
741
Arşivlenen Tez
1
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Köy enstitüleri ile çoklu zeka ilişkisi
Bu çalışmanın evreni İzmir'de ve Ankara'da yaşayan Köy Enstitüsümezunu emekli öğretmenlerdir.Araştırmada, tarafımızdan(2003) geliştirilen ?Köy Enstitüleri'nde YapılanEğitim-Öğretim Etkinliklerine Yönelik Tutum Ölçeği? kullanılmıştır.Yapılan uygulama sonucunda, 96 Köy Enstitüsü mezununa tutum ölçeğiuygulanmıştır. Bunlardan 14 tanesi çalışmaya dâhil edilmemiştir.Araştırmada, üç alt problem yanıtlanmaya çalışılmış ve verilerinanalizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, t testi, F testive LSD testi kullanılmıştır.Araştırma bulguları aşağıdaki gibi özetlenebilir:1. Köy Enstitüleri'nde yapılan eğitim-öğretim etkinlikleri çoklu zekâkuramının bütün zekâ alanlarını destekler ve geliştirir niteliktedir. KöyEnstitüleri'nde çoklu zekâ kuramı, adı aynı olmasa da, uygulanmıştır.2. Köy Enstitüsü mezunlarının sahip oldukları kişisel özelliklere göre, KöyEnstitüleri'nde yapılan eğitim-öğretim etkinliklerine yönelik tutumlarında(p<0.05 düzeyinde) anlamlı farklılık bulunmamıştır.3. Köy Enstitüleri'nde yapılan eğitim-öğretim etkinliklerinin, çoklu zekâkuramının bütün boyutları için ortalaması X :3.66 ve bazen aralığında yeralmaktadır. Buna göre Köy Enstitüleri'nde yapılan eğitim-öğretim ile çokluzekâ kuramı arasında anlamlı bir ilişki vardır.
Orta öğretim öğrencilerinin yabancı dil öğrenimlerini etkileyen etmenler orta öğretim öğrencilerinin yabancı dil öğrenimlerini etkileyen etmenler
Bu çalışmanın amacı; ortaöğretim öğrencilerinin yabancı dil (İngilizce) öğrenmelerini etkileyen etmenlerden; yabancı dil kaygısının, aile eğitim seviyesi ve mesleğinin, öğrenim gördükleri okul ve okul türünün (devlet, özel gibi), cinsiyetlerinin, yabancı dil ve ders işleme teknikleri hakkındaki düşüncelerinin İngilizce öğrenimine etkisini belirlemektir. Bu çalışmada, Gaziantep'te 2004-2005 öğretim yılında yabancı dil ağırlıklı eğitim veren 17 lisenin hazırlık sınıflarında öğrenim gören 1454 öğrenci arasından rasgele-örnekleme yöntemiyle seçilen 293 öğrenciye Likert tipi ölçek uygulandı. Verilerin analizi için t-testi, tek yönlü ANOVA ve Scheffé testleri kullanıldı.Öğrencilerin, anne ve babalarının eğitim düzeylerinin, mesleklerinin, cinsiyetlerinin, mezun oldukları ve okudukları okul türünün yabancı dil kaygı düzeylerine etkisi araştırıldı ve öğrencilerin kaygı düzeylerinin bunlardan etkilenmediği sonucuna ulaşıldı. Ancak öğrencilerinin yabancı dil kaygı düzeyi yüksek olan bazı okullarda öğrencilerin yabancı dil başarı düzeyleri düşük bulundu.Ortaöğretim öğrencilerinin yabancı dil kaygı düzeylerinin başarılarını etkilediği, yabancı dil kaygısı yüksek öğrencilerin akademik yıl sonu yabancı dil notlarının düşük olduğu, düşük yabancı dil kaygısı taşıyan öğrencilerin ise notlarının yüksek olduğu ortaya çıkarıldı. Bununla birlikte, araştırmadan elde edilen bulgular, öğrencilerin yabancı dil başarı düzeylerinin, babalarının eğitim düzeyinden, öğrenim gördükleri okuldan, okul türünden ve dil hakkında geliştirdikleri olumlu düşüncelerinden etkilendiğini göstermektedir. Bulgular öğrencilerin yabancı dil kaygı seviyelerinin cinsiyetlerine göre farklılık göstermediğini, ancak kız öğrencilerin yabancı dil başarı seviyelerinin daha yüksek olduğunu göstermektedir.
Lise 10. sınıf öğrencilerinin bilişsel stilleri arasındaki farklılıkların akademik başarı, eğitimsel uzmanlaşma alanı ve cinsiyet açısından incelenmesi (Gaziantep ili örneği)
The study was carried out in Gaziantep in order to analyze the differences among the 10th grade students' cognitive styles in terms of academic success, academic specialization and gender. The sample of the study was drawn randomly from the whole population. The disproportionate sampling method in cluster sampling methods was used in the selection of the sample. Two highschools from each Şehitkâmil and Şahinbey district were chosen randomly as the sample. The cognitive styles of the students were determined with the use of the ?Learning Styles Inventory? designed by Kolb in 1984. In order to determine the acedemic success of the students, the average of the students' grades given throughout the 9th year was used. Upon the analysis of the data, it was found that there were significant differences among the students'cognitive styles in terms of academic success and academic specialization. However no significant difference was observed in the cognitive styles of 10th grade students in terms of gender.Key words: Cognitive styles, Academic success, Academic specialization, Gender
İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin bilgi ve iletişim teknolojilerinden yararlanma düzeylerinin incelenmesi (Kilis ili örneği)
Bu araştırmanın temel amacı; ilköğretim II. kademe öğrencilerinin bilgi ve iletişim teknolojilerinden yararlanma düzeyleri ile bunun sosyal ve pedagojik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Araştırmanın ilk aşamasında; bilgi edinme, araştırma-inceleme, iletişim, oyun-eğlence ve kendini ifade etme adı altında toplam beş alt boyuttan ve 18 maddeden oluşan ?Bilişim Teknolojilerinden Yararlanma Ölçeği? geliştirilmiştir. Ölçeğin son hali, evrenden oranlı küme örneklem alma yoluna gidilerek, 734 ilköğretim ikinci kademe öğrencisine uygulanmıştır. Araştırmanın sonraki aşamalarında; öğrencilerin evlerinde bulunan bilişim teknolojisi imkanları, bilişim teknolojilerinden en çok yararlanma amaçları, bilişim teknolojilerinden yararlanma düzeyleri, bu yararlanma düzeylerinin cinsiyetlerine, öğrenim gördükleri sınıflara, genel not ortalamalarına, anne ve babalarının eğitim ve mesleki durumlarına göre farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Araştırmanın sonunda; öğrencilerin bilişim teknolojilerinden yararlanma düzeyleri genel olarak; bilgi edinme, araştırma-inceleme, iletişim ve oyun-eğlence alt boyutlarında orta düzey olarak belirlenirken, kendini ifade etme alt boyutunda ise düşük düzey olarak belirlenmiştir. Cinsiyete göre bilişim teknolojilerinden yararlanma düzeyleri genel olarak incelendiğinde; ölçeğin toplam puanları ile cinsiyet arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmemiştir. Öğrencilerin öğrenim gördükleri sınıflara, genel not ortalamalarına ve anne ve babaların eğitim ve mesleki durumlarına göre bilişim teknolojilerinden yararlanma düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklara rastlanmıştır.
Genel liselerle meslek liseleri programlarının Türk milli eğitiminin amaçları ve temel ilkeleri açısından karşılaştırılması
Bu araştırma Türkiye'deki genel liselerle meslek liseleri programlarının Türk Milli Eğitiminin amaçları ve temel ilkeleri açısından yazılı metinler bazında karşılaştırılması amacıyla yapılmıştır. Veriler literatür taranarak toplanmıştır. Araştırma kapsamına alınan lise programları, Genel Lise programlarından; Klasik Lise, Anadolu Lisesi, Fen Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi ve Spor Lisesi programlarıdır. Meslek Lisesi programlarından ise Güzel Sanatlar Lisesi, Öğretmen Lisesi, İmam Hatip Lisesi, Ticaret Meslek Lisesi, Sağlık Meslek Lisesi, Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi, Tapu Kadastro Meslek Lisesi ve Tarım Meslek Lisesi programlarıdır. Araştırma kapsamına alınan liselerin programları Türk Milli Eğitiminin amaçları ve temel ilkeleri açısından analiz edilmiştir. Bu bağlamda araştırma kapsamına alınan liselerin programları incelenirken okulun genel amaçları, kuruluş amaçları, programda yer alan derslerin genel amaçları ve yönetmelikleri dikkate alınarak veriler çözümlenmiştir. Araştırmamızın sonunda Meslek Lisesi programlarının Türk Milli Eğitiminin amaçları ve temel ilkeleriyle daha çok paralellik taşıdığı bulunmuştur. Genel lise programlarının ise Türk Milli Eğitiminin amaçları ve temel ilkelerine göre yeniden yapılandırılması gerektiği bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Program, Meslek Liseleri
İlköğretim okullarındaki yönetici, sınıf ve psikolojik danışma ve rehber öğretmenlerin kaynaştırma adayı özel gereksinimli öğrencileri tanıma ve yönlendirme yeterliliklerinin incelenmesi (Gaziantep ili örneği)
Bu araştırma temelde, ilköğretim düzeyinde, özel gereksinimli öğrencilerin, okul yöneticileri, sınıf ve psikolojik danışman ve rehberlik öğretmenleri tarafından tanınma yeterliliklerinin belirlenmesi sorununa yöneliktir. İlköğretim düzeyinde, özel gereksinimli öğrencilerin normal eğitime dahil edilmeleri konusuna yönetsel bir sorun olarak dikkat çekmeyi, ileride tasarlanacak hizmet içi eğitim programlarına veri sağlamayı ve bu konuda genel bir farkındalık oluşturmayı hedeflemektedir. Veriler 2009-2010 öğretim yılında Gaziantep İli Şehitkamil ve Şahinbey ilçelerinde, evreni temsil oranı dikkate alınarak oranlı küme örnekleme yöntemi ile seçilen 26 ilköğretim okulunda görev yapan 85 okul yöneticisi, 499 sınıf ve 10 Psikolojik Danışma ve Rehberlik öğretmeninden elde edilmiştir.Araştırma, bir proje bütünü içinde yürütülen çalışmaların bir parçası olmaktan öte, alanyazında özel gereksinimli öğrencilerle ilgili araştırmaların, incelenen evrende, öncüsü olması ve okul yöneticilerinin, sınıf ve PDR öğretmenlerinin özel gereksinimli öğrencilere yönelik bilgi ve tutumlarının algılanması bakımlarından önemlidir.Araştırma için özel olarak bir ölçek geliştirilmiştir. Deneklerce verilen yanıtlar SPSS 15.0 paket programında çözümlenmiştir. Verilerin çözümünde yüzdelik dağılım ve tablolaştırma teknikleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre okul yöneticilerinin, sınıf ve psikolojik danışman ve rehberlik öğretmenlerinin özel gereksinimli öğrenciyi tanımada zorluk çektikleri ve bu öğrencilerle ilgili aldıkları eğitim ve bilgi konusunda kendilerini yetersiz buldukları gözlenmiştir. Elde edilen bulgular ışığında, özel gereksinimli öğrencilerin öncelikle yönetsel bir sorun olarak ele alınması ve okul yöneticilerinin, sınıf ve psikolojik danışman ve rehberlik öğretmenlerinin özel gereksinimli öğrenciler ve kaynaştırma eğitimi konusunda ciddi bir eğitimden geçirilmeleri önerilmiştir.Anahtar kelimeler; Özel Gereksinimli Öğrenciler, Okul Yöneticileri, Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Sınıf Öğretmeni, Kaynaştırma Eğitimi
İlköğretim birinci kademe öğretmenlerinin öğrenmenin önkoşulu olarak duygusal güvenliğe ilişkin farkındalık düzeylerinin incelenmesi (Gaziantep ili Nizip ilçesi örneği)
Bu araştırma 2009- 2010 eğitim- öğretim yılı içerisinde Gaziantep İli Nizip ilçesi İlköğretim Birinci Kademe Öğretmenlerinin öğrenmenin önkoşulu olarak duygusal güvenliğe ilişkin farkındalık düzeylerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın ortaya çıkışında beyin uyumlu öğrenme ve eğitsel sinirbilim alanlarında yapılan çalışmalarda duyguların öğrenme sürecindeki etkilerinin incelenmesi etkili olmuştur. Bu araştırma ile ilköğretim birinci kademe öğretmenlerinin öğrenmenin önkoşulu olarak duygusal güvenliğe dair farkındalıkları örneklem sınırları içinde ortaya çıkarılmak istenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen verilerle alanda yeni bir açılıma öncülük etmek ve ilgili alan literatürüne katkı sağlamak amaçlanmaktadır. Araştırma betimsel yönteme göre desenlenmiştir. Örneklem, yansız örneklem yoluyla rastgele seçilen beş ilköğretim okulu birinci kademe öğretmenlerinden oluşmaktadır. Veriler öğrencilerin duygu durumunu anlayabilme, öğrencilerle iletişimde rahatlık, öğrencilerin bireysel farklılıklarını gözetme, mesleki memnuniyet ve özyönetim yetenekleri alt boyutları olan beşli likert tipi 40 maddeden oluşan İlköğretim Birinci Kademe Öğretmenlerinin Duygusal Yetkinliklerini Değerlendirmeye Yönelik anket kullanılarak toplanmıştır. Betimsel değişkenlerin çözümlenmesi için t testi ve tek yönlü varyans ( ANOVA) çözümlemesi gerçekleştirilmiştir. Verilerin işlenmesi sonucunda öğretmenlerin cinsiyetleri ve çocuk sahibi olup olmadıkları ile öğrencilerinin duygu durumlarını anlayabilmeleri ve bireysel farklılıklarını gözetmeleri, sınıf mevcudu ile rahat iletişim kurabilmeleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Ancak öğretmenlerin duygusal yetkinlikleri ile mezuniyet alanlarında çalışmamaları, yaşları, meslekte görev süreleri veya eğitim fakültesi mezunu olmamaları arasında anlamlı bir farklılık olmadığı gözlenmiştir. Araştırma sonucu İlköğretim Birinci Kademe Öğretmenlerinin ?öğrenmenin önkoşulu olarak? duygusal güvenliğe ilişkin farkındalık düzeylerinin oldukça yüksek olduğunu (4,27) göstermiştir. Bu araştırmanın öğretmenlerin ?duygusal yeterliliklerinin? öğrenciye yansıması ve öğrenme ortamında ?duygusal güvene? olan ihtiyaca yönelik yapılacak çalışmalara öncülük etmesi umulmaktadır.
Beyin temelli öğrenme yaklaşımının öğrenci başarısı üzerine etkisi
Günümüz dünyasında beyin ile ilgili yapılan çalışmalar insanın öğrenmesi ile ilgi bizlere önemli ipuçları vermektedir. Tıp dünyasında, MRI ve PET gibi beynin içini görmeyi ve anlamayı sağlayan aygıtlarla zihinsel görüntüleme sistemleri, bireyin öğrenme ve anlamlandırma çalışması ile ilgili çalışmaları destekleyici veriler sunmaktadırlar. Eğitim ve bireyin öğrenme sisteminin inşası ile görevli programcılar için de değişim kaçınılmaz olmuştur. Bu verilerden yola çıkarak, kurumlar temelinde değil, insan-birey üzerine kurulu, kişiye özgü program yapısı ve süreci ihtiyaç olmaktan öte zorunluluk haline gelmiştir. Bu çalışma, beyin temelli program yapısının nasıl olması gerektiği üzerine, kuramsal analizleri ve öğrenci görüşlerini içermektedir.Bu araştırmada, beyin temelli öğrenme yaklaşımına dayalı olarak yürütülen öğretim etkinliklerinin, (12.sınıf) öğrencilerin bilgilerinin kalıcılığı ile başarı düzeyleri üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu araştırmada ağırlıklı olarak betimsel araştırma modeli uygulanmıştır. Korelâsyon desen çalışması ile de desteklenmiştir. Öğrencilerin başarı düzeylerindeki farklılaşmada, öntest olarak Ekim (2008) ve sonrası tarihinde yapılan deneme sınavları ortalaması ile 2009 ÖSY Sınavlarının durumu karşılaştırılarak yapılmıştır. Beyin temelli uygulamaların öncesinde yapılan sınavın sonuçları ile sonrasında girilen ÖSYS (14 Haziran 2009) sınavının sonuçları arasında elde edilen başarı düzeyi olarak pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar görülmüştür. Cinsiyet olarak; erkeklerin lehinde bir sonuç elde edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Beyin temelli öğrenme, Kişiye Özgü Program, Başarı, Cinsiyet.
İngiltere'deki okul müdürü yetiştirme programının (NPQH) incelenmesi: Türkiye için bir model önerisi
Eğitim geleceğin nesillerini yetiştiren ve aynı zamanda hizmet ettiği toplumun ekonomik, sosyal, kültürel gelişimine katkı sağlayan en temel bir kurumdur. Bu bağlamda eğitim kurumları, bu işlevini ancak tamamen profesyonel şekilde örgütlenmiş amaç, hedef, görev ve sorumlulukları belirgin şekilde ortaya konulmuş sağlıklı bir örgüt çatısı altında yerine getirebilecektir. Örgütün bütün enerjisini, potansiyelini ve eldeki maddi kaynakları bu gayeye seferber edecek, okulu başarıya taşıyacak kişi ise okul yöneticisidir. Bir okulun yukarıdaki misyonu yerine getirmede başarılı ya da başarısızlığının en belirgin ölçütlerinden biri de iyi yetişmiş, nitelikli okul yöneticisidir. Türkiye'de okul müdürlerinin yetiştirilmesi ve seçilmesi ve seçilen yöneticilere ne tür bilgi ve beceri kazandırılması gerektiği sorusu cevap arayan bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Tarama modeli kullanılarak hazırlanan bu çalışmada İngiltere'de Nisan 2004'ten bu yana okul müdürü adayları için zorunlu olarak uygulanan The National Professional Qualification for Headship (Okul Müdürleri İçin Ulusal Mesleki Standartlar) sertifikasyon programının içeriği irdelenmekte ve Türkiye için uygulanabilecek bir model önerisi sunulmaktır. NPQH programı yönetici adaylarından, okul müdürlüğünün temel alanları için gerekli olan bilgi, anlayış, beceri ve kişilik özelliklerine sahip olma gibi ulusal standartlar ortaya koymaktadır. Bu standartlar, müdürlüğü bir uzmanlık olarak tanımlamakta ve mesleki gelişimlerini planlamak isteyen okul müdürleri ve müdür olmak isteyenler için temel oluşturmaktadır. Bu çalışma sonunda iki ülke deneyimlerini temele alan bir model önerisi sunulmuştur.
İlköğretim okullarında örgütsel iklim ile öğretmenlerin iş doyumu arasındaki ilişki (Gaziantep ili örneği)
Bu araştırma ilköğretim okullarında örgütsel iklim ile öğretmenlerin iş doyumu arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla, 2006-2007 eğitim-öğretim yılı içerisinde, Gaziantep ili Şahinbey, Şehitkamil ve Oğuzeli merkez ilçelerinde bulunan, ilköğretim okullarında yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Şahinbey, Şehitkamil ve Oğuzeli merkez ilçelerindeki 37 ilköğretim okulunda görev yapan 750 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri üç bölümden oluşan bir ölçekle toplanmıştır. Bu bölümler; (1) betimsel bilgiler, (2) örgüt iklimini etkileyen faktörlere ilişkin maddeler, (3) iş doyumunu etkileyen faktörlere ilişkin maddelerden oluşmaktadır. Araştırma verileri ?ortalama?, ?standart sapma?, ?t-testi?,?tek yönlü varyans analizi?, ?LSD çoklu karşılaştırmalar testi? ve ?pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı? ile çözümlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda okulların örgüt iklimini etkileyen faktörler ile öğretmenlerin iş doyumunu etkileyen faktörler arasında pozitif, doğrusal ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğretmenlerin görev yaptıkları okullardaki örgüt iklimini etkileyen faktörlere ilişkin algılarında cinsiyet, medeni durum, mezun oldukları okul, okuldaki kıdem ve görev betimsel değişkenlerine göre istatistiksel bakımdan anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Yaş ve mesleki kıdem değişkenlerine göre ise anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Öğretmenlerin örgüt iklimini etkileyen faktörlerden sadece ?liderlik tipine? ilişkin algılarında yaş değişkenine göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Yine araştırma bulgularına göre öğretmenlerin iş doyumunu etkileyen faktörlere ilişkin algılarında cinsiyet, medeni durum ve okuldaki görev değişkenine göre istatistiksel bakımdan anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Buna karşılık öğretmenlerin iş doyumunu etkileyen faktörlere ilişkin algılarında yaş, okuldaki kıdem, mezun oldukları okul ve mesleki kıdem betimsel değişkenlerine göre istatistiksel bakımdan anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Öğretmenlerin iş doyumunu etkileyen faktörlerden sadece ?örgüt iklimi, çalışma koşulları ve sosyal görünüme? ilişkin algılarında okuldaki kıdem değişkenine göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.Anahtar kelimeler: Örgüt iklimi, İş doyumu, Öğretmenlerin algıları