Gaziantep University
Departman

Tarih Bölümü

Gaziantep University

339

Arşivlenen Tez

7

DOI Atanmış

2%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sâlnâme-i Hadika ve Sâlnâme-i Ebüzziya'nın transliterasyonu

Sâlnâme, genel olarak geçmiş yılların veya bir yılın bütün olaylarını, her nevi icraatını, istatistik, ticaret, sanat, iktisat, tarih, fen ve biyografi bilgilerini özet halinde ihtiva eylemek üzere tertip edilen ve yayınlanan eserler hakkında kullanılan bir deyimdir. transliterasyonunu yaptığımız H.1290 (M.1873) tarihli Sâlnâme-i Hadika, Ebüzziya Mehmed Tevfik Bey'in ilk sâlnâmesi, daha doğrusu almanağıdır. Türkiye'de yayımlanan ilk almanaktır. Kendi tâbiriyle o zaman çıkarmakta olduğu, Hadika Gazetesine ?bir zamime-i senevviyye olmak üzere? neşretmiştir. Hadika gazetesinde neşredilen birkaç makalenin ve çeşitli bilgilerin yer aldığı bu sâlnâme on bir senelik dâhili ve bir senelik siyasi olaylardan bahseder. Çeşitli makalelerin yer aldığı yıllıkta; edebiyat, tarih, coğrafya, özellikle matbaacılık ve basın tarihiyle ilgili ? ilk gazetelerimizin tarihi hakkında oldukça geniş bilgiler verilmiştir- konulardan ve kanunlardan bahseden yazılar yayımlanmıştır. Devrinin olaylarını, ilgi odaklarını, halkın tecessüs konularını ve memleketin kültür seviyesini belirtmesi bakımından önemli bir eserdir. Sâlnâme-i Ebüzziya ise, Ebüzziya Tevfik Bey'in bu konudaki ikinci eseridir. Bu eseri H.1296 (M.1879) yılında neşretmiştir. Esere baktığımız zaman özellikle 50 sayfalık ?Mukaddime?si ilgi çekici olup, ?Maârif-i Umûmiye? tenkid edilmektedir. Ayrıca almanak ve sâlnâmelerin farklı anlamları ve ilk olarak nerelerde neşredildiği üzerinde ayrıntılı olarak durulmaktadır. Aylar hakkında ve en önemlisi maârif-i umûmi hakkında geniş bilgiler verilerek Avrupa'da eğitim ve mekteblerin üzerinde durarak bunlar yıllara göre istatistiki olarak açıklanarak bizdeki eğitim sistemi ile karşılaştırılmaktadır.Anahtar Kelimeler: Sâlnâme-i Hadika, Sâlnâme-i Ebüzziya, Almanak

Abdülhamid IAlmanakEbüzziya Tevfik+7
Talat Karataş
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gelibolu Savaşı Ve Anzaklar

Çanakkale savaşları Türk tarihindeki bir gurur tablosudur.72 milletin bir araya gelerek geçmek istediği Çanakkale'yi geçilmez kılan Türk'ün inanılmaz sabrı, azmi, kararlığı ve vatan sevgisidir. Hatta 1911 yılında Winston Churchill'in yaptığı bir açıklama dikkati çeker. Açıklama Şöyledir: ?Modern bir donanmayla dahi boğazları geçmek mümkün değildir? demiştir, Oysa aradan geçen 4 yıl zarfında söylediklerini unutmuş ve İngiliz Savaş konseyinde Kasım ayında yaptığı bir konuşmada Boğazları İngiliz kruvazörleriyle yarıp geçeceğini bildirmiştir.Çanakkale Savaşlarının önemle üzerinde durulması gereken bir başka noktası da Anzak (Anzac) konusudur. Yıllardır atalarını gelip Gelibolu'da ziyaret eden Anzaklar acaba dedelerinin burada ne işi olduğunu düşünmüşler midir, ya da biz Anzakların bu efsane gibi anlatılan hikâyelerinin aslını düşündük mü?Ben bu çalışmam da Anzakların mağdur bir millet olmadığını gayet bilinçli bir şekilde Anavatan olarak gördükleri İngiltere'ye yardım için Çanakkale'ye savaşmaya geldiklerini anlatmak istedim.

AnzaklarGelibolu YarımadasıOsmanlı Devleti+2
Hakan Akköz
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1918-1920 yılları arası Köy Hocası mecmuasının transkripsiyonu ve değerlendirilmesi

Büyük başarılar kazanıp tarih sahnesine adı altın harflerle yazılmış olan ve Osmanlı devletinin yıkılışından sonra adeta yeniden varoluş mücadelesine girişen Türk Milleti'nin Milli Mücadele yıllarının araştırılıp doğru bir şekilde değerlendirilmesi günümüzün büyük ihtiyaçlarındandır. Bu araştırmaların sağlıklı bir şekilde yapılabilmesinin en önemli unsuru kuşkusuz dönemde gerçekleşen olayların yazılı kayıtlardan incelenmesidir. Milli mücadelenin ağırlığı ve Dönemin şartları düşünüldüğünde yazılı eserlerin azlığı bugün bizleri şaşırtmamalıdır.Çok zor şartlarda yayımlanan, dönem hakkında bizleri aydınlatan ve büyük çoğunluğunu günlük veya haftalık gazetelerin oluşturduğu yazılı kayıtlardan biride incelemiş olduğumuz ?Köy Hocası Mecmuası?dır. Eserin bazı kısımlarının transkripsiyonunun daha önce yapılmış olmasından dolayı bu çalışmada sadece 1918 ? 1920 yılları arasında yayımlanan ve 30 sayıdan oluşan bölümlerin transkripsiyonu yapılmıştır. Yapılan çalışmada İlk etapta köylüye dinini dünyasını öğretmeyi amaç edinen bu mecmuanın zamanla gelişen olaylar neticesinde Milli Mücadelenin önemli destekçilerinden biri haline geldiği saptanmıştır.

DergilerKöy Hocası dergisiMilli Mücadele
Önder Yazıcı
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sakk mecmuası

Sosyal Bilimler alanında karşımıza çıkan, dönemin şartlarına göre kaleme alınan Osmanlı tarihi kaynaklarındaki her belge ayrı bir önem arz etmektedir. Şer'iye sicilleri diğer konularda olduğu gibi hukuk tarihi açısından da önemli bir yere sahiptir. Nihayetinde sakk dediğimizde şer'iye sicillerinden önemle seçilmiş belgelerin tecrübeli kadılar tarafından yönlendirilerek yeniden kaleme alınan belgeler olduğunu görmekteyiz. Bu noktada kadıların önemli görevler üstlendiklerini görülmektedir. Tarih ve toplumları yönlendiren siyasi, sosyal, kültürel vb. alanlarda bilgi sahibi olabilmek için büyük bir kısmının Türkiye'de olmakla birlikte yurt dışında da tarihe tanıklık eden kaynaklarımız sayesinde bugün bir çok alanda araştırma yapma imkanı bulabilmekteyiz. Şer'iye sicilleri ve sakk mecmualarında Osmanlı hukuk mekanizmasının işleyişi, milletlere ve bölgelere göre çeşitli konulardaki ( veraset, vefat, tereke kayıtları, iltizam davaları, hibe, hüccet, ilam vb.) mahkeme kayıtlarının hangi şekillerde gelişip sonuçlandığını tespit etmekteyiz.İncelemiş olduğumuz sakk mecmuası ile de birçok alanda öne çıkan şu konu başlıkları (iflas, kefalet, kassamlık, isbat davaları, rüşvet, vekil tayinleri, mehr, hibe, vasi ve kayyım tayinleri, yemin, gayr-i Müslim ve Müslüman ahali arasındaki davalar, döneme ait yapılar örneğin hanlar, kaleler bunların yanında mahalleler, köyler, karyeler, evler, esnaf dağılımı) değerlendirilmiştir.Anahtar kelimeler: Sakk mecmuası, Şer'iye sicilleri, tereke.

DergilerOsmanlı tarihiSakk mecmuası+4
Elif Ağca
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mehmet Akif ve Milli Mücadele'de birlik ve beraberliği sağlamaya dönük faaliyetleri

Mondros Ateşkes Antlaşması ile ayakta kalan son Türk-İslam Devleti olan Osmanlı Devleti tehlikeye düşünce bu durumu önceden gören ve sezen Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919'da Samsun'da Milli Mücadele'yi başlatmıştır. Ülkenin kurtuluşunun tefrikayı ortadan kaldırmak ve ancak birlik-beraberliği sağlamakla mümkün olacağını düşünen Mehmet Akif, bu yeni oluşuma tam destek vermiştir. Bu gaye ile Anadolu'ya geçmiş, büyük bir gayret ve özveri ile Türk milletinin milli mücadele etrafında kenetlenmesi için -Mustafa Kemal Paşa'nın da talepleri doğrultusunda- çeşitli vilayetlerimizde dini referansları da kullanarak milletimize vaaz ve nasihatlerde bulunmuştur. Damat Ferit Paşa Hükümeti'nin halkı Milli Mücadele'ye karşı kışkırttığı bir dönemde, Anadolu'da yer yer isyanların çıktığı bir zamanda, Mehmet Akif'in ?irşad heyeti? üyesi olarak bu dönemde verdiği vaazları çok etkili olmuş, özellikle isyanların bastırılmasında mühim bir rol oynamıştır.Ayrıca bütün mesaisini vatanın her türlü işgalden ve baskıdan kurtarılması için seferber eden Mehmet Akif, Burdur Milletvekili olarak I. Meclis'in çalışmalarına katılmış, geri kalan zamanlarında da boş durmayıp Sebîlürreşad Gazetesi'nde yazdığı şiir ve nesirleri ile Milli Mücadele'ye desteğini sürdürmüştür. Bir yanda Türk ahalisini zihniyet bakımından uyandırmaya çalışan Akif, diğer yandan da emperyalist güçlere karşı; imanlı, idrakli, vatanperver ve dinamik bir gücün meydana gelmesine gayret göstermiştir. İstiklal Şairi Mehmet Akif, Milli Marşımız olan İstiklal Marşı'nı da böyle zorlu bir dönemde yazmış ve Türk Milleti'ne hediye etmiştir.Anahtar Kelimeler: Mehmet Akif, Milli Mücadele, Mustafa Kemal Paşa, Birlik ve Beraberlik, İstiklal Marşı

Ersoy, Mehmet AkifMilli MücadeleMilli Mücadele Dönemi+1
Turan Aslan
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

II. Meşrutiyet Dönemi Kastamonu emniyet teşkilatı

Bu araştırmanın konusu, II. Meşrutiyet Dönemi Kastamonu Emniyet Teşkilatı ve aynı dönemde Kastamonu'da asayiş durumunun değerlendirilmesidir. Bu çalışmayla Kastamonu vilayeti örneğinden yola çıkılarak, II. Meşrutiyet yıllarında taşrada, polis teşkilatlanmasının nasıl ve ne düzeyde gerçekleştirildiği ve güvenliğin ne düzeyde olduğu belirlenmeye çalışılmıştır.

GüvenlikGüvenlikKastamonu+6
Sedat Kılınçarslan
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

20. yüzyılın ilk çeyreğinde İstanbul'da aydınlatma aracı olarak elektrik

Bu çalışmada, Tanzimat döneminde başlayan büyük dönüşümlerle geleneksel kentlikten modern kente dönüşen İstanbul'un, dünyaya hızla yayılan kapitalizmin ürettiği yeni şehirlerden biri haline geliş sürecinde aydınlatmanın ve özelde elektrikle aydınlatmanın rolü değerlendirilmektedir. Çalışmada, Osmanlıların elektrikten nasıl haberdar oldukları, elektriği nasıl karşıladıkları, Osmanlı yönetiminin ve özelde dünyada elektrik kullanımının kendi devrine tesadüf ettiği 2. Abdülhamit'in elektriği nasıl karşıladığı ve elektrikle aydınlatmanın serüveni anlatılmaktadır. Sanayi İnkılabı'nın ardından yeni kurulan ve yeniden kurulan modern kentlerin oluşumu sürecinde büyük bir rol oynayan elektriğin ve aydınlatmanın, modern bir başkente dönüştürülmeye çalışılan Osmanlı İstanbul'unda ne kadar etkili olduğu, sosyal hayatı ne denli değiştirdiği/dönüştürdüğü de bu kapsamda ele alınmıştır. Çalışmada, Başbakanlık Osmanlı Arşivleri'ndeki elektrikle aydınlatmaya dair belgeler, dönemin gazeteleri, mecmuaları ve bu dönüşümün en renkli ve canlı tasvirlerinin bulunabileceği hatıratlarla seyahatnameler ve bu hususta daha evvel yapılmış çalışmalar da taranarak aydınlatma ve elektriğin Osmanlı modern kenti üzerindeki etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Elektrik 2. Aydınlatma 3. Batılılaşma 4. Teknoloji 5. Modern Kent

Yahya Coşkun
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
DoktoraAçık ErişimTR

Büyük Selçuklu Devleti'nin Mısır ve Anadolu politikaları

"Büyük Selçuklu Devleti'nin Mısır ve Anadolu politikaları" adlı tez çalışmamız başta giriş kısmı olmak üzere 4 bölümden oluşmaktadır. Tezimizin giriş kısmında Büyük Selçuklu Devleti'nin kuruluş safhası açıklanmıştır. Tezimizin birinci bölümünün ilk ana başlığında ise Selçuklu hâkimiyetinin Horasan'dan Irak'a doğru yayılmasından, Tuğrul Bey'in Bağdat'taki Büveyhi iktidarına son vermesinden, Fatımilerin destekledikleri Arslan el-Besasiri ve üvey kardeşi İbrahim Yınal'ı bertaraf etmesinden bahsedilmiştir. Ayrıca Abbasi halifesinin siyasi yetkilerini resmen Tuğrul Bey'e devretmesinden ve Tuğrul Bey'in halifenin kızı ile evlenme projesinden bahsedilmiştir. Bu bölümün ikinci kısmında ise Türkmenlere Anadolu'nun hedef gösterilmesi ve bu topraklara düzenlenen ilk seferler açıklanmıştır. Tezimizin ikinci bölümünün birinci ana başlığında Alp Arslan'ın yarım kalan Mısır seferi ve Türk emirlerinin Suriye ve Filistin topraklarındaki faaliyetleri incelenmiştir. Ayrıca Alp Arslan'ın, Fatımi propagandacılarına karşı almaya çalıştığı tedbirlerden bahsedilmiştir. Bu bölümün ikinci ana başlığında ise, Sultan Alp Arslan ile Selçuklu ve Türkmen beylerinin Anadolu'ya düzenledikleri seferler izah edilmiştir. Özellikle de Anadolu politikası için bir dönüm noktası olan Malazgirt savaşından ayrıntılı olarak bahsedilmiştir. Tezimizin üçüncü bölümünün birinci ana başlığında ise, Türkmen Beyi Atsız'ın, Suriye ve Filistin'deki faaliyetleri incelenmiştir. Üçüncü bölümün ikinci ana başlığında da Selçuklu ve Türkmen beylerinin Sultan Melikşah zamanında Anadolu'ya düzenledikleri fetih faaliyetlerinden bahsedilmiştir. Tezimizin son bölümünde ise, Bâtınilerin faaliyetleri ve Haçlıların Suriye, Filistin ve Anadolu topraklarına gelişlerinden bahsedilmeye çalışılmıştır. Yapmaya çalıştığımız bu araştırma sonucunda diyebiliriz ki; Büyük Selçuklu Devleti'nin sultanları Mısır'a hâkim olamamışlar, fakat Anadolu'nun Türk vatanı haline gelmesini sağlayacak büyük bir adım atmışlardır. Anahtar Kelimeler: 1) Büyük Selçuklu Devleti 2) Tuğrul Bey 3) Alp Arslan 4) Melikşah 5) Anadolu

Nilay Ağırnaslı
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

XVI. yüzyıl Karadeniz sahil sancaklarında konar-göçerler

Bu çalışmada, XVI. yüzyılda Karadeniz sahil Sancakları olan Kastamonu, Canik ve Trabzon Sancaklarında bulunan konar-göçer teşekküller tespit edilerek nüfus durumları, vergileri, sancaklardaki dağılımı ve yerleşik yaşama geçiş süreçleri incelenmiştir. Çalışmanın alanı XVI. yüzyıl ile sınırlandırılmış ancak bazı konar-göçer cemaatlerin devamlılığını takip edebilmek için bazen bu sınırın dışına çıkılmıştır. Çalışmanın ana kaynağını Osmanlı Devleti'nde toprağın mülkiyet ve tasarruf hukukunun belirlenmesi ve bölgelerdeki gelir kaynaklarının tespiti amacıyla tutulan tahrir defterleri oluşturmaktadır. Anahtar Sözcükler: 1.Karadeniz 2.Konar-göçer 3.Kastamonu 4.Canik 5.Trabzon

Tuğçe Erinç
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Antalya Halkevi ve faaliyetleri (1932-1951)

Türkiye Cumhuriyeti'nin önemli kültürel atılımlarında biri olan Halkevleri ve Halkodaları Atatürk İlke ve İnkılâplarının toplumun geneline yayılıp benimsetilmesi, toplumun modernleştirilmesi, vatandaşlara Halk eğitimi verilmesi, Türk Milliyetçiliği'nin kökleştirilmesi ve toplumun kaynaşmış bir kitle haline getirilmesi gibi amaçlarla kurulmuşlardır. Halkevleri, ülke genelinde ilk olarak 19 Şubat 1932'de 14 şehirde açılmıştır. 19 Şubattaki açılışa yetişmeyen ve 24 Haziran 1932'de açılan 19 Halkevinden birisi de Antalya Halkevi olmuştur. 24 Haziranda büyük bir coşkuyla açılan ve hemen şubelerini kurmaya başlayan Antalya Halkevi, Antalya'nın sosyal ve kültürel açıdan gelişmesinin yanı sıra ekonomik açıdan gelişmesine de önemli katkılar sağlamış ve Antalya şehir hayatının önemli bir parçası olmuştur. Anahtar Kelimeler: 1.Halkevleri, 2.Halkodaları, 3.Antalya Halkevi, 4.Halk Eğitimi

Yusuf Bahri Kapusuzoğlu
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00