminde kullanılan bütün enerji kaynakları dikkate alınarak çözülmüş ve Türkiye'de 2012-2023 yılları arasında oluşması beklenen toplam elektrik enerjisi talebini karşılamak için kaynak bazında 12 yıllık bir elektrik üretim planı ile inşa edilmesi öngörülen elektrik üretim tesisleri için bir yatırım planı elde edilmiştir.Bilim Kodu:906.1.148Anahtar Kelimeler:Enerji kaynak planlaması, çok amaçlı karışık tam sayılı doğrusal programlama, uzlaşık programlama yöntemiSayfa Adedi:128Tez Yöneticisi:Prof.Dr.Serpil EROL
Ahşap esaslı duvar kaplama malzemelerinin ses geçiş kayıplarının belirlenmesi
Bu çalışmada, ahşap esaslı duvar kaplama malzemelerinin ses geçiş kayıpları araştırılmıştır. Bu amaçla, ülkemizde doğal olarak yetişen ve önemli bir ticari değere sahip olan ayrıca duvar kaplama malzemesi olarak daha çok tercih edilen ahşap malzemelerden sarıçam ( Pinus sylvestris L.), Uludağ göknarı (Abies bommulleriana), Doğu kayını (Fagus orientalis L.)ve sapsız meşe (Quercus petraea L.)ile ahşap esaslı kompozit malzemelerden yonga levha, lif levha, yonga lam, lif lam ve kontraplak kullanılmıştır. Yonga ve lif levha verniklenmeden önce meşe ve kayın ahşap kaplama ile kaplanmıştır. Masif ahşap numuneler ile kaplanmış yonga levha, lif levha ve kontraplak numunelere tek ve çift komponentli verniklerle koruyucu katman uygulanmıştır. Daha sonra bütün numuneler kalınlıkları 18 mm, çapları 29 ve 100 mm olacak şekilde ölçülendirilmiştir. Ses geçiş kayıpları geleneksel empedans tüpü kullanılarak ISO/DIS stasndart 10534 esaslarına göre belirlenmiştir.Test sonuçlarına göre; Masif ahşap numunelerde, malzemenin özgül ağırlığının yüksek oluşunun, çift kompenantlı su bazlı verniğin ve ahşap-vernik etkileşim etkilerinin ses geçiş kayıplarını olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir. Kompozit levha numunelerde ise, yüzey kaplama malzemesi türünün, vernik çeşidinin ve bunların etkileşim etkilerinin ses geçiş kayıplarını olumlu yönde etkilediği belirlenmiştir.Anahtar kelimeler : Ses geçiş kaybı, ahşap, su bazlı vernikler
Süreç planlama ve çizelgeleme entegrasyonu için yapay sinir ağları ve genetik algoritmayı birleştiren hibrit bir yaklaşım
Anlık müşteri taleplerini ve değişen üretim katı şartlarını karşılayabilen, kitlesel üretimin tüm değişkenlerine uyum sağlayabilen ve bunun yanında maliyet, zaman ve işgücü optimizasyonu yapabilen üretim sistemleri oluşturmak, firmaların günümüzün rekabet şartlarında ayakta durabilmelerini sağlayan en önemli faaliyetlerin başında gelmektedir. Bu üretim sistemlerinin temel fonksiyonlarından olan Süreç Planlama (SP) ve Çizelgeleme, kaynakların verimli kullanılmasını sağlamakla birlikte, bu iki fonksiyon arasındaki izolasyon ve uzun zaman boşlukları üretim verimini etkileyen önemli bir problemdir. Bu verimlilik problemini çözmek için çalışmada, SP?yi ve Çizelgelemeyi paralel bir şekilde yapabilecek ve üretimdeki dalgalanmalara hızlıca cevap verebilecek entegre bir sistem oluşturulması amaçlanmıştır. Mevcut entegrasyon modellerinde çözüm kümesi ve araştırma alanı genişledikçe hesaplama süresinin hızlıca arttığı gözlemlenmiştir. Bu yüzden bu çalışmada, optimal sonucu çabuk bulabilmek için SP ile Çizelgeleme entegrasyonunda Genetik Algoritma (GA) ve Yapay Sinir Ağları (YSA) birlikte kullanılarak, hibrit bir yaklaşım oluşturulmuştur. GA?nın performansını ve çözüm arama verimini artırmak amacıyla; kromozomlarda alternatif rotalar ile kümeleme çalışmaları yapılmıştır. Popülasyonların çeşitliliğini artırmak için v etkin genetik temsiller ve operatörler kullanılmıştır. Entegrasyon modülünde oluşturulan 3 farklı GA yapısı karşılaştırıldığında kümeleme ve en iyi alternatif rotaları seçme yöntemleriyle oluşturulan algoritmaların daha iyi performans gösterdiği gözlenmiştir. GA kullanılarak üretilen çizelgelerden elde edilen verilerle, değişen üretim katı koşullarında yeni çizelgeleri hızlıca üretebilen sinir ağ yapıları oluşturulmuştur. Yeniden çizelgeleme modülündeki ağyapılarının performans ölçütleri, entegrasyon modülündeki sezgisel çözümü doğrulamıştır. YSA girdilerinin bulanık üyelik değerlerinin hesaplanarak dönüştürülmesi ile sinir ağlarının tahminleri üretim ortamında kullanılabilecek bulanık kurallar haline getirilmiştir.
Türkçe metinlerde denetimli ve sözlük tabanlı duygu analizi yaklaşımlarının karşılaştırılması
World Wide Web (WWW) daha etkileşimli bir hal aldıkça, görüşlerini paylaşan kullanıcıların sayısı artmıştır. Kullanıcılar; ürünler, hizmetler, markalar,şirketler, haberler, vb. hakkında görüşlerini paylaşmaktadırlar. Bu paylaşım için, kişisel bloglar, Facebook ve Twitter gibi sosyal ağlar, çevrimiçi gazeteler ve e-ticaret siteleri gibi birçok araç ve teknolojileri kullanmaktadırlar. Bu durum da beraberinde bir ?görüş patlaması? getirmiştir. Artık, örneğin bir ürün hakkında Web üzerinden paylaşılan bütün yorumları okumak, hem ürün sahibi şirket hem de ürünü alacak kullanıcı açısından imkânsız hale gelmiştir. Duygu Analizi bu tip problemler üzerine ortaya çıkmış olan bir çalışma alanıdır. Duygu analizi, bir bütüncedeki görüş bildiren metin kısımlarını belirleme, bu metin kısımlarını ifade ettikleri görüşe göre sınıflandırma ve görüşleri kolaycaanlaşılabilir özetler halinde kullanıcıya sunma işlerini kapsar. Bu çalışmada, Duygu Analizi alanında yapılan güncel bilimsel çalışmalarda sıkça kullanılan iki yöntem karşılaştırılmıştır. Bu yöntemler, makine öğrenmesi yaklaşımlarıyla yapılan duygu analizi ve sözlük tabanlı yaklaşımlarla yapılan duygu analizi olarak sıralanabilir. Makine öğrenmesi yaklaşımları, etiketli eğitim verisi üzerinden öğrenmeyi gerçekleştirdiği için, denetimli yaklaşımlardır. Öte yandan, sözlük tabanlı yaklaşmlar, çekirdek bir terim kümesinden başlayıp, WordNet gibi anlamsal bir veritabanı yardımıyla bu sözlüğü bir duygu sözlüğüne dönüştüren ve bu duygu sözlüğünü de duygu analizi işlemlerinde bir kaynak olarak kullanan yarı denetimli yaklaşımalrdır. Bu çalışmada, belirtilen yöntemler Türkçe bir veri setine uygulanıp, elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler : duygu analizi, görüş madenciliği, görüş çıkartma